Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Konu Kapatilmistir
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 04-13-2010, 13:05   #1
Hasan Harmancı
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 177
Mesajlar: 258
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 64
Thanked 997 Times in 243 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Hasan Harmancı is on a distinguished road
İletişim
Standart Aklın Kandilini Söndürmek

“Sizler tıpkı birer arkeolog gibi toprağın altında Aleviliğin köklerini ararken,
yukarıda birileri dallarımızı kırıyor, meyveleri çalıyor. Lütfen biraz da dışarı bakın. Yoksa siz yeryüzüne çıktığınızda uğruna savaşacağınız birşey kalmayacak.”

İşte Alevinin yaşadığı sorunun açık acilliği Sinan Işık’ın bu sözlerinde yatıyor. Biz yeraltında kendi damarlarımızı arıyor ve o damarlara yapışan yabancılıklarla uğraşırken, birileri o noktaları köklerimizden aldığımız can sayarak dallarımızı hunharca kırıyor. Tüm meyvelerimizi biz daha uyanmadan çalıyor, çırpıyor ve “hayat ağacı”mızı bizim yaşayamayacağımız, gölgesini bile bulamayacağımız soysuz bir ağaca dönüştürüyor.

Bu nedenle, ne yazık ki çocuklarımız gelecekte hangi dala tutunacaklarını bilemeyecek. Misyonerler Aleviliğin yabancılaşması ve felsefi varlığını üretmesinin önüne geçmek için tüm güçleriyle karşımızda. Bilinen bir sözümüzdür: Bir Alevi’nin “öz’ünün darda” olması gerektir. “Yol bir sürek bin bir” şiarıyla elleri kanda olan, çıkarlarıyla bizi İslam, Hıristiyan ayırmadan yabancılaştıran, sürükleyenler karşısında durmak yerine, umursamaz bir tavırla tüm mücadelemizi heba ediyoruz. Aleviliğin mücadelesi her zaman bugün görünen örgütlü mücadelesi gibi olmamıştır. Kılıçtan geçirilen, ipte sallandırılan, sürülen, zorla alıkonulan veya katliamlı süreçten geçtik.

Bu durumun Cumhuriyet’le tarih olduğunu sandığımızda ise Maraş’ta, 12 eylül zindanlarında, Sivas’ta, Gazi’de hatırlatıldı. Biz bu hatırlamanın mirasçısıyız. Böyle devam etmekle çocuklarımıza da bırakacağımız bu olacaktır. Bu mirası taşımak bile önemli bir adımdır artık. Şu nedenle ki, artık çocuklarımız koca bir İslamcı eğitim ordusunun eline geçmiştir. Herşey İslamlaşmıştır ya da İslamlaşmış kara bir Aleviliğe dönüşmektedir. Alevinin cenazesi Müslümandan farksız defnedilmemekte, cemi Kuran’sız yürütülmemekte, dili anti-laik bir dile dönüşmekte. Devletin tüm kurumları fırsatını yakaladıkça, açılımlı-açılımsız yasaları kullanarak silahlı veya silahsız olsun bu ülkenin camilerden yönetildiğini bize kanıtlamaktadır. Aleviler de buna alkış tutar gibi, cemlerinde “ordumuzun kılıcı keskin olsun” diyebilmektedir.

Şimdi bu siyaset dünyasında kendi yanlışlarımız ve kirletmelerimizi en kısa sürede aşarak, birlik olmak ve kanla yazılan tarihimizin devamını gelecekte yaşamamak için önyargılarımızdan ve kandırmacadan, çıkarımızdan arınmalıyız. Hiç bir Alevi kimlik, kimliğinin üzerine basarak bağımsız olarak siyaset yapamaz. Hiç bir Alevi tek başına sokakta, mecliste, işyerinde başarılı olamaz. Üretilmiş kandırmaca her zaman boynumuzdadır.

Onlar şimdi karşımızda ve umursamaz sandığımız gibi Alevilik adı altında gençlerimizin ellerine tutuşturulan, bilim-kurgu/fantazi edebiyatı ile yeni yollar aranmaktadır. Hiç şüphe yoktur ki Alevilik birikimimiz bunu anlama ve anlatmakta yeterlidir. Dünya tarihi ve bu tarihin bir parçası olarak bilinçli Aleviler her koşulda tüm bir evrenin tarihini öğrenir. Sorgular ve taşlarını sabırla yerine oturtur. Herşey gün gibi ortadadır. Alevilik bir deneme yanılma tahtası değildir. Gençliğin bu halde kullanılması, heba edilmesi özveri olarak değerlendirilemez. Kör olmak Alevi insanın düşüncesinde yaşamaz. O tüm tektanrılı dinlerin karşısında direndiği gibi içindeki kurtları ile de mücadele etmeyi bilir.

Sınan Işık’ın yıllardır sesizce sürdürdüğü mücadeleden öğrendiği önemli bir çıkarım olarak yazının başında söylediği önemlidir. Güçlerimizin dağıtıldığı ve kendisine ait olmayan nefes alıp vermelere dönüştürüldüğü noktada kendimizi yenilemeliyiz. Alevilik kendisi gibi düşünenlerle akrabadır. Akrabalığını yadsımaz. Ancak akrabalık adı altında hir bir dinin, ideolojinin yapmacık ve kandırmacalı kimliğine dönüşmez. İşte bunu iyi bilerek toprağın altındaki Aleviliğe yönelirken, yetiştirdiğimiz meyvelerimizin tarumar edilmesine izin vermemek ve uyanık olmak gerek. “Öz’ümüz darda” dediğimiz şey budur. Her Alevi sorumluluk hissetmelidir. Hele örgütlü Alevilik zamanın İnsanlıktan çalındığını görmelidir.

Alevi insan yanında kurtarılması ve umutlandırılması gereken yüz milyonlarca kadın, çocuk ve gencin olduğu bilinmelidir. Anadolu’da yakılan ışığın kendisine yararı yokken evrene ne hikmeti dokunabilir dememek gerek. Örgütlü Avrupalı Aleviler ile sanal dünyanın çocukları artık bizim için yeni bir dünyanın kapısını açmıştır. O kapı Aleviliğin kendisini evrenselleştireceği ve insanlığa adayacağı yerdir. Bu yadsınamaz. Bu şans ötelenemez.

Bu çağrımızdır. Herkes özeleştirisini vermelidir. Korkumuzdan ve yabancılığımızdan sıyrılmak elzemdir. Yoksa yüzleri kirlenenler her yeniden neyi keşfettiklerini sanarlarsa sansınlar, her ne yeniden söylüyor görünselerde aynı noktada olacaklardır. Kandıracakları kimse kalmamıştır. Önemli olan hataların sahiplenilmesidir. Dürüst ve Alevi insanın gücü buradadır. Aleviliğe inanmak, Aleviliğe gönül vermek, “öz”ün dara çekilmesidir. Şimdi sıra “Skandal” adı altında uyardığımız canlardadır. Can olmak Alevilikte belli kurallara bağlıdır. Fazla söz yorgunluğu ve biçimsizliği arttırır. Yalan ve talanı çoğaltır. Herkes Aleviliğin “anayasasına” uymalıdır. Her Alevi “üç can bir cem” diyerek yoluna sahip çıkmalıdır. Cemaller can ve şan bulmalıdır. Buna uymak istemeyenler hastalıklıdır. Bu hastalıklarından kurtulmak mümkün olmayabilir. Ancak fantazileri değerini yetirmiştir.

Sinan Işık’ın dikkat çektiği şu sözler Alevi erkanına uygundur: “Yaşananlar mücadelenin bir parçası, kaybetmek diye birşey yoktur. Bu durumu şuna benzetiyorum, bence biz kendimizi dara çektik ve gereğini yaptık. Bize de bu yakışırdı.”

Aleviliğin gerçeği karşısında Musalar, İsalar, Muhammetler susturulmalıdır. Sesimiz yükseldikçe, yankımız arttıkça insanlığa sunduğumuz değerler, umutlar yüceleşecektir. Aklın kandilini söndürmeye neden olanların yapacağı en doğru şey, Alevi kamuoyundan özür dilemektir.
Hasan Harmancı isimli Üye simdilik offline konumundadir  
The Following 3 Users Say Thank You to Hasan Harmancı For This Useful Post:
Bülent ÜNVER (04-13-2010), İşcanbaba (04-13-2010), _MunzuR_ (04-15-2010)

Konu Kapatilmistir

Bookmarks

Etiketler
aklin, kandilini, söndürmek


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:45.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts