Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 06-26-2010, 19:20   #1
mamican
Pegasus*
Kullanıcı Profili
 
mamican - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Yas: 30
Üye No: 11
Mesajlar: 2.464
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2332
Thanked 2411 Times in 1087 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 934
REP Seviyesi : mamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to behold
İletişim
Standart Alevi Olmak Aşka âşık Olmaktır

Aşk, kültürü önceleyen temelden kaynaklandığı için akıl ile ondan sakınılması, “akıl” ile onun terbiye edilmesi olanaksızdır: Açıkçası aşk, “görünmez bir belâ”dır. Bu nedenle aşk, sözle anlatılamaz ve anlaşılamaz; o bir “hâl” olgusudur, yani yaşama ve hissetme durumudur. Doğal olarak aşk “belâ” ile geldiği için “ateş” ile simgelenir: Ateşi gözle görmek “ayne’l-yakîn”, yazılanlara dayanarak anlamaya çalışmak “ilme’l-yakîn”, içine girerek, kavrularak, yanarak algılamaya çalışmak “hakke’l-yakîn” adını alır. Aşk, hakke’l-yakîn durumunda ayırdına varılan bir “ateş”tir.

Akıldan Firar Etmek

Tasavvuf geleneğinde, “akıl-aşk çatışması” önemli bir kırılma noktasını oluşturur: Hakikate akıl yoluyla değil, “aşk” yoluyla ulaşılabilir, yargısı egemendir. Mutlak Geçek’e varmada akıl “eksikli ve güvenilmez” bir araçtır. O zaman yapılacak şey açıktır: Yol eri, akıldan “firar” ederek kendini bütünüyle aşka teslim etmelidir. Ancak aşka teslim olunması durumunda kapılar açılacak, vuslat gerçekleşecektir. Akıl “Cebrail” olduğuna göre Cebrail terk edilecek ve “Refref” aşkı simgelediği için O’na binilecektir. Miraç örneği bunun kanıtı durumundadır: Muhammet Mirac’a yükselirken Sidretü’l-müntehâ denilen yere kadar Cebrail ile birlikte yol alır; buraya ulaştıklarında daha öteye gidemeyeceğini söyler. Bunun üzerine Muhammet, Refref adlı “manevi binitine” biner ve İlâhi Huzur’a çıkar.
Alevilik, “insanın aklı” ve “doğanın aklı” üzerine yapılanır: Doğanın aklı üzerine yapılanma “Tanrı-Doğa-İnsan” üçlemesiyle; insanın aklı üzerine yapılanma “Hak-Muhammet-Ali” üçlemesiyle anlatılır. Birinci üçleme Doğa-tanrıcılık, ikinci üçleme İnsan-tanrıcılık anlayışının bir dışa vurumudur; birinci üçlemenin sonunda doğanın aklı, “doğa-tanrı”; ikinci üçlemenin sonunda insanın aklı, “insan- tanrı” olarak somutluk kazanır.
Aşk olgusu, “yanılgılı” insan aklıyla “yanılgısız” doğanın aklının “aşılması” ile yaşanan bir “hal” durumudur; hem insana hem de doğaya göre bir “olağanüstülüğü” anlatır.

Aşk Bedenle Mühürlüdür
Aşkımız, bedenimizle “mühürlüdür”; aşk ancak “özgür” olursa bizi-bizleri eğitebilir. Eğitilmek için aşkımızı “söz” ve “tel” donunda doğurup “sese” dönüştürerek yaşama salmak durumundayız. Bunu gerçekleştiremezsek aşkımız “mührü kırar”, bedenimizi “tekmeleyerek” dışarı çıkar ve basar feryadı: “Senin gibi bedeni öldürmeli”, diye.
Aşk, yaşama taşındığında, egemenle taraf olan “örgütlü kutsallığı yerle bir eder”. Düşünsel deneyimler ve somut deneyimler yaşayarak, fizik ve metafizik despotun tasallutuna karşı bir duruş alacak biçimde “bizi parçalar, yeniden kurar”.
Alevi dünyası, “inanç, umut ve korkuyla ilişkilendirilen nesnelerin” yer aldığı bir “deneyimler dünyasıdır”. Deneyimler dünyasında her şey, görünmeyen “gizil” güçlerin etkisi altındadır. Bu nedenle bir Alevi “görünen” ile yetinmez; “görünende görünmeyeni” arar; bütün çabası buna yöneliktir.
Aşk Tanrı’ya yönelik önü alınamaz kültürel eğilimdir. Sıklıkla acı-sıkıntı donunda gezinen; kimi kez doğruluk-mutluluk donuna büründüğü olan, düşünmeye, konuşmaya ve davranışa yansıyan, yani bu üç alanda görünüşe taşınan “bilgeliktir”; geleneğin akla soktuğu bir “onurdur”.
Vahdet-i mevcut belirleyici gönül felsefesinde “âlem” denilen şey, “aşktır” ya da “aşkın toplamıdır”. Evrenin “hiçlikten varlığa gelmesine” aşk neden olmuştur: “Âşık olmak”, insan olmak, hayvan olmak, dağ olmak, taş ya da toprak olmaktır. Ya da zâhirden bâtına taşınmak anlamında Tanrı’da “hiçleşmektir”.
Öyleyse Alevilik “aşka âşık olma” sanatıdır: “Aşktan başka Tanrı yoktur ve Ali, aşkın velisidir”, özdeyişi bizim kime âşık olacağımızı gösterir. Aşk, Tanrı ile birlikte “yutulan” zamanın “çocuğudur”; “yol”da yaşanmış “anı”lar anımsandığında daha çok aşkın halleri ile “çağrılır”; çağrıyı alan “anı”, bize ya da biz ona koşarız: Koşu tamamlandığında, “etten yapılmış bir ruh” karşımızdadır ya da yanı başımızdadır artık. İşte aşk “etten yapılmış bu ruhun kıpırdamasını” sağlar. Aşk bittiğinde “ruh eti terk eder”; anı, çağrıldığı yere gönderilir.
Aşkın hallerini “deneyim” konusu yaptığımızda “hazır” olarak verilenin ya da “belletilenin” dışında kesinlikle “kendimize rastlarız”. Önce “yabancı” geliriz, kendimiz kendimize. Biliyorsunuz hakikat, “hayretten” ibarettir; hayret kendini hissettirir hissettirmez, tıpkı bir kedi gördüğünde “miyav miyav” diye haykıran bir çocuk gibi “bağırmak” gelir içimizden; doğal olarak utanırız. “Demek ki” deriz, “ya çocuk olacağız ya da çocuktaki coşkuyu yaratacak denli âşık”

Aşkın Günahı

Bu anlamıyla aşk, “siyah ışık” ile ten gözünden gizlenmiş, “doğuran bir hiçliktir”. Doğuran hiçlik olarak Tanrı’dır; Tanrı olarak “umarsız” bir insan, “bakire bir kadın” ya da “cahil bir erkektir”. Anlayacağınız hemen her şeye gebe bir “dölyatağıdır” bizim aşkımız, yani tanrımız. Bu aşk alanında gezinmeye başladığında âşık, resmi ve ilâhi ezber için bir “suçludur” artık: “Selâmeti terketmiş, Melâmet olmuş bir belâ insanıdır”. Bu kapsamda, açıklanması durumunda egemenler için risk oluşturan ve kişinin başını belâya sokan vahdet-i mevcut belirleyici tasavvuf bilgisi, “aşkın günahıdır”. Bu “günahı” ilk işleyen “kanda dans” geleneğini başlatan, “aşkın sırrının açıklanacağı yer vaaz kürsüsü değil darağacıdır”, özlü sözünün bağlandığı Hallac-ı Mansur’dur.
Ama diğer yandan inanç yanı da olan bir kültürüz biz: Kendimizi tanımlamak istediğimizde bu yanımızı “öne alarak” konuştuğumuz için özünde bu suçu ilk işleyen “kendisine âşık olan ve kendisi seyretmek için aynaya bakan” ve aşkın sırrını açıklamak durumunda kalan Tanrı’dır. Tanrı bu suçu işleyerek “gebe” kaldığı için kendimizi “günahın çocuklarıyız” biçiminde tanımlamak daha doğru olur belki de.
Âşık olmak “değiştirme kültürünün” bir parçası ise eğer “yaşamanın sonucudur”. Öyleyse: Her insanın yaşamı “somut” olarak algılanmalı ve her insanın yaşamından “aşk devşirilmelidir”.

Aşka Basılmaz, Niyaz edilir

Alevi kültüründe aşk, “bilmeyle” elde edilen bir eğilimdir ve kişiyi aşağıdan, daha cahil durumdan yukarıya, daha bilgili duruma yükselten “içsel eğilim”dir. Böylesi bir tasarımda aşk, bir “insanlaşma ortamıdır”; orada insan kendini bulur, keşfeder. Başkasına -bu başkası Tanrı’dır- ulaşmanın yollarını arar bulur. Aşk, insan olabilmek için gerçek bir “kaçınılmazlıktır”; kendini ve dünyayı yeniden kurmaya çalışan insan için zorunlu bir etkinliktir. Ruh ve beden bütünlüğünden daha geniş ve çerçeveli olarak algılanan tanrısal bütünlüğe ulaşmaktır. Aşk, gerçek bireyden “dünyaya açıldığımız” yerdir: Bu anlamda “eşiktir”. Eşik kutsallığının bir gereği olarak “aşka basılmaz, niyaz edilir”. Aşk karşılıklı olarak bedenleri “ayna” durumuna dönüştürme işlemidir bir bakıma; o aynada bütün dünyayı görürüz; bir yanıyla doğaya diğer yanıyla insanlığa ulaşırız. Aşkı yaşarken insan, insan olmanın tüm deneyimlerini “sanatsal bir kalıba dökerek” ve kültürel bir heyecanı tadarak yaşar. Aşk, insanın “sır” yanını açığa çıkartmakla birlikte kendisinin de hep bir “sır” yanı bulunur: “Örtülü bir ateş”tir; “sır” olmaktan çıkarıp açığa taşırsan “soğur”.
Sözün özü, insan “âşık olmak için yaşar” ya da “yaşamak için âşık olur”. Denmez mi “insan aşkta gizlidir”, diye; ama diğer taraftan biz biliyoruz ki “aşk insana perdedir”. Simgesel dünyasını anlamakta zorlanan için aşk, acıyı “kolaylaştırır”. Acı “kolaylaşırsa” insan “ahmaklaşır”.
Yaşam “gerçek”tir, yani her gerçek gibi “iki yüzlü”: Âşık olan çoğunluğun bulunduğu “yüzde” değil de karşı “yüzde” oyalanmayı yeğlemelidir. “Karşı yüz” bir “sır” alanıdır; “sır alanı”nın dili öncelikle aşkın halleridir. İnsan kendisinin ve doğanın “dâhisi olmak” istiyorsa “âşık olmak” durumundadır. Kişi kendisinin “dâhisi” olursa kendi “denetiminin”, doğanın “dâhisi” olursa doğanın “denetiminin” dışına çıkar. Bu “tehlikeli bir serüvendir”; ama böylesi bir serüvenin kahramanı olmayı hep isteriz.
“Aşk, gözle değil, ruhla bakar”, demiş Shakespeare: Bu ilişkilendirmeden olsa gerek “Aşk Meleği”, hep “kör” olarak betimlenir. Gözleri görmemesine karşın; yayını gerer, okunu yerleştirir ve fırlatır: Ok şaşmaz bir biçimde hedefini bulur. İş aşka gelince “görme organı ile görmek”, konuşmak değildir. Konuşmak, gönül gözü olarak algılanan “kör” bir organla bakmak ama “hatasızca görmektir”.

Esat KORKMAZ


''İlerlemek istiyorsan küçük çevrendeki, küçük çıkarlarla zaman kaybetme. Kafa...nı kaldır, en iyilere bak; gücün yetiyorsa onlarla yarış, yetmiyorsa onları taklit et.''

İnsanda güzel olan yüzdür,yüzde güzel olan gözdür ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür.....
mamican isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to mamican For This Useful Post:
DoğAcAn (07-23-2010), esonto58 (06-27-2010), seher yeli (06-27-2010), İşcanbaba (06-26-2010)

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevi, aşik, aşka, olmak, olmaktir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 04:10.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts