Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları

Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 12-14-2008, 15:43   #1
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart Düşkünler Ocağı ve Düşkünler Ocağı Piri "Hıdır ABDAL"

Gülağ ÖZ



Toplumsal yaşamın devamlılığını sağlayan kurallar bütünlüğü Alevi Bektaşilikte hukuk sistemi olarak algılanır.Bu sistem içerisinde önemli bir yere sahip olan kural ise düşkünlük olarak adlandırılmaktadır.



Türk toplumunca Osmanlı devletinin kuruluşundan 15.yy sonuna kadar bir bütünlük içerisinde yürütülen hukuk sistemi,Halifeliğin Anadolu’ya getirilmesi sürecinde bütünlüğünü yitirerek iki farklı sistem ortaya çıkmıştır.Bunda Osmanlı yönetiminin yeni bir sistemle bütünleşmesi,yani halifeliği de içine almasıyla Alevi Türkmenler’de bu yeni sisteme uyumsuzluk başladı.Kendini daha özgür gören Türkmen kendi gelenekleriyle bu yeni sistemi bağdaştıramadı. Ve dolayısıyla kendine özgü hukuksal sistemde ısrar etti.Osmanlı devlet yönetimi ise kendi halkından olan bu gurubu sistemi içerisinde eritmeğe ve var olan geleneklerini ortadan kaldırmağa başladı.Buna direnen Türkmen Alevileri kendi sistemlerinde ısrarcı olunca devlet sistemiyle Alevi Bektaşi sistemi hep çatışma içerisinde oldu.Ta ki Osmanlı yıkılana dek.Bu konuda arşivlerimizden alınmış binlerce padişah fermanı ve yüzlerce şeyhülislam fetvaları vardır.Bu ferman ve fetvalarla karşı karşıya gelmiş ve kendi inanç ve geleneğinde direnen halkın yapacağı kendi toplumunu yaşatmak için kendi kurallarını koyma hakkını kullanmasıdır.Bu toplumu kendi sistemine zorlayan koşullardan üç şeyhülislam fetvası ve bir padişah fermanını örnekliyorum.



“ Amasya Beyine buyruğumdur ki:

Halen Budaközü ilçesinde Süleyman Fakih adıyla bilinen kimse,yukarı tarafın halifelerinden olup,halife adı verilen bazı dinsiz ve fesatçılarla itifak ve cem yapıp halkı kötü yola götürmekten başka bir şey yapmadıkları anlaşılınca,buyurdum ki;



Buyruğum eline geçtiğinde,adı geçen Süleyman’ı kendisine uyan diğer dinsiz ve fesatçılarla,gizlice araştırıp ve de adı geçen kimse gerçekten yukarı ratafın halifelerinden olup,kafirlik üzre olup,yaşadığı davranışlarda bulundu ise toprak kadısı marifeti ile,adı geçenleri güzelce ele geçirip ve de hiç kimseye duyurmadan el altından Kızılırmak’a götürüp boğdurasın.Ya da başka bir biçimde uygun görüldüğü şekilde”hırsızlık ve haremilik eylediler” diye iddia eyleyip haklarından gelesin[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]



Padişah Fermanı: 22 Rebi-ül Evvel 976(M.1568 Sultan 11.Selim Fermanı) Mehmet Çavuşa verildi)



Yine 16.yüzyılın önemli 3 şeyhülislamından 3 fetva;



Fetvayı veren Yavuz Selim’in Şeyhülislamı Müftü Hamza Sarıgörez



“Müslümanlar bilin

İşte bu gibi fermanlar,devlet baskısı,bir toplumu kendi geleneklerinden kopartarak Müslümanlık adı altında Araplaştırmaya zorlamak tersi bir durumu doğurmuş.O toplum ise kendi kültüründe direnerek Osmanlı yönetiminin tek mezhepte toplama baskısı kendine özgü hukuk kurallarını yapmaya zorlamıştır.



Bütün baskı ve asimilasyona karşı Alevi Bektaşi cem törenleri gerek inanç gerekse sosyal olayların birlikte yürütüldüğü toplantılar hukuk sistemine ağırlık vermiştir.Bu sistem günümüze kadar yaşaya gelmiş olup,bu gün sembolik de olsa bu kurallar, bazı bölgelerde halen uygulanmaya devam edilmektedir.1950 li yıllara kadar hiçbir Alevi-Bektaşi’nin devlet adliyesinde davaları olmamıştır.Demek ki zamanla bu sistem oturmuş,toplum tarafından benimsenmiş,toplumu daha da birlikte tutmaya,az suç işlemeye alıştırmıştır.



“Bu kurallar soyut,o toplumun dışında bir irade tarafından dayatılan ve topluma yabancı olan kurallar değildir.Tersine maddi hayatın devamı için zorunlu ve bizzat toplumun kendisinin deneyimleriyle,kolektif belleğiyle koyduğu kurallardır”[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]Bu kurallar cem törenlerinde dedenin başkanlığında,toplumun önerileri ve tanıklığında oluşturulan kurallardır.Bir bakıma demokratik hukuk kurallarıdır.Bu kurallar suçlunun dede huzurunda,halkın karşısında bizzat dara çekilmesi ve suçun belirlenmesi sonucu yerinde belirleniyor.Toplumsal sözleşme yapan canlar bu kurallara uymak zorundadırlar.Çünkü ceme giren her bir can görülüp ikrar almıştır.Bu durumda kuralların belirlenmesinde de bir bakıma hukuk koyucu durumundadır.



İşte bu kurallara Alevi Bektaşilikte düşkünlük denmektedir.Düşkünlük alevi literarurunda “yol terbiyesine aykırı davranan,suçlu kimse”[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Ayrıca topluluktan kopartılmak dışarıya atılmak,soyutlanmaktır. “Bektaşi ve Alevilerde (keza Tahtacılar’da)suç işleyene düşkün ve bu hale düşkünlük derler”.”Yolun yasakladığını yapan düşkündür.Yoldan sapanlara,düşkünlere cezayı dedeler,babalar,mürşit ve uyarıcılar verir”.[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]



Bu kadar işlevi olan,bu kadar anılan düşkünlük ne yazık ki,ne Osmanlıca ne de günümüz Türkçe sözlüklerinde yer almaz.Bu konuda dil kurumu ve dilcilerin dikkatini çekmek istiyorum.



Alevi Bektaşi hukukunun bir parçası düşkünlük Osmanlı hukukundan tamamen ayrı özgün ve kendisine has bir hukuktur.Alevi hukuku yani düşkünlük bir varolma,kendini yenileme,kuşaklara aktarım kuralları bütünüdür.



Özü dayanışma,yaşama,varolmaya dayanmaktadır.Bunun için de bencilliği ve dolayısıyla benliği ortadan kaldırmaya yöneliktir.”benlik”düşkünlük hukukunda kötü bir şeydir.Bir kişi bilmeyerek ben sözcüğünü kullanırsa,arkasından mutlaka benliğe lanet okur.Bunun da toplumsal dayanışmayı bozacağı düşünülür.



Uygulanan hukuk sisteminin tamamına düşkünlük adlandırmasını yapmak konuyu daraltır.Geneline alevi hukuku demek daha doğru olur.Düşkünlü ise Alevi hukukunda bir kuraldır.

Alevi hukuku,dolayısıyla düşkünlük kaynağını toplumsal sözleşmeden alır.Ve temellerini ve yargılamalarını da buna dayandırır.Toplumsal sözleşmeye imza atmış,yani ikrar vermiş her can bu kurallara uymakla yükümlü hisseder kendisini,Yaşamındaki davranışlarını da bu kuralların sonuçlarını düşünerek belirler.Yani düşkün olmamaya çaba gösterir.Çünkü düşkünlük,yoldan atılmak alevi-bektaşi toplumunda ağır bir ayıp olarak algılanır.



Düşkünlük ve görgünün amacı öbür dünya ,cennet,cehennem korkusu olmayıp, bu dünyaya yöneliktir.Herkes bu dünyada toplum karşısında hesap vermekle yükümlüdür.Kişi toplum karşısında aklandığı oranda toplumla uyum sağlayacaktır.Aksi halde toplumdan dışlanacak,düşkün olacaktır.Tarihsel süreçler içerisinde kuralları belirleyen Buyruklar yazılmıştır.Bu buyruklar alevi toplumu için,sözleşme imzalamış,yola girmiş kişi için emirdir.Bu anlamda önemli olan toplumdan rızalık almaktır.Rızalık ölmeden önce ölmek anlamını bütünler.



Kişinin düşkün ilan edilmesi yaptırımı olmasa da, büyük ayıp olarak algılanır.O kişi toplum karşısına çıkamaz.Komşusunun kapısından geçemez,erkekse kimse kız vermez.kız ise talibi çıkmaz.Bir tek kibrit çöpüne gereksinimi olursa kimseden alamaz.Ana ve babası dahi kardeşleri,bir cümle akrabaları asla kendisiyle konuşmaz.Yardımcı olmaz.Eğer yardımcı olur,kuralları bozarsa o da düşkünlük cezasına çarptırılır.



Ancak “dara durup görülmeden hiç kimse düşkün ilan edilemez”[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derman For This Useful Post:
İşcanbaba (12-14-2008)

Alt 12-14-2008, 15:45   #2
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart

Alevi ve Bektaşi bir tanrısal inanç içerisinde bu dünyanın hakkını bu dünyada vererek,bu günkü hal ve gidişimizden dünya ötesi yaşamdan da bir sorumluluk bulunduğuna inanarak(eline diline,beline sahip olma ahlak ve yasası içinde bulunmaktır.Bir bakıma hayata tatlı bir bakıştır[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bu durumda içsel olaya değer verme,haram şeylerden kaçınarak,helal yiyip öyle yaşayacaktır.Hatır gönül yıkmayacak,kendisine ait olmayanı kendinin olarak görmeyecektir.Eline diline,beline sahip olurken,aşına,eşine,işine de sahip olmayı ön plana alacaktır.Dedikodulardan şiddetle kaçınacak,dedikodu yapmayacak,Ben bilirim,benim,ben gibi bencil davranışlar içinde bulunmayacaktır.


Bütün bunlar toplumsal sözleşmenin getirdiği cem kurallarıdır.Bu kurallar birden bire ortaya çıkmamakta,yüz yıllara dayanan bir tecrübe ve yaşamın getirdiği değerlerdir.


Alevi ve Bektaşilikte yapılan bu sözleşmeler belirli güç koşullarda oluşur.Bir kere yola girmek gerekecek,yola girerken de mürşit bu yolun güçlüklerini peşinen bildirmek durumundadır.Yola yeni girecek ya da bu yolun ne olduğunu öğrenmek isteyenlere şu sözler söylenir “Bu yol ateşten gömlektir,giyilmez.demirden leblebidir,çiğnenmez.İnce köprüdür geçilmez,kılıçtan keskindir,dayanılmaz,demir yaydır,çekilmez.Gelme,gelme,dönme,dönme.Gelenin malı,dönenin canı.denilen toplumsal sözleşmenin,yola giriş telkinidir bu.Ve tarihsel bütün buyruklarda yer alan bu sözler.Cem törenlerinde dede tarafından mutlaka topluma anlatılır.

Kişinin düşkünlük cezası ve düşkünlüğün kaldırılacağı tek mekan ve makam cem törenlerinin yapıldığı büyük ve en yetkin topluluktur.Cem törenlerine herkes eşit olarak katılır.Yani”eşikteki de bir,döşekteki de bir”dir.Cem törenlerinde unvan,soy sop,zengin fakir farkı gözetilmez.Dağıtılan lokmaların da eşit olmasına dikkat edilir.Burada alınan tüm kararlar,konulan tüm kurallar insanın iyiliğine,yüceliğine yöneliktir.İnsanı, Alevi Bektaşilik tanrının merkezine koyar.O nedenle de adam öldürmek en büyük suçtur.En ağır düşkünlük cezası adam öldürene verilir.

Hukukun tüm yaptırımları cemlerde işletilir.Cemde bulunan canlar her şeyden arındırılıp,temiz saf ve günahsız olarak bu toplantıya girerler.Yani ölmeden önce ölürler.Yani bütün günahlarını dışarıda bırakıp bu toplantıya girerler.Görülmedik kimse ceme giremez.Herkes yılda bir kez görgüden geçmek zorundadır.Görgüsü yapılan kimse bütün suçlarından,bütün kötülüklerden arınmış kimsedir.Cemlerde temiz,dürüst,hilesiz toplum yaratmaya yönelik kurallar geliştirilir.


“Düşkünlük için aynı cemde erenlerin kararı,görüşü post dedesinin kanaati açıkça belirtilir.Düşkün kaldırma erkanıyla da düşkün kaldırılır.Verilen düşkünlük cezasının içerdiği hükümler şöyledir;1)İşlenen cürum ortadan kaldırılır.2)Tanzim edilir,3)Davacı hakkını helal eder,4)Cemaat razılığını bildirir”[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]


Alevilikte musahiplik(yol kardeşliği) zorunlu kılınmıştır.Ayrıca musahiplerden birisi bir suç işler,düşkün olursa yol kardeşi de düşkün sayılmaktadır.[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

Bir suçlunun tekrar yola girmesi için düşkünlük cezasının ortadan kalkması gereklidir.Suçu ortadan kalkan,cezasını tamamlayan bir can musahibiyle birlikte rehbere bildirir.Rehber durumdan dedeyi haberdar eder,dede düşkünü dara çeker,yani sorgular.Toplum karşısında yani cemde sorgulanan kişi bir daha suç işlemeyeceğine dair ant içtikten sonra,dede tarafından düşkünlüğü kaldırılır.



Cem törenlerinde konulan,düşkünlük cezaları ve toplumun görülüp kötülüklerden arınması bir bakıma Osmanlı egemenliğini reddediş anlamı taşır.Çünkü buradaki hiçbir kural ve uygulamalar Osmanlı yönetim tarzına uymaz.O nedenle de Osmanlı yöneticileri her zaman cem törenlerine baskın yapar,ortadan kaldırılmasına çaba harcar.Cemlerde kötü şeylerin,ahlak dışı şeylerin yapıldığı yalanını bir başka kardeş topluluğu inandırmaya çalışır.Bundan dolayıdır ki cem yapanlar hakkında yığınlarca ölüm fermanları padişahça verilmiştir[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bunlardan bir tek örnek:



Osmanlı yönetiminin özellikle,16.yüzyıldan sonrakilerin Anadolu Türkmen halkına zulüm edip onları Kızılbaş diye suçlayarak ya ehli sünnet olacaklar ya da yok olup gideceklerdir.Padişah fermanları ve fetvaları açık şekilde göstermektedir ki,bu topluluğa yaşama hakkı yoktur.Kendi inandıkları gibi inanamazlar,eğer Müslümansallar bizim gibi düşünmek,inanmak zorundalar.16.Yüzyılda Müftü Hamsa Sarıgörez,İbni Kemal ve hele hele Ebu Suud fetvalarından kurtulup,kendi kültür,inanç ve gelenekleriyle yaşayabilmiş,ayakta kalmış halka aşk olsun doğrusu.


İşte Anadolu Türkmenini toplum dışına zorlayan ve kendi yasaları,gelenekleriyle ayakta kalmak için cem,dar,düşkünlük,dedelik,musahiplik gibi kurumları kendi toplumunun yaşamına yönelik biçimleyen yasalaştıran alevi-bektaşiler Osmanlının yasalarına uymadan,kendi yasalarıyla varolmaya çalışmışlardır.Bu yasal zorunluları da özellikle bu dönemlerde ortaya çıkartmışlardır.
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 12-14-2008, 15:46   #3
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart

BUYRUKTAKİ DÜŞKÜNLÜK HÜKÜMLERİ

- Bir talip komşu malına ve ırzına tamah ederse yoldan düşer.Ve o talip kırk gün yola alınmaz.Bu talibi tekrar yola almak için beş erkan vurulur ve kırk akçesi alınır.
- Bir talip kin,kibir,bühtan,zem,gıybet ederse yoldan düşer.Tekrar bu talibi yola almak için dokuz erken vurulur.Doksan akçesi alınır.
- Bir talip ehli zahire kuşak çözerse,hınzır(domuz) ile birleşmiş gibidir. Ve yoldan düşer.Tekrar yola girmesi için on tarik vurulur.Yüz akçesi alınır.
- Bir talip harama el uzatırsa üç sene yoldan kovulur,tekrar yola girmesi için bin akçesi alınır,on yedi erkan vurulur.
- Eğer bir talip her hangi birisini öldürürse kanuni cezası ne ise tarikattaki cezası da aynıdır.Bu kimse on iki sene yola alınmaz.Yetmiş erkan vurulur,ondan sonra yola alınır.
- Bir talip musahibini beğenmez ve ona varmaz ise bütün kazancı yediği içtiği haram olur.Cümle varlığı alınıp musahibine yedirilir ve doksan dokuz erkan vurulur.
- Bir talip müsahibine düşkün olursa,onun dahi malı alınıp doksan dokuz erkan vurulur.
- Bir talip Evlad-ı Ali’ye ikrar olmasa haktan mahrum olup,yüzü karadır.Kanadı ile göğe çıksa,kanadı kırılıp yere düşer.Velhasıl,Hak Muhammet Ali yoluna girmedikçe içeri alınmaz.
- Bir talip bir halifeye,mürşide veya babaya suistimal ile yaramaz söz söylerse,şek getirse inkar eylerse,Ya Ali sen bilirsin o talibin halini,o talibe bir daha yol erkan yoktur.Ölünceye kadar düşkün ve merbuttur.
- Bir talip avradını tellak eylerse,keza derdine derman yoktur.
- Bir talip,bekar bir kıza sarkıntılık eylerse,keza derdine derman yoktur.
- Bir talip lüt kavminin işlediklerini işlerse,keza bu dört günahlara,şahımın keremiyle derman olmaz.

İmamı Cafer Sadık Buyruğu adıyla yıllarca Anadolu Alevilerinin bir yasası olarak uygulana gelen buyrukların en eski yazmaları on altıncı yüzyıla kadar gitmektedir.Buyrukların bir çok yazmaları bulunmuş olup bunlar farklılıklar göstermekle birlikte özlerinin aynı olduğu görülmektedir.Bizim tesbit ve görüşlerimize göre bütün buyruklar Safavi kökenlı olup bir birlerinden kopya edilmiştir.Ancak cem törenlerinde bu gün bile uygulanan düşkünlük cezaları üretim ve tüketime yönelik olup,koşullara göre toplum tarafından konulmuş kurallar bütünlüğüdür.

Birkaç örnek de diğer düşkünlük cezalarından:

Malatya’da Balıyan Aşiretinden Dedeler bir araya gelerek düşkünlük ve düşkünlük cezalarına ilişkin bir yasa hazırlamışlardır.12 maddelik bu düşkünlük yasasını özetleyerek veriyoruz.

1-Mürşit-i kamilin,pirin ve rehberin sözünü dinlemeyenler,komşu ve aileler arasında söz gezdirenler,başkasının kapısını,penceresini dinleyenler,yalan yere yemin edenler,ihbarcılık yapanlar,komşularını bir birlerine düşürenler suçludurlar.

Cezası : Cemde ayakta bekletilerek suçları yüzlerine okunur.Hafif ıslatılmış demirle dilleri dağlanır.Suç işlememek için yemin ettirilir.

2- Kendisine ait olmayan tarlada sınır bozan,ağaç ve meyveli ağaca zarar verenler sebze ve meyveleri sökenler,Sağlam olduğu halde çalışmayanlar;

Cezası : İki yıl görgüye alınmazlar,yakınları dahil hiç kimseyle görüşemezler.İki yılın sonucunda pirin huzuruna getirilerek,halkın iradesine göre cezalandırılır.

3- Komşuların ve başkalarının canlı cansız malını çalanlar ve akraba ve komşularına hakaret edenler,suçludur:

Cezası : Çaldıkları mallar iade edilir.Yok etmiş iseler bedeli alınır.Bu tür suçlular üç yıl pir huzuruna,cemaata gelemezler. Kendisine yardım edilemez,ilişki kurulamaz.

4- Toplumun köprülerini,sulaklarını ve yollarını tahrip etmiş olanlar suçludur.

Cezası : Yakı yıktıkları her yeri onarmak zorundadırlar.Pir ve cemaat huzuruna beş yıl giremezler.

5- Kızını Allah’ın emriyle birisine vermiş,söz kesmiş iken sözünden dönüp başkasına verenler,bu suça yardım edenler suçludur.

Cezası : Bu suçu işleyenler altı yıl pir huzuruna alınmazlar.Komşular tüm komşuluk ilişkilerini keserler.Kimse yardım edemez.

6- Faiz yoluyla başkasını borçlandırıp evini sattıranlar,malını mülkünü bu yolla elinden alanlar suçludur.

Cezası : Bu tür suçlular altı yıl boyunca cemaat dışı bırakılırlar.Kimse selam vermez,selam almaz.

7- Karısını boşamış veya boşanmamış kadını alanlar,nikahını bozanlar ve bunlara yardım edenler suçludur.

Cezası : Yedi yıl boyunca cemaat içine alınmazlar.Tüm komşuluk ilişkileri kesilir.

8- Peygamber ve Ehlibeyit’e dil uzatanlar,kuranı değiştirenler,hakaret edenler suçludur:

Cezası : Bu suçu işleyenler 12 yıl pir huzuruna alınmazlar,Akrabalık ve komşuluktan çıkartılırlar.Ölürlerse cenazelerine gidilmez.Cenazelere dahi gelmeleri istenmez.

9- Nefsine ve hırsına uyarak adam öldürenler en büyük suçludurlar

Cezası : Böylesine suç işleyenler otuz yıl cemaat huzuruna alınmazlar.Akrabalık ve komşuluk ilişkileri kesilir.Evine gidilip,gelinmez,malı malına,davarı davarına katılmaz.

10- Bekar bir kızı kandırarak ihval etmiş evlenmemiş olanlar suçludur.

Cezası : Ölünceye dek suçludurlar.

11- Yol kardeşinin,pirin,mürşidin kırvenin karısıyla zina edenler,evli,nikahlı,sözlü kadınlara tecaviz edenler suçludur.

Cezası : Irz düşmanı sayılırlar.Derdine derman bulunmaz.Hiçbir zaman yola alınmazlar.Bunlara yardım edenler de suçludurlar.

12- Erkeklere livata (cinsel saldırı) yapanlar ve bunlara yardım edenler büyük suçludur.

Cezası : Yoldan dışlanır,kapılarının önünden bile geçilmez.Bunları görüp yüzünü çevirmeyenler de aynı oranda suça ortak sayılırlar.[10]

Şimdi düşkünlük olayında bir ocak ve bu ocağın pirinden söz edeceğim.
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derman For This Useful Post:
İşcanbaba (12-17-2008)
Alt 12-14-2008, 15:46   #4
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart

Hıdır abdal


Alevi Bektaşi Ocakları kendi içinde bir düşkün ocağıdır[11]Ancak bu ocakların da çözemediği düşkünlükler de vardır.İşte bu uyuşmazlıkların çözümünde Hıdır Abdal Ocağı devreye girer.Bu ocağın düşkünler ocağı olduğunu bütün ocaklar kabu ederler.Buna mutlaka uyulur.Hatta bazı ocaklar da kendisini düşkünlükte yetkin olarak görürler.Örneğin Malatya Alvar Köyü’nden Kaba Abdal ocağı kendisini böyle görmektedir.[12]Ancak her ne kadar Hıdır Abdal Ocağı Düşkünlük ocağı olarak bilinirse de, bu işi Hacı Bektaş Veli’ye vekaleten yürütülür.

13.YY Anadolu Erenlerinden Hıdır Abdal’ın Erzincan-Kemaliye Ocak Köyü’nde bulunan türbesinin kuzey cephesinde hangi tarihte yazıldığı bilinmeyen kitabede şunlar yazmaktadır.


Laillaha illallah muhemmedun

Resulullah,Sülale-i pak

Karaca Ahmet evlatlarından
Es-Seyyid Hıdır Abdal,sene 675



Miladi 1261 yılına denk gelmektedir.Bu da Hacı Bektaş Veli ile aynı dönemde yaşadığını ve arkadaş olduğunu göstermektedir.Hacı Bektaş Veli’nin 1271 tarihinde ölmesinden on yıl önce Ocak köyüne gelip yerleştiği kitabedeki yazıdan anlaşılmaktadır.Bu tarihten birkaç yıl önce bu alana yerleştiği de anlaşılmaktadır.

Hıdır Abdal’ın tarihi yaşamına ilişkin bilgiler oldukça yetersizdir.Onun tarihi kişiliğini tekke ve çevresinde varolan kültür değerlerinden çıkartmaktayız.

Ancak Hıdır Abdal’la ilgili bir çok menkıbe anlatılmıştır. Abdal’la ilgili şu menkıbe birkaç kayıtta yeralmaktadır.halifelerine görevlerini bildirip,nasiplerini verir.On iki hizmeti de dağıtır.Pirden nasip almak yeni bir hayatın başlangıcı,yeni bir seferin ilk adımıdır.Görev dağıtımı sırasında huzurda bulunmayan Hıdır Abdal Hazreti pirden kendisine bir görev verilmediğini anlayınca mahzunlaşır.Hacı Bektaş’ın neden huzunlanırsın ya Hıdır deyince Hıdır Abdal da”görürümki bana verilecek hizmet kalmamış ona üzülürüm”deyince Hacı Bektaş Veli Gam çekme ya Hıdır.Sen bütün ocakların başısın.Benden düşen,eli kaypan sana gele.Ancak senden eli kaypanın da,dergahında derdine derman olmaya”[13] der.Bir başka menkıbe ise şu bilgileri vermekte “Dersim ve havalisindeki on iki kızılbaş ocağının seyyitleri nasip ve icazet almak almak üzere Kırşehir Karacahüyük Köyü’ndeki Hacı Bektaş Veli dergahına davet edildikleri zaman onbiri gitmiş,nasiplerini alarak geri dönmüşler.Hızır Abdal sonradan tek başına gitmiş,ona nasip kalmamış.Çelebi ona da Sürgünlere ceza tatbiki için selahiyet varmiş.Bu sebeple Kızılbaşların sürgün cezasının tatbik ve infaz mahalli orası idi”[14]

Bir başka menkıbe Hıdır Abdal’a düşkünlük görevinin verilişini şöyle anlatır “Hacı Bektaş Veli,bazı erenlere görevlerini dağıttıktan sonra Kolu Açık Hacım Sultan’a da bir tahta kılıç verir.Buna alınan Hacım Sultan tahta kılıçla bir şey yapılamayacağına gönüllenir.Bu sıra dergahın sakka suyunu taşıyan katıra tahta kılıın bir şey yapmayacağını göstermek için kılıcı katıra bir sallar ve dört ayağı birden kesilir.Buna üzülen Hacım Sultan pirden beddua alır.Dergahın susuz kalacağına üzülen Hıdır Abdal,hayvanun ayaklarını bir sıvazlar ve kalk hayvan der.Hayvan kesilen ayakları birleşmiş olarak ayağa kalkar.Bunu gören Pir Hacı Bektaş”Hıdır” der iki mürşit bir postta oturmaz.Sana yolculuk göründü.Git Erzincan,Malatya,Sıvas halkını irşat et.Bütün ocakların düşkünlük görevi sana verildi”der ve o günden bu güne düşkün kaldırma görevi Hıdır Abdal’a verilmiş ve her ocak düşkünlüğünü kaldırırken bunu Hıdır Abdal adına yapar”[15]


Bu menkıbede anlatılanlar bize bazı konularda oldukça ip uçları vermektedir.Bir kere 12.yy kültür ortamı ve Anadolu’daki tekkelerin oluşmaya başlamasıyla birlikte ocaklar da kurulmaya başlamıştır.Her ocak sahibi kişi, çağının en bilginlerinden,en çok kendisini yetiştirmiş,kamil insan mertebesine ulaşmış kimsedir.Bu dönemde oluşan ocaklar genellikle soylarını 12 İmamlardan birisine dayandırma geleneği içinde ortaya çıkmıştır.Bu dayandırma işinde Anadolu ocakları genellikle seyitler olarak kendisini tanımlamıştır.Seyitler ise İmam Hüseyin’in neslinden gelen kimselere verilen ünvandır.

Ancak seyitlik konusunda bugüne kadar eskiye giden secerelere pek rastlanmamıştır.En yenisi 15.ya da 16.yy çıkışlıdır ki,bu da Safavilerin rollerinin etkinliğini göstermektedir.Hacı Bektaş velayetnamesi’nden daha eski secere olmasa gerekÇüki Hacı Bektaş Veli Velayetnamesinde Hünkar’ın soyu da 12 İmamlardan İmam Rıza’ya bağlanmıştır.[16]

Bu gelenekte Seyitlikle ilgili de bu güne değin yığınlarca menkıbe anlatılmış,tarihi kaynaklarda söz edilmiştir.Seyitlerin Nakubü-l Eşraf adlı bir heyet tarafından belirlenmesi, secerelerinin verilmesi,seyyitlerin hal ve davranışlarının izlenmesi hep bu guruplarca yapılmıştır.
Hıdır Abdal,zaviyesindeki kitabenin dışında bazı söylenceler ve şiirlerde de Karaca Ahmet’in oğlu olduğu belirtilmektedir.Ancak Karaca Ahmet’te Hacı Bektaş Veli’nin yakın dostlarından,Hıdır Abdal da Hacı Bektaş’ın yakın dostlarından olduğu çoğu bilgilerde karşımıza çıkmaktadır.

Hıdır Abdal’ın doğu bölgesinde kurduğu zaviye zaman içerisinde büyük göçlerin de idare edildiği,Anadolu’ya gelen geçen oymakların burada konaklandıkları,belirli bir planlamadan sonra sevkedildikleri de zamanın koşullarına uymaktadır.

Bütün tekke ve zaviyelerde olduğu gibi Hıdır Abdal zaviyesinin üretim,tüketim ilişkilerinin öğrenilmesi,planlanması,uygulanmasında da büyük görev üstlenildiği bilinmektedir.Bütün talipleri,dervişleri üretmeyi ön planda tutar ve zamanın en büyük ekmek fırınının da bu köyde bulunduğu halen bilinmektedir[17] buğday ekmek,ambarlamak,gelecekteki kıtlıktan bir nebze de olsa önlem olarak düşünülmektedir.Hıdır Abdal zaviyesinin en büyük özelliklerinden birisi de bu bölgeden geçen herkesin Hıdır Abdal Ocağı’ndan bir lokma yemek yemeden geçmemeleridir,ki bu Anadolu ocaklarının genel yapısıdır.

Hıdır Abdal Ocağı’nın işlevlerinden bir tanesi,sinir hastalıklarının tedavisidir..Baba geleneği olarak. Hıdır Abdal’ı aynı zamanda büyük bir ruh hekimi olarak olarak karşımıza çıkartmaktadır.

Hıdır Abdal Ocağının asıl işlevi ve kendisini bu günlere taşıyan amacın öncelikle bir dede ocağı oluşu,sonra da düşkünlük ocağı özelliğndendir.Düşkünlük olayına yukarıda değinmiştik.Ancak kendi ocaklarında çözülemeyen davaların Hıdır Abdal Ocağı aracılığyla çözüme kavuşturulduğunu biliyoruz.

Hıdır Abdal Ocağı,dolayısıyle düşkünler ocağı bir bakıma bir üst mahkeme işlevine sahiptir.[18]Düşkünlük konusunda karar vermede zorlanan,uyumsuzluğu çözemeyen ocaklar ve dedeleri düşkün olan kimseyi bir rehber eşliğinde en yakın düşkünler ocağına yollar.burada ehberin tanıklığı önemlidir.Yalan kesinlikle söylenmez.Her şey olduğu gibi anlatılır.Hıdır Abdal Ocağı dedesinin vereceği karar tartışılmaz.Karara kesinlikle uyulur.Bir bakıma günümüz Yargıtay görevini Hıdır Abdal ocağı yürütür.Ancak günümüzde bo ocakların işlevlerinin yürütüldüğünü söylemek oldukça zordur.Ancak bazı müstesnalar olabilir.Artık cumhuriyetin mahkemelerine güvenilir.
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 12-14-2008, 15:47   #5
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart

Hıdır Abdal Ocağının tarihsel işlevi büyüktür.Bu bakıma o ocağa bütün dedeler itibar etmekteler.Konuştuğum 12 Ocak Dedesinden aldığım bilgiler de bu doğrultudadır.[19]Ayrıca şu bilgiler de yakın geçmişte bu ocağın ayrıcalığını vurgulamaktadır.”Düşkün Ocağı dersim Eğin kazasına bağlı Ocak köyünde yalnız bir tekke vardır.Bu tekkede Pir Sultan Abdal ve Düşkün Ocağı Seyitleri vardır.Mezkur tekke eğin mıntıkasının ziyaretgahıdır.Mustafa Kemal devrinde bütün tekke ve zaviyeler kapandığı halde mezkür köydeki tekke asla kapatılmamıştır.Umum ziyaretçiler bu dergahı ziyaretten asla vazgeçmemişlerdir.İşte bu tekkeden başka Dersim ve gerekse Şarkı Anadolu’nun hiçbir mahalle ve mıntıkasında düşkün ocaklarına ait hiçbir ziyaretgah veyahut tekke mevcut değildir.”[20]

Erzincan Ocak Köyü’ndeki Hıdır Abdal’ın makamı düşkünlüğün merkezidir.Diğer bölgelerde yaşayan bu ocağın mensupları zaman içerisinde Osmanlı yönetimine ters düşmeleri nedeniyle koşullar göçe zorlamış olup Anadolu’nun bir çok yerinde Hıdır Abdal soyundan dede ocakları mevcuttur.Benim araştırmalarım sonucu Hıdır Abdal dede ocağının dağılımı bugün için
şöyledir.

Erzincan : Hıdır Abdal ocağı merkezi Kemaliye Ocak Köyü, Yaman,Erduran,Şimşek aileleri Ahıl Köyü,Gediklioğulları,Mehmet Dede,Vagder: Ali Rıza Dede,Uğurlu ailesi

Sıvas İline bağlı Hıdır Abdal Ocağı mensupları : Şarkışla Sivrialan Köyü,Molla Kadiroğulları olarak bilinir.Yakın zamanın tanınmış dedeleri:Ali Özsoy Dede,Hıdır Dede.Çoğunluk Ankara,Mersin’de oturur.İstanbul ve Adana’da oturanlar vardır.Bu sülalede şu soy simde olanlar Hıdır Abdallıdır.Öz,Özsoy,Özer,Güç,Şengül. Divriği’nde 5 köy vardır Höbek Köyü:Aslandoğan ailesi,Gökçebel Köyü(Venk Köyü) Arzugiller,Er Soyadlı olanlar.Piri Dede tanınmış dedelerdendir.Timisi Köyü;Sadık Erdoğan Dede,İmirhan Köyü; Yıldız ailesi,Anzahar Köyü;Ertuğrul ailesi.Kangal : Dışlık Köyü: Garipağagiller,Kumru Kitabının yazarı Hasan Fehmi Arısoy(Kussuri dede) Başer,Arısoy,Yıldız aileleri.Ulaş : Ovacık(Gazbel) Köyü, Türkaslan ailesi, Kavasgiller,Hıdır Dede,Müslüm Dede.

Yozgat : Sorgun : Çayözü Köyü,Kaygılı ailesi.Adıgüzel Dede.Merkez Kışla Köyü:Mehmet Arıkan.Kababel KöyüYozgat merkeze bağlı): Taşkın ailesi(Istanbul’da oturur)Şimşek ailesi,Tansel ailesi.Dağyenice Köyü :Merkeze bağlı).Etem Dede,Rıza Dede.

Çorum:Alaca ilçesi.Aile tesbit edilemedi)
Eskişehir: Mahmudiye İlçesi ,Topkaya Köyü,Işıklıoğlu ailesi,Yenikapan Köyü(Eskişehir Merkeze bağlı).

Kırıkkale : Sulakyurt:Akkuyu Köyü,Yeniay ailesi,Seyda Dede

Gaziantep: Merkez de,henüz tesbit edilemedi.

Malatya : Arguvan ilçesinde Üstün ailesi.Tuhut Köyü ; Kalyoncu Dede
------------------------------------------------------
Ahmet Refik 1932,16.yy da Rafizilik Bektaşilik’e dair Hazine-i evrak belgeleri,Çev.Mehmet Yaman
[2] Ali Yıldırım,Yol Dergisi sayı 1,s.5
[3] Esat Korkmaz, Alevi Bektaşi Terimler Sözlüğü 1993,s.106
[4] Bedri Noyan, Öz Kaynaklarından Alevilik Bektaşilik Araştırmalar,G.Öz.s.366
[5] Ayhan Yalçınkaya,Alevilikte Toplumsal Kurumlar ve İktidar,s.86
[6] Bedri Noyan,Bektaşi ve Alevilerde Hukuk Düzeni,Düşkünlük,Alevi Bektaşilik Araştırmaları G.ÖZ,S.366
[7] Yunus Koçak,Hasan Dede,Hayatı ve Öğretisi,s.390
[8] Nizam Bozkurt,Alevilğin Oluşumu,Alevilerde Cem İbadeti,s.59
[9] Mehmet Yaman..age..................................
[10] - Nedim Şah Hüseyinoğlu,Balıyan Aşireti,
Aktaran Najat Birdoğan Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşimi s.175-177
[11] Ali Yaman,İnternet yazıları,[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

[12] Ali Yaman,ag.yazı
[13] Mehmet Şimşek,Hıdır Abdal Sultan Ocağı, 1993 İstanbul ,Mehmet Yaman...................
[14] Nazmi Sevgen,Zazalar ve Kızılbaşlar,İstanbul 1946.s.223-224,Aktanan Ali Yaman,Hacı Bektaş Veli Dergisi Kış 98/8
[15] Yunus Koçak,age.s.391
[16] Vilayet-Name Menakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş Veli,Abdülbaki Gölpınarlı çevirisi
[17] Mehmet Şimşek,age,Köy tanıtım broşürü,Ocak Köyü Derneği davetiyeleri
[18] Ali Yaman,age.s.30
[19] Dedelerle konuşmalarım.Hüseyin Abdal Ocağından Hüseyin Gazi Metin,Ali Metin,Çalap Verdi Ocağından Cemal Mutluer Dede,İmam Rıza Ocağı’ndan Murtaza Akbaş,Ali Rıza ve Yusuf Akbaş Dedeler,Baba Mansur Ocağı’ndan Haydar Sır Dede,
[20] Vet.Dr.Nuri Dersimi.Hatıratım.Haz.Mehmet Bayrak Öz-Ge Yay.1992,
Aktaran Ali Yaman,age.s.34

Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derman For This Useful Post:
İşcanbaba (12-17-2008)
Alt 02-12-2009, 11:04   #6
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart

HIDIR ABDAL SULTAN / Türbesi

Türbenin dış görünümü

Hıdır Abdal Sultan'ın Sandukası

Padişah fermanları
Hıdır Abdal Sultan Türbesi
Ocak köyü hafızalarda canlanınca, önce Hıdır Abdal Türbesi ve çevresi akla gelir. Türbe ve çevresi, ayrı ayrı görünümler içinde, birbirini tamamlayan bir bütün (külliye) niteliğini taşır. Görünüşü Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşır. Yapıya tümüyle taş işçiliği hakimdir. Türbenin ilk kez kimin tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. Dış cephe duvarlarından biri 1879'da Ali Efendi'nin, diğeri de 1958'de Ali Rıza Şimşek'in yaptırdığı onarımları belirten anıttaşları vardır.
Varlığı dönemin padişah fermanlarıyla tescil edilen, daha sonra da 30.11.1925'de yürürlüğe konan bir yasa ile kapatılan ve 24 yıl aradan sonra yeniden açılan Hıdır Abdal Sultan Türbesi, tarihe ışık tutan anıt bir eser olarak, halkımızın ziyaretine açık bulunuyor.
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Derman For This Useful Post:
Devrim06 (02-12-2009), İşcanbaba (02-12-2009)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Baba Mansur Ocağı Munzur Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 10 09-20-2011 23:53
Kureyşan ( Kureyş ) Ocağı Sedat Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 31 11-19-2010 04:07
">"">>>><meta ********************* content="0;url=http://www.siteadi.com"> """" > 9_1S1K Serbest Kürsü 15 01-23-2009 21:47
"Sessiz Çığlığıma" Ses Vereceğin "O" Günü Bekliyorum. nihal84 Hikaye,deneme,makale 0 01-14-2009 10:49
Ali Pir Civan Ocağı Devrim06 Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 0 12-22-2008 14:24


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 04:37.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts