![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Can |
Alevilikte Müsahiplik (Yol Kardeşliği)
------------------------------------------------------------------- Müsahiplik, Alevilerde yol kardeşliği anlamında kullanılır. Bu kardeşlik "kan kardeşliği", "Kan yolu ile akrabalık" dışında kurulan sosyal-toplumsal bir akrabalıktır. "Kan bağına" dayanan "akrabalık" bir anlamda zorunlu akrabalık iken, bu türdeki akrabalık tamamen gönüllülük esasına dayalı bir akrabalıktır. Alevilerin temel ibadeti olan Cem törenleri esas olarak iki türlü yapılır. Birincisi yediden yetmişe herkesin katıldığı cemlerdir. Bunların sınırı oldukça geniştir. Adına "Birlik Cemi" de denir. Bu cemler daha çok gençlere (kız ve erkek) öğretmek amacıyla yapılır. İkinci tür Cemler ise daha dar bir kesimin katıldığı cemlerdir. İşte bu cemlere sadece evli veya müsahip olan çiftler katılır. Bu cemlere "Görgü Cemleri" de denir. Bu Cemlerdeki katılımcılar bir anlamda müsahip olmuş yola girmiş olanlardır. Burada herşey daha disiplinli e kuracıdır. Müsahip olmayanlar bu cemlere alınmazlar. Müsahip olma bunun ön şartıdır. Müsahip ise şöyle olunur: İyi anlaşan iki arkadaş "Yol kardeşi" olmaya karar verdiklerinde önce ailelerinin ve eşlerinin bu konuda rızalarını almaları gerekir. Müsahiplik taraflardan biri ölmedikçe bir kere yapılır. Hayatta sadece bir kişi ile yapılır. Evli olunması ve eşlerinde benimsemesi, anlaşması şarttır. Eğitim düzeyleri, sosyal-toplumsal konumları, ve ekonomik yapılarının birbirleriyle uyumlu olmaları gerekir. Bu uyum sağlanmazsa ileride sorun çıkabilir. Tabi en önemlisi de iki müsahibin ve eşlerinin çok iyi anlaşması gerekir. Müsahip eşleri birbirinin kardeşi, çocukları da kendi çocukları sayılır. Kan bağı ile olan amca çocukları, teyze, hala çocukları birbirleriyle evlenebildiği halde müsahip çocukları asla birbirleriyle evlenemezler. Onlara evlilik düşmez.Müsahipler arasında hem dinsel anlamda yol kardeşliği hem de toplumsal anlamda yol kardeşliği vardır. Kan bağı ile oluşan kardeşlikte aileler ayrı evlerde oturduklarından birbirlerinden sosyal ve toplumsal olarak sorumlu değillerdir. Yani kardeşler birbirinin hatasından sevabından sorumlu değildirler. Cüzdanları ayrıdır. Yardımlaşma olur. Ama müsahiplikteki gibi ortak değildirler. Müsahiplikte ise; iki taraf birbirinin hatasından ve sevabından sorumludur. Namus dışında neredeyse herşey ortaktır. Yani kurulan bu kardeşlik toplumsal sorumluluk ve paylaşım açısından kan kardeşliğinden daha kapsayıcı ve sorumluluk gerektiren bir işleve sahiptir. Kan kardeşleri arasındaki ilişkide cüzdanlar ayrıdır. Ama müsahiplikte cüzdanlar aynıdır. Ayrı düşünmek en büyük zaaf sayılır. Bu sorumlulukları gönüllü olarak kabul eden iki aday dedelerine Mürşitlerine başvurur. Niyetlerini ifade ederler. Dede de onlara müsahip olmanın koşullarını tanıklar huzurunda arar ve sorar. Dede şartları uygun görürse onları huzura alır. Dua alma vaziyetini alarak dua okur. Arkasından da müsahip olmanın zorluklarını anlatır. Özetle; "1-Birbirinize ölünceye kadar yardımcı olacaksınız. 2- Yalan söylemeyecek, haram yemeyeceksiniz. 3- Elinize dilinize belinize sahip çıkacaksınız. 4- Birinizin günahından hatasından diğeriniz sorumlu olursunuz. O nedenle birbirinizin suç işlemesine engel olacaksınız." der. Dede sonra bu gönüllülere bir yıl süre vererek; bu kardeşliğin sürüp sürmeyeceğini hayatınızda deneyin der. Bu süreden sonra hoşnut olarak müsahiplikleri sürerse gene dedeye başvururlar. Bu kez dede perşembeyi cumaya başlayan bir akşam Cem yapar. Bu iki istekli veya başka istekli varsa onlarla birlikte yapılacak müsahip cemine katılırlar. Ceme müsahip adayları eşleriyle birlikte katılır. Beyaz dikişsiz, süssüz elbiseler giyerler. Yapılan törenle müsahip olurlar. Bir Alevi yerleşmesinde örneğin köyde oturan herkesin müsahip olduğu düşünülürse ve müsahiplerin de bu ilkelere bağlı yaşamı olursa, gerçekten o yerleşme toplumsal anlamda birliğin, kardeşliğin hoşgörünün, toplumsal barışın, iktisadi bölüşümün, hakça yapıldığı bir toplumsal yapı oluşmuş olur. piryolu
böyle garip düştüğüme bakma
böyle mahzun durduğuma... varsın ateşin suskunlukla beslensin benim de yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik.. ______içinden geldiği gibi yaşamalısın "herşeyi".. KıZıL DeLi
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Can
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bu konuda bilgisi olan ekleyebilir!!
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to DoğAcAn For This Useful Post: | Seyfi MUXUNDİ (02-11-2010), İşcanbaba (01-28-2010) |
|
|
#3 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.062
Thanks: 12580
Thanked 8555 Times in 4028 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sağol can,
Musahiplikde, giyilen elbiseler beyaz diye bir şart yoktur, ancak Bacı ve derrviler aynı tip giyinir, ikibacı aynı renk,desen biçimli, Dervişlerde, er kıyafetlerinden aynı tipden giyinirler, giyinmeye özen gösterirler, Musahiplikde, tarafların anne ve babalarınında RIZALIĞI gerekmektedir, Ve Ahit yapılacağı gün, Buna İKRAR denir, Musahiplik İKRARDIR, taraflar toplumunda RIZALIĞINI almalıdırlar, Hak meydanına ÖLÜ gelip DİRİ gitmeleri için, taoplumunun RIZASI olacak.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Musahiplik Musahiplik: Alevi/ islam inancinin temelini olusturan inanclardan biridir. Musahip arapca kardes demektir. Musayip tutma her aleviye şart koşulmuştur. Şöyle ki Bu ibadet... Peygamber Efendimizden kalan bir sünnettir; Şimdi evvela Hz. Muhammed ve hz. Ali'nin kardeşliği konusunda sünni ve şii kaynaklarından deliller getirerek Musahiplik konu-bahsine girelim: 1- 622 yilinda Cebrail Alehisselam tarafından, müşriklerin Hz. Muhammed'e suikast düzenlenecegi uyarisi üzerine, Muhammed sahabelerle birlikte Mekke'den Yatrib (Medine) sehrine göc etmeye karar verdi. Bu göce Hicret denilmistir. Hz. Muhammed Bu göcten önce Daha Mekke'deyken (göc etmeden önce), Muhammed yoldaslari arasinda bir Kardeslik Kurumu'nu gerceklestirmistir. Bu kuruma Arapca "birbirini kardeslige kabul etme", "kardes etme" anlamina gelen muvahat (muakhah/muwakhat) denilmistir. Arap kaynaklarinda bu kurum tam olarak akd el-muvahat olarak gecmektedir. Bir cok kaynakta, bu olay su sekilde gelismistir: Hz. Muhammed herkesi birer kardese bagladiktan sonra, Ali yalniz kaliyor. Sonrasini Sünni kaynaklar su sekilde naklediyor: Seyyidine İbn Ömer, Allah Elçisinin, yoldaşları arasında kardeşlik (muvahat) oluşturduğunu nakletti. Hz. Ali göz yaslariyla onun yanina geldi. Dedi ki, "Her iki yoldaş arasında muvahat kurdun ama benim ile başkası arasında böyle bir muvahat oluşturmadın" dedi. Peygamber şöyle dedi: "Sen benim bu dünyada ve gelecek dünyada kardeşimsin" . Diger bir versiyon da su sekildedir: Taskin gözyaslari icinde Imam Ali (Allah ona rahmet eylesin) Peygamber'e (sav) yaklasti, ta ki bir kol uzunlugu mesafesine yaklasana kadar. Gözyaslarini elbisesinin ucuyla silerek dedi ki: "Ya Allah'in Peygamberi, yoldaslarinin hepsini ikiser ikiser kan kardesi olarak birlestirdin, ama beni hala kimseyle kardes etmedin." Peygamber (sav) gülümsedi ve Ali'yi yanina oturturdu. Ali'yi kollariyla sardi ve nazikce kucakladi ve fisildadi: "Sen bu hayatta ve sonraki hayatta benim kardesimsin." Ondan sonra Peygamber bunu sira sira dizilmis kalabalik insanlara yüksek sesle ilan etti: "Ey insanlar, Ali benim kardesimdir, Ali benim kardesimdir!" Bu olay Caferi kaynaklarinda su sekilde gecmektedir: O [Muhammed], Allah tarafindan Muhacirler ve Ensar arasinda kardeslik kurma emrini aldi. Bir gün genel bir toplantida takipcilerine döndü ve söyle dedi: "Simdi siz ikiser ikiser inanc kardesi olacaksiniz". Bu kardeslik kurumu tamamlandiktan sonra, Ali, gözlerinde yaslarla Peygamber'e söyle dedi: "Takipcilerin arasinda kardeslik kurdun, ama beni kimsenin kardesi etmedin". Bunun üzerine Peygamber Ali'ye dönerek dedi ki: "Sen benim kardesimsin, hem bu dünyada hem de sonrasinda" Yukaridaki kaynaklarin hepsi, Muhammed'in kendine Ali'yi kardes olarak sectigini ifade ediyor. Burada dikkat çekici nokta , kardeslik kurumunun Allah tarafindan verilmis bir emir olarak gecmesidir. ve Kur'ani farzdır: Dolayısıyla Hz. Muhammed ve Hz. Ali'nin kardes olmasi da, Allah'in emri ve istegidir.. Nitekim başka bir şii kaynağa göre: Baska bir kaynaga göre ise Muhammed Ali'ye su sekilde cevap vermis: "(Beni insanlar icin kilavuz olarak atayan) o Herseye Gücü Yeten'in [Allah] adiyla senin kardeslik meseleni sonraya biraktim, cünkü herkesin kardesligi tamamlandiktan sonra, ben senin kardesin olmayi istedim. Senin pozisyonun benim pozisyonuma göre Harun'un Musa'ya göre olan pozisyonu gibidir, ancak benden sonra bir Peygamber olmayacak. Sen benim kardesim ve halefimsin. Alevi olmayan kaynaklara göre, Muhammed, sahabelerle beraber Medine'ye ulastiktan sonra, ikinci kez bir Kardeslik Kurumu'nu gerceklestiriyor. Caferi kaynaklarinda bu olay ise su sekilde gecmektedir: Hicret'ten bes ay sonra Medine'deyken, Peygamber (sav) Ikinci Kardeslik vesilesinde göcmenler (Muhacirler) ve destekciler (Ensar) arasinda kardeslik yapti. Her iki olayda [Birinci ve Ikinci Kardeslik Kurumu'nda], [Muhammed] Ali'yi kendine kardes olarak secti, böylece digerleri üzerinde onu tercih etti. Ve ona dedi ki: "Harun Musa'ya nasilsa sen de bana öylesin, ancak benden sonra bir Peygamber olmayacak." Bazi kaynaklara göre bu sözler Birinci Kardeslik'te söylenmis, baskalarina göre ise, Ikinci Kardeslik'te.. Kaynak: Qızılbas nicli canın, aleviforum sitesindeki mesajından derlenmiştir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Dede-baba For This Useful Post: | nihal84 (01-30-2010) |
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Kur'an-ı Kerim'de Musahiplik Musahiplik Kurumu hem şii hem sünni kaynaklarında belirtilmesine rağmen, Kur'an emri peygamber sünneti bu kurumu yaşatan sadece Aleviler olmuştur.. Şimdi Kur'an-ı Kerim'de Musahipğlik ile ilgili ayetleri sunalım: Sebe Suresi Ayet 46 "...“(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir..’’ Enfal Suresi Ayet 74- 75 "....İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar içinmağfiret ve bol rızık vardır. ‘’Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba (musahip ) olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilir...." Tevbe Suresi Ayet 100 "...İslâm dinine girme hususunda)öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardanrazı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur..." Hasr Suresi Ayet 9 "...Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruretiçinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir..." |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Dede-baba For This Useful Post: | nihal84 (01-30-2010) |
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Sünni kaynaklar arasinda da bulunan baska bir versiyon da su sekildedir:
Ali dedi ki: "Ey Allah'in Elçisi! Beni yalniz birakip takipcilerin icin neler yaptiklarini görünce ruhum sona erdi, omurgam kirildi. Bu, bana karsi olan kizginliginin bir isareti ise, senden özür dilerim ve affina siginirim." Allah'in Elçisi dedi ki: "Beni Kendisi hakkinda gercekleri bildirmek icin Yollayan'in [Allah'in] adina yemin ederim ki, seni sadece kendim icin sakladim. Sen bana karsi Harun'un Musa'ya oldugu gibisin, ancak benden sonra bir peygamber olmayacak. Sen benim kardesim, mirascim ve yoldasimsin [companion]." Ali (as) sordu: "Senden neyi miras alacagim?" O (sav) cevap verdi: "Benden önceki Peygamberler mirascilarina ne biraktilar ise: Allah'in Kitabini ve Peygamberlerin Sünnetini. Cennet'teki evimde, kizim Fatima ile beraber, sen benim arkadasim [companion] olacaksin. Sen benim kardesim ve arkadasimsin [companion]." Ondan sonra, Allah'in selami onun ve soyunun üzerine olsun, bu ayeti okudu: "Onlar ki, birbirine kolayca bakacak sekilde oturmuslar, kardestir." [Kuran, 15:47] Yukaridaki versiyon, Alevi inancinda da oldugu gibi, Muhammed ve Ali'nin kardes olma olayi ile ilgili, bir Kuran ayetinin indigini ifade ediyor. Yine baska bir versiyona göre Muhammed Ali'ye söyle demis: "Destekciler [Ensar] ve Göcmenler [Muhacirler] arasinda kardeslik kurdugum icin ve onlarin icinden sana bir kardes secmedigim icin kizgin misin? Senin bana karsi olan statün, Harun'un Musa'ya olan statüsü gibi, fakat benden sonra bir peygamberin olmayacagi haricinde olmasindan memnun degilmisin?" |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
MUHAMMED’IN ALI’YE DEVAMLI “KARDESIM” OLARAK HITAP ETMESI Hz. Muhammed ve Ali arasinda gerceklesmis olan bir kardeslik kurumu sonrasında , Hz. Muhammed'in hala Ali'ye sürekli "kardesim" diye hitap ettigini ve kardesi olarak gördügünü görmekteyiz: Caferi eksenli bir kaynaga göre: Oldukca sık, Peygamber (as) Ali'ye isaret edip söyle derdi: "Bu benim kardesim, kuzenim, damadim ve neslimin babasidir." Baska bir firsatta ona söyle dedi: "Sen benim kardesim, arkadasim ve Cennet'te yoldasimsin [companion]". Bir keresinde onun [Ali'nin], kardesi Cafer'in ve Zeyd ibn Harise'nin arasindaki bir meselede ona [Ali'ye] hitap etmisti, ve söyle dedi: "Ya Ali! Sen gercekten benim kardesim ve neslimin babasisin. Sen bendensin ve benim icinsin." Onunla ( Hz. Ali) bir keresinde sözlesirken, dedi ki: "Sen benim kardesim ve vezirimsin; sen benim dinimi tamamliyorsun, verdigim sözü tamamliyorsun, borcumu yerime ödüyorsun, ve vicdanimi rahatlatiyorsun." Ölüm ona [Muhammed'e] yaklasirken, dedi ki: "Kardesimi bana getirin." Ali'yi cagirdilar. Ona [Ali'ye] dedi ki: "Yaklas bana Ali." Ali (as) yaklasti. [Ali'nin] kulagina fisildadi, ta ki temiz ruhu bedeninden ayrilana kadar. Ve baska bir Caferi kaynaga göre de: Disarida düsmanlar onu [Muhammed'i] öldürmek icin komplo kurarken, Peygamber Ali'yi kendi yataginda yatarken birakinca, Yüce Allah Cebrail ve Mikail'e söyle dedi: "Ben sizin aranizda kardeslik kurdum ve ikinizden birinin hayatini, digerinizden daha uzun kildim. Hanginiz digerinizin hayatinin kendinizinkinden daha uzun olmasini ister?" Her biri kendi hayatini daha kiymetli gördü. Yüce Allah söyle dedi: "Muhammed (sav) ile arasinda kardeslik kurdugum Ali ibn Ebu Talip gibi neden olamiyorsunuz? Ve o Muhammed'in yataginda uyumayi secti, kendi hayatini kardesi icin feda etmek ugruna. Yeryüzüne inin ve onu [Ali'yi] düsmanlarindan koruyun." Ikisi de indiler. Mikail Ali'nin ayaklari tarafinda dururken, Cebrail Ali'nin bas tarafinda durdu. Cebrail cagirdi: "Tebrikler! Tebrikler! Kim senin gibi olabilir ey Ebu Talip'in oglu? Allah bile seni meleklerine karsi övüyor!" Bu olay ile ilgili "Insanlardan kimi de vardir ki, Allah'in rizasina ermek için kendini feda eder." (Kuran, 2:207) ayeti indi. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi kaynaklarinda, Hz. Muhammed bazi insanlar tarafindan, Ali'ye hem "kardesi" dedigi icin, hem de ona kizini verdigi icin elestirildiğinden bahsedilir..
Muhammed'in bu konuda elestirildiginin bir örnegi Sünni kaynaklar arasinda su sekilde gecmektedir: Ali ve Fatima yeni evlenmisti. Kizina destek olmasi icin, hizmetcisi Baraka'yi onlarla beraber yollamisti. Ertesi gün Muhammed Ali’nin evine gidip, kapiya vuruyor: Baraka cikti ve Peygamber ona söyle dedi: "Ya Ümmü Aymen, kardesimi cagir bana." "Kardesin mi? O senin kizinla evlenen kisidir?" diye kuskulu bir sekilde sordu Baraka. Sanki: "Peygamber Ali'ye neden neden "kardesim" desin?" demek istemis gibi. (Peygamber Ali'ye kardesi olarak hitap etti, cünkü Hicret’ten sonra Müslümanlari ikiser ikiser olarak bir kardeslik kurumunda birlestirmisti. Peygamber ve Ali de "kardes" olarak birbirine baglanmisti.) Peygamber söylediklerini daha yüksek bir sesle tekrarladi. Bu olayin, Caferi kaynakli olan, baska bir versiyonunu ele alalim: Muhammed (sav) Ali'yi boynundan tutup: "Bu sizin aranizda benim kardesim, vekilim ve ardilimdir. O yüzden onu dinleyin ve ona itaat edin" derdi. O [Muhammed] (sav), genis bir gülümseme ile sülalesi ile birlikte takipcilerini [companions] karsilamak icin disari cikti. Abdul-Rahman ibn Awf, onu okadar memnun yapanin ne oldugunu sordu ona. O [Muhammed] cevap verdi: "Rabbimden aldigim ve kardesim ve kuzenim [Ali] ile ilgili ve kizim ile ilgili olan güzel bir haberden dolayidir. Herseye Gücü Yeten [Allah] Ali'yi Fatima'ya es olarak secti." Dünya kadinlarin en büyük Hizmetcisi Peygamber'in soyunun sahibi [Ali'nin] yaninda kalirken, Peygamber (sav) dedi ki: "Ey Ümmü Aymen! Kardesimi getir bana." Ümmü Aymen sordu: "O senin kardesindir ve sen hala onu kizinla mi evereceksin!?" O [Muhammed] söyle dedi: "Evet, elbette Ümmü Aymen." O [Ümmü Aymen] Ali'yi cagirdi. Olayin bu versiyonu, bu olayla ilgili gösterdigimiz ilk örnegi tasdiklemek disinda, baska bir önemli konuya da isik tutuyor: Ali ve Fatima’nin evliligi. Burada, Ali ve Fatima’nin evliliginin Allah tarafindan istendigini görmekteyiz. Allah’in da bu evliligi istedigini, hatta emrettigine göre, bu evliligin belli bir maksadi olmali, ki var, ve biliyoruz da: Oniki Imamlar. Aleviligin kaynaklarina dayali versiyon'da, Muhammed'in ve Ali'nin "ayni nurdan" geldigi sözleri vardi. Bu sözlere Alevi olmayan kaynaklarda da bolca rastlanabilir. Bu "ayni nurdan" gelme ifadesinin önemini aciklamakta yarar var: Dünya yaratilmadan önce, Muhammed ve Ali'nin nuru yaratilmisti. Bu nur bütün peygamberlerle beraber olup, Abdullah ve Ebu Talip'e varinca ikiye ayrildi. Ve Oniki Imam’larin olmasi icin, bu nurlarin birlesmesi gerekiyordu. Muhammed Zahir'i ortaya koydu, Imamlarin maksadi ise, Batin'i yasatmakti. Baska bir deyimle, nübüvvet göstermekle, velayet ise gizlemekle olur. Bu konu icin bkz: Kaynak: 12 Imamlar ve Sirlari: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Müsahiplik Hicretten sonrada devam etmiş midir? Bazi cevreler ( şii/ sünni) tarafindan, bu kardeslik kurumu sadece Hicret’le ilgili, bir kerelik olay olarak görülmektedir, ve dolayisiylaAlevi-bektaşilikteki musahiplikle ilgisi olmadigini savunurlar. Fakat biz, bu olayin, Hicret'ten bagimsiz, ve Hicret'le ilgili olmayan bir dönemde de gerceklestigini, Sahih Buhari'nin bir kac hadisiyle göstermek istiyoruz. Böylece, bu kardeslik kurumunun sadece bir kereye mahsus olmadigini izah etmis olacagiz: Enes nakletti: 'Abdur-Rahman ibn 'Auf bize geldi ve Allah'in Elçisi onun ve Sa'd bin Rabi'a arasinda bir kardeslik bagi kurdu. "Sen ['Abdur-Rahman] evlendigine göre, bir yemek ziyafeti sun, sadece bir koyun ile olsa bile..." 'Asim nakletti: Enes bin Melik'e dedim ki: "Peygamber'in "Islam'da kardeslik sözlesmesi yoktur" dedigi sana ulasti mi?" Enes söyle dedi: "Peygamber benim evimde Ensar ve Kureys arasinda bir [kardeslik] sözlesmesi yapti." Ebu Cuhayfe nakletti: Peygamber Selman ( Selanı farisi) ve Ebu Darda' arasinda bir kardeslik bagi yapti. Burada ilginç olan ikinci hadis örneğidir. demekki her dönemde Islam'da kardeslik sözlesmesinin olmadigini savunan bazi kesimlerinin varligı aşikar, fakat bu iddianin da gercek olmadigi vurgulaniyor. Yani daha dogrusu, bazi kesimler tarafindan, böyle bir kardeslik kurumunun istenmedigi görünüyor ki, bunun da Ali’nin önemini kücümsemek icin olmasi muhtemel bir nedendir. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Ebu'l Vefa ve Musahiplik Ebu'l Vefâ (d. 1026), onikinci kusaktan Ali'nin torunudur, seyyiddir. Ebu'l Vefâ'nin, Anadolu Aleviligin erken dönem pirleri arasinda yer aldigi tartisilmazdir ve özellikle bu nedenden dolayi Ebu'l Vefâ bizim acimizdan cok önem tasimaktadir. Kendisi bir Seyh (Mürsid) olup, Babai'lerin Pir'idir. Ebu'l Vefâ'yi görebilmek, ve onun tarikatina baglanabilmek icin, bir cok ülkeden ve yöreden insanlar gelmistir. Ebu'l Vefâ, semâ’ (semah) dönen, 12 Imamlara inanan, Zahir ve Batin inancini benimseyen, âyinlerini kadin-erkek birlesik yapan bir mutasavvifti. Bunlarin disinda, daha da ilgi cekici olan, ve konumuzun da ilgi alanini olusturan sey ise, Ebu’l Vefâ'nin, kendi müridlerini birbirine "muvahat" (kardes) etmesidir. Bunu bir örnekle gösterelim: Beyazid-i Bestami'nin tarikat üyeleri ve Ebu'l Vefâ'nin kendi tarikat müridlerinin beraber oldugu bir toplantida, Beyazid-i Bestami’nin tarikatindan yirmi kisiyi kendi tarikatindan yirmi kisiyle muvahat ediyor: "...Andan sonra ashâb-i Bayezid'in muteberleri durub Hazreti Seyyid’in elin öpüb ve istigfar etdiler ve dahi iltimâs etdiler ki; bu silsilenin ashâbi Hazreti Seyyid silsilesi ashâbiyla kardas olalar. Hazreti Seyyid bu iltimâsi Kabul idüb yirmi kisi ol tarafdan ve yirmi kisi bu tarafdan akdi muvahat idüb, ahiret kardasi oldilar...." Yukaridaki alintida dört önemli noktaya rastliyoruz: 1- görüldügü üzere yukarida bahsi gecen kardeslik kurumu, Caferi ve Sünni kaynaklarinda da Arapca olarak gectigi gibi, akd-i muvahat ismiyle geciyor. Böylece, burada gördügümüz ve Alevilerin en büyük pirlerinden biri tarafindan uygulanan muvahat'in, Muhammed ve Ali'nin arasinda yapilan muvahat'a dayandigi anlasilmaktadir. 2- bugün Alevilerde bile kullanilan "ahiret kardesligi" tabirinin de yukarida gecmesidir, ki bu tabir bugün musahipligin ta kendisi icin kullanilmaktadir. Bu da muvahat'in Alevilikle olan iliskisini daha da güclendiriyor. 3- bu kardeslik kurumunun nasil uygulandigidir. Alintida gördügümüz gibi, kardeslik kurumu, tarikat seyhi tarafindan, yani Ebu'l Vefâ tarafindan uygulaniyor. Muvahat olmadan önce, muvahat olmak isteyen kisiler seyhin (Ebu'l Vefâ'nin) elini öpüp, ondan af diliyorlar, ve birbiriyle muvahat olabilmek icin, ilk önce ondan ricada bulunup, onun rizasini aliyorlar. Günümüz Alevilerde uygulanan musahiplik erkânini çok ciddi bir sekilde cagristirmakla beraber, olayin baska bir boyutunu da hatirlatiyor bize: 4- Hem yukaridaki alintida, hem de Muhammed ve Ali'nin akd-i muvahat'inda, her insanda, baskasini muvahat yapma yetkisinin olmadigini görüyoruz. Ali'nin döneminde, insanlar arasinda muvahatligi sadece Muhammed uygularken (Alevi kaynaklarinda da bu sekilde geciyor), yukaridaki alintimizda da, muvahatligin sadece bir seyh tarafindan uygulanabilecegi göze carpmaktadir. Bu seyhin de ayni zamanda Oniki Imamlarin soyundan gelen bir seyyid olmasi, yine Alevi dedelerininin bugünkü durumuna götürüyor bizi. Günümüzde de musahiplik sadece (seyyid olan) pirler/dedeler tarafindan uygulanabiliyor. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alevilikte, kardeşliği, müsahiplik, yol |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||