Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 05-12-2010, 11:57   #1
Hasan Harmancı
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 177
Mesajlar: 258
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 64
Thanked 997 Times in 243 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Hasan Harmancı is on a distinguished road
İletişim
Standart Hayatta Kalmak

HAYATTA KALMAK
Hasan Harmancı
Kimliklere farklı bir tanım yapmak ve bu tanımı yaparken de farklılığa “sahici” yaklaşmak önemlidir. Sahicilik yurttaşlık anlayışının kültürel duyarlılığını arttırır. Bu sahiciliğin getireceği birinci derecede çözümleme hukuksaldır. Hukuğu belirleyen potizif tutum siyasal eğilimlerle belirlenir. İşte bu zorunluluk kimliklerin siyasal eğilimler içinde bulunması açısından vazgeçilmezdir.
Alevilik siyasal ve mücadeleci bir kimliktir. Aleviliğin gücü son yüzyılda sınırlandırılmıştır. Coğrafik nedenlerle parçalılık olgusunu toparlayamamaktadır. Bu nedenle Aleviliğin okunması gereken bir ikinci yüzü vardır: Uluslar arası çerçevedeki konumlanmasıdır. Yaşadığı coğrafyaların parçalanmış olması gerekçesiyle bir araya gelemeyen Alevi kültürünün bir bileşen beklentisi içine girmesi gerekiyor. Türkiye’deki Alevi örgütlerinin zaman zaman denemeleri olmasına karşın, belirleyici ve süreklilik görülmemektedir. Gerçek anlamda resmi bir prosedür izlenerek ne devletler düzeyinde ne de örgütsel düzeyde bir yüz yüze gelme ve protokol olma, ortak hareket etme yeteneği gelişmemiştir.
Türkiye, kültürel kimliklerin eşdeğer bir saygınlık içinde olması beklenen bir süreçtedir. Cumhuriyet’in yanlış “tanıma” veya “tanımama” gerekçesiyle baskı altına alarak asimilasyona tabi tuttuğu Aleviliğin zararı kısa sürede düzeltilir gibi değildir. Buna bir de Aleviliğin ortak değer taşıyıcısı olarak belirlediği Türkiye coğrafyası içindeki ve dışındaki akrabalarını kattığımızda sorunun hiç de yerel bağlayıcı bir çözümleme içinde olmadığı görülmektedir.
Değersiz bulunarak yıllardır Yunanistan sınırları içinde yer alan Şeyh Bedreddin Türbesi’nin yaşadığı korkunç akıbet buna en anlaşılır örnektir. Türk Hükümetleri ve Dışişleri Bakanlığı restorasyon sorunu bulunan, Osmanlıya ait adı altında, köprülere bile müdahale ederken, bu sorunun hiç ele alınmaması, içerideki Aleviye bakışının uluslar arası yansımasından başka bir tutumu değildir.
Devlet, her türlü uluslar arası örgütlenmeye ve farklı yerel unsurlarla bir araya gelmeye ve bu yönde uygulanacak politikalara Türklük ve islamiyet sempatisi ile yaklaşırken, Alevilerin uluslar arası yapılanması konusundaki herhangi bir işlevi tartışması bile söz konusu olmamaktadır. Bu aynı zamanda çevre ülkeler açısından da geciktirilen bir alandır. En örgütlü Alevi yapılanmasının Türkiye’de bulunmasının getirdiği sorunları korkutucu bulup, sistemli bir yenilenmeye gitmeyen Devlet, Alevi vatandaşının evrensel varlığını görmeyi aklına bile getirmemektedir. Irak’ta yaşanan katliamları Türklük-İslamiyet açısından değerlendirmelerinden ötesi yoktur. Bölgede Saddam’dan kaçan Alevilerin kimlikleriyle uluslar arası politik arenaya taşınması dikkate alınmamıştır. Azerbaycan’da yaptığı çok yönlü protokollere Alevi coğrafyası ve kültürel bölgesi açısından bakılmamaktadır. Türkiye’de yaşadığı sorunlardan farklı olmayan İran Alevileri (Ehl-i Haklar)açısından (üstelik buradaki Alevilerin önemli bir kısmı Türk!) hiç bir kültürel ilişki ağı kurulmamaktadır. İran’da yaşanan Alevi katliamı ne Türkiye Alevileri arasında ne de Alevi vatandaşlarının duygu ve kültür ilişkisi çerçevesinde Türk hükümetleri nezdinde değer bulmaz. Kıbrıslı Alevilerin kültürel varlıkları ve hakları inançsal ve kültürel “protokol” önerilerine açıktan eklenebilmesi mümkün olmamaktadır. Suriye ile çok yönlü protokoller imzalanırken, Alevilik konusu özenle ele alınmamaktadır. Bulgaristanlı Müslümanlar özel olarak izlenip sorunları konusunda ilgili birimler kurulurken, Alevilerin kültürel veya inançsal talepleri herhangi bir protokol dahilinde ele alınmamaktadır.
Alevi örgütlerinin bu konudaki öngörüsüzlüğü ve sistem içindeki varlıkları sadece Avrupa Birliği nezdinde sistemli olarak varlık gösterme olarak algılanmaktadır. Bu topluluk ile tutumların zamanla diğer ülkelerdeki (batıda Yunanistan (ayrıca Rodos ve Girit), Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Makedonya-Bosna, kuzey ve güneyde Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran, Irak, Suriye, Ürdün) Alevi topluluklarına yönelim olarak gelişmesi gerekirken, ne tutum belirlenmekte ne de bir ilişki ağı beklentisi içinde olunmaktadır. Alevi topluluklarının yaşadığı ülkelerin hükümetleriyle ve yerel Alevi (Türkiye’deki ve Avrupada’ki Alevi örgütleri) kuruluşlarıyla da herhangi bir iletişim içinde olunması açısından gönüllü görünmemekteler. Oysaki özellikle AB ülkeleri Avrupa’da kurulan Alevi örgütleriyle yeni bir süreç başlatmış ve üst üste protokol ve projeler imzalanıyor. Türkiye Devleti her şeye taraf iken ve oradaki örgütleri dini ve milli reflekslerle önemserken, Alevi örgütlerini doğal yapıları ile tanımaktan kaçınmakta, oradaki bu yeni sürece ise herhangi bir katkı sunmamaktadır.
Aleviler Azınlıktır
Bütüne yüzlerini çevirememiş Türkiye’deki Alevi örgütleri, içeriye hapsolma gönüllülüğündedirler. Türkiye’de Alevi kimliğinin siyasallaşıp etkin bir boyuta gelerek yasal bir beklenti içinde olması, kendi parçası olan diğer coğrafyalara yönelmesine engel değildir. Buna karşın ciddi bir kısırlaşma ve kabul üretememe söz konusudur. Bu, Alevi örgütlerinin dış politikada devletin gösterdiği reflekse bağlı olarak, orada yaşayanları, o toplumların zenginliği ve çeşitliliği açısından değerlendirmeye itmektedir.
Aleviler elbette İslam karşısında farklıdır ve azınlıktır. Ancak bu azınlık olma halleri onların ötekileşmesi anlamına gelmediği gibi, ihtiyaçları çerçevesinde mücadelelerinin önünde engel de değildir. Çünkü onların beklentileri eşitlik ve demokrasi çerçevesindedir. Bu nedenle Alevi örgütlülüğünün (büyük ağabey olarak) önemli bir zaafiyeti ve sorumsuzluğudur. Siyasal olarak tanınmayı kendi coğrafyasında öne çıkarması, Aleviliğin Türkiye Devleti’nin dışında alternatif geliştirememesiyle ilgilidir. Bu durum her koşulda değişmelidir. Uluslar arası bir bakış açısı geliştirmek ve Aleviliğin yaşadığı her ülkede kimlik ve kültürel yapılanma isteği içinde olunmalıdır. Bunu yaparken önemli bir sorunu kendi içinde aşmak açısından güçlü olmalıdır. Aleviliğin etnik ve kültürel, inançsal özgünlüğü konusunda kaygılanıcı ve korkak dil ve görüşlerini, dinamiklerini yenilemelidir. Bu çabalarında Türk olmak sorununu özellikle aşmalı ve milliyetçi algılayış savurganlığından kurtulmalı ve diğer coğrafyalarında bu yönde beslenen topluluklarını uyarmalı ve duyarlı kılmalıdır.
Alevi coğrafyasının geliştirilme çabası kısa sürede verim üretmeyebilir. Küresel öneme sahip olmak, kimliklerinin renk ve duyarlılığı açısından önemli bir çıkışı ancak bu yaklaşımıyla yakalayabilme yetkinliği kazanabilir. Bu aynı zamanda Aleviliğin zamana bağlı değişimleri yanında, ortak değerleri ve özgünlüğü açısından da katkı oluşturacaktır. Yüzyıllarca oluşturduğu tarihsel birliğini, örgütlenme sistemini yeniden ele almak ve geleneksel birikimleri ile birlikte geleneksel dilinin canlandırmasına yardımcı olacaktır. Özellikle Kerbelâ’nın Alevilik açısından önemi ve niteliği yeniden organize edilmelidir. Öte yandan Erdebil Dergahı ile ilişkilerin düzenlenmesi Aleviliğin geleceği açısından vazgeçilmez önemdedir. Yunanistan’da bulunan Dimetiko Dergahı’nın “tüm” Balkan Alevileri üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, yeniden bu bölgenin acilen ele alınması ve birliktelik sürecinin canlandırılmasının yolunun hemen açılması gereklidir.
Şimdi bunu söylemenin zamanıdır. Alevi örgütleri yeni bir dönemin kapısını açmalıdır. Bunu yapmanın öncelikli yolu da her yerde yaşayan Abdalları, Tahtacıları, Çingene Alevileri, Poşaları ve Kürt Alevileri görmek ve çok-kültürlülüklerine sahip çıkmaktır. Bu konuda açık bir manifesto geliştirmek -öncelikli olarak- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun görevidir. Geliştireceği vizyon çok önemlidir. Aleviliğin üst kimlik olarak kurumsallaşmasını ve yerellikten kurtulmasını güçlendirmek bu yolla gerçekleşebilir. Bu çaba son yıllarda Hacı Bektaş Veli anmalarında kendiliğinden gerçekleşmektedir. Etkinliklere Bulgaristan, Azerbaycan, Suriye, Kıbrıs, Irak, İran, İsrail gibi çok sayıda ülkeden Alevi-Bektaşi katılımı olmaktadır. Bu davranış uzun süredir bağımsız olarak Hacıbektaş’ta olağanlaşırken, aynı zamanda toplumsal taban bulmak için örgütlenmesinin önünde önemli bir engelin bulunmadığını da göstermektedir. Bu örgütlülüğü AB ülkelerinde güçlü ve başarılı biçimde gösteren Aleviliğin başaramayacağı bir kenetlenme değildir. Hayatta kalmak, “dünya nöbeti”ni devralabilmek için en önemli güç budur…. Şimdi bu komik gelebilir. Ancak Aleviliğin evrensel değerleri ve insanlığa sunduğu ütopyası bu gücü ona verecek kadar yetenek geliştirmiştir. Bu yeteneği, ütopyası susmamalıdır. Turnanın sesinin ve Kırklar semahının dönüldüğü her yer Aleviliğin yeniden birlik içinde semah tutup yürüyebileceği topraklardır. Şimdi hep beraber hayatta kalma zamanıdır.
Hasan Harmancı isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Hasan Harmancı For This Useful Post:
DoğAcAn (07-26-2010), İşcanbaba (05-12-2010)

Alt 05-12-2010, 14:41   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.915
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12379
Thanked 8349 Times in 3927 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Hasan Harmancı;

Yine bir yaraya parmak basmışsın, yine tedavisini sunmuşsun, amma,

Ne yalan deyim, benim umudum yok gibi,
Önce evimizi temizliyemedik, sokağımızı, şehrimizi, ülkemizi ve dünyayı temizliyelim , Kucaklıyalım,

VE daha ev içinde bab,oğul, kardeşler kavgalı, barışamadılar,

dünya nöbetini almak yerine dünya otuğu paylaşılamadıki,
Yani bir salkım üzümü pay edemedik, Bağdakini engür edelim.

Eline, yüreğini sağlık. sağ olasın.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
DoğAcAn (07-26-2010)
Alt 07-25-2010, 22:22   #3
Hasan Harmancı
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 177
Mesajlar: 258
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 64
Thanked 997 Times in 243 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Hasan Harmancı is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli İşcanbaba, bir bakmışın dünya değişmiş, yeni kurulan dünyadan umut ve sevgi yeşermiş olur. Ekonomi ve siyasetin emperyal oyuncuların kucağında olması hiç bir zaman korku ve umutsuzluk yaratmasın. Onlar bıçak sırtındalar, biz ise insanlığı biriktiriyoruz. Acı bir yanımızda, sevgi ve hoşgörü onun kucağında. Elbet bu güzelim dünyayı değerli ve kutsal bir "hac" yerine çevireceğimiz, sınırların coğrafik kaldığı, ekmede biçmede ve yemede ortak olduğumuz günler olacaktır.

Yoksa insanlık ölür. Alevinin "hayatta kalması" önce kendi sınırlarında, coğrafyasında Bedreddinî düşünceyi çoğaltmak ve aramakla olabilir.
Sevgilerimle...
Hasan Harmancı isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Hasan Harmancı For This Useful Post:
DoğAcAn (07-26-2010)
Alt 07-26-2010, 09:51   #4
DoğAcAn
Can
- DELİ -
Kullanıcı Profili
 
DoğAcAn - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1897
Mesajlar: 7.659
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 6015
Thanked 4944 Times in 3416 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 42
REP Puanı : 554
REP Seviyesi : DoğAcAn is a name known to allDoğAcAn is a name known to allDoğAcAn is a name known to allDoğAcAn is a name known to allDoğAcAn is a name known to allDoğAcAn is a name known to all
İletişim
Standart

Emeğine yüreğine sağlık Hasan abi, Senin bu umutlu yazıların benim umuduma umut katıyor, motive ediyorsun emin ol.. Aşk ile..


böyle garip düştüğüme bakma
böyle mahzun durduğuma...
varsın ateşin suskunlukla beslensin
benim de yüreğim gençliğini almış yanına
yürür başı dik..


______içinden geldiği gibi yaşamalısın "herşeyi"..
KıZıL DeLi
DoğAcAn isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
hayatta, kalmak


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 10:51.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts