![]() |
|
![]() |
|||||||
| Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 | |
|
Can Bizden Biri |
Sevgili Karan;
Alinti:
Son yaşananlar benim tarafımdan kaynaklanmasa da üzücü, Yazılarımda hiç bir şekilde kişiselliği gözetmediğim açıkca görülür ancak, Ne hikmetse her yanıt verdiğim, veya düşüncemi bildirdiğim kişiler tarafından , tarafıma olumsuz sözler söylenerek kişiselleştiriliyor, kim olursa olsun karşımdaki ki, En takdir ettiğim kişide olsa, (Sen yapmadın bunu hiç bir dönem) bir şekilde olayı kişiselleştiriyor, Düşüncelerim beğenilir, beğenilmez, çok akademik yazılmıyabilinir vs. dir , amma, tüm hoşgörüme ve iyi niyetime rağmen kişisel sataşmalara taraf olmaktayım, Ve süreçte bende bu LAF kalabalığına giriyorum, Hele son olayda, iki kişi bir birlerine derdini anlatırken, beni birisi ortaya atıyor ve anlamsız bir durumun ortaya çıkmasını sağlıyor, Kendisinin iyi adam, mert adam olduğunu kanıtlamak için, üçüncü kişiyi beni ortaya atıyor, Ki aslında ilgisi yok, benlede alakalı deği ama, Oluyor. Ve aklım almıyor, yaşamadığım bir şey,iki kişi arasında dostane yapılan konuşmalar,( ki üçüncü kişiye hakaret yok, sözgü yok,karalama yok) bu şekilde kullanılırmı? Bunu bir insan nasıl yapar, anlayamıyorum, anlamadı,sinirlendim ve malesef zaman, zaman bende karışıyorum bu işe, Yoksa benim hiç bir şekilde kişisel sataşmalar girme gibi bir yazımda bulumadı şimdiye kadar, Cidden üzücü, Tüm canlardan bunun için özür dilerim, -Naki Hariç-
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#22 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Isigin Cocuklari; Günümüzde bilim dünyasının “geçerli” kabul ettiği bilgi ve bulgular yazıyı ilk kullanan uygarlığın Sümerler olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle “Tarih Sümer’de başlar” tezi genel kabul görüyor. Uygarlığın önceki kaynakları ve gelişim süreçlerini incelemeyi daha sonraya bırakıp, Sümerler’i bu uzun süreçte bir kilometre taşı olarak alırsak, günümüz doğu ve batı uygarlığının da günümüzün “büyük” dinlerinin de kaynağının Sümer kültür ve uygarlığı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bölgeden bölgeye yayılarak değişik formlar alan, farklı kollara da ayrılan uygarlık zincirinin Sümerler sonrası halkalarını, kabaca Babil-Hitit-Yunan-Roma şeklinde devam ettirerek günümüze kadar getirebiliriz. Sümerlerle başlattığımız uygarlık otoyolunun, yan yolları olmakla birlikte genelde doğudan batıya doğru bir güzergah izlediğini görüyoruz. Bu trafiği inanç şeridinde izlediğimizde, Sümer tanrıçası “İnanna”nın Anadolu’da önce “Na”, sonra “Ma” ya dönüştüğüne tanık oluyoruz. Ana Tanrıça. “Na” sözü dilimizde “Ana” olarak yaşıyor günümüzde. “Ma”, Avrupa dillerindeki “Mather” sözcüğüne kaynağında yer alıyor. Sümerce “Abba” günümüz Türkçesinde “Baba”, Arapça’da “ab” batı dillerindeki “Papa”, “Peder”, “Father” olarak yaşıyor. Sümerler’in gök tanrısı “İştar” ise günümüzde çeşitli dillerde “astare”, “sitare”, “star” gibi formlara varlığını sürdürüyor. Hititler Anadolu’nun yerlisi değil, buraya dışarıdan gelmişlerdi. Onların en önemli tanrıları ise Anadolulu idi. Çorum Boğazköy (Hattuşa) kazılarından çıkan Hitit tabletlerinde, “Hitit Kralının ülkeyi yönetme yetkisini Arinna’lı “Güneş Tanrısı”ndan aldığı” yazar. Hitit güneş tanrıçasının en önemli kült merkezi Arinna kentiydi. Söz konusu güneş tanrıçasının adı tam olarak bilinmediği için, genellikle "Arinna'nın güneş tanrıçası" olarak anılırdı. Buradaki “-na” eki, Türkiye sözcüğündeki “-(i)ye”ye denk geliyor. “Arinna” sözcüğünün “Arin” adı verilen bir topluluğun kenti (ülkesi) anlamına geldiği anlaşılıyor. Aynı zamanda Güneş Tanrısı da Arinnalı olduğuna göre; “Arin”ler de Güneş Tanrısının insanları ya da “Güneşin Çocukları” diğer bir deyişle “Işığın Çocukları” oluyor. -Kadim Luvi halkı- Hititler öncesi ve döneminde Anadolu’da yaşayan “Arin” halkının Hititler gibi büyük uygarlık kurabilmiş bir toplumun en önemli inançlarını belirleyecek kadar köklü bir kültüre sahip olduğu dikkati çekiyor. Devlete adını veren siyasi egemen Hititlerin, Luvi halkı ile birlikte yaşadığı, onların kültüründen etkilendiği, Luvi yazısı kullandığını biliyoruz. Luvi adı ise Hititlerin bu halka verdiği bir ad. Güneş Tanrısının kenti Arinna halkının "Luviler" olarak bilinen halktan olması güçlü bir olasılık. Çünkü Luvi, Hitit dilinde "ışık insanı" anlamına geliyor. Hititlerin "Luvi" diye adlandırdığı halkın, kendisine "Işık İnsanları" anlamında "Arin" dediğini anlıyoruz. -Arinler mi, Erenler mi?- Hitit dönemindeki yerli Anadolu halkı “Arin”ler ya da Arinnalılar (Arinyalılar) ile Paulikan-Bogomil-Alevi kültürü arasında bağlantı olabileceği görülüyor. Güneş tanrısının halkı (ışığın çocukları) olan “Arinler” gibi; Bogomil kültüründen miras Alban (Arnavut), Aren (Pomak) topluluklarının da ışıldayan beyaz (güneş ışığı) ile ilgili bir ada sahip olmalarının nedenlerini araştırmak gerekiyor. Bu arada özellikle Orta Anadolu’da Alevi halkın, kendileri için kullandıkları adlandırma sözcüklerinden birinin de “Erenler” olduğunu hatırlayalım. Bu terim, “ermiş(kişi)ler” anlamı dışında, zaman zaman “Aleviler, Kızılbaşlar” terimleri yerine de kullanılıyor. Örneğin: “Erenlerden misin?” ya da “O da erenlerden” gibi… Bu “eren” sözcüğünün Hititler dönemindeki Arin halkıyla bir ilgisi var mıdır? Her ne kadar, “eren” sözcüğü Türkçe ve er-mek eyleminden türetilmiş bir ad olsa da üzerinde düşünmek gerekiyor. Alevilerin, kendileriyle ilgili bazı terimleri, değişik dönemlerde dahil oldukları farklı dil ve kültür bölgelerinde, ses benzeşmelerinden de yararlanarak dışta farklı anlamlarda kullandıkları, böylece kendi aralarında özel bir anlaşma dili yarattıkları bilinen bir gerçek. Bunu çoğu kez de güvenlik kaygısıyla takıyye olarak yapmışlar. Hatta bu durum, ilk anda “Ali’ye mensup” şeklinde algılanan Alevi teriminin kendisi için bile geçerli. -Güneş doğudan yükseliyor- Luvilerin ana tanrıçası “Ma”; eski Yunan’da Mather, Demater ve giderek Demeter oluyor. Bu kültler Yunan’dan Roma’ya taşınıyor. Eski Sümer dini kaynaklı olan ve adeta Babil istasyonundan Ortadoğu halklarına tanzim olunan kültler üzerine kurulu Ortadoğu’nun tek tanrılı (İbrahimi) dinleri, matruşka bebekleri gibi birbirinden doğarak, zamanla batıya yayılıyor. Tarihsel inanç otoyolunda iki alternatif şerit oluşuyor: biri egemen siyasi iradenin kalıp olarak kabul edip devlet nizamına temel yaptığı ve egemenliği altındaki topluluklara dayattığı resmi din anlayışı, diğeri ise buna karşı direnen halkların dıştan egemen kültürdenmiş gibi göstererek gizlice yaşattıkları, binlerce yıllık kendi kültürel-inançsal süreği. Ancak takıyye çabasına rağmen egemen din ve kültürü içselleştiremeyen bu toplulukların onunla örtüşmeyen dinsel uygulamaları, egemenlerce “hetodoksi” olarak adlandırıldı. Zerdüştlük ile Hıristiyanlığı sentezlemeye çalışan Manicilik de “hetredoksi” olarak kabul ediliyor. Bu ekol da Ortadoğu’da doğup zamanla batıya geçiyor. Bizans, Paulus’un kurduğu haça dayalı Hıristiyanlığı resmi din ilan edince, Anadolu’da bunu kabul etmeyen “Paulikanizm”e saldırıyor, kırımlar yapıyor, kan döküyor. Bu inanç mensuplarını Balkanlar’a sürüyor. Hetonodoks kabul edilen bu ekolün adı Bulgaristan’a geldiğinde “Bogomillik”; Bosna üzerinden kuzey İtalya ve Fransa’ya ulaştığında “Albicilik” (Albigenizm) ve” Katharizm” oluyor. “Paulikan-Bogomil-Albigen-Kathar” şeklinde ad değiştirerek devam eden bu süreğin kaynağında Anadolu’nun Güneş Tanrısı kültünün var olduğunu görmek hiç de zor değil. “Druid” adı verilen “İnisiye Rahipler”ce yaşatılan “Kelt” inançları da Paulikan, Bogomil ve Alevi inançları gibi ezetorik karakter taşıyor. “Druid”lik Bogomil ve Alevi inançlarındaki aziz ve erenlere denk geliyor. Derviş ve ozanları (Bard) da olan Keltler’in inancında ağaç kültü önemli bir yer tutuyordu. Bulgaristan’dan batıya kaçan Bogomiller’e Kuzey İtalya’da Albiler deniyor. Bu ad kurup yerleştikleri “Albi” kasabasından geliyor. Latince’de “Alba” ışıldayan beyaz anlamına geliyor. Yüksek karlı (Beyaz) dağlar anlamına gelen “Alpler”in de aynı kökle ilgisi bulunuyor. Bir adı Arnavutlar olan Albanlar’ın adında da ışık kavramı karşımıza çıkıyor. Balkanlara göçen-sürülen Babai ardıllarına “Işıklar” deniyor. Balkanlardaki Bogomillerin daha sonraki yüzyıllarda Alevi Bektaşi’lik üzerinden “İslama geçmesi” ve Albania’nın (Arnavutluk) önemli bir Alevi Bektaşi merkezi olması üzerinde düşünülmesi gerekiyor. -Sarı Saltık Noel Baba- Meşhur Alevi-Bogomil evliya Sarı Saltık’ın, Hıristiyan Slavlar tarafından Aziz Naum ya da Aziz Nikola olarak kutsanması üzerinde durmalıyız. İslamcı çevrelerin ise Hıristiyan ritüeli olduğu gerekçesiyle karşı çıktığı, Noel kutlamasının da kökeninde, “Güneş Kültü” bulunuyor. Çok eski çağlardan beri “güneş bayramı” olarak kutlanan 25 Aralık’ın Kilise tarafından “İsa’nın doğum günü” ilan edilmesiyle, bu binlerce yıllık gelenek bir Hıristiyan motifine dönüştürülmüş. Kış ekinoksuna denk gelen 21 Aralık’ın ardından, güneşin yükselmeye başladığının gözlenebildiği gün olan 25 Aralık, sıcak ve bol yiyecek sağlayan bereket mevsimi olan yazın gelişine işaret ettiği için, Güneş Tanrısının doğum günü sayılıyordu. Balkanlarda Bogomilizmden Alevi Bektaşiliğe geçiş sürecinin efsane kahramanı Sarı Saltık izleyicisi olan bazı topluluklarında bu dönem "Saltık Baba Bayramı" olarak olarak kutlanıyor. Sarı Saltık, Hıristiyan kesimler tarafından ise "Aya Nikola (Noel Baba)" olarak kutsanıyor. - “Gizli din” formatı ya da takıyye- Anaerkillikten ataerkil topluma geçiş Anadolu’da oldukça sancılı yaşandı. Hititler Anadolu’da egemen olmaya başladığında burada çok güçlü bir “anaerkil” kültür bulunuyordu. Yerli toplum üzerinde ataerkil kültürün hakimiyeti, uzun ve zorlu bir süreçte gerçekleşti. Egemen olan ataerkil zihniyet, anaerkil inanç ve gelenekleri yasakladı. Direnişler oldukça kanlı biçimde bastırıldı. Hititlerin Anadolu’ya tamamen egemen olmuş ve artık hiç kimse açıktan açığa eski inanç ve geleneklerini yaşayamıyordu. Anadolu halkı, dayatmacı siyasi egemen gücün baskısını kırabilmek ve varlığını sürdürebilmek için bir çözüm buldu. Görünürde Hititlerin ataerkil inanç ve gelenek dayatmasını kabul eden halk, kendi inançlarını “gizli din” ya da “gizlenen din” formatında yaşamaya devam etti. Böylece, Anadolu'nun yerlisi Luviler'in Ana Tanrıça kültüne dayalı inanç sistemi, dışta kendisine dayatılan inançları benimsemiş gözükerek yaşatılan "gizli din"e dönüştü. Eşitlikçi bir yapıya sahip olan ve “Güneş Kültü”ne dayalı bu gizli din geleneği, sonraki dönemlerde de değişik şekillerde de olsa varlığını sürdürerek, günümüze kadar geldi. Hıristiyanlık öncesinde gnostik (gizemci) akımlar biçiminde gözlenen bu yapı; Bizans döneminde Paulikanlar, Balkanlar’da Bogomiller ve İslam dönemi Anadolusunda Aleviler gibi değişik ad ve biçimler altında varlığını sürdürdü. Tarih boyunca; hakim inanç yapıları, hetorodoksi (sapkınlık) ile suçladığı bu gruplara hep “orgia” (mum söndü) iftirasında bulundu. -Ortak ilke: tekamül- “Gizli din” zincirinin halkaları olarak gördüğümüz Paulikanizm, Bogomilizm ve Alevilikte ortak bir yan olarak, sınanmalara dayalı aşamalı bir tekamülü (yükselme, gelişme) gerektiren hiyerarşik yapı esas alınıyor. Her üç yolda ortak olan bu özellik Alevi Bektaşilikte “dört kapı kırk makam” olarak adlandırılıyor. Gerekli tekamül aşamalarından geçemeyenler “kemale eremiyor”. Bu ezotorik (batıni) doktrinlerin temel esaslarından birini de “sır” kavramı oluşturuyor. Egemen kültür içinde ve ona aykırı olarak yaşayabilmek için; dışta onu benimser gibi görünüp asıl inancın gizlice yaşatılması, yani takıyye gerekiyor. Daha da ötesi bu durum ve öğretinin derinlikleri, bu yolun yolcularına da baştan açıklanmıyor; sınamalara dayalı olarak bellirli tekamül aşamalarından geçtikçe kademeli olarak kendilerine veriliyor. Egemen kültür içinde ona aykırı olarak varlığını sürdürme zorunluluğu, bu öğretilerin birer gizli kardeşlik örgütü şeklinde yapılanmasını ve gizlilik içinde mensuplarının öğretmen-öğrenci, pir-talip ilişkisi içinde belli tekamül aşamalarını geçtikçe sırra vakıf olması esasını beraberinde getiriyor. Bütün sınamalardan geçip son aşamaya ulaşan kişi yani egemenlerden saklanan ve gizlice yaşanan asıl yolla ilgili bütün bilgiye ulaşmış sayılıyor. Bu kişinin “ermiş” olduğu kabul ediliyor ve kendisine bir tür yarı tanrısallık atfediliyor. Selçuklu’nun 1240 yılında Malya Ovası’nda paralı Frenk askerleri marifetiyle kırdığı Babailer de Anadolu’nun yerli halklarının süre geldiği “gizlenen din”in mensuplarıydı. 13. yüzyılda bunların ardıllarına “Işık taifesi” deniyordu. Işığın çocukları sonraki yüzyıllarda Balkanlardaki akrabaları Bogomillerle Bektaşilik çatışı altında yeniden birleşti. Türk-İslam tarihçilerinin “hetorodoks” demeyi tercih ettiği bu zümreler, sonradan adı “Osman”a çevrilen Otman’ın (çoban) kurduğu beyliğe güçlü destek verdiler. Zamanla İslam akaidine dayalı bir devlete dönüşen Osmanlı, bu zümreleri dışlamakla kalmayıp, ağır biçimde kıyımlara uğrattı. Bedreddin hareketi de aynı kadim kaynaktan besleniyordu. 16. yüzyılda Safevi devletinin (Devlet-i Kızılbaşan) kuruluşuna destek veren ışık ehli, yollarının erkanını 12 imamcı İslami motiflerle bezediler. Gelinen süreçte “Aleviler” adını alan bu zümreler, kendileriyle özdeşleştirilen Aliciliği, 12 imamcılığı, günümüzün particiliğine benzer şekilde sadece bir siyasi taraftarlık şeklinde benimsediler, gerçekte bu kişilerin temsil ettiği din ve kültürün zerresini benimsemediler. Işığın çocukları günümüzde de bu çok zayıf İslami örtü altında gerçekte kendi kadim yollarının erkanını sürdürüyor. Ancak bu durumun ayırdına öncelikle kendilerinin varması gerekiyor. 25.9.2009 Naki BAKIR Naki Bakir'in cok degil alti ay öncesi yazdigi bu makale ilgili forumda duruyor.Bu makaleyi buraya aktarmak istemezdim. Ama artik is cigirindan cikti. Cünkü beni bilgi kirliligi yapiyor diyerek suclamasini kabul etmem mümkün degil. Kirmizi ile belirledigim bölümler makalenin akisi ile birlikte dikkatlice incelenirse, kullanilan dil ve yazi yöntemi ile nasil paulukienizm'den alevilige dogru kaydirildigini cok acik bir sekilde görebilirsiniz. Önce Arenler, Eren yapiliyor.Luvi isikcilari,sürec icerisinde isik taifesine cevrilip, babailerle birlikte balkanlara göcürüp, pavlikanlarin ardili olan bogomilerle birlestirilip tekrar Anadolu'ya getiriliyor. Otmanli-Osmanli devleti kurduruluyor. Balkanlardan Fransa'ya, albilere,katarlara kadar göc ettiliyor.Savefi devleti ve kizilbas topluluklar, Saru Saltuk, Seyh Bedrettin, buda yetmiyor , bu makalenin devami olan yazisinda Anadoludaki bütün alevi yerlesim merkezleri, Malatya'dan Fransa'ya kadar paulikenlere baglaniliyor. Bana ve yazdiklarima Erdogan cinar mantigindan farksiz diyebilen, Naki Bakir, sayin Cinar'in tezlerini daha da pekistirme ugrasi icerisinde kaleme almis oldugu bu yazisininda öz elestiri verme zahmetinde bile bulunmuyor. Birde bana yüzü bile kiarmadan, sen kim oluyorsun ben Erdogan Cinari bile elestiriyorum diyor. Ben Allahlari bile elestiriyorum.Kaldiki sizi elestirmeyeyim. Ama elestirirken senin gibi hakaretleri siralamiyorum. devam edecek; Konu Onurcan tarafindan (01-26-2012 Saat 02:17 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post: | İşcanbaba (05-14-2010) |
|
|
#23 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Naki Bakir Yazar Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Aleviliğin Kayıp Bin Yılı, Kayıp Bir Alevi Efsanesi ve Aleviliğin Kökenleri adlı kitaplarıyla, bu konuda yeni bir tarih tezi ortaya koydu. Aslında O'nun ortaya koyduğu çerçeve, zaten gözümüzün önünde olan, birçok kayıt ve belgede geçen, farklı araştırmacı ve bilim adamlarının da işaret ettiği bilgileri, doğru bir seçimle bir araya getirerek, aralarındaki korelasyonu kurmak, olguyu doğru adlandırmaktan ibaret. Aslında O'nun yaptığı, yüzyıllardır süren dezenformasyonla beyinleri bulandırılmış Alevilerin, bu şartlanmalardan arındığı anda zaten kolayca fark edeceği gerçekler... İşte benim Aleviliğe bakışım da ayrıntılarda nüanslar düzeyinde bazı farklılıklar olsa da genel olarak bu tarih teziyle büyük oranda örtüşüyor. Yani bu konuda ortaya koyacağım uzun soluklu yazılı ürünler, örneğin bir kitap çalışması, bu ana çerçeve ile paralel içerikte olacaktır. Öncelikle, Aleviliğin "Muhammed Ali yolu" olduğu şeklindeki tarihsel dayanaktan yoksun tezlerle şartlandırılmış Alevilerin, bin yılları aşan kendi kadim geçmişini, gerçek tarihini ve teolojisinin menşeini araştırmaya, öğrenmeye yönelmeleri için E. Çınar'ın ortaya koyduğu görüşlerin ve perspektifin daha çok bilinir hale gelmesi ve hazmedilmesi gerekiyor. Bundan sonraki aşamada, bu çerçeve içinde spesifik çalışmalar olmalıdır. Yani Aleviliğin menşeini hiç ilgisi olmadığı halde Arap coğrafyasında ve İslam dini içinde aramak yerine, bu çerçeve içinde aramak, yani doğru hareket noktası, bizi doğru sonuca ulaştırır. Bu yöndeki yeni çalışmalar bu genel çerçevenin geçerliliği ve doğruluğunu da pekiştirecektir. Bu arada şu anki yaşam ve çalışma tempom, günlük yoğunluğum, ne yazık ki uzun soluklu yazılı ürünlere yönelik çalışmalar için bana fırsat vermiyor. Ayrıca E. Çınar Üstadın ortaya koyduğu ürünler, bizi bu manevi yükümlülükten kurtarıyor zaten... Sevgi ve saygılarımla... Son olarak, Naki Bakir'a sesleniyorum; Böylesine bilgi kirliginin bas mimari olan Naki Bakir, senin bana söyleyebilecek tek bir kelimen olmamali. Son alti yildir ***ettigin kisiyi kendin yazmissin. Birde ortaya cikip, beni, baskalarini karalayarak, özel mesaj yolu ile küfürler yagdirarak , ört bas edebilecegini zannediyorsan aldaniyorsun. Benden, asigiladigin insanlardan, alevi inancindan ve alevi kamuoyundan acilen özür dilemen gerekiyor. Konu Onurcan tarafindan (05-14-2010 Saat 04:57 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post: | İşcanbaba (05-14-2010) |
|
|
#24 |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 511
Thanks: 396
Thanked 1056 Times in 399 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Naki Bakır'a karşı takınılan tavırın çok yanlış olduğunu söylemek zorundayım. Naki, açık bir şekilde Alevilikle ilgili şimdiye kadar olan düşüncelerinin bir kısmının yanlış olduğunu söylemesi takdir edilmesi gerekirken, tam tersi eleştirilmesi ve adeta hakir görülmesi yeğlenmiştir. Bu tutum çok yanlış bir tutumdur. Bu tutum insanlarımızın yanlıştan dönülmesinin önünde büyük bir engel teşkil edilmesine neden olacaktır. Amacımız nedir? Doğruyu öğrenmek ve doğruyu anlatmak değilmi? Doğruyu nasıl bulacağız? Elbette tarışarak, araştırarak bulacağız. Peki araştırma ve tartışmalarımızın sonucunda yanlışlarımıza sıkı sıkıya sarılacakmıyız? Veya yanlıştan dönenlerimiz olunca tecrit mi edeceğiz. Kazara Erdoğan Çınar benim söylediklerim yanlış dedi varsayılım, Erdoğan Çınarı türkiyeden sürmemizmi gerekir? Erdoğan Çınarın söz hakkı bitmişmi oluyor? Unutulmaması gereken Alevilikle ilgili bütün iddia ve tezler ayakları yerden kesiktir. Hiç kimsenin benim iddia ve tezlerim doğrudur diyerek havalara girmesine gerek yoktur. Unutulmaması gereken bir nokta: bu güne kadar olan yanlışlarını eğer var ise ancak ve ancak Naki düzeltebilir. Naki'nin yanlışı var ise ancak kendisi karşılığını yazarak telafi edilir. Bir başkasının yazdıkları ancak Naki'ye cevap niteliği taşır. Onun için Naki'ye burada böyle dedin, şurada şöyle dedin demekle bir yere varılamaz. Diyen kişi kendi yanlışında ve benciliğinden kurtulamaz. Her hangi bir kişiyi hedef alarak söylemiyorum. Bu söylediklerim ilgili herkese yöneliktir. Bu ve benzer konularda fikrim budur. Bu yazdıklarıma belki cevabı olanlar olacaktır. Fakat ben bir yanlıştan dönülmesinin gerekli olduğunu ve bu gibi tartışmaların fayda yerine zarar getirdiğini bildiğimden kimseyle tartışmaya girmeyeceğim. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to h-alibaba For This Useful Post: | Devrim06 (05-14-2010) |
|
|
#25 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Aleviligin öz kaynaklarinin ve pirlerinin baska baska isimlerle, senin icad etmeye calistigin yeni buluslarinla, özünden koparilip baskalastirma cabalarini ve gayretlerini gözlemliyoruz. Bu isimler arasinda, Haci Bektas Veli, Kizil Deli Sultan, Haci Kureysan, Baba Mansur, Dervis Gevr-Beyaz -Bu gayeretlerini bilincli olarakmi yapiyorsun, yoksa arastirma adinami yapiyorsun? Senin bu kadar bu alevi ulularini baskalastirma cabalarinin arkasinda hangi dinin yeniden icadi yatiyor? Maniciligin sonunda gelinen nokta,Avrupada Yehova sahitligi'dir. Yoksa, Yehova sahitligi adi altinda yayilan bir inancin tasiyicisimisin? Rengini göster bilelim.. Maniciligi arastirma adi altinda alevilik icerisinden Yehova'ciligi dogurtturabilme cabasi icerisindemisin? Niyetinizi gizleyerek, arastirma yapmayin, Kartlari acik oynayin. Bilgi kirliliginden hep birlikte arinalim. Konu Onurcan tarafindan (05-14-2010 Saat 18:16 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#26 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 528
Thanks: 516
Thanked 1564 Times in 462 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Bu arkadaşlar, benim daha önce yazdığım yazıları alıp, bana karşı kullanmaya çalışıyorlar. Sanki o yazıları herkes bilmiyor. Sanki bunlar saklı, gizli..."Hah, foyasını meydana çıkardım" şeklinde bir hazla yapıyor sanırım bunu...
Bu kafalardan da bu beklenir. Oysa, benim zaten o görüşlerimi revize ettiğimi bizzat kendim ifade ettim. Bunu açık alanda yazdım. Bunu da herkes biliyor. Üstelik de şimdi güya benim fikirsel dönüşümümü sergilemek için bu yazıları arayıp bulup buraya aktaran arkadaş, o yazıları yazdığımda, bana özgüler diziyor, teşekkür ediyor, "gözüm açıldı" diyordu. Şimdi ben de o övgü yazılarını mı bulup buraya yapıştırayım? Bir inanç sistemi olarak Aleviliğin, İslam'dan önce var olan, teolojisi, kozmogonosi, ritüelleri, sosyal organizasyonu, hukuk anlayışı, kültürel boyutu ile İslam'dan farklı, birçok açıdan onunla çatışan bir yapı olduğu yönündeki görüşümü aynen muhafaza ediyorum. Bu anlamda Alevilik İslamın dışındadır. Ancak, İslam sadece teolojik bir yapıdan ibaret değil. İslam, aynı zamanda siyasi sosyal bir hareketin de adı. Aleviler de bu siyasi sürecin içinde yer almış, kendini (siyasal bir olgu olan) İslam'ın içinde konuşlandırmış. İslam'daki iki ana siyasi kanattan birini, Ali'yi, Ehli Beyt'i tutmuşlar. Yani, Aleviler siyasi yönden İslam'ın içindedir. Alevi adı, Alici, Ali taraftarı anlamında siyasi bir terimdir. Ancak Alevi diye adlandırılan bu toplum, siyasi tarihine ortak olduğu İslam'dan farklı, kadim bir inancın, bir yolun takipçisidir. Aleviler'in mensup olduğu inanç çizgisi, Ehli Hak ve Ezidiler'i de kapsıyor, yani bu üçü aynı inanç çizgisinden, aynı kökten. Geldiğim noktada, daha önce benimsediğim E. Çınar menşeli Luvi ya da Pavlikan-Bogomil-Algiben tezlerinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu noktaya gelmemde, Hamza Aksüt'ün ve Ünsal Öztürk’ün bu tezlere yönelik eleştiri ve tespitleri etkili oldu. Ortaya koydukları görüşleri kast ediyorum. Sakın ilkel kafalar bu kişilerle bireysel iletişim içinde ikna süreci gibi bir durum düşünmesinler. Malum bunların kafaları böyle çalışıyor. Daha önce E. Çınar tezlerini benimsemiş olmamı da öyle algılıyorlar. Oysa ben okuma, inceleme, sorgulama, düşünme süreci sonucunda, geldiğim noktayı ifade ediyorum. Bunları da yazdım. İnsanlar, fikirlerini değiştirebilir. Açık, net, somut kanıtlara rağmen fikirlerini değiştirmemekte direnenler, yobazlardır. Yobaz birine bir görüşü kabul ettirmek deveye hendek atlatmaktan zordur. Ama bir de kabul etti mi, asla değiştirmez görüşünü. Dogmalar değişmez, dogmaları kabul edenler bunu mutlak doğru kabul eder ve sorgulamaz, dolayısıyla da değiştirmez. Aydın insan, sorgular. Gerekli unsurları, kanıtları görünce fikirlerini kolayca değiştirir. Benim kimseyle kişisel bir mukavelem de yok. Kimseye karşı kişisel bir yaklaşımım, düşmanlığım da yok. Birey olarak herkese eşit mesafedeyim. Hiçbir görüşü de kimsenin hatırı için kabul etmem. Kimsenin müridi değilim derken, bunu kastettim. Benim meselem kişilerle değil, fikirlerle. Aklım, mantığım, bilgim bana ne diyorsa, onu esas alırım. Yanlışım, hatam varsa da bunu gördüğümde düzeltirim, değiştiririm. Bunu da ifade etmekten gocunmam. Fikirlerini değiştirmek, geliştirmek, ayıp ya da yanlış değil. Asıl yanlış olan, yobazcasına, fanatikçe bir inanca saplanıp kalmak. Hele de bilimsel hiçbir temeli olmayan kendi mantıksız, mesnetsiz, kerameti kendinden menkul sözde teorilerini cevher sanan, ipe sapa gelmez lakırtılarını “baal baal” bağıran, sürülen karşı görüşleri, kendilerine yönelik bir kişisel saldırı sanan, paranoyalar içinde olayları kendi çeteci anlayışıyla algılamaya çalışan priminitif kafaların böyle bir konuda bendenize söz söyleme hakkı yoktur. Düzgün cümle kurma yetisinden yoksun (insan kavramlarla düşünür, düzgün cümleler sağlıklı çalışan bir beynin ürünüdür), “akım” diyecekken, başka bir şeyim diyen kişilerin söylediği sözlerin etkisi, _mide bulandırması dışında_ yoktur, zahiri alandadır. Bu yaklaşımlarını önemsemiyorum. Çünkü, kendilerinden beklenen tepkileri veriyorlar, bilimin yasalarını teyit ediyorlar. Ben asıl bu tartışma sürecinde kendimi hatalı görüyorum. Bu kişileri muhatap sayıp, bunlarla tartışmaya girmekle, üzerime sıçrayan bu çamurları kendim hak ettim. Ancak, bu kişilerle uğraşmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Bundan sonra, bu kişileri asla muhatap almayacağım. Muhatap alarak, bunlara hak etmedikleri bir değeri vermeyeceğim. Şimdiye kadar yaptıkları küfürlerin bin katını da yapsalar, bu kararlılığım değişmez. Bu tatsız süreçte verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı üçüncü şahıslardan kendi adıma özür diliyorum. Konu Naki tarafindan (05-19-2010 Saat 14:54 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#27 | ||
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Konunun basligi Erdogan Cinar'i terk ediniz. Erdogan Cinar'i alti yil savunduktan sonra terk ettigini söyleyen arkadasimizin bu geldigi son noktayi cesaretli bir öz elestiri olarak kabul ediyorum ve saygi ile karsiliyorum.
Ancak yazinin sonunda, son paragrafta izah etmeye calistigi bölüm hakkinda ayni saygiyi gösteremiyorum. Alinti:
Bu konu ile ilgili ilk mesajinda basladin bana satasmaya, sonrasinda suc bendeki satastim diyorsun. O da yetmiyor, camuru üstüme bulastirdim diyerek devam ettiriyorsun. O da yetmiyor, güzel cümle kurmaktan söz edip, lafi evirip cevirip "hakkim'i- "akim" yaparak anlatmak istedigin deyimin sonundaki "diski" muhabbetine gizli bir sekilde üstü örtülü daliyorsun. Ardinda da midenin bulandigini anlatiyorsun. Cocuk oyunlarindan olan "O!! Oo!! oyalama kedi kusu kovalama" tekerlemesi gibi, kurnazca pespese dizilmis, düzmece gazeteci versiyonu ile laf cambazligi yapiyorsun..Yada, Agac nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düstü. Su nerede? Inek icti. Inek nerede? Daga kacti. gibi.. Evirip cevirip gelmek istedigin noktaya dogru konuyu lastiklestiriyorsun.. Güzel cümle kurabilen saglikli bir beyin sahibi olan Naki Bakir'in tekerlemesinin sonucunda mide bulantilari basliyormus? Naki Bakir efendi; midendeki zehiri git baskasinin üstüne kus. Mazlum donuna bürünüp kendisini temiz insan gibi göstermeye calisan Naki Bakir, Alinti:
Sen ve site yöneticileri arkadaslarimizda dahil olmak üzere, sana karsi kullandigim bir küfürü buradan göstermelerini rica ediyorum. Gösteremezler, sadece bu forumda degil , hic bir alevi forumunda gösteremezler, gösteremezsin. Ama ben, bir kac gün öncesinde ikiyüzlülügün ortaya cikinca, senin bana özel mesaj yolu ile yaptigin küfürü gösteririm. O mesajini, yönetici arkadaslardan Copur, iscanbaba, Devrim06'ya , ayrica sayin Ünsal Öztürk'e ve sayin Hasan Harmanci'ya gönderdim. Ayrica, Arkadasi arkadasa düsman edebilecek kadar ikiyüzlü olan bir kisiligin.Camurdan bahsetmeside oldukca komik.. Naki Bakir efendi; Senin ne savundugun artik zerre kadar umurumda degil. Ben sana 11.08.2008 tarinde,benimle yine alay etmeye basladiginda, sunlari yazmistim. Asil gülünc olan ne biliyormusun? Yazdiklarinin hepsini sil bastan oturup yeniden yazacaksin demistim.O yazi AB'nin sayfalarinda halen duruyor.Aleviligi vicik vicik ettiniz demistim. O yazida orada duruyor. Ve bugün bu noktaya geldin!! Kolay gelsin.Kendi kendini oyala. Benim yazilarima elestirme hakkina sahipsin ama alayci bir dil kullanarak beni asigilayarak, kücümseyerek yazma hakkini sana vermem. Ayni dil ile karsiligini alirsin. Senin benim ayarima gelebilmen icin kirk tekne ekmek yemen gerekiyor.Su an aleviligi yeni ögrenen cocuklar gibisin.. Simdi kime inaniyor. Kime inanmiyorsun hic umurumda degil.Sana güvenmiyor, ve seni önemsemiyorum. Bundan sonra bana yönelik yazilar yazma. Cünkü yazdigin sürece cevap hakki doguyor.Ben seni muhatapliktan 11.08.2008 tarihinde cikarip attim.Muhatap olmusta yok pismanmista gibi, yalan yanlis yazilar yazip durma.. Degerli site sakinlerinden, bu tartismalardan dolayi, özür diliyorum. Naki Bakir tarafindan, müdahil edilmis oldugum bu tartismayi artik sürdürmek istemiyorum. Su andan itibaren, benim kisiligime yönelik yazilacak olan her türlü kötü ve asilayici yazilari yasal yoldan cözecegimi belirtiyorum. Artik sanal tartisma forumlarinda yazmayacagim.Bundan dolayida cevap hakki doguracak yazilar lütfen yazmayiniz.. |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post: | İşcanbaba (05-20-2010) |
|
|
#28 |
|
Bizden Biri Bulunduğu yer: ankara
Yas: 52
Üye No: 891
Mesajlar: 729
Thanks: 1044
Thanked 827 Times in 473 Posts REP Gücü : 8
REP Puanı : 255
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Sevgli canlar nasıl analyacagız kim haklı kım haksız sizce herkes malını satmaya çalışıyor l biz alevilerin ösdünden pirim yapmaya kalkıyor vallihi blilahi.
bakın başbakan blile hz.aliyi sevmek alevilikse bende aleviyim diyor görelim haklı kim olcak saygılarımla.... Konu hasan19 tarafindan (05-20-2010 Saat 08:34 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Yeni Üye
Üye No: 2868
Mesajlar: 2
Thanks: 1
Thanked 2 Times in 1 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Ünsal Öztürk'ü terk etmek daha iyi geliyor fikir olaraktan.
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| çinari, çınarı, ediniz, erdoğan, terk |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||