![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Ozanları, Deyişler Alevi ozanlarına dair paylaşımların yapılabileceği alan. Deyiş, Deyişler. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Can Bizden Biri |
Asıl adıyla Davut Akbaba(Ağbaba), bindokuzyüzyirmibeş yılında Erzincan’ın Çayırlı ilçesine bağlı Karahüseyin köyünde doğdu. Babası Veli Dede, annesi Zinni Ana.Büyük dedesi Pir Mehmet’ten saz çalmayı öğrendi. Bindokuzyüzkırkaltı(bir başka nakle göre bindokuzyüzkırksekiz) yılında İstanbul, ardından Ankara radyosunda mahalli sanatçı olarak çalıp söyledi, kayıtları yapıldı. Ulvi Cemal Erkin, Muzaffer Sarısözen, Nida Tüfekçi ile tanıştı ve dağarındaki hem kendi şiirlerini hem de yöreden edindiği türkü, mani ve öteki verimleri aktardı. Arif Sağ ve Belkıs Akkale ile tanıştıktan sonra, türküleri yaygınlık ve ün kazanmaya başladı. Bindokuzyüzaltmışaltı yılından itibaren, Konya Aşıklar Bayramı’na katıldı, ödüller kazandı. Bindokuzyüzaltmışüç yılına kadar İstanbul Radyosu’nda konuk sanatçı olarak bulundu. Leyla adını verdiği atıyla ülkenin dört bir yanını, bazı Ortadoğu ve Balkan ülkelerini gezdi. Sık sık Avrupa’ya gitti, cemlerde Dede olarak bulundu, konserler verdi, söyleşi ve muhabbet meclislerinde şiir ve musiki sohbetleri yaptı. Bindokuzyüzseksen yılında Erzincan’dan yola çıkarak üç ayda atıyla İstanbul’a geldi. İranlı Aşık Abbas, Müdami, Hicrani, Ümmani, Pervani, Celali gibi aşıklarla karşılaştı, yurdun dört bir yanında yaşayan aşıklarla hemhal oldu, deyişme ve atışmalar yaptı. Beyhani ve Kelkitli Aşık Serdari’yi, Ali Ekber Çiçek ve bilhassa Mahsuni’yi etkiledi. Sulari’nin gırtlağını, Sivas’ta ölen kızı Edibe Sulari ile Sabahat Akkiraz en doğru biçimde yansıtır.
Kendisini ‘mana aleminde bade içmiş aşık’ olarak tanımlıyordu. Kemali, Serhat Aşık, Sümmani, Selami ve Sulari mahlaslarını kullandı, sonuncusunda karar kıldı. Kırkbeş yılı aşkın bir süre, sazıyla ve atıyla sürekli gezdi, manzumeler söyledi, anılar bıraktı. Aşık tarzının her türünde örnekler verdi. Doğu Anadolu’da anlatılan bir çok masal öykü ve destanı şiirleştirerek yeniden üretti. Pek çok pilak yaptı, kaset doldurdu. Bindokuzyüzkırkdokuz yılında Ankara Radyosu’nda yaptığı konser programıyla birlikte adını duyurdu. Bindokuzyüzseksenbeş yılının onsekiz ocak gecesi, Erzurum’daki Ali Rahmani’nin aşıklar kahvesinde, İhsan Yavuzer’le atışırken rahatsızlandı, kaldırıldığı hastanede öldü. ‘Davut Sulari ölmezmiş’ demişti, dediği gibi çıktı, birçok deyiş, türkü, mani, nefes ve devriyyesi bugün dillerde, zihinlerde dolaşıyor. Davut Sulari’nin bu kitapta biraraya getirdiğim manzumelerinin çoğunu, bindokuzyüzseksendokuz senesi yazında tanıştığım rahmetli Mazlum Nusret Kılıçkıran’dan almıştım. Daha doğrusu, Mazlum bey, bir gün bir vasiyet de bırakarak dosyayı vermiş, ‘bunu bir gün okur karşısına düzenleyip, yeni ulaştıklarını da ekleyerek çıkarırsan beni mutlu edersin’ demişti. Sulari, İzmir’e sık sık gelirmiş Mazlum beyin ifadesine göre. Yakınlarını ziyaret eder ama mutlaka, ‘müridim’ dediği bu kendisini çok seven, hayatını halk şiir ve musikisine adamış adamın evinde kalır, günlerce onunla hemhal olur, söyleşir, irticalen okur, stüdyoya girip kayıtlar yaparmış. Mazlum bey, onun çok sigara ve çay içtiğini, coşkulu bir sesle, durmaksızın ve beliğ bir anlatımla sürekli konuştuğunu, yüreği sevgiyle taşan, Ehl- Beyt muhabbetiyle sarhoş, saygılı, zeki, kavrayışı yüksek, kadim şairlerden ve yöre müzik ve edebiyatından haberli, alçakgönüllü biri olduğunu söylerdi. Her gelişinde mutlaka beş-altı irticali şiir söyler, kaydettirirmiş. Sulari’nin her gittiği yerde birkaç manzume bıraktığı, çok atışma yaptığı, sağda solda, çeşitli bildiri ve makalelerde, antolojilerde, kasetlerde, arşivlerde ve nihayet TRT repertuvarında hayli eseri olduğu biliniyor. Bu yüzden, bu kitapta sunulanlar, ulaşılabilinenlerdir. Torunlarındaki defterler, bilhassa Kalan Müzik’çe yayınlanan cd’nin yönetmenliğini yapan kıymetli araştırmacı Melih Duygulu’nun topladıklarıyla, aslında bu kitabın birkaç katı şiiri olduğu kesin. Ne var ki böylesi çalışmalardan sonra tüm şiirlerini birarada görmek mümkün olacaktır. Mazlum beyin nakline göre, Sulari’nin yurtiçinde ve dışında cemlerde ve dost meclislerinde söyledikleri ise büyük oranda uçup gitmiş, mana alemine karışmış olmalı. Sulari, bir rivayete göre, Seyyid Mahmud Hayrani’nin neslindendir. Melih Duygulu’nun da doğruladığı bu iddiaya göre,(13) Aşık, ‘Kureyşan’lıdır ve böylece soyağacı, İmam Musa Kazım’ yoluyla Hz.Peygamber’e kadar uzanır. Dedesi Pir Kaltuk, sonradan Erzincan’ın Çayırlı beldesine yerleşmiştir. Onyedi yaşında düş gördüğü ve misal aleminde Pir elinden dolu içerek aşıklığa adım attığı söylenen Sulari’ye, babası tarafından ‘dede’lik tevdi edilir ve talipler nezdinde görevli olduğu bildirilir. Bu çağlarından itibaren Sulari, cem meclislerinde dedelik yapar. Anadolu aleviliğinde dedenin yanında ‘köçek’ veya ‘sazende’ tabir edilen ve cem’in musikisinin icrasına katkıda bulunan biri bulunurken, Sulari buna ihtiyaç duymaz. Divan sazı ile kısa saplı bağlama arası sazıyla ve kendine özgü kıvrak mızrabı ile, cemde icra edilen nefeslerin, devriyyelerin, semahların ve zikirlerin müziğini kendisi yapar. Sulari’nin pek çok semah veya coş havasının giriş ve sonuna eklediği dualar, gülbankları da vardır. Babasından ‘dedelik’ izni ve görevi aldıktan sonra Sulari, ‘gezgin aşıklar’ kervanına katılır ve diyar diyar gezmeye başlar. Aşığın bu yaşından itibaren gitmediği şehir, ilçe , belde ve köy kalmaz. Bu gezileri, hem farklı insan ve coğrafyaları tanımasına, hem de çeşitli söz ve ses sanatlarını öğrenmesine vesile olacak, böylece aşığın dağarı zenginleşecektir. Sulari’de azeri ezgilerden semahlara, türkmen bozlaklarından tatyanlara oldukça çeşnili bir ezgi dünyası buluruz. Bunun bir nedeni de gezginliğidir. Ünlenmiş ve TRT repertuarına da alınmış olan sitem türküsü Yaban Gülü, azeri ezgiden bozma daha doğrusu kendi ezgi dünyasına uyarlama bir eserdir. Sulari’de, alevi/bektaşi geleneğin sembollerini, söz ve ezgi hususiyetlerini de buluruz. Hakiki anlamda bir ehl-i beyt aşığı olan Aşık, bir coş havasında söylediği gibi, ‘Hazret-i Ali’nin sır zülfikarı’nı, ‘inkarın boynuna vurmak’ üzere almıştır sazı eline.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | EyLem (01-20-2009) |
|
|
#2 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ben Pirim Diyene
Ben pirim diyene hele söyleyim Nutk-u ehlullahın tutmaz mı talip Bu yola yolcuysa hele eyleyin Hak kelamın kabul kılmaz mı talip Pir olan kişi riyakar olmaz İlimsiz irfansız insan yol almaz Çok dertli gördüm ki dermanın bulmaz Canın şah aşkına vermez mi talip Davut sulari de talip bu yolda Cehdet ki çeşmeden bakracın dola Beni muhtaç etme yaramaz kula Öl dediğin yerde ölmezmi talip |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | EyLem (01-20-2009) |
|
|
#3 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Turnam Gelir Bizim Elden
Durnam gelir bizim elden Yeni kalkmış ağır gölden N'olur konuş bizim dilden Üç telli dört telli beş telli durnam Sen olmaz isen buralarda durmam Sen olmaz isen ben sensiz olmam Durnam ey durnam ey yaralı durnam O kara gözler haralı durnam Durnam arşta pervaz eyle İn Düzgün'ü niyaz eyle N'olur aşkı dilden söyle Üç telli dört telli beş telli durnam Sen olmaz isen buralarda durmam Sen olmaz isen ben sensiz olmam Durnam ey durnam ey yaralı durnam O kara gözler haralı durnam Sulari'yi avcı sanma Sakın kara taşa konma Bizim yaylalardan inme Üç telli dört telli beş telli durnam Sen olmaz isen buralarda durmam Sen olmaz isen ben sensiz olmam Durnam ey durnam ey yaralı durnam O kara gözler haralı durnam |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | EyLem (01-20-2009) |
|
|
#4 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
bizlere güzel deyişleri dertli ama anlamlı düşündürücü ezgileri bıraktığı için yaşarken bir efsane olduğu için büyük üstadı saygıyla anıyorum
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | İşcanbaba (01-21-2009) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| anıyoruz, davut, ile, saygı, sulari |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||