![]() |
|
![]() |
|||||||
| Hamza Aksüt Hamza Ait Makalelerin Yayımlandığı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI |
AHMET YAŞAR OCAK’A YANIT
Hamza AKSÜT Değerli okurlar Bilindiği gibi Türkiye’deki Alevilik araştırmaları son yirmi yılda bir hayli çoğaldı. Sünnici, Türkçü, Kürtçü, Sosyalist, Atatürkçü, Anadolu uygarlıkçısı gibi farklı kesimlerden birçok kişi bu alana yönelerek eser verdi. Ne var ki, bu araştırmacıların ürettiği eserler sağlıklı bir metodolojiye sahip olmadığından ortaya birçok ‘şehir efsanesi’, ve fantezi çıktı. En büyük metodolojik eksiklik; dede ve talipten oluşan bir sosyal yapı olan Alevi ocaklarını, başka bir deyişle Alevi toplulukları ve bunların coğrafyasını belirlemeden ve bilmeden kaynak kullanmada kendini gösterdi. Bunun sonucu, Alevilik; Budizm (bak. Esat Korkmaz’ın yazıları), Şamanizm (bak. Rıza Zelyut, Cemal Şener, Esat Korkmaz, İrene Melikof, Ethem Ruhi Fığlalı, İsmail Onarlı vb.), Maniheizm (Esat Korkmaz, Cemal Şener, İrene Melikof vb.), Zerdüştizm (Mehmet Bayrak, Esat Korkmaz, Cemşid Bender vb.), Anadolu uygarlıkları (bak. İ. Zeki Eyüboğlu, Erdoğan Çınar, Esat Korkmaz vb); Hıristiyanlık (bak. Esat Korkmaz, Yusuf Halaçoğlu, Erdoğan Çınar vb.) gibi birçok inanca ve uygarlığa bağlandı. Aleviliğin özgün yapısı anlaşılamadı. Bu yazı, sayın Ahmet Yaşar Ocak’ın Gazi Üniversitesi yayınları arasında çıkan ‘Dede Garkın ve Emirci Sultan’ kitabında bana yönelttiği eleştirilere bir yanıt amacıyla kaleme alınmıştır. Adı geçen üniversitenin yayın organında ayrıca bir yanıt verilecektir. Ahmet Yaşar Ocak, ilahiyat eğitimi aldıktan sonra tarih dalına geçerek özellikle din ve tasavvuf tarihine ilişkin kitaplar yazmıştır. Ancak, en çok Alevilik alanında kalem oynatmış, özellikle 1240 yılındaki Baba Resul olayını incelemeye çalışmış ve bu olay hakkında eserler vermiştir. (Babailer İsyanı, Menakıbu’l Kudsiyye fi Ünsiyye- Baba İlyas’ın torununun yazdığı bu eserin Latinizasyonu-) Alevilerin tarihi alanında eser ürettiğim için yer yer yollarım sayın Ocak’la kesişti. Bu kesişim alanının en önemlisi Baba Resul olayıdır. 2006 yılında yayınladığım ‘Alevi Erenlerin İlk Savaşı’ kitabının konusu bu olaydır. Bu olayın önderi Dede Garkın’dır. Baba İlyas ve Baba İshak ise Dede Garkın’ın halifesidir. Sayın Ocak, Babailer İsyanı adı altında yayınladığı kitapta Dede Garkın’ın bu olaydaki rolünü anlayamamış, üstelik Dede Garkın hakkında çok yanlış bilgiler sunmuştur. Zaten, Dede Garkın hakkında birkaç satırlık bilgiden fazla bir şey de sunamamıştır. Sunduğu bu bilgiye göre Dede Garkın’ın kimliği şöyledir: “Menakıbu’l Kudsiyye’ye göre –çok muhtemel olarak Moğol istilası yüzünden- kendi müritleriyle Anadolu’ya gelerek yerleşmiştir. Devrin –Aleaddin Keykubad olması kuvvetle muhtemel bulunan- sultanı, bu zatın meziyetlerini görerek onunla dostluk kurmuş ve bunun sonucu kendisine on yedi köyü vakıf olarak vermiştir. (Babailer İsyanı, s.99) Sayın Ocak başka bir yerde şöyle diyor: “Dede’nin yerleştiği yerin Vilayetname yardımıyla Elbistan olduğunu tahmin edebilmek mümkündür.” (s.99) Görüldüğü gibi, dört baskı yapmış Babailer İsyanı kitabında Ahmet Yaşar Ocak, Dede Garkın’ı Elbistanlı olarak sunmuş, onun Moğollardan kaçan bir Maveraünnehirli olduğunu iddia etmiştir. Ben ise yayınladığım kitapta, Dede Garkın’ın Mardinli olduğunu belirtmişim. Dede Garkın’ın, Mardin’in Derik ilçesine bağlı Dedegarkın köyünde yaşadığını, türbesinin de orada olduğunu ortaya koymuşum. Bu bilgilere ulaşırken kullandığım elemanlar; tahrir defterleri, Akkoyunlu kronikçi, Seyit Ednai’nin Dede Garkın hakkındaki destanı, Tavernier adlı Batılı bir gezginin 1664 yılında tuttuğu notlar ve alan araştırmalarında elde ettiğim bilgiler gibi çok çeşitli ve sağlam kaynak gruplarıdır. Dede Garkın’ın yaşadığı yeri, zamanı, türbesini ilk ortaya koyan benim. Bu nedenle, aynı konuyu araştıran sayın Ocak’ın bana teşekkür etmesi gerekmez mi? Teşekkür şöyle dursun, sayın Ocak bunun tam tersini yapıyor. Son kitabında bakınız ne diyor: “… Böyle olunca Dede Garkın’ın esas olarak gerçekte çoğunlukla burada yaşadığı ve hayatını burada tamamladığı sonucu ortaya çıkıyor. Dolaysıyla gerçek türbesinin de bugün Dedeköy olarak bilinen Urfa-Viranşehir arasında yer alan bu küçük köydeki türbe olduğu kat’iyyet kazanıyor.” (sayfa 74) Ne oldu da sayın Ocak, Elbistan’dan vazgeçti ve Mardin’i öne sürdü; gayet açık: Benim kitapları okudu ve itiraz edilemez gerçeği gördü. Ancak, teşekkür edeceği ya da sessiz kalacağı yerde kitabının dipnotunda bana eleştiriler yöneltti. Beni ‘kaynak yetersizliği’ ile suçlamaya çalıştı: “Alevi araştırmacılar içinde Dede Garkın ve ocağını en fazla bahis konusu yapan Hamza Aksüt olmuştur. Aksüt, 2002 yılında yayınladığı birinci kitabında Dede Garkın’dan genişçe söz eder ve bazı ilginç hipotezler öne sürer. Burada yazdıklarının bir benzerini ve iddialarını aşağı yukarı ikinci kitabında da tekrar eder. Sonuncu kitabında ise Dede Garkın ocağına bağlı diğer Alevi ocakları hakkında geniş bilgi verir. Aksüt, bazı doğru yorum ve tespitler de ihtiva etmekle beraber, daha verdiği isimden başlayarak, gerek metodoloji, gerekse muhteva açısından epeyce defolu yaklaşımlar ve yorumlar barındıran, hep ileri sürdüğü malum tezinin mantığı doğrultusunda kaleme aldığı bu eserinde de Dede Garkın konusunu işlemiştir. Bir kısım Alevi araştırmacıların açıkça ifade ettikleri, bazılarının ise satır aralarına sıkıştırdıkları “Aleviliği ancak Aleviler anlayabilir, dolaysıyla doğru araştırmaları onlar yapabilir.” Mantığıyla kaleme alınan bu kitabını Aksüt, bu satırların yazarının –onun kullanmaktan kaçındığı ismi taşıyan- Babailer İsyanı’na dair eserini, eski deyimle, techil ve reddetmeye hasretmiş görünüyor. Aksüt, kendi yaklaşım ve iddialarının yüzde yüz doğruluğundan, bizim ise baştan aşağı yanılgılar içinde olduğumuzdan emin bir psikoloji içinde kaleme aldığı bu kitabını ve diğerlerini kısmen Elvan Çelebi’nin –eserin başka bir neşrinde ileri sürülen iddialar paralelinde- Menakıbu’l Kudsiyye’sine, kısmen İbni Bibi’nin Türkçe çevirisine, kısmen de I. Beldeceanu’nun Babailer isyanına dair yazdığı bir makaleye dayandırmıştır. Mensubu bulunduğu kimliğin etkisinden sıyrılarak profesyonel bir tarihçi metodu tatbik etmesini, bizim kullandığımız pek çok kaynağı ve araştırmayı doğrudan kullanmasını ondan beklemek tabii ki hakkaniyete uymaz. Ama, adını kabullenmekten kaçındığı isyan hakkında yazdığı kitabını geçerli kılabilmek uğruna, Alevi olmayan bizim gibi bir araştırmacının çalışmasını kendince ucuza harcamaya kalkışmasa, herhalde daha doğru ve faydalı bir iş yapmış olurdu.” (s.22) Burada dikkat çeken ifadeler, metodoloji ve muhteva açısından defolu yaklaşımlarda bulunduğumdur. Ben bu belirleyici eksikliğime rağmen doğru sonuçlara ulaşmışım ve Dede Garkın’ın –dolaysıyla Baba İlyas’ın ve Baba İshak’ın- Mardinli olduğunu bulmuşum. Yıllarca konuya kafa yoran akademisyenler Mardin’in kenarından bile geçememiş. Demek ki, bir araştırmacıda bu tür eksikliklerin bulunması şart! Aksi halde gerçeği bulamaz. Devam edelim. Ocak şöyle diyor: “Aksüt, kitaplarında herhangi bir mesnet veya tarihsel kanıt belirmeksizin ısrarla hep bu tezi ileri süre. Ona göre Dede Garkın, Baba İlyas, Baba İshak, Hacı Bektaş vs. bu şahsiyetlerin asıl isimleri değildir. Dede Garkın, Garkın boyunun dedesi, Baba İlyas, İlyas obasının babası, Baba İshak, İshak obasının babası, Hacı Bektaş da Bektaş obasının hacısı oluyor. Bu hesapça, İranlı meşhur Kalenderi şeyhi Baba Tahir-i Üryan, Tahir-i Üryan boyunun Baba Hemşa, Hemşa boyunun babaları olmalılar! Hatta Barak Baba, Barak oymağının, Sarı Saltuk da Saltuk oymağının Sarı’sı olmalı! Aksüt’ün bu tezi bazı durumlarda geçerli olmakla beraber genellenemez.” (s.44) Sayın Ocak’a göre, Dede Garkın, Garkın boyunun dedesi anlamında sosyal bir addır diyen ben saçmalamış oluyorum. Hatta alay konusu oluyorum. Ancak, sayın Ocak’ın bir sayfa sonrasında yazdığını okuyunca kendisinin de alay konusu olması gerektiğini anlıyoruz: “Ama aşağıda görüleceği üzere, Dede Garkın onun gerçek adı olmayıp lakabıdır ve kanaatimizce hem siyasi, hem dini lideri olduğu Garkın boyuna referans vermektedir. Yani, Dede’miz, Garkın oymağının dedesidir ve asıl ismi Numan’dır.” (s.45) Sayın Ocak, bu ifadeyi (hipotezi) benden alıyor. Yazdığı iki kitabın altı baskısında Dede Garkın’ın asıl adının Numan olduğu, onun sosyal adıyla anıldığı gibi hiçbir görüş yoktur. Garkın boyunun dedesi ifadesini benden alıyor. Onun asıl adının Numan olduğu belirlemesini de benden öğrendi. Ancak, bir sayfa önce benim bu belirlememle alay ediyor. Akademisyen etiği böyle oluyor herhalde. NOT: Menakıbu'l Kudsiyye'de Dede Garkın ile I. Aleaddin Keykubad arasında geçen herhangi bir diyalog ya da bu konuda bir beyit yoktur. Kitabın yazarı Elvan Çelebi, 'devrin sultanı'ndan söz eder ki, Dede Garkın, Mardinli olduğuna göre adı geçen sultan, başkenti Mardin olan Artuklu devleti hükümdarlarından bir olmalıdır. Dede Garkın'ın Anadolu'ya geldiğine dair Elvan Çelebi herhangi bir şey yazmaz. bu iddia tümüyle sayın Ocak'a aittir. Devam edecek… Konu Hamza Aksüt tarafindan (04-29-2011 Saat 11:19 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 9 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Babacan (04-27-2011), Devrim06 (04-28-2011), esonto58 (04-27-2011), HURUFİCAN-ERZİNCAN (04-28-2011), ozan abbas (04-29-2011), Pir Kulu (09-01-2011), Seyhlerli1970 (09-01-2011), Ünsal Öztürk (04-27-2011), İşcanbaba (04-27-2011) |
|
|
#2 |
|
Can Bizden Biri
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.014
Thanks: 442
Thanked 861 Times in 471 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Sayın Hamza AKSÜT hoca
Bu yıl 16.sı olan İzmir kitap fuarında sizi görmek istedim.Ama ne yazık ki bu fırsatı kaçırdık.. Diğer bazı yazarları ve akademisyen ve bilim adamlarını gördük düşünceleri ve bazılarının da konferansları oldu… Kitap fuarında bir değerlendirme yapacaktım. Lakin bu sıkıntılı yorumu yapmak benimde canımı sıktığından yapmadım. Malum kitabınız çıktımı temin etmenin yolları Yurt kitap galiba. Fuarda bu yönde bir girişimde bulunmadım. Eski kitaplarınızı gördüm. Elimdeki kitapları bitirince sizin kitaplarınıza başlayacağım. Ayrıca forumda Yaşar OÇAK a verdiğiniz cevapları yerli yerinde görüyorum fakat sizin kitaplarınızı elime alınca bunu daha iyi analiz etme şans-ı bulacağım.. Yaşar OACAK gibi taraflı bence derin devlet düşüncelerinin fikir ve siyasallaştırma akademisyenlerine cevap vermeniz çok hoş. Gelişmeye açık olan bizleri artık sömüremeyecekler… ANALİZLERİNİZİN DEVAMINI BEKLİYORUZ!!!!!!
tanrı görülmez bir sesin,gerçek akıl sesinin hava içinde çınlamasını emretti.philon.
|
|
|
|
| The Following 7 Users Say Thank You to HURUFİCAN-ERZİNCAN For This Useful Post: | esonto58 (04-29-2011), Hamza Aksüt (04-28-2011), ozan abbas (04-29-2011), Pir Kulu (09-01-2011), Seyhlerli1970 (09-01-2011), Ünsal Öztürk (04-29-2011), İşcanbaba (04-28-2011) |
|
|
#3 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3343 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Sayın Hurufican
Kitap fuarında iki gün süreyle bulundum. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | esonto58 (04-29-2011), ozan abbas (04-29-2011), Pir Kulu (09-01-2011), Ünsal Öztürk (04-29-2011), İşcanbaba (04-28-2011) |
|
|
#4 |
|
GençALEVİLER YAZARI
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
İttihat ve Terakki’nin manipülasyonları yok olmaya mahkumdur.
Sayısız akademisyence üretilen resmi ideolojinin temelleri sarsılmıştır, çatırdamıştır. Çünkü Hamza Aksüt’ün doğru tespitleri Aleviliğin oluştuğu coğrafyayı ortaya çıkarmıştır. Resmi ideoloji temsilcileri uzun bir süre Hamza Aksüt’ü görmezden geldi. Ancak artık doğru düşüncelerin dedelerimiz tarafından da dile getirilmeye başlanması, örneğin bu temsilcilerden Ahmet Yaşar Ocak’ın tepkisini çekmiş, görüşlerini revize etmeye başlamıştır. Ahmet Yaşar Ocak, Hamza Aksüt’e yönelttiği eleştirilerde onu eleştiriyormuş gibi görünerek Hamza Aksüt’ün düşüncelerini kabul etmiştir. Ahmet Yaşar Ocak şunları söylemektedir: “Ama aşağıda görüleceği üzere, Dede Garkın onun gerçek adı olmayıp lakabıdır ve kanaatimizce hem siyasi, hem dini lideri olduğu Garkın boyuna referans vermektedir. Yani, Dede’miz, Garkın oymağının dedesidir ve asıl ismi Numan’dır.” (Ahmet Yaşar Ocak, Dede Garkın ve Emirci Sultan, Gazi Üniversitesi Yayınları, s. 45) Garkın Dedesi Numan’ın (Hakk’ın ışığı onun üzerine olsun, dedemizin himmeti üzerimizde hazır ve nazır olsun) gerçek yurdunun da neresi olduğunu Ahmet Yaşar Ocak şöyle belirtmektedir: “… Böyle olunca Dede Garkın’ın esas olarak gerçekte çoğunlukla burada yaşadığı ve hayatını burada tamamladığı sonucu ortaya çıkıyor. Dolaysıyla gerçek türbesinin de bugün Dedeköy olarak bilinen Urfa-Viranşehir arasında yer alan bu küçük köydeki türbe olduğu kat’iyyet kazanıyor.” (age., s. 74) Ahmet Yaşar Ocak bu doğru düşünceleri Hamza Aksüt’ten öğrenmiştir. Ahmet Yaşar Ocak şunları da öğrenecektir: Alevi toplulukları Kürt, Zaza, Türkmen, Arap, Abdal gibi değişik etnisitelerden oluşmaktadır. Alevilikte etnisiteler problem teşkil etmez. Mürşit ocaklarımız aynı coğrafyada oluşmuştur. Sadece Dede Garkın mürşit ocağımızın saptanması yeterli değildir. Diğer mürşit ocaklarımızın ve onlara bağlı pir ocaklarımızın ve talip topluluklarımızın da yerlerinin belirlenmesi şarttır. Hamza Aksüt bunları da belirlemiştir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım neden önemlidir? Çünkü Alevilik bir mürşit ocağına bağlı olmak, dede ya da talip olmak, ceme katılmak ve görgüden geçmek gibi temel kriterlere sahiptir. Daha dikkatli cümlelerle geniş tarifi de yapılabilir. Eğer değişik coğrafyalara saçılmış topluluklar benzer ritüelleri gerçekleştiriyorlarsa, mutlaka uzun bir süre aynı bölgede birlikte yaşamışlar anlamına gelmektedir. Nitekim Hamza Aksüt bunları birer birer göstermiştir. 1. Hacı Bektaş Ocağı: Urfa ili, Viranşehir ilçesi Barut Köyü ve Mardin ili Kızıltepe ilçesi Bektaş köyü. 2. Dede Garkın Ocağı: Mardin ili Derik ilçesi Dede köyü. (Köyün eski adı Dede Garkın) 3. Avuçan Ocağı: Urfa Tek Tek Dağlarından çıkan Avuç Çayı çevresinde. Ayrıca Urfa kentinin yakınında Seyit Mençek Zaviyesi. 4. Baba Mansur Ocağı: Gaziantep ili Yavuzeli ilçesi Milelis köyünün Zarar yöresinde. 5. Sultan Sahak Ocağı: Talip topluluklarının dağıldığı yer Musul’dur. Onlara Ehli Hakklar deniyor. Sultan Sahak’ın Hakk’a yürüdüğü yer: Halepçe’nin Hewraman yöresidir. 6. Haydariler Ocağı: Dağılım yeri Sincar (1240). Günümüzde Lazkiye ve Hatay’da (Özellikle Serinyol’da) bulunmaktadırlar. 7. Klezeiler Ocağı: Dağılım yeri Sincar (1240). Günümüzde Lazkiye ve Hatay’da (Özellikle Serinyol’da) bulunmaktadırlar. Aleviler, özellikle dedelerimiz kendi öz bilgilerini yavaş yavaş hatırlıyor. Alevilerde beyin dağılması, iskelet parçalanması durmuştur. Artık ana-ata yurdumuz Yukarı Mezopotamya’nın bu büyük kültürü nasıl ürettiğine eğilmemiz ve sorgulamamız gerekiyor. Konu Ünsal Öztürk tarafindan (04-29-2011 Saat 12:05 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 7 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post: | Amistofes (05-01-2011), Devrim06 (04-29-2011), esonto58 (04-29-2011), Hamza Aksüt (04-29-2011), ozan abbas (04-29-2011), Pir Kulu (09-01-2011), Seyhlerli1970 (09-01-2011) |
|
|
#5 |
|
Yeni Üye
Üye No: 3721
Mesajlar: 9
Thanks: 21
Thanked 23 Times in 9 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 36
REP Seviyesi :
![]() |
Sayın Aksüt can
A. Yaşar Ocak'ın Babailer isyanı kitabının 109. sayfasında yazdıklarına dikkat etmemişsiniz herhalde. 109. sayfada Dede Kargın ile Baba İlyas, Moğol istilası yüzünden Maveraünnehirden kaçarak Anadolu'ya gelip Elbistan'a yerleştiler, diyor. Sayfanın alt tarafında Dede Kargın, Baba İlyas'ı Anadolu'ya gönderdi diyor. Yani, Anadoluda olan Dede Kargın, yine Anadoluda olan halifesi Baba İlyas'ı Anadolu'ya göndermiş oluyor. Bu nasıl bir anlama ve anlatma. Anadoludaki bir insan, Anadoludaki bir insanı nasıl Anadoluya gönderir? Anlayan varsa beri gelsin. Selamlar kolay gelsin Konu Pir Kulu tarafindan (09-01-2011 Saat 19:28 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Pir Kulu For This Useful Post: | esonto58 (09-02-2011), Hamza Aksüt (09-01-2011) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ahmet, ocaka, yanit, yaşar |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||