![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Hakka Yürüdü |
Sayin Sinan Isik icin dava surecini 2.10.2010 tarihinde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] degerlendiren Ali Polat'in yazisi:
ekler: Davaya iliskin tercume edilmis Kararin kopyasi [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Kimlikte Pirus Zaferi Epirus'lu Pirus’un gözleri bütün savaş meydanını bir uçtan bir uca gezindi. Her yerde birbirinin kopyası görüntüden başka bir şey yoktu. Kılıcı elinden kaydı, büyük sessizliğe mahkum bir edayla düştü. Çeliğin parlak rengi al kan olmuş kılıcı toprağa değmemişti. Toprak topraklıktan çıkmış kızıl denize dönüşmüştü. Epirus'lu Pirus’un kılıcı toprağa ulaşamamış hemen ayağının dibindeki cesetlerden birisinin üzerine düşmüştü. Kollarını gökyüzüne kaldırdı ciğerlerini dolduran havayı çığlığına katarak bağırıyordu. Sesinde zafer kazanmış bir komutanın sevinci değil yenilmeye mahkûm bir galibin hüznü vardı. Her galibiyet her zaman gerçek olmaya bilir tıpkı Epirus'lu Pirus’un galibiyeti gibi yenilmeye mahkum galibiyetler tarih yapraklarında yer almaktadır. Sinan Işık’ın galibiyeti de tıpkı Epirus'lu Pirus’un savaş meydanındaki galibiyeti gibi. Tek fark birisinin savaş meydanında diğerinin hukuk alanında olması. 02 Şubat günü AİHM’sinin Türkiye ile ilgili olarak verdiği iki önemli karar vardı ki biri 21924/05 nolu başvurunun sonucu olup toplumun bütün kesimlerini din, dil ve etnisite ayrımı yapmaksızın etkiliyordu. Bu karara göre artık nüfus cüzdanlarında din hanesinin olmayacak. Zaten yürürlükte olan 23 Kasım 2006 tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’e göre aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak düzenleniyor, değiştiriliyor, boş bırakılıyor veya silinebiliyordu. Fakat AİHM’nin 2. Dairesinin 02.02.2010 tarihli 12372 nolu kararı mevcut Yönetmeliği AİH Sözleşmesine aykırı bulmuştu.[1] Peki, AİHM’in bu kararı nereden çıktı? Her şey Sinan Işık’ın kimliğindeki din hanesine İslam yerine Alevi yazdırmak istemesi ile başladı. Tarih 7 Mayıs 2004 ve o gün Sinan Işık, İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçesini veriyor. Dilekçesinde “Kimliğimin arka yüzünde yazılı dini İslam bölümündeki İslam ibaresi gerçeği yansıtmamaktadır” diyor ekliyor “(…) Alevi bir insan olarak, yaşadığım inanç ve edindiğim bilgi neticesinde bir insanin hem alevi hem de İslam olamayacağına inandım. (…)gerçekle ilgisi bulunmayan (…) böylesi bir çelişkiyi daha fazla taşımak istemiyorum. (…) bu acı gerçeğin yüksek mahkemenizce tespit edilerek hükme bağlanmasını ve bu nedenle nüfus kağıdımda yazılı olan İslam ibaresinin çıkartılarak yerine gerçek inancım olan Alevilik’in yazılmasını” istiyor. Sinan Işık haklı mıdır değil midir diye irdelemeden önce onun ilk duruşma günü olan 15 Haziran 2004’de hakime söylediklerine bir bakmak uygun olur. “Alevilerin ezici çoğunluğunun kendilerini Müslüman olarak gördüğünü de bilirim ve fakat bir şeyin genel kanı olması O şeyin mutlak doğru olduğu anlamına gelmez” diyordu. Mahkemenin görüş talebi üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 09 Temmuz 2004 tarih 124/981 sayılı yazı ile bu konu hakkında görüş bildiriliyor. Söz konusu yazıda özetle “Alevilik de İslam kültür tarihi içerisinde yer alan tasavvufi-kültürel yorumlardan biridir. İslam dünyasının genelinde kullanılan “Alevi’ kelimesi, sözlükte “Ali’ye mensup”, “Ali’ye bağlı” demektir. (…)Alevilik, İslamiyet’ten ayrı müstakil bir din olmadığı gibi, İslam Dini içinde bir mezhep de değildir. Alevilik İslam içinde tasavvufi ve kültürel özellikler taşıyan bir alt grup ve yorumdur” demektedir. Bu görüşü esas alan mahkemede 07 Eylül 2004 günü Sinan Işık’ın talebini ret etmiştir. Buraya kadar yalnız olan Sinan Işık bundan sonrasında yalnız olmayacaktır. 27 Eylül 2004 tarihinden itibaren yanında o günlerde PSAKD başkanı olan Av. Kazım Genç olacaktır. Bu karardan sonra doğal olarak Yargıtay süreci başlıyor ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 21 Aralık 2004 tarihli kararı ile mahkemenin kararını onaylıyor. Doğaldır ki kararın onaylanması üzerine Sinan Işık avukatı PSAKD başkanı Kazım Genç vasıtasıyla karara itiraz ediyor. Sonuçta da dava 2005 yılında AİHM’ gidiyor. Sonuçta 2 Şubat 2010 tarihinde AİHM 2. Dairesi kararını açıklıyor. Buna göre özetle, din hanesininin başvuru halinde boş bırakılması dahi devletin dinsel inanca müdahalesi olarak görüyor ve AİHS’nin 9. maddesinde belirten dinsel inancın açıklanmasının zorunlu olmaması ilkesine aykırı buluyor. Bu noktaya kadar baktığımızda Sinan Işık’ın davasının ile laik ilkesini Türkiye’de ne kadar kötü uygulandığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Bu açıdan dava ve karar önemli olduğu kadar Sinan Işık açısından da başarı vardır. Fakat madalyonun bir de diğer tarafına bakmak gerekiyor. Böylece her şeyin hiç de göründüğü kadar basit olmadığı net şekilde görülecektir. 02.10.10[/quote] |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post: |
|
|
#2 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.062
Thanks: 12580
Thanked 8555 Times in 4028 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Balta (10-04-2010), |
|
|
#3 |
|
Hakka Yürüdü
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ali POLAT dostumuza teşekkür ediyorum...
Meseleyi kendince güzel anlatmış... Sinan IŞIK olarak güncel hayatta kendimce yaşayıp, dışarıda birçok duvarla karşılaştıktan sonra, keşfettiğim sanal aleme can havli ile attığımda kendimi, üyelik için gerekli olan ve aynı zamanda gizlenme aracı olarak kullanılan nick-imi seçemem de gerekiyordu… Alevi forumlarına üye olmuş binlerce insanın içinde kendimi nasıl edipte gizleyeceğim konusu ise başlı başına bir sorun teşkil ediyordu… Nasıl olsa çok geçmeden mecburen anlatmaya başlayacağım hikayem neticesinde kim olduğum hemen anlaşılacaktı… Hal böyle olsada yinede ortama uyup kendime uygun bir isim bulmam gerekiyordu… Çok düşündüm ve bu ismin -Kral çıplak-tan başkası olamayacağına karar verdim… Kendi tarihimizden uygun bir isim-in aklıma gelmemiş olması da beni düşündüren ayrı bir durumdur… Böyle bir örnek vardı da ben mi görememiştim… Yoksa var olanlardan herhangi birini seçmem halinde o örneğe uygunlukta ille de bir sorun yaşarmıydım işte bunu bilmiyorum… Neticede bana yani üstlendiğim göreve en uygun olan ismin -Kral çıplak- olduğuna karar verdim… Gerçi bu sözü söyleyen yabancı menşeyli bir çocuktu ama söylediği söz ve sonrasında yarattığı etki ile benim ki arasında çok büyük benzerlikler vardı… Nede olsa bende bir Alevi çocuğuydum… Sonuçta çocuk, dünyanın her yerinde çocuktur ve aynı doğal reflekslerle hareket ederler… Şimdi ise Ali POLAT arkadaşımın yaptığı yeni ve oldukça ilginç bir benzetmeyle karşı karşıyayım… Çocuk saflığıyla ettiğim sözün yarattığı etkilere ve özelliklede yaşadığım sıra dışı olaylara baktığımda, Bu benzetmenin de çok anlamlı ve yerinde olduğunu görüyorum… Ali arkadaşın yaptığı bu benzetmeyi neye dayanarak yaptığını iyi biliyorum… Kendisini kutluyorum… Özellikle Alevilerin bu gelişmeleri iyi bilmesi gerektiğine inanıyor ve şiddetle savunuyorum… Alevilerin kimler eliyle nerelere götürüldüğünü en açık şekliyle görmek isteyenler özellikle bu davanın gelişimini iyi takip etmeleri gerekmektedir… Birileri tarafından sürekli olarak önümüze sürülen İZZETTİNLER meselesinin yanı sıra, En az bunlar kadar tehlikeli işler yapan GİZLİ İZZETTİNLER-in de farkına varmak gerekiyor… Açmış olduğum davada, davanın ana maddesini oluşturan ALEVİLİK İSLAM DIŞIDIR iddiasına en başta şiddetle karşı çıkanlar “ Aleviliği İslam-ın özü “ olarak gören kesimdi… Bu kesimin bu tepkisini anlayışla ve önceden beklemek gerekiyordu ve bende öyle yaptım… Fakat burada esas sorun başka yerden çıktı… İlk zamanlarda HEM İÇERDE VE HEMDE DIŞARDA OLMAK ÜZERE ALEVİLİĞİ İSLAM DIŞI GÖREN KOSKOCA ALEVİ KURUMLARI… Bir süre sonra bu söylemden RÜCU edip, yeniden İSLAM KUYRUKÇULUĞUNA BAŞLADILAR… İşte PİRUS-U TAŞLAYARAK ÖLDÜRECEK OLANLAR BUNLARDIR… Yalnız her ne kadar görüntü böyle olsa da, Hiç kimse şunu unutmamalıdır… Pirus-lar katledilebilir… Kral çıplak diyen çocuklar da katledilebilir fakat, başlayan UYANIŞ ASLA ENGELLENEMEZ… İşte,masum bir çocuğun ağzından çıkan…AAA… ANNE BAK KRAL ÇIPLAK sözü insanlık tarihinde neyi ifade ediyorsa… ALEVİLİĞİN İSLAM DIŞI OLDUĞUNU RESMİ ANLAMDA GÜNDEME GETRİP, KOCA BİR TOPLUMU TARTIŞTIRMAK VE KENDİNİ SORGULAR HALE GETİRMEK AYNI ANLAMA GELİYOR… Bu davanın AİHM-de görüşülüp esas istemin dışında bir kararla sonuçlanması ise ayrıca ele alınması gereken çok ilginç bir durumdur… Kararın bu şekilde çıkmasına çok şaşıran birileri oldu ama, Aslında şaşılacak olan onların bu şaşkınlıklarıydı… KİMLİĞİME ALEVİ YAZIN ana istemiyle açılan bu davanın, KİMLİKLERDEN DİN HANESİNİN KALDIRILMASI şeklinde sonuçlanması hiçte şaşılacak bir şey değildi, Çünkü bütün bunlar ve daha nice gelişmelerin hepsi bu tek maddenin içinde zaten vardı… Yani ben bütün olası gelişmeleri kendimce tespit edip öylece yola çıkmıştım… Bunların hepsini KİMLİK başlıklı yazımda anlatmıştım… Fakat benimde şaşırdığım bazı ilginç gelişmelerin olduğunu buradan söylemek zorundayım… Ali POLAT arkadaşın Türkçeye çevrilmiş olarak bize sunduğu AİHM kararını bu haliyle ilk kez okumuş bulunmaktayım… Uzun zamandan beri elimde olan Fransızca metni Türkçeye çevirtemediğim için, orada neler söylendiğini bilmiyordum… Buradan okuduğum çeviri tam bir uzman çevirisi olmasa da, yazıdan okuduğumdan anladığım kısmında beni de şaşırtan şeylerin olduğunu gördüm… AİHM ndeki görüşmeler esnasında neler olduysa ve kimlerden bilgi alındıysa, Benim asıl iddiamın dışında ve iddiama taban tabana zıt söylemlerin araya girdiğini görmekteyim… Sanki ben Aleviliğin İslamın bir mezhebi olduğunu iddia etmişim vede kimliğime mezhebimin yazılmasını istemişim gibi bir sonuç çıkıyor ortaya… AİHM yargıçlarının bu kanıya nereden vardıklarını çok merak ediyorum… Saygıdeğer avukatım KAZIM GENÇ-in büyük gayretleriyle bu başarının elde edildiğini her fırsatta söyledim… Bu vasileyle buradan bir kez daha tüm laikler adına teşekkür ederim… Avukatım tarafından AİHM-ne sunulan itiraz dilekçesi uzun bir zaman sonra elime geçti… Dilekçeyi okuduğumda bazı endişelere kapıldım ve bunu kendisine telefonda uzun uzun anlattım… Bunları şimdi burada uzun uzadıya anlatmayacağım… Fakat kendisinin verdiği garanti sözüne güvenerek olduğu gibi kabul ettim ve onun isteği üzerine yargılamaya müdahale etmedim… Sonunda çok önemli bir karar çıktı… Bu karar laiklik adına SESSİZ BİR DEVRİM niteliğindeydi VE ANA AMACIMA EŞDEĞER NİTELİKTEYDİ… Fakat yukarıda da belirttiğim gibi Türkçesini henüz bugün okuduğum AİHM kararındaki bazı atıflar beni çok şaşırttı… Aleviliği sanki İslamın bir mezhebiymiş gibi anlatan o ifadelerin kaynağının ne veya neresi olduğunu şu andan itibaren çok merak etmeye başladım… Duruma bakılırsa AİHM yargıçlarından da Alevi İslamcılar türemeye başlamış gibi… Oysa benim açtığım davada böyle bir şey kesinlikle yoktu ve zaten olması da mümkün değildi… Fakat bu konuda “ kimlerin " o yargıçlara bu fikirleri verdiğine dair bazı fikirlerim var ama, Elimde bir kanıt olmadığı için şu an için bir şey demem doğru olmayacak… AİHM sürecinde avukatım dışında bu davaya müdahale eden ve bilir kişilik yapan birileri veya bazı Alevi kurumları olması kuvvetle muhtemeldir… Bu bağlamda en başta aklıma gelen kurum AABK dır… Onların böyle şeyler söylemesini ihtimal dışı görmüyorum… İlk günlerde Alevilik İslam dışıdır söylemini yiğitçe dillendirenlerin, Bir süre sonra nasıl edipte İslamın kuyruğuna sarıldığını gördük… Hal böyle olunca bu davanın içine girip böyle empozelerde bulunma olasılığı da var… Neyse zaman her şeyi ortaya çıkaracaktır… Yalnız şunlarıda eklemeden edemeyeceğim… Büyük çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu Türkiyedeki laik kesimin tavrını anlamakta güçlük çekiyorum… Tabi bunların başında gelen de CHP-dir… Bu gün itibariyle üçüncü ayına girdiğimiz ve fakat ne yazık ki unutulmuş olan bir olayı hatırlatmak zorundayım… Bu zorundalık beni ayrıca rencide ediyor… 2 Ağustas 2010 tarhinde uygulanmaya başlanması gereken bu AİHM kararı bir türlü hayata geçmedi… Bu kararı uygulayacak olan AKP nin hangi kökten geldiğini ve amacının ne olduğunu bildiğimiz için ona herhangi bir serzenişte dahi bulunmayı aklımın ucundan bile geçirmiyorum… Fakat şu laik kesimin baş sözcülerinin bu kararın neden hala uygulanmadığını AKP-den sormuyor olmaları beni baya düşündürüyor… Ne dersiniz sayın Aleviler haksızmıyım… Saygılarımla Kral çıplak. Sinan IŞIK |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post: |
|
|
#4 | |
|
Hakka Yürüdü
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Mustafa Yeşilyurt; Aklınca bana karşı kullanabileceğinı düşündüğün bir malzeme bulmuş olamanın sevinciyle birden bire ortaya çıkmışsın... Sen sırtındaki ağır ahlaki yükleri ne zaman indirdin de bana laf söylemeye başladın... Tekke duvarına işiyorsun haberin yok... Ben kiminle ne şekilde ve hangi ölçülerde ilişki kuracağımı senden ve içinde bulunduğun güruhtan öğrenecek değilim... Kendine sonsuz güveni olan biri olduğum için bu konuda hiçbir sıkıntım yok... Görüyorumki geçmişten bahsediyorsun, benim olmadığım zamanlara kadar gidip örnekler veriyorsun fakat benimde olduğum ve birebir tanıklığını yaptığım olayları unutmuşa benziyorsun... Eski defterleri açmak benim açımdan zerre kadar sorun olmaz ama özellikle senin açından ve ortaklığını yaptıkların açısından pek içi açıcı olmaz... Bugün kötülediğin AB. formu için neleri feda ettiğini ikimizde biliyoruz, burada bulunanlardan çoğu da biliyor... Ali KARUL-UN FORMUNA GİDİP ORADAKİ ARKADAŞLARA MERHABA DİYECEĞİM ÇÜNKÜ NEDE OLSA SİZİN BİRBİRİNİZDEN BİR FARKINIZ YOKMUŞ DEDİĞİMDE BANA NASIL SALDIRDIĞINI UNUTMAMIŞ OLMAN LAZIM... Peki şimdi ne oldu??? HAAAA ne oldu??? Her türlü hakareti ettiğin Ali KARUL birden meyve veren ağaç oluverdi... Hemde o günlerde söylediğin suçlarına ek olarak bir sürü belgeli suçları ortaya çıktığı halde, nasıl oldu da Ali KARUL-u meyve veren ağaç yaptığını bizlere bi anlat, ondan sonra ben sana kiminle ne için konuştuğumu anlatayım… Balta hakkındaki düşüncelerimi daha önce yüzünüze karşı defalarca söyledim, İstersen bir kez daha söyleyebilirim… Ali POLAT-a gelince, adını daha önceki tartışmalardan biliyorum… Alevilik konusundaki düşünceleri senin dediğin gibi olsa bile, burada ki durumda kendisine yakışacak bir harekette bulunup bir gerçeği dile getirdiği için en azından sizlerde olmayan dürüstlüğü olduğu çok açık… Birçok konuda hemfikir olduğum sizlerden yediğim kalleşçe darbelerin yanında, Alevi İslamcı da olsa böyle bir samimiyet sergilediği için sizlerden daha duyarlı biri olduğu açık… Üstelik hiç bilemeyeceğin bir şeyi daha sana söyleyeyim de hakkımda koz olarak kullanacaksan bunu kullan… Ali POLAT İzmirde yaşayan bir vatandaş… MSN-mi bulmuş ve bir süreden beri zaman zaman kendisiyle MSN üzerinden görüşüyoruz… Çalıştığı işyerinin adresini aldım ve geçen hafta kendisine ani bir ziyaret baskınında bulundum… Kısa boylu, Pekte yakışıklı olmayan sıradan bir devlet memuru… Binanın altındaki merdiven altı çay ocağında bana iki çay ısmarladı… Dikatimi çeken şey ise cebinde sıgarası yoktu, güvenlik görevlisinden iki tek sigara aldı, önce onları içti, sonrada benden otlandı… Çay paralarını kendisi verdi… Bir süre AİHM kararı üzerine sohbet ettik, AİHM kararının türkçesini bulduğunu söylediği için yanına gitmiştim… Çünkü bir süre önce benden kopyalarını istemişti ve bir arkadaşına tercüme ettireceğini söylemişti… İşte sana koskoca bir malzeme, tepe tepe kullan… Artık hangi başlığı atacağına beraberce karar verirsiniz… Buradan tüm Alevi İslamcılara sesleniyorum, pisliğe bulaşmamış ve sırf kendi inancını savunan tüm Alevi İslamcılara kapım açık… Bu arada Balta arkadaşa da seslenmek istiyorum, “ Eyyyy BALTA, Olurda yolun İzmir-e düşerse, ve beni ziyaret etmeden gidersen sana yuh olsun “ “ Eyyyy Ozan ABBAS sanada aynısını söylüyorum “ “ Ve Eyyyyyyy BAŞKÖYLÜÜÜÜÜÜ SENDE DUY “ Ve Ali KARUL…her ne kadar sana kızsam da, ve bundan sonrada tavrımı aynı şekilde südürecek olsamda, ve her ne yapmış olursan ol, senin bunlardan kaliteli biri olduğunu biliyorum… Değimli ki bu vatandaşlar seni meyve veren ağaç olarak kutsuyorlar ve sansiperane bir şekilde savunuyorlar, Demek oluyor ki sen gerçekten bunlardan çok kalitelisin… Kalite sıralamasını şöyle yapıyorum… EN ALTTAN BAŞLAYARAK SAYIYORUM… En alttakiler belli…Marabalar… Üçüncü sırada olan ise, sen ve o ünlü tarihçi yazar olmak üzere ikinize birden sahip çıkan kurumsal büyüklerimiz… İkinci sırada olan ise ünlü tarihçi yazar, çünkü o da seni meyve veren ağaç olarak görüyor… Dördüncü sırada ve hepsinin tepesinde olan kişi ise SENSİN… Çünkü bunların hepsinin de el üstünde tuttuğu bir kişisin… Ve mutlaka kabul etmek gerekir ki sen kendi çapında gerçek bir değersin…. İşte böyle Mustafa Yeşilyurt; Görüyorsun işte mesele neredeeeen nereye geldi… Sana bol seyircili etkinlikler… Kral çıplak. Konu kral çıplak tarafindan (04-04-2011 Saat 19:36 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post: | Balta (10-04-2010), ...baskoylu... (10-04-2010) |
|
|
#5 |
|
...
Üye No: 2175
Mesajlar: 511
Thanks: 1193
Thanked 840 Times in 368 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 5
REP Seviyesi :
![]() |
Saygideger Kral Ciplak Can
Yasadigimiz su cirkef dunya duzeninde, Insanlarin Bencillgi, Egoistligi, Ahlaksizligi ve daha bir cok olumsuzluklar hic kuskusuz Dunyamizi kirletmektedir..... kirletmeye devam etmektedir. Kin, Nefret, Intikam, Oc alma gibi olumsuzluklar Alevi Yasam Felsefesinde bulunmamasina ragmen, kabul edilmemesine ragmen, bu toplum icinde gorunmek istiyenler veya gorunmeye calisanlar igrencliklerini bazen farkinda olmadan ortaya koymaktadirlar. Bunlari gormemek icin kor olmak gerekir, Yeri geldiginden FARKLILIKLARIMIZ ZENGINLIKLERIMIZDIR diye soylenip dururuz, fakat Pratige geldigimiz zaman bunu uygulmakta zorlandigimi gibi sinifta kaliyoruz. Alevi Yasam Felsefesinde Eline, Beline ve Diline sahip olma olgusu basta gelendir. Diline sahip olmiyan Ahlaksizlarin, Doneklerin, Cikarcilarin, Onursuzlarin, Kaypaklarin ve benzeri tutum icinde olanlarin Alevilikle ilgi ve alakasi olabilirmi? Bu ve bu gibileri kendilerini ne kadar toz pembe gosterseler!!!! bozuk bir kisilige sahipse duzelmeleride oldukca zordur. Engels`in dedigi gibi, Din Insan Beynine Yerlestirilen Bir Afyondur misali kotuluk ve ahlaksizlik bunlarin beynine yerlesmis ve insanliktan cikmis birer yaratik haline gelmislerdir...... Bizler her zaman hosgoru ilkesi ile tartisiriz, yeri gelidiginde sert tartismalarimizda olabilir, hatalarimiz oldugu zaman ozur diliyerek ozellestiri vermesinide bilmemiz gerektigine inaniyorum. Bazi insanlar Kurnazliklari ile, Hileleri ile, Yalanlari ile ve Sahtekarliklari ile kendilerini baskalarindan daha akilli sanirlar, Kendilerine ait olan batakliga kendilerinin gittiklerini farkinda bile olmazlar, Hata ve yanlislari ile ne kadar ve nasil bir insanlik dusmani oldugunu bile farkinda olmazlar, ayni zamanda baskasininda bunun farkinda olmiyacagini dusunurler............ Insan aklinin temeli BILINCTIR. Bu bilinc insanin kendisi ve cevresi ile iliskisini duzenlemesini saglar. Insani diger canlilardan ayiran temel ozellik Aklin yolu ve Vicdan olgusudur, Aklin yolu ile elde ettigi bilinc olgusu ile surekli yanlislari atip dogrulari almasini sart kosan degerli bir olgudur, kimi insan bu degerli olguyu hep kendi cikarlarina yonelik kullanmak ister, yanlista olsa bile bile Haksizin, Zorbanin, Zulumun ve benzeri olumsuzluklari savunmaya calisir. Dolayisiyla Insan ozgur iradeye ve zaman bilincine sahip olmasi gerekirken, kendi egolarini tatmin etmek ve cirkin emellerine sahip olmak icin elinden gelen igrenclikleri yapmaktan geri durmamasi dusundurcu ve uzucudur..... Bazen oyle bir an geliyorki, Bazi dusunen hayvanlari, Dusunmiyen hayvanlarla degistirmek isterim. Saygi ve Sevgilerimle. Konu baskoylu tarafindan (10-04-2010 Saat 05:45 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to baskoylu For This Useful Post: | Balta (10-04-2010), |
|
|
#6 | |
|
Üyemiz
Üye No: 3160
Mesajlar: 92
Thanks: 103
Thanked 191 Times in 76 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 54
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
|
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Balta For This Useful Post: | ...baskoylu... (10-05-2010), |
|
|
#7 |
|
Yeni Üye Bulunduğu yer: İstanbul
Yas: 28
Üye No: 377
Mesajlar: 11
Thanks: 2
Thanked 26 Times in 8 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 30
REP Seviyesi :
![]() |
Bu forumda önceden güzel bir üslup kullanılırdı ama ne yazıkki bazı güruhlar Genç Aleviler sitesinide sarmışlar.
Öncelikle bundan dolayı üzgün olduğumu dile getirmeliyim. Konumuza dönecek olursak, söz konusu yukarıda ki sayın Ali Polat'ın yazısını bende yazı yazdığı haber sitesinde okudum. Ancak içerikten çok sayın Polat'ın o haber sitesinde yazı yazmasına sevindim.Çünkü bundan 1-2 yıl önce bahsi geçen haber sitesinin imtiyaz sahibi kişinin başında bulunduğu malum forumda kendisi hakkında edilmedik hakaret ve edilmedik iddia bulunmuyordu! Ancak bugün görüyorum ki sayın Polat'ı haber sitesinde yazar olması yönünde ikna etmişler. İnsanın ister istemez aklına geliyor; ne değişti? Yani forumdan katkı sunan beyin takımı ayrıldı diye mi yapıldı bu hamle? Aslında bu soruları bu nickimle yasaklı olduğumdan farklı bir nick ile giriş yaparak malum forumda sordum ama ne hikmetse forumun yönetici şahsiyeti yine yasaklama ve mesajı silme yolunu seçti. Genç Aleviler sitesinde herhangi bir huzurluk falan çıkarmak aklımın ucundan bile geçmez ama yukarıda ki sorularıma malum sitenin yöneticisinin cevap vermesinide isterim. Saygılarımla... |
|
|
|
|
|
#8 | |
|
...
Üye No: 2175
Mesajlar: 511
Thanks: 1193
Thanked 840 Times in 368 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 5
REP Seviyesi :
![]() |
Sayin *Can*
Kim oldugunuzu yani diger nikinizi bilmiyorum, tahmin etmekte istemiyorum, cokta onemli degil, Onemli olan gelisinizin saldiri nitelikli ve heybetli olmasidir........ Turkcede guzel bir deyim var, Persembenin gelisi, Carsambadan bellidir...... Alinti:
"GURUHLAR" kelimesi uslup olarak sizce cokmu guzeldir? Kin, Nefret, Intikam ve Oc alma olumsuzluklarla nereye kadar gidebilirsiniz, Ayrica Aleviyim diyen sahis ve sahislar kendilerine nasil yakistiriyor bunu? Inanin su gostermis oldugunuz cabanin %20 sini Dincilere, Fasistlere, Irkcilara ve Milliyetcilere karsi gosterseniz, Sevgi ve Insanlik yolunda yola hizmet etmis olacaginiza inaniyorum. Keskin Sirke kendi kupune zarar verecegini bildiginize gore, bizimde birbirimize nasil zarar verdigimizi ve birbirimizi yemeye calistigmizi gormus olmaniz gerekir, Farkliliklarimiz zenginliklerimizdir olgusu bu olmazsa gerek... Saygilarimla. |
|
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Yeni Üye Bulunduğu yer: İstanbul
Yas: 28
Üye No: 377
Mesajlar: 11
Thanks: 2
Thanked 26 Times in 8 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 30
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Evet doğru diyorsunuz; ırkçılara ve dincilere karşı direncimizi göstermeliyiz.Ancak temizlik önce içimizden başlar.Dün yalan ve hileler ile insanları karalayarak bir şeyler elde etmek isteyenler, bugün neden farklı denemeler yapmaktadırlar, sorumuz açık ve nettir. "güruh" lafına takılmanız iyi oldu, umarım sizde o güruhu bir an önce görür ve doğruluk payımızın olduğunu burada beyan edersiniz. Saygılarımla... |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Hakka Yürüdü
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yazar : Ali Polat
Bir önceki yazıda madalyonun bir de diğer tarafına bakmak gerekiyor demiştik. Yavaş yavaş madalyonun diğer tarafına bakmaya başlayalım. Sinan Işık davasını inancını açıklamak zorunda olmasından kaynaklanan sorundan ötürü açmamıştır. Amaç kendi kafasında ki Aleviliği hukuksal olarak teyit ve kabul ettirmektir. Nitekim ilk dava dilekçesinde kimliğimin arka yüzünde yazılı dini İslam bölümündeki İslam ibaresi gerçeği yansıtmadığını ve bir insanin hem alevi hem de İslam olamayacağına inandığını ifade etmektedir. Görüleceği üzere Sinan Işık, Aleviliği ve İslam’ı farklı noktalara koymaktadır. Kendi deyişiyle “Alevilik İslam’ın dışındadır” dediğinde buna en başta Alevilerin ezici çoğunluğu, asimilasyona çalışan kafa takımı ile onlara omuz veren sözde aleviler karşı çıkacaktı. Amacı, Alevilerin kendilerini sorgulamalarını başlatmak, başlayacak olan tartışma sayesinde Aleviliğin özüne dönmesi sağlamak, böylece asimilasyona DUR demek ve Aleviliğin resmen tanınmasını sağlamaktı. Peki kimdi bu Sinan Işık? Ocakzade midir? Aleviliğin hangi koluna Ocak koluna mı, Çelebi koluna mı yoksa Babağan bağlıdır? Kendisi ile 9 Mart 2009 günü yaptığım ilk kısa söyleşide ki tanıtımı 1962 doğumlu Erzincan Tercan’lı olup 5 yaşından beri İzmir’de yaşamakta ve Konak belediyesine bağlı Toros kütüphanesinde işçi statüsünde çalışmakta. Lise-1 den terk etmiş öğretim yaşamını. 1980-84 yılları arasında Almanya’da ilticacı olarak yaşamış sonrasında Türkiye’ye dönmüş. 1990’da belediyede işe başlamış 2003-4 yıllarından beride kütüphanede ki görevini sürdürmekte. Yaşamına baktığımızda Aleviliği azda olsa yaşamakta olan toprağından küçük yaşlarda uzaklaşmış, gençliğinden itibaren materyalist felsefeyi benimsemiş, ‘din afyondur’ sözünü desteklemiş bir kuşaktan geliyor. Büyük ihitimal ne ailesinden ne çevresinden Aleviliğin temelinde yatan oniki imam, Kerbela, Buyruk, Makalat, Cem gibi değerler konusunda yeterli bilgi almadığı gibi yaşamamış olsa gerek. Kendi değişiyle, bu güne kadar cahil kalmıştı ama cahil ölmek zorunda değildi. Ve okumaya başladı. “Din bu” ile başlamış, “Şeriat ve Kadın” ile devam etmiş. Sonrasında Cemal Şener, Bekir Yıldız, Ethem Ruhi Fığlalı, İzzet Zeki Eyüboğlu, Cemşit Bender ve diğerlerini okumuş. Bu arada Kur’an ı daha iyi anlayabilmek için hadis seti almış bunlarla karşılaştırmış. İslam’ı anlamakta fazla zorlanmamış, çünkü zaten hep gözünün önündeymiş ve kutsal kitabı ile hadisleri okuyunca bilgim artmış, pekişmiş. Kafasını kurcalayan Hz.Ali meselesinde Faik Bulut’un “Alisiz Alevilik”ini okuyarak çözmüş ve doğru yolda olduğunu hissetmiş. Tipik bir okuyucu olduğu belli oluyor. Tipik diyorum çünkü Aleviliği anlamaya, çözmeye, tarihsel sürecini analiz etmeye ve İslam olarak nitelendirilen Sünnilik ile karşılaştırmaya çabalayanların düştüğü yanlışlığından ötürü. Genelde nedense bu konularda bilgi sahibi olmaya çabalayan kişiler en basit ve en kestirmeyi seçme yanlışına düşüyorlar. Tıpkı Sinan Işık’da olduğu gibi. Ailesinden ve çevresinden Aleviliğin ibadetleri, söylemleri, ritüelleri ve içeriği konusunda her hangi bir bilgi almadığı buradan da belli oluyor. Şayet bunlar hakkında bilgi sahibi olsaydı ibadetinde Allah-Muhammed-Ali söylemi eksik olmayan, Oniki imamların adı zikredilen, Kerbela için yas tutulan bir inanç için bu tezi öne sürmezdi. Sinan Işık, 2003 yılında İzmir Eşrefpaşa semtindeki Hacı Bektaş Veli Derneği’ne üye oluyor ve dernek daha sonra ABF genel başkanı olacak olan Selahattin ÖZEL. 2004 yılının Ağustos sonunda İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde düzenlenen Hamza Baba törenlerinde Selahattin Özel’in yanında AABK başkanı Turgut Öker var. O gün Turgut Öker “Sen Türkiye’deki yasal süreci tamamla dava AİHM’e geldiğinde biz gerekeni yapacağız“ diyerek desteklerini sunuyor. Sinan Işık’ın temyiz dilekçesini mahkemeye vermeden bir gün önce (31.09.2004) Alevi Bektaşi Federasyonu (Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Federasyonu) Genel Başkanı Ali Doğan bir basın toplantısı düzenliyor ve “Alevilik, İslam'dan binlerce yıl önce vardı. İslam'ın dışındadır ve kendine özgüdür” diyor.[1] Zannetmeyiniz ki Ali Doğan’ın basın toplantısının temyiz başvurusundan önce olması bir tesadüf. Yerel mahkemenin sonuçlanmasından sonra devreye giren ABF yönetimi Sinan Işık ile görüşüyor ve kendi içlerinde konuyu görüştüklerini birkaç gün sabretmesini istiyorlar. Önce basın toplantısı sonra temyiz başvurusu. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 21 Aralık 2004 tarihli kararı ile mahkemenin kararını onaylar ve artık AABK başkanı Turgut Öker’in kendi deyimiyle gerekeni yapacağı AHİM süreci başlayacaktır. Nitekim 3 Haziran 2005 günün 21924/05 nolu dosya ile AHİM’ne başvuru yapılır. Artık çark dönmeye başlamıştır. Bir yandan Aleviliğin İslam dışı olduğu duyurulmuş, diğer taraftan bu gerekçe ile yargıya gidilmiş, beri taraftan AB ilerleme raporlarına Alevileri azınlık olarak sokmak, Lozan Antlaşmasının azınlık hakları bölümünden yararlanma çabaları başlamıştır. Geriye kalan tek şey bilinen ve kabul edilen Alevilik tanımından öte Aleviliğin tarihini yenilemek hatta yeniden yazmaktır. Her ne kadar Ali Doğan söz konusu basın toplantısında “Alevilik İslam’dan çok önce, Orta Asya’da Şamanizm, Zerdüşlük, Manhaizm vb. inançlardan etkilenerek oluşmuş, daha sonra tek tanrılı dinler aşamasında, Musevilikten, Hıristiyanlıktan etkilenmiş ve son olarak da İslam’dan en yoğun etkilenerek, Hak-Muhammet-Ali’yi kendisine rehber edinmiştir” tarihsel sürecinin vermiştir. Ancak bu hala hazırda içinde İslam’ı barındırdığından yeterli değildir. Madalyonun diğer tarafı yavaşça aydınlanmakta. 10.10.10 [1] Hürriyet, 01.10.2004 / Radikal, 01.10.2004 |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||