![]() |
|
![]() |
|||||||
| Hamza Aksüt Hamza Ait Makalelerin Yayımlandığı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI |
[FONT="içi tümüyle boşalacaktır.[/font]
....................... Konu Hamza Aksüt tarafindan (06-03-2011 Saat 13:56 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Hacı Bektaş Veli’ye ait olduğu söylenen Makalat adlı kitapta, “Âdem, Tangrı’ya kaç makâmda irer, anı bildürür. Pes kutb-ı âlem buyurur kim: Kul, Çalab Tangrı’ya kırk makâmda irer, dost olur. Onı şerî’at içinde, onı tarîkat içinde, onı ma’rifet içinde, onı hakîkat içindedü.” deniliyor. Yani “Allah” yerine Tanrı ya da Çalap Tanrı sözcüğü kullanılıyor. (O devire ait yazmalarda peygamber yerine yalvaç dendiğine de sık sık tanık oluruz.) Şimdi biz 8 asır sonra Tanrı ve Çalap terimlerini kullanırsak, Alevi terminolojisine aykırı mı olur bu? Yine aynı kitapta, ““şerîat”, “tarîkat”, “ma’rifet” ve “hakîkat” şeklinde “dört kapı” ve bunların (her birinde 10’ar adet olmak üzere) toplam 40 makamı anlatılıyor. Birinci kapı kabul edilen şeriatta bulunan 10 makam içinde namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek sayılıyor. O halde Hoca, Molla, Şeyh ve benzerini kaptırdığımız gibi “şeriat” sözcüğünü de başka inançlara kaptırmamak için bunu sıkça kullanmamız mı gerekiyor? Dil, donmuş, kalıplaşmış bir yapı değil, yaşayan bir organizmadır. Sürekli bir devinim, değişim, evrim, gelişim içindedir. Nasıl aynı suda iki kez yıkanılamıyorsa, bence hiçbir yazın ürünü de aynı dilde ikinci kez yazılamaz. Aynı dilde (Türkçe, İngilizce vd) yazılsa da aynı dille yazılamaz. Gerçek içerikten kopmamak koşuluyla Alevi terminolojisi de dildeki değişime ayak uyduramaz mı? Ama elbette eleştirinizin, zorlama söylem ve ağızlara karşı olduğunun farkındayım. “Namaz” Farsça “nemaz” sözcüğünün Türkçeleşmiş hali. Namaz, dua, Tanrı’yla ruhsal iletişime geçme, rabıta kurma vb. anlamlara geliyor. Bunun Arapça’daki karşılığı ise salat. Salatın çoğulu ise salavat. Geniş anlamıyla namaz, hemen hemen her dinde var olan bir olgu. Ancak Alevi jargonunda bu sözcüğün yer aldığını, hatta cem ayinine namaz dendiğini sayenizde duydum. Ancak, verdiğiniz örnekte doğrudan ceme mi namaz deniyor, cem ayini içinde namazın da olduğu mu söyleniyor? Bu ayrıntı önemli. Alevi, Ali’ye mensup olan, O’nun tarafını tutan demek. Mezhep ise hizb sözcüğünün bükümlü Arapça gramere göre bir türevi ve takım, kısım, fırka (parti), grup anlamına geliyor. O halde Alevilik, siyasi bir terim olarak “Ali’yi, Ali Beyt partisini tutanlar” anlamına geliyor. Bu terimde Ali'nin dinsel ekolünü kabul edip uygulamaya ilişkin bir içerik yer almıyor. Karşılaştırmanın Alevi-Müslüman şeklinde değil Alevi-Sünni şeklinde olması gerektiğini söylediğinize göre, Alevilik ve Sünniliğin aynı yapının iki farklı unsuru olduğunu, yani her ikisinin de İslam’ın kolları ve sonuçta Aleviliğin İslam dininin bir yorumu, kolu olduğunu söylüyorsunuz. Doğru mu anladım? Malakat’ta yer alan ifadeler de buna mı işaret ediyor? Hadi, namazı Sünni ibadeti olan namaz şeklinde anlamayalım, orucu da Muharrem olarak görelim. Peki bu zekat ve hacca gitme olayının Alevi sözlüğünde başka bir karşılığı mı var? Hünkar, Makalatta bildiğimiz Sünni ibadetlerini mi öneriyor Aleviler’e, yoksa bu kitap O’na ait mi değil? "İmam" sözcüğü de "Önde ve ileride olan" ve "Cemaate namaz kıldıran" anlamlarına geliyor. İyi ama Aleviler'de bir imamın arkasında dizilip namaz kılma yok ki. Halka namazında canlar cemal cemale ve secdeyi ademe yapıyorlar. Şiilik'te ise en önde duranın (imam) arkasında dizilip namaz kılma var. Ancak, Ehli Beyt soyundan olmayanın arkasında namaz kılmama esas. Şiilik, siyasi yönüyle, Ali soyunun İslam ümmetinin liderliği; yani imamlığı davasını gütmenin adı. Halifelik, Emevi ve Abbasilere geçerken, onların iktidarını kabul etmeyen Ehli Beyt yanlıları, Ali soyundan gelenleri "İmam" kabul etmiş. 12 imamcılık buradan geliyor. Ali soyunun iktidarını savunanların bir bölümü O'nun dinsel anlayışını da benimseyip uygulamış ki onlara günümüzde Şii diyoruz. Bunlar 6. İmam Cafer-i Sadık'ın koyduğu fıkhî içtihada göre İslam dinini uyguluyor. Ali soyunun iktidarı ideolojisini benimserken, O'nun din anlayışını benimsemeyen, İslam fıkhi ile işi olmayan, geçmişten getirdiği kendi inanç ve ritüellerini sürdürenlere ise yaygın olarak Alevi deniliyor. Sonuçta "İmam" hem dinsel hem siyasal anlamda İslam'a ait bir terimdir. Sizce Aleviler, İslam’ın terimlerini tevil ederek, başka içerikler kazandırarak bunları Alevilik erkanı içinde, Alevi terminolojisi ve jargonu olarak kullandığı sürece, Sünni İslamın tasallutundan, asimilasyon baskısından kurtulabilir mi? Konu Naki tarafindan (11-10-2010 Saat 17:40 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 9 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-16-2010), ...baskoylu... (11-12-2010), |
|
|
#3 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.522
Thanks: 7733
Thanked 12691 Times in 5974 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bu terimlerin günümüzde karşılıkları kulanılır veya değiştirilir o kısmını daha yetkin abilerimiz ve aydınlarımız hatta dedelerimiz tartışacaktır. Benim vurgulamak istediğim bir konu var. Alevi termilojisinde kullanılmış olan yukarıda ki kelimelerin alevilerce bilinmesi gerekliliğidir.
Bu kelimelerin Alevi terminolojisinde olduğunu bilmediğimiz takdirde asimilasyon malzemesi olarak kullanılmakta ve bilgisi olmayan, yeterli algıya oluşmamış Alevilerin bu terimler üzerinden kandırıldığı , kafalarının karıştırıldığı da bir gerçek. Kendimden örnek vermem gerekirse(tahmin ediyorum bir çoğunuz da benzer olayı yaşamışsınızdır) : Küçükken sünnilerce bana sorulan ilk soruların başında namaz kılıp kılmadığım, oruç tutup tutmadığım yani islamın şartlarını yerine getirip getirmediğimdi. Benim de müslüman olduğum veya müslüman olup sonradan bozulduğum üzerine telkinler verilirdi. Bu nu destekledikleri ilk konu ise Hazı Bektaş'ın "Hacı" ünvanına sahip olmasıydıı. Bunun yanında birde kirletilen Alevi tarihi de sık sık önüme konuyordu. Tabi bunları bende kafamda Sünni terminolojinin kavramları olarak düşündüğüm için cevap veremiyordum. Hacı Kelimesinin bulunmasından sünniliğe, Şah keliesinin kullanılmasından Şii'liğe yeterince yamanmaya , onlardan gibi gösterilmeye yeterince zorlandık sanırım. Kısacası bu kelimeleri dinin değil , lisanın parçaları olduğunu ve atalarımızında bu kelimeleri kullandığını bilmemiz şart.
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: |
|
|
#4 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.710
Thanks: 2324
Thanked 3629 Times in 1422 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
naki abimiz yine bizim de hamza abinin yazısını okurken aklımıza takılan soruları güzelce ifade etmiş çok yerinde tespitler bakalım hamza abi ne cevap yazacak
''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: | Amistofes (11-21-2010), Hamza Aksüt (11-11-2010) |
|
|
#5 |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Başlık hatalıdır.
Muhammed dönemiyle başlayan Arap dilinin yayılmacığıyla oluşan Alevi terimleri denilse idi daha doğru olurdu sanırım. Hamza Aksüt’ün aktardığı terimlerin çoğu Alevi terimi değildir. Dönemin Emevi-Arap yayılmacılığıyla dilde ve terimlerden oluşan değişiklikleri Alevi terimi olarak kabul etmek doğru olduğunu sanmıyorum. Alevi terimleri öğreti baz alınarak tespit edilmelidir. Değişik dönemlerde yaşamış kişi ve guruplarla uygun düşmez. Bir örnek: benim yaşadığım yerde hocaya “melim veya melle” denilir. Ben şimdi melim veya mele terimlerinin Alevi terimidir diyebilirmiyim? Halbuki şunu iyi biliyoruz melim/melle, mualim, molla, hoca, öğretmen ayni anlamda olduğunu ve misyonları da okuma yazma öretmektir. Aleviler yaşadıkları bölgelere göre kendilerini bir başkalarından farklı olduklarını göstermek için farklı terimler kullanmışlardır. Örneğin, bizim bölgemizde bulunan ehlisünnet mensupları Şıx ve Seyda terimlerini kullanırlarken. Bizler Seyyid ve Dede, terimlerini kullanmaktaydık. Demek oluyor ki bu gibi kavram ve terimleri bir yerlere sabitlemek ve Alevi terimi diye tabir etmek doğru olmayacaktır. Her şeyden önce anlamlarını bilmeliyiz hangi koşullardan geçtiğini ve anlamaya çalışmalıyız. Fuzuli, Nuh’un gemisindekilerin ehl-i beyt olduğunu söylemektedir. Oysa bizler ehl-i beyt denilince Muhammed’in ehl-i beyti olarak algılamaktayız. Demek burada bir algı sorunu vardır. Bu algı sorunu araştırmak ve anlamakla aşılacaktır. Doğru budur diye dayatmak hiç kimseye fayda sağlamaz. Biz Baba Mansurluyuz, büyüklerimden Alevilerin ve Baba Mansurluların mezhep olmadığını öğrendim. Ve dolaysı ile Caferi olmadığımız döne döne vurgulanmıştır. Büyüklerimde öğrendiğim Baba Mansur Ocağı Mürşit Ocağıdır. Ve Baba Mansur Ocağı Hz. Hüseyin’i Pir kabul eder ve Çıralığını 1950 öncesine kadar Ocak tarafında Hz. Hüseyin türbesine gönderildiğini iyi biliyorum. Bu satırlar sorgulanmalıdır, anlamını bulması için anlamaya çalışılmalıdır. Baba Mansur Ocağı neden Caferi mezhebini kabul etmez de, nasıl olur da Hz. Hüseyin’i Pir olarak kabul eder? Dikkat edin Pir diyorum. Bu konular ve durumlar anlaşılmadıkça Alevi terimlerinin ne olduğu anlaşılamaz diye düşünüyorum. Sayın Hamza Aksüt’ün tespitlerini baz alacak olursam Alevilik eşittir İslam demek zorunda kalacağım. Ama sayın Aksüt, şu tespiti yapmalıdır, İslam, İslamiyet köken olarak nedir ne anlama gelir, bazılarının dediği gibi tek tanrılı dinlerin vekaletini alan son din anlamındamıdır, yoksa bu günkü anlaşıldığı ve inanıldığı anlamdamıdır? h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
|
|
#6 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3343 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Naki Bey
Yorumunuz ve sorularınız için teşekkür ederim. Kısa kısa yanıtlayacağım. Yazdığım terimlerin Aleviliğe ait olduğunu, ancak, bazı Alevilerin başka sözlükleri kullanarak (lügat) bu terimleri Alevilikten çıkarıp atma çabasında olduğunu belirttim. İlk olarak şuna şuna karar verelim: Bu terimler, Alevi kaynaklarda geçiyor mu, evet. Öyleyse bize düşen; bu terimlerin Alevi terimleri olmadığını savunmak değil, Alevi sözlüğünü kullanarak açıklama getirmektir. Diyarbakır'daki Aleviler, ceme namaz diyorlar, cemin herhangi bir bölümüne değil. Daha açığı; cem terimi yerine namaz terimini kullanıyorlar. Ayrıca, Arap Aleviler de namaz terimini kullanıyor. İmam. 'toplum önderi' anlamında bir sözcüktür. Alevi kaynaklarında yer alan imam sayısının 12 olduğu kesindir. Bunu, herhangi bir ceme gittiğimizde ya da deyişleri basitçe bile olsa taradığımızda rahatlıkla görebiliriz. İmamın 'cemaate namaz kıldıran' anlamı, Sünni sözlüğünde yazılıdır, Alevi sözlüğünde değil. Alevi terimlerin anlamını Sünni, Şii gibi başka mezhep ya da yapılarda aramamak gerektiğini ilgili yazıda belirtmiştim. Eğer böyle yaparsak, Alevilikte hiç bir terim kalmaz, Alevi sözlüğü bomboş duruma gelir. Sözlüğün ortadan kalkmasıyla birlikte Aleviler de bu yapılara gider. Örneğin; Alevilikte 'şeyh' terimi yok, bu Sünniliğin terimi dersek, Şeyh Şazeli, Şeyh Çoban, Şeyh Delil Berhican, Şeyh İbrahim Veli gibi ocakların dede ve taliplerine "Şeyh, Sünnilik terimidir, sizin ocağın kurucusu şeyh olduğuna göre siz aslında Sünni idiniz, ya da Sünnisiniz" derlerse bu dede ve talipler ne yanıt verecektir? Yanıt veremeyince Sünnileşme tehlikesi belirmeyecek midir? Bu duruma en güzel örneği 'Devrim 06' kardeşimiz vermiş. Kısacası, sürekli 12 İmam'ı anarken ve kutsarken, yüzbinlerce cami hocasına da imam dersek nasıl bir çelişkiye düşeceğimizi bir düşünün. Alevilik, deyişlerde ve öteki kaynaklarda kendisini mezhep olarak tanımlamıştır. Buradaki mezhep, 'fırka', 'parti' anlamındadır. Kendi kaynaklarına göre Aleviler, Ali ve 12 İmam fırkasındandır. 12 İmam'dan Sünniliğe ve Şiiliğe en büyük itirazı yapan, İmam Caferdir. Kuran'a ve hadislere eleştiri yöneltmiştir. Entelektüel bir çevreye de sahip olan İmam Cafer'in bu niteliklerinden dolayı Aleviler, 'mezhebimiz İmam Cafer' ibaresini kullanmış olsalar gerektir. Aleviliğin klasik söyleminde Alevi-Müslüman biçiminde bir karşıtlık ifadesinin bulunmadığını, bunun yerine Alevi-Sünni ifadesinin kullanıldığını belirtmiştim. Ben, Alevi-Sünni ibaresi kullanılmalı demedim. Ne var ki, Alevi-Müslüman ibaresini kullananlar, atalarının söyleminden neden vazgeçtiklerini açıklamak zorundadırlar. Makalat'ın Hacı Bektaş'a ait olduğunu kuşkuyla karşılamak gerekir. Makalat, giriş bölümünde yazıldığına göre, Hacı Bektaş'ın Arapça yazdığı bir eser iken Said Emre tarafından Türkçeye çevirilmiştir. Ne var ki, Makalat'ın Arapçası ortada yoktur. Bu durumla birlikte geleneksel Aleviliğin Makalat'tan haberdar olmaması ve başka birçok etken, Makalat'ın Hacı Bektaş'ın elinden çıkma olduğu tezini zayıflatmaktadır. Çalap, etimolojisi üzerinde titiz bir araştırma yapılması gereken bir terimdir. Çalap'ın hangi coğrafyanın terimi olduğu, benim de merak ettiğim bir durumdur. Etimologların bazıları bu sözcüğe, "kendini yaratan" gibi anlamlar yüklemektedir. Tanrı, Çalap gibi terimlerin kullanılmasına herhangi bir itirazım yok. Benim itirazım, günümüzde de kullanılan, şeyh, hacı, molla, hoca gibi Alevi terimlerinin Alevilikte olmadığı tezinedir. Vurgulamak isterim ki, şeyh, hacı, molla gibi terimleri illa kullanalım demiyorum. "Bu terimler Alevilikte yoktur", demeyelim diyorum. Çünkü var. Tekra belirteyim ki, bu terimleri atma gerekçeleri de ortaya konmalıdır. Ancak, gerekçeler Sünniliğe, Şiiliğe vb. ait sözlüklere dayanmamalıdır. Sayın h.alibaba "Bizim orada molla yok, melle ya da mellim terimleri var," diyorsunuz. Bunlar, 'molla'nın farklı telaffuzları, yani aynı terimler. "Biz seyyid diyoruz, onlar seyda diyorlar" diyorsunuz. Her ikisi de aynı sözcük. Baba Mansurlular arasında Caferi teriminin kullanılmadığını söylüyorsunuz. Ben size birçok Baba Mansur dedesinin telefonunu verebilirim. Onlara sorun, nikah kıyarken "Caferi" terimini kullanıyor musunuz diye. Ayrıca, İmam Cafer Buyruğundan da haberiniz olmaması mümkün değil. Baba Mansurluların İmam Cafer'e değil de İmam Hüseyin' e bağlı olduğunu iddia ettiklerini yazıyorsunuz. Bu, neyi değiştirir ki? Kaldı ki, sizin söylediğiniz gibi Baba Mansurlular, Musa Kazım ya da Muhammed Bakır'a bağlı olduklarını belirtiyorlar. Alevilik-İslam konusuna gelince: Bana bir İslam tanımı yaparsanız bu sorunuzu yanıtlayacağım Hemen belirteyim ki, bu tanım tüm Müslümanları kapsamalı. Örneğin, Humeyni'yi dışlamamalı. Son olarak kardeşlerime bir soru da ben sorayım: Beypazarı'nın Karaşar köyü, Ankara'nın içinde midir, dışında mıdır? Alaca'nın Perçem köyü Çorum'un içinde midir, dışında mıdır? Ben Malatya'nın Hekimhan ilçesinin Davulku köyündenim. Bizim köyde sohbet ederken birisi kapıdan içeri girdi. Yarın Malatya'ya giden var mı, dedi. Ben de: Biz Malatya'da değil miyiz? Yoksa Sivas'ta mıyız, dedim. Herkes sustu ve güldü. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Amistofes (11-16-2010), ...baskoylu... (11-12-2010), karan (11-11-2010), Naki (11-11-2010), İşcanbaba (11-11-2010) |
|
|
#7 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
"Bizim orada molla yok, melle ya da mellim terimleri var," dediğimi söylüyorsunuz. Ben böyle bir cümle kullanmadım. Molla, Melle, Melim, Hoca, Öğretmen terimlerinin aynı anlamda olduğunu söyledim ve misyonu da okuma yazma öğretendir dedim. "Biz seyyid diyoruz, onlar seyda diyorlar" diyorsunuz. Her ikisi de aynı sözcük.” Olduğunu söylüyorsunuz, bende ayni şeyi söyledim ve ifade etmeye çalıştım. Sanki yanlış bir cümle kurmuşum da düzeltiyorsunuz şeklinde cevaplamışsınız, neden? Ben, Baba Mansurlular İmam Caferi tanımıyorlar demedim. Baba Mansurluların Caferi olmadıklarını ve Caferi diye bir mezheplerinin olmadığını söyledim. Yol var. Bu Yol Hakikat Yoludur. Ben yaşayan bir Baba Mansurluyum, 10 tane Baba Mansurlunun telefonuna ne gerek var. Bu öne sürdüğün mantığı doğru buluyorsan ben 100 tane telefon vereyim, hepsi de biz Caferi değiliz diyecekler. Diğer anlamadığınız ise İmam Hüseyin konusudur. Dedim ki Baba Mansur Ocağı Mürşit Ocağıdır. Baba Mansur Ocağı İmam Hüseyin’i Pir kabul eder. Pir kabul etmek soy olarak ondan gelmek demek değildir. Öğreti konusuyla ilgili iseniz bunları bilmeniz gerek Benim senden istediğim İslam tanımını neden döndün benden istedin onu anlamadım. Benim kafamda bir şeyler var ama kesin ve net değildir. Onun için de kesin konuşmuyorum. Sizin tanımınız yok, İslamdan öteye gitmediğiniz gibi bir de çok gerilerden bir yerde duruyorsunuz tarihçe olarak. Umarım yazımı tekrar okur ve benim tarafınızdan demediklerimi düzeltirsiniz. h-alibaba |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
|
|
#8 |
|
Yeni Üye
Üye No: 3323
Mesajlar: 8
Thanks: 52
Thanked 20 Times in 7 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
insan rızkını doğadan alır
doğa güneşten alır hakkı güneş galeksiden alır galeksi kainattan alır. ikrar yara verilir.yar topraktır,turaptır. ikrarı verilenden hakk alınır. semah bu hakk üzerine dönülür. yolun sırrı farş edilecekse farş edilen rızktır. nur cemaldedir. nur gülümsemedir. nur hilal kaş altındadır. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to ılgaz For This Useful Post: | Amistofes (11-21-2010) |
|
|
#9 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Hamza Aksüt,
Bu yazınız yerinde olmuştur, Kendi İNANC deyimlerini sözünü bilmeyenleri gidecekleri yer bellidir, varacakları yer Alevilik olmayacaktır, gidecekleri yer, ya bir idelojinin veya inancın payandası , yada arka bahçei olacaktır, Bu konuda bende başka bir ekide yazdım, Kirlenen İnanc dilimiz diye, Bu konuda ki karışıklıklara da, açıklık getirmiş oldunuz, benim bağlı bulunduğum ocak , Şıh İbarhim Veli ocağı, Ee ne olacak şimdi.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Amistofes (11-21-2010), Hamza Aksüt (11-12-2010) |
|
|
#10 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
İslam dinine tâbi olan kişi, bu dinin kitabı olan Kuran’ın emir ve yasaklarına ve Muhammed’in sünnetine uyar. Çünkü Müslüman Kuran'ın "Kelamullah", Muhammed'in de "Resulullah" olduğuna şeksiz iman eden kişidir. Kuran ve sünneti kabul etmeyen birinin Müslüman olduğunu iddia etmesi anlamsız ve tutarsızdır. Müslüman namazının nasıl olduğunu Peygamberi ümmetine öğretmiş. İmam, cemaate namaz kıldıran kişi, dini önder anlamındadır. Molla (Mele) büyük kadı, medrese öğrencisi, din (İslam) bilgini vb anlamlara gelir. İslam dinine göre hacı, hac görevini yerine getirene denir, hac yeri ise Kabe’dir. Yaşlı adam anlamına gelen şeyh (şıh) genelde tarikat büyüklerine verilen bir addır. Arap olmayan Alevilerde şıh yerine daha çok şah kullanılır. Aleviler, bu terimlerin gerçek anlamlarıyla ifade edilen işleri yerine getirdiği için değil, bunların hiçbirini yapmadığı için Alevi olabilmişler zaten. Bu terimler Alevi sözlüğünde elbette var, ama bunlar farklı anlamlarda kullanılmış. Ayrıca Alevi terimleri sözlüğü içinde bunlar, sayıca, devede kulak kalır. Mürşit, pir, rehber, insan-ı kamil, dede, baba, eren, can, talip, muhip, müsahip, aşina, peşine, ocak, post, gülbank, tığlama, terceman, nefes, deyiş, deme, duvaz, birleme, semah, pervaz, dem, dar, peymançe, turab vb. onlarca terim varken, niye illa imam, namaz, hacı ve hoca terimleri için hassasiyet gösteriyoruz, kaygılanıyoruz? Alevi sözlüğünün olmazsa olmazı, imam, hacı hoca vb mi? Alevi sözlü kültüründe elbette bu tür istisnai örnekler var. Örneğin Şıh var, ama Şıh Osman da var. Şimdi Osman ismini de mi yaşatmak için hassasiyet gösterelim? Bunlar Alevi terminolojisinin oluşum sürecinde, belli bir dönemde var olmuş, ama zamanla ya ihraç edilmiş, ya anlamı değişmiş ya da başka terimlerle ikame edilmiş. Ayrıca terminoloji mutlak değildir, her devirde eklemeler, çıkarmalar olabilir. 8 asır önce Çalap Tanrı diyen, yalvaç diyen, uçmak, tamu diyen Alevi şimdi bunların Arapçasını söylüyorsa, gidiş yönünün neresi olduğunu söylemeye gerek var mı? “imam”, “namaz”, “şıh”, “hacı”, “hoca”, “molla” gibi terimleri Alevilik bayrağı yapmanın, bunları illa da kullanmaktaki ısrarın nedenini anlayamıyorum. Asıl bu kavramlarla, Alevilerin gidecekleri yeri bellidir. Kuyuya düşmüş biri için gökyüzü, kuyunun çapı kadardır. Alevi'yi kuyudan çıkarmaya mı çalışmalıyız, yoksa kafasına bastırıp daha fazla suya mı gömmeliyiz onu. Konu Naki tarafindan (11-12-2010 Saat 14:36 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-21-2010), ...baskoylu... (11-12-2010), |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alevi, bekleyen, sözlüğünü, tehlike, terimlerini |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||