![]() |
|
![]() |
|||||||
| Hamza Aksüt Hamza Ait Makalelerin Yayımlandığı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI |
Ağustos 2007. Suriye’ye ikinci kez gidiyordum. İlki mayıs 2004’teydi. Bir sempozyuma bildiri sunmak için gittiğim Nusaybin’den kaymakam eşliğinde Kamışlı kentine geçerek bir günlük bir gezi yapmıştık. (Nusaybin ve Kamışlı anılarımı bir başka yazıda anlatmak istiyorum.)
16 Ağustos’ta Hacıbektaş’taki törenleri izleyip Hacı Bektaş’ı ziyaret ettikten sonra 17 Ağustos’ta bir minibüsle Kayseri üzerinden Göksun’a vardık. Dede Garkınlıların Kızıltepe’den sonraki ünlü zaviyelerinden biri buradaydı. Gerçekten de Göksun, yolların kavşağında olması, su kaynaklarının bolluğu, dağlarla çevrili düz bir coğrafya parçası olması gibi nitelikleriyle Alevi zaviyeler açısından karakteristik bir konuma sahipti. Akşamleyin Göksun’da kaldık. Bu ara Mado dondurmasını Maraş topraklarında tatma fırsatını bulduk. Sabahleyin Göksun’dan hareket ederek Gaziantep üzerinden Kilis’e ulaşıp Suriye parası (Syrin) aldık ve kentte bir tur attık. Öğleden sonra sınır kapısına varıp işlemleri tamamladıktan sonra Suriye kapısına ulaştık ve dil problemi hemen kendini gösterdi. Bizi salona alıp çay ikram ettiler ve Azez kentinden Türkçe bilen birini getirdiler. İşlemlerimiz iki saatten fazla sürdü. Azez ve Nuppol (Bu kentte Şii-Türklerin yaşadığını söylediler.) kentlerini geçip Halep’e ulaştık. Bize tavsiye edilen Turist Otel’e yerleştik. Otel, Halep’in merkezindeydi. Otelin önündeki alanda bir gezi yaptık. İlk dikkati çeken şey, devlet başkanı Beşer Esat’ın resimlerinin hemen hemen her işyerinde ve alanda asılı olmasıydı. Yemeklerimizi kentin orta kesimini oluşturan Hıristiyan mahallesindeki lokantalarda yemeye başladık. Lokantalarda rakı dahil her türlü içki servisi yapılabiliyordu. Garsonlar, Halep’in kuzeyindeki Afrin kenti yöresindendi ve hemen hemen hepsi Kürt’tü. İngilizcenin yanı sıra ayrıca Türkçe de biliyorlardı. Yemekler bir hayli ucuzdu. Sekiz kişilik ve içkili bir menünün fiyatı 80 ile 100 liraydı. Menüde en az altı yedi çeşit yemek bulunuyordu. Türkiye’de bu tür lokantalarda aynı fiyat 1.000 liradan aşağı değil. Ucuzluk yemekle sınırlı değil. Örneğin, motorin fiyatı Türkiye’nin 1/14’ü kadar. (2008 yılına göre hesaplanacak olursa 1/20). Halep’in nüfusu 5.5 milyon. Büyük oteller ve bazı kamu binaları hariç, binaların neredeyse tamamı kesme taştan yapılı. Kent, Eski Halep ve Yeni Halep olmak üzere iki bölüm. Mahalleler etnik ve dinsel yapıya göre oluşmuş. Otelin önünde arkadaşlarla konuşurken kısmet (piyango) satan çocuk bize yaklaştı. “Abi Türk müsünüz?” dedi. “Evet, sen Haydariye mahallesinden misin?” dedim. “Nerden bildin abi?” dedi. “Dün biz Haydariye mahallesindeydik.” dedim. Arkadaşlardan biri cep telefonu fiyatlarını sordu. Çocuk, telefon fiyatlarından anlamadığını söyleyerek cep telefonunu çıkardı ve fiyatının 30 TL karşılığı bir tutar olduğunu söyledi. Cep telefonunun ekranında bir resim gözüme çarptı. Telefonu istedim. İmam Ali’nin resmiydi. “Bu kim?” diye sorduğumda, “Ali, bizim aşiretin resmi.” dedi. Adını sordum “Hüseyin” dedi. Biraz ötede kısmet satan çocuğu sordum. O da kardeşiymiş ve adı Hasan’mış. Öteki kardeşlerinin adını sorduğumda Zeynep adı da geçti. Güldüm. Arkadaşlardan biri niye güldüğümü sordu. “Başka bir konu” dedim. Birer ikişer kısmet aldık. “Abi bizim aşiret Lattakya (Lazkiye) tarafında çoktur.” dedi. Bir gün önce Haydariye mahallesine gitmiştik. Haydariye bir Türkmen mahallesi. Abdal nüfusu da bir hayli fazla. Bir giyim mağazasına konuk olduk. Urfa’dan göçme birisine ait. Dede Garkınlılarla görüşmek istediğimi söyledim. Bu isteğimin nedenini sordu. Dede sözcüğünden bir şey anlamadığını fark edince “onlar bizim şeyhimiz” dedim. “Abi onlar erkan-ı harp, siz ne dersiniz bilmiyorum, yani askerlerin başbakanı” dedi. Savunma Bakanı Hasan Ali Türkmeni’yi kast ediyordu. Daha sonra abisini çağırdı. Abisi bizi Dede Garkınlılarla görüştüreceğini söyleyerek ertesi güne randevu verdi. Ertesi gün telefonla aramamıza rağmen uzak bir yerde olduğunu söyleyerek sözünde durmadı. Anlaşılan biraz çekinmişti. Halep kalesinde çekim yapacağız. Bir taksiyi kılavuz tuttuk, kaleye ulaştık. 4-5 kilometrelik yolun taksi ücreti 1 liradan biraz fazlaydı. Sudan ucuz. Kale yığma bir tepe gibi. Çok geniş. Dibinde su kanalı var. Kalede restorasyon çalışması devam ediyor. Yedi Hak aşığından biri olan Seyit Nesimi’nin türbesini ziyaret ediyoruz. Arapça’dan başka dil bilmeyen vakıf görevlisi bize Nesimi hakkında bilgi vermeye çalışıyor. Nesimi’nin Azeri olduğunu söylüyor. “Nesimi Alevi miydi?” diyorum. “Hayır” diyor. “Sünni miydi” ve “Şii miydi” sorularını da “Hayır” diyerek yanıtlıyor. “Müslüman mıydı?” sorusuyla tepkimi fark ediyor ve gülüyor. Büyük bir aziz olduğunu söylüyor. Nesimi’nin oğlunun ve hizmetkarlarının mezarlarını gösteriyor. Mezar taşlarındaki yazıları okumaya çalışıyor. (Şimdiye kadar Bağdat yakınındaki Nesim köyünde doğduğu söylenen Nesimi’nin aslında Diyarbakır köylerinden birinde doğduğu ve Azeri olduğu iddiasının son yıllardaki araştırmalarda yer almaya başladığını belirtelim.) Afrin’de Bir Alevi Kasabası: Mabetli Afrin’in Mabetli kasabasına gideceğiz. Afrin, Halep’in kuzeyinde. Nuri Dersimi’nin mezarı Afrin’de. Sabah kahvaltısından sonra Türkiye sınırına doğru yol alıyoruz. Sola sapıyor, birkaç kasabadan geçip Afrin’e ulaşıyoruz. Yolun kenarındaki sebze meyve haline uğrayıp Mabetli’ye nasıl gideceğimizi öğrenmeye çalışıyoruz. Türkçe ya da İngilizce sorularımıza “Ez Gurmanç” diye yanıt veriyorlar ve Kürtçe konuşmaya başlıyorlar. Çok zayıf Kürtçemle ne dediklerini anlayabiliyorum. Mabetli’nin yerini bilmiyorlar. Sonunda Kırıkhanlı birini çağırıyorlar ve ondan Mabetli’ye nasıl gideceğimizi öğreniyoruz. Üzüm ikram ediyorlar. Afrin 50.000 nüfuslu bir kent. Kent halkının büyük bölümü Kürt. Kentte Kürt Yezidiler de var. Kadınlarda giyim kuşam son derece modern. Afrin’den çıkıp asfalt yol boyunca ilerledik. Her taraf zeytin ağacıyla kaplı. İp çekilerek dikilmiş gibi sıralı. Bir süre sonra Mabetli’yi gösteren levhaya ulaştık. Sola sapıp bir süre ilerledikten sonra Mabetli göründü. Düzlükten ayrılıp tepedeki kasabaya doğru tırmandık. Arabayı çarşıda park edip Üryan Hızır ocağı dedelerinden birinin evini sorduk. Bir dükkanı gösterdiler. Dükanda esmer, nur yüzlü, otuz, otuz beş yaşlarında bir adam oturuyordu. “Türkiye’den geliyorum, Malatyalıyım” dedim. Türkçe bilmiyordu. Malatya’yı anlamıştı. Adıyaman’ın Bulam kasabasındaki Üryan Hızırlılarla eskiden beri ilişkileri vardı. Adıyaman’ı pek bilmiyorlar, Malatya’yı biliyorlardı. (Adıyaman, Demokrat Parti zamanında Malatya’dan ayırıldı ve il statüsüne kavuştu.) Adam sandalyeden hemen kalkıp boynuma sarıldı. Evine telefon edip Malatya’dan misafirlerin geldiğini söyledi. Kürtçe bir şeyler konuşmaya başladı. Anahtarı alıp dükkanı kilitlemeye yöneldi. Ben yarı Türkçe yarı Kürtçe (ya da Tarzanca) dükkanı kapatmasına gerek olmadığını söylediysem de hiç dinlemedi. Arabayı alıp dar sokaklardan geçtik ve dedenin evine ulaştık. Taş yapının havlusundan içeri girdik. Kadınlar Kürtçe ve Arapça ‘buyurun’ anlamında Keremke ve Faddalü diyerek salonu gösterdiler. Salonda kimse yoktu. Biraz sonra dede geldi. Geleceğimizi duyunca tıraş olmuş, onun için bizi kapıda karşılayamamıştı. Dede Arapça ve Kürtçe konuşuyordu. Anlaşmakta bir hayli güçlük çekiyorduk. Belli etmemeye çalışarak bizim kimliğimizi ve amacımızı öğrenmeye çalışıyordu. Evin iki kızı (dedenin torunları) yanımıza geldi. Dede onların Türkçe konuşmasını istedi. Kızlar televizyondan öğrenmeye çalıştıkları Türkçe’yi konuşmaya utanıyorlardı. Köyde Türkçe bilen birisinin olduğunu söyleyip onu çağırmak için bizden izin istediler. Ben bu ara duvardaki fotoğrafları incelemeye başladım. Fotoğrafın birinde Bulamlı Hamo dedeyi göstererek Hamo dedim. O anda dedenin bize güveni geldi. Biraz sonra kapıdan içeri bir kadın girdi ve ‘hoş geldiniz’ dedi. Adının Zeynep olduğunu söyledi. Hatay’ın Kumluca kasabasından gelin gelmişti. Çok güzel çevirmenlik yapıyordu. Çekim yapmaya geldiğimizi, özellikle ziyaretleri, nişan ve düğün törenlerini çekmek istediğimizi söyledik. Kasabanın en ünlü ziyaretinin Baran Dede (Yağmur Dede) olduğunu söylediler. Çekim yapmak için yola çıktık. Zeytinliklerin ve üzüm bağlarının içinde ilerleyerek ziyarete vardık. Ziyarete yeni bir bina yapıyorlardı. Ekip başkanımız çimento fiyatlarını sordu ve yaklaşık 150 torba çimento fiyatı kadar dolar bağışında bulundu. Ziyarette beş altı yaşlı kadın ve erkek ile birçok çocuk vardı. Yaşlı kadının biri kurban getirdiği horozun tüylerini temizliyordu. Zeynep onlara Türkiye’den geldiğimizi söyledi. Bize soru sormaya başladılar. Kurbanı ne için adadığını sorduk. Son derece özgüvenli bir biçimde, “göreceksiniz, biraz sonra yağmur yağacak” dedi. Ziyareti çektik. Üzüm yedik. Kasabanın mezarlığını çekmek için yola çıktık. Kısa yoldan kasabaya yöneldik. Kasabayı değişik açıdan görüntülemek için ekip dağıldı. Zeynep, ben ve köylüler baş başa kaldık. Zeynep ekipte başka Alevinin olup olmadığını sordu. Sekiz kişiden üçümüzün Alevi olduğunu söyledim. Ötekileri sordu. Köylülere de anlattı. Gerek Zeynep’in gerekse köylülerin davranışları samimileşmeye başladı. Alevilik ve Aleviler konusunda televizyon programı yaptığımı söyleyince ilgileri bir kat daha arttı. Zeynep “hele, ben sizi bir yerde görmüş gibiyim.” dedi. Mezarlığa vardık. Afrin yöresine hakim bir tepeydi burası. Aşağıda, uzakta, zeytin ağaçları arasında bir ziyaretleri daha vardı. ‘Yol’ uğruna şehit olan birinin türbesiydi. Dedenin torunu olan iki kız mezar ziyaretlerini canlandırdı. Babaları ve anneleri birer ay arayla çok yakın zamanda genç yaşta ölmüştü. Mezarı üç kez öpüp alınlarını mezar taşına koyuyorlardı. Hepimiz duygulandık. Kızlardan birisi nişanlıydı. Mezarlıktan ayrıldık. Yolda son derece modern yapılmış evlerden birinin sahibi önümüze çıktı, bize ikramda bulunmak istedi. Zamanımızın olmadığını söyledik. Arkadaşlar Halep’e dönmek istiyordu. Zeynep, yemek hazırlandığını söyledi. Dedenin evine gittik. Sofraya oturduk. O da ne? Gök gürledi, yağmur atıştırmaya başladı. Pencerelerden içeriye toprak kokusu yayıldı. Ekip başkanı bana doğru mahcup mahcup baktı: -Hamza Bey, yağmur yağıyor, dedi. -Evet, gördüğünüz gibi, yağıyor hocam, dedim. Herkes birbirine bakarak güldü. Zeynep, neden güldüğümüzü dedeye anlattı. (devam edecek) |
|
|
|
| The Following 7 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Alibaba (03-13-2012), aris (08-27-2011), Ava Sipi (05-11-2010), ceritli (08-27-2011), Çopur (08-26-2011), hadimül fukara (08-27-2011), radyotamircisi (08-26-2011) |
|
|
#2 |
|
Üyemiz Bulunduğu yer: ankara
Üye No: 1662
Mesajlar: 90
Thanks: 138
Thanked 136 Times in 67 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi :
![]() |
"Bir gün önce Haydariye mahallesine gitmiştik. Haydariye bir Türkmen mahallesi. Abdal nüfusu da bir hayli fazla"
Hangi abdallar var. gerçekten var mı |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to radyotamircisi For This Useful Post: | Hamza Aksüt (08-27-2011) |
|
|
#3 | |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3343 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sayın radyotamircisi Sözünü ettiğim Abdallar, Kabak Abdallı. Sultan Samıt ocağının talibi. Haleb'in Haydariye mahallesindeler. Şam, Hama ve Humus'ta da Kabak Abdallı var. Zenaatkarlıkla geçiniyorlar. Rehberlik yapanları da var. Ayrıca, gerek Haleb'de gerekse Şam'da, hatta Hama ve Humus'ta Abdallar var. Bunların çoğunluğu Tencili Abdalı. Avuçan ocağına bağlı Seyit Ali ocağının talibi. Dedeleri Kızıldeli soyadını taşıyor, Antep'te oturuyor. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| 2007, ağustos, suriye |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Baslatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Suriye Gezisinden Anılar ( ıı ) | Hamza Aksüt | Hamza Aksüt | 0 | 01-09-2009 16:11 |
| 10 KASIM 2007 de ATATÜRK OLMAK... | çakılçakmaktaş | Atatürk | 1 | 09-08-2008 23:31 |
| 30 Ağustos resepsiyonu | Derman | Karikatürler | 1 | 09-03-2008 09:55 |
| Açılamayan Alevi Açılımı-25 Ağustos 2008 | mihrali | Alevilik Haberleri | 0 | 08-30-2008 01:49 |
| Memura Ek Zam Açıklandı-16 Ağustos 2008 | revolution_ist | Türkiye Gündemi | 0 | 08-16-2008 17:42 |
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||