Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Mihrac Ural

Mihrac Ural Mihrac Uralın Makalelerini soru ve görüşlerin paylaşıldıgı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 12-19-2010, 19:20   #1
mihrac ural
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1480
Mesajlar: 23
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 36 Times in 11 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : mihrac ural is on a distinguished road
İletişim
Standart Alevİlerİn Tarİhle GeÇ Kalan YÜzleŞmesİ Devam Edİyor

(Kahramanmaraş katliamının 32.yıl dönümü anısına)
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Tek tek işaretlediler evleri, evleri vitrinleri sonra topluca katlettiler. Bu günde fişliyor, kışkırtıyor haklarımızı gasp etmeye devam ediyorlar. Bir kez daha kurbanlık koyun gibi sıramızın gelmesini bekliyor gibiyiz. Tarihimizle yüzleşmiyor ders almıyoruz. Tarihi ağlama duvarı gibi algılıyor durmadan katlediliyoruz. Bu cürümde bizimde payımız yok mu?

Mihrac Ural
19-26 Aralık 2010 Maraş katliamı anısına
Maraş katliamı devletin Alevilere kestiği bir bilettir; yolculuğu cehenneme olan.
Bu devletin Alevilere reva gördüğü tek yön budur. Devlet, en kirli iftira kampanyalarıyla, kışkırtma ve yalanlarla bu yolun sonunda katliamlarına aralıksız devam etmiştir, bunun için tetikçisi de kasabı da hazırdır. Aleviler ise iyi niyetlerle bu yolu döşeyip durdular.
Kahramanmaraş katliamının (1978), 30.yıl anısına (19-26 Aralık 2008) yazdığım makalede, öncelikle Alevileri suçladım; Alevi kökenli biri olarak “Suçlu sizsiniz, biziz dedim”.
Gidin aynaya bakın, suratınıza bir kez daha Osmanlı şamarı vurup kendinize gelin dedim. Göreceğiniz şey katilin kendisidir dedim. Kendi katlinizin yol döşemesini yaptınız diye de suçladım. En ehveni şerriniz ise suç ortağıdır, aynada bunu göreceksiniz, diyerek de kimseyi istisna bırakmadım.
Dün böyleydiniz bu günde öyle devam etme korkaklığı içinde köşenize sinmiş gelişmelerden bi-habersiniz. Diyerek de tarihin bu kesitinde Alevilerin konumunu belirledim.
Sözlerime bu günde, değişen bir şeyin olmaması koşulunda da devam ediyorum…
Siz, “tarih geçmiştir” diye kendinizi aldatmaya devam ediniz. Bu günü bile düne taşıyanların, tarihi hareket ettirip “hiçbir şey değişmemiştir değişmeyecektir de” diyenlerin yaşamakta olduğu bir ülkede, kurbanlık bir topluluk olarak boynunuzu giyotinin altına koyma gönüllüleri gibi yaşamaya devam ediyorsunuz.
Çevrenizi saran, her gün yeniden üretilerek kapınıza dayanan, Maraş’ta, boyalarla kapı kapı, vitrin vitrin işaretlenmenizden daha feci bir takip altında arşivlendiğinizin farkında değilsiniz. Bir kez daha bin kez daha akıllara üflenin yalan iftiralarla, beyinler nakış ediliyor, siz ise kış uykusundan kalkmasını bilmeyen bir uyuşma halindesiniz.
Tarih ağlama duvarı değildir. Hep ağladınız, anıların size anlattığı tek gerçek gözyaşı oldu, Bir gön olsun bu makus kaderi ters yüz etmek için, öğretisiyle öğündüğünüz, hak yolu diye acılarına katlandığınız Kerbela’nın zulme karşı ölüm pahasına dik duruşundan ders almadınız. Sözde Alevisiniz ama siz Aleviliğin gölgesi bile değilsiniz. Anti madde gibi ne hacmi, ne kütlesi olmayan bir varlık gibisiniz.
Tarih, her toplum için bir yüzleşme alanıdır, derslerin, soyutlamaların çıkarıldığı, yeryüzünde orijinalitesiyle yer kaplamak, insan topluluğunun bir unsuru olarak daha ileriye gitmenin verisidir. Her hakkın bir sahibi ver ve onun hakları arkasında duruşu tarihteki yerinde duruşu olarak tescil edilmektedir. Siz Alevilerin bu tarihte tekrar ede duran ölümden başka bir yeriniz yoktur, bunu bilen gelsin söylesin de bizde bilelim; kendiniz için bile kazınılmış bir başarınız yoktur, kendiniz için oluşturduğunuz bir özgünlük yoktur, ne adına insanlığa mesaj iletmiş olacaksınız. Çektiğiniz acılar, önerdiğiniz hak yolu, duyarsızlıklarınızla başarısız kaldıkça, kimseye insanlık mesajı verme şansına sahip olamazsınız. Başarmaya mahkumsunuz, öncelikle öldürülmemeyi, ötekileştirilmemeyi, bir ve birlik olmayı başarmayı becermelisiniz. Bu, sizi değişmeden devam eden topu mezarlıklarda gömülme denklemlerinden sıyıracak tek yoldur.
Aleviler,
Kendi tarihinizle yüzleşmediğiniz ölçüde, size dayatılan ölümün suç ortağı olarak kalacaksınız. Bu vebali daha çok boynunuzda taşıyamazsınız. Varlık olmak, onun için gerekli özverilere katlanmaktır; eleştirdiğiniz kederciliği kendinize inanç edinmiş gibi boynunuzu kılıç darbesinin altına sokuyorsunuz, sürgünlere, zindanlara işkence ve ölümlere katlanıyorsunuz. Bitip tükenmeyen bu senaryonun üreticisi, öncelikle sizsiniz.
Böyle kaldıkça da katilden daha çok suçlu olduğunuz gerçeği altında ezilerek, yeni katliamların yolunu döşemiş olacaksınız.
Aradan 1371 yılı geçmiş, Kerbela küllenmemiş. Çünkü orada bir direniş vuku bulmuş, ölüm pahasına. Zalime, Yezide boyun eğilmemiş, şehit olunmuş. O yakıtla bu güne gelmişsiniz, ama sizin gelecek kuşaklara sunduğunuz ise bir avuç kül.
Kül olmuşsunuz rüzgar estikçe faydanız değil, gelecek kuşakların gözlerini kör eden zararlarınızla yüz yüze kalınıyor. Kerbela’yı bir kenara koyun Yavuz Sendromundan bile kendinizi kurtaramadınız. Korkunun ecele faydası varmış gibi, durmadan katledilerek buraya gelmenize rağmen ders çıkartmadınız. Bu nedenle, tarihin kesintisiz süren en kapsamlı, en planlı, en bilinçli ötekileştirme ve katledilmenin rahmeti altında yaşatıldınız. Üstelik kurbanlık koyun gibi yerinizden kıpırdamadan yanıyla tekrar eden zulmü mazoşistçe içselleştirdiniz; nerede kaldı sizin Kerbela direnişiniz, nerede kaldı sizin yalın ayak şaha gidişiniz…
Katiller sürü halinde, inandığınız tüm değerleri kirletme yarışındadır.
En kapsamlı propagandalarla, dünün kavgalarına, yalanlarına, iftiralarına bu günden, dünün saflaşmasına, insan, edebiyat, maddi ve propaganda katkısı sunma yarışındadır. Farkında bile değilsiniz. Bir diyanet işleri bütçesine ilişkin, bir zorunlu din dersi dayatmasına ilişkin kararlı duruşunuz bile yok; önderlerinizi, kararlı olanlarınızı bile yarı yolda bırakıyorsunuz.
Katilleriniz, sizi bir kez daha katletmek için ellerinden gelini yapıyor. Her türden hazırlık içinde devletiyle kol kola geziyor. Medyasıyla, basın-yayınıyla Profesörleriyle, ülkücüleriyle dinmeden uğraşıyor. Bu günden düne yakıt taşıyor. Dün Osmanlısıyla, bu gün de Cumhuriyetiyle aynı akılla, kılıç hakkı diye hükümran olduğu topraklarda inancını dayatmakla, ayrıcalıklı kılmakla kalmıyor seni yok etmek için kurgularla, planlarla iç içe yaşıyor; bebelerini beyinlerini yıkamak için, İslam’ın insanlık mesajıyla ilgisi olmayan, Muaviye ve Yezid’in dünyasal çıkarlar imparatorluğu için ve onlardan sonrakilerin aynı amaçlı çıkarları için yalanlarla ürettikleri hadislerin şeriatını dayatıyor. İnancı Show’a indirgeyerek, özünü, manasını boşaltıyor. En basit İslam öğretisi olan Ümmetteki farklılıkların birbirini hazmetmesi ve ortak paydada insanlık öğrenmesine karşı çıkıyor, seni ötekileştirip yok etmeye çalışıyor. Dini, kendinden çıkararak elindeki devlet gücüyle seni karanlıklara dönüştürmek istiyor.
Katiler, elinden geleni ardına koymuyor; ilk baskısı 100 000 basan, “ŞAH & SULTAN” adlı bir kitap, yazarı olan Profesörün kaleminden, Kızılbaşlık adı altında Alevilere yönelttiği iftiralar, alçaltma ve tahkirler, onursuzlaştırmalar insan aklını ve zekasını zorlayıp kirleten duruşlar, bu günü düne taşıyan, dünden bu güne süren Alevi kıyımını bir kez daha kışkırtmaktan yorulmadıklarını gösteriyor.
Bu konuda yazdığı uzun makale “İskender Pala’nın ŞAH & SULTAN Dünyası” bu çirkinlikleri tek tek ortaya sererken, Alevi tarihinin kendi gerçekliğiyle yüzleşmesi için ben amaç ve çabayı dile getiriyor. Kendi tarihimizle yüzleşmeyi başaramadan üzerimize yürüyen ölüm denklemlerinden kurtulmamızın imkanı olmayacağını anlatıyor. Katillerin en akılısının bir aptal olduğunu, tarih bilmediğini, gerçekle uzak yakın bir ilişiği olmadığını, insanlıktan nasip almadığını gösteriyor.
Osmanlı bir yana, Cumhuriyetteki Osmanlı aynı akılla aynı minval üzerinde sürüyor. İliklerine kadar sinmiş, kemiklerini kırmış ve yaşamaya devam etmiş olunmasına rağmen bunu bile unutmuş olmak, bilinçte izi kalmamış olmak yaraların, zaafların en büyüğüdür. Alevileri ötekileştirip katleden akıl, bu zaaftan beslenmektedir; buna toplumsal korku psikolojisi diye bakıp hak vermek bir tür gerçekten kaçış değilse, Alevilerin bilincini kirletmeye çalışan bir çabadan başka bir şey değildir; Dersim’den Çorum’a, Maraş’a, Sivas-Madımak’a uzanan kanlı yolu bu akıllar katillerle el birliği yaparak döşemiştir.
Siz de buna, “Çalıştay” diye devletin bölme girişimlerini ekleyin, İkiyüzlülerin, kimliksizlerin aklıyla, Aleviliği resmi bir kimliğe kavuşturmadan devlet memuru yapmaya çalışan duruşları ekleyin. Bu listeyi uzattıkça uzatmak mümkün tümü aynı kapıya çıkar; Aleviler öncelikle kendini aldatıyor, son verilmesi gereken budur. Alevilik bu yollarda harakiri yapmaktadır; Devlet, kimliğinin farkında olmayan Alevilerin döşediği yollarda, elini bulaştırmadan “temiz eller operasyonu” yaparak tehlike gördüğünü uzaklaştırmaktadır, iç bükey yaparak kırdırmaktadır.
Tarihi korkuların, bilinçaltını esir ettiği bu inanç topluluğu Aleviler, bu ülkenin eşit bir kurucusu ve sahibidir. Kendini ötekileştirip katleden akla karşı bir duruş sergilemek yerine, kendi gerçeğinden kaçışı, onu her zaman kolay bir av haline getirmiştir. Bu kaderi kendi elleriyle yaratan Alevileri kurtaracak olan, yine kendi elleridir. Aynaya bakmaları, suratlarına kocaman bir şamar vurarak kendilerine gelmeleri işin başlangıcıdır; kader diye dayatılanın, bir vehim olduğunu anlamaları için böylesi bir sarsılmaya ihtiyaçları vardır. Bunun için etrafına bakmak örnek verilerden yararlanmak hiç de zor değildir.
İşte meydanlar, işte mahalleler, işte kentler, işte yanı başımızda Kürt halkının özverili direnme mücadelesi durmaktadır. Bu mücadele ki, hepimiz adına özgürlük ve demokrasiyi savunuyor, kimlik haklarını, anadille eğitim özgürlüğünü savunuyor, bedeller ödüyor. Tarihiyle başarıyla yüzleşip makus kederini yenilgiye uğratıyor, haklarını kazanıyor. Başarılarıyla ilerliyor; “iki dilli yaşam” diye demokrasi mücadelesine katkılar yapıyor. Buna, neden “çok inançlı yaşam” mücadelesini, çok kültürlülüğün özgürlüğünü katarak destek vermiyoruz. Neden destek vermekte hayır hah tutumlar sergiliyoruz; bir ayağımız milliyetçilik ve devletin kucağında diğer ayağımız kaldırım kenarında gelişmeleri seyrediyoruz.
Hani Kerbla’nın dersleri hak yolunun dersleriydi, hani bu yol mazlumların hak arayışı için mücadele edenlerin yoluydu, siz Aleviler bu yolun neresindesiniz. Biz bu yolun neresindeyiz…
Alevilerin yolu Hz. Hüseyn’in yolu mu dediniz? Kendinizi kandırmayın bu yol sizin yola benzemiyor.
Daha dün, 1371. Yıl Anısını bilince çıkardığımız 10 Muharrem Kerbela katliamının dile getirdiği direniş yolu, mazlumların zalimlere karşı dik duruş yolu sizin yolunuza hiç benzemiyor.
Kerbela’nın yolu, tarihin en büyük imparatorluğuna, Emevilere, Muaviye ve Yezide baş kaldıranların yoludur; parmakla sayılabilir sayıda Ehlibeyt insanı, hak yoluna kendi düşüncelerinin özgürlüğü yoluna ölümleri pahasına taviz vermeden dik duruşlarını ortaya koydular. 500 yıl önce Anadolu’nun her köşesinde “Kalkın şaha gidelim” diye yeri göğü inleten sadanın sahipleri de aynı yolu tutmuş inançlarının, düşünce özgürlüklerinin uğruna direnmeyi, baş kaldırmayı göze almıştır. Kerbela’nın çizdiği yol haritasını tıkıp ederek direnmiştir. Bunun tarihteki örnekleri de az değildir; küreselleşme çağında bu günün, bu açında çok daha büyük imkan ve etkinlik mevcuttur; makus kaderi ters yüz etmek için geçmişten çok daha etkin olanaklar ortadadır.
Ayrıca, Aleviler bu gün, dünden çok daha örgütlü, daha aklıselim önderliklerin çabasıyla sonuç almaya yakındır.
Bu sürece destek vermek, bu kaderi yenilgiye uğratmak zor da değildir. Bu yola omuz vermek öncelikle tüm Alevilerin görevidir. Kendini Alevi kolektif kimliği içinde gören herkesin insani yükümlülüğü budur.
Bu yolda hakları uğruna direnenler oldukça, Alevi olmayanlarında desteği kazanma şansı yükselecektir. Kendi haklarına sahip çıkmayanların haklarına kimsenin sahip çıkmayacağı bilinmelidir. Bu mücadele, insanlık değerleri mücadelesi olarak, geniş çevreden destek de alacaktır. Demokratların, Devrimcilerin, sosyalistlerin eşitlik uğruna, özgürlük uğruna mücadele eden Alevilerle omuz omuza olması ilkelerinin sorunsuz konumlanışıdır. Bu aynı zamanda, bir insanlık görevi olarak, bir tarih bilinci ve yerelin direnme çizgisini dünden bu güne taşıma yükümlülüğünün de ifadesi olacaktır.
Bu ülkenin aklıselim tüm güçleri, etnik, inanç toplulukları, Alevilerin haklı demokratik taleplerinin yanında yer almakta gecikmeyecektir; kendini insan olduğu kadar, Sünni kolektif kimliğinde de tanımlayan topluluklar da Alevilere karşı işlenen tarihi katliamların, haksızlıkların sür git devamına razı olmayacaktır. İnanç ötekileştirmesinin, bölücülüğünün son tahlilde kendisine de ciddi zararları olacağını bilince çıkararak, Alevi kardeşlerinin haklı talepleri yanında saf tutacaktır.
Demokrasi herkese gereklidir, ne din, ne etnik, ne sınıfsal, ne de başka bir ölçüte sokulmadan herkesin yararlanabileceği bir zemin olarak, demokratik alanların genişletilmesi barış içinde bir arada yaşama ve geleceği kurmanın en kısa yoldur.
Aleviler bu ülkenin olmazsa olmazıdır.
İnsan topluluğu olarak ortaya koydukları yoğunluklarıyla, Kültürleri, siyasal duruşları, coğrafyadaki konumlarıyla bir bütün olarak bu ülkenin jeo-stratejisinin bel kemiğidir. Bu ülke sonuna kadar bu topluluğun haklarını gasp ederek bir yere varamaz. Devlet, Diyanet İşleri Başkanlığının tüm inançları ötekileştirip, tüm inançların oluşturduğu değerleri gasp ederek oluşturduğu bütçeyi sonun kadar yemeye devam edemez.
Devlet, karar verme durumunda olmayan bebelerimize, kendi inancını dayatmak için zorunlu din dersi okutamaz. Bin yıl geçti asimile edemediği değerleri bilişim çağı 21. Yy da denemek sadece aptallıktır devlet aptallığıyla katliamlarını sürdürse de bu yoldan kendisi de sağ çıkamaz.
Bu ülke bir mozaik. Herkesin hakları var, herkesin kendi değerleri ve kimliğini oluşturan verileri var; inançlar, etnik yapılar, sınıflar yöreler her biri kendi farklılığıyla ortak kimlik oluşturan varlıklar, ayrı varlıklar var. Özgürlük ve eşitlik sağlanmadan, bunu anayasal güvencelerle, kurum ve kuruluşlarla, yasa ve kolektif bilinçle oturtmadan, özerklikleriyle demokratik bir cumhuriyet olarak örgütlenmeden, kimse, tek başına, herkesin üzerinde buyruk olabileceğini sanmasın.
Geç kalınmıştır.
Bu karanlık aklın, bu karanlık yolun bir sonu var. Oraya gelinmiştir; bu külüstür araba bu yolları yürüyemez. Yenilenmeden sorunlar aşılamaz.
Aleviler bir kez daha katliama uğramak istemiyorlarsa, aynaya baksınlar. Tarihleriyle cesurca yüzleşsinler gerisini getirmek zor olmayacaktır. Acil görevimiz budur.
mihrac ural isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to mihrac ural For This Useful Post:
aliimren (12-19-2010), Amistofes (01-05-2011), ferhat_gs (01-08-2011), ozan abbas (12-20-2010), İşcanbaba (12-20-2010)

Alt 12-19-2010, 19:42   #2
aliimren
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
aliimren - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 1217
Mesajlar: 170
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 359
Thanked 380 Times in 146 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 59
REP Seviyesi : aliimren will become famous soon enough
İletişim
Standart

Ellerin dert görmesin, başından sonuna kadar her satırına katıldığım bir yazıyı kaleme almışsın.

"İşte meydanlar, işte mahalleler, işte kentler, işte yanı başımızda Kürt halkının özverili direnme mücadelesi durmaktadır. Bu mücadele ki, hepimiz adına özgürlük ve demokrasiyi savunuyor, kimlik haklarını, anadille eğitim özgürlüğünü savunuyor, bedeller ödüyor. Tarihiyle başarıyla yüzleşip makus kederini yenilgiye uğratıyor, haklarını kazanıyor. Başarılarıyla ilerliyor; “iki dilli yaşam” diye demokrasi mücadelesine katkılar yapıyor. Buna, neden “çok inançlı yaşam” mücadelesini, çok kültürlülüğün özgürlüğünü katarak destek vermiyoruz. Neden destek vermekte hayır hah tutumlar sergiliyoruz; bir ayağımız milliyetçilik ve devletin kucağında diğer ayağımız kaldırım kenarında gelişmeleri seyrediyoruz."

Söylemin gerçekten çok önemli bir gözlem. Aleviler RESMİ İDEOLOJİnin boyunduruğundan, CHP gibi FORMALİTE icabı adında "Halk" söyleminde "SOSYAL DEMOKRASİ" olan partilerin kuyrukçuluğundan kurtulup kendi içindeki irticai ve faşizan partilere kaymış ÇAMUR lardan kurtulup özüne kavuşmalıdır.
aliimren isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to aliimren For This Useful Post:
Amistofes (01-05-2011), ozan abbas (12-20-2010), İşcanbaba (12-20-2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevİlerİn, devam, edİyor, geç, kalan, tarİhle, yÜzleŞmesİ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 10:05.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts