![]() |
|
![]() |
|||||||
| Soru ve Yanıtlarınız Alevilikle ilgili merak ettikleriniz ve tartışmalarınızı yapabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
Bizden Biri |
peki nervous can Alevilikte ehl-i beyt anlayışı varmıdır bana bunu açıklarmısın?
devr dediğiniz şey özellikle hint ve yunan mitolojisinde vardır Budistler, dünyayı bir tekerlek gibi düşünürler ve ruhları da, bu tekerleğin etrafında döndürürlerdi. ayrıca devr dediğiniz hadisede islamiyetin içinde farklı isimlerde yer almaktadır araştırınız bence |
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Bulunduğu yer: Land of the immortal.
Üye No: 89
Mesajlar: 6.710
Thanks: 3304
Thanked 2449 Times in 1399 Posts REP Gücü : 55
REP Puanı : 1419
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Rehber can ben Aleviliğin İslam'ın dışında olduğuna inanıyorum... ![]() Önceden bende Alevi-İslam düşüncesindeydim ama okudukça ve araştırdıkça değiştim... -Unutma değişmeyen tekşey değişimin kendisidir! Aşk ile...
"Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!"
|
|
|
|
|
|
|
#23 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
sevgili can sorulara cevap verirsen sevinirim nerelerden araştırdın kaynak gösterirmisin
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | YaK[aR]sLaN (11-25-2008) |
|
|
#25 |
|
Bulunduğu yer: Land of the immortal.
Üye No: 89
Mesajlar: 6.710
Thanks: 3304
Thanked 2449 Times in 1399 Posts REP Gücü : 55
REP Puanı : 1419
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Devriye inancı;
Alevi - Bektaşi inancında varoluşu açıklamak üzere oluşturulmuş döngü. 1-Varlık dairesinin en üst aşamasından aşağıya doğru iniş; a)Başlangıç -Aklı evvel - (ilk akıl) -Ukulu tısa - (Akıllar) -Nüfusu tısa - (Şekiller) -Felek-i azam - (En üst gök katı) b)Burçlar -Zuhal - (Satürn ) -Müsteri - (Jüpiter) -Merih - (Merih) -Şems - (Güneş) -Utarit - (Merkür) -Kamer - (Ay) c)Karşıtlar -Keyfiyatı hararet - (sıcaklık) -Burudet - (kuruluk) -Rutubet - (yaşlık) -Yubuset - (soğukluk) d)Ana elementler (Anasır-i Erbaa) -Kürei har - (Ateş) -Kürei hava - (Hava) -Kürei ma - (Su) -Kürei hak - (Toprak) 2-Varlık dairesinin en altı (Kavs-i Nuzul) ve yükselen eğrinin başlangıcı a)Mahlukat -Cevheri Mercan -Maaden Ahcar -Maaden Mukantere -Tayri Lezec b)Nebatat -Nebatat bitohum -Ascari Musmüre -Nahilli hurma c)Hayvanat -Envai hayvanat -Nesnas Maymun -Mertebi İnsan 3-Varoluş dairesinin son aşaması -İnsan-i Kamil -Hakka ulaşmak Alevi Bektaşi inancında Devriye-Devr Varlık tanrıdan tasan bir ışıktır. Mutlak varlıktan çıkan bu ışık akıllar aracılığı ile maddenin dört öğesine (toprak, su ,hava ,ateş) değin inerek varlık dairesi yada var oluş çemberinin aşağı doğru inen ilk yarısını oluşturur. Buna alçalan eğri (devre-i fersiye, kavs-i nuzul) denir. Hamdullah-i siiri Alıntı: Cihan var olmadan ketm-i ademde Hak ile birlikte yektaş idim ben Yarattı bu mülkü çünkü o demde Yaptım tasfirini nakkaş idim ben Anasırdan bir libasa büründüm Nar’ü, hak’ü, bad’ü, ab’dan göründüm Hayrül beser ile dünyaya geldim Adem ile bile bir yas idim ben Bu şiirde izah edilen; Dünyaya gelirken izlediği yol haritası hayrül beser diye bilinen ayin üç sekli, (yarim ay,dolunay,hilal ay),güneş ve zöhre yıldız’ıdır gelişin tarihide ademle ayni yas olduğu çağdaş zamandır. Anasır-i Erbaa; toprak, hava, ateş, su (nar,hak,bad, ab) demektir. Anasırdan bir libasa bürünmek de bu dört ana elementten bir elbise giyinmektir. Yani devr felsefe’sindeki aşağıya inişin kademeleri anlatılmaktadır. Böylece en aşağıya inen varlık, çeşitli biçimlerde tecelli ederek yaratılmışların en onurlusu olan insana döner ve derece derece yükselip tanrıya vararak varlık dairesi yada varoluş çemberinin yükselen ikinci yarısını oluşturur. Buna yükselen eğri (devre-i arşiye, kavs-i nuzul) denir. Devir sözcüğü dönmek dolanmak bir şeyin kendi çevresinde dönmesi yada yörüngesi üzerinde dolanması zaman, cağ anlamlarına gelir. Tasavvufta devir terimi insanin yaradılışı konusunda geliştirilen kuramın adıdır. Mutasavvıflara göre insan evrenin özüdür, evrenden süzülmüştür. Var olan alemlerin en alt basamağındaki madde alemine düsen varlık önce ( su, ateş,hava,toprak) sonra mahlukat,bitki,hayvan ardından insan biçiminde görünür. Ama devir burada bitmez, insan belirli aşamalardan geçerek insan-i kamil olur. Sonrada kendi varlığından geçerek yokluk içinde varlığı bulur. Yani tanrısal güce ulaşır. Kısacası yine aslına başlangıç noktasına ulaşır. Devr(varoluş) felsefesi nefeslerde, şiirlerde tenasuh inancına bağlı olarak islenir. Devr inancını konu edinen şiirlere devriye denir. Devriyeler, destan, koşma, nefes, ilahi biçiminde yazılmış olabileceği gibi islenen konu açısından da kümelendirilebilir. Devriye şiirlerinde konu karmaşık ve egemen dünya görüsüyle çatıştığı için bu alanda örnek sayısı çok azdır. Bunların en iyi örneklerini, Yunus Emre Divani, bütün şiirleri sayfa 110 şiir no 156 (78 mısradan oluşan üç sayfalık) bölüm, Yazar,Faruk Timurtaş Kültür Bakanlığı yayınları:380 1000 temel Eser serisi:72 Ank. 1980. Edip Harabi’den (Vahdetname), Hamdullah Siiri’den (Cihan var olmadan ketmi ademde), Gufrani’den (Katre idim Ummanlara karıştım), Nesimi’den Alıntı: Ger aslim sorarsan ben bir niyazım Sabır ilmi derler yerden gelirim Ve katre idim simdi han oldum Arştaki kandilden nurdan gelirim. Tenasuh deyimi ise ruh göçüdür. Ruhun bir cisimden başka bir çisime geçme inancını dile getirir. Tenasuha inananlarca ruh ölümsüzdür. (Bu can tende konuktur)vb. sözler, bunu anlatmaktadır. Beden ölümlüdür çünkü ruh bedenden bedene sıçrayarak varlığını sürdürür. Alevi Bektaşi ozanlarının nefeslerinde temelde anlatılmak istenende budur. Gufrani (Devriye) Alıntı: Katre idim Ummanlara karıştım Kaç bulandım kaç duruldum kimbilir Devre edip alemleri dolaştım Bir sanata kaç sarıldım kimbilir Bulut olup ağdığımı bilirim Boran ile yağdığımı bilirim Alt anadan doğduğumu bilirim Kaç ebeden kaç soruldum kimbilir. Kaç kez gani oldum kaç kere fakir Kaç kez altın oldum kaç kere bakir Bilmem ki kaç katip ismimi okur Kaç defterde kaç dürüldüm kimbilir Bazı nebat oldum toprakta sürdüm Bilmem kaç atanın sulbünde durdum Kaç defa cenneti alaya girdim Cehenneme kaç sürüldüm kimbilir Kaç kez alet oldum elde bakıldım Semadan kaç kere indim çekildim Balcık olup kerpiç kerpiç döküldüm Kaç bozuldum kaç kuruldum kimbilir Dünyayı dolaştım hep kara batak Görmedim bir karar bilmedim durak Üstümü kaç örtü bu kara toprak Kaç serildim kaç dirildim kimbilir Gufrani’yim tarikatım bos değil İyi bil ki kara bağrım tas değil Felek ile hiç hatırım hoş değil Kaç barıştım kaç darıldım kimbilir Varoluş Çemberi Arştaki bir kandilden yani nur’dan başlatılmaktadır. Buda ilk akılla serüvenine başlamıştır. Kademe kademe dolaşmaktadır. Işık inancı bütün Alevi ozanlarınca dile getirilirken Yer, gök, her ne var ise bu kaynaktan hayat bulmaktadır. Önsüz ve sonsuzdur. Işık; Hakk’tır , Delil’dir. Ceragi’dır, Fitil’dir. Ocak’tır, Alev’dir, Mum’dur. Hem sembol olarak yaşatılır hem gerçek olarak kutsanır. Karanlığın karşıtıdır. Hem doğa olarak aydınlıktır, hem düşünce olarak aydınlıktır. Zifiri karanlığın bile karanlığını bir ufacık mum ışığı bozup aydınlatabilir. Işık, Alevi inancında Gerçek’tir, Hakikat’tir, iste o yüzden cemlerde önce uyandırılır, sonra sırlanır. (Oniki hizmetten delilci hizmeti,)“Delil, sırlandıktan sonra (süpürgeci hizmeti) ile devam ettirilir. Üç defa postun önü ritüel olarak „Nur ola sır ola, nur ola sır ola, nur ola sır ola“ denilip süpürülür. geçmiş tarihlerde cem ayinlerinde mum yakılmıyordu çıra ve benzeri kolayca yanıp aydınlatan odunlar seçiliyordu, süpürülende ateşin külleridir. (Sırrı kal eyleyen ser’den gelmek ) ateşin külünün izah edilişidir. . Odun kömürü sonradan tekrar yakılarak ateşe çevrilebilir. iste bu yüzden ozanlarımızca dile getirilen (sırrı kal eyleyen ser )kömür ve külleridir. H. Bektaşi Veli’nin Hırka dağındaki ateşin küllerini savurması da yasamın başlangıcı olan ateşin, nur’un, ışığın, evrenin özüyle, özdeşleşmesi için doğaya savrulmasıdır. Yasam karbon’la başlamıştır. Hırka dağı ise eski bir sönmüş yanardağ’dır. Bilim adamları 19. yy. da varoluş fosillerini araştırırken yasamın karbon la başladığını buldular. Yasam kimyasal değişimler gösteren tabiata bağlı olarak organik oluşumların tamamlanması ile karbon gazinin kimyasal bileşimlerinden oluşmuştur. Işık (Sudur) felsefesi İlk ışık kademesi olan hakk’tan, hemen her şeyin ondan yaratıldığı kabul edilen ilk akla (akl-i evvel) denilir. Böylece cevrimin kutsal kökenden (alem-i gayb) duyularla algılanabilir, bilgiyle ulaşılabilir dünyaya (alem-i suhud) alçalan eğri’sinin dönüşümü başlamış olur. Tanrı,Hakk olup potansiyel kazandıktan sonra „dönüşümler“ geçirerek, yani kendine „yabancılaşarak“ kendinden daha az şeyler içeren daha az kendisi olarak beliren aşamalara doğru yol alarak, doğal element’e saf cevher’e değin iner. Böylece inançta „varoluş çemberi“ olarak algılanan „cevrim“in, kutsal köken’den çıkıp görünür evrene doğru inen alçalan evresinin son durağında hareketi tamamlamış olur. Varoluş Çemberi’nin bu ilk yarısı tümüyle bir inanç ürünüdür. Gönül Bilgisi’yle (sezgisel akil)’la ulaşılan, batini bilince öncelik verilerek açıklanan ve geçici görünür gerçekler olarak algılanan, nesnel dünyaya göre „değişmez, kalıcı ve ebedi“ bulunan bu idealist düşünce „Metafizik aydınlanma“nın doğadan önce var olan ve diyalektik yöntemle gelişerek „doğalaşan“ ve insan bilincinde kendini bulan „mutlak düşünce“ sinden başka bir şey değildir. Önce „mutlak bir düşünce“ vardı, her şey bu mutlak düşünceden oluştu, diyen metafizik aydınlanmacılarla önce „mutlak hiçlik“ te bir tanrı vardı, her şey O’nun kendine Yabancılaşması“yla , yani diyalektik „dönüşüme“ uğramasıyla „görünür gerçekler“ durumuna geldi diyen ; Anadolu alevi inancı, tam bir örtüşme gösterir. Edip Harabi Alıntı: Daha Allah ile cihan yok iken Biz ani var edip ilan eyledik Hakk’a hiç bir layık mekan yok iken Hanemize aldık mihman eyledik Kendisinin henüz ismi yok idi İsmi söyle dursun cismi yok idi hiç bir kıyafeti resmi yok idi Sekil verip tıpkı insan eyledik Devr’in ikinci yarısı; Hakk’tan en uzak nokta olarak beliren doğal element, saf cevher’den çıkıp yabancılaşmadan uzaklaşacak her adımda daha çok tanrının kendisi olacak biçimde dönüşümler geçiren yükselen eğrinin (kavs-i uruc) hareketi ile baslar Işık felsefesinde inançtan nesneye inilmesiyle birlikte, „Tanrı’nın tanrılığı sona erer“. Varoluş Çemberi’nin yükselen eğrisi’nin hareketi bütünüyle „materyalizm zemininde maddeci düşünce üzerinde yürür. Nesnel-toplumsal evren tanrısal özün görünüşe çıkan bir „yaratısı“ olarak algılanmasına karsın; gerçekte bir öncel yaratıcıdan başka bir şey değildir. Yabancılaşmanın son noktası en az tanrı olan sey’in nesnelleşmesi olduğu için doğal element/saf cevher yada bunun akli ,ruhu ,Tanrı’nın da tanrılığını yapamayacağı bir ışık(sudur) aşamasını simgeler. Bu noktada ilkçağ Aydınlanmacılığı’nın canlı-cansız doğanın kurucu ilkeleri olarak öne çıkardığı „toprak, su, hava, ateş“ nesneleri yakalanır. Ve idealizmden, materyalizme kırılan, tanrının bilgisi, yönlendirilmesi dışında kendi yasaları, kuralları içinde adim adim yabancılaşmadan uzaklaşan bir sürecin başlangıcı olur. Varoluş çember’inde „yükselen eğri“nine dönüşümleri giderek soyuttan somuta evirilir. Her şeyin dünya çevresinde döndüğü algısıyla beslenen ve çember yayını izleyen hareketin soyutlanması olarak bilince çıkan zaman sürecinde dokuz ruh, dokuz akla verilen bilgilerin görüntülerinin belirdiği tanrısal mekanlar olarak Atlas, Burçlar,Zühal, Müsteri, Merih, Zühre, Utarit,Güneş,Ay biçiminde somutlanır. Bu dokuz gök katından özelde nesnel süreci, yaşamı önceleyen ve karşıtlıklar biçiminde varlığını gösteren (zıtların birliği) nitelikler olarak „sıcaklık-soğukluk“, „kuruluk- yaşlık“vb. Öğeler belirir. Burada Cin, Hint, Iran, Yunan-Anadolu düşüncelerinin bir bileşimi biçiminde evirilen „İlkçağ aydınlanma“ felsefesinin bire bir izlerini görürüz. Görünen sonsuz çeşitliliğin kuru-yas, aydınlık-karanlık, sıcaklık-soğukluk, boşluk-doluluk,artı-eksi vb. karşıt güçler taşıdığı; gelişmenin, değişmenin „itici“ gücünün bu olduğu sezisi ışık felsefesinde önemli yer tutar. “Tanrı-doğa-İnsan“ Varlık birliği-Vahdeti Mevcut) kutsal üçlemesini, „tez-antitez,sentez“ biçiminde besleyen de bu yaklaşımdır. Önsüz, sonsuz olarak algılanan bu öğe ve niteliklerin ilişkisinden „üç alem“ yani „cansızlar alemi“, „bitkiler alemi“, „hayvanlar alemi“ ortaya çıktı. Cevrimde yükselen eğri’nin son halkası „hayvanlar alemi“ derece derece yükselerek Hakk’a ulasan ve eksiksiz insani temsil eden „İnsan-i kamil aşamasıyla son bulur. İlkçağ İnançlarındaki izleri Dinsel ve gizemsel felsefenin; Tanrı’nın doğrudan akil olduğu yolunda genel bir inancı vardır. Antik Yunan-Anadolu tasarımlarında Anaksagoras ve Herakleitos ileri sürdükleri „nous“ ve „logos“ kavramlarıyla „Akli“ tanrılaştırmışlardı. Bu anlayışın izini süren Anadolu Batıniliğinde ise akil, potansiyel tanrı olarak algılanan „Hakk“’in ilk dönüşümüyle beliren “etkin güç“ tür. Batınilikte Tanrı önce akli, sonra da onun yardımıyla nefs’i yarattı. Akil tam, nefs noksandı. Evren, bu noksanlığın „tamlık“ isteğinden ötürü, hareket etmesinden oluştu. Akl-i kül’ün yetkinliğine imrenen ruh (nefs-i kül) onun yetkinliğine varmak için dönmeye başlayınca ilkin gökler oluştu , onların dönmesinden de cisimler (nesneler,hayvanlar,bitkiler) belirdi. Nefs-i kül tekillere bölündü ve bedenlere girdi. Varlıklar içinde yalnızca insan; akl-i kül’ü kendi kişiliğinde somutlaştırdı. Anadolu Aleviliğinin evren görüsünde akl-i kül ( Adem-i mana:sabik); nefs-i kül (Havva-i mana: tali) adini alır. Yani akl-i kül erkek ilke(aktif ilke); nefs-i kül ise dişi ilke (pasif ilke)dir. Evren bu iki ilkenin karşıtlığından doğmuştur. Adem-i mana- Havva-i mana özdeşliği ise tüm can anlamına gelir. Karşıtların çağrışımı ilkesini ilkellerde sezmişti: İlkeller bu nedenle sevinç, basari,, mutluluk vb. İyiliklerden söz etmezlerdi. , çünkü söz etmenin karşıtını gerçekleştireceğine inanırlardı. Evrensel oluşmanın karşıtların çelişmelerin doğduğu inancı; a) Hint tasarımında; Brama-Siva karşılığının b) Yunan tasarımında; Eros-Anteros karşılığının c) Cin tasarımında; Yin-Yang karşılığının d) Anadolu batini tasarımında; Akl-i Kül (akil) Nefs-i Kül (beden) ya da Aşk-Nefs karşıtlıklarının aşılmasıyla gerçekleşiyordu. NOT: yukarıdaki izah trt tarafından belgesel olarak yayınlanmıştır bir tane örnek CD Rosenheim AKM’nin arşivinde mevcuttur. İsteyenlere çoğaltılıp verilebilir. Sonuç; Varoluş felsefesinde onu idealizm den materyalizme çeviren Vahdet-i Vücut / Vahdet-i Mevcut gibi tasavvuf aşamaları,Anadolu Alevi Bektaşi inancının toplumsal halk dini olmasını sağlamıştır. Vahdet-i vücut’daki kamil insan yaratma aşaması, Vahdeti Mevcut’da kamil toplum ve toplumlar yaratmaya dönüşür. Bunun en iyi örneği; (Seyh Bedrettin ayaklanmasındaki halkların birlikteliğidir. ) dir. Tarih de Mutasavvıf’ların çoğu bu aşamaları bilinçli olarak birbirine karıştırıp, Alevi Bektaşi felsefesini bulandırmayı bir neznede olsa başarmışlardır. canlı- cansız doğayı tanrısal özün görünüşüne çıkmış biçimi olarak görmek, aslında Tanrı’yı “nesnelerin toplamı” biçiminde algılamanın değişik anlatımından başka birsek değildir. İnancın kamil insanda tekleştirilmesi bu birliğinde Tanrı-evren- insan birlikteliğinden oluşması kadar güzel bir inanç olamaz. Ayakları yere basan bir tanrı inancı tek tanrılı dinlerde yoktur, bütün kıyımlarda bundan dolayıdır. Anadolu Alevi Bektaşiliği Evren’de elle tutulan gözle görünen bütün maddesel örtüyü tanrısal özle birleştirerek tekleştirmiştir. Anadolu alevi inancı tanrıyı kamil insanin gönlüne sokmuştur. tanrıyı toplumdan kopuk hükmedici konumundan alıp ete kemiğe büründürerek gerçek yasamın içine sokmuştur. Virani Alıntı: Alimdir kadehim Alimdir sise Alim sahralarda morlu menekşe Alim dolu yedi iklim dört köse Alim saki Kevser dolumdur Ali Virani’yem düştüm simdi derdine Vücudum garg oldu çile bendine Gönül sormaz oldu kendi kendine Söyler dehanım da dilimdir Ali Ali’ye tanrısallık elbisesi kamil insan sıfatı ile giydiriliyor. ve doğada olan her şey kendisinde tekleştiriliyor, oda yetmiyor, Virani’nin kendiside, tanrı Ali ile bütünleşiyor gönlü, dili Ali olup hiç yönlendirilmeden, sormadan, sorgulanmadan kendi kendine söyleşiyor. Söyler dehanımda dilimdir Ali!!!. Devr felsefesi de vücudunun garg olup çile bendinde dolanmasıdır. Virani bu şiirinde ayni zamanda ’da Enel-Hakk kavramını isliyor, Dört dörtlük tasavvuf yüklü ölümsüz bir eserdir. Aleviliğin Ali’si, Hünkar Veli’si, Kızıl Deli’,si önsüz ve sonsuzdur, dün Ali olmuştur bugün Veli olur yarin bir başkası olur, yasayanlar gönülden göçüle hafızalara kazınıp evrimini dönüşümünü sürdürüp devam eder. Hiç bir semavi dini bu değerleri eritip yok edememiştir, edemeyecektir de. Çünkü akil sürekli kendisini geliştirmektedir. Aklin gücünü engellemek zorbalar tarafından başarılıp imkanlaştırılırsa iste o zaman toplumsal hümanist inanç tehlikeye girer. Kaynaklar; Alevi Bektaşi tarihi,j. b. Kingsley Alevi Felsefesi E: Korkmaz Alvilik Sünnilik I. Zeki Ey. Alevi Bek. Ed. Besim A. , Alevilik Bektaşilik Atilla Özki. Kaynarca sözlük. Yunus emre divani. Irene melik. Uyur idik . CD, Anadolu ortaçağ alevi Bektaşi, tasavvuf inancı (Yunus E. , H. B. Veli, Mevlana) |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
luvilerin kaynagi filosof Friedrich Wilhelm Nietzsche yi taniyalim.
fasist bir düsünceye sahip olan bu insan darwin gibi hitlerinde ilham kaynagi olmus ve pratikte hitler yahudi sorkirimi yaparak üstün irk yaratmanin pratikte uygulayicisi olmustur alevilere dayatmak istedikleri don degistirme olayinin kaynagi Bengi dönüş Nietzsche'nin bengi dönüş ve üstinsan görüşleri birbirinin tamamlayıcısı durumundadır. Nietzsche ebedi dönüş görüşü ile insanın dünyaya tekrar tekrar geleceğini savunur. Nietzsche'ye göre; "insan tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir". Sonsuz dönüşteki tehlike, insanın üstinsan olmak için üstesinden geldiği bütün sorunların yeniden ortaya çıkmaları ve yeniden üstesinden gelme zorunluluğudur. Üstinsana ulaşmada insanın önündeki en büyük engeli Tanrı olarak görmektedir. bunu luviler alevilik adi altinda insani kamil deyip bir delinin zirvalarini sokmaya çalismaktalar zaten öncede normal olmayan 44 yasinda iyice deliren bu insan hayatinin geri kalanini timarhanede ve kiz kardesi ve annesinin gözetiminde geçiren bu insanin . 1897 den sonra villa silberblick de yasamaya baslamis annesi de ölmüs kiz kardesi bunu kafeste maymun gibi millete göstererek sergiliyormus Friedrich Wilhelm Nietzsche'in fasizm kokan iddialari Ayrıca eşitliğe de inanmayan filozof, bunu şöyle belirtir.Çünkü insanlar eşit değildirler. Gerçek budur. Ve benim istediğim şeyi onlar istemezler. İnsanların üstinsanı karalayacaklarını şu ifadelerle bildirir.İddia ederim ki benim üstinsan dediğime, siz şeytan diyeceksiniz. Ona göre üstinsan sert olmalıdır Halk tabakasını küçümser ve eşitliğe inanmadığını tekrar vurgular.Panayırda kimse üstinsanlara inanmaz. Orada konuşmak isterseniz halk tabakası göz kırpar ve "Biz hep eşitiz" der. Ayrıca üstinsan hakkında şöyle der.Haydi haydi, ey üstinsanlar! Ancak şimdi insan, geleceğin doğum sancısındadır. Tanrı öldü, şimdi dileriz ki üstinsan yaşasın. Ey üstinsanlar, içten adamlar, açık kalpliler; güvensiz olun! Derinliklerinizi gizli tutun; çünkü bugün halk tabakasının günüdür. Konu Rehber tarafindan (11-26-2008 Saat 10:29 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
REhber can,
Friedrich Wilhelm Nietzsche den bahseden yok, Yukarıda çok güzel bir yazı yazılmış, deliler sunulmuş ve anlatılmış, Alevi deyişleri ile de desdeklenmiş, Devr/Devriyenin olup olmadığı Friedrich Wilhelm Nietzsche den önce olduğu belli, Bu öğreti taa, senin dediğin Lüviler de vardı, hatta Lüvilerden önce HERMES (İDRİS) de vardı, Yani bugün konuşulmuyor bu öğreti, o adam söyledi diye söylenmiyor, Mesela Hallac-ı Mansura bak, o da aynı şeyi söyler, Hermesde söyler, Pisagorda, Hünkarda, Kaygusuz da, Amma bunu İSLAM söylemez, Sen dikkatlice araştır demişsin, bulursun demişsin, İstersen bizi arattırma, elinde bu tip bilgiler varsa yaz, Biz yok biliyoruz, Örnegin, Devriye, Hulul, Cem , Dede, Vahdetimevcut, 4 anasar, 3 Kurucu unsur vs. gibi, Üstteki yazıda bunlar mevcut,
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | NervouS! (11-27-2008) |
|
|
#28 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
Bende-i al-i Muhammad Mustafayım,bil beni
Mahrem-i Sırr-ı Aliyy-el-Murtazayım,bil beni Serfuru etmem cihanda kimseye şah olsa da Hak-i pay-i Çaker-i al-i aba'yım,bil beni *********** bana benliksiz tecelli eyleyen bende ıyan Ölmeden mevt-i iradi ile feth oldu bu bab *********** Gurbet ilde bir temaşa itse Cananım benim Cismini bir hançer-i hicran bin bölmüş sanır Şol kadar oldu vucudum ki za'if ü na-tüvan Gelse azrail görse eskiden ölmüş sanır *********** İnsanlar uykudadır,öldükten sonra uyanırlar.(Hz. Muhammed) ********** Hallac Mansür'un "Enel Hakk" demesi yüzünden şehit edilmesi sadece Hakikat sırrını ehil olmayanlara faş etmesindendir.Şibli bu hususta:"Hallac ile ben aynı şey dedik fakat bana deli dediler,osayede kurtuldum.Akıllı olması onu helak etti."demiştir. |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Rehber Can.
Benim sorularım yanıtlamıyor yazdıkların, ve senin iddanıda Delillendirmiyor,[/b] M<nsur dan devam edelim, Ms.922 de Halife Müktedir in emri ile Bağdatta öldürülür Mansur, Tanrı-evren-insan üçlemesii içeren varlık birliğini savunuyodu. Gerçek olan "Bir" dir, Çokluk bu "Bir" in deişik biçin ve nitelikteki yansımalarıdır. Evren ve İnsan "Bir" in dışında değil içindedirve onunla özdeştir bu nedenle "enel Hak" demesi doğrudur. ........ Mansur a göre evrwn yaratılmamış bir ışık ve sevgi yumağı ola Tanrı dan fışkrmıştır, Onun kullandığı IŞK kelimesi hem tanrısal nuru, hemde Tanrısal sevgiyi birlikte içinde barındırmaktadır. Tüm Semavi dinlerin ileri sürdüğü yaradılış, varoluşun yanlş yorumlanmış biçimidir,......... Tüm Varlıkların Tanrıdan ayrı olduklarını öne süreler bunun bir yanılgı olduğunu anlamak, ancak sezgi gücünü ortaya çıkabilir, buda içe kapanışla lur, ............ Kendini bilen tanrıyı bilir,Kendini seven tanrıyı sever, diyen mansur Sünni otoritelerce sapkın ilan edilmiş, Önce kamcılanmış, sonra derisi yüzülmüş,sonrada sünnilerle taşlanarak öldürülmştür. 65 yaşında ki Mansur'un Katli şöyle olmuş, Bağdaat ta TAK Kapısı Meydanında çarmıha gerilmiş,Taşlama serbestmiş,, Önce taşlanmış,sonra kamçılarnmış,Kan çıkmaya başlamış sonra elleri kesilmiş,sonra dilini kesip, gözlerini oymuşlar, çarmıhdan indirip,Başını kesmişler, sonra kaollarını ve bacaklarını kesip bedenini 6 parçaya bölmüşler, o halinden de KORKUP, vucedunun parçalarını büyük bir Aeşe atıp yaktılar,sonra küllerini Dicleys savurdurlar. Bunun böyle yapılmasına sebeb b "sırrı" halife müktedir e vermemsidir. Sırrı isteyen Halifeye Mansur. "Sözü ehline bildirmek gerek, Ta ki Tanrının sırrı ayağa düşmesin, Ehil olmayana sır vermek , ona taşıyamayacağı bir yükü yüklemektir" demiştir EZOTERİK/BATİNİ DOKTİRİNLER TARİHİ.CİHANGİR GENER. S:252/253 Yai Can, Mansur, sırrı FAş, yani açık etmemiştir. Konu İşcanbaba tarafindan (11-27-2008 Saat 13:34 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | NervouS! (11-28-2008) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Baslatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Müslüman ikizlere 'ırkçılık' tazminatı | equlibrium | Din | 0 | 11-13-2008 16:03 |
| Aranızda müslüman olan var mı? | ali | Mizah | 2 | 11-08-2008 10:53 |
| Aranızda müslüman varmı ? | EyLem | Fıkra | 3 | 07-14-2008 13:23 |
| 2 Temmuz Müslüman Bayramıymış | Türkü | Türkiye Gündemi | 0 | 06-16-2008 11:52 |
| Müslüman kadınların bekaret illüzyonu! | cetin aktas | Dünya Gündemi | 1 | 06-11-2008 19:48 |
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||