![]() |
|
![]() |
|||||||
| Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
GençALEVİLER YAZARI |
BAKİ-FANİ DÜNYALAR VE BAŞKÖYLÜ HASAN EFENDİ
Ta baştan beri insanın hikâyesi ikiye ayrılır. Bu hikâyeler “yer gök yok iken…” diye başlamaktadır. Hikâyeler deryalar üzerine kuruludur. Sırrı saklamak isteyenler kendi anlatımlarıymış gibi başkalarının anlatımlarını aktarırlar. Anlatımların gizli yerlerine de kendi düşüncelerini koyarlar. İnsanın hikâyesi insandan sonra başlamıştır. Hikâyeyi anlatan yine insandır. … Nur deryasından Hakk kapısını haklayarak dünyaya gelip emeklemeye başladığında ışıkları gördü. Yer gök yok idi, iki derya var idi. Bu deryalar birbirlerini yaratmamışlardı. Vardılar. Ne zamandan beri var olduklarını bilen yoktur. Bu deryalar ak nur deryası ile kara zulumat deryasından oluşuyorlardı. Birbirlerine gidecek yolları yoktu. Bazı insanların gözleri perdelidir. O kadar ki gözlerinde kara zulumat perdesi olanlar ak nur perdesini kara zulumat olarak görürlerdi. Zulumat deryasından gelenlerin ışığı nardı, gözlerinde kara perde olduğu için gerçeği, hakikati göremezlerdi. Bu yollardan biridir ve gele gele on sekiz bin âlem, yetmiş iki millette ispat olunmuştur. Yer gök yok iken, iki âlem var iken, henüz dünya yok iken bir gün ışık varlığı âleminden kara zulumat deryasına bir ışık varlığı düştü. Işık varlığı kara sudaki çamura bulandı, ışık varlıklarını yitirdi. Yaratılan bu dünya zulumat deryasında mevcuttu ve yer de bu perde üzerindedir. Bu anlatılanların Hakk erenlerinin Yol’uyla bir ilişkisi yoktur. İki ana yolundan Havva yolunun hikâyesidir. Geldi zulumat, gitti zulumat… Yer gök yok iken ışık nur deryası ile kara zulumat deryası yan yana idiler. Havva yolunda dünya kara zulumat deryasından yaratılmıştır. Adem ve Havva da yerin çamurundan yaratılmıştır. Zulumat deryasından yaratılan bu dünyaya fani adı verilmiştir. Adem’e gelinceye kadar da bin defa zulüm ile dolmuş ve boşalmıştır. Fani dünyasının yanında bir dünya daha vardır ki bu dünyaya baki dünyası denilmiştir. Yer gök yok iken yan yana olan iki deryadan nur deryasından gelenler var yolu ile gelenlerdir. Bu derya da ikiye ayrılmaktadır. Biri rahmet deryasıdır, diğeri nur deryasıdır. Yer gök yok iken bu deryalar da yan yana idiler ve birbirlerine gidecek yolları yoktu. Onların da arasında perde vardı. Rahmet nur deryasındakilerin yolları Hakk üzerineydi. Ervahi nur olanlar dünyaya gelinceye kadar var yolu ile önce Kubbeyi Rahman’a geldiler. Kubbeyi Rahman’a gelmeleri Hakk’ın emri ve rızasıyladır. Nikahları Hakk divanında kıyılmıştır. Hakk’ın emri ve rızasıyla gelenler daha dünyaya gelmeden Kubbeyi Rahman’da cem oldular. Cem olanlar bacı kardeş oldular. Birbirlerine ikrar verdiler, iman ise şahitleridir. Rahmet nur deryasından gelenler Kubbeyi Rahman’da kırkların tezgâhından geçerek bir vücut bir can oldular. Vücut kalıplarını Kubbeyi Rahman’da almışlardır. Bu dünyaya gelinceye kadar önce Kubbeyi Rahman’dan Hakk’ın emri ile cennete geldiler. İşte baki dünyasının malları Kubbeyi Rahmandaki cennette şekillenmişlerdir. Baki dünyası cennettedir, Kubbeyi Rahman’dadır ve ebedidir. Var yoludur. Işıklı bir yoldur ve nur yoludur. Saftır, arıdır, durudur, temizdir. Yalanın yanlışın olmadığı, Hakk üzerine kurulu bir yoldur. İlk cem orada kuruldu, semah orada dönüldü. Bir vücut bir can olan, birbirlerine bağlanarak ikrar veren yolları imanlı olan bacı kardeşlerin dünyasıdır. Baki dünyası ebedidir… Yukarıdaki anlatımı şu şekilde somutlamak mümkündür: DÜALİZM VE DÜŞME MOTİFİ Düalizm “düşme” motifine dayanıyor. Bu anlayışta âlemler ikiye ayrılmaktadır. Birinci âleme ışık âlemi denilmektedir. Ay ile güneş ile ilgisi bulunmamaktadır. İyilik âlemidir. Ruhların ervah olduğu bir âlemdir. İkinci âlem ise karanlık zulumat âlemidir. Mutlak kötülük âlemidir. Düalizmde insan vücudunu yapan yaratan tanrı ayrıdır. Dünyayı yapan tanrı da insan vücudunu yapan yaratan tanrının kendisidir. Oysa vücuttaki ruh dünyayı yapan yaratan tanrıya bağlı değildir. Ruh ışık âleminin sahibinin malıdır. Düalizmde dünya kötü tanrı tarafından zulumat deryasından yapıldığı için narı cehennemdir, kötüdür, bataklıktır, yedi başlı ejderhadır. İnsan vücudu da aynı çamurdan yapılmıştır. Bu yüzden insan vücudu da kötüdür. İnsan kendi içinde iyilerin ve kötülerin mücadelesini yapmaktadır. Dünya ve insan vücudu bataklığına saplanan iyilik âleminin, ışık âleminin malı olan ruh hapishaneye düşmüş demektir. Vücudun ruha ihtiyacı var. Çünkü onu yürütmektedir. Ruh kurtulmak, tekrar ışık âlemine yükselmek istemekte, vücut onu bırakmamaktadır. Can ise nefs olarak algılanmakta, vücut ile birlikte ruhu yoldan çıkarmaya çalışmaktadır. Yanlışa yaramaza sevk etmektedir. Son dönemlerde Aleviliği bu tür anlayışlarla açıklamaya çalışanlar görülüyor. Bunlar yanlıştır. Alevilik bu tür düşüncelerin eleştirisi üzerine kuruludur. Baki ve fani dünyalar… Baki dünyasının sahibi olan Hakk ve fani dünyasının sahibi olan Allah… Allah fani dünyasını kurmuştur ve Âdem’i çamurdan, Havva kadını ise erkek Âdem’in kemiğinden yapmıştır. Düalist anlayış böyle söylemektedir. Mürşit Başköylü Hasan Efendi bu anlayışları Hakk’ın Emri Rızası kitabında defalarca anlatmaktadır. Okuyanlar ilk anda Alevilerin yolunun da düalist anlayışa fani ve baki dünyalara dayandığını sanmaktadırlar. Oysa fani dünya anlayışı yok hükmündedir. Bir kişinin veya bir akımın düalist olması için dünyayı ve insanı yapan yaratan tanrıların farklı farklı olduğunu gerçekten düşünmesi ve bunu öncelikle kabul etmesi gerekiyor. Eleştirmemesi gerekiyor. Oysa Aleviler çamur hikâyesini kabul etmez! Onu eleştirir. Dünyaya geliş yolu tektir ve o da doğumdur. Doğumdan başka yol yoktur! Başköylü Hasan Efendi bakiliği ve faniliği anlatmaktadır. Bugüne kadarki anlatımları aktarmaktadır. Gerçek düşüncesi işe şöyledir: “Ana yolundan başka dünyaya gelen yol yoktur. Herkes kendisini ana yolundan ispat edebilir. Bu yolların biri var’la geliyor biri de yok’la geliyor. Varla gelen yol doğuş yoludur, yokla gelen yol yaratılış yoludur. Allah bunları yoktan yaratmış; hiç yoktan âdem (insan) doğar mı? Yoktan gelenler doğuştan doğduklarını görmedikleri için kendilerini inkâr etmişlerdir. Dünyaya gelenler insan olsun, mahlûkat olsun, hayvan olsun cümlesi de doğuştan doğarak ana yolu ile kendilerini ispat ederler. Dünyayı ispat eden ana yoludur. Anasız, babasız dünyaya gelen yoktur. Gelenlerin cümlesi de ana yoluyla gelmişlerdir. Ana yoluyla gelmeyen kimdir, göstersinler? Ana yolu ile gelmeyenler yoktan mı geliyorlar! Geldikleri yolu bir göstersinler! Yok yolu nerede ise biz de bir görelim!.. Yok diyenler Hakk’ın emrinde ve rızasında olmayanlardır. Kendilerini ve doğumlarını pis görenlerdir. Yaratılıştan doğanlar gökten zembil ile mi inmişlerdir? Bunlar Cenabı Hakk’ı gökte arayanlardır. Bunlar ot gibi biter, ot gibi solar. Ot da yer üzerindedir ve insan gibi doğum üzerinedir. Cümlesinin de doğum üzerine olduğu ispat edilmektedir.” (age. s. 115) Yok’a dayanan anlatım bizim anlatımımız değildir. Boştur, fani dünyasının anlatımıdır. Başköylü Hasan Efendi, kendilerini zulumat deryasının çamurundan, Adem ile Havva hikâyelerinden kurtaramayan, dinsel bakış açısıyla Aleviliğe bakanlar için şunları söylemektedir: “Alacalar bakan körlerdir, kalpleri gümandır. Kendi gözleriyle, kendi kalpleriyle gökyüzüne bakıyorlar ve Allah’ı gökte arıyorlar. Allah gökte değildir, Cenabı Hakk insanları gökte yaratıp doğurmadı (var etmedi). Cümle mevcudat yerdedir, öyle ise Hakk da yerdedir. Cenabı Hakk insanları kendi nurundan yaratmış, var etmiştir. İnsanın 366 azasının cümlesi de nurdur ve insanın pis yeri yoktur. Pis gözüken yer iki bacak arasıdır. Ancak doğanlar da iki bacak arasından doğup geliyor, öyleyse doğanların cümlesinin pis olması gerekirdi. İki bacak arasını pis gören alacadır ve Hakk’ın düşmanıdır. Çünkü iki bacak arası Hakk’ın kapısıdır. Nicesi nebiler (peygamberler), veliler, erenler, ermişler, evliyalar ve gerçek ulular iki bacak arasından doğmuşlar ve kendilerini dünyada ispat etmişlerdir. Doğan bir çocuk ana ve baba mayasından, sütünden ve onların vücudundan kendi kalıbını alarak dünyaya gelmektedir. İki bacak arasını pis görenler, Hakk’ın emrini tutmayanlar, rızasında durmayanlar her bir fuşku fucuru işleyenlerdir. Emirsiz, sahipsiz olarak dünyaya gelen alacalardır.” (age., s. 146) Mürşidin söyledikleri kesindir. İki tür insan vardır. Birisinin gözleri perdelidir. Ak nur perdesini kara zulumat olarak görmekte, faniyi söylemektedir. Allah yoktan insan yaratmışmış. Diğerinin ise hem gözü hem de gönül gözü açıktır, Hakk Yolu’nun insanıdır. Geliş yolunun tek olduğunu, onun da doğum olduğunu. İnsan vücudunun ve dünyanın zulumat deryasından yapılmadığını, dolayısıyla “pis” olmadığını, bunu söyleyenlerin fani anlayışı temsil ettiklerini söylemektedir. Fani dünyayı söyleyenler de anneden ve babadan gelirler, başka geliş yolu yoktur. İnsan vücudunun pis yeri yoktur. Kara çamurdan yapılmadılar. Mürşit Başköylü Hasan Efendi binlerce yıldır gelen mikrobu eleştirmektedir. İnsanın ruhunun Hakk’a, vücudunun ise Allah’a bağlanma anlayışını reddetmektedir. “Ana yolu ile gelmeyenler yoktan mı geliyorlar! Geldikleri yolu bir göstersinler! Yok yolu nerede ise biz de bir görelim!.. Yok diyenler Hakk’ın emrinde ve rızasında olmayanlardır” diyerek Alevilerin ne düşünmeleri gerektiğine de işaret etmektedir. Bu dünyayı Hakk yaptı, Allah sahip çıkmaktadır. Hikâyesi ise yok hükmündedir. Dolayısıyla Efendi’nin kitabı okunurken, eleştirilerine ve gerçek düşüncelerine dikkat etmek gerekiyor. Şunu da unutmamak gerekiyor: Yol’un sahibi vardır. O mürşittir! Gösterilen yoldan gidilecektir. Başka yol yoktur! |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sn.Ünsal Öztürk ,
Alinti:
Başa söylediğini, ret eden duruma düşmektedir, Eleştiri seyri nerde var, nerde yok, nerde başlar, nerde biter o belli değil, İslamcimi, Zerdüştmü? Alevimi karışıyor, Ezber bozuryor, amma, Tarihsel anlamda Madii hatalarda var, Sitemizde bu konuda ufak bir tartışmada yaşadık, Hüseyin Demirtaş ın , Erdoğan Çınarı desdekliyorum isimli mmakalesinde de tartışıldı bu konu, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | caferi (11-10-2011) |
|
|
#3 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Konu tartışılmakta.
güncelleme...
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 710
Thanks: 1704
Thanked 930 Times in 478 Posts REP Gücü : 4
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Bu Mesih'i deccal sanan Ortodoks zihniyetin palavrasıdır. 7 başlı Ejderha MESİH'tir.İblis değildir. 7 sayısı da 7 İmam'a ve 7 Baş omuruna karşılık gelir. Alinti:
Ayrıca bilgide de eksiklik var ,beden kötü değildir,fakat kötüye de hizmet edebilir iyiye de. ALİ der ki ;"Nefsini bilen kendini,kendini bilen Rabbini bilir" . Demekki Nefs kötü ile iyi arasındaki geçiş köprüsüdür.Işığada götürebilir karanlığa da. Nefs,kendini bilirse RUH'a ERER.Yok Nefsinden gaflet ederse karanlık(zulümat) içinde İblisin kölesi olur. RUH ,beden de çarmıha gerilmiş İSA'dır. Onun esaretinden kurtulduğunda RUH Göksel Aleme(IŞIĞA) yükselir. Bu da Alevilikteki "Nefsi öldürme" , "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLME" ilkesidir. Pir Sultan'ım söyler bu hikayeti Yirmi sekiz harfle yedi ayeti NEFSİNİ BİLMEKTİR sözün gayeti Bilmeğe irfandan rehber isterler Yukarı söylediğiniz "Alevilik bu tür düşüncelerin eleştirisi üzerine kuruludur" cümlesi tam anlamıyla zorlamadır.Hiçbir mantığı kaynağı,akli yada nakli delili yoktur.
Din;sevgi ve nefretten başka birşey değildir..! Pir İmam Muhammed Bakır Konu Baba İlyas tarafindan (11-03-2011 Saat 05:35 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Baba İlyas For This Useful Post: | caferi (11-10-2011) |
|
|
#5 |
|
GençALEVİLER YAZARI
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Thanks: 709
Thanked 594 Times in 104 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Üzerinde benim adım olan "Gizli Bilgilerin Sahipleri" ve Aleviler kitabı Düalizm konusunun ayrıntılandırılması ile ilgili yazılmıştır. Ağırlıklı olarak Sabii Düalizmi değerlendirilmiştir. Düalizme giriş olarak saptanabilir.
Düalizm zıtların birliği değildir. Işık Alemi ve Karanlık Alem Düalizmde ayrı ayrı vardır ve bir sahibi yoktur; Devirler ve dönemler; 7 gezegen ve 12 burcun yaratılması; 7 gezegen ve 12 burcu kim yaratmıştır; Işık Aleminden Karanlık Zulmet Alemine düşen ışık varlıkları; Dünyanın yaratılması; Adem'in yaratılması ve ruhun vücuda konulması; Sabiilerde ruh vücuda kim tarafından konulmuştur; Manda d Hiia'nın geliş ve gidişi; Vücut, can ve nefs; Can ve nefs kiminle bağlantılıdır; Ruhun yolculuğu; Ruh nasıl kurtulabilir; Can da kurtulabilir mi; Düalist Sabiilerde 7 ve 12 nedir; Devridaim; Ahir Zaman; Mehdi; Mehdi ne zaman gelecek; Kıyamet... Küçük bir not eklemeliyim: 7 ve 12 sayısı bütün toplumlarda "iyi" değildir. Örneğin Sabiilerde nasıldır? 7 ve 12'nin anası-babası kimdir? Sabiilerde olsun Maniheistlerde olsun Şit, Adem ve Havva'nın çocuğudur. Şit'i doğuran Havva'dır. Acaba Alevilerde nasıldır? Aleviler de Adem ve Havva'nın çocukları mıdır? |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sayin Öztürk, Düalizm felsefesi ve Alevilikteki yeri tekrar gözden gecirilip incelenmeye muhtactir.
Sabilikteki düalizmi inceleyip ona göre düalizm tanimi yapmak eksik kalmaktadir. Örnegin;Sizin yazinizdan bir bölüm; "Düalizmde insan vücudunu yapan yaratan tanrı ayrıdır. Dünyayı yapan tanrı da insan vücudunu yapan yaratan tanrının kendisidir. Oysa vücuttaki ruh dünyayı yapan yaratan tanrıya bağlı değildir. Ruh ışık âleminin sahibinin malıdır." Bu sözler ile Yunus Emre'nin sözlerini karsilastirirsak benzer ifadelere rastlariz. Ten fanidir can ölmez çün gitti geri gelmez Ölür ise ten ölür canlar ölesi değil Yunus Emre Yunus Emre'de vücüdu ikiye ayirmis. Ten fani Dünya'ya ait ve ölümlü. Can ölümsüz vücutdan ayrilip gidiyor. Yada; ölen insanin, kalibi degistirmesi ruh'un hakka yürümesi gibi sözlerde yine ayni ifadeleri anlatmakta. -Manda d Hiia'nın geliş ve gidişi; Bu söz bana Mehdiyi cagristirmaktadir. Insan azalarinin 366 tane olusu 3660 yil'da bir gelen Marduk gezegeni ile alakali olabilecegini düsünmekteyim."Manda d Hiia, (Ahura Mazda -Ahir zaman),isik krali, Marduk'la ilgili olabilecegini aklima getiriyorum. Tabi bunlar simdilik sadece varsayim. Bu varsayim dogrulanirsa asagidaki sorularin cevabida toptan verilmis demektir. Vücut, can ve nefs; Can ve nefs kiminle bağlantılıdır; Ruhun yolculuğu; Ruh nasıl kurtulabilir; Can da kurtulabilir mi; Devridaim; Ahir Zaman; Mehdi; Mehdi ne zaman gelecek; Kıyamet... Sabilikteki yedi gezegen ise eksik bilgidir.Gezegenlerin toplami 12 dir. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post: |
|
|
#7 | ||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 710
Thanks: 1704
Thanked 930 Times in 478 Posts REP Gücü : 4
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
7 ana gezegen (İmam) ve 12 yıldız (Nakiban) vardır. Toplamda 19 olur ki Kuran Mushafındaki "Üzerinde 19 vardır"(Müddesir Susresi) ayetinin Batıni karşığı budur. Mah(AY) d(du) hiia(hu) elbetteki Mehdi'dir bunda kuşku yoktur. "Mehdi" kelimesinde bile dualizmin izlerine ratlarız.Şöyle ki ; MEHDİ, MAH-DİO ile yanı kelimedir.Mah Ay ,Duo ise Tanrı ve çift anlamlarına gelir. Yani Mehdi ,AY TANRISI ve İki Alemin(Di) Ay'ı/Nuru anlamına gelir. D hiia yani Dio -Huve(çift hu) ,HuveRahman-ErRahim demektir. Çift başlı kartal ile gösterilir. RUH bütün dinlerde KUŞ ile sembolize edilir.Bunun sebebi Ruh'un göksel olmasıdır.Alevilerde Turna kuşu ile simgelenir. Hristiyanlıkta güvercin KUTSAL RUH'tur. Alinti:
Gidi Yezid bizler haram yemedik Batındaki gördüğümüz demedik İkrar birdir dedik geri dönmedik YEDİLER'İZ BİRİNCİMİZ ALİ'DİR Pir Sultan Abdal Açıkça görüldüğü gibi Pir Sultan Abdal 7 İMAM'a işaret etmektedir. Ve 1.lerinin de ALİ olduğunu söylemekte. Kötülük 7 kutsal odak ve 12 yıldız değil onların GELMEYİŞİ ve YOKLUĞU'dur.Yani IŞIKSIZLIK'tır.Karanlık ışıksızlık anlamına gelir. Karanlık ile ışık birbirini tamamlar,çünkü birinin yokluğu diğerinin varlığı demektir. Bu da dualizmdir. Konu Baba İlyas tarafindan (11-04-2011 Saat 17:35 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
|
|
#8 | ||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 710
Thanks: 1704
Thanked 930 Times in 478 Posts REP Gücü : 4
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Karşıtların birliği yerine ,karşıtların birbirini tamamlayıcı SİSTEM'i demek daha kapsayıcı olur. Alinti:
RUH ,Mağara da yani beden de Gaybete çekilmiş İMAM MEHDİ 'dir. Beden 4 çivi(su ateş toprak hava) ile RUH'u kendisine çarmıhlamıştır. Ruh'un kurtuluşu ancak NEFSİ BİLMEK ,ve bu yolla da çivileri sökebilmektir. Can ; çarmıhta eziyet gören RUH tarafından kurtuluşa erecek Çünkü Benim ruhumu rahatlatacak olan Menahem (rahatlatıcı)... Kesinlikle bizim acılarımıza katlandı ve dertlerimizi taşıdı... (Talmud, Sanhedrin 98b) Konu Baba İlyas tarafindan (11-03-2011 Saat 20:01 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
|
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post: | Baba İlyas (11-03-2011), caferi (11-10-2011) |
|
|
#10 |
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 710
Thanks: 1704
Thanked 930 Times in 478 Posts REP Gücü : 4
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Can-Canan-Çoban
Can =Muhammed Canan(Nefs)=Fatime Çoban(Ruh)=Aly dir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Baba İlyas For This Useful Post: | caferi (11-10-2011) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bakifani, başköylü, dünyalar, efendi, hasan |
| Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 2 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||