![]() |
|
![]() |
|||||||
| Soru ve Yanıtlarınız Alevilikle ilgili merak ettikleriniz ve tartışmalarınızı yapabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Söyleme ey cahil yalan dinlemem
Bir pak mürşide bağlı destim var Senin gibi günde beş vakit, üç vakit kirlenmem Bozulmaz abdestim her zaman benim Seyyid Nesimi.. Alevi-Bektaşi erkanında Abdest'in Anlamı (/Batıni/zahiri) Abdest (zahiri Anlam) Degerli canlar… Bugün sizlerle, Alevi-bektaşi anlayışında, abdest ve anlamı üzerinde durmak istedim. Abdestin kelimesi Farsça kökenli bir sözcüktür.iki ayrı kelimenin birleşiminden oluşur. “AB”,Sözlük anlamı olarak su anlamına gelirken, “DEST” sözcügünün iki anlamı bulunmaktadır.. 1 - El anlamında, 2- Bir topluluğun en saygın yeri mekanı anlamına gelir. Abdest kelimesinin, bütünsel olarak anlamına bakıldığında ise, yine iki anlamı bulunur.. 1 - İbadete başlama, ön hazırlık 2- El yıkama için kullanılan su Alevi-bektaşi İslam anlayışında ise, Abdest almanın iki anlamı vardır. 1- Zahiri Abdest(görünen-dışsal) : Dört kapı, Kırk makam düstruru içinde Şeriat makamında, “TEMİZ OLMA” Olarak anlamını bulan zahiri abdestir. Ancak buradaki zahiri anlamındaki abdest Sünni ve şii anlatımındaki.. belli vakitlerde yapılan ( günlün beş vakitli namaz gibi) alınan değildir. Temiz olmak.. Alevi Bektaşilikte ikrar’ın temelidir. Sünni ve Şiiler abdesti ve ilgili Kur'an ayetini zahiri yorumlar.. onlara göre ibadet vakitlidir. Allah belli vakitlerde anılır. ve zikredilir... sonra insanlar Allah’ı bırakıp günlük koşuşturmacalarına yani işlerine dönebilirler...Dolayısıyla Allah'ın anılmadığı zamanlarda temizlik şart değil, kirli olunabilir.. Temiz olunmasına gerek yoktur... Oysa Alevi-bektaşi ...Yaşamın her anında Allah iledir.... salat ve zikir devamlı olduğu için temizlikte devamlıdır... Alevi-bektaşiler, dış bedensel temizliklerine önem (ibadete-ceme başlamadan önce) verdikleri gibi en önemlisi olan, ruh temizliğine, abdestine daha çok önem verirler. Bunu da inançları gereği ibadetlerinin dışında da yerine getirmeye gayret ederler. Yine hemen belirtmek gerekirki, Beden temizliği sadece belli inanç grubundaki insanlara da (sadece Sünni /şii) ait değildir, aksine bütün inanç gruplarındaki insanlar tarafından da bedensel temizliğe önem verilir. Hakk aşığı Yunus’un şu sözleri buna güzel bir örnektir. “Sanma ki herkes bunu bilmez değil Yetmiş iki millet dahi elin, yüzün yumaz değil.” İbadete başlamadan önce bedenin dışı temizlenerek, ibadet esnasında ibadette bulunan diğer insanları iğrendirilmemesi, pek de hoş olmayan kokularla, insanların akıllarının ibadetten alıkonulmaması gerekir. Bunun içinde ibadete gidilirken bedenin dışı suyla yıkanarak abdest alınıp güzel, temiz giysilerimizi de giyerek ibadet etmek üzere hazırlanmış oluruz, olmalıyız. Kuran’ın Araf suresinin 31.ayetinde Tanrı “Ey Ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın” demiştir. Yine Alevilikte ki dört kapı, Kırk makamının, ilki olan Şeriat kapısının on makamından biri de “temiz giyinmektir.” Bu bağlamda, ibadete gelen kişi buna uymak zorundadır. Bu alınan abdest zahiridir, ama Hakk’a ulaşmak için ibadete hazırlanmanın ilk aşamasından olan zahiri olarak bedenin dış temizliğini sağlamak yeterli midir acaba? Hemen belirtmek gerekir ki, mana olmadan şeklen kılınan namaz/niyaz bir anlam ifade etmeyeceği gibi, Abdestinde şeklen alınması da mana aleminde bir şey ifade etmez… HACI BEKTAS-I VELİNİN dediği gibi, “Şu şişeyi görüyor musunuz? İnsan bir şişeye benzer; bu şişenin içi pislikle doluysa bunun ağzını kapatıp ta çeşmenin altında yüzlerce kere yıkasanız da bu temiz olamaz, yapılacak iş nedir? Bunun kapağını açmak, pisliği dökmek, şişenin içini yıkadıktan sonra da dışını yıkamaktır.” yararlanılan kaynaklar: 1-ALi .Rıza Uğurlu, Aşk_ı Muhabbet 2-Prof. Dr. Niyazi Öktem-Louis Massıgnon Hallac-ı Mansur 3-Gazi üniversitesi,Hacı Bektaş Enstitüsü: (Hacı Bektaşı Veli;Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniyye |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi-Bektaşi erkanında abdest (Batıni Anlam)
2-Batini Anlamda Abdest(görünmeyen-İçsel) : Hem Sünni hem Şii teolojisinde, Abdestin Batıni anlamı bilinmesine karşın, çoğunlukla abdestin zahiri (dışsal/görünen) kısmı daha öne çıkarılmıştır. Ancak Alevilikte abdestin zahiri (görünen/ dışsal) yönü ile birlikte daha çok Batini (içsel/görünmeyen) kısmını Önemser ve ön plana çıkarır. Bu bağlamda, Alevi-bektaşi DAİM Salat ve Zikir üzre olandır... Yukarıdaki cümlede bir sır saklıdır.. "DAİM" sürekli, kesintisiz anlamlarına gelir.. yani bir can İKRAR (aleviliğe/ yola giriş Erkanı ) verdiği andan itibaren Mü'min kabul edilir...İkrar ceminden önce Can ‘a bir kez tarikat abdesti abdest aldırılır.. Ol Hakk’ın mekanı olan gönül temizlenir… Ruh arındırılır… Bu Kur'an daki Abdestir (Artık Birey Yola girmiş, geçmiş maddi ve manevi piliklerden arınmış kabul edilir.. Kur’an-ı Kerimdeki abdest Farzı böylece yerine getirilmiş olur. Ayetin batın anlamı budur. Hakk-Muhammed-Ali Yoluna girerken, tarikat abdesti alan can her daim dilinde Hakk-Muhamme-Ali salatıyla (Duasıyla) yaşar...Yani her an temiz olmak gerekir... Her an temiz giyinmek gerekir.. bu manada sadece belli vakitlerde değil, Zahiri anlamda temizlik her an şarttır artık... Hz.Peygamber (s.a.v.) ‘in "Temizliğin İmandan gelir..." sözü Bu anlama gelir.. Dini Muhammedi'ye, ibadeti belli zamanlarda değil, Can (kul) her nefes alışında, her hareketinde, ister.. Bireyin yaşamının her safhasında Allah'ı anması esastır. Bu nedenle, salat ve zikir daimi ise temizlikte daimi olur... Belli vakitlerde temizlenmek diğer vakitlerde pis olmak Ayetin zahiri yorumlanması olur ki , alevi-bektaşi Batıni abdest yorumu bunu kabul etmez.. Alevi inancında, Allah insanda tecelli etmiştir. Yani insanın özünde Tanrı vardır. İnsan Yaratanın en öz, en saf parçasıdır. Bu durumda insan dış yani zahiri bedenini şeriat’a göre temizlerse sadece dış bedenini temizlemiş olacaktır. Vücut dediğimiz beden yok olucudur, ölümlüdür, halbuki Allah’ın parçası, özünden olan ve ölümsüz olan asıl kalıcı olan Ruh’tur. Bu durumda içsel yani batini olan Ruhun abdesti daha önemli değil midir? Düşünün bir kere ölümlü-yok olucu olan dış bedeni suyla temizliyoruz, ama asıl öz olan, Allah’ın evi olan insanın Kabe’si, secdegahı ve ölümsüz olan Ruhu kirli bırakırsak bu nasıl temizlik olur. Hangisi daha önemli sizce temizlik için sadece dış beden mi? Beyt-ül mamur dediğimiz gönül evi, ölümsüz olan Ruh temizliği, abdesti mi? Daha önemlidir? Bize göre ruh temizliği dış beden temizliği kadar hatta ondan çok daha önemlidir. Bir şeyin dışını temizleyip içini pis bırakmak o şeyin temiz olduğunu göstermez, ispatlamaz. İşte insanların asıl anlayıp, kavraması gereken budur. Eğer bunu anlayıp, kavrayamaz ve işin bu boyutunu yerine getiremezlerse, ne aldıkları abdestle ne de yaptıkları ibadetle Hakk’a ulaşamazlar. Aldıkları abdest ve yaptıkları ibadet zahiri olur ve şekilcilikte kalır. Bununla da yetinerek ömürleri boyunca ibadet yaptıklarını zannederler. İnsanlar yanlış yollardan giderek, her türlü haksızlıkları yaparak, ahlaksızlığa, zinaya, harama daha doğrusu bütün kötülükleri yapan bir insan, ne kadar dış beden temizliği yaparak, abdest alarak temizlenebilir? Tanrı’ya yakınlaşabilir mi? Bize göre hayır; bunları yapan bir kimse halkın ve Hakk’ın huzurunda temizlenmiş ve temiz sayılabilir mi? Sayılmaz, ibadeti de kabul olabilir mi? Yaratan bilir ama ne Hakk’ın ne de halkın huzurunda kabul görmez ve geçerli olmaz kanısındayız. Peki Ruh, iç beden abdesti nasıl olacak, Tanrı’nın evi olan, gönül Kabe’sini, binasını nasıl temizlemeliyiz sadece ibadette, sadece Allah’a yöneldiğimiz zaman mı yapmalıyız? Şimdi biraz da dilimiz döndüğünce, aklımız erdiğince, onun batini kısmını Tarikat abdestiyle birleştirerek açıklamaya çalışalım, anlatalım. Her dinin amacı insanları kötülüklerden arındırıp, iyi ahlakla donatıp ahlaklı insan yapmaktır. Alevi inancında dört kapı, kırk makam vardır. Aleviler Kuran’ı zahiri olarak değil, batini kısmıyla ilgilenir. İnancında da zahirilikten çok batinilik vardır. Bilindiği gibi Kuran’ın bir muhkem, bir de müteşabih ayetleri vardır. İşte ayrılık bu müteşabih ayetlerin yorumlayarak, yaşamlarına uyarlamasında ortaya çıkar. Hepinizin bildiği gibi dört kapı Şeriat, Tarikat; Marifet ve Hakikat kapılarıdır. Bu kapılar; Yunus suresinin 57 ayetinde belirtilmektedir. Mealen “Ey insanlar işte size rabbinizden bir öğüt (Şeriat), gönüller derdine bir şifa (Tarikat), inananlara bir kılavuz (Marifet) ve bir rahmet (Hakikat) geldi”. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli de tarikattan bahseder. Nedir bu tarikat, tarikat İslam tasavvufunun pratik yönüdür, dört kapı, kırk makamdır İbadete giderken dış bedenin suyla temizlenerek abdest alınması şeriatta olmaktadır ve zahiridir. Batini olarak iç bedenin, Ruhun; özün abdesti ise; hem normal yaşamda, hem de inançsal yaşamda, ibadette alınması gereken şu olmalıdır. 1-Önce insanı sevmeli, düşmanı dahi olsa insanı sevmeli, hatta bütün yaratılanı, yaratılmıştan ötürü sevmeli, 2-iyi ahlaklı olmalı, nefsini, gönlünü her türlü kötülükten arındırmalıdır. Yani nefsinden, gönlünden kini, kibiri, haseti, adaveti, şehveti, gıybeti, riyayı, kıskançlıkları, buğzu, tamahı, yalanı daha doğrusu bütün kötülüklerden temizlemektir. 3- Bütün bu tür kötülükleri, kalbimizden atarak saflaşarak temizlenmektir. 4- ruhsal bedenimizi arındırmaktır, alçakgönüllü, mütevazi olmak, Turab-toprak olmaktır. Ruha aynı zamanda can denilir, ama canın içinde bir sır saklıdır ki ona da canan denir. Canan sadece sevgilinin makamı değil kendisidir de, o halde canana ulaşmak için canı, dolayısıyla da ruhu da temizlemek yani demin saydığımız kötülüklerden temizleyerek abdestini aldırmamız gerekir. Kuran’ın Şems suresinin 9-10. ayetlerinde nefis ile ilgili olarak yüce Yaratan ne diyor. “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş onu kötülüklere gömen ise ziyan etmiştir.” Yine Yusuf suresinin 53.ayetinde “Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder.” İşte asıl önemli olan nefsin temizliği, abdesti; nefsin emrettiği kötülüklerden uzak kalmak, nefsin isteklerini, arzularını yerine getirmeyerek, nefsin kötülük olan emirlerini yerine getirmeyerek, nefsi kötülüklerden temizleyerek, nefsin abdestini aldırmaktır. Hz.Peygamber (s.a.v.) buyurur ki “Nefsini bilen Rabbini bilir” sözleri nefsimizi temizlememiz yönündeki en doğru yolu göstermektedir. DEVAMI VAR-1- |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi-Bektaşi erkanında abdest (Batıni Anlam)- BİRİNCİ BÖLÜM DEVAMI-
Alevi inancıda Batıni olarak tarikatta alınan abdest ise bir Hak, Muhammed, Ali ve Ehli beyt ile on iki İmam yoluna girerken ibadete (ceme) başlamadan önce topluluk önünde bu yola girmek ve yolun kurallarına uymak için ikrar (söz) vermektir. Başka bir deyişle Ele, Dile, Bele sahip olmak, ahlaklı olmak Bed-nefsi (Şeytani nefsi) terbiye ederek doğru yola (Hak yoluna) hizmet etmektir. En önemli savaş da budur. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhut savaşından sonra; “Küçük savaşları kazandık, sıra büyük savaşlarda” diye buyurunca sorarlar. -Ya Muhammed! Uhut cenginden büyük olan savaş da nedir? -Nefsimizdir. İşte ona karşı vereceğiz der. Yani Cihad-ı Ekber en büyük savaştır. Bakın Hallac-ı Mansur bu konudan ne anlıyor.Yani dinsel cihattan anladığı; nefse karşı yürütülen mücadeledir. Tutkulardan, müsriflikden, kötülüklerden arındırmaktır. Bunu da yapan mücattir. Aşık Daimi de şunları söylüyor; “Daimi’yim benliğime kanardım Ben beni görmezdim eli kınardım Kişiyi kendime düşman sanardım Nefsim bana düşman imiş bilmedim.” Yunus ise; “Adımız miskindir bizim Düşmanımız kindir bizim Biz kimseye kin tutmayız Kamu alem birdir bize” Tarikat yoluna girerken kişi yaptığı her şey için tövbe eder, bundan dolayı da Allah’a ikrar vermiş olur. Yaratanın yazılı Kelamı olan Kuran’ın Tahrim suresinin 8.ayetinde buyurduğu gibi “Ey insanlar yapmış olduğunuz suçlardan bir daha yapmamak kaydıyla tevbe ediniz” Bunun yani Allah’a verdiği ikrar abdestinin bozulması ise kişi gönlünden Allah’ı çıkarıp yerine hava ve heves girerse o abdest bozulmuştur, bunu da su ile temizlemek mümkün değildir. Tarikat abdesti bir de dört canın bir araya gelip de hem Allah’a hem de birbirlerine verdikleri, Musahiplik kavlindeki ikrardır. Tarikattaki temizlik, abdest iç temizliktir, nefsi temizliktir, öze önem vermektir. Şeriattaki abdest bozulursa suyla yeniden temizlenerek abdest alınır. Ama tarikattaki abdest bozulursa bunu suyla temizleyemeyiz. Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli buyurur ki; “Eliniz ayağınız kirli idi yıkayıp temizlediniz. Yüreğinizdeki kini, kibiri, hasetliği, şehveti su ile nasıl temizleyeceksiniz.” Yine devamla; “Şu şişeyi görüyor musunuz? İnsan bir şişeye benzer; bu şişenin içi pislikle doluysa bunun ağzını kapatıpta çeşmenin altında yüzlerce kere yıkasanız da bu temiz olamaz, yapılacak iş nedir? Bunun kapağını açmak, pisliği dökmek, şişenin içini yıkadıktan sonra da dışını yıkamaktır.” der ve devamla “Ey ki sen! Daima tövbecisin, ne vakit bu tövbenden, tövbe edeceksin onu söyle” Her türlü ahlaksızlığa, harama açık olan bir insanın temizliğinden bahsedebilir miyiz? Önemli olan ruh ve ahlak temizliğidir. Gerçek abdest; yıkandım, temizlendim, doğruluğu nefsimde özümsedim, hırsı, kıskançlığı, yalanı, şerri, buğuz, şirkten, tamahtan arındım, kalbim sıhhati, bedenim rahatı buldu ve ruhum nura kavuştu. Bu konuda Hüseyin Erdoğan dede şöyle sesleniyor. “Evvel şeriattır, yu bedeni Kirli Hakk katına durulmaz erenler. Her kim ki eylemez, tahir tenini Hakk ona elini vermez erenler. Beden temizliği bu işte yetmez Bununla abdestin nizamı bitmez. Bu kavl ile mümin Miraca gitmez Değme mümin bunu sezmez erenler Dede,tahareti derin söyleme Yalan, riya, şehvet, kibir eyleme Sabırsızlık,tama,haset eyleme Nefs havasına ruhsat vermez erenler” Bundan da anlaşıldığı gibi tarikat abdesti ruh ve gönül temizliğidir.Yine Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli buyurur ki: “Su hem arıdır, hem arıtıcıdır. Su arifler makamıdır.” Temiz su her hangi bir kaba girerse, o kap suya döner, pisliği dışarıda bırakır. Kendisini arıtamayanın, başkasını arıtamaz. Şeriatta elbise ve ten kirlenirse su temizler. Ariflerde su ile ten temizlenmez. Çünkü yıkayıcı arınmayınca, yıkadığı da arınmaz temizlenmez” İnsan gerek ki suya, su gerek ki abdeste, abdest gerek ki namaza, namaz gerek ki Allah’a yarasın” Öyleyse arif olanın içinde şeytani fiiller olmamalıdır. Adem pis olamaz, pis olanı da su temiz edemez. Asıl abdest, Alevilerin abdesti esas budur.Yani Allah’a muhabbet, sevgi arttı mı, hüzünde artar. Gözyaşıyla içimiz yıkanır, temizlenir. Hüzün bizi Allah’a yaklaştırır. Nefsimizi, özümüzü bütün kötülüklerden temizleyerek, Yaratanın evi olan kalbimizi, gönlümüzü, temizleyerek onu orada mihman etmektir. İşte abdestimiz alınmıştır derken şeriatta aldığımız abdest değil, Allah’a verdiğimiz ikrardan, Hak, Muhammed, Ali ve Ehli beyit ile on iki imam yoluna girip, onun yani tarikatın hem inançsal hem de normal yaşantımız da kurallarını uygulayacağımız konusunda verdiğimiz ikrardır, işte aldığımız abdestimiz budur. Kişi kendinden sorumludur, kimse kimseden sorumlu değildir. Sadece musahipler hariç onlar birbirlerinden ve her şeyleri ile sorumludurlar. Kuran’daki ayette de buyurulduğu gibi “Herkes kendi günahından sorumludur. Kimse bir başkasının günahından sorumlu değildir” Buna göre de herkesin aldığı abdest kendisine aittir. Kimsenin abdestini kimse almaz. Yola girerken abdest kişiye mahsusdur. Alevilikte musahiplik kurumu olduğundan, bunların aldıkları tarikat abdestinden dolayı musahipler birbirine bağlıdır. Bize göre geçmişte bu kurum çok sıkı bir şekilde uygulanıp denetlendiğinden, herkesin çoğunlukla musahip olmasından dolayı bizim abdestimiz alınmıştır denilmiş olabilir. Gerçi zamanımızda az da olsa musahiplik kurumu çalışmaktadır. Saygı ve Sevgilerimle yararlanılan kaynaklar: 1-ALi .Rıza Uğurlu, Aşk_ı Muhabbet 2-Prof. Dr. Niyazi Öktem-Louis Massıgnon Hallac-ı Mansur 3-Gazi üniversitesi,Hacı Bektaş Enstitüsü: (Hacı Bektaşı Veli;Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniyye |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Bir çok iftiranın aksine aleviliktede abdest vardır ve Alınısı aşagıdaki gibidir;
BELKİ BAZILARI ABDESTİN SADECE TEMİZLENMEK DEĞİL PEYGAMBERİMİZİN VE EHLİ BEYTİN ABDESTİ NE MAKSATLA ALDIĞINI ANLAR (YOL DA ERKANDA BİZİM DOSTLAR) ŞEKLEN NAZMAZIN KILINMASI Bİ ANLAM İFADE ETMEYECEĞİ GİBİ ABDESTİNDE SEKLEN ALINMASI BİR ŞEY İFADE ETMEZ. HACI BEKTAS-I VELİNİN DEDİĞİ GİBİ "İÇİ NECASET DOLU Bİ ŞİŞEYİ İSTEDİĞİN KADAR YIKA İÇİNİ YIKAMADIKTAN SONRA BOŞTUR" Tarikat abdesti, İkrar cemi (aleviliye-Yola kabul töreni) öncesi, can'ın İkrar'ın dan önce Rehber tarafından aldırılır.. ikrar devam ettiği müddetçe tarikat abdestti yenilenmez... (tarikat abdesti bir kereliğe mahsustur Yoldan düşmekdikçe tekrarlanmaz.) Alınmış Abdestim aldırırlarsa kılınmış namazım kıldırırlarsa Sizde şah diyeni öldürürlerse Bende bu yayladan şaha giderim (Pir Sultan Abdal) Tarikat abdesti yola girecek cana rehber tarafından aldırılır ve aldırılırken çeşitli tavsiyelerde bulunulur: a) Ellerini yıkatırken " ey talip! ezelden bu ana gelinceye kadar Tanrı'nın yasak ettiklerine el sürdünse cümlesinden arı olmak için ellerini yumak Cenab-ı resul'un sünneti seniyesidir YIKA! b)Burnunu yıkatırken "ey talip! Elest Bezmin'nden bu ana gelinceye kadar kokladığın iğrenç kokuların giderilmesi için burnuna su vermek Muhammed Mustafa'nın sünneti seniyesidir. YIKA C) Yüzünü yıkatırken "Ey talip! Ezelden bu ana kadar yüz kızartıcı işlerin cümlesinden arı ve beri olmak için yüz yumak Cenab-ı Hakk'ın farzıdır. YIKA! D) Kollarını Yıkatırken: "Ey talip! Bu ana gelinceye değin kol sarmış olduğun yasaklarının cümlesinden temizlenmek için kollarını yumak Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır YIKA! E) Başını mest ettirirken: "Ey talip! Baş abanın en değerlisidir. Gövde insanı tasıyıcı, baş bilip anlayıcıdır. Akıl ve fikir başta gerekir. Bu ana değin akılsızca yaptığın işlerin, işlediğin suçların cümlesinden arı ve beri olmak için basını YIKA!... Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır. F) Ayaklarını yıkatırken: "Ey talip! ezelden bu ana kadar tanrı rızasına uymayan günah ve suça götürür yerlere vardın ise cümlesinden arı ve beri olmak için ayağını mest edesin. Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzıdır. Rehber kurulanması için talibe havlu verirken: " ey talip! ervah-ı ezelden, nahn ü kasemnadan bu yana gelinceye kadar işlemiş olduğun şirk ve hatadan, masiva çamurundan silinip pak olmak içindir. SİL!" Ardından "Ey talip! Bu yıkanan yerleri temizlemekten maksat, bu uzuvların ile yapılmış suç ve başkaldırmaların var iseseni ve oralarını bunlardan temizlemek içindir. Bu abdest, İmam cafer-üs Sadık erkanındandır. cenab-ı hakk erenler abdestinde sabit kadem eyleye Allah, eyvallah. HU DOST" Allah Eyvallah... Gerçekler Demine Huuu Diyelim.. Alevi-Bektaşi Erkanına göre Namaz anlayışı ise şöyledir... Alevilerin Ayin-i cem de kıldıkları namaz, iki rekat olup, sadece farzlar vardır. sünni namazındaki sünnetler burada yoktur. Alevi namazında şekilden ziyade öz önem taşımaktadır. Alevi namazında secdenin nasıl olması konusunda bakınız İmam Caferi Sadık'n buyruğunda neler deniyor? Alevi, ayini cem de namaz esnasında baş secdede iken, kendi kendini dara çeker, o ana değin yaptıklarını ölçer, yargılar kendi özü ile yüzleşir, hiç kimsenin tanıklığı olmadan, şikayeti bulunmadan özünü yargılar, ve de kendi suçunu kendi gözü ile görür. Secde bir çeşit aynadır. Çünkü secde de sadece tanrı ve kişinin kendi vicdanı vardır. O Tanrı ki her şeyi görücü ve bilicidir. Bu nedenle Alevi ölmeden ölür, hesabını burada verir ve öle gider öte tarafa, yine bu nedenledir ki ayin-i cem başlarken pir herkesin birbirinden razılık almasını şikayeti suali olanı olup olmadığını cemaate sorar. Alevi namazında kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir). Hakkın evi gönüllerdir. Çünkü Alevi anlayışında, aynı Mekke de hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, Aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa'nın kıldığı gibi..... Yüce Allah hepinizin kıldığı namazı Kırklar namazı niyetine kabul ve makbul eyleye , Allah Eyvallah, şeyhen İllah. Hu diyelim gerçekler demine... saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli Canlar,
Bir takım forumlarda Alevilik islam dışı gibi gösterilmeye Salat'n da (namaz) , abdestinde alevilikte olmadığı konuşulmaktadır.... Şimdi namaz yada alevi- bektaşi terminolojisiyle Niyaz konusundaki gerçekleri sunalım.. Öncelikle Namaz kelimesinden başlayalım; "Namaz" kelimesi türkçedir. Bize farsça dan "NEMAZ" KELİMESİNDEN geçmiştir. Dolayısıyla Kur'ran da "namaz" kelimesi yoktur. Kur'an da... İnsan-ı Kamil seviyesine ulaşmak için kulların herşeyin yaratıcısı olan Tanrı'ya ibadet etmeleri tavsiye edilir (bu ayetlerin genelde sonunda BUNU YAPMANIZ HAYRINIZADIR DER) İBADET ise, orjinal haliyle Kur'ran da iki şekilde yer alır. Bunlar; SALAT yani... "bedenen yapılan ibadetler" ki buna alevi-bekataşi islam anlayışında NİYAZdır.... Diğeri ZİKİR "dil ile yapılan ibadetler.... Peygamber Efendi'miz salatın sadece bir çeşidi olan Namazı göstermiştir.(İbadetin sadece namazdan ibaret olmadığını; salat yada zikirin birbirine üstünlüğü bulunmadığını bunların Allah'a ulaşmak için birer vasıta olduğunu dile getirmiştir) Kur'ran da salatın bir çeşidi olan namaz da üç unsurun mutlaka...(kıyam, secde ve rukü) bulunması gerektiği belirtilmiştir. Yani bizim Ayin-i Cemlerde kıldığımız namaz gibi, (Ayin-i Cem'lerde tevhid kısmında... Peygamber'in mihracını (Miraçlama kısmı da denir) anlatan değiş-Nefes'lerde.. Dede-baba ile birlikte Bütün Cemaat ayağa kalkar.. Rukuya eğilir.... Sonrasında secdeye varır... (her perşemde saaat 20. 00 civarında CEM Tv 'dede bu vardır... izleyin) Dede-baba Cemate izin verdiğinde... Tekrar eski konuma gelinir.. Bu iki rekat sünni namazıyla aynıdır... Namazın zamanı konusuna ve mecburiyeti konusuna gelince, Allah ibadetin şirkten uzak ve tam teslimiyet içinde riyadan ayrılmışını kabul eder... Kur'anda namaz için açık olarak sabah erken.. gün ortası... ve gece.. vakti önerilir.. (Bahsedilen zamanlar ibadet için arab yarım adasında en uygun vakitlerdir. Şöyleki sabahın erken vakti insanın zihni boş olur. Kendini tamamen ibadete verebilir ki... Gün ortası.... Arap yarım adasında sıcaklıktan dolayı günümüzde bile bütün işlerin bırakıldığı insanların tamamen dinlenmeye çekildiği andır. Gece vaktide insanlar artık işlerini ve güçleini bırakmışlar evlerine dönmüşlerdir kendilerini ibadete verebilirler. Yine bu konuda da...Kur'ran ibadet için en uygun zamanın gece olduğunu ve hatta yanlız basına yapılanının daha makbul olduğunu söyler. Yani Kurran İbadetin bu saatlerde yapılmasını tavsiye etmiştir. AYETTE HER GÜN BU SAATLERDE İBATEDİN YAPILACAĞI İBARESİ YOKTUR. AYRICA AYET ARAP YARIMASI KOŞULLARINDA İNDİĞİ İÇİN ZAMANLARDA ORAYA GÖREDİR. AYET DEĞİŞİK COĞRAFYALARA GELENEKLERE VE GÖRENEKLERE GÖRE GÜNÜN KOŞULLLARINA GÖRE YORUMA AÇIKTIR... Alevi -Bektaşi islam anlayışı Namazı Zikirle Birleştirmiştir. Farz olan namaz.. Riyadan.. şekilcilikten uzak olarak tam bir teslimiyet içinde.. Ayin-i Cemlarde kılınır.... Ayin-i cemler ise Genellikle Hafta da en az bir kez (perşembeyi Cumaya bağlayan akşamları= Buna 48 perşembe ibadeti denir.. Sünniler bunu cuma günleri ve öğle namazıyla birlikte kılarlar ) farzdır.. Bu, topik bu iddialara yanıttır. Saygılarımla, Degerli Canlar |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Namaz/Niyaz=Salat;
Kelime anlamı olarak teslim olma anlamı tasır. Namazın, hem sünni islam ekolünde hem de alevi islam ekolünde peygamberin mihracı esnasında farz kılındığı kabul edilir. Namazın nasıl kılınacağına ilişkin olarak Kur'anda bir hüküm yokken ayetler incelendiğinde 3 temel hareketin olduğu (ruku-secde kıyam) görülür. Namazın zamanı ve sıklığı konunda ise açık bir hüküm olmayıp tartışmalar mevcuttur. Kur'an namaz için en uygun zamanların sabah erken, gün ortası ve akşam olarak göstermiştir. Fakat namazın her gün bu vakitler de kılınacağımı yoksa ibadet yapılacağı zaman bu vakitlerin mi tercih edilmesi halen tartışmalıdır. Peygamber ve Ehli Beyt'e bakıldığında ise namazın 2 rekat olarak 3 vakitte kılındığı ve hatta geceleri de zamanınlarının büyük kısmını namaz ve namaz sonrası tefekkürle geçirdikleri bilinmektedir. Fakat konu ile ilgili Bir hadisi şerif ise şöyledir: Mekke'nin fethinden sonra peygamber bir mescide gider... Orada bir grup insanın sürekli cami de kaldıklarını ve zamanlarını namaz kılarak geçirdiklerini ögrenir ... onların neyle geçindiklerini sorar.. Oradakiler... çevredekilerin yiyecek verdiklerini kendilerinin ise çalışmadıklarını ve kendilerini Allah'a adadıklarını söyleler. Bunun üzerine Peygamber selam vermeden oradan ayrılır. az ilerde yerde çer çöple uğraşan bir divane görür ve ona selam verir. yanındaki sahabeler şasırır ve peygambere; --- Ya Resullah, neden Camide kendilerini Allah'a adayan o insanlara selam vermedin de, buradaki şu divaneye selam verdin? Peygamber en büyük ibadetin çalışmak, kendi rızkını çıkarmak olduğunu söyledi.. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu hatırlattı... Yine bir başka Hadis'te ibadetin şekli üzerinedir; "Hz. Musa çölde idi. uzaklarda bir çoban gördü... Çoban taklalar atıyor garip şekillerde bulunnuyordu.... Hz. Musa çobanı yanına çağırdı... ne yaptığını sordu... O da mahçup bir şekilde ibadet yaptığını söyledi... Hz. Musa çobana böyle ibadet mi olur? idye kızdı azarladı... Tanrı, Hz Musa ise 40 gün konuşmadı... ---Musa ne suç işlediğini anlayabilmek ve af dilemek için bu 40 gün Tanrı'ya yalvardı.. Tanrı: O çobana neden kızdın? O benim için ibadet etti.. Onu kabul edecekte olan de ret edecek olanda benim... Degerli Canlar.... İbadet Yanlız Allah için yapılır.. ve O'nun rızası için yapılır.. kimsenin Allah yerine geçip.. ibadete şekil koyma şöyle yapın , böyle yapın deme hakkı yoktur... Ve ibadetin şekli şemali olmaz... Peygamber Efendimiz'in kıldığı namaz esas itibairyle bizim Ayin-i Cemlerimizde kılınmaktadır... Şöyleki.... Ayin-i cemlerin Miraclama kısmında namaz kılınır (değiş okunurken ayağa kalkma, kıyam ve secte) iki rekat olarak kılınan namaz aleviliktede vardır. Saygı ve Sevgilerimle... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar..
Çoğu bilinenin aksine Alevi-Bektaşi erkanında da namaz vardır.... Namazı bilenler ise bu seferde.. Neden halka namazında sizler birbirinizin yüzüne bakarak namaz klıyorsunuz? der...veya kabeye neden dönmüyorsunuz? Bu suallere Kur'ani cevaplar vererek.. başlayalım.. ama önce namaz (Niyaz) ın Alevi-Bektaşilikteki anlamı üzerinde duralım.. Alevilerin Ayin-i cem de kıldıkları namaz, iki rekat olup, sadece farzlar vardır. sünni namazındaki sünnetler burada yoktur. Alevi namazında şekilden ziyade öz önem taşımaktadır. Alevi namazında secdenin nasıl olması konusunda bakınız İmam Caferi Sadık'n buyruğunda neler deniyor? Alevi, ayini cem de namaz esnasında baş secdede iken, kendi kendini dara çeker, o ana değin yaptıklarını ölçer, yargılar kendi özü ile yüzleşir, hiç kimsenin tanıklığı olmadan, şikayeti bulunmadan özünü yargılar, ve de kendi suçunu kendi gözü ile görür. Secde bir çeşit aynadır. Çünkü secde de sadece tanrı ve kişinin kendi vicdanı vardır. O Tanrı ki her şeyi görücü ve bilicidir. Bu nedenle Alevi ölmeden ölür, hesabını burada verir ve öle gider öte tarafa, yine bu nedenledir ki ayin-i cem başlarken pir herkesin birbirinden razılık almasını şikayeti suali olanı olup olmadığını cemaate sorar. Alevi namazında kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir). Hakkın evi gönüllerdir. Çünkü Alevi anlayışında, aynı Mekke de... hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, yada Aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa'nın kıldığı gibi..... Niyaz cemal cemaledir (yüzyüze) İsmi Şah Bism-i Şah Allah Allah, hayırlar fet ola, şerler def ola Hak-Muhammed-Ali yol göstericimiz ola, Gerçeğin demine hu diyelim... " Ben size şah damarınızdan daha yakınım" ( Kaf Suresi 16. ayet) " Üç kişi bir araya gelirse, dördüncüsü benim. Dört kişi bir araya gelirse, beşincisi benim." ( Mucadile Suresi 7. ayet) Degerli Canlar.... Alevi Bektaşi İnancında Tanrı İnsandan ayır değildir... Bu nedenle Ayin-i Cemlerde cemal cemal'e Niyaz olunur... Doğuda Tanrı'nındır Batı da Tanrı'nın. Her ne yöne baksan.. Gör Tanrı cemalin Ne Tarafa dönersen bil ki.. Hakk'ı görürsün Tüm varlıklarda O vardır. Doğru bakarsan görürsün Şüphe yok ki Tanrı'nın Rahmeti bol. Lütfu Bol O her şeyi Bilendir. yeter ki sen kutlu ol. (Bakara suresi: ayet 115) Yüce Allah hepinizin kıldığı namazı Kırklar namazı niyetine kabul ve makbul eyleye , Allah Eyvallah, şeyhen İlallah. Hu diyelim gerçekler demine... Saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar..
Şimdide Alevi-bektaşi İnancındaki namaz/niyazın genel özelliklerini inceleyelim.. Alevi-bektaşi islam Ekolünde, Namaz İbadeti, "cem" adını almaktadır. Namaz'a "halka namazı" yada "Niyaz" adı verilmektedir. Cem ibadeti İslam ve Kur'an daki namaz buyruğunun uygulanma biçimdir. Teolojik olarak kaynağı Kırklar meclisidir.. icra edildiği mekan Cem Evleridir. Genel Özellikleri: 1-Alevi-bektaşi islam ekolünde namaz Allah2a yakarış ve dua etkinliğidir, ibadettir. bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarakta yapılabilir. 2-Namazın ( Dua/zikir anlamı ötesinde, bedensel olarak yapılan ruku-Secde-kıyam dışında ) belli bir şekli ve şemali yoktur. her toplum kendi kendi kültürü/gelenekleri belli bir şekli içerisinde bir takım şekiller oluşturabilir. asolan niyettir. 3-Namazın zaman ve mekan sınırlaması yoktur.. bu anlamda günlük beş vakit yada üç vakit namaz söz konusu değildir... bu anlamda sünni/şii namazlarındaki vakit ve şekil unsurları tümüyle zorlama yorumlara aynı şekilde, Arap ve Fars halklarının kültürlerine dayanmaktadır. Bu nedenle namazı belli bir şekle hapsetmek, Kur'ani değildir... Kur'an da Allah yatarken, ayaktayken, otururken ibadet edilebileceğini net biçimde belirtmiştir. 4-Alevi-bektaşilerin namaz /niyaz (halka namazı) konusundaki geliştirdikleri içtihat ve yorum, mensup oldukları kültürün doğal bir sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslamın İbadet emrinin Alevi-bektaşi uygulama biçimidir. 5-Alevi-bektaşinin ibadeti cem ayinidir. başka türlü ibadet Alevi inanç kültüründe olmadığı gibi Alevi-bektaşi geleneğine de aykırıdır... 6- Cem ayini, İçerisinde barındırdığı "dara Durma" yani KIYAM, Tecella ve Temenna yine Rukü ve defelarca icra edilen secde... İslamın İbadet buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir. 7- cem Ayini dışında başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilmesi, asimilasyonu çabasından başka bir şey değildir. 8-Kur'anda vakit belirtilmeden, açıkça belirtilen tek İbadet Cuma İbadetidir. Alevi-bektaşilerin Cem Ayininin Yapılış vakti, yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Cuma İbadeti vaktidir... Cuma İbadeti vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin herhangi bir bölümünde İbadet ifa edilebilir. 9-Cuma namazı yada Cuma ibadeti Kur'an da Kadın-erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda, Alevi-bektaşi kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur'ansal buyrukla örtüşen Peygamber ve 12 İmam sünnetine uydgun bir ibadettir... Saygı ve Sevgilerimle |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar...
Bugün sünni anlayışta günlük vakitli kılanan namazı ele alacağız ve neden vakitli kıldıklarını, bu vakitli namazı neye dayandırdıklarını analiz edeceğiz.. Sünni namazları...belli vakitlerde olandır..Günlüktür belli zamanlarda kılınır... Sünni anlayış.. Namazın.. her gün, günde beş vakit kılınması zorunluluğunu aşağıdaki hadise dayandırır... " Peygamber, miraç'ta Tanrı'dan Mü'minler için günde elli vakit namaz buyruğu almış fakat dönüşte yolda hz. Musa'ya raslamış, Hz. Musa, Peygamber2e günde elli vakit namazın insanlara ağır geleceğini söyleyerek Tanrı'dan bunu indirmesini istemiştir. Hz. Muhammed, Hz. Musa'nın öğüdüyle yeniden tanrı katına gidip günlük namaz vakit sayısının indirilmesini talep etmiştir. Tanrıya her gidişinde beş vakit indirilmiştir... Hz. Musa, Hz. Muhammed'e daha da indirilmesi için tanrı katına tekrar tekrar gitmesini istemiştir.. En son beş vakte indirildiğinde bile hz. Musa aynı isteği tekrarlamış. fakat peygamber, bundan daha az sayıda vakit için tanrıdan ricacı olamayacağını belirtmiştir..." Böylece sünni islam anlayışına göre beş vakit namaz kesinleşmiştir... Bu rivayet sünni ekolün en güvenilir kaynakları kabul edilen BUHARİ'nin hadis kitabında ve daha bir çok sünni hadis kitaplarında nakledilir... Beş vakit namaza dayanak gösterilen bu uyduruk hadis öncelikle.. Kur'ana islama ve Allah'a ve de Peygamber'e hakarettir.. uydurma olduğu aşikardır... şöyleki... bu hadisi doğru kabul eden sünnilere sormak gerekir... 1- Tanrı, Peygamber bile olsa, birilerinin isteğiyle sürekli görüş değiştiren ve karar veremeyen bir varlık mıdır ki, elli vakti kademe kademe beşe kadar indirmiştir? 2- Hz. Muhammed, günlük elli vakit namazın kendi inanları için katlanılamaycak derecede zor olduğunu akıl edemeyen biri midir ki, hz. Musa'nın akıl vermesiyle hareket etmiştir? 3-Tanrı ve Hz. Muhammed namaz vakitleri ve sayıları konusunda Tanrı ile pazarlık mı yapmışlardır? 4-Hz. Musa, Tanrı ile Hz. Muhammed arasında pazarlık mı yapmıştır? 5-Hz. Musa, namaz vakitleri konusunda hem Hz. Muhammed'e hem de tanrı'ya etkide bulunan gerçek bir belirleyici midir? 6- Yoksa sünni İslam'daki günlük beş vakit namazın uygulamasının kaynağı Hz. Musa mıdır? 7- Tanrı günlük elli vakit namazın insanlar için güç olduğunu Hz. Musa olmasa anlayamayacak mıydı? Bu soruları yönelttimizi sünni ulema bize cevap olarak şu yanıtı vermekte.. "..Hazreti Peygamber'e isra gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi. Ey muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır.." (Buhari, salat, 76, Enbiya, 5) SİZCE SORULARIMIZA YANIT MIDIR BU CEVAP?..İKNA OLDUNUZ MU? BANA KUR'ANDAN SAPAN...HATTA KUR'AN İLE ÇELİŞEN BİR UYDURUK HADİS VE BU UYDURUK HADİSE DAYANAK YAPILAN UYDURUK BİR CEVAP OLARAK GELİYOR.. Saygı ve Sevgilerimle |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk... Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat... Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed... Kur'an-ı Kerim'in batıni yorumuna girerken...Hayırlar fet ola... Şerler def ola.. Hakk-Muhammed-Ali yardımcımız, yol göstericimiz... rehberimiz ola... “....Ey İnananlar, Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, Allah'ı zikretmeye koşun ve alım satımı bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır...." ( Cuma suresi 9) Ey İman edenler, Cuma günü ibadet İçin çağrı olunca size orada olun elbet Tanrı'yı zikretmeye koşun alış verişi, Bırakın. Buyruktur Tanrıyı ansın her bir kişi Eğer, bilirseniz bu daha hayırlı size Boş işleri bırakıp bir olunuz birlikte (Cuma Suresi-9-) Kur’an-ı kerimde genel anlamda namaz/Salat İbadeti için zaman ve mekan (cami yada mescid-cemevi) şartı yokken yani ibadet her yerde yapılabilirken… Belli bir vakit tayin edilip toplu olarak cemaatle Tanrıyı anma Cuma Suresi 9. ayette vardır. Kur’an’da hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça Cuma namazını farz kılmıştır. Cuma İbadetinin cemaatle farz kılınmasının sebebi Cuma hutbelerine dayanır.. Peygamber Cuma hutbelerinde İslamın ilkelerini anlatır.. kabilelerin başta kan davaları olmak üzere Probleriyle ilgilenir.. Herkesin birbirinden Rızalık alması ve hoşnut olması sağlanırdı. Böylece Toplumsal barış birlik ve beraberlik tahsis edilirdi.. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da Cuma namazının kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara farz kılınmış olmasıdır. Ancak Sünni ve Şii Müslümanlar bu gerçeği göz ardı ederek Cuma namazı sanki sadece erkeklere farz kılınmış gibi hareket etmektedirler. Ayet dikkatlice incelendiğin Cuma İbadetinin Tüm günü kapsadığı da anlaşılacaktır.. yani öğlen yada akşam gibi belli bir zaman şartı da yoktur. Sünni yada Şiilerin öğlen vakti Cuma ibadeti yapmaları sadece bir yorumdur. ALEVİ-BEKTAŞİ İSLAM ANLAYIŞINDA CUMA İBADETİ Kur’an’ın bu Tanrısal buyruğunu Aleviler, Bilindiği gibi Cuma günleri yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kadın erkek ayrımı yapmadan zikir ve salatı birleştirerek Cuma namazı (halka namazı) kılarak yerine getirirler. Kur'ran da ibadettin gece yapılanının daha makbul olduğu belirtildiği için, Alevi- Bektaşiler İbadeti gündüz değil, Perşembeyi cumaya bağlayan gece yaparlar... Eski takvimde ( Hicri ) yeni günün başlangıcının gün batımı olduğu gerçeği dikkate alındığında Perşembeyi Cumaya bağlayan akşamın Cuma günü içersinde yer aldığı görülecektir. Bu açıdan bakıldığında Alevilerce Cuma akşamları yani Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam yapılan Cem ayinleri Kur’an’daki Cuma namazı buyruğunun yerine getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir toplu dua etkinliğidir. Hiç kuşku yok ki, Cem ayini, Kur’an’da buyurulan toplu tapınmanın yani namazın Türk / Türkmen toplumlarınca şekle dökülmüş halidir. Sünni ve Şii Müslümanlar Cuma namazı adı verilen toplu tapınmada kadınlara yer vermezken Aleviler bu konuda da ne denli doğru bir uygulama içerisinde olduklarını göstermektedirler. Nitekim Hünkar Hacı Bektaş Veli şöyle buyurmaktadır. ‘‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde Hakk’ın yarattığı her şey bakın yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yoktur Noksanlık ve çirkinlik senin görüşlerinde...’’ Şimdi perşembeyi Cumaya bağlayan yapılan ayin-i cem hakkında bilgi verelim; 1-Sünni ve Şii islam ekolünde cuma günleri toplu ibadet anlayışı varken.. Alevi-Bektaşiler- Perşembeyi cumaya bağlayan gece ibadet ederlerdi.. Buna 48 perşembe " yada 48 Cuma ibadeti denir.. 2-Ayin-i Cem de halka namazı (İki rekatlık peygamber namazı)kılınır.. Niyaz edililir… peygamber Efendimizin sünneti ve İmam Cafer sadık Efendilerimizn içtihatı üzre. Cuma ibadetinde Toplumun sorunları dinlenir.. birbirinden hakkı olanlar dile gelir.. suçlu olanlar dar-ı mansura durur... Rızalık alınır... 3-Kırk sekiz Perşembe İbadeti... halkın tümünün katılmak zorunda olduğu bir ibadettir... 4-Allah aşkına semahlar dönülür.. Ehli beyt’in isimlerinin zikredildiği, Duvaz imamlar okunur... İmam Hüseyin aşkına göz yaşı dökülür... 4-Nur Suresi emri gereği Hakk-Muhammed-Ali aşkına yakılan Çerağ'ın söndürülmesiyle...Ayin-i Cem biter.. ki genelde Cem ibadeti, sabahın ilk saatlerine kadar...sürer.. 5-Kırk sekiz perşembe ibadeti bir yıl içerisinde yer alan 52 haftan 4 dört hafta içerisinde yani Muharrem ayında yapılmaz... Allah Eyvallah Gerçeğin Demine Hû diyelim.. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| abdest or niyaz or, alevibektaşi, ekolü, islam, namaz |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||