![]() |
|
![]() |
|||||||
| Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#181 | ||
|
|
Samla ortamın maalesef ki epeyce sıkıntılı yönleri var. Günlük yaşantıında çok kibar birisi burada çok kırıcı veya tersi durum rahatllıkla gözlemlenebiliniyor. Kullanım amacından da kaynaklı sıkıntıların oldugunu söylemek gerekir.
Bir çok kişinin sanal ortamlarda edindiği bilgi ve araştırmalarını doğrulattırmak niyetiyle bulunduğunu gözlemleyebiliyorum. Karşı görüşe, eleştriye bu kadar tahammülsüzlük başka şekilde açıklanama sanırım. Birii diğerinin kaynağını beğenmiyor. Olabilir ama bunu ifade ederken "ehh bu" diyor. Diğeri farklı konuda ayrı tarzı takınıyor. Kimisi karşısında kini küçümsüyor, yaftalıyor ... Bu kadar olgun insnların oldugu yerde daha az sıkıntı (bu manada) olması gerekirken ergen diyebileceğimiz sınıfa kıyasla daha fazla uslup sorununun oldugunu görmek oldukça ilginç. Herkes fikrini kaynaklarıyla yazsın okuyucu alacağını alsın. Bu, görülmediği sürece de sıkıntı bitmeyecek gibi maalesef... Babailyas, 3 hafta uzaklaştırıldı. Umarım devamında bu tür sıkıntıları yaşamayız. Alinti:
Bunun yanında hangisinin yanlış olduguna nasıl karar verilecek. Malum sizinle benim aramda da bazı farklılıklar var Aleviliğe bakışımıda. Bu durumda sizin benden farklı olan her düşüncenize böyle bir yöntem uygulamam gerekir ki buda epey sıkıntılı olur sanıırım. Keşke önce, öncelikelirmizi rayına oturtup ondan sonra sizinde yazdıgınız diğer kısımları tartışmaya açsak(gerek kalırsa) Basit konularda, başlangıçta hemfikir olunsa en azından ... Alinti:
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
||
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: |
|
|
#182 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sevgili Naki, Aslında izah etmeye çalıştım, anlatamadıysam bu benim kusurumdur. Orijinal söz, “Ay Alidir, Gün Muhammed” şeklindedir. Kul Himmet'e ait olan bir başka mısrada ise “Ayn Ali, Mim Muhammed yazıldı” şeklindedir. Bu mısrada Ay ve Güneş yoktur. Çünkü “Ayn” ve “Mim” Arap alfabesinin harfleridir. Bu mısralardan yola çıkılarak ne senin anlatmaya çalıştığın, ne de ki, başkalarının bu mısralardan yola çıkarak Ali Ay olduğuna göre, Alevilerin Tanrısı Aydır demesi doğrudur. Ay denilince Güneşin uydusu olan Ay, Gün denilince de neden Güneş akla geliyor anlayamıyorum. Bu mısranın açıklamasını en güzel şekilde Virani açıklamışken neden itibar görmüyor, üstünde düşünülmüyor onu da anlayamıyorum. Virani nasıl açıklamış tekrar gözden geçirelim: “Ay karanlıktır. Mücellası gecedir ve gece velayettir aydır ve gündüz nübüvvettir, güneştir. Anın için velayet sırdır, gecedir. Nübüvvet aşikârdır gündüzdür. Şeriattır, zahirdir. Zahir (görünen) olan gündüzdür. Amma tarikat evliyadır, şimdi ikisi dahi bir zattır.” Diyor. Bir daha üstünde düşünün lütfen. Viraninin bu açıklaması senin düşüncelerini desteklerken sen başak bir pencereden bakıp kayda değer bulmuyorsun. İkisi bir zattır: bu durumda hiçbir izaha gerek kalmıyor. Ali: tarikattır. Tarikat sırrının geceye benzetilmesi ve Ay ile ifade edilmesinin, Ali ve Tanrının Ay olmasıyla bir ilgisi olabilirmi? Muhammed: Şeriattır ve şeriat aşikârdır. Aşikâr olanın gündüze benzetilmesi, şeriat ehli olanı Güneşe benzetilmesi, Muhammedin Güneş olmasıyla bir ilgisi olabilirmi? Dikkat edersen burada gece, gündüz ifadeleriyle zaman kavramları da kullanılmaktadır. Yani Ayı, senenin 12/1 ay olarak kabul edersek, 30/1 olarakta günü kabul edersek senin ifade etmeye çalıştığın güçlü bir Ali ortaya çıkar ve Ali’yi, Muhammedin önüne çıkarmış olacağız. Ama ifade edilen bu şekilde değildir. Ali: Veliyullah ve Tarikat ehli, batın yönü ve sır olduğu için Aya, geceye benzetilir. Oysa gece zulmettir. Ali ve Muhammedin Nur olan zatına terstir. Kast edilen Aydan yansıyan nurdur. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
|
|
#183 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sayin Onurcan, “Car yarlari nedir. Biraz daha fazla bu Car yarlari hakkinda bilgi verirmisiniz?” diyorsunuz. Verdiğim bilgilerin yeterli olmadığını ben de biliyorum. Anlattığım gençliğimde defalarca dinlediğim bir rivayettir. Genç yıllarda hep devrim yapma hayaliyle şekillendiğim için kayda değer bulmuyordum. Şimdide bu rivayetin yazılısını arıyorum ne yazık ki halen ulaşmış değilim. Aslında bu rivayet Alevilerin kozmogonisidir. Hatırladığım kadarıyla yazdım. Dikkat edersen yazılanlar Alevi deyişlerinde bolca dile getirilmektedir. Hakkın Çar Yarlarını duymamış olabilirsin, ama vardır. Sana vereceğim ipuçlarıyla kolaylıkla bu bulmacayı çözeceğine inanıyorum. Öncelikle Hakkın, Nur olduğunu düşünüyorsan bu anlattıklarım ve anlatacaklarımın önemi olur. Hakkın Nur olduğunu düşünmüyorsan anlattığım ve aktaracaklarımın kayda değer bir yanı olmayacaktır. Hakk, Nurdur. Nur, öncesiz ve sonrasızdır. Hakk’ın Çar (dört) yarları var ve bir aradadır. Kavramlarla açıklayacak olursam, Çar Yarlar, zaman, mekan, kudret ve tecellidir. Nur olmazsa zaman işlemez, mekân, kudret ve tecelli ve hiç bir yaşam belirtisi olmaz. Zamanın varlığı ile Alevi deyişlerinde ay, gün, hafta, ay, yıl, burç ve benzeri rakamlar sıralanır. Yani Aleviler gözlem ve deneylerle takvimlerini ortaya koymuşlardır. Hakk’ın Mekanı: mekan olmazsa hiçbir nesne vücut bulmaz. Hakk’ın Kudreti: Kudret, olmazsa hiçbir nesnede kuvvet olmaz. Düldül ile, kuşanmış Zülfikar’ı ve Kamberiyle yardıma koşan bir Ali tarif edilmezdi. Hakk’ın Tecellisi: tecelli, aynı zamanda yansımadır. Hakk’ın yansıması olmazsa insan hiçbir şeyi görmez, kör sayılır. Çünkü ışık göze girer ve geri yansımakta çarptığı cismi görmüş oluyoruz. Yansıma olmazsa hiçbir şey görünmez. “Aynayı tutum yüzüme Ali göründü gözüme” mısraları en güzel bir şekilde yansımayı açıklar. Şimdi diyeceksin neden bu güne kadar Alevi Pirleri bu şekilde anlatmadılar da başka adlar kullanılarak anlatılmıştır. Aslında anlatılmış ama açık alanda anlatılmadı. Çünkü bu anlatılanlar var olan Ortodoks inançlara göre şirktir. Tanrıya eş koşmuş olunuyor. Ortodoks inancalara göre zamanı da, mekanı da, kudreti de, yansımayı da Allah yaratmıştır. O zaman nasıl anlatmak gerekir? Takiyye devreye girmiştir. Ali ile bir zat olan Muhammed tanrı konumuna geliyor ve Muhammedin Çar Yarları diye anlatılan ise Ali, Ana Fatma, Hasan ve Hüseyin olmuş oluyor. Örteneğin, Kesik Baş Destanında “Muhammed Çar Yarlarıyla oturur” der. Orijinalinde olmayan yazarı Mustafa Ergunşah tarafında parantez açılarak (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali) şeklinde ekleme yapmıştır. Yediler: Beşlerden sonraki ışık formlarıdır. Alevi Öğretisine göre âlem bir defada oluşmamıştır. Ehli Haklar kendilerinin Hakkın yedi nurunda olduğunu söylerler. İkisi bir zat olan Muhammed, Ali ile zaman başlamıştır. Beşlere eklenen yedilerle sayı on iki eder. Yani on iki burç veya on iki ışık âlemi Yedilerle tamamlanıyor. Yediler de on iki sayısının içindedir. Yedi İmamcılıkta ki kast, gökteki yedilerdir. Ama Ortodoks inançlar da kendilerine göre yorumlamaktadır. Buraya Aşık Fuzuli’den aktaracağım bilgilere bir bakın: Âşık Fuzuli derki: “Hazret-i Ali, anlatır: [— Hak Tealâ, ne zaman ki Cenneti, Âdem ve Havva'ya ihsan etti. Cennet havasının tesiriyle Havva'nın güzelliği bir kat daha arttı. Bir gün Âdem, dikkatle Havva'ya bakıp ve onun güzelliğine hayran kalıp: — Ey Havva! dedi, acaba kudret nakışçısı yaradılış tezgâhında, senin güzel yüzünden daha güzel bir suret nakşetmiş midir? Derhal Hak bargâhından Cebrail'e şu emir geldi: — Âdem'i Cennetin yüksek makamlarını seyretmek hidayetine eriştir!... Âdem, Cennet sarayının mesirelerine ayak bastıkta gördü ki, yüksekçe bir yere kurulmuş bir yatak üstünde mücevherli elbiseler giyinmiş bir güzel kız oturmuş. Parıl parıl yanan güzel yüzünden, Cennet sahası ışıklanmış ve yanağının letafetinden huri ve gılmanın gözleri kamaşmış. Başında parlak bir taç ve iki kulağında birer büyük inci küpe... Âdem, hayret içinde kalıp: — Ey Cebrail, dedi, bu ne güzel kızdır ki, yüzünü görmek hayreti arttırıcı ve cemalini düşünmek, gönül alıcıdır... Cebrail, cevap verdi: — Bu Muhammed Mustafa'nın kızı Fâtıma-i Zehra'dır. Başındaki parlak taç, zevci Ali Murtaza ve kulağındaki küpelerden biri Hasan Mücteba ve biri Kerbelâ şehitlerinin şahı Hüseyn'dir. Âdem, sordu: — Ey Cebrail! Bunlar, hangi zamanın mahlûklarıdır?... Cebrail, cevap verdi: — Ey Âdem! Bunlar her ne kadar sûret âleminde senden sonra zuhur edeceklerdir. Fakat yaradılışları senden dört bin sene evvel vâki olmuştur.]” (Fuzuli, Saadete Ermişlerin Bahçesi s. 161-162) Dört bin yıl hangi zaman birimi olduğunu bilmek zordur. Fakat Ademden dört bin yıl önce varlığı kabul edilen Muhammed, Ali, Fatma, Hasan ve Hüsyin’in durumunu anlamak zor olmasa gerek h-alibaba |
|
|
|
|
|
|
#184 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 397
Thanks: 774
Thanked 849 Times in 306 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
[
h-alibaba; Yazmam gereken epey cevap birikmiş kimse bana kızmazsa hepsini yazacağım. Sevgili Naki, Aslında izah etmeye çalıştım, anlatamadıysam bu benim kusurumdur. Orijinal söz, “Ay Alidir, Gün Muhammed” şeklindedir. Kul Himmet'e ait olan bir başka mısrada ise “Ayn Ali, Mim Muhammed yazıldı” şeklindedir. Bu mısrada Ay ve Güneş yoktur. Çünkü “Ayn” ve “Mim” Arap alfabesinin harfleridir. Bu mısralardan yola çıkılarak ne senin anlatmaya çalıştığın, ne de ki, başkalarının bu mısralardan yola çıkarak Ali Ay olduğuna göre, Alevilerin Tanrısı Aydır demesi doğrudur. Ay denilince Güneşin uydusu olan Ay, Gün denilince de neden Güneş akla geliyor anlayamıyorum. Bu mısranın açıklamasını en güzel şekilde Virani açıklamışken neden itibar görmüyor, üstünde düşünülmüyor onu da anlayamıyorum. Virani nasıl açıklamış tekrar gözden geçirelim: “Ay karanlıktır. Mücellası gecedir ve gece velayettir aydır ve gündüz nübüvvettir, güneştir. Anın için velayet sırdır, gecedir. Nübüvvet aşikârdır gündüzdür. Şeriattır, zahirdir. Zahir (görünen) olan gündüzdür. Amma tarikat evliyadır, şimdi ikisi dahi bir zattır.” Diyor. Bir daha üstünde düşünün lütfen. Viraninin bu açıklaması senin düşüncelerini desteklerken sen başak bir pencereden bakıp kayda değer bulmuyorsun. İkisi bir zattır: bu durumda hiçbir izaha gerek kalmıyor. Ali: tarikattır. Tarikat sırrının geceye benzetilmesi ve Ay ile ifade edilmesinin, Ali ve Tanrının Ay olmasıyla bir ilgisi olabilirmi? Muhammed: Şeriattır ve şeriat aşikârdır. Aşikâr olanın gündüze benzetilmesi, şeriat ehli olanı Güneşe benzetilmesi, Muhammedin Güneş olmasıyla bir ilgisi olabilirmi? Dikkat edersen burada gece, gündüz ifadeleriyle zaman kavramları da kullanılmaktadır. Yani Ayı, senenin 12/1 ay olarak kabul edersek, 30/1 olarakta günü kabul edersek senin ifade etmeye çalıştığın güçlü bir Ali ortaya çıkar ve Ali’yi, Muhammedin önüne çıkarmış olacağız. Ama ifade edilen bu şekilde değildir. Ali: Veliyullah ve Tarikat ehli, batın yönü ve sır olduğu için Aya, geceye benzetilir. Oysa gece zulmettir. Ali ve Muhammedin Nur olan zatına terstir. Kast edilen Aydan yansıyan nurdur. h-alibaba Sayin h-alibaba, Sizin sabirla, enginlikle anlattiginiz bu bilgilerden sunlari anliyorum: - Ali ile Muhammed bir ve ayni zattir. Bir nurda birlesiktirler. - Evrenin, zamanin, dünyanin ve toplumlarin durumuna göre degisik bicim veya isaretlerle ortaya cikarlar ve her duruma müdahale edebilirler, aksakliklari, yanlislari islah ederler. - Önsüzden gelirler, sonsuza dek de var olacaklardir. - Kimi algiya göre Ali'nin kimine göre de Muhammedin öne cikarilmasi, insan topluluklarinin bilgi eksikliginden ileri gelmektedir. Biri seriat (görünen, zahir), digeri de tarikat (görünmeyen, batin) ehli olmakla ayrilmis olmazlar. Birine Ay, digerine Gün denmesi ikisinden birini öne cikartmaz. Batin bilgisinin yetersizligi nedeniyle biz insanlar surada Ali'yi, burada Muhammed'i öne cikartiriz; o günki anlayisimiza göre birini önder, digerini de onun yoldasi görmek isteriz. Kimi Alevi topluluklarinin Ali'yi, kimilerinin de Muhammed'i tanri sözcüsü ve bazan da dogrudan tanri (insan bicimine -donuna girmis tanri) saymasi bu yüzdendir. Batin biliminin eksikligindendir. Zaten 7 Hak Asigindan biri olan Virani'de bu yönde aciklamalar yapmakta, bu kabulü desteklemektedir. - Bizim icin Aleviligi anlamanin basat kaynagi 7 Hak Asiginin biraktigi yapitlardir, eserlerdir. Diger kaynaklar kuskuludur, carpitilmistir. Eger hepsini dogru anlayabildimse, aklima takilan su sorulari sizinle paylasmak istiyorum müsade ederseniz: Evrendeki düzgün isleyise bakarsak orada isler yolunda gidiyor olmalidir. Yaklasik olarak 5 bin yildir bildigimize göre Günes her sabah yaklasik olarak ayni yerlerden dogmakta, Ay da hemen hemen ayni noktalarda sasmaz bir bicimde yerini almaktadir. Yagmur yagmaya halen devam etmektedir, geceleri yildizlari yerlerinde görebilmemiz de mümkündür. Pek bir düzensizlige rastlamadigimizi yaklasik 5 bin yildir kayitlara gecirmisiz. Peki dünyadaki, özellikle de insan toplumlarindaki bu perisanligin, düzensizligin, acimasizligin, darmadagin olmuslugun nedeni nedir? Dünya yuvarlaginda isler neden hic yolunda gitmemistir, gitmemektedir? Kac bin mezhep, kac bin örgüt, kac bin imha gereci (bomba, tabanca falan), kac yüz din vardir? Ali ile Muhammed dünyayi gözden cikarmislar, gönülden silmisler midir? Degilse, aksi düsüncedeysek, evrende isleri düzene sokmuslarken ve her sey asagi-yukari düzgün islerken dünyadaki bozukluk, vahsilik, yasamak icin ötekini öldürme zorunlugu (hayvanlar hala bu durumdadir) gibi terslikler neden sürüp gitmektedir? Saygilarimla. |
|
|
|
|
|
#185 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 397
Thanks: 774
Thanked 849 Times in 306 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Devrim06; Ben Alevilikle ilgili yanlış düşüncelerinde paylaşılmasından yanayım. Altına doğrusu yazılmalı ki ikisini karşılaştırma fırsatı bulmalı insanlar. Bunun yanında hangisinin yanlış olduguna nasıl karar verilecek. Malum sizinle benim aramda da bazı farklılıklar var Aleviliğe bakışımıda. Bu durumda sizin benden farklı olan her düşüncenize böyle bir yöntem uygulamam gerekir ki buda epey sıkıntılı olur sanıırım. Keşke önce, öncelikelirmizi rayına oturtup ondan sonra sizinde yazdıgınız diğer kısımları tartışmaya açsak(gerek kalırsa) Basit konularda, başlangıçta hemfikir olunsa en azından ... Evet, burada her düsünce yer alabilmelidir. Aksi halde tartisma biter, yalnizca ayni düsüncede olan insanlarin bulustugu bir sayfa durumuna iner bu forum. Oysa ismi üstünde, burasi bir forum... Nacizane düsüncemi söyleyeyim: Yanlis ile dogru pratikte sinanarak ayirdedilir. Denenme ve sinanma olanagi bulunmayan düsünce, denetlenemez düsüncedir, praikte "yanlis" olarak degerlendirilir ve kenara birakilir. Önceliklerimiz ise, uygarca tartisma ortamini israrla savunma, demokratik bir ortam saglama, ciddi bir kamoyu platformu durumuna yükselme calismasi, cabasi olabilir bana göre. Saygilar, sevgiler. Konu Musali Sar tarafindan (12-04-2011 Saat 19:07 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Musali Sar For This Useful Post: |
|
|
#186 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 397
Thanks: 774
Thanked 849 Times in 306 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Tipki basin-yayin alanlarinda görülen devasa cöplük gibi internette de cöplük bulunmaktadir, oradaki her malzemeyi bilgi sanmayin. Google metodolojisiyle arastirma olmaz. Popüler kültür yavan kültürdür, ansiklopedik bilgi de yetersiz bilgidir. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bakifani, başköylü, dünyalar, efendi, hasan |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||