Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 11-08-2010, 11:27   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Alevi Deyişleri Tevrat’ı Tamir Edebilir Mi? (Birinci Bölüm)

Bu yazı ile başlayacak olan yazı dizisi özellikle Tevrat ve Alevilik ilişkisi konusunda yapılan spekülasyonları ters yüz edecek bilgiler içerecektir. Bilindiği gibi Alevilere Tevrat’ı ve İncil’i bala batırarak sunanlar vardır. İbrahim, Yakup, İshak, Lut ve Yusuf’un yaşam öyküsü ve yaptıkları ortaya döküldüğünde Alevilerden tepki alması kaçınılmazdır.


GİRİŞ

“Alevi Tarih Yazımında Skandal” adıyla okura sunulan kitap geniş yankılar uyandırdı. Aleviler üzerinde kirli oyunlar tezgahlayan bir grubun planını deşifre etti. Söz konusu grup, dünyanın hiçbir yerinde olmayacak, olamayacak, asla yapılamayacak kadar büyük yalanlar söyleyerek, kaynak kitaplarda tahrifat yaparak ve kaynak eser saklayarak misyoner tezgâhını kurmuştu. “Alevi Tarih Yazımında Skandal”ın ikinci baskısı bitmek üzere. Yeni baskısı yapılacak. Kitabın adının değiştirilmesini tartışıyoruz. “Skandal” sözcüğü kitabın içeriğini karşılamamaktadır. Üçüncü baskı için “Alevi Tarih Yazımında Sahtekârlık” ismi üzerinde duruyoruz.

Söz konusu operasyonel grubun yazarlığını Erdoğan Çınar yapmıştır. Erdoğan Çınar’ın yazdıkları akademik açıdan değersizdir. Yalana ve tahrifata dayanmaktadır. Kendi aklınca gizlediği ya da gizlemediği kaynaklardan aldığı parçalar tahrifatlıdır. Erdoğan Çınar’ın yazım tekniği güvenilmezdir. Şöyle diyebiliriz: Erdoğan Çınar, yazdığı kitapta 100 eserden yararlanmış olsun. Bir okur, Erdoğan Çınar’ın kitabını okurken onun kullandığı kaynakların tamamını yanında bulundurmak ve hangi alıntılarda tahrifat yaptığına bakmak zorundadır. Çünkü Erdoğan Çınar aldığı alıntıların hemen tamamını bozmuştur. Erdoğan Çınar’ın tahrifatlarını saptayabilmek için Türkçe’de 5. Baskısını yapan ve Arkeoloji Sanat Yayınları'ndan “Geographika-Antik Anadolu Coğrafyası- Kitap: XII-XIII-XIV” adı ile yayımlanan Strabon’a ait kaynak esere bakmak yeterli olacaktır. Erdoğan Çınar bu eseri kaynak olarak kullanmasına ve bozmasına rağmen, yazdığı kitabındaki dipnotlarda ve kaynakçada yayınevi adı ve kaynak eser sayfa numarası vermemiştir. (Bkz. Erdoğan Çınar, Aleviliğin Kökleri, 18-19 nolu dipnotlar ve benzer dipnotlar; aynı kitap s. 250 kaynakça.) Erdoğan Çınar, Strabon’un kitabında geçen “Rahip” sözcüğünü “Pir”, “hizmetkârlar” sözcüğünü “talipler-dervişler” olarak değiştirmiştir. Çünkü Erdoğan Çınar, Komanaları dergâh-devlet, komünal bir yapı ve kadınların yönettiği Alevi toplumları olarak okura sunarak okurun dengesini bozmak amacındadır.

Strabon’un Coğrafya kitabında, Milat döneminde (I. Yüzyıl), Kapadokya ve Pontos’ta yer alan Komana adlı iki şehir anlatılıyor. Komanalar, Pontos ve Kapadokya krallıklarının şehirleri ve kral soylu başrahipler tarafından yönetiliyor. Komana arazilerinde inanır haline getirilmiş binlerce kadın erkek köle çalışıyor. Köle kadınlar yılda iki kez gerçekleştirilen ve eksodos adı verilen festivallerde kutsal fahişelik yapıyor. Kutsal fahişeler Komanalara akın eden yabancı erkeklerle Tanrı adına yatıyorlar, elde ettikleri gelire ise başrahip el koyuyor. Strabon’un verdiği bilgiler bunlar. Ki Strabon da, dedelerinden biri Pontos Komana’sında başrahiplik yaptığı için rahip ailesinden geliyor. Dolayısıyla kendi toplumunu anlatıyor. İftira etmesi mümkün değil. Erdoğan Çınar bu Komanaları dergâh-devlet olarak, kadınların yönettiği yerler olarak anlatıyor. Bu iddiaları dünyada ikinci bir kişi daha ileri süremez. İspatı mümkün değildir. Komanaları kadınların yönettiği, köle kadınların kutsal fahişelik yapmadığı ispat edilemez. Çünkü böyle bir veri yoktur. Komanaları aşağılamak için bu satırları yazmıyorum. Tarihsel gerçeklerdir bunlar. (Bkz., Arkeoloji Sanat Yayınları, Geographika-Antik Anadolu Coğrafyası- Kitap: XII-XIII-XIV, s. 4-5; s. 44-45; Kutsal fahişelik için s. 47, “Yerli halk lüks içinde yaşar ve toprakları bağlarla doludur; ve çoğu, kendini tanrıçaya vakfetmiş olan, vücutlarından kazanç sağlayan kadınlardır.”)


“ALEVİ TARİH YAZIMINDA SKANDAL” KİTABININ AKSİ İSPAT EDİLEMEZ

Bazı dernek yöneticileri (özellikle yurtdışındakiler) tartışmaların yazarlar arasında olduğunu ileri sürerek kendilerini rahatlatmak arzusundadır. Şu açıktır ve kesindir: Tartışma yazarlar arasında değildir. Kaynaklar ortada. Elimizde. Okura sunduğumuz “Alevi Tarih Yazımında Skandal” kitabının aksi ispat edilemez.

Şöyle de düşünülebilir: Erdoğan Çınar’ın yaptığı eşi görülmemiş yalan, tahrifat ve saptırmaya dayalı tarih çarpıtıcılığı ortaya konmasına rağmen bazı kişilerde yalpalama, kapalı kapılar ardında utangaçlık sürüyorsa, bu tür insan malzemesini sorgulamak gerekir.

Aşağıda çok iddialı maddeler var. Erdoğan Çınar’ın tez dediği uydurma tarih, olguyla ya da olgularla ispatlanamaz.

Yani Erdoğan Çınar veya herhangi bir kişi:
1. Konstantine adlı Paulikienlik kurucusunun Mananalis adlı bir köyde, Ermeni bir ailenin çocuğu olarak doğmadığını ispat ederse;
2. Suriye’den gelen papaz yardımcısının bugünkü Elazığ’ın doğusunda, Murat Nehri’nin kıyısındaki Mananalis adlı bir köye gelmediğini, bu köyde sadece birkaç gün kalmadığını ispat ederse;
3. Papaz yardımcısının adının Sicilyalı Peter’in kayıtlarına göre Draconus olduğunu ispat ederse;
4. Papaz yardımcısı ile Konstantine’in, Pülümür’ün kuzeyinde bulunduğu Erdoğan Çınar’ca uydurulan Konstantine’in “Mamamalis” adlı köyünde bütün kış boyunca kaldığını ispat ederse;
5. Dünyanın herhangi bir ülkesindeki bilim kayıtlarından Pülümür ile Erzincan arasında Erdoğan Çınar’ca uydurulan “Mamamalis” adlı bir köyün varlığını ispat ederse;
6. Erdoğan Çınar’ın da kullandığı kaynak olan Sicilyalı Peter’in raporunda Suriye’den gelip birkaç gün Konstantine’in köyünde kalan papaz yardımcısının Konstantine’e verdiği iki kitabın İncil ve St Paul’un mektupları değil de Dynamis kitabı ve Alevilerin erkanını anlatan kitap olduğunu ispat ederse;
7. Konstantine’in ad aldığı Silvanus adlı kişinin St. Paul’un papaz misyonerlerinden birinin adının olmadığını ispat ederse;
8. Sicilyalı Peter’in raporunda Pülümür’den, Palu’dan söz edildiğini ispat ederse...
9. Hıristiyan düalist Konstantine’in gittiği Kibossa adlı kasabanın bugünkü Şebinkarahisar’ın bir kasabası değil de Sivas olduğunu ispat ederse...

İspatı mümkün değildir, çünkü tamamı yalan ve uydurmadır.


ERDOĞAN ÇINAR’IN İLK KİTABI VE TEVRAT’IN TAMİR EDİLMESİ


Alevilerin büyük çoğunluğu Erdoğan Çınar’ın son üç kitabındaki uydurma, yalana dayalı tezlerini reddetti. Erdoğan Çınar’ın ilk kitabıyla ilgili de tereddütler var. Erdoğan Çınar’ın ilk kitabı çok daha vahimdir. Erdoğan Çınar bütün semavi dinlerin serçeşmesinin, asıl kaynağının Alevilik olduğunu iddia etmektedir. Ama konu İslam’a geldiğinde “serçeşme” tezini unutmakta, İslam’la hiçbir ilişkisi bulunmayan Aleviliği İslam’ın dışına çıkartmaya çalışmaktadır. Dürüst insanları istismar etmektedir. Erdoğan Çınar, Kuran’dan olumsuz olarak söz ederken Tevrat’ı göklere çıkartmaktadır. Tevrat’ın Aleviler bölümünün olduğunu, Alevi deyişleriyle Tevrat’ın tamir edileceğini yazmaktadır. Bu konuda Alevilerden tepki almaması çok şaşırtıcıdır. Asıl skandal budur. Geleneksel Alevilikten kopan Alevi çocuklarının duyguları ve düşünceleri iyi tahlil edilmiş, İslam’a, Kuran’a ve diğerlerine karşı oldukları saptanmıştır. Aleviliğin Müslümanlık olmadığı uyuşturucu iğnesi onlara şırınga edilmiş, zihinleri uyuşturulmuş, el altından Tevrat ve İncil kabul edilebilir kitaplar olarak bilinçaltlarına sunulmuştur. Geleneksel Alevilikten kopan Aleviler kendi elleriyle, tepkisiz kalarak varlık koşullarını ortadan kaldırmışlardır. Doğanın, canlı cansız bütün varlıkların, özellikle iyi ve doğru insanların biriktirdiği görkemli Alevi değerlerinin, Alevi deyişlerinin, katliam, talan ve yağma kitabı olan Tevrat’a kurban edilmesine Alevi evlatları sessiz kalmıştır. Tevrat ortada, kitap olarak da, internet ortamında da var. Herkes okuyabilir. Tevrat’ı internet ortamında bulmak, arama motoruna “öldür” sözcüğünü yazmak ve gelen bölümleri okumak yeterli olacaktır.

Erdoğan Çınar’ın Tevrat ile ilgili yazdıkları şunlar:

“Tevrat ile Alevi sözlü arşivi arasında, yapılan bu kısa, karşılıklı gezintide görülmüştür ki: Söz kalmış, yazı tahrif edilmiştir. En az tahrifatla günümüze kadar ulaşan sözü kullanarak, yazıyı onarmak mümkün olabilir. Tevrat’ın şimdiye kadar teologları zora sokan bölümleri, Alevi sözlü kaynaklarıyla açıklığa kavuşturulabilir. Tahrif edilmiş kutsal yazmaların aslına ulaşmada Alevi geleneği beklenmedik, şaşırtıcı bir fırsat sunmaktadır.” (Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 188)

Yukarıdaki parçada anlaşılmayacak bir şey yok. Karışık değil. Tevrat’ı kutsal yazma olarak kabul eden Erdoğan Çınar, Alevi sözlü kaynaklarıyla Tevrat’ı tamir edebileceğini yazıyor.

Sorulacak soru şu: Diyelim ki sözü kullanarak yazı onarıldı. Onarılmış Tevrat ne işimize yarayacak? “Kutsal yazmaları” onardıktan sonra ne yapacağız? Yani, bir kutsal kitabımız mı olacak? Bu kitap, ‘onarılmış Tevrat’ mı olacak?


OKURA DUYURU

Tevrat’ın Tekvin bölümü ile ilgili beş yazı yazacağım. Bu yazılarda anlatılanların öncelikle Aleviler tarafından kabulü mümkün müdür, arkadaşlardan bu konulardaki görüşlerini ifade etmelerini rica edeceğim. Alevi deyişleri kayıtlarda, biliniyor. Tevrat’ın bölümlerinin hangi Alevi deyişi ile tamir edileceğini soracağım.

Tahrifat, sahtekârlık ve hilekârlık yapmayan dürüst arkadaşlara bir serzenişte bulunuyorum. Arkadaşlar, “ben ortadayım, onu da, bunu da eleştirebilirim” diyebilir. Bunlar arkadaşların kendi bileceği bir iştir. Önemli olan yalan, tahrifat, kandırma, sahtekârlık konularında Alevilerin düşünce ve duruşlarının net olup olmadığıdır. Örneğin Tevrat meselesi. Özellikle söylemem gerekiyor ki Maniheist ekolün taraftarları Tevrat’ı asla kabul etmez. Hıristiyan düalist Paulikienler de kabul etmez. Ki Konstantine/Silvanus İncil ve St. Paul’un mektuplarından başka kitap okunmasını yasaklamıştır. Çünkü Tevrat’ın tanrısı katliam emirleri veren kötülük tanrısıdır. Yahve, Mezopotamya halklarının, Amorlular’ın, Hititler’in, Perizliler’in, Kenanlılar’ın, Hivliler’in, Yevuslular’ın yavaş yavaş katledilmesini, yok edilmesini, ülkelerinden sürülmesini, ülkelerinin ele geçirilmesini emretmiştir. Yahve’nin talan ve katliam emirleri sadece yerli halklar için de geçerli değildir. Yahudiler de bu emirlerden nasibini almıştır. Bu zulmü bilen halklar Tevrat’ı asla kabul etmemişlerdir. Gerçekte Tevrat asimilasyon değil yerli halkları yok etme kitabıdır. Din bezirganları Tevrat’ı kullanarak yerli halkları asimile edemezlerdi. Bu yüzden İncil çeşitlerini uydurmuşlardır. İnternet sitelerine yazı yazan dürüst, samimi olan, art niyetli olmayan; Alevilerden adam kapmaya çalışan Yehova Şahidi gibi gruplardan olmayan arkadaşların bu konuları bize bırakmamaları gerekiyordu. Ayrıca Aleviliğin yukarıda adı geçen yapılarla ilgisi yoktur.


TEVRAT’IN TANRISININ EMİRLERİ


Yahve’nin (Tevrat’ın tanrısı), Tevrat’ın “Mısırdan Çıkış” başlığı altında yer alan ve aşağıya alınan örnek emirlerinden biri hırsızlıkla, soygunla ilgilidir. Diğeri ise katliamla ilgilidir. Katliam emri, “Katliam Emri” başlıklı birinci örnekte yerli halklar için, ikinci örnekte ise bizzat Yahudiler için verilmiştir. Önemli cümleler tarafımdan siyahlaştırılmıştır.

Hangi Alevi deyişi ile Tevrat’taki bu anlatımlar doğrulanabiliyorsa ya da hangi Alevi deyişi ile bu anlatımlar tamir edilebiliyorsa, kim tamir edebiliyorsa ortaya çıkmalıdır!


Örnek 1: Hırsızlık Emri


“Tanrı Musa’yı Çağırıyor
15 “İsrailliler’e de ki, ‘Beni size atalarınız İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un Tanrısı Yahve gönderdi.’ Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım.
16 Git, İsrail ileri gelenlerini topla, onlara şöyle de: ‘Atalarınız İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un Tanrısı Yahve bana görünerek şunları söyledi: Sizinle ve Mısır’da size yapılanlarla yakından ilgileniyorum.
17 Söz verdim, sizi Mısır’da çektiğiniz sıkıntıdan kurtaracağım; Kenanlılar’ın, Hititler’in, Amorlular’ın, Perizliler’in, Hivliler’in, Yevuslular’ın ülkesine, süt ve bal ülkesine götüreceğim.’
18 İsrail ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı’na gidip, ‘İbraniler’in Tanrısı Yahve bizimle görüştü’ diyeceksiniz, ‘Şimdi izin ver, Tanrımız Yahve’ye kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.’
19 Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.
20 Elimi uzatacak ve aralarında şaşılası işler yaparak Mısır’ı cezalandıracağım. O zaman sizi salıverecek.
21 Halkımın Mısırlılar’ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.
22 Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar’ı soyacaksınız.



Örnek 2: Katliam Emri 1

“Tanrı Meleği Öncülük Ediyor
20 “Yolda sizi koruması, hazırladığım yere götürmesi için önünüzden bir melek gönderiyorum.
21 Ona dikkat edin, sözünü dinleyin, başkaldırmayın. Çünkü beni temsil ettiği için başkaldırınızı bağışlamaz.
22 Ama onun sözünü dikkatle dinler, bütün söylediklerimi yerine getirirseniz, düşmanlarınıza düşman, hasımlarınıza hasım olacağım.
23 Meleğim önünüzden gidecek, sizi Amorlular’ın, Hititler’in, Perizliler’in, Kenanlılar’ın, Hivliler’in, Yevuslular’ın topraklarına götürecek. Onları yok edeceğim.
24 Onların ilahları önünde eğilmeyecek, tapınmayacaksınız; törelerini izlemeyeceksiniz. Tersine, ilahlarını yok edecek, dikili taşlarını büsbütün parçalayacaksınız.
25 Tanrınız RAB’be tapacaksınız. Ekmeğinizi, suyunuzu bereketli kılacak, aranızdaki hastalıkları yok edeceğim.
26 Ülkenizde kısır ve çocuk düşüren kadın olmayacak. Size uzun ömür vereceğim.
27 “Dehşetimi önünüzden gönderecek, karşılaşacağınız bütün halkları şaşkına çevireceğim. Düşmanlarınız önünüzden kaçacak.
28 Hivliler’i, Kenanlılar’ı, Hititler’i önünüzden kovmaları için önünüzsıra eşekarısı göndereceğim.
29 Ama onları bir yıl içinde kovmayacağım. Yoksa ülke viran olur, yabanıl hayvanlar çoğaldıkça çoğalır, sayıları sizi aşar.
30 Siz çoğalıncaya, toprağı yurt edininceye dek onları azar azar kovacağım.
31 “Sınırlarınızı Kızıldeniz’den Filist Denizi’ne, çölden Fırat Irmağı’na kadar genişleteceğim. Ülke halkını elinize teslim edeceğim. Onları önünüzden kovacaksınız.
32 Onlarla ya da ilahlarıyla antlaşma yapmayacaksınız.
33 Onları ülkenizde barındırmayacaksınız. Yoksa bana karşı günah işlemenize neden olurlar. İlahlarına taparsanız, size tuzak olur.”



Katliam Emri 2
Tevrat’ın Tesniye bölümünde şunlar yer alıyor:

29 “Tanrınız RAB topraklarını alacağınız ulusları önünüzden yok edecek. Topraklarını miras alıp orada yaşadığınızda
30 ve onları yok ettiğinizde, onların tuzaklarına düşmekten sakının. İlahlarına yönelip, ‘Bu uluslar ilahlarına nasıl tapıyorlardı? Biz de aynısını yapalım’ demeyin.
31 Tanrınız RAB’be bu biçimde tapınmayacaksınız. Onlar ilahlarına RAB’bin tiksindiği iğrenç şeyler sunuyorlar. Oğullarını, kızlarını bile yakarak ilahlarına kurban ediyorlar.
32 Size bildirdiğim bütün buyruklara iyice uyun. Bunlara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın. ...
1 Aranızdan bir peygamber ya da düş gören biri çıkarsa, bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse,
2 ‘Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapalım’ derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile,
3 O peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız RAB kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır.
4 Tanrınız RAB’bin ardınca yürüyün, O’ndan korkun. Buyruklarına uyun, O’nun sözüne kulak verin. O’na kulluk edin, O’na bağlı kalın.
5 O peygamber ya da düş gören öldürülecek. O, sizi Mısır’dan çıkaran, köle olduğunuz ülkeden fidyeyle kurtaran Tanrınız RAB’be karşı gelmeye kışkırttı. Tanrınız RAB’bin yürümenizi buyurduğu yoldan sizi saptırmaya çalıştı. Aranızdaki kötülüğü içinizden atmalısınız.
6-7 Öz kardeşin, oğlun, kızın, sevdiğin karın ya da en yakın dostun seni gizlice ayartmaya çalışır, senin ve atalarının önceden bilmediğiniz, dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta, yakında, çevrenizde yaşayan halkların ilahları için, ‘Haydi gidelim, bu ilahlara tapalım’ derse,
8 ona uymayacak, onu dinlemeyeceksin. Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın.
9 Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.
10 Taşlayarak öldürün onu. Çünkü Mısır’dan, köle olduğunuz ülkeden sizi çıkaran Tanrınız RAB’den sizi saptırmaya çalıştı.
11 Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.
12-13 Tanrınız RAB’bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını ve, ‘Haydi, bilmediğiniz başka ilahlara tapalım’ diyerek kentlerinde yaşayan halkı saptırdıklarını duyarsanız,
14 araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa,
15 o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz.
16 Yağmalanan malların tümünü toplayıp meydanın ortasına yığın. Kenti ve malları Tanrınız RAB’be tümden yakılan sunu olarak yakın. Kent sonsuza dek yıkıntı halinde bırakılacak. Yeniden onarılmayacak.
17 Yok edilecek mallardan hiçbir şey almayın. Böylece RAB’bin kızgın öfkesi yatışacak ve RAB atalarınıza içtiği ant uyarınca size acıyacak, sevecenlik gösterecek, sizi çoğaltacaktır.
18 Çünkü Tanrınız RAB’bin sözünü dinleyeceksiniz. Böylece bugün size bildirdiğim buyruklara uyup O’nun gözünde doğru olanı yapmış olacaksınız.”


TEVRAT KİMİN KİTABIDIR?


Görüldüğü gibi Tevrat’ın tanrısı Yahve kıskanç, acımasız bir tanrıdır. Bu tanrının ektiği düşmanlık tohumları halen Ortadoğu ve Mezopotamya topraklarına barış gelmesini engellemektedir. Bu tanrı Yahudi halkın da başına bela olmuştur.

Verimli, bal akan topraklara sahip yerli halkları, hayvanları ile birlikte yok etme emri veren bir tanrı yaratan, halkları tarih sahnesinden silerek onların topraklarına yerleşmek isteyen Siyonizm’in iskanının ilkelerini içeren bir kitaptır Tevrat.

Tevrat’ın tanrısı sevecen, iyilik sahibi, dostluk ve kardeşlik sürdürücüsü bir tanrı değildir. Yahudi halkının önüne tanrı tarafından konulan melekler de iyilik melekleri değildir. Peygamberleri de öyle. Tevrat baştan sona kan, intikam, işgal, yok etme, ganimet alma, köleleştirme üzerine kurulu bir plan programdır.

Tanrıları Yahudileri çöllerde dolaşmaya mahkum etmiştir. Onlarla bir ahit yapmıştır. Musa’nın tanrısı ilk doğan çocuğu kendisine istemektedir. Yahudiler ilk doğan çocuğu tanrılarına adadılar. Yahudiler, yurt tutmak için, yurt tutulmuş verimli arazilere ve bol suya sahip halkları yok etmek için tarihte görülmemiş bir tanrı yarattılar.

Kullar yerleşmek istedi, toprak istedi. Çöllerde dolaşmak onlara bir şey kazandırmıyordu ve yeni bir hayat vaat etmiyordu. Rab Allah çıktı ortaya ve peygamberler gönderdi. Yahudi toplumuna yeni bir sistem getirdi. Bu sistem şiddete dayanıyordu. Yahudi toplumunun yerli halklardan farklı yaşamasını, yerli halkların ilahlarına tapmamalarını istedi. Eğer yerli halkların ilahlarına taparlarsa Yahudi çocuklarının da taşlanarak öldürülmesini emretti. Aya ve Güneşe tapan yerli halkların öldürülmesini emreden Yahve’nin kitabı hangi Alevi deyişi ile tamir edilebilir?

O Tanrı Yahudi toplumunda oğul babaya, kız anneye, köle sahibine, hizmetçi efendisine baş kaldırmasın, dedi. Gelen peygamberler Rab Allah’ın demirden disiplinini Yahudi halkına dayattılar. Rab Allah’ın tek ilah olduğunu emrettiler: O vardır, tektir, bunu kabul edin, dini tartışmayın, sabırlı olun, her şey takdire bağlıdır, cennet ve cehennem sizi bekliyor, saldırın, öldürün, halkları tarihten silin, yurt edinin dediler.

Yahudi gruplardan en militanı Essenilerdi. Erdoğan Çınar, Essenileri Alevilere çok benzetiyor. Kesinlikle doğru değil. Essenilerin istila, yağma, katliam planlarını “‘Gizli Bilgilerin Sahipleri’ ve Aleviler” başlıklı kitabımda yazdım.

Bir sonraki yazıda yazacaklarımın hangi Alevi deyişi ile tamir edilebileceğini okuyanlara soracağım.

Dostlukla...
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 8 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Devrim06 (11-08-2010), esonto58 (11-08-2010), Hamza Aksüt (11-08-2010), kral çıplak (11-08-2010), Mananali (12-06-2010), Naki (11-08-2010), yolcudede (11-09-2010), İşcanbaba (11-08-2010)

Alt 11-08-2010, 13:46   #2
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart



Düşüncesini, eğip bükmeden, net olarak, dosdoğru ve herkesin anlayacağı bir dille söylemek benim için temel ilkedir. (Düşüncemde yanıldığımı anlarsam, bunu da aynı şekilde çıkıp açıklarım)

Geçmişte, Erdoğan Çınar’ın Alevilik’le ilgili tezleri ve ortaya koyduğu tarih perspektifinden etkilenen, benimseyip bunların savunuculuğunu yapan bendeniz, Çınar’ın sunduğu kaynakları zahmet edip inceleme ihtiyacını, ancak Ünsal Öztürk ve Hamza Aksüt’ün yazdıklarını okuduktan sonra akıl etmiştim. Bu inceleme sonucunda da kaynakların “çarpıtıldığı” iddiasını haklı bulmuş, bu kaynakların gerçek içeriğinden bu tür tezlerin çıkamayacağı, dolayısıyla Çınar tezlerinin dayanaktan yoksun olduğunu görerek, ciddi bir sarsıntı ve geçmişteki ihmalim yüzünden pişmanlık yaşamıştım. Bendeniz, zamanında E. Çınar’ın tezlerini, sorgulamadan, bilimsel yöntemle incelemeden, olduğu gibi gerçek kabul edip benimsediğim için ve bir dönem o tezlerin yayılmasına da bir ölçüde de olsa katkıda bulunduğumu düşünerek, özeleştiri yapmıştım. Ortada kitlesel çapta bir kandırma vardı, bendeniz ise bunun hem kurbanı, hem de buna bir ölçüde alet olmuştum.

Ancak olay bununla da sınırlı değil. Konuyla ilgili yazılanlara baktığımızda, olayın sadece bir bilimsel zafiyet, akademik formasyon eksikliği, metodoloji bilmeme durumundan ibaret olmayıp, adı geçen yazarın Aleviler’e yönelik uluslar arası bir “komplo”nun içinde yer almakla suçlandığına da tanık oluyoruz. O’nun, Siyonist ve/veya Evangelist odakların taşeronu, adamı, görevlisi olduğu söyleniyor. Aleviler’i farklı mecralara sürüklemek için sistemli, sinsi, art niyetli bir girişim, bir komplo projesi yürütürken, suçüstü yakalandığı, deşifre olduğu, deyim yerindeyse “ipliğinin pazara çıktığı” ifade ediliyor.

Önceleri, Çınar’ın çeşitli kaynakları kendi istediği sonuçları verecek şekilde eğip bükerek oluşturduğu bir alt yapı üzerinde kurguladığı tezlerin, iyi düşünülmüş, üzerinde çalışılmış, ekip işi, dört başı mamur bir toplum mühendisliği çalışması olduğunu sanmıştım.

Ancak, 5-6 yıldır bu forumlarda yoğun bir beyin fırtınalaması sürecinden geçen ve Alevilik, teoloji, tarih vb. konularda belli bir bilgi birikimine ulaşmış biri olarak gelinen noktada yeniden geriye dönüp, geçmişte çok etkilendiğim bu tezleri tekrar incelediğimde ise durumun hiç de öyle olmadığını düşünmeye başladım. E. Çınar’ın içerik ve tarz açısından bir çeşit popüler kültür ürünü niteliğindeki kitaplarında yer alan tezlerinin, bir bütünlük arz etmediğini, birbiriyle çelişen tezler olduğunu görüyorum. Önceden üzerinde düşünülmüş, araştırılmış, belge ve bulgularla desteklenmiş, sağlam bir ana çerçeve olmadığı gibi kitaptan kitaba değişen, birbiriye uyuşmayan, kararsız ve bilimsel bir nitelik arz etmeyen görüşler ve deyim yerindeyse bir çeşit düşünsel hovardalık eğilimi göze çarpıyor.

Yazar Aleviliğin kökenini;
Sümerlere mi,
Luviler’e mi,
Mu-Atlantis-Eski Mısır (Hermes) çizgisine mi,
Paulikien-Bogomil-Algiben-Katar zincirine mi bağlıyor?
Yazar’ın kastettiği Aleviliğin mi Aleviler’in kökeni mi?
Aleviler, etnik olarak Luvi mi, eski Mu’lu mu, Uygur vb. mi?
Pavlikanlar’ın etnik kökeni ve dilleri ne?

Yazarın “Alevi devleti” olarak adlandırdığı Divriği’deki devletin resmi dili neydi?
Sözü edilen topluluklar ile Alevilerin inanç, kültür ve ritüelleri arasındaki kökten farklılıkları saymaya gerek duymuyorum.

Sadece Çınar’ın kendi içindeki belirsizliklere, çelişkilere, tutarsızlıklara kısaca değiniyorum. Bu durum, E. Çınar tezlerini eleştiren kesimi de etkiliyor. Çınar tezlerindeki tutarsızlık, bu tezleri eleştirenlerin yönelttiği eleştiri ve görüşlere de yansıyor. Onlar da farkında olmadan zaman zaman bir biriyle tutarsız suçlamalarda bulunabiliyor.

Çınar karşıtı cepheye de şunu sormak lazım:

• E. Çınar, Aleviler’i Tevrat’a, Yahudiliğe, Siyonizme mi bağlıyor, yoksa İncil’e, İsa’ya mı?
• Size göre Çınar, Tevrat’ı mı Alevi kitabı olarak, yoksa Tevrat’ı reddeden Pavlikanizm’i Alevilik diye mi yutturmaya çalışıyor?
• Siyoncular, Evangelistler, Yehova Şahitleri vb. Aleviler’e yönelik ortak bir operasyon mu yürütüyor, bunlar aynı çizgide midirler?


Bu arada, daha önce Süleyman Diyaroğlu’nun, yazdığı kitapta, Aleviler’in, Yahudi dinine mensup Hazar Türkleri’nin ardılları olduğunu, yani Yahudiler’in kayıp 13. kavminin Aleviler olduğunu iddia ettiğini hatırlatalım. Sanırım bu fazla dikkati çekmedi.

Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Alevilerin büyük çoğunluğu Erdoğan Çınar’ın son üç kitabındaki uydurma, yalana dayalı tezlerini reddetti. Erdoğan Çınar’ın ilk kitabıyla ilgili de tereddütler var. Erdoğan Çınar’ın ilk kitabı çok daha vahimdir. Erdoğan Çınar bütün semavi dinlerin serçeşmesinin, asıl kaynağının Alevilik olduğunu iddia etmektedir. Ama konu İslam’a geldiğinde “serçeşme” tezini unutmakta, İslam’la hiçbir ilişkisi bulunmayan Aleviliği İslam’ın dışına çıkartmaya çalışmaktadır. Dürüst insanları istismar etmektedir. Erdoğan Çınar, Kuran’dan olumsuz olarak söz ederken Tevrat’ı göklere çıkartmaktadır. Tevrat’ın Aleviler bölümünün olduğunu, Alevi deyişleriyle Tevrat’ın tamir edileceğini yazmaktadır. Bu konuda Alevilerden tepki almaması çok şaşırtıcıdır. Asıl skandal budur. Geleneksel Alevilikten kopan Alevi çocuklarının duyguları ve düşünceleri iyi tahlil edilmiş, İslam’a, Kuran’a ve diğerlerine karşı oldukları saptanmıştır. Aleviliğin Müslümanlık olmadığı uyuşturucu iğnesi onlara şırınga edilmiş, zihinleri uyuşturulmuş, el altından Tevrat ve İncil kabul edilebilir kitaplar olarak bilinçaltlarına sunulmuştur. Geleneksel Alevilikten kopan Aleviler kendi elleriyle, tepkisiz kalarak varlık koşullarını ortadan kaldırmışlardır. Doğanın, canlı cansız bütün varlıkların, özellikle iyi ve doğru insanların biriktirdiği görkemli Alevi değerlerinin, Alevi deyişlerinin, katliam, talan ve yağma kitabı olan Tevrat’a kurban edilmesine Alevi evlatları sessiz kalmıştır. Tevrat ortada, kitap olarak da, internet ortamında da var. Herkes okuyabilir. Tevrat’ı internet ortamında bulmak, arama motoruna “öldür” sözcüğünü yazmak ve gelen bölümleri okumak yeterli olacaktır.
Yukarıdaki ifadeleriyle ilgili olarak da Üstat Öztürk’e şunları sormak isterim:
• Bir inanç ekolü olarak Alevilik sizce İslam’ın içinde midir, İslam'ın bir kolu, yorumu vb. midir?
• E. Çınar, bütün bu tutarsız tezleri sırf Aleviliğin İslam dışı olduğuna inandırmak, bunu kanıtlamak için mi ortaya atmış? O'ndan önce, her kesimden, "Alevilik İslam değildir" diyenler zaten yok muydu? Başka hiçbir yere bağlama gereği duymadan da "Alevilik İslam değil" görüşü savunulamaz mı?
• Size göre “Alevilikten kopmayan” Alevi çocukları ya da büyükleri, İslam ve Kuran değerlerini ne ölçüde benimser, ne ölçüde buna göre yaşar? İslam’ın esasları, Kuran’daki emir ve yasaklar onlar için ne derece önem taşır?
• Aleviliğin Müslümanlık olmadığı görüşü, size göre bir “uyuşturucu iğne” midir?
• Alevilik inancının İslam diniyle ilişkili olmadığını söyleyenlerin mutlaka dış odaklarla bir ilişkisi ve Aleviler üzerinde kötü emelleri mi vardır?
• Alevi deyişleri, Tevrat’a ya da başka bir şeye kurban edilebilir mi?
• Aleviliği mesnetsiz biçimde Tevrat’la ilişkilendiren yazarlara mı, yoksa Aleviler’i mum söndü yapmakla suçlayan, sapık ilişkiler yaşayan bir topluluk olarak gösteren, Alevi ayin-i cemini bir oturak alemi gibi anlatan romanlar yazan yazarlara mı en fazla tepki göstermek gerekir?


Bu konularda ne düşündüğünüzü az çok biliyorum. Ama, Alevi gençlerin de sizin görüşlerinizi net olarak öğrenmesi için bu soruları yönelttim.

Saygılarımla…

Konu Naki tarafindan (11-08-2010 Saat 14:32 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
Devrim06 (11-08-2010), Hamza Aksüt (11-08-2010), kral çıplak (11-08-2010), Ünsal Öztürk (11-08-2010), yolcudede (11-09-2010)
Alt 11-08-2010, 16:23   #3
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Naki kardeşimin yazısında her şey zaten var. Erdoğan Çınar’ın kıstası yoktur. Mu, Atlantis, Uygur, Mısır, Orta Asya, Anadolu karmakarışık bir çorbadır kitaplarında. Aleviliğin Gizli Tarihi kitabında Sümerlerin on iki hizmetini bakın nasıl yazıyor:
“Sümer Ayin-i Cem’inde Oniki Hizmetli: 1. Arabacı, 2. Kahya, 3. Mübaşir, 4. Silahtar, 5. Müzisyen, 6. Kuşbaz, 7. Keçi Çobanı, 8. Dalyan Denetçisi, 9. Ulak (Haberci), 10. Tahıl Denetçisi, 11. Mabeyinci, 12. Kapı Bekçisi. “ (age., s. 165)
Sümerlerde var olduğunu söylediği arabacının, silahtarın, kahyanın “erkan”daki görevleri ne idi acaba? Örneğin Alevi cemlerindeki Pirin, Rehberin görevini yukarıdaki sayılanlardan hangisi karşılıyor?

Kardeşimin sormaya çalıştığı sorulara kısa yanıtlar vermek isterim.

1. Erdoğan Çınar’a göre Sümerler, Orta Asya Türklüğü, Tevrat savunucuları, İncil ve St. Paul savunucuları, istisnasız hepsi Alevidir. Tevrat’ı kabul eden de, reddeden de Alevidir. Bu tür yaklaşıma Masonik literatürde alegorik anlatım deniyor. Hiç kimse dışlanmıyor. Alegorik anlatım mutlak kötüyü allayıp pullayıp kabul edilebilir bir hale getirmek anlamına gelmektedir. Önümüzdeki günlerde siteye koyacağım yazılardan birisi Yusuf üzerine olacak. Ben Yusuf’u çırılçıplak anlatacağım. Oysa Masonlar alegorik anlatıma başvurarak Yusuf’un eylemlerini kabul edilebilir bir hale getirmektedirler. Erdoğan Çınar, Tevrat’ı Alevi sözüyle tamir etmeye çalışıyor. Ayrıca İncil konusunda şunları söylüyor:
“Saint Yuhanna tarafından kaleme alınmış Yuhanna İncili daha ilk paragraflarında Hz. İsa’nın gerçekte ‘Işık’ olduğunu beyan ile başlar:” (Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 191)
“İncil bu hali ile üzerindeki gizlilik perdesi kaldırılarak okunduğunda karşımıza her dönemde, her dinin saklısında var olmuş Alevi (Işık) inanışı çıkar.” (Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 192)
Erdoğan Çınar hem en militan Tevratçı Essenileri, hem de ilk Hıristiyanları Alevi olarak göstermiştir.

“Hz. İsa gerek inanç temelleri, gerek gizliliğe dayalı kurumsal yapıları ile Alevilikle çok büyük benzerlikler gösteren Esenniler’in arasında yetişmiş ve bu tarikat içinde en üst mertebeye ulaşmış bir ‘Işık oğlu’ idi.” (age., s. 188)
Oysa ilk Hıristiyanlar bizzat Tevratçılar tarafından katledilmekteydi. Nasıl oluyor da hem Esseniler, hem de ilk Hıristiyanlar Alevi oluyor?

2. Mananalisli Konstantine, Suriye’den gelen papaz yardımcısından önce Alevi olarak gösteriliyor. Şöyle deniyor: “Silvanus, yedinci yüzyıl başlarında Ortodoks Kilisesi tarafından sapkınlığın önemli merkezlerinden sayılan bu bölgede küçük bir köyde dünyaya geldi. Silvanus Mananalis’te çevreden yalıtılmış bir dünyada Alevi erkanı içinde büyüdü, yola girdi, tutkulu bir derviş olarak yetişti.” (Kayıp Bir Alevi Efsanesi, s. 150)
Yukarıdaki paragrafta geçen “sapkınlığın önemli merkezi” cümlesi Maniheist bölge anlamına gelmektedir. Yani Erdoğan Çınar’a göre papaz yardımcısından önce de Alevilik, yol, erkan vardı. Ki yine Erdoğan Çınar’a göre papaz yardımcısı ile Konstantine uzun kış boyunca yolu cendereden nasıl kurtaracaklarını konuşmuşlardır.

Papaz yardımcısı geldikten ve Konstantine’e İncil ve St. Paul’un mektuplarını verdikten sonra da Konstantine, Erdoğan Çınar’a göre Alevi’dir. Oysa Konstantine İncil ve St. Paul’un kitaplarının dışında kitap okunmasını yasaklamıştır. Maniheist kitaplar da buna dahildir.

3. Misyonerler gözlerini Alevilere dikmişlerdir. Çeşitli grupların birbirleri arasında ittifakı var mıdır bilmiyorum. Misyonerlik çalışmasını dağınık bir durum arz eden Alevilerin üzerinde yoğunlaştırdıkları görülmektedir. Kiliselerde papazlık yapan eski Alevilerin bulunduğunu biliyoruz. Bu misyonerler yayınevimize bile gelerek bize de İncil’i tanıtmaktadırlar. Bir kısım Alevi çocuğunun zaaflı olduğunu görmekteyiz. “Müslüman olmayalım da ne olursak olalım, Hıristiyan olalım” diyen insanlar biliyoruz. Bu tutumu bir marifet sanıyorlar. Asimilasyona karşı mücadele ettiklerini sanıyorlar.

4. Alevilik bence İslam’ın içinde değildir, İslam’ın bir kolu da değildir. Hiçbir dinin içinde değildir. Kendine has kuralları olan bağımsız bir yapıdır. Biz buna Yol diyoruz. Alevilik musahipli canların, cem olduğu, sorgu görgüden geçtiği, çerağ uyandırdığı, dem aldığı, semah yürüdüğü, hiçbir dinde bulunmayan eşsiz değerlere sahip büyük bir yapıdır. Küçük yapılar olan semavi dinlerin içine sığdırılamaz. Aleviler Kuran’ı kabul etmez. Baskılardan kurtulmak için Kuran’a Osman musafı derler. Kuran’ın emirlerine göre yaşamazlar.

5. Erdoğan Çınar gözünü “Alevilik İslam Değildir” diyen çok geniş kitlenin üzerine dikmişti. Tabii ki Alevilik Müslümanlık değildir. Aleviliğin Müslümanlık olmadığını söyleyen çok geniş bir kitle Erdoğan Çınar’dan önce zaten vardı. Bu kitlenin duygularını istismar etmiştir. Kuran’a karşı olan Alevilerin sempatisini toplamayı hedeflemiş ama Tevrat ve İncil’i aynı anda onlara kabul edilebilir kitaplar olarak sunmuştur. Bu durum düalistlerin önemli bir bölümünün Tevrat’a karşı çıktığı, Tevrat’ın tanrısının Demiurg olduğu gerçeğini bilmediğini ortaya koymaktadır. Hem Tevrat’ın tanrısını, hem de İncil’in tanrısını aynı anda savunmak, onun yumuşak karnıdır. Darmadığın olmuştur, olmaması imkansızdır. “Alevilik semavi dinlerin serçeşmesi, asıl kaynağı” diyen odur. Bu durumda Kuran’a karşı çıkıp, Tevrat ve İncil’i olumlamak da çelişki değil midir?

6. Alevilikten kopmayan geleneksel Aleviler Aleviliğe uygun olarak yaşarlar. Cennet cehennem, sırat köprüsü, sevap, günah tanımazlar. Geleneksel Aleviler de Müslüman değildir. Geleneksel Alevilikten kopan Aleviler derken, cemden ve dededen kopan Aleviler olarak algılamak gerekiyor. 1984 yılının güz aylarından itibaren “Alevi İslam” namıyla devlet destekli bir grubun faaliyetleri göze çarpmaktadır. Geleneksel Alevilikten kopan Alevilerin daha çok siyasal söylemde bulunması, dedeyi küçümsemesi ve yok sayması, cemevlerinin bir statüye kavuşmasını savunurken aynı zamanda cemevlerine uzak durması, devlet destekli kolun Aleviler içindeki çalışmasını kolaylaştırmaktadır. Son yıllarda cemlerde Kuran okunması, Ahmet Yesevi adının cemlere sokulması Cem Vakfı’nın uygulamalarındandır. Alevilikle samimi ilgilenen Yol evlatlarının dedelik kurumu konusunda olumlu ve sağlıklı düşünceleri çok çabuk kavramaları gerekiyor. Dedelerle ilişki kurmak, sohbet etmek, onların saygın insanlar olduğunu unutmamak gerekiyor. Koyunlar ve kuzuların birbirine karışması gibi dedelerin, taliplerin ve Alevi halkımızın çocuklarının kaynaşması en büyük arzumdur. Doğru yaklaşım çok kısa bir sürede bir avuç işbirlikçiyi yapının dışına atar.

7. Aleviliğin Müslümanlık olmadığı görüşü bana göre bir gerçektir. Uyuşturucu iğne değildir. Yazımdaki bölümde tam olarak ifade edememiş miyim acaba? Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin Müslümanlık olmadığı gerçeğini ifade eden dürüst arkadaşlarımızı istismar etmek isteğini yazmaya çalışmıştım. Aleviliğin Müslümanlık olmadığını söylemek dış odaklarla bağlantılı olmak anlamına gelmez. Ben de Alevilğin Müslümanlık olmadığını, bağımsız bir yapı olduğunu söylüyorum.

8. Klasik din anlayışı ve kavramlarıyla Alevilik kavranamaz ve açıklanamaz Alevilik kölenin, cariyenin olmadığı, komünal bir yapıdır; musahipli, cennet-cehennemi ve mahşeri bu dünyada yaşayan, mahşer sorgusunu cemlerde soran bir yapıdır. Dinlerin kitapları, bizim ise pir nefesi var. “Sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız” diyor büyüklerimiz.

9. Aleviliği mesnetsiz biçimde Tevrat’la ilişkilendiren yazarlara da Alevileri mum söndü yapmakla suçlayan, sapık ilişkiler yaşayan bir topluluk olarak gösteren, Alevi ayin-i cemini bir oturak alemi gibi anlatan romanlar yazan yazarlara da tepki göstermeliyiz. Ancak önceliğe göre davranmak mümkündür. Öncelik bugünlerde Erdoğan Çınar gibileri değildir, ikinci kategori daha günceldir.
Arkadaşlar Genç Aleviler sitesinde alçakça saldırılara gereken cevabı vermiştir.

10. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Bilimsel çalışmada tahrifat kabul edilemez. Bilerek isteyerek kaynak eserlerden yapılan tahrifatlı bir aktarım, bir yazarın yazın dünyasından silinmesi anlamına gelmektedir.

11. Arkadaşlar yazdığım bu yazıya ilgi gösteriyorlarsa, okuyorlarsa, genel olarak bir Erdoğan Çınar eleştirisi yapmadığımı, Tevrat’ın içeriği konusuna dikkat çektiğimi belirtmek istiyorum. Daha sonraki yazılarda İbrahim, Lut, Yakup ve Yusuf hakkında birtakım gerçekler yazacağım. Anlatacaklarım Tevrat’ta zaten var. Arkadaşlar okursa memnun olurum.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Devrim06 (11-08-2010), kral çıplak (11-08-2010), Naki (11-08-2010), yolcudede (11-09-2010)
Alt 11-08-2010, 21:54   #4
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Sanırım meseleyi çözdüm...
Benden size dost tavsiyesi,
hemen boş bulunup güleyim demeyin,
sonra pişman olabilirsiniz...

Tahrifat,
çarpıtma.
yalan,
dolan,
sahtekarlık falan her ne varsa hepsi ortaya çıktı ve geriye tek bir şey kaldı...
Soru şu.... BU ADAM NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR???
Hal böyle olunca aklıma şu soru takılıyor ve diyorum ki,
bütün numaraları ortaya çıkmış olan birinin amacının ne olduğunu öğrenmek çok mu önemli???
CEVABIM EVET ve BENCE ÇOK ÖNEMLİ...

Teorimi aktarayım...
İsimlendirmelerde veya tanımlamalarda yanlışlık yapabilirim siz beni düzeltin...

Foya hasıl olduğunda maksat üzerine yoğunlaşmaya başladığımız günden beri bazı dostlara hep ve ısrarla şunu dedim " Bence bu işin arkasında DİNLER ARASI DİYALOG YAPILANMASI VAR "
( Diğer bir bağlatının da ILIMLI İSLAM PROJESİ olduğunu düşünmek zorundayız...)
İlk günlerde olduğu gibi bu günde aynı iddiamı sürdürüyorum ve hemde eskisinden daha güçlü bir biçimde...

Bu tür meselelere meraklı olmama rağmen iş yazmaya gelince biraz zorlanıyorum...
Şimdi ben meseleyi ana hatlarıyla yazayım,
sevgili NAKİ ince bir elemeden geçirerek bağlantıları ve yanlışlarımı düzeltsin...
Olayları numaralandırarak gideyim...

1: 28-Eylül-2004 tarihinde Sinan IŞIK-ın davası ulusal basında çıkıyor...

2: 1-Ekim-2004 tarihinde ABF adına sevgili Ali DOĞAN dede ünlü basın açıklamasını yapıyor ve Aleviliğin İslam dışı olduğunu dünyaya duyuruyor...
Ve bu açıklama ile birlikte özelde Türkiyede genelde tüm dünyada bu tartışma RESMEN başlamış oluyor...

3: Tam da Ekim ayında Erdoğan ÇINAR-ın ilk kitabı kitapçı raflarındaki yerini almaya başlıyor...

4: Bu arada bir büyük destek te AABK dan geliyor...Onlarda Aleviliğin İslam dışı olduğunu açıklıyor...Tartışmalarda öne çıkan en popüler isim AABK genel başkanı Turgut ÖKER...

5: Bu müthiş iddiaya çok büyük bir tepki yağıyor,
Alevileri asimile etmeye yeminli İslamofaşist kesimden, bu kesimlere uşaklık eden sözde İslamcı Alevilerden ve statikoculardan geliyor bu tepkiler...

6: Yaklaşık bir sene kadar sonra bu iki büyük Alevi kurumu geri adım atıp yeniden İslamın kuyruğuna takılmaya başlıyor...

7: AB raporunda Alevilerden bahsediliyor ve " Sünni olmayan Müslüman AZINLIK " tanımı kullanılıyor...Bu AZINLIK tanımına Türkiyedeki tüm karşı çıkışlara Aleviler de katılıyor ve BİZ ASLİ UNSURUZ diyorlar...

8: Bir süre sonra AABK-nın resmi sitesi olan ALEVİ.COM sitesinden tüm İslam dışı Alevilik yazıları kaldırılıyor...Yerine resmi Aleviliğe çalışan sözde Alevi yazarların yazıları konuyor...

9: AABK bir İslami kuruluşla anlaşıp Alevi cenazelerini onlara teslim ediyor...

10: Gün geliyor Sinan IŞIK üyesi olduğu dernekte İslamcı İzzettin DOĞAN-ı eleştirdiği için dernek başkanı tarafından TEHDİT ediliyor...Bunu tüm üst düzey Alevi kurum başkanlarına ve avrupadakilere bildiriyor fakat kimse oralı olmuyor...

11:Yine gün geliyor İzzettin DOĞAN YOL TV-ye canlı yayına bağlanıyor ve Turgut ÖKER-le HASPİHAL EDİYOR VE KENDİSİNE VELİAHTLIK TEKLİF EDİYOR...TEK ŞARTI iSLAM DIŞI ALEVİLİK İDDİASINDA VAZGEÇİLMESİ...
Turgut ÖKER bunu huşu ile karşılıyor...

12: Bu arada internet denen ortamda Alevi forumları hızla artıyor...
Ali KARUL isminde biri Erdoğan ÇINAR isimli yazarın kitaplarının reklamını yapıyor...

13: Bu kitaplar Aleviliğin İslam dışı olduğunu söylemekle birlikte başka ilginç köken bağlantıları kurması nedeniyle yoğun tartışmalara neden oluyor...
Karşı çıkanların çoğunluğu İslam içi Aleviliği savunanlar olsa da, bir kısmıda İslam dışı Aleviliği savunan bu insanlar Erdoğan ÇINAR-a şiddetle karşı çıkıyor...
Fakat her ne olursa olsun bu arada sayın ÇINAR beşinci kitabını piyasaya sürmüş oluyor...
Bu son kitap ortak yapım oluyor...
Bu kitap sayesinde Alevi dünyası yeni bir yazar daha kazanmış oluyor...Adi Ali KARUL...

14: Bu tezler tartışılırken ortaya üç yazar çıkıyor ve sayın ÇINAR-ın yazdığı tüm kitapların düzmece olduğunu belgeleriyle ortaya koyuyor...

15: Sayın ÇINAR bu yazarlardan Hamza AKSÜTE karşı yazdığı " SON ALEVİ ESNAFI " başlıklı yazısında BÜTÜN BU İSLAM DIŞI ALEVİLİK TARTIŞMALARINI KENDİSİNİN BAŞLATTIĞINI İDDİA EDİYOR...Fakat ne varki bu yalanda ortaya çıkartılıyor hemde yazar olmayan sıradan bir Alevi neferi tarafından...

16: Tartışmalar sürerken E. ÇINAR bir demeç veriyor,
bu demecin bir yerinde büyük Alevi kurumlarından birinin İslamcı olduğunu söyleyerek ABF-yi işaret ediyor...Bu doğru tespiti yaparken aynı zamanda büyük bir gerçeği yani elmanın diğer yarısını Alevilerin gözlerinden saklıyor hemde bilerek...Oysa gerçekte yalnızca ABF değil tamda aynı tarihlerde AABK-da İslamın kuyruğuna takılmıştı işte bunu bilerek saklıyor...
Çünkü artık AABK ile ABF-nin yolları ayrılmaktadır ve ÇINAR birinden birini seçmek zorundadır...Ve o da AABK-yı seçer ve onu korumaya alır...Bu seçimi yapmasındaki gayeyi ilerleyen kısımda anlatmaya çalışacağım...

17: Alevi tarihi konusundaki sahtekarlıklar tartışılırken sayın çınar hiçbir soruya cevap vermemiş ve onun yerine reklamcısı ve bazen de yayıncısı konuşmuştur...Alevi gençlerine yutturulan sahte Alevi tarihi ve bundanda önemlisi olan " ALEVİLİK İSLAM DIŞIDIR İDDİASINI ORTAYA ATAN VE TABULARI YIKAN KİŞİ " sahte imajıyla Alevi gençleri gözünde ilahlaştırılan bir ÇINAR örneği ile karşı karşıya gelinmiş olmasıdır...Bu sahte imaj yüzünden birçok masum Alevi genci kendisine ve yağverine büyük sevgi ve aşırı saygı beslemeye başlamışlardır...

18: Sahte Alevi tarihi konusu tüm çıplakllığıyla ortaya çıkarrılmış olmasına rağmen,
bir süreden beri sayın ÇINAR tarafından yürütülmekte olan YOL TV İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ VE YAVERİNİN O KANALDAKİ PROĞRAM YAPIMCILIĞI VE SUNUCULUĞU İŞİ DEVAM ETMEKTEDİR...
Bunca şey ortaya çıkmasına rağmen AABK bu konuda hiçbir şey yapmamaktadır...Ve herşey normalmiş gibi yollarına devam etmektedirler...

19: Sahte Alevi tarihi tartışmaları bir süre sonra yerini sessizliğe bıraktığı sıralarda bu sefer de ÇINAR-ın yaveri hakkındaki MAHKEME BELGELİ SAHTEKARLIK ve DOLANDIRICILIK MESELESİ ORTAYA ÇIKTI...

20: Hemen ardından sayın ÇINAR hakkında bir sürü iddialar ortaya çıktı...
Bu iddiaların hiç birine cevap vermeyen şahıslar hiçbirşey olmamış gibi yollarına devam ediyorlardı...İddialarda bazı çok büyük Alevi kurum başkan ve yöneticilerin de olduğu iddia ediliyordu...Herkes bu iddialara cevap beklerken,
cevap verilmediği ve kurum başkanları tarafından da herhangibi girişimde bulunulmadığı gibi,
üstelik bu kişiler karşı saldırıya geçtiler...
Bunlar da yetmiyormuş gibi Turgut ÖKER isimli bir kişi Ali KARUL-un forumuna üye oldu...Bu ortamlarda bulunanların hepsi o kişi,nin AABK genel başkanı TURGUT öker OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜ VE YAZDI...BUNA RAĞMEN BU KONUDADA BİR AÇIKLAMA YAPILMAYARAK BU DÜŞÜNCELER DOĞRULANMIŞ OLDU...

21: Sayın ÇINAR-ın sahte Alevilik tarihi yazmaktaki amacının ne olduğu ve arkasındaki bağlantıların aşırı dercede merak edildiği bu günlerde ilginç bir gelişme daha oldu...
Alevi diasporasının ana vatanı olan Almanyanın sayın Cumhurbaşkanı Türkiyeyi ziyarete geldiğinde " BEN MÜSLÜMANLARIN DA CUMHURBAŞKANIYIM DEDİ "
Ardından yaptığı bir açıklamada DİNLER ARASI DİYALOĞA ÇOK ÖNEM VERMELİYİZ dedi...

22: Tam da bu günlerde yerel gazetelerden birinde AABK-nın ikinci başkanı olan Ali Ertan TOPRAK-ın bir demeci ÇIKTI...
Demeçte özetle şöyle deniyordu " Almanyada yaşayan Alevilerden İNANÇ VERGİSİ alınmasını isteniyor...Bu inanç vergileri toplanıp AABK-ya aktarılacakmış...Şartlar uygunmuş ama bir sorun varmış...Alman yetkililer bizim DİASPORAYA diyormuş ki GİDİN diğer İSLAMİ ÇATI ÖRGÜTLERİYLE ANLAŞIN ÖYLE GELİN...
Bunun üzerine bizim Ali Ertan TOPRAK şöyle diyor...ALEVİLER VE DİĞER İSLAMİ ÇATI ÖRGÜTLERİ...İşte bu cümleyi aynı demeçte defalarca tekrarlayarak diyor ki biz hazırız ama diğer İslami çatı örgütleri buna yanaşmıyor...Yani sizin anlayacağınız bizimki Aleviliği İslam içi gösteriyor...Çünkü Alman devleti öyle istiyor yoksa parayı vermeyecek...Bizim ki de parayı kapmak için Aleviliği İslam içi göstermeye dünden razı...

23: Tarih 31-Ekim-2010,
yer İzmir Buca Cem evi,
dünya küçüktür derler ya Ali Ertan TOPRAK ile Sinan IŞIK karşılaşıyor...
Merhaba ve tanışma faslından sonra Sinan IŞIK her zamanki patavaysızlığıyla konuya giriyor ve bu gazete demecini soruyor...
Ali Ertan TOPRAK O sözün anlama geldiğini yani Aleviliği İslam içi göstermek anlamına geldiğini doğruluyor fakat o sözü kendisinin söylemediğini ve asla söylemeyeceğini diyor ve suçun o haberi yazan gazetecide olduğunu söylüyor...HATTA iSLAM DIŞI ALEVİLİK KONUSUNDA ÇOK GÜZEL ŞEYLER SÖYLÜYOR...

24:O GÜN O DERNEKTE BİR SEMİNER VARDIR...
Alevi enstitüsü önderliğinde yapılmakta olan bir çalışmanın bilmem kaçıncı MODÜLÜ uygulanmaktadır...
Düzenleyen Alevi Enstitüsü,
Başındaki kişi bilmem hangi akademik kariyerdeki yazar Ayhan Yalçınkaya...
Diğer katılımcı eski AKD genel başkanı Tekin Özdil Ve Ali Ertan TOPRAK...
AYHAN YALÇINKAYA HETEREDOKS ALEVİLİĞİ SAVUNUYOR,
TEKİN ÖZDİL İSLAMCI ALEVİ VE AYNI ZAMANDA Sinan IŞIK-ı İzzettin DOĞAN-ı eleştirdiği için TEHDİT EDEN derneğin başkanını korumaya alan genel başkan,
Ali Ertan TOPRAK ise Alevi DİASPORASININ İKİNCİ İSMİ...SÖYLEDİĞİNE GÖRE İSLAM DIŞI ALEVİLİĞİ SAVUNUYOR...
Yapılan çalışma Alevi gençlerine yönelik...

25: Toplantıya katılan konuşmacı Ali Ertan TOPRAK Alevi gençlerine yönelik konuşurken sürekli Almanyadaki çalışmalardan bahsediyor...tam bu esnada Sinan IŞIK AYHAN YALÇINKAYA HOCADAN İZİN ALIP TOPLANTIYA KATILIYOR...
Ali Ertan TOPRAK ALMANYADA ELDE EDİLEN KAZANIMLARDAN GAHSEDİYOR...
Ve döne döne şunu vurguluyor " ALMANYADA ÇOK YOĞUN BİÇİMDE DİNLERARASI DİYALOG ÇALIŞMALARI VAR VE BİZDE BUNA YOĞUN OLARAK KATILIYORUZ...Almanlara kendimizi anlattığımızda hüngür hüngür ağlıyanlar oluyor...Alevilik derslerini kabul ettirdik...İSLAM KONFERANSINA KATILDIM...
CONDOLİZA RAİS İLE GÖRÜŞTÜM...ALEVİLERDEN İNANÇ VERGİSİ ALINMASI İÇİN GİRİŞİMDE BULUNDUK...ALMAN DEVLETİ DEDİ Kİ GİDİN DİĞER İSLAMİ ÇATI ÖRGÜTLERİYLE ANLAŞIN ÖYLE GELİN...BİZDE ONLARA SÖYLEDİK AMA YANAŞMADILAR...DİĞER İSLAMİ ÇATI ÖRGÜTLERİ BİZİMLE BİRLİKTE HAREKET ETMEK İSTEMİYORLAR...
iŞTE BU SÖZLERİ HİÇ ÇEKİNMEDEN HEMDE GÖZÜME BAKA BAKA SÖYLEYİNCE,
DAYANAMAYIP BAĞIRDIM VE DEDİM Kİ " DESENİZE BİZ ALEVİLİĞİ SATTIK "
İşte bu sözüme YALÇINKAYA İTİRAZ ETTİ...
FAKAT YİNEDE KİBAR DAVRANIP BANA DA SÖZ HAKKI VERDİ...Orada bulunan gençlere bu oyunların iç yüzünü anlatmaya çalıştım...Tekin ÖZDİL-in ne mal olduğunu herkesin içinde yüzüne söyledim...
Ali Ertan TOPRAK ALEVİLİK DERSLERİNİ ÖRNEK VERDİ VE BUNUN BÜYÜK BİR KAZANIM OLDUĞUNU SÖYLEDİ...
Dedim ki hangi Alevilik-i öğretiyorsunuz...
iSLAM BENZERİ ALEVİLİĞİ ÖĞRETİYORSUNUZ...AÇIKÇA iSLAMCILIK YAPIYORSUNUZ...ALEVİ.COM-DAN TÜM İSLAM DIŞI YAZILARI KALDIRDINIZ ONUN YERİNE İSLAMCI ALEVİLERİN YAZILARINI KOYDUNUZ...SİZ aLMANYAYA HOŞ GÖRÜNMEK İÇİN ALEVİLİĞİ SATTINIZ...
ve dedi ki...evet biz Alman devletindan bazı hakları almak için Aleviliği islam içi gösterdik....
VE BENDE DEDİM Kİ...TAMAM İŞTE BENDE ONU SÖYLÜYORUM...siz Aleviliği peşkeş çekiyorsunuz SATIYORSUNUZ...
Bu sertlik üzerine sözüm bitmek zorunda kaldı...
Sonra o gençlere sertifikaları verildi...

İşte tüm mesele bundan ve daha yazamadığım birçok gerçeğin toplamından ibaret...
Bizim DİASPORAMIZ BİLE BİZİ SATIYOR...
Alevi enstitüsü adıyla kurulmuş bu kuruuşun kime veya neye hizmet ettiğini de hesaba katmalıyız...Bunların arkasında hangi fonların olduğunu bilmek zorundayız...
Bütün bu olayları doğru değerlendirdiğimizde bence karşımıza çıkacak olan yapı,
DİNLERARSI DİYALOG ve ılımlı islam projesidir...

Erdoğan ÇINARIN tezlerinin ana maddesi Aleviliğin bütün dinlerin ve özellikle de kitaplı tek tanrılı dinlerin anası olduğunu düşündüğümüzde, bu çırpınışın ne için olduğunu bulmamız hiçte zor olmayacaktır...Bence kurgu şu şekilde olmaktadır...
Alevilik bu dinlerin anasıdır...
Hal böyle olunca ister istemez tüm bu dinlerin kardeş olduğunu kabul etmemiz gerekecek...
ve yine hal böyle olunca Tevrattan türemiş İslam-ın da kardeş olduğunu kabul etmek zorunluluğu doğacaktır...
Dinlerin taraftarlarının kendi aralarında yaptıkları kavgaların yerini konjöktürel dayanışma almaktadır...Herbiri bir diğermi veya diğerleri,nin hepsini yadırgasa veya reddetse bile sözkonusu olan şu anki dayanışma olduğuna göre bu kavgaların yerini DİNLER ARASI DAYANIŞMA ve ABD-nin ILIMLI İSLAM PROJESİNİN ALMASI HİÇTE ŞAŞILACAK BİRŞEY DEĞİLDİR...
DİNLER ARASI DİYALOĞUN BAYRAKTARLIĞINI KİMLERİMN YAPTIĞI DA ORTADA...TÜRKİYE BU OLUŞUMLARIN EN ÖNEMLİ AYAKLARINDAN BİRİ VE EN ÖNEMLİSİ OLDUĞUNA GÖRE BU PROJELERİN BAŞARISI ANCAK VE ANCAK ILIMLI İSLAM MODELİ İLE GERÇEKLEŞECEKTİR...BUNUN İÇİN DE ALEVİLİĞİN İSLAM İÇİ OLMASI BİRİNCİ ŞARTTIR...
İşte bu önem nedeniyle hemen hemen tüm güçler İSLAM DIŞI ALEVİLİĞE ŞİDDETLE KARŞI ÇIKMAKTALAR VE ALEVİLERİ DÖNÜŞTÜRME PROJELERİNE HIZ VERMEKTEDİRLER...
TÜRKİYEDE VE YURT DIŞINDAKİ ALEVİ KURUMLARI VE İŞBİRLİĞİ YAPTIKLARI İSLAMCI KESİLMELERİN ARKASINDAKİ GÜÇLERİ VE BÜTÜN BUNLARI BİRARAYA GETİREN NEDENLERİ BÖYLECE BULABİLİRİZ...BU İŞLERDE CHP-NİN PAYINI KESİNLİKLE GÖZARDI ETMEMELİYİZ...ÖZELLİKLE KEMAL KILIÇTAROĞLUNUN GELMESİYLE BİRLİKTE İSLAMİK ALEVİLİK HAREKETLERİ İYİCE ARTMAYA BAŞLADI...KILIÇTAROĞLU İLK GELDİĞİNDE TARAF GAZETESİNİN YAZARI PROF...ÖNDER AYTAÇ BİR ÇOK TV KANALINDA ŞUNU SÖYLEDİ " Kılıçtaroğlu ve CHP iktidar olmak istiyorsa ılımlı islam projesini kabul etmek zorunda başka şansları yok...
Zaten tüm gelişmeler de o yönde gidiyor...
ÖZELLİKLE AVRUPADAKİ ALEVİLERİN ve Türkiyedeki Alevi kurumlarının KILIÇTAROĞLUNA VERDİĞİ DESTEĞİN ALTINDA YATAN EN ÖNEMLİ NEDENLERDEN BİRİ DE ILIMLI İSLAM VEYA DİĞER ADIYLA TÜRK İSLAM, VEYAHUT BİZİMKİLERİN DEYİMİYLE ALEVİ İSLAM SÖYLEMLERİ HEP AYNI KAPIYA ÇIKIYOR...
Sonuçta işleyen şu oluyor,
tüm bu yumuşak İslami söylemlerin hizmet ettiği baş yer ABD-NİN ILIMLI İSLAMI ve Avrupanın sarıldığı DİNLER ARASI DİYALOG YAPILANMASIDIR

UMARIM NE DEMEK İSTEDİĞİMİ ANLATABİLMİŞİMDİR...

Saygılarımla

Kral çıplak

Sinan IŞIK[/b][/size]

Konu kral çıplak tarafindan (11-09-2010 Saat 13:09 ) değistirilmistir..
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
DEMAN (11-09-2010), Naki (11-09-2010), Ünsal Öztürk (11-09-2010), yolcudede (11-09-2010)
Alt 11-09-2010, 10:06   #5
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Sinan,
İyi hoş, anlattın , yazdın vs , de işi getirip CHP ye bağladın ya PES,

Alinti:
BU İŞLERDE CHP-NİN PAYINI KESİNLİKLE GÖZARDI ETMEMELİYİZ...ÖZELLİKLE KEMEL KILIÇTAROĞLUNUN GELMESİYLE BİRLİKTE İSLAMİK ALEVİLİK HAREKETLERİ İYİCE ARMAYA BAŞLADI...KILIÇTAROĞLU İLK GELDİĞİNDE TARAF GAZETESİNİN YAZARI PROF...ÖNDER AYTAÇ BİR ÇOK TV KANALINDA ŞUNU SÖYLEDİ " kılıçtaroğlu ve chp iktidar olmak istiyorsa ılımlı islam projesini kabul etmek zorunda başka şansları yok...
CHP iktidae olmak için ILIMLI İSLAMI kabul etti diyelim, Bu olay alevileri etkiler mi? etkilemezmi, Hangi yönde OLUMLU/OLUMSUZ dimi,

Daha önceki hali ile ALEVİLER zaten CHP ye genelde OY vermekte, CHP İSLAM a dönüşürse, alevilerden oyu azalırmı çoğalır mı? Azalır değil mi?

Peki , Aleviler CHP ismlaşıyor diye, onlarda islamlaşır mı? HAYIR,
Peki islamlaşmayan aleviler CHP ye OY verirmi, oran en azından yarı yarıya düşer, tepki öyle hemen gelmeyeceği için, yani alevilerin oyu azalır,

CHP islamlaştığında ona OYU kimler verir, Muhafazakar LAİKler, sünni demokratlar , ismalncı olmayanlar verir,

Önder Aytaç'ın (ben o konuşmayı dinlemedim) önerimi budur, çoğunluk sünnidir, islam karşıtı anlaşılan söylemlerin söylenmemesini, söylenmesi halinde İKTİDAR olunamıyacağını beyan eder, bu önermede doğrudur.

Ancak CHP söylemini İSLAMİLEŞTİRMEK yerine DEMOKRATKLEŞTİRMELİDİR,
o zaman istanilen oy oranına ulaşabilir, Toprak işleyenin, su kulananın deyimine işlerlik kazandırmalıdır,
Demokrasi ve Ekenomik refahın projeleri ile söylem tutturusa, antipatiyi kırar, oy oranını çoğaltır,

Genelde halk kitleleri, özellikle bizim gibi ülkelerde, insanlar tutucu oluyor, son 60 yılsa ise ülke iananc bazında daha da tutuculaştı , o nedenle ac ve yardıma muhtaç yaşasada İNANC konusunda duyarlı ve saflarını değiştirmekte PİNTİ davranmaktadır,

Biz alevier, genelde yazarlarımız, çizerlerimiz, kurumlarımız vs. miz, Artık şu şikayetci, ağlamaklı, mızmız söylemlerini bırakacaklar,
Yok Devlet bu, CHP bu, islam nu vs. gibi söylemlerden çıkıp, işlerini yapacaklar,
Yoksa işini başkasına bırakırsan Nasreddin Hocvanın eşşeği hikayesine döneriz,
"El elin eşşeğini türk çığırarak ararmış".

Bilmem anlatabildim mi?


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
kral çıplak (11-09-2010)
Alt 11-09-2010, 16:01   #6
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart



Sevgili Kral çıplak,
Eline sağlık, bu kadar komplike ve çok aktörlü olaylar-gelişmeler sürecini çok iyi gözlemleyip, kronolojik olarak çok iyi anlatmışsın.

Ancak, seni daha iyi anlayabilmek için, bende muğlak kalan bazı noktaları sormam gerekiyor:

• Aleviliğin (İslam’dan) ayrı bir din, inanç, öğreti vb. olduğuna ilişkin deyim yerindeyse eylemli bağımsızlık hareketlerinin başlangıç tarihini 2004 olarak esas alıyorsun. Verdiğin bilgilere göre, Sinan Işık’ın açtığı dava, E. Çınar’ın yazdığı kitap, Ali Doğan’ın meşhur açıklaması, AABK’nın verdiği desteğin zamanlaması, aynı döneme denk geliyor. Okuyanın aklına, "Bu bir tesadüf mü, yoksa bu olaylar birbiriyle eşgüdümlü ve ortak bir programın parçası mı?" sorusu gelir. Bu sürecin gerçek aktörlerinden biri olarak bu soruya ne yanıt verirsin?

• Yaklaşık bir sene kadar sonra bu iki büyük Alevi kurumunun geri adım atarak “yeniden İslam’ın kuyruğuna takılması”, yöneticilerindeki tavır değişikliği, sitelerinde İslam dışı Aleviliği savunan yazıların ayıklanması, önce davasına destek verdikleri Sinan Işık’a davranışlarının 180 derece değişmesi, bu kişilerde birden alevlenen İzzettin Doğan aşkı vb. gelişmelere yol açan, “meteor çarpması” benzeri önemli olay ne olabilir?

• Bu değişimin temelinde, ABD’nin “Ilımlı İslam” projesine dahil olmak mı yatıyor sence? Bu projenin, daha eski dönemlerde, 1990’larda oluşturulup uygulamaya konulduğunu, RTE ve Gül ikilisi için öngörülen görevler ve AKP projesinin temelinin ta 1996’da atıldığını hatırlayalım. O halde 2005-2006 yıllarında süreci kökten etkileyen faktör ne olabilir?

• “ABF’den sonra AABK’nin de İslam’ın kuyruğuna takılması” ile AABK ile ABF’nin “yollarının ayrılması”, aynı döneme mi rastlıyor? Nasıl bir ters korelasyon var arada, anlayamadım. Açıklık getirirsen, sevinirim.

• Erdoğan Çınar, bu sürecin neresinde? ABF, AABK yöneticileri, İslam dışı Alevilik’ten çark edip, Cem Vakfı çizgisine yanaştıysa, Aleviler'in İslam’ın “İ”sini dahi duymadığı iddiasında ısrar eden, İslam dışı Aleviliğin telif hakkını kimseye kaptırmak istemeyen, Aleviler’i soyca Pavlikan, Bogomil, Algibengeler’e bağlayan, Kürt olduğu tartışmasız Koçgrileri öp öz Pavlikan yapan E. Çınar’la bu kişilerin muhabbeti nereden geliyor? Burada örgüt yöneticileri takıyye yapıp gerçek görüşlerini açıklamıyor, köprüyü geçene kadar Aleviliğe İslam mı diyor, yoksa E. Çınar da mı Alevi-İslam çizgisine gelecek? Çınar’ın, tezlerinin “sahte”, A. Karul’un “sabıkalı” olduğunun ortaya çıktığını, buna rağmen adı geçen örgütün, hiçbir şey olmamış gibi bunlarla yola devam ettiğini, hatta Öker’in Çınar ekibinin forumuna üye olduğunu söylüyorsun. Bu gelişmeler ışığında, adı geçen yazar ve örgüt yöneticileri arasında Aleviliğe bakış konusunda bir ayrılığın var mı yok mu olduğunu savunuyorsun, anlayamadım? Yani Öker, dediğin gibi İslamcı Aleviliğe yanaştıysa, İslam dışı Aleviliğin patentini kimseye vermeyen E. Çınar ile neden bu kadar can ciğer kuzu sarması? Bu konudaki iddianı daha somutlaştırabilir misin?

• Aleviliğin, tüm dinlerin serçeşmesi olduğunu iddia eden E. Çınar’ın tezlerinin birbiriyle çeliştiğini yazdım. Çınar'ın, Tevrat ve İncil’i yüceltirken, Kuran’ı görmek bile istememesinin bu bağlamda bir çelişki olduğu yazıldı. Yukarıda saydığın gelişmeler ve ilişkiler sürecinde Çınar, bu çelişkisini aşıp, İslam’ı da kucaklayan bir çizgiye mi gelecek diyorsun? O halde yeni çıkacak kitabında, bu değişimi görmemiz gerekir. Bekleyelim.

• Dinler arası diyalogcular, Ilımlı İslam projesinde görev alan oluşumların, Alevileri de İslam içine çekmeye çalıştığı yönündeki görüşlerini daha somut verilerle destekleyebilir misin? Burada kastedilen “ılımlı”nın, emperyalist güç odaklarına itaat eden anlamında olduğunu, liberal, özgürlükçü bir İslam yorumu değil, tam tersine Cem Vakfı çizgisindeki Alevilerin bile asla uyuşamayacağı, içinde yer almayacağı Ortodoks İslam ekolüne dayalı bir devlet düzeni öngörüldüğünün altını çizelim.

• Aleviliğin Türkiye’de resmi olarak ayrı din, bağımsız bir yapı olmayıp, İslam’ın içinde sayılması, öyle gösterilmesi nedeniyle, Alman makamlarının da uygulamada buna göre davranmasını, “Gidin diğer İslam örgütleriyle anlaşıp gelin” demesini, anlayabiliyorum.

• BOP kapsamında “Ilımlı İslam” Protestan ABD’nin; Dinler Arası Diyalog ise Katolik Vatikan’ın projesi. Bunlar aynı amaç için ortak mı çalışıyorlar sence?

• CHP’de son dönemde yaşananları da mı bu çerçevede değerlendiriyorsun? Yeni dünya düzeni ile uyumlu, iki partili bir sistemin ikinci ayağı mı oluşturuyor. Kılıçdaroğlu, RTE’nin zıt kardeşi olarak mı seçildi sence? Yeni CHP’nin, “liberal aydınlar”la ve İzzettin Doğan’ın da katılımıyla yaptığı Abant toplantısını da bu kapsamda mı görüyorsun?

Bu konulara açıklık getirirsen, seni daha iyi anlayacağımı düşünüyorum.

Konu Naki tarafindan (11-10-2010 Saat 13:35 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
DEMAN (11-09-2010), kral çıplak (11-10-2010), Seyhlerli1970 (11-09-2010)
Alt 11-09-2010, 21:06   #7
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Alinti:
Naki Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster


Sevgili Kral çıplak,
Eline sağlık, bu kadar komplike ve çok aktörlü olaylar-gelişmeler sürecini çok iyi gözlemleyip, kronolojik olarak çok iyi anlatmışsın.

Ancak, seni daha iyi anlayabilmek için, bende muğlak kalan bazı noktaları sormam gerekiyor:

• Aleviliğin (İslam’dan) ayrı bir din, inanç, öğreti vb. olduğuna ilişkin deyim yerindeyse eylemli bağımsızlık hareketlerinin başlangıç tarihini 2004 olarak esas alıyorsun. Verdiğin bilgilere göre, Sinan Işık’ın açtığı dava, E. Çınar’ın yazdığı kitap, Ali Doğan’ın meşhur açıklaması, AABK’nın verdiği desteğin zamanlaması, aynı döneme denk geliyor. Okuyanın aklına, "Bu bir tesadüf mü, yoksa bu olaylar birbiriyle eşgüdümlü ve ortak bir programın parçası mı?" sorusu gelir. Bu sürecin gerçek aktörlerinden biri olarak bu soruya ne yanıt verirsin?

Sevgili Naki;

Yazımı sana yönelik yazdım ama sonra da çeliişkiye düştüm acaba bir zorlama mı yapıyorum diye...
Neyse ki sendeki samimiyet bendeki tereddüt-e hakim geldi ve bunu kendime dert etmedim...eminim şimdi ve şu anda sen de bir " ESTAFURULLAH KARDEŞİM " dedin...
Yazdığım yazının aslında çok eksik olduğunu ve üstelik senin de çok doğru bir biçimde tespit ettiğin gibi anlatımımda bir muğlaklık olduğunu bende biliyordum..
Bunun gerekçelerini uzun uzun anlatmaya gerek yoktur sanırım...
Ama baş sorunun konunun çok DERİN olmasından ve bunları toparlayıp yazıya dönüştürememe durumumdan kaynakladığını anlamışsındır...
Fakat şuna hep güvendiğim ve senin bu muğlaklık ve kopuklukları yakalayıp doğru soruları sorarak öğrencisinden doğru cevapları daha kolay alacak yetkinliğinin ön plana çıkacağını biliyordum ve nihayetinde haklı çıktım…

Şimdi ise sırasıyla sorularına cevap vermeye çalışacağım…


• Yaklaşık bir sene kadar sonra bu iki büyük Alevi kurumunun geri adım atarak “yeniden İslam’ın kuyruğuna takılması”, yöneticilerindeki tavır değişikliği, sitelerinde İslam dışı Aleviliği savunan yazıların ayıklanması, önce davasına destek verdikleri Sinan Işık’a davranışlarının 180 derece değişmesi, bu kişilerde birden alevlenen İzzettin Doğan aşkı vb. gelişmelere yol açan, “meteor çarpması” benzeri önemli olay ne olabilir?

Yukarıdaki soruların cevabını şöyle vermeye çalışacağım…

Burada meseleyi ikiye ayırmak zorundayım,
Biri ana vatan Alevi kurumları,
Diğeri DİASPORA Alevi kurumları…
Ana vatandakileri az çok biliyordum ama,
DİASPORAYI hiç bilmiyordum…
Önce ana vatandakiler bu DAVA-ya sahip çıktılar,
Ardından DİASPORADAKİLER sahip çıktılar…
Fakat bunlardan önce sayın Turgut ÖKER-LE TANIŞMAMIZ OLDU VE BU DAVADAN DUYDUĞU AŞIRI SEVİNCİ GÖZLERİMLE GÖRDÜM…
Sayın Turgut ÖKER-le tanışmamızı sağlayan o zaman ki ABF genel başkanı sayın Selahattin ÖZEL-di…Turgut Öker Bu davayı duyunca bana “ Seni anlından öpmek lazım “ demişti…
Ve şunu ekledi “ Sen buradaki yasal süreci tamamlayıp AİHM-ne geldiğinde biz gereken her şeyi yapacağız…
Sonunda her iki büyük Alevi kurumu da tam desteğini sunarak bu iddianın arkasında durmaya başladı…Taaa ki RÜCÜ EDENE KADAR…
Alevilik İslam dışıdır iddiasının yarattığı deprem etkisi bir süre sonra bu iki kurum üzerinde büyük bir baskıya dönüştü…
Başta Alevi İslamcılar olmak üzere,
Türk İslamcılar ve Alevileri asimile etmeye yeminli şeiratçı kafa takımı…
Ve bilimum güçler hep birden bu iddiaya karşı ortak cephe oluşturdular…
İşte bu ağır baskı bizimkileri geri adım atmaya zorladı ve baskıcılar galip geldi…
Burada bizimkiler hep şunu dediler,
Bu gidişle taban maban kalmayacak herkes İzzettin-e katılacak…
İlk bakışta haklı gibi görünen bu serzenişin bence gerçek nedeni taban kaymasından zaide KOLTUK KAYMASI şeklinde idi…
Çünkü bu işin bu raddeye geleceği zaten başından belliydi…
Zira ABF BU KONUYU KENDİ ARASINDA GÜNLERCE TARTIŞTI VE SONUNDA BU DESTEĞİ VERMEYE KARAR VERDİ…
Yani tam anlamıyla şunu yapmış oluyorlardı…Aleviliğin İslam içi olduğunu söyleselerdi İzzetinin gölgesinde kalacak ve mecburen yok olacaklardı…
Tersini yani Aleviliğin İslam dışı olduğunu söylemelerinin ise iki çok önemli nedeni vardı,
Birincisi yukarıda dediğim şey yani İzzetinin gölgesinde kalma ve yok olma meselesi,
İkincisi ise kendilerinin de bu düşüncede olmalarıydı…Yani bu büyüklerimiz de Aleviliğin İslam dışı olduğuna inanıyorlardı…
Hal böyle olunca bize şunu söylemek düşüyor,
Bir alevi kurumu koca bir toplumun varlık yokluk mücadelesini verirken hangi zorlukla karşılaşacağını ve buna karşı ne tür direniş sergileyeceğini önceden bilmek zorundadır ve bundan geri adım atılamayacağını bilmek zorundadır…


• Bu değişimin temelinde, ABD’nin “Ilımlı İslam” projesine dahil olmak mı yatıyor sence? Bu projenin, daha eski dönemlerde, 1990’larda oluşturulup uygulamaya konulduğunu, RTE ve Gül ikilisi için öngörülen görevler ve AKP projesinin temelinin ta 1996’da atıldığını hatırlayalım. O halde 2005-2006 yıllarında süreci kökten etkileyen faktör ne olabilir?

Evet yukarıdaki belirlemelerin elbette doğru ve önemlidir…
ABD-nin ılımlı İslam projesi ve malum kişilerin bu projedeki rollerini baştan kabul etmek zorundayız…
Buraya Fetullah GÜLEN faktörünü de eklemek zorundayız…
Başta bu üçlü olmak üzere ve hemen yanlarına monte edilecek olan İzzettin DOĞAN-ı da düşündüğümüzde Alevilerin nereye götürülmeye ve hangi projeye dayanak yapılmaya çalışıldığını görmemek safdillik olur…
İşte bu süreç bu bağlantılarla sessiz sedasız ve hiç itirazsız bir şekilde devam ediyordu…
Tabi ılımlı İslam deyince bu projenin bu tarihlerde meydana getirildiğini düşünmekte hata olur…
Bunun eveliyatı gider YEŞİL KUŞAK PROJESİNE DAYANIR…Hatta şunu bile söyleyebilirim…
Gerçi bizim İşcanbaba kızacak amma aklıma şuda geliyor,
Kimbilir beklide Amerikalılar bu ılımlı İslam projesini bizim Atatürkten etkilenmiş bile olabilirler…
Türk İslam ve muadili olan Alevi İslamı ve ılımlı İslamı üst üste koysak arada bir far oluşmayacaktır…
Demekki bu kötülük projesinin ANA DÜŞÜNCESİ YİNE GELİP BİZİMKİLERE DAYANIYOR…
90-lı yıllar denince hep aklıma Nejat BİRDOĞAN olayı geliyor ve YÜREĞİM CIZZZZ EDİYOR…Bizimkile nasıl edip te bu müthiş olayı toprağa gömmeyi başarmışlar işte bu konuyu da araştırmak gerekiyor…Bütün bu olaylar hep birbiriyle bağlantıdır…Alevilerin İslama monte edilme konusu projenin bel kemiğini oluşturduğunu düşünüyor ve ısrarla savunuyorum…



• “ABF’den sonra AABK’nin de İslam’ın kuyruğuna takılması” ile AABK ile ABF’nin “yollarının ayrılması”, aynı döneme mi rastlıyor? Nasıl bir ters korelasyon var arada, anlayamadım. Açıklık getirirsen, sevinirim.

ABF ve AABK-nın yollarının ayrılması ve her iki Alevi kurumunun da İslamın kuyruğuna takılması hemen hemen aynı döneme rastlıyor…
Çünkü bu baskı yani İslamik Alevilik baskısı hem içte ve hemde dışta aynı anda başlamıştı ve adeta uluslar arası bir organizasyona dönüşmüştü…
Türkiye de ve tüm dünyada aynı zamanda başlayan bu tartışmanın her iki Alevi kurumunuda aynı anda ve aynı şekilde etkilemesi dışında başka bir gelişmenin beklenmemesi gerekir diyeceğim amma burada şunuda söylemem gerekecek…
Normalde DİASPPORALAR ANA Vatandan ayrı düşünüp ayrı hareket etmeleri gerekirken,
Burada çok ilginç bir durumla karşılaşmış olmaktayız…
Durum çok karışık ama anlatmaya çalışayım…
Ana vatandakilerin etkilendiği en baş etki CHP-dir…
Fakat bakıyoruz ve görüyoruz ki DİASPORAYI-da en çok etkileyen unsur yine CHP oluyor…Fakat birde ALMAN devleti etkisi var..Yani etki birden fazla...
Yolların ayrılması ise AABK-nın her şeyde ön planda olması ve bu durumda ANA VATANDAKİLERİN GÖLGEDE KALMA RAHATSIZLIĞIDIR…Tabi burada yine ALMAN DEVLETİNİN ETKİSİ OLMALI…Çünkü bence Alman devleti de bu planın düzgün yürümesi için kendi elinin altındakilerin tek belirleyici olmalarını istemeleri meselesidir…
Sonuçta şu ters durumu yaşamaya başladık…
ABF ve AABK İslam dışı Aleviliği savunarak isim yapmalrına rağmen,
Bu iddiadan vazgeçmiş olmalarını ve İslamın kuyruğuna takılma meselesini de gizlemeyi bir şekilde başarageldiler…
Bunu başarmalarına olanak sağlayan şey ise,
Alevilerin bu süreci dikkatlice izlemiyor olmaları ve bunları haaaala eskisi gibi düşünüyorlar sanmalarıdır…Bü iki büyük Alevi kurumu bu durmu kendileri için usraca kullanmayı düşündüler ve kısmen de başarılı oldular…İçerde İslam dışı Aleviliğ savundular,
Dışarıda ve özellikle ERKLER KARŞISINDA İSLAMİK ALEVİLİĞİ SAVUNARAK KENDİLERİNCE BAZI KAZANIMLAR ELDE ETMEYE ÇALIŞTILAR…


• Erdoğan Çınar, bu sürecin neresinde? ABF, AABK yöneticileri, İslam dışı Alevilik’ten çark edip, Cem Vakfı çizgisine yanaştıysa, Aleviler'in İslam’ın “İ”sini dahi duymadığı iddiasında ısrar eden, İslam dışı Aleviliğin telif hakkını kimseye kaptırmak istemeyen, Aleviler’i soyca Pavlikan, Bogomil, Algibengeler’e bağlayan, Kürt olduğu tartışmasız Koçgrileri öp öz Pavlikan yapan E. Çınar’la bu kişilerin muhabbeti nereden geliyor? Burada örgüt yöneticileri takıyye yapıp gerçek görüşlerini açıklamıyor, köprüyü geçene kadar Aleviliğe İslam mı diyor, yoksa E. Çınar da mı Alevi-İslam çizgisine gelecek? Çınar’ın, tezlerinin “sahte”, A. Karul’un “sabıkalı” olduğunun ortaya çıktığını, buna rağmen adı geçen örgütün, hiçbir şey olmamış gibi bunlarla yola devam ettiğini, hatta Öker’in Çınar ekibinin forumuna üye olduğunu söylüyorsun. Bu gelişmeler ışığında, adı geçen yazar ve örgüt yöneticileri arasında Aleviliğe bakış konusunda bir ayrılığın var mı yok mu olduğunu savunuyorsun, anlayamadım? Yani Öker, dediğin gibi İslamcı Aleviliğe yanaştıysa, İslam dışı Aleviliğin patentini kimseye vermeyen E. Çınar ile neden bu kadar can ciğer kuzu sarması? Bu konudaki iddianı daha somutlaştırabilir misin?

Sevgili Naki;

Yukarıda bir önceki soruna verdiğim cevapların bir kısmının bu sorularına da denk geldiğini eminim anlamışsındır…
Sorduğun bu çok çetrefilli sorulara yinede cevap vermeye çalışacağım…
Bu sorular belkide meselenin bel kemiğini oluşturmaktadır…
Eminim sende bu soruyu o önemle sormuşsundur…
Turgut ÖKER başta olmak üzere bu güne kadar İslam dışı Aleviliğe destek vermiş tüm yönetici takımının bu düşüncelerini aynen koruduğunu yani Aleviliği İslam dışı gördüklerini düşünüyorum ve hatta eminim diyebilirim…
Fakat burada yepyeni bir olguyla karşı karşıyayız ve ben bunu acizane NEO TAKİYYE olarak adlandırıyorum…
Her ne kadar hal böyle olsa da özellikle Erdoğan ÇINAR konusunda bir zamandan beri yeni düşüncelere sahip olmaya başladım…
Bu güne kadarki süreçte bilgisel olmasada tamamen sezgisel bir şekilde ÇINER-ın tezlerinin doğru olmadığını düşünmüş ve bunu da iki sene önce kendi üslubumca açıklamıştım…
Ve sadece İslam dışı Alevilik konusundaki tavrına olan hayranlığımı her defasında söylemiştim…
Fakat son gelişmelerle birlikte artık bu konuda da derin çelişkiler yaşamaya başladım…
Taaaa BAŞINDAN BERİ KENDİMCE çınar-A KARŞI BİR AMBARGO UYGULUYOR VE ONUN KİTAPLARINI BİLEREK OKUMUYORDUM…
Fakat SKANDAL kitabını okumak gerektiğinde,
Bu nedenle ÇINAR-ın da kitaplarını okumak zorunda kalmıştım…
Bu okumalar sonucunda yepyeni bir şeyin daha farkına varmış oldum…
Sezgilerim beni yanıltmıyorsa ve bunun altını şu an için tam olarak dolduramayacak olsam da,
Öyle sanıyorum ki ÇINAR-ın İslam dışı Aleviliğin de de bir sorun olduğunu düşünüyorum…
Yaptığım zoraki okumalar sırasında bir şey çok dikkatimi çekti,
ÇINAR-ın kast ettiği ve bizlere sunduğu İslam dışı Alevilik ile,
Bizim yıllardır üzerinde durduğumuz İslam dışı Alevilik arasında önemli bir anlam farkı olduğunu düşünüyorum…
Sanırım ÇINAR bize tersten bir manevra yapıyor ve bizim söylemimizi kullanıp bu söylemin yarattığı büyük etkinin ön kabulüyle başka bir şeyi yaymaya çalışıyor…
Bunu şuna da benzetebiliriz,
Hani bazı Aleviler vardır şöyle derler “ Elbet Alevilik İslam dışıdır fakat hangi İslam-ın dışıdır “ Yani bu vatandaşlar derki Alevilik Emevi İslamının dışındadır ama İslam-ın özüdür…
İşte ÇINAR-da buna benzer bir şeyi tersten yapmaya çalışıyor…
Sanırım o kitapları yeniden ve daha dikkatli okumam gerekecek…
Zaten şunun farkına hemen varmıştım…
Çınar ana tezini Aleviliğin bütün dinlerin ANASI/ATASI olmasına dayandırdığını ve bunla DİNLER ARASI GİYALOG yapılanmasına hizmet ettiğini söylemiştim…
Bunu biraz daha genişleterek şunu da katmak istiyorum…
Fakat aynı zamanda şu sakatlığıda fark etmiş oldum…
ÇINAR bu düşüncelerini sağlamlaştırmak için bilimi katletmeyi de ihmal etmiyor…
Kitabının birinde DARVİNİ ÖLDÜRÜYOR yaratma olayına zemin oluşturuyor…
Bu durum bana HARUN YAHYA-yı anımsatıyor…
Senin sorduğun soruya ne kadar cevap oldu bilmiyorum amma bu konuları birbirine bağladığımda ortada bir çarpıklık olduğuna inanmaya başladım…
Turgut ÖKER kendi vatanı olan Almanyayı korumak için yada bunu bahane ederek İslam içi Aleviliği kullanmaya çalışıyor ve aynen bizi satıyor,…
ÇINAR-ın İslam dışı Alevici görüntüsününde sahte olduğunu anlatmaya çalıştım…
Bu iki olguyu bir amaçta buluşturmak hiçte zor olmasa gerek diye düşünüyor ve bunun gerisinin çözümünü kıvrak zekana bırakıyorum…


• Aleviliğin, tüm dinlerin serçeşmesi olduğunu iddia eden E. Çınar’ın tezlerinin birbiriyle çeliştiğini yazdım. Çınar, Tevrat ve İncil’i yüceltirken, Kuran’ı görmek bile istememesinin bu bağlamda bir çelişki olduğu yazıldı. Yukarıda saydığın gelişmeler ve ilişkiler sürecinde Çınar, bu çelişkisini aşıp, İslam’ı da kucaklayacak bir çizgiye mi gelecek diyorsun? O halde yeni çıkacak kitabında, bu değişimi görmemiz gerekir. Bekleyelim.

Evet çok haklı bir noktaya parmak basmış oluyorsun…
Sanırım bu kısma yukarıdaki yazımda cevap vermiş oldum…
Yakın bir gelecekte YOK ASLINDA BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ, ÇÜNKÜ BİZ OSMANLI BANKASIYIZ reklamıyla karşılaşırsak hiç şaşırmayalım derim…


• Dinler arası diyalogcular, Ilımlı İslam projesinde görev alan oluşumların, Alevileri de İslam içine çekmeye çalıştığı yönündeki görüşlerini daha somut verilerle destekleyebilir misin? Burada kastedilen “ılımlı”nın, emperyalist güç odaklarına itaat eden anlamında olduğunu, liberal, özgürlükçü bir İslam yorumu değil, tam tersine Cem Vakfı çizgisindeki Alevilerin bile asla uyuşamayacağı, içinde yer almayacağı Ortodoks İslam ekolüne dayalı bir devlet düzeni öngörüldüğünün altını çizelim.

Evet çizelim hemde çok KALIN BİR ÇİZGİYLE ÇİZELİM…


• Aleviliğin Türkiye’de resmi olarak ayrı din, bağımsız bir yapı olmayıp, İslam’ın içinde sayılması, öyle gösterilmesi nedeniyle, Alman makamlarının da uygulamada buna göre davranmasını, “Gidin diğer İslam örgütleriyle anlaşıp gelin” demesini, anlayabiliyorum.

• BOP kapsamında “Ilımlı İslam” Protestan ABD’nin; Dinler Arası Diyalog ise Katolik Vatikan’ın projesi. Bunlar aynı amaç için ortak mı çalışıyorlar sence?

Eveeeeet hocam aynen öyle…Zaten başka türlü olması işin doğasına aykırı…


• CHP’de son dönemde yaşananları da mı bu çerçevede değerlendiriyorsun? Yeni dünya düzeni ile uyumlu, iki partili bir sistemin ikinci ayağı mı oluşturuyor. Kılıçdaroğlu, RTE’nin zıt kardeşi olarak mı seçildi sence? Yeni CHP’nin, “liberal aydınlar”la ve İzzettin Doğan’ın da katılımıyla yaptığı Abant toplantısını da bu kapsamda mı görüyorsun?

Bu konulara açıklık getirirsen, seni daha iyi anlayacağımı düşünüyorum.

Sevgili Naki;

Sorduğun her soruda aynı zamanda cevabınıda içinde armağan ettiğini anlamayacak biri bu konularda sittin sene sınıfta kalmaya mahkumdur…

CHP- Alevilerin sırtındaki en KOCAMAN KAMBUR…
Türk İslam,
Alevi İslam,
Ilımlı İSLAM…Hepsi aynı projeye hizmet ediyor…
Sana iki örnek vererek sözlerimi şimdilik noktalamak…
CHP benim dava hakkında ağzını açmayan tek parti diyebilirim…
Yaklaşık yedi sene boyunca CHP-li yöneticilerin ağzından tık bile çıkmadı…
Alevilik İslam içi mi dışı mı konusunda konuşmadıkları gibi,
KİMLİKLERDEN DİN HANESNİN KALDIRILMASI yönündeki AİHM kararına yönelik te TIK demediler…
İki örnek şöyle,
Yerel mahkeme davayı reddettiğinde yargıtaya gitme aşamasında sıra basına gelmişti…
Kendimce belirlediğim gazete CUMHURİYET-ti,
Kapılarını çaldım ve uzun bir haber yazıldı fakat beş gün geçmesine rağmen bu CUMHURİYETÇİ ve aynı zamanda CHP-nin resmi yayın organı olan gazate bu haberi yayınlamadı…

Cihan haber ajansı yalvar yakar benimle röportaj yaptı, çekimler yaptı ve bunlar da tek satır bile vermediler…
İşte bütün mesele burada yatıyor…


Saygılarımla

Kral çıplak.
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
DEMAN (11-09-2010), Naki (11-10-2010), yolcudede (11-10-2010)
Alt 11-10-2010, 11:16   #8
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Kral,

Öncelikle;


Alinti:
Gerçi bizim İşcanbaba kızacak amma aklıma şuda geliyor,
Kimbilir beklide Amerikalılar bu ılımlı İslam projesini bizim Atatürkten etkilenmiş bile olabilirler
Yok kızmam, amma bir daha sana PESS derim,

Atatürk'ü suçlamada sınır tanımıyoruz,
Oysa seninle bunları konuşmuşturk,

Sol hatalık, alevilerede bulaştı desek yeridir, aslında ikisi aynısı, alevilerin önce solcu olmaları sonra aleviliği keşfetmeleri genetik olarak, hem ülke kurucularına, hem islama, hem devlete karşı antipati ile bakmalarını ve düşünmelerinin genetiğini bıraktılar,

Aleviler meden bir topluluk hemde 7 ile 20 milyon arasında bir topluluk bunlar siyaseti nerde yapacak, o zaman onu dillendirmek gerek,
Geçmişde sosyalist,devrimci solda yaptık, o zaman alevi değildik ve Dedelerimizi köylerden kovduk, sohbetlerde onları konuşturmadık, onları sömürücü din taciri ilan ettik,
Amma Aleviliği bilmedik, o zaman alevi değilik,

Ve Sol'u sağcı cunta ezdi geçti, silindir misali, ve kimlikler ön plana çıktı, bu alevilikti, bu normal dimi, Atatürk zamanında da İSLAM olğusu vardı, ve Türkiye ye özgü olmalı idi, Osmanlı MÜSLÜM, olan ögelerinn hepsini kurtarmak değil, sınırları çizili bir toprağın kimliğini oluşturmktı,

Evet aleviler sonra Aleviliklerini keşfetti, amma, içinde islam geçmekte o olmamlıydı, Türklükde olmamalıydı, Türk demek IRKCILIK, İslam demek DİNCİLİK olacaktı, olmazdı,

Böyle gerip bir teori ile çıkıldı yola, halen devam etmekte, bence garip bir paradok var, ve giren çıkamoyor, islam içi dışı- Türklüğü kapsamaz,
Ancak bu duruşlar, Hırıstiyanlığı, Musavili, maniciiliği, zerduşluğu içine alır, Kürtlüğü vs kapsa amma, Türk ve türevlerini kapsamaz, İslam ve türevlerini kapsamaz,

BU antipati insanları sus-pus ediyor,

Kadim alevilik di hani, oysa, dünkü inancları bile alevilik olarak alırken, aleviliğin KADİMLİĞİ gözden kacırılıyor, Hani insanlıkdan beri vardı, oysa Hürremiden pay almış, demekki, sonradan oluşmuş, maniden almış, Pir !! Silvanus'dan bişeyler almış,
Amma ne hikmetse, Irk olarak geçmişde - bence- Türklükten, ve bulunduğu çoğtafya gereği İSLAM dan hiç bişey almamış, onların TÜREVLERİ etkilememiş,
Düz mantıkla veya başka mantıkla baktınca bana garip geliyor, tarih sayfalarına karışmiş, inanclardan milletlerden hisse alan alevilik, içinde yaşadığı topluluktan ve coğrafyadan bişey almamış PEES.

Şimdi bana sorarsınız, ne almış yaz, vs. diye,
Bilmiyorum desem inanırsınız sanırım, bunu sitemizde yazan arkadaşlara sormak gerek, herşeyden nem alan alevilik ondan hangi nemi almıştır,

Siyasal olarak diyenler olacaktır, olabilir. Takiiye Alevilerin yaptığı en iyi şeydir,
O zaman garip sorular aklıma gelmekte, Siz hem Ali dediğiniz için katledilin, hemde hala ALİ deyin, Aleviler bu kadar İDRAKDAN yoksun mu? Bu nasıl takkiye,
İnanc yoksa niye 500 yıldan beridir, 12 İmam sayılır, madem 12 imam islamdır, Niye İSLAM onları katleder, Katledilirler amma, niye hala Ehlibeyt, Ali, Hüseyin derler, Niye YOL larının adı HÜSEYN yoludur. Vs vs.

Geri siyasete dönersek,
Aleviler nerde siyaset yapacak, MHP-AKP- BBP-SADET, HAKP, bunlarda olmaz dimi,

Siyaseti partiler neye göre yapmalı, IRK-İNANC üzerine mi? hayır, bunu yapanlara ne diyoruz, Faşist, dinci parti, Dinci siyasetciler inanclarını kamuda duyurduklarında, IRKCILAR ırk üzerinden siyaset yaptıklarında ne yapıyoruz, KIZIYORUZ, onları YAFTALIYORUZ.
Ne üzerine Demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet üzerine, , O zaman ALEVİLİK üstine siyaseti yönlendirmek , yönlenmesini istemek bana absürüt geliyor,

VE ben kurulan ALEVİ partilerine hiç hoş bakmadım, yüzümü bırak, gözümün ucu ile bakmadım, Alevilik üzerine siyaset üretenleride ciddiye almıyorum,

Ciddiye almadığım bir şeyde, Alevi kurumlarını siyasete sıcrama tahtası olarak görenlere,
Bu konuda adı geçenler ve geçmeyen bir çok alevi örgüt yöneticisi CHP kapılarında son güne kadar beklediler, çok korkuncdu, adınıda siyasete mudahele koymuşlardı,
olmadı, şidi siyasi parti kurdulari o da olmayacak,

Aleviğin derdi, İSLAM içi-dışı değil, aleviliğin derdi, yaşam savalı vermek, dışı desen ne olur, içi desen ne olur, bugün şehirlerde büyük eriyiş var, köylerde ise her geçen gün yol unutuluyor, Dedeler talipleri üzerine yürümüyor, insanlar inanc ritüellerini unurmuş, unutmaktalar, özellikle şehirlerde, yaşamlarını diğer inanca göre şekillendiriyorlar,
Derneklerimiz başka havada,
İzzettinde sembolik olarak da olsa bir şeyler yapıyor, hiç değilse o ismi ayakta tutuyor, ritüeli beğenmesekte kitlelerle ulaştırıyor,
Gerçi ben karşııyım her hafta CEM ayini yayınlanmasına, inanc ayinlerimiz sıradanlaşıyor,
Bu ,türk-kürt, isalam içi-dışı, başka dinler kavramı tartışmaları Alevi gencleri genelde tatmin etmiyor, Adan inancını yaşamıyor, Bak yarın bir çok alevi Bayram namazına gidecek, Kurban kesecek ya, bizim derdimiz başka şeyler,

Bakın, İstanbulda ve bir çok yerde BAYRAM cemi yapılacak, islam ritüelinin alevi versiyonu,
Geçmişden kimler yapmış bunu, okudunuzmu bir yerde, Kurban ve Ramazan cemleri diye bir cem, deyiş, menkıbe yok,
Cemevleri, cammileşiyor, Cemevi çok olursa alevilik canlanırmı? sünnileşip, ortodosklaşırmı ne dersiniz,

neyse söz uzun, laf bitmez, oysa icraat lazım, Seçimler geiyor, Kurumlarımızdan CHĞ ye aday lazım, Diğer kurumlarımızdan, MHP ye, AKP ye adaylar lazım,

Hey tırnam olsada kel'imi kaşısam.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
kral çıplak (11-10-2010)
Alt 11-10-2010, 13:31   #9
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart

Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Alevilik bence İslam’ın içinde değildir, İslam’ın bir kolu da değildir. Hiçbir dinin içinde değildir. Kendine has kuralları olan bağımsız bir yapıdır. Biz buna Yol diyoruz. Alevilik musahipli canların, cem olduğu, sorgu görgüden geçtiği, çerağ uyandırdığı, dem aldığı, semah yürüdüğü, hiçbir dinde bulunmayan eşsiz değerlere sahip büyük bir yapıdır. Küçük yapılar olan semavi dinlerin içine sığdırılamaz. Aleviler Kuran’ı kabul etmez. Baskılardan kurtulmak için Kuran’a Osman musafı derler. Kuran’ın emirlerine göre yaşamazlar.
Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Tabii ki Alevilik Müslümanlık değildir. Aleviliğin Müslümanlık olmadığını söyleyen çok geniş bir kitle Erdoğan Çınar’dan önce zaten vardı.
Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Alevilikten kopmayan geleneksel Aleviler Aleviliğe uygun olarak yaşarlar. Cennet cehennem, sırat köprüsü, sevap, günah tanımazlar. Geleneksel Aleviler de Müslüman değildir. Geleneksel Alevilikten kopan Aleviler derken, cemden ve dededen kopan Aleviler olarak algılamak gerekiyor. 1984 yılının güz aylarından itibaren “Alevi İslam” namıyla devlet destekli bir grubun faaliyetleri göze çarpmaktadır. Geleneksel Alevilikten kopan Alevilerin daha çok siyasal söylemde bulunması, dedeyi küçümsemesi ve yok sayması, cemevlerinin bir statüye kavuşmasını savunurken aynı zamanda cemevlerine uzak durması, devlet destekli kolun Aleviler içindeki çalışmasını kolaylaştırmaktadır. Son yıllarda cemlerde Kuran okunması, Ahmet Yesevi adının cemlere sokulması Cem Vakfı’nın uygulamalarındandır. Alevilikle samimi ilgilenen Yol evlatlarının dedelik kurumu konusunda olumlu ve sağlıklı düşünceleri çok çabuk kavramaları gerekiyor. Dedelerle ilişki kurmak, sohbet etmek, onların saygın insanlar olduğunu unutmamak gerekiyor. Koyunlar ve kuzuların birbirine karışması gibi dedelerin, taliplerin ve Alevi halkımızın çocuklarının kaynaşması en büyük arzumdur. Doğru yaklaşım çok kısa bir sürede bir avuç işbirlikçiyi yapının dışına atar.

Aleviliğin Müslümanlık olmadığı görüşü bana göre bir gerçektir. Uyuşturucu iğne değildir. Yazımdaki bölümde tam olarak ifade edememiş miyim acaba? Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin Müslümanlık olmadığı gerçeğini ifade eden dürüst arkadaşlarımızı istismar etmek isteğini yazmaya çalışmıştım. Aleviliğin Müslümanlık olmadığını söylemek dış odaklarla bağlantılı olmak anlamına gelmez. Ben de Alevilğin Müslümanlık olmadığını, bağımsız bir yapı olduğunu söylüyorum.

Klasik din anlayışı ve kavramlarıyla Alevilik kavranamaz ve açıklanamaz Alevilik kölenin, cariyenin olmadığı, komünal bir yapıdır; musahipli, cennet-cehennemi ve mahşeri bu dünyada yaşayan, mahşer sorgusunu cemlerde soran bir yapıdır. Dinlerin kitapları, bizim ise pir nefesi var. “Sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız” diyor büyüklerimiz.


İşte doğru tahlil ve tanı bu.
Teşekkürler...

Konu Naki tarafindan (11-10-2010 Saat 13:36 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Naki For This Useful Post:
kral çıplak (11-10-2010)
Alt 12-06-2010, 01:49   #10
Mananali
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Mananali - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 393
Mesajlar: 195
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 297
Thanked 600 Times in 176 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 86
REP Seviyesi : Mananali will become famous soon enough
İletişim
Standart

Matta 10
1 İsa on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara kötü ruhlar üzerinde yetki verdi. Böylece kötü ruhları kovacak, her hastalığı, her illeti iyileştireceklerdi.
2-4 Bu on iki elçinin adları şöyle: Birincisi Petrus adıyla bilinen Simun, onun kardeşi Andreas, Zebedi'nin oğulları Yakup ve Yuhanna, Filipus ve Bartalmay, Tomas ve vergi görevlisi Matta, Alfay oğlu Yakup ve Taday, Yurtsever Simun ve İsa'ya ihanet eden Yahuda İskariot.
5 İsa Onikiler'i şu buyrukla halkın arasına gönderdi: "Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyeliler'in kentlerine de uğramayın.
6 Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.
7 Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliği'nin yaklaştığını duyurun.
8 Hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları temiz kılın, cinleri kovun. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.
9 Kuşağınıza altın, gümüş, ya da bakır para koymayın.
10 Yolculuk için ne torba, ne yedek mintan, ne çarık, ne de değnek alın. Çünkü işçi yiyeceğini hak eder.
11 Hangi kent ya da köye girerseniz, orada saygıdeğer birini arayın ve ayrılıncaya dek onunla kalın.
12 Onun evine girerken, evdekilere esenlik dileyin.
13 Eğer evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik üzerlerinde kalsın; layık değillerse, size geri dönsün.
14 Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.
15 Size doğrusunu söyleyeyim, yargı günü o kentin hali Sodom'la Gomora bölgesinin halinden beter olacaktır."
16 "İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum. Yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun.
17 İnsanlardan sakının. Çünkü sizi mahkemelere verecek, havralarında kamçılayacaklar.
18 Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.
19 Sizleri mahkemeye verdiklerinde, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek.
20 Çünkü konuşan siz değil, aracılığınızla konuşan Babanız'ın Ruhu olacak.
21 "Kardeş kardeşi, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babaya başkaldırıp onları öldürtecek.
22 Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.
23 Bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın. Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu gelinceye dek İsrail'in bütün kentlerini dolaşmış olmayacaksınız.
24 "Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.
25 Öğrencinin öğretmeni gibi, kölenin de efendisi gibi olması yeterlidir. İnsanlar evin efendisine Baalzevul derlerse, ev halkına neler demezler!"
26 "Bu yüzden onlardan korkmayın. Çünkü örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.
27 Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.
28 Bedeni öldüren, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın. Canı da bedeni de cehennemde mahvedebilen Tanrı'dan korkun.
29 İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanız'ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez.
30 Size gelince, başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır.
31 Onun için korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
32 "İnsanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerdeki Babam'ın önünde açıkça kabul edeceğim.
33 İnsanların önünde beni inkâr edeni, ben de göklerdeki Babam'ın önünde inkâr edeceğim."
34 "Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.
35 Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
36 'İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.'
37 Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.
38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.
39 Canını kurtaran onu yitirecek. Canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
40 "Sizi kabul eden beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur.
41 Bir peygamberi peygamber olduğu için kabul eden, peygambere yaraşan bir ödül alacaktır. Doğru birini doğru olduğu için kabul eden, doğru kişiye yaraşan bir ödül alacaktır.
42 Bu sıradan kişilerden birine, öğrencim olduğu için bir bardak soğuk su bile veren, size doğrusunu söyleyeyim, ödülsüz kalmayacaktır."

Yuhanna 4
5 Böylece Samiriye'nin Sihar denilen kentine geldi. Burası Yakup'un kendi oğlu Yusuf'a vermiş olduğu toprağın yakınındaydı.
6 Yakup'un kuyusu da oradaydı. İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu. Saat on iki sularıydı.
7 Samiriyeli bir kadın su çekmeye geldi. İsa ona, "Bana su ver, içeyim" dedi.
8 İsa'nın öğrencileri yiyecek satın almak için kente gitmişlerdi.
9 Samiriyeli kadın, "Sen Yahudi'sin, bense Samiriyeli bir kadınım" dedi, "Nasıl olur da benden su istersin?" Çünkü Yahudiler'in Samiriyeliler'le ilişkileri yoktur.


39 O kentten birçok Samiriyeli, "Yaptığım her şeyi bana söyledi" diye tanıklık eden kadının sözü üzerine İsa'ya iman etti.
40 Samiriyeliler O'na gelip yanlarında kalması için rica ettiler. O da orada iki gün kaldı.

41 O'nun sözü üzerine daha birçokları iman etti.
42 Bunlar kadına, "Bizim iman etmemizin nedeni artık senin sözlerin değil" diyorlardı. "Kendimiz işittik, O'nun gerçekten dünyanın Kurtarıcısı olduğunu biliyoruz."
43 Bu iki günden sonra İsa oradan ayrılıp Celile'ye gitti.
44 İsa'nın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.
45 Celile'ye geldiği zaman Celileliler O'nu iyi karşıladılar. Çünkü onlar da bayram için gitmişler ve bayramda O'nun Yeruşalim'de yaptığı her şeyi görmüşlerdi.

Luka 9
1 İsa, Onikiler'i yanına çağırıp onlara bütün cinler üzerinde ve hastalıkları iyileştirmek için güç ve yetki verdi.
2 Sonra onları Tanrı'nın Egemenliği'ni duyurmaya ve hastalara şifa vermeye gönderdi.
3 Onlara şöyle dedi: "Yolculuk için yanınıza hiçbir şey almayın: Ne değnek, ne torba, ne ekmek, ne para, ne de yedek mintan.
4 Hangi eve girerseniz, kentten ayrılıncaya dek orada kalın.


51 Göğe alınacağı gün yaklaşınca İsa, kararlı adımlarla Yeruşalim'e doğru yola çıktı.
52 Kendi önünden haberciler gönderdi. Bunlar, kendisi için hazırlık yapmak üzere gidip Samiriyeliler'e ait bir köye girdiler.
53 Ama Samiriyeliler İsa'yı kabul etmediler.
Çünkü Yeruşalim'e doğru gidiyordu.
54 Öğrencilerden Yakup'la Yuhanna bunu görünce, "Rab, bunları yok etmek için bir buyrukla gökten ateş yağdırmamızı ister misin?" dediler.
55 Ama İsa dönüp onları azarladı.
56 Sonra başka bir köye gittiler.






Yuhanna 4
9 Samiriyeli kadın, "Sen Yahudi'sin, bense Samiriyeli bir kadınım" dedi, "Nasıl olur da benden su istersin?" Çünkü Yahudiler'in Samiriyeliler'le ilişkileri yoktur.


Yuhanna 8
48 Yahudiler O'na şu karşılığı verdiler: "'Sen, cin çarpmış bir Samiriyeli'sin' demekte haklı değil miyiz?"
49 İsa, "Beni cin çarpmadı" dedi. "Ben Babam'ı onurlandırıyorum, ama siz beni aşağılıyorsunuz.


Sn Öztürk
Bircok celiski barindiran "kutsal kitaplar"in hangisini ve bu kitaplarda anlatilan olaylarin hangisi tamire muhtac degilki.Hangi tarafindan ele alinsa insanin elinde kalir cinsten.
Matta ya göre Isa havarilerini Israilogullarina gönderirken tembihliyor ve onlara "Samireyelilerin kentlerine gitmeyin" diyor.Ayni Isa Yuhannaya göre Samirenin Sihar kentine gelip burada iki gün kaliyor.
Lukaya göre ise Isa Samiriyelilere ait bir köye gelir ama Samireliler tarafindan kabul edilmez.
Bir olay, üc kitap ve üc yorum farki.Hangisini kabül edecegiz, hangisini dogru olarak degerlendirecegiz?Bu birakin siradan insanlari bu konularla ilgilenen tarihcilerin, teologlarin bile icinden cikamiyacaklari kadar karmasik ve sonucsuz bir durum.


Yine Yuhannaya göre bir kadin "Sen Yahudisin ben ise Samireliyim" derken,yine Yuhannanin bir baska bölümünde Yahudiler Isaya " Sen cin carpmis bir Samirelisin" demekteler.
Bunlar kücük seyler degil, kücük tamiratlarla giderilecek seylerde degil.Kendisi icinde celiskili durumlar varken kim bu celiskileri tamir edebilirki.




Insan bir bilinmezdir, çözebilene aşkolsun.
Mananali isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Mananali For This Useful Post:
Ünsal Öztürk (12-06-2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevi, birinci, bölüm, deyişleri, edebilir, tamir, tevratand#8217i


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 08:50.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts