![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik İnancı Alevilik inancına dair paylaşımların yapılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#41 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI |
Sayın Ali Rıza Aydın'ın neyi savunduğunu anlayamıyorum.
Sayın Aydın, yedinci imam Musa Kazım soyundan gelen Ulusoy ailesinin önderliğinde Alevilerin örgütlenmesini savunuyor. Yani, dedeliğin soydan gelmesini savunuyor. Buraya alınan yazıları ise dedeliğin soydan gelmesine karşı çıkan bir içeriğe sahip. Sayın Aydın'ın bu çelişkisine gerçekten bir anlam veremiyorum. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
|
|
#42 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
"İnsan dilinin altında saklıdır" sözünden hareketle ben de "insan kaleminin ucunda gizlidir" diyorum (İkisi aynı kapıya çıkar). İfadelerine bakarak, senin bilgili, birikimli, zeki; dolayısıyla da benim yazdıklarımı burada en iyi anlayacak kişilerden biri olduğunu düşünüyorum. O halde aramızda bir iletişim sorunu olmaması gerekirken, ortada olan bu durum nedir? Benim, birtakım kişilerin peşine takılıp, bir ekibin, bir kadronun üyesi olma, kendimi onların üzerinden tanımlama, ifade etme gibi bir eğilimde olmayacağımı tahmin etmelisin. Korkmaz-Harmancı olayında "yanlış giden" birtakım şeyler olduğunu ve bunun çok daha tehlikeli bir yolun kapısını aralama riski taşıdığını gördüğüm için naçizane fikrimi beyan etme gereği duydum. Ben kişilerin kendisiyle değil gerçekleştirdikleri, içinde yer aldıkları olayla ilgiliyim. Bunu geçmiş, bugün ve gelecek bağlamında değerlendirip, bir yargıya vardım. Benim açımdan "desteklemek-desteklememek", kişiler yönünden değil, olaylar, olgular ve fikirler yönünden söz konusudur. "Panik" şeklinde tanımlanacak bir tavrım yok. Ama bu gidişatın sağlıksız sonuçlarını gördüğüm için kaygı duyuyorum. O yazıda gerekçelerimi sıraladım. Birileri kendisini şeyh ilan edip, cemaat toplamaya kalkabilir. Ancak bunu Alevilik iddiası ile yapıyor, kendisini dede olarak lanse ediyor ve Alevi kitlesini kendisine bağlayıp, onlar üzerinden maddi ve manevi çıkar sağlıyorsa, burada bir sorun var demektir. - Öncelikle Alevilikte her isteyen dede olamaz, bunun herkesçe bilinen kriterleri vardır. - Bu kriterlere sahip olmayan kişilerin bu şekilde hareket ederek kendisine iktidar alanı oluşturmasının ve ilgisiz birçok unsuru Aleviliğe enjekte etme girişiminin hoş görülmesi, tehlikeli bir gidişin kapısını açar. Bu iş maddi ve manevi çıkar aracı olarak cazip bir meslek haline gelir ve kerameti kendinden menkul kişiler kendisini dede-pir ilan ederek aynı yola başvurur. Kendisini pir olarak kabul ettiren herkes, kendi anlayışını Alevilik diye sunarsa, bir dede ve Alevilik enflasyonu yaşanır. Bu durumda zaten parçalı bir yapıda ve kafası oldukça karışık olan Aleviler, iyice atomize olur, dağılır. Alevilik adı altında farklı farklı oluşumlar ortaya çıkar. Ben bu olası gelişmeleri öngörerek fikir beyan etme gereği duydum. Gerçek bildiklerimi söylemekten başka bir eylemim olamaz. Doğru bildiğimi de yarım ağızla değil, tüm yüreğimle ve yüksek sesle söylerim. Korkmaz-Harmancı ekolünü eleştirenlerin Zöhre Ana konusundaki çelişki ve çifte standardına, ben daha önce işaret ettim. Aynı gerekçeler, bu kişi için de geçerlidir. Süheyla Hanım bir ocakzade değildir. Kimseden el de almamıştır. Ancak fiilen dede (ana)-pir konumundadır. En azından kitlesi onu o gözle görmektedir. Kendisinin ermiş olduğuna inanan kitlesi, O'na doğaüstü güçler atfediyor, ulu bir eren gözüyle bakıyor. Bizzat kendi gözlerimle tanık olduğum bu yapı, daha çok new age din-tarikat oluşumlarını andırıyor. Adı geçen kişi, Aleviliğin geleneksel erkanı yerine daha çok new age dinlerin önderlerine benzer tavırlar sergiliyor ve kendine özgü ritüeller gerçekleştiriyor. Yine kendi tanıklığıma dayanarak söylüyorum; adı geçen kişi kendisine gelen hastaları iyileştirme iddiasında. Şifacılık faaliyetleri yürütüyor. Hastalara dokunması tedavi yerine geçiyor. Çocuğu olmayan çiftlere okunmuş elma veriyor, bunu yemeleri durumunda çocuğunun olacağını söylüyor. Bütün bunlar karşılığında maddi bir ilişki mekanizması da oluşmuş. Ziyaretçiler, Süheyla Hanım'a ait, ancak Alevi geleneğine uygunluk ve edebi nitelik açısından bence sorunlu "deyiş-nefes" olarak adlandırılan sözlerin yer aldığı kitapları, yüksek bedeller karşılığında ediniyor. Okunmuş elmalar karşılığında da belli bir irat oluşuyor. Kesilen kurbanlar, bağışlanan kurban postları önemli bir gelir kaynağı yaratıyor. Zaten sahip olduğu, dev gövdeli, lüks bezemeli bina kompleksi, ortada oluşan rantın boyutunu göstermeye yetiyor. Belki bütün bunlar için "Bize ne, bizi ilgilendirmiyor" diyebilirdik. Ancak, kendisi tüm bu faaliyetleri "Alevilik" adına yürütüyor. İşte sorun da burada başlıyor. Alevilik adına ama aslında Alevilikle pek örtüşmeyen bir inanç ekolüne önderlik ediyor. Ocakzade-dede soylu olmadığı halde kendisini o konuma yerleştiriyor ve normalde hepsinin bağlı olduğu ocaklar bulunan Alevi kitlesini kendisine çekiyor, onlara inanç önderliği yapıyor. Alevilikte pir konumundakilerin bu hizmeti karşılığında elde edebileceği kendi geçimi için gerekli maddiyatın usulü kesin kriterlere bağlanmış ve miktarı sınırlanmış olmasına karşın, bu yapıda müthiş bir servet yığışması göze çarpıyor. Burada yaşanan hem bir inanç istismarı hem de maddi sömürüden ibarettir. Bu kişinin çok ateşli, sadık müritleri var. Eleştirilere karşı çok sert biçimde tepki veriyor, sistemli biçimde "pir"lerini koruma, onu eleştirenleri kötüleme, yıldırma girişiminde bulunabiliyorlar. Ben inandığım doğruları yazmaktan çekinmiyorum. Aleviliğin geleneksel sosyal organizasyonu ve erkanını çok iyi bilen Hamza Hoca başta olmak üzere, Korkmaz-Harmancı ikilisini sert biçimde eleştiren Bülent İşcanoğlu ve diğer kişilerin, Süheyla Hanım sektine duyarsız kalmaları bir çelişki ve çifte standardı oluşturuyor. Bu kişi ile Korkmaz arasındaki fark, birinin Alevi (talib) diğerinin Sünni kökenli, birinin ümmi, diğerinin entellektüel oluşudur. Söz konusu kişilerin bu olayı "bir realitedir" şeklinde geçiştirmek yerine bu konuda net görüş beyan etmeleri ve bir tavır sergilemeleri gerektiğini düşünüyorum. Konu Naki tarafindan (11-10-2011 Saat 22:13 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#43 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Ve bir dönem bu sitemizde de onlarla yine atışmış birisi olarak bu konuda içim rahattır ve netimdir. Bilindiği gibi uzun zamandır, sitemizde ZÖHRE ana konusu naılmamakta ve onun yandaşları kendi kurdukları Forum sitesinde toplamakta , orada faliyet göstermekteler. Net tavır beyan etmek için onu burada savunanlar olmalı ki bizde söz diyelim, konu olduğunda da bunu demişimidir. Ve yukarıda senin o kişi hakkında yazdıklarını bizde dedik, bu bir gerçeklik, bu gerçekliği demek o kişinin doğru yaptığı anlamına gelmiyor. Ve ben hasbel kader Hamza abi ile haftada bir sohbet ederim, onun o kişi desdeklemesi veya ona hak vermesi gibi bir durum yok, onunla tanışmadığını ve hiç bir şekilde onu olumlamadığını biliyorum. ŞEYTAN isimli kişinin bu yorumu bir zamanlar burada da yazan Kral Çıplak isimli katılımcının tekrar söylemi, sanırım o kişide o, önemli değil onun kim olduğu. ( Ve bu söze neden olan konuda, Kral Çıplak isimli katılımcının sanırım bir akrabasının cuçuğu doğuştan rahatsız imiş yada sonradan rahatsızlanmış bu kadına getirmişler o da buna elmamı veya bir şeyler vermiş vs. ve bunlardan da parda almış mı ne? ve coçuk iyilşmemiş, Koral Çıpğlak isimli kişi bu sömürüye karşı burada da bir konu açtı ve bu işe herkesin yazı yazmasını istedi, Hamza abi de o kadının durumunu yazdı, yani senin anlattığın şekilde, vay sen misin bunu diyen, Belki sanada başka yerlerde söz der, Mesela o konuya H.Harmacncıda net bir şey yazmadı amma ona bişey demiyor. Neyse.) Harmancı-Korkmaz ikilisine gelince, onun yaptığını bugün alevi dünyasında Alevi dernek başkanları, Federasyonlardan tutun desdek görmekteler. Gerekceleri, aleviliğin hoş görüsü, onların AYDIN (!) olmaları, ilerici (!) olmaları ve PAGAN yapıda konuşması ve geçmişten gelen SOL duygusallık. İşte bu nedenle tavrımız, yani senin dediğin gibi, kişilerle değil, yaptıkları ile ilgili. Bugün Zöhreci biri gelse burada propaganda yapsa ona da diyecek sözümüz muhakkak vardır. NOT: Benim ' alevi kökenli olmayan pirimiz Esat Korkmaz' isimli yaımı kendi forumlarına atmışlar, ve benim o yazımda ' Zöhre Ananın erkek versiyaonu' sözüme istinadek, bayagı eleştirmişler. Yani ne İsa'ya yarandık, ne Musa ya.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||