![]() |
|
![]() |
|||||||
| Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GençALEVİLER YAZARI |
Bizler, Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı bir müdahalede bulunduk. Alevi Yol’unun tahrifat ve yalanla kirletilmesine, kardeşlerimizin kafasının karıştırılmasına izin vermedik. İlgili kitabı kardeşlerimize saygıyla sunuyoruz.
Biliyorsunuz son yıllarda Alevilik revaçta. Yazı yazan, kitap yazan çok. Özellikle “Dedelik Kurumu”na yapılan saldırılar biliniyor. Aleviliği bir “hareket” olarak anlatanlar var. Yani bir işçi sınıfı hareketi gibi, köylü isyan hareketi gibi anlatıyorlar. Bizim görüşümüz ise şöyle: Alevilik toplumsal komünal bir organizasyondur. Toplumsal organizasyonun bütünlüğü vardır. Alevilik dede-talip ilişkisine dayanır. Alevilik din değildir, Yol’dur. Alevilik Yahudilik, İsevilik veya Muhammedilik değildir. Aleviliğin kendisine has, hiçbir din ve inançta bulunmayan temel kuralları vardır. Aleviler Yol’a bağlı “İtikat” sahipleridir. İtikat, ikrar üzerinedir. Alevi Yol kurallarının başında musahiplik ve sorgu-görgü gelmektedir. Alevi Yol’unu yürütenler Mürşit, Pir ve Rehberdir. Bunların hepsine aynı zamanda Dede denir. Dede ve talip aynı kurallara tabidir. Tüm kurallar hem dede, hem talip için geçerlidir. Dede ve talip arasında çelik, kopmaz bir bağ vardır. Öyle ki dede-talip olmadan Alevi Yol’u yoktur! Dede olmaz ise Yol durmuş demektir. Aleviliği Yahudilik veya alt mezhepleri gibi algılayanlar var. Tevrat burada karşımıza çıkmaktadır. Tevrat’ın tanrısını Alevilerin ışık “tanrısı” olarak sunanlar bulunuyor. Bu tartışmalar tarihte çok yapıldı. Tevrat’ın ve tanrısının icraatlarını öğrenen bazı din önderleri Tevrat’a sessiz kalmış, “Müjdeleri” yani İncilleri savunmuşlardır. 300-400 çeşit İncil vardır. Ancak Hıristiyanlar ve düalist Hıristiyanlar bu İncilleri dört kâtibin yazdığı metinlere indirgemişlerdir. Zorda kaldıkları yerlerde ise Barnabas İncili gibi metinlerden medet ummaktadırlar. Muhammediler ise Tevrat’ı esas almışlardır. Kitapları Kuran ile Tevrat birebir denecek kadar aynıdır. Aleviliğin kitabı Mürşid sözüdür. Saz ile icra edilir. Alevi Yol’unu anlatırken Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı referans göstermek doğru değildir. Kardeşlerimiz arasında azımsanmayacak kadar büyük bir genç kesim var. Onlar Müslümanların içinde yaşadığı için Müslümanlığa büyük tepki duyuyor. Müslümanlar Alevilere ve kendi dinlerinden olmayanlara hiç saygılı değildir. Günde beş vakit hoparlörlerin sesini son noktasına kadar açarak ezan okuyorlar. Okullarda çocuklarımıza din öğretiyorlar. “Kuran sizin de kitabınız değil mi?”, “Siz de Müslümansınız değil mi?” diye baskı yapıyorlar. Memleketin her tarafını camilerle donattılar. Alevi köylerine de cami yaptılar. Sorun sadece köylerde değil, artık Aleviler köylerde değil. Büyük şehirlerde, Alevilerin yoğunlaştığı mahallelere de camiler yaptılar. Eskiden imarda caminin yeri belliydi. Son yasal değişikliklerden sonra ise “ibadethane” adı altında yine cami yapıyorlar. Kardeşlerimizin İslam’a duyduğu tepki yerindedir, haklıdır. Artık yüksek sesle konuşmamız şarttır. Yüksek sesle konuşmak bilim ahlakına uygun olmalıdır. Doğru olmalıdır. Doğruluk Alevi’nin gittiği yoldur. Yalan olmayacak, dedikodu olmayacak. Tahrifat hiç olmayacak. Alevi Tarih Yazımında Skandal kitabı son yıllarda Alevilerin genç kesimlerinin ruhuna seslenen, onlara yalan bilgiler veren ve kelimenin gerçek anlamında kardeşlerimizi avlayan, kandıran Erdoğan Çınar’ın eleştirisidir. Biz yazarçizerlerin yaptıkları yoruma bir şey söyleyemeyiz. Gerekirse eleştirebiliriz, herkes eleştiriye açıktır. Ancak yalan olursa, kaynak tahrifatları, bilgi kaydırmaları olursa buna karşı çıkmak her Alevinin görevidir. Erdoğan Çınar bilinçli tahrifatçıdır. Tezleri yalan üzerine kuruludur. Erdoğan Çınar’ın yalan ve tahrifatları konusunda bir örneği inceleyelim: Erdoğan Çınar Bizans döneminde yaşamış, kendisine Silvanus takma adını almış olan kişiyi Pir Sultan Abdal olarak sunabilmek için şu yalan ve tahrifatlara başvuruyor: “Silvanus sözcüğü ‘orman halkından olan (ağaç eri)’ anlamını taşıyan Latince bir kelimedir. Bu isim 680 yılında Sivas’ta katledilen ‘Pir’in asıl adı değildi. Pir Silvanus bu ismi Alevi sözlü geleneğinin başlatıldığı ve kurumlaştırıldığı Cibossa (Sivas) Alevi ocağını kurduktan sonra aldı. Pir Silvanus (Master of The Wood) çok daha eski bir geçmişte Anadolu’da yaşamış orman halkı ve tahtacılar tarafından büyük üstat ve mürşit olarak kabul edilmiş kadim bir yol ulusunun adıdır.” Erdoğan Çınar bunları Kayıp Bir Alevi Efsanesi adlı kitabının 159. sayfasında söylüyor. Çözümleyelim: Silvanus “Pir”in asıl adı değilmiş… Asıl adı neymiş, söylüyor mu, hayır, söylemiyor. Asıl adı meçhul kişi Silvanus adını ne zaman almış? Asıl adının ne olduğu belli olmayan kişi güya Alevi sözlü geleneğinin başlatıldığı ve kurumlaştırıldığı Cibossa (Sivas) Alevi ocağını kurduktan sonra almış. Peki, asıl adının ne olduğu belli olmayan kişi takma isim olarak aldığı Silvanus’u kimden almış? Güya çok daha eski bir geçmişte Anadolu’da yaşamış orman halkı ve tahtacılar tarafından büyük üstat ve mürşit olarak kabul edilmiş kadim bir yol ulusunun adıymış Silvanus… Demek ki ortada adı belli olmayan bir kişi var. Erdoğan Çınar bu adı özellikle söylemiyor. Biz söyleyelim: O meçhul şahsın gerçek adı Constantine’dir… Constantine bir Ermenidir. Erdoğan Çınar, Constantine’yi Alevilerin ocak kurucusu olarak sunuyor. Constantine’nin Cibossa’ya gittiği doğru. Ancak orada ocak değil kilise kurmuş. Constantine, Cibossa’ya gitmiş, ancak Erdoğan Çınar’ın söylediği gibi Cibossa Sivas değil. Cibossa (Kibossa) bugünkü Şebinkarahisar’ın (eski Colonea) hemen yakınında, güneyinde bir kasaba ya da köy. Sivas’ın o dönemdeki adı ise Sebastia. Biliyorsunuz Pir Sultan Abdal ile ilişkilendirilen Yıldız Dağı, Sivas’ın kuzey batısında yer almaktadır. Erdoğan Çınar Yıldız Dağı’nı da alıp bugünkü Şebinkarahisar taraflarına götürmektedir. Yani kısacası yalana dayalı bir tarih yazmaktadır. Devam edelim. Silvanus sözcüğünün önüne “Pir” kavramını yazıyor, oluyor Pir Silvanus. “Pir Silvanus (Master of The Wood) çok daha eski bir geçmişte Anadolu’da yaşamış orman halkı ve tahtacılar tarafından büyük üstat ve mürşit olarak kabul edilmiş kadim bir yol ulusunun adıdır” diyor Erdoğan Çınar. Anadolu’da eskiden yaşadı dediği Silvanus kim biliyor musunuz? Hıristiyanlığın gerçek kurucusu St. Paul’ün başpiskoposu, habercisi, müjdecisi, kilise kurucusu. Alevi Tarih Yazımında Skandal kitabının kapak resmine bakın, orada elinde İsa’nın afişini tutan papaz Erdoğan Çınar’ın büyük üstadı Silas/Silvanus’tur. Erdoğan Çınar ona büyük üstad diyor ama şöyle söylemiyor: “Hıristiyanlığın gerçek kurucusu St. Paul’ün bir papazı vardı, adı Silas/Silvanus’tu. Grekçe Silas, Latince Silvanus deniliyordu. İşte o papaz Alevilerin büyük üstadı ve ulu mürşididir.” Böyle söylemiyor Erdoğan Çınar. Demek ki Constantine adlı bir Ermeni, St. Paul’ün yolundan gitmeye karar vermiş ve St. Paul’ün bir numaralı adamı olan Silas/Silvanus’un adını almıştır. Dolayısıyla Constantine Silvanus’u Hıristiyanlığın içinde değerlendirmek gerekir. Biz bu bilgileri nereden öğreniyoruz? Bizans yönetimi kendilerini rahatsız eden Paulikienleri incelemek ve haklarında rapor yazması için Peter of Sicily adındaki bir kişiyi 9. yüzyılda görevlendiriyor. Peter, Grekçe raporlar kaleme alıyor. Janet Hamilton ve Bernard Hamilton ise bu metinleri İngilizceye çevirerek yakın zamanda kitap olarak yayımlıyor. Kitabın adı, “Christian Dualist Heresies in the Byzantine World c. 650– c. 1450.” Bu kitap Erdoğan Çınar’ın elinin altında var. Aynı kitap bizde de var. Kitapta yukarıya yazdığımız bilgiler yer alıyor. Yani Constantine’in bir Ermeni olduğu, daha sonra St. Paul’ün başyardımcısı Silas/Silvanus’un adını aldığı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde yazılı. Ama Erdoğan Çınar bu kitaptaki bilgileri tahrif ederek kitaplarına aktarıyor ve kardeşlerimizi kandırıyor. Erdoğan Çınar neden “Silvanus pirin asıl adı değildi” deyip Silvanus’un asıl adının Constantine olduğunu söylemiyor? Amacı ne olabilir? Yukarıda sadece Erdoğan Çınar’ın tahrifatından bir örnek sunduk. Yayımladığımız kitaptan pek çok örnek var… Erdoğan Çınar’ın bu tutumu Alevi Yol kurallarına terstir. Yalan söyleyeni, tahrifat yapanı Aleviler aralarına almaz. Erdoğan Çınar bir süre sonra insan içine çıkamaz hale gelecektir! Biz kardeşlerimize “Alevi Tarih Yazımında Skandal -Erdoğan Çınar Örneği-“ başlıklı kitabı saygıyla sunuyoruz. Kitap dikkatle okunmalı ve incelenmelidir. Dedikodu, spekülasyon Aleviliğin değeri değildir, izin verilmemelidir. Tekrar etmek gerekirse Yol yaşamaktadır. Dede-Talip ilişkisi vardır. Cem sürüyor. Azalsa da sorgu-görgü sürüyor. Tahrifatçı Erdoğan Çınar’ın dedelere yaptığı “Cahil takımı” gibi hakaretleri Aleviliğe yapılan hakaret olarak kabul ediyoruz. Bazı dedelerin bilgisizliği başka şey “Cahil takımı” gibi aşağılama başka şeydir. Yol sahipsiz değildir! Ünsal Öztürk 10/03/2010 |
|
|
| 6 üye bu mesaj için Ünsal Öztürk kullanıcısına teşekkür etti. | asmin_dersim62 (03-17-2010), Devrim06 (03-10-2010), DoğAcAn (03-11-2010), kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010), İşcanbaba (03-10-2010) |
|
|
#2 | |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 134
Mesajlar: 4.443
Yaptığı teşekkür sayısı: 8898
2793 konuda 5506 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 41
REP Puanı : 1155
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yolunuz açık olsun, Ne diyelim,
Kitabı okuduktan sonra canlar değerlendirmelerini yaparalar, Özellikle Alıntı:
Şimdi alevi genclerin, görevi bu kitabıda okumak ve değerlendirmek olmalı. emeğinize yüreğinize sağlık.
Aşk,
Tanrı ile insan arasındaki temas noktasıdır, kalbin içinde sırdır. Esat Korkmaz. " REFARANDUM TERCİHİM HAYIR" Dinimiz sevgi Kabemiz insan Sağı solu önü arkası yok kalmadı ömrümün belki bu son hasretleri son özlemleri bir aşkın ardından son gözyaşları döküşleri yok kalmadı farkı altı, üstü yer ile gökyüzünün yaşamla,ölümün |
|
|
|
| 4 üye bu mesaj için İşcanbaba kullanıcısına teşekkür etti. |
|
|
#3 |
|
Üyemiz
Üye No: 226
Mesajlar: 72
Yaptığı teşekkür sayısı: 28
50 konuda 100 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 2
REP Puanı : 89
REP Seviyesi :
![]() |
Sn. Ünsal Öztürk,
Pavlakilik bir inanç ekoludur, Ermenilik ise bir etnistedir. Constantine veya Silvanus denilen şahıs Paulikian bir lider olduğu fikri büyük bir çoğunluk tarafında destek görmektedir. Pavlakilerin Mani dininden olduğunu çok sayıda kaynak bildirmektedir. Konu inanç iken, siz neden ısrarla Paulikan olan birini Ermeni olarak anlatıyorsunuz? Paulikan olan bir Ermeni olabileceği gibi Türk veya Kürt de olabilir. Bir çelişki yaşamıyormusunuz? Şimdilikten vereceğiniz cevaba teşekkürler. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz.
Sen doğru dur, eğri belasını bulur. |
|
|
| 2 üye bu mesaj için h-alibaba kullanıcısına teşekkür etti. | kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#4 |
|
Üyemiz
Üye No: 1622
Mesajlar: 75
Yaptığı teşekkür sayısı: 9
49 konuda 120 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 0
REP Puanı : 0
REP Seviyesi :
![]() |
bu yazarlarımızın pir sultanın 16 yüz yılda yaşadıgından dolayı ellerinde bir kanıt varmı. 16 yüzyılda hınzır paşa ismindebir vali görev yapmişmi osmanlı kayıtlarında varmı.pir sultan hangi yüzyılda yaşamiştır.net bir şekilde yazarlarımız bunu ortaya koyarsa bence çok iyi olur
hep pir sultandan örnek veriyoruz. ama pir sultanın yaşadımı yaşamadımı ne zaman yaşadı .bunlardan önce .pir sultanı tarihini bilmek gerekir sevgiler saygılar Konu toprak_1903 tarafından (03-11-2010 Saat 11:22 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| 2 üye bu mesaj için toprak_1903 kullanıcısına teşekkür etti. | kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Yaptığı teşekkür sayısı: 20
42 konuda 52 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Alevilik yetmiş iki millete aynı nazarla bakmaz mı?
Ne olur yani Pir Sultan'ın gerçek adı Silvanus olsa,yada Konstantin olsa.Pir Sultan Ermeni olsa ne olur ? Alman olsa ne olur? Konstantin için Ermeni diyorsunuz.Konstantin Ermeni adı mı yoksa Rum adı mı? Bi bakın bakalım.Bu konulara çok vakıf değilsiniz herhalde Bu çağda ırkçılığa dayalı kışkırtıcı söylemlerin artık bir değerinin kalmadığını görmüyor musunuz ? Alevi gençlerinin etnik dolduruşlara geleceklerini mi düşünüyorsunuz? 'Erdoğan Çınar bir müddet sonra insan içine çıkamaz duruma gelecek demişsiniz ;Söyleyelim fırınlara ona ekmek de vermesinler.Emir çıkartalım kitapları kitapçı raflarından toplansın.Böylece sizin kitaplara yer açılmış olur. Öfkemizi ve kıskançlığımızı bastırmış oluruz, biraz da para kazanırız. |
|
|
| Bu konu için aata üyesine teşekkür edenler. | Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#6 | |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 1217
Mesajlar: 121
Yaptığı teşekkür sayısı: 140
99 konuda 243 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 2
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alıntı:
Öncelikle Pir Sultan Abdal bilindiği gibi Türkmendir. Kendisi de "bu yıl bu dağların karı erimez/eser bad-ı sabah yel bozu bozuk/Türkmen kalkıp yaylasına yürümez/Bozulmuş aşiret el bozuk bozuk" der. Ayrıca Sn. E. Çınar'ın "Pir" ünvanını ekleyerek "Pir Silvanus" olarak lanse ettiği kişinin asıl adı "Constantine"dir ve Makedon Kilisesi'nin kurucusudur. Sn. E. Çınar'ın kkullandığı kaynak olan "Peter of Sicily'nin Notları"nda bu kişinin Ermenistan Samosatı'nın Mananalis köyünde doğan bir ermeni olduğu açıkça yazılıdır. Constantine, hem Ermeni hem de Rum adıdır. Ancak Sn. Çınar'ın adını gizlediği "Constantine" Ermenidir, tartışmaya bile gerek yoktur. Bu bir saptamadır, ırkçılık olarak algılanmamalıdır. Bahsi geçen kaynak kitapta aynen şu ifade yer almaktadır. İngilizceniz yeterli ise metni gayet rahatlıkla anlayacaksınız. "İn the days of the emperor Constantine, grandson of Heraclius, there was born in the territory of Samosata in Armenia an Armenian named Constantine, in a village called Mananalis.” (Peter of Sicily'nin notu) "Heraklius'un büyük oğlu İmparator Constantin zamanında Ermesintan Samosat'ının Mananalis köyünde adı Constantine olan bir Ermeni doğdu." Burada bahsetmeye çalıştığımız kökenler değil defalarca dile getirdiğimiz gibi "tarihsel gerçeklerdir." Bütün bunlar Sn. Çınar'ın kullandığı kaynakta mevcuttur. Ama Sn. Çınar sizi kandırmak için bu bilgileri sansürlüyor. "Alevi gençlerinin etnik dolduruşlara geleceklerini mi düşünüyorsunuz?" demişsiniz. Merak etmeyin Alevi gençleri böyle bir dolduruşa gelmez. Laf kalabalığı yapmak yerine etik söylemler ve tarihsel gerçeklere yer vermenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. |
|
|
|
| 6 üye bu mesaj için aliimren kullanıcısına teşekkür etti. | Çopur (03-17-2010), Derman (03-16-2010), Devrim06 (03-16-2010), kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010), İşcanbaba (03-16-2010) |
|
|
#7 | |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 134
Mesajlar: 4.443
Yaptığı teşekkür sayısı: 8898
2793 konuda 5506 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 41
REP Puanı : 1155
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
Demogoji yapıyorsun, H-Alibaba, Sende iliyorsun , Kimin ne demek istediğini, Ne olur biraz daha ŞIK davranışlar gösterelim, Örtülü,saklı "İMA" lardan sakınlım, |
|
|
|
| Bu konu için İşcanbaba üyesine teşekkür edenler. | Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#8 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Yaptığı teşekkür sayısı: 20
42 konuda 52 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Erdoğan Çınar için Hıritiyan misyoneri suçlaması yapılıyor
Önümde Erdoğan Çınar'ın bir kitabı var.Söyleşi gibi bir şey.Bu kitaptan bir cümle aktarıyorum. ' 'Bu topraklarda Hıristiyanlığın öncesi Aleviliktir.Hıristiyanlık Aleviliğin baskın motiflerinin deforme edilerek yeniden dizayn edilmesinden başka bir şey değildir.Bütünüyle sentetik bir yapıdır.' Bu nasıl bir misyonerliktir.Bunu biri biz gençlere açıklasın.Aynı kitaptan bir alıntı daha; 'Alevi Ayin-i Cem’in on iki hizmetlisi, İsa’nın on iki havarisine dönüştürüldü. Alevili erkanında evren-dünya-insan birlikteliğinin ifadesi olan üçlü teslis Kutsal Ruh-Meryem–İsa özneleri içinde Hıristiyanlaştı.Alevilikteki ‘dara çekilme’ Hıristiyan üst meclisine taşındı adı ‘kutsal sorgulama’ oldu. Bugün bile Anadolu’da hemen her Alevi köyünde kutlanan yumurta bayramı, Hıristiyan ikliminde paskalya oldu.. Aleviliğe ait ‘Düşkünlük’ kurumu Hıristiyanlık tarafından ‘Aforoz’ adı altında yeniden biçimlendirildi' Kimse de bizi aptal yerine koymasın.Bir alıntı daha aynı kitaptan. 'Hıristiyan kilisesinin bu insanlara beslediği husumet hiç bitmedi Kaçmalar,göçmeler,saklanmalar,katliamlar ,eziyetler Anadolu platosundan hiç eksik olmadı.Bir gün geldi bıçak kemiğe dayandı.Ortaya kahramanlar çıktı ve Hüseyin Gazi’nin, Battal Gazi’nin çağı başladı.' Erdoğan Çınar Hıristiyan misyoneri imiş.Siz söylediniz biz de inandık |
|
|
| 2 üye bu mesaj için aata kullanıcısına teşekkür etti. | kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#9 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Yaptığı teşekkür sayısı: 20
42 konuda 52 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Ünsal Öztürk'ten bir alıntı
2Örneğin Erdoğan Çınar resmi ideolojiyi, Türk tarih tezini doğrulamak için Sumerlerin Türk olduğunu bile söylemeye çalışıyor (Ünsal Öztürk, Alevilerin Büyük Sırrı., s. 185).' Erdoğan Çınarın söyleşi kitabı Öztürk'ün bu müthiş tespitini doğrular nitelikte aynen aktarıyorum. ' Zaferde en büyük pay sahibi Aleviler, daha bağımsızlığın ve cumhuriyetin sevincini yaşayamadan hayal kırıklığına bulanmış, dayanılmaz büyük bir sarsıntı yaşadılar. 25 Kasım 1925’te Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun TBMM’de kabul edildi. Alevilerin dalları kolları kırıldı. Onlar için çok sancılı dönem başladı. Alevilerin kutsal mabetleri teker teker kapatıldılar. Mustafa Kemal’e ilk ve en büyük desteği veren, binlerce yılın imbiğinden süzülüp gelmiş Anadolu’da insanlığın tarihine şahitlik etmiş ve yön vermiş Hacıbektâş-î Veli Dergâh’ı kolluk kuvvetleri marifeti ile boşaltıldı. Dergâh’taki eşyalara ve el yazması kitaplara, belgelere el konuldu. Savaş sırasında Kuvva-i Milliye teşkilatının karargâhı olarak sayısız hizmet gören Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergâhı’nın kapısına kilit vuruldu. İçindeki eşyalar, belgeler ve kıymetli yazmalar, kişilerin ve kurumların talanı zamanın tahribatı altında kaybolup gittiler.Dergâh 1963’te çıkan bir yangınla tamamen ortadan kalktı. İçindeki eşyalardan, belgelerden ve el yazması kitaplardan geriye hiçbir şey kalmadı. İstanbul’daki Eyüp Karyağdı Baba ve Sütlüce Karaağaç gibi diğer dergâhlar da benzer hüzünlü sonlara uğradılar Eskişehir’deki Battal Gazi Dergâhı, Aleviliğin ve Anadolu’nun bu ‘Büyük Mabet’i de kapatıldı ve müzeye dönüştürüldü. Bu dergah restorasyon adı altında çeşitli defalar müdahale gördü ve geçmişten gelen kadim izleri ortadan kaldırıldı. Tokat Tekeli Dağı’nın 2500 metre yükseğinde kurulu Hubyar Abdal Dergâhı ve Sivas ili, Hafik ilçesi, Yalıncak Köyü’ndeki Yalıncak Sultan Dergâhı benzeri gözden uzak dergâhlar da cumhuriyetin kolluk kuvvetleri tarafından 1930 lu yıllarda yıkılarak ortadan kaldırıldılar. Cumhuriyet hükümeti, Alevilerin yegâne ibadeti olan Ayin-i Cem’leri yasakladı. Gizli gizli yapılan Ayin-i Cemlerde yakalananlar karakollarda dövüldüler.Cemlerde yakalandıkları için ,inandığı biçimde ibadetini yaptığı için yıllarca hapislerde yatanlar oldu. Alevi dedeleri üzerinde yoğun bir sindirme politikası uygulanılmaya başlanıldı. Gül yüzlü, ipek sakallı dedeler köyden köye gidemez oldular. Görüldükleri yerlerde ya yakalanıp uydurma suçlarla hapislere atıldılar yada sakallarının yarısı kesilerek ibret olsun ve itibardan düşsünler diye öylece yarım sakalla köylerine geri gönderildiler.' Öztürk'ün bu müthiş tespitini destekleyen başka bir bölüm daha aynı kitaptan 'Benim sorguladığım Alevilerin durumu. Alevilerin varlığı bu ülke için bir zenginlik değil de tedirginlik kaynağı sayılıyor . Cumhuriyet hükümetleri Alevilerin bu topraklar üzerinde yaratılmış en eski ve en soluklu uygarlığın ardılları olduklarını ısrarla gözlerden kaçırmaya çalışıyor . Kendisini ‘muasır medeniyet’e ulaşmaya adamış Cumhuriyet, Aleviler söz konusu olduğunda ‘muasır medeniyet’in gereğini yerine getirmekten köşe bucak kaçıyor. Nerede Alevilerin cem evleri,vakıfları, vakıf malları?Alevilerin altı yüzden fazla vakfı, tüm varlıkları ile birlikte şu veya bu biçimde ortadan kaldırıldı. Alevilerin ibadet etme hakları ellerinden alındı. Bunun hukuk ile, vicdan ile örtüşür bir yanı var mı ? Cumhuriyetin kanunları kiliseyi ve havrayı tanımlıyor da ,Alevi ibadet yerini, cem evini tanımlamaktan neden hala imtina ediyor? Bu topraklarda Alevilerin ne dirilerine ne de ölülerine yer var. Siz hiç Alevi mezarlığı gördünüz mü ? Bu ne müthiş bir sindirmedir ki Alevi mezarlığı talebi bu ülkede şimdiye kadar hiç kimse tarafından telaffuz dahi edilememiştir.. Gelinen bu noktada Cumhuriyet için, Alevilere ahde vefa gösterdi diyebilmem mümkün değil.' Bir alıntı daha; '1921 ve 1937-1938 yıllarında Cumhuriyet kuvvetleri Koçgiri ve Dersim’de aşırı derecede orantısız güç kullandılar. Koçgiri ve Dersim olaylarında yüz binden fazla Alevi yaşamını yitirdi.Munzur aylarca kan aktı.Bu olaylarda canını kaybedenlerin çok büyük bölümü kadınlar ve çocuklardı. 1937 ve 1938 yıllarında Dersim köyleri kasabaları kör uçaklar tarafından günlerce bombalandı.Dersim olayları sırasında kucağında çocuğu ile sağa sola kaçışan Alevi kadınlarının üzerine bomba yağdıran uçaklardan birinin pilotu bir kadındı.Bu kadın pilotun adı sonradan İstanbul’da bir havalimanına verildi. 1938 den sonra da Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Binlerce Dersimli de yerinden yurdundan edilerek uzak şehirlere sürgüne gönderildiler.İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın imzasını taşıyan bir yazı ile beş yaşını doldurmuş Alevi çocukları ailelerinden koparılarak Dersim'den uzak yerlerdeki yatılı okullara yerleştirildiler.Dersim’in çocukları bu okullarda Dersim geleneğinden çok uzakta başka bir kültürün içinde eritildiler.' Son bir alıntı 'Alevilerin altı yüzden fazla vakfı tüm vakıf malları ile birlikte ortadan kaldırılmış.Aleviler kendi mallarının üzerinde kiracı haline getirilmişler.Aleviler kendi ibadet yerlerine ancak ücret ödeyerek girebiliyorlar. İstanbul’un göbeğinde, Alevi mezarlarının üzerinde iktidar partisinin il binası yapılmış.Birileri Alevi mürşitlerinin kemikleri üzerinde oturmuş keyifle siyaset yapıyor. Burası zulmün doruk noktasıdır. Bunlar, Alevi mürşitlerinin bedenlerini saran toprağın üzerinde kurdukları masalarından ‘Alevi esnafları’na göz kırpıyorlar.Bu zulmü görmeyenlere, duymayanlara ulufe dağıtacağız,konuşmayanlara sus payı vereceğiz diyorlar. Burası insafın ve insanlığın tükendiği yerdir.' Görüyorsunuz değil mi Erdoğan Çınar nasıl resmi idoolojiyi savunuyor. Nasıl da Hıristiyanlık propagandası yapıyor kafir. Bütün bunları bulup çıkaran gözümüzü açan Ünsal Öztürk bundan sonra bizim liderimizdir. |
|
|
| 2 üye bu mesaj için aata kullanıcısına teşekkür etti. | kral çıplak (03-16-2010), Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
|
|
#10 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 1217
Mesajlar: 121
Yaptığı teşekkür sayısı: 140
99 konuda 243 kez teşekkür edildi. REP Gücü : 2
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Sayın Ata Can;
Öncelikle vermiş olduğunuz örnekler bu ülkenin tüm Alevileri ve devrimcileri tarafından bilinen Alevilere uygulanmış zulum ve asimile politikasının klasik örnekleridir. Hatta bunlara ek olarak "Çorum, Maraş, Gazi Mahallesi ve Sivas" olaylarını da eklememiz gerekmektedir. Bahsi geçen bu konulardan bütün devrimci, demokrat yayın organları ve aydınlar defalarca bahsetmişlerdir. Buna Alevi tarihi ile ilgili bir söyleşide yer vermek son derece normaldir. Defalarca ve defalarca söylediğimiz halde nedense bir takım Canların anlamak istemediği bir konu var. "Alevi Tarih Yazımında SKANDAL"kitabında yazarlarımız Sn. E.Ç.'nin düşüncelerine karşı bir tutum sergilemiyorlar. Düşünceler özgür olmalıdır, rahatca paylaşılmalıdır, düşünce suçu diye bir kavram olmamalıdır. Burada anlatılmak istenen Sn. E.Ç.'ın kitaplarında kullandığı kaynaklardan yaptığı anıltılar üzerinde yapılan "tahrifatlardır". Bunu kaç kere dile getirdik. Onlarca örnek verdik. Bu örnekleri verirken kullanılar kaynakların isimlerini, yazarlarını, orijinal metinleri ve bu metinlerin Türkçesini defalarca dile getirdik. Bir kaç küçük örnek vermek gerekir ise; 1. Gospel (İncil) ve Apostle (St. Paul'ün mektupları)'nı Alevilerin kitabı olarak lanse edilmiştir, 2. Zeus Tapınağını, Hacı Bektaş Dergahı olarak söylenmiştir, 3. Romalı Rahip Baseleios'un, Alevi Piri olarak gösterilmiştir, 4. Mananakian, Achean, Epaphroditus, Laodikian ve Efes ocaklarını Alevi ocakları olarak sunulmuştur. (Siz bu ocaklardan bir kişi tanıyor musunuz) Örneğin bir çok kez Sayın Çınar okurlar şu örneği verdiler. Hıristiyanlar Alevilere büyük katliamlar yaptılar. Örnek olsun diye bunu size açıklamak istiyorum. Erdoğan Çınar, Alevilerin Kayıp Bin Yılı, sayfa 87: “Anna, babasının haksız sebepsiz yere Alevilere yaptıklarını şu cümlelerle anlatmaya devam ediyor” Gelelim kitabın Orijinaline: Anna Komnena, Alexiad, s.178 “Burada öyküme kısa bir ara verip onun nasıl Paulikanosların hakkından geldiğini anlatacağım” Sizce “Paulikanos”lar yani “Paulikien”ler “Aleviler” midir. Erdoğan Çınar, Alevilerin Kökleri, s. 60: “Vanesa-Morimene, bu gün Aleviliğin en büyük babedi sayılan Karacahöyük’teki Hacı Bektaş-i Veli Dergahı’nın ta kendisidir” Gelelim Kitabın Orijinaline: Strabon, Geographike, s. 7-8 : “Quenasa’daki Morimene’de üç bin hizmetkarı barındıran Quenasa Zeus’una ait bir tapınakla rahibe yılda yüz talatonluk bir gelir sağlayan verimli ve kutsal bir arazi bulunur” Bu örneğe ne diyorsunuz peki. Bu örneklerden bir tanesi bile sizi rahatsız etmedi mi. Bir kez olsun aklınıza bunlardan dolayı bir soru takılmadımı... Cem törenlerinden ve yapılanlardan bahsediyorsunuz. Cem'de "yalancılığın" yeri nedir? Bilirsiniz ki sizinde bahsettiğiniz "Cem"leri Dedeler yürütürler. Sn. E.Ç. "Dedelere" cahiller takımı" derken neredeydiniz yada sizin için de Dedeler "cahiller takımı mı?" Merak ettigim bir konu da "Alevi Tarih Yazımında SKANDAL" adlı çalışmayı okuyup okumadığınız. Eğer okudu iseniz yada bu forumdan bu yazarların yazılarını takip ediyorsanız, bu yazıların hiç birinde bir hakaret, bir aşağılama gördünüz mü. Ya da bu yazarlardan herhangi birisinin bir kaynaktan aldığı metin üzerinde oynadığını gördünüz mü. Son cümleniz "Bütün bunları bulup çıkaran gözümüzü açan Ünsal Öztürk bundan sonra bizim liderimizdir." bu söyleminiz bir Can'ın ağzına yakışıyor mu, Can'lar böyle mi tartışmalı. Ve son bir sorum sizce Sn. E.Ç. neden bu tahrifatlar konusunda (ki bu tartışmalar "Skandal"kitabı yayımlanmadan önce de sürüyordu) bir cevap bile vermedi. Bahsi geçen yazarlar Sn. E.Ç.'yi bir çok kez kendi istediği TV kanalı veya ortamda tartışmaya davet ettiler, bir kere bile cevap alamadılar... Bunun nedeni ne olablirsizce. Konu aliimren tarafından (03-16-2010 Saat 23:39 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu konu için aliimren üyesine teşekkür edenler. | Seyfi MUXUNDİ (03-17-2010) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alevi, çınar, erdoğan, skandal, tarih, yazımında, örneği |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsor Linkler - (Link Takası)
|
|||||||||
|
|||||||||