Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugün Yazılan Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ahmet Koçak

Ahmet Koçak Ahmet Koçak'a ait makaleler ve bunlara ilşkin soru ve görüşlerin bulunduğu bölüm

GencAleviler.coM | Alevilik Hakkında Herşey
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 07-26-2010, 12:21   #1
Ahmet Koçak
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 525
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 0
5 konuda 17 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ahmet Koçak is on a distinguished road
İletişim
Standart Genç Aleviler Konuşuyor

Gençlere Söz ve Karar Hakkı İstediğimiz için Bize Kızanlar Kızacaklarına Gençlere Kulak Versinler

Genç Aleviler Konuşuyor - Bölüm I

Ahmet Koçak



Alevi-Bektaşi toplumu son günlerde açılımlar, çalıştaylar ve par*tileşme çalışmaları gibi siyasal konularla ülke gündeminde sıkça yer almaya başladılar. Bugüne kadar bu konularda ve örgüt içi pratiklerde toplum adına hep büyükler konuştu. Toplumun geleceği genç nesil, çalışmalarda aktif yer almasına karşın bu kurumlar içerisinde bu konularda söz sahibi olamadılar. Çünkü önlerindeki ağabeyleri her şeyi onlardan daha iyi biliyorlardı. Onların görevi; yat-kalk, getir-götürdü.

Oysa yöneticilerimiz söz gençliğe geldi mi “gençlik geleceğimizdir” sözcüklerini dillerinden düşürmezler.

Gerçekten böyle düşünen, “gençlik geleceğimizdir, geleceğimize yatırım yapalım” diyenler azınlıktadır. Biz o azınlıktanız.

Toplum adına aydınları konuşur, toplum bir türlü dinlenilmez. Cemaatler adına din adamları konuşur, cemaat bir türlü dinlenilmez. Küçükler adına büyükler konuşur, küçükler bir türlü dinlenilmez.

Biz, bunu tersine çevirelim dedik: Küçükler adına küçükler konuşsun, büyükler konuşmasın. Bir de büyükler küçükleri dinlesin diyerek gençlerle söyleştik.

Küçükler dediğimiz genç insanların dünyasında neler var? Genç*ler ne yapmak istiyorlar da yapamıyorlar? Gençlerin kurum*lar içerisinde yaşadıkları sıkıntıları nelerdir? Beklentileri nelerdir? Neler yapmak istiyorlar ve yapamıyorlar? Bu konularda fikrim, düşüncem var diyen gençlerimizi dinledik.

Gençliğin söz hakkını dillendirdiğimiz, onlara konuşması için fırsat verdiğimiz için “büyük yöneticilerimiz” söyleşiyi okuduklarında bize kızacaklar, biliyorum. Kızsınlar. Ama lütfen ön yargıdan uzaklaşarak gençlere kulak versinler.



Söyleşinin Hikâyesi



“Alevi gençliği ne düşünüyor?” sorusundan yola çıkarak radyoda söyleşi olarak ve dergimizde yazı olarak yayınlamayı düşündüğümüz bu projeyi Alevi-Bektaşi Gençlik Platformu’ndan (AGEP) Atilla Taş cana ilettik. Atilla can da gençlerle söyleşiyi belirlediğimiz tarihte Erikli Baba Dergâhı’nda yapabileceğimizi söyledi. Biz de o tarihte Erikli Baba’ya gittik. Söyleşiye katılacak gençler de kısa bir süre içinde oraya geldiler.

Gençlerle dergâhın cemevi bölümüne geçerek söyleşiyi yapmaya başladık. O sırada dergâhın görevli dedesi içeri girerek burada toplantı yapamayacağımızı bize bildirdi. Hepimiz şaşkınlık içinde dedenin ne demek istediğini anlamaya çalıştık. Dedeye “toplantı yapmadığımızı, dergi ve radyo için söyleşi yaptığımızı” söylememize rağmen, “Haberimiz yok!” diyerek ısrarla bizim orayı terk etmemizi söyledi.

Bunun üzerine orada bulunan, daha önceden Erikli Baba Dergâhı gençlik komisyonunda çalışmış bir arkadaşımızla bazı gençler dedeyle tartışmaya başladılar. Gençlerin “Dergâh senin mi?” diye sitem etmeleri üzerine Binali dedenin “Benim dergâhım!” diye yanıtlaması dikkat çekiciydi.

Ortada bir sorun vardı, ama sorunun kaynağı belli değildi. Sandık ki Erikli Baba Dergâhı, kendileriyle iletişim kuran genç arkadaşa yeterince bilgi vermemiş ya da genç arkadaş yönetime bilgi vermemiş. Ama anladık ki orada bulunan yönetici ve dede ile Erikli Baba adına toplantıya katılan gençler arasında bir sorun varmış. Bu nedenle yöneticiler ve dede orada toplanmamızdan rahatsız olmuş.

Olayın fazla büyümemesi için Erikli Baba Derneği’nin başkanı Metin Tarhan canı telefonla arayarak izin istedim. Başkanın hoşgörülü davranması ve dedenin bize bu konuda yardımcı olabileceğini söylemesine rağmen, ortamın gerginleşmesi üzerine bir tatsızlık çıkmasın diye dergâhı terk etmek zorunda kaldık. Söyleşiyi yapmak için gençlerle birlikte Bağcılar Cemevine gittik.

Bu olayda kimin haklı, kimin haksız olduğu hiç önemli değil. Hep övünerek söyleriz, “Mihman Ali’dir” diye. Mihmana kapıyı gös*terenler bu yolun yolcusu olabilir mi? Bu yolu sürdürebilir mi?



Kısa Bir Değerlendirme



Söyleşi sonunda gençlerin önemle vurguladıklarını gördüğüm nokta, “Aleviliği yaşayamıyoruz; Alevi kurumlarından kültür, inanç, vb., gibi hizmet alamıyoruz” oldu.

Söyleşide farklı görüşler olgunluk içerisinde dillendirildi. Gençlerin konuşma ve tartışma üslubu beklediğimin çok daha üstünde olgunluktaydı. Özlediğimiz, görmek istediğimiz gençlikti bu gençler. Birbirine karşı saygılı, düşüncesini söylerken üslubunu kesinlikle kabalaştırmayan gençler. Onların bu tutum ve üslubunun bütün dernek yöneticilerine örnek olması gerektiğini düşünüyorum.

Söyleşi bitene kadar gençleri yönlendirmemek için olabildiğince yorum yapmamaya çalıştım. Söyleşi bittikten sonra birkaç konu hakkında gençlere görüşlerimi aktarmayı uygun gördüm. Onlara söylediklerimi aşağıda aktarıyorum.



Söyleşinin Ardından Gençlere Söylediklerim



On İki İmamları bilmek belki günlük yaşamamıza bir şey katmıyor. Ama hayatımızda neye katkıda bulunacağını öğrenmek açısından bir örnek vereyim: Bundan üç ya da dört yıl önce İngiltere’de bir vatandaş oturum için başvuruda bulunuyor. Başvuruda bulunurken mahkemeye verdiği dilekçesine yazdığı cümle aynen şu: “Ben Aleviyim, Alevi olduğum için Türkiye’de eziliyorum, dolayısıyla burada oturum hakkı istiyorum.” Yüz yüze görüşmeye çağırıyorlar bu vatandaşı; görüşme sonucunda ya oturum alacak ya alamayacak. Sorgucu, “Bana On İki İmamların ismini sayar mısın?” diyor. Bırak on ikiyi, ilk üçün ismini saysa, Ali, Hasan, Hüseyin dese, oturum alacak. Şunu anlatmak istiyorum: Hiçbir bilgi gereksiz değildir.

İkincisi, bir din, inanç kendi öznelliği içerisinde yaşamak zorundadır. Kendi öznelliğini korumak zorundadır. Bir Batılı, laik bir toplum içinde yaşayıp, geleneklerini, inançlarını, kültürünü öğrenebiliyorsa; Türkiye’de yaşayan bütün insanlar da kendi inançlarını, geleneklerini, öğrenebilmeli, yaşayabilmelidir.

Türkiye’de yıllardır tartıştığımız önemli konulardan biri, solculuk ile inancın bir türlü bir arada oturamaması. Genel, klasik yaklaşımda, “Sol eşittir ateizm.” Solda, Marks’ın bir cümlesi, “din halkın afyonudur” demesi çok tekrar edilir, ama o cümlenin öncesinde-sonrasında Marks ne demiş pek bilinmez. Bizim solcularımız, Marks’ın o cümlesinin öncesindeki ve sonrasında paragraflarda söylediklerinin tümünü öğrenmek zahmetine katlanmamıştır.

Marks, aynı zamanda, “Din, toplumları binlerce yıldır bugüne kadar taşıyan muaz*zam bir güçtür” diyor. O zaman bizim bu muazzam gücü anla*mamız lazım.

Türkiye’de Aleviler, Sünniler ve diğer dinlerdeki insanlar bugün inancına sarılıyorsa, inancının peşine gidiyorlarsa demek ki din yeryüzünde bir görevi hâlâ yapabilecek durumdadır. Zamanı gelmiş ideolojiler ve düşünceler ölür denir ya, demek dinlerin henüz zamanı gelmemiş. Hâlâ zamanı var. O anlamıyla, dinleri eleştirirken yaklaşımımız çok daha objektif olmak zorunda.

Üçüncüsü, bugün solcuların derdi dinler mi ya da Aleviliği tarif etmek mi? Pir Sultan’ı tarif etmek mi? “Devrimci” olan Pir Sultan benim Pir Sultan’ımdır; “Dede” olan Pir Sultan benim Pir Sultan’ım değildir! “Kılıçlı Ali” Arap Ali’dir; “Kılıçsız Ali” benim Ali’mdir! Bunları sorgulamak, kendisini toplumun önünde gören aydınların görevi değildir. Buralarda hata yapıldığı için konuşmamız gereken şeyleri konuşmuyoruz; bize dayatılan gündemleri tartışıyoruz.

Sizleri üç saattir dinledim. Üç saat içerisinde gerçekten önemli şeyler söylediniz, önemli katkılarda bulundunuz. Ama Aleviliğin siyasallaşması, örgütlenmesi ve demokratikleşmesi konusunda doğru düzgün bir fikir ortaya koyamadık.

Alevilik bir inançtır arkadaşlar. İnançlar kendi kurumlarıyla örgütlenir. Bu ne Bağıcılar Cemevi Derneği’nin ne Erikli Baba Der*neği’nin haddi değildir. Alevilik bir inançsa ve onun inanç kurumu mürşit, pir, rehber, dede ilişkisi ise Alevilik bu ilişki çerçevesinde örgütlenebilir. Bu ilişkiyi örgütleyecek bizler değiliz; onun kendi mekanizması, yaşayan bir mekanizması var. O mekanizma yapacak bunu. Biz, ancak bunu sesli söyleyebiliriz, yazılı aktarabiliriz. Hiçbir sosyalist vatandaş kendisini dede yerine koyamaz. Dededen daha akıllı olabilir, daha çok şeyi biliyor olabilir, ama o posta oturup o hizmetleri yürütemez.

Bazı arkadaşlar bir eleştiride bulundular. O an yanıt vermek istemedim. “On İki Hizmetin bazıları kaldırılsın” diye bir görüş geldi. Kaldırılsın dedikleri hizmetlerin gerçek manasını biliyor mu bu arkadaşlar? Bu arkadaşlar bilerek mi o hizmetler kaldırılsın diyor?

Süpürge hizmetinin kaldırılmasını talep etmek, gerçekten o süpürge hizmetinin cem içerisinde ne anlam ifade ettiğini bilmemekten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Gerçek anlamı kavranmış olsa kaldırılması talep edilmez. On iki hizmetin her birinin ayrı ayrı anlamı vardır. Onların anlamlarını düzgün ifade edemezsek, postta oturan dede de düzgün ifade edemezse tabii ki gençler bunu kavrayamaz ve bu tür sorgulamada bulunur.

Arkadaşlarımızın rükûnun, yani secdeye eğilmenin kaldırılmasını niye talep ettiklerini biliyorum. Oysa “Cemde kadın-erkek yoktur, can vardır” demiyor muyuz? Ceme giren kişi can olduğunun farkında olursa orada kimseye cinsiyet gözüyle bakamaz, kimse de ona öyle bakamaz. İsterse benim karşımda üryan olsun, benim gözüm onu görmez.

Bu felsefeyi, bu inancı, inanç diyorum ve altını özellikle çiziyorum, bu inancı bütünlüğüyle, ilkeleriyle doğru düzgün tanımamaktan kaynaklanan bir cehaletle karşı karşıyayız.

İki türlü açmaz var: Bir değindiğim sol cehalet. İkincisi ve daha tehlikelisi sağ cehalet. Sağ cehalet, CEM Vakfı gibi kurumların yaklaşımında kendini gösteriyor, ama sadece o çevre ile sınırlı değil. “Alevilik İslam içidir, İslam dışıdır” tartışmasını bahane ederek kendisini haklı göstermeye çalışan bir zihniyet var.

Nasıl haklı göstermeye çalışıyor? Ceme giren bacıların başını zorla bağlatıyor; kadın ve erkeği cemde ayrı oturtuyor. Birileri kalkıyor, “Alevi yolu” diye yazıyor. 1400 yıldır Alevi yolu zaten var. Bin dört yüz yıldar bu yolu süren mürşitler, pirler, dedeler hiçbir zaman kadınlar şöyle oturacak, erkekler böyle oturacak diye bir tarifte bulunmamışlar. Öyle olsaydı, “cem, canların cem olduğu yer” demezler başka bir şey derlerdi.

Demek ki bugün iki cehaletle de mücadele etmemiz gerekiyor. Birincisi sol cehalet, tekrar altını çiziyorum. Solun Alevilere, Alevi toplumuna yaklaşımı. İkincisi sağ cehalet, Aleviliği bağnazlaştıran, götürüp mevcut resmi devlet İslamı’na, Sünniliğe entegre etmeye çalışan bağnaz zihniyet.

Gençliğin bunlardan kurtulması için çok çalışması, çok okuması, çok dinlemesi gerekiyor. Ama kimi dinleyeceğini bilmek gerek: Aleviliği, yol ehlinden, dedesinden, mürşidinden, pirinden öğrenmesi gerekiyor.



Alevi Gençlerin Söylediklerinden Bölümler

Ahmet Koçak: Alevi gençlerinin kurumlar içerisindeki yaşadıkları sıkıntılar nelerdir? Kurumlardan beklentileri nelerdir? Kurumlar içinde neler yapmak istiyorlar da yapamıyorlar? Öncelikle bunu konuşalım



Ali Kartal: 2003 yılından beri Erikli Baba cemevinde bulunuyorum. Bir dönem orada gençlik komisyonu başkanlığı da yaptım.

Alevi gençlerinin bağlı bulundukları kurumlarla ilgili birden çok problemi mevcut! Dernek yönetiminin gençlere karşı yeterince ilgili olmamasından, gençlerin önünü açmayışlarına kadar birçok problem sıralanabilir.

Yönetimlerin şöyle bir anlayışı var: Biz bu kurumu kurduk, buraya getirdik; bu düzeni böyle bu şekilde devam ettirelim. Gençlik gelsin, semah dönsün, saz çalsın, türkü-deyiş söylesin, çayımızı getirsin götürsün, yemeğe yardım etsin, orayı kaldırsın indirsin, ama memleket sorunlarıyla ya da dernek sorunlarıyla ilgili eleştirel bir tutum içerisinde olmasın. Bu onları rahatsız ediyor.

Altmış yaşındaki bir yöneticinin on beş yaşındaki bir gencin derdini anlayacağına ben inanmıyorum. Gençliğin derdinden genç anlar doğal olarak. O nedenle gençlik yönetimlerde yer almalı, kendini ifade edebilmeli. Bunun için muhalif olmaya da gerek yok.

Toplumsal sistemin Alevilere biçtiği bir kıyafet var. Bize zorla giydirilmeye çalışılıyor. Biz onu atmaya çalışırken bir taş da kendi yöneticilerimizden geliyor.

Yönetimler kesinlikle gençlerin önünü açmalı, gençleri daha özgür bırakmalı. Onlar düşünmeli, araştırmalı, eleştirmeli. Araştırdığından, eleştirdiğinden bir sonuç çıkartmalı, bunu ortaya sunmalı.



Gani Kılıç: On beş yıldır Şahkulu Sultan Vakfı Gençlik Komisyonunda çalışıyorum. AGEP’te de çalışmalarıma devam ediyorum. Yönetimde hep aynı insanlar. Biri gidiyor biri geliyor hiç fark yok. Gençler düşünülmüyor. Gençler, cemevinde yemek dağıtıp, saz öğrenip, semah dönüp gitsin! Yemekhaneye girsinler, çay dağıtsınlar. Yöneticilerin gençlere bakış açısı bu ne yazık ki. Bütün kurumlarda da aynı!

İstanbul’da kaç tane Alevi Kurumu varsa bakın, doğru dürüst bir gençlik çalışması yoktur. Karacaahmet’te biliyorum yıllardır gençlik komisyonu kuruluyor, hop kaldırılıveriyor! Gelen yönetici bakıyor, gidiş işine gelmiyor, “Haydi, seni feshettim, güle güle!”

Bazı yöneticilerin Alevilikle alakası yok. Aleviliği bilmiyorlar. Onlara gidip bir şey sorarsan, “Bunu Dede bilir, sen Dedeye git” diyor. Bir yönetici, sorulara belirli bir düzeyde yanıt verebilmeli. Ama yöneticiler ne yazık ki buna hazır değil.

Gençler bu yanlışları görüyor, üzerine gidiyor. Üzerine gittiğimizde de anında feshediyorlar, çünkü sizin hiçbir hakkınız yok.

Vakıf halka açılmalı. Benim bildiğim yedi kurucu, otuz dört mütevelli var. Bu yedi kişi istese vakfa kilit vurabilecek yetkide. Çünkü tüzük böyle hazırlanmış. Bu tüzüğü de buradaki arkadaşlar da bilir. Bana göre burası Alevilerin ortak malı olmalı, yani yönetimi demokratikleşmeli diye düşünüyorum ilk başta. Buradan başlanmalı. Biz bunun mücadelesini veriyoruz kaç senedir.

Gençlere de kendilerine bir şey söylendiği zaman orayı terk etmemeliler. Biz bunu çok yaşadık. Bizi kaç sefer feshettiler, biz hiçbir zaman gitmedik. Bahçede toplantılarımızı yaptık. Oraya da karışacak halleri yok.

Gençlerin de yanlışları var. Bir yönetim geliyor, kendi gençliğini getiriyor; o gidiyor başka yönetim geliyor, haydi o da kendi gençliğini getiriyor. Yani yönetimlere bağlı bir gençlik kesimi de var ne yazık ki. Biz hiçbir yönetimin adamı olmadık, doğruların adamı olduk, dergâh adamı olduk. Doğruysa yanında; yanlışsa karşısında olduk. Onun için on dört, on beş senedir bizi buradan gönderemedi.



Ayhan Arslan: AGEP Avrupa Yakası Genel Sekreteriyim, aynı zamanda yirmi seneye yakın Bağcılar Cemevi, Bağcılar HBVD Genel Merkezinin gençlik komisyonundan gelme üyesiyim.

Derler ya iğneyi başkasına batırıyorsanız çuvaldızı kendinize batırın. Kendimizi de bir konuda eleştirmemiz lazım. Ailelerimizde Aleviliğin temel hoşgörüsü nedeniyle, herkes kendi yolunu kendi çizsin, kendi düşüncesine sahip olsun tutumu vardır. Ben sevdirmeyeyim, “sevecekse Ya Hüseyin, sen kendini sevdir ya da kendileri seni sevsin.”

Bizim ailelerimizin bu hoşgörüsünün sağladığı rahatlıkla geliyoruz, fakat şu an otuz kişiyiz burada, ama Alevilikle ilgili ne kadar bilgiye sahibiz? Tabii yanlışlar var, ama biz ne kadar bilgiye sahibiz? Alevilik nereden geldi, nereye gidiyor? Bize bıraksalar Aleviliği nereye götüreceğiz? Ama bizim daha Aleviliğin gerçekten ne olduğundan haberimiz yok.

Hiçbir zaman gençliğe söz söyleme imkânı verilmez. Verilmeyiş nedeni şudur: Gençlik yaşanan terslikleri benimsemez, olayları irdeler ve eleştirir. En basiti geçen sene basılan dernek takvimlerinin üzerinde beş vakit namaz saatleri, imsakiyeler vardı. Gençler buna itiraz etti. Hatta konuyu sadece dernek yöneticileriyle değil, diğer kurumların yöneticileriyle de tartıştılar. Onların yanıtı, “Niye bunu karıştırıyorsunuz?” oldu.

Geçen sene MHP’li Mehmet Gül vefat etmişti, CEM Vakfı genç*lik sitesinde, “Acı kaybımız, Mehmet Gül vefat etmiştir. Çok üzün*tülüyüz. Allah’tan kendisine rahmet, sevenlere başsağlığı diliyoruz.” diye ilanlar, duyurlar yapıldı.

Bu kişi, çıkıp televizyonda, “Elime silahı aldım, köşe köşe Alevi arıyordum; Alevi genci aradım vurmak için.” diye demeç verebilen ve yedi Alevi gencinin ölümünden sorumlu tutulan bir kişi. Bir televizyon programında karşısına birkaç tane Alevi genci konulmuş; onların sorularıyla karşılaşınca söyleşi yapana, “Beni itle kopukla muhatap etmeyin” diyebilmiş bir kişi.

Bir Alevi düşmanı olduğunu duyuran bir kişi CEM Vakfı bünyesindeki gençlik tarafından bu şekilde el üstünde tutulabiliyor. Biz gençlik adına buna müdahale ediyoruz.

Sorunu Bağcılar Cemevi yöneticilerine götürdük. “Buna karşı bir açıklama yapmanız gerekmiyor mu? Âçıklamayı biz yapmayalım siz yapın.” dedik. Yönetim de, “Orası CEM Vakfı’dır, onlarla hasımız, aynı masaya oturmayız, konuşamayız.” dedi, yan çizdi.

Ama iki ay sonra bir konser düzenlendi, CEM Vakfı Başkanı İzzettin Doğan geldiğinde ayağa kalkıp, ayakta alkışladılar, “Başkanım hoş geldin” dediler.

Biz de bu yaptığınız yanlıştır dedik. Bize yanıtları, siz muhalefetsiniz, zaten hiçbir şeyi beğenmezsiniz, vb., oldu.



Atilla Münüklü: Erikli Baba dernek üyesiyim. Gençler tabii ki yolu dedelerimizden öğreneceğiz, bundan şüphemiz yok. Onlara tabii ki büyük saygımız var. Ama ne yazık ki gençlerle yönetim ayrı birer cumhuriyet gibi! Tabii gençler hizmet için buradalar. Tabii ki yolun birinci kuralı hizmettir. Buna saygımız var, Hacı Bektaş’ın himmeti için hizmetimizi yapıyoruz.

Bize öğretilen Alevilik semah, saz, secde... Bunları yapıyoruz, ama bir de Aleviliğin tasavvuf yanı var. Biz tasavvufta çok geri kalıyoruz, tasavvufu öğrenemiyoruz. Gel cemevine, ibadetini yap, secde kıl, rükû et... O zaman bizim Sünnilerden farkımız kalmıyor ki. Sünni de aynısını yapıyor. Camiye gidiyor, namazını kılıyor, dönüp geliyor. Biz Aleviliği yaşamak için öğrenmek istiyoruz.

Biz Alevi gençleri olarak çok uyanık olmalıyız. Bizim gençlerimiz bir şekilde kandırılıyor. Görüyoruz, ülkücü yapıyorlar gençlerimizi. Türklüğü aşılıyorlar.

Demin bir arkadaşım rahmetli Mehmet Gül, “elimde silah Alevi arıyordum” dediğini anlattı. Hâlbuki o adam, Alevi aramıyordu, komünist arıyordu vurmak için. Komünizmin faturası bize kesildi.



Ali Kartal: Gençlerin yönetimlerde söz sahibi olamamalarının en büyük nedeni yönetimin gençlere karşı despotluğu! Yönetim iktidarının kaybolmasını istemiyor. Bu da Aleviliğin sonraki kuşaklara aktarılmasında da aslında bir sorun yaratıyor.

Bugün şunu görüyorum: On beş yıl, yirmi yıl sonra Aleviliğin yaşayacağı sorunların temeli bugünden atılıyor, çünkü Alevi gençliği susturulmak isteniyor. Aslında bunu sadece dernek yönetimleriyle bağdaştırmak da doğru değil. Aslında bu dayatma 12 Eylül darbesinin içimizdeki devamıdır.

Biz burada gençleri tartışıyoruz, ama aslında kadınlar da büyük ölçüde yönetimin dışında tutuluyor. Mevcut yönetimlerin demokratik olmadıkları çok açık! Demokratik bir yönetimde kadınlar da, gençler de yerini bulur.

Bir genç, bir kurumda kendisini özgürce ifade edemiyorsa o kurumda demokrasiden söz etmek büyük bir palavradır. Ve bugün de olan budur. Yöneticilere sorduğunuz zaman biz gençlerin her zaman arkasındayız, biz gençleri destekliyoruz, gençler bizim geleceğimizdir gibi palavraları dinliyorsunuz. Aslında yöneticiler kendi anlayışlarına uygun tektip bir gençlik yaratmaya çalışıyorlar.

Nasıl Kürtler, Kürtlüğünden vazgeçerse bu ülkede cumhurbaşkanı ya da başbakan olabiliyorsa bir Alevi genci de sorgulayıcı, eleştirel, muhalif anlayışından vazgeçerse yönetime girebilir. Bunda bir sorun yok. Ama bir şey yapamadıktan sonra, gençliğin önünü açamadıktan sonra, bir fikir beyan edemedikten sonra, bir duruş sergileyemedikten sonra bir Alevi gencinin yönetimde olmasının da bir anlamı yok.

Bugün cemevlerinin çoğalması aslında Aleviliğin gelişmesine yol açmıyor. Bunlar bir anlamda Aleviliği ve Alevileri bir havuzda toplama, bir potada eritme, tektipleştirme çalışmasıdır. Gençler buna karşı kendi öz örgütlülüğünü yaratmak zorundadır. Alevi gençliği kendi örgütlülüğünü yarattığı zaman bu gibi oluşumlara, bu gibi davranışlara kesinlikle tavır koyacak ve karşı çıkacaktır.

Bütün arkadaşlarım şu konuda hemfikir: Hiçbir kurumda gençlik çalışması yapılamıyor. Gençlik örgütlenmesi, komisyonu kurulamıyor; sonra lağvediliyor. Biri geliyor, “Ben beğenmedim, gençlik komisyonunu iptal ediyorum!” diyor. Böyle anti-demokratik bir şey olabilir mi? Olabilir! Alevi toplumunda olabilir maalesef!

Madem kurumlarda biz bu işi yapamıyoruz o zaman biz bu örgütlenmenin yeni yollarını aramalıyız. Bu da gençliğin kendisine bir örgütlülük yaratmasından geçmektedir. Bunu yaptığımız ölçüde dernekler ve yönetimleri gençleri ciddiye alacaktır.



Zehra Yıldız: Şahkulu gençliğindeyim sekiz senedir. Bayanlar, çekiniyorlar. Bir toplumda, mesela burada beş altı tane erkek olsa bir bayan gelip giremiyor yanlarına. Yani cinsiyet ayrımcılığı Aleviler arasında da var. Mesela cemlerde kadın erkek ayrı oturtuluyor, başları kapatılıyor, etek giydirilmiyor. Sofra duasında avuç açtırılıyor. Yemek sırasında erkekler ayrı, bayanlar ayrı.

Eşitlik olması lazım! Tamam, erkekler, “bayanlar eziliyor” diyor, ama onu yapanlar zaten kendileri. Yani başta kendilerini düzeltmeleri lazım, ondan sonra konuşmaları lazım! Baş örttürülmemesi lazım! Oturup gençlerle konuşulması lazım! Hep beraber toplanıp, bir ortam yaratılması lazım! Bu yok, erkekler toplanıyor, nereye? Kahveye, türkü bara! Toplanıp konuşulmuyor.



Rahime Karahan: Benim cemde en çok dikkatimi çeken şey gençlerin katılmaması. Yaşlılardan çok gençlerin olması daha bir güzel! Bunu göremeyince kahroluyorum. Neden gençlerimiz yok cemde? Her geldiğimde yaşlılarla karşılaşıyorum. Elimizden geldiği kadar gençleri ceme katılmaya yönlendirmeliyiz.



Ali Kartal: Benim önerim şu: Kadınların yönetime katılmaya teşvik edilmesi için kurumların yönetimlerinde kadın kotası uygulanmalı. Onları kadın olmalarından dolayı ikinci sınıf muameleye tabi tutmak yerine onları yönetime katmak üzere destek anlamında kadın kotası uygulanmalı.

Aynı zamanda gençlik kotası da uygulanmalı. Ama kota konulması fikrinin yönetimlerin işine gelmeyeceği kanısındayım. Bu demokratikleşmenin ancak kadınların, gençlerin örgütlenip yönetimlerin karşısına güçlü çıkmasıyla sağlanabileceği kanısındayım.



Ayhan Arslan: Ben de dernekteki demokrasiden bahsedeyim. Dernekte o kadar geniş, o kadar özgün bir demokrasi var ki, parası olan istediği kadar kişiyi getirip üye yapabilir, yönetime ve çalışmalara müdahale edebilir, burada söz sahibi olabilir.

Bağcılar HBVD Genel Merkezinde bin altı yüz üye var. Şubelerin de üyelerin yüzde otuzu oranında delege hakkı var. Son genel kurulda iki bin üç yüz kişi oy sahibiydi. Şubeler bir yana, merkezin bin altı yüz üyesi seçim günü var, ama normal günlerde iki-üç yüz kişi bile yok. Birçok dernekte böyle işliyor bu demokrasi!

Biri kalkıp çevresinden elli, yüz üye yapıyor. Aidatlarını kendi cebinden ödüyor, bütün masraflarını da kendi karşılıyor. Seçim günü, “İşte size zarf, bu listeye oy verin!” diyor. Derneklerde demokrasi işleyişi bu; Bağcılar özelinde demokrasi işleyişi bu!

Biz yönetime gelince bu üyeliklerin bir kısmını düşürdük. Gerçekten derneğe sahip çıkacak kişiler üye olsun dedik. Naylon üye gelmesin, aidatını başkasının ödeyeceği, sadece seçime gelip oy kullanacak üye olmasın dedik. Dernek çalışmalarından, dernek işleyişinden haberi olmayan, ama derneğin yöneticilerini belirleme yetkisi olan üyeler olmasın dedik.

İki sene sonra tekrar seçime gidildiğinde üye cetvelinde üç yüz yetmiş yedi üye vardı. Ama, dernekte her Perşembe günü 1.500 kişi bulunuyordu. O üyeler gerçekten her hafta buraya gelen insanlardı. Biz peşlerinde koşmadık, gelip kendi rızasıyla üye oldular. Aralarında elli iki tane genç vardı.

Ama sonra ne oldu? “Demokrasi” diyoruz ya, yönetimi değiştirmek için bir gecede üç yüz üye yaptılar. Gelip bunu açıkça söylediler. Niye diye sorduk? Şu şahsa karşı, onu buradan göndermek, yönetimi almak için dediler. Böyle yapa yapa üye sayısı 1600’e geldi.

Derneklerde demokrasi böyle! Kimin ne kadar çok üyesi varsa, kimin cebinde ne kadar çok parası varsa, derneğe yönetici olabiliyor, dernekte söz sahibi olabiliyor. En kötüsü de Alevi halkının sözcüsü olmaya soyunabiliyor.



Ali Kartal: Bu bir yozlaşmadır, çürümedir. Bu çürüme, bugün Alevi toplumunu sarmıştır. Yönetim işi, iktidarı almak için birini haberi bile olmadan üye yapıp, aidatını vermeye kadar götürmüş. Bu bir çirkinliktir. Böyle bir ortamda zaten demokrasiden söz edilemez.

Bu, bize yutturulmaya çalışılan göstermelik demokrasidir. Seçim yapılıyor, sen de üye ol… Şimdi bize şunu söylüyorlar: Gelin, siz de adamınızı getirip üye yapın, siz de yönetime girin.

Bu demokrasi anlayışı sakattır. Bu sakat anlayış, bize siyasilerden miras kalmıştır. İddia ediyorum, bize dedelerimizin babalarımızın oy verdiği CHP’den miras kalmıştır.



Ayhan Arslan: Buradaki yöneticilerden birinin bize söylediği bir cümleyi aktarayım, siz derneklerdeki demokrasiyi kendiniz ona göre çözün. Söylediği şey şuydu; “Beni halk seçti; ben halkın oylarıyla buraya geldim; mühür bende”. Sonrası aynen kelimesi kelimesine şuydu: “Mühür kimdeyse padişah odur!”
Ahmet Koçak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 üye bu mesaj için Ahmet Koçak kullanıcısına teşekkür etti.
..İsyan Ateşi.. (09-04-2010), DoğAcAn (07-26-2010), İşcanbaba (07-26-2010)

Alt 07-26-2010, 12:22   #2
Ahmet Koçak
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 525
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 0
5 konuda 17 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ahmet Koçak is on a distinguished road
İletişim
Standart Genç Aleviler Konuşuyor - Bölüm II

Ülkede Alevileri en çok ilgilendiren olaylardan biri de Alevilerin demokratik hakları ve eşit yurttaşlık talepleri;
bu konuda iktidarın yürüttüğü açılım ve çalıştaylar.
Bu konudaki fikirleriniz nelerdir? AKP’nin Alevi açılımı,
Alevi çalıştayları zinciri hakkında neler düşünüyoruz?.

Atilla Münüklü

Alevi gençleri olarak iğneyi biraz kendimize batırmak istiyorum. Hükümet Alevileri tanımaya yönelik bir proje geliştirdi. Adına açılım dendi, bir “iftar” yemeğiyle başladı. Ardından çalıştaylar zinciri başladı. İçinden ne çıkacağını bilmiyoruz.

Osmanlıdan bu yana bizce devlet sabıkalı. Ama bugün bazı kurumlar devletle barışık bir politika yürütmeye çalışıyor. Buna kızıyoruz, “Niye devletle barışık politika yapmaya çalışıyorsunuz?” diye soruyoruz. Ama bizim de devletle bir barışma politikamız olması lazım. Gerçek bir açılım istiyorsak ve taviz vermeden devletle, hükümetle barışık politika yapabilirsek belki sonuç alabiliriz.

Bir kurum sahip çıkarken diğeri karşı çıkarsa nasıl olacak bu? Biz kendi aramızda bölüneceğiz. Hatırlarsınız, “iftar” açılımında hükümetin verdiği yemeğe giden Abdal Musa Vakfı’nın yöneticilerini diğer kurumlar düşkün ilan ettilerdi. Bu ne getirir ki?

Bir Sünni kardeşimle dedelere maaş konusunu konuştum. Dedi ki, “Biz imamlarımızı devletin maaşından kurtarmaya çalışıyoruz; siz ise dedelerinizi maaşa bağlatmaya çalışıyorsunuz. Dede Diya*net’ten para alırsa emir de alacaktır.” dedi.

Ben de böyle düşünüyorum. Tabii dedelerimizin bir geliri olması lazım, ama nasıl çözülecek bu sorun?

Sercan Sağlam

Alevi gençler siyasi alanda neden yetersiz veya neden düşüncelerini beyan edemiyorlar? Ben bir Alevi genci olarak önce karşımdakine güvenmem lazım. Ama CHP’li Onur Öymen çıkıp öyle konuşursa ben bu CHP’ye nasıl güvenebilirim? En önemli konu güven sorunu. Siyasete girmem sağımdaki solumdaki insanların beni desteklemesi lazım.

Geçmişte insanlarımızda kimliğini gizleme çabası vardı, bazı korkuları nedeniyle kendini saklama çabası vardı. Bizim bunu aşmamız uzun bir süre aldı. Ama bu süre boyunca bizden bazı tavizler de alındı. Sadece canımız, malımız alınmadı, yok sayılmadık, yakılmadık, kesilmedik, asılmadık. Bir de bizden tavizler alındı.

Geçmişini görmek lazım. Böyle bir geçmişi gördükten sonra bir Alevi genci siyasete nasıl girebilir? Neye güvenerek girebilir?

Alevi gençlerde geri durma eğilimi var. Geçmişimizde dedeme bu yapılmışsa bana hayli yapılır düşüncesi var. Ayrıca dedemin çağında Aleviler birlik içindeymiş. Kimse birbirinin arkasından konuşmuyormuş. Birbirine uyarak örgütlü ve birlik içinde hareket ediyorlarmış. Şimdi öyle bir durum var mı ortada?

Ülkü Ocakları’na doğru bir çekilme var, AKP yandaşlığına çekilme var. Ayrıca, Aleviler içinde bile “Sen Kürtsün, ben Türküm” ayrımı başladı. Başka şey kalmamış gibi Kürt Alevi-Türk Alevi ayrımı yapılmaya başlandı.

Çalıştaylar sağlıklı bir şey olsaydı Alevilikle alakası olmayan vakıfları, kurumları çağırmazlardı.

Ayhan Arslan

Çalıştayın başında verilen iftar yemeğinde Başbakan, belki hayatında ilk defa etsiz bir iftar yemeği yedi. Bunu dikkate almak lazım. Orada ben Alevilere bu kadar önem veriyorum diye kendini gösterdi. Ama arkasından da bizi Kahramanmaraş’ta yakan, vuran, kıran adamlardan biri olan Ökkeş Şendiller’i de davete çağırıyorum, gelin onunla da sohbet edin deyiverdi. Demek ki Aleviliğe o yalnız bu kadar önem veriyormuş.

İlk etapta sadece Abdal Musa Vakfı’yla yapılan başlangıç daha sonra gelişti, şimdi Aleviliğin lideri(!) İzzettin Doğan oldu. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarına çok saygı duyduğumuz büyüğümüz, sanatçı Arif Sağ da onların içlerinde bulundu. Ökkeş Şendiller’in oraya gelmesinden rahatsız olanların sesini Kürt kimlikli kişiler, örneğin Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, duyurdu. Onların yükselttiği itiraz sonucu Ökkeş Şendiller geri çekildi.

Fethullah Gülen’e, o da bir inanç lideri, o da düşünceli bir insan, ülkeye gelsin tekrar ülkede vatandaşlık alsın diyen, gelsin ben yanındayım, sonuna kadar yanında oturacağım bunu diyen İzzettin Doğan ise Ökkeş Şendiller’e hiç itiraz etmedi. Ve İzzettin Doğan Türkiye’nin en önde gelen, Avrupa’da bile en önde gözüken Alevi kurumunun, CEM Vakfı’nın başkanı!

Alevi gençleri olarak biz bununla ne kadar mücadele edebiliriz? Bu kişilerle, bu kurumlarla, bu düşüncelerle ne kadar mücadele edebiliriz?

Kısacası Alevi çalıştayları, çok güzel çalışıyor, işlevini yerine getiriyor!

Ali Kartal

Yakın geçmişimizde Maraş, Çorum ve daha yakında bir Sivas Katliamı yaşandı. Gazi olayları, Ümraniye olayları… bunların hepsi Aleviliğe, demokratlara, devrimcilere yönelik yapılan, derin devlet eliyle yapıldığı ve diğer kurumlarla desteklendiği bizce malum olaylardı. Şimdi bunları yapan devlet, sistem, anlayış ortadayken üzerinden on beş yirmi yıl geçtikten sonra Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri üzerine açılıma gidilmesini artık devlet açısından bir zorunluluk olmasaydı gerçekleşmezdi. Devletin zorunlu olarak açılıma gitmesi gerekiyordu. Ama bu açılımın, Alevi toplumunun çıkarları için yapıldığı kanaatinde değilim.

Bu da aynen Kürt açılımı olarak başlayıp, demokratikleşme projesi diye sürdürülüp, daha sonra milli birlik projesine dönüşen sürecin bir parçasıdır. Ben burada bir samimiyetsizlik görüyorum. Bu açılımlar, sorunların tasfiyesini amaçlamaktadır. Alevi açılımı için de aynı şey geçerlidir.

Cemevlerinin önünün açılması aynı zamanda Aleviliğin gelişmesi anlamına gelmiyor. Cemevlerinin açılması aynı zamanda devletin otokontrol mekanizmasının oluşmasına neden oluyor. Önceden Alevi toplumundan devrimci-demokrat-solcu gençlerin, önderleri çıkması olanaklıydı. Cemevlerinin önünün açılması bunu bir çeşit dinsel kontrol altına alma çabasıdır devletin. İçimizde buna ön ayak olan, devletin bu anlayışına hizmet edenler var.

Bu gidişin içine çomağı biraz sokarsak bazı şeyleri fark edebiliriz. Buradaki amaç devletin resmi anlayışına hizmet ediyorsa, Alevileri kim daha rahat pazarlayabiliyorsa bu görev onlara verilmiştir.

Çağlar Akar

Şahkulu Sultan Vakfı gençlik komisyonundanım. Bu Alevi çalıştayının samimiyetine inanmıyorum. Kadıköy’de yaklaşık 350-400 bin Alevi miting yaptı. Talepler zaten belliydi. Oraya gelen Aleviler de bunu bilerek geldi. Orada yapılan konuşmalar da ortadaydı.

Ve Başbakan Tayyip Erdoğan, bunu insanlara, “İşte bunlar, Alevi çalıştayına taş koyanlar, baltalayanlar” diye yansıttı. Oraya neredeyse Alevilerin yüzde ikisi gidiyor ve Başbakan da bu insanların taleplerine gözlerini kapatarak “baltalıyorlar” diyor.

Hâlbuki bizim taleplerimiz net ve açık. Bunları halka açık şekilde anlatmaya devam ediyoruz. Mitinglerde, toplantılarda veya başka etkinliklerde bu talepleri dile getiriyoruz.

AİHM’ye zorunlu din dersinin kaldırılması için dava açılıyor, kazanılıyor. Ama bu kararlara karşın zorunlu din dersleri hâlâ devam ediyor. Alevi açılımının ne kadar samimi olduğunu zaten bu gösteriyor.

Ali Kartal

Bir diğer konu, Aleviliğin Diyanet’te temsil edilmesi. Bu doğru bir şey değil. Bunu CEM Vakfı da çok istiyor. Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı adıyla kurulmuş bir vakfın Diyanet’e otomatik olarak karşı olması gerekir, değil mi? “Cumhuriyetçi” bir vakfın Diyaneti kabul etmesi söz konusu olamaz, bu başlı başına bir çelişkidir. Laiklik anlayışıyla, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesiyle çeliştiği için otomatik olarak reddetmesi gerekirken İzzettin Doğan hükümete, başbakanlığa başvuruda bulunabiliyor.

Dedelere maaş bağlanmasını da çok sakıncalı olarak görüyorum. Günümüzde herkesin bildiği bir şeydir: Parayı veren düdüğü çalar! Size para veriyorsam benim istediklerimi siz söylersiniz, söylettiririm. Bu hep böyledir! Bu, yoz bir ilişkidir. Parayı verenin söylediklerini yapma anlayışı.

Bugün, Diyanet’in belirlediği tektip hutbe camilerde okunur. Parayı aldın mı yarın bu Alevilik için de geçerli olacak. Diyanet belirleyecek dedenin ne söyleyeceğini, cemevlerinde o gün neyin konuşulacağını devlet belirleyecek. Bu Aleviliğin otomatik olarak devletin tahakkümü altına girmesidir.

Biz Diyanet’in kaldırılmasına tarafız. Kesinlikle Diyanet kaldırılmalı; Alevilik Alevilerin kendi işleyişine bırakılmalıdır. Alevileri, Aleviler yönetmelidir, devlet yönetmemelidir. Devletin dini değil, insanların, halkın dini vardır. Halk kendi dinini özgürce yaşasın. Devlet sadece bunu desteklemeli.

Ayhan Arslan

Diyanet İşleri kaldırılsın diyoruz. Yalnız sohbet ettiğimiz birçok Alevi gencinin içinde Diyanet İşleri kaldırılsın değil de Sünni düşünceye hitap eden Diyanet kaldırılsın fikrinin olduğunu görüyoruz.

Diyanet İşleri kaldırılsın diyoruz, ama en önemli kurumlarımızdan biri kalkıp Alevi İslam Din Hizmetleri diye bir şey kurabiliyor.

Şimdi arkadaşlar, çıkıyoruz alanlara Diyanet İşleri kaldırılsın diyor muyuz? Diyoruz! Peki, burada burnumuzun dibindeki Alevi İslam Din Hizmetlerini neden kaldırmıyoruz? Onla neden uğraşmıyoruz? Başımıza bir de Alevi Diyaneti sarılmış. Onunla ilgili bir şey yapıyor muyuz?

Sercan Sağlam

Çalıştaya gelirsek çıkacak her sonuç Alevilere karşı bir sonuç olacak. Alevilerin istemediği sonuç olacak. Bu garanti. Çünkü orada Alevileri kaile almıyorlar. Orada kaile alınacaklar hükümetin insanları ve onların yandaşları. Arif Sağ benim gözümde, oraya hiç gitmemesi gereken bir insandı, ama o da gidecekmiş oraya.

Ali Kartal

Diyanet’in kaldırılması durumunda Sünni güruhun başıboş kalmasından bahsediliyor. “Başıboş kaldığı zaman nasıl kontrol edilecek?” diye soruluyor. Ama Maraş Katliamı bu güruhun başında Diyanet varken yapıldı. Sivas Katliamı, Çorum Katliamı da aynı şekilde. Demek asıl olan katliamların olmasında Diyanet’in rolünü tartışmaktır. Katliamın nedenlerini irdelemektir.

Ahmet Koçak

Oralara gitmeyelim, çünkü konuyu dağıtırsak, tekrar katliamlara gidersek işin içinden çıkamayız. Devam edelim.
Ahmet Koçak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 üye bu mesaj için Ahmet Koçak kullanıcısına teşekkür etti.
..İsyan Ateşi.. (09-04-2010), DoğAcAn (07-26-2010), İşcanbaba (07-26-2010)
Alt 07-26-2010, 12:22   #3
Ahmet Koçak
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 525
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 0
5 konuda 17 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ahmet Koçak is on a distinguished road
İletişim
Standart Genç Aleviler Konuşuyor - Bölüm III

ABF Başkanı Ali Balkız ve PSAKD yöneticileri eski ÖDP genel başkanı Ufuk Uras ile yeni bir Alevi partisi kuracak dendi. Başına da Ufuk Uras getirilecekmiş. 8 Kasım Mitinginin de bu amaçla yapıldığı söylendi. Alevi Bektaşi Gençlik Platformu (AGEP) kurucularından Atilla Taş’la görüştüm. Kendisinin hem Ali Balkız’la hem de PSAKD ile diyalogu iyiydi. Bu sözlerin aslı var mı diye ona sordum. Atilla ağabeye böyle bir şey yok dedi. Oradaki çalışma Alevileri değil, sosyalistleri tek bir çatı altına toplamakmış.

Ben karşıyım bir Alevi partisi kurulmasına. Başka bir isim altında bir Alevi partisinin kurulmasına da karşıyım. Hani, ismi Cumhuriyetçi Parti olur, ama der ki ben Alevi partisiyim. Ben buna da karşıyım. Yani bir nevi Barış Partisi.

Ali Haydar Veziroğlu’nun kurduğu Barış Partisi de güzel başlamıştı. Bizim cemevinde bir amcamız vardı, Allah rahmet eylesin, vefat etti. BP’nin Bağcılar’da mitingi vardı. Küçüktüm, ama hatırlarım yine de, elinde Hz. Ali’nin resmiyle o mitinge giderdi. Aleviler gerçekten sahiplenmişti o partiyi.

Ama Ali Haydar Veziroğlu çıktı “Barış Partisi bir Alevi partisi değildir” dedi. Bunu dediği an hiç bir şey yapamaz hale geldi. O güne kadar CHP’den başka bir partiye oy vermemiş babam bile Barış Partisi’ne oy vereceğim diyordu. Ne zaman Ali Haydar Veziroğlu bu açıklamayı yaptı, halkın desteği de bitti.

Nasıl bir Türkiye İstiyoruz diye bir tartışma başlattılar, ama tartışma başka bir noktaya geldi. İnsanların aklına sol bir parti kuruluyor düşüncesinden çok
Alevi partisi mi kuruluyor düşüncesini getirdi.

Ayhan Arslan

Gerçekten 9 Kasım Ankara Mitingi, Alevilerin talepleri için büyük bir çalışmaydı. Ama 8 Kasım’da Kadıköy’de olan mitingi yargılarım.

Ali Balkız’la birkaç defa da yan yana geldik konuştuk. 8 Kasım mitinginin düzenleyicisi, öncüsü olarak Ali Balkız gözüküyor. 8 Kasım Mitinginde Alevilerin istemlerinden çok bu partileşme üzerine konuşuluyordu. 8 Kasım’da sahneden konuşanlar, Ali Balkız dâhil olmak üzere, yeni oluşum üzerine konuşuyorlardı. Yani, 8 Kasım’da bir aldatma vardı.

Biz orada Alevi mitingi yapmadık. Sanki biz oraya yeni bir partinin oluşumuna destek vermeye gitmişiz! Böyle bir şeye dönüştü. Konuşmalar bu yöndeydi.

İnsanların anlamadığı şey de buydu: Ali Balkız, bu hükümetle, bu düşünceyle, bu anlayışla olmuyor dedi. Ardından ekledi: Böyle bir partinin olması gerekiyor!

Yeni parti deyince, kendi evimde ablamla yaşadığım bir örnek var. Ablamlar da mitingdeydi. 8 Kasım’ın akşamı eve gidip yeni bir parti kurulacak, o parti de Alevi partisi olacak deyince, ablam “Olmaz öyle şey” dedi, “Öyle bir parti kurulursa ben hayatta oyumu vermem!”

Niye vermezsin diye sordum. “Ne farklılığı kalır” dedi, “Biz Diyanet’in kaldırılmasını istiyoruz, ama kendi Diyanetimiz açılmış! Ona karşı gelmiyoruz!

AKP ve MHP’ye tek milliyeti, tek düşünceyi, tek inancı savunan partiler diyoruz. Kurulacak Alevi partisi de bir tek düşünceye hizmet eden parti olmayacak mı?” Ablam bu karşılığı verdi.

69 kuşağında mücadele veren gençlerin çoğunluğu Alevi. Günümüzde sol siyaseti savunan gençlerin çoğunluğu gene Alevi. Oy kullanmayan insanımız yüzde otuz. On iki milyon kişi, bunların yüzde yetmişi-seksen beşi gene Alevi. Bizim çevremizde, içimizde bile oy kullanmayan arkadaşlarımız var. Sol düşünceye sahip olan oy kullanmayan arkadaşlarımız var.

Tamam, parti kurulmasın diyoruz. Kurulu partiler var, en basiti CHP. Geçen dönem seçimlerde Bağcılar Belediye Meclisinin yedi üyelerinin beşi Aleviydi. 3. Bölgeden İstanbul Büyükşehir Belediyesine gönderilen dört meclis üyesinden üçü Aleviydi. CHP bunu yaptı.

CHP’yi savunmak açısından demiyorum. Alevi gençler konuşuyor, ama bir şey yapmıyor. Oy kullanma zamanı oylarımız ya bölünüp gidiyor ya da oy kullanmıyoruz. Neden? Çünkü sol düşünceye sahibiz, bu düzene oy verilmez!

CHP’nin 2002 seçimlerinde 138 milletvekili içinde 54 tanesi Aleviydi. Ben şunu diyordum; Bakın bir yere gelemiyoruz. Aleviliğin haklarını savunmak mı diyorsunuz? Tek başına bir Alevi hükümeti yaratamazsınız. Ama en azından Meclise ne kadar Alevi düşüncesine, kültürüne sahip insan sokabilirseniz o kadar temsil edilirsiniz.

Oturuma çomak sokunca herkes konuşmak istiyor.
O zaman Gani’den başlayalım.

Gani Kılıç

Aleviliğin bir bahçesi olduğundan, bunun içinde siyasetin olduğundan bahsediyoruz. Alevilik adına bir parti olmasına ben de karşıyım, ama Alevilerin oy verebileceği, isteklerine, fikirlerine uyacak bir partinin kurulmasında bir sakınca yok. Ama Alevi isminde değil tabi ki.

Yıllardır Sünni arkadaşlarımız, bize CHP’lisiniz, Alevilerin oy verdiği parti CHP’dir der dururlardı. Doğru mudur bu? Evet, bu CHP’yi Alevi partisi yapar mı? Bize göre hayır, ama Alevilerin yüzde doksanının oy verdiği parti CHP’dir.
Ahmet Koçak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 üye bu mesaj için Ahmet Koçak kullanıcısına teşekkür etti.
..İsyan Ateşi.. (09-04-2010), DoğAcAn (07-26-2010), İşcanbaba (07-26-2010)
Alt 07-26-2010, 13:36   #4
İşcanbaba
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 134
Mesajlar: 4.443
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 8898
2793 konuda 5506 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 41
REP Puanı : 1155
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Güzel çalışma olmuş,
Herkesin eline sağlık, yüreğine sağlık,


Aşk,
Tanrı ile insan arasındaki temas noktasıdır, kalbin içinde sırdır.
Esat Korkmaz.



" REFARANDUM TERCİHİM HAYIR"

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan



Sağı solu
önü arkası yok
kalmadı
ömrümün
belki bu son hasretleri
son özlemleri
bir aşkın ardından
son gözyaşları döküşleri
yok kalmadı farkı
altı, üstü
yer ile gökyüzünün
yaşamla,ölümün
İşcanbaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu konu için İşcanbaba üyesine teşekkür edenler.
DoğAcAn (07-26-2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
aleviler, genç, konuşuyor


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Sponsor Linkler - (Link Takası)
alevi haber duşakabin ankara efor ankara nakliyat ankara evden eve nakliyat ev taşıma taşımacılık şirketleri güneş enerji sistemleri güneş enerji sistemleri pagerank

 Devrimci Siteler i ziyaret et


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:33.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
 
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
Sitemap
1, 2, 8, 9, 11, 5, 6, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 206, 43, 115, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 136, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 77, 78, 76, 79, 140, 174, 81, 83, 82, 84, 85, 86, 87, 145, 99, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 100, 98, 121, 101, 102, 120, 103, 104, 118, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 116, 117, 119, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 164, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 159, 135, 137, 138, 139, 141, 142, 143, 144, 146, 147, 148, 151, 149, 150, 155, 152, 153, 154, 156, 157, 160, 161, 248, 166, 188, 165, 167, 168, 173, 169, 170, 171, 172, 175, 176, 178, 179, 180, 184, 181, 182, 185, 186, 187, 195, 189, 194, 197, 190, 233, 193, 192, 196, 199, 203, 242, 201, 202, 204, 207, 209, 208, 210, 212, 213, 240, 216, 217, 218, 219, 221, 222, 223, 224, 226, 225, 231, 229, 228, 232, 230, 234, 235, 238, 236, 239, 237, 241, 245, 243, 244, 246, 247,
no new posts