Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 10-20-2010, 21:42   #21
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart

Sinan Işık'ın, iç hukuk yollarını tükettikten sonra, konuyu, nihai karar merci diyebileceğimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıması sürecinde verilen hukuk mücadelesi övgüye değer; bu mahkemenin verdiği lehte karar da gerçek bir zaferdir.

Yüksek Mahkeme'nin, bir Alevi bireyin, kimlikte "dini" hanesine, kendi rızası dışında "İslam" yazılmasına olan itirazını haklı bulmuştur.

Bu tarihi bir olaydır ve bu sürecin mimarlarının adları, şimdiden tarihe geçmiştir.

"Alevi İslam" modelini savunan bir kesimin, bu gelişmeden rahatsız olması anlaşılabilir bir durum.

"Pirus zaferi" nitelemesinden kasıt, bu kararın henüz uygulama alanı bulamamış olması ise bunun nedenini, Türkiye'nin gerçekte bir hukuk devleti olmayışında aramak gerekir.

AİHM, zorunlu din dersleri konusunda da lehte karar vermiştir, ancak ne yazık ki hukuk dinlemeyen siyasal iktidar buna uymamakta direniyor.

Hukuk tanımaz siyasal erkin, hukukun gereğini yerine getirmemesi, kazanılan zaferlerin değerini azaltmaz.

Bunları, "Pirus zaferi" şeklinde niteleyenleri haklı çıkarmaz. Alevi İslamcıların, "Oh olsun, Aleviliğin İslam dışı olduğu yönündeki görüşünüzü benimsettiniz, bu yönde karar aldırdınız ama uygulatamadınız" şeklindeki yaklaşımları, boş bir avuntudan ibarettir.
Güneş balçıkla sıvanamaz...

Konu Naki tarafindan (10-20-2010 Saat 21:45 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 6 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
Amistofes (10-21-2010), DEMAN (10-22-2010), karan (10-21-2010), kral çıplak (10-20-2010), Mananali (10-22-2010), Ünsal Öztürk (10-21-2010)
Alt 10-23-2010, 23:27   #22
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Alinti:
kral çıplak Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Sayin Sinan Isik icin dava surecini 2.10.2010 tarihinde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] degerlendiren Ali Polat'in yazisi:
ekler: Davaya iliskin tercume edilmis Kararin kopyasi

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

Kimlikte Pirus Zaferi

Epirus'lu Pirus’un gözleri bütün savaş meydanını bir uçtan bir uca gezindi. Her yerde birbirinin kopyası görüntüden başka bir şey yoktu. Kılıcı elinden kaydı, büyük sessizliğe mahkum bir edayla düştü. Çeliğin parlak rengi al kan olmuş kılıcı toprağa değmemişti. Toprak topraklıktan çıkmış kızıl denize dönüşmüştü. Epirus'lu Pirus’un kılıcı toprağa ulaşamamış hemen ayağının dibindeki cesetlerden birisinin üzerine düşmüştü.

Kollarını gökyüzüne kaldırdı ciğerlerini dolduran havayı çığlığına katarak bağırıyordu. Sesinde zafer kazanmış bir komutanın sevinci değil yenilmeye mahkûm bir galibin hüznü vardı.

Her galibiyet her zaman gerçek olmaya bilir tıpkı Epirus'lu Pirus’un galibiyeti gibi yenilmeye mahkum galibiyetler tarih yapraklarında yer almaktadır.

Sinan Işık’ın galibiyeti de tıpkı Epirus'lu Pirus’un savaş meydanındaki galibiyeti gibi. Tek fark birisinin savaş meydanında diğerinin hukuk alanında olması.

02 Şubat günü AİHM’sinin Türkiye ile ilgili olarak verdiği iki önemli karar vardı ki biri 21924/05 nolu başvurunun sonucu olup toplumun bütün kesimlerini din, dil ve etnisite ayrımı yapmaksızın etkiliyordu. Bu karara göre artık nüfus cüzdanlarında din hanesinin olmayacak.

Zaten yürürlükte olan 23 Kasım 2006 tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’e göre aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak düzenleniyor, değiştiriliyor, boş bırakılıyor veya silinebiliyordu. Fakat AİHM’nin 2. Dairesinin 02.02.2010 tarihli 12372 nolu kararı mevcut Yönetmeliği AİH Sözleşmesine aykırı bulmuştu.[1]

Peki, AİHM’in bu kararı nereden çıktı?

Her şey Sinan Işık’ın kimliğindeki din hanesine İslam yerine Alevi yazdırmak istemesi ile başladı. Tarih 7 Mayıs 2004 ve o gün Sinan Işık, İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçesini veriyor. Dilekçesinde “Kimliğimin arka yüzünde yazılı dini İslam bölümündeki İslam ibaresi gerçeği yansıtmamaktadır” diyor ekliyor “(…) Alevi bir insan olarak, yaşadığım inanç ve edindiğim bilgi neticesinde bir insanin hem alevi hem de İslam olamayacağına inandım. (…)gerçekle ilgisi bulunmayan (…) böylesi bir çelişkiyi daha fazla taşımak istemiyorum. (…) bu acı gerçeğin yüksek mahkemenizce tespit edilerek hükme bağlanmasını ve bu nedenle nüfus kağıdımda yazılı olan İslam ibaresinin çıkartılarak yerine gerçek inancım olan Alevilik’in yazılmasını” istiyor.

Sinan Işık haklı mıdır değil midir diye irdelemeden önce onun ilk duruşma günü olan 15 Haziran 2004’de hakime söylediklerine bir bakmak uygun olur. “Alevilerin ezici çoğunluğunun kendilerini Müslüman olarak gördüğünü de bilirim ve fakat bir şeyin genel kanı olması O şeyin mutlak doğru olduğu anlamına gelmez” diyordu.

Mahkemenin görüş talebi üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 09 Temmuz 2004 tarih 124/981 sayılı yazı ile bu konu hakkında görüş bildiriliyor. Söz konusu yazıda özetle “Alevilik de İslam kültür tarihi içerisinde yer alan tasavvufi-kültürel yorumlardan biridir. İslam dünyasının genelinde kullanılan “Alevi’ kelimesi, sözlükte “Ali’ye mensup”, “Ali’ye bağlı” demektir. (…)Alevilik, İslamiyet’ten ayrı müstakil bir din olmadığı gibi, İslam Dini içinde bir mezhep de değildir. Alevilik İslam içinde tasavvufi ve kültürel özellikler taşıyan bir alt grup ve yorumdur” demektedir. Bu görüşü esas alan mahkemede 07 Eylül 2004 günü Sinan Işık’ın talebini ret etmiştir.

Buraya kadar yalnız olan Sinan Işık bundan sonrasında yalnız olmayacaktır. 27 Eylül 2004 tarihinden itibaren yanında o günlerde PSAKD başkanı olan Av. Kazım Genç olacaktır.

Bu karardan sonra doğal olarak Yargıtay süreci başlıyor ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 21 Aralık 2004 tarihli kararı ile mahkemenin kararını onaylıyor. Doğaldır ki kararın onaylanması üzerine Sinan Işık avukatı PSAKD başkanı Kazım Genç vasıtasıyla karara itiraz ediyor. Sonuçta da dava 2005 yılında AİHM’ gidiyor.

Sonuçta 2 Şubat 2010 tarihinde AİHM 2. Dairesi kararını açıklıyor. Buna göre özetle, din hanesininin başvuru halinde boş bırakılması dahi devletin dinsel inanca müdahalesi olarak görüyor ve AİHS’nin 9. maddesinde belirten dinsel inancın açıklanmasının zorunlu olmaması ilkesine aykırı buluyor.

Bu noktaya kadar baktığımızda Sinan Işık’ın davasının ile laik ilkesini Türkiye’de ne kadar kötü uygulandığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Bu açıdan dava ve karar önemli olduğu kadar Sinan Işık açısından da başarı vardır.

Fakat madalyonun bir de diğer tarafına bakmak gerekiyor. Böylece her şeyin hiç de göründüğü kadar basit olmadığı net şekilde görülecektir.

02.10.10



Epiruslu Pirus-u ilk kez duyduğumu sanıyorum...
Daha önce bir şekilde duymuş olsamda aklımda yer etmemiş olması nedeniyle böyle demek zorundayım...

Ali POLAT arkadaşın bu yazısını okuduğumda o başlığı neden attığına ilişkin bir kanaatim oluştu…Kendince derin bir imada bulunduğunu anladım ama Epiruslu Pirus-un kim olduğunu ve hikayesinin neyle sonuçlandığını bilmediğim için cevap yazmadan önce bir araştırma yapmak istedim ve en kolay yolu seçerek GOOOGLE AMCA-ya başvurdum…
Karşıma çıkan sayfada anlatılan hikayeyi okudum…
Pirus hikayesinde asıl dikkatimi çeken ve benim durumumla çok benzerlik gösteren sonuç kısmını KENDİMCE DOĞRU BİR benzetme olarak değerlendirdim…
Hikayenin sonunda Pirus SAVAŞ MEYDANINDA tek başınaydı SAVAŞI DA KAZANMIŞTI ve fakat HALK ONU TAŞLAYARAK ÖLDÜRÜYORDU…
İşte bu SON tamda benim ŞU ANKİ durumuma uygun düşüyordu…
Ve ben bu nedenle Ali POLAT-ı tebrik etmiştim…

Bundan sonrasına gelince;

Ali POLAT arkadaşın hazırlayıp sunduğu ve şimdilerde anladığımız kadarıyla ulusal yazılı basında da yer almış olan bu yazı dizisinde, kendi seçtiği bazı doğrulara işaret etmekle birlikte, birçok çelişkiyi ve yanılgıyı da barındırdığını görmekteyim…
Cevabını vermeye başladığım bu ilk yazıda çoğunlukla süreci özetlemeye çalışmış…
Fakat yinede kendince değerlendirmelere gittiği ve en baş yanılgıyı buradan başlattığını görmekteyim…
Epirus-lu Pirus-un başına gelenlerin bir kısmı benim hikayemle örtüşse de,
Bu hikayeden yola çıkılarak olayı ve sonucu aynılamak mümkün değildir…

Şimdi sırasıyla çelişkileri ortaya koyalım;

1: Pirus bir kraldır ve emrindeki ordularla gitmiştir Roma-nın üstüne…Sonunda tek başına kalmıştır…
1: Sinan IŞIK ise başlangıçta tek başınadır ve koca bir devletle savaşa girişmiştir…Fakat daha sonra milyonlarca insana dönüşmüştür ve artık tek başına kalması asla mümkün değildir…

2: Pirus elindeki kılıca güvenerek gitmiştir savaşa…
2: Sinan IŞIK elindeki belge, beynindeki bilgi ve yüreğindeki güç ile gitmiştir MAHKEMEYE…

3: Pirus KILIÇLA GELEN KILIÇLA GİDER sözünü doğrulamıştır…Çünkü hiçbir fetih zafer değildir ve sonsuza kadar kalıcı olamaz… Aslında MAĞLUPTUR bu meydanda galip olanlar özdeyişimizi de doğrulamıştır…
3. Sinan IŞIK ise hukuk zaferi kazanmıştır ve kaybetmesi asla mümkün değildir…

4: Pirus ancak hüzünle ve kızgınlıkla anılacaktır …
4. Sinan IŞIK ise onurla ve sevgiyle anılacaktır…

6: Pirus binlerce insanın hayatını yok etmiştir…
6: Sinan IŞIK ise tek bir insanın burnunu bile kanatmadan, milyonlarca insana Alevice yaşamanın hangi yollardan geçtiğini hatırlatmıştır…

7: Pirus tek bir güce karşı savaşmıştır…
7: Sinan IŞIK uluslar arası bir güce karşı savaşmıştır…

8: Pirus başka bir ülkeyi fethe çıkmıştır..
8: Sinan IŞIK ise kendi ülkesini fetihçilere ve her türden işbirlikçilere karşı savunmaktadır…

9: Pirus yalnızca bir halkın saldırısına maruz kalmıştır…
9: Sinan IŞIK-a saldıran tarafların sayısı oldukça fazladır…

10: Pirus fetih için gittiği Romadan tabut ile dönmüştür...
10: Sinan IŞIK ise Fransa-dan GERÇEK BİR HUKUK ZAFERİ İLE DÖNMÜŞTÜR...


Saygılarımla

Kral çıplak.

Sinan IŞIK


DEVAM EDECEK....

Konu kral çıplak tarafindan (10-23-2010 Saat 23:30 ) değistirilmistir..
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
Amistofes (10-23-2010), Naki (10-24-2010), İşcanbaba (10-24-2010)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 11:11.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts