Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevi Kültürü

Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 04-03-2009, 01:10   #1
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart Dar Nedir

DAR NEDİR
Seyfi MÛXÛNDÎ

Her nefis Dar’da
Kendine bekçidir.

Dar gerek Alevi toplumunda gerek diğer toplumlarda oldukça önem arz eder. Dar’ın önem olması elbette ki sadece Alevi toplumu ile sınırlı değildir. Her toplumun kendi inancı ile sınırlı bir ritüel şekilleri vardır. Darın her topluma yaygın olmasına rağmen bunun tarihsel sürecine ya da Aleviler açısında önemine pek dikkat edilmemiştir. Terim sadece kendi inanç çerçevesinde kutsal sayılmış ve sahiplenilmiştir. Daha doğrusu sadece kendine has bir inanç olarak görülmüştür. Tarihsel gelişi ve gelişimi pek irdelenmemiş, irdelenmişse de dar bir çerçevede ele alınmış. Hele batini yönüne hiç dokunulmamıştır. Sadece tekelci ve şekilci bir zihniyetle bakılmıştır.
Oysa gerek dini inanç ve ibadetlerde olsun resmi törenlerde olsun gerek inançlı toplumlar gerekse de inançsız ateist toplumlarda olsun hep başvurulan bir uygulama veya bir vücut duruş figürü olmuştur. En ateist törenlerde bile bir saygı duruşunda yer alırken. Bir dar olarak uygulandığını bilmemiz gerekir. Secde bazı inançlarda bir boyun bükme teslimiyet figürü olarak karşımıza çıktığı halde “Dar” daha egemen ve onursal özeliği olduğu açıkça ortadadır. Zaten secde har toplumsal yaşamda karşımıza çıkmaz. Var olan secde de pek farklılık göstermez ama Dar kadar yaygın olmadığını da vurgulamakta yarar var. Çünkü dar hem inançlı hem de inançsız toplumlarda başvurulan bir duruştur.
Peki, hem inanç hem de inançsızlarda başvurulan bu uygulamanın kökeni nereden geliyor ki bu kadar yaygınlaşmıştır. Dar her şeyden önce ilk çıkışı bir dini inanç sembolü olarak ortaya çıktığı kesin. Kimi toplumsal inançlarda hâkim olma (Üstünlük) sembolü olurken kimi toplumlarda da ise saygı veya tanrıya yalvarma sembolü olmuş, yâda tanrıya ulaşma olarak görülmüş ve bu temel üzerinde şekillenmiştir.
Secdeye kapanma çoğu inançlarda bir teslim olma hareketidir. Daha doğrusu sembolüdür. Bu boyun eğme kiminde herhangi bir tanrıya kiminde ise bir krala hükümdara veya bir kutsal mekâna yapılan bir harekettir. Anadolu’dan tutun da en uzak Maya topluluklarına kadar, iki elini öne doğru uzatıp yüzü koyu yere kapanarak secde eder. Toplumdan topluma küçük farklılıklar gösterse de genel şekli aynıdır. Bu bazı inançlarda bir nevi ölmeden ölme hareketi olarak hareketi olarak yorumlanırken; bazı inançlarda da diriliş sembolü olarak ifade edilmektedir. Arap alfabesindeki ha bir ceninin doğuş şekline benzetilmekte aynı zamanda da secdeyi ifade etmekte olduğuna dair yorum yapılmaktadır. İlginçtir birçok hayvan diğer hayvanların saldırısından kurtulmak için yere kapanarak ölü taklidi yapmakta ve bu şekilde canlarını kurtarırlar. Bu da ister istemez aklımıza “acaba insanlar secde veya boyun eğme yi bu canlılardan mı öğrendiler. Bunun cevabını kesin söylemek zor ama bir çok şaman uygulamaları bu tür taklitler yaptığını biliyoruz.
Dara durmak inanç derecelemesinde üstün ve birinci planda olan bir harekettir. Kişi secdeye göre darda dururken kendini daha bir güven ve daha bir üstün his eder. Her ne kadar Alevilerde dik durulan (Mansur darı olarak adlandırılan) darın dışındaki diğer Fazlı, Nesimi veya Fatıma darı olması ve bu darların bazıları secde yapısında icra edilse de asıl olan Mansur darıdır. Hatta Dersim inancında “dara haq veya Dara xızır” olarak adlandırılan darlar adı kullanılan asıl darlardı. “Dara Haq” en kutsal olanıdır. Bu konu ile ilgiliolarak araştırmacı Munzur Comerd’in alan araştırmasında: “Dersim İnancı’nda ilk akla gelen Hızır’ın değneğidir kuşkusuz. Yoksullara sahip çıkmayanlara, yaşlılara sahip çıkmayanlara karşı kullanıyor değneğini Hızır. Ya da çığda kalanların imdadına yetişerek değneğiyle bir vuruşta kurtarıyor onları. Yani Musa’nın tanrısının tam tersidir Dersimlinin tanrısı, ve gerçeği sorarsanız değneği de öyle. Yani haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ve yaş ile kuruyu bir tutmayan bir inanç…İşte Dersimliler Hızır’ın bu adaletli değneği adına “Çüyê Heqi/ Xızıri bo!” (Hak’kın/ Hızır’ın değneğine and olsun!) diye and içerler. Ya da “Mı torê çüyê Heqi/ Xızıri no ro ke..” (Sana indirdiğim şu Hak’kın/ Hızır’ın değneği adına..) diyerek birilerini olumsuz bir durumdan alıkoymaya çalışırlar.(Munzur Comerd Dersim inancında Yılan ve tarikat değneği)
Darın birçok anlama geldiğini yukarda belirtmiştim. Dar=Ağaç; Dar=Direk; Dar=Dêr=ibadethane veya Kilise, Dar=Ev; Dar=Ewliya; Dar=Tarıq; Dar=Darık(Deynek) anlamına da gelmektedir. Dar ev olma anlamı ile Tanrının cemali (özü); tanrının öz evi demektir. Nasıl ki gündüz nereye gidersek gidelim akşam mekânımıza (evimize) dönüyorsak. “Biz insanlarda en sonunda tanrının özüne cemaline (yani evine) dönüyoruz,” Aleviliğin temel inançlarındandır. Ki bu yönüyle dar aynı zamanda Tanrı anlamında geliyor. Alevilerin “Ehli-Beyt” kavramı da aslında yine tanrı özü anlamına gelmektedir. Penci Alayı kutsallaştıran da bu ev anlayışıdır. Yoksa İslam’daki penci ala değildir. “Dar Arapça=ev;darı-bı mesel=atalar sözü; Dardagan=yeniçeri başlığı; Dar-ül afiye,Dar-ül Şifa=Hastane; Dar-ül Akalar=eczane; Dar-ül Azap= cehennem; Dar-ül Malümat=Kız öğretmen okulu; Dar-ül Muallimin=Erkek Öğretmen okulu; Dar-Üs Selam=Bağdat(ki bu ilim ve kütüphaneler merkezi nedeni ile bu anlamı almıştır.)(Mehmet Zeki Pakalın- Osmanlı Tarih ve Deyimler Sözlüğü s.393-394-397-400-404) Dar aynı zamanda bir okul ve eğitim yeri olarak adlandırılmaktadır. Süryanicede Dar=Dêr=Tapınak veya okul (eğitim yeri) olarak adlandırılmaktadır. Kilise onlar için aynı zamanda bir okul yeri anlamındadır. Süryanilerin en büyük ve merkezi kiliseleri Mardin Deyrul Zahfaran (Dêra Zafaran)
Dar Alevilerde de bir eğitilme seansı olduğunu vurgulamakta yarar vardır. Dar batini olarak doğruluğu, dürüstlüğü, dik olmayı, kötülükten arınmayı, temizliği, inanca bağlılığı, boyun eğme değil özsel bağlanmayı ifade ettiği gibi “dar” bu dünya ile öteki dünya arasındaki kozmik bağlantıyı sağlayan yol olarak da ifade eder. Yani iki dünya arasında ki kozmik bir köprü demek yerinde olur. Dünya üzerinde birçok inançta farklı ifadelerle kullanılsa da özsel olarak aşağı yukarı aynı anlamlar çerçevesinde kullanılmaktadır.
Dar (direk) bir anlamı ile yaşamın ve hayatın temel koruyucusudur. Alevi Kürtler “ Dara Mala me” (Evimizin direği) Hem Türkçede, hem Kürtçe’de aynı anlama gelmektedir. Mecazi olarak hem ev damı hem de evin reisi için kullanılmaktadır. Orta Asya Yörükleri için çadırın ortasındaki direk bu bağlamda kutsal sayılmaktadır. Kürtçede “Hıstuna Ortê” olarak adlandırılan ana direk kutsaldır. Bu kutsallık ile ilgili Bavamansur ve Dewreş Gewr’in birçok efsaneleri mevcuttur. Türkçede bu ana direklere “Baba” denmektedir.Bu direkler dam yapımında, çatı yapımında ve değirmen yapımında kullanılmaktadır. Baba Anadolu’da Hattiler’de olsun Sümerlerde olsun birçok tanrı ve kralların adları olarak karşımıza çıkmaktadır. Baba bir Orta Asaya söylemi değil bir Ön Asya söylemi olduğunu vurgulamakta yarar var. Dar(direk), baba olarak adlandırılması darın anlamının kutsal özelliğinin nerelere dayanıldığını açıkça ifade etmektedir. Alevilerde Hıstuna (ana direk) cemdeki dar kadar önem taşımaktadır. Baba Mansur (Bawamansur) direği üzerine yeminler bu önemi ortaya koymaktadır.
Alevilerin cemlerinde kullandıkları dar dünyanın birçok yerinde kullandıkları “Kozmik direk”, “Kozmik Ağaç”, “Demir Kazık” veya “Miraç” kavramlarından farklı değildir. Dar bir dik durmanın, dik olmanın yani ki doğru olmanın anlam içeriği yanında bir yönü ile sınav anlamına da gelmektedir. Dara kalkan kişi yada kişiler toplumun ve toplum yöneticileri karşısında “özünü dara çeker.” Yani kendini sınava tabi tutar. Sorulan sorulara ve yapılan iddialar karşısında “özünde” geldiği gibi savunma yapar. Her ne kadar İslami inançta “ol” demekle yaratıldı inancı varsa da Alevilikte “her şey tanrının içinde mevcuttu onu dışarı çıkardı” inancı asıl inançtır. Dar burada tanrı ile kişi arsındaki gidiş gelişi sembolize etmektedir.
Dar’ın bir diğer anlamı da “Tek” demektir. Dar=Ta=(Dal, tek dal) tanrıyı ifade etmektedir. Dar=Darık=Tarık=Tarıq Ewliya anlamındadır. Dersim yöresinde sık geçen bir ifadedir. Hem pirlerin hem de bazı taliplerin evlerinde bulunan kutsal bir aksesuardır.
Tarık (Tarıq e Mustaqim)ayetine veya Arapçadaki Tarıq=yol anlamına gelse de; ya da dar=ev anlamına da gelse de Dar yada Tarıq Alevilerde hem anlam hem özellik olarak farklı bir yeri vardır. Alevi Kürtler onu kendi dil anlayışı içinde yoğurmuş ve anlam kazandırmışlardır. Bu anlamın en büyük özelliği ise bir ağaç türü ile özdeşleştirmeleridir. Arap İslam inancında ağaç ile özdeşleştirilmiş ya da sembolize edilmiş bir Tarıq ve evliya kültüne rastlamıyoruz çünkü İslam onu put olarak değerlendirir. Aleviler kendi inançsal geleneklerini İslam’dan sonra da sürdürmüşlerdir. Bunu da ağaç aksesuarları ile özdeştirerek günümüze kadar getirmişlerdir. Tarıq=Tarık=dar=Darık anlamı ile bütünleştirdikleri gibi; farklı anlamları birleştirmeyi tercih etmişler ve kutsallaştırmışlardır. Bu kelimelerin açılımlarını yapacak olursak:
Tarık=Ta(dal, tek dal, dal parçası, ağaç) rık=rek=yol=tek yol
Tarık=Ta=ti=(luvi, Sümer ve Haitilerde ışık ve ışık demedi anlamındadır. Rık=(bırakma, hedef etme) anlamı ile “ışık hedefi” anlamına gelir.
Tarıq= Ta=Tav=ışık,güneş anlamındadır ayrıca Ta=ti=tir= ok (Sümercede) anlamındadır. Rık=yol ile düz yol anlamına gelmektedir. Işık dümdüz hareket eden ve tanrı anlamına geldiği için “Tanrının yolu” anlamına gelir.
Ta=dal ve tek ağaç, rık=re, ro=ışık anlamı ile ışık dalı, ışık ağacı ile kozmik direk, kozmik ağaç anlamına gelir.
İnsan birçok canlıya aksi düz dik duran, bir dar nizamında olması ile dar zaten insan demektir. Öteki dünyadan gelindiğine inanılan Tarıq ağacı, kimine göre Xızır, kimine göre Oli(Eli) kimine göre Cebrail yada Adem tarafından getirildiğine inanılmaktadır. Ağacı özelliği daları aşağıda kökü yukarıda olan bir ağaç. Hatta bu ağaç Adem ile Hava’nın(Anadolu’daki adları Lo ile Le veya Naci ile Naciye) Cennetten kovulmasına da sebep olan ağaç olarak söylenir.
Batini anlam olarak “dalları aşağıda kökü yukarıda olan ağaç” insandır. Çünkü el ve ayak parmakların aşağıya bakması, kök(baş) yukarda olması nedeni ile aslında “Tuba Ağacı” insan demektir. Kutsal olan bu meyve ağacı insandır. Yasak olan meyve Ademle olan çiftleşmemidir. Bu bilinmeyen ama şüphe götüren bir çelişkidir. Her ne kadar bazılarına göre buğday veya Elma ağacı da olsa; bu da yabana atılacak bir ihtimal değildir. Tuba Ağacının batini olarak insan olduğunu Eski seyitler ve pirlerin sık başvurdukları söylemlerden biridir. Kimi Anlatımlarda “Gül-ü Harğan” ağacından yapıldığını söylemektedirler. Bu yine insan anlamındadır. Tuba Ağacının insan olması evliya ve Tarıq’ın bu ağaçtan yapıldığına inanılması bir nevi insana olan saygının ifadesidir. Yani öteki dünyaya olan yolculuk köprüsünün aracı, dar bir nevi insana olan sevgi ve inançtır. Tarıq insan olarak tasarlanması ya da direk bir can (ruh) taşıdığı tasarlanması ile de karşılaşıyoruz. "Bingöl'de bir ağanın kızı hastaymış (delirmiş). Ağanın onu götürmediği ho¬ca, türbe kalmamış. Sonunda demişler, “Kızılbaşların da bir ziyareti var, oraya götürelim.” Ağa kızını götürmüş. Dede çubuğu kıza vurunca kız iyileşmiş ama çubuk çatlamış. Ağa demiş ki, 'Köyler¬den köy iste.' Dedemiz demiş ki, 'Bir şey istemiyorum. Sadece şu çubuğun çatla¬yan yerine gümüş takın.' Ağa, bunu Ki¬ğı'da bir gümüşçüye götürmüş. Gümüş¬çü çiviyle vurur vurmaz, çubuktan kan fışkırmış ve gümüşçüye çarpıp bir kena¬ra atmış. Sonra sır olmuş. Ağa, gümüş¬çüye çubuğu sormaya geldiğinde, gü¬müşçü olanları anlatmış ve çubuğun (Evliya'nın) gittiğini söylemiş. Ağa bu¬nun üzerine dedemizin yanına gitmiş ve dedem, 'Üzülme, geri geldi' demiş. Ağa, 'Bu benim hatamdı, kerametinizi göre¬medim, doğruyu geç anladım.' demiş. Sonra o da yolunu değiştirmiş ve Alevi olmuş." (Kaynak Kişi. Kazım Büklü, 1933, Büklü Köyü, Pülümür/Tunceli, Dursun Cömert Konya Ereğli) Kaynak Munzur Dergisi Sayı 10 sayfa 17-Dilek Güleryüzlü)
Dara durmak, kamiline, ademe yakışır şekilde hareket etmek anlamı ile bir nevi ham iken pişmenin sınavıdır. Onun içindir ki Alevilerde (Elewiy) “Dar” oldukça temel bir ritüeldir. Pirler ve Seyitler Dar’ın yedi manasının olduğunu söylerlerdi. Bu yedi mananın dördü zahiri üçü batini olduğunu, dört zahir içinde dört batından söz ederlerdi. Dar uygulama çeşitliliği olarak dört değişik dardan bahsedilmektedir. “DAR : Dar, herhangi bir Alevinin, saygı duyması gereken kişilere yönelik onların karşısında saygısının açıklanmasını anlatan bir duruş biçimidir. Örneğin bir Cem’de veya Mürşit huzurunda bir nevi Hazırol biçimi olan Dar’a durulur. Alevilik, insanı Allah’ın Kabesi saydığından, Dar insana ve onun kişiliğinde, inancına gösterilen bir saygıdır. Dar, genellikle Cem sırasında icra edilir. Dört çeşit Dar vardır. Bunlar, Mansur Darı, Nesimi Darı, Fazlı Darı, Fatma Darı'dır.”(Kazim Balaban)”
Bir başka aktarmayı ele alacak olursak: Dar, kıyamla Allah'ın huzurunda durmak demektir. Dört türlüdür: 1-Mansur darı yani Mansur gibi Hak yoluna serini vermektir. Ayakta dosdoğru durup elini yani sağ elini kalbinin üzerine koyup, sol elini yanına salarak durur. 2- Fazlı darı Kâfirler Fazlı'nın karnına hançer saplamışlardı. Fazlı, eğilip iki elini karnının üstüne basmıştı3- Nesimi hazretleri taassubun batıl inancını pervasızca tenkit ettiğinde Nesimi sultanı oturtup derisini yüzdüler. 4- Fatime darı, Resulü Ekrem efendimizin yanında bulunan torunları Hasan'la Hüseyin’den su istedi. İkisi birden koştular dedelerine su getirmek için İmam Hüseyin acele ettiğinden sol ayağının başparmağı bir şeye dokundu kanadı. Utancından dedesi görmesin diye sağ ayağının başparmağını kanayan parmağın üzerine kapattı. Fatime ana parmağını sardığı için Fatime darı denildi Talipler meydan yerine geldiklerinde önce Mansur darını, sonra Fazlı darını üçüncü de Nesimi darını dördüncüsü Fatime darını eda ederler. Önce Mansur gibi doğru durur sonra Fazlı gibi eğilir, niyaz olduktan sonra Nesimi gibi oturur. Fatime darı ise her üç darda da eda edilir. Cemaate geldiğinde ve gittiğinde sağ ayak parmağı sol ayak parmağı üzerine konur. Muhammed Ali'nin yolunda dar mukaddestir Dar çok önemlidir. Talipler darda İken edep erkân oturulur. Pirden başka kimse konuşamaz.”
İmam Caferi Sadık buyruğunda dart biçimsel Dâr, belki daha doğrusu Dâra duruş aşamalarından söz edilmektedir: "Ve dahi sorsalar ki Dâr kaçtır? Cevap verkim dörttür: Evveli Dâr-ı Mansur, ikinci Dâr-ı Fazlı, üçüncüsü Dâr-ı Nesimi ve dördüncüsü Dâr-ı Fatma. Evvel Dâr-ı Mansur; Dâra asılır gibi doğru pir nazarına durup, elini sallandırıp berdar (Darağacındaymış gibi) olmaktır. Dâr-ı Fazlı; aşk ola dedikte secdeye varmaktır. Çünkü Fazlı'yı yüz üstüne bıçağa bıraktılar. Bu secdeye yatma Fazlı gibi hançer ciğerimde demektir. Doğrulup oturduğunda Dâr-ı Nesimi olur; Nesimi gibi postumu yüzdürdüm demektir... Dâr-ı Fatma ise ayağını birbirinin üstüne koymaktır... Bir sofu sıdk ile (içten inanarak) Dâra dursa bu dört Dârın piri ol mümine şefaat eder...'' Buna benzer açıklamalarda bulunulmaktadır. Oysa daha yukarıda söz edilen kişiler ve fiilleri ortada yok iken Kırklar ceminde Muhammed’in Tarıq altında geçtiğini cemde dar da durduğunu söylemektedirler. Bu bize ister istemez dar kavramının Alevilikte çok eski olduğunu daha Muhammed yok iken bile bu darın var olduğunu ifade etmektedir. Daha sonraları Mansur, Nesimi, Fazlı, Hüseyin(Fatma) Darlarını kim icat etti ya da dört darla sınırlamayı kim yaptı veya hangi yetki ile şekillendirdi ki bu da bir muamma olarak kaldı. Son beş yüz yıl içinde ortaya çıkan bu değişikliğin onaylayıcısı ve üst yetkilisi kim? Hiç sorgulanmadı. Tıpkı yedi ulu ozan gibi oysa yedi ulu ozan olarak tanımlayanlar dışında aynı güzellikte dile getiren ozanlar var. Bu yedi sıralamasını yapan kim o da belli değil. Ayrıca nedeninin sorgulaması da yapılmamıştır. Buna rağmen batini manalar üzerinde asla durulmamış. Var olan darların anlamları Arabistan’daki bazı olaylara bağlanmıştır. Oysa yedi dar tanrı merkez ve onu çevreleyen altı yönü temsil eder. Tanrı asıl direk (doğruluk yani dar) ve onun hakim olduğu altı bir yöne olan hakimliği ve dengesidir. Bu direklerin (dar) sayesinde evren dengede durmaktadır.
Alevi-Kızılbaşlarda darın çeşitli duruşları ve figürleri vardır. Bu figürlerin kendi içinde taşıdığı anlamlar vardır. Bugün bu anlamları çeşitli yöne çekip ve yorumlayan yazar ve dedelerle karşılaşıyoruz. Bu yazarların yazım anlamlarına baktığımızda dar bir inanç güzelliğinden ve olguluğundan uzaklaşıp bir şekilcilik ve taklitçiliğe dönüştürülmüştür. Bu nedenle insanlar sadece bu hareketleri yapıyor ama saygınlığı yetirdiğinden dolayı işlevini zayıflatmıştır. Buna bir örnek verecek olursak Hüseyin darı(Fatma darı) “Fatime darı, Resulü Ekrem efendimizin yanında bulunan torunları Hasan'la Hüseyin’den su istedi. İkisi birden koştular dedelerine su getirmek için İmam Hüseyin acele ettiğinden sol ayağının başparmağı bir şeye dokundu kanadı. Utancından dedesi görmesin diye sağ ayağının başparmağını kanayan parmağın üzerine kapattı. Fatime ana parmağını sardığı için Fatime darı denildi” Olur mu böyle şey bu bir şekilciliktir. Muhammed uzun elbise de giymiştir. Şimdi kalkıp bizde mi giyelim. Sunilerin sakal uzatmaları kendilerince “Peygamberin sünnetidir.” Demelerini kınıyor ve yobazlık olarak adlandırıyoruz. Peki, ne farkı var. Oysa sağ parmağın sol parmak üzerine konmasının çok daha farklı anlamları var. Bu anlam ise başlı başına bir güzelliği ve olgunluğu taşımaktadır. Aynı zamanda da insanın arifleştirme eğitimidir diyebiliriz.
Sol ayak veya sağ ayak işlevi birçok dinde, dini inanç olgunlaşması için kullanılan hareketlerdir. Buna hemen hemen dünyanın birçok inançlarında rastlamak mümkün. Şaman rintlerinde tutun da Zerdüşt ve Sami dinlerine kadar hemen her inançta rastlayabiliriz. Sol ayak birçok inançta harama, kötüye, yanlışa doğru yönelmeyi ifade eder. Sağ ayak ise tam tersi. Hatta “Bugün sol tarafında mı kalktın.” Batıl sözü bile bu inançtan kaynaklanmıştır. Sağ ayak başparmağın sol ayak başparmak üzerine konmasındaki temel inanç: kötülüğü yok etme, yanlışı engelleme, yanlışa kötü nefse gem vurma, her türlü yanlıştan kurtulmak, yalanı yok etme, iyiliği güzelliği üstün tutmak ve de sırı sır etmek manasındadır. Dar duası bittikten sonra sağ adımla yürümek güzel ve temiz inanç ve duygularla adım atmak anlamındadır. Bu şekilcilik değil olgunlaşma ölçütüdür.
Yere niyaz olmak “Fazlı gibi hançerlenmek” değildir. Pire doğru sağ adımla bir adım attıktan sonra yere secde etmek –ki bu İslamcı çevrelerce Fazlı darı olarak adlandırılır.- Oysa İslam öncesi de bu dar var idi. Birçok inançlarda bu secde olarak adlandırılır. Kişinin yere secde olmasıdır. Bu İnsan oğlunun ceni halini (yani Anne karnındaki halini) ifade eder. İnsanın anne karnındaki yaşamı en masumane dönemidir. Hiçbir art niyeti kötü fiili ve de mehili yoktur. Kişi bu dara durunca yani secde olunca dardaki duruşundan sonra secde edip bebeklik masumluğu ile ceme katıldığını beyan eder. Sağ adımdan sonra yere secde bu anlama gelmektedir. Kişi niyaz olup kendisini ceme onayladıktan sonra edep erkân ile otur ki bu her şeyin henüz tanrının özünde olduğu dönemi ifade eder. Yani bedeninden sıyrılır. Kimileri bunu Nesimi gibi yüzülmek olarak ifade etse de bir yerde yanlış değil, (ama Nesimi’den önce de bu vardı.) derinin yüzülmesi insanın bedeninden sıyrılıp ruh haliyle her şeyin tanrının özünde olduğu o ilk haliyle olması ve sonunda o yüzülmüş arınmış hali ile cemale dönmesini ifade eder. Zaten cem töreni baştan sona kadar evrenin yaradılışını ve son olarak yok oluşunu (öze dönmesini) ifade eder. Bu tür duruşlar Kızılderi Şamanlarından Orta Asya Şamanlarına; Budizm’den Sami dinlerine kadar rastladığımız bir duruştur. Alevi inancını 1400 yılla sınırlayanlar ancak sınırlı kişilerle sınırlayıp. Şekilcilik yaparlar. Lütfen Aleviliği (Elewiy) bu kadar küçültmeyelim.
Tarıq(tarik): Kızılbaşların büyük bir kısmının (Bektaşiler hariç) kullandığı dinsel bir objedir.
İslami çevre yada Aleviliği İslam’a ihale etmeye çalışan bazı çevreler için tarıq ya da dar adeta bir ceza olmuştur. Oysa kişinin kendi ile hesaplaşması temel dürtü olmuştur.
“Hz. Muhammet in dokuz hanımı 20 üstünde cariyesi var idi.(oysa hiçbir alevi bu gerçekliği kabul etmez. Bu gerçekliğin Buyrukta yazılı olduğunu dahi bilmezler. Kendileri çok kadınlılığı, hele dokuz kadın 20 cariyeyi kabullenemezler. ) Gah zaman mübarek beyki ile ve gah zaman hatunları sorkuç ile üçer,beşer, dokuzar kerre tariklerini çalıp tercümanlarını alırdı. Hazreti Murtaza Ali Fatıma’dan gayrı hatununu Zülfikar ile tarikler idi. Hazreti Fatıma ömründe yoldan çıkıp tarikli olmadı.”(Buyruk Fuat Bozkurt s.103-104) “Fatıma yoldan çıkıp tariklik olmadı” derken aslında Tarıq’ın bir şiddet ve cezalandırma objesi olduğunu açıkça ifade etmektedir. Cemlerde ve cemaatlerdeki kullanılma biçiminden de, cezalandırma objesi olduğu anlaşılır. “Göz görene beş tarik, sohbet dinleyene 12 tarik, mürşit ve mürebbi kaybedip sır açana 99 tarik çalınır” derken yine bir ceza söz konusudur. Üstelik 12 den 99 a varıncaya kadar zarbı Aliyle vurun diyor.(agy. s.180)
“Ve dahi sufiyi evinden sürmek ve malın almak ve boynuna desti asmak ve ayağına diken döşemek ve alnına şiş dayamak erkândır.”( s.104) Gibi söylemlerle darın asıl güzelliğini şeriat cezasının hafifletilmişi haline getirilmektedir.
“Allah’tan izzet ve hitap geldi, ‘ya habibim Muhammet Mustafa senin ile bizim aramızda muhabbet hasıl oldu, nazardadır. Tarik altından geç ki taa kıyamete değin aramızda ağyar olmasın. Sende cevr bizde sitem, zulüm olmaya dedik de.’ Hemen Hz. Muhammet Mustafa, Hak Taala hazretlerinin nazarına geçip durdu. Pes Hak Taala cennetin şahı olan Rıdvan’a emreyledi. Firdevs-i Ala’nın has bağından Tuba ağacından bir çatal çubuk getirdi..... pes Hz Muhammet Hak Taala hazretlerinin teşhide oturup, Hak Taala kendi kudret eliyle, ‘La feta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar’ deyip gülbenk eyledi”(agy s.169) Kılıcı insan öldürme silahını Dar gibi temiz bir özelliğin içine sokup Zülfikar’dan daha üstün bir ölüm makinesinin olmadığıyla övündürüp insan sevgisini yok etmeye çalışmaktadırlar. Oysa ceme insan öldürülen alınmaz. Bu kendi ile çelişki niye ? Hatta Tanrıya bile; Zülfikardan keskin silah, Ali’den güçlü savaşçı olmadığını söylettiriliyor. Bazı Alevi pirleri Cebrail’in bu ağaçtan 12 adet tarik getirdiğini iddia ederler. Kökeni bu ağaca bağlansa da Anadolu’da kayından ya da kuşburnundan yapılan yüzlerce tarik olduğu biliniyor.
Dara durma konusunda Sayı Doğan Munzuroğlu: “Dara durmak pirin huzurunda durmaktır. Dar(ağaç) gibi ayakta durmak ya da darağacının dibinde durur gibi durmaktan gelmiş bir deyimdir. Buna ‘dar’ denmesi, ağaç kavramıyla ilişkisinden dolayı tarıqla bağlantılı da olabilir. Pirin huzurunda durmak; günahıyla, sevabıyla tartılmaktır. Bu yüzden yargıç önünde durmak gibidir. Dersim yöresinde buna gülbeng tutmak(gulbangı gurıtenı) denir.
Kızılbaşlığın tarihinde idamlar, katliam ve cinayetler eksik olmadığı için darı adayacak daha nice şahsiyete rastlanabilir. Sünni şeriatın baskısı bu inancı mazlum inançlar sınıfına koymuştur. İnancın bu günkü izleyicilerinin, çabuk unutma hastalığına kapılıp inancı egemen ideolojiye yamama çabalarına girişmeleri tarihi gerçeklikleri balçıkla kapatmaya benziyor. İslam tarihi egemenlerle mazlum düşünce adamlarının mücadeleleriyle doludur. Bu mücadeleyi ne yazık ki hep bağnaz iktidarlar kazanmıştır.”
Evrende her şey onun özünde çıktı. Sonunda onun özüne döner. Tarihte başta Alevilik olmak üzere birçok inanç bunu işledi ve inanç ritlerinde folklorize etti. “Ol”cular bunun dışında kaldı. Alevilik bunu cemlerinin yapısında ifade etti. Cemi ışıkla açıp ışıkla kapattı. Cem içindeki ibadet şekilleri ile bunu dile getirdiler. Bu sadece evrenin yaradılışını özden dışarıya çıkarma inancına sahip olanlar için geçerli bir inanıştır. Dar gibi (ışık misali) dik; kötülükten arınıp vicdanınla hesaplaşır gibi gözü yerde; Bebek gibi masumane secde; İlk yaradılışa döner gibi edep erkan ile oturup cemale döneriz.


DEVAMI VAR

Konu Seyfi MUXUNDİ tarafindan (04-03-2009 Saat 01:12 ) değistirilmistir..
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
ceritli (04-04-2009), Derman (04-03-2009), Ebu Turap (04-10-2009), sâre kâl (04-03-2009), İşcanbaba (04-03-2009)

Alt 04-03-2009, 01:13   #2
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

DAR VE DÜNYA DİNLERİ:

Dar evrensel bir anlam olarak kişinin tanrı ile buluşması yani öteki dünyaya yolculuk bir esirmedir. Alevilik buna “Hak ile hak olmak der.” Daha yakın bir tanımlama ile “Miracdır.” Anadolu ve Ortadoğu ve Orta Asya Miraç örnekleri ile doludur. “Dünyanın Direği simgeselliği, Mısır, Hint (örn. Rig Veda, X, 89,4; vb.), Çin, Yunan, Mezopotamya gibi daha gelişmiş kültür¬lere de yabancı değildir. Örneğin Babillilerde Gökle Yer arasın¬daki bağ -Kozmik Dağ ya da onun benzerleri, ziggurat, tapınak, kral kenti, saray, vb. ile simgelenen bağ- bazan bir göksel Sütun şeklinde tasarlanırdı. (Mircea Eliade Şamanizm s.296”) Alevilerin kutsal mekânları olan ziyaretler ki çoğu bir ağaçtır (Kürtçesi=dar). Bu inancın temel dayandığı noktayı ifade eder. Dünya inançlarında dar (kozmik Ağaç) veya Dünyanın direği çok farklı olmasa da aşağı yukarı biri birine yakın anlamla ifade edilmektedir ki bu ‘dar’ın bir İslami inanç değil insanlığın binlerce yıldan beri yarattığı kült olduğunu ifade eder. Başta Mu dini olmak üzere bir çok dinde kutup yıldızı “demir kazık” veya demir direk olarak adlandırılır. “Eskimolara göre Göğün Direği evlerinin ortasındaki kazığın tıpatıp aynısıdır (THALBITZER, (CulHc Games and Festivals in Greenland (Congres des Amerîcanistes "Compte rendu de la XXI. session, 2e. partie", Göteborg, 1924, s. 236-55), s. 239>.)” Bu olgunun bir benzerine Orta Asya inançlarında da rastlamaktayız. “Altay Tatarları, Buryatlar ve Soyotlar çadırla¬rının orta direğini Göğün Direğiyle özdeşlerler. Soyotlarda bu direk yurtun tepesinden dışarı çıkar ve ucuna gök katlarının renklerini temsil eden mavi, beyaz ve sarı bez parçalan bağla¬nır. Bu direk kutsaldır, hemen hemen bir tanrı sayılır. Dibinde sunuların konduğu küçük bir sunak bulunur (HARVA, ibid. s. 46) Bir benzerine uzak dünyada da rastlıyoruz ki bu konunun evrenselliğini bir kere daha ortaya koymaktadır. “Orta direk Arktika ve Kuzey Amerika'daki ilkel toplumla¬rın (Grebner-Schmidt ekolünün "Urkultur" dediği şey) konutla¬rının tipik bir öğesidir. Samoyed ve Ainu'larda, kuzey ve orta Kaliforniya kabilelerinde (Maidu, doğu Pomo, Patwin) ve Algonkinlerde karşımıza çıkar. Kurban ve dua törenleri orta direğin dibinde yapılır, çünkü Gökteki Yüce Varlığa giden yolu o açar. (Bak W. SCHMIDT (Der Ursprung der Gottesidee, VI, Münster 1935, s. 67>) tarafından toplanan malzeme ve aynı yazarın Der heitige MHtelpfahl des Hauses ("Anthropos", 1940-41, cilt 35-36, s. 966-969) da işaret ettiği hususlar; id., Der Ursprung, XII, s. 471>.)”
“Ostyaklarda bu delik "Gök Evi"nin aynı amaçlı deliğinin karşılığıdır. Çukçiler’se onu Kutup Yıldızının gökte açtığı delikle özdeşlemişlerdir. Ostyaklar ayrıca "Gök Evinin altın borularından" ya da Gök-. Tanrının "yedi borusu"ndan söz ederler. Aynı şekilde Altaylılar da şamarım bir Kozmik bölgeden ötekine bu "borular¬dan" geçerek girdiğine inanırlar. Altaylı şamanın göğe çıkışında durum budur. Ostyaklâr bu ritüel kazıklara "kentin orta¬sındaki güçlü kazıklar" derler; Tsingala Ostyakları bunları "Demirkazık-adam" adıyla bilir, dualarında onlara "Adam", "Baba" diye seslenir ve kanlı kurbanlar sunarlar (Mircea Eliade Şamanizm s.296)” “Dar” yukarda da söz ettiğim gibi Ev anlamıda da kullanılmaktadır. Bu evin sıradan ev olgusu ötesinde batini anlamda kullanılmaktadır. “Ostyaklarda bu delik "Gök Evi"nin” Alevilerdeki dar teriminde farklı değil. Aynı dar kavramına Zerdüşt inancında da rastlıyoruz. Bu yolculuğun mistik arcı ya bir merdiven ya bir ağaç ya da altına aldıkları sopalarını at gibi kullanmak olmuştur. Dar Zerdüşt inancında da “Zervan onu görünce oğlu Ahura Mazda olduğunu bildi. Hangi eliyle kurbanlar sunmuşsa o eline bir çubuk aldı ve Ahura Mazda’ya verdi” diyor. (E. Xemgin. Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşt Öğretisi. s.37)
Yukarıda da söz ettiğim gibi dar aslında insan ile diğer evren arasındaki geçişi sağlayan kozmik bir geçiş yolu ya da kozmik bir köprüdür. Bu geçiş bir direk veya tünel nizami ile olduğundan Tuba ağacı olan Tarıq (Ewliya) da ağaçla sembolize edilmiştir. Zaman zaman çeşitli canlılara dönüştüğünü yukarı da ifade etmiştim.
Gerçekten de Evren Ağacı yaşayan ve yaşatan bir ağaç olarak tasarlanıyor. Yakutlara göre "yerin göbeğinde" sekiz dallı bir ağaç yükselir; bu bir tür "ilk Cennettir, zira ilk insan orada doğmuş ve yarı yarıya Ağacın gövdesinden çıkan bir Kadının sütüyle beslenmiştir. (HARVA (HOLMBERG), Die religiösen Vorsteîlungen, s. 75>; M Der Baum des Lebens, s: S7>. Bu mitsel motifin en eski doğu kül türlerindeki ilkörnekleri için, bak ELIADE, Traitt..,, s. 247>; bak. aynca G. R. LEVY, The Gate of Horn, s. 156, n. 3. Amerika, Çin ve Japonya mitolojilerindeki Ağaç-Tanrıça (=4lk Kadın) teması hak. bak. C. HENTZE, trühchinesische Bronzen, s. 129.)Harva'run belirttiği gibi (Die rel. Vors. s. 77) böyle bir imgenin, Kuzey Asya'nın o sert ikliminde yaşayan Yakutlar tarafından uydurulabileceğine inanmak zordur. Bunun prototiplerine antik Doğuda ve Hinci'de (ilk insan Yama mucizeli bir ağacın dibinde taunlarla birlikte içer; “Rig Veda, X, 153, 1) ve İran'da (Yima Kozmik Ağacın üstünden insanlara ve hayvanlara ölüm¬süzlük dağıtır; Yasna, 9,4>; Videvdat, 2, 5) rastlanır. (Mircea Eliade Şamanizm s.305) Nasredin Hocanın “Dünyanın merkezi burasıdır” derken aynı inanç ve kültürün bir devamı olsa gerek.
Gold'lar, Dolganlar ve Tunguz'lar doğumdan önce çocuk¬ların ruhlarının küçük kuşlar gibi Kozmik Ağacın dallarında beklediklerini ve samanların gidip onları oradan getirdiklerini söylerler (Harva, Die rel. Vors. s. 84,166>). Şaman adaylarının sırra-erme rüyalarında daha Önce de (bak. s. 63) karşımıza çıkan bu mitsel motif Orta ve Kuzey Asya'ya özgü değildir; ona örne¬ğin Afrika'da ve Endonezya'da da rastlanır. . (Mircea Eliade Şamanizm s.305-306)
Gökte, üstünde çocuklar bulunan bir ağaç vardır; Tann bu çocukları "topla¬yıp" yere atar (H. BAUMANN, Lunda. Beİ Bauern und Jagern in inner Angola, Berlin, 1935, s. 95); insanın ağaçlardan türeme olduğuna dair Afrika miti hak. bak. id. ScftÖpfitng und Urzeıt des Menschen im Mythııs der afrikanischeH Völker (Berlin, 1936), s. 224; karşılaştırmalı belgeler için, ELIADE, Traitû, 8. 259>. Dayak inanışlarına göre ilk Atalar çifti Hayât Ağacından doğmuştur (H. SCH^ERER, Die Gottesidee der Ngadju Dajak in Süd-Borneof 1946), s. 57;

Ağaç-Kuş (= Kartal) ya da tepesinde Kuş dibinde Yılan olan Ağaç şeklindeki kozmolojik şema Orta Asya halklarına ve Germenlere özgü olmakla birlikte olasılıkla doğu kökenlidir. Yerin ve göğün yedi kat olma inancından dolayıdır ki tarıqlarlara da yansımıştır. Dersimdeki Ewliya ağaçları yedi çentik veya yedi boğumdur. Ağaç olmanın yanında yılan güvercin gigi donlara da girmesi evrensel inancın parçasıdır. Ayrıca bu Aksesuarları da sıradan kişiler değil seçilmiş kişilerce kullanıldığı da ayrı bir özelliktir.
SONUÇ:
Sonuç olarak özetleyecek olursak, Dar bir olgunlaşma yani insani Kamil olmanın sınavıdır. Saygının ve özünü özünde yaratmanın dersidir. Her İnanç ve inançsızlıkta karşımıza çıksa da kökeni bir dinsel rinttir.


Seyfi MÛXÛNDÎ
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
ceritli (04-04-2009), Derman (04-03-2009), Ebu Turap (04-10-2009), sâre kâl (04-03-2009), İşcanbaba (04-03-2009)
Alt 04-04-2009, 13:56   #3
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Maxundi;

Yazın için sağ ol, Emek vermiş, zaman harcamışssın, İlmin var olsun, hükmün derin olsun,

Yazın bu punto buyukluğu ile 14 A4 sayfasını kaplıyor, buda mek işi tabi ki,

Yazın ile yeni bilgilere kavuştuğumu, eskilerini test ettiğimi söylemek isterim,
Ve çokcada SOGULAMA yaptığımı,- malsef bu sorgulamalarım nedeniyle eleştiride alıyorum, amma napıyım huy-

Yazınız bu kaonuyu anlatmak için epeyce uzun tutmuşsunuz, ayrıntlara girerken bazı söylemler, bir kaç kez tekrar etmişsini (fatıma Dar ı gibi),
Alevilği, kızılbaşlığı anlatırken, KÜRT ALEVİLERİ, diye vurgulamaya özen göstermişsiniz, (ki ben rahatsız olmadım), ançak hiç TÜRK ALEVİLİĞİ dmemişsiniz, TÜRK sözünü hiç anmamışsınız, bunun belli bir nedeni varmı?
Yoksa, ALEVİLİĞİ KÜRT eksenli olduğunu, TÜRK alevilerinin ALEVİLİĞE ve özellikle DAR ritüeline bir katkılarının olmadığını düşündüğünüzden mi? Yoksa Alevilği bir ENSTİTE ÜZErinden KÜRTlere ait bir inanc olduğundan mı?

Özellikle kacındığınız noktanın bir diğeride, yine Türk söylemine dolaylı olarak bağlanacağını sandığınız ORTA ASYA söylemi,ile orta asyadaki TÜRK boylarının ALTAYLAR gibi isimlerini sayarken de yine bazı sözleri söylememeye itina göstermişsiniz. ve AĞAÇ ların kültünün ordan olmayacağını söylemenizde bence ilginc bir nokta, birileri bu KULT orda da var derken, siz o bölgede olmadığını söyleyenlerin, yazanların söylemine sahip çıkmışsınız,

DAR ı anlatırken, konular uzanmış, SECDE,TARIK,AĞAÇ, EV,HANE, KİLİSE vs, gibi tanımların anlatımına girmiş, ve yazının öz<ü ayrıntılara boğulmuş,

Ve yazınızda,Q,XW, gibi kullanılan Türkce alfabelerinin dışında harfler kullanmışsınız, bu iyimidir bilmiyorum amma, Öğrendiğimiz türkcede, ANLAM yitirildiğini düünüyorum TARIK , yerine TARIQ-tarıq- ,Hak yerine haq, hızır yerine xızır gibi,
Bence zcizene yazdığınız dile bağlı kalarak yazınızı yazarsanız, anlam kayıpları olmaz diye düşünüyorum,

Bazı sözleri üzerinede bir, iki söz edeceğim,

DAR ritüelinin inanc merkezli olduğunun kesinliğinden bahsetmişsiniz, bunun kaynağı nedir,
Oysa biliyoruz ki, İnsanlık dünyası çok uzun süreler, İNANCSIZ bir dönem geçirmiş ve İNANCSIZLARINda sahip çıktığı SAYGI gösterme duruşunun İNANCDAN gelmesi çok mümküm değil gibi,
DAR ile, DEĞNEK söylemi, sanırım dik DURUŞLARINDAN BİR ORTAKLIK sahibidir, Ancak değnek yada, ASA HER İNACDA kutsaldır,

Alevilikte öteki DÜNYA kavramı ne kadar vardır, ancak bu söylemi sık ,sık işlemişsin, TUĞBA ağacı konusunda ki, söyleminiz ilk kez okudum, İNSAN olması gibi,doğrudur,
Ancak, NACİ ve Naci ye, CENNETTEN kovulanlar olarak geçmez,
Söylenceye göer, Naciye, Cennetten Adem için ikinci eş olarak gönbderilir, Naci yani ŞİT ise, NEFES evledı olduğu söylenir.

Dar için Pir ler ve Seyyit lerin 7 manası olduğunu söylemişsiniz, 4 zahir, 3 batın olmak üzere ancak bunları açıklamamışsınız, burası eksik kalmış,

Yazınızın sonu doğru, İSLAMİ SÖYLEMLERİ ELEŞTİRİKEN, ÖNCEDEN İSE, dar I allahın HUZURUNDA DURMAK OLARAK BELİRTMİŞSİNİZ, ALLAH söylemi burda ne manadadır,

Bizler DAR a, Mürlit, Pir huzurnda İNANCSAL olarak teslim olma ,hesap verme anlamında kullanırız,



Fazlı DAR ını İSLAMCI cevreler olarak yazmışsınız, şaşırtıcı, FAZLI İSLAMCImıydı?
Fazlı islam ise, NESİMİ İSLAM olmuyor mu? onun halifesi,


Yedi ulu ozan söyleminde olduğu gibi, DAR ritüellerinin kimler tarafından icat edildiği konusunda belirsizlikde haklısınız.

Bu 4 dar ritüelinin bu isimlendirilmesini eleştirmişsiniz, anu anladık diyelim,
Ançak bu darların yerine ne konulmalu, öneriniz nedri,
Mansu DAR-ı demiyelim, ne diyelim, Mnasur dan önce bu DAR şekline ne dniyordu, yerine ne koyalım,
Bu sorum, Mansur,Fazlı,Nesimi, Hüseyni (Fatıma) darları içinde geçerli,

Tarık ı sanırım, Bakteşilerde kullanır,
Ve Tarık, Alevi öğretisi içinde de, bir CEZA sistemidir, bunda garipsenecek ne var,
Tüm toplumlarda, TOPLUMSAL BARIŞIN sağlanması için bir şekilde yaptırım uygulaması vardır, Aleviler bunu TARIK vurma olarak algılar, ve bu, YOL kurallarını bozanlara, ÖZELEŞTİRİLERİ sonra yapılanbir uygulamadır, bunları maddi unsuru değil, manevi unsuru daha ziyede engelleyicidir,

Fura Boskurt un bende 1980 basımı buyruğunda yaptığını alıntı yok, (sanırım yeni baskıda var.)
Alevilikde Tarık (çelik)değildir, vurma da, ŞERİATTA olduğu gibi değildir, Kalın değnek yerine en ince değnek (Bazı yörelerde BUĞDAY SAPI) ,hızla değil, en yavaş hali ile vurmadır,
Peki sizin yörenizde, BABA MANSUR da, yoldan düşenlere, veya barışı bozanlara karşı ne uygulamaları vardır,
Ne yaparsınız,-teoride demiyorum- Pratikte ne yapılır.

Sizinde belidiğiniz gib, Aleiler, ALİ nin kılıcını, TAHTA kılıc yapmışlardır, bu TRIKDA böyledir,
Hiç bir ALEVİ RİTÜEL uygulamasında, İDAM, İNSAN öldrme TARIk ı yoktur.

Dünya dinlerinde DAR da, ise,
Dar ı insanın diğer evren veya öteki dünya ile arasında geçiş gibi ir söylemde bulunmuşsunuz,
Alevilikte öteki dünya varmı?
Bu geçiş nasıl oluyor, ŞAMAN gibi ,gidip geliyor mu? İyi ve Kötü TANRI VARMI?

Elinize sağlık, yazılarınızı merakla okuduğumu belirtmek isterim.
Saygılarımla.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Ebu Turap (04-10-2009), Seyfi MUXUNDİ (04-06-2009)
Alt 04-05-2009, 01:15   #4
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

Sevgili Dostum işcanbaba:

Senin sorularını zevkle okuyorum. Bir kere bazı eksiklerimi sorularınla fark ediyorum ki bu benim için bir ışık oluyor. Daha doğrusu bir Kılavuz oluyor.
Sana bir de isim takacağım. “Yazı Dedektifi” Vallahi bundan sonra daha dikkatli yazmaya çalışacağım !! Gelelim sorularına:
Yazıların bazıları alıntı ve kaynak sözler yazarken yatay ve farklı karakterlerde yazmama rağmen siteye aktarırken değişiyor. Ben de acemi olduğumdan düzeltmeyi beceremiyorum.
Tekrarlar farklı yazarların aktarması olduğundadır.
Dar Ewliya ve Tarıq bir arada kullanmamın en çok Kürt Alevilerine kullanıldığı için vurguladım. Bu üçlemi ya kürt Alevileri kullanır ya da pirleri o bölgeden olanlar kullanır. Yöresel şive kullanmamın sebebi ise hem orjiden uzaklaşmamak, hem anlam değişikliğine sebep olacağı için. Türk kullanmamın sebebi ise Tarıq ve Dar’ın Alevilikteki merkezi Dersim ve çevresi olmasıdır.
Şaman “Hayat Ağaçları” için Altay kullanmamak bilinçli bir yazımdır. Çünkü Altay olarak yazarsam; orda Buryat, Yakut, Tunguz veya Osteka, Moğol… gibi Şamanların detaylarına girmem gerekiyordu. Bu siteler açısında sıkıcı olurdu. Ama yine de orada bazı şaman örneklerini verdim. Ayrıca orta Asyada o kadar Şaman inançları var ki yüzlerce ki hepsi Türk değil. Ortadoğu dışında genelleme yaptım yazı kısa lığı açısında. Ayrıca konu boyların dışındaki Şamanlık özelliği ile ilgili.
“DAR ı anlatırken, konular uzanmış, SECDE,TARIK,AĞAÇ, EV,HANE, KİLİSE vs, gibi tanımların anlatımına girmiş, ve yazının özü ayrıntılara boğulmuş” doğru ama bu terimleri evrenselliği ve İslam öncesi özelliğine dikkat çekmek istedim. Sadece Aleviler boyutunda ele alsaydım, Aleviliğin tarihsel geçişini küçültmüş olurdum. Daha doğrusu Aleviliği İslam ile sınırlayanların konumunda kalırdım.
İnsanlık evrimini tamamlar tamamlamaz yani düşünen ve yorumlayan bir usa erdikten sonra inanç kavramı da ilkelde olsa başlamıştır. Uzun süre inançsız yaşamamış. (Orhan Hançerlioğlu Dinler Tarihi)
Dar inancın merkezi Evliya veya Tarıq ise araçlardır. Doğru Evren yaratılıp bütün alem sema dönerken “onu ayakta tutan ve sizin görmediğiniz direklece desteklendi.” İnancı hep vardır. Dar ın batini özelliğine dikkatli bakılırsa hem tanrı hem insan olduğunu açıklamıştım onun için temeldir. Sizin de tekrarladığınız gibi dar deynek, asa her dinde kutsaldır. Bu da inanç temeli olduğunu ifade etmez mi ?
Alevilikte Öteki Dünya yoktur. Sanırım orada bir yazım yanlışı ya da bir anlam eksikliği vardır. Dikkat ederseniz gerek bu yazımda gerek önceki yazılarımda öze dönmek veya cemale dönmek var. Eski pirler şunu hep söylerlerdi “Yarabbi bizi cemaline nail eyle”. Asla bizi cennetine nail eyle demezlerdi. Bunu bencillik olarak yorumlarlardı.
Alevilerde Naci ile Naciye ilk Salih (temiz guruptur) Adem ile hava değildir. Alevi inancında Naciye Ademin deği Nacinin eşidir. O suniliğe aittir. İkinci eş kavramı olsaydı ilk ademin çocukları niçin araya bir çocuk atlayarak evlenme mitolojisi olsun. Zaten Şit kelimesinin anlamı da ışık demektir.
Dar’ın batini manası; yazının içine var zaten 1- Cemale dönmek 2-Gönül şehrini iki aynada görmek (Bu iki ayna nedir sence bu konuda yorum bekliyorum!!) 3- Rızalık şehrinin kişinin kendi ile hesaplaşma olduğunu bilmek.
Darın tanrının huzurunda olması “Bir ben var benden içeri”yi kavramak ve özümsemek.
“Bizler DAR a, Mürlit, Pir huzurnda İNANCSAL olarak teslim olma ,hesap verme anlamında kullanırız,” Pir sadece araçtır. Öz olan senden olana hesap vermek teslim olmaktır. Ya pirin olmadığı bir ortamda kime teslimsin.
Fazlı, Nesimi, Hallac, Fatma bunlar hepsi de İslam. Bizde yer edinmeleri tabu yıkmalarıdır. Örnek olarak Hallac tek bir sözü ile Alevilikte yer almıştır. “Enel-Haq” yoksa Şafi bir Aileye tabidir.(Louis Massıgnon) Siz Darı Fazlı yada Mansur ile sınırlarsanız demezler mi “Kırklar kimin darıda duruyorlardı” çünkü kırklar daha eski. Onlar yukarıdaki yazının darında duruyorlardı. (Zaten Cemin folklorel özelliğini ilerde yazacağım. Yani Nasıl evreni anlattığını)
Dar adları zaten var. O darın şekilci kişi adlandırmaları yanlış. O isimleri Aleviler içindeki Tekkeci İslamların uydurması. Fazlıdan önceki eğilme peki kimeydi. Bir sor olur mu öyle şey.
Tarıq vurma “Sen seni bil sen seni” sözün üzüdür. Ama tekkeciler gibi değil. Buğday sapı olması Tarıq buğday ağacı olarak yorumlayan bazı söylemlerin devamıdır.
Baba Mansurlularda yoldan düşeni küçük cezalar darda muhabetle hal edilir. Şekilci ritler yoktu. Büyük suçlar Bektaşiler gibi sırtına semer boyuna değirmen taşı asılırdı yedi yıl uzaklaştırılırdı. (Unutmazsam değirmen taşının batini manasını bilare yazarım.Yani yük ve devran)
Alevilerde hayır tanrıdan şer tanrıdan değildir. Şer nefistedir.
Şamanlarda gidip gelme var bizde yok. Çünkü bizde tanrının sıfatının yeri ve şekli Bütün alemin toplamıdır.
İyi ve kötü tanrı var mı diye sormuşsun. İNSAN ÖLÜMLÜ BİR TANRI; TANRI LÜMSÜZ BİR İNSANDIR.

Selam ve sevgiler.
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
Ebu Turap (04-10-2009), İşcanbaba (04-05-2009)
Alt 04-05-2009, 16:37   #5
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Maxudi dost;

Yazını ilgi ile okuduğumu belirtmek isterim,
Alinti:
Yazı Dedektifi
söylemin beni gülümsetti, sağ olsın, Cemalin gül olsun,
AYNA konusunda, bilgim yok, okuduğum kaynaklarda
Alinti:
Bu iki ayna nedir sence bu konuda yorum bekliyorum
Bu şekli ile hiç rastlamadım, belki farklı isimler yada söylemlerle okumuş olabilirim amma, bu şekli ile okumadım, bilmiyorum,
Muhabbete bu konuda bir YOL açarsan, bildiklerimizi paylaşırız, bilmediğimizi de öğreniriz, Faydası da, olur,

Hallc-I Mansur, 857-922), İnsanla Tanrının özdeş olduğunu ielri sürdü, Tanrı-Evren-İnsan üçlemesini, Varlık birliği kapsamında açıkladı,Ona göre gerçek olan var olan "Bir"di, çokluk "görünüş" dü, Bir in değişik biçim ve niteliklerdeki yansımasıydı,"Bir" Tanrıydı, Ançak evren ve insan bu "bir" in dışında değildi,içindeydi,onunla özdeşti,Bu nedenle insan ın ENEL HAK demesi doğruydu,
Tanrının bütün nitelikleri insanda, insanın bütün nitelikleri Tanrı da birlik ve bütünlük içindeydi, Ölüm gerçek değil bir değişmeydi,bir görünüştü,bu nedenle kişinin ölümü yaşamda, yaşamı ölümde idi,Evren yaratılmamıştı,bir ışık kaynağı olan Tanrı özünün yansıması sonucu olmuştu,Tanrıdan başka bir varlık olmadığı için "yaratılmış nesne"den söz etmek doğru değildi, (Esat Korkmaz, İnsan,Tanrı, S:84 )

Diyen birisinin, İslamla bağı ne kadrdır, o ayrı konu, Ve Bu bilgelerin, islam coğrafyasınd abulunmaları, dikkatten kaçmamalı,
Ve benim bildiğim kadarı ile, Mansur un, Zerduşt kökenli olduğu yönünde idi,

DAr kavramının bu isimlerle anılması, bulunduğu çoğrafya ile ilgilidir, Kırklar söyleminin tarihide, zaten bu dönemlerin ürünüdür, Tarih olarak eski gösterilsede, söylem, Alevi öğretisinin İSLAMİ coğrafya içinde olması ve İSLAMİ etkileri içselleştirmesi süresindedir,
MUntezille akımının ORTODOKS İslami söylemleri RET emesi, içinden yeni akımların cıkarılması, Eski Mısır,Anadolu,Yunan,İran inanclarının etksinin yeni renk ve elbiselerle yeniden güncellenmesinin sonucunun ürünüdür Alevilik,
Batın öğreti anlamında sürelilik hep arz etti, farklı isimler kullandı,
Ançak Anadolu da o tarihde, o dönemde de bu isimleri aldı,
Buna ister islami deyin, ister başka bişey dein, bunun adı artık bu,
Sizin yazınızda da belirttiğiniz gibi, bu ritüeller DAR,SECDE KIYAM vs. gibi insanlık kadar eskidir, ancak bizler bunların son isimlerini kullanıyoruz,
Güncel olan isimlerini kullanıyoruz, bu kullannmalar bizi O DİNDEN yapmıyor,o inancdan yapmıyor,
Ançak şunuda göz ardı etmeyelim, her inancın kendi inanç dili vardır, Onu kullanmaya özen göstermelidir, o dili yaşatmalıdır. İnanc dili, en az inanc ritüeli kadar önemli ve vazgeçilmezdir.

Alinti:
Ya pirin olmadığı bir ortamda kime teslimsin.
Sorusuna yanıtım, KENDİME, ÖZÜME, GÖNÜLDEKİ HAKKA, Dediğin gibi, pİR araçdır,

Alinti:
Baba Mansurlularda yoldan düşeni küçük cezalar darda muhabetle hal edilir. Şekilci ritler yoktu. Büyük suçlar Bektaşiler gibi sırtına semer boyuna değirmen taşı asılırdı yedi yıl uzaklaştırılırdı
Burada aynı dili konuşuyoruz babasultan,
Alinti:
Unutmazsam değirmen taşının batini manasını bilare yazarım.Yani yük ve devran
Dilerim Unutmazsınız.

Alinti:
Alevilerde hayır tanrıdan şer tanrıdan değildir. Şer nefistedir
Eğer Talip isen yabana gitme
Her ne ararisen oda sendedir
Nefsine beyhude eziyet etme
Kabe ise maksudun Rahman sendedir ( o da Sendedir)

Gir Gönül şehrine dolaş bir kere
Ne imiş bak güneş ile zerre
Yalnız sen kadirsin hayır ile şerre
Şerre mail isen şeytan sendedir, Demiş Ozan Rıza Tevfik, (Sanırım bunun başka söylemle NESİMİ nin var.)


İlk yazımda unutmuşum, bir başka DAR söylemimiz daha var, onu yazmamışsınız, bende atlamışsım dediğim gibi,

Dün akşam (04/04/2009) akşamı köyde, DAR kurbanında idim, bundan hiç bahsetmemişsin, bu konu yarım kalmış
DARDA DURMAK gibi, birde DARDAN İNDİRMEK ritüelimiz var, bunuda yazına ilave edersen sanırım konu bütünlük kazanır.
Dardan indirmek nedir.?

Saygılarıma.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Ebu Turap (04-10-2009), Seyfi MUXUNDİ (04-05-2009)
Alt 04-09-2009, 21:05   #6
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

sevgili işcan baba
Bu yazıyı yazarken sadece sizin gibi konulara hakim olan kişilerden değil daha geniş bir kesimden soru beklerdim ama demek dostların bakış açısı farklı.
İki ayna dediğimiz şudur.
Tanrı ademi kendi özünden çıkarınca ona 1000 yıl nazar eyledi kıyamadı bozmaya hep sordu sen kimsin ben kimim. 1000 yıl sonra yeniden yarattı ve bu böyle devam etti taki sen Halık ben malukum deyinceye kadar. İşte burada Alevi ozanlarının bir dörtlüğü ortaya çıkar "Yarattı bu Mülkü çünkü ol demden." Haka varma yolu demden (söz- Muhabetten) geçer. Hak muhabeti istediği için MUsahipliği yarattı iki ayna Musahiptir. Yani Musahip Ali muhammeden evel muhabet uğruna oluşturuldu. iki ayna burada musahibin cemalinden tanrıya ulaşıldı. Böylese insan kabe oldu. BU aynı zamanda bir dar dır.
"...niye muhabbetten kaçarsın.
Böylemiydi yolumuzun töresi"
Pİr Sultan

derken muhabbetten kaçan(bunu sadece sohbet değil aynı zamanda yol töresi demek) yoldan şaşar. yoldan şaşan dara kaldırılıp kişinin kendi ile hak arasındaki muhabeti sağlanır. Benliğinde darın muhabetini tamamlayan özünü tamamladığına inanıldığından "Darda indirilir" yoksa kaldırma fiilinin zıt anlamı indirme fiili olarak ele alındığı için değil.


aşk ile dar muhabeti ile selamlar
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
Ebu Turap (04-10-2009), İşcanbaba (04-09-2009)
Alt 04-10-2009, 15:50   #7
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Babasultan,

katılımcılar tarafından yazınıza farklı anlatım ve sorularla katkı sunulabilinirdi, ancak benim dışımda ki canlar yazınızı yeterli ve bilgilendirici bulmuşlar,


YARADILIŞ kurgusunu hiç okumadım, Hasan HARMANCI nın ,Alevilerin Anayasası VAROLUŞ kitabında bu TASARIMLARIN bir kaç çeşidi var amma, sizin yazdığınız şekilde yok, özellikle adem in şeklinin verilmesi ve 1000 yıl gezmesi,benim okuduğum kitaplarda yok, orada yok olması da bu bilginin yok olduğu , yanlış olduğu anlamına gelmiyor, bilgi için sağ olun,
Bildiğim YARATILIŞ KURGULARINDA 1000 yıl dolaşan ,CEBRAİL, ve 3 kez dolaşır 1000 yıl, kiminlerine göre 7000 yıl, sonra Kondugu kandilden bir ses ona bilgi verir, sana sen kimsin, ben kimim diye bir soru sorulursa sense, Sen Haliksin, ben mahluk dersin ve kurtulursun bundan der, ve o sesin de ALİ nin olduğu söylenir.


Yazımda ki, soruyu sanırım ben anlatamadım,

Benim sorum, DAR dan İNDİRMEK,

sizin dediğiniz,
Alinti:
derken muhabbetten kaçan(bunu sadece sohbet değil aynı zamanda yol töresi demek) yoldan şaşar. yoldan şaşan dara kaldırılıp kişinin kendi ile hak arasındaki muhabeti sağlanır.
diğer bir anlam ile, DARA ÇEKMEK dir,
Sizinde bildiğiniz gibi, bizim her işimiz MUHABBET dilindendir,

Bu iki ayna konusu, MUSAHİPLERİN muhabbeti sohbeti bence DAR konusuna girer sanki,çünkü dar,da öyledir,
İnsan önce kendinin aynası olur, kendi ile sohbet eder, kendini dara çeker, kendini bildimi? Hakkıda bilir, ve HAKKA varmış olur,
Konuyu dağıtmadan, benim dediğim DARDAN İNDİRMEK;

Alevi erkanında , Abdal Musa, Musahiplik, Hızır, vs. gibi ERKAN (KURBAN,CEM) çeşitlerinden biridir,

Bu ERKAN, Kurbanlı (KANLI) olup, Musahipli ccanlardan birinin, HAKKA yürümesi sonrası yapılır,
Bunun amaçları:
1-Hakka yürüyen canın, defini sırasında bulunmayan canların olabilmesi ihtimali ile, ZAHİREN (Kimi ŞERİATEN der amma bence ZAHİREN DENMELİ) orda olmayan kolu, komşu HAK EHLİ,TARİKAT EHLİ canlardan helallik ,RIZALIK almaktır, daha önce verenlerinde Pir Huzurunda HAK meydanında bu RIZALIKLARINI TEKRAR etmeleri içindir,
Ritüeli yani ayini nasıl yapılırı burda yazmamayayım, başka bir konu başlığı olsa gerek.

2- Yine , RIZALIK için yapılır, ançak BATINEN, Ruhun eski gövdeden çıkıp, aslına varması veya yeni bir GÖVDEDE can bulması için, ait olduğu TOPLUMUN RIZALIGININ alınması sonrası o eski bedeni terk ettiğine inanılır,

Bunun sebebi, RIZALIK olmadığı için eski bedendeki RUHUN (CAN 'IN) DAR da durduğunu, yada, DAR çektiğine ve bu AYİN ile DARDAN kurtulduğuna inanılır,
Yani CAN (RUH) ÖZGÜRLEŞİR, vve yeni bir bedene gecer,
Her RUH (CAN) BAŞKA bedene geçer mi, Hayır her CAN, başka bedende can bulur demek doğru olmaz, kimi CANLAR (RUHLAR), gerekli olgunluğa ulaşamadıkları için o bedenle birlikde kalır ve toprak olur, (Hasan Harmancı ,aleviliğin Anayasası VAROLUŞ kitabı sayfasını yazamıyacağım ezberden yazdığım için)

Konuyu toplayacak plursak;

1-DAR'a DurmakKonu başlığında detaylı anlatılmış Seyfi can tarafından )
Bu Talibin, Pir karşısında kendini ona telim etmesi, boyun eğmesi, VARLIĞINDAN vazgeçmesi,
Talibin her yıl YILLIK GÖRGÜ ceminde hak MEYDANINDA , HAK ERENLERİNE DAR DA durarak bir yılın hesabını vermesi, önce kendi ÖZÜNÜ DARA çekmesi, ve hesabını kendisine verip, sonra HALKA VERMESİ ve HAKKA ulaşmasıdır.

Bu konuda Pirlerin birde GÜLBANGI vardrı,
DAR ı bitiren bu gülbeng,

Bismişah;
Darda duran, didar a vara, Didar olan HAKKı göre, diye devam eder, gerçeğe HÜ ile bitirirler.

2-DAR'A ÇEKMEK, ÇEKİLMEK,

Buda, TOPLUMSAL BARIŞI bozanların, HAK neydanında PİR huzurunda ,HALKA hesap verir, işte bu Rütiel, yani AYİN diğer adı ile DÜŞKÜN ERKANI dır da.
Burda bu TALİP DAR ÇEKER, ve HALKIN, Pirin onayı ile verdiği kararı KABUL eder,

3-DARDAN indirmek;
Onuda yukarıda anlattım , Konuyu şu şekilde tamalıyalım,
Bu EERKAN kimi yerlerde MUSAHİBİ olmadan HAKKA yürüyen canlara da yapılmaktadır.Bazı yerlerde ise, sadece HAKKA YÜRUYEn MUSAHİPLİ canlara yapılmaktadır.

Bu Ayin, yine kimi yörelerde, Can ın toprağa verildiği gün yapılır, kimi yerlerde 40 ında yapılır, kimi yörelerde ise, Yıl dönümünde yapılır,

DAR çeşitleri de,
1-MAHSUR Dar ı
2-Fazlı Dar ı
3-Nesimi Dar ı
4-Fatıma (Hüseyin) Dar ı dır,

Bizde acizane düşünceme göre, 2 Rekat TARİKAT namazı ritüel yanlış kullanılmaktadır,bu isimlendirme yanlıştır.
Bizler ERKAN da NAMAZ kılmıyoruz, DAR a duruyoruz, Yaptığımız bu ritüel şeklinin namazla hiç ilgisi yoktur, Bu DAR dır,
diye düşünüyorum
Saygılarımla.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Ebu Turap (04-10-2009), Seyfi MUXUNDİ (04-10-2009)
Alt 04-10-2009, 19:12   #8
Seyfi MUXUNDİ
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Seyfi MUXUNDİ - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi : Seyfi MUXUNDİ will become famous soon enoughSeyfi MUXUNDİ will become famous soon enough
İletişim
Standart

SEvgili iş can baba:
édarda indirme" konusunda bilgim yoktu katkılarından dolayı can ile muhabet ve niyaz ederim.
ilerde bu konu üzerine bir derin araşrırma gereğine sevk ettiği için de ayrıca minnettarım
aşk ile
Seyfi MUXUNDİ isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post:
İşcanbaba (04-11-2009)
Alt 04-11-2009, 18:08   #9
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Babsultan,
Aşk cemalinize olsun,
eyvallah,
Aşkı niyazlarımla.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 04-11-2009, 18:11   #10
Deniz
Can
Kullanıcı Profili
 
Deniz - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Yaşamın Kıyısında
Yas: 24
Üye No: 390
Mesajlar: 4.528
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4115
Thanked 3420 Times in 1882 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 37
REP Puanı : 900
REP Seviyesi : Deniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to behold
İletişim
Standart

oo burası buram buram alevilik aşkı kokuyor ne güsell


sen şimdi cok uzaktasın
aşılmaz dağların arkasında
sen şimdi cok yakındasın
bir soluk kadar yanı başımda
Saklımda sevdan saklımda sevdan
saklımda en solumda

bir uzak kenti yüreğim
yağmalanmışım terk edilmişim
yağmursuz nisan gibiyim
mavi bir bulut bekler gözlerim
Saklımda sevdan saklımda sevdan
saklımda en solumda
Deniz isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Deniz For This Useful Post:
Seyfi MUXUNDİ (04-12-2009), İşcanbaba (04-12-2009)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:49.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts