![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Ol vakit kim dese ki… ya Ali, ya Hasan ya Hüseyin! olmadık zulme uğruyor.. aşağılanıyor.. hor görülüyor.. kılıçtan katliamdan geçiyordu…Ehl-i beyt yarenlerinin ahu zar-ı göklere ulaştı… o vakit Yüce Allah veli kullarından birini gönderdi.. Ehl-i beyt düşmanlarının üzerine gönderdi… zalime korku.. mazluma ümid olan Hasan Sabah böyle geldi cihana…
Gerçek ismi Seyyidina Hasan bin Sabbah olan Hasan Sabbah (Ali oğlu Muhammed oğlu Cafer oğlu el-Huseyin oğlu Muhammed oğlu el-Sabbah, el-Himyari) Kum kentinde doğdu. Ataları kendisinden altı kuşak önce Yemen’den gelip Küfe yakınlarında Himyari’de yerleşmiş. İran’a geçerek bir süre Kum’da kalan Sabbah ailesi, daha sonra Rey’de yaşamaya başladı... Hasan Sabbah 17 yaşına kadar Ehli Beyt nesli tarafından yetiştirildi.. zamanının en büyük alimlerinden ve bilim adamlarından oldu… İmam Cafer oğlu İsmail’in İmamlığını kabul etti… hayatı boyunca bağlı kaldı… Hasan Sabbah taraftarlarına, “bekçiler, Sır bekçileri” denir.. Yüce sırrı bilenler ve koruyanlardır onlar.. Hakk_Muhammed-Ali sırrına eren ve hayatı boyunca Ehli Beyt'e bağlı kalanlardır.. Ser verdiler... ama asla Ehl-i beyt düşmanlarına teslim olmadılar.. Alamut kalesi fedaileri tüm Dünyaya nam saldı… Hasan Sabah, Alamut kalesin de İmam Cafer-i Sadık’ın Rıza şehrini Kurdu. Ehl-i beyt yarenleri sevenleri...Cümle Ehli beyt'e gönül verenler…akın akın Hasan Sabbah’a geliyordu …. Hasan Sabah Rıza şehrinde Su kanalları açıp, ambarlar kurdu. Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı. Çevrede bulunan yerleşim alanlarının çoğu İsmaili oldu. Bu arada bazı kurallar getirip, sosyal reformlar yaptı. İsmailileri kardeşlik bağlarıyla birleştirdi… herbirini birbiriyle Müsahip kıldı.. Böylece her birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası olarak hissetmeye başladı... 1124 yılında ölen Hasan Sabbah öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran'da değil tüm Mezopotamya'da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkansız olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla ele geçirilememiştir. Eserleri, Alamut'un Moğollar tarafından zaptı sırasında büyük ölçüde tahribata maruz kalmıştır. Sergüzeşt-i Seyyidinâ, el-Fusulü'l Erbaa, Cevab-ı Hasan Sabah be-Rik'a-i Sultan Celaleddin Melikşah-ı Selçukî, Münacât, Fusul-i Mübâreke adlı risalelerin ona ait olduğu kabul edilmektedir. Kaynak: 1-Farhad Daftary, İsmaililer / Tarihleri ve Öğretileri, Doruk Yayınları, İstanbul 2005 2-İsmail Kaygusuz, Hasan Sabbah ve Alamut, Su Yayınları, İstanbul 2004. 3-Farhad Daftary, Muhalif İslamın 1400 Yılı / İsmaililer, Tarih ve Kuram, Rastlantı Yayınları, Ankara 2001 4-Cihangir Gener, Ezoterik – Batıni Doktrinler Tarihi, Yurt Kitap Yayın, Ankara 2007 [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] İsmail Kaygusuz, Hasan Sabbah ve Alamut İsmailileri Konu Dede-baba tarafindan (03-17-2010 Saat 08:27 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Dede-baba For This Useful Post: | İşcanbaba (03-17-2010) |
|
|
#2 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hasan Sabbah, Zamanın önde gelen okulllarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Batınî öğretiyi benimsemiştir. Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimilerin hakim olduğu Kahire'ye gitmiştir.
İran'a döndüğünde Selçuklu Türk sarayında yüksek bir memuriyetle Ünlü yönetici Nizamülmülk'ün emrinde çalışmaya başlayacaktır. Bu aşamadan sonra hayat hikayesinde belirsizlik başlar. Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler ve kim hayatta en çabuk yükselirse diğerlerine yardım edecektir. Bu efsanenin doğruluğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Bundan sonra kesin olarak bilenen ise Hasan Sabbah'ın yoğun dini çalışmalarından sonra örgütlenmeye başladığı ve Alamut kalesini ele geçirip burada üslenmesidir. Kaynak: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hakkındaki Efsaneler
Hasan Sabbah hakkında yazılan birçok popüler eserin aksine konuyu bilimsel olarak değerlendiren eserler de mevcuttur. Bunlardan en önemlisinin yazarı Farhad Daftary'ye göre döneme ait bilgi kaynakları sadece Şii inanca düşmanlık besleyen Sünni kaynaklar ve İslami tarihi hiç anlamayan yanlı Haçlı kaynaklarıdır. Buralardan kaynaklanan yanlış bilgilendirme ve karalama kampanyasının sonucu olarak esrar, haşhaş, intihar fedaileri, bakirelerin gezdiği bahçeler efsaneleri türetilmiştir. Gerçekte ise Hasan Sabbah ve Alamut kalesi, halkın destek verdiği, zalimin ve zorbanın karşısında sağlam bir örgütlülük yapısına dayanan bir vurucu güçtür. Haşhaş kullanımı: Suikast işletmek için militanlarına haşhaş vererek onların zihinlerini avucuna aldığı.Haşhaş kullandıklarına dair bir delil yoktur; ayrıca Alamut Kütüphanesi'nde de bununla ilgili (haşhaş kullandıklarıyla) bir bilgi bulunamamıştır. Hasan Sabbah, kötülüklere, haksızlıklara karşı gelmiş ve öğrencilerini de bu doğrultuda eğitmiştir. Onlara asla ve asla haksızlığa boyun eğmemelerini öğütlemiştir. Bu uğurda gerekirse yaşamlarını ortaya koymalarını öğütlemiştir. Hasan Sabbah’ı izleyen öğrencileri, yer yer fedai eylemler geliştirip, haksızlıkların üzerine gitmişlerdir. Doğal olarak haksız olanlar bunun karşıt propagandasını yapmışlardır. Ama bilinmelidir ki, bir kişiye ne kadarda uyuşturucu verilirse verilsin, o kişi asla böyle eylemler yapamaz. Aksine uyuşturucu alan kişi hantallaşır. Gösteri amaçlı intiharlar: Merkezleri, yüksek bir kayalığın tepesinde kurulu olan Alamut Kalesi'ydi. Misafirleri Alamut Kalesi'ne gittiklerinde Hasan Sabbah onları etkilemek için kalenin yukarısında duran müritlerinden üçüne işaret ederek aşağıya atlamalarını istemiş ve onlar da hiç tereddüt göstermeden atlayınca misafirleri bu olaydan oldukça etkilenmişlerdir. Bu tavır o insanların uyuşturucu almadan bunu yapmalarının mümkün olmadığı fikrine götürmüştür. Ayrıca bu rivayet Assassin's Creed adlı video oyununa konu olmuştur. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Cennet Bahçeleri:
Bu iddiaya göre Hasan Sabbah'ın tarikata yeni giren gençlere, öldükten sonra cennet vaadettiği söylenmektedir. Bu gençlere haşhaş verdikten sonra (sadece söylentidir, yine resmi bir kayıt bulunamamıştır), Alamut Kalesi'nin efsanedeki Cennet Bahçeleri'nde uyanmalarını sağlıyordu. Bu bahçelerde çok güzel kızlar, türlü türlü lezzetli meyveler ve yemeklerle karşılanan gençlere burasının cennet olduğu söyleniyor ve tekrar haşhaşla uyutulduktan sonra tekrar kaleye götürülüyordu. Böylelikle ölünce cennete gideceğine tamamen inanan bu insanlar Hasan Sabbah için ölmekten korkmuyorlardı. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hasan Sabbah'a bağlı olanlar ve sevenleri her geçen gün artıyordu.. halk yığınlar halinde Ehli Beyt öğretisine, ve ismailiğe geliyordu...
kurduğu teşkilat, gönüllülük, kardeşlik ve sadakat ilkelerine bağlıydı... Bu nedenle dinamik ve uzun ömürlü oldu. Büyük Selçuklu sultanı, Alparslan'ın oğlu Melikşah, sünni İslâm dünyası ve kendi devleti için ciddi bir tehlike olarak gördüğü Hasan Sabbah ve adamlarıyla mücadeleyi bir devlet politikası hâline getirdi. Bir yandan Nizâmiye medreseleriyle Sünniliği takviye ederek onlarla ilmî sahada mücadele verirken, öte yandan Alamut ve Rûdbâr bölgesindeki komutanlarına Sabbah'a bağlı bulunan ahalinin başka bölgelere nakledilmesi emrini verdi. Selçuklu Devleti tarafından en büyük iç tehdit olarak görülen batınîler/Nizariler, yani Aleviler zorunlu tehcir politikalarıyla yerlerinden yurtlarından edildi. Yerleşim birimleri kuşatıldı, köyleri yakılıp boşaltıldı, bulundukları yerlerde adeta sıkıyönetim ilan edildi... Melikşah'ın emriyle, ünlü birçok komutan Alamut üzerine yürüdü. Bu komutanlardan Yoruntaş, Alamut'u kuşattığı sırada öldü. Daha sonra Selçukluların gözde subaylarından Emir Arslantaş ile Emir Koltaş, büyük bir orduyla Hasan Sabbah ve başdâi Hüseyin Kâinî üzerine yürüdüler. Peşlerinden Amîr Kızıl Sarığ da yardıma geldi. Bu, kuşkusuz büyük bir kuşatmaydı. Kale, üç büyük askerî birlik tarafından kuş uçurtulmayacak bir şekilde muhasara edilmişti. Herkes büyük bir beklenti içindeydi. Olay, İslâm dünyasının birçok bölgesinde de duyulmuş ve herkesi meraklandırmıştı. Bu sırada herkesi şok eden önemli bir gelişme yaşandı. Alamut kuşatılmışken, fedailerden biri başşehirde bilge ve kudretli bir yönetici olan ve çok iyi korunan Vezir Nizamülmülk'ü öldürdü. Bunun üzerine yer yerinden oynadı. Daha bu şok atlatılmamışken, o dönemde doğunun en büyük devletinin yöneticisi sayılan Selçuklu Sultanı Melikşah'ın ölüm haberi geldi. Gelen haberlerle şaşkına dönen, kaleyi ele geçiremedikleri ve kendilerine de bir şey olmasından korktukları için zaten ikirciklenip bunalan ve başşehirdeki gelişmelerden uzak kalmak istemeyen komutanlar kuşatmayı kaldırarak Alamut civarından ayrıldılar... Kaynaklar 1-Farhad Daftary, İsmaililer / Tarihleri ve Öğretileri, Doruk Yayınları, İstanbul 2005 2-İsmail Kaygusuz, Hasan Sabbah ve Alamut, Su Yayınları, İstanbul 2004. 3-Farhad Daftary, Muhalif İslamın 1400 Yılı / İsmaililer, Tarih ve Kuram, Rastlantı Yayınları, Ankara 2001 4-Cihangir Gener, Ezoterik – Batıni Doktrinler Tarihi, Yurt Kitap Yayın, Ankara 2007 |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hasan Sabbah'a selam olsun ;
Hasan Sabbah asla ve asla haşhaşçı değildir bu bir yobaz iftirasıdır. ''Assasins'' kelimesi arapça ''sır bekçisi'' demektir. Eski osmanlı filmlerini dikkatli izlemişseniz bekçilere ''ases'', bekçi amirlerine de ''asesbaşı'' dediklerini görürsünüz. Assasins haşhaşla bağlanyanlar iftiracı zihniyet daha sonra mum söndü iftirasını atmıştır. Bunu gözden kaçırmamak lazım. Batıni kolun yayılmasını önlemek ve Hasan Sabbah'ın önünü engellemek isteyenlerin oyunlarından başka bir şey değildir. Hasan Sabbah ve fedayilerini iyi anlamak için o yıllardaki batınilere uygulanan uygulamaları hatta kıyımları iyi anlamak lazımdır. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Yeni Üye Bulunduğu yer: Almanya/Berlin
Üye No: 511
Mesajlar: 80
Thanks: 238
Thanked 184 Times in 70 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Sevgili Canlar sahsen Yasamimda en cok etkilendigim Hasan Sabah. Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur. Hasan Sabbah, İran’ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve bölgenin İsmaili önderlerinden eğitim görmüştür. Hasan Sabbah buradaki eğitimini tamamlayınca, İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti’nin başkentine uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra 1078’de vardı. Hasan Sabbah üç yıl Mısır’da kaldı. Kahire ve İskenderiye’de dönemin ünlü bilginlerinden dersler aldı. Hasan Sabbah, 1081 yılında İsfahan’a dönerek, yetkinleşmiş bir şekilde mücadeleye başladı. Hasan Sabbah, yaklaşık 9 yıl çeşitli kentleri gezerek, İsmailliliği yaymaya çalıştı. Bu çalışmaları sonucu var olan İsmaili tabanını daha da genişletti. 1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti. Alamut kalesi, Elbruz sıradağlarının en doruğunda olup, çok korunaklı bir konumdadır. Nitekim yıllarca ordular Alamut’u kuşatmalarına rağmen fethedememişlerdir. Hasan Sabbah burayı bilinçli seçmiştir. Hasan Sabbah, Alamut’un bütün eksiklerini tamamladı. Su kanalları açıp, ambarlar kurdu. Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı. Çevrede bulunan yerleşim alanlarının çoğu İsmaili oldu. Bu arada bazı kurallar getirip, sosyal reformlar yaptı. İsmailileri kardeşlik bağlarıyla birleştirdi. Böylece her birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası olarak hissetmeye başlamıştır. Alamut kalesinin Hasan Sabbah tarafından ele geçirildiğini öğrenen Selçuklu veziri, Nizamülmülk, dört ay boyunca Alamut’u kuşatmasına rağmen sonuç alamadı. Bu dönemde Selçuklu Devleti’nde taht kavgası vardı. Bu durumu en iyi şekilde değerlendiren Hasan Sabbah, örgütlenme alanını günden güne genişletti. Örgütlenme ağı o kadar boyutlanmıştı ki, Selçuklu Devleti’nin üst düzey memurları dahi İsmaili olmuştu. Hasan Sabbah, bütün yaşamı boyunca İsmaili inancının özgürce yaşanması için çalıştı. Bu noktada başarılı oldu. Bugün dahi onlarca kişi Hasan Sabbah’ın yaptıklarını hayranlık, şaşkınlık ve gıpta ile değerlendirmekteler. Hasan Sabbah’a olmadık iftiralar, hakaretler ve yakıştırmalar yapıldı. Öyle ki, Hasan Sabbah taraftarlarına afyon içenler anlamında haşhaşiler denildi. Oysaki onlara “Assasin” deniliyordu. Assasin kavramının türkçe karşılığı “bekçiler, sır bekçileri”dir. Onlar hiç bir zaman dünya malına olan düşkünlüklerinden, insanın inandığı değerler için yapmayacağı şey olmadığını bilmediler. Onlar için, değerleri için, inancı için yaşamını dahi feda etmek, insanın yapacağı bir iş değildi. Günümüzde dahi, Hasan Sabbah ve taraftarları için en ahlâk dışı iftiralar yapılmaktadır. Onlara göre Hasan Sabbah, fedailerini sahte cennet vaadiyle kandırıp, onları uyuşturucuya alıştırıp, eylemlere gönderiyormuş. Ne yazık ki, bir çok Alevi insan dahi bu yalanlara inanmaktadır. Oysaki gerçekler çok daha farklıdır. Gerçekte Hasan Sabbah, kötülüklere, haksızlıklara karşı gelmiş ve öğrencilerini de bu doğrultuda eğitmiştir. Onlara asla ve asla haksızlığa boyun eğmemelerini öğütlemiştir. Bu uğurda gerekirse yaşamlarını ortaya koymalarını öğütlemiştir. Hasan Sabbah’ı izleyen öğrencileri, yer yer fedai eylemler geliştirip, haksızlıkların üzerine gitmişlerdir. Doğal olarak haksız olanlar bunun karşıt propagandasını yapmışlardır. Ama bilinmelidir ki, bir kişiye ne kadarda uyuşturucu verilirse verilsin, o kişi asla böyle eylemler yapamaz. Aksine uyuşturucu alan kişi hantallaşır. Hasan Sabbah’ın Alamut kalesini koruması, bu kaleye en güçlü ordunun dahi girememesi günümüzde dahi gıpta ile bakılan, hayranlık duyulan bir olaydır. Nasıl olurda bir fedai gözünü kırpmadan eylem gerçekleştirmiştir? O fedai nasıl bir eğitimden geçmiştir? Hasan Sabbah nasıl taktikler geliştirip, stratejisini uygulayıp, kaleyi güçlü ordu karşısında korumuştur? Bütün bunlardan yola çıkarak, Hasan Sabbah’ın etkileme gücü, bilinci, askeri dehası, örgütlenme stratejisi günümüzde hayranlık uyandırıyor. Böyle bir büyük şahsiyet görevini başarıyla tamamlamış 1124 yılında hakka yürümüştür. Vede cok farkli söylemlerde vardir örnegin Hünkar Hace Veli Uzun süre burdan yani Hasan Sabahtanegitim aldigi bile söyleniyor,tabiki bunlar kesinlesmis bilgiler degil.Umariz bir gün bu konuda bilgiler verirler.Qizir yoldasiniz,Hakk Yardimciniz olsun.Yasasin Hasan Sabahin Düsünceleri.Ask ile Yolcudede. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hasan Sabbah ve tararftarları için hiçbir ulusçuluk, hiçbir bağnazlık yoktu.Yalnız insan ...Hiçbir din yoktu . Yalnız doğa...
O bunu sorun yapıp istediğini açıklayınca onu ölümle yargılıyorlardı. O da yargıçları idam ediyordu. O Türk ülkelerinin aslanı Fars Nizamül Mülkü öldürdüğü gibi kendisinden sonra gelenler de kimi Haçlıları kimi Selahaddin Eyyubiyi kimi Moğol hakanlarını özetle insanlığın mutluluk ve güvencesine el uzatan tüm kötüleri imansız hançerlediler. HASAN SABBAH tarihin en önemli halk kahramanlarından biridir yüzyıllardır da halkın dilinde gönlünde yaşıyor kendisine terörist diyenlere inat
''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
|
|
|
|
|
|
#9 | |||||||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Canlar;
Bu Konuda bende 1-2 şey yazayım, zaten yazmazsam yarım kalır, dimi ![]() Alinti:
Ve Hsan Sabbah ve Nizari'lerin katli için, İmamiye (Yani Ehlibeyt yanlıları) ve Sünniler, onların katli için ortak Fetva vermişlerdir. Alinti:
Ancak İSMAİLİlerle İmamiyeliler hep kavgalı oldu, VE İmam Cafer bile İSMAİL i ret etti, VE Hsan Sabbah, Batıni bir önderdi, İmamiyeler ise,EŞ'ARİ dirler, Alinti:
Alinti:
Alinti:
Hasan Sabbah, şii öğretisini kendine yeterli görmedi ve Batıni, diaları ile bağ kurdu ve sonra Hsan Sabbah oldu, Zaten şiilikde BATINİLİK diye bir durum yoktur, onlar sadece isim fakrklılı nedeniyle sünnilerden ayrılır, ve İnanc,ibadet olarak sünnilere daha ykındırlar, Batinilere ve ALEVİLER çooook uzaktırlar. Alinti:
Nizamimülk, koyu ŞERİATCI bir kişi, ortodoks islacı desek yeridir, Bir şii/şia olan Hasan Sabbahı saraya alırmı? hiç, ki Hasan Sabbah, şii de değil, Batini, bu uydurma, Alinti:
Hasan Sabbahın Alamuta gelişi ise, Mısırda Fatimierdevletinde yaşanan taht kavgası nedeniyle Mısır dan kacar, Hsan Sabbah, bu taht kavgsında taraf olduğu, Nizar veya Naziriyi tutuğu için ordan kacar, ve ona bağlı olanlara NİZARİ derler, Yani hadi ben Alamut'a gidiyom, gelin diye bir şey yoktur, Ve o kaleyide, bir hile sonucu alır, öğretisini devam ettirir, (Yurt Yayınlarından çıkan,Ferhat Deftary'in ,ALAMUT EFSANELERİ isimli kitabında daha ayrıntılı bilgileri bulabilirsiniz, Ancak Yazar Hsan Sabbah'ı inatla, Batinilikten çıkarmaya çalışmaktadır, Ancak yaşamı ile ilgli en doğru bilgi, bence o kitaptadır.) Alamut'ta, HAŞHAŞ ve Cennet bahçeleri, hep yalandır, Böyle bir şey olmamıştır, Batılı kaynaklar ve İslam vtarihciler genelde ilk kez MARKO POLONUN yazılarına dayanarak , onu tekrar etmilerdir, Batinilerin, Haşhaş ve Cennet bahçeleri söylemi Yalandır,( Aynı eserden)
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|||||||
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
1-2 şey yazın elbette, içinizi boşaltın, rahatlayın.. İyi güzelde Bu forum konusu bunlar için mi? Ben yazdıklarınızın hiçbir yerinde ne bir kitap ismi ne kaynak göremedim... İşkembeyi kübradan salladıkça sallamışssınız! Lütfen böyle yazdım oldu mantığıyla yazmayın! Bilginiz yoksa, önce okumayı birşeyler öğrenmeyi deneyin, her konuya yazı yetiştirmek yada birşeyler yazmak zorunda değilssiniz. Fakat yazıyorsanızda, birazcık daha etik olun, bilimsel olun.. inanın bir dişe dokunur kelime bulamadım yazdıklarınızdan, tümü sizin sahsi görüşleriniz.. iyide siz hassan Sabah zamanında yaşmadınız.. olayları rüyanızdan ve gaibdende haberdar edilmiş olmazssınız. o zaman belgelerle bilgilerle konuşmak en doğrusu değil mi? Kusura bakmayın üslubum biraz sert, ama yapacakta birşey bırakmıyorsunuz inanın... Lütfen biraz daha dikkat edin neyi nasıl yazdığınıza saygılarımla |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||