![]() |
|
![]() |
|||||||
| Soru ve Yanıtlarınız Alevilikle ilgili merak ettikleriniz ve tartışmalarınızı yapabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
HAKİKATÇI ALAWİLER
Hakikatçı Alawiler coğrafi olarak İç Toroslar’da yaşarlar. Malatya, Maraş, Kayseri ve Sivas köylerini kapsar. Hakikatçı Alawiler’de Alawilik başlı başına bir dindir. İslamla hiç bir alakası yoktur. İnanç bazında Halife Ali’yi hiç sahiplenmezler. Kerbela olayını siyasi bakımdan sahiplenirler. Yapılan vahşeti insanlık dışı bulurlar. Güneş kültüne sahiptirler. Yeminlerini Güneş ve Ay üstüne yaparlar. Zerdeştliği dinlerinin temel taşlarından biri sayarlar. Hızır’ın, Güneş’in yer yüzündeki tezahürü olduğuna inanırlar Hızır’a Ali denmesini, Hızır’ın ateşten atı Durbun’ a (uzağı gören) atına Ali’nin Düldülü denmesini Kabul etmezler. Hakikatçı Alawiler, hiç bir ocağa bağlı değillerdir.1900 lerin başına kadar bu bölgelere dedeler gelirmiş. Ancak selçuklu ve osmanlı döneminde dağıtılan secerlere göre gelen dedeler Alawiliğe zarar verdiğinden bu bölgelerden kovulmuşlardır. Hakikatçı Alawiler kendi pirlerini kendileri yetiştirmiştir. Örneğin Kayseri’ de Şıh Mamo, Elbistan ‘da Kaki Bako ve Pazarcık da son yıllara kadar yaşıyan Allıke Alıf’ ı örnek verebiliriz. Hakikatçı Alawiler, kendi ozanlarını kendileri yetiştirmiştir. İbreti, Meluli ve Allıke Afık gibi bir çok değerli ozan yetiştirmişlerdir. Hakikatçı Alawiler, muharrem orcu tutmazlar. Şubat 14 de 3 günlük Hızır orucu tutarlar. Aşure pişirmeyi insanlığın on bin yıl önce yaşamış olduğu tufanı hatırlamak ve hem de yol yemeği olarak değerlendirirler. Biçime değil öze önem verirler. İnsana hizmeti en büyük ibadet sayarlar.
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.547
Thanks: 7741
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dün bir facebook grubunda bu mesaj paylaşıldı. Aleviler içinde bu düşünce de olan olduğunu elbette biliyorum ancak illkkez isim olarak böyle bir grup duydum. Konu ile ilgili aydınlatacak canlar vardır umuyorum. Kimdir bu Hakikatçi Aleviler?
![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Burada sözü edilen grubun diğer adı Purutlar ya da Purudilerdir. Bu konuda daha önce kısa bir yazı yazmıştım. Alevilikte üçüncü kol gibi bir başlıkla yazmıştım sanıyorum. Bu ekolde, soydan gelme pirlik yerine, kendini yetiştirerek liyakatla pir olma esas alınıyor. Bektaşi tarikat yapılanmasına benziyor, ancak onun gibi örgün değil yaygın bir organizasyon. Bir anlamda ocak bağını reddediyorlar. Çok derin, alim insanları var. Çok büyük ozanlar çıkmış bunlardan. Daha çok Sarız-Maraş ve Sivas taraflarında yaygın bu ekol. Ama sayıca çok fazla olmadıklarını düşünüyorum. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#4 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.547
Thanks: 7741
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanlış anlaşılmak istemem (bunalra prutlar dendiğini bilmiyordum) ama bu konu daha önce tartışıldığında internetten, prudilerin inancını gizlemek zorunda kalan Aleviler içinde gizlenen hristiyan Ermeniler olduğunu okumuştum. Farklı bilgilerde vardı elbette.
Az önce "Hakikatçi Aleviler diye google ararken Mehmet Byrak'ın (yazının tamamı ona mı ait anlayamadım) bir yazısını okudum. Yazıda Hristiyan Ermenilerin inançlarıyla Alevi inancının benzerliklerine dikkat çekilmişti. |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Ancak ne yazık ki bu konu Alevi araştırmacılarının pek ilgisini çekmemiş olacak ki bu konuda fazla araştırma yok. Bildiğim bu konuda İsmail Onarlı'nın bir makalesi var. Ben O'nun yazdıklarına ihtiyatla yaklaşmakla birlikte yine de içinde işe yarar bilgiler olabileceğini düşünüyorum. Şöyle diyor: (Bazı ifade ve tanımlar sorunlu. Görüşler Onarlı'ya ait) ALEVİLİĞİN GİZLİ BİR TARİKATI PURÎDÎLİK İSMAİL ONARLI Purîdîlik; Alevi tasavvufu içinde; Bektaşilik gibi gizli bir tarikattır. Purud-purut-pur kelimesi köken olara Hititçe’dir. Purud kelimesi Hititçe’de tapınakların yapıldığı killi (tuğla, tandır veya fırın yapılan) toprağa verilen addır. Alevilikte ise, Purud, turap olma, yüzü toprakta yerde olma, sevgi dolu olma, pozitif enerji sahibi, gönüllerin sultanı müdrik ve akıllı adam yolu, insanlık yolunda olma anlamındadır. Hititçe’den Kürtçe’ye aynen geçen kelime düşkün, toplumdan dışlanmış anlamında kullanılmıştır. Melamilik gibi kınanmış, aşağılanmış anlamındadır. Kabul edip etmeyelim ya da beğenip beğenmeyelim: Bazı araştırmacı yazarların dediği gibi, Alevilik sadece “Heterodoks İslam” değildir, “Heteri İslam”ı da içermektedir. Purîdîlik aile kurumunu inkar eder, yerine tüm Purudi Tarikatı üyelerini ya da belli dar bir grup seksiyonunu üyelerini kapsayan bir yapıyı yerine ikame eder. Purîdîler “Kırklar Cemi”nde olduğu gibi kadın erkek eşitliğini ve birlikteliğini temel alırlar. Dede-Talip ilişkisi purudilerde yoktur. Tek düzlemde herkes eşit ve kardeştir. Nefis yoktur, bireyselliğinin yerine biz vardır. Purudiler belirli bir yaş (en az 40) sınırının üstünde “İnsan-ı Kamil”lerden oluşmaktadır. Hz. Muhammed’e 40 yaşında peygamberlik verildiğinden ve sıra ile Kur’an ayetleri nüzul ettiği için, puridi yaşı da en az 40 olarak belirlenmiştir. “Kırklar Cemi”ne 17 kadın 23 erkek katıldığı için puridi ayinine de eşleri ile birlikte üyeler iştirak etmektedirler. 20 Milyonu aşkın ülkemizde Alevi kitlesi içinde Purîdîler sayısal olarak çok az bir kitledir. Bizim görüştüğümüz kişiler; Sinemil Aşireti ve Baba Mansur gibi Ocaklarının talip, sofu, rehber, şeyh ve dedelerinden bazıları ile Sıraç-Anşabacılılar’dan bazıları bu gizli tarikattandır. “Tenasûh”, “hulul”, “don değiştirme”, “Enel-hak”, “Vahdet-i Mevcud” gibianlayışlardan, hatta “panteizm”dendaha da ileri giderek, kendilerini“görmediğim Tanrıya tapmam”diyen ve insan varlığını temel alan “Heteri İslam” olan purîdîler; “ulûhiyyet” iddiasıyla, bugünkü (19. yüz yıldan itibaren) dünyada ki insanların Hakikat Kapı’sında olduklarını söyleyerek, kendi bedenleri ve özleri ile Tanrıyı özdeşleştiren bu topluluğun tahminen 1000-1500 kişi tarikat üyesi vardır. Ünlü ozan Meluli Baba bir Puridi dervişiydi. Sonuç olarak; Heteri bakış açısı, anlayışı ve uygulaması; Sünni tarikatlarda da vardır. Purîdîler Alevi cemaati içinde oran olarak çok az, cüzi sayıdadırlar. Böylesi bir zümrenin olması da doğaldır. Konu Naki tarafindan (09-20-2011 Saat 10:45 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#6 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.547
Thanks: 7741
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Melûli'nin Yaşam Öyküsü
Karaca Hüseyin Erbil Melûli’nin babası Raşo, Malatya’ın Hekimhan İlçasinin Engizek Köyünde doğup büyümüş. Köyün toprakları taşlı, kıraç ve verimsizdir.Köy Çoğraş Aşiretine bağlı; ama gel zaman, git zaman aşiret büyür, çoğalır ve hem kendi içinde kollara ayrılır, hem de zaten verimsiz topraklar o kadar insana yetmez olur.Bu nedenle aşiret içinde çatışmalar başlar ve insanlar daha rahat yaşayabilecekleri başka yerler bulmak üzere köyü birer, ikişer terk ederler. O dönemde (1870’lı yıllar) henüz yerleşilmemiş yurt edinilebilecek yerler kıyamet gibidir . Böylece Çoğraş aşireti uçtan uca dağılır. Kimi Gürün’e Kimi Afşin’e(Yarpuz)gider, ağaların yanında maraba iş bulur köyler kurarlar. Raşo, Kürt boylarından Çoğraş (Cawraş) Aşiretinin Şüştü(yıkanmış,arınmış) ler kolundandır.Raşo’nun babası Derviş Mehmet, Onunda babası Kel İsmail’dir. Raşo, evlenme çağına geldiğinde aynı aşiretten Senem’le evlenir, ama aşiret içinden ayrılmak zorunda kalır ve Gürün’ün Elmalı köyüne gider.Bir yıl buradan kaldıktan sonra Afşin(Yarpuz)’in Arıstıl (Bakraç) köyüne gider.Ancak oradan da uzun süre kalmaz ve Afşin(Yarpuz)’in Kötüre köyü’ne yerleşir. 1880’li yıllarda Kötüre Köyü her tarafı ormanlarla kaplı bakir bir arazi idi.Toprakların sahipleri Afşin(yarpuz) de Ağalar namıyla anılan kabilelerdi. Çok geçmez Raşo ile Senem’in Bange adında bir kız çocuğu dünyaya gelir.Daha sonra Raşo Hatun ve Fatma ile evlanir.Hatun’dan Gülsüm, Karaca(Melûli), Cuma, Memik, Şâre, Parre, Fatma’dan Çoro, Rahim, Fatma, Ali, Hassık dünyaya gelir. Karaca(Melûli) 1892 yılında dünyaya gelir.Karaca’nın çocukluğu köyde geçer, 7-8 yaşlarına kadar köye gönderilmiş Arap Hoca adında bilgili bir adamın eğitimiyle Arapça okuma-yazma öğrenir.9-10 yaşlarında babası onu Afşin(Yarpuz) deki aile dostu Ermeni Penes’in yanına verir ve Karaca Ermeni Mektebinde tahsile başlar. Ermeni okulunda Arapça-Ermenice, Matematik ve Edebiyat öğrenir ve Dinleri inceleme fırsatı bulur.Yıl 1915’e gelindiğinde Osmanlı Tehçir Kanunu gereğince tüm Ermenileri yerlerinde göçürür ve Karaca’nın yanında kaldığı Ermeni ailede bu göç eder ve bir daha haber alınamaz. Karaca’nın çocukluğunun geçtiği bu Ermeni ailenin evi 1960’lı yıllarda Afşin İlçe Cezaevi olarak kullanılır ve hayatın cilvesine bakın ki, Karaca daha sonra ki yaşamında cezaevine düştüğünde 4-5 ay bu evde mahpus olarak yaşadı. Ermeni Mektebindeki tahsilinin bitimine doğru 18-20 yaşlarındadır. Okul zamanı Afşin’e gitmekte, yazın boş zamanlarda okuyarak avlanarak vakit geçirmektedir.Karaca Çiftte-çubuk ta çalışmaz rençberlik ona göre değildir.Karaca, 10-12 yıl Ermeni okullarında yaptığı tahsil neticesinde Arapça ve Ermenice’nin yanı sıra Farsça ve Osmanlıca’yı da anadili gibi bilir.Bu dil yeteneği sayesindedir ki, tarih, felsefe ve din üzerine zengin bir okuma-inceleme olanağı bulmuştur. 20 yaşlarına geldiğinde babası Raşo Ağa artık köyün en zengini ve ağası olmuştur. Ama ondan daha çok kendisini oğlu gibi seven dayısı Ali, Karaca’yı evlendirmek isterler çevrede gösterilen kızların hiç birini beğenmez Karaca:”Benim için boy bos, yüz güzelliği, mal varlığı hiç önemli değildir.Yeter ki birbirimizi sevebilelim ve inandığımız yolda birlikte yürüyebilelim. Oysa sizin bana teklif ettiğiniz kızların hepsini tanıyorum ve hepsi de gösterişe, zenginliğe, süze düşkün insanlardır.Ben onlarla mutlu olamam.” Der. Sonra günlerden bir gün Ali dayısı ona Gürünün Konakpınar köyünde Apo kâ’nın kızından söz eder. Karaca teklifi kabul eder ve kızı görmeye giderler ve Karaca kızı beğenir ve birkaç zorluktan sonra Apo Kâ’nın kızıyla Karaca evlenir ve kızı alıp köyüne döner. Yaşam bir yandan böyle devam ederken Karaca aile içerisinde evin mali hesaplarını yapar.Alacak verecek defterlerini tutar.Şehirdeki işlerle uğraşır.Ne var ki, babasının çevresi oldukça geniştir; dağda gezen eşkıyalarla yakın ilişkisi vardır, mal çalıp götüren hırsızlar evine uğrarsa onlara yatak-yemek verir mallarını birkaç gün orada gizlemelerine yardımcı olur, zorla kız kaçıran olursa onlara sahiplik eder vs. vs. ... Karaca babasının bu davranışlarını tasnif etmemekte ve babasını bu konudaki düşüncelerini babasına söyler ve babasını uyarmak ister.Babası Karaca'nın sözlerine kızar ve aldırış etmez. Bunun üzerine Karaca baba ocağından ayrılır. Köyde kalacak başka bir ev bulur ve ekmeğini kazanmak için ortakçılık yapmaya başlar ama bu konuda pek becerikli değildir Köylülerin yardımlarıyla o yıl ki geçimini zorlukla temin eder, ama başka yerlerde ekmek kapısı aramak zorunda olduğunu da anlar. Ertesi yıl Ali dayısının yanında ticaret hayatına atılır. Yanlarında Serkizçayırlı Kıyno(Mustafa Yılmaz) ile Sefil Ali çoban olarak bulunmaktadır. Böylece Karaca'nın hayatında yeni bir dönüm notası başlamış olur. Dürüstlüğü ve güvenilirliği sayesinde kısa sürede herkes tarafından fark edilir ve işinde başarılı olmaya başlar. Halep'e, Erzurum'a kadar geniş bir çevrede ticaret yapar(Koyun sürüsü alıp-satar). Bu arada Karaca artık araştırmalarını tamamlamış, Karaca yirmi beş yaşında Dayısı Ali'nin etkisiyle Bektaşilik tarikatına girmiştir. Karaca Bektaşilik Tarikatına girmiş olmasına rağmen Dedelere karşı çıkması, onların Peygamber soyundan gelme düzmecelerini belgeleriyle açığa çıkartıp, halk içerisindeki sahte davranışlarını eleştirir. Bektaşilik tarikatını hurafelerden, şekilci davranışlardan arındırmaya başlar ve hayatın gerçeklerine uyan yeni felsefi donanımlarla süsler. Kültürü, bilgisi ve insanlar karşısındaki etkin davranışları onu sevmeyen, ona düşmanlık ve buğz eden insanlarda bile korkuyla karışık, bir saygınlık yaratır. Tarikata girmek demek, elbette, bir Pîr'e bağlanmak demektir; ama Karaca'nın böyle bir Pîr'i olmaz ona Pîr'inin kim olduğu sorulduğunda "Hacı Bektaşı Veli'nin bizzat kendisidir" der. Babasından ayrıldıktan sonra iki kardeşi Cuma ve Memik'te onu izleyerek Abilerinin yanına gelirler. Kendisi ticaretle uğraşırken onlara ev işlerine bakarlar. O yıl Karaca Dayısı Ali'yi kaybeder ve bundan sonraki ticaret hayatına Kıyno ve Ali dayısının oğlu Hasan ile devam eder ve gerçek bir komin hayatı yaşmaya başlarlar. Karaca'nın eşi Bağdat ile Kıyno'nun eşi Goşe bu komin yaşamına uyum sağlarken Hasan'ın eşi uyum sağlayamaz ve ayrılır . Bunun üzerine Hasan Meyrem'le evlenir.Bu üç ailenin aynı evde sürdürdükleri ortak yaşam tam 12 yıl sürer. 12.yılın sonun da Goşe'nin ani ölümüyle bu maddi-manevi ortak yaşam sona erer. Goşe'nin ölümü üzerine geride kalan üç çocuğu(Bağdat, Hüseyin ve Zeynel Abidin) Karaca tarafından evlat edinilir. Goşe'nin ölümü Karaca için ağır bir darbe olur. 20'li yaşlarda başladığı şiir hayatının "Seyfeti" yada "Heybeti" biçimindeki mahlasını Goşenin ölümü üzerine Melûli olarak değişitirir. Böylece Melûli doğar. Artık geçmişin acılarının unutulduğu bir sırada büyük oğlu Hüseyin Kimliği bilinen, ama şahit olmadığı için asla ispatlanamayan bir suikaste kurban gider(1958). Bu Melûli için son derece büyük bir acıdır. Bu olay neticesinde ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı Melûli'de 4-5 ay Afşin Cezaevi'nde yattıktan sonra Elbistan'a gönderilir ve orada (2,5)iki buçuk yıl cezaevinde kalır. Çıktıktan sonra eski yaşamına devam eder. Yaşamının ortalarına doğru köyün en zengin kişisi konumuna gelmiştir. Buna rağmen son derece gösterişsiz, sade hatta yoksul denilecek bir giyim-kuşamı vardır. Çocuklarına, eşine, ailesine her türlü harcamayı yapar ama kendisine gelince, "Temiz olsun da, eski olmuş, yeni olmuş ne fark eder" der. 1981 yılında faşist cuntanın doğrudan denetimi altındaki ünlü Kahramanmaraş sorgulamaları sırasında 89 yaşında olmasına rağmen sorgulanmak üzere götürülür ve işkence görür. Buna rağmen 97 yıllık ömründe ne bu olayda ne de başka olaylarda haklı gördüğü hiç bir davasından taviz vermemiştir. Hatta kendisi zor durumdayken bile başkalarını teselli etmiş onlara manevi güç vermiştir.1986 yılında eşi Bağdat'ı kaybeder. Eşinin ölümünden dolayı son derece üzülür ve yıl 1989'a geldiğinde hayata gözlerini yumar. Ölümünden hemen bir ay önce Arap alfabesiyle kaleme aldığı "Hayatım Yazısı" başlıklı 7(yedi) sayfalık yazısında son sayfayı şöyle bitirir:"Bu gün 97 yaşıma girdim: Gerçek muhabbetim arttı; aklımda batıl güçlere karşısında zerre kadar sarsılmadı" Reşit yaşım bu; hayatım böyle geçti. Ve bütün Ehl-i Beyt dostlarına âhir dünya son nefesine kadar içleri Ehl-i Beyt'in muhabbetiyle dolu yaşamalarını dilerim.Amin-Hayatımın Sonu.97 yıllık bir yaşam böylece sona erer Bektaşilik felsefemiz yolumuz Cahillerden gizlen dedi ulumuz Lanet okur yalancıya dilimiz Yalanın başını vurdukta geldik Bektaşi’yim diyen hepsi olamaz Sazın sözün bilir özün bilemez Namert tamah bu meydana gelemez Cömertlik sofrasını serdikte geldik İkrar verdik bir mürşide bağlandık Hayli zaman eğitildik elendik Nice nice sınav gördük denendik Bir çok imtihanlar verdik de geldik O vakit açıldı birlik yolları Rıza bahçesinin gonca gülleri Hak hak diye söyleşirdi dilleri Hakkı burda hazır gördük de geldik Melûlim soyun gel üryanlık budur Hak için kesilen kurbanlık budur Eski evi yaktık viranlık budur Külünü rüzgara verdikte geldik *** ... Melûliyim bu pazarım Gayriye yok nazarım şah Hüseyin der gezerim Gayrıya minnetim nedir Yukarıda yazılanlardan bunların Pirsiz, ocaksız olduğunu söylemek sanırım doğru olmaz. Anladığım kadarıyla anadolunun bir çok yernde olan sorun bu bölgelerde de yaşanmış. Bektaşi dedelerinin vergi memurluğu yapması içanadolunun bazı yerlerinde olduğu gbi bubölgede de Alevileri, Alevilikten soğutmuş. |
|
|
|
| The Following 8 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | Amistofes (09-23-2011), Batıni (09-20-2011), Emo84 (09-20-2011), Hamza Aksüt (09-22-2011), Musali Sar (09-22-2011), Naki (09-20-2011), Tahtacı35 (09-20-2011), İşcanbaba (09-20-2011) |
|
|
#7 | ||
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 402
Thanks: 787
Thanked 862 Times in 311 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Alinti:
I. Onarli bu görüslerini neye, nereye dayandiriyor bilmiyorum ama yanildigi noktalarin oldugu neredeyse kesin. Örnegin; "Sinemil Aşireti ve Baba Mansur gibi Ocaklarının talip, sofu, rehber, şeyh ve dedelerinden bazıları ile Sinemil Aşireti ve Baba Mansur gibi Ocaklarının talip, sofu, rehber, şeyh ve dedelerinden bazıları ile Sıraç-Anşabacılılar’dan bazıları bu gizli tarikattandır." diyor. Ben "Sıraç-Anşabacılılar’dan bazıları" nin bile Onarli ile görüsüp Hakikat kapisindan sohbete girdiklerini sanmiyorum. Cünkü bu ocagin talibiyim, Veli Baba-Ansa Baci talipleri de, ululari da kesin olarak "disariya" bilgi vermezler, "iceriye" de cok güc olan yol hükmüne her halde uymakla; baska deyisle, ikrarli olmakla girilebilir. Buradan da anlasiliyor ki I. Onarli yüzeysel bilgilerle ve iddia olma niteligini asamayan görüslerle konusmaktadir. Bilgilendirme icin Sn. Naki'ye tesekkürler. |
||
|
|
|
|
|
#8 | |||
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 862
Thanks: 2039
Thanked 1158 Times in 603 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Dolayısıyla (eğer ALİ'yi tanımıyorlarsa) bu Alawilerin Alevilik ile hiçbir ilgisi olamaz. Alinti:
Alevilikte hiçbir Zerdüşt Pir'inin yada kaynağının yeri yoktur. Alevi kutsalları ile Zerdüşt kutsallarının da herhangi bir ilgisi yoktur. Alinti:
Sırrımızı ifşa eden ile bize ihanet eden eşittir. Hazret-i ALİ Allah gözlerini açtığında ALİ OLDU ! Konu Baba İlyas tarafindan (09-22-2011 Saat 22:19 ) değistirilmistir.. |
|||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alawİler, hakİkatÇi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||