Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları

Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 02-18-2011, 11:08   #1
Yunus Emre
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: istanbul
Yas: 21
Üye No: 3711
Mesajlar: 3
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2
Thanked 7 Times in 2 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Yunus Emre is on a distinguished road
İletişim
Standart abdal etnik kökeni

değerli büyüklerime ve kardeşlerime saygılarımı sunuyorum

kendim alevi türküm malatya arguvanlıyım

benim merakım türkiye de alevi mezhebine bağlı abdallar a çepniler e yörükler e
ve tahtacılar a

HACI BEKTASI VELİ (nevşehir) her sene ailece ziyaret ederiz
ve cok insanlar gelir bir cok yerden ve ordada kırşehir den geldiklerini aslen horasanlı olduklarını türkmen abdal olduklarını söyleyen vatandaşlarımız var
ve kendim de merak ediyorum kim abdal lar nerden gelmedirler soy olarak horasandan geldiklerini türk olduklarını söylüyorlar

ve kendim bilgi ögrenmek istedim ve bircok site de farklı konumlar söyleniyor
bazı sitelerde çingene olduklarını kendi dilleri olduğunu kimi siteler ise afganistan da da abdal lar ın oldğunu söylüyorlar
ve benim bilgi almak isteğim şöyle abdallar kim türk mü nerden gelmişler soyları kim ve nerde

sizlerden ricam değerli büyüklerim ve kardeşlerim bilgi verirseniz cok memnun olacağım
değerli büyüklerim ve kardeşlerim sizlere saygılarımı sunuyorum
Yunus Emre isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 6 Users Say Thank You to Yunus Emre For This Useful Post:
Baba İlyas (02-18-2011), Devrim06 (02-18-2011), esonto58 (02-18-2011), Hamza Aksüt (02-18-2011), Mananali (02-20-2011), İşcanbaba (02-18-2011)

Alt 02-18-2011, 11:48   #2
esonto58
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
esonto58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.710
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2324
Thanked 3629 Times in 1422 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi : esonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to all
İletişim
Standart

kardeş bu konuda en güvenilir bilgileri sitemiz yazarlarından sayın hamza aksütten alabilirsin ayrıca onun aleviler adlı kitabında da abdallarla ilgili bir bölüm var senin sorularınla ilgili şunu söyleyebilirim abdallarla çingeneler birbirinden farklı topluluklardır bir de şunu eklemek isterim hangi etnik kökenden olmalarından ziyade onların alevi olmaları daha önemli zira dünyada türkçe,kürtçe,arapça,farsça,arnavutça konuşan milyonlarca alevi var saygılar...


''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
esonto58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to esonto58 For This Useful Post:
Yunus Emre (02-18-2011)
Alt 02-18-2011, 11:50   #3
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
Ali Aksüt
Abdallarla İlgili Notlar
Gerek konar göçerlikleri, gerekse yaptıkları işler. Bazı yerleşim yerlerinde dışlanmaları. Toprak edinmeye çalışmamaları, yaptıkları işin rağbet görmemesi, kendi aralarındaki çelişkiler gibi birçok nedenle Abdallar sürekli yer değiştirmişler.

Bulundukları kent ve kasabalardaki en uç, en elverişsiz yerleşim yerleri genellikle Abdallara ait.

Birçok yerleşim yerinde, çalgıcılık dışında işler yapan Abdallar ekonomik yönden güçlenmişler. Bu kesim, Abdallığını çoğu yerde gizliyor. Çalgıcılık, bohçacılık, sepetçilik gibi işler yapan Abdalların oturdukları evler, alabildiğine elverişsiz, baraka, gecekondu arası yapılar.

Toprak edinmede geç kalmaları ve yaptıkları işler nedeniyle sık sık yerleştikleri köy, mahalle ve mezralar boşalıyor. Ya topluca bir yere ya da değişik yerlere yerleşiyorlar. Onun için dün Abdal köyü denilen yerde karşınıza Abdal çıkmayabilir. Çingene olarak tanınan topluluk da birçok yerleşim yerinde Abdallarla iç içe yaşıyor. Kürt Abdalı diye anılan grup için ise Abdallar; onlar Abdal değil, ancak aynı işi yaptıkları için öyle anılıyorlar diyorlar.

Bu makalede, Alevi bir grup olan Abdalların yaşadığı ve bizzat gezdiğimiz yerleşim yerlerinde onlarla ilgili edindiğimiz izlenimleri kaleme aldık. Sırayla onları aktaralım:

1. Silifke
Mersin tarafından Silifke’ye girip köprüyü geçince Konya-Mut yoluna girdiğinizde yolun iki başındaki esnafın birçoğu Abdaldır. Anadolu’nun dört bir yanında gezgin iken yüz yılı aşkın bir zaman önce Silifke’ye gelip Cılbayır köyü yakınlarında bir yere yerleşmişler, bağ yapmışlar. Cılbayır; Gülnar’a doğru 20 km. kadar gidince sağda 10 km. kuzeyde, bu köye gelip yerleşmişler. Köyün eski yerlileri Yörükler tarafından köyden kovulmuşlar. Köyün çok yakınında bir yere yerleşmişler. Günlerden bir gün Cılbayır’da bir düğüne konuk olarak gitmişler Köse adlı bir köylü Yörük bir Abdal kocasının sakalına Fanaz’ı[1] tutup yakıyor. Sakalı ütülen Abdal Gökbelen Yaylası'nda (Silifke’nin 30 km. batısı) Hacı Paşa’ya şikâyete gidiyor. Hacı Paşa köylüyü topluyor, yargılıyor. Köse Hacı Paşa’ya “Abdal yedi yılda bir tüler (yani tüylerini atar) O da geldi bizim üzerimize tüledi” diyor, barıştırılıyorlar. Ancak köyde tutunamıyorlar. Demircilik yapan ve Hz. Davud'tan mesleği (demirlerin piri Davut peygamber diyorlar) sürdürüyoruz diyen Abdallar, Cılbayır’dan sonra tekrar gezginciliğe başlıyorlar. Silifke’nin 10 km. batısında Bahçederesi adlı bir köyün yakınına yerleşiyorlar. Yerleştikleri yer verimli olunca, köylü Abdalları buradan da kovuyor. Oradan Silifke Say mahallesine geliyorlar. Yerleştikleri yere Kıptiyen mahallesi adı veriliyor. Kıptiler de gelip burayı yurt tutuyor. Gelenler demircilik, çalgıcılık, sünnetçilik, hamallık gibi işler yapıyorlar.

Halk demirci Abdallarına Çingan adı veriyor (ses çıkaran). Şimdilerde yanlışlıkla Çingen tanımlaması var. Dedeleri daha önce Antalya’dan Karayağmurlu Ocağı'ndan ve Hacı Bektaş’dan geliyormuş. Onbeş yıldır dedeleri gelmiyormuş. “Bilgili dede gelse isteriz, rastgele dede de istemiyoruz” diyorlar. Şu an cem yapılmıyor, cemevleri yok. Cuma akşamları evlerde toplanıp Menakıp-nâme okuyorlarmış. Şimdilerde o da yok. Muharrem Orucu'nu tutan küçük bir azınlık var. Aşure düzenli kaynatılıyor. Bir kısmı Ramazan Orucu'nu da tutuyor. “Ali bizim Şahımız, Kâbe Beytullahımız” diye başlayan bir deyişle cemlerde döndükleri semahı düğünlerde de dönüyorlar. Silifke’de 500 haneyi aşkın oldukları söyleniyor.

1.1 Sakallılar
Silifke Say mahallesinde oturan Abdallardan bir kesite Sakallılar diyorlar. Sakallılar kurban kesmeye karşılar. Her türlü kan akıtmayı ret ediyorlar. Oruç yemekle bozulmaz, tüm beden yıl boyunca oruç olmalı diyorlar. Oniki gün Muharrem Orucu'nu tutmuyorlar. "Yezid, Şimir, Hz. Hüseyin’i susuz koydu, Hüseyin kendiliğinden oruç oldu, biz de oniki gün oruç tutarsak, kendi kendimizin Şimir’i oluruz" diyorlar. Kadını ana, büyük olarak bilip öne çıkarıyorlar. Ayağa kalkmak, kıyama durmak bir semahtır diyorlar. Yere niyaz etmiyorlar. Malatya tarafından gelmeler.

2. İçel-Mut-Ortaköy
Mut Karaman yolu üzeri 5. km’de 40 hane 230 nüfuslu. Çalgıcılık, çiftçilik yapıyorlar. Mut Hisar-Göcekler köyleri arasındaki Sarıbucak köyünün tümü Abdalmış. Çevre köylerde yaşadıkları bir problem sonucu 1958’de göçüp Ortaköy’e gelenler daha önceden Ortaköy’de Abdalların yaşadığını söylüyorlar. Cemevleri yok. Her cuma akşamı (Perşembe) özellikle kış ayları aksatmadan cemlerini yapıyorlar. Görüp öğrenmesi için ceme çocuk alıyorlar. Çalgıcılık ve çiftçilik geçim kaynakları. Dedeleri Mustafa Türkan. Köyde okul yok. Camileri var, köyden birkaç kişi namaza gidiyor.

3. Malatya-Doğanşehir-Yuvalı (Şavikli)
Köy Suçatı istasyonunun 2 km. batısında. Köye nereden ne zaman geldiklerini bilmiyorlar. Eskiden Zeynel Abidin Ocağı'na bağlı olan ve Kel Halil köyünde oturan dedeler gelir, cem yaptırırmış. 20 yıl kadar önce cemi terk etmişler. Önceleri geçim kaynakları çalgıcılık iken, şimdilerde kayısı yetiştiriyorlar. Köyde Şehit dedikleri bir ziyaret var.

4. Konya-Karaman
Karaman Otogarı’nın 1 km. batısında Fatih mahallesinde oturan Abdallar. “Biz Horasan’dan doğru Karaman’a gelmişiz. Karayağmurlu Ocağı'na bağlıyız.” diyorlar. Karaman’ın Yeni mahallede oturan Abdalları Seyyit Battal Gazi Ocağı'ndan olduklarını söylüyorlar. Dedeleri Hasan Ali Kuş. Düzenli olarak dede evinde cem yapıyorlar. 40-50 hane kadar varlar. Pazarcılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar.

5. Adana-Ceyhan
Ağırlıklı olarak Fatih Sultan Mehmet mahallesi ve Caynak mahallesinde oturuyorlar. Büyük çoğunluğu Tencili Abdalları. Malatya Yazıhan ilçesi Tencili köyünden, Tenci Baba’dan geldiklerini söylüyorlar. Osmaniye ili içinde bir bu kadar Tencili Abdalı var. Eskiden cm yaptırmak için Malatya’dan Babo Dede geliyormuş. Cemevleri yok. Uzun süredir cem yapılmıyor. Bohçacılık yapılıyor. Erkekler satışa gittikleri minibüsü kullanıyorlar, satış işini kadınlar yapıyor. Çok çeşitli enstrümanları kullanıyorlarsa da çalgıcılık yapmıyorlar. Çok az sayıda boncukçuluk, dişçilik, demircilik, at arabacılığı, kalaycılık yapıyorlar. Sepetçilik yapanların kendi aralarında konuştukları bir argoları var. Yazın geziyorlar, kışları Ceyhan’da geçiriyorlar.

6. Afyon-Çay-Yeşilyurt (Uyanık)
Büyük çoğunluğu 80 yıl kadar önce Seydişehir’den gelme. Devlet eliyle getirilip yerleştirilmişler. Köyün eski adı Uyanık. Uyanık adını nereden aldıklarını muhtar Ali Cankurt şöyle anlatıyor:

“29 Mart 1922’de Atatürk Konya, Akşehir, Çay çevresini gezmeye gelecektir. Bu tarihte gelmez ertesi gün şafak vakti Çay ilçesinin 3 km. doğusunda bulunan yerleşim yerinden geçerken yol kenarında ki Abdalların tümünün erkenden uyanmış ocaklarını yakmış olduklarını görür. Yanında bulunan ve çevreyi tanıtan görevliye yerleşim yerinin adını sorar; 'Henüz bir adı yok Paşam' yanıtını alınca; Bu köy uyanık, adlarını Uyanık olsun”

der. Şimdi köyün adı Yeşilyurt. Ancak Uyanık adını daha çok seviyorlar.

Seydişehir’den gelen aileler Karahasanlar, Sarısüleymanlar, Medolar ve Muratlar. Bir kısmı Konya Kadınhanı’dan Antalya Zeytinköy’e gitmişler. Köy 300 haneyi aşkın. Cemevleri yok. Buna rağmen her perşembe veya iki perşembede bir “Çerağ Uyandırma” işlevini yerine getiriyorlar. Dedeleri Aksaray Ortaköy Kümbet köyünden geliyor. Bu dedelere Çölbulduk Ocağı'ndanlar diyorlar. Soyadları Özbulduk. Seydişehirden’de dede olarak Yağmuroğulları geliyormuş. Cemlerde dem alıyorlar. Dem tek bir bardaktan tüm canlara sunuluyor. Kadın, erkek ayrımı yapılmıyor. Kadınlar bardağa dudaklarını değdirmekle yetiniyorlar.

Her yerde olduğu gibi Yeşilyurt’ta da cem içinde semahın önemi büyük. Semah dönen bacıya "Saçlı", bacıyla birlikte semaha çıkan kardeşe "Taclı" adı veriliyor. "Saçlı" hangi "Taclı" ile semah dönecekse, elini o "Taclı"nın başına koyar. Elini ağzına götürür, sonra da erenler selamı şeklinde göğsüne götürür. Bu, Saçlı’nın Taclı’yı semaha davetidir. Taclı ayağındaki çorabı çıkarır, meydana çıkar. Saçlı’nın kendisine Kemerbest bağlaması için diz çöker. Kemerbest bağlanırken dede bir dua okur, Kemerbest bağlanır. Bacı ve kardeş yere üç kez niyaz edip ayağa kalkarlar. Sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağı üzerine getirilerek ayakta durulur. Bacının eli göğsünde, Kardeşin eli yanlarda sarkık durur. Cem Bülbülü (Âşık-Kamber) “Gördüğünüz erkândır, kolları kaldır” nağmesi üzerine Bacı ve Kardeş ellerini semah edecek şekilde kaldırırlar. Semah başlar. Semah sırasında dedeye ve yanındaki Âşık’a sırt dönülmez.

7. Kırşehir
Abdalların yoğun olarak yaşadıkları yerlerden biri de Kırşehir. 1940 yıllarında Kırşehir'e bağlı Yağmurlu köyünden Kırşehir Bağbaşı mahallesine gelmişler. Gelenlerden bir boy Deveciler. Kırşehirde Kürt Abdalı denilen bir grup var. Abdallar, bunların Abdal olmadığını Bozok'tan gelme olduklarını, alaturka saz çaldıklarını, düğün çalgıcılığının geçerli olduğu bir dönemde çalgıcılık yaptıklarından toplum onları Abdal-Kürt Abdal’ı diye adlandırdığını belirtmekteler.

Kırşehirde yaşayan Abdallar cem törenlerini unutmuş gibiler. Önceleri dedeleri Yozgat’tan gelirmiş. Dedelerine “Tozlular” derlermiş. Ayrıca bu dedelere “Yeşil Bağ Yakan” sülale de derlermiş. Kırşehir Akpınar ilçesi Gırtıl köyü tamamen Abdallardan oluşmuş. Neşat Ertaş’ın annesi de bu köyden.

Türkmen geleneklerini halk arasında en iyi taşıyıcı Abdallar. Araştırmacı eski Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Adnan Yılmaz “Dadaloğlu’na, Karacaoğlan’a yeni bir renk vermişler”diyor. Cem yapılamamasına tek neden dede yokluğu. Dernek ve vakıflara kızıyorlar.

"Eskiden düğünlere giderken sazımızı saklardık" diyorlar. Bir düğün sahibi yıllar önce çevresindekilere:

– Abdalları mı getirdiniz? Çalgısız yapamaz mıydık, der.

Aynı kişi 15 yıl kadar sonra çocuğunun düğününde;

– Artık torunum saz çalıyor. Ninesinin de ayağı gidiyor, demiş.

Kendilerini kabul ettirmiş olmaktan mutlular.

8. Keskin (Kartalın Beli)
Halk Ozanlığı geleneğini sürdürenlerden Keskinli Haydari; Keskin’in eski adı Kartalın Beli’dir diyor. Eskiden Ankara-Bâlâ'dan Tozluoğulları adlı dedeler gelir cem yaptırırmış. Uzun süredir gelmiyorlarmış. Keskin'de yaşayan Abdalların tümü müzisyenlik yapıyor.

Öne çıkmış çalgıcılar;
Hacı Taşan Sazcı
Seyit Çevik Kemancı
Erol Cöke Kemancı
Metin Öge Zurna-kaval
Haydar Barın Zurnacı
Şinasi Barın Zurnacı

Kendi dışındakiler Abdalları Türkmen Abdalı diye çağırıyor. A
rıca Keskinli Abdallara Savruklu Abdalı da diyorlar. Bir kısmı Denek Abdalı. Buraya Sivas ve Ankara Balışeyh’ten gelmişler. 150 yılı aşkın Keskin'de oturuyorlar. Keskin'de eskiden devecilik yapan Abdallara Kaçaköşekliler diyorlarmış.

9. Ankara-Polatlı
Horasan'dan Malatya, Sivas arasına, orada bir süre konakladıktan sonra Polatlı’nın Alikolan mezrasına gelmişler. Rus Harbi'nden sonra 1950 yılında bir cinayet sonucu köy dağılmış. Bir kısmı Polatlı Cumhuriyet mahallesine bir kısmı da Ankara Çincin, Altındağ, Aktaş mahallelerine göçmüşler. Alikolan köyünde çiftçilik yapmışlar. İkinci işleri çalgıcılık imiş.

Kırıkkale’nin Elmalı köyünden Tozluoğulları denilen dedeler gelip cemlerini yaptırıyor. Cumhuriyet mahallesi Mithatpaşa caddesindeki cemevinde düzenli erkân altı denilen perşembe akşamları toplantıları yapılıyor. Buna "Perşembelik" diyorlar. Erkândan geçiyorlar. Baba Cengiz Özdemir ibadetlerin tümünde bulunuyor. Görgü cemlerine "Baba" ve "Dede" birlikte girip aynı posta oturuyorlar. Görgüyü her yıl ocak ayının ilk haftasında yapıyorlar. Oniki hizmet eksiksiz yürütülüyor.

Alikolanlı köyünde Ateşoğlu adlı bir türbe var. Burayı her yıl ziyaret ediyorlar. “Aslımız Türkmen’dir çevreden bize Teber derler” diyorlar. Eskiden kadınlar Saya -üçetek- giyerlermiş. Şimdi cem için kadınlara üçetek yaptırıyorlar. Alikolan Kültür ve Yardımlaşma Derneği adı altında bir dernek kurmuşlar. Dernek başkanı Kâzım Can. Bâlâ, Haymana’dan bazı Geygeller İzmir Yamanlar’a göç etmişler. Cem zamanı yurtdışındaki Abdallar bile ceme geliyor.

10. Afyon-Emirdağ
150 yıl kadar önce bir kısmı Urfa’dan Yusuf Beyler denilen Sünni kökenli bir kabile ile birlikte gelmişler. Urfa'dan gelen sülaleye Paşalar diyorlarmış. Paşaların torunları olan birkaç ev çalgıcılıkla geçiniyorlar. Yine aynı dönemde Musul’dan gelenler olmuş. Genellikle kendilerini Musul’dan gelmiş biliyorlar.
Emirdağı’nda; Kamber Abdallar, Dalak Abdal, Gövceler, Meytiler, Deliler, Habipler, Karaoğlanlar, Paşalar sülaleleri yaşıyor.
Cem törenlerini düzenli olarak babalar yaptırıyor. Emirdağı Yenimahalle'de şu anda beş cem odası var. Perşembe ve pazar akşamları “Koldan kopan” denilen lokmalar yeniyor. Bir yıl öncesine kadar cemde kendilerini Teberler diye adlandırıyorlar. Emirdağlılar Abdalları Edeler diye çağırıyorlar.
Emirdağı'nda bulunan Garip Dede, Yorgun Baba, Tufan Baba, Balcan Baba, Seydiler türbesini ziyaret ediyorlar. Her yıl Battal Gazi ve Sucaeddin Veli Baba’ya ziyarete gidiyorlar. Muharrem Orucu'nu düzenli tutuyorlar.
Emirdağı Yenimahalle’de üç beş ev Geygel aile var. Bunlar dini kitaplar, esans vb. satıyorlar. Çalgıcılık yapıyorlar. Geygellerin Emirdağı'nda ceme ilgileri az.

11. Afyon-Sultandağı
Burada Tozluoğulları talipleri ve Yağmuroğulları talipleri var. Tozluoğulları talipleri; Öksüz Aliler, Köse Battallar, Kör Veliler, Varanlar, Ayrancılar, Zılvaharlar, Sivriler, Dümbüllüler.

Yağmuroğulları Ocağı talipleri ise Danacılar. Bunlar Konya, Akşehir, Yeniköy’den 35 yıl kadar önce gelmişler. Tozluoğulları talipleri Isparta, Yalvaç ilçesi merkezi ve yakınındaki bir çiftlikten 40 yıl önce gelmişler. Düzenli cem yapıyorlar. Dem yerini meyvesuyuna bırakmış. Geçim kaynakları ağırlıklı olarak çalgıcılık.

12. Konya-Akşehir-Yarenler

Bunların bir kısmı Pir Kâmber sülalesinden. Teberler diye biliniyorlar. Emirdağı, Ilgın, Yalvaç ve Sultandağı geldikleri yerler arasında. Çalgıcılıkla geçiniyorlar. Akşehir Yenimahalle’de aralarına birkaç Çingene aile karışmış. Onlara "Mıniki" diyorlar. Seyyid Mahmud Hayrani türbesini ziyaret ediyorlar. Cemlerini yapıyorlar. Dem almıyorlar.

13. Yuvalı Köyü ve Bir Türbe: Kâfi Baba
Kâfi Baba’nın türbesi Finike’nin 8 km. kuzeyinde Yuvalı köyü yakınında Lymra antik kentinin bulunduğu Saklısu'nun gözesinin hemen yanında bulunmaktadır. Yuvalı'da Abdallar oturmaktadır.

Türbenin 1960’ta onarılmış olan baştaşı kırıktır. Süleyman Erten tarafından türbenin kitabesi okunmuştur. Kitabe’de;

(Piri Sani hazreti Abdal Mûsâ Hâdimi
Gülşen-i zar içre esrarı hakayık mahremi
Aşkeri o şahın devlet eyyâmında
Kafi Baba iş bu erin namına
Seyyid İbrahim dede ol pişvayı müminin
Siyusal mesnedinde olmuştu hemnişin
Tarihtir şeş cihanın paşhanı dideban 1231)
yazılıdır. Kimilerince Abdal Musa Türbesi diye anılsada türbe Kâfi Baba’ya aittir.
Türbenin kuzeyinde 1,75 m. yüksekliğindeki derviş mezartaşı 12 segmanla üslüdür. 1812 yılında ölen Hasan Baba’ya aittir.

Söylenceye göre, Kâfi Baba Kaygusuz Abdal'ın 40 dervişi ile birlikte Mısır'a gitmiştir. Mısır Sultanı'nın kızını ölümcül bir hastalıktan kurtarmış; Mısır Sultanı kendisini ödüllendirmek isteyince, elinde bulunan boynuz şeklindeki şişeyi yağla doldurmasını söylemiştir. Şişeyi bir türlü dolduramışlar; bunun üzerine Baba, kâfi, kâfi demiştir. Şişe birden yağla dolmuş; babanın adı da Kâfi Baba kalmıştır.

14. Abdalların Yaşadığı ve Belirleyebildiğim Yerleşim Yerleri
Adana Merkez Dumlupınar Mah.
Adana Merkez İller Bankası arkası
Adana Merkez Ondokuzmayıs Mah.
Adana Ceyhan Caynak Mah.
Adana Ceyhan Durhasandede Köyü (birkaç ev)
Adana Ceyhan Fatih Sultan Mehmet Mah.
Adana Ceyhan ŞahinÖzbilen Mah.
Adıyaman Gölbaşı Maltepe Köyü
Afyon Çay Yeşilyurt- Uyanık Köyü
Afyon Dinar Tekke Mah.
Afyon Emirdağ Cumhuriyet Mah.
Afyon Emirdağ İnkılap Mah.
Afyon Emirdağ Kurtuluş Mah.
Afyon Emirdağ Yeni Mah.
Afyon Sultandağı Yeni Mah.
Afyon Şuhut Ağin Köyü
Afyon Şuhut Bedeş Kasabası
Aksaray Merkez ?
Amasya Merkez Küçükkızılca Köyü (Geygel)
Ankara Merkez Çinçin Yenidoğan Mah.
Ankara Merkez Dikmenİlker Mah.
Ankara Merkez Feridun Çelik Mah.
Ankara Merkez Hüseyin Gazi Mah.
Ankara Merkez Nato Yolu Çevresi
Ankara Merkez Siteler Önder Mah.
Ankara Bala Abilas Köyü
Ankara Bala Yeniköy
Ankara Çubuk Demirci Köyü
Ankara Gölbaşı Bahçe Köyü
Ankara Gölbaşı Soğulcak Köyü
Ankara Haymana Çekirge Köyü
Ankara Koçhisar ? mah.
Ankara Polatlı Ali Kolan Köyü - boşalmış -
Ankara Polatlı Cumhuriyet Mah.
Antalya Merkez Varlık Mah.
Antalya Merkez Zeytinköy
Antalya Finike Yuvalı Köyü
Antalya Manavgat Bereketli Köyü
Antalya Manavgat Cezaevi yanı
Antalya Manavgat Şelale altı
Antalya Manavgat Yemişli Köyü
Antalya Alanya Çayağzı
Antalya Alanya Kargıçay (Araplar)
Antalya Alanya Kundu
Antalya Gazipaşa AbdalMah.
Antalya Serik Kürüş Mah.
Antalya Serik Kökez Mah.
Aydın Kuyucak Yamalak Kasabası
Bolu Düzce Kırkpınar Köyü
Burdur Merkez Gölbaşı Köyü
Çorum Merkez Gölköy
Çorum Alaca Büyükcamili
Çorum Alaca Dereyazıcı
Çorum Alaca Nesimi Keşlik
Çorum Sungurlu Başpınar Mah.
Çorum Sungurlu Gölpınar Köyü
Denizli Merkez Cabar Köyü
Denizli Merkez Kocabaş köyü
Denizli Honaz Kingen köyü
Denizli Honaz Dereçiftlik köyü
Denizli Sarayköy Uyanık köyü
Denizli Serinhisar Yatağan Kasabası
Erzurum Merkez Mahallebaşı Mah.
Erzurum Merkez Sütevleri
Eskişehir Merkez Kurtuluş Mah.
Eskişehir Merkez Emek Mah.
Gaziantep Merkez Karşıyaka Mah.
Gaziantep Merkez Hoşgör Mah.
Gaziantep Merkez Ünaldı Mah.
Isparta Merkez Bağlar Mah.
Isparta Merkez Karakavak Mah.
Isparta Merkez Yedişehitler Mah.
Isparta Eğirdir Göktaş Köyü
Isparta Yalvaç Kaş-Hacıbey Mah.
İçel Merkez Gündoğdu Mah.
İçel Anamur .............. Mah.
İçel Mut Askerlik Şubesi Yanı
İçel Mut Ortaköy(Kiprili)
İçel Mut Sarıbucak Köyü (boşalmış)
İçel Silifke Say Mah. (Kıptiye)
İçel Tarsus AkgedikKöyü
İçel Tarsus Demirkapı Mah.
İçel Tarsus Mithatpaşa Mah.(Halepten gelmeyiz diyorlar)
İçel Tarsus Polatlı Köyü
İçel Tarsus Cetvel Mah.
Karaman Merkez Eskiyeni Mah.
Karaman Merkez Fatih Mah.
Karaman Merkez Dıştekke
Kayseri Merkez Battalaltı Mah.
Kayseri Sarız Tavla Köyü
Kayseri Sarız Kurdini köyü
Kırıkkale Merkez Pınarbaşı Mah.
Kırıkkale Merkez Karşıyaka Mah.
Kırıkkale Merkez Ank.asfaltından Kırıkkale girişi
Kırıkkale Merkez Uzunlar Köyü (Denekdağı)
Kırıkkale Merkez Elmalı Köyü (Dedeköyü)
Kırıkkale Keskin Yeni Mah.
Kırıkkale Keskin Köprü Köyü (Kafalar Mezrası)
Kırşehir Merkez Bağbaşı Mah.
Kırşehir Merkez Aşıkpaşa Mah.
Kırşehir Akpınar Gırtıllar Köyü
Kırşehir Kaman Sarıuşağı Mah.
Konya Merkez Yeni Mah.
Konya Merkez Doğanlar Mah. (Carcar-Geygel)
Konya Merkez Eskiçimenlik(Doğuş Mah.)
Konya Akşehir Beşkavaklar Mah.
Konya Akşehir Muhacir Mah.
Konya Akşehir Yarenler Mah.
Konya Akşehir Ortaköy
Konya Beyşehir Hüyük Mah.
Konya Beyşehir Çamlar Köyü
Konya Çumra Hayvanpazarı Yanı
Konya Çumra Ortaköy
Konya Ilgın Abdallar Mah.
Konya Kulu .............. Mah.
Konya Seydişehir Değirmenci Mah.
Konya Sultandağı Yeni Mah.
Konya Yunak Sülüklü Köyü
Konya Yunak Çekirge Köyü
Malatya Merkez Çavuşoğlu Mah.
Malatya Doğanşehir Yuvalı Köyü
Malatya Yazıhan Tencili Köyü
Manisa Kula Abdal Mah.
Muş Varto Hasan Köyü (Avdelij)
Nevşehir Hacıbektaş Geygel Köyü
Sivas Gemerek Akkilise Köyü
Sivas İmranlı Arık Köyü
Tokat Merkez Çerdigin Köyü
Tokat Merkez Sarıtarla Köyü
Tokat Merkez Hasanbaba Köyü
Tokat Niksar Dönekse Köyü
Tokat Niksar İleyis Köyü
Tokat Niksar Sadoğlu Köyü
Uşak Merkez Elmalıdere Mah.
Yozgat Merkez Kırıksoku Köyü
Yozgat Yerköy Almahacılı Köyü

Kıbrıs Lefkoşa Sultandağı (Konya’dan göçmeler)
Kıbrıs Magosa Tuzcular

KaynakKişiler
Konya-Karaman, Şahan Ali Kuş, 42 yaşında, evli, 5 çocuklu, ortaokul, pazarcı.
Konya-Karaman, Mustafa Nanto, 73 yaşında, evli, 12 çocuklu, okur-yazar, pazarcı
İçel Mut-Ortaköy, Mustafa Türkan, 67 yaşında, evli-dede
İçel Silifke, Say. M., Durhasan Üşenmez 64 yaşında, evli, 5 çocuklu, ilkokokul, Hızarcı
Malatya-Doğanşehir Yuvalı (Şavikli) Köyü, Ali Tatar, 76 yaşında, evli, 8 çocuklu, çiftçi
Adana-Ceyhan, Gülseren Saklanmaz, 39 yaşında, evli, 3 çocuklu, lise, ev kadını
Kırşehir Mrk., Bağbaşı mahallesi, Abidin Ertem, 58 yaşında, evli, 7 çocuklu, ilkokul, emekli
Ankara-Polatlı, Cumhuriyet mahallesi, Hidayet Kökmen, 61 yaşında, evli, 7 çocuklu, okur-yazar değil, çiftçi
Ankara-Polatlı, Cumhuriyet mahallesi, Kazım Can, 60 yaşında, evli, 1 çocuklu, ilkokul, çalgıcı
Afyon-Emirdağ, Yenimahalle, Veli Erçetin, 52 yaşında, evli, 5 çocuklu, ilkokul, çalgıcı
Afyon-Çay -Yeşilyurt (Uyanık) Köyü, Ali Cankurt, 42 yaşında, 3 evli, 7 çocuklu, yükeskokul, muhtar
Afyon- Çay-Yeşilyurt (Uyanık) Köyü, Dede Kocaçimen, 52 yaşında, evli, 4 çocuklu, ilkokul, besici
Afyon- Sultandağı, Yenimahalle, Mehmet Uslu, evli, ilkokul.

[1] Fanaz: Gece aydınlatmada kullanılan çıraya ya da gazlı bez sarılmış ağaç parçasına verilen ad.
turkmensitesi
İşinize yarar mı, ne kadar sağlıklı ve tatmn edici bir çalışmadır bilemiyorum.


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Yunus Emre (02-18-2011)
Alt 02-18-2011, 12:05   #4
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart TÜrkİye’de Marjİnal Bİr Grup Olarak Abdallar

Doç. Dr. Ejder OKUMUŞ∗
Özet / Abstract:
Bu çalışmada, Türkiye’de yaşayan Abdalların kendilerine özgü sosyal, kültürel,
ekonomik ve dinsel özellikleri marjinallikleri bağlamında, K. Maraş, Nurdağı ve Diyarbakır
örneğinde kendileriyle yapılan bir takım görüşmeler (görüşme tekniği) ve yazılı metinler
(dökümantasyon tekniği) çerçevesinde ele alınmaya ve anlaşılmaya çalışılmaktadır.
Anahtar Sözcükler: Abdal, marjinallik, din, değişim, dindarlıkta canlanma
ABDALS AS A MARGINAL GRUP IN THE TURKEY
This study aims to investigate the specific social, cultural, economic and religious
characteristics of Abdals who live in Turkey in the context of their marginalities, and in the
samples of Kahramanmaras, Nurdagi and Diyarbakir with the techniques of interview and
documentation .
Key words: Abdal, marginality, religion, change, increasing in religiousity
Kul Himmet üstâdım ummâna dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giyindim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kul Himmet
Su dibinde mâhi ile sahralarda âhû ile
Abdal olup yâ-hû ile çağırayım Mevlâm seni
Yunus Emre
GİRİŞ
Abdallara, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde farklı isimler verilmektedir.
Diyarbakır’da aşık, mıtrıp vb., Urfa ve Adıyaman’da gevende veya govende,
Gaziantep ve K. Maraş’ta abdal, kirve vb. Veya değişik yerlerde Carcar, Teber,
Tencili, Fakcılar, Begdili vs. bu cümleden olarak zikredilebilir.
Turkiye’de yaşayan Abdalların genel olarak hayatlarına bakıldığında,
sosyal, kültürel, ekonomik ve dinî yönden toplumun diğer kesimlerinden bir
takım farklılıklara sahip oldukları görülür. Bu onların marjinallikleriyle
yakından ilişkilidir. Marjinal oldukları için mi öyledirler yoksa öyle oldukları
*Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
594
için mi marjinaldirler, onu şimdilik bilemiyoruz. Ancak onların marjinal
oldukları bir gerçek.
O halde Türkiye’de yaşayan abdallar, marjinal bir grup olarak ele
alınabilirler. Türkiye’nin periferik sosyal unsurlarından biri olan Abdallar, ilk
etapta kendi hallerinden memnunmuş ve toplumun sosyo-kültürel normlarıyla
uyum içinde bulunuyorlarmış gibi görünseler de yakından bakıldığında,
kendileriyle görüşülüp konuşulduğunda, durumları yakından
gözlemlendiğinde, durumun hiç de öyle olmadığı, kendilerini marjinal
gördükleri, marjinalliklerinin farkında oldukları ve buna bağlı olarak toplum
tarafından damgalanmışlık ve dışlanmışlık hissine kapıldıkları anlaşılmaktadır.
Abdallar, din konusunda görece serbestiyet içerisinde hareket etmekle
birlikte yerleşik hayata geçip toplumun diğer kesimleriyle ilişkilerinin
gelişmesine paralel olarak dindarlık eğilimlerinde artış gösterdikleri
görülmektedir. Beş vakit namaza devam, camiye gitme, hacca gitme gibi
ibadetlerin oranında artışlar olduğu söylenebilir.
Abdalların, abdallığın tarihsel kökenlerine bakılırsa, tasavvuf,
Bektaşilik ve Alevilik ile ilişkili oldukları görülür; ancak günümüzde
Diyarbakır, K. Maraş ve Gaziantep’teki Abdal veya Aşıklarla yaptığımız
görüşmelerde de yakinen gördüğümüz gibi içinde yaşadıkları şehir halkının
mezhep ve dinî yaşantısına uyum göstermektedirler. Örneğin K. Maraş’ta
Hanefî mezhebini benimsemiş, Diyarbakır’da ise Şafiî mezhebini benimsemiş
görünmektedirler.
Bu çalışmada Türkiye’de yaşayan ve şimdilik çok yavaş da olsa bir
kimlik bilinci kazanmaya başlayarak sosyo-kültürel, ekonomik, dinsel vb.
varlık sahnesinde yer almaya çalışan Abdalların sosyal ve dinsel durumları,
yazılı metinler ve kendileriyle yapılan bir takım görüşmeler çerçevesinde ele
alınmaya çalışılmaktadır.
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
595
1. ARAŞTIRMANIN TEORİK BOYUTLARI
1.1. METODOLOJİ
1.1.1. Araştırmanın Konusu, Önemi ve Amacı
Araştırmanın konusunu, Türkiye’nin K. Maraş, G. Antep ve Diyarbakır
illerinde yaşayan Abdalların marjinal bir grup olarak sosyal ve dinsel durumları
teşkil etmektedir. Türk toplumunun periferisinde bulunan Abdallar hakkında
yapılan çalışmaların azlığı hesaba katıldığında araştırmanın önemi bir kat daha
artmaktadır. Marjinalitenin, sosyal hayatta dışarıda kalmanın, bir anlamda
toplumsal dışlanmışlığın, merkeze göre kenarda bulunmanın, sosyal sapmanın
vs. sosyal araştırmalar açısından sahip olduğu önem de buna ilave edildiğinde,
konuyu araştırmanın çok önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Araştırmada, Abdalların toplumun diğer kesimleriyle ilişkileri,
marjinallikleri, toplum içinde kendilerini nasıl hissettikleri, nasıl
konumlandırdıkları, toplumun periferisinde nasıl yaşadıkları, periferiden
merkeze nasıl baktıkları, toplumun periferisinde toplumsal dışlanmışlık ve
damgalanmışlıklarının ne düzeyde olduğu, topluma uyum ve entegrasyon
boyutlarının ne olduğu, eğitim durumlarının ve ekonomik durumlarının ne
olduğu, ayrıca onların marjinal bir yaşam içinde dini nasıl yaşadıkları, dinle
ilişkilerinin ne olduğu, dindarlık düzeylerinin ne olduğu gibi hususları ele
almak ve bu hususların anlaşılmasına, aydınlığa kavuşmasına katkıda
bulunmak amaçlanmaktadır.
1.1.2. Araştırmanın Hipotezleri
1. Abdalların marjinallikleri ile sosyal durumları arasında ilişki vardır.
2. Abdalların marjinallikleri ile toplumsal dışlanmışlıkları ve
damgalanmışlıkları arasında ilişki vardır.
3. Abdalların marjinallikleri ile eğitim durumları arasında ilişki vardır.
4. Abdalların marjinallikleri ile zihniyet yapıları arasında ilişki vardır.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
596
5. Abdalların marjinallikleri ile ekonomik durumları arasında ilişki
vardır.
6. Abdalların marjinallikleri ile dinsel durumları arasında ilişki vardır.
7. Abdalların dinsel durumları zamanla değişim geçirmekte ve
canlanma göstermektedir. Bunun genel değişimle ve yerleşik hayata geçmekle
ve şehirleşmeyle ilişkisi vardır.
8. Abdalların marjinallikleri, toplumun diğer kesimleriyle uyumsuzluk
oluşturmuyor. Bunun daha çok siyasal bir duruşa sahip olmamalarıyla ve
ayrıca marjinalliğe bağlı olarak kendini gösteren dışlanmanın onları şimdilik
toplumu öteki olarak görmeye itecek boyutlarda olmamasıyla ilişkisi
bulunmaktadır. Bu bağlamda denilebilir ki Abdalların marjinalliklerinin
uyumsuzluk konusunda sorun oluşturmaması, halkın onları şiddetli bir biçimde
dışlamaması ve onlara uyumsuzluğa götürecek boyutta kötü muamele
etmemesiyle ilişkilidir.
1.1.3. Araştırmanın Sınırları
Araştırma, Şubat-Mart 2003’te Abdallardan K. Maraş’ta 25, G.
Antep’te 25 ve Diyarbakır’da 25 olmak üzere toplam 75 kişi üzerinde görüşme
tekniğiyle yapılmış olup Abdalların sosyal ve dinsel durumlarını anlama ve
ortaya koymaya çalışmakla sınırlıdır.
Araştırmada elde edilen bulgu veya sonuçlar, örneklem ile mahdud
olup araştırma, belli bir zaman dilimi dahilinde gerçekleştirildiği için
deneklerin zamanla tutum ve davranışlarının değişebileceği düşüncesiyle
(Koştaş, 1995: 21) araştırma bulgularının anket ve mülâkâtın yapıldığı
zamanla sınırlı olduğu vurgulanmalıdır. Ancak belirtilmelidir ki Türkiye’de
Abdalların durumlarının çok yavaş değiştikleri düşünüldüğünde, araştırma
bulgularının geniş bir zaman için geçerli olabileceğini söylemek mümkündür.
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-18-2011, 12:06   #5
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

1.1.4. Araştırmanın Yöntemi
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
597
Araştırma, tarama modeli esas alınarak yürütülmüş olup hem
dökümantasyon tekniğinden yararlanarak Abdalların geçmişi ve bugünüyle
ilgili bilgilere ulaşmak amacıyla yazılı metinlere başvurulmuş, hem de
araştırma konusu olan Abdalların bugününe ilişkin halen var olan sosyal ve
dinsel durumları görüşme tekniğiyle betimlenmeye, kendi şartları içinde
olduğu gibi ele alınmaya, anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır.
Görüşmeler, yarı yapılanmış görüşmeler (Karasar, 1994: 168)
biçiminde olup araştırmacı tarafından sorulan sorular ve görüşülenler
tarafından verilen cevaplar, anında kaydedilmiştir.
Görüşmeler, bireysel düzlemde yapıldığı gibi grup düzleminde (Bkz.
Arslantürk, 1995: 102) de yapılmıştır. Grup görüşmelerinde çeşitli konular,
ortaya konulmuş ve o konular etrafında tartışmalar yapılmıştır. Bazen grup
üyelerinin birbirleriyle tartışmaları sağlanmaya çalışılarak durumları en iyi
şekilde anlaşılmak istenmiştir.
1.1.5. Araştırmanın Kavramları
1.1.5.1. Marjinalite ve Marjinal Grup
Marjinalite, pek çok düz ve yan anlamları bulunan ve sosyal bilimciler
arasında da farklı kullanımları olan (Cullen ve Pretes, Nisan 2000) bir
kavramsallaştırmadır; ancak burada konumuzun sınırları içerisinde bazı
noktalara temas edilecektir.
Marjinallik, modern toplumlarda dinamik bir kavramdır (Fichter, ty.:
197). Bundan dolayı denilebilir ki marjinal kavramının kendisi, marjinal birey
ve grup gibi marjinal değildir.
Marjinallikle toplumsal dışla(n)ma arasında yakın anlam ilişkisi
bulunmaktadır. Toplumsal dışlanma, ister toplumsal haklarla, insanların bu
hakları kullanmalarına set çeken engeller veya süreçlerle ilişkili olarak
tanımlayan kullanım biçiminde olsun, ister Durkheimci bir referans çerçevesini
açığa vuran yazarların kullandığı biçimiyle toplumun genelinden sosyal veya
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
598
normatif bakımdan tecrit edilme durumu olarak anlaşılsın, isterse çok kültürlü
toplumlarda görülen aşırı marjinalleşme durumları için kullanıldığı biçimiyle
olsun (Marshall, 1999: 150) her halükarda bir şekilde marjinallikle hemen
hemen aynı şeye göndermede bulunmaktadırlar. Bazen de marjinallikle sosyal
dışlanmadan biri diğerinin nedeni veya sonucu olabilir.
Marjinalite (marjinallik), sözlük anlamı itibariyle kenarda olmaklığı,
sosyolojik anlamda ise toplumda bir grubun, önemli bilgisel, ekonomik, dinsel
veya siyasal güç konum ve sembollerine ulaşmasının engellenmesi durumunu
ifade etmektedir. Marjinalizasyon (marjinalleşme) ise toplumda bir grubun,
önemli bilgisel, ekonomik, dinsel veya siyasal güç konum ve sembollerine
ulaşmasının engellenmesi süreci anlamına gelmektedir (Marshall, 1999: 472) O
halde marjinal grup, toplumda önemli bilgisel ekonomik, dinsel veya siyasal
güç konum ve sembollerine ulaşması engellenen toplumsal birlik olarak
tanımlanabilir.
Marjinal gruplar, genel bilgi ve güç/iktidar alanları içinde eşitsiz ve
dezavantajlı bir pozisyon işgal ederler. Onlar, normatif eşitlik iddialarına ve
aidiyet duygularına rağmen, sosyal hayata tam katılımdan dışlanırlar. Klasik
literatür, belirsiz aidiyet durumuyla başlıyor. Fakat daha sonra oldukça spesifik
durumlara veya tarihsel tiplere dayalı genel marjinallik modelleri gelişiyor.
Örneğin Simmel gibi bazı sosyal bilimciler, marjinallikte yabancı bir toplumda
oturmayı, herhangi bir akrabalık, sadakat veya iş bağı vasıtasıyla, çevresindeki
toplumun üyelerine temelde bağlı olmayan hareketli insan olmayı esas alırken,
Robert Park gibi bazı sosyal bilimciler, iki toplumun marjında yaşayan grupları
marjinal gruplar olarak ele almaktadırlar. Park’a göre marjinalin tipik durumu,
melez olması, büyük ölçekli göç veya emperyalizmin tarihsel bir ürünü
olmasıdır. (Brodwin, Yaz 2003: 387; Alfred, Bahar 2001)
Marjinallikte toplumun sosyal davranış kalıplarının dışına tamamen
çıkmak gibi bir durum yoktur. Marjinal grup, sosyal davranış kalıplarının ne
tam dışında, ne de tam içinde bulunan ve de toplumla tam olarak
bütünleşememiş topluluklardır. Denilebilir ki marjinal grup, sosyo-kültürel
sistemin kabul edilmiş sınırlarının marjininde, yani periferisindedir.
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
599
Marjinalliğin modern anlamıyla ortaya çıkmasında kentin rolü büyüktür
(Wacquant, Eylül 1999). Kent hayatı, göçlerle, yoksulluk ve yoksunluklarıyla,
sosyal eşitsizlikleriyle marjinalite ve marjinal gruplar üretmektedir.
Genel olarak bakıldığında da, marjinalliğin toplumsal eşitsizlikle (Bkz.
Peace, Temmuz 2001) içiçe geçen bir ilişkisi söz konusudur. Yerine göre
marjinallik, toplumsal eşitsizlikten doğarken, toplumsal eşitsizlik de
marjinallikten doğabilir.
Ayrıca marjinalite, etiketleme, damgalama, sapma, önyargı, azınlık,
sosyal adalet ve adaletsizlik, istismar, diskriminasyon gibi olgu, süreç ve
kavramsallaştırmalarla da ilintilidir.
Marjinaliteyle ilgili önemli bir husus da marjinalitenin toplum bütünü
için pozitif mi yoksa negatif mi olduğudur. Tabii ki bu konuda çeşitli
yaklaşımlar getirilmiş ve getirilebilir. Gerçekte marjinalliğin merkez için ve de
marjinal grubun kendisi için olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yönleri de
bulunabilir. Burada bilinmesi gereken marjinalitenin mutlaka olumsuz bir
durumu ifade etmediğidir. Nitekim Abdallarda da durum böyledir. Abdalların
marjinalliklerinin, toplum için, toplumun ana kültürü için ve de kendileri için
olumlu tarafı da var, olumsuz tarafı da.
1.1.5.2. Abdal
Abdal sözcüğü, değişmek, değiştirmek, bir şeyi bir şeyin karşılığında o
şeyin yerine koymak anlamına gelen Arapça “b-d-l” fiil kökünden bir şeyin
yerini tutan, karşılık, vekil, tanık, temsilci gibi anlamlara gelen “bedel”
sözcüğünün çoğuludur. Genel olarak zahid, derviş, dindar insan, ermiş,
kalender insanlar için kullanılır. Budalâ da denir. Tasavvuf dilinde dinî
hiyerarşide önemli bir pozisyonu işgal eden zatlar için kullanılır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Örnekleriyle Türkçe Sözlük’ünde Abdal
sözcüğünün anlamına ilişkin şu bilgilere yer verilmektedir: (1) Gönlünü Allah’
a vermiş, dünya ile ilgisini kesmiş gezici derviş. Bunlar eskiden “Yâ Hû” diye
seslenerek dolaşırlardı. (2) Temiz yürekli, saf derun. (3) Yoksul. (4) Bir şeye
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
600
akıl yormaz, kalender yaşayışlı ve derviş kimse. Aynı sözlükte Abdalân
(Abdallar) ise, tarikat inanışında Allah’a varma yollarının en yüksek
seviyelerine varan kimseler olarak tanımlanır. (Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),
1995: 4)
Bir başka sözlükte (Eren ve Diğerleri, 1988: 2) Abdal sözcüğünün
karşısında şu bilgiler bulunmaktadır: (1) Safevîler devrinde İran’da yaşayan
Türk oymaklarından biri. (2) Anadolu’da yaşayan bir takım oymaklara verilen
ad: Geygel Abdalları. Abdal, eskiden bazı gezgin dervişlere verilen ad: “Dağ
yürümezse abdal yürür.” (Atasözü). “Varıp yaslanayım Hacı Bektaş’a/ Abdalın
olayım çullar içinde” (Gevherî)
Abdallara Anadolu Türkmenleri arasında Gegel de denilir. (Yörükan,
1998: 403)
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Baba İlyas (02-18-2011)
Alt 02-18-2011, 12:06   #6
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

1.2. GENEL OLARAK ABDALLAR
Yukarıda ifade edilen sözlük anlamlarına uygun olarak Abdalı, bazı
tarihî şahsiyetlerin mahlasları olarak görmekteyiz. Pir Sultan Abdal, Kaygusuz
Abdal, Abdal Musa, Koyun Abdal, Küçük (Köçek) Abdal, Meczub Abdal gibi
şahsiyetleri bu cümleden zikretmek mümkündür.
XII/XIII. yüzyılda Selçuklular döneminde Horasan’dan Anadolu’ya
gelen, Osmanlı devletinin kuruluşunda önemli rolleri olan Horasan erenleri de
“Abdalan-ı Rum“ (Anadolu Abdalları) adını almışlardır.
Abdal oymakları, belgelerde Türkmen taifesi olarak gösterilmiş ve hem
Türkmen aşiretleri, hem de Türkmen cemaatleri başlığı altında
zikredilmişlerdir.
Abdallar, soy itibariyle Türkmendirler. Bugünkü Anadolu Abdalları
Babâî Türkmenlerinin bâkiyeleridirler. (Ülkütaşır, 1940)
Bugün Abdallar, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşamaktadırlar.
Antalya, K. Maraş, G. Antep, Adana, Ş. Urfa, Konya, Sivas, Osmaniye,
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
601
Amasya, Dinar, Osmancık, İskilip, Van, Merzifon, Mecitözü, Havza, Karaman,
Kulu, Mut, Muş, Elmalı, Keskin, Kırşehir, Niğde Çiçekdağı, Tarsus, Erzurum,
Hatay, Eskişehir, Burdur, Tokat, Nevşehir, Tunceli, Manisa, Zonguldak vs.
gibi yerleşim birimlerinde Abdallar yerleşik hayata sahiptirler. Denilebilir ki
günümüzde Türkiye’nin hemen her yerinde Abdallar yaşamaktadır.
Abdallarla ilgili önemli bir husus, onların Çingene veya Romanlarla
aynı toplumsal grup olmadıklarıdır. Bu hem tarihi belgelerde böyledir, hem de
kendileri de bunun böyle olduğunu özellikle belirtme ihtiyacı
hissetmektedirler.
Abdallar, Türkiye’nin dışında Afganistan, Çin, Azarbeycan,
Türkmenistan gibi ülkelerde de yaşamaktadırlar. Yapılan çalışmalar, bunların
da aslında bazı özelliklerinin Türkiye’deki Abdallarla benzer olduğunu
göstermektedir. Bu Abdallar hakkında A. D. Gülçiçek’in verdiği bilgilere göre
“ilk düzenli çalışmayı yapanlar, F. Grenard (Le Turkestan et le Tibet, Leroux
1898), P. Pelliot (Les Âbdâl de Painâp, in: Journal asiatique, Xe Série, t. IX,
1907,) ve Albert v. Le Coq (Die Abdal, in: Baessler-Archiv, Band II,
Leipzig/Berlin 1912) gibi batılı ararştırmacılar ve şarkiyatçılardır.
F. Grenard, 1893’te yaptığı Orta Asya seyahatında, Çin Türkistan’ın
Keriya (Kéria) bölgesinde 50 Abdal ailesiyle karşılaşır. 7 veya 8 Abdal ailesiyle de
Qarqan (Tchertchen)’da buluşur ve bunlar hakkında geniş bilgiler verir.
Grenard’a göre, komşuları Türkler’den tip olarak pek farkı olmayan, ama
kendilerine özgü, daha çok Farsça temeline dayanan bir dil konuşan, buradaki
halk grubuna ‘Abdal’ denir. Onlar ise, kendilerini ‘Heynou’ (Äynu) diye
adlandırırlar. Ellerinde doğru dürüst arazi veya toprak bulunmayan bu insanlar,
meslekî olarak, daha çok hasır işleriyle uğraşırlar. İnanç yönünden, Müslüman
olduklarını söyledikleri hâlde, diğer Müslümanlarla fazla ilişkileri yoktur;
birbirlerine kız alıp vermezler.
Grenard, buradaki Abdallar’la ilgili yaptığı ilk tespitte, bunların köken
olarak, bir çeşit yerleşik Luli-Çingeneleri olabileceğini varsayar. Fakat,
bunların gelenek, görenek ve yaşam tarzları bakımından birbirinden çok farklı
gruplar olduğunu görünce, daha sonra, yaptığı bir tespitte, bu Abdallar
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
602
grubunun, Doğu Türkistan’da yaşayan ve 8. yüzyılda kimisi zorla, kimisi de
isteyerek Şii-Müslüman olan İran kökenli bir grubun olduğu sonucuna
varmıştır. Üzerlerindeki, ortodoks Sünni iktidarların baskılarından dolayı,
tasavvufa dayanan inançlarını gizlemek zorunda kalmışlardır.
Kendilerinin anlattığına göre, ataları, Irak/Kufe kentinden, Hz. Ali’nin
torunlarından İmam Mehmed Gazâli’nin maiyetindeki bir ordu ile Doğu
Türkistan’a gelmişler, orada kâfirlerle savaşırken, bir kısmı şehit düşmüş,
kalanlar da Kâşgar yöresine yerleşmişlerdir.
Fransız sinolog (Çinbilimcisi) Paul Pelliot ise, 1906’larda Orta Asya’da
yaptığı araştırma gezisinde, ‘Les Abdals de Painap’ adlı yapıtında, Çin
Türkistanı’nda Painap köyünde yaşayan Abdallar’dan söz eder. Kaşgar
bölgesindeki Türklerin anlattıklarına göre, Abdallar, kendileri gibi aynı dili
konuşan bir Müslüman topluluğudur. Onlara göre, Abdal deyimi, ayrı bir halk
topluluğuna değil, farklı tiplerdeki gezgin dervişlere verilen bir isimdir.
Pelliot’a göre, ‘Abdal’ deyiminin, Grenard’ın anlattıklarının dışında,
ayrı bir anlamı ve özelliği vardı. Pelliot, Kaşgar yakınlarındaki Paynap
(Painap) köyünde yaptığı araştırmada, Kerya ve Qarqan’daki Abdalların
aksine, buradaki –hemen hemen 400 aileden oluşan– Abdalların, Türk
komşularıyla çok yakın ilişkileri olduğunu, birbirine kız alıp verdiğini, hatta
Türkler tarafından, bu Abdallar grubuna, gösterdikleri bazı kerametlerden
dolayı, saygı duyulduğunu, onlar gibi çiftçilik ve ticaretle uğraştıklarını, gezgin
Abdalların Kaşgar Türkçesi dışında, Farsça, Kırgızca, Hintçe, Kipçakça ve
Arapça gibi bazı dilleri de öğrendiklerini belirtmektedir. Dedelerinin, çok
eskiden, Irak veya İran’daki Darvet (Darband) bölgesinden Paynap’a
göçtüklerini söylerler. Pelliot, diğer bölgelerdeki Abdallar konusunda fazla
bilgi edinemez, yalnız Tezgün (Kaşgar/Shule)’de 5 Abdal ailesinin
bulunduğunu belirtmektedir.
Grenard gibi, Pelliot da, Abdalların kendilerini ‘Heunou’ (Äynu) ve
bazılarının da ‘Gilaman’ olarak adlandırdıklarını; konuştukları dilin, daha çok
Farsça kökenli olduğunu yazmaktadır.” (Gülçiçek, 2004)
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
603
Albert von Le Coq da Abdallar’la ilgili önemli bilgiler verir. Le Coq,
Çin Türkistanı gezisi esnasında Eylül 1906’da Ak-su, Uch-Turfan ve civarına
da uğradığından ve buralarda, örneğin Hotan, Keria ve Kaşgar ve civarlarında
Doğu Türkçe’si konuşan ve kendilerine Abdal denilen insanların köylerinin
olduğundan bahsetmektedir. (Le Coq, 1928: 39) Le Coq, bir zamanlar
Venedik’li gezgin Marco Polo’nun da ziyaret ettiği (1275) Hotan’da geçirdiği
bir kaç gün içinde, etrafında bulunan, özellikle Swat ve Bagaur’lu Afgan
tüccarlarından şehirde ‘Abdal’ adında bir halk grubunun bulunduğunu öğrenir.
Bunun üzerine, Rıza Mulla önderliğinde, beyaz giyinmiş, sakallı bir Abdal
grubu kendisini ziyaret eder. Le Cop, bunlardan edindiği bilgilere göre,
Çinliler, Doğu Türkistan’ı tekrar fethedince, 40 Abdal’ı çiftçi olarak Yürünkaş
civarındaki Tamegil bölgesine yerleştirmişler. Önceleri konar-göçer yaşayan
bu Abdallar, kalbur, süpürge ve kaşık gibi ev eşyaları yaparak, müzikle
uğraşarak geçimlerini sağlarlarmış. Bunlar, Müslüman olduklarını söylerler ve
geleneklerini sürdürürler, ama Türkler’le, Hind ve Afgan Müslümanlarla pek
ilişkileri yoktur, sadece kendi aralarında kız alıp verirler, yemek yerler, tütün
içerler. Onlar da, bunları, hakiki Müslüman saymazlar; tavşan ve kertenkele
gibi mekruh (şeriatça yasak edilmeyen, ama zorda kalmayınca da yenilmesine
müsaade edilmeyen) hayvanların etini çekinmeden yediklerini söylerler.
Le Coq, 1901-1902’de Berlin Şark Komitesi (Berlin Orient-Comi-té)
tarafından İslahiye yakınlarındaki Zincirli (Zencirli) köyünde, eski kale
tepesinde bir araştırma yapmak için gönderilen araştırma görevlileriyle birlikte
gönüllü stajyer olarak Adana’ya gider, oradan da Zincirli’ye geçer. Burada
Musa ve oğlunun adı Ali olan iki Abdal’la karşılaşır. Baba-oğul, arasıra Alman
araştırmacılarının depolarına gidip, onlara keklik ve ağaçtan yaptıkları ev
eşyaları satıyorlarmış.
Le Coq, bir gün (5 Mayıs 1902’de), Kürtçe ve Türkçe’nin dışında
kendilerine özgü başka bir dil de konuşan bu iki Abdalı, içeri davet eder.
Bunlardan dinlediği bir Kürtçe kahramanlık türküsü dikkatini çeker. İslahiye
yakınlarındaki Karaburçlu köyünden olan bu Abdallar, Türkler tarafından
‘Abdal’, Kürtler tarafından ise ‘Gewende veya Gawende’ olarak adlandırılırlar.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
604
Rışvan ismindeki bir Kürt aşireti nin Delikan taifesine mensup olan bu
Abdallar ise, kendilerine ‘Teberci’ derler.
Zincirli köyü civarındaki Abdallar’ın bütün varlığı bir kara çadır, bir
inek, bir de avurtları çökük bir eşektir. Gayet fakir olan bu insanlar, ağaç kaşık,
iğ (kirmen, eğirmen; kürtçe: teşi veya serteşi), tütün tahtası (dar-i tütün), müzik
aletleri, özellikle ‘tambur’ dedikleri bağlama (saz), su fıçısı veya testisi, sepet
ve elek yapıp satarak, düğünlerde müzik yaparak, ayrıca keklik tutarak
geçimlerini sağlıyorlar. Bunlar daha çok kendi aralarında kız alıp veriyorlar.
Müslüman olduklarını söyledikleri hâlde, kurallarını pek önemsedikleri yoktur.
Le Coq, Zincirli’deki Abdallar’ın konuştukları dil hakkında bir ses
kaydı yapar, kendisi erken dönmek zorunda kaldığı için, bunu W. Foy’a
bırakır.
W. Foy, değerlendirmesinde, Teberci Abdalların göçebe Yürüklerin bir
kolu olduğunu, fakat onlardan farklı bir dil konuştuklarını yazmaktadır. Dilleri,
cümle kuruluşları, fil çekimi yönünden Güney Türkçesine benzediği halde,
sözcük bakımından, daha çok Kürtçe, bazı kelimeler Çingenece ve
Anadolu’nun artık kaybolmuş bazı sözcüklerinden oluşmaktadır. Le Coq, bu
dilin, Urumiye gölü civarındaki Hallac köylerinde yaşayan Teberci ve
Domaların; Batı İran’da ‘Kara-cı’ dedikleri Çingenelerin (Romların) lehçesiyle
yakın benzerlikleri olduğunu yazmaktadır.
Doğu Türkistan’daki Abdallar’la igili önemli bir çalışmayı da
1906/1907’lerde C. G. Mannerheim, Kaarlo Hilden ve Gustav Raquette yapar.
Kaarlo Hilden’in yaptığı daha çok antropolojik bir çalışmadır. Kaarlo, bu
araştırmasında, Doğu Türkistan’daki Abdalların kesin olarak Moğol asıllı
olmadıklarını, bunların bir ihtimal doğulu, Ermeni ve Turani ırkların bir
karışımı olabileceğini belirtmek-tedir.
İsveçli Gustav Raquette de, tıp öğreniminden sonra 1886-1921 yılları
arasında misyoner olarak Doğu Türkistan’da, bilhassa Kaşgar ve Yarkand
bölgelerinde bulunur. 1906’da Yarkand’taki Abdallarla ilgili bazı
araştırmalarda bulunur.
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Baba İlyas (02-18-2011)
Alt 02-18-2011, 12:07   #7
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
605
C. G. Mannerheim 1906-1908 yılları arasındaki gezisinde Hotan
civarında bulunan Tamaghil köyüne uğrar. Bu köy Abdallarındır. Mannerheim,
gezisinde yaptığı gözlem ve değerlendirmeleri aktarırken “Abdal aşiretinin,
Müslümanlar arasında Yahudilerin Hıristiyan ulusları arasındaki pozisyonuna
oldukça benzer bir konumda bulunan acayip bir dilenci aşireti olduğunu”
söyler. Ona göre “İmam Hüseyin’in ölümünü müteakip memleketlerinden
sürülen ve Müslüman ülkelerin çeşitli yerlerinde küçük kolonilere bölünen
Abdallar, İmam Hüseyin’in bedduasını almış ve dilenciliği meslekleri olarak
kabul etmekle yüzyüze gelmişlerdir. Hem zengin hem de fakir her yıl belli bir
zaman için bir dilenci çantasını omuzunda taşımalı ve çevrede dolaşarak
sadaka toplamak için dilenmelidir. Onlarla her yerde dilenci değneği taşırken,
bazıları paçavra içinde, bazıları iyi giyinmiş ve değerli süs eşyaları, yüzük,
kolye, broş vb. takınmış iken karşılaşabilirsiniz. Abdalların dilenci olarak
görünüşü o kadar yaygın ki çoğu insan dilencileri Abdallar diye çağırma
yanlışına düşmektedirler. Abdallar Abdallar aşiretine ait olduklarını nadiren
kabul ederler ve Abdal ismini hakaret olarak algılar gibi görünürler.
Sorulduğunda örneğin Tamaghil kabilesine ait olduklarını söylerler. Kısmen
Hüseyin’in ölümü kanalıyla meydana gelen dinsel farklılıklardan (Abdallar,
Müslümanların Hüseyin’in ölümünün yasını tuttukları günü bir bayram günü
olarak kutladıkları söylenir), kısmen de onların dilencilerinin, Starların onların
istediklerini vermeleri için hurafelere sapmak ve hilelerle kandırmaya
çalışmakla suçlanmalarından dolayı Sartlar tarafından pek sevildikleri
söylenemez.”
Mannerheim, Tamaghil’de Abdalların mollası ve Yüzbaşı’sıyla da
görüştüğünü ve onunla halkının kendisine çok iyi davrandığını, güzel yemekler
ikram ettiğini söylemektedir. (Mannerheim, 1969: 92)
Mannerheim, ayrıca 28 Eylül 1906’da Yarkand Abdallarının oturduğu
Hayran Bağ köyüne de uğrar. Mannerheim 50 hanelik bu köyde
Tamaghil’dekinden çok farklı karşılandığını, kendisine bir sürü bahane öne
sürüldüğünü ve antropolojik ölçme ve değerlendirmeler için bir molla ve
yaklaşık 15 Abdalı toplamakta zorluk çektiğini anlatır. Bu köydeki Abdalların
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
606
çok fakir olduklarını, farklı kökenlerden insanlarla evliliklerinin olduğunu
söyler. (Mannerheim, 1969: 110)
Mannerheim, aynı gezi kapsamında Hotan ve Yarkand’da yaptığı
antropolojik gözlemlerini desteklemek bakımından bir başka Abdallar köyüne
daha uğradığından; 28 Ocak 1907`de uğradığı dört köyün aynı isme sahip
olduğunu, bu ismin de Painap olduğunu ve Painap adı verilen bu köylerden
birinde Abdalların yerleşik olduğundan bahseder. Gözlemlerine göre
Painap’taki Abdallar, diğer Abdallardan çok daha fazla zavallı ve perişan
görünmektedirler. Onların çoğu profesyonel dilenci olduklarını kabul ederler.
Onların büyük bir çoğunluğunun arsa ve arazisi yoktur. Komşu köyler
tarafından hor görülmektedirler. (Mannerheim, 1969: 115)
Gerek Orta Asya uzmanı M. Aurel Stein’ın 1911-12’lerde Xin-jiang
bölgesindeki Abdalların, gerekse Zhao Xiangru ve Haxim’in 1976’da Hotan
bölgesinde, Giwoz köyündeki ‘Äynu’ (Eynu), Uygurlar tarafından
‘Abudaerren’ diye adlandırılan Abdalların dilleriyle ilgili yaptıkları
araştırmalarda, köken olarak İran’dan gelen bu halkın, konuştukları dilin Hint
Avrupa dil topluluğuna dahil olan İran dilinin bir kolu olduğunu, ama zamanla
Uygurca’nın etkisinden kalarak birçok değişiklikler gösterdiğini
yazmaktadırlar.
Sinolog O. Ladstätter ve Türkolog A. Tietze’nin, 1983 ve 1986’ da
Xinjiang’a yaptıkları bir araştırma gezisinde, Urumci’de değişik üniversite ve
Kaşgar’daki Pedagoji yüksek okulundaki birçok bilim adamlarıyla yaptıkları
görüşmelerde yöredeki Abdalların kökenleri ve dilleri hakkında geniş bilgiler
edinirler; ayrıca Abdalların yerleşim alanlarını gezerek yerinde incelemelerde
bulunurlar.
Türkiye’deki etnik gruplarla ilgili, köy birimlerine kadar inerek geniş
çaplı bir araştırmayı gerçekleştiren Peter Alford Andrews, Abdallar’la ilgili
yaptığı incelemede, yukarıda belirtilen bilgiler dışında, Gaziantep yöresindeki
Teberci Abdalların verdiği bilgiye göre, Dedemoğlu önderliğinde Türkmenlerle
birlikte, Sivas ve Yozgat yöresinden göç ettiklerini belirtmektedir. Ayrıca,
Yozgat bölgesinden Konya’ya göç eden ‘Carcar’ diye adlandırılan Abdallar’ın,
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
607
kendilerini köken olarak Alakeçili Yörükler’e, Güney ve Doğudaki Abdallar’ın
bir çoğunun Beydili Oymağın’a, bir kısmının da kendilerini Karakoyunlular’a
bağladıklarını yazmaktadır. Yine Andrews’in, Atabeyli’ye dayanarak verdiği
bilgilere göre, Antalya’nın Zeytin Köyü mahallesinde oturan Abdalların,
kendilerinin Türkmenlerle birlikte Horasan’dan Anadolu’ya geldiklerini
belirtmektedir.
Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki Türkmen boyları arasında gezerek,
onların yaşam tarzları, folkloru, etnik yapıları ve aşiret düzenleri hakkında
geniş çaplı bir araştırmada bulunan Ali Rıza Yalman (Yalgın), Gaziantep/Kilis
yöresindeki Elbeyli oymağı arasında incelemelerde bulunurken, 1931’lerde
(Mayıs ayında) Suriye sınırına hakim bir tepe üstünde kurulan ve elli evden
oluşan Yazlıbecer köyünde konaklar. Yazlıbecer, Ağcabekirli ve Elbeyli ile
Türkmen ve Yörükler arasında birleşik bir köydür. 1722’lerden önce Şirvanlı
aşiretinin kışladığı bu köye, daha sonra Türkmenler yerleşir. (Gülçiçek, 2004)
2. ARAŞTIRMANIN BULGULARI
2.1. ARAŞTIRMANIN ÖRNEKLEMİ
Örneklem grubuna sorulan sorulardan grup üyelerinin sosyal ve kişisel
karakteristiklerine ilişkin bilgiler elde etmek üzere sorulan olgusal sorularla
ortaya çıkan olgusal durum (Sencer-Sencer, 1978: 257), deneklerin yaş,
cinsiyet, eğitim, meslek, medenîlik vb. bir takım özelliklerinin bilinerek söz
konusu özelliklerin, sosyal davranışı, sosyal ve dinî yapıyı vs. nasıl
etkilediğinin veya tersi bir durumun nasıl olduğunun anlaşılmasına önemli
katkıda bulunurlar. Bu nedenle öncelikle örneklem grubunun olgusal durumu
ortaya konmuştur. Araştırmada örneklem grubunun olgusal durumunun
kapsamına şu durumlar girmektedir: Memleket, cinsiyet, yaş, medenî durum,
meslek ve eğitim düzeyi.
2.1.1. Örneklem Grubunun Memleketi
Tablo 1: Örneklem Grubunun Memleket Durumu




2.1.2. Örneklem Grubunun Cinsiyeti
Tablo 2: Örneklem Grubunun Cinsiyet Durumu



2.1.3. Örneklem Grubunun Yaş Durumu
Tablo 3: Örneklem Grubunun Yaş, Cinsiyet ve Memlekete Göre Dağılımı

Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-18-2011, 12:08   #8
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

2.1.4. Örneklemin Medenî Durumu
Tablo 4: Örneklem Grubunun Cinsiyete Göre Medenî Durumu



2.1.5. Örneklemin İş ve Meslek İle Eğitim Düzeyleri
Tablo 5: Örneklemin İş ve Meslek Durumları İle Eğitim ve Cinsiyet
Durumlarının Dağılımı



2.1.6. Örneklemin Eğitim Düzeyi İle Memleket Durumları
Tablo 6: Örneklemin Eğitim Düzeyi İle Memleket Durumlarının Dağılımı



2.2. ARAŞTIRMANIN BULGULARI
2.2.1. Abdallarda Sosyal Durum

Abdallarda yerleşik hayata hemen hemen tamamen geçildiği söylenebilir. Göçebelik neredeyse kalmamış görünmektedir. Çeşitli mevsimlerde, özellikle de yazları iş amacıyla, örneğin çiğ yapmak için, amelelik yapmak için vs. ikamet ettikleri yerden başka bir yere geçici olarak taşınırlar. Dolayısıyla Abdalların büyük ölçüde göçebe hayatı yaşamadıkları söylenebilir.

Abdallar veya aşıklar, Türkiye’de bir alt kültür grubu olarak sosyal statüleri itibariyle düşük düzeyde, belki de en düşük düzeylerden birinde bulunmaktadırlar. Kendileri bunun farkındadırlar. Yapılan görüşmelerde bu
konuda bir bilgiye sahip bulundukları anlaşılmaktadır.
Abdalların kendi dışındaki insanlarla ilişkileri, örneğin arkadaşlık,
komşuluk, iş, yolculuk vs. ilişkileri söz konusu statülerine uygun olarak
biçimlenmektedir.
Abdalların marjinalliklerinin bir gereği olarak kendi içine kapalı
entegrist bir grup oldukları söylenebilir. Bu yapının oluşumunda hem
kendilerinin hem de toplumun diğer kesimlerinin etkisi bulunmaktadır.
Kendileri, örneğin gerek kendi dışındaki insanlara karşı kapalı durmak, gerek
sosyal hayata aktif olarak katılmamak suretiyle, toplum da örneğin onları kendi
içinde eritmemek, onları ötekileştirmek, sözgelimi bir dönem onları askere
almamak (Yörükan, 1998: 108) suretiyle mezkur yapının oluştuğu açıktır.
Abdallarla yapılan görüşmelerde onların kendi dışındaki toplum
kesimleriyle ilişkileri konusunda çeşitli sorular sorulmuş ve konu grup
biçiminde de tartışılmıştır. Onlara “toplumun kendilerini dışlayıp
dışlamadıkları” sorulduğunda, genelde dışlandıklarını söylemektedirler. Fakat
bu dışlanmışlığın derecesi konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Bir kısmı çok
dışlandıklarını, bir kısmı ise az dışlandıklarını, bir kısmı ise bunun doğal
olduğunu söylüyorlar. Örneğin K. Maraş’dakilerden bir kısmı, K. Maraş’ta
kendilerini yabancı hissetmediklerini, ama yine de bir ötekiliğin,
ötekileştirmenin var olduğunu belirtiyorlar. “Bunun gerçekten mi olduğunu
yoksa bir yanılsama mı olduğunu” sorduğumuzda, biraz düşündükten sonra “
gerçekten dışlanmanın var olduğunu” söylüyorlar.
Ancak toplumun diğer kesimlerinin kendilerine herhangi bir maddi
veya fiziksel rahatsızlık vermediklerini de özellikle belirtiyorlar.
Kendileriyle görüşülenlerden bir kısmı, toplumla ilişkilerini
damgalanma ile izah etme yoluna gitmekte, toplumun kendilerini “abdallık”la
damgaladıklarını ifade etmektedirler. Örneğin K. Maraş’ta Abdal Halil Ağa’nın
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
613
torunu ve bazı kimseler, Abdal kelimesinin derin ve iyi anlamının olduğunu,
bundan gocunmadıklarını, ama insanların bunu bilmediklerini ve bu isimle
kendilerini hor ve hakir gördüklerini, kötülediklerini belirtmektedirler.
K. Maraş’ta aşiret reisi olarak bilinen ve çevresinde saygın bir yeri olan
bir şahsiyet, “Bizi hor görüyor, dışlıyorlar” diyor. Fakat şunu da ekliyor: “Gerçi
bana da yakınlıkları var. Mesela muhtarlık teklifi aldım, fakat reddettim.”
Bu çerçevede öğretmen olan kişi, başından geçen bir olayı şöyle
anlatmaktadır: “Bir lokantaya girdim. Sahibi bana ‘gel kirve’ diye çağırdı. Ben
de ona ‘başka bir öğretmen gelse ismiyle mi hitab edersin, yoksa başka bir
şekilde mi?’ diyerek lokantadan ayrıldım. Bu cümlelerde de belli olduğu gibi
kendilerine kirve gibi bir takım adlarla hitab edilmesinden
hoşlanmamaktadırlar.
Onlardan bir kısmı, insanların kendilerini küçümsediklerini ileri
sürmektedir.
Damgalanmışlık ve dışlanmışlıklarını izah ederken bazı insanların
camide kendileriyle birlikte namaz kılmaktan uzak durduklarını, cami
değiştirdiklerini söylüyorlar. Hatta 15-20 yıl önce bazı imamların kendi
ölülerinin cenaze namazlarını kılmadıklarını veya kılmak istemediklerini, ama
şimdi durumun iyi olduğunu belirtiyorlar. Ama bu tip durumların nadir
olduğunu da ekliyorlar.
Nurdağı’nda lise mezunu bir şahıs, bir yerel kurumun açtığı sınavları
kazandığı halde mülakatta açıkça kendisine Abdal olduğu için işe
alamayacaklarını söylediklerini ve bundan kendisinin çok etkilendiğini
belirtiyor. Ayrımcılığa maruz kaldıklarını söylüyor.
Diyarbakır’da da benzer şeyler söyleniyor.
Abdallara komşuluk ilişkileri sorulduğunda, komşularıyla ilişkilerin
mesafeli olduğunu, komşuların kendi aralarında kurdukları yakınlığı
kendileriyle kurmadıklarını belirtmektedirler.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
614
Abdallar, toplumdan dışarda bırakılmışlıklarını konuşurken siyasete
değinildiğinde, önceleri yerel siyasete aktif olarak katılmadıklarını, seçim
zamanlarında da çok baskı ve eziyetler gördüklerini, ancak şimdi durumun
biraz farklı olduğunu ifade etmektedirler.
Yukarıda söylenilenlere bakıldığında, marjinal grup olarak Abdalların
topluma uyumu, önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bilindiği gibi marjinal gruplar, mevcur sosyal sistemi, sosyo-kültürel
sistemi, sosyo-kültürel normları ya kabul eder veya ona karşı çıkarlar ya da
kabul ediyor görünebilirler.
Görüşme ve gözlemlerden çıkan o ki Abdalların marjinalliği, sosyal
uyumu aşırı zorlayan, derin uyumsuzluklar oluşturan bir özellik arz etmez.
Abdallar toplumla uyum içinde görünmekte, toplumun sosyo-kültürel norm ve
değerleriyle zıtlaşmak istemeyen bir görünüm sunmaktadırlar.
Bunu kendilerine sorduğumuzda, “Toplumla uyumlu olmak istediklerini
” özellikle belirtiyorlar. Ayrıca toplumla uyumdan dinin çok etkili olduğunu,
çünkü dinde kardeşliğin olduğunu, eşitliğin olduğunu ve din aracılığıyla sosyal
uyumun daha iyi sağlanacağını belirtiyorlar.
Türkiye’de Abdalların mevcut siyasal düzen ve yasalarla da yaşamak
istemedikleri, yasalara uydukları görülmektedir. Abdallarda devlete karşı bir
sadakattan söz edilebilir.
Abdalların çok önem verdikleri bir husus da kendilerinin Çingeneler ve
Gurbetlerle karıştırılmaması gerektiğidir. Çingene ve Gurbetlerin farklı bir
topluluk olduklarını ifade etmektedirler. Çingenelerin o bölgelerde sahip
oldukları olumsuz imajı paylaşmak istemediklerini belirtmektedirler.
Gerçekten de soy, huy vs. bakımından Abdalların Çingenelerle bir ilgileri
yoktur. Kendileri de zaten Çingenelerle ilişkilendirilmekten veya aynı
görülmekten hiç hoşlanmazlar. (Güzelbey, 1972)
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-18-2011, 12:10   #9
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
615
Yapılan görüşmelerde kendilerinin dernek vs. belli çatılar altında
örgütlenmeleri konusunu açtığımızda, öyle bir bilinç ve eğitim düzeylerinin
olmadığını ifade etmektedirler.
Abdallarda kahvehane kültürünün yaygın olduğunu da belirtmeliyiz.
Davul çalmadan arta kalan geniş zamanı kahvehanede geçirdikleri
görülmektedir. Kendi oturdukları mahaldeki bir kahvehaneyi mekan tutarlar ve
“boş zamanlar”ını orada geçirirler. O kahvehanelerde vakit geçirenlerin büyük
çoğunluğu Abdallardan oluşur. Abdal olmayanlar var, ama sayıları az.
Abdallarda evlenmelerde grup içi evliliğin yaygın olduğu
görülmektedir. Bu da yine onların marjinallikleri, içe kapanıklıkları, aşiret
kültürüne sahip olmaları vs. ile yakından ilgili görülmektedir. Onlardan
bazıları, dışarıdan kız alıp vermelerin olmadığını, olsa da bunun kız kaçırmayla
gerçekleştiğini, aynı şekilde Abdal olmayanların da kendileriyle evlilik
ilişkisine girişmediklerini ifade etmektedirler. Bazıları kız vermenin kolay
olduğunu, ama kız almanın çok zor olduğunu söylüyorlar.
Abdallarda monogaminin yaygın olduğu söylenebilir. Bunu kendileri de
özellikle vurguluyorlar. Ayrıca Abdallarda erken evlilik daha geçerlidir.
Ayrıca aile biçiminin geniş olduğunu, ancak yeni kuşakların çekirdek
aileyi tercih ettiklerini belirtiyorlar.
Evlilik ve hanımlar bağlamında kadın-erkek ilişkilerinden de söz etmek
faydalı olabilir. Abdallarda ataerkil aile yapısının olduğu ve ailede babanın
sözünün geçerli olduğu söylenebilir.
Denilebilir ki başkalarıyla ilişkilerde Abdalların kadınları, görece rahat
tavırlı, herkese karşı açıktırlar.
Abdallar, eğlenceyi seven bir gruptur. Düğün merasimleri 3-4 gün
sürer. Düğünlerinde davul zurna çalarlar. Ancak yavaş yavaş piyano ve başka
müzik aletlerinin kullanıldığını da ifade ediyorlar. Abdallar, eğlence kültürleri
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
616
içinde içkiye önem verirler, çok içki tükettiklerini söylerler. Ayrıca düğün vs.
törenlerinde kadın ve erkeklerin ayrı ayrı eğlendiklerini söylüyorlar.
Kültürel düzlemde denilebilir ki Abdallar egemen kültüre tâbî
oluyorlar; ancak kendilerine özgü kültür yapılarına da sahipler.
Marjinalliklerine uygun bir farklı kültür yapıları mevcuttur.
Abdalların sosyal durumları çerçevesinde dil konusuna da değinmek
gerekebilir.
Abdal dili, Hulki Aktunç’un Büyük Argo Sözlük’ünde, Anadolu’nun bazı
yörelerinde yörüklerin kullandığı gizli dil olarak tanımlanır. (Aktunç, 2002:
27)
Abdalların özel veya gizli denilebilecek bir dilleri bulunduğu
(Caferoğlu, 1953: 77) açıktır. Yaptığımız görüşmelerde bir Abdalcanın olup
olmadığını sorduğumuzda, “Evet, Abdalca var, kendi aramızda bu dille
konuşuruz.” demişlerdir. K. Maraş’ta kahvehanelerinde oturup konuştuğumuz
kişilerden Abdalca bazı kelime ve cümleler söylemelerini rica ettiğimizde, K.
Maraş şivesiyle Türkçe-Abdalca birkaç örnek getirmişlerdir:
Ev işleyek: Gedek (Gidelim)
Nımıslıyak: Yatak (Yatalım)
Gıyılıyak: Gel yatak (Gel yatalım)
Neher: Su
Cıbır: Hanım
Kef: Tavuk, taş
Kefleyek: Tavuk yiyek (Tavuk yiyelim)
Kimsenin dükesine ev işleme!: Kimsenin evine getme (gitme)!
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
617
Diyarbakır’da da Kürtçe-Abdalca’nın Abdallar arasında geçerli olduğu
görülmektedir. Örneğin:
Bani ban do se: Get su getir (Git su getir)
Dom dili: Davulcu dili
Bavere: Gel
Becese: Git
Becese mene bâm do se!: Get ekmek getir!
Mene: Ekmek
Mene biğı!: Ekmek ye!
Abdalların, yukarıdaki dilsel durumları dikkate alındığında, genel
marjinalliklerine paralel olarak marjinal bir dile sahip oldukları söylenebilir.
Şimdilik/geçici olarak “Abdalca” olarak isimlendirdiğimiz bu dil, toplum
içinde görünmeyen bir özellik taşır; sadece marjinal değil, ayrıca görünmeyen,
toplumun merkezi kesimlerinin fark etmediği bir dildir. Bu nedenle biz bu dile
marjinal-görünmeyen (marjinvisible) dil diyoruz. Biz, özellikle K. Maraş, G.
Antep ve Diyarbakır’da Abdallarla yaptığımız görüşmelerde kendi aralarında
özel bir dil konuştuklarını tespit ettik. Türk olan Abdalların Türkçe-Abdalca,
Kürtleşmiş olanların ise Kürtçe-Abdalca konuştukları ilk planda elde edilen
bulgulardır.
Kırıkkale’de bazı Abdallarla yapılan görüşmelerde de Abdalların özel
bir dil kullandıkları ve bu dile “Temelce” dedikleri görülmüştür.1 Temelce’den
bazı örnekler vermekler gerekirse, şunlar zikredilebilir:
Temelini ver: Davulunu ver.
Yeken: Para
Gene: Gel
1 Kırıkkale’de yapılan görüşmeleri gerçekleştiren Yüksek Lisans öğrencim Nazife Yılmazsoy’a
teşekkür ediyorum.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
618
Paylan: Git
Nifir: Zurna
Gal: Çay
Vızıt: Araba
Hersit: Ekmek
Kaylim: Yemek
Kaylim kayalim: Yemek yiyelim.
2.2.2. Abdallarda Ekonomik Durum
Abdalların temel geçim kaynaklarının davulculuk olduğunu
söyleyebiliriz. Abdallar, günümüzde düğünlerde, asker uğurlamalarında, halk
oyunlarında, çeşitli törenlerde, Ramazan Ayı’nda Sahurlarda davul çalarlar.
Çoğu törenlerde zurna eşliğinde davul çalarlar. Genellikle de iki ayrı davul iki
abdal veya aşık tarafından çalınır ve bunlara bir veya iki zurnacı abdal veya
aşık, zurnalarıyla eşlik ederler. Denilebilir ki Abdallarda davul çalma, erkekler
tarafından icra edilir. O halde davulculuk erkeklerin mesleği olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Abdallar, davulu belli bir para karşılığı çalarlar. Harcadıkları mesaiye
göre fiyatlandırma yaparlar. Ancak bu fiyatlandırmanın katı olduğu
söylenemez.
Abdalların, elek, sele, sepet gibi şeyleri yapıp sattıkları bilinmektedir.
(Atabeyli, 1934) Ancak günümüzde elek, sele, sepet vs. satmayı büyük ölçüde
bırakmışa benzemektedirler. Bundan 15-20 yıl önceleri bu tür şeyler üretip
satarlarken, şimdi en azından örneklem grubunu oluşturan abdalların bunları
yapmadıklarını ve satmadıklarını bilmekteyiz.
Abdallar, ekonomik durum tablosunda da gösterildiği gibi tespit
edebildiğimiz kadarıyla K. Maraş ve Nurdağı’nda davul çalmadan sonra en çok
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
619
çiğ işi yaparlar. Çiği daha çok kadınların yaptığını söylemek mümkündür.
Erkekler çiğ örmeye az iştirak ederler. Çiğ, K. Maraş ve Nurdağı’nda tarhana
sermek için kullanılır. Tarhana yapanlar Abdalların yaptıkları çiğlerden satın
alırlar. Abdal kadınların çiğin yanında nispeten az olsa da kalbur yapma işiyle
de meşgul olduklarını görmekteyiz.
Görüldüğü gibi kadınlar, Abdalların üretimine katkıda
bulunmaktadırlar.
Yaptığımız görüşmelerde Abdallarda davul çalmayan erkeklerin de
olduğu tespit edilmiştir. Bunlar, öğretmenlik, kahvehanecilik, tekel bayiiliği,
berberlik, seyyar satıcılık, sünnetçilik vs. yapmakta olup davul çalma işi
yapmamaktadırlar. Fakat tablolarda da görüldüğü gibi bunların sayısının çok
düşük olduğunu belirtmek gerek.
Belirtilmelidir ki Abdalların temel mesleği davulculuktur.
Denilebilir ki Abdalların mesleği olarak davulculuk, Türkiye’de
marjinal bir meslektir. Davulculuk, bazı istisnalar dışında Abdalların mesleği
olarak görülmektedir. Davulculuk denildiğinde Abdallar akla gelmektedir.
Abdallarla yapılan görüşmelerde davulculuktan yeterince para
kazanamadıkları anlaşılmaktadır. Elde ettikleri gelirin kendi geçimlerine
yetmediğini belirtmektedirler. Halkın eskisi gibi de eğlencelerde davula ilgi
duymadıklarını ve gittikçe davulculuğun öldüğünü söylemektedirler.
Kendilerine “bu durumda başka iş ve meslek edinmeleri gerektiğini ve bunun
için bir şeyler yapıp yapmadıklarını” sorduğumuzda, “aslında ciddi bir şey de
yapmadıklarını” söylüyorlar. Bir kısmının iş aradıklarını, ancak kendilerine iş
verilmediğini de ekliyorlar. Onlara “sanki hallerinden memnunmuş gibi
olduklarını, çeşitli mesleklere yönelme ve başka işler bulma noktasında gerekli
duyarlılığı göstermedikleri” söylendiğinde, özellikle gençler bunun doğru
olduğunu belirtiyorlar.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
620
2.2.3. Abdallarda Dinsel Durum
Abdallar dinsel açıdan kendilerini müslüman olarak görmekte, bu
konudaki hassasiyetlerini dile getirmektedirler.
Abdalların dinsel durumlarına ilişkin en önemli hususlardan biri,
onların Alevilik ile ilişkileridir. Yapılan çalışmalarda ve gözlemlerde
Abdalların Alevilik boyutlarının olduğu anlaşılmaktadır. Abdallarla yapılan
görüşmelerde kendilerinden bir kısmı, sözgelimi Bektaşi şenliklerine düzenli
olarak gittiklerini ifade etmektedirler. Ayrıca Hz. Ali’ye karşı özel
muhabbetlerinin olduğunu belirtmektedirler. Dini konuşmalar yapıldığında da
Hz. Ali’ye bolca atıflar yapmaktadırlar. Ülkütaşır’a göre (Ülkütaşır, 1940)
Abdallar, mezhep olarak Alevî-Caferî olup cem ayinleri Bektaşilerin,
Çepnilerin ve Tahtacıların cem ayinleriyle aynıdır. Bu belli yörelerde böyle
olabilir; ama şu belirtilmelidir ki genel olarak bakıldığında, Abdallar, diğer
Alevi gruplardan daha farklı bir yapıya sahiptirler. (Yörükan, 1998: 109) Kaldı
ki bugün itibariyle gözlemlenebilmektedir ki Abdallar, içinde yaşadıkları
sosyal, kültürel ve dinsel çevreye uyum göstermektedirler. Örneğin K. Maraş
merkezde oturan Abdallar, Maraş halkının Sünni-Hanefî mezhebine biçimsel
olarak aynen uymaktadırlar. Onlar gibi namaza gitmekte, sayıca az olmakla
birlikte onlar gibi Hacca gitmekte, onlar gibi oruç tutmaktadırlar. Diyarbakır’da
halkın Şafi olduğu yerde yaşayan Abdallar, Şafii mezhebine bağlanmakta ve
Diyarbakır halkı gibi dini yaşamaktadırlar. Yapılan görüşmelerde bazıları,
atalarının alevî olduğunu, ama kendilerinin alevilikle pek ilgilerinin olmadığını
söylemektedirler. Bir kaç kişi ise, zaman zaman Alevî dedelerin gelip alevilik
propogandası yaptıklarını belirtiyorlar.
Abdalların bir takım kitapları bulunmaktadır. Risâle-i Şeyh Safiyüddin
Erdebilî adlı yazma kitapla ve Menâkıb-i Evliya denilen mecmualar, Abdallar
tarafından kutsal addedilen kitaplardır. Bu mecmualardan bilhassa “Hatayi
(Şah İsmail)”, “Abdal Musa” ve “Kaygusuz Abdal” tarafından söylenmiş
nefeslere, menkıbelere daha fazla bir değer verilir ve bunlar saygı ile terennüm
edilir. (Ülkütaşır, 1940: 185; Ülkütaşır, 2003) Ancak belirtmek gerekir ki
gözlemleyebildiğimiz kadarıyla ve görüşmelerde elde ettiğimiz bilgilere göre
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
621
bu kitapları çok az Abdal bilmektedir. Abdallar arasında bu kültür yaygın
değildir.
Yukarıda Abdalların içinde yaşadıkları sosyal çevrenin dinsel inanç ve
eylemlerine uyum gösterdikleri ifade edilmişti. Bu hususu şu şekilde anlamak
daha doğrudur: Abdalların topluma uyumu, kabacadır, biçimseldir. Din
konusunda öyle bir uyum sergilemektedirler ki hem topluma uymuş
olmaktadırlar, hem de dine kendi renklerini vermektedirler. Marjinalitelerine
uygun olarak dine nispeten farklı, gevşek ve rahat bir yaklaşımları olup
hayatlarının pek çok alanında dinle ilişkileri çok zayıf ya da hemen hemen hiç
yok.
Ancak bu noktada bir hususun altını çizmek gerekmektedir: Abdalların
dine yaklaşımları bu olmakla birlikte, gittikçe diğer dinlerdeki ve dinî
kesimlerdeki uyanışa paralel olarak Abdallarda bir dinsel canlanmanın olduğu
gözlemlenmektedir. Bunun kimlik arayışı ile ilişkisinin yanında şehirleşme ile
de ilişkisi bulunmaktadır. Gittikçe daha bir yerleşikleşme ve şehir merkezlerine
yerleşmeleri, beraberinde Abdallar’da diğer kesimlerin şehirleşmelerine paralel
olarak dine eğilimi ve dindarlıkta artışı getirmiştir. Bu durumu, özellikle K.
Maraş ve Nurdağı’nda bundan 15-20 yıl öncesiyle karşılaştırdığımızda
gözlemlemek mümkündür. Şehirleşme, Abdalları gittikçe daha düzenli ve
disiplinli dindarlığa götürmektedir. Örneğin namaz kılmada, oruç tutmada,
Hacca gitmede vs. bu görülebilir.
Örneklem grubu içindeki bir grubun dinsel hayatı bunu daha iyi
anlatabilir: Nurdağı’nda yaşayan Abdallar’dan bir kısmı yaklaşık 20 yıl
öncesine kadar buraya 10 km yakınlıkta bir yer olan ve K. Maraş’ın Türkoğlu
ilçesine bağlı bulunan Beyoğlu Kasabası’nda yaşıyorlardı. O zamandan sonra
çeşitli sebeplerle Nurdağı’na akrabalarının yanına göç ettiler.
Nurdağı Abdalları, 1985’lerden itibaren hızlı bir dindarlaşma eğilimine
girdiler. Mahallelerinde bulunan caminin büyük çoğunluğunu doldurmaya
başladılar. Öyle ki diğer cemaatten bir kaç kişi, bundan şikayet ederek başka
camilerde namaz kılmaya başlamış. Gençlerde belli ölçülerde kitap okuma
merakı başladı ve özellikle dinî kitaplara ilgi arttı. Kendi aralarında dinî
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
622
sohbetler yapmaya başladılar. Kur’an okumayı öğrenme merakı başladı. Dindar
Abdallar, diğer insanlarla daha iyi bir iletişim kurmaya ve onlara daha iyi bir
uyum göstermeye başladılar. Din, onların kimliklenmelerinde asli bir rol
oynadı. Kendileriyle yapılan görüşmelerde dinin kendilerine güven verdiğini
ve diğer insanlarla eşit olduklarını öğrenmelerine vesile olduğunu ifade
etmişlerdir.
Abdalların kendileri topluma uyum götermelerinde dinin önemli bir
yerinin olduğunu ifade etmektedirler. Belki de nasıl ki Abdalların
marjinalleşmesinde toplumun genel dinsel durumunun dışına çıkış rol
oynamışsa, aynı şekilde bugün de genel dinsel duruma katılım, uyumu
sağlamaktadır.
Bu bilgileri verdikten sonra Abdalların dindarlık düzeylerine
bakılabilir.
Yaptığımız görüşmelerde 7 kişinin Hacca gittikleri tespit edilmiştir.
Ancak başka Hacıların olduğunu da söylemişlerdir.
26 kişi 5 vakit namaz kılmaktadırlar. 33 kişi Cuma, Teravih ve Bayram
namazlarını, 16 kişi ise Bayram ve Teravih namazlarını kıldıklarını
belirtmişlerdir. Hanımların daha dindar olduğu ifade ediliyor.
Bazı Abdallar’ın davul çalarken Ezan sesini duyduklarında davul
çalmayı bıraktıkları belirtiliyor. Ayrıca bazılarının 5 vakit namazı camide
kıldıkları söyleniyor.
Nurdağı’nda camide bazı Abdal gençlerin ezan okudukları, müezzinlik
yaptıkları belirtiliyor.
Gittikçe gusül boy abdesti gibi bazı ibadetlere daha hassasiyet
gösterdiklerini söylüyorlar.
Geçmişte cenazelerine imam getirmekte güçlük çekerken bugün böyle
bir sorunun olmadığını söylüyorlar. Daha önce neden öyle olduğunu
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
623
sorduğumuzda, bir kısmı bunun kendilerinin hor görülmesinden dolayı
olduğunu söylerken, bir kısmı kendilerinin bunu hak ettiğini, çünkü din ve
imanla o zamanlar bir ilgilerinin olmadığını, ama şimdi kendilerine biraz çeki
düzen verdiklerini ve dolayısıyla böyle bir sorunun da olmadığını
söylemektedirler.
Abdallar, cenazelerinde dinî törenler yaptıklarını, diğer insanlar nasıl
Kur’an, Mevlid vs. okutuyorlarsa kendilerinin de öyle yaptıklarını belirtiyorlar.
Abdallarda resmi nikahın yanında dinî nikahın da geçerli olduğu ve dinî
nikahın düğün esnasında yapıldığı tespit edilmiştir.
Abdallar, mezar ziyaretine önem verdiklerini beyan ederler. Mesela
Malik Ejder türbesine, Hacı Bektaş’a giderler. 2 kişi Hacı Bektaş şenliklerine
katıldığını söylemiştir.
Son zamanlarda Kur’an öğrenme hevesinin olduğu, ama bunun görece
az olduğu belirtilmektedir.
Abdallarda Hz. Ali’nin ayrı bir yeri vardır.
K. Maraş’ta Abdal Halil Ağa’nın dinî hassasiyete sahip olmasıyla
öğünürler. Abdal Halil Ağa, K. Maraş’ın kurtuluşunun efsanevi
kahramanlarından biridir. K. Maraş’ta Abdal Halil Ağa caddesi bulunmaktadır.
Abdal Halil Ağa’nın torunu, kendisiyle yaptığımız görüşmede, Abdal
Halil Ağa’nın dine ne kadar bağlı biri olduğunu özellikle söyler. Tabii diğer
Abdallar da onunla gurur duyarlar. Abdal Halil Ağa’nın gerek K. Maraşlılar
arasında gerekse Abdallar arasında önemli bir yerinin olmasının asıl sebebi,
Fransızlar şehre girerken Ermenilerden Agop Hırlakyan’ın, istediği para
karşılığında davul çalma teklifini “Bu din bahsidir beyim, aha şu davulumun
kasnağını altın ile doldursan bu çomak bu davula vurmaz… Ben gardaşlarımın
bağrına çomak sokmam.” diyerek reddetmesidir.
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
624
Abdallarda dindarlıkta artış tespiti, toplum tarafından da yapılmaktadır.
K. Maraş’ta bazı vatandaşlar, yapılan görüşmelerde, Abdalların düğünlerde
davul çalmak için geçmişte olmayan bazı şartlar ileri sürdükleri, örneğin namaz
vakitlerinde camiye gidip namaz kılacaklarını vs. söylediklerini belirtmişlerdir.
Benzer şeyleri Kırıkkale ve Nurdağı’nda da tespit ettiğimizi ifade edelim.
Nitekim tespitlerimize göre Kırıkkale’de bazı Abdallar ezan sesini
duyunca işini bırakıp namaz kılmaya gidiyor. Hatta 35 yaşında bir kişi, bir
düğünde kendisine yapılan içki ikramını reddettiği için dayak yediğini
söylüyor. Bunu ayrıca bazı vatandaşlar da teyit ediyor.
Sonuç: Marjinal Bir Grup Olarak Abdallar
Abdallar, marjinallikleriyle sosyal, kültürel, ekonomik ve dinsel
durumları arasında ilişki vardır. Abdalların birbirleriyle ilişkileri, statüleri,
meslek ve iş durumları, eğitim durumları, marjinallikleriyle ilişkili olarak ele
alınması durumunda iyi anlaşılacaktır.
Marjinalliği bir grubun toplumun genel sosyo-kültürel normlarının
dışındalığının, toplumun genel norm ve değerlerinden sapma durumunun bir
biçimi olarak anlarsak, marjinal grup olarak Abdalların merkeze göre bir tür
kenar durumu ve sapma durumunu tecrübe eden, merkezin sosyal davranış
kalıplarının ne tam dışında ne de tam içinde olan, toplumla bütünleşmede
sorunları bulunan bir grup olduğu söylenebilir.
Marjinallikle, marjinal grupla ilgili en önemli husus toplumsal
bütünleşme olarak tespit edilebilir. Bu bağlamda toplumun marjinal grupla
ilişkisinde öne çıkan en ciddi sorun sosyal uyum olarak belirlenebilir. Marjinal
grup toplumun geneliyle çok uyumsuz da olabilir, az uyumsuz da. Bu noktada
toplumun marjinal grubu görece içselleştirmesinde, zararsız hale getirmesinde,
ne tür araç veya kurumların etkili olacağı hususu önemlidir.
Anlaşılmaktadır ki Abdallar, marjinal bir grup olmakla birlikte Türkiye’
de olağanüstü zamanlarda dahi toplumla birlikte hareket etmişler ve
Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ’ YE Ejder OKUMUŞ
625
etmektedirler. Marjinallikleri onları topluma karşı bir hareket içinde olmaya
götürmemiştir.
Abdallar, sosyal yaşamlarında meydana gelen değişime paralel olarak
daha dindar hale gelmektedirler. Abdalların din algısı, onların içinde
bulundukları durumlarını, eşitsizliklerini, statüsünü, üst kültür içindeki
yerlerini, toplumla ilişkilerini izah etmekte, geçerli kılmaktadır. Bu bağlamda
Türkiye’de Abdalların uyumu konusunda zararlı bir boyutun oluşmamasında da
dinin etkili bir rol oynadığı söylenebilir.
KAYNAKÇA
AKTUNÇ, H. (2002): Büyük Argo Sözlük. (3. basım). İstanbul: Yapı Kredi
Yayıları
ALFRED, M. V. (Bahar 2001): Reconceptualizing marginality from the
margins: perspectives of African American tenured female faculty at a
White Research University. The Western Journal of Black Studies, 25/1
BRODWİN, P. (Yaz 2003), Marginality and Subjektivity in the Haitian
Diaspora. Anthropological Quarterly, 76/3, ss. 383-410
CAFEROĞLU, A. (1953).
CULLEN B. T. ve PRETES M. (Nisan 2000): The Meaning of Marginality:
Interpretations and Perceptions in Social Science. The Social Science
Journal, 37/2
EREN, H. ve Diğerleri. (1988). Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu
Yayınları
GÜLÇİÇEK, A. D. (2004): “Abdallar”.
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...].
KALLEN, E. (2004): Social Inequality and Social Injustice. Houndmills: Palgrave
Macmillan
KARASAR, N. (1994): Bilimsel Araştırma Yöntemi. (5. bs.). Ankara:
Araştırma Eğitim Danışmanlık ltd.
KÖPRÜLÜ, M. F. (1935). “Abdallar”. Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi,
Burhaneddin Basımevi: İstanbul, I, ss. 23-56
SBArD Eylül 2005, Sayı 6, sh. 593 – 626
626
Le COQ, A. V. (1928): Buried Treasures of Chinese Turkestan. İng. Çev. A.
Barwell. New York: Longmans, Green and Co
MANNERHEIM, C. G. (1969): Across Asia From West To East in 1906-1908.
Oosterhout N. B.-The Netherlands: Antropological Publications
MARSHALL, G: (1999). Sosyoloji Sözlüğü. Çev. O. Akınhay-D. Kömürcü.
Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları
Milli Eğitim Bakanlığı. (1995). Örnekleriyle Türkçe Sözlük. Ankara: Milli
Eğitim Bakanlığı
PEACE, R. (Temmuz 2001): Social exclusion: a concept in need of definition.
Social Policy Journal of New Zealand.
ÜLKÜTAŞIR, M. Ş. (1940): Abdal. Asâr-ı İslam-Türk Ansiklopedisi, 1940,
c.1, ss. 183-185
ÜLKÜTAŞIRr, M. Ş. (2003): Anadolu Etnografyasına Ait Araştırmalar:
Abdallar -Coğrafi dağılışları, etnik menşeleri. içtimai hayatları-,
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] (14 september 2003)
WACQUANT, L. (Eylül 1999): Urban Studies, Urban Marginality in the
Coming Millennium. 36/10
YÖRÜKAN, T. (1998). Dipnotlar. Anadolu’da Alevîler ve Tahtacılar. (Haz. T.
Yörükan). Ankara: KBY. ss. 401-404
YÖRÜKAN, Y. Z. (1998). Anadolu’da Alevîler ve Tahtacılar. (Haz. T.
Yörükan). Ankara: KBY.
Devrim06 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
İşcanbaba (02-18-2011)
Alt 02-18-2011, 16:32   #10
Yunus Emre
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: istanbul
Yas: 21
Üye No: 3711
Mesajlar: 3
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2
Thanked 7 Times in 2 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Yunus Emre is on a distinguished road
İletişim
Standart abdal:teber

Alinti:
Devrim06 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
İşinize yarar mı, ne kadar sağlıklı ve tatmn edici bir çalışmadır bilemiyorum.
abi saygılar
abi kendim alevi türküm malatya arguvanlıyım

abdal vatandaşlarımızla ilgili bilgi almak istiyorum
ve bilgileriniz icin teşekkür ederim ayrıca

birde abdal lara teber deniyor teber demi abdal yada abdal koludur
abdalların hepsi alevilermidir bilgi verirsen sevinirim saygılar abi
Yunus Emre isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Yunus Emre For This Useful Post:
Hamza Aksüt (02-18-2011)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 08:02.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts