![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik İnancı Alevilik inancına dair paylaşımların yapılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Alevi- bektaşilikte Ahiret anlayışı sünni ekolünden farklılıklar taşır; Alevi/Bektaşi ahiret korkusu ya da özlemi çekmez,Alevi- bektaşilikte teslim-i rıza anlayışı esastır.... yanlızca yanlış iş yapmaktan Hak-Muhammed-Ali divanına (Huzuru mahşere) suçlu çıkmaktan korkar. Bu nedenle, Pirinden yada dede-baba'sından nasip alır, geçmiş günahlarına tövbe eder, (dara çekilme-baş okutma erkanı) yeni bir hayata başlar. erenlerin, velilerin yolundan gitmeye çalışır. Böylelikle dünyada iken, dünya nimetlerini terk etmiş olur.
Aslı mervan olan ummana dalmaz Küfre meyledende aşıklık olmaz Müminin suali ahrete kalmaz Dünyada cevabın verebilirsen Pir Sultan Abdal'ım gonca gül olur Dört kapıdan sana daim gel olur Dünyadan ahrete doğru yol olur Verdiğin ikrarda durabilirsen [b]Ahirette ise hesabını veremeyeceği ve " Ah keşke dünyaya tekrar dönsekte bu günahları tekrar işlemesek!! ( Mü'minun Suresi 22/99-100)"[/B] dememek için bütün hayatını oruçlu, her anını Allah'ın huzurunda hisserek salat-ı daim olmaya çalışır. Ölmeden evvel ölmeye çalışır. Aşağıdaki değiş bunu oldukça güzel şekilde açıklar: Söz tesir eder mi kuru cesede? Talkını almalı burada insan. Münkir, Nekir sana sual sormadan, Cevabı vermeli burada insan. Sırat köprüsünü dünyada geçip, Kevser şarabını Ali'den içip, Ölmeden evveli,ahirete göçüp, Cennete girmeli burada insan. Bugün kör olanlar yarında kördür Hak-Muhammed Ali, mana da birdir. Ukba'da görürüm deme, küfürdür. Allah'ı görmeli, burada insan. Kazım oğlu Turgut olur mu baha. Oku kendi ruhun için Fatiha. Nedir Yasin, nedir sure-yi Taha. Bu sırra ermeli burada insan Yazan: Turgut KOCA Degerli Canlar, bu konuyla ilgili sizin görüşleriniz nelerdir? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi-Bektaşiler... Affedici, bağışlayıcı olan...Tanrı'dan korkmazlar... Bu yönüyle aşk derecesine varan Tanrı-Evren-İnsan sevgisiyle yoğrulmuş dünya görüşüne ve alışılmamış öte dünya anlayışına sahiptirler...
Alevilikte biyolojik ölüm bir yok oluş olarak kabul edilmez.. "Tanrı'ya yeniden kavuşmak" olarak kabul edilir.. Bu öğretiye göre... İnsan-Evren-Tanrı bir bütündür.. (vahdet-i Vucut: Evrendeki nesneler ve düşünceler tanrı'nın varlığından kaynaklanmakta ve bu durum (ölüm), varlığın (insanın) öze dönüşü olarak kabul edilmektedir.) Hakk'a yürüyen canın aslında ölmediği.. Tanrı'ya özüne geri döndüğü bir çok menkıbede de vardır... Bu anlamda sünni-islam inancında yer alan... korkutmalara, cennet inancına, cehennem inancına karşı çıkarlar... Bununla ilgili Ali İzzet baba'ya ait nefes aşagıdadır... Softa bizi Korkutma Ahiret ejderha merhane midir? nar-ı cehennemi bana gösterme Kim görmüş, kim yanmış narhane midir? katran kazanlarım kaynıyor dersin Sırat'ı mizanda kimi tartarsın Her mizanda kimi tartarsın Her adama kırk tane kız verirsin Yoksa cennet-i ala kerhane midir? Para vereni sırattan geçirdin Cennetlik ettin uçurdun Kimine şarap kimine rakı içirdin Orası inhisar meyhane midir? Yazan: Ali İzzet Özkan Alevi İnancı İnsanın saf ve temiz olarak Tanrı'dan geldiğine.. ve saf ve temiz olunca da (İnsan-ı kamil) tekrar Tanrı'ya dönöneceğine inanır.... Bektaşi inancında bu yüzden "Öldü" kelimesi kullanılmaz... "[B] Hakk'a yürüdü"[/b] kelimesi kullanılır.. Saygılarımla.. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi hesabını burda verendir... bektaşilikte baş okutma her yıl yapılan ve yenilenmesi gereken bir olgudur... bektaşi Can'ın ahlaka uygun olmayan bir davranısı olması, ihvandan birinin kendinden şikayetçi olması, bu Can'ın Ayin-i ceme girememesine neden olur. Alevi- Bektalikte nasip alma-baş okutma özellikle Hz. Muhammed'in "ölmeden evvel ölünüz" hadisine ve Fetih Suresinin 10. ayetine dayandırılır.
ALLAH ALLAH DOST EYVALLAH ŞEYHEN İLALLAH , HAK-MUHAMMED-ALİ KORUYUCUMUZ SAKLAYANIMIZ BEKLEYENİMİZ YOL GÖSTERİCİMİZ OLA İSM-İ ŞAH BİSM-İ ŞAH ALLAH ALLAH " O seninle el tutuşup sözleşenler var ya onlar gerçekte Allah ile biatleşiyorlar, Allah'ın eli onların elleri üstündedir. Kim ahdini bozar döneklik ederse, kendi alehine döneklik etmiş olur. Kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa Allah ona büyük bir ödül verecektir. (fetih Suresi 48/10) SAYGI VE SEVGİLERİMLE |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk... Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat... Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed... "...Cennet ile cehennem arasında bir perde Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde Cennet halkı, özleyip durdukları halde Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara Şöyle derler. Selam Size!..." (A'raf Suresi Ayet 46) "Kalsın benim davam Ulu divana kalsın..." Pir Sultan Abdal Huzur-u Mahşer de divanda oturan Yüce Er'ler vardır herşeyi bilecek... Herkesin yaptıkları önüne serildiğinde.. kiminin yüzü ak ve kiminin yüzü kara olacak... ve şefaat diye ellerini kaldırdıklarında.... Ol kimseleri görecekler ki.. Biri Muhammed.. Bir Ali... Biri Hasan.. ve biri Hüseyin.... Ol kimselerdir.. din günün sahihibinin yanı başında oturanlar...Ol kimselerdir cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak... ve cennet'e hiç kimse girmeden daha.... Giren ve girecek olanları Kevser havuzunun başında selamlayacak olan... Kimi şaşkınlığa düşecek... kimi hüsrana uğrayacak.. kimi pişman olacak... Ne mutlu Peygamber emaneti Ehl-i Beyt'in yolunda olanlara.. ne Mutlu men A'ref sırrına erenlere... Ne mutlu... Kur'an-ı Azimmüşan'a hak deyip... 3'ler... 5'ler... 7'ler... Kırklar.. ve Dahi seyidler sözünde duranlara... ol kimselere verdikleri ikrar'ından dönmeyenlere...kuşkusuz Hakk'ın Rızası Onların elleri üzerindedir... Onlar ki... Hakk-Muhammed-Ali adına İkrar alırlar ve Din-i İslama çağırırlar.. Müjdeler olsun... Ayin-i cem'de Muhammed Musatafa'yı yüceltenlere.. Müjdeler olsun Ali'el Mürteza'nın Velayetini kabul edip... Ululuğunu yüceliğini görüp Bilenlere..Müjdeler olsun... Hasan ve Hüseyin aşkına göz yaşı dökenlere.. Müjdeler olsun Ali evlatları.. Peygamber emanetleri... Ehli Beyt Nesli... Pir ve Mürşit'lerinin yolunda olanlara... ( Celal- abbas Erenler cem'inden alıntı...) Hz. Peygamber'den Rivayettir: "... Kıyamet günü, bütün insanlar başlarını kaldırdıklarında, fani alemde yaptıkları ve yapmadıkları ne bir eksik ne bir fazla önlerine gelecek, Ol kimseler ki alınlarında Hakk'tan emanet olan.. Nurlar saçılacak ve Yaradana geri dönecek.... Bunlardır Cenneti A'la ehli.... ve bunlar ol kimselerdir ki.. Kimi Hakk aşığı... kimi Ermiş... kimi sadıklar... Kimi hakk yolunda şehitlerdir... Ez cümle İnsan-ı Kamiller Ve Kimisi de ol yüce divanda hüsrana uğrayanlar olacaktır... Yüzleri kara olacaktır... Bunlarki.. Peygambere hakk demediler... Bunlar ki Peygamber'in Emaneti Ehl-i Beyt'e uymadılar... Oysaki uyarılmışlardı.. İki Emanete sıkı sıkıya sarılın diye... Uyun Veleyetin Nuru Ali'el Mürteza'ya diye... Ve yolunda olun Ehl-i Beyt'in diye... Ve yine kimisi de Kul hakkıyla geldi huzura...Bunlar ki..Hakk'ı bırakıp inanmayan ve başka İlahlar edinenlerdi ... Eliyle koymadığını alanlardı ... Kulağıyla duymadığını söyleyen dedikodu yapanlardı ... Ve bunlar Atalarına asi olanlardı... fani ömürlerine karşılık dünya hayatındaki zevk-ü sefayı, Sonsuz alemlerine değiştirenlerdi ... Ey zahid... Ermek istersen Hakk-Muhammed-Ali nuruna... "Eline... Beline... Diline... Sahip ol"... Budur din-i İslamın özeti ... Budur.. İnsan-ı kamil olmanın yolu... Allah Eyvallah |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Yine bu dünyanın geçiçi olduğunu bir imtihan yeri olduğunu Herkesin burda yaptıklarının karşığını orada çekiceğini söylemiyorlar mı? "...Pir Sultan Abdal asılmaya giderken..." "...Kalsım benim davam Ulu Divana kalsın..." demedimi.. Neresi bu ulu divan acaba? ve hangi dava cezasız olur... Ve dava sonucunda yapanın yanına kar kalır... "Cehennem dedikleri yerde Harda Ateşde yoktur.. Herkes Ateşini Burdan götürür..." Cennet kapusu açıldı Miskk ü anberler saçıldı Bağ u bahçede açıldı Gül Muhammed Ali'nindir.. Aynı şekilde sadece bu dünyanın gerçek olduğuna 60-70 yıllık bir yaşam sürecinden sonra toprak olup yok olacağımıza inanmaktır... Bu ise Küfrün ta kendisidir.. Alevi-Bektaşi İnancında "DEVRİYE" inancı ve buna ilişkin değiş ve nefesler vardır... Oysaki zahir (görünen ) her zaman aldatır... Erenlerimizin değişlerinde geçen tekrar tekrar dünyaya gelme... olayı ilk insanın yaratılmadan önceki durumunu evrenin yaratılmasını.. . ve akabini anlatır... Bu değişler ilk olarak "Berzah alemi=Ruhlar" aleminden bahseder... ve ademin nasıl var olduğunu dile getirir... Bilirizki bu dünya birkaç kez yok olmuştur ve yeniden (Nuh Tufanı gibi...) inşaa edilmiştir.. Alevi-bektaşi inancında bu yok oluş 7 kezdir... (yedi Kez dolup Boşalmıştır...) İşte Esasında bu değişler bunları da dile getirir.. yoksa cennetin cehennemin olmadığı... cezanın çekilmediği.. tekrar takrar dünyaya gelmenin ve cezanında burada çekildiği inancı Alevi-bektaşi inancında yoktur... Zaten bu şekilde bir inanışa sahip olmak.. bizden aşağı seviyede yaşayan insanların yada hayvanların... geçmiş hayatlarında suç işleyen ve şimdi de dünyaya cezalarını çekmek üzere gelmiş insanlar olarakak görmek gerekir ki ... sanırım ne kadar saçma bir düşünce olduğunu görmüşsünüzdür.... O zaman hiçbirimizin fakir.. zavallı insanlara acımamız..hayvanlara kötü davranmamız gerekirdi değil mi? Bu tür düşüncelerin bir kısmı.. Aleviliği Ateizme yaklaştırmak için oluşturulmuştur.. Bir kısmı da yeterli bilgi ve batıni bilgiye sahip olmayan yolda kalmış sözde dede-baba'ların uydurmalarıdır... Hiç şüphesiz herbiri ayrı sır içeren Erenlerimizin değişlerini herkes yorumlayamaz sırrına ermez... Bu genel açıklamalardan sonra bir sonraki mesajımda Yazınızdaki bazı tasavvufi kavramları açıklayalım Devamı var.. |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar...
Alevi-Bektaşi İnancında Ahiret kavramının.. cennet cehennemin var olup olmadığını daha önceki mesajlarımda ortaya koydum... Alevi Bektaşi'nin Ahret İnancı .... Kur'an-i Kerim'in ve Ehl-i Beyt'in ve onların yüce soyu rehberliğinde Ölmeden önce ölmeyi... Hesabını burada verip.. insan-ı Kamil olmayı (Olgun insan). İnsan-ı kamil olup Hakk'la bir olmayı Hakikat makamına gelmeyi ve sırlara ermeyi amaçlar... Yoksa cennet ve cehennemin reddini.. Ulu divanı yok saymayı ve Mahşeri inkarı değil... Özetlersek Alevi Bektaşi Cennet ve cehennemin olduğu hesap günün varlığına iman etmiştir.. ve Ulu Divanda peygamberle birlikte Hz. Ali'nin Ehl-i Beyt'in bulunacağına inanır.. bununla ilgili Kur'an ayetlerini sundum (Men Are'f Sırr-ı" isteyenler geçmiş mesajları inceleyebilir tekrar etmek istemiyorum... Fakat Buna karşın... ilm-i ledun Can'ın da dile getirdiği Alevi-bektaşi ulularımızın değişlerinin yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkan bir durumda söz konusudur.. Hiç kuşkusuz bu durum Değişlerimin ve nefeslerimizn batın anlamını bilmeyen... Doğrudan olduğu gibi anlayan kişilerin yanılmalarından kaynaklanmaktadır... ve belirtmek gerekirki.. Tasavvuf tabirlerinin Mürşitlerin dışında yorumlanması o kimseleri kafirliğe ve şirke götürür... Degerli canın Mesajında geçen tasavvuf tabirlerinin açıklamalarını ise verelim... Haydan gelip HÛ ya varmak: Tasavuf dilinde...kişinin amacı Hakk'ı bulmak.. yaşarken... Hakk'ın sırlarına ermektir... Ve her birey.. 4 Kapı Kırk makam 'dan geçerek Hakkı bulmalı.. Hesabını Ulu divandan önce burda vermeli "Ölmeden Önce Ölmelidir"...ve Hakk-Muhammed-Ali Divanına yüzü kara çıkmamalıdır... Bunun için Ayin-i Cem'e başlarken Rızalık alınır... Dara durulur... Ez-cümle Alevi-Bektaşi Hesabını burda verendir.. Çünkü Ulu Tanrı "Kul Hakkıyla" Huzuruma gelmeyin dedi... Lâmekan: Lamekan bilinen mekanın dışında bilinmiyen alem için kullanır... Tasavvuf dilinde ise "Berzah Alemini" yani ruhlar dünyasını anlatır... Ve ilk yaratılan Ruh Muhammed-Ali'nin Ruhudur... Bu Alemde ilk secde eden de Hakk'a, Muhammed -Ali'dir... " Alevi-bektaşi değişlerinde Kandilde parlayan Nûr ifadesi" bunu dile getirir... Bu Nur Hakk'ın bizatihi kendinden olup Adem'in yaratışıyla Onda tecelli etti... fenafillah: Tasavvufi anlamda Hakikat Kapısının ulaşılabilecek en son noktasıdır...Tanrı ile bir olma.. O'nun varlığında eriyip yok olma.. Halac-ı Mansur E'nel Hakk makamı da denir... Bu makam Hakk'ın gizli sırlarına erme.. Gözlerden perdenin kalkması Ölmeden önce ölmek tabirinin gerçek olmasıdır... Bu kimseler Kıyamette cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak olanlardır.. ol kimseler Peygamberle birlikte Ulu Divanda A'raf Üzerinde bulunan erenlerdir... "...Cennet ile cehennem arasında bir perde Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde Cennet halkı, özleyip durdukları halde Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara Şöyle derler. Selam Size!..."(A'raf Suresi Ayet 46) Peki.. Ehlince yorumlanmadığı takdirde insanları yanlışa görüren hatta cenneti ve cehennemi bu dünyaya getiren...hatta insanların başına gelen felaketlerin ve güzelliklerin daha önceki yaptıklarına bağlayan inanışı isterseniz biraz inceleyelim... Bu inanışa göre... İmam Hüseyin (haşa) çok büyük günah işlemiştir ve Tanrı tarafından bu dünya da başı keilerek cezalandırılmıştır.. ve hayatı boyunca zevk ve sefa içinde yaşayan Yezit (lanet olsun) Çok iyi bir kimsedir.. bunun için Tanrı Yezidi İmam Hüseyine galip getirdi... ve yaşamı boyunca güzel bir yaşantıyı ona bahşetti.. ve yine bu sapık anlayış gereği.. Bütün peygamberler.. Günahkar olduğundan acı ve ıstırap dolu bir yaşam sürdüler.. (Örneğin Eyup Peygamber'in Vucuna düşen Kurtlar kötülüğündendir.. yada kuyuya düşen Yusuf.. veya Çarmıha gerilen İsa.. veya Ateşe atılan İbrahim... daha sayalım mı hangi Peygambwer zevk ve sefa içinde yaşadı oysaki o kimseler Allah'a en yakın ve kimseler değil mi* (İnsan-ı kamiller) Bunların hepsi şimdi Bu dünyadaki cezalarını mı çektiler... Böyle sapık bir inanış olabilir mi* Bu inanışın düzcedeki depremin... Halka Allahın bir gazabı olarak insanların yaptıklarına ve yaşantılarına ceza olarak gönderildiğini söyleyen Tarikat şeyhinin söyleminden ne farkı var? O zaman işin aslı nedir.. Bu değişleri ve nefesleri nasıl yorumlamalıyız? Degerli canlar... Bu değişlere ve nefeslere tasavvuf dilinde "DEVRİYE" denir... DEVRİYE: Arapça dönmek demektir... Bu değişler İnsan oğlunun (Bütün insanlığın genel olarak) yaratılışını Berzah Aleminde var oluşundan Bu dünyaya gelişini... ve bu dünya hayatını anlatır...ve son Olarak Nur'un Tanrı'ya geri dönerek O'na kavuşmasını ifade eder... Fakat bu kavuşma Tüm Günahlarından arındıktan sonradır... Yani Hesap günü ve varsa kul hakkı ve şirk gibi günahlarından temizlendikten sonradır.. Çünkü Tanrı her türlü kötülükten ve hata'dan... yanlıştan münehzehtir... O Saf ve temiz olandır...O nur üstüne nur olandır.. Devriye Değişleri bir sır daha içerir.... Hızır peygamber gibi Erenlerdir bunlar (Tüm insanlar değil seçilmiş özel kullar).. Bu kimseler değişik bedenlerde ve kılıklarda dünyaya gelip giderler...İnsanlığın doğru yola iyiye ve güzel olana yönlendirilmesi için çaba gösterirler (genellikle insanlığın Buhran zamanlarında, Hakk'ın isminin anılmadığı fitne ve fesatın çoğaldığı zamanlarda yolunu kaybetmiş bir ışık arayan Hakkı arzulayan kullara Allah'ın bir rahmeti olarak)... Bu kimseler Nur'anidir.. zahiri görünüşleri aldatıcıdır... Ve bazı kimselerde vardırki (Bunlar yaşayanlar arasındadır).. 4 kapı Kırk makam'a ermiş... sırra ulaşmış kimselerdir... Nesimiler .. Halac-ı Mansurlar .. Hacı Bektaşı Veliler bu taifedendendir.. ve cümle evliya ve erenler.. Bu kimselerin Nur'ları yaşarken Hakk Tarafından tamamlanmıştır.. Tüm Cihan emirlerine tabidir.. eşyanın sırrına ermişlerdir.. Marifetullah makamına erdikleri için Mucizeler gösterebilirler... Fakat bu anlatılanlar... (tüm beşeriyet için geçerli olmayıp.. Hakk'ın görevlendirdiği kimseler için geçerlidir...) Bu kimseler Bizler için Hakk'ın bir lutfudur.. Yol göstericidirler.. Peygamberlik makamının bitmesi..Velayet makamının başlamasıyla... görev bu kimselere düşmüştür... Bu kimseler zahiri yaşamlarında hepsi seyidtir.. soyları.. secereleri Hz. Ali'ye ve Peygambere dayanır... Sanmayın Erenler Dünden Bu Güne Biz Nice Bin Kerre Bu Hana Geldik Hakk Teala Nura Tecelli Kıldı Ol Nurdan Payımız Aldıkta Geldik Kandili Kudreti var etti Nurdan On İki Ervahı Yarattı Sırdan Lamekan Şehrini kurdu Nurdan Askı Muhabbeti Cevlana Geldik Ademe Kavuştuk Cennete Girdik Havva İle Orda Çok Demler Sürdük Binasını Yerin Göğün Biz Kurduk Arzu Kıldık Onu Seyrana Geldik Hak Buyurdu Buğday, Yemeyin Hey Can Galebe Eyledi nefs İle Şeytan Yedikte Buğdayı Eyledik İsyan Sürüldük Cennetten Cihana Geldik. Tövbe Kıldık Makbul Oldu Sözümüz Muhammet Cisminde Açtık Gözümüz Adem’den Hatem’e Sürdük Yüzümüz Ol Demde Sureti İnsana Geldik Muhammet Cisminde Karar Eyledik Hakk Buyurdu Hak Kelamın Söyledik İndik Aşkın Deryasını Boyladık İkrar Verdik Şah-ı Merdana Geldik Başımıza Vurduk Tacı Çıktık Seyreyledik Arşı Miraçta Biz Gördükol Hakkı Hatemi Aslana Geldik Fatıma Muhammet Ali Ezelden Kurdular Yolu Hasan Hüseyindir Veli Eşiğine Kurbana Geldik Zeynelden Bakıra İndik Sadık’a Göz Gönül Kattık Kazım’dan Rıza’ya Yettik Taki Naki Şaha Geldik Ondört Masum-u Pak Bizim Sırrımız Oniki Mamurdan Gelir Nurumuz Kırkların Ceminde Vardır Yerimiz Uğradık Mektebi İrfana Geldik Erenlerden Bizde Destur Almışız Noksaniyem Lamekandan Gelmişiz Münkirin Gözüne Perde Olmuşuz Hakikat Sırrını Beyana Geldik (Noksani baba) Allah eyvallah Konu Dede-baba tarafindan (03-21-2010 Saat 08:09 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#7 | ||||||
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Son cümlen ise sanırım yanlış çünkü yok olup giden bedendir.. ruh yok olmaz... İmam Hüseyin gibi Nur'u tamamlanmış olmasa da Yezidinde bir ruhu vardır.. O'da temizlenip .. günahlarından arındıktan sonra Hakk'a ulkaşacaktır.. "Hepimiz O'ndan geldik ve yine dönüşümüz O'nadır..." Alinti:
İmam Hüseyin'in Şehadeti'ni kendide dahil hem Peygamber hem İmam-ı Ali yanında bulunanların tümü biliyordu... dediğin gibi Hakk ile batıl birbirinden ayrılması için İmam Hüseyin Hakk'ın tarafında durdu... Ve İmam Hüseyin'in Ölmeden önce Yezit ordusunun Karşına geçip O büyük konuşmasını okumanı dilerdim... konuşmanın bir yerinde şöyle diyordu.. " Ben Peygamberiniz Muhammed Mustafa'nın torunu değilmiyim... Cennetle Müjdelenen Ben değil miyim.... Yaın Ulu divanda Peygamber'in yüzüne nasıl bakacaksınız? Ne diyeceksiniz? Ben size Emanet edilen değil miyim?..." Degerli can... Bizler de Ahirete cennet ve cehenneme inanırız... Ama bizler hesabımızı burda görenleriz onun için ölmeden önce ölmeye ve cenaze namazı sırasında değil yaşarken rızalık alırız... Ve bizim imanımız Cehennem korkusundan yada cennet ümidinden ileri gelmez... Bu sünni inanışta vardır.. Biz İlahi bir aşkla Allah'a bağlandık... ve O'na kavuşmaktır tek muradımız... O yüce divan kurulduğunda Hakk-Muhammed- Ali divanında yüzü kara çıkmamaktır amacımız... Alinti:
Alevilik ise..İslam dışılık.. yada ateistlik değildir...Kur'an-ı Allah'ı ve İslamı dışlayan bir aleviliğin sonu sapıklık dinsizlik.. kitapsızlıktır ki bu kimseler zaten Alisiz, Kur'ansız Kitapsız bir aleviliği savunur... Herkes istediğine inanabilir... Bizler "Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan " diyenlerdeniz... Ve bu yolun erkanın gerçeklerini açıklamak için burdayız... Peki can.. Aleviliği Ehl-i beyt'e dayandırmayacaksak.. Hz. Ali'ye dayandırmayacaksak.. Hünkara.. Pir Sultan'a dayandırmayacaksak yada Ulularımıza pirlerimize dayanmayacakcak.. onların dediklerini yapmayacaksak kime dayanacağız.. kimin ardından gideceğiz.. neye inandığı bile belli olmayan Allahsız Kitapsız.. peygambersiz.. Ne dediği bile belli olmayan kendiyle çelişen dahası Ayin-i Cemlerimize tiyatro saçmalık diyen sapıkların yoldan çıkmışların mı peşinden gidelim.. Bu kimseler seyidleri dedeleri ve pirleride yok sayarlar küfr ederler....onların mı peşinden gidelim... Yolun açık olsun can... Diyecek birşeyim yok, Bizim Yolumuz erkanımız bu değil...sana sadece saygı duyuyorum.. fakat Bizler Muhammed dinidir bizim dinimiz, Tarikat altında geçer yolumuz, Cibril-i emindir hem rehberimiz, Biz Mü'miniz mürşidimiz Ali'dir (Pir Sultan Abdal) Diyenleriz... ve söyleyin Nerde geçmez Ehl-i beyt ismi.. değişlerde mi? Ayin-i Cemlerimizde mi? dualarımzdamı* Alevilik nasıl Hz. Ali'den soyutlanır? ve belirtelim ki Bizim İbadetimiz ayin-i cemdir.. başka ibadetimiz yoktur... Caferilikle alakamız ise hiç yok denecek kadardır (12 İmam sevgisi dışında) ve tevella İmam-ı Ali'ye ve soyuna bağlanma onlara tabi olma ve sevme değil mi? ve Teberra O kimselere düşman olana yolunu erkanını inkar edene yezit gibi Küfrr edene düşman olma değil mi? Nasıl hem bunu söyleyip hemde Bizim inancımızda sadece O mübarek kimselerin ismi vardır.. ama biz onların yolunda değiliz dersin?) Alinti:
Sünni kaidelerden kastınız Namaz ise.. o bizim ayini cemimizde 2 rakat olarak kılınıyor... Zekat ise, Biz malımızdan su kadar ya da bu kadar değil olanı paylaşarız... Oruç ise Kur'an-i dayanaklarıyla Hızır orucumuz ve Muharrem orumuz yok mu? Bizler Kur'an inanmıyor muyuz.. Ayin-i Cemimiz Nur suresiyle fatihayla ve daha türkleştirdiğimiz nice Kur'an ayetiyle başlayıp son bulmaz mı? Sünnilerle aynı kaynakları paylaşırız belki ama aynı değiliz.. Alevilik Kur'anın Ehli beyt yorumudur ve dedelerimizn Pirlerimizn Yorumudur... Yoksa islam dışılık değil... Alinti:
Ve tabiki cehenneme gidecek ve cezasını çekecek olanlarda olacak.. ve onlar ateşlerini burdan götürecek.. Burda yaptıkları ne bir eksik ne bir fazla karşılarına çıkacak.. Alinti:
Hangisinden duydunuz böyle bir söylemi? Bulamazsınız gösteremezsiniz Ama ben size hepsinden örnek getirebilirim, O zaman bunların hepside mi sünni yada osmanlı dedesi piri... Niye Pir Sultanı astılar madem kendilerindendi yada nesimin derisini niye yüzdüler.. veya halacı Mansuru Binlerce yıldır olmayan ve 15-20 yıllık bir geçmişi olan söylemler sizindir böyle bir inanış Alevilik içerisinde yoktur.. Fakat Alevilik=ateistlik diyen ve Aleviliği Kur'anın,, Haz. Muhammed'in ve 12 İmam'ların dışına çıkarmaya çalışan bir gurup var bu onların görüşüdür... Bu grup zaten ne Ayin-i ceme inanır.. Nede başka birşeye Onlara göre Kur'an uydurma yalandır... Peygamber şehvetperest üç kağıtcı bir tüccardır.. Hz. Ali Arapların ailsidir Katildir... 12 İmam soyu Seyidlerimiz Hacı Bektaşi veli ve diğerleri Kürt halkını ve Anadoluyu asimile eden işgalci Türklerdir.. ve Küfr ederler bu ulularımıza Pirlerimize... Şimdi sizde safınızı belirleyin.. O kimselerdenseniz... Tartışmanın anlamı yok.. ben kimseyi Alevi yapmaya çalışmıyorum bizim inancımızda teslim-i Rıza anlayışı vardır... Sizin inancınız size .. Bizim inancımız bize... Allah Eyvallah |
||||||
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Öncelikle Sorularına cevap vermeden önce Alevi-Bektaşi İnancında "ÖLÜM " kavramı üzerinde durmak istedim.. daha sonra diğer sorularını cevaplamaya çalışacağım... Alevi-bektaşi İnancında "ÖLÜM" kavramı iki şekilde anlamlandırılır... Bunlardan Birincisi, "BİYOLOJİK ÖLÜM" dür...“KALIBI DİNLENDİRMEK” ve “HAKK'A YÜRÜMEK"” olarak dile getirilen bu durum ölümün bir son olmadığını yeni bir durumun başlangıcı olduğu inanışından kaynaklanır...Burada sözü edilen kalıp bedendir... Tanrısal özden gelen "CAN=RUH" ölümsüzdür... Burada yok olan/olacak ,..işlevini yerine getiren. beden (kalıp)'tır...vakti-sırası gelince terk edilir. Kalıbını terk eden, Tanrıdan gelmiştir, ebedi dönüş Tanrıya olacaktır... Bu nedenle de, Hakk’a ulaşmak anlamında, ölen kimse için... kalıbını dinlendiren/ (Hakk’a yürrüyen) denilmektedir. Yani ölüm/ölme, Tanrıya ulaşmak/öze yeniden kavuşmak olarak kabul edilmektedir... Bu anlamda ölüm,, bir diriliştir.. Hakikate/ öze dönüştür.. "Ölürse Tenler Ölür, Canlar Ölesi Değildir.." Bizim birbirimize "CAN" diye hitap etmemizin sırrı esrarı budur... Esasında, Bu biyolojik ölümden önce bir ölüm daha vardır... Alevi/bektaşi "...Ölmeden evveli ölendir.." İkinci ölüm olarak adlandırdığımız bu ölüm, “Nasip (İkrar Cemi) törenindeki ölüm”dür. Bu ölüm, Alevi-Bektaşilerce “ölmeden önce ölmek” ve “ölmek” terimleri ile ifade edilmektedir. İkrar törenindeki ölmek, iradi bir ölümdür... Hakk-Muhammed-Ali yani alevi-bektaşi yoluna Teslim-i Rıza ile girecek Can'a önce Rehber eşliğinde Pir tarikat abdesti aldırır...(Bu abdest Maide Suresi 6. ayet) Böylece can bütün Cem-i Azalarıyla işlemiş olduğu günahlara tövbe eder.. Bir daha işlemeyeceğine Tarikat sözü verir... .İkrar cem-i Hakk-Muhammed-Ali yoluna girecek can'nın ölüm anıdır... " ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" tir.. İkrar cemi'nin Erenler dilindeki adıdır... Can yola girerken, "..Bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmeyi” kabul eder... Burada can'a Piri telkinde bulunur.. Yol'un çok zorlu olduğunu "demirden "leblebi" olduğunu söyler.. Hatta yapamayacaksa.. Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmemesi bile tavsiye edilir... "GELME GELME, DÖNME DÖNME,, GELENİN MALI DÖNENİN CANI..." Kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle), mana aleminde, ruh bakımından yeniden hayat bulur..Alevi-Bektaşi inancında Batıni yorumda iradi olarak ölen, yani ikrarını alan can, Dünyaya yeniden gelmiş gibidir... işte Alevi-Bektaşi inancında "İKRAR CEMİ" nin sırr-ı hakikati budur... Böylece Hakk-Muhammed-Ali yoluna giren Can.. Ahirette ise hesabını veremeyeceği ve [b]" Ah keşke dünyaya tekrar dönsekte bu günahları tekrar işlemesek!! ( Mü'minun Suresi 22/99-100)"[/B] [color="red"]dememek için bütün hayatını oruçlu, her anını Allah'ın huzurunda hisserek Salat-ı Daim olmaya çalışır. Ölmeden evvel ölür... Cenazeme imam oldu nazarım Öldüren de benim ölen de benim Mezarımı elim ilen ben kazdım Ağlayan da benim gülen de benim Topraktandır cümle beden Nefsi öldür ölmeden Böyle emretmiş yaradan (Aşık veysel) Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını, önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler, kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek”tir... Dört kapı selâmın verip aldılar, Pirim huzuruna çekip yettiler; El ele, el Hakk’a olsun dediler, Henüz mâsum olup cihana geldim. Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah |
|
|
|
|
|
|
#9 | ||
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Komşu iyi demezse halin nice ola, Oku bir kez defterini hecele, İnkar etme, defterini yazan var.. (Kul Hüseyin) Pir Sultan’ım dünya fanidir fani İnsana verdiler emanet canı Dünyadan ahrete uludur yolu Bundan gayrı yol yok dönesin geri. Kurtulamazsın Azrailin elinden, Bir gün olur çıkarırlar evinden Allah'ın ismini koyma dilinden Dünya kadar malın olsa ne fayda İki melek gelir, sual sorarlar Döker hurucunu,gevher ararlar, Bir kılın üstüne köprü kurarlar, Geçemezsin Hakk'a kul olmayınca (Pir Sultan Abdal) Degerli can... Sanırım Yukarıda hepimizin belkide sadece söylediği ve bildiği amma Sıır-ı hakikatina eremediği değişlerin ne anlama geldiğini görmüşsünüzüdr... Ahiretin... Sual meleklerinin (Münkir-nekir) olduğunu söylemek gerek... Unutmamak gerekki öte dünyada ateşte harda yoktur.. herkes ateşini burdan götürür... Affeden Koruyan bağışlayan.. sevgi Tanrısıdır.. bizim Allah'ımız o'ndan zere kötülük ve fenalık gelmez.. Can bilmemlidir ki her ne yapar kişi kendine yapar... Yüceler Yücesi Affedici olan Yüce Allah Buyurduki... "...Benim karşıma üç günahla gelmeyin... Bunları Affedemem... 1- Kul Hakkı : Hesap günü geldiğinde, Allah'ın affedemeyeceği, Kulların birbirinden talep edeceği hakktır... bu Bu yüzden ayin-i cem'e başlamadan "RIZALIK ALINIR" Canlar birbirinden Razı olmadan Ayin-i cem başlamaz.. .. Bir müşküli.. olan can dile gelir.. Hakk'ını talep eder... 2- Ana-baba Hakkı: Yüce Allah evvel-ahir olan kelamında... Hesap günü,Ana-baba hakkıyla gelinmemesini ister.. zira bu Allah'ın affediciliği dışındadır... Ana-baba'nız çok yanlış şeyler yapsada.. karşı gelmemek... ne olursa olsun Hep yanlarında olmak... "öff bile dememek" gerekir.. O'nların hakkı Kur'anda en büyük haklardandır.. ve hesap günü, ve Eğer Ana-baba'ya karşı suç işlenmişse.. Buda affedilmeyecektir.. 3- Allah'a Şirk Koşmak: Yüce Allah o gün geldiğinde... "...Hadi güvendiğiniz bildiğiniz Alllah'larınızı getirin diyecektir..." Allah'tan başka Allah edinmek.. veya İlah kabul etmemek, Bağışlanamayacak günahlardandır.. Bu nedenle... Alevi-bektaşi LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDDEN RESULULLAH ALİYÜN VELİYULLAH diyendir... Bunlar dışındaki bütün günahları Yüce bağışlayacağını, Kimin kalbinde zerre iman varsa eninde sonunda cennete gireceğini Beyan eder... o kadar bu rahmet büyüktürki.. şeytan bile bağışlanacağı ümidini taşır.. Kabir Alemi ise.. "can" fani bedeni terk ettikten sonra... mahşer anına kadar bekleyeceği Alemdir.. "kabir alemi" Sual meleklerin'den sonra kişi Mahşer gelene kadar bu alemde kalır... İbret almaz mısın sen ölülerden, Ölenler bizim gibi kul değil mi? Bunca yıl yatar yerin altında yatanlar bizim gibi Kul değil mi? "... Kalsın Benim Davam Ulu Divana Kalsın..." Kaldır Gönlünden Gümanı Yaratmıştır, 18 bin Alemi Cümle'nin rızıkların veren Ulu Divanda Oturan Ali değil mi? Pir Sultan Abdal Aslı mervan olan ummana dalmaz Küfre meyledende aşıklık olmaz Müminin suali ahrete kalmaz Dünyada cevabın verebilirsen Pir Sultan Abdal'ım gonca gül olur Dört kapıdan sana daim gel olur Dünyadan ahrete doğru yol olur Verdiğin ikrarda durabilirsen ALİ: Yüce Ulu Anlamındadır.. Allah'ın isimlerinden biridir... Hz. Ali ise.. Kıyamet günü.. Huzuru mahşerde Kur'an da ismi gecen.. Muhammed Mustafa ile Araf üzerinde oturan, herkesten evveli cennete giren, Şefaat edeceklerin/kendisinden istenileceklerin başında gelir.. İyi kimselerin Kabri'nin nurlarla dolu olacağını belirtmek gerek.. kötü kimselerin ise yüzlerin kapkara, sıkıntı ve üzüntü içinde olacaklarını söylemek gerek...Bu sıkıntının nasıl olacağı.. azabın şiddeti ise sadece yorum ve rivayettir.. sünni itikatte Allah sevgisi yerine Allah korkusu ve Dini sevgi ve barış yoluyla anlatma yerine Korkuya dayalı bir yol benimsendiği için...Ve kabirle ilgili aktarılanların çoğu rivayet ve öykü olduğu için çokta itibar edilmemesi gerektir diye düşünüyorum.. fakat yukarda aktardıklarım hakikatlerdir... Bundan ötesi kabir azabı için sadece yorumdur.. Alinti:
İsmişah! Bismişah Allah Allah... Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk... Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat... Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed... "...Cennet ile cehennem arasında bir perde Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde Cennet halkı, özleyip durdukları halde Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara Şöyle derler. Selam Size!..." (A'raf Suresi Ayet 46) "Kalsın benim davam Ulu divana kalsın..." Pir Sultan Abdal Huzur-u Mahşer de divanda oturan Yüce Er'ler vardır herşeyi bilecek... Herkesin yaptıkları önüne serildiğinde.. kiminin yüzü ak ve kiminin yüzü kara olacak... ve şefaat diye ellerini kaldırdıklarında.... Ol kimseleri görecekler ki.. Biri Muhammed.. Bir Ali... Biri Hasan.. ve biri Hüseyin.... Ol kimselerdir.. din günün sahihibinin yanı başında oturanlar...Ol kimselerdir cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak... ve cennet'e hiç kimse girmeden daha.... Giren ve girecek olanları Kevser havuzunun başında selamlayacak olan... Kimi şaşkınlığa düşecek... kimi hüsrana uğrayacak.. kimi pişman olacak... Ne mutlu Peygamber emaneti Ehl-i Beyt'in yolunda olanlara.. ne Mutlu men A'ref sırrına erenlere... Ne mutlu... Kur'an-ı Azimmüşan'a hak deyip... 3'ler... 5'ler... 7'ler... Kırklar.. ve Dahi seyidler sözünde duranlara... ol kimselere verdikleri ikrar'ından dönmeyenlere...kuşkusuz Hakk'ın Rızası Onların elleri üzerindedir... Onlar ki... Hakk-Muhammed-Ali adına İkrar alırlar ve Din-i İslama çağırırlar.. Müjdeler olsun... Ayin-i cem'de Muhammed Musatafa'yı yüceltenlere.. Müjdeler olsun Ali'el Mürteza'nın Velayetini kabul edip... Ululuğunu yüceliğini görüp Bilenlere..Müjdeler olsun... Hasan ve Hüseyin aşkına göz yaşı dökenlere.. Müjdeler olsun Ali evlatları.. Peygamber emanetleri... Ehli Beyt Nesli... Pir ve Mürşit'lerinin yolunda olanlara... Korku yoktur onlara Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah |
||
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
CENAZE KALDIRILMA HALİ-HAKK'A YÜRÜME
Alevi öğretisinde “canın bedeni terk etmesine”, Hakk’a yürüme adı verilir. Hakk’a yürüme durumunda “sonsuz gerçekliği anlatmak” için beden “toprağa”, can “Canan’a” koşar. Cenaze erkânı bir yönüyle bedeni toprağa, canı Canan’a “uğurlama” erkânıdır... Can Hakk'a yürüme Anı ve yapılması gerekenler: GÖZLERİN SIRLANMASI: Son nefes verildiğinde-can bedeni terk ettiğinde genellikle gözler “açık” kalır: Böylesi bir durumda Hakk’a yürüyenin başında bulunan can; “Gerçeğe Hû!”, diyerek “sessizlik çağrısı”nda bulunur. Ardından “kendine dokunmak” için sağ elini göğüste “pençe yapar” ve “Bismişah Allah Allah!”, diyerek sol eliyle Hakk’a yürüyenin “beden gözünü” kapatır. Bu eylemi gerçekleştirirken şu “gülbangı” okur: “..Bismişah. Allah Allah! Sırladığım Hakk’a yürüyen canımızın beden gözüdür-ten gözüdür. Onun can gözü-gönül gözü şu an açıktır. Bizi izlemekte, bize tanıklık etmektedir. Bulunduğumuz-gezdiğimiz yerler onun ışığıyla aydınlansın. İkrar verdiğimiz-el aldığımız Hızır gözcümüz olsun. Meydan pirlerimiz Hallac-ı Mansur, Fazlullah Hurufi, Nesimi ve Hz Hüseyin ölçümüz olsun. Allah Eyvallah! Gerçeğe Hû!..” ÇENENİN BİRLENMESİ-Ağzın Sırlanması Gözlerin “sırlanmasından” sonra çeneler, kullanılmamış “beyaz” bir bezle bağlanıp “birlenir”,Sırlama hizmetini yürüten can aşağıdaki “gülbangı” okur: “..Bismişah Allah Allah! Doğan doğuran, esirgeyen bağışlayan ya Hakk; senden geldik sana gideriz. Bu canın canı, bedenini terk etti: Didar-ı Hakk’ı görmek için yol hazırlığındadır. Yol hazırlığına sen yardım et ya Şah-ı Merdan; dâr’ında rehber ol ya Mansur, ya Fazlı, ya Nesimi, ya Hüseyin; yoldaş ol...haldaş ol ya Hızır. Allah Eyvallah! Gerçeğe Hû!..” BEDENİN BİRLENMESİ Hizmet sahibi pir bir taraftan gülbangını okurken diğer taraftan Hakk’a yürüyen canın üzerindeki giysileri çıkartır; giysiler, kimi bölgelerde mezara konur ya da üzerine giydirilir: Sonra yere serilen yastıksız “son yolculuk döşeği”nin(rahat döşeği-Hak döşeği) üzerine “doğrulup kalktığında Kerbelâ ile yüz yüze gelecek biçimde” yerleştirilir. Ve ardından “Hak-Muhammet-Ali”, denilerek “bedenin birlenmesi”ne geçilir: Önce Hakk’a yürüyen canın bedeninin dâr duruşu alması sağlanır. Bunun için erkek ise eller göbek hizasında, kadın ise eller göğüs hizasında birlenir. Sonra ayak tarafına geçilir; ayaklar, başparmaklarından bir bez ile birbirine bağlanarak “mühürlenir”. Masumiyetin simgesi olan “kefen bezi”, bedenin başını ve ayaklarını kapatacak biçimde örtülür: Hakk’a yürüyen can yetişkin ise “yol”a bağlılığı belirten “ikrar kemeri”; ikrar vermemiş genç bir can ise “kırmızı bir kuşak” başucuna konur. Canın güdümünden çıkan bedenin, yapısında oluşan gazları ortama salması durumunda belirecek olumsuz kokuları “maskelemek” üzere “tütsü” yapılması gelenektendir. Delili uyandıracak hizmetli meydan alır ve Hakk’a yürüyen canın başucuna çerağ tahtını(sehpa) yerleştirir: Çerağ tahtına koyduğu üç mumu, “Hak-Muhammet-Ali”, diyerek uyandırır. YIKAMA ERKANI Yıkama erkânında hizmet sahibi pir-mürşit-rehber ya da pir-ana, mürşit-ana, rehber- anadır: Hakk’a yürüyen canın erkek ya da kadın olmasına göre kadın ya da erkek iki hizmetli de yardımcı olur. Eğer pir-mürşit-rehber ya da pir-ana, mürşit-ana, rehber-ana yoksa musahipli kadın ya da erkek bu hizmeti yürütebilir. Musahipli de bulunmuyorsa bu hizmeti, yetişkin ve kendini hazır hisseden kadın ya da erkek herhangi bir yol canı yerine getirebilir. Ayrıca eşler ve kardeşler birbiri için bu hizmeti yürütebilirler. Hizmete başlamadan önce ılık su, kullanılamamış sabun ile üç adet sünger ve üç çift eldiven hazırlanır. Birisi hizmet sahibi pir, diğer ikisi hizmet sahibine yardım eden hizmetliler için olmak üzere üç adet “ağız-burun maskesi” ya da “ağız-burun bezi” hazır bulundurulur. Beden, “rahat ettirildiği” mekândan alınmadan önce üzerindeki örtüler “Bismişah! Ya Hızır!”, yardım-çağrı sözünün eşliğinde yöntemine uygun biçimde kaldırılır: Üzerinden kaldırılan örtüler “elden ele taşınmaz”; tam tersine örtüyü ilk kaldıran hizmetli onu yere bırakır; alacak olan onu yerden alır. Üzerinden örtüleri alınan beden eğer kadın ise göğüsleri, erkek ise göbek ile dizkapağı arasını kapatacak biçimde kefenden kesilen parça bezle kapatılır. Daha sonra başından, göbek hizasından ve ayakuçlarından tutarak kaldırılır: Bu sırada “Bismişah! Ya Hızır!”, yardım-çağrı çekilir. Teneşire konmadan önce yere indirilir; ardından yine “Bismişah! Ya Hızır!”, yardım-çağrı eşliğinde kaldırılıp teneşire konur. Hizmet sahibi pir sağ başucuna, hizmetliler ise bedenin sol yanına geçerler ve dâr’a dururlar. Hizmet sahibi pir düşük sesle şu gülbangı verir: “Bismişah Allah Allah! (…) kızı ya da oğlu (…) Hakk’ın rızası için bedenini yıkamaya niyet ettik. Biz ondan razı olduk; Hak da razı olsun. Gerçeğe Hû!”. Gülbank okunduktan sonra yıkama işlemine geçilir: Hizmetlilerinin yardımıyla hizmet sahibi pir bedeni başından ve omzundan tutar; bedenin üst bölümüne oturmaya yakın bir duruş verir. Bağırsaklardaki gaz ve dışkının çıkmasını sağlamak üzere karın boşluğunu yukarıdan aşağıya doğru üç kez sıvazlar. Ön ve arka kısım sabunla yıkanır; bir parça pamukla dışkı yeri kapatılır. Eldiven ve sünger değiştirilir. Ardından ıslak bir bezle ağız-içi, burun-delikleri ve kulak-içi temizlenir; dudaklar ile burun deliklerinden ve kulaklardan üçer kez su akıtılarak bu organlar temizlenir. Baştan başlanarak sırasıyla bedenin arka tarafına, ön tarafına, sol koluna, sağ koluna, sol bacağına sağ bacağına, sol ayağına sağ ayağına sabun sürülüp ovulur; bunu söz konusu organlara üç kez su dökülerek gerçekleştirilen arındırma işlemi izler. Bolca su döküldükten sonra yıkama hizmetinin sırlanmasına geçilir. “Bismişah! Allah Allah!”, diyerek iki kaşın arasından başa üç kez su dökülür: Sağ ve sol başparmaklarla alnın ortasından başlanıp sağ ve sol yan sıvazlanır. Ardından sol baş omuzdan bele değin bedenin sol tarafına üç kez; aynı şekilde bedenin sağ tarafına üç kez su dökülür ve beden önden arkaya doğru sıvazlanır. Bundan sonra önce sol bacak, ardından sağ bacak bileklere değin; önce sol ardından sağ ayak üçer kez su dökülerek sıvazlanır. Sonunda baştan ayağa üç kez su dökülür ve her defasında “Hak-Muhammet-Ali” denir. Kullanılmamış iki havlu getirilir birisiyle başını-yüzünü ve belden yukarısı, diğeriyle belden aşağısı iyice ovulur ve kurulanır. Daha sonra “Arılık duruluk suyu olsun!”, denilerek ayakucuna denk gelen teneşir üzerine üç damla su(teneşir suyu) dökülür. Böylece yıkama hizmeti “sırlanmış” olur. Hizmet sahibi pir bir sırlama gülbangı okur: “Bismişah! Allah Allah! Tanrı’nın çocukları olan hava, su, toprak ve ateşten varlığa geldin; önce can idin sonra beden oldun. Derken yol’da Hak kapısı olarak algılanan ağızdan doğdun: Dil oldun, tel oldun, söz oldun, harf oldun. Sese dönüşüp canlı-cansız her şeye sızdın; toprak donuna büründün, ateş donuna büründün, su donuna büründün, hava donuna büründün; devriye oldun miracını tamamlamak için koştun durdun. Yolun açık, mekânın nur olsun. Hak-Muhammet-Ali yolunu aydınlatsın. Mansur dâr’ın olsun; Fazlullah, Nesimi ve Hz Hüseyin şahidin olsun. Pir Sultan Abdal didarın olsun! Her hizmetin görüldü: Bizden yana helali hoş olsun. Bu meydan senden razı oldu, Hak da senden razı olsun. Dil bizden, şefaat Hak’tan olsun! Gerçeğe Hû!” Allah Eyvallah |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||