![]() |
|
![]() |
|||||||
| Hamza Aksüt Hamza Ait Makalelerin Yayımlandığı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI |
ANŞA BACI HAKKINDA
Anşa Bacı, Hubyar ocağından bir erendir. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Anşa Bacı ve eşi Veli Baba'nın türbesi Tokat'ın Zile ilçesine bağlı Acısu köyündedir. Eşi Veli Baba öldükten sonra dedeliği Anşa Bacı yürütmüştür. Anşa Bacı kısa sürede ünlenmiş ve Osmanlı devletinin dikkatini çekerek kovuşturmaya uğramıştır. Aşağıdaki belgeler, Osmanlı devletinin on dokuzuncu yüzyıl sonlarında dahi Alevilikle kıyasıya mücadele ettiğinin kanıtlarındandır. Bazı tarihçiler, Osmanlıların Alevilere zulmünün on altıncı yüzyıldan sonra pek görülmediğini iddia etseler de durumun bunun tam tersi olduğunu kanıtlayan bir hayli veri vardır. Aşağıdaki belgelerde Alevilere ve Aleviliğe bir hayli iftira yer almaktadır. Bir Alevi dedesi olarak Anşa Bacı da bunlardan nasibini almıştır. Belgelere göre onun 30 binden fazla talibi vardır ve kendisini Tanrı olarak sunmaktadır. Anşa Bacı yalnızca Osmanlı devletinin değil, yabancı araştırmacıların da dikkatini çekmiştir. Anşa Bacı hakkında Rus araştırmacı Gordlevsky'nin Anşa Bacılı Sektası adlı bir makalesi vardır. Makale bir hayli yanlış bilgi içermektedir. Belgelerin bir başka yönü, maddi hatalar içermesidir. Örneğin, ayrı bir ocak olan Keçeci ile Anşa Bacı'nın ocağı olan Hubyar birbirine karıştırılmıştır. Daha doğrusu, Anşa Bacı Keçelilerin önderi olarak sunulmuştur. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla Anşa Bacı kovuştuma sonucu cezalandırılmak üzere İstanbul'a götürülmüştür. Ona ne tür bir ceza verildiğini bu belgelerden öğrenemiyoruz. Hava Selçuk'un yayınladığı belgeler (Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı2011/59) İKİNCİ BELGENİN ÇEVİRİSİ (özetle) Not: Özet çeviri bana aittir. Zileli İbrahim Tevfik ve Mehmet Arif'in mühür ve imzasıyla gönderdiği ihbarnameye göre Tokat sancağının Zile kazasının Karşıpınar köyünden Ayşe Bacı adında bir kadın, bir süreden beri çevre köylerin halkından biat alarak kocasının ölümünden sonra peydah ettiği oğlu Hasan'ı, Sırrullah (Allah'ın Sırrı) olarak tanıtmakta ve İslam'a aykırı işler yapmakta, günden güne müritlerini arırmaktadır. Müritleri 30 binden fazladır. Ara sıra 50-60 atlı ile oğlu Sırrullah'ı çevreye göndererek halkı soydurmaktadır. Ayrıca bazı mürideleriyle damadını köylere göndererek yakında Mehdilik Sırrı zuhur edeceğini söyleterek yaran ve ihvan (talip) toplatmaktadır. İhbar sahipleri, arama yapılırsa birçok silahın da yakalanabileceğini söylemektedir. Durum, siyasi muameleyi gerektirdiğinden kovuşturma açılmıştır. İdare meclisinde incelenmiştir. Durum şöyledir: Adı geçenin (Ayşe Bacı'nın) Ali, Hüseyin ve Hasan Sırrullah adlı üç oğlu ve İbrahim adında bir damadı olduğu, İbrahim ile Hüseyin'in Karşıpınar'a 5 saat uzaklıktaki Acısu köyünde oturduğu anlaşılmıştır. Bunların üzerine gönderilen tabur ağası Mehmed Bey arama yapmak ve adı geçeni getirmek istemişse de ilgililer hastalığı bahane ederek gelmek istememişlerdir. Bunu üzerine belediye tabibi ile memurlar gönderilerek ilgililerin gelmesini engelleyecek bir hastalığının olmadığı rapor edilmiştir. Adı geçen (Ayşe Bacı), oğlu Sırrullah ile göz altına alınmıştır. Durum sorulduğunda Keçelileri (Keçeci Babalıları) bilmediklerini söylemişlerdir. Sorguda Mehdilik iddasına dair bir bulgu yakalanamamıştır. Ancak, Sarrac (Sıraç) denen Keçelilerin mezburenin (Ayşe Bacı'nın) taraftarı olduğu herkesçe bilinmektedir. Daha önce bu taraftarlar az iken zamanla 30 bini aşmıştır. Bunlar eski Mazdekiler gibi ırza aykırı işlerde bulunmaktadır. Köylere haber gönderip keçesi altına girmeyenlerin kılıçtan geçirileceğini duyurmaktadır. Bu sayde yaranını (taliplerini) çoğaltmaktadır. Hükümet bu durumu İslam'a aykırı ve ayrıca tehklikeli görmüş, bir kadınla oğullarına gösterilen bu bağlılığın cahillikten kaynaklandığına karar vermiştir. Bu cahilliği önlemek için her köye birer okul açıp hoca tayin ederek İslam kuralları öğretilmelidir. Başlarına giydikleri keçe yasaklanmalıdır. Ayşe Bacı ve küçük oğlu Hasan Sırrullah ve damadı İbrahim tutuklanmıştır. Ali ve Hüseyin de gözaltındadır. İşlem yapması için padişaha sunulur. 16 Temmuz 1887 İKİNCİ BELGENİN KONUSU Yıldızeli, Gürün, Hafik ve Koçgiri kazaları halkının çoğu kızılbaş olup bu aralar Protestanlığa meylettikleri görülmüştür. Bunların büyük dedeleri Dışlık (Kangal'ın Dışlık) köyü müdürü Gökçe Kahya ve aynı köyden Karib Ağa'dır. Sivas'a 4 saat uzaklıktaki Karacaören köyü ve Gürün'ün 25 köyü de aynı durumdadır. Başka bir soruşturmaya göre, Karabel nahiyesindeki Aydır köyünde müdür muavini olan Kara Hüseyin ve nahiye halkından Kuzkoca köyünden Mansur Ali, İmamoğlu Ali Dede'nin de aynı işlerle uğraştığı bunların halifelerinin ise aynı köyden Mansur Mehmed, Uzun Ali ve Aluçluseki köyünden Topal ve kardeşi Hasan olduğu, bunların baş dedesinin ise Karabalçık köyünden Himmet Ağa olduğu anlaşılmaktadır. Ayşe Bacı, Himmet Ağa'nın birinci mutemedidir (temsilcisidir). Taraftar toplamakta, ayrıca hergün 600 koyun ve 100 sığır toplayıp beslemektedir. Adı geçen Ayşe Bacı, Tokat sancağının Zile kazasında Tanrılık iddia etmekle ünlenmiş bir karı olup yukarıda belirtilen kişiler ve ayrıca adı belirtilmeyen 3-4 binden fazla kişiye mezhep değiştirtmiştir. Bu karının durumu bundan iki ay önce hükümet tarafından incelenerek sürgün edilmesi amacıyla Dersaadet'e (İstanbul'a) götürülmüştür ve halen bu kişi Dersaadet'tedir. Ve Tokat sancağının bazı yerlerinin mezhep değiştirmesi girişiminin adı geçen Himmet Ağa teşvikiyle olduğu söylenmektedir. Adı geçen hatunun (Ayşe Bacı'nın) durumu Vali Paşa'dan (Sivas valisinden) sorulduğunda, bu kişinin Tanrılık iddiasında bulunması nedeniyle Dersaadet'e gönderildiği, Koçgiri ve Hafik taraflarında bu tür eylemlerde bulunanlar olduğu, 8 yıl önce Protestanların kitap dağıttığı ancak, başarı sağlayamayıp bu girişimden vazgeçtiği anlaşılmışsa da adı geçen halkın şimdilerde Mazdekiler gibi eylemlerde bulunduğu bildirilmiştir. Bu durum yakın yörelere yayılabilir. Bunu önlemenin yolu, her köye birer okul açmaktır. 19 Kanunievvel 303 (1887) Hava Selçuk'un yayınladığı belgeler (Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı2011/59 BELGE 1 1.BOA, Y.PRK-ASK Dosya no: 43, Gömlek Sıra No: 104, 1305 R 27 (…) tarihli şifrelü telgraf-ı acizide bi’t-tahkîk arz olunacağı bildirilen mevâdd ber vech-i zîr beyân olunur. Şöyleki nefs-i Sivas dairesi kur’a memurunun bu kerre avdetiyle olunan suâllere aldığı cevabında Yıldızeli, Gürün, Hafik Koçgiri kazaları ahâlîlerinden ekserisi Kızılbaş ve bir takımları da İslam bulundukları halde tahrikâtla Kızılbaşlar mezheblerini tebdil yani Protestan oldukları gibi İslam olanları dahi bu sûretle tebdil-i mezhebe kıyâm edenlerinin olduklarını ve bunların rü’esâları yani büyük dedeleri Dışlık karyesi müdürü Gökçe Kahya ile karye-i mezkûrede Karib Ağa olduğu ve Sivas’a dört saat mesafede bulunan Karacaören Karyesinin bir takım İslam hâneleri dahi yenice tebdil-i mezheb olmakda bulunduğu ve Gürün Kazasının ise yirmi beş kadar karyesiyle kasabası ahâlîsi dahi tebdil olunmakda idüğünü beyân etmiştir. Ve diğer tahkîkât-i acizide dahi Karabel(Karabil) nahiyesinden Aydır(?) karyesinde müdür muavini Kara Hüseyin ile nahiye-i mezbûreden Kuzkoca(?) karyesinden Mansur Ali ve yine karye-i mezkûreden İmamoğlu Ali Dede oldukları karye-i mezbûrede Mansur Mehmed ve Uzun Ali ve Aluçluseki karyeli Topal ve karındaşı Hasan ile işbu dedelerin halifeleri bulundukları ve Karabalçık karyesi müdürü Himmet Ağa da baş dede olub cümle-i nas tergîb ve teşvik edenlerin bulunduğu arz olununacak Aişe Bacının merkûm Himmet Ağa birinci mu’temedi olduğu ve merkûm vasıtasıyla bütün nas ızrâr olduğunu ve el-yevm mezbûre içün altı yüz aded ganem ve yüz aded sığırda ianeten tecemmu’ ittirilerek nezdinde hıfz ve beslemekde idüğü elhaletühazihi yine mezbûre içün tebdil-i mezheb edenlerden mezbûreye iane toplanmakda bulunduğunda mevsûk olarak tahkîk edilmiştir. Ve mezkûr Aişe Bacı ise Tokat Sancağının Zile kazası dâhilinden Tanrılık davası iddiasıyla şöhret bulmuş bir karı olub şimdiye kadar bâlâda arz-ı ta’dâd olunan ve diğer isimleri meçhûl bulunan üç dört bin nüfusı mütecaviz ahâlîyi tebdil-i mezheb ettirmiş ve bu karının hali ise bundan 2 mah mukaddem hükümet tarafından bi’t-tahkîk zahire ihraç ettirilmesine mebni Dersaadetten menfiyyen Tokaddan gönderilmiş ve elhaletihazihi mezbûrenin Dersaadette bulunduğu mervidir. Ve bu hali ile Tokat Sancağının bazı mahallerinin hatta tebdil-i mezheb kıyam üzerinde bulundukları dahi arz olunan müdür Himmet Ağanın teşvikiyle bulunduğu söylenmektedir. Ve zikr olunan hatunun buralarca vukubulduğu ve keyfiyet derecesi Vali Paşadan bir sûret-i hakimane ile suâl olundukda Ayşe Bacının Tanrılık davasında bulunduğundan tahkîkatı bi’l-âhiren menfiyyen Dersaâdete gönderildiği Koçgiri, Hafik taraflarında dahi böyle tanassurda bulunanlar mesmû’ ve lâ-yetenâhî olduğu tahkîkatında ise de bu da sekiz sene evvel Protestanlardan küçük kıtada kitaplar dağıtıldığı ve bunada muvaffak olamayarak avdet ve eylediklerini şimdi bu halin mezdekileri bulunduğu cevab olarak beyan buyurmuşlardır. Halbuki mesmuat-ı azice edilen tahkîkata nazaran salifü’l-arz tebdil-i mezheb maddesi tedâbîr etmekte bulunduğu istima’ edilmek ve mevâd-ı mezkûrun devamı ise bu havalinin umumi yakın vakitlerde sirayet edecekleri bedihidir. Ve bunun çare-i Ve bunun çare-i hasenesi mezkûr kaza ve nevâhî ve kuralara birer mekteb küşâdıyla tedrisde bulundurulmak ve münâsib mücerrebü’l-etvar kaimmakam ve müdürlerin takibatıyla önü alınmaktan başka çare olamayacağı der-hâtır bulunduğunun arz-ı beyanıyla beraber keyfiyet-i hal bundan ibaret olduğunun ifâdesiyle bâbında emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emrindir. fi 19 Kanun-ı evvel sene 303 BELGE 2 "Sivas Vilâyet-i Celîlesi’ne Tokat sancağında Zile kazâsında vâki‘ Karşıpınar karyesi sâkinelerinden Ayşe Bacı nâmında bir kadın hayli müddetden beri ahâlî-i kurâyı iğfâl ve ıdlâl ile kendülerinden ahz-ı bi‘at etdirerek ve zevcinin vefâtından sonra husûle getirmiş olduğu oğlu Hasan’ı Sırrullah tanıtdırarak mugâyir-i şerî‘at ve islâmiyet envâ‘-ı dalâlet ve fesâdâta mübâderet ve günden güne avane ve müridesini teksîr ederek otuz bini tecâvüz etdirmiş ve ara sıra elli altmış atlu ile oğlu merkûm Sırrullahı çıkararak türlü desâyis ve iğfâl ile ahâlîyi soydukdan başka şu aralık bazı mürideleriyle damâdını zîr-i iğfâlâtındaki köylere gönderip yakında mehdîlik sırrı zuhûr edeceğinden biraz daha yârân ve ihvânın teksîr edilmesini tavsiye ve i‘lân eylediğine ve hâneleri taharrî olunursa birçok silah dahi bulunacağına dair Zileli İbrahim Tevfik ve Mehmed Arif mühür ve imzâlarıyla vârid olan ihbârnâme üzerine zâbıtaca cereyân eden tahkîkâtı hâvî evrâk (…) mu‘âmele-i siyâsiyeyi îcâb eder hâlâtdan olduğuna binâen meclis-i idâreye havâle ve i‘tâ olunmakla bi’t-tedkîk kırâat ve mütâla‘a edildi tahkîkât-ı vâkı‘adan müstebân olduğu üzre mezbûrenin Ali ve Hüseyin ve Hasan Sırrullah nâmında üç oğlu ve İbrahim nâmında bir de damâdı olup bunlardan Hüseyin ile damâdı İbrahim mezkûr Karşıpınar karyesine beş sâ‘at mesâfesi olan Acısu karyesinde ikâmet eylediklerinden berâ-yı taharriyât ve tahkîkât ol tarafa gitmiş olan tabur ağası Mehmed Bey ma‘rifetiyle merkûmânın hâneleri bi’t-taharrî şüphe olunacak sûretde esliha zuhûr etmeyip eğerçi mezbûre ağa-yı mûmâ-ileyhe hastalığını dermiyân ederek evvel-emirde hânesinin taharrîsine muvâfakat etmemiş ise de muahharan beledî tabibi ile me‘mûrlar gönderilip mu‘âyenesi ve hânesinin taharriyâtı icrâ etdirildikde mezbûrenin gelemeyecek derecede hasta olmadığı tabib tarafından ve esliha bulunmadığı dahi zabtiye me‘mûru cânibinden bâ-rapor beyân olunması üzerine mezbûre oğlu Sırrullah ile berâber götürülmüş ve inde’l-istintâk cümlesi esâs keyfiyeti inkâr ile Keçelileri dahi bilemediğini ifâde etmişdir haber verilen esliha hânelerinde zuhûr etmediği gibi mehdîlik sırrına dâir olan ihbâr hakkında dahi bir gûna emâre ve serrişte alınamamış ise de sarrac ta‘bîr olunan Keçeliler mezbûrenin avanât ve mensûbâtından olduğu cümlece ma‘lûm ve musaddak olmasıyla beraber mezkûr sarrâc takımı mukaddemâ cüz’iyyât kabîlinden iken yakın vakitde tekessür ederek ihbâr olunduğu vechile otuz bini eylediği ve bunların atîk Mezdekîler misillü bir mezheb ihtirâ‘ ile beyinlerinde iştirâk-ı ırz ve emvâl fazîhası cârî bulunduğu ve mezbûrenin ne türlü ta‘lîmât verirse keçesi altına girmeyenlerin kılınçdan geçecek lafzıyla oğullarını lüzûmu kadar atlularla taht-ı iğfâlâtına aldığı köylere göndererek iğfâl ve celb-i emvâl ile gönden güne yârânı terakkî etdirmekde olduğu anlaşılmış ve bu misillü mugâyır-ı şerî‘at ve islâmiyet mezheb ihtirâ‘ ile yârân ve avanâtının teksîri husûsu islâmiyet ve hükümetçe şâyân-ı ehemmiyet mevâddan olduğuna binâen o kadar ahâlînin bu makûle bir kadınla çoban gibi olan oğullarının iğfâlâtına kapılmaları mücerred mekteb ve ma‘ârifsizlikden neş’et edip ba‘demâ sâye-i ma‘ârif-vâye-i hazret-i pâdişâhîde her karyeye mektebler küşâdıyla sûret-i mahsûsada hâceler ta‘yîn ve i‘zâm edilerek akâ’id-i islâmiyenin ta‘lîmiyle i‘tikâdları tashîh etdirilmek ve fırka-i merkûmenin kendilerine mahsûs bir alâmet olmak içün başlarına giydikleri keçeler men‘ edilmek üzre mezbûre ile merkûmûn haklarında îcâb eden mu‘âmele-i siyâsiyenin icrâ edilmesi re’y-i âlîye menût olmakla ve merkûmûndan Ali ve Hüseyin taht-ı kefâletde ve mezbûre Ayşe Bacı ile küçük oğlu Hasan Sırrullah ve damâdı İbrahim dahi zabtiye nezâreti altında bulunmakla icrâ-yı îcâbı zımnında evrâk-ı tahkîkiyenin leffen takdîmine ibtidâr kılındı ol bâbda emr ü fermân hazret-i men-lehü’l-emrindir. Fİ 23 Şevval sene 304 ve sene 303 16 Temmuz 1887 Saygı ve sevgiyle... Konu Hamza Aksüt tarafindan (11-06-2011 Saat 12:16 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 6 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Devrim06 (11-05-2011), esonto58 (11-04-2011), h-alibaba (11-06-2011), hadimül fukara (11-04-2011), Musali Sar (11-05-2011), Tahtacı35 (11-05-2011) |
|
|
#2 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8555 Times in 4028 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hamza Abi, eline sağlık.
Lakin bu sözler kümesi bize yabancı, anlamadıımız bir dil, en azından bana yabancı. Yani Osmanlı kayıtları ne demiş. Sagılarımla.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#3 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3343 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Musali Sar (11-05-2011), İşcanbaba (11-05-2011) |
|
|
#4 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8555 Times in 4028 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Bir şey daha öğrenmek isterim. Anşa bacı İstanbul'a gönderiliyormuş, bundan sonraki süreç nedir? Bu konuda bilgi var mı? İstanbul'da ne oldu? yargılandı mı? bu sürece dair belge bilgi var mı? Sağlıcakla. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#5 | |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3343 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Bu iki belgede başkaca bir bilgi yok. Anşa Bacı'nın ya da eşi Veli Baba'nın Haleple bir ilgisinin olduğunu biliyorum, ancak, bu konuda bir belgeye rastlamadım. Hubyar ocağı üyelerinin konuya katkıda bulunmasını bekliyorum. Sözel bilgileri sunmaları, konuyu belgelerden izlememize, daha doğrusu, yeni belgeleri bulmamıza yardım edecektir. Anşa Bacı gibi yiğit bir dedemizin, büyük bir erenimizin başından geçenleri okurken çok duygulandığımı belirtmek isterim. Gözü ve himmeti üzerimizde olsun. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Musali Sar (11-06-2011) |
|
|
#6 |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Sn. Aksüt,
Ne kadar anlamaya çalışsam da dil olarak belgeyi tam anlamam zordur. Aktarmış olduğun belgede geçen isimlerin ikisi dikkatimi çekti. “Ve diğer tahkîkât-i acizide dahi Karabel(Karabil) nahiyesinden Aydır(?) karyesinde müdür muavini Kara Hüseyin ile nahiye-i mezbûreden Kuzkoca(?) karyesinden Mansur Ali ve yine karye-i mezkûreden İmamoğlu Ali Dede oldukları karye-i mezbûrede Mansur Mehmed ve Uzun Ali ve Aluçluseki karyeli Topal ve karındaşı Hasan ile işbu dedelerin halifeleri bulundukları ve Karabalçık karyesi müdürü Himmet Ağa da baş dede olub cümle-i nas tergîb ve teşvik edenlerin bulunduğu arz olununacak Aişe Bacının merkum Himmet Ağa birinci mu’temedi olduğu… “ Bu belgede anlaşıldığı kadarıyla sadece Aişe Bacı soruşturma ve kovuşturmaya tabi kalmamış. Guruplar halinde dedeler, Rayberler ve hatta Mürşitler tahkikata maruz kalmıştır. Bu sayılan isimlerin içinde Mansur Ali ve Mansur Ahmet adları dikkatimi çekti. Günümüze gere Mansur ön ad olmuş oluyor. Çevriye göre de bu anlaşılıyor. Fakat Osmanlı döneminde ise farklı olması gerekir. Burada geçen “Mansur” adı bir soy adımıdır? Yani Baba “Manusurlu” anlamında mı kullanılmış? Bu şekilde değilse dahi, olup olmadığı için orijinal metni tekrardan sorgulamak gerekir sanırım. Belge bana Baba Mansurlu der gibidir. Ayrıca bu belgede “Mazdek” adı geçmektedir, bu insanları Mazdekin devamı mı, yoksa atfedilen Mazdekliğe benzerlik mı? Bayramın kutlu olsun Selam ve sevgiler h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 397
Thanks: 774
Thanked 849 Times in 306 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Veli Baba 1854 yilinda hakka yürümüstür. Ansa Baci'nin koca bir dünya devletiyle, bir ahtapotla mücadelesi o yil baslar. Ansa Baci 700 ayet bilen, ama okuma-yazma bilmeyen, sabahlari evinde pancar hellesi pisirerek cocuklarini doyurup daga yollayan herhangi bir Anadolu kadinidir, bir hatun kisidir. Hubyar dergahinda karisikliklar vardir. Veli Baba yolun dogru sürülmesi gerektigine inanir, dergahin yetmedigi yerlere yetmeye ugrasir, yettigi yerlerde bir düzen saglar ve taliplerin önüne düser. Orta Anadolu'yu kisa sürede toparlar, Sivas, Tokat, Amasya, Corum, Erzincan ve Samsun bölgelerinde Hubyar dergahinin öngördügü hizmetlerin yerine getirilmesini sagladiktan baska, Osmanli iktidarina karsi tüm dergahlar icinde en radikal kararlari alarak güclü bir direnme cekirdegi meydana getirir: "Yezidin kadisiyla cemal cemale gelen talibin derdine derman yoktur" der, devletle bölgenin siyasal ve hukuksal baglarini keser. O siralarda o bölgenin kücük yerlesim birimlerine kimi ocaklardan dedeler gelmektedir ve zorunlu olarak devlet gücleriyle yurttaslik hukuku icine giren taliplere cok agir cezalar vererk ocak otoritesi saglamaya calismaktadirlar. Sözgelimi yezitle yüzyüze gelmis olan hatun kisiler ve yezitle alis-veris veya ticaret yapmis er kisiler, ailecek düskün sayilmakta, düskünlükten kurtulmalari icin de cemde boyunlarina kaynar suyun dolduruldugu agir kovalar asilarak eza cekmeleri uygun görülmektedir. Veli Baba, "eza-cefa yolun aslina terstir erenler, düskün olan ömrünce düskündür, cefa etmek bizce degildir. Yola zeval vermemis olan er kisiler ve hatun kisilerin ikrari esastir, hata ile hüküm giymezler, cümlesi cemdendir" demis, bu tutumla saydigim yörelerde umut isigi gibi parlamis, büyük sayginlik kazanmistir. Hakka yürüdügünde talipleri, baglilari, henüz yeni toparlanma evresindedir. Ansa Baci, Veli Baba'nin esi ve yoldasi oldugu kadar onun bir samimi talibidir de. Er yoldasi sirra cekildiginde yavrulari henüz kücük yaslardadir, talibe kilavuzluk edecek deneyimleri ve donanimlari yoktur, fizik gücleri henüz yetersizdir. Cemler tüm yörelerde bütün agirligi ve ihtisamiyla, hevesle yapilmaktadir. Ansa Baci tereddüt etmeden asiretin büyüklerini toplar, talibin önüne kendisinin düsecegini, sofu canlarin da yürütmeyi saglayacagini aciklar. Talipleri bu durumu coskuyla karsilamislar, Ansa Baci'ya Veli Baba'nin nisanesi, armagani ve ardil bilgesi olarak bakmislar. Kisa sürede benimsenmis, bir dedigi iki olmamis. Ocagin talip cevresi de hizla genislemis. O kadar ki, devlet güclerinin ilgisini cekmesi uzun sürmemis, pesine ajanlar takilmistir. Rivayete göre, yine bir Hubyar talibi olan bir varlikli kisi, "Ansa Baci köylümüzü kandiriyor, büyücülük yaparak fakiri-fukarayi büyük devletimizin üstüne kiskirtiyor, mali-davari cogaldi daglara sigmaz oldu, güc yetiremez olduk. Talipler delirmis ona tüm topraklarini ve mallarini ve davarlarini ve zahirelerini bagisliyorlar, ocaginda bedava hizmetkarlik yapan günlük kirk kisi bulunuyor" diye sikayeete, ihbarda bulunuyor. Kolluk gücleri ocagi basiyorlar, tüm aile bireylerini alip götürüyorlar. Ansa Baci kisa zaman icinde tutuklaniyor. Yaninda bir de kücük cocugu vardir, 3 yaslarindadir bu cocuk. Mapusta bir cok eza-cefa görüyor Ansa Baci. Ayaklanan taliplerine hangi sehrin hangi mapushanesinde oldugu söylenmiyor, kaciriliyor. Sonucta idam cezasi ile yargilanmaya basliyor. Hüküm veriliyor, idam cezasinin infazi icin Istanbul'a gönderiliyor. Ama, Istanbul'da adeta bir mücize gerceklesecektir... Osmanli donanmasi icinde her nasilsa bir bicimde öne cikmis Osman Pasa adli asker, Kasimpasa'daki dünyanin en eski ve en kudretli gemi tersanelerinin genel müdürlügüne getirilmis bulunmaktadir. Bir gün, tersanedeki dayama amelelrinden birisi hizla ve destursuz bu pasanin tersanedeki lüks dairesine dalar, yakasi bagri acik, saclari darmadaginik ve gözleri kara bulut gibi agirlasmis bir bicimde pasanin karsisina dikilir. Söyle bir konusma olur orada: - Bekcilere cevreyledim Pasa! Biliyorum ki bunun bedeli agir. Lakin sana verecegim haber bundan da agir... - Belli... Söyle bakalim Sivasli!... - Pasa erenler... Ansa Baci derdest olunup Sarachane zindanina getirildi. Havadis dogrudur, kesindir. Onu idam edecekler. Yalniz ne ile idam olunacagi tartisiliyor su vakit. - Ne diyorsun köylüm! Ne diyorsun sen!.. - Vaziyet budur pasam... - Kötü... Hele sen atölyeye in bakalim. Mevla kerim. - Müsaden olursa amele ile de musavra edecegim pasa... - Sirda dursun simdilik, mevla kerim Sivasli... - Basüstüne pasa... Eyvallah... Osman Pasa da, ona bu haberi telas icinde getiren amelesi de Ansa Baci'nin talibidirler. Osman Pasa üc gün icinde padisahi idamin durdurulmasi konusunda ikna eder ve idam durdurulur. Ancak Ansa Baci'nin Suriye'ye sürügüne gönderilmesine karar verilir ve Osman Pasa bu karari kabullenmek zorunda kalir. Yine de talipler bu haberi sevincle karsilamislardir... Osman Pasa, Hafik ilcesinin Cakmak Köyü'ndendir. Hakkinda bu gün bilinen tek bilgi hemen hemen budur. Bir de Veli adinda bir oglunun oldugu, bu oglunun sonralari Cakmak Köyü'ne dönerek varlikli, satavatli bir yasam sürdügü, sonunda varligini yitirerek sefalet icinde yasamini noktaladigini biliyoruz yalnizca. Suriye sürgününden dönen Ansa Baci'nin yasam öyküsünün kalan bölümünü yine söylencelere dayanarak anlatmaya devam edecegim. Bu satirlari okuyan Ansa Baci taliplerinin öyküyü tamamlayabilecek bilgiler ellerinde varsa, konuya katki saglamalarini diliyorum. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Musali Sar For This Useful Post: | Devrim06 (11-09-2011) |
|
|
#8 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 397
Thanks: 774
Thanked 849 Times in 306 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Ansa Baci’nin Suriye’ye sürgün gidip orada, Sam’da iki yil kadigini biliyoruz. Cünkü, torunlarindan biri olan ve seksen yasinin üzerinde bulunan Tokat eski milletvekili Ali Kurt (Ali Baba) bu süreyi dogruluyor ve halen hayattadir. Gecen yil görüstügüm Ali Baba, büyüklerinden devraldigi bilgileri bize aktarmis olmasina karsin, Ansa Baci’nin sürgüne gönderilme sürecindeki tüm olaylari bilmiyor. Kesin bildigi noktalar; Ansa Baci’nin tutuklandigi, ona iskence yapildigi, idamla yargilandigi, o sirada Cakmak’li Osman Pasa’dan yardim gördügü, Suriye’ye sürgün gidip orada iki yil kaldigi ve o sirada kücük oglu Hasan’in (2-3 yaslarindayken) öldügü gibi bilgilerdir. Bunun disinda Ansa Baci’nin yasamiyla ilgili de, yargilanma süreciyle ilgili de pek birsey bilmiyoruz. Yine anlatilanlara göre Ansa Baci’nin Suriye’den dönüsü görkemli olmustur. Olaylari duyan ve icten ice kaynamaya baslayan talipleri, Ansa Baci’nin dönüs tarihini bir bicimde ögrenmisler ve o daha Amasya’ya gelmeden yollara dökülmüslerdir. Amasya, Tokat, Sivas, Corum, Samsun, Yozgat köylerinden akin akin Amasya girisine gelmisler, onu bir Sah gibi karsilamislardir. Ansa Baci’nin, bu tarihten sonra talip köylerini ve baska yerlesim birimlerini Osmanli devletinden tümüyle kopardigi anlasiliyor; cünkü örnegin görgü cemlerinde dara duran talipler artik „bir olayi karakola düsürüp düsürmemek ile“ de sorgulanmaya baslamislardir. Askere adam göndermeyelim önerisi ile gelen taliplerini, „gücümüz henüz buna yetmez“ diye geri cevirmis olmakla birlikte, tüm devlet kurumlarini günlük yasamda devreden cikarmis, tamamiyla talip topluluklarini ic kurallar ile kendi kendini yönetir duruma sokmustur. Bu gün, koydugu kurallar incelenirse, bu durum acikca anlasilabilmektedir. Ölüm, dogum, nikah, arazi paylasimi, kavga, hirsizlik, kaza, göc, gayri menkul alim-satimi ve daha baska pek cok olayda devlet kapisina ugranilmamis, talipler bu türlü islerini yol kurallari ile cözüme ulastirmislardir. Öyle ki, Cumhuriyet’in kurulmus olmasi bile devlet kapisina bakis acilarini degistirmemis, daha yakin zamana dek, 1970’li yillarin ortalarina kadar, bu kurallar gevsetilmeden uygulanmistir. Özetle, sürgünden döndükten sonra Ansa Baci’nin büyük saygi gördügü, Hubyar taliplerinin büyük bölümünü kendine bagladigi ve ocagina bagli talip topluluklarini neredeyse tümüyle illegalize ettigi söylenebilir. Ansa Baci’nin Osmanli devlet gücleriyle karsi karsiya geldigi zorlu sürecte kendisine yardim eden cok sayida talibinin oldugunu kabul etmek gerekir. Ancak bunlarin icinde Osman Pasa kilit isimdir. Osman Pasa’nin varligi, nereden gelip nereye gittigi, aydinlatilmasi gereken önemli noktalardan biridir. Cünkü, Cakmak Köyü 1825-35’lerde kurulmus görece yeni bir köy iken, halki Alevi ve bir dag koyugunda yasarken, köyden bir pasa (general) yetistirme gücünden yoksundur. Peki nasil oluyor da o köyden bir kisi bu yüksek yerlere gelecek denli egitim alabiliyor? Alevi toplumlarda „Osman“ ismi cocuklara kesinlikle verilmez, üstelik de bu isimden nefret edilirken, Cakmak Köyü’nde cocuguna „Osman“ ismi veren kimdir? Bu aile Alevi midir? Degilse, Osman Pasa Ansa Baci’ya neden yardim etsin, neden yardim etmistir? Makamina gelerek ona "Ansa Baci tutuklandi" diye haberi getiren kisinin, yakin köylüsü (Karli Köyü’nden) Ismayil'in, Alevi olmayan bir pasaya o kadar yakin ve acik olmasi düsünülebilir mi? Yoksa, Osman Pasa dahil, tüm bu ismi gecen kisiler -Ansa Baci disinda- ve olaylar yalnizca bir öykü ve öykü kisileri olarak mi bize ulasmistir? Bilmiyoruz… Osman Pasa’nin yasamis oldugunu belgeleyebilirsek bir cok nokta sanirim kendiliginden aydinlanmis; benzeri pek az görülen Ansa Baci gibi yigit ve fedakar bir yol evladinin, bilinmezlere karismis acili yasam serüveni üzerindeki sis perdeleri de biraz daha kaldirilmis olacaktir. Konu Musali Sar tarafindan (11-13-2011 Saat 03:51 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Musali Sar For This Useful Post: | Devrim06 (11-13-2011) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| anşa, bacı, belgeleri, hakkında, osmanlı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||