![]() |
|
![]() |
|||||||
| Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Gönül Dostu |
HUBYAR SULTAN HAYATI Halk arasında Hubyar, Hubyar Sultan, Hubyar Devletlü, Hızır Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviş olarak adlandırılmaktadır. Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir. Hünkâr Hâce Bektaş-ı Veli (1209/10-1271/3) ile çağdaş olan Hubyar Sultan’ın Türkistan’da evli olduğuna dair bir rivayete rastlamadık. Bu durum Alevilik’te tek eşlilik anlayışından kaynaklanmış olabilirliğindendir. Ortak ittifak Hubyar Sultan, Anadolu’ya gelip yerleştikten sonra evlendiğidir. Karamanoğlu Mehmet Bey (Ö.1277) yöreyi irşat amacıyla Yalıncak Sultan adlı bir zatı gönderir. Bu zatta bugünkü Sivas’ın Hafik İlçesinin Yalıncak Köyü’ne yerleşerek dergahını kurar. Hubyar Sultan’da Yalıncak Sultan (Ö. 1283 )’ın kızı Gönül Ana ile evlenir ve soyu bu hatundan devam ederek bugünlere gelir. Bu evliktende anlaşılacağı gibi Hubyar Sultan ile Karamanoğlu Mehmet Bey arasında sıkı bir siyasi ilişki mevcuttur. Varolan bu ilişki bölgedeki halk hareketlerinede yansımıştır. Bugünkü Kazakistan’ın Türkistan bölgesinden Oğuz-Beydili boyu oymakları ile Anadolu (Rum)’a göçerek; Tokat bölgesine yerleşen Hubyar Sultan’da Hâce Ahmet Yesevi halifelerindendir. Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sıraç topluluklarına ve Hubyar Dede Ocağı’na damgasını vuran Hubyar adında iki zat vardır. I.Hubyar Sultan 13.yüzyılda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyılda yaşamıştır. İki Hubyar’ın yaşam öyküsü, rivayetleri, menkıbeleri, kerametleri, ozanların deyişleri birbirine karışmıştır. I. Hubyar Sultan’ın konar – göçer bir şekilde zaman zaman geldiği Ormanlık yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adıyla anılan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ın torunlarındandır. I.Hubyar Diye de bildiğimiz ve 13.yy da yaşayan Hubyar Sultan’ ın tam olarak ne zaman ve nerede öldüğü bilinmemektedir. 16.yy da yaşayan Hubyar ‘ ın ise eldeki belgelere göre 1573 lü yıllarda öldüğü düşünülmektedir. Hubyar Abdal diye de adlandırdığımız II.Hubyar ‘ ın Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiş ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadır. Hubyar Abdal 1527 yılında Tokat Bölgesinde yapılan Celali İsyanlarından Zünnünoğlu Halil ayaklanmasına katılmış hatta bu ayaklanmanın organizesini sağlamıştır. Bu isyanın kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra Bugünkü Hubyar Köyü sınırları içerisinde bulunan Tekeli Dağı eteklerinde bulunan Gürgençukuru diye de bilinen Ormanlık alana yerleşmiş ve Hayatını bu bölgede tamamlamıştır. Hubyar Abdal Hubyar Köyüne bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aş imkanı sağlamıştır. Buraya kurduğu Dergahta yetişen Dedeleriyle Kızılbaş Beydili Sıraç Türkmenlerine hizmet etmiş onların birliğini ve dirliğini temin etmiştir. Kaynak: Hubyar Sultan Ocağı ve Beydili Sıraç Türkmenleri - A.KENANOĞLU - İ.ONARLI Hubyar Sultan Derneği Yayınları 1 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 401
Thanks: 787
Thanked 862 Times in 311 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Hubyar Kültürü Orta Asya'da (Şamani'lik) halen bu aşiretlerde doğal olarak yaşamaktadır. Kültür, inanç ve düşünce etkinlikleri mevcuttur. Küfrü mümkün olduğu kadar yapmazlar. Küfür eden insanı toplumdan dışlarlar. Normal konuşmalarda dahi küfür yasaktır. Bunun değerlendirmesini şöyle anlatırlar. Ağız güzelliğine alışın, ağız dergah kapısıdır. Lokma yenilir, Dua edilir Allah'ın ismi anılır. Dört Kitaptan üstün ekmek yenilir. Onun için küfrü en büyük suç sayarlar. Alevilik, Türklüğün, İslamlığın yorumudur. Orta Asya'dan gelen esas Türk Alevilerdir. Bunlar Anadolu'nun sembolüdür. Konuşmalarında Orta Asya'dan gelen Türklük şiveleri mevcuttur. Amcaya Emmi, Babaya Ava (Büyük demektir). Anneye Ana, kardeşe Ece, yaşlı kadınlara ( saygı anlamı), öküz arabasına kağnı, düz taşlara kaygan değil de (kaylağan) derler. Kadınları Orta Asya gelenek ve göreneklerini yaşatmaktadırlar. Burunlarına karanfil takarlar güzel koku olmak için karanfil nezle ve gribe iyi gelir. Kendilerine sorduğumuzda biz nezle grip olmayız, derler. Kadınları halen Türkmen giysileri giyerler. Bellerinde kuşakları, önlerinde öğnükleri, eğninde bindallı entarileri, arka tarafına bağladıkları püskülleri bulunur. Kadınların kollarına püskül işlemeli yazlık beyaz üç-peşli olmak üzere giysi yaparlar, bunun ismine saya derler. Erkekleri başlarına çok süslü çok çekici boncuk, pul püsküllerle süslenmiş,çok değişik işlemeli arına gelecek yerleri kirpiklerle süslü terlik örterler çekici motifleri bulunur. Aya dua edilir. Ay duası şöyle yapılır: Ay gördüm Allah Ay yeniye geçmiş inşallah. Ay gördüm. Nur gördüm Halil İbrahim gördüm Süpte Süleymansın Elif Kuran başısın. Bu duayı okursan Cennet'te Uçmak kuşusun Vel Hasan Vel Hüseyin destiyeti Kerbela Ya Allah Ya Muhammet Ya Ali Ya Hazreti Fatıma diye gönlündeki dileğiyle dua edersin. Cenaze kalktıktan sonra dolu su kaplarda, Helkide varsa dökülür. Çevremize Azrail geldi elini suya sokmuştur rivayeti vardır. Hubyarlarda Hızır Orucu: Hubyarlılar Hızır İlyas Orucunu yedi gün tutarlar. Bunun böyle olması şundan ileri gelmektedir. Türkler, Orta Asya'da yaşarlarken yedi gün Hızır Orucu tutarlardı. Bu töre devamlılığı yalnız Hubyar'a bağlı Alevilerde yaşamaktadır. Erkekler, ayak bileklerine topuklu olarak sararlardı. Ne yazık ki bu güzel işlemeli dolakların ismi kaldı, o da terlik gibi çok süslü idi. Dolak süslü olduğu kadar ayak bileklerini sıkı ve sıcak tutmak için giyilirdi. Bazı yörelerde evlerde süs için bulunmaktadır. Hubyarlılar'da kız isteme, kızla oğlan birbirini istedikten sonra oğlan dolaylı yollardan anne babasına haber verir. Oğlan anne ve babası bu durumu duyduktan sonra babası annesi yanına bir kaç komşu alır kız evine giderler. Alevilikte misafire Ali gözüyle bakılır. Kız verilse de verilmese de saygı ile karşılanır. Biraz oturup zaman geççikten sonra yanlarında beraber giden komşulardan birisi şöyle söyler: "Allah'ın emri ile Peygamber kavli Hazreti Hüseyin yolu töresi üzerine kızınızı oğlan babasının ismi ile oğlanın ismini söylerler, kızı isterler." Kız babası ilk gece: "Allah yazdı ise ne diyelim" der. Biz bize görüşelim diye cevap verir. İkinci gece tekrar gelirler, o gece şu cevabı verirler: "Yakınlarımızla görüşüp kızın razılığını soralım." derler. Üçüncü gece önemlidir. Eğer kızı verecek olurlarsa hiç bir şey söylemezler, vermeyecek olurlarsa beraberinde gelen komşuya haber verirler: "Müsait değiliz gelmemelerini söyleyin." derler. Yani üç defa gelip gitme adet usul sayılmaktadır. Haber salma durumu olmazsa tekrar Allah'ın emri okunup istenir kız. Babası: "Allah'ın emri böyleymiş. Allah, Muhammet, Ali, Hazreti Hüseyin yazmış ise ne diyelim" derler. Kahve yapılır, orada bulunan insanlar dua edip "Allah hayırlı eylesin" derler. Töre icabı kız gelip el öpüp razılığı olduğunu bildirircesine orada bulunanların elini öper ve dua edilir. Bu yapıldıktan sonra aynı yaşta olan bir genç oğlanın evine gider, kulağını büker, "gözlerin aydın" der, bahşişini arkadaşına verir. Böylece kız isteme töresi bitmiş olur. NİŞAN TÖRESİ Nişan töresi olmadan önce kız ve oğlan baba, anne tarafları gereken yapılacak işlerle beraber nişan gününün hangi günde yapılacağını tespit ederler. Yapılacak işleri görüşürken daha önceden alınmış olan komşu kararına uyulur. Mesela alınacak takılar gibi alınacak eşyalar gibi şeyler. Başlık olarak inanca göre 12 lira alınır. Hatta düğünden önce tüm yapılacak işler görüşülür. Nişan günü tespit edildikten sonra oğlan tarafından alınmak üzere yemekler hazırlanır. Yemekler yenmeden önce nişan töresi başlar. Önce nişanın durumuna göre yer hazırlanır. Cem evi varsa mutlaka cem evinde yoksa münasip bir evde yapılır. Toplanacak ev cem töresi gibi hazırlandıktan sonra "MARİFETE HÜ"diye gözcü baba görevli hizmet sahibi nişan töresinin başladığını bildirir. ÖNCE SEYYİDİ FARRAŞ (süpürge) çalınır. Ondan sonra seccade gelip dua ettikten sonra meydana serilir. Seccadenin dört beceği, ortası öpüldükten sonra hizmet sahibi görevini yapmış olur. Oğlan kız baba ve anneleri ortaya dara çekilir, birbirleri ile darda razılık işareti olarak tekrar niyaz istenir, niyaz olduktan sonra Zakir (aşık) bir düvaz okur ondan sonrada dede de bir düvaz okuduktan sonra, Dede Allah'ın emri okumaya başlar ve şöyle söyler. Önce kız babasından başlar "Allah'ın emri ile peygamberin kavli Hazreti Hüseyin yolu İmamı Caferi Sadık Mezhebi üzerine kızın (Fatime'yi) Abdullah oğlu (Ali'ye) verdin mi?" der. Kız babası "verdim" dedikten sonra Dede "Allah hayırlı uğurlu etsin. Hazreti Ali, Hazreti Fatima kavli kararı üzerine olsun. Allah hayırlı evlat versin, babaları, anneleri, kaynanalarına, kayın pederine karşı itaatli hürmetli olsunlar" diye dede dua eder, aynı durum oğlan babasına da teklif edilir. "Verdim" kelimesi töre icabı kız ve oğlan babasına üç defa tekrar ettirilir. Tekrar anne ve babaları ayağa kaldırılarak dua edilir. Dördü beraber duadan sonra sırada bulunan cemaatle niyazlaşır, tekrar dede dua eder. Cemaatte "Allah, Allah" deyip onlarda mutlulukları için dua etmiş olur, ayrıca cemaatteki canlarda şahit olmuş olurlar. Töre devam eder Seccadeyi kaldırıp dua ettikten sonra cemaate "Desti post erenler" diye dua edildikten sonra cemaat dar oturuşundan töre icabı oturarak rahatlamış olur. Alevilikte üç çeşit oturma vardır. 1- Peygamber oturuşu (iki diz üzerine) 2- Acdem oturuşu (diz bağı oturma) 3- Hz. Ali oturuşu (tek diz üzerine oturuş) hazır kıta asker oturuşu da denilir. Bu töreden dışa çıkmaz. Kızla oğlan ortaya çağrılır, kızın yanında kız başı, oğlanın yanında oğlan başı beraber duaya dururlar. Dede mutlulukları için dua eder. Bu hizmetler bittikten sonra kız ve oğlan tarafının takıları takılır, bunlardan takiben gelen komşularda getirdikleri hediyelerini verirler böylece nişan töresi bitmiş olur. Gelen komşular kız ve oğlan tarafına "Gözlerinize aydınlar olsun Allah hayırlı uğurlu etsin" diyerek oradan ayrılırlar. DÜĞÜN TÖRESİ Düğünden önce kız ve oğlan tarafı düğünün yapılacağı tarihi tespit ederler, hazırlıklar başlamış olur kız tarafı oğlan tarafı zaten yatak başta olmak üzere hazırlıklarını yapmıştırlar. Kesinlikle birbirlerini incitme diye birşey olamaz zaten nişanda beraber olan komşuların düğün tarih tespit gününde bulunurlar. Genelleme olarak yöresel olarak önceden yapılmış olan nişan düğün törelerine uymak mecburiyetindedirler. Köy genel kararına uymayı töre kabul ederler. DANIŞIK YEMEĞİ Düğünden önce yemek hazırlığı yapılarak komşular davet edilip yemek verilir. Yemek yendikten sonra düğünde yapılacak düğün şenlikleri neler olacak, neler alınıp verilecek komşular düğüne okunan gelecek misafirler için misafir alınacak misafir evlerini tespit ederler. Akşam kalacak misafirleri tespit ederler. Ev sahipleri alıp evine götürür. YUFKA GÜNÜ (Yufka ekmek, işkefe)Düğün başlamadan üç gün önce hazırlığı başlar genellikle işkefe açılır. Komşu kadınlardan işkefe yapacak kadınlar yardım etmek amacıyla geniş bir yere saç kurarlar yanan saç ocakları oldukça çok olur. Köye yufka günümüz oluyor diye haber edilir. Herkes önce un, yağ, bulgur olmak üzere komşular işkefe yapılan eve getirirler gelen komşu kadınları hayırlı uğurlu olsun diyerek hediye ve yardım edercesine bırakırlar. İşkefe eden kadınlar da onlara işkefe kızartıp ikram ederler. Bu günden itibaren düğün başlamıştır. Bayrak resmen dikilir. BAYRAK TÖRENİ Mümkün olduğu kadar herkesin göreceği şekilde düğün evinin kapısı önüne uzun bir sırık(odun üzerine Türk Bayrağı dikilirken genellikle genç olmak üzere kalabalık şekilde komşular toplanır. Bayrak asılır. bayrak asılırken şu şekilde dua edilir. "Lâ ilaha illallah Hak birsin Muhammet de Resulullah Aliyen Veliyullah Veliyen Aliyullah Mürşidi Kamilullah Kamili Mürşidullah Allahümme Seydi Ali Seydi Muhammet" diye salavat verilir bayrak asılır. Asılırken hazır bulunan aşıklar deyiş düvazlar söylemeye başlayıp düğün işini sonuna kadar devam ederler. Hubyar aşiretleri mümkün olduğu kadar düğünlerde davul çaldırtmamaya çaba gösterirler. Sorulduğunda şöyle cevap verirler. Kerbelâ'da Hazreti Hüseyin Şehit olunca davulla Yezit merasim yaptı. Onun için biz çaldırtmayız. Halen çok Hubyarlı köyleri davul çaldırtmazlar. SOKU GÜNÜ (Soku ortası açık yontulmuş taştır.) Köyün ortasında genellikle bulunur. Sokuda bulgur yarma buna benzer hububat tokmakla döğülür. (Tokmak ağaçtan yontulmuş hafif uzunca saplı ağaç) Bu günü genç kızlar bekâr erkekler toplanır, yarma döğerler çorba ve keşkek için. Düğünde mutlaka keşkek bulunur. Bu gün çok şenlikli olup, gençler erkekli kızlı karışık tokmakla soku döğerken karşılıklı mani söylerler kavallar çalınır sazlar çalınır, yöresel milli oyunlar oynanır tıpkı doğaya döner, o şenlik. Milli kıyafetleri ile bir bahar gelmiş gibi olur o yöreye. Soku işi bittikten sonra soku dövenler Allah hayırlı eylesin mesut olsunlar der, ellerinde bulunan soku tokmaklarını yanlarında bulunan oğlan annesi veya damat yakınlarına teslim ederler bahşiş alırlar böylece soku işi bitmiş olur.. KIZI HAMAMA GÖTÜRME Soku işi bittikten sonra öğle sonu köyde bulunan genç kızlar başta olmak üzere kadınlar gelin olacak kızımızın başına kırmızı olmak kaydıyla ipek tülbent atılır. Kız başı olan kız mutlaka bulunmak üzere elinden tutularak köyün genel olarak yunağına (hamam) aşıklar önde olmak üzere götürülür. Burada türküler, maniler deyişler söylenerek kızı yıkarlar, köy kızları, komşular münasip yerlerden bakarlar. Bu merasimi gözleyerek beraber şenlendirmiş olurlar. Kız yıkanmaktan geldikten sonra kız evinde yemekler verilir yemekler yendikten sonra kız evinde yöresel eğlenceler yapılır. KIZ BAŞI ÖĞME O gündüz kız başı öğünür. Dua edilir duayı Dede olursa Dede okur yoksa bilen birisi hatta kadında aynı görevi yapar. Aynı gün sabah şafak atarken yani herkes kalkmadan sabah nikâhı okunur sabah nikâhında oğlan babası kız babası iki şahit komşu, Kuran'la beraber Türkçe On iki imam ismini anarak dua edilir. Yanlız nikâh kıyılırken okuyan Dedenin veya hocanın önüne sofra konur, sofrada ağzı açık bıçak yarım ekmek, az miktarda tereyağı ve margarin, az su, bulundurulur. Dua bittikten sonra suyu ayak değmeyecek bir yere dökerler ekmekle yağı alır almaz bir köpeğe verirler bıçak ise bir gün kadar ağzı açık halde bekletilir. Niçin bu töreyi yapıyorsunuz denildiğinde kötü düşüncelerle yazı çizi olur, istemeyen olur onun için bu töreyi yaptırıyoruz derler. Nikâh töresinden önce resmi muamele mutlaka yapılır yoksa nikâh kıyılmaz. Bundan sonra misafirlere yemek verilir. Sabah bu töre biter bitmez gelinin başı bağlanır dua edilir duvak dikilip başına geçirilir. Duvak yeşil ve kırmızı olur. Niçin kırmızı oluyor deyince şöyle cevap veriyorlar. Yeşil Hazreti Fatima'yı, kırmızı Hazreti Ali'yi temsilin yaparız. Duvak oldukça sivri olur düşmemesi için çene altına bağ yapılarak duvağa dikilir. Gelini sabah erken yani güneş duvağa vuracak şekilde ata bindirmeyi uğur sayarlar. Gelinle beraber ata binerek kadınlardan yenge olur. Atı olan her komşu yenge binebilir, gelinin atı oldukça süslü olur. Yengelerin atlarını da oldukça süslerler. Düğün evinden yenge atlarına kırmızı yeşil ipek vala takarlar gemlerine bağlanır. Gelin çevrede bulunan evliyalara attan indirilerek ziyaret ettirilir, yengelerle beraber aşıklar önlerinde çalıp söyleyerek gelin evine getirilir. Bu arada yastık kaçırma yapılır. Gelinin gezme anında gelin tarafından özel yapılmış çok küçük yastık münasip bir yere gelince havaya atılır gençler iki grup olur yastığa yaklaşan gence vermemek için diğer arkadaşına verir. Böylece hayli koşuşmadan sonra gelin evine aynı gün kim getirirse bahşiş verilir. Bu kovalamaca öyle olur ki sabahtan akşama kadar devam eder. Gelinin gezisi sırasında salavat vermek üzere dualar edilir. Aşıklar deyiş düvaz güzelleme söylerler. Ayrıca gelinin önüne koç çıkarırlar eğer gelin tek eliyle koçu kaldırırsa koç onun olur. Yoksa koçu çeken çobana veya insana bağış verilir. Bu törelerden sonra gelin eve gelir gelinin atının başını çeken insan gelinin kayın pederine şöyle söyler bu arada gelinin kucağına bir oğlan çocuğu verilir. Bu şu demek oluyor (ilk çocuğun oğlan olsun dercesine) gelin attan inmiyor. Kayınbabası kaynanası Allah hayırlı eylesin der kayın pederi tarla, ev,s mal gibi karşılık vereceğini söyler. Bunlar yapılırken gelinin atının ayağına küp kırılır (uğur sayılır diye) damda veya evinin balkonunda duran damat gelinin duvağına elma atar (elma tercüman melek denilir) ayrıca leblebi, üzüm, şeker saçar gelinin duvağına. Böylece gelin inmiş olur. DAMAT TÖRESİ Kızla aynı gün damatta hamama gider coşkuyla dua ile, salavat ile, sazlarla sözlerle ilk önce traş olurken şakalar olur. Berber usturanın kesmediğini söyler damadın arkadaşı bağış verir. Yıkanırken damada şakalar yapılır gözüne sabun çalma soğuk su dökme gibi hamamdan çıkarken iğne dürterler çalgılar coşkular devam eder. Güreş yerine gelinir güreş yerinin ortasında damat başı öğülür. Dualar edilir düğüne gelen gerek kendi köylerinden gelen insanlar gerekse davetliler damadı törelerler. GÜREŞ TÖRENİ Önce güreşi yürütecek doğruluğuna inanılır insanlardan güreşi anlayanlardan seçilir. Güreş şöyle tespit edilir. Küçük ayak, Ayak ayak, Küçük orta, Orta, Başaltı, Baş diye sıralanır. Pehlivanlar denkleşir salavat edildikten sonra peşrev yapılır, güreşçiler az döndükten sonra güreş başlar yenene daha önceden edilen tespit üzerine bağışları verilir. Böylece güreş biter. Güreş bittikten sonra tüm misafirlere yemek verilir rahat ettirilir. AT YARIŞI Aynı gün güreşten önce yapılır. Yarışa gidecek atlar beraberce yarışa bırakılarak düz arazide yapılır veya daire şekilde de dönebilir. Birinci ata bağış verilir. TAVUK YARIŞI Yarıştan sonra genç delikanlılar toplanır. Bir nokta gösterilir kim önce varırsa ona ödülü olan tavuğu verirler. GELİNİN SUYA GİTMESİ Düğünün bittiği gün sabahla öğle arası genç kızlar genç gelinler giyinip kuşanıp helkileri ellerine alarak pınara suya giderler. Beraberinde aşıkta olur böylece gelin suya gitmeye başlamış olur. Bu törenden sonra yemek verilir ayrıca suya giden genç kızların genç gelinlerin geline hediyeleri olur. Böylece düğün biter. Bayrak dua ile tekrar iner bayrağın ineceği zaman bir soğan dikilir bu soğanı önce kim nişan alırsa ona da bağış verilir. Böylece son bulur. Bizden de Allah hayırlı uğurlu etsin demek düşer. KIZ BAŞI ÖĞME DUASI Düğün törenlerinde kız başı duası şu şekildedir. Dede veya aşık tarafından okunur orada bulunan bacılar Allah Allah diye yalvarış yaparlar. Ellerini havaya kaldırırlar. "Bismi Şah Allah Allah Muhammet Ali pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli yaptığımız bu düğünümüzü mübarek eylesin, ömürlerine bereket, vücutlarına sağlık, rızıklarına genişlik versin. Dünyada iyilik versin aralarında sevgi daim olsun her ikisi arasında sevgi Hz Adem ile Havva, Hz Muhammed Hz Ali ile Hz Fatima Hz Hatice arasındaki sevgi gibi olsun. Soylarından gelecek çocukları kendilerine ulusumuza Atatürk ilkelerine ve toplumumuza hayırlı uğurlu eylesin. Oniki imam ve Ehlibeyt dilde dileklerini gönülve muratlarını versin Bütün Milletimiz ile eşimizin dostumuzun talip ve muhiplerimizin içinde ağız tadlarını bozmasın. Burada bulunan canları her iki cihandada aziz eylesin gerçeğe Hü Erenler" der. Cemaat bu dua okunurken Allah Allah diye Tanrı'ya yalvarırlar. Son olarak da Er cemali, Pir cemali Hz. Muhammet ve Ehlibeyte selâm der dua biter. KIZBAŞI ÖĞME DUASI Hazreti Havva sevgisi bile Hazreti Hatice ile gönüller güle Hazreti Fatima muratlar vere Verelim Muhammede candan selavat Şahım Ali Muhammed Zeynebi severim tacımdır benim Şehriban Gülsüm'e niyazlar verin Şirinim Kadıncık anam canandan canım Verelim Muhammede candan selavat Şahım Ali Muhammed Şefaatkârı Fatıma güzellik versin Severim Ehlibeyti kalbime girsin Isteyenin Allah muradın versin Verelim Muhammede candan selavat Şahım Ali Muhammed Düğünümde benim sazlarım çalsın Deyişler düvazlar lokmalar yensin Cemimde demimde semahlar dönsün Verelim Muhammed'e candan selavat Şahım Ali Muhammed Gireyim cemimde lokmalar serem Duvağım kırmızı hizmetler görem Eraslan kültürüme kurbanlar olam Verelim Muhammede candan selavat Şahım Ali Muhammed DAMAT ÖĞME DUASI Damat öğme duası daha değişik olur deyiş şeklinde okunur. Bu duayı da Dede, aşıklar okurlar önceden anlattığım gibi güreş harmanı ortasında okunur. Güreş olmazsa düğünde geniş ev veya harmanda okunur. Dua okunurken herkes ayağa kalkıp Allah Allah diye yalvarış yaparlar. DAMAT BAŞI ÖĞME DUASI "Bismi Şah Allah Allah Hz. Muhammed, İmam Ali, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli yaptığımız bu düğünümüzü mübarek eylesin ömürlerine bereket vücutlarına sağlık, rızıklarına genişlik versin. Dünyada iyilik versin aralarında sevgi daim olsun her ikisi arasındaki sevgi Hz Adem, Hz Havva Hz. Muhammed Hazret-i Hatice, Hz Ali Hz Fatıma sevgisi gibi olsun" diyerek duaya başlanır. Önü Kıble'ye döndürülür elini başına koyar duaya başlanır. Güveyi damadımız gelmiştir karşıma Bu gün tacı devlet kuşu kondu başına Hak ömürler versin uzun yaşına Beş vaktin sahibi ile hünkâr devletine Verelim Hz Muhammed'e selavat Bu yol kimden kaldı uludan kaldı Mürvet kimden kaldı Ali'den kaldı Kuşak kuşanmak kimden kaldı Hünkâr Hacı Bektaş Veli'den kaldı Hünkâr Hacı Bektaş ruhuna beş vaktin sahibi Hz Muhammede Hünkâr devletine verelim selavat Mümin secdeden kaldırmazdı başını Hakka teslim etmiştir ömür yaşını Kim okumuştur dersen damat başını Şit Peygamber okumuştur damat başını Şit Peygamber ruhuna beş vaktin sahibi Hz Muhammed Hünkâr devletine verelim selavat Cennetin kapısını kim açtı? Cömertler açtı Abı hayat suyunu kim içti? Hızır Nebi içti Hülle donunu kim biçti? Idris Peygamber biçti İdris Peygamber Hızır Nebi ruhuna Hz. Muhammed ruhuna selavat, Hünkâr devletine selavat diye dua edilir, tüm misafirler "Allah hayırlı, uğurlu olsun" derler. (Bu töre duası Tokat'ın Ahmet alan köyünden Aşık Halil Uçar'dan alınmıştır.) KURBAN TÖRESİ: Hubyarlılara sorulduğunda "Biz kurbanı pişirmeden pilav yapmadan ne yer ne dağıtırız. Çiğ kurban dağıtmayı suç sayarız." ayrıca sofraya ayran ve başka yiyeceklerde koyarız, Hakkın verdiğini halka veririz derler. Alevinin kurbanı çiğ dağıtılmaz çiğin kurbanı çiğ olur bizler pişmiş insanız. Sonra bizim kurbanımız tekbirlenir duası olur böyle olmazsa Hakka hayıra geçmez, bizim töremizde suç sayılır. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 401
Thanks: 787
Thanked 862 Times in 311 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
İnanç Önderlerimiz Cumhuriyet’ten bu yana HUBYAR kültürünün, inancının yaygınlaşması, yaşaması ve günümüze taşınmasında her türlü zorluğa rağmen büyük payları olan HUBYAR dedelerini alfabetik olarak sıraylaaşağı yazdık. Birçoğu aramızda olmayan büyüklerimizi rahmet, minnetve saygı ile anıyoruz. Hayatta olanlara ise sağlıklı ve uzun bir yaşam diliyoruz. 01- Ali ARSLAN (Kamaş Ali) 02- Ali COŞKUN ( Topal Dede ) 03- Ahmet COŞKUN ( Durmuşu Oğlu Ahmet) 04- Adıgüzel COŞKUN ( İsmailgilin Gözel ) 05- Ali Osman SARIYER ( Zilfağarın Ali ) 06- A. Kadir SEL ( Hacialinin Kadir Hoca ) 07- A. Kadir KAPIKAYA ( Hatip) 08- Ali TANIŞ ( Gözelin Ali ) 09- Ali YİĞİTTÜRK ( Cellatoğlu Ali ) 10- Bektaş TEMEL ( Ahmetin oğlu ) 11- Bektaş Ali TEMEL ( Feyzullahın Oğlu ) 12- Bektaş KANTEKİN ( Garipgilin Bektaş Hoca) 13- Bektaş KABAK ( Bektaş Efendi ) 14- Doldur DOĞAN ( Dolduroğlu ) 15- Erol KAPUKAYA ( Hatipinoğlu) 16- Fazlı TEMEL ( Fazlu ) 17- Feyzullah TEMEL ( Cüneyninoğlu) 18- Himmet TEMEL (Mehmet Oğlu) 19- Hüseyin AYDIN ( Gulhuseyin ) 20- Hüseyin BULUT ( Goçalininoğlu Hüseyin ) 21- Halil COŞKUN ( Halilağa ) 22- Hüseyin COŞKUN ( Cırık Hüseyin ) 23- Hüseyin COŞKUN ( Delü Halilin Torunu ) 24- Hüseyin DÜLDÜL ( Veli Hocanın Hüseyin) 25- Hidayet DÜLDÜL ( Hidayet Hoca ) 26- Haydar KANTEKİN ( Gariboğlu ) 27- Hasan KANTEKİN ( Garabeğ ) 28- Hasan SARIYAR ( Hasanca ) 29- Hasan YILDIRIM ( Emirgilin Hasan ) 30- Hasan YAVUZ () 31- Halil ÇANAK (Halilalin Halil) 32- Halil KELLECİ (Gul Ahmetgilin Halil) 33- Halil YİĞİTTÜRK ( Cellatgilin Halil ) 34- İbrahim COŞKUN ( Delühalilinoğlu ) 35- İbrahim YILDIRIM ( Emirgilin İrbaham ) 36- Mahmut ÖNAL (Cibaligilin Mahmut) 37- Mustafa BULUT ( Goçaligilin Mustafa ) 38- Mustafa ÇELİK ( Alöğlünoğlu ) 39- Mehmet TEMEL ( Şeyh Memmet ) 40- Mustafa TEMEL (Mehmet oglu) 41- Mehmet YILDIRIM ( Emirgilin Memmet ) 42 Mehmet ÇULHACI (Bekteşgilin) (viyana) 43- Mustafa BALCI () 44- Sadık COŞKUN ( Hacıgilin Satuhkahya) 45- Salman COŞKUN (Hacıgilin Salman ) 46- Temel TEMEL ( Feyzullahınoğlu ) 47- Turan AYDIN (Haydar Ali'nin Oğlu) 48- Veli BAKICI ( İmizagilin Veli ) 49- Veli COŞKUN ( Deluhalilin Torunu ) 50- Veli DÜLDÜL ( Doldurgilin Veli Hoca) hubyarvakfi.org.tr |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 401
Thanks: 787
Thanked 862 Times in 311 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Hubyar Ozanları
Osmanlının zulmünden ötürü yazılı tarihimiz yok edilmişolup Alevi Türkmen Kültürü sözle ve telli kuranla günümüze taşınmıştır. Bu muazzam kültürü çağımıza taşıyan Hubyar ozanlarımızın şu an hiçbiri aramızda değiller. Kendilerini sevgi, muhabbet ve bağlama coşkusuyla anıyoruz. 01- Aşık Cemal 02- Aşık İsmail 03- Aloğunoğlu Mustafa 04- Ahmetkalin Mustafa 05- Emirgilin Ali 06- Emirgilin Satuk 07- Datluğülün Halil İbrahim 08- Datluğülün Hacı Ahmet 09- Doldurgilin Durmuş 10- Dığılınoğlu Mehmet 11- Göy Hüseyin 12- İğdüllüğün Ali 13- Küçük Halil hubyarvakfi.org.tr |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Musali Sar For This Useful Post: | Hamza Aksüt (08-04-2011) |
|
|
#5 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
"Hünkâr Hâce Bektaş-ı Veli (1209/10-1271/3) ile çağdaş olan Hubyar Sultan’ın Türkistan’da evli olduğuna dair bir rivayete rastlamadık. Bu durum Alevilik’te tek eşlilik anlayışından kaynaklanmış olabilirliğindendir. Ortak ittifak Hubyar Sultan, Anadolu’ya gelip yerleştikten sonra evlendiğidir....
... Alevilik, Türklüğün, İslamlığın yorumudur. Orta Asya'dan gelen esas Türk Alevilerdir. Bunlar Anadolu'nun sembolüdür. Konuşmalarında Orta Asya'dan gelen Türklük şiveleri mevcuttur. Amcaya Emmi, Babaya Ava (Büyük demektir). Anneye Ana, kardeşe Ece, yaşlı kadınlara ( saygı anlamı), öküz arabasına kağnı, düz taşlara kaygan değil de (kaylağan) derler. Kadınları Orta Asya gelenek ve göreneklerini yaşatmaktadırlar. Burunlarına karanfil takarlar güzel koku olmak için karanfil nezle ve gribe iyi gelir. Kendilerine sorduğumuzda biz nezle grip olmayız, derler. .... Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır." Bu yazıda bazı yerleri irdelemek istersek: Hacı Bektaş, hoca teriminin Farsça'sı olan hace unvanıyla nitelenmemeli. Tarih boyunca Alevilerin nitelediği gibi Hacı Bektaş olarak anılmalı. Hacı'dan çekinmek, Sünni terminolojiden etkilenmenin bir sonucudur. Hacı, Alevilikte, musahip ya da yola girmiş kişi anlamında kullanılır. Hubyar, Güzel-Yar, İyi-Yar anlamında bir addır. Hub, Farsça'da iyi demektir. Hubyar adının Türkçe ile bir ilgisi yok, Farsça. Hubyar'ın talip topluluğu olan Sıraç ise Arapça bir sözcük ve ışık anlamında. anlatılan keramet öykülerine göre Hubyar Abdal, Üryan Hızır ve Avuçan aynı ortamda yaşamış. Hubyar ocağı Üryan Hızır ocağından el alma. Yakın zamana kadar Üryan Hızır dedeleri Hubyar'a geliyordu. Dolaysıyla, Hoca Ahmed Yesevi ile Hubyar Abdal'ın herhangi bir ilgisinden söz edilemez. Terimlerin dilsel ve coğrafi kökeni, keramet öyküleri, Hoca Ahmed Yesevi söyleminin son yıllarda ortaya çıkması gözününe alındığında yukarıdaki bilgilerin doğru olmadığını söylemek gerekiyor. Hubyar Abdal, Üryan Hızır ve Avuçan'ın bulunduğu ortamlarda aranmalıdır. Hubyar adı Tahrir defterlerinde Diyarbekir'de yoğunlukla yer almaktadır. O dönemde Diyarbekir, Mardin ve Urfayı da kapsamaktadır. Tüm bunlara bakıldığında Orta Asya coğrafyasıyla Hubyar'ın bir ilgisinin olamayacağı görülüyor. Hubyarlılar, Abdal nitelemesini kullanıyor ki, Abdal da Arapça bir sözcüktür. Not: Diyarbekir'in adının orijinali Diyar-ı Bekr'dir. Bekr aşiretinin diyarı anlamındadır. Bekr, Arapların en ünlü aşiretlerinden biridir. Mardin: Diyar-ı Mudar (Mudar, Arap aşireti) Urfa: Diyar-ı Rebia (Rebia, Arap aşireti) olarak anılıyordu. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 3962
Mesajlar: 401
Thanks: 787
Thanked 862 Times in 311 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Yörede, dönemin aydinlari arasinda yogunlukla Farsca ve Arapca deyimlar kullaniliyor. Ocak adlari ve tarihi konularinda onlarin agirliklari, etkileri var.
Konunun uzmani herhalde sayilamam, ama yörede hala konusulan halk dili Hubyar taliplerinin Asya kökenli olduklarina isaret ediyor. Örnegin yöre halki Hubyar'i "Hubuyar" olarak seslendirir. Yerlesik öyküye göre de Hubyar Sultan Ahmet Yesevi dervislerinden biri. Hubyar adinin Haci Bekdes Veli tarafindan verildigine inaniliyor. Öyküye göre, Danisik Dagi'nda cem olan erenlerin üstüne hisimla inen bir güvercine cemin ulusu ayni siddetle karsilik veriyor. Güvercin donunda haber getiren zat, "Mülcem'in yarasina dokundun erenler..." demis, bunun üzerine cemin ulusu "hubyarimsin..." deyip ona sarilmistir. Sarilan zat Bekdes Veli, sarildigi zat da sonradan Hubyar olarak anilacak olan Hubyar Sultan'dir. Arastirmalar devam ediyor. Degerli yorumunuza, katkiniza tesekkür ederim. Konu Musali Sar tarafindan (08-04-2011 Saat 21:10 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Musali Sar For This Useful Post: | Hamza Aksüt (08-04-2011) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||