![]() |
|
![]() |
|||||||
| Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Bizden Biri |
CELAL ABBAS OCAĞI
Ali Abbas Ocağı ile aynı ocak olduğu söylenir.(35) Bu ocak ulusu hem Ali Abbas hem Celal Abbas olarak aynı kişi olabilir veya iki farklı kişi olup aynı aileden gelebilirler. Celal Abbas Ocağı Dedeleri Tunceli Ovacık’ta da bulunurlar. (Kaya 1995: 99) Ancak Erzincan ve Elazığ yörelerinde de bu soydan ocakzadelere raslamak olanaklıdır. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
[IMG][Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...][/IMG]
Hz. Celal Abbas...Hz. Ali’nin.. bir Türkmen kızı Olan ve Ümmül Benin olarak bilinen Hüzam kızı Fatma'dan olan oğludur.. Celal abbas.... 15 mayıs 647 salı günü Medine'de doğmuş...10 Ekim 680 de Kerbela'da abisi İmam HÜSEYİN ile beraber şehit olmuştur. Türbesi bugün Irak'ın Kerbela şehrinde kendi adı ile anılan mekanındadır. Bütün dünyada ki Şii ve Alevi-Bektaşilerin... en önemli... 3. büyük Türbesidir. Celal Abbas/ Ali abbas Ocağı Dedeleri Tunceli Ovacık’ta bulunurlar. Ancak Erzincan ( Ocak dedeleri'nin bir kısmı Erzincan /Çağlayan Beldesi'nde da bulunur...) Ayrıca Elazığ yörelerinde de bu soydan Ocakzadelere raslamak olanaklıdır. Celal abbas Ocağı... Anadolu'daki en eski ocaklardan biridir.... Ocak mensupları kendilerini... Hz. Alinin Ümmül-Benin olarak bilinen Hüzam kızı Fatma'dan olan oğlu Ebu'l Fazl Abbas soyundan gelenler olarak kabul ederler. Celal-abbas Ocağı Pir ocağı sınıfından olup...Ocakların "Tarıklı" (erkanlı) ve Pençeli olarak sınıflanması içerisinde Celal-abbas ocağı... Tarklı ocaklar sınıfına girer... Celal-abbas Ocağı... Yolunu ve erkanını aktif olarak yürüten ender ocaklardan biridir...Ocak mensupları daha çok Erzincan ve Dersim ovacık merkezli olsa da buralar dışında... Elazığ (El-Aziz), Çorum, malatya, Çankırı, Konya ereğli, Eskişehir, Kars ve Erzurum'da bulunurlar... Bugün kentleşme ile beraber.. Alevi kesimin yaşamış olduğu sıkıntıları celal abbas ocağı talibleri ve dedeleri de görmüştür. Bursa,istanbul ve izmir yoğunluklu yaşayan talibler.... Çorum ve Erzincan'daki dedeleri vasıtası ile yollarını sürdürmektedirler. Hak-Muhammed- Ali Aşkı Sen bir serapsın hiç ulaşılamayan Görülen ama yaklaşılamayan Ab-ı kevsersin içildikçe kanılmayan Sen hiç var olmadın ki ezelden var olan Yazan: Dede-baba Saygılarımla.. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
***Kerbela şehitlerinden Olan..Celal Abbas'ın soyu.. Hz. Zeynep ve Zeynelabidin ile birlikte Şama sürülen.. Ubeydullah üzerinden yürümüştür..
1-İmam-ı Ali-el Mürteza 2-Celal Abbas ( 5 evladı olmuştur..) 1-fazl bin Celal Abbas.........soyu sonradan kesilmiş... 2-kasım bin Celal Abbas........ 3-Hasan bin Celal Abbas....... 4-Ubeydullah bin Celal Abbas.......soyunu devam etiren evladı. 5-Muhammed bin Celal Abbas......Kerbelada şehit.. Ubeydullah bin Celal Abbas'ın...Hasan isimli oğlu ve 2 kızı olduğu biliniyor... Hasan bin Ubeydullah'ın ise :6 oğlu olmuştur. 1-Cafer bin Hasan 2-Abbas bin Hasan 3-Ubeydullah bin Hasan 4-İbrahim bin Hasan 5-fazl bin Hasan 6-Hamza bin hasan Abbas'tan, Hamza'dan Fazl dan İbrahim'den... Nurlu soyun günümüze kadar geldiği biliniyor.. Erzincan....(Kalecik köyü.. sonradan Çağlayan köyü'den olanlar Abbas soyundan gelirler...) Ocağın Yakın zaman Erzincan Kanadı... *** II. Abdülhamid döneminde... Alevi dedeleri hakkında çıkarılan idam fermanları nedeniyle Ocak ileri gelenlerinden bir kısmı..Önce Erzincan'nın kalecik Köyüne.. daha sonra ise çağlayan köyüne yerleşmişlerdir... ** Kalecik köyünde.. Seyid Hüseyin (Sed Hüseyin) ** Mü'min Dede ** Halil ve İbrahim Dede'ler. ** Ocak Cumhuriyet ilanıyla daha sonra Horoz/ Horuz soyadını aldı... **Ocağın 1920- ile 1950 arası dede-baba- postunda oturan seyidler... Zeynel abidin dede- (zeynal dede).. Mehmet Dede.. Hüseyin Dede'dir.. *** Hasan (Horoz) dede.. Veli dede (Horoz)... Cemal dede (Horoz) 1970'lere kadar yaşayan ve Ayin-i Cem yürüten dede'lerdir.. ** 1900'lü yıllarda Halil ve İbrahim dede'ler Manisa'nın soma ilçesine bağlı Kozağaç beldesine göç eyledi.. Adlarına Türbe vardır.. ve Ziyaretgahdır.. ** Ocağın bir Koluda Çorum'a göçmüştür... Buradakiler ise "Erzincan" soyadını almışlardır.. Saygılarımla.. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Celal-Abbas... Hz.Alinin Ümmül benin ( 4 oğlu olduğu için oğullar anası anlamında ) olarak bilinen hüzam kızı fatmadan olmuştur.
Hz.Ali ümmül benin fatma ile 645 yılında evlendi.bu hanımından sırasıyla abbas (647), cafer ( 648 ), osman ( 650 ), abdullah (653 ) ve hatice isimli evlatları olmuştur.hz.Alinin vefatından sonra ümmül benin ve evlatlarına hz.Ali ailesinin büyüğü olan imam HASAN bakmış celal abbasıda imam Hasan evlendirmiştir. Celal-abbas imam Hasanın himayesinde hz.Alinin ve hz. PEYGAMBERİN amcası olan hz. abbasın oğlu abdullahın (ubeydullahda olabilir ) kızı lübabe ile evlenmiştir.665 yılında gerçekleşen bu evlilikten Celal Abbasın sırasıyla fazl,kasım,hasan,ubeydullah ve muhammed isimli 5 oğlu ve ismini bügün için bilemediğimiz 2 de kızı oldu. Celal Abbas kerbela olayının gelişiminde ve sonuçlanmasında hep imam Hüseyin'in yanında bulunmuş sonunu bile bile imamına abisine yardımdan geri durmamıştır.o zamanın tarihini yazan tarihçiler Celal Abbasın çok yiğit bir savaşçı olduğunu söylerler.boylu poslu olan Celal Abbasın babası ile 13-14 yaşında iki savaşa katıldığını tarihçiler yazarlar.hatta bir alman araştırmacı 19 .yy. başlarında yaptığı bir araştırmada o zamana kadar araplar içinde bilinmeyen savaş tekniklerinin celal abbas tarafından uygulandığını bu bilinmeyen savaş tekniklerine karşı o dönemin savaşçılarının aciz kaldığı anlatır. Celal Abbas İmam Hüseyin'in sancaktarı , kerbelada ki insanların komutanı idi.yezit ordusu içinde bulunan ana tarafından akrabaları kendisini imam hüseyinin yanından ayırmak için türlü sözler sarfetmiş,türlü payeler teklif etmiş ama Celal Abbas hiç birini kabul etmemiş ve sonunu bile bile abisi ve imamı imam Hüseyinin yanından ayrılmamıştır. kerbelada şehit olan Celal Abbas bugün ırakın kerbela kentinde kendi ismi ile bilinen türbesinde yatıyor. Celal-abbas'ın Türkiye'deki soyu oğlu Ubeydullah'ın oğlu... Hasan'ın oğlu... İbrahim'in oğlu.. Şah Seyit Ali'den gelmektedir. Şah Seyit Ali'nin Türbesi... İran'ın Kum kentindedir ve İran'ın önemli ziyaretgahlarından birisidir. Celal Abbasa Ait Bir şecere E'bul hasan Ali ibn ebu Talib onun oğlu ebul fazl Abbas Alemdar onun oğlu seyit ubeydullah medeni onun oğlu seyit ebul Abbas Hasan onun oğlu seyit ebul Kasım Hamza el ekber onun oğlu seyit Cafer onun oğlu seyit Ali onun oğlu seyit Kasım onun oğlu seyit Tayyar (ben bunun isminin cafer olduğunu tahmin ediyorum) onun oğlu seyit Hamza sani onun oğlu seyit ebul ya'la Kasım onun oğlu seyit ebul Ali Avn onun oğlu seyit Ali şah muhsin onun oğlu seyit ebul hakk secan onun oğlu seyit cemaleddin ishak onun oğlu seyit aizzettin İzzet onun oğlu seyit celaleddin guher Ali onun oğlu seyit Burhaneddin hubayra onun oğlu seyit sadettin sikandar şah enver onun oğlu seyit Muhammed münevver bahtmand onun oğlu seyit ebul mansur celaleddin sultan onun oğlu seyit kemaleddin Ahmet zakir onun oğlu seyit Mahmud şah (PİR CALİB) onun oğlu seyit abdul evvel Zahid onun oğlu seyit Ataullah onun oğlu seyit Abdussamed Arif onun oğlu seyit Muizuddin onun oğlu seyit Muhammed gulam onun oğluseyit Muhammed şah sahibuddin onun oğlu seyit Abdullah zakir-i Hu onun oğlu seyit ebu süleyman celalüddin Muhammed onun oğlu seyit ebul Ala şemsuddin şehit onun oğlu seyit ebu ismail Alauddin Hüseyin onun oğlu seyit Muhammed nevşani 21 ağustos 1552--- ........................ Allah Eyvallah |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alevi Ocakları ikiye ayrılılırlar. bu iki Ocak türü de Ehli beyt olarak adlandırlır ve ayrım yapılmaz..
1- Evladı Resul olanlar, 2- Evladı Ali olanlar 1- Evladı Resul olanlar Köken olarak Hz. Muhammed'e dayanan Ocaklardır. Kendilerine - Biz Evladı Resül Seyyid-i Saadetiz - derler. Seyyid(t) - Kökleri Hz. Muhammed'de ulaşanlar. Bunların tümüne erkeklerine Seyyid(t), Kadınlarına Seyyide denir. Bu tanım sadece Türkiye'de değil tüm Arap İslam topluluklarında halen kullanılan kavramdır. Saadet. Hidayet anlamında gelir. Yani Saadet gösteren, saadete çıkaran, Hidayete erdiren kişi anlamındadır. Bu vesile ile Hz. Muhammed Hidayete erdirici, kurtarıcı, yol gösterici anlamına gelir. Evladı Resül olanlar bu kapsama girerler. 2- Evladı Ali olanlar. Bunlar köken olarak Hz. Ali'ye uzanan ocaklardır. Celall Abbas ocağı bunun örneklerinden biridir. Evladı Ali ocaklarında belirgin olan özellik ,gizemi halen tam olarak çözül(e)meyen Tarık / Pençe ibadetinde Tarık özelliğini canlı olarak sürdüren ocaklar olmalıdır... (Tarık - Cem'de Tarikat ibadetini delil (hüccet) sürdüren yerine getirenlerdir) (Pençe- Cem'lerde Evliya denilen kutsal çubuklarla (Asa'larla ibadeti yapanlar) Evladı ALi olanlar da bu özellik daha fazla göze çarpar. Sonuç olarak, Celal Abbas ocağı, Hz. Ali'nin Soyundan gelen, Evladı Ali olarak tanımlanan Ehl-i beyt neslindendir.. Celal Abbas Ehl-i beyt'en ayrılmaz bir parçasıdır.. hakkında birçok destan, anlatı ve değiş vardır... İmam hasan Tarafından yetiştirilen evlendirilen, ve Kerbela'da Şehid olan Celal Abbas (Ali Abbas - El Abbas) ocağına mensup binlerce Talip vardır... Ocak günümüzde çorum ve eskişehir kolları, aktif olan ocaklardandır.. Ocağın dedelri Erzincan Çağlayan Beldesinde İkamet ederler (ancak buradaki kol aktif cem yürütmez)... Yararlanılan kaynak: Kazım Balaban |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Şii kaynaklarında Celal-Abbas Celal Abbas Kimdir? Celal Abbas, Hz. Ali'nin 2. Eşi olan, Ümm'ül benin olarakta bilinen ikinci eşinden olan oğludur... Nitekim Bu tespit, Bihar'ul- Envar hadis kitabında da aynen belirtilir.. Hz. Celal Abbas'a, kerbela vakıasında, Zuheyr b. Kayn O'na hitaben şöyle dedi: "...Baban evleneceği zaman, nesep ve soy sop ilminden anlayan kardeşi Akil b. Ebu Talib'e kendisi için şecaatli bir çocuk dünyaya getirecek bir eş bulmasını istemişti. Annen Ümm'ül- Benin de gerçekten Kerbela'da Imam Hüseyin'a yardım edecek şecaatli bir evlat dünyaya getirmiştir. Baban seni bu günlere saklamıştır. Sen Hüseyin'e, kardeşlerine ve Ehl-i Beyte yardımını esirgememelisin." Bu sözleri dinleyen hz. Abbas şöyle buyurdu: "....Ey Zuheyr! Böyle bir günde beni teşvik ettin." Ve gülümseyerek şöyle devam etti: "Allah'a andolsun ki bu zalim düşmanlara şimdiye kadar şahit olmadikları, yıllarca dillerde söylenecek bir şecaat örneği göstereceğim." Kaynak: 1- Bihar'ul- Envar, c. 44, s. 388 |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hz. Celal Abbas ın şehit oluşu.... Hz Celal Abbas Islam dininin bayraktarı olan Cafer Tayyar´dan sonra o kutsal görevi kendisi almıştı.Babası Imam Ali zamanında meydana gelen savaşlarda bayraktarlık yapıyor ve kahramanca savaşıyordu. Düşman askerleri genç Kasım´ın Şehit düştügünden sonra kahkaha atarak sizinde sonunuz işte böyle olacak diyerek Ehli-Beyit yarenlerine dil uzatıyorlardı.Celal Abbas kardeşi Imam Hüseyin´den izin almak istedi.Artık dayanamıyorum gidip onlar ile savaşacagım bizler her zaman haklının ve mazlumun yanında olduk babam kardeşim Imam Hasan,babam Imam Ali,dedem Hz Peygamber bize bu yolu ögretdi.inançımiz için canımızı veririz,çünkü bu yolun sonu yücelikdir. Imam Hüseyin kardeşi ,Celal Abbas´in o zalim acımasız düşman elinde öldürülmesini istemiyordu.Kalbi onun gitmesini hiç istemiyordu.Celal Abbas bir kez daha izin istedi.Imam Hüseyin ey Abbas canım sana feda olsun gitme dedi.Sevgili canlar tüm Ehli-Beyit kervanındakiler canımız sana feda olsun ya Imam Hüseyin derken neden Imam Hüseyin ise canım sana feda olsun ya Abbas diyordu.Belkide onu sadece imam Hüseyin kendisi biliyordu.Celal Abbas babasından almış oldugu bilgi cesaret ve yigitligi ile o zamanların en büyük kahramanlarından biri idi.Celal Abbas Ya Hüseyin benim bilgim cesaretim sizden babam Imam Ali´den Kardeşim Imam Hasan ve senden aldığım bilgilerdir.Benim sonumun nasıl olacağını biliyorum. Abbas, aldığı ilimlerin kaynağını böyle dile getiriyordu. Kerbela hadisesini, o gün neler olacağını daha önceden duymuş; babasından işitmiş, ceddi Resul-u Ekrem’in dilinden bu olayı nakledenleri de dinlemişti. Anlatılanları bir bir yaşadıkça inancı daha da artıyor, yakını daha da kuvvetleniyordu... Hele annesi Ümmül Benin’in anlattıkları hâla aklından çıkmış değildi: -Yavrum! Henüz sen daha küçük bir çocukken bir gün baban seni kucağına almış; ellerini, kollarını öpmüş; sonra da ağlamıştı. Onu bu halde görünce yüreğim yandı, ciğerim parçalandı. Zira, ömrüm boyunca güzel ve şirin bir yavruyu kucağına alıp da ağlayan bir baba ne görmüş, ne de duymuştum. Kendi kendime; “Bunun bir sebebi olmalı” dedim. Bu yüzden babana dönerek niçin ağladığını sordum. Baban bir yandan ağlıyor, bir yandan da cevap veriyordu: “Bu yavrumun kolları Hüseyin’ime edeceği yarenlik uğrunda kesilecek!” Kollarının kesileceği haberini alır almaz dayanamayıp feryat ettim. Benimle birlikte ev halkı da ağladı, sızladı. Baban bizi bu halde görünce ikinci ama, güzel bir haberle bize teselli verdi: “Bilesiniz ki gözümüzün nuru Abbas, Hak Teala katında yüksek derecelere sahip olacak. Hak Teala, daha önce kardeşim Cafer’e (Cafer-i Tayyar) nasıl iki kanat hediye ettiyse, ona da iki elinin karşılığı olarak iki kanat bağışlayacak ve Abbas da bu kanatlarla, cennette meleklerle birlikte uçacak!” Peygamber Efendimiz Hakka yürüdükten sonra Ehli-Beyit´in başına öyle belalar geldiki bunları yazmaya okyanuslar mürekkep agaclar ise kalem olsa yetmez imkansız birşeydir.Emevi Islamı kendi saltanatına almış istedigi gibi kullanıyor ve buna karşı çıkanları ise öldürüyordu.On Iki Imamların hiç bir normal bir şekilde hakka yürümedi hepsi lanet Emevi,Abbası devletleri tarafından Öldürüldü. Hz Celal Abbas Küfe halkının ne kadar dönek oldugunu babası zamanında yaşamıştı.Bunu Imam Hasan´a yapılanlarda eklenince bunu tam olarak anlamıştı.Ehli-Beyit kervani Küfe´ye gelmek için yola çıkdıktan sonra kendilerine haber gelmiştiki.Küfe halkı Yezit´e biat etmiş diye,o zaman hemen her şeyi daha fazla anlamıştı.Küfe´iler yaşamları için herşeyi yapabilen sahte insanlardı nasıl birden ve nasıl çabuk degişebiliyorlardı. Ömer bin Sa´d Celal Abbas´ın ne kadar büyük bir kahraman olduğunu çok iyi biliyordu.Bazı kaynaklarda şöyle yazar Rivayet edilirki Ehli-Beyit kervanı yola çıktıgında Celal Abbası Imam Hüseyin´den nasıl ayıracaklarına dair plan kuran Ömer bin Sa´d çözüm bulamıyordu.Celal Abbasın dayısı olan Abdullah bin Hizam Küfe halkının isteği var diye Ubeydullah´dan Celal Abbas´a dokunulmazlık istemiş,Ubeydullah ise bunu kabul ederek.Kerbela´da buluna Ibni bin Sa´d ve Ömer bin Sa´da mektup göndererek bu olayı yazar.Ibni Sa´´din askerleri bu olayı Celal Abbas´a anlatırlar.Yezit´e biat etmesi beklenilir. Abbas, Şimr melununun bu sözlerine daha fazla dayanamayıp sert bir dille çıkıştı: -Allah sana da, mektubunuza da lânet etsin! Bizden, lânete uğrayan lânetlenmiş insanların çocuğuna itaat etmeyi mi bekliyorsun?! Git efendilerine söyle: Biz Ehli-Beyitiz ve sonsuza kadar da öyle kalacağız! Muarrem ayının yedinci günü olmuştu.Yezit´in ordusu komutanlarının emirleri ile Fırat nehrinin etrafını kuş bile uçmayacak bir hale getirmişlerdi.Ehli-Beyit´e bir damla su vermiyorlardı.Hasta halde olan zeynelabidin küçük kardeşi daha altı aylık olan Ali asker´e su lazımdı.ama lanet Yezitin ordusu vermiyordu. İşte o gün Hüseyin (a.s), birkaç kişiyi de yanına vererek Fırat'a gitmesi ve kamplarındaki su ihtiyaçlarını giderecek derecede su getirmesi için Abbas'ı görevlendirmişti. Abbas yanında buluna dostlari ile birlikde boş su tutumlarını alarak hızlı bir şekilde Fırat´a dogru gidiyordu.O gece Askerlerin komutanı Amr.bin Haccac´dir.Bir kaç atlının hızlı birşekilde Fıratın yanına kadar geldikleri görür,ve hemen askerlerini buraya yoğunlaştırır.Amr yüksek bir ses ile siz kimsiniz diyince Abbas´ın öncü olarak gönderdigi dostu olan Nafi bin Hellal bize vermediginiz ve yasak etdiginiz bu sudan içmeye geldik. Komutan Amr gelin istediginiz kadar içebilirsiniz dedi.Nafi yemin olsunki Ehli-Beyit yarenleri bir damla su içmedikce biz bu sudan içmeyiz.Su Hüseyin ve ailesine yasaktır,onlar içemezler.Bu yasagı koyan kimdirki bir damla suyu vermiyor.Amr Yezit bin Muaviyedir. Sen ona biat et istedigin kadar su iç. Nafi,bir zamanlar Peygamber efendimizi öldürmek isteyen Hz Hamza´yı şehit eden ve ciğerlerini ciğ ciğ yiyen Ebu Süfyan torunu.Imam Ali ve Imam Hasan´ı öldürten Muaviye oglu.babasına ve dedesine küfreden *****ler ile yatan eseklere namaz kıldırmaya çalışan sarayını harem haline getirip aklı ve fikri zina yapmak olan lanet Yezidemi biat edecegim.Lane olsun ona ve ceddine devam edecek... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Imam Hüseyin bin Ali Mürteza gibi pak,adil,dürüst,masum,cennet gençlerinin efendisi birine biat eder onun ugruna canımı seve seve veririm.Sizler ise ne cabuk dininizi ve imanınızı sattıverdiniz.Yazıklar olsun size.Tartışma fazla sürünce Gece ordu komutanı Haccac emir vererek derhal saldırıya geçmelerini söyledi.Iste o emirden sonra lanet düşman ordusu ile mücadele başladı.Celal Abbas arkadaşlarının su tutumlarını doldurabilmeleri için düşman ordusunun içine girerek kahramanca savaştı.Celal Abbas´ın içinde biriktirdigi öfke birden patlamıştı,düşmanların korkulu rüyası olmuştu.
Askerler bu kahraman ile savaşmanın ne kadar zor olduğunu anlamış ve kaçmaya başlamışlardı.Nafi ve arkadaşları çoktan su tulumlarını doldurmuşlardı.Komutan büyük bir asker ile bir daha Celal Abbas´ın yüzerine yürüdü.Almış oldukları su Ehli-Beyit yarenlerine getiremeden başarısız bir şekilde sonuçlandı.Celal Abbas çadıra dogru gitti.çocuklar ve bebeler susuzlukdan dayanamayacak bir hale gelmişlerdi.Imam Hüseyin sordu ne oldu diye Celal Abbas konuşmadı,Çocuklar ve bebeler hep bir agızdan Amca su Amca su getir bize Bu çocukların ve bebelerin ağlaması Celal Abbas´ında ağlamasına sebeb olmuştu,çok öfkeli bir çekilde oraya tekrar gitti.Aklında çocukların amca su sözleri hiç çıkmıyordu.Büyük ve hızlı adımlar ile atına binerek Fırat nehrine ilerledi.Düşman her tarafı sarmış,Dünyanın her tarafı tatlı su olsa Hüseyin ve yarenlerine bir damla su yok,onlara su vermiyecegiz diye bagırıyorlardı.Celal Abbas düşmana nasıl olurda böyle ***** bir düşüncenin içinde olduklarını sordu.Hanı her seferinde bize mektuplar yazarak Imam Hüseyin´e biat ettik,Ne olur gelin bizi bu Yezit bin Muaviye zaliminden kurtarın diye bulunmuş oldugun vaatleri ne cabuk unuttunuz.Yezit gibi ***** bir insanı nasıl olurda Peygemberimizin ciğerparesine tercih ediyorsunuz.Öldükten sonra dirileceginize inanıyormusunuz? Peygamber efendimizin karşısına çıkıpda hangi yüzle senin yarenlerini biz öldürdük diyeceksiniz.Yezit laneti sizi açıkca büyük bir ateşin içine atıyor.Dogruları görmek bu kadar zormu diyordu.Celal Abbas konuştukça düşman askerleri hep bir ağız ile bagırıyorlardi ki dedikleri anlaşılmasın diye.Celal Abbas kendisinin dinlenmedigini anlamıştı,ve aklında hiç çıkmayan çocukların amca su lafları onu daha güçlendiriyordu. Düşman ordusunun içine girerek,onları saf dışı etti.Sonunda atı ile birlikte Fırat nehrine girmişti.Fırat nehri ki Dört büyük kitapda kutsal bir nehir olarak geçiyor Yüce Allah dünyayı yaratdıgı zaman ilk olarak Fırat nehrini yaratmıştı.Incil,Tevrat ve Kuran bu konuda hep aynı fikir.Celal Abbas nehrin içinde çocuklara ve yarenlerine su getirecegini umut ederek seviniyordu.Biran aklından bu sudan içmek geldi.Allahıma yemin ederimki çocuklar,kadınlar ve Imam Hüseyin bir damla su içmedikce bu su haramdır bana diyerek içmedi. Elinde bulunan su tulumlarını doldurarak,Ehli-Beyit yarenlerinin bulundugu çadıra doğru ilerliyor bir tarafdanda kaharamanca savaşıyordu.Hızlı bir çekilde olay yerinden uzaklaşması gerekiyordu,ve şöyle diyordu sanmayın ki ben kaçıyorum.Ehli-Beyit yarenleri beni çağırıyor o masumlar bir damla su istiyor,sizinle ölümüne kadar savaşacagım.Düşman askerlerini gerisinde bırakan Celal Abbas hurma ağaçlarının arkasına girerek saklandı.Düşman askerleri ise onun gelecegini çok iyi bildikleri için ilerde bulunan ağaçların arasında pusu kurdular. O masum Ehli-Beyit evladı Imam Ali´nın evladı,Imam Hüseyin sana canım feda olsun diyordu onun için büyük yüce insan ben buraya canımı vermeye geldim diyor kahramanca savaşıyordu.Bulundugu hurma ağaçlarının arasından çıkıp çadırlara doğru ilerlerken bir düşman askeri tarafından atının karnına bir kılıç darbesi vuruldu.At büyük bir acı çekerek yere yığıldı. Atın yüzerindeki o büyük insan yere düştü.Çocukların su getir bize amca demeleri aklından çıkmıyordu.Onun için canı değil,Çocuklara su götürmek önemli idi.Celal Abbas su tulumlarını eline aldı.O lanet olası Nevfal bin Ezrak kılıçı ile Celal Abbas´ın sag kolunu vurdugu darbe ile vucüdundan ayırmıştı.Celal Abbas kolunun olmaması nedeni ile su tutumlarını sol koluna aldı ve söyle dedi Yemin ederim ki her ne kadar sag kolum olmasa bile yine de sizinle dinim ve imanım için savaşcağım.Hüseyin yolu için canımı veririm ben onu kendime Imam olarak aldım,ve o benim önderimdir. Celal Abbas Islamiyet için canını seve seve verdi. Bir tarafdan savaşıyor bir tarafdan ise elinde buluna su tutumlarına sahip çıkıyordu.Kendisi ile teke tek savaşmaktan korkan Küfe ordusunun askerinden biri olan Hekim bin Tafil,uygun bir fırsat bulup kahpece arkasından yaklaşmış ve o masum insanın sol omzuna büyük bir kılıç darbesi vurmuştu.Celal Abbas iki kolu olmamasına hiç üzünmüyor acı çekmiyor ve çocuklara size su getirecegim dedigi sözü aklına getirken.Su tutumlarını aradı ve onları bulduktan sonra dizleri üzerine çökerek agzı ile su tutularını aldı ve hızlı adımlar ile koşmaya başladı. Ömer bin Sa´d askerlerine emir veriyordu.Abbas canını korumak için degil yarenlerine su götürmek için mücadele ediyor,Hüseyinler bu sudan içerse bizim sonumuz gelir okçular,okçular su tulumlarını ve Abbası hedef alın dedi.Okçular okları ile o masum Celal Abbas ve yu tutumlarını ok yagmuruna tutturmuşlardı.Elinde bulunan bir su tulumu dışında diger tulumlar delinmiş ve içlerinde su kalmamıştı.Abbas diger tulumu başı ile korumaya çalıştı.Fakat lanet bir asker oku ile Abbas´ın basını hedef aldı.Fırlattığı ok Abbas´ın gözüne girmiş idi.Elleri olmadığı için dizleri ile oku çıkarmaya çalıştı.Ama vucüduna saplanmış olan yüzlerce ok onu agır yaralamıştı. Son olarak Selam olsun sana ya Hüseyin diye bağırınca Imam Hüseyin atına binerek hurmalıkların oraya gitti.Kardeşi cok sevdigi canım sana feda olsun diye bilecek kadar sevdigi Celal Abbas şehtiler mertebesine ulaşmıştı.Imam Hüseyin cok ağlamış işte şimdi belim bükündü demişti.Ağlaya ağlaya geri geldigi çadırdaki Ehli-Beyit yarenleri sordu Baba Amcamız nerde diye Imam Hüseyin ağlıyordu sadece,kııi Sakine terkar sorunca kızım amcan Şehit düştü dedi. (erenlerin yolu dergisi kerbela şehitleri yazısından alıntı) |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Celal Abbas.. Hz. Peygamber'in ve velayetin nuru Ali-el Mürteza'nın Sancaktarıdır..
** Kerbela İmam Hüsyin 'in Ordusunun Komutanı ve Sancaktarıdır... Celal -abbas soyundan seyidlerden bir kısmı da Erzincan Ilıç ilçesinde bulunur... adına Türbe de bulunuan leşker baba türbesi bunlardan biridir.. Seyid'in Künyesi ise şöyledir.. LEŞGER BABA Baba adı Seyyid Abbas Ana Adı Fadik Ana’dır.Soy Kökeni Celal Abbas Ehli Beyt 12 İmama bağlıdır.Horasan Erenlerindendir.Batın ismi Seyyid Muzaffer,zahir ismi Leşger Baba’dır.Kendisi Asker şehididir. Şehit düştüğü dönem Bizanslılar dönemidir. İErzincan İliç İlçemizin Bağıştaş Köyü Kabristanında yatmaktadır. CELAL ABBAS Günahkar kulunam kapına geldim Ya hüseyni celal Abbas el aman Cümle günahımı elime aldım Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Ahtim olsun kabrine geleyim Haki payınıza yüzlerim süreyim Sizden başka kimden derman arayım Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Ah eyledim haki canın livası Giyeyim karayı tutayım yası Sizi sevenlerin yoktur cezası, Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Mustafa haydarın mühübbiyari Hatice fatıma ser çeşmi zarı Sizi sevenlere çektirme zoru Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Hasan hüseyinde sırrı pederden Zeynel bakır Cafer nuru alametten Şu gamlı gönlümü kurtar zahmetten Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Aşiyen efendim günahım çoktur Aradım derdimin dermanı yoktur Yalvaracak başka kimsem yoktur Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Mahsuni perişan bugün gamım var Azdı yarem bugün sizde acım var Sizden başka yalvaracak kimim var Ya hüseyni celal Abbas el aman El aman aman Mürvet el aman Aşık Mahsuni Şerif |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Mücrimî Dede, Celâl Abbas Ocağı Mehmet Özbozok (Âşık Mücrimî, 1882 – 1970): Halk ozanı. Âşık Mücrimî, Malatya - Doğanşehir ilçesine bağlı olan Karaterzi Köyü’nde doğdu. Mücrimî’nin çocuk yaşlarda eli yandığı için parmakları bir top halinde birbirine bağlanır, bu dönemden sonra lakabı “çolak” olarak kalır. İmâm Mûsâ’l-Kâzım evlatlarından bir seyyid tarafından, çolaklığı sebebiyle kendisine “Mücrimî” mahlası verilir. Mücrimî, Celâl Abbas Ocağı’na mensup bir ailedengelir. ![]() Mücrimî, çocukluk ve gençlik yıllarında deli dolu bir kişiliğe sahiptir. Sakalı çıkmaya başladığı günlerden ölümüne dek sakalını hiç kesmez. Köyde bir yandan çobanlık yapar, diğer yandan muhabbetlerde çolak eliyle saz çalıp deyişler söylemeye başlar. Gençlik yıllarından itibaren divaneye saygı duyan, ama şah-padişah tanımaz bir dünya görüşüne sahiptir. Köyde bulunduğu dönemde bir kıza âşık olur; ama, kızı ona vermezler. Köylüler onu başkasıyla evlendirmek isteyince kabul etmez ve köyü terk eder. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Sakçagözü’ne (Keferdiz) yerleşir. Bölgenin ünlü Türkmen ağası Hurşit Ağa’nın yanında yaşar ve onun vekilliğini yapar. Yörede, hem güzel sözleri, hoş sohbeti, hem de halka karşı sevgisiyle büyük bir ilgiyle karşılaşır. Hurşit Ağa’nın Keferdiz’de bulunan hanını çalıştırır. Keferdiz’e geldikten sonra, köylüleri ve akrabaları tarafından Karaterzi’ye çağrılsa da asla geri dönmez. Bu yüzden Mücrimî’nin şiirlerinde “gurbet” oldukça belirgin bir temadır. Keferdiz’e yakın bir köyde şıhlık yapıp halkın inancını kötüye kullanan birisi, bir yanlışlık sonucu Mücrimî hakkında bir şikayet yapar. Bu kişi ve Mücrimî, “Tekke ve Zaviyeler Kanunu”na karşı gelmek suçundan mahkemeye çağırılır. Mücrimî, İslahiye’de mahkeme önünde beklerken, bir arkadaşını görür. Arkadaşı orada ne beklediğini sorar. Mücrimî cevap olarak “Ben burada mahşeri seyrediyorum” der, “kimi cennete (evine) kimisi de cehenneme (hapise) gidiyor...”. Mahkemede şıhlık yapmak, dernek kurup toplantı düzenlemekle suçlanır. Mücrimî, karşısındaki kim olursa olsun gerçekleri söylemekten kaçınmayan bir ozandır. Özellikle din sömürüsü yapanlara karşı dilini sakınmaz. Elbistan’ın Aktil köyünden Ali Şükrü ve Sarız’dan Cafer Ağa, Mücrimî’nin saygı duyduğu kişilerdir. Âşık Nesimi Çimen’in kayınbabası olan Cafer Ağa, sürekli Mücrimî’nin yanına gelip gider. Mücrimî, ünlü şiiri “Şu diyâr-ı gurbet elde”yi o dönemde Cafer Ağa’ya verir ve oradan Nesimi Çimen’e ulaşır. Nesimi Çimen de bu sözleri bir albümünde okur; bu eser daha sonra TRT repertuarına alınır. Müzik dünyasında, “Şu diyâr-ı gurbet elde”nin yanı sıra, “Yüce dağ başında kar yağmış gibi”, “Gönlüm sağ yâre”, “Aşkınla perîşân oldum” gibi deyişleri pek çok sanatçı tarafından okunur. Mücrimî atışmayı çok seven bir âşıktır. Cemal Özbozok’un hatırladığı kadarıyla, Âşık Veysel iki kez Mücrimî’yi ziyarete gelmiştir. Ancak onunla atışmamıştır Mücrimî. Âşık Davut Sulari de Âşık Veysel gibi ziyarete gelen âşıklardan birisidir. İki kez evlenen Mücrimî’nin, Meryem adlı eşiyle yaklaşık 27 yıl süren evliliğinden Aziz ve Gözel; Hürü adlı eşiyle yaklaşık 20 yıl süren evliliğinden Cemal, Mazlum ve Melek adlı çocukları doğar. Âşık Mücrimî, 1970 yılının Mart ayında, geçirdiği sarılık hastalığı sebebiyle Keferdiz’de ölür. Mezarı Keferdiz’dedir. kaynak: Dem Bu Dem nickli canın "Mücrimî Dede, Celâl Abbas Ocağı" isimli forum konusundan alıntıdır. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Baslatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| HASAN CELAL GÜZEL:Alevi Açılımı ve Millî Birlik | Devrim06 | Alevilik Haberleri | 1 | 11-28-2008 10:10 |
| İşsiz öğretmenlerden Başbakan’a mektup - Abbas Güçlü (Milliyet) | revolution_ist | Genel Eğitim Konuları | 2 | 08-20-2008 13:14 |
| Saribal Ocaği | Sedat | Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları | 0 | 06-02-2008 18:59 |
| Kul Himmet Ocaği | Sedat | Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları | 0 | 06-02-2008 18:40 |
| Ali Abbas Ocaği | Sedat | Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları | 0 | 06-02-2008 18:21 |
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||