![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Ozanları, Deyişler Alevi ozanlarına dair paylaşımların yapılabileceği alan. Deyiş, Deyişler. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli Agahi karışır kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş ile Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli 1860 - 1921. Şarkışla’nın Kılıççı köyünde doğdu. Asıl adı Veliyüddin’dir. Ancak genellikle Veli olarak bilinir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1875, ölüm tarihi ise 1916 olarak verilmektedir. Aslen Arapkir’den Şarkışla’ya göçen bir ailenin çocuğu olan Agahi, aşıklık geleneğini ve şiiri, asıl adı Mahmut Derviş olan Zileli Vacit’ten öğrendi. Bazı kaynaklara göre okur yazar olmayan ve Alevi dergahlarında kendini yetiştiren Agahi’nin şiirleri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde söylenmektedir. Şiirlerinde uzun bir süre Veli mahlasını kullandığından aynı adlı öteki şairlerle/aşıklarla karıştırılmaktadır. Agahi mahlasını ise ne zaman ve kimden aldığına ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Şarkışlalı Agahi genellikle dini içerikli taşlama konularına ağırlık vermesine karşın duygu ve sevgi şiirlerinden de birçok güzel örnek bıraktı. Dönemin Beyrut Valisi aracılığıyla Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından bir dönem Şarkışla Tahsildarlığı görevine getirilen Agahi, İstanbul’dan Rodos’a, Adana’dan Halep’e dek birçok yeri dolaştı. 1911 yılında Pınarbaşı tahsildarlığına geçti. Ancak bir süre sonra ayrılarak köyüne döndü. Sonraki 5 yıl köyünde yaşadı. Yakalandığı kolera hastalığından öldü. Bazı araştırmacılara göre, mezarı Şarkışla’dadır. Ayrıca yine Şarkışla ve Rumeli yörelerinde yaşamış Agahi adlı başka aşıkların olduğu varsayılmasına karşın bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | DoğAcAn (09-29-2009) |
|
|
#2 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dağıtır
Gam kasavet keder başa derildi Ancak bu yarayı yazan dağıtır Bu dert bize ta ezelden verildi Sinemdeki olan yürek dağıtır Gönül tutulmazdı her tuzak ile Ahir tutup bent ettiler bağ ile Dağ vurdular dağladılar dağ ile Dediler ki bizim yozun dağıtır Görmez misin şu Ferhat’ın işini Kerem sevda ile çekti dişini Ben de mesken edim bir dağbaşını Desinler ki bu dağ Mecnun dağıdır Dertli Kerem ile Behlül-i Dana Onlar aşk elinden oldu divane Agahi şuara olmuştur amma Saçma sapan söyler sözü dağıtır Diyerek Sofu sen kendini arif sanırsın Benden özge arif yok yok diyerek Sureti zahirde kafa sallarsın Oturur kalkarsın hak hak diyerek Güş eyle pendimi ey sofu zade Sen bu gönül ile kalırsın dağda Senin gibi gezer leylek havada Geçirir ömrünü lak lak diyerek Onda körsün eğer bunda kör isen Rah-ı erenlerden bihaber isen Yarın hakkın divanına varırsan Kovarlar dışarı çık çık diyerek Agahi’nin bu sözünde durmazsan Ebedi kör kalın meydan görmezsen Hacı Bektaş tarikine girmezsen Sonra canın çıkar hık mık diyerek Geldi Dost eline giden sail dur eğlen Muhabbetnamenin sırası geldi Mevlayı seversen hemen bir eğlen Şimdilik gönlüme burası geldi Gelmedi sevdiğim bilmem ne güne Tahammül kalmadı düne bugüne Hayal meyal yar gözlerim ögüne Sevdiğim kaşların karası geldi Nice yetimler var halli balınca Boynu eğri benzi sarı kalınca Çıkmaz bu dert benden ta ki ölünce Derler ki yürekte yarası kaldı Mektubum ol yare var böyle söyle Bunca hasiretlik kalır mı böyle Vacida eğlenme gel kerem eyle Vallahi Veli’nin göresi geldi Söyle Hasbi arzuhalim ol nazlı yare Candan cananıma var selam söyle Bu derdi zahmime eylesin çare Gül yüzlü yarime var selam söyle Gelsin şu halime bir rahim etsin Tarikat ilmini bir tarif etsin Her ne dek cürümüm varsa affetsin Adalet şahına var selam söyle Agahi ayrılık bize kisb ü kar Eriştir menzile hasbeten nikar Sevdiğim yadlara etme itibar Düşürme şanına var selam söyle. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
er Vakti*
Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Dedim hiç yapı yok senin yapında Oynanılmaz urganınla ipinde Dedim dahi çok mu duram kapında Dedi yok yok seni burdan sürmeli Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin Etim kebap ettin derimi yüzdün Aşık katletmeye silah mı dizdin Martini mavzeri bir dem sürmeli Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın Nöbetin bekleyin alır keşiğin Beklemeli bir sultanın eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Agahi karışır kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş ile Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli Var Hilebaz demişler bizlere amma Ne hilem var ne hileciğim var Kimisine baldan lezizim amma Kimine zehirden acılığım var Yüzümü çevirdim adü taşından Kaynıyor kazanım aşk ateşinden Değirmen döndürdüm gözüm yaşından Usta olamazsam suculuğum var Gahi usta eyler gahi suç eyler Gahi yara eyler gah ilaç eyler Hasılı dost beni eğlence eyler Yar ile böyle bir cilveciğim var Bak şu sofulara ne söylemişler Agahi Kızılbaş şair demişler Hacca gitmez deyi tan eylemişler Benim ise kunde hacılığım var |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | nihal84 (11-04-2008) |
|
|
#4 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
Agâhi, 1860 yılında Sivas’a bağlı Şarkışla ilçesinin Kılıççı köyünde doğdu. (Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1871, ölüm tarihi ise 1916 olarak verilmektedir). Asıl adı Veli olup şiirlerinde “Agâh” veya “Agâhi” mahlaslarını kullanmıştır.
Babası köyde “Moroz Kâhya” lakabıyla anılan Hamza’dır. Ailesi aslen Malatya kökenli olup Arapkir ilçesinin Mestmur köyünden Şarkışla’ya göçerek, Kılıççı köyünü yurt edinmişlerdir. Agâhi’nin çocukluğu köydeki diğer yaşıtları gibi hayvan otlatmakla, çift-çubuk işlerine yardım etmekle geçti. Delikanlılık çağına gelince Hardal Köyü yakınlarındaki Kerem Ali Baba Tekkesi dervişlerinden asıl adı Mahmut olan Zileli Vacit’le tanıştı. Derviş Mahmut güzel bağlama çalan, aşıklık geleneğini, halk şiirini bilen, tasavvuf konularında donanımlı bir zattı. Agâhi âşık geleneğini, eski âşıkların deyişlerini ve bu kültürün inceliklerini Derviş Mahmut’tan öğrendi. Önceleri Derviş Mahmut’tan öğrendiği usta malı deyişleri söyleyerek deneyim kazandı. Belli bir olgunluğa eriştikten sonra kendine ait şiirler söyleyerek ozan kervanına katıldı. Şiirlerindeki güçlü anlatımla da ozanlar arsında kendine iyi bir yer edindi. İlk şiirlerinde Veli mahlasını kullandı. Daha sonra ölünceye dek kullandığı Agâhi mahlasını aldı. Ancak bu mahlası ne zaman ve kimden aldığına ilişkin kesin bir bilgi yoktur. Agâhi şiirlerinde, en çok tasavvufla ilgili konuları dile getirmiş; bunun yanısıra taşlama, aşk, gurbet, doğa ve insan sevgisiyle ilgili konuları da ustalıkla ve duru bir Anadolu Türkçe’siyle işlemiştir. Çevresindeki olaylara duyarsız kalmamış, yaşadığı dönemle ilgili çok önemli bilgileri de şiir diliyle sonraki kuşaklara aktarmıştır. Bir süre aruz ölçüsüyle de şiirler yazan Agâhi daha sonra bundan vazgeçerek hece ölçüsüne yoğunlaşmıştır. Deyişlerinde Halk şiirimizin çok sevilen 11 ve 8’li hece ölçülerini kullanmıştır. Halk Edebiyatımızın önemli söz sanatlarından “cinas” a da şiirlerinde çokça yer vermiştir. Dönemin Beyrut Valisi aracılığıyla, Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından bir dönem Şarkışla Tahsildarlığı görevine getirilen Agâhi, İstanbul’dan Rodos’a, Adana’dan Halep’e dek birçok yeri dolaştı. 1911 yılında Pınarbaşı tahsildarlığına geçti, 1916 yılında bu görevden ayrılarak köyüne döndü. Sonraki beş yıl köyünde yaşadı. Yakalandığı kolera hastalığından kurtulamayarak 1921 yılında yaşamını yitirdi. Şarkışla’nın Garipler Mezarlığına defnedildi. Şiirlerinden Örnekler: - 1 - Seher vakti çaldım yarin kapısın Baktım yarin kapıları sürmeli Boş bulmadım otağının yapısın Çıkageldi bir gözleri sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Dedim: Hiç yapı yok senin yapında Oynanılmaz urganınla ipinde Dedim: Dahi çok mu duram kapında Dedi: Yok yok seni burdan sürmeli Dedim ki: Ne kadar yüzümden bezdin Etim kebap ettin derimi yüzdün Âşık katletmeye silah mı dizdin Martini mavzeri bir de sürmeli Şu kevn-ü mekanı tuttu ışığın Nöbeti bekleyen alır keşiğin Beklemeli o sultanının eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Agâh dolu içti kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş İle Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli - 2 - Gam kasavet keder başa derildi Ancak bu yarayı yazan dağıdır Bu dert bize ta ezelden verildi Sinemdeki olan yürek dağıdır Gönül Tutulmazdı her tuzağ ile Ahir tutup bend ettiler bağ ile Dağ vurdular dağladılar dağ ile Dediler ki bizim yozun dağıdır Görmez misin şu Ferhat’ın işini Kerem sevda için çekti dişini Ben de dolanayım dağlar başını Desinler ki: Bu dağ Mecnun dağıdır Dertli Kerem ile Behlül-û Dânâ Onlar aşk elinden oldu divana Agâhi şûara olmuştur amma Saçma sapan söyler sözü dağıdır - 3 - Dost eline giden sail dur eğlen Muhabbetnamenin sırası geldi Mevlâyı seversen hemen bir eğlen Şimdilik gönlüme burası geldi Gelmedi sevdiğim bilmem ne güne Tahammül kalmadı düne bugüne Hayâl meyâl yâr gözlerim ögüne Sevdiğim kaşların karası geldi Nice yetimler var halli balınca Boynu eğri benzi sarı kalınca Çıkmaz bu dert benden ta ki ölünce Derler ki yürekte yarası kaldı Mektubum ol yâre var böyle söyle Bunca hasiretlik kalır mı böyle Vacida eğlenme gel kerem eyle Vallahi (*)Veli’nin göresi geldi (*) Agâhi'den önceki mahlası. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | hasan19 (02-19-2009) |
|
|
#5 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
AGAHİ
Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli Agahi karışır kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş ile Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli 1860 - 1921. Şarkışla’nın Kılıççı köyünde doğdu. Asıl adı Veliyüddin’dir. Ancak genellikle Veli olarak bilinir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1875, ölüm tarihi ise 1916 olarak verilmektedir. Aslen Arapkir’den Şarkışla’ya göçen bir ailenin çocuğu olan Agahi, aşıklık geleneğini ve şiiri, asıl adı Mahmut Derviş olan Zileli Vacit’ten öğrendi. Bazı kaynaklara göre okur yazar olmayan ve Alevi dergahlarında kendini yetiştiren Agahi’nin şiirleri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde söylenmektedir. Şiirlerinde uzun bir süre Veli mahlasını kullandığından aynı adlı öteki şairlerle/aşıklarla karıştırılmaktadır. Agahi mahlasını ise ne zaman ve kimden aldığına ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Şarkışlalı Agahi genellikle dini içerikli taşlama konularına ağırlık vermesine karşın duygu ve sevgi şiirlerinden de birçok güzel örnek bıraktı. Dönemin Beyrut Valisi aracılığıyla Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından bir dönem Şarkışla Tahsildarlığı görevine getirilen Agahi, İstanbul’dan Rodos’a, Adana’dan Halep’e dek birçok yeri dolaştı. 1911 yılında Pınarbaşı tahsildarlığına geçti. Ancak bir süre sonra ayrılarak köyüne döndü. Sonraki 5 yıl köyünde yaşadı. Yakalandığı kolera hastalığından öldü. Bazı araştırmacılara göre, mezarı Şarkışla’dadır. Ayrıca yine Şarkışla ve Rumeli yörelerinde yaşamış Agahi adlı başka aşıkların olduğu varsayılmasına karşın bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Çopur (01-21-2010) |
|
|
#6 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dağıtır
Gam kasavet keder başa derildi Ancak bu yarayı yazan dağıtır Bu dert bize ta ezelden verildi Sinemdeki olan yürek dağıtır Gönül tutulmazdı her tuzak ile Ahir tutup bent ettiler bağ ile Dağ vurdular dağladılar dağ ile Dediler ki bizim yozun dağıtır Görmez misin şu Ferhat’ın işini Kerem sevda ile çekti dişini Ben de mesken edim bir dağbaşını Desinler ki bu dağ Mecnun dağıdır Dertli Kerem ile Behlül-i Dana Onlar aşk elinden oldu divane Agahi şuara olmuştur amma Saçma sapan söyler sözü dağıtır Diyerek Sofu sen kendini arif sanırsın Benden özge arif yok yok diyerek Sureti zahirde kafa sallarsın Oturur kalkarsın hak hak diyerek Güş eyle pendimi ey sofu zade Sen bu gönül ile kalırsın dağda Senin gibi gezer leylek havada Geçirir ömrünü lak lak diyerek Onda körsün eğer bunda kör isen Rah-ı erenlerden bihaber isen Yarın hakkın divanına varırsan Kovarlar dışarı çık çık diyerek Agahi’nin bu sözünde durmazsan Ebedi kör kalın meydan görmezsen Hacı Bektaş tarikine girmezsen Sonra canın çıkar hık mık diyerek |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Çopur (01-21-2010) |
|
|
#7 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Geldi
Dost eline giden sail dur eğlen Muhabbetnamenin sırası geldi Mevlayı seversen hemen bir eğlen Şimdilik gönlüme burası geldi Gelmedi sevdiğim bilmem ne güne Tahammül kalmadı düne bugüne Hayal meyal yar gözlerim ögüne Sevdiğim kaşların karası geldi Nice yetimler var halli balınca Boynu eğri benzi sarı kalınca Çıkmaz bu dert benden ta ki ölünce Derler ki yürekte yarası kaldı Mektubum ol yare var böyle söyle Bunca hasiretlik kalır mı böyle Vacida eğlenme gel kerem eyle Vallahi Veli’nin göresi geldi Söyle Hasbi arzuhalim ol nazlı yare Candan cananıma var selam söyle Bu derdi zahmime eylesin çare Gül yüzlü yarime var selam söyle Gelsin şu halime bir rahim etsin Tarikat ilmini bir tarif etsin Her ne dek cürümüm varsa affetsin Adalet şahına var selam söyle Agahi ayrılık bize kisb ü kar Eriştir menzile hasbeten nikar Sevdiğim yadlara etme itibar Düşürme şanına var selam söyle. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Çopur (01-21-2010) |
|
|
#8 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Seher Vakti*
Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Dedim hiç yapı yok senin yapında Oynanılmaz urganınla ipinde Dedim dahi çok mu duram kapında Dedi yok yok seni burdan sürmeli Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin Etim kebap ettin derimi yüzdün Aşık katletmeye silah mı dizdin Martini mavzeri bir dem sürmeli Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın Nöbetin bekleyin alır keşiğin Beklemeli bir sultanın eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Agahi karışır kanlı yaş ile Dost bulunmaz hayal ile düş ile Yetilmez menzile bu gidiş ile Hemen aşk atına binip sürmeli Var Hilebaz demişler bizlere amma Ne hilem var ne hileciğim var Kimisine baldan lezizim amma Kimine zehirden acılığım var Yüzümü çevirdim adü taşından Kaynıyor kazanım aşk ateşinden Değirmen döndürdüm gözüm yaşından Usta olamazsam suculuğum var Gahi usta eyler gahi suç eyler Gahi yara eyler gah ilaç eyler Hasılı dost beni eğlence eyler Yar ile böyle bir cilveciğim var Bak şu sofulara ne söylemişler Agahi Kızılbaş şair demişler Hacca gitmez deyi tan eylemişler Benim ise kunde hacılığım var |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Çopur (01-21-2010) |
|
|
#9 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hakkın Emri
Hakkın emri ile cihana geldim Muhammet’e kal u beli diyerek Ya Ali kapında kurbana geldim Kabul et kapının kulu diyerek Yine sen bilirisin benim halimden İnayet merhamet Sultan Balımdan Zikrin fikrin gitmez oldu dilimden Vird ederim Ali Ali diyerek Nasıl sevmeyeyim şahım Hasan’ı Hakkın habibinin kudret-ül aynı Severiz gönülden şahım Hüsey’n’i Bunlar has bahçenin gülü diyerek Aşkına düşeli Mecnun daneyim Yitirdim ben beni viran haneyim Ne aklım başımda ne divaneyim Şimdi deli oldum deli diyerek Niyazımı kabul eyle ilahi Ki sensin alemin peşti penahı Dilerim ki canın çıksın Agahi Hünkar Hacı Bektaş Veli diyerek
böyle garip düştüğüme bakma
böyle mahzun durduğuma... varsın ateşin suskunlukla beslensin benim de yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik.. ______içinden geldiği gibi yaşamalısın "herşeyi".. KıZıL DeLi
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Çopur (01-21-2010) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| agahi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||