Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 05-31-2011, 09:10   #1
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.536
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7733
Thanked 12711 Times in 5986 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart Anadolu AlevİlİĞİ Ve Osmanli Mİrasi BektaŞİ VelayetlİĞİ

Ön Asya coğrafyasında Hak-Muhammet-Ali yolunun Mistik Felsefe anlayışının özüyle biçimlenip, Anadolu medeniyetlerin kültür katkısıyla da şekillenen ANADOLU ALEVLİĞ kendi erenlerinin izinden ulu yolun mirasını davam ettirmektedirler.



Paradani’nin talebesi ve Yesevi felsefe anlayışının Anadolu da ki sembolü, Ehli Beyit süreğeninin devamı olan PİR HÜNKAI HACI BEKTAŞI VELİNİN Anadolu’yu irşat felsefesi Anadolu Aleviliği var olduğu müddetçe yaşamaya devam edecektir. Yavuzla aynı küpeyi takan Sırp dönmesi * sultanın,1500’ler den sonra sekizinci imam anlayışın hakimiyetini temsil eden Velayet kimliğini kazanma amaçlı, Osmanlı miraslı unvan ve yetkili biçimlendirme, başlangıcından bugüne kadar devam eden asimilasyon anlayışı ile HÜNKARIN Felsefi anlayışını özünden saptırmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmemiştir. Bu nedenledir ki 800 yıldan fazladır Anadolu coğrafyasının da dışında üç kıtaya da zorlan kabullendirilen “Osmanlı Bektaşi Tarikat “ anlayışının Anadolu Aleviliğiyle “Sözde Alicilik” kabullenmesinin dışında hiçbir alakası da kalmamıştır.
Pirim Hünkarın \ \ Aşkı Niyazı Tacı Devlettir\ \ gerçeği Mistik Felsefe anlayışının ebediyet bakiyesi olarak devam edecektir. “Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışı\ \ değil. Evet “Türk Aleviliği eşittir Kızılbaşlıktır” Lakin “Artık her Alevi / Bektaşi büyük bir övünçle “ BEN KIZILBAŞIM ! “ demelidir.” Değil, her Alevi ben KIZILBAŞIM demelidir. Çünkü her alevi Kızılbaş olur ama her Bektaşi KIZILBAŞ olamaz. Kast edilen “Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışın\ \ tarihsel süreci sonucunda bu günün yaşayan “Siyasallaşmış Şer-i İslam” Anlayışlı tarikat ehliyle biçimlenmiş BABAGANLIK olarak adlandırılan dikme temsilleşmeden de söz edilebilinir. Bu yaklaşım asırlardı Anadolu Aleviliği tarafından da zaten kabul de görmemiştir. Bundan sonrada görmeyecektir.Yeni kahramanlık ve üstün kimlik anlayışlı Velayetliğin de hayali olmamalıdır. Olsa olasa siyasal bir kimliğin kazanımı olur. Tıpkı Avrupalı komisyoncuların uzaktan kahraman olmaya veya yaratılmaya çalışılmaları gibi.



Anadolu Aleviliğinde ki hümanist insani orjisel bakışla baktığımızda tüm inançların bireylerinin ademi atadan geldiği gerçeğiyle yüz yüze geliriz. Bu çok ayrı bir konu zaten insanları bu bağlamda kategorize etmekte doğru değildir. Bu bakış çizgisiyle Anadolu Aleviliğini bir yerde konumlandırmak gerekir diye düşünüyorum. Dil ve İletişim kavramlarının tarihsel doktrinleri; tarihsel sürecin sosyal, siyasal ve de sosyolojik değişimler sürecinin sonuçlarıdır.
Göçer topluluklarda bu doktrinler yaşanan coğrafyadaki siyasal yapıyla da orantılı olarak değişime uğrayıp biçimlenmiştir. Bu var oluş gereceği evrenin var oluşuyla birlikte varlığını buraya kadarda getirmiştir. Bu gün dünyada yaşaması gereken 182 konuşma dilinden sadece 80’e yakını varlığını sürdürmektedir. Buda çağlar boyu değişimlerin ispatıdır.



Anadolu Aleviliği, ne Türk, ne Arap, ne Orta Asya ne de Kürt menşelidir. Anadolu Aleviliği; İnançsal dokusunu; Anadolu dışında yaşadığı göçer coğrafyalarda ve Anadolu coğrafyasında yaşayan medeniyetlerin kültürünü kendi içinde yoğurarak biçimlendirilmiş öz ve öz TÜRKMEN menşelidir. Men Altay dil sözlük anlamımda RET, Farsca sözlük anlamı da ise ÖZÜM demektir. Altay Türkler coğrafyasında Türkmenleri sözlük anlamında değerlendirirsek Türklükten men ( Türklüğün dışında olan bir kavim olarak görmek) edilmiş anlamında bir ifade taşımaktadır.Yani bugünde Anadolu da olduğu gibi o zaman da yine Türkler tarafından ret edilen bir kavim topluluğudur Türkmenler. Zaten köken olarak da şaman inanç topluluklarıdır. Alicilik ve Alevilik Mistik Felsefenin kabulü İslam sonrası Musai Kazım dan itibaren ele alınmalıdır. Eğer Faruk Sümer’in OĞUZLAR adli eserinin ekindeki haritalara bakarsanız orda zaten TÜRKMENLERİN oğuzların işgal ettiği coğrafyada ( Daha büyük bir coğrafyaya sahip işgalci Türk boyu olan KINIK boyu içinde ) Hazara yakın bir bölgede ayrı çizgilerle işaretlendiğinde göreceksiniz. Kaderimiz orta Asya dan çeşitli vesilelerle göç eden Türklerin istilasına uğramış olmaktır. Bu istila bugün Anadolu da devam etmektedir. Hem de en ağır stratejilerin yeniden biçimlendirmeleriyle. Unutulmamalıdır ki bu stratejinin en büyük desteği son yirmi yılın Alevi sivil toplu kuruluşları ile Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışlı tekke anlayışını yürüten Velayet unvanlı Bektaşi Babaganlığıdır.


Osmanlı hilafetinin Velihat’ı tahtan indirildi. Lakin son yirmi yılda Alevi SYK’ları ile kırkından sonra ikrar veren Aleviler, Osmanlının mirası olan Bektaşi Velayetlığını yaşatmak için kendi ikrarlarını bırakıp yeniden Velayet ikrarı tazeliyorlar. Bu ihanetleriyle alevi düşkünleri unutmamalıdırlar ki bu divanda hesap vermenin zamanı gelecektir. Nasıl ki uğruna idamlara kadar gittikleri tekke de Osmanlı mirasının zorbaları tarafından bir çay bile içmelerine müsaade edilmeyenlerin yok edilmeleri aşikarsa, sizlerinde bu divanda bu hesabi vereceğiniz yine aşikar olacaktır.


Selçukludan itibaren Anadolu Aleviliği üzerinde yürütülen politikaların uygulama merkezi olarak Gaziantep, Elazığ, Kayseri ve Adana coğrafyasının bulunduğu alanda merkez Marştı. Dede Kargın 400 halifesiyle, Ağaçeriler XIII-XV. yüzyıllarda Maraş-Elbistan ve Malatya yörelerinde yaşayan büyük bir Türkmen topluluğu olarak Selçuklulara ve Moğollara karşı burada Anadolu Alevliliğini savundukları için yok olmakla karşı karşıya kalmışlardır. Babailer harekatının başlangıcı yine bu coğrafyada başlamıştır. Adıyaman dan Amasya ve Tokat’a giden bir başlangıç. Hacı Bektaşi Veli Elbistan Aktil köyüne kadar geldiği için takip edilmiş ve kardeşini yine bu topraklarda kaybetmiştir. Osmanlıdan Erdebil tekkesinin yayılma politikasının durdurulması için Ekmekçi Baba Anadolu Aleviliğin sunileştirmeye Maraş’tan başlamıştır. On iki yaşına kadar Maraş’ta saklanan Şah Hatayı dan dolayı Dulkadir Beyliği Osmanlı tarafından ortadan kaldırılıp yerine Kars’tan getirilen Beyazıtlar Maraş’a yerleştirilmiştir. Hamidiye Alaylarının birkaç kışlası yine bu coğrafyada bulundurulmuştur. Son olarak 1960- 70 yılları arasında son Osmanlı alayları bu bölgeye, İskenderun dan başlamak suretiyle İslahiye ve Toroslar bölgesinde iskan politikalarının baskısını gerçekleştirmişlerdir. 24 Haziran 1839’da Birecik’te Mehmet Ali Paşa ile Osmanlı devleti arasında Nizip savaşı patlak vermiştir.Bu savaşınsonuçları yine bu coğrafya da acımasız yok etmelere kadar varmıştır. Osmanlının sonu olan bu savaş sonucunda aydınlar hareketi ilk hareketini İstanbul da başlatmıştır. Cumhuriyet döneminde gerek İttihat’ı -Terakki’nin Baha Sait’i gerekse İngilizlerin yüzbaşı E.C. Noel’i bu bölgede aynı amaçta çalışmalar yapmışlardır.özellikler Maraş coğrafyasında yaşayan aşiretler bu tahrikler karşı hep duyarlı olmaya önem vermişlerdir. Özellikler Dedem Ahmet ve Tapo Ağa İle ilk aşiret bürokratı Ruto Mehmet efendinin Yüzbaşı Noel’e ‘’ Tarihler Boyunca Biz hep mazlumun Yanında Olduk Bundan Sonrada Olmaya Devam Edeceğiz,’’ yani Mustafa Kemalin yanında olacaklarını ifade etmeleri bu hassasiyetin önemini vurgulamaktadır. Cumhuriyetin kuruluşunu baltalamak isteyen bu emeli’yet Muaffak olamamıştır.



Bir hatırlatmayla devam edersek ; yetmişli yıllarda sözde solculuk tevorisiyenliği ile Anadolu Aleviliğinin tarihler boyunca çilesini çeken Anadolu alevi dedelerini köy ortasında dövüp kovan, bugün ise mevcut Alevi STK’larının yönetiminde boy göstermeleri unutulacak kadar eski bir tarih değildir. Bununla da kalmayıp bugün o dedelerin kırık sazlarının ateşinden de medet ummakta iken, Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışının tek tip Alevi yaratma, tek tip cem erkanı oluşturma, tek tip şeraitçi alevi yapıp asimilasyonu daha da erkenleştirme emellerine de öncüllük etmektedirler. Ama unuttukları bir gerçek var ki Anadolu Aleviliği tıpkı Yavuz’un Şah Hatai siyasal anlamda yenmesine rağmen, 600 yüz yılık Osmanlının onun nefeslerine yenik düşmekten kurtulamadığı gibi Ehl-i Beyit ahin dan sırtındaki çıbanla erken yaşta yok olduğunu da hatırlatmak gerekir. Bu yola yanlış yapan mevlasını da belasını da haktan bulacaktır.
Bugünde Elazığ dan Mersin’e ve Gaziantep’ten Kayseri’ye kadar Anadolu Alevilerinin dağılmış bulunduğu bu coğrafyada yaşayan Aşiretlerden başlayan, Osmanlı Bektaşi Tarikat Anamayışının temsilcileri ile onların uzantısı olan zahirlikten pirliğe terfi ettirilen ve 40 dan sonra alevi olan Alevi Sivil Toplum Kuruluşlarının yöneticileri tarafından yeni ikrar olarak diplomalarını imzalayanlar bunun hesabini tarihin akışı içinde vereceklerin de unutmamalıdırlar. O zaman da bugünde yine bu coğrafya da ki ovaların voyvodaları görevlerini yerine getirmekten de çekinmemektedirler. Anadolu Aleviliğinin tarihine yapılan bu ihanetin bedelini de ödeyeceklerini unutmamalıdırlar. Onları hakka havale etmekten de başka yapacağımız bir şey yoktur. Tıpkı tarihte yaşananlar gibi. Tarih takarrür den ibarettir. Elli yıl önce yaşanılanlar bugün yeniden yaşanmaktadır. Biz şuna hep inandık inanmaya da devam edeceğiz. Hak-Muhammed-Ali yolunun kendi darında yargıladığı ve de verdiği cezaya razı olduk. Eğer bu suçlu olanlar Anadolu Alevi Dedeleri ise dedeler, değilse ikrar değiştiren, ikrarının yok bilenler Mansur darına nail olmayacaklardır.
Anadolu coğrafyasının da dışında dünya edebiyatına mal olmuş kerameti erenleri Hacı Bektaşi Veliler, Yunus Emreler, son on yıla kadar, ozanları Pir Sultanlar, Nesimiler, Aşık Veyseller hatta Mahsuni’ler, Davut Sulariler, Meluliler, İbretiler, neden uluslar arsı kültür kurumlarınca hiç dikkate alınmadılar. Anadolu Aleviliğini nefeslerini tüketircesine ve de her türlü baskı ve işkenceleri hatta idamlara derilerinin yüzülmesine kadar varan yok edilişlerle anılırlarken neden Anadolu’nun değerleri olamadılar doğrusu düşündürdü. Oysa ki bu kurumların taktire şayan gördüğü zatlar onların eserlerin okumaktan başkada bir keramete sahip değillerdir. Bunun uluslar arası hakim kültür stratejilerinin partnerlerini oluşturmaktan başka bir amacı olmadığı tüm çıplaklığıyla ortadadır.



Anadolu coğrafyasının dışında yaşayan çeşitli Türkmen Toplulukları mevcuttur. Bunlar arasında da Alicilik anlayışına dayanan KIZILBAŞLIK kabullenmesi da yaşamaktadır. Bu gün son 200 yıldır Alicilik anlayışından tamamen uzaklaşıp, Siyasallaşmış Şer-i İslam’la bütünleşmiş İran da da bu kabulleniş mevcuttur. Bu Farklılıklara saygı duymak ve kabullenmek gerekir. Lakin Anadolu ALEVİLERİ’nin KIZİLBAŞLIK anlayışıyla bu kabullenmeler arasında bakış, anlayış ve de Mistik felsefe anlayışlı Hak-Muhammed-Ali yolunun farklılıkları, kabul edilemeyecek kadar kesin çizgilerle biri birinden ayrıdır. Caferi bir kabullenme olan Şiilik anlayışının asimilasyon politikasıyla, aynı coğrafyada yaşadığımız ve Anadolu Aleviliği üstünde tarih boyunca siyasi iktidarlarla yanına bazı Alevi ocak dedelerini de yanına alarak baskı şemsiyesi kuran Sunilikle, Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışının Anadolu Aleviliğine bakışı hiçte birinden de farklı değildir. Anadolu Aleviliğiyle de en ufak bir benzerliği mevcut değildir. Eğer bu söylemlerin aksisi iddia edilecekse, milyonların aranasın da taktire sunmak en doğrusu olacaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içinde; inancı tarihler boyunca siyasal iktidarlar tarafından asimile edilmeye çalışılmış Alevi vatandaşlarız. Bu ülke hepimizindir. Bu ülkede yaşayan hangi inananca mensup olursa olsun tüm insanlar bu ülkenin değerleri ve asil vatandaşlarıdır. Birilerinin etiketlerinin mali değildir. Olmayacaklardır. Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışının sahibi olanlara Anadolu Halkı tarafından değil yine Osmanlı ve Osmanlının uzantısı bir stratejinin uzantısı olarak verilen yetkililerinin de hiç olmayacaktır. Anadolu Aleviliğinin tek şemsiyesi 12 imam anlayışlı Alevilik olup, diğer tüm Ali’ci anlayışlar dahil, sekizinci imam anlayışlı Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışı bu yapının üst kimliği değil alt kimliğidir.

Saygılar


Hüseyin Aldoğan-alevizyon


Sinemilli Pir Ocağı/Kahramanmaraş/Pazarcık
* Nejat Birdoğan; İttihat - Terakki’nin Alevilik Baktaşilik Araştırması ( Baha Sait Bey)


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
İşcanbaba (05-31-2011)

Alt 05-31-2011, 10:08   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8555 Times in 4028 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sn.Hüseyin Aldoğan deddmiz anladığım kadaaarı ile, Veliyettin Ulusoy'on Hacı Bektaş catısı altında birlik çağrısı ile yaptığı çalışmadan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş.

Yaısında haklı sebebleri bulunmaktadır, Duyarlılığını ve çözüm noktasında "Anadolu Aleviliğinin tek şemsiyesi 12 imam anlayışlı Alevilik olup" sözünü desdekliyorum,

ancak tarihi konularda dedemiz eksik birlğilere sahip olduğundan, Alevi/Bektaşi tarihine haksızlık etmiş, daha doğrusu, Nejat Birdoğan'ın yaptığı haksızlığı devam ettirmiş.
Keşke bu tarihsel sürece girmeden, rahatsızlığını ve nedenlerine daha fazla satır ayırsaydı.

eline sağlık.

Sağlıcakla.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 05-31-2011, 14:57   #3
kzl.deli
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: istanbul
Üye No: 3500
Mesajlar: 285
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 153
Thanked 125 Times in 72 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -74
REP Seviyesi : kzl.deli is infamous around these parts
İletişim
Standart

Hüseyin Aldoğan beyin, Türk ile Türkmen'in aynı kişi olmadığını Altay Türklerin'de ''Men'' kelimesine yüklenen mananın ''Ret'' olduğundan yola çıkarak izah etmesi, trajı komik bir hadisedir. ''Men'' kelimesinin Sea-men denilince ''denizci'' olarak anlarsak, Türk-men denilince, Türk= güç ve töre olduğuna göre ''töreci- güçlü kuvvetli'' anlamamız gerekmez mi?

Baha Said'in, Türk Yurdu (yay. Arslan Tekin vd.)dergisinde(Eylül 1926) yayımlalan '' Türkiye'de Alevi zümreleriTeke Aleviliği- İçtimai Alevilik'' adlı yazısında, Türk'ün Aleviliği şöyle belirtiliyor:

''Cumhuriyet Türkiye'sinde Kızılbaş Aleviler partiyi kazandı. Bektaşi tekkesi de nispeten öyle.
Çünkü Aleviler için saltanat-ı yezidiye kahr ve tenkil edilmiştir. Fakat va- hayfa ki resmi Aleviyet yüzünden memnun olmakla beraber idealinden mahrumdur. O hala Mehdi'ye On ikinci imam-ı Gaibin zuhuruna muntazırdır. Zavallı Alevileri bu hülyada imha eden amilin Yahudi ve Hristiyanlık nazariyesi olduğunu anlasalar ne kadar meyus olacaklardı. Yahudiler, İsa'ya muntazır; Hristiyanlar, İsa'nın gökten ineceğine muntazır...Ya Müslümanlar?
İşte Alevilerin bedbahtlığı gayelerinde başlıyor... Onun için esrarengiz Ali'nin sırrına vakıf olamadıkları için, Aleviler bedbahttırlar.
Fakat onları Ali'ye istinat ettirenler büsbütün başka fikir, başka gaye için uğraştılar. Bizim zavallı Kızılbaşlarımız, maatteessüf bu hakikati idrakte müşkülat çekeceklerdir.
Türk alevi müessislerinin en bariz gayesi Türk'ün dilini, soyunu, kanını korumaktı. Onlar maddeten buna muvaffak oldular. Kızılbaşlar tamamıyla Türk kaldı. Hatta gayr-ı Alevi diğer bir Türk ile evlenmedi.İki kadın almadı. Talak yapmadı. Teavün ve tesanüdü bi hakkın yaptı. ''Benim malım, benim mülküm!'' demedi. ''Herşey ve herkes!'' dedi. Dilini bozmadı. Töresini bozmadı. Mukaddes ocağa hürmet etti. Dede, baba dedi, ihtiyarlara; bacı, kardeş dedi gençlere, hürmet ve muhabbet gösterdi. Sazını elinden düşürmedi. Sözünü Türk dilinin güzelliğinden ayırmadı. Turan ilinden nasıl göç ettiyse Oğuz töresinde ''Şölen'' ayini nasıl açılırsa o da Ali er meydanını, muhabbet meydanını öyle açtı. Hacı Bektaş meydanında bal, ayran, kımız sundu. Balum Sultan ''süci/şarap'' adadı. Kadın tesettür yapmadı. Kızılbaş kadını tesettür yapmadığı için ona ''Fuhuş!'' isnat edildi.
Bu ne adi bir iftira idi. Bu iftira idi. Müdafaa için söylemiyorum. Hakikat namına söylüyorum. Meydan-ı Ali'de dişi, erkek ayırdı yok. Hakikaten''üryan!'' semalar semalar var. Fakat meydan erkanında iffet, kefalet-i müteselsile ile mevcut olduğunu haric-i meydan olanlar zannedemezdi.
Kadınlarını kafesler arkasında saklayan, serdarları perde arkasında görünen Bizans mukallitleri Osman Gazi çığırını çoktan bozmuştu.
İran ve Bizans fuhuşu görünür bir bela idi. Bu beladan korunmak için onu taklit etmek bir tabiye değildi. Fatihler, maatteessüf bu tabiyyeyi kullandı. Ulema-yı rüsum, bu hususta rüesaya dalkavukluk etmekte müzayedeye çıktılar.
Artık Aleviler Türklüğünü, milliyetini, dilini kable'l- İslam töresini din halinde muhafaza eden Aleviler kah Celali, kah Cemali, kah Zındık, kah mülhid oldu.
Resmi devlet erkanı Latin, Hırvat, Cermen, Grek, Ermeni, Çerkes, Gürcü, Arnavut...İlh. yetmiş iki buçuk milletten türemişti. Onlar Tütk'ün omuzunda, Türk'ün kılıcında ekmek bulmuşlar ve yine onu tahkire özenmişlerdi. Osmanlı padişahları bu bin bir çeşit süt ve kandan türemişti. Türklüğü değil ''taç ve taht''ı seviyordu. Ecdadının kendilerine hazırladığı illerin hudutlarını çizen Türk kemiklerini unutmuşlardı. O kemiklerin fosforuyla ışıldayan taçların elmasları, esirlerin gözleri şimdi o kana, o kemiğe nankör gözle bakıyordu.''
(Nergishan Tekin,Türklük ve Alevilik- Bektaşilik, S:453,454,455)

Baha Said'i kaynak gösterip Türklüğe sövenler onun bu yazısını okusalardı acaba bu cüreti kendilerinde bulabilirlermiydi?

Saygılarımla...
kzl.deli isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevİlİĞİ, anadolu, bektaşı, mİrasi, osmanli, velayetlİĞİ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 11:20.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts