Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevi Kültürü

Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 04-17-2009, 09:52   #1
Rehber
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Rehber - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi : Rehber is just really niceRehber is just really niceRehber is just really niceRehber is just really nice
İletişim
Standart Bektaşilerin 19. Yüzyılda Yazılı İletişim Üslubuna Sosyolojik Bir Yaklaşım

Üslup biçem, anlatış biçimi, belirli bir tarihi dönemde, belirli bir coğrafyada sanatlarda ortaya çıkan dil birliği, anlatma ve söyleyiş şekli olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal yapıların inanç dağarcıkları da iletişim vasıtalarına bir "yazın üslubu" halinde yansırlar. Bu çerçevede 19 yüzyıl Bektaşiliğinin mektup, istida ve arzları, yaşadıkları yüzyılın yaygın yazılı iletişim üslubuyla paralellikler göstermektedir.
Bektaşilik bir inanç kaynaklı toplumsal yapıdır ve döneminin bütün inanç kaynaklı toplumsal yapıları gibi devletle çeşitli yazışmalarda bulunmuştur. Bu iletişim başlangıç aşaması itibariyle daha ziyade devlette sunulan arz ve istidalar biçiminde tek yönlü belgelerdir. Bugünün dilekçesi yerine geçebilecek olan bir arzuhal "Devletlü, inayetlü, merhametlü, sultanım hazretleri sağ olsun" üst hitabıyla başlamakta ve "sultanım" kelimesi, bir saygı göstergesi olarak yazı satırının iki cm kadar üzerine yazılmaktadır.[1] Bir başka arzuhal ise "ma'ruz-ı dāî-i devlet-i aliyyeleri budur ki"[2] şeklinde başlamaktadır. Yine aynı döneme ait başka bir arzuhalde ise "der-i devlet-mekine arz-ı dāi kemine" hitabı vardır.[3] Bunlar doğrudan Divan-ı Hümayun'a dolayısıyla da padişaha gönderilen dilekçelerdir. Bu hitaplar gerek dönemin gerkse bütün bir Osmanlı Devleti sürecinin klişeleşmiş ibareleridir. Yalnızca Bedktaşiliğe münhasır değildir. Burada Osmanlı toplumunun yapılanışı gözlemlenmektedir. Tanrının yeryüzündeki gölgesi olan Padişaha karşı bireyin konumu açığa çıkmaktadır.

Dilekçelerin devamında ise Bektaşiliğin temel özellikleri devreye girmektedir. Tarikatin devlet tarafından meşru temsilcisi kabul edilen ve "Çelebi" unvanına sahip Feyzullah Efendi devlete "cedd-i azizim kutbu'l-arifîn gavsu'l-vasılîn El-Hac Bektaş Veli kuddise sırrehu'l-celî hazretlerinin zaman-ı aliyyelerinden…." biçiminde bir kendini takdim cümlesi kullanmaktadır. Burada saygı vurgusu ceddi olan ve o an hayatta bulunmayan Hacı Bektaş Veli'yedir. Arzuhali alan görevli ise bir üst makama aynı kağıt üzerine düştüğü notla bir sevk işlemi gerçekleştirmektedir. Bu sevkte dikkat çekici iki husus vardır. İlkin sevki yapan "Arz-ı bendeleridir ki El-Hac Bektaş Velî kuddise sırrehu'l-azizin evladından" demektedir. Yani "Tanrı yüce sırrını kutsasın" diyerek tıpkı dilekçeyi yazan gibi Hacı Bektaş Veli'nin saygıya değer biri olduğunu kabul etmektedir. Ancak bir tarikatin en önemli mevkiinde bulunan dilekçe sahibinden "seccadenişin El-Hac Feyzullah Efendi" biçiminde bahsetmektedir.[4] Devlet, tarikatın kurucusu kabul edilen Hacı Bektaş Veli ile o anki şeyhi eşit konumda görmemektedir. Feyzullah Efendi devlet için Osmanlı Devleti'nin tebasından sıradan bir kişidir. Devlet bektaşilikle olan ilişkisinde yalnızca kurucu pirin karizmatik otoritesini kabullenmektedir. Bu durum padişahın ya da onun nezdinde ifade bulan devletin kendisinden başka hiçbir otorite tanımayışı olarak yorumlanabilir. Bu uygulama yalnız Bektaşilik için geçerli değildir. O dönemde faaliyet gösteren bütün tarikatler aynı muameleye tabi tutulmaktadırlar.


Bektaşiliğin devletle ilişkilerinin yanısıra kendileri arasında da bir yazılı iletişim olagelmiştir. Burada kullandıkları üslup tamamen dini-tasavvufi temellidir ve devletle yazışmalarında kullandıklarından farklıdır. Örneğin bir derviş şeyhine mektup yazmaya şu sözlere başlamaktadır: "kerametlü, velayetlü, fütüvvetlü, rāşidü'l-mürşidîn, rehber-i ila'llah, şeyhim sultanım şeyh Ali Baba".[5] Burada şeyhinin, yani kendisini insan-ı kâmil olma yolunda ilerletecek olan kâmil mürşidin taşımakta olduğuna inandığı sıfatlarından söz etmektedir. O keramet sahibidir, velidir, yani Allah dostudur, mert ve yiğittir, mürşidlerin olgunlarındandır ve Allah yolunda yol göstericidir. Derviş, mektubun devamında mürşidine duayla şöyle seslenmektedir: "…. himâye-i şâh-ı Merdân u şîr-i Yezdan esedullahü'l-gâlib Aliyy'ibnü Ebî Tâlib hazretlerinde ber-karâr ve ber-devâm kâffe-i umûr-ı zâhirî ve bâtınîde mürüvvetü'l-bâl ve âsude-i hâl olmanız da'vatı takdîmiyle…." Onun mertlerin şâhı, Allah'ın arslanı Hz. Ali'nin yolunda kararlı ve devamlı olması, bütün zahirî ve batınî işlerinde gönlü insaniyetle dolu, rahat olması için dua etmektedir. Burada da bir Alevî yani silsile olarak Hz. Ali'ye dayanan bir tarikat olan Bektaşiliğin özel terminolojisinin üsluba yansıyışı gözlemlenmektedir. Derviş mektubunu "himmet-i âlîlerinden bî dirığ etmemeniz niyazlarıyla" bitirmektedir ki himmet kavramı da ermiş kişilerin etkisi ve yardımı anlamında tasavvufi bir kavramdır.
Bir postnişîn dede kendisiyle aynı statüye sahip bir diğer dedeye şu hitapla başlayarak mektup göndermektedir: "şerîatlü, tarîkatlü birâderim Mustafa Dede hazretleri"[6] Burada hem tasavvufun dört kapısı olarak değerlendirilen "şeriat-tarikat -hakikat- marifet"ten ilk ikisine gönderide bulunulmakta hem de zaman zaman birbirine rakip hatta muhalif olmuş bulunan medrese ve tekkenin görüşleri olan şeriat ve tarikat anlayışının mektup yazdığı şeyhte birlikte bulunduğunu belirtmektedir.
Hacı Bektaş Veli'nin türbesi merkez alınarak kurulmuş bulunan asitaneye Pirevi ismi verilmektedir. Burada postnişin olan, yani Bektaşi tarikatinin başında bulunan şeyhe ise şu şekilde hitap edilerek mektup gönderilmektedir: "ârif-i rumûz-ı şerîat kâşif-i künûz-ı tarîkat vâkıf-ı fîrûz-ı hakikat sahâyif-endûz-ı marifet çerağ-ı halvet-hâne-i vahdet, şem΄-i cem΄-i dil-efrûz-ı himmet efser-i fark-ı pür-izzetim efendim"[7] Tasavvufun ve dolayısıyla da Bektaşiliğin en önemli ilkelerinden olan dört kapı burada daha kuvvetli bir biçimde metne yansımış görünmektedir. Bu ifadelerle ilkin Hacı Bektaş Veli Dergahı yani Pirevi posnişininin "Şeriat kapısı simgelerinin bilicisi" olduğu belirtilmektedir. Şeriat[8], tasavvufun ilk kapısıdır. İkinci olarak, tasavvufun ikinci kapısı tarikattan[9] söz etmektedir. Burada Pirevi postnişinine tarikat hazinelerinin keşf edicisi şeklinde bir sıfat yüklenmektedir. Üçüncü olarak bahsi geçen makam hakikattir[10]. Mürid, Pirevi postnişinini hakikat mululuğunun farkında olan şeklinde tavsif etmektedir. Dördüncü olarak ise söz konusu edilen marifet[11] makamıdır. Pirevi postnişini marifet sayfalarının toplayıcısı vasfıyla nitelenmektedir.
Bütün bu alıntılardan görüleceği üzere Bektaşiliğin tasavvufi öğretisi yazışma üslubuna yansımış görünmektedir. Bektaşi dervişini bütün fiil ve hareketleri bu inanç manzumesi çerçevesinde olmaktadır. Bu sosyolojik bağlamda subjektif ve deruni bir tecrübe olan inancın objektifleşmesi olarak da algılanabilir. Yani tasavvufi tecrübe bir yazışma üslubu biçiminde iletişim vasıtasına yansımış bulunmaktadır. Bu tutum bu inanç kaynaklı toplumsal yapının içerisinde yer alan bütün bireylerce kullanılmaktadır. Yukarıda sözü geçen tasavvufi kavramlar, seyr-i süluk adı da verilen bir tasavvufi tecrübeyi bilfiil yaşayan kişileri, bu tecrübeyi yaşamayanlardan ayırmaktadır. Bektaşiliğin tasavvufi terminolojisi, o tecrübeyi yaşayanlar ya da kendi deyimleriyle hal etmiş olanların bu tecrübeyi yaşamayan, derviş olmayanlardan tefrik edilebilmelerini temin etmektedir. Bektaşilerin tasavvufi algılamaları tıpkı kurmsal yapılarına yani tarikat ve tekke özelliklerine yansıdığı gibi toplumsal hayatlarının bir parçası olan mektuplaşmalarına da yansımıştır. Sonuç olarak hem Devlet denilen mekanizmanın kendisine özgü bir yazışma üslubu bulunduğundan hem de Bektaşilerin kendilerine has bir yazılı iletişim üslubu geliştirdiklerinden rahatlıkla söz etmek mümkündür.
Notlar
[1] Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), CE, nu:24903
[2] BOA, CE, nu:895
[3] BAO, İbnülemin Vkf. Nu:3136
[4] BOA, CE, nu:895
[5] Bektaşî Tarikatı (yazma) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, nu:K.415, istinsah tarihi: 1261, v.61
[6] Bektaşî Tarikatı, v.60-b
[7] Bektaşî Tarikatı, v.60-a
[8] Hacı Bektaş Veli'nin Makâlat adlı esrine göre şeriat 1-iman getirmek; 2-ilim öğrenmek; 3-namaz, zekat, oruç, hac, gaza, taharet; 4-helal kazanç, faizi haram bilmek; 5-nikah kıymak;6-hayz ve lohusalıkta cimaı haram bilmek; 7-ehl-i sünnet ve'l- cemaattan olmak; 8-şefkat ve merhamet sahibi olmak; 9-helal kazanmak, helal yemek(temiz yemek ve temiz giyinmek); 10-emr-i bi'l- ma΄ruf nehy-i ani'l-münker şeklindedir. Bkz. Abdurrahman Güzel, Hacı Bektaş Velî ve Makâlât (İkinci Baskı), Akçağ yayınları, Ankara, tarihsiz, s.106
[9] 1-Pir'den el alıp tövbe etmek; 2- mürid olmak; 3- saçını traş etmek; 4- mücahede etmek; 5-hizmet etmek; 6-havf; 7-ümid; 8-hırka, zembil, makas, seccade, subha, ibrat, asa; 9- makam, cemaat, nasihat, muhabbet sahibi olmak; 10-aşk, şevk, sefa ve fakirlik. Bkz. Abdurrahman Güzel,a.g.e, s.106
[10] Hakikat ve marifet makamları üçüncü veye dördüncü sırada kullanılabilmektedir. Bazı metinlerde marifet üçüncü, bazılarında hakikat üçüncüdür. Hakikat, 1-Toprak gibi olmak (tevazu sahibi olmak); 2- yetmiş iki milleti (aynı gözle görmek) ayıplamamak; 3-elinden geleni esirgememek; 4-eminlik; 5- mülk sahibine yüzünü sürüp yüz suyunu bulmak; 6- sohbetle hakikat sırlarını söylemek; 7- seyr-i süluk; 8- sır; 9- münacaat; 10- Çalap Tanrı'ya ulaşmak (fenafi'llah) Bkz. Abdurrahman Güzel,a.g.e, s.106
[11] 1-Edep; 2-korku; 3-perhizkarlık; 4-sabır ve kanaat; 5- utanmak; 6- cömertlik; 7-ilim; 8-miskinlik, 9-marifet; 10-kendini bilmek. Bkz. Abdurrahman Güzel,a.g.e, s.106

* Yrd. Doç. Dr., İstanbul Kültür Üniversitesi, UTEK kongresi (2007)'nde bildiri olarak sunulmuştur.




A. Yılmaz Soyyer
alıntı
Rehber isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla

Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 12:31.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts