Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Konu Kapatilmistir
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 08-18-2008, 20:27   #1
ismail kaplan
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 273
Mesajlar: 7
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 35 Times in 7 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : ismail kaplan is on a distinguished road
İletişim
Standart Alevi Kimliği Ve Anket

Alevi Çocuk Eğitiminin Ana Amaçları ve Alevi Kimliğine Yansıması


Giriş:
Aleviler de diğer inanç grupları gibi, çocuklarını asırlardır öğretilerine uygun olarak eğitmişlerdir. Bunun sonucunda Alevi inancı zamanımıza kadar gelebilmiştir. Alevi kimliğini, tarihsel değerlerle birlikte çocuk eğitiminde verilen değerler oluşturmaktadır. Bundan yaklaşık 40 yıl öncesine kadar dışa kapalı Alevi köylerinde Alevi inancı ve ibadeti, çocuk eğitiminde önemli bir yer tutuyordu.
Son 40 yıl içinde gerek Türkiye’deki şehirlere ve gerekse de Avrupa ülkelerine gerçekleşen göçler nedeniyle, Alevi ailelerde verilen çocuk eğitiminde belirli değişmeler gözlenmektedir.

Almanya gibi endüstrileşmiş ve elektronik bilgi çağına girmiş ülkelerde, çocuk eğitiminde ailenin belirleyici olan etkisi azalmış ve dış etkenler aile eğitimi ile yarışır hale gelmiştir. Köy kültürü ve çocuk terbiyesi(!)nde önemli bir yeri olan, ağabey, abla, amca, dayı, yenge gibi yakın akrabaların çocuklara olan etkisi azalmış adeta yok olmuştur. Bunların yerini, televizyon ve diğer görsel yayınlar almıştır. Çocukların gelecekte iyi bir meslek edinmeleri için, çocuk yuvalarına gitmeleri ve Alman toplumunun eğitim değerlerini tanımaları, artık her aile tarafından kabul görmektedir.

Almanya’da ki çocuk eğitimi, köylerdeki eğitimin tersine nesiller arasındaki iletişimi azaltıcı hatta yok edici bir karaktere sahiptir. Nesiller arası ilişkiler, önemini tamamen kaybetmiştir. Almanya’da ki eğitim, kız erkek ayırımı yapmaksızın çocukların bir arada olmalarını ve arkadaşlık ilişkilerini birlikte öğrenmeleri ve çocukların kendi kişiliklerini bulmalarını amaçlamaktadır.

Son 12 yıldır Alevi dernekleri ve örgütlerini oluşan, taşıyan ve çalışmalara aktif ya da pasif olarak katılan üyeleri bir araya getiren birliktelikler ve ortak değerler olmalı ki; bu dernekler uzun süreli yaşayabilmekte ve kendi mülklerini satın alarak cem evlerini kurmaktadırlar.

Sadece Alevi kökenli olmak böylesi geniş bir örgütlenmeye yeterli değildir. Alevi kökenli olup henüz Alevi derneklerine üye olmamış yüz binlerce insan vardır. Alevi ailelerde çocuk eğitiminde verilen bazı ortak değerler vardır ki; bu değerler derneklere katılsın ya da katılmasın her Alevi ailede günlük yaşamda ve çocuk eğitiminde az ya da çok yer almaktadır. Çoğunluğun kabul ettiği ya da ısrarla üzerinde durduğu bu değerler, Alevi kimliğini oluşturan değerlerdir.

Anketlerde Alevi değerleri:
Ekim 1995 den Aralık 1999 a kadar 9 ayrı şehirde, Alevi Kültür Merkezlerinde yaptığım dizi seminerlerde, isteyenlerle ortak Alevi değerlerini tespit etmeyi amaçlayan bir anket uygulandı. Bu seminerler Alevi dernekleri tarafından düzenlendi ve duyuruldu. Seminerlere katılım isteğe bağlı olarak gerçekleşti. Seminerlere katılanlar arasında, bazı derneklerde gençlerin bazılarında ise yetişkin ve yaşlıların ağırlıkta olduğu görülüyordu. Çoğu şehirde kadın katılımcılar, yarıdan daha az bir orandaydılar.

Seminerlerin başlangıcında; bu anket tanıtılarak katılanlardan isteğe bağlı olarak ankete isim yazmadan katılmaları istenmiştir. Seminerlerde açıktan anket yapmak istemeyen olmadı. Ama değişik nedenlerden dolayı; örneğin, görevli olanlardan ve seminerlere geç gelenlerden bazı kişilerin anket kağıtları almadıkları görüldü. Bu anketlere toplam 400 den fazla kişi katıldı. Bunlardan 390’ı anket kağıtlarını cevapladı. Geri verilen anket kağıtlarının değerlendirilmesi sonucunda, Alevi kimliğinin odaklaşmasına ilişkin ilginç bulgular ortaya çıktı.

Anketin ana sorusu:
Alevilikte hoşunuza giden konuları beğendiğiniz derecelerine göre işaretleyiniz!
Ankete katılan kişi sayısı: 390



Ankete katılanlara bu alanda 19 ayrı cevap verme olanağı verilmiştir. Birden fazla cevap işaretlemek mümkündür. Ayrıca isteyenler daha başka konuları da anket sonucuna ekleyebilirler.

Anketlerin sonucu:
“Pir Sultan Abdal’ın haksızlığa karşı mücadelesi” Alevilikte “en çok” beğenilen değer olarak kendini göstermiştir. Anketlere katılanların % 76’sı bu yönde görüş bildirmiştir. Ayrıca, ankete katılanların %13’ü de “Pir Sultan’ın haksızlığa karsı mücadelesi” ni “çok” sevdiklerini işaretlemişlerdir. Toplam olarak anketlere katılanların % 90’ı bu değere çok önem verdiğini göstermiştir.
İkinci sırada “Aleviliğin insana değer veren öğretisi ve felsefesi” en çok beğenilen değer olmuştur. Bu değer, ankete katılanların % 68 “en çok” ve % 14’ü tarafından “çok” hoşuma gidiyor şeklinde cevaplanmıştır.
Bunun hemen arkasında, “Alevilikte kadın erkek eşitliği” % 66 “en çok“ ve % 13’ü “çok” cevapları ile toplam % 79’luk bir oranla 3. sırada en çok değer verilen 3. konu olarak öne çıkmıştır.
4. sırada % 62’lik oranla “Hz. Hüseyin’in mücadelesi”, 5. sırada % 61’lik oranla “cemde bacı-kardeşlerin birlikte ibadet etmeleri” ve 6. sırada “haksızlıklara karşı gelme geleneği” yer alıyor.
“İnançlar arası ayırım yapmaması”, Hünkâr Bektaşi Veli’nin barışçılığı” % 60’lık oranla aynı derecede önem verilen değerler.
Ankete katılanlar tarafından, Hz. Ali’nin görüşlerine çok değer verilirken, “Hz. Ali’nin kılıcı (Zülfikar)” yani savaşçılığı son sıralarda dile getirilmiştir. “Ramazan Orucu’nun ve beş vakit namazın Alevilik de olmayışı”ndan dolayı Aleviliği benimseyenlerin sayısı % 25’lerde kalmıştır. Bu iki konuda cevap vermeyenlerin sayısı % 20 ve 25 ile oldukça fazladır.
Anket sonuçlarında, en başta işaretlenen üç değer (haksızlığa karşı mücadele, insana değer veren öğreti ve kadın erkek eşitliği) ayrıca “kontrol” niteliğindeki cevaplarla da en ön plana çıkmıştır.

Beğenilen değerler konusunda “en çok” ve “çok” cevapları toplandığında
Pir Sultan Abdal’ın haksızlığa karşı mücadelesi (%89), Aleviliğin haksızlığa karşı gelme geleneği (% 79) ve Hz. Hüseyin’in mücadelesi (%79) konuları en başta verilen cevaplardır. Böylelikle “Aleviliğin haksızlığa karşı gelme geleneği” ankete katılanlar tarafından doğrudan ve dolaylı olarak en öne çıkarılan değerdir.
“Kadın-erkek eşitliğini savunması” (%79) ve cemde bacı-kardeşlerin birlikte ibadet etmeleri (%80) aynı orandaki cevaplarla en çok değer verilen bir konudur.

Aynı şekilde, “Aleviliğin insana değer veren öğretisi” (%82), Hünkar Bektaşi Veli’nin barışçılığı (% 75) ve inançlar ve ırklar arasında ayrım yapmaması (% 72) ikinci derecede önem verilen değerlerdir.
9 ayrı şehirdeki sonuçlar dikkate alındığında da bu sıralama, ayrı ayrı şehirlerdeki seminer gruplarında da hemen hemen aynı kalmıştır.

Bu sonuçlardan Alevi kimliğinin, belirli değerler üzerine oturduğunu ve Alevi insanının bu değerlerle özdeşleştiklerini görüyoruz. Bu değerler birikimi bize Almanya ‘da ailedeki çocuk eğitiminde Alevi kimliğinin önemli bir ölçüde verildiğini göstermektedir.

Anketlere göre Alevi kimliğinin temel ilkeleri ve bu ilkelerin Alevi öğretisindeki yeri:
Anketlere katılım, bilimsel olarak bir toplumun yapısını tam olarak belirlemek için yeterli sayıda olmasa bile; bu anket Alevi kimliğinin oluşması konusunda önemli ipuçları vermektedir. Anketlerin değişik zamanlarda ve değişik şehirlerde, Türkiye’den değişik yörelerden gelen kadınlı erkekli Alevilerin arasında yapılmış olması; ankette ortaya çıkan sonuçların genel olarak Alevi insanının kimlik göstergesi olarak kabul edilmesinin başka bir nedeni olmaktadır.
• Haksızlığa karşı gelme geleneği, haksızlık yapmamak
Anketlerin ortaya koyduğu en belirgin sonuç; Alevi insanının haksızlığa karşı gelme konusunda çok hassas olduğu ve bunun için Alevi kimliğine sahip çıktığı gerçeğidir. Anketlere katılanların sadece % 7’si bu konuda görüş bildirmemiştir.
Özellikle Alevi gençlerinde var olan, Hz. Hüseyin’e ve Pir Sultan Abdal’a olan sevgi ve onların örnek insan alınmaları, onların haksızlıklara karşı canları pahasına amansız mücadele etmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Haksız uygulamalara karşı Hz. Ali’nin başlattığı mücadele; onun şu sözü ile anılmaktadır: “Haksızlıklar karşısında eğilmeyiniz!” Bilindiği gibi; Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin babası gibi, gerek Peygamber ailesine gerekse halka yapılan haksızlıklara, keyfi uygulamalara ve din adına yapılan katliamlara boyun eğmemiş, karşı gelmiş ve mücadele yürütmüştür. Kerbela’da, Yezid askerlerine teslim olmamış, son nefesine kadar onlara direnmiştir. Hz. Hüseyin’in akıllara durgunluk verecek bir metotla -susuz ve aç bırakılarak- Peygamber sülalesinden ve haklının yanında yer alan gerçek müminlerden yaklaşık 72 kişi ile şehit edilmesi; Alevilerdeki haksızlıklara karşı gelme geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Bu geleneğin daha sonraki yüzyıllarda, Hallac-ı Mansur, Baba İshak, Seyyid Nesimi, Pir Sultan Abdal ve Anadolu Halk Hareketleri liderlerinden Kalender Çelebi ve daha nice Alevi büyüğü ve neferleri tarafından yaşatıldığını görüyoruz. Özellikle de Pir Sultan Abdal Osmanlı Paşalarının haksızlıklarına ve zulmüne sazı ile başkaldırmış ve bu uğurda asılacağını bildiği halde geri adım atmamıştır. Pir Sultan’ın direniş türküleri 70 yıllardan beri tüm Türkiye’de gençlerin ve haksızlıklara karşı mücadelenin sembolü olmuştur.
Anketlere katılanlardan hiç kimse “Pir Sultan Abdal’ın haksızlığa karşı mücadelesi” ve “Aleviliğin haksızlığa karşı gelen geleneği” az hoşuma gidiyor ya da hiç hoşuma gitmiyor cevaplarını işaretlememiştir. Bu sonuç; bize Alevi ailelerin, bu değere çocuk eğitiminde çok önem verdiklerini gösteriyor.
Alevi öğretisinde, Alevi ahlak sisteminin temeli olan “dört kapı, kırk makam” da haksızlık yapmamak en başta gelen “ilke”dır. Bu, “helal kazanç yemek” ya da “haramdan sakınmak” şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca Aleviliğin temel düsturu “eline, beline, diline sahip ol!” hikmeti “kaba kuvvetle, cinsellikle ve sözle” haksızlık yapmamayı içermektedir. Mürşitler, “Gözünle görmediğini gördüm, kulağınla işitmediğini işittim deme, kimsenin hakkını yeme.” şeklinde haksızlık yapılmamasını öğütlerler.
Alevilikte, haksızlık yapmamak sadece sözde kalmaz ve sadece kişinin kendi değerlendirilmesine bırakılmaz. Aynı zamanda toplum olarak haksızlığın tespiti ve giderilmesi konusunda cemlerde “dara çekilmek” ve “rızalık almak” gibi “haksızlığa uğrayan”a söz hakkı verilir, haksızlık varsa giderilmesi için olanak sağlanır. Anketlere katılanların % 60’ı “dara çekilerek mahkeme edilme”yi beğendiklerini belirtmişlerdir. Bu da, anketlere katılanların bu geleneği beğendiklerini, ama Almanya toplumunda haksızlığa uğrayanların başka yollardan haksızlıklara karşı koyabilecekleri bilincinde oldukları şeklinde yorumlanabilir. Ya da cemlerde rızalık almanın karışık bir toplumda uygulanamayacağına işaret etmektedir.
Alevi öğretisinde, haksızlık yapmamak yeterli değildir. Haksızlığa karşı gelmek de o kadar önemlidir. Zamanımızda, sokakta ya da toplu taşıtlarda (S- ve U-Bahn) saldırıya uğrayan yabancıların, haksızlığa uğrayan yaşlıların ve tecavüz edilmek istenen kadınların yanında yer almak onları savunmak ve yardımlarına koşmak en önemli toplumsal görevlerden biridir.
Toplum olarak Zivilcourage denilen sivil itaatsizlik yani aktif tepki göstermek ve desteklemek ve böylece haksızlıkları önlemek olasıdır. Alevi çocuk eğitimi bu önemli değeri desteklemekte ve teşvik etmektedir.

• İnsana değer veren öğreti/ insanlar arasında ayırım yapmamak:
Anketlere katılanların cevapları, Alevi insanının, insana değer veren öğretisi ile özdeşleştiğini göstermektedir. Bunun, öğretide çeşitli şekilde ifade edildiğini biliyoruz. “Benim Kâbem insandır. Her ne arar isen kendinde ara. Kul hakkı yemek en ağır yüktür. Yetmiş iki milleti bir gör! Tanrı insanda tecelli eder. Kendi özünü bilmek Tanrı’yı bilmek demektir. İnsan gönlü yıkan Tanrı evi yıkmış sayılır.” ifadeleri Alevi öğretisinde insanı ön plana çıkaran bir kaç örnektir.
İnançlar ve ırklar arasında ayırım yapmamak, insanları ve inançları eşit görmek ve onları kabul etmek Alevi öğretisinin temellerindendir. Bu “dört kitabın dördü de hak” demekle de ifade edilir. Böylelikle kendi ırkını ve kendi inancını üstün görmek, Alevi öğretisinde kabul görmez, reddedilir. Alevilikte “Ramazan Orucu’nun ve beş vakit namazın olmayışı” konusundaki cevap hakkını kullanmayanlar % 25’lik bir oranla çok yüksektir. Bu tavırda da, başkalarının ibadetine karışmamak ve onları oldukları gibi kabul etmek görüşü yatmaktadır.
Zamanımızın en önemli toplumsal hastalıklarından olan “ırkçılık” ve “kökten dincilik” yukarıda ifade edilen ve uzun yüzyıllardır savunulan “insanlar arasında ayırım yapmamak” ilkesi nedeniyle Aleviler arasında taraftar bulamamıştır.
Alevi inancında yetişen ve o inancı özümsemiş kişilerin ırkçı olmaları mümkün değildir. Buna rağmen zamanımızda bazı Alevilerin kendi öz inançlarına ters olarak “ırkçılık ve milliyetçilik” yapmalarını, Alevi öğretine yüklemek büyük bir haksızlık olacaktır. Bu durum, o Alevilerin resmi politikalardan etkilenmelerinin bir sonucudur.

• Kadın erkek eşitliği:
Anketlerden çıkan sonuca göre, Alevilikte kadın erkek eşitliği savunulmaktadır.
Alevi öğretisinin ve yaşamının en belirgin özelliklerinden biri de kadın erkek eşitliğini savunmasıdır. “Cemde bacı-kardeşlerin birlikte ibadet etmeleri”ne ankete katılanların % 90’ı tarafından önem verilmekte ve sahiplenilmektedir. Alevi ibadetinde ve inancında, Allah tüm insanları ve tabii ki kadın ve erkeği eşit yaratmıştır. Eşitsizliği gerektiren hiç bir neden yoktur ve kabul edilmez.
Alevi öğretisinde kadın erkek diye bir belirleme yapılmaz. Buyruk ve Velayetname gibi kitaplarda “bacı, kardeş” belirlemelerinden başka bir ayırıma rastlanmaz.
Alevilikte tek kadınla evlilik vardır. Kırklar Cemindeki erenlerin 17’si kadın olup kadın erkek birlikte semah dönmüşlerdir.
Alevi ailede çocuk eğitiminde kız ve erkek çocuklar arasında ayırım yapılmaz. “Eline, diline, beline“” düsturu her cinsiyet için de geçerlidir. Cinsel ilişki dışında, evlilik öncesi kız erkek ilişkisi normal kabul edilir. Evlilik öncesi ilişki, evliliğe giderse, sonuçtan herkes razıdır. Ailede ve çocuk eğitiminde “mahrem”lik geçerli olmasına karşın, okullarda verilen cinsel eğitim Alevi ailelerce yadırganmamaktadır. “Ahlaklı, ahlaksız” sıfatları her iki cinsiyet için de aynı oranda geçerlidir. Köy kültüründe geçerli sayılan “terbiye, saygı, şeref ve namus” değerleri endüstri toplumunda anlam farklılıklarına uğramıştır. Örneğin; daha önce büyüklerin yanında saç taramak ve süslenmek “saygısızlık” sayılırken, bugün normal bir davranış olarak karşılanmaktadır.
Alevi ailelerde kız ve erkek çocuklarının okul ve meslek eğitimine aynı derecede önem verilir. Hacı Bektaşi Veli “İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Kadınlarınızı okutunuz.” tavsiyelerinde bulunmuştur.

Sonuç olarak:
Anketlerden çıkan sonuçlar, Alevi derneklerinin çalışma yöntemlerini ve amaçlarını belirleyecek niteliktedir. Alevi dernekleri, yukarıda belirtilen değerlere önem veren çalışmalara yer vermeliler ve bu değerlerin gelişeceği ortamlar ve etkinlikler oluşturmalıdırlar.

“Haksızlığa karşı gelmek, haklıyı savunmak, insana değer vermek ve diğer insanlara eşit ve hoşgörülü davranmak ve kadın erkek eşitliğini savunmak ve de gerçekleştirmek” şeklinde özetleyebileceğimiz Alevi değerlerinin küçük yaşlarda aileye paralel olarak çocuk yuvalarında ve giderek daha sonra okullarda da verilmesi gerekir.

Alevi derneklerinin istedikleri “Okullarda Alevilik” derslerinde bu değerlerin çocuklara öğretilmesi amaçlanmalıdır. Kültür Bakanlıkları’nda ve diğer yetkililerle yapılan görüşmelerde Alevilerin bu değerlere sahip çıktıkları savunulmalı ve ailede verilen bu değerlerin okullarda devam etmesi istenmelidir. Çoğu evrensel olan ve insanın mutluluğunu amaç edinen bu değerler, Alman toplumu için de önemli ve vazgeçilmez değerlerdir.

İsmail Kaplan, Köln
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Eğitimi Sorumlusu

Konu ismail kaplan tarafindan (08-18-2008 Saat 20:45 ) değistirilmistir..
ismail kaplan isimli Üye simdilik offline konumundadir  
The Following 9 Users Say Thank You to ismail kaplan For This Useful Post:
Devrim06 (08-18-2008), Esma (08-18-2008), kaybolancennet (08-20-2008), kızıl_can (08-30-2008), moycan (08-18-2008), Perçem (09-11-2008), Renas (08-18-2008), yoldaş06 (09-08-2008), _MunzuR_ (08-18-2008)

Konu Kapatilmistir

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Söz sizde! Hükümetin Alevi açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz? (ANKET) ceritli Genel Duyurular 2 11-25-2008 22:56
Anket ebruli44 Atatürk 14 10-20-2008 22:59
Fener’in tek kimliği 3-0 equlibrium Fenerbahçe 0 09-21-2008 13:04
Serçeşmeden Baktım; Kimliği, Dergahları Ve Kürsüleri Işgal Edilmiş Aleviler Gördüm. TURAN ESER Karışık Köşe Yazıları 0 08-22-2008 14:23
CHP kaybettiği kimliği arıyor cetin aktas Siyaset 0 06-16-2008 16:48


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:05.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts