Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 02-27-2011, 14:19   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Esat Korkmaz'in Eylemlerİ Ne Anlama Gelİyor?

Esat Korkmaz’ın Eylemleri Ne Anlama Geliyor?

Ünsal Öztürk


Genç Aleviler forumunda yazar Hamza Aksüt ve İşcanbaba ikilisi ile yazar Esat Korkmaz ve yazar Hasan Harmancı ikilisi arasında şiddetli tartışma var. Tartışma, yazar Esat Korkmaz’ın son günlerde ortaya çıkan ve netlik kazanan, belgelenen eylemleriyle ilgilidir.

Yazar Esat Korkmaz, eylemleriyle yazarlık mesleğinin dışına çıkmış, sanki bir tarikat önderiymiş gibi, Aleviliği “güncelleme” adı altında “Kitap Doğum Erkânı”, “Doğum Günü Erkânı” gibi yeni erkânlar oluşturmuş, ev satın alanlara bile erkân düzenlemiştir. Pirlik ya da Mürşitlik yapmakta, Hakkullah almakta, nikah kıymaktadır. Ayrıca Alevi Dedelerin soydan gelmesine “Kansoylu” kavramını kullanarak karşı çıkmaktadır.

Başka dinlerden ya da inançlardan insanların Aleviliğe geçmesine itirazımız olmadığı gibi bundan memnuniyet duyarız. Ancak Esat Korkmaz’ın, Sünni Müslüman bir aileden gelmesine rağmen bu durumunu gizlemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Çünkü köyü sorulduğunda kızmaktadır, köyünü söylememektedir. Alevi Yol’una girdiğine ve Dedelik yapabileceğine dair kendisinin sunduğu hiçbir bilgi ya da kayıt yoktur.

Tartışmanın konusunu şu başlıklar altında toplayabiliriz:

1. Kimlerin Dedelik yapabileceği,
2. Kimlerin Hakkullah alabileceği,
3. Kimlerin Gülbank üretebileceği ve okuyabileceği,
4. Alevilikte hangi erkânların bulunduğu,
5. Alevi soyundan gelmeyen birinin Alevi Yol’una nasıl girebileceği,
6. Bu kişinin erkân yürütmesi için nerelere başvuracağı ve hangi aşamalardan geçeceği,
7. “Ben aydınım, yazarım, düşünürüm” diyerek ortaya çıkanların Pirlik ve Mürşitlik yapıp yapamayacağı,
8. Bu tür kişilerin Aleviliği “güncelleyip güncelleyemeyeceği”,
9. Dedeliğin soydan gelmesinin artık zararlı olup olmadığı...


VARLIK-YOKLUK TARTIŞMASI

Son yıllarda anlamaya, kavramaya çalıştığımız şudur: Alevilik kendine has bir Yol’dur. Eşi benzeri yoktur. Açık, belli kuralları vardır. Başka dinsel yapılara sert eleştiriler yönelterek, şu dinin içinde bu dinin dışında gibi tartışmalarla Alevilik kavranamaz. Aleviliğin kendisi konuşulmalıdır...
Genç Aleviler forumunda yapılan tartışma Aleviliğin varlık ya da yokluk tartışmasıdır. Karar tartışmasıdır. Tartışma kişilerin kimliklerinin, kişiliklerinin ve niyetlerinin üzerindedir. Gelinen bu aşamada bile çok zengin bir içerik ortaya çıkmıştır.

1. Aleviliğin asli unsuru Ocaklardır. Ocak bir birimdir. Ocak, Dede ve Talip birlikteliğine dayalı sosyal bir yapıdır. Ocaklar, Mürşit ve Pir Ocakları olmak üzere ikiye ayrılır.

2. Ocaklar soya dayanır. Soydan gelmek Dedelik yapmak için yeterli değildir. “Hem soydan, hem de Yol’dan gelmek” gerekir. Yani soydan gelen kişi Yol kurallarına uygun kişi ise Dedelik yapabilir. Dikme dedelik ve Babalık gibi bazı özel durumlar da vardır. Bunlara da saygılıyız.

3. Aleviliğin temel kurumu Cem’dir.

4. Alevi süreklerinde nasıl Talip olunacağı bellidir. Yol’a giriş bir ritüelle olmaktadır. Aleviliğe sadece Alevi halkın çocukları değil, diğer dinlerden insanlar da girebilir. Talip (Muhip) olabilmek için bir Mürşit Ocağı’na başvurmak, gerekli şartlar yerine getirildikten sonra Yol’a alınmak gerekir. Babalık kolunda da Yol’a katılmanın belirli şartları vardır. Orada da ağır bir hiyerarşi bulunmaktadır. Muhip (Talip), Derviş, Baba, Halifebaba, Dedebaba. Onların da başları Hacı Bektaş, Muhammed Ali ve Hakk’a bağlıdır.

5. Alevi ulularının görevlerinin ne olduğu ve nasıl yerine getirileceği ortaya çıkmıştır. Örneğin Gülbangı kimin oluşturacağı ve okuyacağı açıklanmıştır. Gülbangı Dede dışında Taliplerin veya Yol dışı unsurların okuyamayacağı, Gülbankla oynayamayacağı, hatta Gülbank okumak için yetkinin, bir arkadaşın açıklamasıyla “Sofra sahibi olmayan Dede”ye ait olduğu zengin bilgisi ortaya çıkmıştır. İstisnalar kaideyi bozmaz. Eğer bir şey okuyacaksan ona bir ad ver! Alevilerin kavramlarıyla oynama!

6. “Güncelleme” konusu da Ocaklarımıza aittir. Elbette Aleviliğin sorunları vardır ve bu sorunlar çözümlenmelidir. Sorunların çözüm yeri Dedelik Kurumudur, cemlerdir. Herhangi bir ritüel değiştirilecekse bunu yapacak olan Dedelik Kurumudur. Ayrıca, “Doğum Günü Erkânı”, “Kitap Doğum Erkânı”, “Ev Tığlama Erkânı...” gibi ritüeller Yol’da bulunmamaktadır. Eğer böyle mizansenler yazacaksan tarikatına ayrı bir ad ver!

7. Evlilik, Alevilikte çok önemli bir müessesedir. Evlilik Meydanı Hakk Divanı’dır. Nikahı Dede kılar. Dede yoksa elverdiği bir Ulu kılar. Yol’a girmemiş bir kişi, Alevi olmadığı anlaşılan bir kişi nikah kılıyorsa, kendini pir yerine koyuyorsa, bu cesareti kendisinde buluyorsa, şu düştüğümüz duruma bakın!

8. Alevilik konusunda düşünce üreten yazarlara çok ihtiyacımız var. Ancak incelenen toplumun zaaflarından yararlanmak ahlak ilkeleriyle ve bilim ilkeleriyle bağdaşmaz. Yazar elbette özgür kişidir. Yazarlar, konferanslara, seminerlere katılır, imza günleri yapar. Hatta kendi adlarıyla veya başka bir adla Tarikat da kurabilir. Kendilerini Aleviliğin Dede’si, Pir’i yerine koyamazlar. Dedesoylu bir kişi de kitap yazabilir. Yol kurallarını değiştirmek yazarlık yapan bir Dede’nin bile tek başına yapacağı bir iş değildir.

9. İsteyen istediği tarikatı, mezhebi kurabilir. Cemaat oluşturabilir. Kendince ritüel de yazabilir. Kurduğu tarikatın ilkelerine göre tarikatının en yetkili kişisi, ulu’su da olabilir. Tarikat ulu’su olarak kurallar ve törenler de kurgulayabilir. Ama “Alevi Ocaklarını dağıtalım”, “Soydan gelme Dedeliği yok edelim” gibi, “Kansoylu” kavramını nefretle, aşağılamayla yükleyerek hakaretamiz ya da “Ben Bektaşiliğin hiçbir aşamasından geçmedim ama Halifebaba’nın da üzerindeyim”, “Onun da öğretmeniyim” gibi anlayışları Alevi çocuklarına dayatmaya, Alevi çocuklarını kendi Yol’larını terk etmeye çağırmaya hakkı yoktur. Bu tür kişilerin düşüncelerinin Aleviler arasında kabul görmesi Aleviliğin sonu anlamına gelir. Hatta şu da söylenmelidir: Başka dinden, inançtan insanlar var. Onların arasına git, kurduğunuz tarikatı onlara da tanıt. Bundan büyük memnuniyet duyarız. Ekmeğimizi yediniz, suyumuzu içtiniz, helalı hoş olsun.

10. Herhangi bir yazar cemaat önderi olabilir. Hatta “Modern Cemaat” da kurabilir. Kursun. Eğer toplumsal yaşamımızı kolaylaştıracaksa memnuniyet duyarız. Ancak sanki Babagan kolundan olduğunu hissettiriyormuş gibi, “Bektaşi Sofrası” diyerek sofra açmak olmaz. Babaganlığın kuralları, aşamaları yukarıda yazıldı. Yazarların yaptıklarını, ettiklerini toplum değerlendirir ama yazar, cemaat, özellikle “Bektaşi ulu”su gibi davranıyorsa şu sorular mutlaka sorulur: Babagan kolu yaşıyor. Sistemleri çalışıyor. Kimin kapısına vardın? Kimden el aldın, ne zaman muhip, ne zaman derviş, ne zaman baba, halifebaba oldun? Unvanın nedir? Eğer Aleviliği “güncellemek” istiyorsan içeri gel, Aleviliği “güncellemek” ancak içerden olabilir. İçerden olabilmek için ise bir mürşide varmak, bir mürşidin eteğinden tutmak gerekir.

Deli gönül feryat etme boşuna
Hal bilmez kişiye yar olamazsın
Bir mürşide bağlamazsan özünü
Hakk’ın huzurunda var olamazsın (Muhlis Akarsu)

Bir topluma girdiğinde “Senin baban kim, anan kim, kardeşlerin kim?” diye sorarlar. Yani “Ne zaman doğdun?”

Bir örnek verelim. Alevi soyundan gelmeyen Harabi, Merdivenköyü Bektaşi Tekkesinde Muhammed Ali Hilmi Dede Baba’ya ikrar verip tarikata girmiştir. Harabi hayatının sonuna kadar ikrarına sadık kalmıştır. Deyiş ve nefesleriyle bizlerin gönül telini titretmekte, aşka ve sevdaya düşürmektedir:

Peder ve valdem oldu bahane
Merecel Bahriyani yeltekiyane
Bin ikiyüz altmış dokuzda kane
Eriştim zahiren geldim cihane

Berzahtan kurtuldum çıktım aradan
On yedi yaşında doğdum anadan
Muhammed Ali Hilmi Dede Babadan
Çok şükür hamdolsun geldim imkane

Namım Edip idi Harabi oldum
Erenlerin ayak turabı oldum
Hakk’ın bir mukaddes kitabı oldum
Aşkolsun okuyan ehli irfane (Harabi)


11. “Hakkullah,” Dedeler-Babalar için bir haktır. Cem yürüten Dedeler, Babalar hizmetlerinin karşılığında Hakkullah alır. Alınan Hakkullah’ın hizmet erenleri tarafından nasıl bölüşümünün yapılacağı da kurallara bağlanmıştır. Onun dışında yazarların kendisini Pir yerine koyması, erkân yürütmesi, hizmet görmesi, Hakkullah alması mümkün değildir. Yazarlar telif hakkı alır, çeşitli yerlere gidince verdikleri seminer, konferans sonucu para da alabilir. Ancak “Ben pirlik yapmıyorum, aydınım” demek ve arkasından aldığı ücreti “Hakkullah” olarak belirlemek olmaz. Başka kavram kullan! Yol’a girdiğinle ilgili bilgi yok, kökenini de ikna olacağımız biçimde söyleyemiyorsun. Bir insan köyünü sorana neden söylemez, sorana “alçak” der? Bu konuda da açıklama yapmak gerekiyor. Abdal Musa Dergahımızdan bir canla konuştum. Bana şöyle dedi:

“Postta oturan Hüseyin Baba, halifebabadır. Ancak ondan yaşça büyük olup hiyerarşide alt basamakta olanlar var. Örneğin bir diğeri mürşitbabadır, yaşça Hüseyin Baba’dan büyüktür ama alt sıradadır. Çünkü Hüseyin Baba ariftir. Birisi gidip Hüseyin Baba’ya küfür etse tepki alamaz. Aksine Hüseyin Baba, ‘Gel otur, konuşalım. Bir sorunun mu var?’ der.”

İşte Yol’da yürümek böyle bir şeydir. Alevi’nin uğraştığı nefsidir. Yedi başlı bir hayvanla, ejderhayla savaşmaktadır.


ALEVİLİK KAYBOLMUŞ, KURALLARI BİLİNMEYEN BİR YAPI DEĞİLDİR!


Hiçbir şey durağan değildir. Değiştirilmesi gereken, düzeltilmesi gereken ritüeller vardır. Ancak bu hak Ocaklara aittir. Alevilikten söz edilecekse Ocağı yakmak gerek. Ocak sistemi yoksa Alevilik yoktur! Yazarlar, düşünürler isterlerse düşüncelerini ocaklarımıza sunar. Değerlendirmek Ocaklara aittir. Öncelikle Ocak kurumunu bilince çıkartmak gerek.

Bu tartışmalar Dedelik Kurumu’nun ağır darbe aldığı, yıpratıldığı bir dönemde yapılıyor. Sevinçle, gururla görüyoruz ki böyle olmasına rağmen söz konusu Yol olduğunda birbirlerini şiddetle eleştiren, hakarete varan söz söyleyen arkadaşlar Hakk Yol’unda buluşmuştur. Bu aynı zamanda Hakk Yol’unun ahbap çavuşlukla değil, sevda ile aşk ile yürüneceği anlamına gelmektedir. Ayrıca bu durum, gerginliklerin son bulduğu, ortamın rahatladığı ve kişilerin düşüncelerini bütün açıklığı ile ortaya koyduğu, karşıdaki kişinin de bu düşünceleri ön yargısız değerlendirdiği anlamına gelmektedir. Bizim anlayışımızda gruplaşma yoktur. Taraftarlık yoktur. Tartışmaları izliyorsunuz, Hamza Aksüt ile Hasan Harmancı nasıl tartışıyorlar görüyorsunuz! Bu tartışmalar bizlerin kişisel ilişkileri ile ilgili değildir.

Ocaklarımızın tehlike altında olduğu biliniyor. Büyüklerimiz yaşını aldı. Ocakzadeler öne çıkmıyor. Örneğin Veliyettin Efendi’den sonra posta kim oturacak bilinmiyor. Sorunlarımız yakıcıdır. Diğer mürşit ocaklarımızda da kalbimizi kavurucu sorunlar var... Baba Mansur evladının bu sitede yazdıkları müthiş ve çok derin bir hüzündür... Beni uçsuz bucaksız, dibi belirsiz uçurumlara attı...


BİLGİNİN BİLİNCE DÖNÜŞMESİ


Son yıllarda yapılan en önemli, en değerli tartışma bu tartışmadır. Hep birlikte Alevilik konuşuyoruz ve doğruları hem öğreniyoruz, hem de bilince çıkartıyoruz.

Ocak, Dede, Talip, Rehber, Musahip, Erkan, Gülbank, Hakullah, Muhip, Derviş, Baba, Halifebaba, Dedebaba kavramları yerli yerine oturmuş ve büyük bir bilinç oluşturmuştur.

Aleviliğin ilkeleri ortadadır, saptanmıştır. Bilinç böyle sancılı dönemlerde oluşuyor. Yığılmış bilgi bir işe yaramaz. Bilinç ise tavırda, davranışta ve bilgide bir sıçramayı; bazen bir yol ayrımını, bazen de kendi içinde bir doruğu ifade ediyor. Esat Korkmaz kitaplar yazar, söyleşiler yapar, “Batini Akşamlar” düzenler. Zamanımız olursa biz de gidebiliriz. Aleviliği “güncellemek” onun işi değil, yapması da mümkün değil. Ocaklarımıza, Dedelik kurumumuza saygılıysa, samimiyse önerilerde bulunsun. Ama “güncellemek benim işim” diyorsa, bunun da yolu, yöntemi var. Önce Yol’a talip olmak gerek. Eğer bir başvurusu var ise kimden el aldı, kime ikrar verdi, bunları açıklamalıdır. Bunlar gizli, saklı şeyler değildir. Aksine gurur vesilesidir. Harabi’yi ve Muhammed Ali Hilmi Dede Baba’yı hatırlayalım. Esat Korkmaz Yol’un gereklerini yerine getirmişse hiç sorun yok.

Hamza Aksüt’e gelince... Belki de... Alevi tarihinin tanıdığı önemli şahsiyetlerden biri olduğu kuvvetle muhtemeldir. Uzmanlık alanı ocaklardır. Mürşit ocakları, pir ocakları, talip toplulukları konusunda ayaklı bir kütüphanedir. İslamcı filan da değildir. Ona yardımcı olmak Alevilerin çok önemli bir görevidir. Ocağını, aşiretini, dedesini bilen Alevilerin, eğer ellerinde var ise şimdiki bulundukları yer ve nereden geldikleri konusundaki bilgileri-belgeleri Hamza Aksüt’e aktarmaları çok değerli bir çaba olacaktır. Bu, toplumumuzla ilgili bilgilerin bir bilgisayarda toparlanması gibidir.
Hakk Yol Alevilik bağımsız bir yapıdır. Özgündür. Başta da ayrı bir Yol’du. Başka dinleri ve onların ritüellerini anlamak veya reddetmek Aleviliği açıklamaz.

Bu Yol’a hizmet etmek demek öncelikle hesapsız ve kitapsız olarak öz’ü Aleviliğe adamak demektir!


SONUÇ

Öyle görünüyor ki, Esat Korkmaz bir tarikat kurmuştur. Tarikatı, Dedelik ve Babaganlık kolundan bağımsızdır. Hiyerarşinin aşamalarından geçmemiştir. Ancak Aleviliğin kavramlarını kullanmaktadır. Çerağ uyandırmakta; Doğum Günü, Ev Hayırlama, Kitap Doğum gibi erkanları düzenlemekte, Gülbank yazmakta ve okumakta, nikah kıymakta, kendi imzaladığı belgeye göre, yürüttüğü erkan karşılığı Hakkullah almaktadır. Kısacası o artık yazarlığının yanı sıra tarikat kuruculuğuna soyunmuştur. Bu tarikatı açıklamalı ve Alevilik adını kullanmamalıdır.

Bu yazının muhatabı da Esat Korkmaz’ın kendisidir. Başka arkadaşlar tartışmaya girmemeli, onun sözcülüğüne soyunmamalıdır.

Görüşlerimi Değerli Yol evlatlarına saygılarımla sunuyorum.


PİRLERİMİZİN VE MÜRŞİTLERİMİZİN HİMMETİ ÜZERİMİZDE OLSUN!


Hasretin ciğerim büryan eyledi
Gözlerim yolların gel efendim gel
Kalktı gönül kuşu cevlân eyledi
Gözlerim yolların gel efendim gel

Evvel sen âhir sen geçmezem senden
Bunca muhabbetin çıkar mı candan
Kalktı göç eyledi kevn ü mekândan
Gözlerim yolların gel efendim gel

Tevarih çoğaldı haddini aştı,
Urum sofuları bildiğin şaştı,
Şimdi gayret Şah-ı Merdan’a düştü,
Beklerim yolların gel efendim gel.

Horasan’dan kalktı Hind’i yararak,
Top top olmuş hariciler kırarak,
Bendelerin Şah’ına yalvararak,
Beklerim yolların gel efendim gel.

Bozuldu yolcular yollarda kaldı,
Ayin erkan gitti dillerde kaldı,
Bendelerin zayıf hallerde kaldı,
Beklerim yolların gel efendim gel.

Pir Sultan’ım Allah Allah diyelim,
Gelin nikabını elden koyalım,
Takdir böyle imiş biz ne diyelim,
Beklerim yolların gel efendim gel.


Konu Ünsal Öztürk tarafindan (02-27-2011 Saat 14:30 ) değistirilmistir..
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 14 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
aliimren (03-05-2011), Batıni (03-06-2011), ceritli (03-06-2011), Devrim06 (02-27-2011), esonto58 (02-27-2011), h-alibaba (02-27-2011), Hamza Aksüt (02-27-2011), herdem (02-27-2011), karan (03-07-2011), kzl.deli (03-07-2011), mamican (02-27-2011), ozan abbas (02-27-2011), Tasarımcı (03-05-2011), İşcanbaba (02-27-2011)

Alt 02-28-2011, 14:00   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Ünsal Abi;

Bu konu üzerinde ki, sölemleri, söylenmesi gerekenleri topluca aktarmışssınız, elinize sağlık,
Nerdeyse beni dövecek millet, Niye YOL la sahip çıktın diyerek, Niye ritüellere sahip çıktın diyerek.
Umarım yanıt gelir amma, neyse
Sağlıcakla,


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
aliimren (03-05-2011), ceritli (03-06-2011), h-alibaba (03-05-2011), Hamza Aksüt (02-28-2011), kzl.deli (03-07-2011)
Alt 03-04-2011, 22:33   #3
yıldızbaba.58
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 544
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 425
Thanked 949 Times in 366 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Sayın ünsal üztürk:Alevilikle ilgili kitaplar çıkarmadan önce,Yurt yayınevinin çıkardığı siyasi ve sosyal temalar içeren bazı kitapları okumuşluğum vardır. Ben kimden duyduysam Aslen divrikli olup sonradan şarıza göç eden veya göçmek zorunda kalan bir aşiretten olduğunuzu duymuştum.Hangi aşiret olduğunuda Hatırlamıyorum.bilgilerim veya bilgi demeyelimde duyumlarımın doğruluk payı varmı yokmu önce bu konuda aydınlatırsanız sevinirim.Bu yazında ise katıldığım konular olduğu gibikatılmadıklarımda var.Şimdi nalına mıhına vurmamak için sadece katılmadığım yada eksik bulduklarımıbelirtmeye çalışacağım. Ben prensip olarak sayıları çok az olan alevi aydınlarının birbirlerini yıpratmadan karalamadan eleştiri yapmalarından yanayım.Eğer bu hatta yürünürse aydınlarımız birbirlerinden güç alırlar.Bana göre bunun önkoşulu alevi süreklerinin farklılıklarından kaynaklı bakış tarzlarının özgünlük haklarına değer biçmektir.Ben Alevilerin daha öncede böyle ağır bir sorunu yaşadıklarını bu sorun nedeniyle onlarca köyün kış ortasında basılıp Alevi sürekleri arasındaki bir inatlaşmanın sivas mahkemelerine intikal ederek köylülerin o kış koşullarında çektikleri acı ve eziyeti biliyorum. Belki o olayı duymuşluğunuz vardır.köy ve Aile isimleri vererek kimseye acılarını yeniden hatırlatmak istemiyorum.Ama bir ders olsun diye o dönemdede aydın köy Alevileri arasında böyle yüzeysel tartışmalardan öyle kötü bir sonuç çıkmıştır.Şimdi kendi pencerenizden bakarak insanlara yakıştırmalarda bulunabilirsiniz. Ama farklı bir anlayışla alevilik konusunda çabası olan hatta 20 yıl önce sünnü olduğunu açıklayan pirlik yapma gibi bir iddiasının hiç bir zaman olmadığını söyleyen,dar bir kansoyluluğu eksik gören ki bunu sizde dolaylı benimsemiş sadece kan soyluluk değil yol soylulukta gerekir beyanında bulunmuşsunuz.










ayrıca bektaşilerdede Dede ve babalığın kan soyluluk gerektirmediğini kendinizde belirtmişsiniz,buna rağmen sünnü kökenli bir aydını hala pirlik iddasındadır diye yıpratmanız doğru değildir. Onca bilgi ve birikimine rağmen hatta ayaklı kütüphane dediğiniz yazarımızda bu tarzı ne yazıkki sürdürüyor.Bizim gibi okuyucularında bir uyarı hakkının olduğunu artık bilmeniz gerekir. çünkü bu tarz Aleviliğe kazandırmaz.
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 6 Users Say Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
Amistofes (03-06-2011), aris (03-04-2011), Baba İlyas (03-04-2011), ceritli (03-06-2011), ozan abbas (03-05-2011), Tasarımcı (03-05-2011)
Alt 03-05-2011, 08:29   #4
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Kardeşim

Bilgileriniz yanlış. Benim ilçem Sarıoğlan, Kayseri'ye bağlı. Kasabam ise Karaözü. Sarız değil. Karaözü 1979'a kadar Sivas, Gemerek ilçesine bağlıydı. Sivas'a uzak, Kayseri'ye ise çok yakın bir kasaba. Referandum sonucu Kayseri'ye bağlanmıştır. Avuçan'a bağlı olmasına rağmen Türkmen bir aşirettenim. Doğru bilgi şu:

Kayseri, Sarıoğlan, Karaözü kasabasındanım.
Malatya, Yazıhan, Karaca köyünden göçmeyiz.
Pir Ocağımız: Seyit Ahmet (Hacım Sultan diye de bilinir.)
Mürşidimiz: Avuçan (Seyit Temiz)

Diğer yazdıklarınızın ise muhattabı siz değilsiniz. Tartışmak istemem.
Yazdığım yazı çok açık. Özellikle Baba kolunda Yol'a girmenin, aşamalardan geçmenin kuralları besbelli, apaçık. Öncelikle bir kapıya varacaksınız. Muhip olacaksınız, bir mürşitbaba seçeceksiniz...
İyi dileklerimle.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 9 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
aliimren (03-05-2011), Batıni (03-06-2011), ceritli (03-06-2011), h-alibaba (03-05-2011), Hamza Aksüt (03-05-2011), karan (03-07-2011), ozan abbas (03-05-2011), Tasarımcı (03-05-2011), İşcanbaba (03-05-2011)
Alt 03-05-2011, 16:59   #5
aris
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
aris - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3675
Mesajlar: 102
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 652
Thanked 296 Times in 94 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 12
REP Seviyesi : aris is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Değerli Kardeşim

Bilgileriniz yanlış. Benim ilçem Sarıoğlan, Kayseri'ye bağlı. Kasabam ise Karaözü. Sarız değil. Karaözü 1979'a kadar Sivas, Gemerek ilçesine bağlıydı. Sivas'a uzak, Kayseri'ye ise çok yakın bir kasaba. Referandum sonucu Kayseri'ye bağlanmıştır. Avuçan'a bağlı olmasına rağmen Türkmen bir aşirettenim. Doğru bilgi şu:

Kayseri, Sarıoğlan, Karaözü kasabasındanım.
Malatya, Yazıhan, Karaca köyünden göçmeyiz.
Pir Ocağımız: Seyit Ahmet (Hacım Sultan diye de bilinir.)
Mürşidimiz: Avuçan (Seyit Temiz)

Diğer yazdıklarınızın ise muhattabı siz değilsiniz. Tartışmak istemem.
Yazdığım yazı çok açık. Özellikle Baba kolunda Yol'a girmenin, aşamalardan geçmenin kuralları besbelli, apaçık. Öncelikle bir kapıya varacaksınız. Muhip olacaksınız, bir mürşitbaba seçeceksiniz...
İyi dileklerimle.
sayın ünsal öztürk,
tartıştığınız konunun muhattabı kimdir?

Konu aris tarafindan (03-05-2011 Saat 17:09 ) değistirilmistir..
aris isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to aris For This Useful Post:
Amistofes (03-06-2011)
Alt 03-05-2011, 17:57   #6
aliimren
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
aliimren - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 1217
Mesajlar: 170
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 359
Thanked 380 Times in 146 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 59
REP Seviyesi : aliimren will become famous soon enough
İletişim
Standart Kavram Kargaşası İçinde...

Alinti:
yıldızbaba Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Ben prensip olarak sayıları çok az olan alevi aydınlarının birbirlerini yıpratmadan karalamadan eleştiri yapmalarından yanayım.

Ama farklı bir anlayışla alevilik konusunda çabası olan hatta 20 yıl önce sünnü olduğunu açıklayan pirlik yapma gibi bir iddiasının hiç bir zaman olmadığını söyleyen".
Sayın Ünsal Öztürk'ün açmış olduğu "Esat Korkmaz'in Eylemleri Ne Anlama Geliyor?" konusu ve Sevgili İşcanBaba'nın açmış olduğu "Alevi Kökenli Olmayan Pir'imiz Esat Korkmaz" konusu ile ilgili yazılan yazıların bazılarında ister istemez bir durum dikkatimi çekti. "AYDIN" kavramına giriliyordu ve cevap verdiğim yazıda da örnek aldığım kısım gimi Alevi Aydınlarının yıpratılmaması gerektiği söyleniyordu.

Şimdi size sormak istiyorum AYDIN nedir ve kime denir? Sanıyorum Aydın kavramında bir sorun yada kavram kargaşası yaşıyoruz.

Ben yazıların en başından şu ana kadar algıladığım nokta Sünni kökenli olan Sn. Esat Korkmaz'ın uygulamalarına ve bazı söylemlerine karşı gösterilen tepkilerin dile getirilmesi.

Nedir bunlar, Sn. Korkmaz'ın Batıni Akşamlarında... (Pardon burada bir parantez açmak zorundayım; Batıni ve Ezoterizm konusunu oldum olası hiç anlayamamışımdır zaten, bilinmezcilik zihniyeti bu tür tartışmalarda en kolay kaçış ve kılıf bulma yolu olmuştur her zaman. Siz anlamazsınız siz bilmezsiniz bu batınirid zaten diyerik konunun üstünü batıni ve zahiri kılıfı ile örtüp durur insanlar. Ve hala bunu 21. yüzyılda bu bilim çağında da sürdürürler.)... Evet Esat Korkmaz'ın Batini Akşamlarında üretilen gülbanklar okunmuş, bir erkan yürütülmüştür. Bunu da Sn. YıldızBaba'nın da belirttiği gibi Sünni kökenli PİRlik yapma ihtiyacı olmayan bir kişi yapmıştır.

Daha sonra da behsi geçen ismin Hakkullah aldığı de belgelerle sunulmuştur.

Alevi dedelerinin yürüttüğü bu uygulamalara kesinlikle inançsal ve kurumsal olarak bir itirazım yoktur. İtirazım Sn. Öztürk'ün dile getirdiği gibi "Ben aydınım, yazarım, düşünürüm” diyerek Pirlik ve Mürşitlik yapılması ile Aleviliği “güncelleyip güncelleyemeyeceği” konusu.

Ayrıca Sn. Esat Korkmaz'ın Aleviliği İSLAM'in içinde olduğunu söylemlerini de göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum.

Dedelik makamını, yol ve erkan yürüten insanları benimsemeyen sünni kökenli Sn. E. Korkmaz BATINI AKŞAMLARIYLA ortayaçıkıyor ve ben ALEVİLİĞİ GÜNCELLİYORUM diyor bir... Gerçekten bunu kabullenebliyor musunuz. Bir inancın güncellemesi, motiflerinin değiştirilmesi, kurallarının modernize edilmesi vs. gibi eylemleri sizce TEK BİR KİŞİ belirleyebilir mi. Bunu kabul edebilir miyiz...

Not: Sn. YıldızBaba'nın bilgi istemesi üzerine Sn. Ünsal Öztürk'e "Bu bir ALÇAKLIKTIR" demeden Köyünü, Ocağını, Mürşidini göğsünü gere gere dile getirdiği için teşekkür ediyorum.

Selamlar Saygılar...

Konu aliimren tarafindan (03-05-2011 Saat 18:17 ) değistirilmistir..
aliimren isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to aliimren For This Useful Post:
esonto58 (03-06-2011), h-alibaba (03-05-2011), İşcanbaba (03-06-2011)
Alt 03-05-2011, 21:17   #7
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Kardeşlerim

Benim yazdığım yazının başlığı "Esat Korkmaz’ın Eylemleri Ne Anlama Geliyor?"
"Eylem", "hareket" konuşulmalı. Yazar kişi "kitap Doğum Erkanı" yapıyor. "Hizmet Yürütüyor." Yürüttüğü hizmetin karşılığı "Hakullah" alıyor.

"Erkan", "hizmet", "gülbank, "Hakullah" kavramlarının karşılığı Dedelik ya da Babalık'tır. Sadece Dedelik ya da Babalık değil, aynı zamanda fiili cem yürüten Yol Erenlerinin eylemlerine karşılık gelmektedir.

Esat Korkmaz kökenini sorana kızıyor. Alevi bir aileden gelmiyor. Sünni Müslüman bir aileden geliyor. İkrar verir, ikrarına sadık kalırsa başımızın üstünde yeri var. Ayağına turab oluruz. Biz nasıl kendi ocağımızla ilgili sorulara cevap veriyorsak o da basit sorulara cevap vermeli.

Eğer bu yazar kişi erkan yürütüyor, gülbank okuyor, Hakullah da alıyorsa, "Bektaşi sofrasından" da söz ediyorsa şöyle bir soru sorulmalı:

Kimin kapısına gittin, kimden el aldın, kime ikrar verdin?

Bu konuda kişinin yazarlığı, düşünceleri söz konusu edilmiyor. Yaptığı eylemlerin sonucunda sorular soruluyor. Yazının muhattabı Esat Korkmaz'ın kendisidir.
Sorulan sorulara açık açık cevap vermelidir.

Siz de şu soruları sorabilirsiniz:

Hangi Bektaşi Babasına gittin, kime ikrar verdin, kimden doğdun, baban kim, anan kim, kardeşlerin kim?
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 7 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
aliimren (03-06-2011), ceritli (03-06-2011), esonto58 (03-05-2011), h-alibaba (03-06-2011), Hamza Aksüt (03-06-2011), ozan abbas (03-05-2011), İşcanbaba (03-06-2011)
Alt 03-06-2011, 14:13   #8
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Arkadaşlar

Esat Korkmaz ile ilgili açılan iki başlıkta (“Alevi Kökenli Olmayan Pirimiz Esat Korkmaz” ve “Batıni Akşamlar”) arkadaşlar Esat Korkmaz ile ilgili bazı belgeler koydu. Ben “Esat Korkmaz’ın Eylemleri Ne Anlama Geliyor?” başlıklı yazımda bu belgelerin site okurları tarafından değerlendirildiğini kabul ederek tekrar aynı belgeleri koymadım. Ama koymam gerekiyormuş. Çünkü özellikle “Hakkullah alma” meselesi anlaşılmamış, öyle anlaşılıyor.

Bu belgeyi tekrar buraya alıyorum.

Bir gün bana kargodan bir paket geldi. Paketin içinde Esat Korkmaz’ın “Simgeler Sözlüğü” vardı. Bu sözlüğün başlangıç sayfasında şunlar yazılıydı:

“Merhaba Ünsal Can;

elindeki kitap ... ...’ın Kitap Doğum erkânı hizmeti karşılığı bana ödediği hakkullah’ın bir parçasıdır.

Kitabına Doğum Erkânı yaptığım ... ...’ın armağan listesindesiniz. Bir damla gönül bilgisi kabul ediniz lütfen.

26 Eylül 2010/İst.-Suadiye
İmza”


Gördüğünüz gibi iki paragraflık bir yazı.

Herhangi bir kitap yayınevinden yayımlanır ve piyasaya arz edilir. Genellikle kitaplara tanıtım toplantıları yapılmaz. Ancak yayınevi kitaptan önemli bir gelir elde edeceğini hesaplıyorsa ya da kitap önemli bir kişiye aitse bir tanıtım toplantısı yapılır. Genellikle kokteyl şeklinde gerçekleştirilir. Önemli insanlar ve tabii ki basın çağırılır. İçki de ikram edilir. Kitap kamuoyuna tanıtılır. Kokteyl harcamalarını yayınevi yapar.

Esat Korkmaz örneğinde durumun böyle olmadığını görüyoruz. Nokta nokta olarak geçtiğim yerler bir yazarın adını kapsıyor. O yazar, erkândan anlamaz. Son derece insancıl, iyi yürekli, güler yüzlü, müthiş özverili bir kişi. Bu yazar arkadaşa “Sana bir Kitap Doğum Erkânı yapalım” deniyor. Yazar Alevi geleneğinde böyle bir durum var diye kabul ediyor. Ortaya bir mum konuyor ve çerağ niyetine yakılıyor. Esat Korkmaz gülbank (dua da diyebiliriz) okuyor. Ortaya bir de Halife dikiyor. Bu Halifeye, Rehber ve Baba da diyor. Aynı anlamda kullanıyor. Yani kendi deyimi ile hizmet yürütüyor. Filan kişinin kitabına “Doğum Erkânı yaptığım” diyor bana gönderdiği kitaptaki yazısında. “Kitap Doğum erkânı karşılığı bana ödediği” diyor. Demek ki yazar, Esat Korkmaz’a bir ödeme yapıyor. Ödeme nakit yapılıyor. Bir de liste yapılmış. Listenin kaç kişiyi kapsadığını bilmiyorum. Ama Hamza Aksüt’e de aynı şekilde, aynı yazı ile “Alevilik ve Bektaşilik Terimleri Sözlüğü” geldi.

Bu işler bir yazarın yapacağı işler değildir. Arkadaşların, “bir yazarı yıpratıyorsunuz” diye bizleri eleştireceği yerde Esat Korkmaz’a şunları sormaları gerekiyor.

1. Sen bir yazarsın, nasıl olur da “erkân” yaparsın?

2. Babalık kolunda “Kitap Doğum erkânı” adında bir erkân var mıdır? (Kaldı ki, Esat Korkmaz, Babagan da olmamıştır.)

3. Sen bir yazar olarak nasıl hizmet yürütürsün? Yazarın böyle bir görevi var mı?

4. Erkân yürütme başlığı altında, hizmet gördüğünü belirterek nasıl “ödeme” alırsın? Sen bu yazardan kaç lira aldın?

5. Bu aldığın parayı ne yaptın? Hepsini sen mi aldın, başkaları ile de paylaştın mı?

6. Yazardan başka şeyler, hediyeler de aldın mı?

7. Yazar nasıl bir ortam hazırlamıştı, yemekli bir masa da var mıydı? Bu masa kaç liraya donatılabilirdi?

8. Yazar, sana ödediği paralar, verdiği hediyeler ve yemek harcamalarını da dahil edersek toplam kaç lira harcamış olabilir. Yazar, erkân düzenlediğin kitabı için yayınevinden kaç lira telif ücreti almış olabilir?

9. Yukarıdaki belgede “Armağan listesi”nden de söz edilmektedir. Acaba bu listede kaç kişi vardır?

10. Acaba yazarın nakti olmasaydı, sana nasıl ödeme yapacaktı? Kredi kartı ile ödeme mümkün müydü?

11. Bu yaptıklarının Pirlik, Dedelik, Babalık olmadığı iddia edilebilir mi?


Değerli Arkadaşlar

Bu eylemler bir yazarın yapacağı eylemler değildir. Esat Korkmaz bir yazar gibi değil, bir cemaat önderi, tarikat lideri gibi hareket etmiştir.

Esat Korkmaz’ın diğer yazar arkadaştan aldığı para meşru değildir, haklı bir kazanç değildir. Telif hakkı desek değil, olamaz; hakkullah desek hiç olamaz, uygun değil.

Saygılarımla düşüncelerimi kardeşlerime sunuyorum.

Konu Ünsal Öztürk tarafindan (03-06-2011 Saat 14:16 ) değistirilmistir..
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
ceritli (03-06-2011), esonto58 (03-06-2011), h-alibaba (03-06-2011), Hamza Aksüt (03-06-2011), İşcanbaba (03-06-2011)
Alt 03-07-2011, 01:56   #9
yıldızbaba.58
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 544
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 425
Thanked 949 Times in 366 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Sevgili Ünsal Öztürk:Esat Korkmaz hocadan kaynaklı olsada, bence bu tartışmanın sürdürülmesi olumludur.Ama bir yazarın saygınlığına gölge düşürülmeden sürdürülse daha verimli olur. Gel gör ki, bir inatlaşma ve dalga geçme ciddiyetsizliği, ciddi anlatımlarıda gölgede bırakıyor. Bu hassasiyet ne yazıkki hala gösterilmiyor.
Esat hoca bir sünnüdür. Batıniliğede meyillidir. Esas sorun Alevilikte Batıniliğin yeri varmı, yokmu? Bu soru hep es geçiliyor. Bir kaç defa tekrar ettim . Bir tekrarda daha fayda olacağını düşünüyorum. Alevilikte tek tiplilik bence yoktur. Çeşitlilik esastır. Binbir sürek bu esastandır. Bir Batıniden bir Kızılbaş gibi düşünmesini beklemek: Eğer böyle düşünmüyorsa, Alevilikte yeri yoktur demek, sadece bir yanlış değil bir dogmadır. Bir sürek mensubunun bir diğerini yok sayması, ne kadar erkani olur?
Kaldıki sadece insanın değil, bir taşın, bir öküzün, bir otun bile Alevi Kızılbaş süreğinde rızkı Hak olduğu gibi; kakkıda çıralık değerdedir.Alevilikte ölçü para değil çıralıktır. Rpara paralı düzenin bir zorunluluğundan dolayı çıralığın yerini almıştır. İnsan ne kadar nur ise maydanoz otuda, güneşin ışığıda, o kadar nurdur. Eğer öyle olmasaydı; pir ocağının, ziyaret taşının, insan cemalinin ne anlamı kalırdı? Bunu görmezden gelip, parayı öne çıkarmanın rızalıkta yeri olmadığını düşünenlerdenim. Çünkü rızkı ve çıralığı sadece insana özgü görmek, tabiatın diğer varlıklarına haksızlıktır. Böyle düşünenleri ben şahsen mekanist görürüm. Buraya kadar söylediğim kendi fikriyatımdır. Tartışılabilir.
1- Karıncaların bile bir erkanı varsa, yazarların, aydınların, marifet sahiplerininde bir erkanı vardır. Müziğin yedi sesi bile bir erkan olduğu için, telli saz konuşabiliyor. Erkanı dar kapsamlı değil geniş kapsamlı düşünsek;bu kadar şaşkınlık yaşamamızın manası kalmazdı. Kaldıki Batıniliği öne çıkaran Esat hoca bu sürek sistematiğine göre, hem çırağ sır edip, hemde düşüncesini yaşama uyarlayarak, bir güncelleme geliştirmenin önemini belirtiyor. Ben bir Batınıi olmadığım halde bunu hiç yadırgamıyorum. Çünkü Kızılbaşlıkta da güncelleme var. Ama Batınilikten çok farklıdır. Kızılbaş güncellemesi ocakların ihtiyaç durumunda düzenledikleri büyük der cemleri ile yapılabilir. Ama Batınilikte böyle büyük derlere ihtiyaç yoktur. Bunu istememizde çok amlamsızdır.
2- Hem Esat Korkmaz'ın babagan olmadığını söylüyorsun,hemde babaganlık kolunda böyle bir erkan varmı diyorsun. Peki böyle bir sorunun hiç bir mantığı varmı? Böyle bir soru sormanızın bir anlamı kalırmı?
3- Bir yazar inancını ve ya yaşam görevini belirleme hakkını kendinde nasıl görüyorsun? Batınilik buna imkan sunuyorsa ne olacak? Kaldıki Batıni düşün buna gayet elverişlidir. İçsel anlam geliştirebiliyorsa, bunu yaşama niye uyarlıyorsun? Demenin bir mantığı varmı?
4- Bir insanın kimden kaç lira aldığını sormak niye sana dert oluyor? Bir Batını düşünceyi savunan yazarın, erkanını belirleme hakkını nasıl kendinde görüyorsun? Bunu yapmak yerine doğrudan Batıniliği eleştirsen olmazmı? Asıl yapman gereken Batıniliğe eleştiri yapman değilmi? Buyur onu yap. Bizde yanında duralım. Artık bunu söyleme hakkımızda olsun. Diyorum.
5- Beşinci sorun, sorulmaması gereken yakışık olmayan bir soru. İnsanların kiminle nasıl alışveriş yaptığı seni niye bu kadar ilgilendiriyor? Muhasebeci değilsin, maliyeci değilsin. Şimdi bu sorunun nesine fikir tartışması diyebiliriz. Böyle bir soruyu Esat Korkmaz niye ciddiye alsın ? Niye cevap versin?
6- İşi Alevilik tartışmasından çıkarıp sulandırmanın , kimin kime hediye aldığının konuyla Alevilikle, fikir tartışmasıyla ne ilgisi var? Neden yazarın o kitabını eleştirmek yerine böyle basite kaçıyorsun?Biz formu izliyenlerin neden deme hakkı yokmu?Niye bizleri bir batını anlayışı olan Esat hocayı savunmaya zorluyorsun.Hocanın fikirlerini eleştirmeyi niye denemiyorsun.
7-Sevgili ünsal Öztürk bari masanın boyunu büyüklüğünü rengini masa örtüsünün ütülü olup olmadığınıda sorsaydın. alevi aydınlarının tartışma düzeyi buysa yandıkki ne yandık.
8- sayın Öztürk bu soruyla yazarlık değil muhasebecilik. yapılır. Hak aşkına ne yapıyorsun. Hiç anlamıyorum. Ya sen iyi bir muhasebe uzmanısın, ya da ben hesaptan anlamayan bir divaneyim.
9-Kredi kartıyla değil Çekle ödeseydi çeki yüzde kaçla kırabilirdin?
10- Şimdi de para hesabını bırakıp personel şefi gibi insanları sayıyorsun.
11- Esat hoca ilk cevabi yazısında pirlik dedelik babalık yapmadığını zaten söylemişti?Tekrar sormanızın anlamı nedir?
Sonuç 11 sorunun hiç birinde, Alevilikle ilgili hiç bir şey söylemedin. Alevilikte 12 sayısı önemlidir. Herhalde Alevilikle ilgili sorunuda 12. soruda sormuş olmalısın. Ama 12. soruyuda yazmayı unutmuşsun. Eğer 12. soruyu sorarsan, herhalde onun cevabınıda ben verecek durumda olamam. 12.soruyu sorduğunda uzman bir aydınımız cevap versin.
Saygılarımla Sayın Öztürk.

Konu yıldızbaba.58 tarafindan (03-07-2011 Saat 02:12 ) değistirilmistir..
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
ozan abbas (03-09-2011)
Alt 03-07-2011, 10:42   #10
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Yıldızbaba

Öncelikle saygıyla selamlıyorum. Yazdığım yazının konusu Zahirilik-Batınilik değildir. Siz başka bir başlık açarak bu konuyu tartışabilirsiniz. Esat Korkmaz’a sorulan sorulara sizin cevap vermeniz doğru değil. Konunun mekanizm ile bir ilgisi de yoktur.

Yazar olduğunu söyleyen bir kişi, Alevilik kavramlarını kullanarak, hakkı olmayan işlere soyunmuş ve bunun karşılığında “hakkullah” adı altında “ödeme” almıştır. Gönderdiği kitabına yazdığı yazıda “ödeme” sözcüğünü kendisi kullanıyor. “Bana ödediği” diyor. “Ödeme” sözcüğüne sizin karşı çıkmanız gerekiyordu. Çünkü çok güzel, kutsiyet arzeden kavramlar kullanıyorsunuz. Kullandığınız kavramlar arasında “ödeme” sözcüğü yok.

Değerli Dost

“Çıralık”, “hizmet”, “erkan”, “hakkullah” gibi kavramlar Aleviler tarafından kullanılan kavramlardır ve kutsiyet arzederler. Her kişi kafasına göre uygulama yapamaz ya da “ödeme” alamaz. Bu kavramlarla asla oynamamak, her ne ad altında olursa olsun oynanmasına, dejenere edilmesine izin vermemek gerekir. Bizler bu konularda çok hassasız, sonuçlarını da ileride herkes görecektir.

Şimdi size “Hakkullah”la ilgili öğrendiğim çok önemli bir bilgiyi aktarmaya çalışacağım:

Şıh İbrahim Dedesi Şevket Dede (Mürşidi Dede Garkın) postta oturup cem yürüten, 85 yaşlarını yaşayan bir Dedemizdir. 5 Mart 2011 tarihinde, Tuzluçayır Cemevinde yapılan cemde Hakkullah’la ilgili şunları söylemiştir:

“Hakkullah her zaman alınmaz. Birlik Cemlerinde, sohbet toplantılarında hakkullah alınmaz. Sadece Görgü Cemlerinden sonra alınır. Dede hakkullahı cebine atamaz. Hizmet sahipleri ile bölüşmesi gerekir.”

Yapılan cem sonucunda ceme katılan Alevilerin sunduğu paralar Şevket Dedem tarafından dernek yöneticilerine cem erenlerinin huzurunda, dernek faaliyetlerinde kullanılmak üzere verilmiştir. Çünkü yapılan “Görgü Cemi” değildir. Şevket Dedem “hakkullah” adı altında herhangi bir şey almamıştır. Demek ki hakkullah çok önemli bir kavramdır. Haksız alanın ciğerine yapışır.

Maalesef değerli kardeşim, kavramlarımız dejenere edilmiştir. Bazıları günü geldiğinde Görgü Cemi yapacakları yerde mutemetlerini göndererek köylerden “hakkullah” adı altında para ve değişik yiyecek-giyecek toplamıştır. Alevilerin bugünkü perişanlıklarında, cemi, sorguyu-görgüyü terketmelerinde bu haksız uygulamaların önemli bir etkisi olmuştur.

Şimdi de başka bir uygulama ile karşılaşmış bulunuyoruz. Yapılan akla, vicdana ve Yol’a uygun değildir. Zaten artık deşifre olmuştur. İlgili kişi bir daha bu tür uygulamaları yapamaz. Çünkü yapılan uygulamanın ve sonuçta alınan “ödeme”nin sosyal yaşamda hakkaniyetli bir karşılığının bulunması, meşruluğunun tartışılmaması gerekiyor. Aleviler yayınevimize yoğun olarak gelmektedir ve bu konular tartışılmaktadır. Yapılan uygulamaya bakış olumsuzdur.

Benim yazımda onun düşünceleri ile ilgili tek bir cümle bulamazsınız. Bu yüzden “hakkullah” adı altında aldığı ödemeyi zahirde mi, yoksa batında mı kullanacağını bilmiyorum. Maddeler halinde yazdıklarım gerçekleşmiş şeylerdir. Çünkü o toplantıya Hamza Aksüt de katılmıştı. (Hamza Aksüt, Yukarı Mezopotamya’da yapacağımız bir belgesel çalışması ile ilgili görüşmede bulunmak üzere İstanbul’da bulunmaktaydı. Görüşeceği kişi ise Esat Korkmaz’ın kitabına “Kitap Doğum Erkanı” yaptığı yazar arkadaştı.) Ondan dinledim. Masa örtüsünü hesaplamaya dahil etmedim. Çünkü o evde var olan bir şeydi. Renginin ne olduğu da önemli değildir. Ayrıca ben muhasebeci değilim. Yurt Kitap-Yayın’ın muhasebe işlerini bir muhasebe bürosu yapıyor... Yayınevim var ve yayıncılık yapıyorum. Yazar ya da aydın değilim. Benim adımı taşıyan bir iki kitap var, ancak bu kitaplar kendi kafamdaki soruları çözmek için yazıldı. “Ben aydınım” diyen kişilere de kuşku ile bakarım. Seminerlere, konferanslara gitmem, röportaj yapmam, adımı taşıyan kitapların tanıtımını özel olarak yapmam, ilan verilirken onlar da yer alır. Arkadaşlar kitabevlerine gönderiyorlar, isteyen alır okur, istemeyen okumaz. Herhangi bir grubum yok. Taraftara da ihtiyacım yok. Ocaklarımızın hizmetkarıyım.
İnternete yazı yazmamı arkadaşlar rica etti. On beş günde bir yazı istediler. Hiç heyecanım yoktu. Ama bazı yazılar yazdım. Yazı yazma hırsım da yok. Önümüzdeki dönemlerde sıkça yazı yazar mıyım bilmiyorum.

Hakkullah konusunda şöyle düşünmek gerekiyor: Görgü Cemlerinden geçen Aleviler Dede’ye ve hizmet erenlerine hakkullah verirler. Verilenler gönülden kopmadır. Zorunlu değildir. Ne verildiğini kimse görmez. Az ya da çok bilinmez. Aleviler kazançlarının tamamını ya da fazlasını Dedeye neden versinler? Verirlerse çoluk çocuklarını ne ile geçindirirler?

Eğer bir yazar, yayınevinden alacağı telif hakkından daha fazlasını, ya da yarısını “erkan yürüten” Esat Korkmaz’a “ödüyorsa”, burada hakkaniyet yoktur. Ayrıca bir not daha eklemem gerekir: Kitabına erkan yapılan kişi acaba kitabının basıldığı yayınevinden telif ücretini almış mıdır?

Ayrıca değerli dost, siz ve sizin gibi düşünenler tabii ki Esat Korkmaz’a büyük değer verirsiniz. Buna ben ne diyebilirim? Selamlarım. Hep beraber bir şeyleri de güncelleyebilir, onun yaptığı hizmetlerin karşılığında ödeme de yapabilirsiniz. Bizim de Yol’umuzu savunmaya hakkımız vardır. Çünkü bu yapılanların Dedelikte ve Babalıkta karşılıkları yoktur. Yeni bir şeydir, yani yeni bir tarikattır. Zahir değil de Batın’dır. Hayırlı uğurlu olsun. Yeni bir tarikat kuran kişiye sen nasıl bunu yaparsın, nasıl olur da tarikat kurarsın diyemeyiz.

O halde hassas bir kişi olarak sizin yapacağınız da şudur: İsterseniz bu sitede başka bir başlık açarsınız. Dedenin, Babanın ve talibin olmadığı, yeni erkanların oluşturulduğu; Batıni yeni güncellemelerin yapıldığı, güncellenmiş erkanların nasıl işleyeceği, hangi erkanların yürütüleceği konularında görüşlerinizi belirtirsiniz. Eğer biz de ilgi duyarsak katkıda bulunabiliriz.

Konu benim açımdan burada kapanmıştır. Umarım yazdıklarımdan kırılmazsınız.

Kırılmanızı hiç istemem.

Saygılarımla sunuyorum.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
h-alibaba (03-09-2011), Hamza Aksüt (03-07-2011), İşcanbaba (03-07-2011)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
anlama, esat, eylemlerİ, gelİyor, korkmazin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 05:17.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts