Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 03-17-2009, 23:25   #1
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart aleviler nereye koşuyor

ALEVİLER NEREYE KOŞUYOR
(SuNiLeŞtİrMe PoLiTiKaLaRı)



Asında yazıya “Aleviler nereye koşuyor.” Yada “Aleviler nerelere çekilmeye çalışılıyor.”İkilemi arasında gidip gelinirken her iki söyleminde doğru olduğunun kanısındayım. Hatta bu iki cümleye üçüncü bir söz eklemekte yerinde olur. Alevi-Kızılbaş “lideri” olarak geçinenler “Toplumu nereye doğru çekmeye çalışıyorlar.” Desek yerinde olur.
Bu üç oluşumun da başkalaşım geçiren bir Alevilik mi oluşacak? Yoksa eriyip ılımlı bir sunilik kategorisine mi girecek. Yada büyük bedelleri verip azınlık marjinal inanç gurubuna mı dönüşecek. Tereddütleri yaşanırken.
Anadolu da birçok yazar Alevileri Türk, Kürt,Arap, Müslüman, Hıristiyan, Zerdüşt…görüp bununla ilgili birçok yorumlar yaparlarken.Bu işin sonunda nereye varılacağının hesabı üzerinde fazla durulmuyor.Bu nedenle bu konuyu üç ayrı başlık altında ele alacağım.
1- ALEVİLER DÜNÜ VE BUGÜNÜ ( Geçmiş inançları ve terk ettikleri)
2- YENİ OLUŞUMUN GETİRECEKLERİ VE GÖTÜRECEKLERİ
3- ALEVİLER NEREYE ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYOR

1-ALEVİLERİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ:

Tarih sürecinde baktığımızda Alevi inancında büyük değişiklikleri görüyoruz. Bir dönem boyunca yaptıkları inançların büyük değişiklere uğradığını, birçok değerlerin terk edildiğini yada terk ettirildiğini görüyoruz. Bu terk edilişlere zaman zaman alt tabakadaki halk kesiminde de katkıda bulunduklarını ve geçmişi red veya yargıladıklarını görüyoruz. Tarihler boyunca doğadaki yaşam ilişki tecrübe, deneme yanılma, sorgulama, boyun eğme…vb. oluşumlar sonucu köklü bir inanç yaratmıştır
Neyi ve neye tepki gösterdiklerini açıklamasına geçmeden önce Alevilerin tarihte değer verdikleri yakın döneme kadarda taviz vermedikleri bazı inanç ve değerleri orta-ya koymak istiyorum. Bunların terk ve ret etme sebeplerini daha sonra ele alacağım.
Alevi Sunilik arasındaki fark:
Alevi Sunilik arasındaki fark temelde Ehli-Beyt olarak görülse de, esasta fark inanç ve ibadetten kaynaklanmaktadır. Bugüne kadar ne bireysel nede genel ve nede yazılarında Sunilerin Ehli-Beyte hakaretlerine rastlamadım.(Suriye ve Tunus’taki bazı maliki ve Endülüs Emevi’ciler hariç. Bilakis övgü ve saygı göstermektedirler.Öyle ise farkı bu konunun dışına çıkarıp inanç çerçevesinde ele almak gerekir.
Sunilik inancı kuralları belli ve klişeleşmiş dünyanın her yerinde de aynı yöntemle sürdürülmektedir. Bunu kuranın hükümlerine dayandırılarak ve mezhep kurucularının fıkıhlarına bakılarak sürdürmeye çalışıyorlar.Temel ibadetleri dünyanın her yerinde aynıdır.farklı olan ise sadece bazı geleneklerin inanca olan etkileridir. Bütün bu ibadet şartlarını Kuran hükmünün doğrultusunda yürütürken Aleviler Sunilerin ibadetleri kuran dışı olarak yorumlarlar. Alternatifinde ise sundukları ibadet Kuran dışı kendine has bir inanç olduğu görülmektedir. İşte bu noktada kafalar karışı-yor.Geçmişi ret etme senaryoları ve inkarlarım aynı zamanda “yumuşatılmış sunilik” kendini Aleviliğin içine yerleştiriliyor
Beş vakit namaz, otuz gün oruç, hac,zekat,kelimeyi-şahadet kuranda sabitleşmiş ve dünyada iki milyona yakın yerine getirdiği ibadet kuralıdır. Bunu tartışma konusu bile yapmaz. Bununla ilgili olarak Aleviler ise ya tamamını red etmişler yada bir kısmını önemli değişiklikler yaparak kendilerine has inanç haline getirmişlerdir. Bu inançların en başında Kelimeyi şahadet gelir. Çok iyi hatırlıyorum. Alevi pirleri kelimeyi şahadet getirirken başına “şahadet” kelimesini koymaz , “la ilahe illallah Muhammed’e resulallah” diye söylerlerdi. Bu söylemlerinin sebebi olarak eşşed kelimesi Ayşe’yi çağrıştırdığına inanırlardı. Tabii ki ayrılıklar bununla sınırlı değil. Buna benzer nice ayrılıklar var. Oruç süre ve şekli hiçbir İslam toplumu ile bağdaşmayan tarzdadır. Akşamdan akşama, susuz, perhizli ,12 gün, yaslı.sadece sebze meyve…vb lı; oruç hiçbir İslam mezhebinde biri veya birçoğuna rastlamazsınız. En yakın görülen Şiilerde bile çoğu yoktur. Üstelik Şiilerin ramazan anlayışı sunilerden farksızdır

2- YENİ OLUŞUMUN GETİRDİKLERİ VE GÖTÜRECEKLERİ:

Alevi toplumu son dönemde ki açılımları ile çok şey kazandıklarını sanıyorlar ama aslında çok şey kaybetmişlerdir.şimdi Aleviler son dönemdeki değişikliklerle neleri getirip(kazandıkları) neleri kaybettiklerine bakalım.
Yeni oluşumun getirdikleri: Yeni oluşumla Alevi’ler şehirleşme ile dağılıp erimesini kısmi olarak ertelemiştir. Kendi kimlik ve tarihsel inançlarını araştırma ve sorgulama ihtiyacı his etmişlerdir. Geçmişteki korkularını kısmi yenmiş, ayrı bir inanca sahip olduklarını çekinmeden çevrelerine anlatmaya kabullendirmeye başlamışlar. Bu konuda devlet makamlarını da zorlamışlardır. Hepsinde olmasa da birçok devlet kurumlarında kimliklerini gizlemeden yer almayı başarmışlardır. Peki neye karşılık ?
Yeni oluşumun götürdükleri: Peki yeni oluşum bizden neyi veya neleri götürdü. Alevi seyit ve dedelerin geçmişte söyledikleri ve yaptıkları yargılanmaya ve sorgulanmaya başlandı. Suni “yezit” olarak tanımlanan kesimler, uzak durulması gerekilen bu kesimlerle en başta bu kesim ilişkide bulunmaya başladılar. Yasaklı bazı evlilikler inançlar bu kesim tarafından delinmeye başlandı. Bu da talilerin zaman zaman tepkisine yol açsa da aynı oluşumun içinde yer almaktan kendini alamadı.
Yeni oluşumda: Aleviler ramazan bayram kutlamalarını suni kutlamalara yakın bir tarzda kutlamaya başladı. Daha düne kadar suni Kuran’ı olarak niteledikleri ve içine, Ömer omsan, Maviye tarafında kalem katılmış diye nitelendirdikleri Kuran’a eleştirisiz sahip çıktılar. İbadetlerine sunileri de aldılar. Eskiden Alevilerin hata yapanı dahi alınmazken. Ahlaki bozukluklar artık cıvat, meydan ve cemlerin düzeyinde yargılanmamaya başlandı. Ahlaki değerler toplumsal yapıdan çıkarılıp kişisel davranış gibi görülmeye başlandı. Semalar ibadetin olgunlaşma tanrıya varma veya pirlerle erenlerle bütünleşmek amacıyla yapılırken. Artık semalarını ulu orta yerlerde, düğün festival hatta meyhanelerde bile çekilmeye başlandı. Aleviler kuranı eleştirisiz kabullenmeleri (ki son dönemde şuna sık sık rastlıyoruz “Kuran’da fark yok suniler yorumu eksik veya yanlış yapıyorlar”) binlerce yıllık dökülen Alevi kanını sanki boşa dökülmüşçesine “Alevi suni farkı yok demeleri.” Ali’nin uğradığı halifelikteki haksızlığa göz yaşı döküp ibadetin bir parçası olarak görürler. Bu nedenle Ömer Osman ve Bekir’e nalet okurlardı ki bugün bu söylemlerini terk etmişlerdir. Yavuz’un alevi katliamını lanetlemişlerdir.bugün hala yavuz sevilmez ama lanetleme kavramında vazgeçilmiştir. İbadetlerini sadece sunilerden gizlemek için değil aynı zamanda yol düşkünlerinde de gizli ve ayrı yapmalarının nedeni ahlaki olgunluğu kazanmak ve kazandırmaktı. O nedenden dolayı suniliğin “mum söndü” iftiralarına maruz laldılar. Bundan kurtulmak için cemler suniliğe açık kılındı ama yol olgunluğundan vazgeçildi. Bu nedenle Tüm buna benzer söylem ve ibadetlerdeki tavizler Alevileri suniliğe yakınlaştırmıştır.
Peki buna karşılık sunilik ne gibi adımlar atmış. Yada ne gibi söylem ve inançlardan vazgeçmiştir. Sunilik Ashaba olduğu için Muaviye’ye lanet okuyanı İslam saymamaştır, halada bu sözlerinin arkasındadırlar. Yezidi “sevmezler” ama ona nalet okunmasına da karşı çıkarlar, “çünkü nede olsa emir’ül- mümin denen kutsal bir makamda oturmuştur. O makam peygamberden kalan bir makamdır.” İnancından vazgeçmemişlerdir. Hz. Ali’nin uğradığı haksızlığı kabullenmezler. “Halifelikteki sıralamada herhangi bir yanlış yoktur.” İnancında taviz vermemişlerdir. Kerbela olayına üzülürler ama sadece tarihi bir yanlışlık olarak değerlendirirler. Sunilik Yavuz açısında asla geri adım atmadığı gibi övgülerini bilakis arttırmıştır. Yavuzun yaptığı Alevi katliamından dolayı bırakın onun adına Alevilerde özür dilemeyi yaptığının devletin bekası açısında son derece doğru bir hareket olarak görmektedirler.
“Ulumadan Kızılbaşlarla savaşmanın caiz olup olmadığına dair fetva vermelerini isterdiler. Ulema : "Kızılbaşlarla yapılacak savasın kafirlerle yapılacak olan savaştan daha üstün olduğunu bildirip, savasın olurluğuna oybirliği ile karar verdi....önceden eyalet valilerinden tespit edilen 40 bin kızılbaşın adlarını içeren defter geldi.Salim han hepisinin öldürülmesini buyurdu." (Müneccimbasi Ahmet Dede-Müccenimba sı tarihi tercüman yayinlari,c.2,s.456-457)” gibi oluşumlar dahi unutuldu ki
Suni halk arasında “mum söndü” düşüncesi, Aleviler, ibadetlerini sunilere de açmalarına rağmen yok olmamıştır. Üstelik cem ibadet tarzı İslam dışı bir tarz gibi görülüp alay konusu olmuştur. Suni alimlerce İslam dışı bir ibadet olarak görülmüştür. Sema sunilerce sıradan bir dans figürü olarak görülmüştür. Suni inancına göre “Kuran’da sabit olan namazların dışındaki bütün ibadetler batıldır. Şeytanın işidir.” Her yapılan hareket, davranış, inanç, ibadet ve düşüncelere baktığımızda Aleviler taviz vermiş sunilik asla geri adım atmamış. Adım adım kendi inançlarını Alevilere kabullendirmiştir. Üstüne üstlük sunilik doğrultusunda hazırlanmış din dersi Alevi çocuklarına ve Alevi toplumunda zorla okutuldu. Alevi köylerine zorla cami yapıldı.

4- ALEVİLER NEREYE ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYOR:

Evet Aleviler nereye çekilmeye çalışılıyor. Yazı yukarıda ki anlatımlara bakıldığında belli olduğu kanısındayım. Sunileştirme yüzlerce yılın program ve politikasıdır. Bu işte rol alan kimi zaman Alevi dedeleri, Bektaşi Babaları yada suni tarikat liderleri rol oynamışlarken. Her dönemde de devlet politikasının bir parçası olmuştur. Sistem bu oluşuma büyük destek ve teşviklerde bulunmuş. Tek tip inanç tek tip toplum zihniyeti esas tutulmuş. Çoğul inanç, toplum, yaşam şekli sorun olarak görülmüş. Bir kültür zenginliği olarak görmekten daha çok ilerde sorun veya baş ağartan bir dert olarak görmüştür. Bu nedenle dolayı asimle etme çalışmaları her zaman birinci derecede tutulmuştur. Alevileri İslam özellikle de suni potasında eritip sunileştirme her dönemde olmasına karşın, sistemli ve planlı sunileştirme çalışmaları, devlet denetiminde sözde Alevi teorileri, ibadet şekil ve kalıpları oluşturma Balım Sultan zamanında başlatılmıştır. Tamamen Osmanlı güdümündeki bu zat aslında Alevi bile değildir. Bektaşi tekeciliğini yaratır gibi görünse de çaktırmadan Alevileri suniliğe doğru sürüklemiştir. Bu politika Osmanlılar zamanından günümüze kadar sürüp gelmesini sağlamıştır. Cumhuriyetle birlikte bu asimle politikaları daha bir hız kazandı. Laiklik adı altında sözde inanç, din ve vicdan hürriyeti getirilme senaryoları; esasta ise Aleviliği unutturulup yada revize uğratılıp sunileştirme sürecini hızlandırmaktı. Nitekim bu işte başarılı da olunmadı denemez. Bilakis başarılı da olundu. Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra teke ve zaviye kanunu ile Şeyhlik dedelik seyitlik pirlik yasaklanmış. Sözde inançların güvence altına alınması laiklik¸ daha cumhuriyetin ilk yıllarında seyitleri tutuklatmış. Pirlik yapmaya kalkanlar hakkında çeşitli işlemler yapılmış. İşi gizli yapanların önünü kesmek için Alevi köylerinde bile işbirlikçi ajanlarını oluşturmuş, adeta göz açtırmama ve kontrol altına almıştır. Bu dönemlerde Alevi pirleri Osmanlıda olmadığı kadar daha bir korku ve gizlilik içinde ibadet ederler yada ibadeti can korkusuyla askıya alılar. Alevi seyitleri korkudan kendi çocuklarına dahi Aleviliği anlatmaz olurlar. Ancak çok az köylerde bu dini ritünler yapılır. Yasağı delipte bunu yapan seyitler hakında çeşitli işlemler yapılması her Alevi kendi çevresinde örnek verebilir.
Bunların en acımazsızları da cumhuriyetle çok partili dönemler arasındaki sürede yaşanmıştır. Adeta Alevi seyitleri ve talipleri pusturulmuştur. İnanç rintleri artık anlatım ve akılda kalanlara yaratılmaya çalışılmıştır. 1960’lardan sonra sosyalist öğrenci hareketleri ile birlikte Alevi inancı ikinci bir darbeyi alır. Sunileştirme politikası işine geldiği için bu dönemde seyirci kalır. 12 Eylül darbesi, aynı dönemin yakın oluşumu İran gerici şeriat devrimi çakışınca işin boyutuda farklılaşır. Ateizmi tercih eden Alevi gençliğinin durumu karşısında, İran yöneticileri acı gerçeği ağzında kaçırırlar. “Kızılbaşları yola getiremiyorsanız bırakı (önümüzü açın) biz onları Şiileştirelim.” derler. Bu suni yapılanmanın işine gelmediği için kendisi kolları sıvamaya başlar. Bunun birkaç sebebi vardır ki 1- İran’ın Alevilere el atma girişimlerinde bulunması. Şii Caferi bir ayırımcılığı yaşamak suni sistemin işine işine gelmez. Devlet zaten yeterince bazı etnik sorunlar yaşıyor. 2- Kürt- Alevi gençliğinin Kürt ulusal sorunlarına meyil göstermelerinin artması. 3- Suniliğe veya İran yandaşlığına yanaşmamaları daha çok ateizmi tercih etmeleri. 4- Şehirlere olan göçler. Şehir yerleşimlerinde sunilerden ayrı bir grup ve yerleşim alanları oluşturmaları. Devletin kollarını sıvaması bu noktada başlar.
Yüzlerce yılda yarattığı bu olgunlaşma fırsatını başkasına kaptırmama çabasını hızlandırır. Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkardığı; “dedelik ,seyitlik pirlik, şeyhlik… yasaktır.” Yasasını kendisi deler. Yasak olan Cem evlerinin açılması, yasak olan seyitliğe rağmen onlarla çeşitli toplantılar yapması. Hatta İzzettin Doğan gibi dedelerin devletin resmi temsilcisi veya muhatabı görmesi bir hayli düşündürücüdür. Özal hükümeti bunun en aktif ve en başarılısı olarak harekete geçer. Kendisinin bir Nakşibendi Tarikatında olduğu söylenen Özal geçmişteki başarıyı yeniler veya yenileme çabası gösterir. (Geçmişte de Nakşibendilerin Alevi tekelerine atanıp sunileştirme politikasının yoğunluğu herkesçe bilinen bir gerçektir.) Özal hükümetinin en büyük atılımı Türk-İslam Sentezi’dir ki sunileştirmenin en büyük başarısını burada yakalarlar. Namık Kemal Zeybek gibi Alevi düşmanı bu işin öncülüğünü yapar. Oturup kalktığı her yerde Alevileri değil Alevilerin Türklüğünü över. Çünkü eritmenin en iyi potasının “Türkleştir sonra sunileştir” daha kolay olduğunu gayet iyi anlamışlardır. Bu amaçlarını da gerçekleştirebilmek için önce alevi dede ve tabir yerindeyse “fötr şapkalı” seyitlerden başlamışlardır. Önce onarın ne kadar asil bir Türk olduklarını kabullendirip onların da tabanlarını ikna etmelerini seferber etmişlerdir. Bu ikna edilmiş dedeler tabana yönelirken kendisi gibi düşünmeyenleri, dıştalamak için elinden gelen bütün gayreti sarf etmişlerdir. Örnek olarak “Ben bir Kürt-Alevi’siyim diyen birini dahi adeta suni olarak toplumdan dıştalamaya çalışmışlardır. “Ki felsefelerinde 72 Milleti bir biliriz.” İnancına rağmen. Her topluma ve inancına tahammül ve hoş görüyle bakan Aleviler söz konusu Kürt Aleviliği olunca tam bir düşmanık ve dıştalama davranışları ön plana çıkarılıyor. Bu oldukça düşündürücü bir o kadar da planlı ve sistemli hareketlerdir. Onlara göre Alevilik evrenseldir. Ama Kürtler hariç Hem kendini Arap peygamber olan Hz Muhammed’in soyundan gelen Ehli-Beyt olarak görürlerken. Bir yanda da nasıl Orta Asya’dan gelen asıl Türk olduğunu “ispatlamaya” çalışıyorlardı. Cemlerini dualarını gülbanklarını bile bu temel üzerine vermeye başladılar. Kendileri gibi düşünmeyen pirleri bile dıştalamak tan geri kalmadılar.
Aleviler bu acıları ve talihsizliği yaşarken gerçek alevi inanç sahipleri de boş durmadılar. Bu oyunu bozmak için yurt içinde yurt dışında harekete geçip, birçok dernek cem evleri yayın organları ile halka ulaşma mücadelesini başlattılar.
12 eylülde Tunceli valisi Kenan Güven sunileştirme konusunda büyük misyonlar yüklenmiş Tuncelilin Kısmide olsa bazı bölgelerde başarı elde edilmiş Aleviler sunnileştirilmiştir. Alevi çocuklarını imam hatibe gönderme ve Alevi köylerine zorla cami yaptırma herkesçe bilinen gerçeklerdir.
Tam olarak olmasa bile hem cem evine hem camiye giden, hem Muharrem orucu hem de Ramazan orucu tutan Alevilerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur
Bir kaç yıl öncesine kadar içanadoluda rastlanan bu tür çalışmalar günümüzde artık Dersime kadar yayılmış olup Pirini,Mürşidini,ikrarını inkar eden Dersimliye bile rastlamak mümkün olmuştur.Bu acı gerçekler karşısında yüreklerimiz yanmaktadır.
Pir Sultan Abdal’ın İtlerinin dahi sofrasında yemek yemediği Hızır paşa sofrasında yüzlerce yıl sonra birilerinin yemek yemesi bizi Aleviliğin nasıl eritildiğini göstermektedir.


SEYFİ MUXUNDİ



[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
Derman (03-26-2009), Devrim06 (03-18-2009), İşcanbaba (03-18-2009), _MunzuR_ (03-18-2009)

Alt 03-18-2009, 10:41   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Seyfi dost,

Yazınız bir çok gerçeği rtaya koymuş, elinize sağlık, bir çok tesbitinizde yeerinde,
Ançak,
1-Çözüm nasıl olur, yolu nedir o konuya değinmemişsiniz,
2-Bazı yerleri bölüöleri szden farklı düşünüyorum, yani görüşlerinize katılmıyorum.

BU katılmamam, Balım Sultan'la başlıyor,

Alinti:
Alevi teorileri, ibadet şekil ve kalıpları oluşturma Balım Sultan zamanında başlatılmıştır. Tamamen Osmanlı güdümündeki bu zat aslında Alevi bile değildir
Burda takıldığım noktalar,
1-İbadet şekilleri ve kalıpları olmayan bir İNANC veya din varmı dünyada, Bu ibadet şekillerinin oluşturulmasında ALEVİLİK ne gibi bir zarar görmüştür,
a- Balım sultandan önce alevi ritüelleri, ayınleri ve ibadet kalıpları nasıldı,
b-Balım sultan bunlardan hangisini değiştirdi, bu değişiklik hangi zararları getirdi, Alevilik nelerini kaybetti.
2-Balım Sltan ın,Osmanlı güdümünde olduğuna dair, kaynağınız nedir, Deliliniz nedir,
Balım sultan , ne yapmıştırda, onların güdümüne girmiştir,

Sanırım burda bilinen teoriyi yeniliyeceksiniz, Balım sultanı 2.Beyazit oraya atadı diyecksiniz,
a-Bu konuda deliliniz nedir, Atama ile ilgili tarihi belgeniz, bir kaynağınız varmımı?
Yoksa, Baha Said ile başlayan Türkleştirme ortamından gelen bir ŞEHİR EFSANESİNİ mi? dillendirdiniz,
b-15. yüz yılın saonlarına gelen bu tarih kesitinde, Osmanlının sınırları nerelerdi, Derganh ın olduğu yer hangi BAYLİK sınıları içinde idi.

Katılmadığım diğer konu,
Alinti:
1960’lardan sonra sosyalist öğrenci hareketleri ile birlikte Alevi inancı ikinci bir darbeyi alır. Sunileştirme politikası işine geldiği için bu dönemde seyirci kalır. 12 Eylül darbesi, aynı dönemin yakın oluşumu
Bu Sosyal uyanışa Devlet in, dahil olması, bilerek bu yükselişi yapması mümkün değil,
Bu Toplumsal muhalefetin yükeslmesini içinde sadece Alevi gencleri yokru, sünni gencleri de vardı, ve din olgusu orda çok işlenmedi, o anlamda bu tahlil eksik gibi geldi.
Bu tahiliden anlaşılan şu, Alevi genclerini Devlet SOLCULAŞTIRDI, veya bunu engelliyecekti amma bilerek engellemedi, o zaman sünnnileri niye engellemedi? diye bir soru akla gelebirlir.

12 Eylül dönemi, hen sol için , hemde aleviler için bir kabus dönemidir, buna eyvallah, alevi köylerie zorla cami yaptırılması, sl kadroların tasviyesi, zorunlu din derslerinin orta öğretime yüksetilmesi, vs. gibi bir çok karanlıklara imza atmıştır,
ancak şilleştirme ve sünnileştirme politikaları 199o lı yıllara denk gelir.
Ki,alevilerin gençler ile, yaşlıları ile, İRAN ŞİASINA hiç bir dönem sıcak bakmadıklarını unutmamak gerekir,
aksine İRAn İSLAM ına, sünnilerde çok ilgi uyandırmış, ve onların kanalı ile ülkemizde İSLAMİ TERÖR YADA DİNCİ terör güclenmiştir. bu notuda koymak gerek.

Alinti:
Örnek olarak “Ben bir Kürt-Alevi’siyim diyen birini dahi adeta suni olarak toplumdan dıştalamaya çalışmışlardır. “Ki felsefelerinde 72 Milleti bir biliriz.” İnancına rağmen. Her topluma ve inancına tahammül ve hoş görüyle bakan Aleviler söz konusu Kürt Aleviliği olunca tam bir düşmanık ve dıştalama davranışları ön plana çıkarılıyor.
Ben bu tip söylemlere şahit olmadım, duymadım okunadım, kim ne kadar bunu yaptı bilmiyorum,
Bu genel bir söylemmi? yoksa dayanakları varmı?

İzzettin Doğan ın Bağlı bulunduğu Ocak ne? Aguçan ocağının ETNİK yapısı ne? dili ne?
Tüm bunlara baktığımızda, Pratikte bunlar olmadığına inanıyorum.

Bir de Fotörlü dedeler,
Bu Tahlilde şık değil, dedelerin ftor şaoka kullanmaları, onların TÜRKLÜKLERİNDEN değil, Çağdaş yaşamı desdeklemelerinde kaynaklandığını düşünüyorum, ve de böyledir,

cunhuriyetin, evet Aleviler için sıkıntılı uygulamaları olmuştur amma, Cumhuriyet dönemsel olarak sünniliğerde ayı uygulamaları yapmıştır,
Sonradan bunulara daha çok olacank sağlamışsada, o ayrı konu ancak, şapkayla falan TÜRKLÜK olmayacağını düşünüyorum,
Şimdilik bunları söyleyebilirim,

ellerinize sağlık, tesbitlerinizin bir çoguna katılıyorum,
Dostca kalın.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Derman (03-26-2009), Devrim06 (03-18-2009), Kevenkli (03-18-2009), Seyfi MUXUNDİ (03-19-2009), _MunzuR_ (03-18-2009)
Alt 03-19-2009, 22:39   #3
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

Sevgili işcan baba
Konumuz da önem olan şudur. “Devlet neden suni gençliği engellemedi Suni gençliğin kendi yaşlı toplumu arasında ne Allahın varlığı ne de suniliğin din liderleri tartışılıyordu oysa Aleviler kendi dedeleri ile dahi “Allah var mı yok mu” tartışabiliyor. Hatta dedeliğin veya pirliğin sömürü kurumu olduğu dedelerin çocukları dahi söyleyebilirken, Cami duvarına eğri demeye fırsat verilmediği gibi bu tartışılmaz dı bile. Sizin fotoğraftaki yaşınıza baktığım kadarı ile eminim o dönemin bu tür canlı tanıklarındasınız. Bunu size hatırlatmam dilerim sizi incitmemiştir. İşte bu nedenle Devlet buna seyirci kalmıştır. Yoksa devrim ve işçi sınıfı uyanışı, gençlik harekâtı bütün yönü ile burjuvaziye bir tehdittir. Ama uzun vadeli bazı yönlemeler burjuvazinin işine gelmiştir.
Fotür takan dedeye bak eğer bir tanesi Kürt Aleviler de var diyorsa ben sözümü geri alırım. Yine bir tanesi çıkıp “Dersim halkı mazlumdu” derse ben yine sözümü geri alırım. Çünkü onlar “Dersimliler azmıştı bunu hak ettiler.” Diyorlar. Sayın iş can baba ben alan araştırmacısıyım. Bu yazdıklarımın hiç birini oturup masa başında aklıma geldiği yada kitaplarda okuyup ta taşları birleştirmedim. Bu kişiler. Devlete kendini yakın gören yalaka ve Hızır Paşa tarzlı Alevilerdir. Yıllardır bunlarla röportaj yaptım. Buradaki Fotür biraz mecazi anlamlıdır. Modernlik adına sisteme yalakalık dedeler anlamında olduğunu belirtmek isterim. Yoksa sadece kılık kıyafet anlamında değildir” “Ben bir Kürt-Alevi’siyim diyen birini dahi adeta suni olarak toplumdan dıştalamaya çalışmışlardır. “Ki felsefelerinde 72 Milleti bir biliriz.” İnancına rağmen. Her topluma ve inancına tahammül ve hoş görüyle bakan Aleviler söz konusu Kürt Aleviliği olunca tam bir düşmanlık ve dıştalanma davranışları ön plana çıkarılıyor.” Olarak yazdığım söz sanırım ikamet ettiğiniz çevrede olmadığı içindir. “Aleviler Türk’tür” diyen çevrelere bir gör ve o tarz cümle kullan bak bir anda kendini MHP’liler arasında sanırsın. Sanırım çok demokratik bir çevrede yaşıyorsun. cumhuriyetin, evet Aleviler için sıkıntılı uygulamaları olmuştur amma, Cumhuriyet dönemsel olarak sünniliğerde ayı uygulamaları yapmıştır,” Diyorsun, olur mu böyle şey. Seyitlik pirlik dedelik yasaklanırken Cami imamlığı yasaklandı mı yoksa Cumhuriyet bilakis İmam Hatip Okullarının ilk açılmasında öncülük mü etti Atatürk; ismet İnönü ve Adnan Adıvar bu işe öncülük mü yaptı. Bence burayı gözden kaçırmışsınız. Bireyler üstüne varınca eşit şekilde üstüne vardı toplumsal düzeyde suniliğe asla bilakis yardımcı ve destek olmuştur. “Ki, Alevilerin gençler ile, yaşlıları ile, İRAN ŞİASINA hiç bir dönem sıcak bakmadıklarını unutmamak gerekir, aksine İRAN İSLAM ına, Sünnilerde çok ilgi uyandırmış, ve onların kanalı ile ülkemizde İSLAMİ TERÖR YADA DİNCİ terör güçlenmiştir. bu notu da koymak gerek”. O etki ateist gençliğin etkisi ile engellendi ama geçmişte Şah Rıza Pehlevi’yi seyit olarak yorumlamaları azımsanmayacak kadar çoktu. Alevileri Caferi mezhebi olarak içimize yerleştiren de bu anlayıştı. Oysa sizde biliyorsunuz Caferi mezhebini incelediğimizde zerre kadar Alevilikle bir ilgisi yok. Ayrıca 1984- 85 yıllarında soyadını hatırlayamadığım Haydar isimli bir Kahramanmaraşlı bir itirafçının İran’a gitmede hangi eğitimlerden geçirilip Türkiye’ye gönderildiği o yılların 2000 dergisinde yayınlanmıştı. Alevilerin inanç içine çekmenin örgütlenmesini dile getirmektedir. Ama bunu beceremeyen İran Suni kesime yönelir. Sizin de dediğiniz gibi “suniler içinde daha çok etkin olur.” Din derslerinin zorunlu yada sorunsuz dönemi ne fark eder ki her iki dönemde de Alevilik yok sayılmıştır. LAİKLİK BİR DİN VE VİCDAN HÜRİYETİ AMACIYLA DEĞİL TA OSMANLIDAN BAŞLATILAN ALEVİLERİ SUNİ-İSLAMLAŞTIRMA AMACIYLA KURULMUŞTUR. Bunu herkes böyle bilmeli. Biraz sağduyu sahibi olan herkes çok dikkatli halkaları birleştirirse bunu görür. Laiklik var iken ve yok iken Alevi inancı bakımında değişen bir şey olmamıştır.
İzzettin doğanın Toplumsal düzeyde ne yaptığı şu anda anlatmama gerek yok. Herkes biliyor. Fetullah Gülene iyi insan demenin yanında Tarihte Bu ailenin rolüne bakmanız yeter. Bu Ailenin tarihteki yaptıklarını yazmayacağım meşru savunmada olmayanlar için bu tür polemiğe girmem prensibim değil ama bir gün medyasal bir karşılaşmayı tercih ederim. Kendiniz bu konuda bilgi sahibi olduğunuza eminim.
Balım sultan konusuna gelelim Sefere çıkan Osmanlı padişahları “ki bunları Alevi yada Bektaşi göstermenize gerek yok” kendi kardeşlerine dahi aman göstermeyen ve Alevi bölgelerinde taş taş üstünde bırakmayan, her taşın , her kovuğun altında dahi Alevi arayan Osmanlı Balım sultan döneminde tekkeye hiç dokunulmuyor Üstelik yavuz orayı ziyaret edip tavaf edip himmet alıp öyle Şah İsmail’in üzerine yürüyor. Hangi gerekçeyle bu alçak gönülülüğü gösteriyor. Bu Kızılbaş düşmanı neden oraya dokunmuyor.Çünkü Aleviliği sunileştirme proğramı ta o zamanda başlatıldığı için. Desim Alevileri Ömer Osman ve EbuBekire dahi hala da lanet okurken Bektaşiler daha o zaman birinci aşamayı tamamlamış. Hiçbir kaynakta da karşılaşmamışlardır.
“Otman Baba’nın doğumu gibi, Balım Sultan’ın doğumu da benzer söylencelere dayandırılarak anlatılır. Annesinin bir Bulgar Kralı'nın kızı olduğu söylenirken; adı verilmeyen prenses, bir namaz seccadesi dokuyarak üzerinde namaz kılanla evleneceğini söyleyip duvara asar. Ancak, bu seccade de aynı anda hem Seyyid Ali Sultan, hem de Mürsel Baba namaz kılar. Seccadede namaz kılanla evleneceğine söz veren prenses, her ikisini de yaşlı bularak, evlenme sözünü yerine getirmek istemez ve namaz bitmeden seccadeyi çekerek her ikisini de yere düşürür. Bu olaydan sonra Mürsel Baba, prensesten bir miktar bal ister ve getirilen baldan aldığı bir parmak balı prensese tattırır. Bakire prenses, o anda tattığı baldan gebe kalır ve Balım Sultan’ı doğururIrène Mélikoff: Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. (Çev. Turan Alptekin) İstanbul 1998: 206. Bir başka tanımlamaya göre Balım Sultan, bir Sırp prensinin oğlu olup, Fatih Sultan Mehmet’in Sırbistan seferinde devşirilip, Dimetoka Tekkesi’nde yetiştirilmiştir (Baha Said Bey 2000: 227).” Sorarım hangi Alevi namaz kılmıştır.

Peki çözüm nedir?
Çözüm, Korkmadan üstüne üstüne varıp halka gerçekleri anlatmaktır. Örnek Kendi aramızda (Eski pirler) hepside “ALİ( ELİ veya OLİ) ALLAHIN TA KENDİSİDİR. ALİ’DEN O YANA DÜNYA KARANLIKTIR.” Derlerdi. Peki şimdi bunu açık oturumlarda söylenebiliniyor mu? Bu konu uzun olduğu için başka bir makalede yazsam olur mu?
Sayın iş can baba sevgili dostum vala espiri olarak sana bir konuda takılmak istiyorum. Güzel dostum bu kadar çok soru peş peşe sorulurmu. İnsan bir yada iki tane sorar. Maşallah bir düzüne soru sormuşsun!!!!


Sevgilerimle ışık rehperiniz olsun.

Konu Seyfi MUXUNDİ tarafindan (03-20-2009 Saat 10:11 ) değistirilmistir..
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
Derman (03-26-2009), İşcanbaba (03-27-2009)
Alt 03-25-2009, 16:47   #4
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Seyfi baba sultan,

Bazen yaşantımızda yanılmalarımız oluyor, bazı olayları ve düşünceleri abartırken, bazılarınıda gereğinden fazla hafife alıyoruz, bu genel davranıştır,

Yaşım gereği, bir çok olaya ve oldulara şahitlik ettim,
Kıbrıs olayında, Tv den korku dolu savaş filimleri izleryip, ailemin telaşını anlayamamıştım,
daha öncesi Denizlerin asılmasında ki o KURŞUN gibi havaayı hiç unutmadım,

Ancak yaşadığım cevrede, hiç KÜRT hobisi olmadı, ankara da doğup, büyüdüm,

Konumuza dönersek,

Sünni çoçukların devrimciliği niye engellenmedi,
Bakış acınız tüm yazı itibarıyle beni İKNA etmediğini söyleye bilirim, Abartı gereğinden fazla olmuş,

Devrimciler, öğreti gereği din ile uzlaşmadılar, ve ben bizzat içinde bulunduğum, 1977-78-79-80 dönemlerinde, bu konuda yani, din konusunda, sünni devrimcilerde aynı idi,onlarda CAMİ yi kutsamamıştı, nasıl ki, Alevi kökenli devrimciler, Dedeleri ile tartışmışlarsa, onlarda İmamlar ile tartıştılar,
ve onlara taviz vermediler,
Devlet bunlara geri döneceklerini bildiği içn izin vermediler vs. gbi söylem yerini bulmuyor,
Nasıl ki, Hizibullahı devletin yarattığı söyleniyor ve bugün onun denetiminden çıkmışsa, o günde sünni kökenli devrimciler çıkardı,

Ve Burjuva için, yada Kapitalizim için, KARGAŞA hiç bir zaman işine gelmez,
Özellikle EMEK ağırlıklı kargaşalar onu hep korkutur,
Dinli dinsizi onlar için fark etmez.

Dedelerin Fotörlerinde-şapkaları- keza , aynı durum, biraz uc örnek gibi geldi, uc örnek amma gereksiz bir örnek.


Alinti:
Diyorsun, olur mu böyle şey. Seyitlik pirlik dedelik yasaklanırken Cami imamlığı yasaklandı mı yoksa Cumhuriyet bilakis İmam Hatip Okullarının ilk açılmasında öncülük mü etti Atatürk; ismet İnönü ve Adnan Adıvar bu işe öncülük mü yaptı. Bence burayı gözden kaçırmışsınız. Bireyler üstüne varınca eşit şekilde üstüne vardı toplumsal düzeyde suniliğe asla bilakis yardımcı ve destek olmuştur
Segili Dost ,

Şıh lık, Pirlik, vs, sadece Alevi TARİKAT silsilesi içinde söylenen söylem ve söz değildi, diğer sünni kökenli tar,katlara baktığımızda, Nakşi şeyhi, Halveti babası vs gibi söylemler vardı, ve onlarında TEKKELERİ, DERGAHLARI vardı, bu olgu sadece ALEVİ inancında yok,

Cami imamlığını, Tekke ve Zaviyelrle alakalndırmamak gerek, ve O günkü kurumsal yapıyıda dikate almalıyız,
İmam Hatip okullarının süreclerine baktığımızda, GEçmişin hatıralarından ders cıkararak devletin kontrol ettği bir din anlayışı geliştirilmek istenmiş, ve buna göre imam hatip okulları ve ilahiyat acılmıştır, Ancak yine o döneme baktığımızda, bunların bizzat kapandığı ve kapatıldığını görürüz,

Said-i Nursi vs. gibi bir çok sünni din adamları ve buna benzerleride Cumhuriyetin kuruluşunda bu paydan, paylarını aldılar,

diğer bir konu, Aleviler için niye farklı bir amac güdülmedi, Yani farklı bir inanc ve din olarak düşünülmedi denebilinir, deniliyorda,
Ancak, o dönemde, Alevilerin böyle br talebi yoktu, Hacı bektaş Dergahın hem deedgan kolu, hemde babagan kolunun bu konuda talepleri neydi,
Diyap Ağa nın talebi neydi, yani Aleviler, Devletten her hangi bir ayrıcalık istemediler,
O dönemde Müslüm ve gayrimüslüm, ayırımında onlar sessiz kaldılar ve kendilerini İNANC olarak İSLAMIN DIŞINDA göstermek için bir caba sarf etmediler,
Hatta KÜRTLERDE bu konuda aynı şeyi yaptılar, LOZAN'DA kendilerini azınlık olarak kabul etmediler,- bugünkü bilgilerimiz bu yönde-
alevilerin durumuıda bu,
Şimdi burda Cumhuryet değilde, sanırım gecmişteki Alevi önderleri sorgulanmalı ne dersiniz.

Alinti:
Alevileri Caferi mezhebi
aLEVİLERDE, caferi MEZHEBİ SÖYLEMİ BUGÜNÜN VEYA 1980 LERİN SÖYLEMİ DEĞİL,
bU SÖYLEMLER COK ESKİYE DAYANI, VE OZANLARIMIZ KENDİLERİNİ cAFERİ MEZHEBİNE BAĞLARLAR, ve bir çok Ocaklarımızda kendilerini Şecereler yolu ile orya bağlarlar, bu Kuryşanlarda vardır, Agucanlarda vardır,Dede Garkında vardır, yani bu taaa yüzlerce yıl öncesine aittir,

Ve İran alevilerden yüz bulamadığı için sünnilere dönmüş değildir,
Onların amaci İSLAMİ DEVRİM İHRAC etmekti ve o yüzden sünni veya Alevi diye ayırmadılar, bu tahlilde eksiklik var ,

Osmanlıda, ve Cumhuriyette, Alevilere yönelik her türlü Asmilasyon ve baskı konusunda ki düşüncelerine katılıyorum, haklısın.

Alinti:
Alevi arayan Osmanlı Balım sultan döneminde tekkeye hiç dokunulmuyor Üstelik yavuz orayı ziyaret edip tavaf edip himmet alıp öyle Şah İsmail’in üzerine yürüyor
Sevgili Seyfi Dost,

Osmanlı da, Yavuz dan önce o dergah kutsanmıştı, bunu bir kenera koyalım,
Konumuz Balım Sultan konusu,
Balım sultan, bilindiği gibi, ikinci pir olarak onılır veAlevi öğretisine ne zararı oldu,
diğer konu, onu oraya atamak gücü o tarihsel dönemde osmanlıda varmıydı, Nasıl Atadı, Fermanı, buyruğu vs varmı,
O Zaman içinde, Osmanlı o bölgeye hakim değildi, o bölge başka bir beyliğin elinde idi, Bu bir şehir efsanesi değil mi?
Balım Sultan ın aile seceresi, Efsanesi bizi bağlamıyor, olabilir, bir Rum çocuğuda olabilir, sırp da olabilir, Alevilikte bunu aramayız,

Yavuz, İsmaili in üztüne nasıl gitti onu bilmiyorum,
ve sanmıyorumda, DERGAH dan Himmet alsın, Tavaf etsin gitsin, bir yerde de bunu okumadım babasultan,

Alinti:
Çünkü Aleviliği sunileştirme proğramı ta o zamanda başlatıldığı için. Desim Alevileri Ömer Osman ve EbuBekire dahi hala da lanet okurken Bektaşiler daha o zaman birinci aşamayı tamamlamış. Hiçbir kaynakta da karşılaşmamışlardır.
Yavuz döneminde ne başladı bilmem amma,- ki bilirim gerçekde sizin söylemlerinizi okukadım kaynak yazarsanız okurum- Bektaşi ler dediğiniz o dönemde, kaynak nedir, Ömer,Osman, Bekir e, yakın durduklarını anlatan bir belgeniz elinizde varmı,
Onların o dönemde Ömer i kutsadıklarına dair bir belgeniz varmı?
yoksa bu söylemleri bugün ü, bektaşilik içince yer alan, Ömer, osman isimli dervişlerin varlığına bağlıyorsanız buda yanlıştır, çünkü Bektaşi Dervişleri belli aşamalardan sonra bir yere geldiklerinde o isimleri kutsamıyror, okumadım,

Peki Dersim yöresinde lanetlediklerine dair hangi kaynak var, hangi yazı var,

Balım sultan hakkında, yazılan efsanelerde çok geçerli olmadığını düşünüyorum

Fatihin sırp seferinde belki balım sultan doğmamıştı veya 1-2 yaşında idi,
Devşirmeler en az 10-15 arası yapılmaktadır.
neyse konumuz o değil.

Çok soru sormam konusunda, evet,
1 nedenim, bilgiye çok acım, öğrenmek istiyorum,
2, nedenim, bildiklerimi tekrar sorguluyorum, yanlışmı öğrenmişim diye,
3 nedenim, İkna olmadığımdan, yada olmadığım konuda nereyi kacırdım, neye dikkat etmedimde bu fikir bana uymadı diyedir.

Babsultan,
İstediğiniz zaman uzun, uzun yazın, okumakdan keyf alacağımız muhakkaktır.

Dostca kalın.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Derman (03-26-2009), Kevenkli (03-25-2009), Seyfi MUXUNDİ (03-25-2009)
Alt 03-26-2009, 23:13   #5
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

SEvgili dostum
Sunilikteki engellememe bazen burjuvazide sellerin akışların önüne geçemeyebiliyor.
Ayrıca kargaşa kapitalizmin zaman zaman işine geliyor. Kargaşayı milliyetçi alana kanalize ederek vatan millet sakarya adına lehineçevirmenin yoluna gidiyor. Nitekim abd de bunu yapmıyor mu.
Uç örnek olarak değerlendirdiğiniz o dedeler bugün çok etkili bir tarz da Aleviliği Araplaştırmada önemli bir mesafe katetmişlerdir. [I"]Ancak, o dönemde, Alevilerin böyle br talebi yoktu, Hacı bektaş Dergahın hem deedgan kolu, hemde babagan kolunun bu konuda talepleri neydi,[/i]" diyorsunuz açık ve net osmanlıdan aldıkları mirasla aleviliği pasifleştirip suni potasında eritmek bunlar zaten o dönemin derin devlet elemanı diyebiliriz. Aleviler ise her iktidar değişikliği arefesinde (Örnek selçukludan osmanlıya geçiş) büyük katliamlar yaşadığı için tedirginlikle seyrediyordu. Korku ile bekleyiş zamanı kaybettirmenin yanında Ulusoyların ailesel ilişkileri ve yedekleine de doğanları almaları. Geniş Alevi yığınlarının haberleri bile olmasada DErsim Alevileri o dönemde Hacıbektaş önderlerini
kabul etmemiş hatta hain ve işbirliki olarak tavır koymuştur.
Yedi ulu ozan derecelendirmesini kim yapmış hangi komisyon hangi yetkili belli değil. Birileri yazmış ama kim ve bu yetkiyi kim verdi muamma. Bu yedi ulu ozan ise bol bol arap övmüş. bir şii ve balım sultan zihniyeti oyunu.
Hiç bir seyidin secceresi Yesevilerden daha geriye gitmez Bir çoğu da selçuklu katliamından kurtulmak için işbirlikçi yerlilerdir. Getirip seccerelerini rayoizotop tahlili yapsınlar. bakalı Aliye kadar dayanıyor mu? Ayrıca dedeler seyitler çok zor değil gen tahlili yapsınlar orta asya yada arabistana dayanıyormu asla. Bu kadar açık iddda ediyorum.
Hacı Bektaş da son 100 yılın popileridir. Daha önce pek ön planda değil Bakın ve araştırın Yörük Alevi yaşlıları onu "Abdalların piri" diye ciddiye bile almazlardı.
YUnusu irşad eden bile Tabduk Emredir Çünkü Tabduk Emre bile Hacıbektaşın piridir. Kendisinin eğitmeye göze alamadğı yunusu ona havale etmiştir.
Pardon Balım sultanı İkinci pir olarak onurlandıran kim? Yada Hacıbektaşı birinci pir yapan kişi yada kurum kim.
Bektaşilerin 17 kkemer best olarak yazdıkları isimler arasında ömer osman isimleri olmasını bir yaşlıya sorun bakayım kim kabul eder. Ayrıca Bu dunuda Vecihi Timuroğlunun Munzur dergisi 5-6-7-8-9-10. saayılarında açık açık ifade etmektedir.,
Ömer osman bekir dersim cemlerinde nalet okunurdu bunu dersim yaşlıları varsa rahatlıkla öğrenebilirsiniz.
Yavuzun seferi bütün tarih kaynaklarda da yazar.


selamlar ışık rehberin olsun.
Dar nedir darın batini anlamı ile ilgili bir yazı hazırlıyorum dilerim ilgi ve uyarıcı güzel eleştirilerle karşilaşırım

Konu Seyfi MUXUNDİ tarafindan (03-26-2009 Saat 23:15 ) değistirilmistir..
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
Derman (03-26-2009), İşcanbaba (03-27-2009)
Alt 03-27-2009, 09:42   #6
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.051
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12570
Thanked 8543 Times in 4022 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Dost , muxudi,

anlatımlarınız, hala varsayımlar üzerinden gidiyor,
Haklısın, Kapitalizim, milliyetci unsurları besleyerek, sömürüsünü devam ettirmek ister, bunu yapmıştır, yapmayada devam edecektir, Ancak SOLU desdeklemez, pravokete edebilir, o başka konu,

Alinti:
osmanlıdan aldıkları mirasla aleviliği pasifleştirip suni potasında eritmek bunlar zaten o dönemin derin devlet elemanı diyebiliriz.
Bu söylemlerniz, Bektaşiler ve o dönemde ĞOSTTA oturanlar için söylediniz sanırım, neye göre söylüyorsun, Kürtler içinde aynı söylemlere sahipsiniz anladığım kadarı ile,
Derin Devlet kimdi?,
Bu günkü anlayısınız ile, o dönemi bu şekilde DELİLSİZ, ISPATSIZ yargılamak ve YAFTALAMAK hiç şık değil babasultan,

Alinti:
Aleviler ise her iktidar değişikliği arefesinde (Örnek selçukludan osmanlıya geçiş) büyük katliamlar yaşadığı için tedirginlikle seyrediyordu. Korku ile bekleyiş zamanı kaybettirmenin yanında Ulusoyların ailesel ilişkileri ve yedekleine de doğanları almaları. Geniş Alevi yığınlarının haberleri bile olmasada DErsim Alevileri o dönemde Hacıbektaş önderlerini
kabul etmemiş hatta hain ve işbirliki olarak tavır koymuştur.
Tarihde bir hata olmasın babasultan,
söyleminiz, BABA İLYAS ayaklanması veya BABİ savaşı ise, bu yanlış bir tahlil,
Bu Savaş Selcukluların güclü olduğu dönemdir, aleaddin keykubat sonrası yaşanan bir savaştır, daha o zaman OSMANLI diye bir durum dahi söz konusu değildi, 1258 doğumludur, tahminen, henüz Babasında bile değildi, Osmanlı,
Bu bir savaştı ve, yenildiler, kacınılmaz sona geldiler, Eğerki Babailer yenseydi, Selcuklu katledilecekdi,

Korku ve bekleyişden kasıt nedir, anlamadım,
Aleviler ne yapmalı idi, ne yaparsa bu suclamalardan kurtulurdu,
şeriat düzeninde, kurtulmanın, çağdaş yaşam şartlarına ulaşmanın,Vatandaş olmanın, bir kanun devleti içinde olmanın ve CUMHURİYETEDESDEK vermenin nesi kötüdür bunu anlamadım,
Aleviler sürekli KAVGALIMI olmalılar, EŞİT YURTAŞLIK TALEPLERİNİ yasalar cercevesinde dile getirmeleri, ve yaşadıkları topraklarda kurulan DEVLET le iyi kötü ilişkilerin olmaı niçin, hainlik olsun,

O dnemnde DERSİM Aleileri diyelim, birlikte MECLİS BAŞKANLIĞI VE YARDIMCILIĞI yapmışlardı,
Sizin önder dediğiniz kişiler kimlerdir, Aşiret reislerimi, Seyyit Rıza mı?
O dönem hakkında kaynaklar nedir.?

Yedi ulu ozan değerlendirmesi bir muamma, kim yapmıştır o bilinmez,
Katılırız ,katılmayız artık o durum bir gerçeklik olmuştur,

Alinti:
Hiç bir seyidin secceresi Yesevilerden daha geriye gitmez Bir çoğu da selçuklu katliamından kurtulmak için işbirlikçi yerlilerdir.
Bu secereler, Kürt OCAKLARININ elindedir, deme ki, onlarda iş birlikciimiş,
ve bunlar, İmam Zeynel e kadar ,Musa Kazım a kadar soylarını sayarlar.
selcuklu mu?Kürtlere katliam yapmıştır,yoksa, Babi savaşında KÜRTLer hangi safta yer almıştır,( sünni olan grub)

Alinti:
Getirip seccerelerini rayoizotop tahlili yapsınlar
BU kadar zorlama babasultan, bu şecerelerin nedenlerini, nasıl alındığını biliyruz,
Öçaklar soylarını Ehlibeyte bağlıyarak, kendilerin KUTSAMAK, halk içinde oteritelerini sağlamlaştırmak gibi amacları vardır.
Anadolu Alevilierin geldikleri coğrafya , bulundukları cpoğrafya nedeniyle şii islami unsurları almıştır, Ancak bunlara kendisi rol biçmiş, onları kendi tasarımları içinde yaşatmış,yönlendirmiş, yönetmiştir,


Alinti:
Hacı Bektaş da son 100 yılın popileridir
Çok idaalı bir söz,
Hükarın popülerliği taa, pir sultana gider, taa abdal musa ya gider, yapma babsultan,
Deyişlerinde bunlar mevcuttur, kayıtlarda mevcuttur,
Yunus konusuna gelince, buda çok iddalı bir laf,
bunlar sööylence, o söylenceye göre, Tabduk, Hünkardaki YEŞİL eli görünce TABDUK diyor ve Tabduk adını alıyor, Yani, Hünkar TABDUK a PİR.

Biz Alevilerizdir, sanırım, Belirli kalıblarla KURUMSALLAŞTIRAN ve süreklilik sağlyan bir pirdir,
belki Babagan kolunun da o dönemde çıkması nedeniyle, BABAGANLARIN nitelemesidir,
Ancak babasulta, şu BALIM SULTAN la olan sorunu çözemedik, bunu delillendirmedik,
Balım sultan a karşı ketun söylemlerinzde gerekceleriniz, Delilleriniz nelerdir,
yoksa bir ŞEHİR efsanesinin peşinden mi? gidiyoruz,

Abdallarında ALEVİ olduğunu, en az, Yörük aleviler, kürt aleviler, tahtacı alevileri kadar DEĞERLİ OLDUKLARI malumdur,

Alinti:
Bektaşilerin 17 kkemer best olarak yazdıkları isimler arasında ömer osman isimleri olmasını bir yaşlıya sorun bakayım kim kabul eder. Ayrıca Bu dunuda Vecihi Timuroğlunun Munzur dergisi 5-6-7-8-9-10. saayılarında açık açık ifade etmektedir.,
Verdiğin Dergiyi bulmaya çalışacağım,
Ancak, Bektaşilerin ve Alevilerin saydıkları 17 kemerbest te adı gecen, Ömerler, Osmanlar,
farklıdır, bildiğimiz ömer Osman değildir,

Bilindiği gibi, 2 Türlü 17 kemerbest listesi verilmektedir,
1. Ali nin, 40 lar meclisi söylencesinde, orda bulunan sahabelerden 17 kişiye taktığı söylenen kemerbestler, bunda Ömer, osman yok.
2. Yina Ali nin kendi oğullarından 17 erkek cocuğuna taktığı kemerbest söylencesidir, bu Ömer ler orda gecer,

Yavuz la ilgili ben tarih kitabı okumadım, orda yazması gerçektir anlamına gelmez,
mesela bireski kaynak varmı,
O dönemden kalma, Tantın günlüklerinden, gezginci seyyahlardan vs.


Alinti:
Dar nedir darın batini anlamı ile ilgili bir yazı hazırlıyorum dilerim ilgi ve uyarıcı güzel eleştirilerle karşilaşırım
Yazını ilgiyle bekliyoruz babasultan,
tabi ki ,takıldığımız yerleri soracağız, paylaşmadığımız bölümleri de nedenlerini yazarak eleştireceğiz.
Dosta kal.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
sâre kâl (03-27-2009), Seyfi MUXUNDİ (03-28-2009)
Alt 03-30-2009, 16:15   #7
kanlıbey
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: mersin
Üye No: 1368
Mesajlar: 21
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 27
Thanked 41 Times in 19 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 32
REP Seviyesi : kanlıbey is on a distinguished road
İletişim
Standart Aleviler nereye koşuyor.?? Sorusunu anlayabilmek..

Değerli Seyfi Dost

Yazınızı ve saptamalarınızı okudum.
Büyük bir bölümünü onaylıyorum.

Fakat..

Değerlendirmeleriniz de (sonuç belirleme noktasında) duygusal davrandığınıza tanık olmaktayım.Evet biz Aleviler oldukça duygusalızdır..Bunda yadırganacak bir şey yok..

Öyleyse yadırganacak olan ney..??

Yadırganacak olan Aleviliğin zaman ve mekan içindeki yolculuğunu anlayamamak yada anlamak istememek.!!

Yani günümüz Aleviliğinde kastlar sınıflar olduğunu iyi görememek..

Bu gün devası boyutlarda sermaye sahibi (düzenden beslenen) Aleviler olduğu gibi,ekmeğe muhtaç (düzene karşı) Aleviler de mevcuttur.

60 lı yıllarda kırsal kesimden kentlere ve yurt dışına göçen Alevi kuşakları bu gün eski konumlarını (objektif olarak) terk etmişlerdir.

Bu kapitalistleşmenin (sermaye sahibi olmanın) bir sonucudur vede eşyanın tabiatına uygundur.

Öyleyse Alevilik sorunu gelinen aşamada nasıl çözülecektir.?

Açıkca ifade etmek gerekirse demokrasi geliştikçe Alevilerde inaçlarından ötürü ezildikleri,dışlandıkları ortamdan kurtulacaklardır.

Gelişmiş bir halk demokrasisi diğer tüm ezilenlerin,dışlananların sorunlarını hallettiği gibi,Alevilerin sorunlarını da halledecektir..

O güne kadar Aleviler insanlaşma mücadelelerine devam edeceklerdir..

Tabiki Aleviliğin "imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle" olmadığını unutmadan.!!

Devam etmek umuduyla..


NE KADAR YAŞADIM DEME..NASIL YAŞADIM DE..
kanlıbey isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to kanlıbey For This Useful Post:
Seyfi MUXUNDİ (03-31-2009), İşcanbaba (03-30-2009)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 09:42.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts