![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Hamza Aksüt Ve Aksiyon İttifakı (1)
Güzide yazarlamızıdan sn Hamza Aksüt uzunca bir süredir sn Erdoğan Çınar’ın tezlerine ve yaptığı çevirilerin yanlış ,yanlı olduğu üzerine makaleler yazıyor ,paneller düzenliyor bununlada yetinmeyip sn Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı ile beraber sn Çınar hakkında Skandal adlı ortak bir kitabada imza atıyor. Bu güzide yazarlamız ; “Skandal ,Hıristiyan Misyoneri,Tevrat Misyoneri ,Resmi Tarih tezinin savunucusu .Evanjlist “ nidaları ile sn Çınar’a karşı her saldırıyı mübah sayıp her taraftan vurmaya çalışarak , İslam dışı Aleviligin en sağlam ve en güçlü savunucusunu yıldırır, ortadan kaldırırsak Aleviligi istedigimiz mecraya taşırız planları yapıyorlar(Sn Aksüt’ün Aksiyon ve Fetullah gurubu ile kurduğu ilşkinin derinligini bilemiyorum)Ama Aksiyona verdikleri demeçler ayaklarına dolandı .Gerçek niyetlerini gözler önüne serdi. Aksiyon dergisinden sn İbrahim doğan on gündür sn Çınar’a ulaşamamış(kendi ifadesi) ve son gün yazı baskıdayken ulaşabilmiş birkaç kelimede olsa sn Çınar’dan ilave etmiştir .Bu arada ben alevivizyon.com forumunda bunla ilgili bekleyin görün tarzında bir haber yaptım.Bir gün sonra sn İbrahim Doğan forumda bana cevaben bir yazı astı .Şaşkınlığım iki katına çıkmıştı sn Çınar’a on gündür ulaşamayan sn Doğan isminin bile geçmedigi bir yazıya bir gün sonra ulaşmış ve hemen cevap vermişti .Bunu kendisine sorduğumda ; “Diyelim ki Hamza Aksüt’ten geldi, ne değişecek? Yani benim haberimle ilgili bir forumda önyargılı bir takım iddiaların yer aldığını bana biri haber verdiyse, bu doğal değil mi? Yani beni ilgilendirmiyor mu?”Diyerek beni bir defa daha şakınlığa uğrattı sn Doğan .Anlaşılan sn Aksüt ve sn Doğan bizim düşündügümüzden daha samimi bir ittifak içerisindedirler . Hamza Aksüt İslamcımı? Sn Aksüt Aksiyon’a verdigi röportajda fetullaçı medyaya şikayette bulunuyor ; “Ona göre Ali, 12 İmam, hatta Şah İsmail'in Alevilikle bir ilgisi yoktur. Diyen Hamza Aksüt, bu tezlerinden dolayı Çınar ve ekibinin hedefine oturmuş. Tezlerini çürütmek yerine ‘İslamcı’ diye yaftalanarak saf dışı bırakılmaya çalışıldığını anlatıyor” Sn Aksüt “ Erdoğan Çınar’a göre Ali, 12 İmam, hatta Şah İsmail'in Alevilikle bir ilgisi yoktur sn Çınar bunu açıkça söylüyor .Peki sn Aksüt fetullah hoca efendinin dergisine şikayet ederken neden Ali, 12 İmam, hatta Şah İsmail'i referans gösteriyor ? sn Çınar bunlar Alevi degil diyor ben Alevidir diyorum demekten başka nedir bu sözlerin anlamı? Hal böyle olunca İslamcı denmesinden neden gocunuyor ? Hamza Aksüt Ocak 2009 da yayınlanan Alevi ocaklarını konu alan kitabında şunları yazıyor;” ‘Aleviliğin temel kurumu olan dede ocaklarının ve onlara bağlı toplulukların tarih içinde izini sürdüğümüzde varılan coğrafya Mezopotamya’dır.Bu durum gayet doğaldır.Müslümanlık her ne kadar Mekke ve Medine ‘de ortaya çıkmışsa da Müslüman topluluklar çok kısa bir süre sonra bu coğrafyayı terk ederek Irak ve Suriye’ye taşınmıştır.Suriye Emeviler’in,Irak ise İmam Ali’ye bağlı olanların coğrafyası haline gelmiştir’ s.413 ‘Dede ocakları için verilen sonuçlardan biri de ezici çoğunluğun Musa Kazım’lı olmasıdır.’ (S. 414) ‘Ocakların çoğunluğunun bu durumda olması için şu yorum yapılabilir.Altıncı İmam Cafer-i Sadık’tan sonra imamlık konusunda iki gurup ortaya çıkmıştı.Bunlardan birincisi İmam Cafer’in büyük oğlu İsmail’i İmam olarak tanıyanlar ki bunlara İsmaili’ler dendi.İkinci gurup ise Musa Kazım-ı imam olarak tanıdı ve daha sonra İmamların on ikincisi Muhammed’i Mehdi kabul etti.İşte dede ocaklarındaki Musa Kazımlılığı bu bağlamda ele almak gerekir.’’S.415” Sn Aksüt’ün İslamcı olup olmadığı kararını okurlara bırakıyorum .Kitaplarında Ocakların bir kısmını İmam Musayı Kazım’a ,bir kısmını ise İmam Zeynel Abidine bağlayan sn Aksüt kendisine İslamcı denmesinden rahatsız olmuş anlaşılan neden mi? -İslamcı görünürse Aleviligi İslam dışı görenleri karşısına alacaktır doğal olarak . -İslamcı görünürse ,sn Ünsal Öztürk gibi Aleviligi İslam dışı gören birisi ile nasıl ittifak yaptığı sorusu gündeme gelecektir ? Erdoğan Çınar’a Hıristiyan Misyoneri suçlaması Sn Aksüt’ün Aksiyona verdigi demeçten ;” Söz konusu derneklerle bağı olan çeşitli isimlerin Çınar'ın kitaplarını okuduktan sonra kiliselere gittiği, kitaba uygun biçimde Alevi ocakları ile kiliseler arasında bağ kurduğu belirtiliyor” sn Çınar’ın kitaplarını okuyanların kiliseye gittigni söyleyen sn Aksüt acaba bu bilgiyi nereden almıştır ? Erdoğan Çınar’ın kitaplarında hıristiyanlık nasıl anlatılmış kısca bakalım ; Aleviliğin Kayıp Bin Yılı Sayfa 61 ‘’O yıl, Divriği merkezli büyük bir deprem oldu. Bunu fırsat sayan ve Alevilerle savaşı daha önce göze alamamış yakınlardaki bir Bizans Ordusu, kaleye saldırdı. Halk, depremin yaralarını sarmakla meşguldü. Savaşacak, karşı koyacak durumda değillerdi. Bizans askerleri yıkıntıların arasındaki halkın üzerine büyük bir öfke ile saldırdılar. Büyük Divriği depreminden geriye kalanlar, acımasız Ortodoks askerler tarafından kılıçtan geçirildiler. Çaltı Çayı günlerce kızıl aktı. Tarihin en hunhar katliamlarından biriydi. Bu olayın öncesinde ve sonrasında hiçbir ordu, deprem yıkıntılarının arasındaki yaralı sivil halka saldırmadı. Ortodoks Kilisesi’nin ve Bizans’ın bu ayıbı, tarihteki tek örnektir.’’ Aleviliğin Kökleri Sayfa 160 ‘Divriği katliamından sonra Bizanslılar Arguvan, Amara, Samsat ve Yukarı Fırat havzasındaki bütün Alevi şehirlerini yakıp yıktılar. Daha doğuya kaçabilenler, daha yükseklere çıkabilenler ve daha tenhalara sığınabilenler kurtuldular. Ele geçirilenlerden öldürülenler de oldu, kafileler halinde İstanbul’a sevk edilenler de. Yollarda telef olmadan yaralı ve yorgun İstanbul’a ulaşanlar işkenceler altında inançlarından dönmeye zorlandılar. İnançlarında ısrar edenler diri diri ateşlere atıldılar. İnançlarını terk edenler ya da terk etmiş görünenler tampon olarak Bizans ile Batıdaki düşmanlarının ortasında zorunlu yerleşime tabii tutuldular. Bizans İmparatorluğu 970’li yıllarda doğu sınırlarını Kuzey Suriye’ye kadar genişletti. Divriği bozgunundan sonra bu bölgelere sığınmış Alevi toplulukları da Bizanslılar tarafından geniş ölçekli bir hareketle tutuklanarak Balkanlar’a sevk edildiler ve Trakya’da Filibe civarına yerleştirildiler. Onlar Bizans tarafından yerlerinden yurtlarından edilen son kafilelerdi.’ Aleviliğin Kökleri Sayfa 118 ‘’Hıristiyan Kilisesi kendi yayılmasının ve kurumlaşmasının önünde büyük engel olarak gördüğü Anadolu’nun eski inanç merkezlerinin direncini kırmak için ard arda topladığı konsillerde çareler aradı… İznik (325), Gangra (340) ve Sahapivan (447) Konsilleri’nden başlayarak Oksford (1160), Flanders (1162) ve Burgundu (1167) Konsilleri’ne kadar uzanan sekiz yüz yıllık süreçte toplanan pek çok Hıristiyan konsilinde Anadolu Işık İnsanları ve onların Avrupa’daki ardılları derin nefret ifadeleri ile anıldılar ve dinmek bilmeyen bir öfke içinde lanetlendiler. Hıristiyan Kilisesi, yerel ruhani merkezlerin halk üzerindeki etkinliklerini ortadan kaldırabilmek için, ağır şiddete, zorunlu göç ettirmeye ve soykırıma varan insanlık dışı çok çeşitli tedbirler aldı. Hıristiyan Kilisesi’nin Sahapivan Konsili kararlarına uygun olarak Işıklara ve onlara yardım edenlere, onlarla işbirliği içinde olanlara ve onları saklayanlara uyguladıkları ceza onların ömür boyu halkla temaslarını kesecek ve Hıristiyan Kilisesi’nin acımasızlığını herkese, her zaman hatırlatacak türdendi. Hıristiyan Kilisesi Sahapivan Konsili’nde alınan kararları hiç vakit geçirmeden uygulamaya koydu. Pisidya’da ya da Anadolu’nun herhangi bir yerinde, Hıristiyan konsilinin emirleri doğrultusunda eski inançlarından dönmeyenler ya da onlara yardım ve yataklık edenler, tespit edilip yakalandıklarında, Sahapivan Konsili kararlarında tarif edildiği üzere diz arkalarında bulunan bağ kirişlerinin ikisi de kesilerek sakat edilmeye başlandılar. Hıristiyan Kilisesi sakat bıraktıkları bu kişileri, toplum içinde kolayca seçilip ayırt edilebilsinler diye üzerinde tilki işareti bulunan kızgın demirle, alınlarından dağlayıp, damgaladılar. Hıristiyan Kilisesi acımasız ve kıyıcı olmakla yetinmedi. Vahşetini sürekli vitrinde tutarak halk üzerinde devamlı bir korku dalgası yarattı. Hıristiyan mezalimi daha inancına karar verememiş çocuklara kadar uzandı, Mezghneanların çocukları ellerinden alındılar, Hıristiyan manastırlarda Yeni İsa Dini’nin kuralları içinde rehabilite edildiler. (Sahapivan Konsili VIX ve XIX no’lu kanunlar). Pisidya kısa zamanda, yuvaları dağıtılmış, çocuklarından olmuş, ayaklarını arkalarından çeke çeke yürüyen sakat, kızgın demirle alınlarından dağlanmış insanlarla doldu. Pisidyalılar yine de inançlarından vazgeçmediler. ‘’ Aleviliğin Katıp Bin Yılı Sayfa 90 ‘Basil’e son ana kadar haçın yanına yürümesi ve inancından dönmesi için fırsat verildi. O tercihini diri diri yakılmaktan yana kullandı. Basil uzun boylu ve inceydi. Beyaz bıyıkları ve sakalı, karşısındakinde derin bir saygı uyandırıyordu. Alevleri dikilitaşın boyunu geçen ateşin önünde korkusuzca, hiç gerilemeden durdu, gözlerinde yılgınlık ve pişmanlık arayanlar boşuna umutlandılar. Bu yaşlı adam haçın olduğu yöne bakmadı bile, kararlı adımlarla yüzünü aydınlatan alevlere doğru yürüdü, kendini dimdik öylece ateşe bıraktı, yanarken acı duyduğuna delil olabilecek en küçük bir ses dahi çıkarmadı. İstanbul’da Alevilere yönelik vahşet Basil’in diri diri yakılması ile sınırlı kalmadı. Urfalı Mateos onlara yapılan mezalimi şu sözlerle naklediyor: “Bu zamanda İstanbul’da aslen Romalı bir rahip olan menfur bir rafizi türedi… O, birçok erkek ve kadını ve dindar bir şehir olan İstanbul halkının ufak bir kısmını bu menfur rafizilikle kirletmişti. O, hatta İmparator Aleks’in annesini de bu rafiziliğin içine almıştı… Dindar imparator Aleks, rafiziliğin başı olan adamı ateşte yakmak suretiyle idam ettirdi, taraftarlarından 10.000 kişiyi de okyanus denizinde boğdurdu.” Bu vahşet miladi 1111 yılında İstanbul’da yaşandı.’ Aleviliğin Kayıp Bin Yılı Sayfa 97 ‘Bu yıllarda Katolik Kilisesi, Avrupa’da engizisyonların katliamlarıyla, yargılamalarıyla, işkenceleriyle, tarihin hiç affedemeyeceği insanlık suçlarının failleri haline geldiler. Onların karşısında cesaretle ve metanetle duran, tavizsiz bir şekilde inanan, hiçbir koşulda baş eğmeyen Batı Avrupa Alevileri, en elverişsiz koşullarda bile insanlık onurunu en yükseklere çıkardılar ve insanlığın yüz akı olarak tarihe mal oldular. En kötü ile en iyi, en acımasız ile en mağdur, en amansız ile en savunmasız, hiçbir dönemde ve hiçbir coğrafyada hiç bu kadar birbirlerine yakın olmadılar. O dönemin sözde güçlüleri vardı ki, yaratılmışın en çirkinleriydiler. İnsana yakışan her şeyi üzerlerinden çıkardılar. İnsanlığı hançerlediler. O günlerde gerçek kahramanlar da vardı ve yaşamdan ölüme giden ince çizgide, üstün değerlere sarılarak insanlığa gelecek kazandırdılar.’ Aleviliğin Kayıp Bin Yılı Sayfa 110 “... Haçlı Ordularının gümüş zırhlı şövalyeleri gözlerini eğdiler, basit askerler ise büyülenmiş gibiydiler. Haçlı Seferinin dinsel kutsayıcısı, tilki kadar kurnaz Narbonne Piskoposu, havada bir hayranlık soluğunun kokusunu aldı. Ölüme gidenlerden hiç olmazsa birine fire verdiremezse eğer, bu olağanüstü manzaranın babadan oğula kalan bir miras gibi yüzyıllarca anlatılacağını sezmişti. Son bir umutla gerilmiş yay gibi yerindenfırlayarak koştu, ateş çemberi ile Albigenlerin arasına dikildi: - Durun, durun diyorum size! Bir kez daha düşünün. Aranızdan cayan yok mu hiç mezhebinden? Engizisyon kararına rağmen ben, son bir şans tanıyorum nedamet getirenlere! Albigenler duymadı... Albigenler durmadı... Kafileye öncülük eden İnsan-ı Kâmillerden Bertrand Marty, başka bir soruya yanıt verir gibi gülümseyerek söylendi: - Biz hepimiz kardeştik.”(46) Montsegur, 16 Mart 1244 Ateşin üzerine uzatılmış merdivenlere tırmanan Albigenler kendilerini tek tek alevlerin içine bıraktılar. Onlar Divriği Kalesi’nden yola çıkmışlar, bir sürgünden bir sürgüne geçerek, Rodop Dağları ve Dalmaçya üzerinden Montsegur’e ulaşmışlardı. Bir yangından kurtulmuşlar başka bir yangına düşmüşlerdi. Pirene Dağları’nın eteklerinde yakılan bu son ateşte kavrulup kül oldular.’ Bu ‘yarım aydın’ın bir de Hz İsa ile ilgili bir suçlaması var.Şöyle diyor;’ Ali, Hasan, Hüseyin dendiğinde tüyleri diken diken olan Erdoğan Çınar İsa denilince Hz. sözcüğünü eklemeyi unutmuyor’ Benim ‘Aleviliğin Kökleri ‘ adlı kitabımın 106 ile 110 uncu sayfaları arasında Hz.İsa’nın anlatıldığı bir bölüm var.Bu bölümün adı; İSA: ÇALINMIŞ BİR YAŞAMIN ÜZERİNDE KURGULANMIŞ PEYGAMBER Bu bölüm şu paragrafla başlıyor. ‘Hıristiyan Kilisesi uydurma bir öykünün eşliğinde kutsal dörtlüyü kendisine mâl etmekle de yetinmedi. Birinci yüzyılın başında Niğde-Kemerhisar’da doğmuş ve aynı yüzyılın sonlarına doğru Hakk’a yürümüş, yaşadığı çağda gizli Hermetik öğretinin en büyük ustası sayılmış Apollonius adlı mürşidin yaşamını çalarak yarattığı peygamber figürünün üzerine monte etti’. Yukarıdaki satırları yazan birisini Hıristiyan misyoneri diye yaftalamanın ,akılla izanla ifede edilecek bir yanı yoktur .Bu yazıları okuyanların bırakın kiliseye gitmeyi yanından bile geçmeyecegi gerçegi ortadayken sn Aksüt’ün bu suçlamasının altında yatan gerçek sanırımm yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı .Sn Aksüt ve din kardeşleri Fetullah Gülen gurubunun Aksiyon dergisi kolkola Aleviligi islam dışı görenlere karşı bir savaş başlatmıştır. Zaman buldukça Hamza Aksüt ve ekibinin neyi hedefledigini ortaya koymaya devam edecegim. Saygılarımla 15,05,2010 Ali Karul Konu aata tarafindan (04-15-2010 Saat 12:01 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
...
Üye No: 3
Mesajlar: 8.422
Thanks: 4295
Thanked 8796 Times in 4121 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1143
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sayın Ali Karul;
Hamza Aksüt ülke tarihinin gördüğü en sağlam islamcıdır. Hatta son dönemlerde Fettullah Gülen ve Cematinin'de en yoğun savunucusudur. Kendisinin tek amacı Aleviliği İzzettin Doğan Hocaefendinin yapamadığını yaparak İslamın merkezine oturtmaktır. Kendisi itiraf etmesede ben edeyim... Peki Erdoğan Çınar nedir? Ya gerçekten anlıyamıyorum. Anlıyamıyorum..... İddiaların ortaya atıldığı dönemde doğan çocuklar nerdeyse okula başlayacaklar. Kendisinden bir kelime bile çıkmadı. Sen ya da başkaları onun adına kendini siper etmiş savunuyorsunuz. Tık yok. Hamza Aksüt ya da başkasına saldırmak, açık aramak ya da kavgalar çıkartarak, ana sınıfı öğrencisi edasıyla şiirler yazarak ne o iddialar ortadan kalkar ne de başka bir şey. Bir rahatsızlık varsa cevabınızı verin ( Erdoğan Çınar versin ) tartışma gideceği yere gitsin. Kişisel olarak daha öncede belirttiğim gibi ben müslüman değilim. Olmadım, olmayacağım da. Kimin olduğu da beni çok alakadar etmiyor. Alakadar eden tek bir şey var o da iddialar. Bilimin ve Aleviliğin bir ahlak anlayışı ve erdemi vardır. Çınar'a yapılan iddia da bu anlayışın dışına çıktığı ve en temel kuralları çiğnediği yönündedir. Oturup bu iddiaları incelediğimde de ben ikna oldum. Tarafsız bakabilen pek çok kişi gibi. Aynı hassasiyeti Erdoğan Çınar'dan gelebilecek açıklamalarda da göstereceğimden emin olabilirsin. Ama bir gelse bu açıklamalar. Bilmem farkındamısınız? Ticaret yapmak ve rant sağlamak diye çıkıldı iddiaların karşısına. Ardından 35 tl'lik bir kitabın reklamı geldi gene sizden. Çok merak etmeme karşın almadım. O fiyata satılabilen bir kitapta daha fazla ticari kaygının olduğunu düşündüğüm için. Paranın bilgi karşısında önemsiz olduğunu bilmeme rağmen ikinci el ya da ödünç almayı tercih etmek daha vijdanlı bir tavır geldi. Nasılsa bir yerlerden bulurum. İddiaları içeren kitabın etik olmadığı söylendi. İddiaya cevap niteliğindeki ilk yazınızı bir okuyun. Etik o yazının neresinde? Buralara taşınan şiirimsilerde nasıl bir etik anlayışı var? Siz yorumlayın. Ünsal Öztürk'ün yaptığı yorumu en kaba hale sokarak bacak arasına gömmenin etiği nedir? ....... Çok şey sıralanabilir. Sıralanmalı mı ? Bence hayır. Olay yeterince tadsız hale geldi. Daha da tadsızlaştırmanın tek getirisi var. Dışarıdan izeyenlerin bizim halimize biryerleriyle gülmesini sağlamak. Çok basit bir şey yapın. Bir gün kafanızı bu konudan tamamen uzaklaştırın. Boğazda gezin, Rakı için vs.... Daha sonra şu forumdaki yazıları tarafsız gözle okuyun. Siz daha kolay ulaşabiliyorsunuz, Erdoğan Çınar'a bu soruları yöneltin ve cevaplarını bize aktarın. Bu inanın herşeyi bitirecektir. Susmak kabullenmektir. Erdoğan Çınar bunu yapıyor. Farkında ya da değil ama sürecin başından beri susuyor. Ortaya koyduğu somut bir şey yok. Ha gerisi... Hamza Aksüt şöyleymiş, Hasan Harmancı böyleymiş, Ünsal Öztürk şöyleymiş. Bu halk onları o zaman değerlendirebilecek bilgi ve erdemdedir. Orayı halkımıza bırakın da si,z öncelikle somut olarak yanıtlara geçin. Bu tarz atraksiyonların bende uyandırdığı yargı demin de dediğim gibi "söyleyecek sözün olmaması ya da söylemekten kaçınmak" gibi bir şeyden başkası değil. Saygılar...
Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bi "tip" sayıldım. Onun için kan gurubum rh negatif
Kanayan, özlemdir, kabuk tutmayan. Kanayan, inattır. Bir içim sigara dumanında asılı, soluksuz inattır. Kanayan, kanattır. Doruklarda, alıcı kuşunda gergef olmuş kanattır. Ve dahi kavlimiz, kavlimiz duman mavisinde, kavlimiz kanat gergefinde nakışlıdır. Ki söylenen henüz söylenmemiştir. Ki dinlenen henüz dinlenmemiştir. Söylenmelidir. Dinlenmelidir. Dillenmelidir Melih PEKDEMİR Anne Bak Kral Çıplak
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
erdoğan çinarın ve hamza aksütün görşleri ters olabilir .zaten görüş ayrılıgı olmasa doğrular ortaya çıkmaz. burda atılan her adım alevilik için yapılıyor .alevilerin en doğru noktada birleşmesi için yapılıyor.bu yazarlar alevilerin yazarı .alevilerin canları . halkına mal olmuş bir yazarıda doğal olarak eleştilebiliriz.hamza aksütün teorısı yanliş veye doğru ne olursa olsun. pratigi yanliş
pratik olmıyınca teori olmaz. teori olmıyıncada partik olmaz.bunlar birbirlerini tamamlar. hamza aksütün teorisini bir kenara bırakalım. pratigi yanliş bence hamza aksüt gibi tarihçi tarih boyu alevi düşmanı olan feytullahcılara bir yazarımızı islam dışi diyerek kötülemesi ve kendini sağlama alması sizce normal bir şeymidir. burda gercekten yanliş bir şey varsa yanlişlar aleviler içerisinde paylaşılır. kırklar meclisinde birimizin parmagı kanadıysa hepimizin parmagı kanıyordu hani bir üzüm tanesini 40 bölmüştük. hanı hepimiz bir candık ey ne oldu feytullahmı girdi aramıza nerde kaldı pirsultanlar, nesimiler,hallac mansurlar ve niçeleri dönen dönsün ben dönmezim edebiyatı Konu toprak_1903 tarafindan (04-15-2010 Saat 10:39 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: | aata (04-15-2010), |
|
|
#4 | |||||||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Evet, Ali Karul,
Sevgili Çopur'unda dediği gibi, söyleyecek bir şeyi olmayanların yaptığı şeyi yapmaktasın, Kaçıyorsunuz, Evet ya, Çoçuklar ilk okula başladı, konu üstüne daha tek açıklama gelmedi, tek karşılaştırma yapamadınız. Şimdi Hamza AKSÜT hedefe kondu, belki konuyu farklı yerlere çekersek, bizi hilemiz konuşulmaz unutulur havası içinde, yeni stratejiler peşindesiniz, Bunda başarılı olurmusunuz, olabilme ihtimaliniz var, sınırlı olsadavardır, Aleviliği islam dışı gören (Nedemekse İSLAM DIŞI, İÇİ saçma bir söylem) arkadaşların duygularını İSTİSMARA devam ederek, onlardan bir nebze desdek bulursunuz, ancak bu size yöneltilen "SKANDAL" a yanıt değildir, Zaten Hamza Aksüt'te, inanç alanına girmemektedir, Konusu olmadığını söyler, Kitabında yazdığı şey ise, bugün Anadolu'da yaşayan ALEVİLİĞİ anlatmaktadır, O Pembe köşklerde oturup, Alevilik geyikleri yapmıyor, Barlarda (Sizi desdekleyen entel bar solcu-Alevileri gibi) alanları geziyor, ve Ocak sahipleri ile konuşuyor, dedelerle, Pirlerle sohbet ediyor, O köylerde durup sabahlara kadar CEM AYİNLERİNDE bilgi derliyor, Şimdi o bu alan çalışmalarında çıkan sonuçları yazmasın mı? Yada sizin gibi yapıp, Yok, bu dedeler cahil, bilgisiz, kötü adamlar deyip, Sizin ceddiniz Silvanusdur, Pavlusa Pirnizdir, yanlış biliyorsunuz, Bu dedelerde, sömürücü vs. mi demesini bekliyorsunuz, Evet, Yaşamın içinde egirmeyenler, cam vanuslarından dünyayı öyle sanırlar, hani bir deyim varya, "Balık yüzdüğü dereyi derya sanırmış" diye Siz ona benzersiniz, Ömründe CEM ayinine katılmamış, Pir huzuruna çıkıp, evliya erkanına çıkmamış, Hakk meydanında Dar'a durmamış, görgü Cemi görmemiş, Erkan çubuğuna niyaz etmemiş, sırtına Erkan cubuğu değmemiş kişilerin ALEVİLİK anlayışlarından ne çıkar ki, Şimdi amaç Hamza Aksüt ü hedefe alarak, kayboln popilitesini yakalamak amacalı bir espiri peşindeler, Hadin size kolay gelsin, Alinti:
Siz değilmiydiniz, Sinan IŞık ile ZAMAN'ı buluşturan, Niye tedirginsiniz, Yanlış yapmadıysanız, Yapmadık diyorsun, ancak hala iddaalara tek kelime yanıt yok, Korkmayın, Hamza Aksüt ün aleviliği bir mecraya çakmek gibi derdi yok, o Dert sizde muzdarip halde, Alinti:
sizi ve yalnlarınızı ortalığa serdi, Madem düşüncenüze güveniyrosunuz, yaptığınız aktarımlar doğru, ortada skandal yok, 2 yıla girdi bu olay çıkalı niye tık yok, sesiniz çıkmıyor, Ben olsam MAHKEMEYE bile veriridim, Yada şimdiye kadar, her hafta program yaptığını tv De, YOL Tv de, tarafları cıkarır, bu işi hallederdim, onuda yapmadınız, Şimdi süklüm, büklüm, amma, oda islamcı, diğeride Hititci, öbürü lüvü cü gibi sprere yatmak için kumdan tepelerle meşgulsunuz, Alinti:
Alinti:
Sanırım bu yazılanları TAHRİF ,etmek, eksiltmek, bilerek yanlış yazmak, USDADIN Sn.Çınardan sana da geçti, Ve Adam alıntı yaptığım cüldede aslında ne demiş Alinti:
Yani senin cambazlığını seziyyor ve yazıyı, oraya ,buraya çekeceğini anlıyor detay belirtiyor, Amma sen gene aynı cambazlığı yapıyorsun, ve Adamı şahit gösteriyorsun, Aslında adam ,gazeteci seni yargılıyor yaw, bu nasıl pişkinlik, anlamadım. Alinti:
Bak ne var orda, Alinti:
İşin özü 1-Hamza Aksüt ve diğer yazarlar taarafından, Fetuullahcılar bi şikayet vs. yok, 2-Yazara her hangi bir şekilde yönlendirme yok, İşbirliği yok, 3-En önemlisi vede VAHİM'i "Skandal" isimli kitaba, yanıt yok,
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|||||||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | derya32 (04-15-2010) |
|
|
#5 | |
|
Hakka Yürüdü
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Kirche der Liebe , Kirche der Herzen „das Reich Gottes ist in euch“ (Lukas 17, 21) Ihr Verbrechen: Sie glaubten, daß Christus das Fundament ihrer Kirche war und nicht der Papst. Sie und ihr Bischof Bertrand Marty wurden verbrannt, weil sie die geforderte Unterwerfung unter den katholischen Glauben verweigerten. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]. Yukaridaki cümlede gecen Bischof Bertrand Marty'nin yakildigini izah eden almanca kilise metinlerinden bir bölüm aktardim. Yakilarak katledilen Bischof Bertrand Marty katharlar olarak adlandirilan hiristiyan inancina bagli ama, katolik kolunu temsil etmeyen diger bir ögreti olan, paul ögretisini kabul edenlerin Piskopos'udur. . Bischof Bertrand Marty = Piskopos Bertrand Marty Piskopos terimi hiristiyanliga ait bir terimdir, aleviligin mürsit asamasindaki insan-i kamil terimi degil. Tabiki hepsi kardesti. Cünkü ayni inancin kollari idiler. Bu katledilen kisiler, ayni inancin iki ayri mezhebidir. Bu anlatilan tarih, Hiristiyan Evangelistlerin tarihidir. Bu tarih alevi tarihi degil. Konu Onurcan tarafindan (04-15-2010 Saat 11:09 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Üyemiz
Üye No: 2680
Mesajlar: 56
Thanks: 26
Thanked 131 Times in 51 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 71
REP Seviyesi :
![]() |
Yeni Nazım Hikmetler yetişiyor… Koşun canlar, dinleyin bir… susturmayın… Bırakın konuşsunlar… Konuşmaları iyidir. Batağın derinliğini ölçüyoruz. Boğulmayacağımızı anlamak güzel.
"Ateşin üzerine uzatılmış merdivenlere tırmanan Albigenler kendilerini tek tek alevlerin içine bıraktılar. Onlar Divriği Kalesi’nden yola çıkmışlar, bir sürgünden bir sürgüne geçerek, Rodop Dağları ve Dalmaçya üzerinden Montsegur’e ulaşmışlardı. Bir yangından kurtulmuşlar başka bir yangına düşmüşlerdi. Pirene Dağları’nın eteklerinde yakılan bu son ateşte kavrulup kül oldular." Yorumsuz yazılar… Bölüm-1 Bu kitap, Bizans dünyasında Hıristiyan düalizminin yükselişi ve etkileri hakkındadır. Yedinci yüzyıldan önce Hıristiyan öğeler içeren Gnostisizm ve Maniheizm gibi düalist dinler vardı; ama bunlar, Hıristiyanlığa hasmış gibi görünseler de Hıristiyan olmayan mitlere dayalı teosofik hareketlerdi, Mananalisli Konstantinos tarafından 7. yüzyılın ortasında ilan edilen Hıristiyan düalizmi gerçekten Hıristiyandı, çünkü yalnızca Yeni Ahit’in otoritesine bağlıydı. Bizanslı Heretiklerin Tarihi Bizans Dünyasında Hıristiyan Düalist Heretikler (650-1405) Sayfa 9 (Önsöz.) Hıristiyan düalistleri için ise aynen Ortodokslar için olduğu gibi tek kurtarıcıydı. Hıristiyan düalistler, bir Hıristiyan gövdeye yapılmış yabancı bir aşı değil, Ortodoks Kilisesi’ni terk etmiş ve Hıristiyanlık inancını istisnai bir radikallikle yorumlamış muhaliflerdi. S. 21. Hıristiyan düalizmi ilk defa Ermenistan’da görüldü. Ermeniler, haklı olarak kendilerinin III. Tiridates (314) önderliğinde Hıristiyanlığı kabul eden ilk devlet olmaktan gurur duyarlar. 5. yüzyılda, İncil ve dua kitapları Ermenice’ye çevrildi ve Ermeni Kilisesi bir Caiholicusun başkanlığında özerkleşti. Ermeniler kendilerinin temsil edilmediği Khalkedon Dördüncü Genel Konsili’ıni tanımayı reddettikleri için, 451’de, Ermeni ve Bizans Kiliseleri arasında bir çatışma baş gösterdi. Bununla birlikte, bir ayrılığın yaşanması uzun yüzyıllar boyunca önlendi. Bizans İmparatorluğuna göç eden Ermeniler, Yunan piskoposların kilise otoritelerini kabul ettiler… S. 23 Onlar; köklerini, II. Konstans (641-68) döneminde yaşayan Mananalis’li Konstantinos’a dayandırırlar. Konstantinos, Suriye’de çektiği cezasının ardından eve dönen bir papaz yardımcısını evinde misafir etmiş ve ondan bir İncil ile sonradan öğretilerini dayandıracağı St Paul Mektupları’nın yer aldığı bir kitap almıştı. S. 27. Konstantinos, kendini bir Hıristiyan olarak tanımlıyor ve öğretisini yalnızca bir kısmını kabul ettiği İncil’e dayandırıyordu. Eski Ahit’in tamamını reddediyor, ama dört İncil ile on dört St Paul Mektubu’nu ilahi yasa olarak kabul ediyordu. Sicilyalı Peter, kendi zamanında Paulikanlar’ın aynı zamanda Havariler İşlerini ve St James, St John ve St Jude’un Katolik Mektupları’nı da tanıdığını söyler. S. 27. Konu faust tarafindan (04-15-2010 Saat 12:14 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Üyemiz
Üye No: 2680
Mesajlar: 56
Thanks: 26
Thanked 131 Times in 51 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 71
REP Seviyesi :
![]() |
Yorumsuz yazılar
Bölüm -2 “Alevilik, yeryüzündeki hemen, hemen bütün inanışları etkilemiş, semavi dinlere de başlangıç oluşturmuş, asıl kaynaktır. Yani ‘Serçeşmedir.’” E Çınar, Chivi yazıları Yayınları, Aleviliğin Gizli Tarihi, İstanbul 2004, s.21 “Yuhanna İncili’nde daha ilk paragrafta anlatılanlar sanki Alevi Ayin-i Cem’inin kısa bir özeti gibidir.” Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, 2007 İstanbul, s. 132 “Tufan’dan çok önce insanların yeryüzünde çoğalmaya başladıkları ilk günlerde Aleviler’in yeryüzünde var oldukları, tek tanrılı dinlerin ilk kitabı Tevrat’ın bir söylemidir. Bu söylem bir başka yoldan binlerce yıllık Alevi Sözlü Geleneği içinde Alevi meclislerinde kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır.” Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, 2007 İstanbul,s. 187-188 “Hz. İsa gerek inanç temelleri, gerek gizliliğe dayalı kurumsal yapıları ile Alevilikle çok büyük benzerlikler gösteren Esenniler’in arasında yetişmiş ve bu tarikat içinde en üst mertebeye ulaşmış bir ‘Işık oğlu’ idi.” Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 188. “İncil bu hali ile üzerindeki gizlilik perdesi kaldırılarak okunduğunda karşımıza her dönemde, her dinin saklısında var olmuş Alevi (Işık) inanışı çıkar.” Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 192. “Yeni Ahit olarak bilinen dört İncil’de (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) ve Havariler’in mektuplarında Alevi inanışı ile örtüşen pek çok satır arası vardır. İncil’de ‘göklerin hakimiyeti’nden çok sık bahsedilir ki bu bile başlı başına bir Alevi izidir.” Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 195. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to faust For This Useful Post: | İşcanbaba (04-15-2010) |
|
|
#8 |
|
Üyemiz
Üye No: 2680
Mesajlar: 56
Thanks: 26
Thanked 131 Times in 51 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 71
REP Seviyesi :
![]() |
Dikkat Yorumdur
Bölüm -3 Skandal’da yer alan ve tanımaktan memnun olduğum Teyyo Dayı değiliz… Ona ve E. Çınar’a yetişemeyiz biz, kabuller ve inanmalar açısından. Bize bilim ve ahlak gerek. Hele konu Alevilikse… safsata safsata.. Kitaptan kitaba değişen insanların boyu ve ölçüsü, “cüce” insanlara dönüşüyor. aata yazısı da bu yönüyle basit bir savrulma. Ne yazık ki “üç maymun”u oynamak konusunda başarısızlar. Yeni “tip”lere ihtiyaç var. Bulunmalı... yoksa çökecekler. Yeni Hıristiyan kaynaklar ve yeni azizler, azizeler, papazlar… piskoposlar |
|
|
|
|
|
#9 | ||||||
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Thanks: 20
Thanked 52 Times in 42 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
[font="Verdana"]Sevgili Çopur Bu ne telaş , haklısın bu iddaların ortaya atıldığında doğan çocukalar askerligini ile bitirdi .Ama bu yazarlarımız birileri ellerine çeviriler sıkıştırıp yol haritası vermeden bunu anlayamadılar. Yalnız karıştırdığın birşey var , kendini birilerine siper eden sizlersiniz ben degil .Ben inandığım bir davanın savunuculuğunu yapıyorum .Erdoğan Çınar'ın ne benim nede başkasının savunuculuğuna ihtiyacı var .Yeri ve zamanı geldiginde o zaten açıklamasını yapıyor . Sizin durumunz ise ortada. Alinti:
Alinti:
Alinti:
Alinti:
Burada o çok dem vurduğun tarafsızlık ve gayri ahlaki durumun ayan beyan ortada . Bu kitabın ne yazarı Erdoğan Çınar, ne sahibi nede satışından komisyon alıyor . Bu kadar ucuz bayağı ,konuyu başka mecralara taşıma gayretiniz ne kadar tarafsız olduğunuzun göstergesidir . Alinti:
Ünsal Öztürk kadının üreme organı Hakkın kapısı diyorsa bende bunu ssli olarak söylüyorsam suç benimmi ? bunu kaba veya yumuşak söylemek neyi degiştiriyor .Oratada biri dda var. Zamanım yok onun için kısa kesiyorum . |
||||||
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2599
Mesajlar: 107
Thanks: 20
Thanked 52 Times in 42 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -19
REP Seviyesi :
![]() |
Sn faust
Merak etmeyin zaman bulunca sizede birkaç mesaj yazacağım . Saygılar |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||