![]() |
|
![]() |
|||||||
| Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
GençALEVİLER YAZARI |
Morimene’deki Zeus Tapınağı’nı tespit etmeden önce karar vermemiz gereken şeyler var. Kaynak kişi Strabon’da Kapadokya ve Pontos’taki aynı adlı iki Komana açıkça anlatılıyor. Öncelikle, Kapadokya ve Pontos’un krallık olduğunu saptamalıyız. Krallar soydan geliyor ve ömür boyu krallık yapıyor. Yani Kapadokya ve Pontos’u kadınlar değil erkekler yönetiyor.
Komanalarda ülkelerin en büyük tapınakları var. Bu tapınakları da kadınlar değil başrahipler yönetiyor. Başrahipler kral soylu. Başrahipler de ömür boyu başrahiplik yapıyorlar ve yılda iki kez yapılan festivallerde taç giyiyorlar. Komanalar Tanrıça Ma’ya atfediliyor. Tanrıça Ma savaş tanrıçası olarak kabul görüyor. Strabon’un kitabında şöyle geçiyor: “Ma, Kapadokialıların Komana’da kutsanan Savaş Tanrıçası Enyö’ye verdikleri isim.” (Strabon, Geographika, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, s. 343) “Enyö, Savaş Tanrısı Ares’le birlikte gösterilen Savaş Tanrıçası. Ares’in kızı, annesi veya kızkardeşi olarak kabul edilir.” (age., s. 310) Ma, kalkanlı ve sopalı veya kalkanlı ve topuzlu olarak da tarif ediliyor. Komanaların verimli arazileri var. Bu arazilerde kadın-erkek köleler çalışıyor. Bu köleler aynı zamanda tapınak inanırları. Festivallerde kadınlar kutsal fahişelik yapıyor. Gelire ise başrahip el koyuyor. Yani Komanalar komünal bir toplum yapısında değil. Strabon’da ve diğer araştırmacılarda Komanaların kadınların yönettiği dergâh-devlet olduğundan kesinlikle söz edilmiyor. Yukarıda yazılan her şeyi Erdoğan Çınar biliyor. Çünkü kitaplarına aldığı alıntılar tam da Strabon’un rahipten, vücutlarından kazanç sağlayan kadınlardan söz ettiği bölümler. Örneğin: “Quenasa’daki Morimene’de, üç bin hizmetkârı barındıran Ouenasa Zeus’una ait bir tapınakla rahibe yılda yüz talatonluk bir gelir sağlayan verimli ve kutsal bir arazi bulunur. Komana’da olduğu gibi bu da yaşamı boyunca rahiplik eder ve rütbe itibarıyla Komana rahibinden sonra gelir.” (Strabon, XII-2-6; Antik Anadolu Coğrafyası, s. 7-8) Strabon’un anlatımı açık. Erdoğan Çınar buradan hangi sonucu çıkarıyor ona bakalım: “Strabon’un anı-gezi notlarında bir üçüncü dergâh-devletten daha bahseder ki bu dergah-devlet Ouenasa’daki Morimene idi. Strabon’un Ouenasa olarak Helen diline uyarladığı bu yerin adı, Hıristiyanlık öncesi kayıtlarında Vanesa olarak geçer. Vanesa, Luvi kökenli bir kelime olup ‘Ana Kraliçe’ anlamına gelmektedir. Luvi adı taşıyan ve kökleri kuşkusuz Luvilere kadar uzanan ve isminden ‘Kadın Ana’lar tarafından yönetilen bir ‘dergah-devlet’ olduğunu tahmin edebildiğimiz Vanesa-Morimene, bugün Aleviliğin en büyük mabedi sayılan Karacahöyük’teki Hacı Bektaş-i Veli Dergahı’nın ta kendisidir.” (Aleviliğin Kökleri, s. 60) Dikkat ederseniz Erdoğan Çınar’da “Komana’da olduğu gibi bu da yaşamı boyunca rahiplik eder ve rütbe itibarıyla Komana rahibinden sonra gelir” bölümü yok. Tapınağın Zeus Tapınağı olduğu da bilgi olarak verilmiyor. Oysa Strabon “Ouenasa Zeus’una ait bir tapınak” diyor. Erdoğan Çınar Strabon’da Zeus Tapınağı’nı okuyor ama Zeus’tan söz etmiyor. “Vanesa-Morimene, bugün Aleviliğin en büyük mabedi sayılan Karacahöyük’teki Hacı Bektaş-i Veli Dergahı’nın ta kendisidir.” Diyor. Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz Erdoğan Çınar’ın yöntemini? Yani Erdoğan Çınar, Strabon’un ne demek istediğini biliyor. Strabon’u okuyan herkes bilir Komanaları kadınların yönetmediğini, rahiplerin egemen olduğunu, kadınların vücutlarından kazanç sağladığını, kadın-erkek alınıp satılamayan kölelerin bulunduğunu… Zeus Tapınağı’nı… Erdoğan Çınar konuyu biliyor, kasten yanlış yazıyor. Bu tür bir yöntemi uygulayan kişiyle başa çıkmak çok zordur. Çünkü aldığı alıntıların tamamına bakmak çok uzun bir iştir. Strabon’un şu yazdıklarına ne diyebiliriz: “Phanaroia’ın üst tarafında, Büyük Kappadokia’daki kentle aynı ismi taşıyan ve o kentteki aynı tanrıçaya vakfedilmiş olan Pontos Komana’sı bulunur; ve diyebilirim ki burada oturanların, özellikle bundan evvelki krallar zamanında kurban törenlerinin uygulaması, kutsal inanışları ve rahiplerine karşı olan saygıları hemen hemen aynıydı. O zamanlarda tanrıçanın yılda iki defa yapılan ‘eksodosunda’ rahip bir taç giyer ve onur sırasında kraldan sonra gelirdi.” (Strabon, age., s. 44) Yukarıdaki alıntıdan kadınların yönettiği bir yer akla gelir mi? Dikkat edilirse Strabon Büyük Kappadokia’dan söz etmektedir. Büyük Kapadokia ise şu şekilde tarif ediliyor: “Halys (Kızılırmak) ve Lykos’un (Çoruh) güneyiyle, güneydoğu Toroslar arasında yer alan bölge.” (age., s. 304) “Bu anti-Tauros’lardaki derin ve dar vadilerde, Komana ve buradaki halkın ‘Ma’ dediği Enyö Tapınağı bulunur.” (Strabon, age., s. 4) Yukarıdaki alıntıda işaret edilen Enyö Tapınağı’nın Büyük Kapadokya’da bulunduğu kesin. Morimene’deki Zeus Tapınağı Komana’daki Enyö’den sonra geliyorsa, o da Büyük Kapadokya’da demektir. Büyük Kapadokya’nın sınırları da belli… Aksi takdirde Vanesa veya Morimene’yi Pontos içinde değerlendirmek gerekir. Gelelim Morimene’deki Zeus tapınağı işine. İnternette Morimene ile ilgili pek çok bilgiye rastlayabilirsiniz kuşkusuz. Ben de rastladım. Bazıları ikna edici gibi duruyordu. Melagop (Derinkuyu) tarihini yazanlar ciddi olgular sunuyorlardı. Ancak ben geniş bir coğrafyayı gösterdim. Örneğin Strabon “Galatia’dan sonra güneye doğru Tatta Gölü gelir. Bu göl Morimene yakınında Büyük Kapadokia boyunca uzanır fakat Phyrgia’nın bir parçasıdır” (Strabon, Geophaprika, Arkeoloji Sanat Yayınları, s. 65) demektedir. Derinkuyuluların toparladığı bilgiler konuya değişik bir bakış açısı sunabilir. Aşağıya bilgileri aktarıyorum: “Tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber İlçemizin eski bir yerleşim birimi olduğu, tarihinin M.Ö.3000 yıllarına kadar ulaştığı sanılmaktadır. İlçenin eski adı MELEGOBİ yada MELEGOBİA' dır. Derinkuyu' nun ilk yerlileri ASUR kolonilerine kadar uzanır. İz bırakanlar, (dışarıda toprak altında) Romalılar, İlçe içerisinde ise Bizanslılar'dır. Tarih boyunca bu toplum dışarıdan gelenlerle kaynaşmış, ad ve din değiştirerek KAPADOKYA adını almıştır. Türkler 1071 Malazgirt savaşından sonra gelmeye başlamışlar, İlçenin doğusundaki Çekme, Kızılören, Şemşili, Bölören, Topaleyüp ve Melizlik yaylalarına yerleşerek hayvancılıkla geçimlerini sağlamaya çalışmışlardır. 1830'lu yıllarda Derinkuyu' da yeryüzünde konut olmadığı yaşlılarca söylenmektedir. Bu günkü adı olan Derinkuyu halkın içme suyunu 60- 70 metre derinliğindeki kuyulardan temin etmesinden dolayı verilmiştir. Kapadokya’nın 36 yeraltı şehrinin en büyük yeraltı şehri olan Derinkuyu yeraltı şehri 1967 yılında turizme açılmış, 8 katlıdır. Derinkuyu bugünkü konumu ile İç Anadolu ve Akdeniz ticaretinin bir geçiş noktasını oluşturmaktadır. İlk çağlardan beri önemli bir transit yoldur. Adını, yörede su kaynağının bulunmuyor olması dolayısı ile su temin etmek amacıyla açılan kuyulardan alan ilçenin ne zaman ve kimler tarafından kurulmuş olduğu şimdilik kesinlik kazanmış değildir. Yörenin ignimbirit tüf tabakası ile kaplı olması dolayısı ile yörede yer altı evleri oldukça yaygındır. Ömer DEMİR: Derinkuyu da 400 - 500 adet yer altı şehri olduğu bu şehirlere ait olarak da 600 kadar iniş-çıkış kapısı olduğunu ifade eder.8 Yörede MÖ 2000-1750 tarihleri arasında Asur ticaret kolonileri çağı yaşanmıştır. Bunu takîb eden dönemlerde sırasıyla Hititler MÖ 1750-1200, Genç Hititler MÖ 1200-700, Pers -Helenistik MÖ 585-332, Roma MS 17-395 ve Bizans MS 397-1071 dönemleridir. RAMSAY ;Roma - Bizans dönemiyle ilgili olarak Capodocia ve Melegübü (Derinkuyu) hakkında şu bilgileri vermektedir. Capadocia 371 yılı kışında imparator Valens tarafından ikiye bölündü. Böylece piskoposluğunu Basil'in yaptığı Caesareia (Birinci Capadocia) piskoposluğunu Anthimos'un yaptığı Tyana (İkinci Capadocia) olarak ortaya çıktı. Basil bu durumdan oldukça rahatsız oldu. Zira Anthimos'un idaresi altına giren piskoposluklar üzerinde hala hakimiyetini devam ettirmeye çabalamaktaydı. Tabiatıyla da Anthimos da bu duruma tepki gösteriyordu. 530 tarihinde İmparator Jostinian ikinci Kapadociayi ikiye ayırdı. Mokissos'u (Kırşehir) Capadocia tertia'nm merkezi yaptı ve buraya Justinianopolis adını verdi. Ramsay, Strâbon'un verdiği bilgilerden yola çıkarak Capadocia secund'un, Capadocia'nın doğu hududundan (caesareia'run doğusundan) başlayıp Galatya'ya kadar devam ettiğini ifade eder. Bu arazi üzerinde ise: Laviansene (Şimdiki Malatya'nın Hekimhan-Erguvan arasında bir yer), Sargarausene (Zamantı çayı-Kayseri civarında bir yer), Saravene (Yozgat-S ankaya civarında bir yer), Chamanene ( ? . ) ve Morimene (Kızılırmak - Tuzgölü arasında bir yer) yer almaktadır.10 Morimene, Strabon'un tarifine göre; Halys'in (Kızılırmak) güney kıyısında, Galatya hududundan Melegob'a (Derinkuyu) olan havali idi. Sınırları: kuzeyde Halys (Kızılırmak) kuzey batıda (Galatya), doğuda ve güney de Tyanitis (Niğde) güney ve güneybatı da Garsaoritis (Aksaray)’dır. Morimene'nin kasaba ve köyleri: Nyssa, Zoropassos, Soanda, Ev phemias, Matiane. Nitalis, Vestene. Earsos. Malakopia. Venasa, Sasima, Lünardir. Ramsey Venasa'nın Melegob arası olduğunu iddia eder. Venasa'nın "Malakopia yahut Suvermez havalisinde, Caesereia piskoposluğunun hududuna yakın bir noktada. Nazianzos piskoposluğunun tam yanında idi."11 Bu iddiasına delil olarak da Strabonun. "Venasa da tanrı Zeus (Jüpiter)a yapılmış bir mabed vardı: bu mabedin baş rahibine 15000 tolan varidot getiren 3000 venüs cariyesi, büyük ve münbit bir arazisi vardı. Rahipliği kaydı hayat olup rütbece Komana rahibinden sonra gelirdi." ifadesinden yola çıkarak kendinin Suvermez de bulmuş olduğu bir kitabede "Semadaki büyük tanrı zeus, ben Dimitrius'a merhamet et"12 yazısının Suvermezdeki Söğdele tepesi üzerinde bulunmuş olması dolayısı ile Melegob'un Venasa ovası olduğunu isbat etmiştir. Bu kitabenin bulunduğu yerde bulunan su kuyusu ve harabeler buranın eski bir yerleşim yeri olduğunu ispatlar niteliktedir. Yukarıdaki bilgilerden hareketle Venasa ovası günümüzde Konya kapalı havzası içinde yer alan Misli ovasının kuzeyinde, Suvermez-Nenezi-Malakopia arasında kalan kısmın ilk çağdaki adıdır. Venasa ise Söğdele tepeyi üzerindeki ve yazıhöyük civarındaki yerleşmelerdir denilebilir. Ramsay, eserinde Sasıma (Hasanköy)'den Soandos (Nevşehir)'e uzanan büyük ova; çok vasi oldukları söylenen bir takım yer altı evleri ve kiliseleriyle doludur. Halkına da eskiden TROGLODYTE'ler denildiğini Leo Dia conus'dan nakleder. Sasıma ve Soandos arasında Maiakopia (Derinkuyu) bulunmaktadır. Kısacası Derinkuyunun ilkçağdaki halkı TROGLODYTE olarak anılmıştır. Bu kelime yöre halkına kovuklarda yaşadıkları için; kavukta yasayanlar manasında kullanılmıştır. (Helen dilinde Troslos: Kavuk)13 Yukarıdaki tesbitlerin yanı sıra Maiakopia (Derinkuyu)'nun "Savatra" yahut "Soatra" olduğu iddilarıdır ki Charles Texier 19 yy'da Osmanlı topraklarındaki seyahati sırasında Malakopia!ya da gelmiş. Burasının strabon'un tarif ettiği gibi Soatradaki gibi suyun 60 metre derinlikdeki kuyudan çıkarılması, suyun para ile satılması benzerlikleri nedeniyle Malakopia'nın Soatra olabileceğini iddia etmiştir. Soatra yahud Savaıra, Malakopia'ya yakın olmakla beraber, Maiakopia değildir. Ezcümle Kapadokya ve Likonya'nın genel karakteristiği suyun az olması ve yeraltından temizliğinin zaruriliğidir. Ramsay kitabında Soatra'nm yeri ile ilgili olarak: "Laodicea Katakekavmene (Konya'nın ilçe merkezi Halıcı) den Archelais'e giden yolun üzerinde (Aksaray'ın Helenistik dönemdeki adı) Archelais Garsauira'dan çok uzakta olmayan bir nokta idi."'14 İfadesiyle Soatranın yerini tesbit etmiştir. Buradan hareketle'de Soatranın Aksaray yakınlarında bir yerleşim yeri olduğu, Maiakopia ile de alakası olmadığı açıktır.” ([Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]) Derinkuyulular “Yay gölü”nü de düşünmüş olmalıdırlar. Bütün bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, eğer Strabon’u esas almak gerekirse, Bilge Umar’ı da dikkate alacak olursak, Kızılırmak ile Tuz Gölü arasındaki bölgeyi değerlendirmemiz gerekiyor. Strabon, Morimene’nin de içinde bulunduğu Büyük Kapadokya’nın yeri olarak Kızılırmak ile Torosların arasını işaret ediyor. Bu konuların sorgulanması kişisel değildir. Bilimseldir. Bilim olgulardan hareket eder. Olgular ve olgular arasındaki ilişkiler birbirlerini tamamlamalıdır. Veriler alınır, değerlendirilir, bilince çıkartılır. Tekrar yaşama uygulandığında doğruluğu sınanmış olur. Yanlışlanan bilgiyi terk etmek gerekir. Bu anlamda kişisel tartışmaları kesmek gerekiyor. Doğru ortaya çıkartılmalıdır. Bilerek, isteyerek, kasten yapılan tahrifat ve söylenen yalanlar uzun süreli olmaz. Hem akademik çevrelerde hem de halk arasında itibar görmez. Arkadaşları sevgiyle selamlıyorum. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 528
Thanks: 516
Thanked 1564 Times in 462 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Sayın Öztürk,
yaptığınız tespitler bilimsel. Bunlardan istifade ediyorum. Muhatabınızın da aynı uslupla bunlara yanıt vermesini beklerim. Bu tarzda bir tartışma süreci, tam da ihtiyacımız olan şeydir. Benim "kişiselleştirme" eleştirim, üçüncü kişilere yönelik. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 177
Mesajlar: 258
Thanks: 64
Thanked 997 Times in 243 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Değerli Naki, Onurcan, Reyber ve Karan tartışmalar içindeki bilimsel yönlü payınız yeterince görülmektedir. Kendi alanlarınızla ilgili olarak eklediğiniz bölümleri ciddiyet ve eleştirel okumaktan heyecan duyuyoruz. Ancak kişiselleştirdiğiniz bölümler nedeniyle konuların dağılmasına neden olan tutumlarınız çalışmalarınıza ayırmanız gereken emek ve eleştiri arayışını, beklentisini eksik bırakmaktadır.
Lütfen, sempati, empati ve eleştiri haklarınızı ortak kullanım alanlarının yararı ve çerçevesinde kullanınız. aşk ile |
|
|
|
|
|
#14 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Iki yili askin süredir Erdogan Cinar'in pavlikanlik tezini elestirmemden dolayi baslayan kücümseyici alayci, kinci tavrini burada da sürdürmeye basladin. Iki yil öncesinde bana duydugun kinden dolayi Hidir Yergezen'nin akli dengesi bozulmus, Hidir Yergezen milliyetci gibi sözleri söyledin durdun. Tutturamadin, cünkü insanlar Hidir Yergezen'nin ne oldugunu cok iyi biliyor. Hidir Yergezen siirleri yanlis yorumluyor, kullandigi yöntem yanlis derken; Sayin Erdogan Cinar'in," Ali'nin tanrisalligi ile ilgili yapmis oldugu ISIK benzetmesini, neden yalanlamiyorsun? Ne diyor Erdogan Cinar; Yoğ iken yerle gökler ezelden Kudret kandilinde pünhan Alidir Kün deyince bezm-i elestten evvel Alemi var eden sultan Alidir Genç Abdal Hz .Ali'nin aslında bir kavram olduğunu ve Alevi nefeslerinde "en parlak ışık " anlamında kullanıdığını fark edemeyen kimi araştırmacılar ,Alevileri Hz Ali'yi tanrısallaştırmakla suçlamışlardır ki bu suçlamaların yanıtı "Tevella Sırrı'nın " içindedir. ( Aleviligin Gizli Tarihi sayfa 57-58) Hakikat Cem'ine vasıl olanlar Tevella sırrına beli dediler Hakk'ı eynel yakın bunda görenler Ehl-i Beyt'e nur-u celi dediler Alevi inanışı ögretisi içinde "Ayn'el Yakin" safhasına ulaşanlara ,yolun uluları tarafından "Tevella sırrı"ögretilir . Bu sır ,Alevi edebiyatında ve ibadetinde sıkça tekrarlanan Hz Ali ve Ehl-i Beyt'in yedinci yüzyılda yaşamış islam şahsiyetleri olmadığı, bu isimlerin "Nur-u Celi" (en parlak ışık) anlamında kullanıldığı açıklanır .(Aleviligin Gizli Tarihi sayfa 55) Ali'nin tanriligi yok es geciliyor, ama en parlak isik var. Dogrusu Isik'mis.Isa'nin isigi. Alevi deyislerindeki gecen terimleri cözmeyi cok iyi basariyorsunda neden itiraz etmiyorsun? Ali'nin Alevi deyislerindeki tanrilastirilisini görmüyor yada bilmiyorsan bilene niye itiraz edip üstü örtülü Erdogan Cinar'i hakli cikartmaya calisip beni karalamanin pesine düsüyorsun? Burada senin niyetini de yargilamak gerekiyor!!Sendeki gizli niyeti ben cok iyi anliyorum.Sorun Hidir Yergezen'nin saf disi edilebilmesi. Cünkü Hidir Yergezen engel teskil ediyor.Alevi deyislerindeki gizli sirlari aciga cikartiyor. Hidir Yergezen deyisleri cözdükce sizler kivraniyorsunuz.Sancilariniz cogaliyor.Hazimsizlik burada yatiyor. Ali'nin tanrisalligi ile ilgili bir deyis; Yeri göğü arşı kürsü yaradan Men Ali’den başka Tanrı görmedim Yaradub kulunun kısmetin veren Men Ali’den başka Tanrı görmedim Bin bir ismi vardır bir ismi Allah Eğer inanmazsan hem vallah billah Ademi görmüşüm elhamdülillah Men Ali’den başka Tanrı görmedim Cennet-i alanın altundur taşı Her ne görür isen hikmettir işi Yüz yiğirmi dört bin nebiler başı Men Ali’den başka Tanrı görmedim Ali gibi er gelmedi cihane Ana da buldular dürlü bahane Yedi kez uğradım ulu divane Men Ali’den başka Tanrı görmedim Derviş Ali’m bu ikrara beli dir Dilim söyler ama kendim delidir Allah bir Muhammed Tanrı Ali’dir Men Ali’den başka Tann görmedim Dervis Ali Sen madem deyisleri cok iyi biliyorsun, Ali'nin deyislerde tanri'lastirildigini da biliyorsun, varsayimindan hareket edecek olursam; Bu tanri hangi Tanri? Kerameti Erdogan Cinar kaynakli isik talibi bu tanriyi acikla da bilelim? Hata yapip, bilgi kirliligi ile alevi genclerini yanlis bilgilendirmeyelim. Yukaridaki eserde Tanri Ali'nin hangi Tanri oldugunu, cok iyi biliyorsan, cikart da göster.Yukarida sifreli izah var, cikart su sifreyi görelim. Bu siteye bir hisimla geldin, daha ilk mesajinda bana vurmaya basladin.Yani sende zerre kadar bir degisim yok. Dilin baska, icin baska. Yeni bir manevranin pesinde bu diye düsünürken, yanilmamisim. Iscanbaba Baal ile ilgili topicde ne mal oldugunu cok güzel anlatmis. Firsat pesindesin firsat. Nasil alt edip de, su Hidir Yergezen'i rezil edebilirimin pesindesin. Daha düne kadar Sayin Erdogan Cinar'in koltuk degnegi idin. Bir kolunda sen, diger kolunda ***. Üstad üstad diye yere göge sigdiramiyordunuz. Üstadinizin ve sizin son alti yildir yalanla kurdugunuz bina bir fiskede yikildi. Bu yikilan binanin molozlarinin altindan toz toprak, yara bere geldin karsimiza. Sen bir afetzedesin. Üstündeki alti yillik kiri temizlemeden, cikip Hidir yergezen bilgi kirliligi yapiyor diye yazi yaziyorsun.Insan biraz utanir. Erdogan Cinar'a laf söyletmiyordunuz. Bizlere ""Üstad Erdogan Cinar'i elestirmek sizin boyunuzu asar, sizin capiniz yetmez diyerek; böbürlenip, kücümsüyor kisilere kaf daginin tepesinden bakiyordunuz. Bizden gecinen kallesler Döner bizi geri taslar Misali kalleslik yapip durma. **** kurdugu sitelerde halen yazar görünümündesin. ALI Karul'un sana yaptigi müdürlük teklifi var birde. Kalemi saglam, Türkce'si muazzam, masa basi alevisi. Senin ve Gospel korosunun üc bes elemaninin capi beni alt etmeye yetmez. Bizler sizin yüzünüzü iki yil öncesinde tartisma sayfalarinda aciga cikarttik. Bizlere duydugun hinci biliyoruz. Sen agzinla kus bile tutsan artik sana olan güvenimiz bitti. Su son yazdigin üc ayri topicdeki mesajlarinla gercek yüzün bir kez daha aciga cikti. Naki Bakir iyi insandir diyordum. Artik bu fikrimi degistirmem gerekiyor. Sen kötü bir insansin.. Konu Onurcan tarafindan (05-11-2010 Saat 04:56 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post: | İşcanbaba (05-11-2010) |
|
|
#15 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
*** bölümler yönetim tarafından, söz hakkı bulunmayan birisi için yazıldığından eklenmiştir. bu konuda lütfen dikkatli olalım.
abiler su konu başlığına dönelim lütfen. kişisel pelemiklere yönelik mesajlar kısmen veya komple silinecektir. lütfen biraz suyarlı olalım..
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
|
|
#16 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Alti yildir yalan'a ortak oldu. Her yazdigi üc makalenin ikisi Erdogan Cinar alintili. Bu kisinin yazdiklari bilgi kirliligi olmuyor da, Hidir Yergezen bilgi kirliligi yapiyormus. Insan olanda biraz utanma denen duygu olur. Bir sey söylerken yüzü kizarir.Hem alti yil yalana ortak ol, hemde piskin piskin ortaya cikip baskalarini karala.. Bende susup "Böyük Gazataci Naki Bakir'in" karsisinda el pence divan durayim öylemi? HERKEZ HATTINI BILIRSE HIC BIR SORUN YASANMAZ. NAKI BAKIR HADDINI ASMASIN.. Konu Onurcan tarafindan (05-11-2010 Saat 03:21 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#17 | |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
konuya ilişkin yazılan güzelim makaleler ,paylaşımlar, 2 mesajla alt üst oluyor. dışardan öğrenmek ,faydalanmak isteyen genç arkadaşlar ikili atışmalardan ne konunun özünü anlayabiliyor nede okumak istiyor. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | DoğAcAn (05-11-2010) |
|
|
#18 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 511
Thanks: 396
Thanked 1056 Times in 399 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sevgili Karan, O kadar Erdoğan Çınarla olan tartışmalarımızdan damı bir şeyler öğrenemedin? anladımki sen kendi yazdıklarından başkasını okumuyorsun, eğer okumuş olsaydın rengimi ve mert mı namert mı olduğumu çok rahat anlardın. Yukarıda madde madde sıralamışım, ama sen hala Katharlar diyorsun. daha iyi anlaman için Katharlar ve Aleviler iki ayrı Manci sektlerdir. Erdoğan Çınar Maniciliği kabul etmiyor. Bu noktada ayrılıyoruz. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
|
|
#19 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
H-Alibaba
Alinti:
Ne alaka, GErekcelerin nedir.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
|
|
#20 | |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: yok
Yas: 27
Üye No: 311
Mesajlar: 161
Thanks: 438
Thanked 493 Times in 143 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 222
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Tartismalara katilanlar çok agresif, Erdogan Cinar savunuculari olayi fanatizme dokmekte. Ilginçtir. Dogru-yanlis ayristirmasi yapilacagi yerde "Fener-Galata" maçinin taraftarciligi yapilmakta. Tartismaya katilan bu yondeki uyeler bir soruya, bir olguya herhangi bilimsel bir cevap vermek yerine tartismayi germek, cevap vermekten geri durmak, dile alinmayacak hakaret, kufur ve yalana basvurmakta. Tartsmalarda kullanilan uslubun tersligi, yanlisligi kisileri çok kolay sinirlendirmekte. Kendisine sorulan soruyu yanlis anlama degilde yanlis anlamak isteminden illaki cumleler arasina bir iki kisisel satasma ekleyerek tartisma surececi olumsuz etkilenmekte. Ornegin daha yukarida ben sevgili h-alibaba'ya Erdogan Cinar'in tahrifat yapip yapmadigi yonundeki gorusleride renginin ne oldugunu anlamadigimi, bu konu hakkindaki dusuncesini açiklamasini isterken "evet yapmistir yada hayir yapmamistir" seklinde kolay bir cevap beklerken O, "ben namert degil mertim" seklinde bir vevap veriyor, kiziyor. Sasiriyorum. Ben Ona Namertsin demedim ki! Neden bu denli agresiflik? Neden bu denli alinganlik? Bu kadar onemli bir konu varken, bu onemli konu hakkinda yazarlarimizda bizimle beraberken neden konu ozunden çikaran kisisel tartismalara gidiyor? Aleviligin koylerden sehirlere, Avrupaya tasindigi bu son 50 yilda basina gelen en yanlis tanimlama; tahrifatlar, cografya kaydirmalari, yalanlar, çarpitmalar, degistirmeler, saklamalar ve bilimsel teknikten tamamiyla uzak bir metodla Pavlakilige, Bogomillige, Katharliga baglanilmasidir. Ve dahada kotusu bilinçli ve yanli tahrifatlardan anlasildigi uzere bu tanimlamayi yapan yazar bunu bilinçli bir sekilde yapip basta okuyuculari, sonraysa koskaca Alevi toplumunu yaniltmaya çalismakta. Burada forum buyuklerimiz ama hakli ama haksiz, ama yerinde ama yersiz birbirleriyle tartisirken Turkiyenin butun koselerinde bu yazarin Alevilik Pavlikanliktir, Katharliktir tezlerini isleyen kitaplari gencecik, korpecik insanlar tarafindan okunuyor ve belkide kabul goruyor. Zaten Alevilik hakkinda fazla bilgisi olmayan, zaten kafasi muthis karisik olan, zaten bir arayis içinde olan bu insanlarin sorulari dahada artip, beyinleri dahada bulanmakta, yeryer onlerine çikan bu Erdogan Cinar tezlerine "Iste budur Alevilik!!" demekte. Bu nedenle bence bu konularda kafa yoran herkes kendi uzerine dusen gorevi ama bu forumda yazarak ama yazmayarak kisisel sorunlari, geçmisi ve polemikleri bir tarafa birakip yapmalidirlar. Ben, sevgili Hasan Harmancinin uyarisini dikkate aliyorum. Daha once bana Katharlar (ve Aleviler ile aralarindaki farklar) uzerinde daha kapsamli çalismalar yapip kitap haline getirmemi onermisti. Kitap çikaracak kadar yetkin olmadigimi bilsemde en azindan yapabilecegiminden daha fazlasini yapip ulasabildigimden daha fazlasina ulasarak kendi emegimle kendime oz bir çalisma uretip bu tartisma surecine daha faydali olabilecegimi, birseyler katabilecegimi dusunuyorum. Konu karan tarafindan (05-11-2010 Saat 22:49 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to karan For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| çinari, çınarı, ediniz, erdoğan, terk |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||