![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Bizden Biri |
Ahmet Taşğın
Alevi-Bektaşi edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Buyruklar, Alevi-Bektaşiliğinin temel kural ve kurumlarını ele alır. Buyruklar, kendi aralarında temel konular hariç farklılıklar göstermektedir. İlk defa kim tarafından nerede, ne zaman yazıldığı hakkında bilgi yoktur. Alevi-Bektaşi toplulukları içerisinde Buyruklar, yazıya aktarıldıklarından itibaren bulunmaktadır. Ama Buyruklarda ele alınan konuların yazıya aktarılmadan önce de var olduğu bir gerçektir. Çünkü uzun yıllar süren bir geleneğe bağlı olan topluluklar, bu geleneği ihtiva eden metni tereddütsüz kabullendiler. Zaten Alevi-Bektaşi toplulukları kendi aralarındaki farklılaşmalara rağmen, Buyruklara göre temel kural ve kurumları uygulamaktaydılar. Buyrukların hangi tarihte kimler tarafından hazırlandığı ve yazıldığı konusu en önemli sorunlar arasında görülmektedir. Çünkü Osmanlı-Safevi ilişkilerinin sertleştiği tarihlerde Türkmenlerin yerleşik oldukları bölgelerde Alevi-Bektaşi toplulukları bu çekişmeden bire bir etkilendiler. Geniş bir coğrafyaya yayılan Türkmen toplulukları, Osmanlı, Safevi (Akkoyunlular tarafından yıkılan Karakoyunlu), Dulkadirli ve Memlüklü Devletlerinin olduğu bölgelerde yaşamaktaydılar. Bu geniş coğrafyanın son şekillenişi Osmanlı-Safevi ilişkileriyle belirlenmiş oldu. Safeviler, Osmanlı coğrafyası da dahil birçok Türkmen topluluğunu kendi bünyesinde toplayarak devletlerinin kuruluşunda onların katkılarını almıştır. Safevi-Osmanlı ilişkilerinin gerginleşmesi her iki devletin siyasi-dinî-ekonomik ve sosyal alandaki politikalarını belirleyici olmuştur. Safeviler, bu politikaların bir parçası olarak Buyrukları, hem kendi sınırları hem de Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan ve bağlıları Alevi-Bektaşilerle var olan ilişkilerinin sürekliliği için gerekli görmüştür. Bunun için de Safeviler bağlılarına yönelik içinde Buyruklarında yer aldığı faaliyetlere girişmişlerdir.[2] Buna işaret eden belgelerden de anlaşılan odur ki, Safevilerin Osmanlı’daki taraftarları ile olan ilişkisini korumak ve sürdürmek isteğinden kaynaklanmaktadır.[3] Safeviler, sözlü kültüre bağlı topluluklardan oluşan bir cemaate dayanmaktadır. Devletleşme sürecinde sözlü kültüre dayalı topluluklar yeniden organize edilmeye başlandı. Bu süreçte devletin bu topluluklar üzerindeki otoritesinin en büyük aracı olarak yazılı metinler oluşturulmaya başlandı. Toplulukların farklılıklarını azaltarak merkezî otoriteye yaklaştıracak metinler yazılı eserler yardımıyla tek tip bir sosyal yapı oluşturma amaçlanıyordu.[4] Yazılı kaynakların Safevilerin tarihlerinde meydana getirilen tahriflerden[5] tutun da, bağlılarının merkeze bağlılığına kadar bir dizi amacı gözettiği açıktır. Buyruklar, İmam Ca’fer Sadık Buyruğu, Şeyh Safi Buyruğu ve Şah İsmail Buyruğu şeklinde isimlendirilmektedir. Fakat asıl ismi Menâkıbu’l-esrâr behçetu’l-ahrâr’dır.[6] İşte Anadolu’da bulunan ve yayınlanan[7] Buyruklar içerisinde bilinen en eskisi Bisati isimli birinin kaleme aldığı Buyruktur. Bisati’nin Buyruğundan ilk defa bahseden Abdulbaki Gölpınarlı’dır. Konya Mevlana Müzesi Yazmaları Ferid Uğur Kitaplığında 1172 numarada bulunan eser, “Bisati, Menâkıbu’l-esrâr behcetu’l-ahrâr” şeklinde kayıtlıdır.[8] Gölpınarlı hem yukarıdaki katalogda hem de İslam Ansiklopedisi’nde Bisati’nin Buyruğundan kısa alıntılarla bahsetmektedir.[9] Daha sonra, Bisati’nin Menâkıbu’l-esrâr behcetu’l-ahrâr’ından Otter-Beaujean bahsetmektedir.[10] Buyrukları değerlendiren yazısında Otter-Beajean, Tahtacı Buyruğu ile Bisati’nin Buyruğunu karşılaştırarak, farklılıkları ortaya koymaktadır. Diğer bir yazısında ise genel olarak Buyruklar üzerinde durarak Alevi sözlü ve yazılı kültürünü karşılaştırarak, buyrukların bu konudaki önemini konu almaktadır.[11] Şimdi tarafımızdan da yayına hazırlanan ve yakında yayınlanacak olan Bisati’nin Menakıbü’l-Esrar Behcetü’l-Ahrar’ı kısaca tanıtalım. Mehmed Bin Habib isminde biri tarafından Saruhan’da Safer ayının yedinci günü 1021 (9 Nisan 1612) tarihinde yazıldığı kaydıyla tamamlanan eser seksen üç varaktır. Eserin birinci bölümü, “Haza Risâle-i Şeyh Sâfî Rahmetüllâhi Aleyhi’l-Vâsia” ile başlamaktadır. Sonra şeriat, tarikat, marifet ve hakikat ile dört babı ele almaktadır. Bu dört kapıyı birer bölüm halinde vermektedir. Dört kapıyı da yedişer bölümde ele almaktadır. Bunun sebebi olarak da, bu sayılar toplanınca yirmi sekiz yaptığını ve Kur’an harflerinin yirmi sekiz olduğunu, hatta Allah’ın gökleri yedi kat yarattığını söylemektedir. Metin içerisinde yer yer Kur’an’dan ayetler ile Hz Muhammed’in hadisleri yorumlarıyla verilmektedir. Şeyh Safiyiddîn ve oğlu Şeyh Sadreddîn arasında sorulu cevaplı diyaloglarla, İmam Cafer’in sözleri bulunmaktadır. Dili gayet sade ve açık olan Buyruk, sufi tarikatları formunda sunulmaktadır. Bu haliyle siyasallaşmadan önce sufi bir tarikat olan Erdebil Tekkesinin en önemli metnidir. Safevilerin soylarına dair ise şu silsileyi vermektedir: “Sultân Şâh Abbâs İbni Sultân Şâh Tahmas İbni Seyyid Şâh İsmaîl İbni Seyyit Şâh Cüneyt Bin Seyyid Şâh Haydâr Bin Seyyid Şâh İbrâhîm Bin Seyyid Şâh İshâk ya’ni Şeyh Sâlih İbni Seyyid Şeyh Ayvaz İbni Seyyid Şeyh Pîr’dir. Şâh İbni Seyyid Şâh Şeyh Fahruddin İbni Seyyid Şeyh Hüseyîn Bin Seyyid Şeyh Ebu’l-Kâsım Bin Seyyid Şeyh Hasen İbni Seyyid Şeyh Davud Bin Seyyid İmâm Mûsâ Kâzım İmâm Ca’fer Bin İmâm Muhammed Bâkır Bin İmâm Zeynelâbidîn İbni İmâm Hüseyîn Bin İmâm Aliyi’l-Mürtazâ salavâtullâhi Taâlâ a’leyhim ecmaîn.”[12] Bir başka yerde ise Safeviler ile olan ilişkisi için “Tevbe kıldım cemi’u menâhiden hâzâ Şâh Abbas Bin Şâh Tahmas elinden tövbe ettim.”[13] İfadesini kullanmaktadır. Daha sonra üç sünnet yedi farzdan bahsetmektedir. Üç sünnet ve yedi farzı yerine getirmeyenlere verilecek cezaları sıralamaktadır. Musahiplik, Secde, Ali, Kötülüklerden uzak durmak, Cemiyetin sebebi ve erkanın beyanı, Edep gibi konularla bu bölüm tamamlanmaktadır. İkinci bölüm Derviş Hüseyin’in İmamların mezarlarının nerede olduğu, kimler tarafından şehit edildikleri ve on dört masuma dair yazısından oluşmaktadır. Üçüncü bölüm ise İmam Ca’fer Sadık’a atfedilen Postname yer almaktadır. Son bölüm ise nefeslerden oluşmaktadır. Nefesler Hatayi (2), Pir Sultan, Nesimi (2), Kaygusuz Abdal’a aittir. ________________________________________ [1] Ahmet Taşğın, “Bisâtî, Menâkıbu’l-esrâr behcetu’l-ahrâr”, İslâmiyat, Cilt 6 Sayı 3, Temmuz-Eylül 2003, ss. 183-185. [2] Abdülbakıy Gölpınarlı, Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik, İstanbul: Der Yayınları, 1997, s. 178. [3] Ahmet Refik, On Altıncı Asırda Rafizilik ve Bektaşilik, İstanbul: Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, 1932, s. 35-36, (Belge No: 47). [4] Walter J. Ong, Sözlü ve Yazılı Kültür, 2. Baskı, İstanbul: Metis Yayınları, 97-98. [5] Mirza Abbaslı, “Safevilerin Kökenine Dair”, Belleten, Sayı 158, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayları, 1976, ss. 287-329. [6] Köprülü, Anadolu din tarihi açısından öneminin büyük olduğu, eserin dikkatli incelenmesi neticesinde Şah İsmail’e ait olmadığının görüleceğine dikkat çekmektedir. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatın İlk Mutasavvıflar, 8.bs., Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1993, s.282, n. 55. [7] Buyruk, Derleyen Sefer Aytekin, Ankara: Emek Basım-Yayınevi, 1958; Buyruk, Hazırlayan Fuat Bozkurt, İstanbul: Anadolu Matbaası, 1982; İmam Cafer-i Sadık Buyruğu, Hazırlayan Adil Ali Atalay (Vaktidolu), İstanbul: Can Yayınları, 1993; Mehmet Yaman, Erdebilli Şeyh Safi ve Buyruğu, İstanbul: Ufuk Matbaası, 1994, Buyruk İmam Cafer Buyruğu, Ankara: Ayyıldız Yayınları; Şeyh Safi Buyruğu ve Rumeli Babağan (Bektaşi) Erkanları, Hazırlayan Hakkı Saygı, İstanbul: Saygı Yayınları, 1996; [8] Abdülbaki Gölpınarlı, Konya Mevlana Müzesi Yazmaları III, Ankara: T.C. Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Yayınları, 1972, s. 430. [9] Abdülbaki Gölpınarlı, “Kızılbaş” İslam Ansiklopedisi, Cilt 6, Ankara: Milli Eğitim Basımevi, 1967, s.789-795. [10] Anke Otter-Beaujean, “Tahtacıların Kutsal Kitabı Buyruk Hakkında Birkaç Not”, I. Akdeniz Yöresi Türk Toplulukları Sosyo-Kültürel Yapısı (Tahtacılar) Sempozyumu Bildirileri 26-27 Nisan 1993 Antalya, Ank: Kültür Bakanlığı Yay., 1995, ss. 1-8; [11] Anke Otter-Beaujean, “Schriftliche Überlieferung versus mündliche Taridition: Zum Sellenwert der Buyruk-Handschriften im Alevitum”, Syncretistic Religious Communities in The Near East Collectedi Papers of the International Symposium “Alevism in Turkey and Comparable Syncretistic Religious Communities in the Near East in the Past and Present” Berlin, 14-17 April 1995, Editör: Kristina Kehl-Bodrogi, Barbara Kellner-Heinkele, Anke Otter-Beaujean, Çev., İbrahim Bahadır, Leiden: Brill, 1997, ss. 213-226. [12] Bisati, agy., varak 14. [13] Bisati, agy., varak 16. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#2 |
|
Yeni Üye
Üye No: 3860
Mesajlar: 26
Thanks: 0
Thanked 19 Times in 12 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 2
REP Seviyesi :
![]() |
Canlar
Konuyu bu şekliyle aktaran Naki arkadaş bilinçli olarak mı yoksa sırf bir araştırma konusu olduğu için mi taşıdı bilmiyorum ama bu konu anadoluda kendisini alevi olarak kabul eden insanımız için çok önemlidir. Bizlerde bazı arkadaşlar ve bazı öncü kişilerle bu konuyu ele almıştık. Buyruk konusu çözüldüğünde çok mesele aydınlanıyor ama nedense bizim alevi aydını! henüz bu cesaretle konunun üzerine gitmekten korkuyor. Bakın bizim konuyla ilgili çıkarımlarımız şunlar ( tabi hemen sen şii olmuşsun deyip yada senin kafanı yıkamışlar diye saldırmadan düşünün) 1- Ön kapağına İmam Sadık buyrukları diye yazılıp piyasa sunulan ve halk arasında buyruk diye bilinen bu eserin 12 imamlardan 6.sı olan İMAM CAFER SADIKLA ilgisi ve alakası yoktur onun adını yazıp popülist amaçla anadoluya salmışlar. 2-Bu eseri bisati adında birinin yada benzer amaçla başka bir şahısça safevilerin bir propagandası olarak yazıldığı bizim gibi araştırmacılar arasında genel kabul görüyor. 3-Bu eserdeki kırklar cemi anlatısı aslında islami de değil yani bu esere uyanlar aslında hem imam sadık konusunda yanılmış oluyorlar hemde islami olmayan bir söylenceyi islami kabul ederek yanılıyorlar bu yüzden bazı alevi aydınları İslam dışıyız derken bazıları da devekuşu politikası uygulayıp islamız diyorlar. 4-Buyruk kitabını dayanak yaparak oluşturulacak Aleviliğin 12 imamlarla uzaktan yakından ilgisi olamaz çünkü kitabın ilgisi yok. SONUÇ OLARAK Kendisini Hz.Alinin yolunda kabul eden 12 imam yolunda kabul eden aleviler bu eseri reddetmelidir KAYNAK OLMADIĞINI SÖYLEMELİDİR. Bu esere inanan insanlarda bu eserin İmam Sadıka ait olmadığını söylemelidir. Bir kanaat öncümüzün sözüyle bitiriyorum gerçeklere ancak doğru kabullerle ulaşabiliriz alevi aydınımız buna öncülük etmelidir. naki cana teşekkür ederim konuyu bilinçli aktarmışsa gerçek bir alevi aydını olduğunu kabul ederim konuyu görmezden gelmeyelim yok saymayalım birçok kıytırık konudan önemli bir konudur Şiilerin işine gelir yarar diye sahte gerçeklerle yaşamayalım… |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to TARAFSIZ For This Useful Post: | seytan (10-24-2011) |
|
|
#3 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8556 Times in 4029 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sn. Tarafsız;
Bu yazınız üzerine , Naki isimli katılımcının, Ahmet Taşgın 'in BUYRUK isimli bir nusha için yazdığı yazıyı tekrar okudum. Ve ikisi arasında bir ilgi net olarak kuramdım. Niye dersek. Alinti:
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Baba İlyas (10-23-2011) |
|
|
#4 | |||||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 855
Thanks: 2025
Thanked 1149 Times in 597 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Bu buyruk sadece Anadolu da yok,İran da Irakta ve Azerbaycanda da var . Hem biz de Usul-i Kafi'nin yada 16. yy da yani İmam Cafer'den 9 yy sonra yazılan Biharul Envar isimli eserin İmam Sadıkla ilgisi olmadığını söylesek ne diyeceksin ? İmam Cafer buyruğu Biharul envardan daha eski. Arap Alevileri Biharul envar'ı kabul ediyorlar mı ? Yada siz Ali Şiasısınız da Arap Alevileri değil mi ? Hem İran İmamileri ,Nusayrilerin kutsal metinleri olan Kitabul Mecmu'yu kabul ediyor mu ? Etmiyorsa neden etmiyor ?Siz önce kendi kaynaklarınızın doğruluğunu ispatlamalısınız. İmam Cafer-i Sadığı yada İmam Ali'yi 17. yy da Şiileşmiş yeni yetmelerden öğrenecek değiliz. Alinti:
Bisati kimdir ? Buyruğu yazacak kadar önemli bir işi yapmış bu adam neden Alevilerce tanınmamaktadır ? Bisati bize kendi yazdığı eseri İmam Cafere ait diye yutturdu mu ? İçinde İmam Sadıktan gelen sözler ona ait değil mi diyorsunuz? Peki kendi kaynaklarınızda İmam Cafere atfettiğiniz sözlerin ona ait olduğunun kesinliği nereden belli ? Alinti:
Ben sana Şii hadis kaynaklarında İmam Cafer'den nakledilen birsürü İslamdışı hadis yazarım. Neyin islami olup olmadığını hangi ölçüye göre belirliycez. Ölçümüz siz Şiiler misiniz ? Siz kimsiniz ? Kerbela günleri sırtınızı zincirlemeniz çok mu islami ? Alinti:
Desek ki Şii kaynaklarının da İmam Caferle hiçbir ilgisi yoktur. Kabul edecek misiniz? Dostum siz 17. yy da Şiileşmiş yeni yetmelersiniz. Sizleri Şiileştiren Pir'in devleti de 40 lara inanan bir Alevidir.O yüzden arkanızda İran var diye havalara girmeyin derim.Siz hiçbişey değilsiniz. Zaten şeriata inanan beyinden sağlıklı neticeler doğmaz. Alinti:
Tarafsız ve hocaları bize bilmediklerimizi öğretsede bi KABULLENİVERSEK diyorduk. Hadi hadi işinize bakın.
Sırrımızı ifşa eden ile bize ihanet eden eşittir. Hazret-i ALİ Allah gözlerini açtığında ALİ OLDU ! Konu Baba İlyas tarafindan (10-23-2011 Saat 21:52 ) değistirilmistir.. |
|||||
|
|
|
|
|
#5 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
"Buyruk", "İmam Cafer Buyruğu" vb. adlarla bilinen kitabın, Şii Müslümanların 6. İmamı ve ortodoks İslam fıkhı otoritesi Cafer üs Sadık'la ilgisinin olmadığını söylemek için Alevi, Sünni, Şii, Hıristiyan, Yahudi falan olmaya gerek yok. Biraz aklı, mantığı, bu konularda birikimi olan biri bu gerçeği görebilir ve söyleyebilir, söylemelidir de.
Bunu anlamak için alim olmaya da gerek yok. Buyruk'ta çerçevesi çizilen inanç ekolü ve erkan ile Cafer üs Sadık'ın temsil ettiği, yaşadığı, öğrettiği dinsel anlayışın, hiçbir benzerliği yoktur. Cafer Sadık'ın külliyatını diğer topicde verdim. Onlarca yazılı eser bırakmış. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bütün bunları yok sayıp, 16.-17. yüzyıllarda Türkçe yazılmış değişik versiyonları olan ve aslında sözlü geleneğin yazıya geçirilmesinden ibaret bir kitabı, 8. yüzyılda yaşamış ve ortodoks bir Müslüman-Arap olan Cafer Sadık'a mal etmek, en basit deyimiyle cahilliktir. Cafer Sadık'ın öğretisi, bizim Alevilik olarak adlandırdığımız öğretiyi reddeder. Cafer'i Sadık'ın öğretisi cemde, demde, semahta değil, Humeyni içtihadında, Lübnan Hizbullahında, Irak'ta Muhammed Bakır es Sadr ve benzerlerindedir. Bu kitabın, Cafer'i Sadık öğretisiyle ilgisinin olmadığını çok farklı kökenden, inançtan ve anlayıştan insanlar söyleyebilir. Bu onları aynı şey yapmaz. Ne kadar farklı olsalar da bir gerçeği aynı şekilde dile getirebilirler. Türkiye'nin başkentinin Ankara olduğunu söyleyen herkes aynı meşrepten midir? Bugün her ne kadar Irak, Suriye, İran, Balkanlar gibi bölgelere de yayılmış olsa da Anadolu Aleviliği ya da Alevi-Bektaşilik diye adlandırılan inançsal, kültürel, siyasal olguyu, Cafer'i Sadık'a, O'nun üzerinden Hz. Ali'ye ve Peygamber Muhammed'e, yani İslam'a dayandırmak, sadece bir yanılsama ve kendini kandırmadan ibarettir. Ben bu araştırmayı, bir "Alevi aydını" olarak değil, okur yazar, düşünen, rasyonel bir insan olarak aktardım. TARAFSIZ nickli arkadaş, bunu fırsat bilip, Alevileri Şii ekole çekmek için progpaganda yapıyor sanırım. Ali'nin İslam anlayışı Şiiler'de yaşıyor. Bunun altını çizerken ben kimseye, Ali'nin gerçek yolu olan Şia'ya yönelin falan demiyorum. Ben sadece bir çelişkiye işaret ediyorum. Yalanla bina kurulmaz. Sen kendini Cafer Sadık'la ifade edersen, O'nun gerçek takipçileri de "Bu işin gerçeği bu, buyur gel namaza der" sana...Sen Ali ile ilgisi olmayan bir öğretiyi yaşatırken, Ali'nin yolundayım dersen, o yolun gerçek sahipleri de ya seni kendine benzetmeye çalışır ya da suçlar. Aleviler yüzyıllardır kendi uydurdukları masalları gerçeğin ve tarihin yerine koyma alışkanlığından vazgeçmeliler. Çünkü bu yüzden olay içinden çıkılmaz bir hal alıyor ve doğrusu komik duruma düştüklerinin de farkında değiller. Cafer üs Sadık'ın gerçek ekolünü günümüzde İran mota mot uygularken, kalkıp biz Cafer Sadık Buyruğu gereği semah dönüyoruz demek komik oluyor. Aleviler diye bilinen toplum, kendi yollarını yaşamak için bunu Cafer Sadık'a ya da başka birine mal etmek zorunda değller bence. Konu Naki tarafindan (10-24-2011 Saat 13:26 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yeni Üye
Üye No: 3860
Mesajlar: 26
Thanks: 0
Thanked 19 Times in 12 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 2
REP Seviyesi :
![]() |
Canlar,
Polemiğe girmeye gerek görmüyorum naki arkadaş buyrukları İmam Sadık'a mal etmenin cehalet olduğunu yazmış ben de bir vurgu daha yapıyorum bu konuyu tartışmak muaviyenin müminmi münafıkmı olduğu tartışması kadar anlamsızdır. Naki arkadaş alevi yada sünni yada ateist bilmiyorum gerekte yok önemli olan doğruları cesaretle yazmış olması her kimse cesur bir aydın olduğu belli ben genç bir akademisyen olarak bu yolun öncüsü alevi alim ve aydınlarıyla sürekli yazışır tartışırım ve bu yazıyı onlarada okuttum. Hepsi önce çok şaşırdılar sonra çok taktir ettiler bukadar yoğun bilgi kirliliği ve mahalle baskısı altında naki nikli kişinin bu tavrı koymasını Hüseyni bir tavır olarak gördüklerini söylediler. Niyete gelince şii sempatim olduğunu zaten söyledim ben şii ayrı alevi ayrı diye düşünmüyorum. Bu gerçeğe doğruya gerçek ve doğru dersek kafa karışıklığı kalmaz. Buyruğa inananlar islam dışıyız demek zorundadır. İmam Sadıka inananlar ise buyruğu reddetmek zorundadır. Tercih bizim yolumuzu netleştirecektir. Konunun özü budur... Konu TARAFSIZ tarafindan (10-24-2011 Saat 21:59 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to TARAFSIZ For This Useful Post: | seytan (10-24-2011) |
|
|
#7 | |
|
Kontrollü Üye Bulunduğu yer: cehennem
Üye No: 4071
Mesajlar: 12
Thanks: 105
Thanked 5 Times in 4 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Naki can, Hızır yoldaşın olsun. Saygılarımla. |
|
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1573 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Sizi tanımıyorum, kim olduğunuzu bilmiyorum. Belki de Çorum merkezli Ehli Beyt Camii cemaatine mensupsunuz. Kim olduğunuz beni ilgilendirmiyor da. Ancak, yanlış anlamalara meydan vermemek için tekrar yazma ihtiyacı hissettim. Bu yazdıklarımı dikkatle okuyun. Buyruk'un Cafer üs Sadık'a ait olmadığını, O'nun inanç ve içtihadını yansıtmadığını söylerken, bendeniz bu topluma gerçek Caferi Sadık öğretisini yani Şia'yı salık veriyor değilim. Terimlerin içini herkes farklı doldurabilir. Siz Alevi terimini Ali'ye mensup herkes anlamında alabilirsiniz. Şia-ı Ali (Ali yandaşı) ile Alevi (Ali soylu ya da Ali'ye mensup) çok yakın anlamdadır. Ama artık Alevi denince, son yıllarda (doğru-yanlış) Anadolu Aleviliği, Alevi-Bektaşilik gibi adlarla anılan inanç grubunu kastediyoruz. Bu anlamdaki Alevlilik ile Şii-Caferi ekolün aynı şey ol-madığını söylüyorum bendeniz. İkisi farklı inançlar. İki ekolün ortak yanı, Ehli Beyt kavramına verilen önemdir. Ancak teoloji, kozmogoni, genel inanç esasları, ritüeller, sosyo kültürel yapı vb. hususlarda bunlar birbirine hiç benzemez. Öncelikle Şia, tamamen ortodoks yapıda fıkhi bir İslam mezhebidir. Kuran'a, İslam'ın esaslarına sıkıca bağlıdır. Sünni mezheplerden daha gelişmiş bir fıkhi birikime sahiptir. Sünnilerden ayrılan yanı ise Ehli Beyt soyunun inançsal liderliğini esas alan imamet kavramıdır. Alevilik diye adlandırılan inanç ekolünde ise İslam'ın esaslarının hiçbiri yoktur. Buna karşılık "Dem" gibi İslamın yasakladığı unsurlar vardır. İslam'dan alınan motifler vardır ama bunları da kendi imbiğinden geçirerek farklı içeriklerle yeniden var etmiştir. Sünni, Şii tüm İslam mezheplerinde, inancın temelinde "Allah" vardır. Alevilik ise Ali merkezlidir. Ancak, bu Ali bildiğimiz Ali'den, tarihsel bir kişilik olan İslam'ın 6. Halifesi Ali bin Ebu Talib'den çok farklı, O'nunla ilgisi olmayan, bir Tanrı ya da Allah'ın Ali şeklinde yeryüzünde sürekli var olduğu ve tecelli ettiği inancının merkezine konulan bir varlıktır. Aleviler, Allah'ın, Ali şeklinde sonsuz kereler tecelli ettiğine, yer-gök yok iken Ali'nin bir nur olarak varolduğuna, Muhammed miraca çıkarken gökyüzünde onun karşısına aslan olarak çıktığına ve miraçta, Tanrının oturduğu tahttan perdenin arkasından elini uzatarak yemek (pilav) yediğine inanır. Bu mitostaki kişi, adının Ali olması dışında İslam'ın Alisi ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu inanç zaten başlıbaşına İslam dinine terstir ve şirk, bidat sayılır. İslam'da en büyük suç Tanrı'ya eş koşmaktır (şirk). Aleviler ise o dinin yayıcısı ve İslam cemaatinin imamı olan Ali'ye ya da O'nun nezdinde ilahi kimliği "sır" olan Ali'ye tapmışlardır. Yeri göğü arşı kürsü yaradan Men Ali'den başka Tanrı görmedim Yaradup kulunun kısmetin veren Men Ali’den başka Tanrı görmedim. Bu inançtaki bir kişi Müslüman olamaz. Bu İslam öncesi var olan bir inancın, İslam tarihindeki kişilere adaptasyonundan başka bir şey değil. Bütün bunları birer tespit olarak aktarıyorum. İnançlar arasında iyi-kötü gibi bir ayrım yapılamaz. Ancak aralarında bir özdeşlik ya da karşıtlık saptaması yapılabilir. Buradan hareketle diyebiliriz ki bana göre Şii-Caferi ekol, İslam'ın Ehli Beyt kanalıyla intikal eden en ortodoks biçimidir. Dört Sünni mezhep için de Emevi manüplasyonu ile sokulan bazı unsurlar dışında aynı şeyi söylemek yanlış olmaz. Alevilik diye adlandırılan inanç ekolünün ise özünde İslam'la bir ilgisi yoktur. Bu kadim bir inanç sisteminin kendisini İslam içine gizlemesi, İslami bir ambalaj içinde yeniden üretmesi, şekillendirmesinden ibarettir. Beni doğru anlamamışsınız. Ya da böyle anlamak daha çok işinize gelmiş. Ben böyle bir hakkım varsa eğer Alevilerin Buyruğu değil, bu kitapta anlatılan erkanın kaynağı olarak Cafer Sadık'ı gösterme yaklaşımını reddetmelerini öneririm. Çünkü doğru değil. Caferi Sadık iki kişilikli olmadığına göre, iki farklı inanç ekolü ortaya koymuş olamaz. Siz yolunuzu seçmişsiniz. Caferi ekole intisab etmişsiniz. Her inanca, saygılıyım. Ama kitlesel olarak Alevileri kendi kadim yollarını bırakıp sizin yolunuza girmeye çağırmanıza destek vermem. Eğer bunu yapıyorsanız da benim yazdıklarımı kullanmamanızı rica ederim. Saygılarımla... Konu Naki tarafindan (10-24-2011 Saat 22:44 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#9 | ||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 855
Thanks: 2025
Thanked 1149 Times in 597 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Foruma garip garip insanlar girip garip garip şeyler yazıyor.
Görüldüğü gibi Şeriat'a inanan bir beyin zaten sağlıklı bir beyin değildir. TARAFSIZ ; Size sorduğum hiçbir soruya cevap vermemişsiniz.Ki zaten veremiyceksiniz. Çünkü şeriatçıların bilgiyle ve analitik düşünceyle hiçbir ilgileri olmadığı gibi bilgiyede dimağlarını kapamışlardır..Onların doğruları mantıksız faraziyeler üzerine kuruludur. Delilsizliklerini delil gibi gösterirler. Sn TARAFSIZ ; Ortaya döktükleriniz gene mollalarınızdan öğrendiğiniz delilsiz ispatsız hezeyanlarınızdır. İmam Cafer'i senden mi öğreneceğiz ? Sen kimsin ? Yada siz kimsiniz ? Tarih ortada.Yaşananlar ortada.Onun öğrencileri (Ebul Hattap,İmam İsmail,Mufaddal) nin kimler olduğu belli. İmam Cafer'in kim olduğunu salt Şii kaynaklarından öğrenmek ile Muhammedi salt Sunni kaynaklardan öğrenmek aynı şeydir. 40 lar neden İslamdışıdır,İslam olmak ne demektir ? İslam olmayı da mı sizden öğrenicez. Alinti:
Alinti:
Şii bilgin El Mutahhari de Usuli Kafi'de İslama aykırı hadislerin yer aldığını kabul etmektedir.O halde sizlerin El Kafi'ye inanmaması gerekir. Yani sizler eğer "MÜSLÜMANIM" diyorsanız Usuli Kafi'yi reddetmelisiniz. Hatta ve hatta İmam Caferi Sadığı reddetmelisiniz. Aynı şeyleri tekrarlayıp durmak yerine size sorulanlara cevap veriniz. Bilginiz yoksa sürekli aynı lafları tekrarlayıp durmayınız. Düşüncenizi emrivaki ahkamlarla belirtmek yerine medeni bir şekilde belirtiniz. Konu Baba İlyas tarafindan (10-24-2011 Saat 22:54 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Baba İlyas For This Useful Post: | İşcanbaba (10-24-2011) |
|
|
#10 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.540
Thanks: 7734
Thanked 12711 Times in 5986 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Canlar, yazdıklarınızda uslubunuza dikkat edin lütfen. Yaftalama ve hakaret içeren sözcükler kullanmayınız. Sanırım uygun cümlelerle de fikirler yazılabilinir.
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||