Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Haşim Kutlu

Haşim Kutlu Yazarımız Haşim Kutlu'ya ait makaleleri bulabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 11-17-2009, 18:53   #1
Haşim Kutlu
GENÇALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 375
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 43 Times in 11 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Haşim Kutlu is on a distinguished road
İletişim
Standart Evladı Kerbelayık Be Hatayık

"Sizin oyunlarınızla başedemedim buk bana derd oldu. Ama size de boyun eğmedim bu da size dert olsun“-Seyyit Rıza

Dersim katliamı, bir isyanın bastırılması amacıyla yapılmış bir aşırılık değildir. Ortada bir isyan da yoktur.

Osmanlı'dan Cumhuriyete devlet ve hükümetlerin önünde "halladilmesi gereken bir sorun" olarak varolagelmiştir Dersim. Ve Dersime ilişkin bütün hikaye, o „halledilmesi gerekir“ sözcüklerinde gizlidir

"Dersim'e sefer olur zafer olmaz" sözü bu gerçeği dillendirir. Dersim'den asker postalı hiç eksik olmamıştır. Osmanlı döneminden 38 Dersim katliamına dek, resmi kayıtlara göre 138 kez sefer olmuştur. Oysa Osmanlıdan öncesi nede 38 den sonrasında postal o topraklardan hiç eksik olmamıştır ve zulmün döktüğü kan hiç kurumamıştır.

Çünkü; Dersimin sakinleri, kadim Ortaklık Toplumu süreğinin son halkası olarak, o güne dek varlığını bir biçimde koruyabilmiş, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya‘nın tek sakini tek örneğidir. Gelmiş geçmiş düşmanlığa, bunca mezalime ve soykırıma sebep suçun önü arkası budur. Bundan büyük bir suç da bulunamamıştır.

Bu özelliği nedeniyle de bir devlet hükümranlığı altında olsa da, bir devleti devlet eden en temel yapılarını kabul etmemiştir. Devletin niteliği, rengi, cinsi hiç önemli değildir, devlet olarak devleti kabul etmemiş bir süreğin varisi olarak, sözgelimi devlete asker vermeyi retetmiştir. Aleviler adına üretilmiş“askerlik masalları“ son yüzyıla, özellikle de ikinci yarısına ayittir.

Dersim, devlete vergi vermeyi kabul etmemiştir. Kaç sürgün kaç katliam yaşamıştır kadim Dersim toprağı ama hiç bir devlet, bu toprağın, „Ak Donlu“larından vergi alamamıştır. Bu nedenle de Dersim üstüne yapılan her askeri seferin en önemlli sebeplerinin başında, Dersim Ortaklık Toplumu mallarının yağması gelir. Yağma ve talan da, asker postalı gibi hiç eksik olmamıştır bu kutsal topraklardan. Katliamın en temel ikinci nedeni de budur.

Dersim, tarihinin devletlerle kuşatıldığı bütün zamanlarda, devletlere asker ve vergi vermeyi retdettiği gibi, o devletlerin eğitimlerini de retdetmiştir. Katliamın üçüncü temel sebebide budur.

Gelmiş geçmiş bütün devletlerce ve Cumhuriyet devletince de “cahillikle, eşkiyalıkla” suçlanmalarındaki saiklerdendir bu özellik. Osmanlı Sultanı Abdül Hamit ‘den itibaren başlayarak İttihatçılar döneminde de devam ettirilmeğe çalışılan ve bölgeye konuşlandırılan devlet yatılı okulları, Dersim zeminine bir sızma harekatı örneğidir. Ermeni katliamında oldu gibt dersim katliamında da kimsesiz kalan çocukların bir kısmı, yatılı okullara alınmış orada cumhuriyetin barer militant misyoneri gibi yetiştirilmiştir. Kızlar için ayrı oğlanlar için ayrı sonuçlarla karşılaşılabilecek bir çok trajediyi içeren uygulamalarla, bu çocuklardan birer “Türk Evi” inşaa edilmiştir. Bu politikanın en zalimce uygulaması da, asimilasyona tabu tutulan “Geride kalanlar” içine gönderilerek, militant misyonerlik yaptırılması uygulamasıdır. Ayşe Sıdıka Avar ve geçenlerde yaşamını yitiren pro Türkan Saylan bu uygulamanın tipik bir “çalıkuşu” örnekleridir. İkisi de Kürt kızlarının okutulması gibi görünüşte masum özünde kültürel soykırım mücahidirler. Çünkü, bir halkın kendi özgün aidiyetini bitirmek istiyorsanız kadını öncelikle bitireceksiniz. Hele Şu Dersim bir bakın b.u yönden: küadim otantik adlarının tamamı dişildir ve anadır.Üstünde yaxşayan ne Kadar dil varsa o dillerin tamamında Anadır Dersim. Anamisi, Mananalis, Mamiki adları hep Dersimn anayı tanımlayan adlandırmalyardır. Dersim Halkı da hep”YÜCE KADIN ANANIN HALKI” die bilinirdi. Dersim kadını bitirildiğinde buk geçmişten geriye hiç bir şey kalmayacağı açıktır. Ha!.. Sabiha gökçen mi??… O, kültür katliamında değil jenosidde değerlendirilen bir asker/pilottur!…Kadın değil, erkek kadındır artık!…

Devlet eğitimini, neresinden bakarsanız bakın sizi aynı kapıya götürecek olan kröleleştirme eğitimini kabul etmemenin bedeli ağır olmuştur. Bu nedenle, özellikle de fiili katliamları takibeden süreçler içerisinde hangi köprüler aracılıyla yapıldığını kabaca biraz daha yakın takibe alalım.

Anadolu ve Yukarı Mezopotamya coğrafyasının Kadim Ortaklık Toplumları açısından, Osmanlı Yavuz Sultan Selim dönemi- aynı zamanda İslam Halifeliğinin Yavuz tarafından gaspedildiği dönemdir- İslamiyetle en sıcak temasın da sağlandığı dönemdir. Tabi ki aynı zamanda içte sünni kılıktakı Osamlı diktatoryasıyla, diğer taraftan, Şililik kılığındaki İrani diktatoryayla kuşatıldığı dönemdir. Dersim bu iki kıskacın tam orta yerinde olarak rekabet/husumet halindeki bu iki hegemenyanın da hedefindedir. Dersime “Sefer olunupta muzaffer” olunamamasına bir başka işaret de bu noktadadır.

İran Şia iktidarı, bir yandan Moğol yağmacılığıyla dağıtılan Daylem Kızılbaş geleneğini de arkasına alarak, aynı zamanda, düşünsel bağlamda, 12 İmam öğretisini ve Ali’yi Kızılbaşlaştırarak, bir ölçüde, bu alana girmeyi başarasa da Osmanlı, Abdulhamit döneminde yaptırılan bölge yatılı okullarına dek bu alana gireremiştir.

Genel olarak Ortaklık süreğinin olduğu bir topluluk içinde, Ağalık aramak bir başka tarih çarpıtıcılığıdır.18 y.yıla Kadar, yukardaki belirlemelerimden de anlaşılacağı üzere, Dersim alanında ağalık yoktur. “Aşiret reisi yada ağası” dedikleri, ortaklık temsilcisi kandaş büyüklerdir, mirlerdir kn, bunların çoğu da Pirdir ya da Piranadır zaten.

Bu yazıda sayamayacağım bir çok nedenle devlete yanaşan kimi Pirler ya da Ortaklık önderleri(aşiret mirleri) olmuştur. İşbirliği temelinde Ocak mülkleri bu gibilerin ailelerine vakıf olarak verilmiş, bu da ortaklığın kararmasında, çözülmesinde başlıca etken olmuştur.

Bu bağlamda Abdulhamid, bu ailelerle işbirliği aramış. Bölge yatılı okullarına da bu ailelerin çocuklarını davet etmiştir. Adı edilen “ağalar, beyler” bu gibilerdir ve bu ilişkilenme tarzı Cumhuriyette de devam ettirilmiştir. Dersim katliamında meşruiyet arayışı kabilinden İttihatçı CHP önderlerinin, ideologlarının hala dillendirdikleri, “ağalığın zorbalığına son verildi” demogojisi tam bir safsatadır. Katledilerek tasfiye edilenler Ortaklık( aşiret=)önderleridir. Üretilmiş Ağalar-beylerle ise her dönemde işbirliği içinde olmuşlardır.
Katliam ya da soykırımın temel nedenlerini saymağa devam ediyorum.

Katliamda rol oynayan bir dördüncü temel neden ise Adalet konusudur. Dersim, Alevi Yolu’nun en temel kuralı olan “Dar Adaleti”nin ve ahlakının gereği olarak Devletli kapıdan asla adalet dilenmemiş, hiç bir nedenle hükümet kapısına adalet için gitmemiştir. Devlet otoritesini meşru kılan en temel kurumdur adalet kurumu. Onun retdi devletin retdidir ki, Dersimlilerin katline en önemli sebeptir bu.

Tali noktada daha bir çok neden sayılabilir ancak, bu dört temel sebep, gelmiş geçmiş bütün devletlerin Aleviler üstüne yürüttükleri, ”Haç” ya da “Cihat” seferleri için yetmiştir, artmıştır da. Bunun dışındaki gerekçele, gerçeği örten yada karartan katliamlara meşruiyet arayışının ürünü gerekçelerdir.

Hal böyle olunca, üretilmiş Türk Ulusçuluğu temelindeki Üniter devlet projesi, eğer hayat bulacak idiyse, hükmedenlerin ideologlarına göre, bunun ancak, öteden beri en önemli ayak bağı olmuş ve olmaya da devam eden, Dersim gibi en son “Ortaklık Toplumu” halkasının tarihi köklerinden, o topraklardan sökülüp atılmasıyla mümkün olacağı yönünde olmuştur. Ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, Dersim Halledilecektir !..

Dersim katliamında, “tek millet olma” bağlamında “milli/ulus devlet olma” saiki bağlamında Dersim alanının etnisi rol oynamıştır kuşkusuz. Kadim Ortaklık Toplumunun o güne gelebilmiş tek örneği olarak Dersim, Kürt olmasaydı da aynı akibetten kurtulamıyacaktı. Dahası da var; ortada bir isyan ya da isyan hazırlığı da yoktur. Devletin yukardan beri anlatmağa çalıştığım planları, yüzlerce binlerce yıllık direnme geleneği, deney ve tecrübesine dayanılarak bilinmektedir. Ayrıca Koçgiri katliamı daha Cumhuriyet yolunun başında patlatılmış bir katliamdır. Unutulması mümkün değildir ve sıranın eninde sonunda Dersime geleceği bilinmektedir. Direnmeye hazırlanılmakta, Aşiret Kom ya da Komalların Pirleri, Mirleri direnmeye ikna edilmeğe çalışılmaktadır.

İsyan olduğuna dair Kemailst yazarların döktürdükleri safsatalar, Ankaranın ve İstanbulun dışına bile çakmamış kitap esnafının düzdüğü şehir efsaneleridir. Çoğuna da yazdırılmıştır. Vicdanına danışarak yazanlar da dışlanmıştır N.Fazıl Kısakürek gibi.

Koçgirinin yiğit evladı Alişer’in dizelerine bakınız: “Yemin edenler elmaya/Zülfikarı mürtezaya/Geriden tel çektiler/Biz uymayız eşkiyaya”

Yukardan beri anlatmağa çalıştıklarımın birinci ağızdan teyididir bu dizeler. Dizelerin en yakın olarak temas edilen anlamı, dierenme için Meydanda söz verenlerin, tabi ki Alevi erkânına göre söz verenlerin, yüz göre davrandıklarını, riyakar davrandıklarını ve ardından zülmedeceklere tel çekerek “bize dokunmayın biz direneceklerden değiliz” dediklerini anlatıyor. Ancak, batın dilinde bu dizelerin anlamı, çok daha güçlü olarak Alevi yoluyla bağlantılıdır ve bu yazı, bu yönü açmaya elverişli değildir.

Bu gün, Pirimiz ve Seydamız Seyyit Rıza’nın katledildiği gündür. Zulmün celladına o güzel başını teslim etmeyi retteden Pirimiz, o meydanda o saatte kimsenin olmadığından dem vuran devlet temsilcisinin bilinen itirafına karşın, batın aleminde o meydanı hınca hınç dolduran binlerce eski ve binlerce yeni yol evladından, Hakka ve hakikata yolculuk için Rızalık alırcasına şöyle nefeslenmektedir:

EVLADI KERBELAYIK BE HATAYIZ, AYIPTIR!..ZULÜMDÜR!.. GÜNAHTIR!….

Anısı önünde saygıyla ve minnetle eğiliyoruz…….

Haşim Kutlu
Haşim Kutlu isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 10 Users Say Thank You to Haşim Kutlu For This Useful Post:
aris (02-03-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), DEMAN (02-02-2011), DoğAcAn (11-18-2009), hayat (02-06-2011), kahin (06-13-2011), nazımhikmet (02-03-2011), ozan abbas (02-03-2011), ılgaz (10-14-2010), yıldızbaba.58 (01-29-2011)

Alt 11-17-2009, 19:22   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Evet ,Haşim Kutlunun Klasik bir yazısı,
Sanırım
Kadim Ortaklık Toplumu
Ortaklık( aşiret=)önderleridir,

gibi deyimleri ilk kez dillendirmektedir,
MİR= Bey demektir,
Bu yeni deyimler, ile de, Ağalık sürecinin olumsuzluğunu örtmeye çalışmaktadır,

Şu 138 kez olan saldırıyı merak ettim,
Bu güne kara yapılan dillendirme, 60-70 üstüne cıkmamıştı,


Ve Dersim dışında ki, KÜRT bölgeleri niye bu savaşa katılmadı, Onlar MERKEZİ SİSTEME YADA, ÜNİTER DELETİ KABUL ETTİ,

bUNLARI REDDETMENİN SEBEİ, oRTAK TOPLULUK, aSKER VERMEMK VS İLE ACIKLANAMZ,

Ve bu ayaklanmanın ve bastırılmasının sebebi, İNANC değildir,
daha öncede yazdım,

Maden yola o kadar bağlısınız,
Ve Ganimet avcısı gibi, yazı dökenler,
Atıyorum, Çocuklarınızın DİN DERSİNE gönderiyormusunuz,
Okullarına dilekce verdiniz mi? Ben Aleviyim dediniz mi?
Şimdi okumuyordur, Okurken bunu yaptınızmı? AliKenanoğlu yaptı,

Alın elinize kalemi, Avrupadan döktürün,


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
DoğAcAn (11-18-2009), hayat (02-06-2011), mamican (02-26-2010), Solino (02-01-2011)
Alt 04-02-2010, 14:21   #3
Dede-baba
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

''... Şayet hükümet hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdadımızın eskiden Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun''

Seyyid Rıza

(Askeri Tarih Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi)[/quote]



Dersim olaylarında Ata'nın bir suçunun asla olmadığını düşünmekle birlikte, Seyid Rıza'nın Bölge valisi ve yönetilerince kandırıldığı ve belki de oyuna getirildiği kuşkuları da vardır...



belki de Seyid Rıza, Ata ile anlaşacaktı, Böylece kan dökülmeyecek masum olan kadın, çoluk çocuk kimse ölmeyecekti,

Dersim yöresinde Bu üzücü olaylara tanıklık edenlerden söyle duymuştum...


Seyid Rıza


Türkiye Cumhuriyeti ordusunun dersim Diyarına gireceğini öğrendiğinde, Ata'ya ulaştırılması için söyle bir yazı gönderir...

"..."Şayet hükümet, hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdâdımızın (atalarımızın) eskiden gelmiş olduğu Yukarı Türkistan (Horasan) vilayetine bütün mensubi aşiretimizle birlikte hicret etmeğe (geri dönmemize, göçmemize) himmet buyursun...”

kaynak. Seyit RIZA (1938 Dersim Olayı Öncesi,Askeri Tarih Str. Etüd Başk. Arşivi. Doç. Dr. Yaşar Kalafat
Şark Meselesi ve Şeyh Sait Olayı s. 24-25. Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı s. 19)



"... seni Ata ile görüştüreceğiz diye haber saldılar, seyid Rıza anlaşmak için Atına bindi, şehir merkesine geldi...

Aniden etrafı sarıldı.. yanındaikeri de tutukladılar...

Seyid Rıza oyuna gelmişti, kandırılmıştı...


Oyuna geldiğini anlayan seyid Rıza kendisini kandıran Elçiye döndü şöyle söyledi

"...“senin yalanların, hilelerinle baş edemedim bu bana dert oldu... bende, senin önünde diz çökmeyeceğim bu da sana dert olsun”

Seyid Rıza'nın asılma anını ve son sözlerini ise, olayın tanığı, İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından dinliyelim...




".... Biz Seyyid Rıza'yı aldık. Otomobilde benimle polis müdürü İbrahim'in arasına oturdu. Jeep Jandarma Karakolunun yanında ki meydanda durdu. Seyyid Rıza sehpaları görünce durumu anladı .

- Asacaksınız, dedi ve bana döndü.

- Sen, Ankara'dan beni asmak için mi geldin ?

Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü.

Savcı namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk.


- Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz. Dedi.

Bu sırada Fındık Hafiz asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben, Fındık Hafız asılırken görmesin diye pencerenin önünde durdum. Fındık Hafız'ın idamı bitti...


Seyyid Rıza'yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Seyyid Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti:


“Evladı Kerbelayık! Bîhatayık! Ayıptır,zulümdür, cinayettir!" dedi.

Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayaği ile bir tekme vurdu. İnfazını gerçekleştirdi ..."

İhsan Sabri Çağlayangil’in anıları, Güneş gazetesi, 19.8.1989

Konu Dede-baba tarafindan (04-02-2010 Saat 14:43 ) değistirilmistir..
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 14:24   #4
Dede-baba
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi : Dede-baba can only hope to improve
İletişim
Standart

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

“Evladı Kerbelayık! Bîhatayık! Ayıptır,zulümdür, cinayettir!"



Evinde; Atatürk, Seyyid Rıza ve oğlu Seyid İbrahim’in resimleri aynı çerçevede ve yan yana.


Pir Seyyid Rıza’ın dördüncü nesil torunu olduğunu iddia eden işçi emeklisi Memet Tezel, dedesinin Kürt olmadığını, Alevi Dedesi olduğunu ve Atatürk'ün yanında yer aldığını iddia etti

18 Kasım 2009 11:08

Pir Seyyid Rıza’ın dördüncü nesil torunu olduğunu iddia eden işçi emeklisi Memet Tezel, gazetemize ilginç iddialarda bulundu.

Tarih sayfalarına göre 15 Kasım 1937'de 86 Yaşında Elazığ'da 45 gün tutulduktan sonra General Abdullah Paşa'nın emri üzerine Buğday Pazarı Meydanı'nda asılan ve tarihe 'İsyancı Kürt Lider Seyyid Rıza' olarak geçen Pir Seyyid Rıza’ın dördüncü nesil torunu olduğunu iddia eden işçi emeklisi Memet Tezel, gazetemize ilginç iddialarda bulundu.

Pirimiz Kürt lideri değil, Alevi Dedesi'dir

Kendisini, ”Seyit Hasanlılar İksor Aşireti, Pir Seyit Rıza’nın oğlu Seyit İbrahim’in torunu,1958 Tokat Zile doğumlu Seyit Memet Tezel” diye tanıtarak sözlerine başlayan ve dedesi olduğunu iddia ettiği Seyyid Rıza’nın Kürt lideri değil, Alevi Dedesi olduğunu ısrarla söyleyen Memet Tezel, şunları söyledi; "Biz İksor Aşireti olarak Seyit Hasanlılar, İmam Hasan ve İmam Hüseyin soyundan gelen Seyit Battal Hüseyin torunları, Caferi Geyik evlatları, Zeynel Abidin ocağı evlatlarıyız. Sülalemiz 1925’de Dersim'den Tokat’ın Zile Kazası Ciğerbağ Köyü'ne sürgün giden Seyyid Rıza’nın oğlu Seyyid İbrahim’in soyundandır. 1884 doğumlu olan babamın babası Seyid İbrahim’in türbesi de Zile Kazası Ciğerbağ Köyü'ndedir."

İsyancı damgası iftiradır, yalandır

Dedesi için ‘isyancıdır ve Kürt Lideridir’ şeklindeki ifadelerin kendilerini derinden yaraladığını belirten Memet Tezel, açıklamalarını şöyle sürdürdü; " Bizler Kürt değiliz, isyancı da değiliz, terörist de değiliz. Kürt Kardeşlerimiz ile beraber yaşayan Müslümanlarız. Kürt Kardeşlerimizin hakkına, hukukuna örf ve adetlerine saygılıyız ve Kürt kardeşlerimiz ile her zaman gurur duyuyoruz. Aramızda sorun yoktur ve olamaz da. Bazı kesimlerin Pir Seyyid Rıza’ya isyancı Kürt Lideri damgasını vurmaları iftiradır, yalandır. Biz Seyit nesili olarak bunu kabul etmiyoruz.

Ülkemizi, bayrağımızı, toprağımızı seven ve uğrunda ölen bu ülkenin çocuklarıyız. Bizler Peygamber efendimiz Muhammed’in ve Hz. Ali’nin yolunda, Mustafa Kemal’in izindeyiz. Laik Atatürk Cumhuriyetine bağlı Ehli Beyit Müslümanlarız. Pir Seyyid Rıza’nın aşireti İksor aşiretidir, bazı yerlerde söylendiği ve yazıldığı gibi başka aşiretlerden değildir. İmam Hasan ve Hüseyin'in torunları olduğumuz için de Seyyid evlatlarıyız.

‘Ben yolumdan dönersem, Kerbela benden davacı olur’

Dedem Pir Seyyid Rıza darağacına idama giderken, lanse edildiği gibi Kürt lideri olarak değil, Alevi öncüsü ve Alevliği savunduğu için darağacına gitmiştir. Tek suç varsa Alevi dedesi olmasıdır. Biz böyle biliyoruz, böyle inanıyoruz.

Şöyle ki, ‘Ben yolumdan dönersem, Kerbela benden davacı olur’ diyecek kadar Ehli Beyt inancına sahip bir seyittir dedem Pir Seyyid Rıza.
Alevi felsefesini savunduğu için idam edilmiştir

Dedem Pir Seyyid Rıza, seyyid’lerden, Alevilik adabı ve erkânı bilgiler konusunda eğitim almıştır. Türkçe-Kürtçe-Zazaca-Dersimce-Ermenice- Farsça ve Arapça bilen politik bir seyyid'dir. Yani idama gittiği zaman, Alevi felsefesini savunduğu için gitmiştir.

Dedem Seyyid Rıza Dersim yöresinin büyük rehber seyitlerinden olup tüm aşiretler üzerinde saygın bir otoritesi varmış. Halkın ‘Rızo’, ‘Rayber’ ya da ‘Lace Baboyı’ diye çağırdığı Seyyid Rıza'nin kişiliği ve siyasi yapısı belli olan açık fikirli, onurlu bir yurtseveridir."

Seyyid Rıza Atatürk'ün yanında yer almıştır

Kurtuluş Savaşı’nda Seyyid Rıza ve Dersim halkının Atatürk’ün yanında yer aldığını vurgulayan Memet Tezel, "Dedemin isyan çıkarmasına bir neden yoktur. Olay tamamen bazı çıkar odaklarının ortak planladıkları bir organizasyondur. Bölgenin asker ve sivil yöneticileri, Seyyid Rıza’yı Atatürk yöreye gelmeden önce alelacele asmışlardır.

Hâlbuki Seyyid Rıza kendisi gelerek teslim olmuştur ve bunun için de bölgenin yetkili idarecilerince güvence verilmiştir" diye konuştu. Dersim Piri Seyyid Rıza'nın I. Dünya Savaşı sırasında büyük yararlılıklar gösterdiğini ve İstiklal Savaşı ile cumhuriyetin kuruluş dönemine de çeşitli katkılarda bulunduğunu iddia eden torun Tezel, açıklamalarının devamında,

"Seyyid Rıza Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı Postnişini Ahmet Cemalettin Celebi'nin kurduğu Mücahidin Alaylarına gönüllü askerler toplamış, maddi manevi yardımlarda bulunmuştur" ifadelerine yer verdi.

Tarih yapraklarına göre Seyyid Rıza

16 Kasım 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi; Seyyid Rıza’nın foterli görkemli bir fotoğrafını yayınlayarak, haber olarak da altı kişiyle Elazığ’da idamını duyurur. Bazı gazete ve kitaplara göre ise; Seyyid Rıza 16 Eylül'de Elazığ’a getirilir.10 Kasım1937'ye kadar mahkeme sürer. 15 Kasım 1937 sabahı, Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilir.

Cumhuriyet'e göre Dersim bir Zaza veya Kürt isyan değildir. Abdullah Paşa gibi ordudaki bazı generaller ve bölgedeki subaylar ile Celal Bayar'ın ve Kabinesi’nin yanlış politikalarının sonucunda bu durum olmuştur. Seyyid Rıza, Atatürk'e telgraflar çekmiş, görüşmek istemiş, o dönemdeki bazı devlet adamları ve Atatürk'ün çevresindekiler bunu engellemişlerdir. Seyyid Rıza kendiliğinden, güvence alarak teslim olması ve yetkililerin af edileceğini söylemelerine karşın Elazığ’da asılmıştır. Verilen sözler tutulmamıştır. Yaş haddini geçmesine rağmen alelacele idam edilmiştir.



Konu Dede-baba tarafindan (04-02-2010 Saat 14:31 ) değistirilmistir..
Dede-baba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 10-14-2010, 22:39   #5
ılgaz
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3323
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 52
Thanked 20 Times in 7 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : ılgaz is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
Haşim Kutlu Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
"Sizin oyunlarınızla başedemedim buk bana derd oldu. Ama size de boyun eğmedim bu da size dert olsun“-Seyyit Rıza

Dersim katliamı, bir isyanın bastırılması amacıyla yapılmış bir aşırılık değildir. Ortada bir isyan da yoktur.

Osmanlı'dan Cumhuriyete devlet ve hükümetlerin önünde "halladilmesi gereken bir sorun" olarak varolagelmiştir Dersim. Ve Dersime ilişkin bütün hikaye, o „halledilmesi gerekir“ sözcüklerinde gizlidir

"Dersim'e sefer olur zafer olmaz" sözü bu gerçeği dillendirir. Dersim'den asker postalı hiç eksik olmamıştır. Osmanlı döneminden 38 Dersim katliamına dek, resmi kayıtlara göre 138 kez sefer olmuştur. Oysa Osmanlıdan öncesi nede 38 den sonrasında postal o topraklardan hiç eksik olmamıştır ve zulmün döktüğü kan hiç kurumamıştır.

Çünkü; Dersimin sakinleri, kadim Ortaklık Toplumu süreğinin son halkası olarak, o güne dek varlığını bir biçimde koruyabilmiş, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya‘nın tek sakini tek örneğidir. Gelmiş geçmiş düşmanlığa, bunca mezalime ve soykırıma sebep suçun önü arkası budur. Bundan büyük bir suç da bulunamamıştır.

Bu özelliği nedeniyle de bir devlet hükümranlığı altında olsa da, bir devleti devlet eden en temel yapılarını kabul etmemiştir. Devletin niteliği, rengi, cinsi hiç önemli değildir, devlet olarak devleti kabul etmemiş bir süreğin varisi olarak, sözgelimi devlete asker vermeyi retetmiştir. Aleviler adına üretilmiş“askerlik masalları“ son yüzyıla, özellikle de ikinci yarısına ayittir.

Dersim, devlete vergi vermeyi kabul etmemiştir. Kaç sürgün kaç katliam yaşamıştır kadim Dersim toprağı ama hiç bir devlet, bu toprağın, „Ak Donlu“larından vergi alamamıştır. Bu nedenle de Dersim üstüne yapılan her askeri seferin en önemlli sebeplerinin başında, Dersim Ortaklık Toplumu mallarının yağması gelir. Yağma ve talan da, asker postalı gibi hiç eksik olmamıştır bu kutsal topraklardan. Katliamın en temel ikinci nedeni de budur.

Dersim, tarihinin devletlerle kuşatıldığı bütün zamanlarda, devletlere asker ve vergi vermeyi retdettiği gibi, o devletlerin eğitimlerini de retdetmiştir. Katliamın üçüncü temel sebebide budur.

Gelmiş geçmiş bütün devletlerce ve Cumhuriyet devletince de “cahillikle, eşkiyalıkla” suçlanmalarındaki saiklerdendir bu özellik. Osmanlı Sultanı Abdül Hamit ‘den itibaren başlayarak İttihatçılar döneminde de devam ettirilmeğe çalışılan ve bölgeye konuşlandırılan devlet yatılı okulları, Dersim zeminine bir sızma harekatı örneğidir. Ermeni katliamında oldu gibt dersim katliamında da kimsesiz kalan çocukların bir kısmı, yatılı okullara alınmış orada cumhuriyetin barer militant misyoneri gibi yetiştirilmiştir. Kızlar için ayrı oğlanlar için ayrı sonuçlarla karşılaşılabilecek bir çok trajediyi içeren uygulamalarla, bu çocuklardan birer “Türk Evi” inşaa edilmiştir. Bu politikanın en zalimce uygulaması da, asimilasyona tabu tutulan “Geride kalanlar” içine gönderilerek, militant misyonerlik yaptırılması uygulamasıdır. Ayşe Sıdıka Avar ve geçenlerde yaşamını yitiren pro Türkan Saylan bu uygulamanın tipik bir “çalıkuşu” örnekleridir. İkisi de Kürt kızlarının okutulması gibi görünüşte masum özünde kültürel soykırım mücahidirler. Çünkü, bir halkın kendi özgün aidiyetini bitirmek istiyorsanız kadını öncelikle bitireceksiniz. Hele Şu Dersim bir bakın b.u yönden: küadim otantik adlarının tamamı dişildir ve anadır.Üstünde yaxşayan ne Kadar dil varsa o dillerin tamamında Anadır Dersim. Anamisi, Mananalis, Mamiki adları hep Dersimn anayı tanımlayan adlandırmalyardır. Dersim Halkı da hep”YÜCE KADIN ANANIN HALKI” die bilinirdi. Dersim kadını bitirildiğinde buk geçmişten geriye hiç bir şey kalmayacağı açıktır. Ha!.. Sabiha gökçen mi??… O, kültür katliamında değil jenosidde değerlendirilen bir asker/pilottur!…Kadın değil, erkek kadındır artık!…

Devlet eğitimini, neresinden bakarsanız bakın sizi aynı kapıya götürecek olan kröleleştirme eğitimini kabul etmemenin bedeli ağır olmuştur. Bu nedenle, özellikle de fiili katliamları takibeden süreçler içerisinde hangi köprüler aracılıyla yapıldığını kabaca biraz daha yakın takibe alalım.

Anadolu ve Yukarı Mezopotamya coğrafyasının Kadim Ortaklık Toplumları açısından, Osmanlı Yavuz Sultan Selim dönemi- aynı zamanda İslam Halifeliğinin Yavuz tarafından gaspedildiği dönemdir- İslamiyetle en sıcak temasın da sağlandığı dönemdir. Tabi ki aynı zamanda içte sünni kılıktakı Osamlı diktatoryasıyla, diğer taraftan, Şililik kılığındaki İrani diktatoryayla kuşatıldığı dönemdir. Dersim bu iki kıskacın tam orta yerinde olarak rekabet/husumet halindeki bu iki hegemenyanın da hedefindedir. Dersime “Sefer olunupta muzaffer” olunamamasına bir başka işaret de bu noktadadır.

İran Şia iktidarı, bir yandan Moğol yağmacılığıyla dağıtılan Daylem Kızılbaş geleneğini de arkasına alarak, aynı zamanda, düşünsel bağlamda, 12 İmam öğretisini ve Ali’yi Kızılbaşlaştırarak, bir ölçüde, bu alana girmeyi başarasa da Osmanlı, Abdulhamit döneminde yaptırılan bölge yatılı okullarına dek bu alana gireremiştir.

Genel olarak Ortaklık süreğinin olduğu bir topluluk içinde, Ağalık aramak bir başka tarih çarpıtıcılığıdır.18 y.yıla Kadar, yukardaki belirlemelerimden de anlaşılacağı üzere, Dersim alanında ağalık yoktur. “Aşiret reisi yada ağası” dedikleri, ortaklık temsilcisi kandaş büyüklerdir, mirlerdir kn, bunların çoğu da Pirdir ya da Piranadır zaten.

Bu yazıda sayamayacağım bir çok nedenle devlete yanaşan kimi Pirler ya da Ortaklık önderleri(aşiret mirleri) olmuştur. İşbirliği temelinde Ocak mülkleri bu gibilerin ailelerine vakıf olarak verilmiş, bu da ortaklığın kararmasında, çözülmesinde başlıca etken olmuştur.

Bu bağlamda Abdulhamid, bu ailelerle işbirliği aramış. Bölge yatılı okullarına da bu ailelerin çocuklarını davet etmiştir. Adı edilen “ağalar, beyler” bu gibilerdir ve bu ilişkilenme tarzı Cumhuriyette de devam ettirilmiştir. Dersim katliamında meşruiyet arayışı kabilinden İttihatçı CHP önderlerinin, ideologlarının hala dillendirdikleri, “ağalığın zorbalığına son verildi” demogojisi tam bir safsatadır. Katledilerek tasfiye edilenler Ortaklık( aşiret=)önderleridir. Üretilmiş Ağalar-beylerle ise her dönemde işbirliği içinde olmuşlardır.
Katliam ya da soykırımın temel nedenlerini saymağa devam ediyorum.

Katliamda rol oynayan bir dördüncü temel neden ise Adalet konusudur. Dersim, Alevi Yolu’nun en temel kuralı olan “Dar Adaleti”nin ve ahlakının gereği olarak Devletli kapıdan asla adalet dilenmemiş, hiç bir nedenle hükümet kapısına adalet için gitmemiştir. Devlet otoritesini meşru kılan en temel kurumdur adalet kurumu. Onun retdi devletin retdidir ki, Dersimlilerin katline en önemli sebeptir bu.

Tali noktada daha bir çok neden sayılabilir ancak, bu dört temel sebep, gelmiş geçmiş bütün devletlerin Aleviler üstüne yürüttükleri, ”Haç” ya da “Cihat” seferleri için yetmiştir, artmıştır da. Bunun dışındaki gerekçele, gerçeği örten yada karartan katliamlara meşruiyet arayışının ürünü gerekçelerdir.

Hal böyle olunca, üretilmiş Türk Ulusçuluğu temelindeki Üniter devlet projesi, eğer hayat bulacak idiyse, hükmedenlerin ideologlarına göre, bunun ancak, öteden beri en önemli ayak bağı olmuş ve olmaya da devam eden, Dersim gibi en son “Ortaklık Toplumu” halkasının tarihi köklerinden, o topraklardan sökülüp atılmasıyla mümkün olacağı yönünde olmuştur. Ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, Dersim Halledilecektir !..

Dersim katliamında, “tek millet olma” bağlamında “milli/ulus devlet olma” saiki bağlamında Dersim alanının etnisi rol oynamıştır kuşkusuz. Kadim Ortaklık Toplumunun o güne gelebilmiş tek örneği olarak Dersim, Kürt olmasaydı da aynı akibetten kurtulamıyacaktı. Dahası da var; ortada bir isyan ya da isyan hazırlığı da yoktur. Devletin yukardan beri anlatmağa çalıştığım planları, yüzlerce binlerce yıllık direnme geleneği, deney ve tecrübesine dayanılarak bilinmektedir. Ayrıca Koçgiri katliamı daha Cumhuriyet yolunun başında patlatılmış bir katliamdır. Unutulması mümkün değildir ve sıranın eninde sonunda Dersime geleceği bilinmektedir. Direnmeye hazırlanılmakta, Aşiret Kom ya da Komalların Pirleri, Mirleri direnmeye ikna edilmeğe çalışılmaktadır.

İsyan olduğuna dair Kemailst yazarların döktürdükleri safsatalar, Ankaranın ve İstanbulun dışına bile çakmamış kitap esnafının düzdüğü şehir efsaneleridir. Çoğuna da yazdırılmıştır. Vicdanına danışarak yazanlar da dışlanmıştır N.Fazıl Kısakürek gibi.

Koçgirinin yiğit evladı Alişer’in dizelerine bakınız: “Yemin edenler elmaya/Zülfikarı mürtezaya/Geriden tel çektiler/Biz uymayız eşkiyaya”

Yukardan beri anlatmağa çalıştıklarımın birinci ağızdan teyididir bu dizeler. Dizelerin en yakın olarak temas edilen anlamı, dierenme için Meydanda söz verenlerin, tabi ki Alevi erkânına göre söz verenlerin, yüz göre davrandıklarını, riyakar davrandıklarını ve ardından zülmedeceklere tel çekerek “bize dokunmayın biz direneceklerden değiliz” dediklerini anlatıyor. Ancak, batın dilinde bu dizelerin anlamı, çok daha güçlü olarak Alevi yoluyla bağlantılıdır ve bu yazı, bu yönü açmaya elverişli değildir.

Bu gün, Pirimiz ve Seydamız Seyyit Rıza’nın katledildiği gündür. Zulmün celladına o güzel başını teslim etmeyi retteden Pirimiz, o meydanda o saatte kimsenin olmadığından dem vuran devlet temsilcisinin bilinen itirafına karşın, batın aleminde o meydanı hınca hınç dolduran binlerce eski ve binlerce yeni yol evladından, Hakka ve hakikata yolculuk için Rızalık alırcasına şöyle nefeslenmektedir:

EVLADI KERBELAYIK BE HATAYIZ, AYIPTIR!..ZULÜMDÜR!.. GÜNAHTIR!….

Anısı önünde saygıyla ve minnetle eğiliyoruz…….

Haşim Kutlu
sevgili haşim can,
Dersimin tavrı anarşizancadır.hiçbir egemenliğin denetimine girmek istememesi
ortaklaşa yaşamın,rıza anlayışının uygulandığı bölge olması saldırı ve katliyamlarında nedeni olsa gerek.
bugün aleviler içiçe yaşamanın sıkıntılarını yakıcı bir şekilde hissetmekte
ezilen yol inancı olarak varolma mücadelesi vermektedirler.
cumhuriyet içinde sıkıntıları hallolmamış.
kürt yurtseverlerinin içinde kendine yer bulamamış
kendi ikrarının farkına varan burdan yola müdehale etmeye çalışan
alevilik dersimi iyi incelemelidir.
ılgaz isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to ılgaz For This Useful Post:
Amistofes (02-01-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), hayat (02-06-2011), ozan abbas (02-03-2011)
Alt 01-31-2011, 23:35   #6
yıldızbaba.58
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 483
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 406
Thanked 895 Times in 336 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
Haşim Kutlu Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
"Sizin oyunlarınızla başedemedim buk bana derd oldu. Ama size de boyun eğmedim bu da size dert olsun“-Seyyit Rıza

Dersim katliamı, bir isyanın bastırılması amacıyla yapılmış bir aşırılık değildir. Ortada bir isyan da yoktur.

Osmanlı'dan Cumhuriyete devlet ve hükümetlerin önünde "halladilmesi gereken bir sorun" olarak varolagelmiştir Dersim. Ve Dersime ilişkin bütün hikaye, o „halledilmesi gerekir“ sözcüklerinde gizlidir

"Dersim'e sefer olur zafer olmaz" sözü bu gerçeği dillendirir. Dersim'den asker postalı hiç eksik olmamıştır. Osmanlı döneminden 38 Dersim katliamına dek, resmi kayıtlara göre 138 kez sefer olmuştur. Oysa Osmanlıdan öncesi nede 38 den sonrasında postal o topraklardan hiç eksik olmamıştır ve zulmün döktüğü kan hiç kurumamıştır.

Çünkü; Dersimin sakinleri, kadim Ortaklık Toplumu süreğinin son halkası olarak, o güne dek varlığını bir biçimde koruyabilmiş, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya‘nın tek sakini tek örneğidir. Gelmiş geçmiş düşmanlığa, bunca mezalime ve soykırıma sebep suçun önü arkası budur. Bundan büyük bir suç da bulunamamıştır.

Bu özelliği nedeniyle de bir devlet hükümranlığı altında olsa da, bir devleti devlet eden en temel yapılarını kabul etmemiştir. Devletin niteliği, rengi, cinsi hiç önemli değildir, devlet olarak devleti kabul etmemiş bir süreğin varisi olarak, sözgelimi devlete asker vermeyi retetmiştir. Aleviler adına üretilmiş“askerlik masalları“ son yüzyıla, özellikle de ikinci yarısına ayittir.

Dersim, devlete vergi vermeyi kabul etmemiştir. Kaç sürgün kaç katliam yaşamıştır kadim Dersim toprağı ama hiç bir devlet, bu toprağın, „Ak Donlu“larından vergi alamamıştır. Bu nedenle de Dersim üstüne yapılan her askeri seferin en önemlli sebeplerinin başında, Dersim Ortaklık Toplumu mallarının yağması gelir. Yağma ve talan da, asker postalı gibi hiç eksik olmamıştır bu kutsal topraklardan. Katliamın en temel ikinci nedeni de budur.

Dersim, tarihinin devletlerle kuşatıldığı bütün zamanlarda, devletlere asker ve vergi vermeyi retdettiği gibi, o devletlerin eğitimlerini de retdetmiştir. Katliamın üçüncü temel sebebide budur.

Gelmiş geçmiş bütün devletlerce ve Cumhuriyet devletince de “cahillikle, eşkiyalıkla” suçlanmalarındaki saiklerdendir bu özellik. Osmanlı Sultanı Abdül Hamit ‘den itibaren başlayarak İttihatçılar döneminde de devam ettirilmeğe çalışılan ve bölgeye konuşlandırılan devlet yatılı okulları, Dersim zeminine bir sızma harekatı örneğidir. Ermeni katliamında oldu gibt dersim katliamında da kimsesiz kalan çocukların bir kısmı, yatılı okullara alınmış orada cumhuriyetin barer militant misyoneri gibi yetiştirilmiştir. Kızlar için ayrı oğlanlar için ayrı sonuçlarla karşılaşılabilecek bir çok trajediyi içeren uygulamalarla, bu çocuklardan birer “Türk Evi” inşaa edilmiştir. Bu politikanın en zalimce uygulaması da, asimilasyona tabu tutulan “Geride kalanlar” içine gönderilerek, militant misyonerlik yaptırılması uygulamasıdır. Ayşe Sıdıka Avar ve geçenlerde yaşamını yitiren pro Türkan Saylan bu uygulamanın tipik bir “çalıkuşu” örnekleridir. İkisi de Kürt kızlarının okutulması gibi görünüşte masum özünde kültürel soykırım mücahidirler. Çünkü, bir halkın kendi özgün aidiyetini bitirmek istiyorsanız kadını öncelikle bitireceksiniz. Hele Şu Dersim bir bakın b.u yönden: küadim otantik adlarının tamamı dişildir ve anadır.Üstünde yaxşayan ne Kadar dil varsa o dillerin tamamında Anadır Dersim. Anamisi, Mananalis, Mamiki adları hep Dersimn anayı tanımlayan adlandırmalyardır. Dersim Halkı da hep”YÜCE KADIN ANANIN HALKI” die bilinirdi. Dersim kadını bitirildiğinde buk geçmişten geriye hiç bir şey kalmayacağı açıktır. Ha!.. Sabiha gökçen mi??… O, kültür katliamında değil jenosidde değerlendirilen bir asker/pilottur!…Kadın değil, erkek kadındır artık!…

Devlet eğitimini, neresinden bakarsanız bakın sizi aynı kapıya götürecek olan kröleleştirme eğitimini kabul etmemenin bedeli ağır olmuştur. Bu nedenle, özellikle de fiili katliamları takibeden süreçler içerisinde hangi köprüler aracılıyla yapıldığını kabaca biraz daha yakın takibe alalım.

Anadolu ve Yukarı Mezopotamya coğrafyasının Kadim Ortaklık Toplumları açısından, Osmanlı Yavuz Sultan Selim dönemi- aynı zamanda İslam Halifeliğinin Yavuz tarafından gaspedildiği dönemdir- İslamiyetle en sıcak temasın da sağlandığı dönemdir. Tabi ki aynı zamanda içte sünni kılıktakı Osamlı diktatoryasıyla, diğer taraftan, Şililik kılığındaki İrani diktatoryayla kuşatıldığı dönemdir. Dersim bu iki kıskacın tam orta yerinde olarak rekabet/husumet halindeki bu iki hegemenyanın da hedefindedir. Dersime “Sefer olunupta muzaffer” olunamamasına bir başka işaret de bu noktadadır.

İran Şia iktidarı, bir yandan Moğol yağmacılığıyla dağıtılan Daylem Kızılbaş geleneğini de arkasına alarak, aynı zamanda, düşünsel bağlamda, 12 İmam öğretisini ve Ali’yi Kızılbaşlaştırarak, bir ölçüde, bu alana girmeyi başarasa da Osmanlı, Abdulhamit döneminde yaptırılan bölge yatılı okullarına dek bu alana gireremiştir.

Genel olarak Ortaklık süreğinin olduğu bir topluluk içinde, Ağalık aramak bir başka tarih çarpıtıcılığıdır.18 y.yıla Kadar, yukardaki belirlemelerimden de anlaşılacağı üzere, Dersim alanında ağalık yoktur. “Aşiret reisi yada ağası” dedikleri, ortaklık temsilcisi kandaş büyüklerdir, mirlerdir kn, bunların çoğu da Pirdir ya da Piranadır zaten.

Bu yazıda sayamayacağım bir çok nedenle devlete yanaşan kimi Pirler ya da Ortaklık önderleri(aşiret mirleri) olmuştur. İşbirliği temelinde Ocak mülkleri bu gibilerin ailelerine vakıf olarak verilmiş, bu da ortaklığın kararmasında, çözülmesinde başlıca etken olmuştur.

Bu bağlamda Abdulhamid, bu ailelerle işbirliği aramış. Bölge yatılı okullarına da bu ailelerin çocuklarını davet etmiştir. Adı edilen “ağalar, beyler” bu gibilerdir ve bu ilişkilenme tarzı Cumhuriyette de devam ettirilmiştir. Dersim katliamında meşruiyet arayışı kabilinden İttihatçı CHP önderlerinin, ideologlarının hala dillendirdikleri, “ağalığın zorbalığına son verildi” demogojisi tam bir safsatadır. Katledilerek tasfiye edilenler Ortaklık( aşiret=)önderleridir. Üretilmiş Ağalar-beylerle ise her dönemde işbirliği içinde olmuşlardır.
Katliam ya da soykırımın temel nedenlerini saymağa devam ediyorum.

Katliamda rol oynayan bir dördüncü temel neden ise Adalet konusudur. Dersim, Alevi Yolu’nun en temel kuralı olan “Dar Adaleti”nin ve ahlakının gereği olarak Devletli kapıdan asla adalet dilenmemiş, hiç bir nedenle hükümet kapısına adalet için gitmemiştir. Devlet otoritesini meşru kılan en temel kurumdur adalet kurumu. Onun retdi devletin retdidir ki, Dersimlilerin katline en önemli sebeptir bu.

Tali noktada daha bir çok neden sayılabilir ancak, bu dört temel sebep, gelmiş geçmiş bütün devletlerin Aleviler üstüne yürüttükleri, ”Haç” ya da “Cihat” seferleri için yetmiştir, artmıştır da. Bunun dışındaki gerekçele, gerçeği örten yada karartan katliamlara meşruiyet arayışının ürünü gerekçelerdir.

Hal böyle olunca, üretilmiş Türk Ulusçuluğu temelindeki Üniter devlet projesi, eğer hayat bulacak idiyse, hükmedenlerin ideologlarına göre, bunun ancak, öteden beri en önemli ayak bağı olmuş ve olmaya da devam eden, Dersim gibi en son “Ortaklık Toplumu” halkasının tarihi köklerinden, o topraklardan sökülüp atılmasıyla mümkün olacağı yönünde olmuştur. Ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, Dersim Halledilecektir !..

Dersim katliamında, “tek millet olma” bağlamında “milli/ulus devlet olma” saiki bağlamında Dersim alanının etnisi rol oynamıştır kuşkusuz. Kadim Ortaklık Toplumunun o güne gelebilmiş tek örneği olarak Dersim, Kürt olmasaydı da aynı akibetten kurtulamıyacaktı. Dahası da var; ortada bir isyan ya da isyan hazırlığı da yoktur. Devletin yukardan beri anlatmağa çalıştığım planları, yüzlerce binlerce yıllık direnme geleneği, deney ve tecrübesine dayanılarak bilinmektedir. Ayrıca Koçgiri katliamı daha Cumhuriyet yolunun başında patlatılmış bir katliamdır. Unutulması mümkün değildir ve sıranın eninde sonunda Dersime geleceği bilinmektedir. Direnmeye hazırlanılmakta, Aşiret Kom ya da Komalların Pirleri, Mirleri direnmeye ikna edilmeğe çalışılmaktadır.

İsyan olduğuna dair Kemailst yazarların döktürdükleri safsatalar, Ankaranın ve İstanbulun dışına bile çakmamış kitap esnafının düzdüğü şehir efsaneleridir. Çoğuna da yazdırılmıştır. Vicdanına danışarak yazanlar da dışlanmıştır N.Fazıl Kısakürek gibi.

Koçgirinin yiğit evladı Alişer’in dizelerine bakınız: “Yemin edenler elmaya/Zülfikarı mürtezaya/Geriden tel çektiler/Biz uymayız eşkiyaya”

Yukardan beri anlatmağa çalıştıklarımın birinci ağızdan teyididir bu dizeler. Dizelerin en yakın olarak temas edilen anlamı, dierenme için Meydanda söz verenlerin, tabi ki Alevi erkânına göre söz verenlerin, yüz göre davrandıklarını, riyakar davrandıklarını ve ardından zülmedeceklere tel çekerek “bize dokunmayın biz direneceklerden değiliz” dediklerini anlatıyor. Ancak, batın dilinde bu dizelerin anlamı, çok daha güçlü olarak Alevi yoluyla bağlantılıdır ve bu yazı, bu yönü açmaya elverişli değildir.

Bu gün, Pirimiz ve Seydamız Seyyit Rıza’nın katledildiği gündür. Zulmün celladına o güzel başını teslim etmeyi retteden Pirimiz, o meydanda o saatte kimsenin olmadığından dem vuran devlet temsilcisinin bilinen itirafına karşın, batın aleminde o meydanı hınca hınç dolduran binlerce eski ve binlerce yeni yol evladından, Hakka ve hakikata yolculuk için Rızalık alırcasına şöyle nefeslenmektedir:

EVLADI KERBELAYIK BE HATAYIZ, AYIPTIR!..ZULÜMDÜR!.. GÜNAHTIR!….

Anısı önünde saygıyla ve minnetle eğiliyoruz…….

Haşim Kutlu
Evladı Resuluz dememiş,Evladı Ali'yiz dememiş,Evladı Hüseyiniz dememiş.Neden evladı Kerbelayız Demiş?
Ben 30 yıldır bu soruma doyurucu cevap veren bir Alevi aydını görmedim.
Ama sorumun cevabını sıradan bir Alevi gayet kolay açıklar.
Bütün mesele konjoktüre bağlı kalmaksızın özgür düşünmektir.
Bir yazımda bütün Alevi önderlerinin şahadete giderken söylediği sözlerinin Aleviliğin temel sözleri olarak ezeli kalacağını ve asla unutulmayacağını yazmıştım.
Ama Alevi aydınları bu sözleri yüzeysel söyleselerde, derinliği üzerine nedense düşünmeyi ağır görüyorlar.
Eleştirilmekten sakınıyorlar.
Bu hiç hoş değil.
Bir çok şeyi çok dobra söyleyen sevgili Haşim Kutlu, umarım bu konuda da dobralığıyla öne çıkar.
Çünkü kendisini tanımam. İnternetten okuduğum bir kaç makalesinde, dobra olduğunu sezinledim.
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 7 Users Say Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
Amistofes (02-01-2011), aris (02-01-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), DEMAN (02-02-2011), hayat (02-06-2011), ozan abbas (02-03-2011), Seyhlerli1970 (02-02-2011)
Alt 02-02-2011, 21:21   #7
aris
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
aris - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3675
Mesajlar: 101
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 646
Thanked 295 Times in 94 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 12
REP Seviyesi : aris is on a distinguished road
İletişim
Standart

yıldızbaba bende amasya amozonlarının
amasya 40 lar dağıyla bir alakası varmı?
celali ayaklanmalarında amasyaya gelen baba isakın
burayı seçmesinin bir anlamı varmı?
kadın erkek eşitliğini, hakk sevgisinin ancak insanla mümkün olacağını savunan
baba ishakın amasyayı tercih etmesi nedendir?
aris isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to aris For This Useful Post:
Amistofes (02-23-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), DEMAN (02-02-2011), hayat (02-06-2011)
Alt 02-03-2011, 06:26   #8
yıldızbaba.58
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
 
yıldızbaba.58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3665
Mesajlar: 483
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 406
Thanked 895 Times in 336 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : yıldızbaba.58 is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
aris Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
yıldızbaba bende amasya amozonlarının
amasya 40 lar dağıyla bir alakası varmı?
celali ayaklanmalarında amasyaya gelen baba isakın
burayı seçmesinin bir anlamı varmı?
kadın erkek eşitliğini, hakk sevgisinin ancak insanla mümkün olacağını savunan
baba ishakın amasyayı tercih etmesi nedendir?
Doğa düşününce doğrudan düşünür. İnsan gibi önyargılı değildir. İşin içinde doğa varsa, ben hiç tereddüt etmeden anlamı var derim. Öyle belge falanda aramam. Onun için bu soru benim gibilere sorulacak bir soru değildir. Cevap sadece delilik derecemi göstersede, ben bu soruya canı gönülden evet derim. Böyle olduğuna da teredütsüz inanırım. Kırklar dağı Baba İshak'a gidemeyince, Baba İshak Kırklar dağına gitmiştir. Bu topraklar insanın en fazla kutsadığı topraklardır. Bu toprakların dili var. Bu topraklar konuşuyor. İnanç bunu duyumsayabilme yeteneğidir. Böyle bir şeyi niye düşünüp aklından geçirerek, soruya çevirip bana yönelttin? Bazıları gibi ard niyetli olmadığını biliyorum. Gıyapta konuşmazsın. Bence sendekide sezgidir. Ama bazı otoritelerin benimle dalga geçmelerine neden olacak cevabı da benden aldın.
Bir not daha: Elmanın anayurdu da Amasyadır.
Alevilikte elmanın önemi büyüktür.
Elma yemindir.
Elmanın bir yarısı kadınsa öbür yarısıda erkektir.
Amazonlardan sonra Baba İlyas'ın yolu elma diyarına düşüyor.
Hemde kadın özgürlüğünü savunmak için öbür yarısını kurtarmak için.
Bunda bir hikmet olmalı.
Buna tesadüf diyenlere ben acırım.

Konu yıldızbaba.58 tarafindan (02-03-2011 Saat 06:35 ) değistirilmistir..
yıldızbaba.58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to yıldızbaba.58 For This Useful Post:
Amistofes (02-23-2011), aris (02-03-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), DEMAN (02-03-2011), hayat (02-06-2011)
Alt 02-03-2011, 10:35   #9
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
yıldızbaba.58 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Evladı Resuluz dememiş,Evladı Ali'yiz dememiş,Evladı Hüseyiniz dememiş.Neden evladı Kerbelayız Demiş?
Ben 30 yıldır bu soruma doyurucu cevap veren bir Alevi aydını görmedim.
Ama sorumun cevabını sıradan bir Alevi gayet kolay açıklar.
Bütün mesele konjoktüre bağlı kalmaksızın özgür düşünmektir.
Bir yazımda bütün Alevi önderlerinin şahadete giderken söylediği sözlerinin Aleviliğin temel sözleri olarak ezeli kalacağını ve asla unutulmayacağını yazmıştım.
Ama Alevi aydınları bu sözleri yüzeysel söyleselerde, derinliği üzerine nedense düşünmeyi ağır görüyorlar.
Eleştirilmekten sakınıyorlar.
Bu hiç hoş değil.
Bir çok şeyi çok dobra söyleyen sevgili Haşim Kutlu, umarım bu konuda da dobralığıyla öne çıkar.
Çünkü kendisini tanımam. İnternetten okuduğum bir kaç makalesinde, dobra olduğunu sezinledim.


Sevgili Yıldızbaba Aşk ile

Ben, Pir Rızo'nun adının önüne konmuş "Seyyid" ünvanına hiç aldırış etmedim!..O bir ünvandır ve İslam halifelerince, Hz.Ali evlatlarına tanınmış bir hiyerarşi ünvanıdır. Hz. Hüseyin'den geldikleri kabul edilenler, "efendi"lik bağlamında bu seyyidlik ünvanını alırlar. Ne ki, bir ortaklık yapılanması olan Alevilikte, özellikle de Kızılbaş Alevikte, bu tip ünvanların anlamı olmaz, olamaz. Ki bu ayrı bir konudur ve şu bir kaç satırla izah edilemeyecek kadar da kapsamlıdır.

Pir Rızo, neden Evlad-ı Aliyiz ya da Evladı Hüseyiniz dememişte, Evlad-ı Kerbelayız demiş. Sevgili Yıldızbaba, 30 yıldır bu soru seni meşkul etmiş ve hiç kimseden doyurucu bir yanıt alamamışsan; bunun iki sebebi olmalı diye düşünürüm. Birincisi, senin çok çok aç olman ve önüne gelen hiç bir bilgi seni doyurmamış olabilir!.. İkincisi ise, her önüne sürülen yemeği yemeyecek kadar tok olman olabilir ki, bu ikincisi bana daha kuvvetli olasılık olarak görünüyor. Çünkü, aslında senin, senin için çok net olan bir yanıtın var ve aldığın hiç bir yanıt, senin verdiğin yanıtın üstünde değil!. Eğer bu son ihtimal doğru ise, benim de fazlaca bir şansım yok demektir senin karşında ve sen boşuna kendini de başkalarını da yorma diye düşünürüm.

Ama yine de kendi yanıtımı yazayım

Başkası için ne ifade eder bilemem ama biz Kızılbaşlar için Kerbela, bir yanda zulmü ifade ederken diğer yanda ise Masumluğu ve mazlumluğu ifade eder. Pir Rızo, müthiş bir mazlumluğun ve masumnluğun tarafı olduğunu vurgulamak için özellikle Evlad-ı Kerbelayız demiş. Muaviye oğlu Yezid ile birleşip Kerbela denilen yerde Hüseyi’nin üstüne gidenler, Kufe'ye gelip Yezid'e karşı Halifeliğini ilan etmesini isteyenlerdir. Babasının da halifeliği döneminde, onun hem akrabaları, hem arkadaşları, bürokratları olanlardır Kufeliler. Ama Hüseyin’i Yezid’e satanlar da onlardır. Bu gün, bütün dövünmeciler, bu dönek Kufeli güzergahının mirasını sürdürenlerdir. Bizim süreğimizle de hiçbir ilgileri bulunmamaktadır. Biz, Kerbela’nın mazlum mesajlarını alan ve her dönemde onun gereklerini yerine getirmeğe çalışan bir süreğin mensuplarıyız. Bu yönüyle de biyolojik bağlarla bir ilgimiz yok ki, bunun ifadesi bir ifade tarzı olan Evlad-ı Aliyiz diyelim.

Eskiden bir tekmil resmi tarihçiliğin etkisinde kalarak, Dersim'de bir isyanın varolduğunu bilirdik. Cumhuriyet pelerinli Osmanlıcılığın, inkar ve imhaya dayalı katliam uygulamalarını isyan gerekçesine dayadıklarını biliyorduk, öyle öğrendik! Gördük ki, ortada isyan diye bir şey de yok. Cumhuriyetin katliam hazırlığını önceden görüp direniş hazırlığı içinde olanlar var. Pir Rızo da bunlardan biri ve önde geleni… İsyan olsa ki ne olurdu?.. Büyük büyüklerimiz dediler ki, zalime karşı isyan haktır. İsyanı ve küfrü hak bilen bir sürekten geliyoruz. Pir Rızo, bizim için yine Hak olurdu ama ortada bir isyan da yok. 80 yıllık bir yalanın paramparça edilişidir, "Evlad-ı Kerbelayız be günahız" haykırışı. Bu evlatlıkın Ali evlatlığıyla da hiç bir ilgisi bulunmamaktadır.

Selamlar sevgiler

Haşim Kutlu


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Amistofes (02-23-2011), aris (02-03-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), hayat (02-06-2011), yıldızbaba.58 (02-06-2011)
Alt 02-03-2011, 10:40   #10
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
ılgaz Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
sevgili haşim can,
Dersimin tavrı anarşizancadır.hiçbir egemenliğin denetimine girmek istememesi
ortaklaşa yaşamın,rıza anlayışının uygulandığı bölge olması saldırı ve katliyamlarında nedeni olsa gerek.
bugün aleviler içiçe yaşamanın sıkıntılarını yakıcı bir şekilde hissetmekte
ezilen yol inancı olarak varolma mücadelesi vermektedirler.
cumhuriyet içinde sıkıntıları hallolmamış.
kürt yurtseverlerinin içinde kendine yer bulamamış
kendi ikrarının farkına varan burdan yola müdehale etmeye çalışan
alevilik dersimi iyi incelemelidir.

Sevgili Ilgaz Aşk ile

Dersim için belirttiğin düşüncelere en genel hatları itibariyle katılıyorum. Tabi Aleviler için öngördüğün temennilere de. Ancak, kategorik olarak günün terminolojisiyle Dersim’i ve kadim Aleviliği tanımlamak doğru değildir. "Anarşizanca" diye bir kavram kullanmışsınız. Bu tanımlama güne ait bir tanımlama olur ve dünü de ifade etmez. Bir arkeoloji uzmanını anımsattı bana bu yaklaşım; geçen yıl Ihlara Vadisi’nde çıkardıkları bir yerleşim yerini tanıtırken, o yerin sakinleri için bir tanıtma dökümanı çıkarmıştı. M.Ö. 8 bin yıllık bir yerleşim yerinde oturan sakinlerin, "çevreci" olduklarını söylüyordu arkeolog, çok önemli diğer özelliklerinin yanında. Oysa, ortodoks bilimin, günümüzden gerilere doğru gidildikçe mağara atalarımıza ulaştığımız şeklindeki yaklaşımını burada sözkonusu bile etmek istemiyorum. Bu açıklamaya yönelik bir makalem olmuştu ve onlara da benzer şeyler söylemiştim. Çevrecilik sorunu bugünün sorunudur. Dün öyle bir sorun olmadığı gibi kendilerini çevreci diye tanıtan bir toplum da yoktu. Onların doğal yaşamı böyleydi. Böyleydi çünkü beslendikleri, barındıkları ve kendilerini yeniden ürettikleri her mekan kutsaldı, dokunulmazdı onlar için.

Bir Ortaklık toplumu yapılanması içinde varolagelen Dersim, günümüzde bu özelliğini tümüyle yitirmiş olmasına karşın, geçmiş yaşamının izlerini, bütün çözülmelere bozulmalara karşın, 1950'li yıllara kadar taşıdı. Kadim süreğine bağlı olarak Devlet olgusunu kabul etmedi. En azından devleti devlet eden dört temel kuruma, Orduya, Maliyeye, Adalete ve Eğitime "evet" demedi. Cumhuriyetçilerin katliam gerekçelerine bakınız aynen bu saydıklarımı ifade etmektedirler.

Bu yönleriyle ve kadim geçmişi itibariyle Anarşizan düşüncelere bir yollama yapsa da hem bu düşünce hem de öngördüğü toplum projesi modern dünyaya aittir Anarşizm. Olsa olsa şu söylenebilir, Anarşist düşüncelere analık etmiştir, buna fazlaca itiraz etmem belirttiğim özellikleri nedeniyle.
Selamlar sevgiler.


Haşim Kutlu
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Amistofes (02-23-2011), aris (02-03-2011), ...baskoylu... (02-11-2011), hayat (02-06-2011), yıldızbaba.58 (02-06-2011)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
evlâdı, hatayık, kerbelayık


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:43.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts