![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Bizden Biri |
Çeşitli kaynaklarda verilen bilgiye göre Afşin, Manici bir komutan olarak Bâbek el-Hürremi yakalıyor. Yani Afşin bir Manici olduğu gösterilmektedir. Oysa Afşin Manici değil, Zerduşti bir komutandır. Bâbek el-Hürremi’nin katledilişinden sonra Afşin’in tehlikeli bir Zerdüşti olduğu anlaşılıyor ve açlığa mahkum edilerek öldürülüyor.
Bilinenin tam tersi Afşin değil de, Bâbek el-Hürremi’nin bir Manici olduğudur. Ahmet Yaşar Ocak, “Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15.-17. Yüzyılar)” kitabının “İhtilalci Kitlesel Zendeka” başlığı altında sırasıyla: Mazdek’ten başlayarak, Eba Müslim harekatı dâhil, ve Eba Müslim harekatının devamı olarak tespitle, Nişapur'da ortaya çıkan Sindbad harekatı, daha sonra Türk İshak harekatı, ondan sonra Râvendîyye, Üstâd-ı Sis harekatı ve etkili olan el-Mukanna harekatı ve geniş kapsamlı ve 22 yıl süren Bâbek el-Hürremi ve Bâbek el-Hürremi ile ayni yıla denk gelen Mazyar b. Karin ihtilalci harekatlarının hepsi Manici, Mazdekçi harekatlar olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştur. Detaylarına daha sonra ayrı bir başlık altında girmek üzere, şimdilik Afşin’in muhakeme belgesini aşağıya aktarmakla yetineceğim. h-alibaba AFŞİN'İN MUHAKEMESİ (840, Bağdat) "Bu mesele, İslam tarihinin dinde sapkınlık (zendeka) konusunda hatırasını muhafaza ettiği en fazla yankı uyandıran davalardan biri olmuştur. Afşin 225/840'ta tutuklandı. Onu yargılamakla yükümlü yüksek mahkeme, Mu'tezile kadısı Ahmed b. Ebî Dâ'ûd, vezir İbnü'z-Zeyyât ve emniyet müdürü İshak b. İbrahim'den oluşuyordu. Afşin, atalarının dini Zerdüştîliği, Araplar'ın dini üzerine muzaffer kılmaya çalışmak, sünnet olmamak, bir puthaneyi mescid yapan imamı kamçılamak, Kelile ve Dimne'nin bir nüshasını bulundurmak, İranlı yandaşlarından kraliyet unvanları kabul etmek, boğulmuş hayvan eti yemeyi kesilmiş hayvana tercih etmek ve nihayet Mazyâr'ı isyana sevk etmekle itham olunuyordu. Sonunda zındıklık suçundan hüküm giydi ve Samarra'daki zindanda 841 Haziran'ında açlıktan ölüme terk edildi". Hcnri Laoust, Les Schismes dans l'Islam, Paris, Payot, 1965, s. 97 (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fı't-Târih, nşr. C. J. Tornberg, Leiden, Brill 1871, VI, 365-367) [1] (365) Mazyâr'ın kâtibi olup, Bâbek üzerine kazandığı zaferden sonra halife Mu'tasım yanında mevkii yükselen Afşin, Mazyâr'a bir yakınlık hissetmiş ve ona dostluk göstermiş, hatta onu Abdullah b. Tahir'le savaşmaya teşvik eden bir de mektup yazmıştır. Halife Mu'tasım Afşin'in bu işini tahkikata tabi tutunca, Afşin zehirli bir yemek hazırlattırarak Mu'tasım'ı ve komutanlarını davet etmiştir. Yemeği yiyen komutanların hepsi ölmüş, ancak Mu'tasım meselenin farkına vararak Afşin'i yakalattırmış ve ileri sürülen suçlamaları gündeme getirip onu mahkûm ettirmek Maksadıyla huzurunda bir mahkeme düzenlemiştir. Mahkeme meclisi, başta Muhmmed b. Abdilmelik ez-Zeyyat (vezir), îbn Ebî Dâ'ûd (kadı) ve İshak b. İbrahim (Bağdat şehrinin güvenlik şefi) olmak üzere, diğer ileri gelenlerin de katılımıyla halife Mu'tasını'ın huzurunda toplanır. Mu'tasım, hakkında söylenenlere karşılık versin diye Afşin'in huzuruna getirilmesini emretti ve veziri Muhammed b. Abdilmelik ez-Zeyyât'ı, İbn Ebî Dâ'ûd'u ve ileri gelenlerden İshak b. İbrâhîm ile diğerlerini de huzuruna çağırdı. İbnu'z Zeyyât halifenin adına tartışmacıydı. Daha sonra halife Afşin'in, Mazyâr'ın, bir Zerdüşt rahibinin (mûbed) ve Soğd'lu sınır komutanlarından biri (merzuban) olan İbn Berkeş'in (Türkeş?) huzura getirilmelerini emretti. Hemen arkasından İbn Abdilmelik, üzerlerinde paralanmış elbiseler bulunan iki adamı içeri çağırttı ve onlara "Meseleniz nedir?" diye sorunca adamlar sırtlarını açtılar; sırtlarının etleri soyulmuştu. Vezir Abdülmelik b. ez-Zeyyât Afşin'e "Bunları tanıyor musun?" diye sordu. Afşin "Evet, bu Usruşana'daki mescidi yapan müezzin, bu da imamdır. Her birine biner değnek vurmuştum. Sebebi de şudur: Ben (fetih sırasında) her topluluğu kendi dinlerinde serbest bırakmak üzere bu Soğd'lu komutan ile antlaşma yapmış ve bunun şartlarını kararlaştırmıştım. Böyle olduğu halde bu ikisi Usruşana halkının o puthanede bulunan putlarını dışarı atıp orayı mescit yaparak ahdimizi bozdular. Kendilerini döğmemin sebebi budur" diye cevapladı. Bunun üzerine İbn Zeyyat, "Peki, sendeki o altın yaldızla ve mücevherlerle süslü, (366) içinde Allah'a küfür bulunan kitap (Kelîle ve Dimne) hakkında ne diyorsun?" diye sordu. Afşin "Bu babamdan bana miras kalan bir kitaptır ve içinde hem İran edebiyatına ait parçalar, hem de gerçekten küfür vardır. Fakat ben bu edebi metinleri alıp küfre ait olanları terk ediyorum. O zaten bu şekilde süslüydü, ben kendim süsletmedim. Zaten bu tür ziynetlere de muhtaç değilim. Ayrıca bunun insanı İslam'dan çıkaracağını da sanmıyorum" dedi. Bu söz üzerine Zerdüşt rahibi (mûbed) ileri çıktı ve dedi ki: "Bu adam (Afşin) boğularak öldürülmüş hayvanın etini yiyor ve bunun kesilmiş hayvanın etinden daha lezzetli olduğunu iddia ederek beni de buna zorluyordu. Hatta bir gün bana, bu kavmin (Araplar) ona çirkin gelen her şeyini yaptığını; zeytinyağı yediğini, deveye ve katıra bindiğini, ancak sünnet olmadığını söyledi." Afşin "Bana şunun doğrusunu haber verin! Bir mecûsî (zerdüştî) olduğu halde bu adam (kesilmiş hayvan eti yemekle) dinine sadık mı oluyor? Oysa ben Halife Mütevekkil zamanından beri Müslümanım" diye çıkışınca oradakiler hep birden "Tabii ki hayır!" diye cevapladılar. O tekrar "Pekâlâ, o zaman onun şahitliğini kabul etmenin anlamı nedir?" diye sordu ve rahibe dönerek "Seni kendime yakın tutan ve sırrıma vâkıf eden ben değil miyim?" dedi. Rahip "Tabii ki!" deyince Afşin, "O halde sen dinine sadık değilsin ve sözüne de sadık olmuyorsun, çünkü sana tevdi ettiğim bir sırrı açıklıyorsun!" diye azarladı. Bundan sonra Merzuban öne çıktı ve (Afşin'e) sordu: "Ülkenin halkı sana nasıl hitap ederek mektup yazar?"[2] Afşin cevap verdi: "Söylemem!" Merzuban: “Uşrusana diliyle şöyle şöyle yazmazlar mı?" Afşin "Evet!" dedi. Muhammed b. Abdilmelik ez-Zeyyât, "Peki bunların Arapçadaki anlamı 'Filan oğlu filan kulundan tanrılar tanrısına' demek olmuyor mu?" deyince, Afşin "Evet!" dedi. Vezir "Müslümanlar hiç bu unvanları üstlenirler mi? Firavunluğa mı soyunuyorsun?" diye sordu. Afşin de "Bu onların Müslüman olmadan evvel dedeme, babama ve bana hitap ediş tarzlarıdır. Ayrıca ben kendimi doğrusu onların aşağısında göremem, çünkü bu onların bana olan itaatlarını sarsar" cevabını verdi. Sonra Mazyâr öne çıktı ve Afşin'e sordular: "Bu adamla yazıştın mı?" Afşin "Hayır" dedi. Bunun üzerine Mazyâr'a sordular: "Bu adam (Afşin) sana mektup yazdı mı?". O "Evet!" dedi, "onun kardeşi benim kardeşim Kuhyâr'a mektup yazdı ki 'Benden, senden ve Bâbek'ten başka bu 'Beyaz Din'e (Mübeyyiza, Zerdüştîlik) yardım eden kalmadı. Ama Bâbek aptallığından kendini öldürttü. Ben ölümü ondan uzaklaştırmak için gayret gösterdim, ama o yine aptallığından kabul etmedi ve tam içine düştü. Eğer ona karşı koysaydım, o topluluktan benden ve benimle beraber olan süvarilerden ve Necdeliler'den başka sana uyan olmazdı. Eğer senden yana olsaydım bizimle savaşacak ancak üç topluluk olurdu: Araplar, Mağripliler (?) ve Türkler. (367) Araplar zaten köpek gibidirler, önüne bir kırıntı atarsın, ondan sonra başına vurursun. Mağripliler ise onun başını yerler. Türkler'e gelince, okları bitinceye kadar onlar bir felâkettir. (Okları bittikten) sonra da atlarıyla sel gibi akarlar." Afşin: "Bu adam yalnızca kardeşimin onun kardeşine mektup yazdığını iddia ediyor. Bu beni ilgilendirmez. Maamafih bu mektubu ben ona yazmış olsaydım, onu benden yana çekerdim ve bana sadık kılardım. Sonra ensesinden yakalayıp tıpkı Abdullah b. Tahir'e yaptıkları gibi halifenin önüne getirirdim" dedi. Tam o sırada kadı İbn Ebî Dâ'ûd sözünü keserek onu azarladı ve sordu: "Sen temiz misin (sünnetli misin)?" Afşin, "Hayır!" dedi. İbn Ebî Dâ'ûd, "Peki seni bundan alıkoyan nedir? Oysa İslam'ın bütünlüğü bununla değil midir, bu pislikten temizlenmekle?" diye tekrar sordu.[3] Afşin "İslâm'da takiyye kullanılması yok mudur?" diye bir soru ile cevap verince İbn Ebî Dâ'ûd, "Elbette!" dedi. Afşin, "Cesedimden bu parçayı kesince ölürüm diye korktum" diye devam etti. İbn Ebî Dâ'ûd tekrar sordu: "Pekâlâ, sen mızrak ile yaralanıyorsun, kılıç darbesi alıyorsun, bütün bunların harpte olması seni engellemiyor, ama küçük bir deri parçasının kesilmesinden şikâyetleniyorsun, bu nasıl oluyor?" Afşin cevap verdi: "Ama bu söyledikleriniz harpte mecburen oluyor, buna sabrediyorum, öteki ise isteğe bağlı bir şey". Bunun üzerine İbn Ebî Dâ'ûd (oradakilere dönerek) "İşte, bu adamın işi sizin önünüzde ortaya çıktı" dedi ve hemen Afşin'in hapse konulması emrini verdi. Halife Mu'tasım ise hapiste ölünceye kadar ona çok az yiyecek ve içecek verilmesini buyurdu. Afşin'in evinde yapılan aramada, üzeri mücevherlerle ve ziynetlerle süslü, kulaklarında altın içine oturtulmuş iki kıymetli taş bulunan, tahtadan yontulmuş bir insan heykeli, bürosunda da Mecûsi kitaplarından bir kitap (Kelîle ve Dimne) ile içinde gerçek inançlarından bahseden başka kitaplar bulunduğu kaydedilir. Açlık tan öldükten sonra da, insanlar görüp ibret alsınlar diye Afşin'in cesedi asılmış, sonra evinde bulunduğu söylenen tahta putlar da üzerine atılarak yakılmıştır. Kaynak: Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda ZINDIKLAR VE MÜLHİDLER (15.-17. Yüzyıllar) Sayfa 335-336-337 ve 338. [1] İbnü'l-Esîr'den naklen yukarıya çevirisini koyduğumuz bu metni, Atıf Şükrü Ebû Avz da, bu çalışmada kullanılan Ez-Zendeka ve'z-Zenâdıka isimli eserinde yayımlamıştır (bkz. s. 132-136) . Ancak, İbnü'l-Esîr'in Kahire baskısını kullanan Ebû Avz'ın metnin de, Tornberg neşrinde bulunan bazı cümleler eksiktir. Yukarıdaki çeviri Tornberg'in metninden yapılmıştır. [2] Burada söz konusu edilen, Afşin'e hitap ederken bir hükümdar için kullanılan siyasal unvanlardır. Bu unvanların kullanılmasından halife rahatsızlık duymuştur. [3] Kastedilen, Afşin'in sünnetsiz olduğudur.
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. Konu h-alibaba tarafindan (03-20-2011 Saat 01:27 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||