Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları

Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 01-31-2010, 15:12   #11
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

**** AŞIK MÜCRİMİ***


Asıl adı Mehmet Özbozok olan Âşık Mücrimî, bugün Malatya ilinin Doğanşehir ilçesine bağlı olan Karaterzi Köyü’nde 1882 yılında doğmuştur. Çocuk yaşlarda eli yandığı için parmakları bir top halinde birbirine bağlanmış, bu dönemden sonra lakabı “çolak” olarak kalmıştır. Çocuklarının anlattığına göre, İmâm Mûsâ’l-Kâzım evlatlarından bir seyit tarafından, çolaklığı sebebiyle kendisine “Mücrimî” mahlası verilmiştir. Yine çocuklarının anlatımına göre Mücrimî, Celâl Abbas Ocağı’na mensup bir aileden gelmektedir.

Maraş, Malatya, Antep yörelerinde yaşayan Alevi – Bektaşi toplumunun yakından tanıdığı Âşık Mücrimî (1882 – 1970), ne yazık ki günümüzde yayınlanan hiçbir Alevi – Bektaşi şiir antolojisinde kendisine yer bulamamış bir halk ozandır. Özellikle müzik dünyasında, “Şu diyâr-ı gurbet elde”, “Yüce dağ başında kar yağmış gibi”, “Gönlüm sağ yâre”, “Aşkınla perîşân oldum” gibi deyişleri pek çok sanatçı tarafından okunmuş olsa da, hakkında yazılı hiçbir belge bulunmayan Âşık Mücrim'nin..yasamı ve şiirleri. Ulaş ÖZDEMİR tarafından derlenerek kitap haline getirilmiştir.


Aşık Mücrimi'nin hayatıda bir o kadar renkli geçmiştir.. başından gecen bir hadiseyi.. oğlu şöyle anlatmaktadır..

Cemal Özbozok’un anlattığına göre, Keferdiz’e yakın bir köyde şıhlık yapıp halkın inancını kötüye kullanan birisi, bir yanlışlık sonucu Mücrimî hakkında bir şikayet yapar.


Bu kişi ve Mücrimî, “Tekke ve Zaviyeler Kanunu”na karşı gelmek suçundan mahkemeye çağırılır. Mücrimî, İslahiye’de mahkeme önünde beklerken, bir arkadaşını görür. Arkadaşı orada ne beklediğini sorar. Mücrimî cevap olarak “Ben burada mahşeri seyrediyorum” der,“kimi cennete (evine) kimisi de cehenneme (hapise) gidiyor...”. Mahkemede şıhlık yapmak, dernek kurup toplantı düzenlemekle suçlanır.

Mücrimî, hakime döner,

“Eğer ben o Allah’ı, keçinin oğlağını,
Koyunun kuzusunu sevdiği kadar sevseydim,
Beni bu zalimler giriftarına dahil etmezdi” der.


O sırada yanında, Hurşit Ağa’nın dostlarından Talat Bey vardır ve hemen söz alır:

“Bir şıh rakı içer mi? Haşa!

Esrar içer mi? Haşa!

Saz çalar mı? Haşa!


Yahu ben bu adamı her gün görürüm, gündüz davar güdüp çobanlık yapar; akşam masasına varır rakı, esrar içer, saz çalar, deyişlerini söyler. Ayrıca, o ‘şıh’ diye gezenler, bu adamı tenha bir yerde görseler kör bıçakla öldürürler. Mücrimî deyişlerinde hep o adamları anlatmış, onları suçlamıştır” der.

Mahkeme karşılıklı sohbete döner, hakim Mücrimî’den bir şiir okumasını ister. Mücrimî şu şiire başlar:

“Bu dünyaya fesâd veren dört kişi,
Bunlar varken bu dünyamız düzelmez
Tasrîh ettim insanların kalleşi,
Bunlar varken bu dünyamız düzelmez…”


Mücrimî, elimizde tamamı bulunmayan bu şiirinde “dede, derviş, hoca, keşiş” kılığına girip insanlardan çıkar sağlayanları ağır bir dille eleştirir.

Mücrimî atışmayı çok seven bir âşıktır. Cemal Özbozok’un hatırladığı kadarıyla, Âşık Veysel iki kez Mücrimî’yi ziyarete gelmiştir. Ancak onunla atışmamıştır..


Mücrimî. Âşık Davut Sulari de Âşık Veysel gibi ziyarete gelen âşıklardan birisidir. Davut Sulari köye ilk geldiğinde Mücrimî’yi muhabbete çağıranlar, “hele takıl şu âşığa bakalım ne söyleyecek” derler. Davut Sulari de muhabbette, Mücrimî’ye dokunan sözler söyler. Mücrimî curasını ister ve söylemeye başlar:

Behey âşık yalan yumru söyleme
Otur edebinle haddini tanı
Kocamış aklını talan eyleme
Otur edebinle haddini tanı

Bilmezsin ârifler seni tartarlar
Azarsın yalına zehir katarlar
Kuyruğundan tutar dışarı atarlar
Otur edebinle haddini tanı

Sen bir tüccar değil çerçi bakkalsın
İleşlere dönen karga kartalsın
Ne aslan ne kaplan sarı çakalsın
Otur edebinle haddini tanı

Mücrimî’yem sofu hacı değilim
Dilbazlar gibi falcı değilim
Boşa sıkan ahmak avcı değilim
Otur edebinle haddini tanı


Bu sözlerden sonra muhabbete katılanlardan bir alkış duyulur. Davut Sulari hemen kalkıp Mücrimî’nin eline sarılır, “özür dilerim, ama ben seni taşlamasaydım senin armutların düşmezdi” der.

kaynak :[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]



Hey erenler hey gaziler
Gönlüm sağ yare sağ yare
Herkesin bir yarası var
Gönlüm sağ yare sağ yare

Dipsiz bir deryaya daldım
Lal-i inci mercan aldım
O dosta ben merhem saldım
Gönlüm sağ yare sağ yare

Gezdim dostun ellerini
Ne hoş gördüm dillerini
Derdim gonca güllerini
Gönlüm sağ yare sağ yare

Mücrimi'yem düştüm zara
Şemsi kamer virdi dara
Meylini verme ağ yare
Gönlüm sağ yare sağ yare




Tabip sen sorma derdimi
Benim derdim dermansızdır
Ya dost ya dost
El vurup açma yaramı
Yaralarım merhemsizdir

Yar elinden yaralarım
Vurur sinemi dağlarım
Ya dost ya dost
Ah edip hem kan ağlarım
Didelerim merhemsizdir

Mücrimiyem arzum yare
Kahrım yana nazlı yare
Her ne desem sazım yara
Yar olmayan habersizdir

Konu Dede-baba tarafindan (01-31-2010 Saat 15:16 ) değistirilmistir..
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:13   #12
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart Celal Abbas Ocağı ve Bir Keramet..

***Degerli canlar.. Bu ocak kerametleriyle ünlüdür..

**Soyadı kanunu verileceği zamanlarmış.. Celal-abbas.. Ocağı.. Postnişininde Seyid Mü'min dede oturuyormuş...


**Tunceli Ovacık ve yakın çevrelerdeki.. Seyid nesli Dede-babaları.. Celal-abbas ocağı mihmandarlığında (misafir ağırlığan) toplanmışlar..

***Her Ocak sahibi..bir Keramet göstermiş... kimisi içinde yemek pişirilen kazanın altına elini atmış.. kor halindeki narı eline almış... Kimisi kaynar şekildeki kazanın içine elini sokmuş yanmadan çıkarabilme kerametini göstermiş...

*** ve sonunda sofraya oturulmuş.... Herkes.. Pir-i Ocağan.. posnişinde oturam Mü'min Dede-baba'nın kerametini bekliyormuş... Rivayet edilir kii.. O gün kazanda kaynayan.. bir kaç parça Horozmuş.. ve misafirlere bu horozlar sunulacakmış.. ve sonunda pişmiş Horoz sofraya gelmiş..

Mü'min Dede-... Sofra duası etmeye kalmadan... Birden bire Pişmiş Horoz Ötmeye canlanmaya başlamış..

Bütün Ocak sahipleri Bir kez daha Pir-i Ocağan Postuna niyaz eylemiş...."Saddaksın ya Veliullah Ali-el Mürteza nesli" demişler.. önünde saygı ile eğilmişler....


işte bu zamanlarda soyadı kanunu için memurlar gelmiş... Ocağa önce Horasan soy ismi layik görülmüş... Fakat Mucizeye tanıklık edenler.. "horoz " soyadını daha uygun bulmuşlar.. ve Bu soyad verilmiştir..


Saygılarımla..
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:14   #13
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart Celal Abbas gel Yetiş!!

Derviş Ali

Celal-abbas neslinden gelen bir başka ulu ise... Elazıg'da (El-Aziz) bulunmaktadır..Baskil Tabanbükü (Şeyh - Hasan) Köyü Garipler (Ahmet Yesevi) Mezarlığı: Selçuklu mimari üslubundandırlar köyün en eski mezarlığıdır.

Mezarlığın ortasında Ahmet Yesevi ve onun soyundan gelen Derviş Ali’ye ait yan yana kare planlı iki türbe bulunmaktadır.... Mezar taşında Hz. Ali oğlu Celal Abbas neslinden “Horasanlı Hoca Ahmet Yesevi” yazısı bulunmaktadır
.

Zeynel dede

*** 1952 Ovacık Kedek (Koyun Gölü) doğumlu. Halen köyünde yaşayan Zeynel Dede, Alevilik felsefesi gereği, dünyevi tercihlerini, mal mülk olarak değil de Alevilik inancı ve onun sözlü ürünü olan deyişlerden yana kullanıyor. Arazi sahibi olmadığı için Ovacık merkez ve köylerinde inşaat işçiliği ve rençberlik ile geçimini sağlıyor.

Hz. Ali'nin ikinci eşinden olan Celal Abbas (Ali Abbas) soyundan geldiklerine inanılan Zeynel Dede,

Çevresinde saygınlık kazanmış bir pir. Babası ve dedesinden kalan deyişleri üç telli curasıyla şelpe tekniğiyle çalan Zeynel Dede'den,


Başta Arif Sağ.... olmak üzere Tolğa Sağ...., Yılmaz Çelik..., Süleyman Yıldız.... gibi halk müziği sanatçıları eser alarak albümlerinde okumuş



CELAL ABBAS GEL YETİŞ

Halim arzeyledim Celal -Abbas'a
Bİr elinde kılınc birinde asa
Seni sevenler Çekmiyor tasa
Elim Yetmez Celal-abbas gel YETİŞ

Bilirsin sultanım kulun halini
Feda edem dost yoluna malımı
Sana arz eyledim müşkül halimi
Müşkülümü halletmeye gel yetiş

Ceddin hakki içİn unutma bizİ
Gündüzde gecede zikredem sizİ
Sİze yol değİldİr dağ-ova-yazı
Çagirdiğim Celal-abbas gel yetiş

Senin aslın On İkİ İmam ASLINDAN
Cara yetişmek Senin neslinden
Uruf Çıkmadan can kafesinden
Çikan 0 cana uruf alda, gel yetiş

Sen'in aslin Peygamber'e dayanir
Nurlarin evvelİ sizde uyanir
Sizi Seven durmuş nura boyanir
Gücüm sİze yetmez aman gel YEtİş


Dursun dede
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:14   #14
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

Ey nûr-ı dîdem,
Âl-i Abbas olasın,
Kimseye eyleme sitem,
Âl-i Abbas olasın.


Cihangir pehlivan olan,
Nefsin bendi esir kılan,
Bende-i Ehlibeyt olan,
Âl-i Abbas olasın.

Niyet ise, Pire gidem,
Ceddinizdir Hasan Dedem,
An bu andır, Dem de bu dem,
Âl-i Abbas olasın.

Sensin aradığım yazı,
Derde ilaç arif sözü,
Pîr eşiğine sür yüzü,
Âl-i Abbas olasın.

Zeynel sözün hoş cânedir,
Saman içre bi dânedir,
Aşk içinde pervânedir,
Âl-i Abbas olasın.

(Zeynel Baba)


Kaynak: Abdulrahman, Güzel, Zeynel Baba, hayatı, sanatı ve Şiirleri s. 64
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:15   #15
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart Celal Abbas Ocağı Pirleri Erenlerin izinden

"...Boz atlı Hızır atını oynatmıştı.... kar ve boran her yanı almıştı... İşte Soğuk bir Hızır ayında misafir olduk... Pir'in kapısına niyaz olup,eşikten içeri girdik... Pir'in evi, epeyce kalabağılığın olduğu ufak bir evdi... kapıdan içeri giremeyenlerde vardı elbet...ağlayanlar... niyaz olanlar... Himmet istemeye gelenler....Pir'in mucizelerini anlatanlar...


Karşımızda ak sakalları gögsünde, uzun saçlı Nûr yüzlü bir Dede vardı... kalabalığın en gerisinde destur alıp edeb-erkan içinde münasip bir yere kapı ardına otuduk...

Pir'in Cemalinde bir keder vardı sanki... Başı dik, heybetli duruşunun altında, manalı bakışların da ayrı bir hava ve insanın içerisine ürperdi düşüren, gizem dolu bir şeyler vardı...

Sultan Düzgünden mi aldın sen bu demi
Mürşid kelamına uydun yıllar yılı
Değil on sene kırk yıl yalın ayak gezsem
Bulamam senin gibi bir ulu Pir'i”

( yazarını bilmediğim Alıntıdır)

Evet, daha ilk kelamında Munzur suyu gibi kutsal gözyaşları uzun sakallarının arasından aşağıya süzüldü...

“Yas çekelim, On iki İmamlara... Yas çekelim Muhammed-Ali evlatlarına...O'nlardan şefaat olur belki diye kelama başladı....

Benim dedem siyah çul üzerinde yatardı. Bir ay boyunca yıkanmazdı. Bir bardak süt, bir tas yoğurtla yasını çekerdi...Öyle bir zamane asra kaldıkki....bizler bu dağı aşamayız ...dedi.. Büyük bir alçak gönülllükle kendinide sözlerine katarak....


Soğuk ve karın borana karıştığı gecede Piri Dinledikçe bizleri alıp götürdü uçsuz bucaksız deryalara.... Hamdık pişmemiştik....cevabını bilsekte Pirden duyalım dedik...Destur alıp. Pir'e Sual eyledik...

Pirim:

----Cemevlerimizde dedenin oturduğu yeri kıbleye doğru koyanlar var..... İnsana melekler secde etti derler de, secde ederken Kâbe’ye dönerler ....

Hani Hakk sendeydi? Hani melekler insana secde etmişti? Hani bizim Kâbe’miz insandı?


Sanki tüm sırlara ve Batına hükmediyordu...konuşan kendi değil Hakk'ın Nefesiydi... İnsana huzur veren bir sakinlikle Pir cevap eyledi İlm-i Ledundan, Bir değiş söyledi Sırr-ı Hakikatten... Gör bak Hakk nerdeydi.. Neden Adem'e secde olunurdu...

Cemalin görende gökyüzünde çark vurur
Dünya döner su ile tufan olur
İlahi bir aşktır maddede değil, manada durur
İnsandır , cümle melekler secdeye varır

(yazarı bilinmiyen Alıntı)

Pir devam eyledi sözüne..

"....İnsan-ı Kamil olmaktır bu dünyaya gelmekten maksat...Edeb ile erkanı tamam eyleyip...Nûru tamamlananlardan olmaktır hem elbet...

Her kişi ne yaparsa kendine yapar...Nefsini ıslah etmeyen... 72 milete bir nazarla bakmayan.. Hamdır daha pişmesi gerektir bu dünyada...


Zor bir zamane asra geldik.. yol erkan gitti de dillerde kaldı.. Nice Talip özün yitirdi de ve dahi mürşidini unuttu... Eren-evliya kabuğuna çekildi.. fena alemini seyre daldı...

Elbet hidayet Hakk-Muhammed-Ali'dendir..... Sıdk ile ikrarına bağlı kalanlara ... 12 İmama göş yaşı dökenlere...Ehli Beyt'ten olur şefaat inşallah...

Gerçeğin Demine, Devranına Hû Diyelim..
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:18   #16
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

Celal Abbas ve Kerbela'daki ile ilgili Bir değiş sunalım..


HAL BÖYLE BÖYLE /U.H.

Çöl yazıda ekilmiş bir kara duman
Dumanın içinde imam görünür
Abbas at üstünde vermiyor aman
Yezidin askeri yaman yürünür

Hal böyle böyle var Pir'e söyle
Pir'im Mecnun olmuş ben olam Leyla
Pir de benim gibi yanar mı böyle

Kerbela çölünde şemalar yanar
Abbas at üstünde çark gibi döner
Ak libas altında yarası kanar
Ok saplanmış ciğerciği delinir

Hal böyle böyle var Pir'e söyle
Pir'im Mecnun olmuş ben olam Leyla
Pir de benim gibi yanar mı böyle

Abbas'ın giydiği keten gömlektir
Gömleği soymuşlar Kolları yoktur
Bir değil beş değil yarası çoktur
Abbas'ı vuran elbet sürünür

Hal böyle böylevar Pir'e söyle
Pir'im Mecnun olmuş ben olam Leyla
Pir de benim gibi yanar mı böyle


Kaynak:Feyzullah Çınar
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 01-31-2010, 15:20   #17
Dede-baba
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

Celal Abbas kimi değişlerde Ali abbas olarakta geçer. şimdi Şah hatayi'nin böyle bir değişini sunalım..



Şah Ali Abbas bir pehlivan vardı
Aldı kırbasını suya daldırdı
Anladı kırbayı sulda deldirdi
Gördü üç beş kâfir koptu hemani

Kâfiri görünce dolaştı pâyı
İk'ellerin kesti ol Mervan soyu
Eğildi dişiyle tuttu kırbayı
Geldi buldu ordu-yu humayunu

Mümin kullar çağırışur su deyü
Yezid der "tabi ol, vereyim suyu
Mümine farz oldu muharrem ayı
Belli olur yahşi ile yamanı

Şah Hatai âhı arttı talibin
Neyleyim bundan fırsat galibin
Dil evliyanındır kulak talibin
Rakibler duymasın süregör imdi




Gene hatırladım kanlı sahrayı
Aman Celal Abbas gitme Fırat'a
Ağlattılar Fatıma tû Zehrayı
Aman Celal Abbas gitme Fırat'a

Gel ayrılma bizden Zeynep ağlıyor
Feryadları sinemi dağlıyor
İbni Ziyad yollarını bağlıyor
Aman Celal Abbas gitme Fırat'a

Ali Ekber habersiz gitti Fırat'a
Affet günahımızı geldik mürvete
Taze gelinler eremedi muradına
Aman Celal Abbas gitme Fırat'a

Aşık BEKTAŞ der halımız yaman
Yetiş carımıza el aman aman
Göklerde yükseldi ah ile figân
Aman Celal Abbas gitme Fırat'a
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HASAN CELAL GÜZEL:Alevi Açılımı ve Millî Birlik Devrim06 Alevilik Haberleri 1 11-28-2008 10:10
İşsiz öğretmenlerden Başbakan’a mektup - Abbas Güçlü (Milliyet) revolution_ist Genel Eğitim Konuları 2 08-20-2008 13:14
Saribal Ocaği Sedat Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 0 06-02-2008 18:59
Kul Himmet Ocaği Sedat Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 0 06-02-2008 18:40
Ali Abbas Ocaği Sedat Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 0 06-02-2008 18:21


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts