Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 10-22-2010, 09:54   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Akp, Chp’nin Asimilasyoncu Politikalarını Uyguluyor!

Kamuoyu yoklamalarına göre Anayasa ile ilgili 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda Alevilerin % 97’si Hayır oyu verdi. CHP bu Hayır oylarını kendi hanesine yazdı.

Her şey bir tarafa gerçekten de Alevi halkımızın hemen tamamı CHP’ye oy vermektedir.

Alevilerin % 97’sinin oylarının % 42’lik Hayır oylarının içinde bulunması da irdelenmesi gereken bir durumdur. Alevilerin nüfusunun 20-30 milyon civarında gösterilmesi tartışmalı bir hal almaktadır. Zira 20-30 milyon nüfusun oy kullanma hakkı olan nüfusu 15-20 milyon civarında olmalıdır. Bu oran tek başına iktidar anlamına geliyor.

Yüksek Seçim Kurulu’ndan yapılan açıklamaya göre referandumda 49 milyon 446 bin 269 seçmenin oy kullanması gerekiyordu.

Referandumda sandık başına gidenlerin oranı % 77 civarındadır. Katılımcıların % 58’i Evet, % 42’si Hayır demiştir. Kürtler referandumu boykot etmişlerdir.
Referandumda geçerli oylar 37 milyon 605 bin 428’dir. 21 milyon 815 bin 460 kişi Evet, 15 milyon 789 bin 968 kişi Hayır oyu vermiştir.

İşte Alevilerin nüfusuna göre % 97 Evet oyu, bu % 42’ye dahildir.

Alevilerin nüfuslarını zihinlerinde tekrar tartmalarında yarar vardır. Nüfus konusunda sağlıklı bir kanaate varmak gerekiyor. Ki mücadele yöntemi ve taktikler açısından sayı önemlidir.


ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK DEVLET, YANİ CHP POLİTİKASIDIR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran kadrolar CHP kadrolarıdır. İlkokullarda Zorunlu Din Dersi, Köy Kanunu, Tevhid-i Tedrisat, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi... anayasa maddesi ve özel kanun yapan, bunları uygulamaya koyan CHP kadrolarıdır. Bu konu nettir ve hiçbir kuşku yoktur. CHP şu tarihte bu tarihte kuruldu gibi gereksiz tartışmalar gerçeği değiştirmez. (CHP, Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923’te önce “Halk Fırkası” adıyla kurulmuştur. 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır.) CHP politikaları her zaman devletin temel politikaları olarak karşımıza çıkmıştır. CHP, daima Alevileri kurban etmiştir, günümüzde de çoğunluğun problemleriyle, örneğin türban problemiyle ilgileniyor.

Asimilasyona karşı mücadele sadece AKP’ye, AKP politikalarına karşı mücadele değildir. Çünkü AKP’nin asimilasyon politikaları CHP’nin temel politikalarıdır. Türk Devleti’nin temel kuruluş felsefesi olan, Tek Dil-Tek Din anlayışını CHP kadroları getirmiştir, AKP uygulamaktadır. CHP’nin devletin kuruluş felsefesine hiçbir eleştirisi yoktur. CHP’nin temel politikalarındaki değişiklik devletin temel politikalarındaki değişiklik anlamına gelecektir. Görüldüğü gibi günümüzde CHP Alevilerin talepleri karşısında, sessiz, kaskatı durmaktadır. Çünkü İlahiyat Fakülteleri, Kuran Kursları, İmam Hatip Okulları, Diyanet İşleri Başkanlığı, Zorunlu Din Dersleri… gibi kurumları CHP kurmuştur. Dolayısıyla Alevilerin talepleri CHP’nin, yani devletin temel anlayışı ile çatışmaktadır.

Çok acı bir gerçek var. Alevilerin, diğer dinlerin ve dinsizlerin toplumsal yaşamını çok yakından ilgilendiren politikalar CHP tarafından yürürlüğe konmasına rağmen Aleviler CHP’de politika yapmaktadır, CHP’ye oy vermektedir, onun arka bahçesi durumundadır. Müthiş bir çelişkidir bu. Devlet ve CHP kadroları Alevileri perişan etmiştir.

CHP kadroları ve devlet felsefesi Alevileri kuşatmıştır. CHP Sünni İslamın temel kurumlarını kurmuş, temel politikalarını üretmiş, Alevilere yaşam alanı bırakmamıştır, diğer taraftan ise Alevileri şeriatla korkutmaktadır. CHP, Alevileri zaaflı bir toplum haline getirmiştir. CHP ve devlet kadrolarının çok ustaca yaptıkları propaganda, dinci gericilikten rahatsız olan Alevileri CHP’yi kurtarıcı olarak görme noktasına getirmiştir. Zorunlu Din Derslerini kim koydu, Köy Kanunu’nu kim yaptı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kim kurdu, Tevhid_i Tedrisat Kanunu’nu kim yaptı diye sormak Alevilerin akıllarına gelmemektedir. Bu kadar ustaca üretilmiş perdeleme ve kandırma ciddi incelemeye tabi olmalıdır.

Alevilerin günlük faaliyetlerinde CHP örgütü ile birebir ilişkileri zaaflıdır. Bazı Aleviler, CHP’de aktif politika yapıyor veya belediyelerinde avukat, danışman, meclis üyesi… olarak çalışıyor… CHP ile ilişkili olan o kadar çok Alevi var ki bu yazıdan çok kişinin rahatsız olacağı açıktır. Seçimler yaklaştığında CHP’de kuyruğa giren dernek yöneticileri, televizyon sunucuları, CHP mitinglerinde CHP Genel Başkanı’nın arkasında duran dernek başkanları bile var. (Aleviliği dert edinmiş, sancılı arkadaşlar konu dışıdır. Yazdığım yazı belediyelerde memur ve işçi olarak çalışan emekçilere yönelik de değildir.) CHP’de, parti örgütünde çalışan Aleviler, Atatürkçü, çağdaş olduklarını da iddia etmektedir. Onlara göre çağdaş olmak CHP’li olmaktır. Yukarıda sayılan bir dizi, Alevi’nin yaşamını doğrudan belirleyen, örneğin camisiz yere köy denmez gibi Köy Kanun’larının altında Atatürk’ün imzasının bulunup bulunmadığını, Diyanet İşleri Başkanlığı hakkındaki kanunun altında kimin imzasının bulunduğunu tartışmamaktadırlar. Tartışanlar ise kapalı kapılar arkasında, CHP yöneticilerinin duyamayacağı yerlerde konuşuyorlar, televizyonlara çıktıklarında ise CHP politikaları doğrultusunda konuşuyorlar. Onlar milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi olsunlar… bu yeterlidir.


DİN DERSİ: EŞİ GÖRÜLMEMİŞ ZULÜM
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandum sırasında yaptığı mitinglerde türban sorunundan söz etmiştir. Bu sorunu kendilerinin çözebileceğini vurgulamıştır. Yaşadığımız günlerin baş konusu, en çok konuşulan konusu da türbandır. CHP ilk kez Abant’ta toplantı yapmış ve yine türban sorununu konuşmuştur. CHP’nin başına getirilen Dersimli ve Alevi Kemal Kılıçdaroğlu yine çoğunluğun sorunlarını çözmek için faaliyettedir.

Oysa Alevilerin çok büyük rahatsızlıkları vardır. Din dersi gibi başlarında büyük bir bela vardır. Alevi çocuklarının ruhu kırılmaktadır, ezilmektedir; Alevi çocukları yanlış karşısında tepkisizleşmektedir, kimlikleri-kişilikleri zedelenmektedir. Çocuklarımıza Kuran sureleri ezberletilmeye, abdest aldırılmaya, namaz kıldırılmaya çalışılıyor. Aileler evlerde, “Aman oğlum, aman kızım, tartışmaya girmeyin, Alevi olduğunuzu söylemeyin, öğreniyormuş gibi yapın” diyorlar. Çocuklarımız bu derslerde dudaklarını ısırıp kanatıyorlar. Kendi kendilerini yiyip bitiriyorlar. Biz, evlerimizde, hayır ve şer yoktur, Hakk’ın vücudu vardır, Hakk insandadır, diyoruz. Çocuklarımız bunu biliyor. Okulda ise günah, sevap, çamurdan insan yaratılması çocuklarımıza öğretilmeye çalışılıyor. Çocuklarımız onlara evde, cemde öğrettiklerimizi düşünerek kendilerine ve Alevi toplumuna ihanet ettiklerini düşünüyorlar. Konuşamıyorlar, tembihliler çünkü. Bu büyük bir zulümdür. Bu, eşi benzeri görülmemiş bir zulümdür. İşte CHP bu zulme bilinçlice sessiz kalmaktadır. Çünkü bu politikaları, temel politikaları onlar üretti, onlar gerçekleştirdi.

Kaldı ki din dersi konusu sadece Alevileri de ilgilendirmemektedir. Demokrat, devrimci çok insan var. Onlar da dini dayatmayı kabul etmemektedirler. Devlet onları da Sünni Müslüman olarak kabul etmekte, okullarda onların çocuklarına da din dersi vermeyi doğal hak olarak görmektedir.

Kendisi de Alevi olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Alevilerin sorunlarından hiç söz etmemektedir. Şu çok açık bir gerçektir: CHP’ye yönetici olmak kendini inkâr etmek, devletin temel politikalarını savunmak demektir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tepki vermemesi bundandır. Bu gerçek, devlet partisi CHP’ye yönetici olan, orada politika yapan herkes için geçerlidir.


HUKUKA KARŞI HİLE DÜŞÜNMEK
Gerek hükümet, gerek diğer düzen partileri, özellikle CHP, Alevilerin talepleri konusunda sessizliğe bürünmüştür. Hükümet cephesi Hasan Zengin ile ilgili AİHM’in verdiği kararı nasıl tersine çevirebilirim anlayışı ile hareket etmektedir. Müfredat değiştirme düşüncesi bunun içindir.

Hükümetin bu işlerle ilgili Bakanı Sayın Faruk Çelik, Hasan Zengin’in başvurusu ile oluşan AİHM kararını kendine göre yorumlayarak okullardaki müfredat ile ilgili çalışma yaptıklarını söylerken, şunu söylemek istemektedir: Aslında biz AİHM kararlarına saygılı bir hükümetiz! AİHM’nin kararlarını tanıyoruz ve ona uygun olarak hareket ediyoruz!

Sayın Bakan’ın düşüncesinin ve eyleminin gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Çünkü Sinan Işık’ın nüfus cüzdanlarından din hanesinin kaldırılması ya da Alevi yazılması başvurusu hakkında AİHM’nin verdiği karar çok açıktır. Nettir. Kuşkusuzdur. Sinan Işık şahsında demokratik mücadelede bir zaferdir. Şöyle söylenmektedir kararda:

“Başvuran, kendisine verilen sürede adil tatmin talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle AİHM, kendisine bu yönde bir tazminat ödenmesi gerekmediği kanısındadır.

AİHM, diğer taraftan, mevcut davada, vatandaşların dininin nüfus kütüklerinde ya da nüfus cüzdanlarında yazılmasının dini açığa vurmama özgürlüğüyle bağdaşmadığına karar verdiğini gözlemlemektedir. Varılan bu sonuçlar başlı başına gösteriyor ki, başvuranın AİHS’nin 9. maddesinde teminat altına alınan hakkıyla ilgili ihlal tespiti, nüfus cüzdanı üzerine dinin –zorunlu veya isteğe bağlı olarak– yazılmasından kaynaklanan bir soruna dayanmaktadır. Bu bağlamda AİHM, dine ayrılan hanenin iptal edilmesinin tespit edilen ihlalin telafisi için uygun bir çözüm yolu oluşturacağı kanaatine varmaktadır.”
(Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Daire, Sinan Işık, Başvuru No: 21924/05, Strazburg, 2 Şubat 2010)

Kararda dikkatinizi çekmiştir, AİHM, “AİHM, dine ayrılan hanenin iptal edilmesinin tespit edilen ihlalin telafisi için uygun bir çözüm yolu oluşturacağı kanaatine varmaktadır” denilmektedir.

Sayın Bakan Faruk Çelik’e şunu sormak gerekiyor: AİHM kararlarını irdeleyen, sorumluluklarınızı yerine getiren bir hükümet olarak Sinan Işık ile ilgili AİHM’nin verdiği kararı uygulamak için ne bekliyorsunuz, neyi bekliyorsunuz? Süreniz Ağustos 2010 tarihinde dolmasına rağmen neden gereklerini yerine getirmediniz? Neden nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldırmadınız?

Aynı soru Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da sorulabilir. Siz neyi bekliyorsunuz? Partinizde Aleviler var. Siz de bir Alevi’siniz. Grup toplantınızı hiç kaçırmayan, sizi dinleyen, hatta gözünüze görünmek, aynı fotoğraf karesine girebilmek için gayret gösteren, çok yakınınızda olan Aleviler de var. Alevilerden milletvekilleriniz de var. Onlar sizi uyarmıyor mu? Bu hukuksuzluğa, AKP hükümetinin AİHM kararlarını uygulamamasına neden sessiz kalıyorsunuz?


KAMUSAL ALAN TARTIŞMASI
CHP Genel Başkanı ve partisi “Kamusal Alan”da türbanın takılmaması konusunda çok dikkatli! Cumhurbaşkanının vereceği 29 Ekim resepsiyonunu tartışmalı hale getirdiler. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde gizlice Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’nu Diyanet İşleri’nde ziyaret etti. Haberlere göre Kemal Kılıçdaroğlu ile Ali Bardakoğlu'nun görüşmesi 11 Ekim 2010 Pazartesi akşamı Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki akşam yemeğinde gerçekleşti. Yemeğe, CHP'den Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç ve Bilim Yönetim Platformu Başkanı Prof. Dr. Sencer Ayata da katıldı.

Yemekte Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bazı bürokratları da vardı.

Acaba Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na girip çıkarken, Diyanete gelip gidenleri görmüş müdür? Onların giyim kuşamlarına dikkat etmiş midir? Ya da birkaç kişi bile olsa bayan çalışanlar gözüne tatılmış mıdır? Diyanet çalışanları arasında başı açık bir kişi var mıdır? Diyanet İşleri Başkanlığı da kamu kurumu olduğuna göre neden başka kamu kurumlarındaki giyim kuşama dikkat eden Kılıçdaroğlu ve partisi Diyanet İşleri Başkanlığı’na dikkat çekmemektedir? Bu, politikaya çifte standartlı politika denmez mi?

Diğer taraftan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Ekim 2010 günü İstanbul’da, Swiss Otel’de bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, aydınlar ve sanatçıların katıldığı bir toplantı düzenledi. Bu toplantıya Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı Başkanı İzzettin Doğan da çağrılmıştı. Prof. Dr. İzzettin Doğan, basın mensuplarına şunları söyledi: "Türban, Kürt sorunu gündeme gelecek mi onu bilemiyorum. Hiçbir bilgim yok. Resepsiyon krizi filan artık bu tür şeyleri aşmamız gerekiyor. Bunlar krize dönüşmemeli. Türkiye'de daha ciddi konular da var. Türkiye daha ciddi konularla ilgilenmeli. Şekle kıyafete bağlı gibi konuların artık Türkiye'de aşılması lazım. Bu konuda da bir tartışma açılırsa orada da kanaatlerimizi söyleriz.”

CHP Genel Başkanı, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı Alevileri temsilen toplantıya çağırmıştır. Sokaklarda olan, alanlara çıkan, hak isteyen İzzettin Doğan değildir? Alevilerin temsilcileri alanlardadır. Anlaşılmaktadır ki Kemal Kılıçdaroğlu klasik politikayı uygulamaktadır. İzzettin Doğan’ın Alevi toplumunu temsil ettiği gerçek değildir. Konuşacakları Alevilerin değil, devletin sıkıntıları olacaktır.


SONUÇ OLARAK
Sonuç olarak şunu söylemek isterim: Başımıza gelen felaketlerin baş sorumlusudur CHP. Böyle olmasına rağmen halkımızın büyük çoğunluğu yine CHP’ye oy vermektedir. Aleviler, CHP’ye yönelebilmeleri için dinci-şeriatçı ve faşist partiler üzerinden korkutulmaktadır. CHP’de çalışan, milletvekili olmak için CHP politikalarını savunan, ikili ilişkilere giren kişiler var. Ayrıca bu kişiler birey olarak, kendi kararlarıyla CHP’ye gitmektedir. Oysa CHP, Alevileri toplumsal olarak adam yerine koymamaktadır. Bu durum, bizim kendi gücümüzün farkına varmadığımızdan kaynaklanmaktadır. Toplumumuz kendine sahip değildir. Örgütlenmiş değildir. Örgütlülük demek kalabalık olmak demek değildir. İrade birliğidir. İrade birliği taleplerini ortaya koyar. Gerekirse bir seçime katılmaz, Alevilerin taleplerine sessiz kalanlar, Alevileri yok saymayı anlarlar.

Doğrusu şöyle olmalıdır: Aleviler tarihte olduğu gibi, ocak sistemi etrafında toplanırlar. Dedeler ve talipler toplanır. Mürşit ocakları, mürşit ocaklarına bağlı Pir ocakları canlandırılır. Tarihte başımıza gelen felaketler tekrardan bilince çıkartılır. Kişilerin Alevileri kullanarak kendi kişisel çıkarlarını gözetmelerine son verilir. Dedelerimiz ve yöneticilerimiz hiçbir partinin kapısını çalmaz. İsteyen partiler dedelerimizin ve yöneticilerimizin kapısını çalar. Başımıza gelenler, yapılanlar, yapanların yüzlerine karşı söylenir. Büyük ve yüksek bir bilinçle söylenir. Taleplerimiz onlara bildirilir. Partilere milletvekili verilecekse bile toplumun kararı ile verilir. Unutmayalım ki en az 3 milyon oyumuz var. Örgütlenmiş irade gerekirse, bazı seçimlerde, partilere oy vermek yerine bağımsız milletvekilleri çıkartır.

Bir rahatsızlığımı belirtmek isterim: Bazı derneklerden arkadaşlar problemlerle ilgili partileri ziyarete gidiyorlar. Televizyonlardan izliyoruz. AKP ile görüşmeye giderken arkadaşların çok ciddi, dikkatli, soğuk bir tarzları var. Ancak CHP’ye gittiklerinde kravatlarını çıkarıyorlar ya da gevşetiyorlar, yüzlerine gülücükler konduruyorlar, rahat bir tarzları var. Bu tutum tarihsel bilgiye sahip olamama, problemlerin kaynağını bilememe, başta Kürt sorunu olmak üzere bugün kangren olan bütün problemlerin CHP’nin eseri olduğunu anlayamama anlamına gelmektedir.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Devrim06 (10-22-2010), toprak_1903 (10-22-2010), İşcanbaba (10-22-2010)

Alt 10-22-2010, 14:51   #2
toprak_1903
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi : toprak_1903 can only hope to improve
İletişim
Standart

ev sahibinin hiçmi suçu yok mu
bizler de alişkanlık olmuş hep CHP yi suçluyoruz.
CHP cumhuriyetin kuruluşundan bu tarafa alevilere tokat atıyorsa
alevilerde bu tokat dan ders almıyorsa
CHP nin burda ne sucu var.
burda suçlu olan CHP mi yoksa alevilermi.

tüm kanalarda aylardır türban tartışiliyor. acılan bu sorunlar çözülmeli diyerek .masanın bir tarafında chp kahramanları diger tarafında akp veya islamcılar.
chp veya cumhuriyetçilerin agzından alevilerin şu sorunu var diye bir kimsenin agzından kelime çikmamiştır.
bazen kapalı veya islamcılar alevilerinde sorunları var deyip geçiyorlar.
bir gün bir chp li demediki alevilerin de önemli sorunları var demediler.
aleviler bunlardan ders almıyorsa . bunları görmüyorsa chp nin burda sucu ne
saygılar.

Konu toprak_1903 tarafindan (10-22-2010 Saat 14:56 ) değistirilmistir..
toprak_1903 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to toprak_1903 For This Useful Post:
Ünsal Öztürk (10-22-2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
akp, asimilasyoncu, chpand#8217nin, politikalarini, politikalarını, uyguluyor


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 08:32.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts