Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevi Edebiyatı > Alevi Ozanları, Deyişler

Alevi Ozanları, Deyişler Alevi ozanlarına dair paylaşımların yapılabileceği alan. Deyiş, Deyişler.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 04-23-2011, 18:34   #1
hadimül fukara
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
 
hadimül fukara - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 34
Üye No: 3814
Mesajlar: 41
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 136
Thanked 108 Times in 35 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 37
REP Seviyesi : hadimül fukara is on a distinguished road
İletişim
Standart aşık ismail(budala ismail)

Aslen Yozgat'ın Büyük incirli köyündendir. Yaşadığı zaman dilimi tam olarak tarihlendirilememekle birlikte 1900'lü yıllardan önce yaşadığı tahmin edilmektedir. Aşık İsmail küçük yaşlarda iken, Ankara'nın yalıncak köyünden Dedeleri gelir. Dede köyde iken köyde bulunan bir diğer Ocak zade Şeyh Samut evladı Dedenin de bulunduğu muhabbet esnasında demleri biter Samutlu dede küçük yaştaki Aşık İsmail'e elindeki tesbiğini verir ve bizim eve git bunu nişane olarak göster ve bir okka dem alıp gelmesini söyler. Tabi İsmail eve varır tesbiği gösterir ana bacıdan demi alıp döneceği esnada Samutlu dedenin Şirin ismindeki kızını görür ve alnında bulunan nura aşık olur ve oracıkta bayılır (dünyevi bir aşk olmayıp aşkı ilahidir). Kendine geldikten sonra elindeki demle muhabbete nail olur. Demi dedeye sunar ve o ruhu haliyetle bir aşkı ilahi gelir ve şu beyitleri söyler. Aşık İsmail in söylediği ilk deme budur.





Vücudum evinde şemalar yanar,

Aşkın ateşinin korunun derdi.

Arifi billahlar cihanı eler,

Ferhat kaya deler Şirinin derdi.





Ben huylu değilim, muska yaramaz.

Kitap derceylesen, dahi yaramaz.

Merhemsiz yaremi tabib saramaz.

Yüz bin cerrah gelse birinin derdi.





Kah ağlattın didilarım yaş eyle.

Kah güldürdün gönül rüşan eyle.

Yere göğe şule verip ışıtan

Muhammed Ali'nin nurunun derdi.





İsmailem yarelerim ellidir.

Elli değil dertli olan bellidir.

Abdalları hırka giyer şallıdır.

Hünkar Hacı Bektaş Velinin derdi.







Aşık İsmail'in bu demesini köylüler farklı anlarlar ve Aşık İsmail'e iyi gözle bakmazlar ve bunu gururuna yediremeyen Aşık İsmail gurbete düşer, mecnun gibi deryayı muhit olup, çalıp söyleyerek köy köy kasaba kasaba gezip dolaşır. Nice dolandıktan sonra, Hüseyinabat (Alacadaki) Hüseyin gazi Tekkesinde sakin olur ve Bektaşi babası olan Hurşit Babanın cemiyetine girer. Nice yılla hizmet edip canlar uyandırır. Düzeni ve sistemi eleştiren demeler söylediği gerekçesiyle, bazı yerli kadı ve görevliler tarafından bağlı bulundukları Amasya valisine olayı aksederler bunun üzerine tutuklanarak Amasya sancağına valinin huzuruna çıkarılır. Vali sorgudan geçirir ve halkı hükümete karşı zehirliyor diye Aşık İsmail'i zindana attırır ve elleri kolları ve ayaklarından zincire vurdurur. Vali bu haldeyken Aşık İsmail'e hakaret edince Aşık İsmail şu demeyi söyler ve el ve ayaklarındaki zincirleri parçalar.





Yine bir zuluma çöktü serime,

Hünkar Hacı Bektaş Velim gel yetiş.

Elim ermez yarenime eşime,

Balım Sultan, Kızıldelim gel yetiş.





Efendimsin sana sürdüm yüzümü.

Dumana gönderme yavru bazını.

Balım sultan sen ayırma kuzunu.

Şah Kalender aslan Alim sen yetiş.





Bilmiyorum nasıl olur hallerim.

Kusur benim bağladılar kollarım.

Kan saçarak Feta okur dillerim.

Şah Atam Kadıncık dolum gel yetiş.





İnkar olan inkar hakka kul olmaz.

İnsafı yok merhamette yer olmaz.

Safi Sadık Ehli Beyt ten dur olmaz.

Abdal Musa Sultan, Velim gel yetiş.





BUDALA İSMAİLim umudum balım.

Boğazımda lale nice olur halim.

Mürvet hey erenler gayrete gelin.

Yedi iklim bekçisi Alim gel yetiş.





Bu kerameti gören Vali, Aşık İsmail'i serbest bıraktırır. Aşık İsmail kendisini tekrar Hüseyin Gazi Tekkesine bırakmalarını ister. Hüseyin Gazi Tekkesinde bulunan Hurşit Babaya uğrar olanları anlatır; ben fazla yaşamayacağım, sırrı faş(açık)ettim akşam sabah ölücüyüm benim cenazemi D.Dere köyünden Seyyid Ali Sultan evlatlarından Eyüboğlu Mehmet ağa suyumu döksün, Molla Hüseyin de yıkasın ve benim cenazemi D.Dere köyünde kabristanın Tekke görünecek yüze koysunlar diye vasiyet eder ve dediği gibi o akşam ruhu teslim eder. Dediği ederler. Aşık İsmail hayatta iken iyi insanlar öldüğü zaman Rahmet eder, eğer ölen kötü yaramaz bir kimseyse bununda ruhuna gigoh (yazıklar) olsun dermiş. Böyle dediği bir kişinin oğlu( ?....) buna içerlediği için Aşık İsmail'i teneşirde yıkarlarken gelir ve derki ey Aşık İsmail babam ölünce bunun da ruhuna gigoh (yazıklar olsun) dediydin şimdi sende öldün seninde ruhuna gigoh deyince Aşık İsmail teneşirden doğrulur ve bende senin baban gibi, atan gibi öldü isem benimde ruhumu gigoh der ve gerisin geriye teneşire yatar ve Aşık İsmail'i kabristanın tekke görünecek yüze defnederler(o zamanlar arazide kavak, söğüt icat olup dikilmediğinden tekke görünüyormuş) o akşam Söğütözü köyünde tarikat düzenlenirmiş, tarikatta bulunanlar ahh Aşık İsmail sen tarikatın yakışığı idin bu cemde olaydın diye ağlaşırlar, bir de bakarlar ki Aşık İsmail elinde sazı olduğu halde huu deyip içeri girer cemaat şaşırır Aşık İsmail deryayı muhit gibi Aşıklığını yürütür lokmalar pişipte dağıtılmadan dede der, eşik yoklayana sır saklayana müsaade et derder, tabi onun dünyadan kısmeti kesilmiştir dede desti post edince Aşık İsmail sırra kadem basar buna şaşıran Söğütözü ve D.dereliler ertesi gün kabrini yoklarlar ancak aşık İsmail'den ne bir iz ne eser bulamazlar.Ogün bu gün kabri bir ziyaretgah olup saygıyla anılıp söylenir. Birçok deyiş ve şiirleri derlenmediğinden unutulmuş ancak hafızalarda kalan sayılı deyişleri günümüze ulaşabilmiştir.

Aşık İsmail hayatta iken sorarlar, bazı kimseler tarikatı küçümsüyor, ceme gelmiyor, ikrarında durmuyor, Ey aşık Aşık İsmail bu canlar için ne dersin diye sorarlar. o da bunun üzerine şu demeyi söyler.



Ayini Cem olmuşlar didara karşı,

Kalbi kalleş sofu gelmiş gelmemiş.

Halım arzedeyim halden bilene,

Beyhude halimi bilmiş bilmemiş.





Otlu topuz yalancının cezası,

Yitirmiş yolunu olmuş hakkası.

Yetemez menzile yoktur süresi,

Şu dağda bir baykuş, kalmış kalmamış.





Firavunluk yapmış ,yolundan kalmış,

İkrardan imandan ,pirinden olmuş.

Tarikattan abdest almadan ölmüş.

Kılman cenazesin, ölmüş ölmemiş.





Savur aşk kazanın dışa daşmıya,

Hiç kimsenin yolu yolsuza düşmüye.

Ahmak olan gider kuru çeşmiye,

Fark etmez ki kabı dolmuş dolmamış.





Bulanık nekesin içilmez suyu,

Hakka ,Halka yaramamış bed huyu.

Cömert sofrasından almamış payı,

Nekes kısmetini almış almamış.





İSMAİLim bu gün aşkım ziyade,

İçilirmi yarsiz yad ile bade.

Yaradan ahrette şefaat ede,

Yüze gülücü yar, olmuş olmamış.

Bu bilgileri bizlerle paylaşan ,Alaca yöremizdeki Aşıklık geleneğinin son temsilcilerinden Çomar köyünden Aşık Zeynal Doğan dan kayda alınıp yazıya aktarılmıştır. Saygılarımla.





Hazırlayan : Sefa Ayduğan.

Konu hadimül fukara tarafindan (04-24-2011 Saat 17:19 ) değistirilmistir..
hadimül fukara isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to hadimül fukara For This Useful Post:
Devrim06 (04-24-2011), yolcudede (04-23-2011)

Alt 04-23-2011, 21:55   #2
hadimül fukara
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
 
hadimül fukara - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 34
Üye No: 3814
Mesajlar: 41
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 136
Thanked 108 Times in 35 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 37
REP Seviyesi : hadimül fukara is on a distinguished road
İletişim
Standart

Hüseyinabad(alaca)da hüseyingazi tekkesinde hurşit babanın gününde aşık ismailinde bulunduğu bir muhabbet esnasında dervişler aşık ismaile derlerki sen bir hak aşığısın, gerçek erenlerdensin ,gönül gözün açık,aşıklıktan kısmetini almış bir ulu zatsın hz ali efendimiz nasıl bir zat idi , beyan eylede dinleyelim derler. bunun üzerine aşık ismail şu deyişi söyler.


bilmem nicolurdu dünyanın hali,
ebu talip oğlu ali olmasaydı.
hiç bilen olmazdı erkanı yolu,
ebu talip oğlu ali olmasaydı.


cennet bilinmezdi sırat olmazdı,
çarkı burcu devran karar kılmazdı.
adem ata bu dünyaya gelmezdi.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

muhammet mustafa miraç etmezdi.
hasan hüseyinin yasın tutmazdı.
yirmi dört bacı esir olmazdı.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

kuşlar dahi beytullaha konmazdı.
mümin olan bir ikrara durmazdı.
dört nebiyullaha kitab inmezdi.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

şah hüseyin kerbelaya gitmezdi.
mümine kadim olan yası tutmazdı.
zülfikarla düldül zuhur etmezdi.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

onyedi kemerbest oniki imam,
ondört masumu pak cümlesi tamam.
ebül müslüm yezide verirdi eman.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

evvel ali ahir veli olmazdı.
dört kapıyı kırk makamı bilmezdi.
kuduretten yeşil ferman inmezdi.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.

ismailim cihan tutmazdı karar.
mümin olanlar çok çektiler ahu zar.
la ilahe illallah demezdi küffar.
ebu talip oğlu ali olmasaydı.


kaynak: çomar koyunden aşık zeynel doğan
hadimül fukara isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to hadimül fukara For This Useful Post:
Devrim06 (04-24-2011), yolcudede (04-23-2011)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 11:42.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts