Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 02-05-2012, 15:48   #1
geredeli
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2017
Mesajlar: 28
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4
Thanked 38 Times in 19 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : geredeli is on a distinguished road
İletişim
Standart Aleviler Neden Camiye Gitmezler

Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu; "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler.

Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler.

Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır. Bu düşüncelerini eskiler; "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler.
Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.

Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, İslamın 5 şartından biri olarak görmezler.
Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının İslama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar. Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.

İslamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da İslama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur.

Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra İslama giren kurallardan birisidir.

Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler; Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali İmran Suresi 191. ayette; "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.

Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz İslamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu İslam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu İslam'a da aykırıdır"diyorlar.

Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde; "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine gözdikerek, sen mümin değilsin demeyin"diyor. O halde İslama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene İslam değilsiniz denemez.
Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar. Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. İbadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar.

Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir. İslamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu.
Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz.

Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir. İşte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir."
Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor:

"Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekden sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever."

Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür."
Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soyevlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:

"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, İslam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur."

Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini,Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor.

Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir. Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. İnsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.

Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
geredeli isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to geredeli For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), Baba İlyas (02-05-2012), Batıni (02-21-2012), caferi (02-19-2012), Devrim06 (02-16-2012)

Alt 02-05-2012, 20:39   #2
Amistofes
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3314
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3273
Thanked 742 Times in 335 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 88
REP Seviyesi : Amistofes will become famous soon enough
İletişim
Standart

Alinti:
geredeli Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu; "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler.

Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler.

Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır. Bu düşüncelerini eskiler; "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler.
Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.

Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, İslamın 5 şartından biri olarak görmezler.
Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının İslama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar. Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.

İslamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da İslama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur.

Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra İslama giren kurallardan birisidir.

Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler; Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali İmran Suresi 191. ayette; "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.

Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz İslamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu İslam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu İslam'a da aykırıdır"diyorlar.

Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde; "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine gözdikerek, sen mümin değilsin demeyin"diyor. O halde İslama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene İslam değilsiniz denemez.
Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar. Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. İbadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar.

Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir. İslamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu.
Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz.

Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir. İşte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir."
Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor:

"Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekden sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever."

Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür."
Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soyevlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:

"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, İslam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur."

Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini,Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor.

Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir. Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. İnsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.

Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
GERCEK ALEVi. Hak Muhammed Ali yoluna bagli
imam Hüseyin yarasini yüreyinde tasiyip hiseden
gece gündüz kanli gözyasi döken ve Ehl-i Beyit.de bagli
Pir.i mürsid,di Rayberi hanesine gelip giden ikrarina bagli
Musahip.bini ahret kardesi bilen ve Aile.sine sahip cikan
Eline Beline Diline Leke sürdür.meyen ve
Anne.sini Baba.sini sevip sayan hürmet gösteren
saygida küsür etmeyendir

Hüseyin.nime kiyanlar birgün cehnem azabinda diri diri yanacaktir

Derin Alevi.liyi savunmak imam Ali.yi savunmaktir

Gururumuzdur bizim Ehl-i Beyit.de bagli Alevi inanci

Gecmisimiz bizim geleceyimizin pusulasi olacaktir

Gecmisini unutanlar geleceyinden umudunu kesenlerdir

Gercek dost kuyunu arkandan kazmadan Düseni kaldirandir

Dost kapisini dost.ca calki caldigin kapi sana cani gönülden acilsin

Sevgiden merhametden uzak olan kisi kiyametin karanliginda yok olacaktir

Sevgi saygi ve hosgörü tohumlarini topraga atalim
Filizlenelim toprakta sevgi yumaginda can ciyer olup gercek Alevi.liyi savunalim

Her gün elimizde bir kitap olsun Kuran.ni Kerim basimizdan eksik olmasin

Hz.Muhammed benim dinim imam Ali benim imanim.dir

Cenabi Hak.tahla yolumuzu yolsuzlarin eline düsürmesin

Yüce Allah birlik ve beraberliyimizi dayim eylesin
Hak Muhammed Ali yolunda inancimiz tam ola
Evlatlarimizi biz.lere hayirli evlat eylesin
Yüce Allah bizi cümle Ulumeleklerin kanadi altinda yer eylesin
Hızır Aliyeselam zor ve iyi günde yanimizda olsun
Ahrete göcenlerimizin mekanlarini cenet kabirlerini nur eylesin
Dilde dileklerimizi gönülde muradimizi ihsa eylesin
Ehl-i beyit evlatlarina sevgimizi herdem artirsin eksilmesin
ikrar.lik bagimiz dayim olsun anlimiz ak yüzümüz pak olsun
Cenabi Hak.tahla hic bir yerde basimizi önümüze eydirmesin
Pir.rin darina geldiyimizde bizi düskün eylemesin
Dedem baba mansu.run kerametini zahiren batinen üzerimizde hazir ve nazir eylesin
gerceye HÜ

Saygilarimla
Yazan Musai Kazim Düzgün



yazarın " Alevi anlayışı bu türden mis....

Konu Amistofes tarafindan (02-05-2012 Saat 20:52 ) değistirilmistir..
Amistofes isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Amistofes For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), caferi (02-19-2012)
Alt 02-06-2012, 00:41   #3
esonto58
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
esonto58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.710
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2324
Thanked 3629 Times in 1422 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi : esonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to all
İletişim
Standart

sünniler neden 12 imam orucu tutmaz hızır orucu tutmaz


''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
esonto58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), Baba İlyas (02-06-2012), Batıni (02-21-2012), caferi (02-19-2012), İşcanbaba (02-16-2012)
Alt 02-06-2012, 16:47   #4
radyotamircisi
Üyemiz
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Üye No: 1662
Mesajlar: 90
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 138
Thanked 136 Times in 67 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi : radyotamircisi is on a distinguished road
İletişim
Standart

sünnüler neden cemvinde ibadet etmez cemevine gelmez

Konu radyotamircisi tarafindan (02-06-2012 Saat 19:10 ) değistirilmistir..
radyotamircisi isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to radyotamircisi For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), Baba İlyas (02-18-2012), caferi (02-19-2012), İşcanbaba (02-16-2012)
Alt 02-15-2012, 09:22   #5
geredeli
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2017
Mesajlar: 28
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4
Thanked 38 Times in 19 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : geredeli is on a distinguished road
İletişim
Standart

kimse yazılanla ilgili yorum yapmamış. Farklı açıdan yorumlar yapılmış.

Alinti:
yazarın " Alevi anlayışı bu türden mis....
Bu arkadaşımız da yazı sahibini irdelemiş yazı yerine! Yazıya ilişkin yorum yapmak varken, yazarı!
geredeli isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to geredeli For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), caferi (02-19-2012)
Alt 02-15-2012, 22:16   #6
yıldızbaba.58
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 544
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 425
Thanked 949 Times in 366 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
geredeli Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu; "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler.

Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler.

Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır. Bu düşüncelerini eskiler; "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler.
Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.

Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, İslamın 5 şartından biri olarak görmezler.
Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının İslama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar. Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.

İslamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da İslama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur.

Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra İslama giren kurallardan birisidir.

Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler; Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali İmran Suresi 191. ayette; "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.

Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz İslamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu İslam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu İslam'a da aykırıdır"diyorlar.

Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde; "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine gözdikerek, sen mümin değilsin demeyin"diyor. O halde İslama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene İslam değilsiniz denemez.
Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar. Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. İbadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar.

Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir. İslamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu.
Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz.

Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir. İşte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir."
Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor:

"Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekden sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever."

Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür."
Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soyevlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:

"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, İslam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur."

Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini,Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor.

Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir. Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. İnsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.

Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Alevilerin cem yeri xane ve ziyaretleridir. Aleviler bu nedenle cem için hiç bir yere gitmeye ihtiyaç duymazlar. Bu nedenle camiye de gitmelerine gerek yoktur.
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), caferi (02-19-2012)
Alt 02-16-2012, 10:33   #7
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
Amistofes Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
GERCEK ALEVi. Hak Muhammed Ali yoluna bagli
imam Hüseyin yarasini yüreyinde tasiyip hiseden
gece gündüz kanli gözyasi döken ve Ehl-i Beyit.de bagli
Pir.i mürsid,di Rayberi hanesine gelip giden ikrarina bagli
Musahip.bini ahret kardesi bilen ve Aile.sine sahip cikan
Eline Beline Diline Leke sürdür.meyen ve
Anne.sini Baba.sini sevip sayan hürmet gösteren
saygida küsür etmeyendir

Hüseyin.nime kiyanlar birgün cehnem azabinda diri diri yanacaktir

Derin Alevi.liyi savunmak imam Ali.yi savunmaktir

Gururumuzdur bizim Ehl-i Beyit.de bagli Alevi inanci

Gecmisimiz bizim geleceyimizin pusulasi olacaktir

Gecmisini unutanlar geleceyinden umudunu kesenlerdir

Gercek dost kuyunu arkandan kazmadan Düseni kaldirandir

Dost kapisini dost.ca calki caldigin kapi sana cani gönülden acilsin

Sevgiden merhametden uzak olan kisi kiyametin karanliginda yok olacaktir

Sevgi saygi ve hosgörü tohumlarini topraga atalim
Filizlenelim toprakta sevgi yumaginda can ciyer olup gercek Alevi.liyi savunalim

Her gün elimizde bir kitap olsun Kuran.ni Kerim basimizdan eksik olmasin

Hz.Muhammed benim dinim imam Ali benim imanim.dir

Cenabi Hak.tahla yolumuzu yolsuzlarin eline düsürmesin

Yüce Allah birlik ve beraberliyimizi dayim eylesin
Hak Muhammed Ali yolunda inancimiz tam ola
Evlatlarimizi biz.lere hayirli evlat eylesin
Yüce Allah bizi cümle Ulumeleklerin kanadi altinda yer eylesin
Hızır Aliyeselam zor ve iyi günde yanimizda olsun
Ahrete göcenlerimizin mekanlarini cenet kabirlerini nur eylesin
Dilde dileklerimizi gönülde muradimizi ihsa eylesin
Ehl-i beyit evlatlarina sevgimizi herdem artirsin eksilmesin
ikrar.lik bagimiz dayim olsun anlimiz ak yüzümüz pak olsun
Cenabi Hak.tahla hic bir yerde basimizi önümüze eydirmesin
Pir.rin darina geldiyimizde bizi düskün eylemesin
Dedem baba mansu.run kerametini zahiren batinen üzerimizde hazir ve nazir eylesin
gerceye HÜ

Saygilarimla
Yazan Musai Kazim Düzgün



yazarın " Alevi anlayışı bu türden mis....
sevgili amistofes abi,

Sizce sakıncaları nelerdir bu alevi inancı tanımının.
sağlıcakla.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), caferi (02-19-2012), Devrim06 (02-16-2012)
Alt 02-16-2012, 19:51   #8
Amistofes
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3314
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3273
Thanked 742 Times in 335 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 88
REP Seviyesi : Amistofes will become famous soon enough
İletişim
Standart

Alinti:
İşcanbaba Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
sevgili amistofes abi,

Sizce sakıncaları nelerdir bu alevi inancı tanımının.
sağlıcakla.
Alevi interlandi inancında tüm canli cansiz süreginden Gelen ASK ile yureginin en derin yerinde buldugu sayginlikla ,hic bir sakincasi yoktur ,,, ask ile

Konu Amistofes tarafindan (02-16-2012 Saat 19:56 ) değistirilmistir..
Amistofes isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Amistofes For This Useful Post:
Alibaba (02-17-2012), Baba İlyas (02-18-2012), caferi (02-19-2012), Devrim06 (02-16-2012)
Alt 02-17-2012, 02:47   #9
Alibaba
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1417
Mesajlar: 476
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1037
Thanked 511 Times in 268 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : Alibaba will become famous soon enough
İletişim
Standart

Alinti:
yıldızbaba.58 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Alevilerin cem yeri xane ve ziyaretleridir. Aleviler bu nedenle cem için hiç bir yere gitmeye ihtiyaç duymazlar. Bu nedenle camiye de gitmelerine gerek yoktur.
Sayin Yildiz

Birakin cem evimiz olsun hah izin verin ! Bu ne katilik !

Orasi birlik evidir ! Kalp evidir ?

Bu katilikla ancak kendinizi catlatirsiniz sayin yildizbaba !

Bizim su an cem evlerimize ihtiyacimiz var cogalmaya buyumeye ihtiyacimiz var .

Bozulan yiyeceklerin kufunu sonra temizleriz ?

Saygilar
Alibaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-17-2012, 13:46   #10
yıldızbaba.58
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 544
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 425
Thanked 949 Times in 366 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Küflü yiyecek temizlenip yenmez. Bu insan sağlığına zararlıdır.Küflü yiyecek çöpe atılır. Benimde yaptığım budur. Küflü yiyecekten rıza lokması olmaz.

Alevilerin dernekleri, vakıfları, tekkeleri, dergahları(üniversiteleri) olur. Bunları desteklemek geliştirmek doğrudur.
Alevilerin cenaze kaldıracak tesisleri, şifahaneleri (hastahaneleri) punuk pengalleri (hayvan yavruları tohumları koruyan yerleri ve yetimhaneleri), bakım evleri de kooperatifleri de olur. Bunlar büyük bir ihtiyaçtır. Aklı başında hiç bir Alevi bunlara karşı olmaz. Alevilerin çok yönlü kültür evleri muhakak olmalıdır. En zaruri olan da bunlardır. Ama cem evleri Alevilerin kendi evleridir. Bu binyıllardır böyledir. Ziyaretler bu konuda evler kadar önemlidir. Bu görüşlerimi 1972'den beri anlatmakla da kalmayıp fiilen yapılmasına katkıda da bulundum. Koçgiri'de ilk köy koperatifinin fikri ve fiili öncüsü de oldum. Sadece bir köylede sınırlı kalmayıp Koçgiri'de köylerarası ortak birleşme ve dayanışma dayanışma derneğinin de ilk fikri öncüsü ve kurucusu olarak üstelik maddi yükünüde kendim üstlenerek gerçekleşmesini sağlayan biriyim. O yıllarda günümüzde cem evi denilen yapıların esamesi olmadığı gibi kimsenin böyle bir derdide yoktu. Bu binaları cem evi diye Alevilere yutturan da Alman emperyalizmidir.12 Eylül zihniyeti Alevi köylerinde cami yaptırmada başarılı olmayınca, cemevi furyası başlattı. Bunu herkes biliyor. Bilmiyenlerde Erdal İnönü'nün koalisyon hükümetinde dış işleri bakanlığı yaptığı dönemdeki Almanya ziyaretini ve o günlerdeki Alevilikle ilgili gazete haberlerini arşivlere bakıp okusunlar. Çünkü Sivas katliamı bu Alman politikasından sonra oldu. Kimse bu binaları cem evi olarak yutturmaya kalkmasın. Bu tereciye tere satmaktır. Ama dogmatik tarikat Aleviciliği yapan Alevi baronları; finas ve siyasetin gücüyle büyük bir Alevi kitlesinin ezberini bozmada ne yazıkki şimdilik başarılı gözüküyorlar. Cem - cami tartışmasının kısır döngüsüyle Alevilerde toplumsal yabancılaşma giderek yayılıyor. Alevi çalıştaylarından sonra Aleviler yavaş yavaş nereye sürüklendiklerini görmeye başladılar. Çıkmaz sokakta olduklarını farkedenler her gün biraz daha artıyor. Şimdi fikirlerimizle alay edenler, kendileri de çark etmeye ve tartışmaya başladılar. Bu formda bile ters söz söyleyenler birkaç gün sonra söylediklerinin tersinide çaktırmadan söylüyorlar. Bu bile bir gelişmedir. Şimdilik küflü yemeği temizleyip yiyeceğini sananlar midde krampları geçirdiklerinde küflü yiyeceğin yenmeyeceğini kendi deneyleriyle öğrenecekler. Anlatmak istediğim şey sap ve samanı karıştırmamaktır. Alevi ocakzade pirleri ile talipleri arasındaki dinamik işleyişi ancak xane ve ocakların sağlayabileceğini yıllardır ısrarla anlatıyor ve savunuyorum. Alevilerde toplumsal yabancılaşma pirlerin xanelere gidip cem yapmalarının giderek azalmasıyla başladı. Şimdi yapılan Alevi kültür evlerine cem evi demek,xanelerin cem mekânı olmasını sönümlendirmektir. Pirlerin talibe gitmesini rafa kaldırmak, Aleviliğin volan kayışını koparmaktır. Ağaç dalla gürler. Talıp xanelerini ziyaret etmeyen, bu xaneleri hiçlik meydanı görmeyen talip talip olmaz. Pir de pir olmaz. Pir talibe turabsa pirdir. Değilse hiç bir şeydir. Pir ocağının hestesi talip ocağıdır. Tarik ve pençe can xanesinde anlamlıdır. Bu da Aleviliğin olmazsa olmazıdır. Buna itiraz edene söyleyecek sözüm yoktur.

Konu yıldızbaba.58 tarafindan (02-17-2012 Saat 14:14 ) değistirilmistir..
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
akalem (02-17-2012)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 09:40.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts