![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Biliyorsunuz İzlanda’da bir yanardağ patladı ve dünyanın bir bölümü volkandan fışkıran tüflerin oluşturduğu kara bulutların gölgesinde kaldı.
Yeryüzünün uzak geçmişinde bu türden tabii felaketlerin daha büyüğünün meydana gelmiş ve yeryüzünün daha büyük bölümünü ve daha uzun süreli bir karanlığa sürüklemiş olması elbette mümkün Şimdi soracaksınız; Dünyanın başına gelen felaketlerin ve İzlanda’daki yanardağ patlamasının Ayin-i Cem ile ne bağlantısı var ? Erdoğan Çınar’ın 2004 yılında yayınlanmış ‘Aleviliğin Gizli Tarihi ‘ adlı kitabından aktarıyorum. Ayin-i Cem üzerine kavgasız dövüşsüz düzeyli bir fikir alışverişi yapabiliriz umudundayım. ‘’Alevi Cem töreni, evrenin ve yaşamın başlangıcı ve içeriği ile ilgili kadim gerçekleri aktaran, çok yoğun dans (semah), müzik ve sözlü anlatımların (nefesler ve gülbenkler) yer aldığı zengin ritüellerle bezeli kozmik bir şölendir. Alevi Ayin-i Cemi’nde dansın, müziğin ve sözün eşliğinde, evrenin ve insanın Yaratılış’tan bugüne geçirdiği bütün evreler, sembollerle anlatılır. Alevi Ayin-i Cem’i bir bakıma evrenin ve insanın Yaratılış hikâyesinin sahneye konmasıdır, evrensel bir tiyatro klasiğidir. İnsanlık tarihinin sahnelenmiş ilk kutsal töreni olduğu gibi, on bin yıldan uzun süre sahne almış tek gösterisidir. Bu gösteri Yaratılış’ın sebebi, delili ve Yaratılış’ın en kadim hali olan ışığın ortaya konulmasıyla başlar.’’ … ‘’Hazırlık aşamaları tamamlandıktan sonra Ayin-i Cem “çerağ uyarma” ile başlar. Çerağ uyarma -kimi yerlerde “delil uyarma”- eylemi, bir ışık yakılmasıdır. Bu ışık bir çıra, mum, kandil veya lamba olabilir. On iki hizmetliden çerağcı çerağı uyandırarak Ayin-i Cem’i başlatır. Evren bir ışıktan doğdu. Dünyamızda yaşam, güneş ışığının yeryüzüne düşmesi ile başladı. Yaratılışın tüm evrelerinin sembollerle anlatıldığı Ayin-i Cem’in, bir ışık yakılarak başlatılması, evrenin bir ışıktan doğduğunu ve yeryüzünde yaşamın güneşin ışıkları ile başladığının sembolik anlatımıdır. ‘’ ‘’Çerağ uyarılmasından sonra Zakir, dünyanın Yaratılış’ını anlatan bir nefes söyler. Yaratılış’ın anlatıldığı nefesten sonra Semah’a kalkılır, ‘’Alevi Ayin-i Cemler’inin temel dansı, ritüeli semahtır. Semah coşkun bir müzik eşliğinde yapılır. Temel figürü bir yandan kendi ekseni etrafında dönerken bir yandan da bir daire üzerinde yapılan dönüştür. Semahların bu ana figürü bir hücre içinde çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan, hem kendi ekseni hem de güneş çevresinde dönen gezegenlere, kendi çevrelerinde ve başka gök adalarının çevresinde dönen gök adalarına kadar, en küçükten en büyüğe, Yaratılış’ın her evresinde var olan temel döngünün, stilize edilmiş halidir. Koreografisi gezegenlerin, yıldızların, yıldız kümelerinin ve gök adalarının kendi eksenleri etrafında ve daha büyük sistemler çevresindeki dönüşleri üzerine kurulmuş olan bu kozmik dansın adının da gökyüzü anlamına gelen semah olması şüphesiz tesadüf değildir’’ … ‘’Semah’tan sonra “tevhid” başlar. “Tevhid” Ayin-i Cem’in ana anlatımlarından biridir. Bu bölümde Alevi inanışının esası olan “Varlığın Birliği” ilkesi, sembollerle, müzik, dans ve deyişler ile ortaya konur. “Tevhid” Ayin-i Cem’in merkezidir. Eski dilde “Vahdet-i Vücut” olarak söylenen “Varlığın Birliği” inanışı esas olarak varlığın Yaradan ve yaratılan olarak ikiye ayrılmasını reddeder. Varlığın yaradan ve yaratılan olarak ayrılmasını “birliği bozarak ikilik yaratmak” olarak eleştirir. Yaradan ve yaratılan aynı bütünün parçalarıdır. Yaratılan yaradandan gelmiştir ve ona dönecektir. En büyük en küçükte mevcuttur, bu yüzden insan yaradanın yansıması sayılmalıdır. Ünlü Sufi Hallac-ı Mansur tarafından özetle “Ene-l Hakk” (Ben Allah’ım) şeklinde özetlenen Varlığın Birliği inanışı bir başka şekilde Allah’tan başka varlık yoktur (La Mevcude İllallah) ifade edilir. Ayin-i Cem’in “tevhid” bölümünde Aleviler huşu içinde asıl kaynakla, yaradanla bütünleşirler “tevhid” Ayin-i Cem’in en yüksek noktasıdır. Bu yüksek noktada yaradılmış ile yaradanın aslında aynı olduğu deyişlerle ve semahlarla ifade edilir ve ifade edilir ki yaradan ve yaratılan birdir, aynı ilahi yasaya bağlıdır. Yaratılan yaradanın aynasıdır, O’ndan südur etmiştir ve O’na dönecektir. Alevîler Ayin-i Cem’in bu yüksek noktasında yaradanın bir parçası olmanın gururunu ve yaradanla bütünleşmesinin coşkusunu yaşarlar.’’ … ‘’İnsanlığın yaşadığı en büyük, felaketi olan Tufan ve Tufan sonrası, Ayin-i Cem içinde sembollerle anlatılan önemli olaylardan biridir. Günümüzden on iki-on üç bin yıl önce yaşanan bu felaket sadece yeryüzünün belli bir bölümünü suların basması ile olmadı. Yer kabuğunun altında sıkışan gazların oluşturduğu volkanlardan fışkıran sülfür bulutları gökyüzünü kapladılar, bir yandan da bu volkanların oluşturduğu patlamalar ve depremlerin oluşturduğu tsunamiler yeryüzünde su baskınlarına sebep oldu. Gökyüzünü kaplayan sülfür bulutları uzun süre dünyayı karanlıkta bıraktı. Güneşin ve ışığın gerekliliği o karanlık dönemlerde daha iyi anlaşıldı. İnsanın yaratılışından sonra yeryüzünün yaşadığı bu en büyük felaket yakın zamana kadar Ayin-i Cem içinde sembollerle yaşatıldı. Aleviler geçmişte yürüttükleri Ayin-i Cemler’de, Ayin-i Cem’in sonuna doğru ışıkları (çerağları) kısa bir süre için söndürüp sonra tekrar yakıyorlardı. Hariciler tarafından çeşitli ipe sapa gelmez iftiralarla horlanan bu ritüel asılsız ve sonu gelmez iftiralar yüzünden Ayin-i Cem’den çıkartıldı. Işıkların kısa süreli söndürülmesi, dünyanın o felaket döneminde karanlıkta kalmasının bir anlatımıydı. Işık ile karanlığın çekişmesini ve ışığın galip gelerek insanlığı ve yeryüzündeki yaşamı tekrar aydınlatmasını ifade bakımından önemli idi. Aleviler’in Ayin-i Cem içinde, ışıkları karartarak cinsel sapkınlık yaptıkları iftirasının kaynağı olan bu ritüel bugün Aleviler tarafından şiddetle reddedilmektedir. Aleviler tarafından artık uygulanmasa da, varlığı kabul edilmese de, bu ritüel geçmişte vardı. Bu ritüelin ortadan kalkması Ayin-i Cem’in bir yanını eksik bırakmıştır. … ‘’Görüldüğü gibi Ayin-i Cem, yaratılışın başlangıcı sonsuz ritmi, varlığın birliği anlatımlarının yanı sıra insanın göğe alınması ve özel olarak halk edilmesini de anlatır. Dünyanın geçirdiği korkunç felaket, dünyanın karanlık yılları ve tekrar ışığa kavuşması da Ayin-i Cem içinde yer alır. Dünyanın uğradığı büyük felaketten önce insanlığın sahip olduğu sırların kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ettiği de yine Ayin-i Cem içinde sembol anlatımlarla “kör olmayanların” önüne konur’’ … ‘’Sınırsız karalamaların etkisi ile terk edilen, Ayin-i Cem’ den dışlanan, dünyanın karanlık dönemini ışığın karanlıkla olan kavgasından galip çıkışını anlatan, ışıkların kısa süreli kapatılması ritüeli, dünyanın büyük bir bölümünde yeni yıl karşılamalarında yaşatılıyor. İnsanlar her yeni yılla beraber yeni bir döneme başlarken ışıklarını kısa süreli kapatıyorlar. Işıklar yeniden yakıldığında farkında olmadan alkışlarla büyük bir karanlıktan kurtulan kadimdeki atalarını yad ediyorlar. Geçmiş Ayin-i Cemler’de Aleviler’in yaptığı gibi.’’ |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to aata For This Useful Post: | nusret (04-20-2010) |
|
|
#2 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8556 Times in 4029 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Evet, Böyle bir tasarım SUNULABİLİNİR,
Alinti:
Kaynağı nedir. Alinti:
BU Grübun itaham ettiği Aleviler o zaman nerde bu Cem'i yapıyorlardı, ve Onların baskısına maruz akldılar, Bilindiği gibi o dönem, 650 li yıllar, Küfe ve yöresi, Bu Cem'i yapan kimlerdi, Kaynak delil nedir? Yoksa bu Sn.Çınar'ın tasarımı mı?
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
||
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Thanks: 20
Thanked 52 Times in 42 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
İşcanbaba;
Şu Çınar fobisini bir kenara bıraksak da, önyargısız bir hasbıhal edebilsek ne güzel olurdu. 'Harici' yada 'Yabancı' kardeşlik örgütlenmelerinde dışarıda olan kişilere verilen genel isimdir.Aleviler bölgelere göre kendilerinden olmayan kişiye yabancı yada harici derler. Konunun İslamiyet'in hilafet kavgaları ile en küçük bir ilintisi yok Delil uyarmak (Çerağ uyarmak) ve delili sır etmek (çerağı sır etmek) Ayin-i Cem içinde 12 hizmetten biridir.Bu genel bir bilgidir. Çınar'ın ifade ettiği bu hizmetin bir bölümünün ortadan kalktığıdır. |
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8556 Times in 4029 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fobi değil ya;Ciddi, Ciddi soruyorum,
Bu bir tasarımmı? Mesela hangi bölgede ve zamanda, Alevi Cemlerinde, bu ışıklar söndürülmüş, BUnun kaynağı nedir, 13 Bin yıl önce, Cem yapan, dans eden topluluk kimlerdi? bunlar yanıtlaması gerek sorular? Alinti:
Alinti:
Birde yazarımız durmadan "YARATAN" diyor, sonra yoktur diyor, Bunun acılımı nedir. |
||
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Thanks: 20
Thanked 52 Times in 42 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Kaynak istiyorsan eğer İşcanbaba;
Sana beş bin yıllık bir Sümer silindir tabletini gösterebilirim.Alevi Ayin-i Cemi orada tüm ayrıntıları ile anlatılmış. Bu tablet Çınar'ın kitabında var.Yer yukarı Mezopotamya Daha eski bir yazılı kaynak gösteremiyorum.Çünkü yazı beş bin yıl önce bulundu. İstersen Alevi sözlü geleneğinden de bir iki örnek vereyim. Bu ana değin ta kaulü beladan Haberimiz vardır her maceradanYada Kaf-u nun hitabı izhar olmadan Biz bu kainatın iptidasıyız Bu iki örnek Harabi'ye aitti.Harabi kainatta olan biten herşeyden en başlangıcından beri haberdar olduklarını ifade ediyor.Ayin-i Cemde anlatılan da budur zaten. Bu da Devrani'den Sorma ne hacet bizleri sofu Ta ezel künyede ismimiz vardır Dünya kurulmadan yüz bin yıl evvel Şol yeşil kubbede cismimiz vardır Ayin-i Cem ilk nerede yürütülmüşse Alevilik orada başlamıştır deniliyor ya; Arkeolojik veriler Ayin-i Cemin yazıdan daha eski olduğunu gösteriyor.Alevi ozanları da bunu teyit ediyor. Bence Çınar'ı bir kenara bırakalım.Harabi'ye Devraniye çatalım biraz da. Sonra Samuel Noah Cramer'e yüklenelim. Bu tablette nereden çıktı şimdi Ne güzel anlatıyorduk İlk Ayin-i Cem 1400 sene evvel Hz. Ali'nin toprak damlı evinde yürütüldü ve Alevilik orada başladı diye. Pişmiş aşa böyle su katmanın ne alemi vardı. İşcanbaba; Çınar yaratan vardır yada yoktur demiyor.Dediği şu; Yaratan ve yaratılan birdir Bu Çınar'a ait bir bir şey de değil Aleviliğin özü Yani; Varlığın Birliği ilkesi Yani; İnsanın Hakk'ta Hakk'ın insanda olması hali Yani Enel Hakk İşcanbaba bu nefes benden sana olsun Niyaz ehlindeniz zannetme zahit Meşhur-u cihandır nazımız bizim Sözümüz mutlaka canana ait Enel Hakk çağırır sazımız bizim |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to aata For This Useful Post: | GUNDÎ (04-20-2010) |
|
|
#6 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
yukardaki yazıda evrenin işiktan doğdugunu yazıyor . bu işik neyden doğdu acaba
bu enerji ezelden bilinçlimydi ,akıllı bir varlıkmıydı planlayarakmı bu evreni yarattı, günesin yakıtı olan hidrojen nerden geliyor. sayın ali kural can bu alttaki yazıyı bıraz acıklarsan daha iyi olur. yanı müm söndü karalaması burdan mı geliyor. Aleviler geçmişte yürüttükleri Ayin-i Cemler’de, Ayin-i Cem’in sonuna doğru ışıkları (çerağları) kısa bir süre için söndürüp sonra tekrar yakıyorlardı. Hariciler tarafından çeşitli ipe sapa gelmez iftiralarla horlanan bu ritüel asılsız ve sonu gelmez iftiralar yüzünden Ayin-i Cem’den çıkartıldı. Işıkların kısa süreli söndürülmesi, dünyanın o felaket döneminde karanlıkta kalmasının bir anlatımıydı. Işık ile karanlığın çekişmesini ve ışığın galip gelerek insanlığı ve yeryüzündeki yaşamı tekrar aydınlatmasını ifade bakımından önemli idi. Aleviler’in Ayin-i Cem içinde, ışıkları karartarak cinsel sapkınlık yaptıkları iftirasının kaynağı olan bu ritüel bugün Aleviler tarafından şiddetle reddedilmektedir. Aleviler tarafından artık uygulanmasa da, varlığı kabul edilmese de, bu ritüel geçmişte vardı. Bu ritüelin ortadan kalkması Ayin-i Cem’in bir yanını eksik bırakmıştır. sevgiler saygılar Konu toprak_1903 tarafindan (04-19-2010 Saat 21:05 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Üyemiz
Üye No: 2680
Mesajlar: 56
Thanks: 26
Thanked 131 Times in 51 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 71
REP Seviyesi :
![]() |
“İnsanlık tarihinin sahnelenmiş ilk kutsal töreni olduğu gibi, on bin yıldan uzun süre sahne almış tek gösterisidir. Bu gösteri Yaratılış’ın sebebi, delili ve Yaratılış’ın en kadim hali olan ışığın ortaya konulmasıyla başlar.’’
insanlık tarihinin sahnelenmiş ilk kutsal töreni olduğunu hangi kaynaktan veriyorsunuz, merak ediyorum. Dansın, kutsal olsun, olmasın tarihi üzerine çalışanlar Alevi cemine ait ritüelleri ne zaman ilk kurgu saymışlarıdır. Şu on bin yıl kavramına göre bir örnek olmalı. Bir sahne gösterir misiniz. Bilinen şamanist ögeler içeren çeşitli duvar resimleri ve çizimleri var. Ancak hangisi Aleviliğe ait. Bunlar Neolitiğe ait eserler. Sizce Alevilik Neolitikten beri var mı? “Evren bir ışıktan doğdu. Dünyamızda yaşam, güneş ışığının yeryüzüne düşmesi ile başladı. Yaratılışın tüm evrelerinin sembollerle anlatıldığı Ayin-i Cem’in, bir ışık yakılarak başlatılması, evrenin bir ışıktan doğduğunu ve yeryüzünde yaşamın güneşin ışıkları ile başladığının sembolik anlatımıdır.” Bu söz evrimciilke, bing bang ve alevi varoluş tasarımı ile uyumlu değil. Akıllı bir cümle gibi görünmesine karşın, daha çok bir ”akıllı tasarım” tanımı gibi olmuş. Daha sonra açıklamak ve örneklemek kaydıyla bir tarafa not ediyorum. Alevilekte çerağın ne anlama geldiğine sözlüklerde ve uygulamalarda bir daha bakmanızı salık veririm. “Çerağ uyarılmasından sonra Zakir, dünyanın Yaratılış’ını anlatan bir nefes söyler. Yaratılış’ın anlatıldığı nefesten sonra Semah’a .” Dünyanın yaratılışını/varoluşunu kime göre anlattığınız karışmış. Öncelikle Yuhanna İncili’nin birinci babını vermiştiniz. Onun temeli Adem ile Hava’ya, ondan önce de “enuma elişe”, oradan da örneğin insanın yaratılması çömlekçi çarkına çıkartılır. Sümer sizin deyiminizle. ” karışık cümle kurmanız konuyu dogru noktadan ele aldığınız anlamına gelmemektedir. “İnsanlığın yaşadığı en büyük, felaketi olan Tufan ve Tufan sonrası, Ayin-i Cem içinde sembollerle anlatılan önemli olaylardan biridir. Günümüzden on iki-on üç bin yıl önce yaşanan bu felaket sadece yeryüzünün belli bir bölümünü suların basması ile olmadı. Tufanın aşure ilişkisini biliyoruz da, semahlarda anlatılmasını örnekler misiniz. Bir de semah on bin yıldan uzun süre diye yer vermiştiniz. Birden oniki on üç bin yıla nasıl çıktı. Aradaki binlik yılları ay, hafta gibi sayıyorsunuz. Bu on üç neolititiğin hangi aşamasıdır? “Güneşin ve ışığın gerekliliği o karanlık dönemlerde daha iyi anlaşıldı. İnsanın yaratılışından sonra yeryüzünün yaşadığı bu en büyük felaket yakın zamana kadar Ayin-i Cem içinde sembollerle yaşatıldı.” Tufanın böylesi bir teknik başlangıcını hiç okumadım. Bunun kaynağını bize de yazar mısınız lütfen. Yuvarlak cü mlelerle bilim mi dillendirilir böyle.güneşin ve ışığın gerekliliği nasıl anlaşılmış, bunu belgeleyen nedir. Tufandan sonra buz devri mi geldi. Daha ılıman bir dönem mi. Kutsal hangi kitapta bu dile getiriliyor. Alevi sözlü geleneğinde yeri nedir. Yine hangi kutsal kitabı “kazırsak” altından Alevi geleneğine göre tufanı okuyabiliriz. “Aleviler geçmişte yürüttükleri Ayin-i Cemler’de, Ayin-i Cem’in sonuna doğru ışıkları (çerağları) kısa bir süre için söndürüp sonra tekrar yakıyorlardı.” Hiç böyle bir kaynak bilmiyorum. Ancka şunu biliyorum, bazı bölgelerde özellikle Tahtacı Sergiosun yaşadığı yerlerde olmalı.. çerağ hiç bir şekilde dinlendirilmez, bırakılır ki kendi kendine bitsin. Ancak çerağın, delil olmasını güneş olarak değerlendirildiği bir yorumla ilkkez karşılaşıyoruz: “Kandil geceleri kandil oluruz”un tuhaf yorumu olar; “Güneş geceleri güneş oluruz gibi” bir zorlama yanıt içinden çıkıyor olmalı böyle şeyler. Kandil güneş nasıl oluyor ki. “Aleviler’in Ayin-i Cem içinde, ışıkları karartarak cinsel sapkınlık yaptıkları iftirasının kaynağı olan bu ritüel bugün Aleviler tarafından şiddetle reddedilmektedir.” Bu iftire evrensel bir iftiradır. Sadece Alevilerle sınırlı değildir.. o topluluklarda mı çerağ uyandırıyorlardı..örneğin, Romada aynı suçlamaya maruz kalan ilk Hıristiyanlar. Alevi cemlerini de ritüellerinin de karanlık aydınlık, iyilik ve kötülük gibi dualist yanları yoktur. Karıştırıyorsunuz. Yeni yıl ritülelinin ortak simgesi ise daha çok ateştir. Ateş bu ritüellerde ışık anlamı veya güneş anlamı ile yer almaz. Tamamen arınma koşulludur. Üst ilişkisi ise berekettir. Sayın E. Çınar, Ayin-i Cem içinde oniki hizmetten biri olan çerağ uyandırma gülbangını sizin eklemenizi rica ediyorum. Orada çerağın anlamı olmalı sezgilerinize göre.Bu bölümü de yorumlayıp eklemenizi istiyorum ancak "güneş geceleri güneş oluruz" gibi olmasın lütfen... Konu faust tarafindan (04-19-2010 Saat 23:12 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to faust For This Useful Post: | İşcanbaba (04-20-2010) |
|
|
#8 | ||||||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8556 Times in 4029 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Toprak can,
Kendince beni "Ti" e almaya çalıştıon amma, Senin soruların, benimki ile ilgli değil, Ali Karul'un verdiği cevapta, Cevap değil, Yani sorunun yanıtını vermiyor. Bir kere, İnsamlık 10.000 yıl evvel daha ,çanakk, çmlek yapmasını biliyorudu, Ve tapınma adetetleri ise, Bizim cemimizle ne alaka idi, o dönemden bu güne, dedimya, Çnak, çömlek bilem yok, Alinti:
Bakalım orda yapılanlar cidden Alevi Cemine uyuyormu, Uymuyormu? Sümer çok tanrılı bir din, ve bu Mühür, saraya ait bir mühür, Yani Tapınağı gösteren Mühürde anlatılan, Kralların yaşamları,inancları O Tablette, bir Bayram veya bereket törenlerinden birisi anlatılmakta, Bu törene , Sıradan Halk girmemekte, Tapınağın töeni ile görevlendirilenlerin hapsi HANEDAN üyeleri, Ve Bu Tapınaklarda, KUTSAL FAHİŞELER var, bu Fahişeler, Bu Kutsal törenlerde, Sembolize edilen, Tanrıca İnnanna ve Demmuzi nin birleşmelerini ifade eden , o dönemin Kralı ile cinsel ilişkiye girerler, Yine bu tapınaklarda, Kadısı erkekler ve Kutsal Fahişeler Tanrılara yaranmak için kendilerini feda ederler ve Tapınak adına fahişelik yaparlar, BU Tapınaklar , Tanrılar adına yapılmış olup, O tanrılara Kurban verirler, BUnlar, Ekmekten, su, Şarap ve Hayvanlara kadar çeşitlenir, Yani, Halkın katılmadığı, Hanedanın din adamı olduğu, ve seçkinlerin katıldığı, Tanrılarını doyurmak için yapılan ritüeli anlatan bir silindir, Ellerinin havada olması, Birinin elinde Borazan olması, Onların cem yaptığı anlamına gelmez, Zaten yapmadılarda, ve o Törenler Gündüz olmakta idi, O Ayini Sümerliler, Gece mi? yapıyorlardı ve ışıkları söndürüp geri yakıyorlardı, Zaten onlar Hanedandan kişiler, niye HARİCİDEN korksunlar, Deyimleri doğru kullanmak gerek, Şimdi SÜMER HANEDANLARI TAPINAKLARINDA yaptıkları Bereket kültü törenlerini bize , Ayini CEm diye yutturmayın, Geçin bunları, Aşıkların Deyişleri ile bunların uzak, yakın ilişkisi yoktur, Kâlû Belâ (Belî) : "Evet dediler, " Ruhlar yaratıldığı zaman Âdemoğullarına é ben sizin Rabbiniz değilmiyim" ilahi nnidası geldikten sonra müninlri verdiği yanıt. (Yunus Emre Divanı ; Prof Dr. Faruk Timurtaş Sözlük bölümü) Kâf-u Nun : Arapca " ol" anlamına gelen "Kün" sözcüğünün harfleri. Tanrı evreni yaratırken " ol" anlamında " kün" buyruğunu vermiş. (İ.Zeki Eyuboğlu, Bütün yönleri ile bektaşilik- Alevili- Sözlük bölümü) Alinti:
Konumuzla ne ilgisi var? Alinti:
Ayin-i Cem nerde yürütülmüştür, Tabi ki bu bir Tasarımdır, Ayin-i Cem dünyada yürütülmüştür, BU tasarım ile, Ortadosk inanca karşı bir duurş olup, onun kurucularını kendi inancına -kamil-i insan olarak getirmektir, sokmaktır, Tasarımdır sadece, anlıyacağın, bir menkıbe, Alinti:
Çok Tanrılı bir KÜLT VE KÜLTÜRDE Alevi cemi nasıl bulunur, bu nasıl bir bilgi, bunu kim bulmuş, yapmayın, böyle bir bilgi falan yok, Alinti:
Ne divani, Nede Harabi, nin deyişleri CEMLE ilglidir, Bunu deyişleri kime sorarsanız sorun, hiç ilgisi yoktur, Bana 3. bir şahısdan bunu teyid edermisin, Bunu bir Çınar demiştir, 3. kişi çıkmaz, Alinti:
sonra bir yede, Obirdir, deyip, işin içinden çıkılmaz, Alevi söyleminde Hakk denir, Hakkın varlığı denir, Evet, Sayın Ali Karul, sorumu tekrar ediyorum. BU ,Çırağı, Kandili,Mumu sabaha karşı söndürüp, tekrar yakan topluluk kim, bunu nerde yapmışlar, bunun kanıtı nedir, Hangi kaynaktan almıştır bunu Sn. Yazar, Yoksa, kendi KURAMI mı? BU Geçmişteki, yurutlen Cam Ayini, ne kadar geçmişte idi, nerde idi, Yanıt yoksa, deyin ki, bunu yazar tahmin etmiş olabilir, Kitabında bu konuda kaynak yok deyin olsun bitsin, Niye Ozanlarımıza yükleniyorsunuz. |
||||||
|
|
|
|
|
#9 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
degerli işçanbaba can
benim sordugum sorunun sizinle ne ilgisi var.hatta siz söylüyorsunuz benim yazımla ilgili degil diyorsunuz.sizden ti aldıgımı söylüyorsunuz.ne demek istedigini anlamadım. sizinle ilgili olsaydı çekinmeden size sorabilirdim.amaç burda bilmediklerimizi öğrenmek degilmi. belki siz bağlantı kurabilirsiniz .başka şekillerde yorumlayabilirsiniz. burdaki benim sizlere karşı iyi niyetliligim önemlidir. sevgiler saygılar. |
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
çok detaylı yada konunun diğer içeriklerine sorgu yapmadan sadece konu başlığı ile ilgili olan bir noktayı sormadan edemeyeceğim
Alinti:
|
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | İşcanbaba (04-20-2010) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||