![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Can |
Hz Ali ve Oğulları ...
İMAM ALİ : Hz. Ali, milâdi takvime göre 21 mart 598'de doğmuştur. 24. 01. 661 tarihinde ise, İbn Mülcem adlı hain tarafından zehirli bir kılıçla şehit edilmiştir. Hz. Ali, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in amcasının oğludur. Hz. peygamberin yanında, onun eğitimi ile büyümüştür. ilk İslamiyet’i kabul eden kişidir. Ayrıca Hz. Peygamberin damadıdır da, dolaysıyla Peygamber soyunun sürdürücüsüdür. Hz. Ali, Müslümanlığı ilk kabul eden kişi olarak son nefesine kadar da İslamiyet için çalışmıştır. Savaş meydanın da hiç yenilmemiştir. Bilgelikte, yiğitlikte, cesurlukta, fedakarlıkta üstüne insan yoktur. Hz. Ali, sadece yaşadığı süre içerisin de değil, onu takip eden yüzyıllarda da zalimin korkusu, mazlumun dostu olmayı sürdürmüştür. Hz. Ali'ye kinli haydutlar ve İslam düşmanı putperestler, Hz. Ali'ye yapamadıklarını evlatlarına yapmaya çalıştılar. O zamanın Ebu süfyan'ları, sonra Muaviye, Mervan, Yezit olarak Hz. Ali'nin soyunu kurutmak istediler. Nitekim Hz. Ali'de dahil her On İki İmam da şehit edilmiştir. Hiç birisi vadesiyle hakka yürümemiştir. Hz. Ali'ye ve soyuna yapılan haksızlıklar, katliamlar dolayısıyla Hz. Peygambere yapılıyordu. Cahilliye döneminde Arap toplumunun başına bela olan putperest köleci bezirganlar, görünürde Müslüman olup öz olarak bezirganlığı sürdüren bu kişiler, Hz. Peygamber döneminde yapamadıklarının adeta acısını çıkartıyordu. Ebubekir'le başlayan süreç Yezit'e kadar uzanıyor, oradan da Yavuz Selim'e kadar gidiyordu. Bu süreçten günümüze kadar sayısız acılar yaşandı. insanlık tarihinde görülmedik vahşi katliamlar yapıldı. Bu sürece dair anlatılacak çok şey var ve bunlar dün olmuş gibi güncelliğini koruyor. Çünkü günümüzde de bu misyon en inceltilmiş haliyle sürüyor. Bu misyon kirli, ikiyüzlü bir misyondur. Hz. Muhammed'in torunlarını katletmek ve ondan sonra da ona salavat etmek ikiyüzlülük değil de nedir? Maalesef İslam tarihinde bunlar yaşandı ve günümüze dek etki bırakacak kadar güçlü yaşandı. Hz. Ali'yi tanımaya devam ediyoruz. İslamiyet, başta Hz. Ali'nin soylu mücadelesi olmak üzere gelişmeye devam ediyordu. Bu gelişme beraberinde bir çok sorunu da getiriyordu. Bu sorunların başında da eski putperest bezirganların Müslümanlığı kabul etmesiydi. Bunlar İslamiyet'i özümsedikleri için Müslüman olmuyordular. Bunların tek gayesi gelişen İslamiyet’in kazandığı değerlerin üzerine konmaktı. Nitekim daha Hz. Peygamber hakka yürümeden, bu bezirganlar fitne fesada başlamışlardı. Hz. Peygamberin hakka yürümesinden sonra ise saldırılarını alenileştirip sıklaştırmaya başladılar. Bu saldırıların hedefi Hz. Ali'ydi, dolayısıyla Hz. Peygamberdi. İslamiyet gelişen ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlarını da yaratıyordu. Bu kurumların en önemlisi de halifeliktir. Halife olan kişi İslam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan kişidir. Bu anlamda halifelik önemlidir. Hz. Peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olması gerektiği konusunda hadisleri vardır. Hz. Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali'yi halife olarak tanıtmıştır. Ve o zaman herkes bu halifeliği onaylamıştır. Ne var ki Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, -ki bu süre daha Hz. Peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi halifelerini seçmişlerdi. Hz. Ali, Hz. Peygamberin defin işleriyle uğraşırken onlar kendi halifelerini seçiyorlardı. Hz. Ali, sadece bir yönüyle değil, bütün özellikleriyle halifeliği hak eden kişidir. Bu özellikleri; ilk Müslüman olan kişidir, bütün ömrü İslamiyet için çalışmakla geçmiştir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârlıkta üstüne yoktur. Ayrıca Hz. Peygamberin soyunu sürdürendir. Bütün bunlara ek olarak Hz. Peygamberin hadisleri var. Örneklersek: "Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Ali'yi sevmeyen beni de sevmiyordur. Bir kimse Ali'ye saygısızlık etti mi ban saygısızlık etmiştir." Bunlara benzer onlarca örnek. Bütün bunlar dünya insanlığının kabul ettiği genel gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul etmektedir. Ne yazık çıkarları el vermediği için ikiy üzlülük yapmaktalar. Bütün bunların herkesin kabul ettiği genel doğrular olduğunu belirttik. Bir de biz Alevilerin Hz. Ali hakkında bize özgü doğrularımız ve tanımlamamız var. Bunları da yeri geldiğinde belirtmeye çalışacağız. Hz. Ali gücü olmasına, hakkı olmasına rağmen halifelik için kavgaya girişmedi. İslamiyet’in zarar görmemesi için Ebubekir'in halifeliğine ses çıkarmadı. Taraftarlarına dünya malının geçici olduğunu telkin edip onları kavgadan uzaklaştırdı. Ne var ki bu eski putperest bezirganlar sadece dünya malı ile yetinmediler. Bu putperest bezirganlar insanlığa umut olan İslam dinini de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladılar. Cahilliye dönemindeki eski gelenekleri tekrar yaşamaya/yaşatmaya başladılar. Ama bu sefer aralarında bir fark vardı. Bu fark da, cahilliye dönemindeki gerici geleneklerin İslam adı altında yaşatılmaya başlanmasıydı. Halbuki Hz. Peygamber sadece putları yıkmamış, aynı zamanda bu gerici gelenekleri de yıkmıştı. Hz. Ali burada önemli bir rol oynuyordu. Bu rol de bütün bu gerilikleri teşhir etmekti. Hz. Ali görevini layıkıyla yerine getirip, daha çocukken putlara attığı taşları söze dönüştürüp bu putperest bezirganlara fırlatıyordu. Eskinin büyük putperest bezirganları, önlerine çıkan bu engeli aşmak için olmadık hilelere baş vuruyorlardı. Hz. Ali bütün sorunları teker teker aşıyordu. Hz. Ali sabırlıydı, bu sabrı kimse gösterememiştir. Hz. Ali mücadelesini daha bir azimle sürdürdükçe bu putperest bezirganlar çıldırıyorlardı. Ebubekir'in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine Ömer'i halife olarak seçtiler. Tekrar tekrar belirtmekte yarar var, Hz. Ali'yi savaş meydanında yenen olmamıştır. Hz. Ali hiç bir savaştan kaçmamıştır, bu anlamda gücü, yiğitliği tartışılmazdır. Ama bütün bu yiğitliğe rağmen Hz. Ali, halifelik kavgasına girmemiştir. Bütün haksızlıklara, kışkırtmalara, tahriklere rağmen. Hz. Ali bunu yaparken bir tek gayesi vardı. O da; İslamiyet zarar görmesin. Nitekim Ömer'in ölümünden sonra bu sefer Osman'ı halife ettiler bu bezirganlar. Hz. Ali sabırlıydı, sabrı en büyük silahtı. Bu putperest bezirganlar sadece Hz. Ali'yle savaşmıyorlardı, aynı zamanda kendi içlerinde de büyük anlaşmazlıklar, çelişkiler vardı. Bu çelişkiler sonucunda Osman öldürüldü. Osman’ın ölümünden sonra, nihayet Hz. Ali halife oldu. Baştan beri olması gereken şimdi oluyordu. Bu putperest bezirganlar tayfası bu halifeliği mecburen de olsa kabullenmek zorunda kalıyordu. Bu döneme dair ciltler dolusu değerlendirilme yapıla bilinir. Çünkü bu dönem İslam tarihinin en belirleyici dönemidir. Hz. Ali halife olmuştu olmasına ama bu putperest bezirganlar boş durmuyordu. Hz. Ali bu putperest bezirgan tayfasının yaptığı tahribatları onarmakla meşgulken, onlar Hz. Ali'yi ortadan kaldırmanın planlarını yapmaktaydılar. Bu planların sonucu, Hz. Ali 24. 01. 661 tarihinde ibn mülcem adındaki katil tarafından zehirli bir kılıçla şehit edilmiştir. Hz. Ali'nin şahadeti İslam tarihinde kanlı bir dönemin başlangıcı olmuştur. O tarihten bu yana, başta Hz. Ali'nin soyu olmak üzere, Hz. Ali'yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanlık tarihinde rastlanmamış katliamlara, baskılara maruz kaldılar. Bu katliamlar ve baskılar günümüze kadar da geliyor. Ve aradan 1400 yıl geçmesine rağmen, hâlâ Hz. Ali'nin yolunu tutanlar, yani Aleviler kendilerini açıktan ifade edemiyorlar. Hz. Ali'nin kişiliğini, mücadelesini, olguları ve olayları ele alış tarzını, insan ve doğa ilişkilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak bir çalışmadır. Biliyoruz ki Hz. Ali İslamiyet’in, Hz. Peygamberden sonra en büyük temsilcisidir. Bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor dönemlerinde Hz. Ali'yi çağırmışlardır İMAM HASAN İkinci imam olan İmam Hasan, 624 yılında Medine’de doğdu. İmam Hasan’ı ve İmam Hüseyin’i Hz. Peygamber çok severdi. Onlar için bir çok hadis söylemiştir. Ne acıdır ki, Hz. Peygamberin bu sevgili torunlarının başlarına gelmedik kalmadı. Hz. Muhammed’e içten içe duyulan öfke onun hakka yürümesinden sonra onun Ehlibeytine yöneldi. İmam Hasan da bu münafıkların, eskinin putperest bezirganlarının düşmanlığını kazandı. Bu düşmanlığın sonunda da eşi Cude eliyle trajik bir şekilde şehit edildi (670 yılında). İmam Hasan’ı şehadete götüren süreç daha Hz. Peygamber hayattayken başlamıştı. Bilindiği üzere İslamiyet, Hz. Muhammed’in ve Hz. Ali’nin soylu mücadeleleri sonucu kendisini topluma kabûl ettirmişti. Hz. Peygamberin adaleti, doğruyu temsil etmesi, Hak kelamını, gerçeği dile getirmesi ile bir çok boş inanç yıkılıyordu. Putperestlerin çoğuda çıkarları gereği müslüman oluyorlardı. Ama bunların müslümanlıkları sözde idi. Kalplerinde eski putperestlikleri devam ediyordu. Hz. Peygamber bunun bilincindeydi. Bunların sonunda doğruyu göreceklerine inanıyordu. Ama bu putperestler doğruyu görmek şurda kalsın, Hz. Peygamberin vefatından sonra kendi eski cahiliye döneminde kalma gereklerini dayatıyorlardı. Bunu İslamiyet adına dayatıyorlardı. Başta Hz. Ali olmak üzere Ehlibeyt ve çevresi bunları görüyor ve bu olumsuzluklara karşı mücadele ediyorlardı. Bu putperestlerin gözü öylesine kararmıştı ki; Ehlibeyt’e yapılan onca haksızlık ve zulüm yetmemiş, sıra onları yok etmeye gelmişti. Bunun sonucunda Hz. Ali şehit ediliyordu. Hz. Ali’nin şehadetinden sonra Ehlibeyt taraftarları İmam Hasan etrafında birleşiyorlardı. Bu durum Muaviye lânetlisinin hoşuna gitmiyordu. Burada bu Muaviye denilen melûnun aslını anlatmak gerek. Muaviye Mekke zenginlerinden Ebu Süfyan’ın oğludur. Bu Ebu Süfyan ki, Hz. Peygambere karşı en çok savaşan kişilerden biridir. Hz. Muhammed’in kazandığını gördüğü anda da hemen tövbe edip, müslüman olmuştu. Şimdi inançlı her insana sormak gerekir. Ebu Süfyan mı daha çok hakkı temsil ediyor yoksa Hz. Ali mi? Muaviye mi doğruyu temsil ediyor yoksa İmam Hasan mi? Asırlardır insanlar bu gerçeği dile getirimekten korkuyorlar. Korktukları için de haksızlık bir türlü giderilmiyor. Bizim inancımız odur ki, eninde sonunda insanlık gerçeği görecek. İşte böylesi koşulların ortasında, İmam Hasan, bilincinde olduğu ağır sorumluluğunun gereğini yerine getiriyor, insanları aydınlatmaya devam ediyordu. Gününü, dünya malına tamah göstermez, kendi nefsini terbiye ve eğitimle geçiren İmam Hasan’ın varlığı Muaviye için tehlikeydi. İmam Hasan insanlığa Hak yolunu göstermek/öğretmek ile meşgulken, Muaviye onu ortadan kaldırmanın planlarını yapıyordu. Muaviye öylesine sinsi, kurnazdı ki; İmam Hasan’ı kendi eşi eliyle öldürtmeyi başardı. Muaviye’nin sadık hizmetkârlarından Mervan, bu planın uygulayıcısıydı. Mervan, İmam Hasan’ın eşi Cude’yi çeşitli vaatler vererek - ki bunlar arasında onu Muaviye’nin sarayına gelin edeceğini - yani yeride – söylüyordu.- Bunun sonucunda Cude haini İmam Hasan’ın yemeğine zehir koymak suretiyle onu şehit etti. İmam Hasan gibi bir şahsiyetin, böylesi bir ihanetin sonucu şehit edilmesinin takdiri ilahiden başka manası olamaz. Çünkü İmam Hasan, dedesi Hz. Muhammed’in, babası Hz. Ali’nin ve annesi Hz. Fatma’nın bir çok özelliğini taşıyordu. Böylesine güzel bir kişilik, masum bir insan katlediliyordu. Cude’nin başına gelenlerde ders vericidir. Rivayet edilir ki, Muaviye Cude için şöyle demiştir: "kendi eşini, İmam Hasan gibi munis bir adamı öldüren birisinin bize gereği yok." Bunun sonucunda Cude, Mervan tarafından boğularak öldürülüyordu. İMAM HÜSEYİN İmam Hüseyin, milâdî takvime göre, 625 (626) Medine’de doğmuştur. 10 ekim 680’de Kerbelâ’da şehit edilmiştir. İmam Hüseyin, İslâm peygamberi Hz. Muhammed’in torunudur. Birinci imam Hz. Ali’nin oğlu ve aynı zamanda üçüncü imamdır. İmam Hüseyin, yaşantısıyla, davranışlarıyla, cesaretiyle sadece İslâm âleminde değil, bütün insanlık için görkemli bir abidedir. İmam Hüseyin’in yaşadığı dönemde zalim Emevi egemenliği hüküm sürüyordu. Emevi iktidarını kurumlaştıran Muaviye, İmam Hüseyin’in babası Hz. Ali’yi ve abisi ikinci İmam Hasan’ı kendi iktidarı için tehlikeli görmüş ve binbir entrikayla onları şehit etmişti. Muaviye ölünce yerine oğlu Yezid’i tayin etmişti. Oğul Yezid’te babasının kanlı iktidarını korumak istiyordu. Muaviye, Hz. Peygamberle yıllarca savaşmış olan, Mekkeli müşriklerin önderi olan bir ailedendi. Hz. Peygamberin hicretinden sonraki dönemde İslâmiyet’in gelişmesi ile beraber bu aile artık Müslümanları yenemeyeceğini görünce takkiye yaparak İslamiyet’i seçmişlerdi. Oysa bilinir ki; bu ve benzer ailelerin amacı gelişen İslâmiyet’in değerlerine sahip olmaktı. Bunlar bu amaçla İslâmiyet’i benimsiyorlardı. Dolayısıyla İslâmiyet’in ilk temsilcileri olanları, yani gerçek Müslümanları saf dışı bırakıyorlardı. Bu müşrikler günümüze değin sürecek bir çatışmanın tohumlarını o zaman başarıyla ektiler. İşte sevgili İmam Hüseyin, böylesi bir çağda ya dedesinin, babasının ve abisinin yolunda gidecekti, yani Hak yolunu bütün zorluklarına rağmen taviz vermeden savunacaktı, ya da müşriklerin temsilcisi Yezid’e boyun eğip, biat edecekti. İmam Hüseyin, Emevi iktidarının halkı baskı ve zulüm altında inlettiği bu dönemde Küfe kentindeki halktan bir davet aldı. Bu davette Küfeliler artık Yezid’in zulmünden bıktıklarını ve kendisini önder (Halife) olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardı. İmam Hüseyin insanları dolayısıyla Küfelileri iyi tanıyordu. Ve giderse başına neler geleceğini biliyordu. Bütün bunlara rağmen İmam Hüseyin kendisine bağlı ailesi ve bir grupla Küfe şehrine doğru yola çıktı. İmam Hüseyin`in yola çıktığını haber alır almaz hemen planlara başlayan Yezid, onu durdurmanın ve kendisine biat ettirmenin yollarını aradı. Yezid 5 (beş) bin kişilik bir orduyla Kerbelâ çölünde İmam Hüseyin’e pusu kurdu. Ordunun komutanları, İmam Hüseyin’e Yezid’e biat ettiğini beyan etmesini istediler. İmam Hüseyin Yezid’e boyun eğmekten ve onun kanlı zulüm iktidarını tanımaktansa şehit olmayı yeğlediğini kararlılıkla Yezid’in gözlerini para hırsı bürümüş askerlerine ve korkup sözlerinin arkasında durmayan Küfelilere haykırdı. Bundan sonrası dünyanın gördüğü en haksız savaşlardan biriydi. Bir tarafta İslâmın peygamberinin torunu, diğer tarafta kanlı iktidarın temsilcileri. İmam Hüseyin’in gücü 72 kişiydi. Yezid’in askerleri ise 5 000. İmam Hüseyin ve arkadaşları şerefli bir şekilde Yezid’in askerlerine karşı direndiler. Ama güç dengelerinin eşitsiz olduğu bu savaşta yenildiler. İmam Hüseyin aldığı onlarca kılıç ve ok darbesi sonucu yaralı düştü. Yezid’in askerleri vahşete doymuyordu. Ve Yezid’in komutanlarından Şimr İmam Hüseyin`in mübarek başını keserek bir tepsi içinde Şam’daki sarayında Yezid’e sundu. Daha sonra sevgili imamın başı Şam sokaklarında gezdirildi. Tarihe Kerbelâ olayı olarak geçen bu hadise İslâm aleminde safları netleştirmişti. İmam Hüseyin sadece yaşantısıyla değil, şahadetiyle bütün insanlığa bir mesaj vermiştir. İmam Hüseyin bir semboldür. Yiğitliğin, fedakârlığın, mazlum olmanın sembolü. İmam Hüseyin, verdiği mesajda sonu ne olursa olsun asla ama asla Yezid’e, dolayısıyla zalime ve onun zulmüne boyun eğmeyeceğini bütün dünyaya şahadetiyle kanıtlamıştır. İnsanlık var oldukça İmam Hüseyin var olacaktır. ( kaynak :FUAF web )
böyle garip düştüğüme bakma
böyle mahzun durduğuma... varsın ateşin suskunlukla beslensin benim de yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik.. ______içinden geldiği gibi yaşamalısın "herşeyi".. KıZıL DeLi
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.915
Thanks: 12379
Thanked 8349 Times in 3927 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Peki,
Başka cocukları yok mu? İmam Ali'nin Oğulları Kızları yokmuydu
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#3 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1417
Mesajlar: 406
Thanks: 620
Thanked 405 Times in 217 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 67
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Sana hz aliden daha iyi sah lider onder ornek insan bulamazsin ? Bakin hz aliyi cok eslilik ile yargilayan insanlar nasil insanlar biliyormusun ????? Kendileri dunyada her kadina sahip olacagini sanan ve eline diline beline sahip olamayan insanlar ? kendi nefislerinin yaptigi hosta aliye gelincede hakaret . Bence uydugunuz insanlar sizi aliden uzaklastiriyorlar ? Olaki uyanasiniz iscanbaba !!!! Sevgiler hurmetler efendim |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Alibaba For This Useful Post: | LEON (08-09-2010) |
|
|
#4 |
|
Yeni Üye Bulunduğu yer: bursa
Üye No: 2382
Mesajlar: 5
Thanks: 2
Thanked 9 Times in 3 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
teşekkürler
|
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.915
Thanks: 12379
Thanked 8349 Times in 3927 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Sen uzun süre önce yazmışssın, be kaçırmışım bunu, Senin bildiklerin varmı bunların içinde, Hz.Ali yi eleştiripte, kendi yapanlar, Gerçi yapması onu doğru , yapmaması yanlış olarak yargılamaz, Önemli olan alevi öğretisinin, İnancının gereklerini yapmak, eğerki bu inancın şartlarına göre yaşamıyorsa, Kimin yaptığı önemli değil, hepsi aynı potadaır. O nedenle, YOL CÜMLEDEN ULUDUR, GÖNÜL KAIR, YOL KALMAZ. Bizim inancımız kişilere endeksli olmayıp, öğreti esaslıdır, Kimki yola uygun davranmadı, Düşkündür, Gerisi ayrıntı. |
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#6 | ||
|
Gönül Dostu
Üye No: 1417
Mesajlar: 406
Thanks: 620
Thanked 405 Times in 217 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 67
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Sayin muhterem ! Zamanin yezitleri zaten o tur iftiralari atmislardir tipki hz ali dusmani yezidin dusmanliginda attigi iftiralar gibi hakaretler camilerde kufurler ettirdigi bini daha ne delil istiyorsunki bugunki insanlarda ortadadir . Alinti:
Farzedin yol , bir buzdolabinin icindeki , kabin icindeki yogurttur , Buzdolabinda kaldigi muddetce o yogur belirlenmis sure kadar saglam durur , Fakat yogurdu buzdolabindan cikardiginiz vakit omru yuzde 10 a dustugu gibi bozulur kuflenir taninmaz bir hal alir . Demekki buzdolabinin icindeki hava imis yogurdu taze vede uzun omur veren , disardaki de hava ama icine kattigi degisikliklerle yogurda verdigi ortadadir . Demekki her hava bildigimiz gibi degil . Simdi diyorsunki hz aliyi duskun ilan ettik bizim kuralimiza uymadi . Peki yogurdu bozan bir havanin yogurdu saglam tutan havayi tanimasina imkan varmi muhterem iscan baba ????? Sevgiler hurmetler |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Alibaba For This Useful Post: | LEON (08-09-2010) |
|
|
#7 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.915
Thanks: 12379
Thanked 8349 Times in 3927 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ali Baba,
Kötü bir benzetme, Bizim yolumuz , Buzdolabından geçmez, yolumuz durağan, donuk, geömişe takiılı kalıp, ortadoks bir yapıda değildir, Kendini yenieyen, çağlardan bu güne insan birikimlerini güzelliklerini taşıyıp, yeni kuşalara aktaran, Bağnazlıktan, tutuculuktan ayrılıp, yaşamın gerçeklerini esas alan , insanı merkeze koyan bir inanctır. YOl yaşadığı çoğrafya gereği, siyasal ve sosyal bağlamda bazı sembollerle yaşamıştır, Onları öne alırken, zahirde o sembolleri kullanırken, BATINDA onları farklı yorumlamış, onda farklı misyonlar, farklı manalar yüklemiştir, İşte Ehlibeyt ,İmam Ali, 12 İmam sembolleride budur, Bunları kullanırken o tarihi kişilerin yaptıklarını yapmamı, onlar gibi ibadet etmemiş, o yaşam biçi ile yaşamamıştır. Kendi inancsal, Hukuk, sosyal yaşam, inan ,ibadet ritüellerini, öğretilerini kurumsallaştırmış ve yaşama geçirmiştir. Nasıl ki, Bir Talip 2-3 evlilik yapmaz ise, Dede, Pir de yapamaz, ee o yapamadımı, ALi de yapamaz, ve Alevilerin Ali si de, yapmamıştır, Konumuz, Tarihi kişiliği olan Ali'dir, YOL kimsys üztünlik ve ayrıcalık tanımaz, birine yasaksa diğerine serbest değildir, Nasıl ki, Kırklar Cemi söylencemizde, Muhammed o hanenin kapısına gelip, içeri girmek istediğimde, içeriden kimsin sorusuna, Ben Peygamberim dediğinde, içeriden gelen ses, Sen git, Ümmetine Peygaamberlik yap, bize peygamber gerekmez der, Burda açıkca görülüğü gibi, Alevi inanc ve öğretisinde, onu bozacak hava, BUZDOLABI havasıdır, Yani kendisine ayrıcalık isteyenlerin veya ayrıcalık verilenlerin havası aleviliği bozar, O nedenle HUKUK eşittir bizde, İslamda ki, gibi, Peygambere ayrı, Halifeye ayrı, Şiilerdeki gibi, Ayetullahlara ayrı, vs. bir hukuk sistemi yoktur. Biz insanları reng,din,ırk ile yorumlamayız, yaptıkları ile yorumlar , yargılarız, o nedenle,Ali ,Veli, fark etmez, Benim bildiklerim bunlardır, Sevgilerimle. |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#8 | |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: G.O.R.A
Üye No: 2540
Mesajlar: 175
Thanks: 343
Thanked 178 Times in 103 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 143
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
İĞDE çiçeğine dilek diledim gece gündüz bir hayale belendim... |
|
|
|
|
|
|
#9 | ||||
|
Gönül Dostu
Üye No: 1417
Mesajlar: 406
Thanks: 620
Thanked 405 Times in 217 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 67
REP Seviyesi :
![]() |
[quote=İşcanbaba;119292][b]Ali Baba,
Alinti:
Alinti:
Onlarin ibadet kismina gelince ilk kabul edislerinde ibadetleri kendi bildikleri gibi yaptilar , birde baskilar onlari dinden saymamalar da etkiledi ve boylece iki arada bir derede orta halli bir topluluk oldular cok sukur allah lutfettide bugunku saglikli kuvvetli bir topluluk oldu . Yoksa hz muhammedi sizin gibi hic saymiyorlar kabul etmiyorlar degil . tam tersi kabullenmislerdir boyun bukmuslerdir ama eski dinlerindende esintiler kalmistir ama bu alevileri genede allah yolunun yolculari etmeye yeterde artar bile . Alinti:
Simdi efendim ben sizden Hz ali Devrinde yasayan bir pirin adini verin dedim halen bekliyorum vermediniz ? Hiristiyanlarin herosundan herkulunden mitolojisinden kendinize atalar cikardiniz haci bektasi devrinden bu yana kendinize pirler cikardiniz ama hz muhammed ali devrinde bir pirine daha rastlayamadim ? Ha demekki Alidir . Tarihi ali degil . Alinti:
Sen Aliyi kendi kaynaklarina gore yargilasan sucsuz cikacak biliyorsun ? Ama ne hikmetse gidip gidip sunnilerin yobazlarin kaynaklari ile aliyi yargilamasini suclu cikarmasini iyi biliyorsun bozuk yogurdun bozuk havasi iste budur . Kendi kaynagindan yararlanmayana biz piri mursat olmayiz ! Hurmetler efendim ! |
||||
|
|
|
|
|
#10 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 2031
Mesajlar: 317
Thanks: 62
Thanked 676 Times in 250 Posts REP Gücü : 4
REP Puanı : 147
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
HZ. ALİ’NİN EŞLERİ VE ÇOCUKLARI
Türkiye Diyanet Vakfı İSLAM ANSİKLOPEDİSİ C. 2, S. 292-293 Hz. Ali’nin çocukları konusunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Genel olarak 14 oğlu ve 17 kızı bulunduğu (bk. Taberi, V. 153-155) belirtilmekle birlikte erkek çocuklarının 17, kızlarının ise 18 (bk. Ya’kübî, ıı, 213), yahut küçük yaşta ölen Muhsin (Muhassin) hariç erkeklerin 14, kızların da 19 olduğunu bildiren rivayetler de vardır (bk. İbn Sa’d, ııı, 19-20). Bu arada 11 oğlu ve 16 kızının bulunduğu da nakledilen haberler arasındadır (bk. Mes’üdî, et-Tenbîh, s. 274) Hz. Ali’nin çocuklarını annelerine göre şöylece sıralamak mümkündür: Fatma Ümmü’l-Benîn bint Hızâm Abbas, Ca’fer, Abdullah ve Osman. Bunların hepsi Kerbelâ’da öldürülmüş olup sadece Abbas’ın nesli devam etmiştir. Leylâ bint Mes’ûd b. Halîl Ubeydullah ve Ebû Bekir. Hişâm b. Muhammed’e göre her ikisi de Kerbelâ’da öldürülmüştür. Muhammed b. Ömer ise Ubeydullah’ın Muhtâr es-Sekafi tarafından öldürüldüğünü, ikisinin de neslinin devam etmediğini belirtmektedir (bk. Taberi, V. 154) Havle bint Ca’fer b. Kays Muhammed b. Hanefiyye (Muhammed el-Ekber). Esmâ bint Umeys el-Has’amiyye Yahyâ ve Muhammed el-Asgar. Her ikisinin de nesli devam etmemiştir. Aralarında Vâkıdî’nin de bulunduğu bazı tarihçilere göre Muhammed el-Asgar Hz. Ali’nin bir câriyesinden doğmuş ve ağabeyi Hüseyin’le birlikte Kerbelâ’da öldürülmüştür. Ümmü Habîb bin Rebîa Ömer ve Rukıyye. Ömer 80 yaşına kadar yaşamış ve Yenbû’da vefat etmiştir. Ümâme bint Ebü’l-Âs Muhammed el-Evsat. Ümmü Saîd bint Urve Ümmü’l-Hasan ve (büyük) Remle. İsimleri bilinmeyen diğer zevcelerinden Ümmü Hânî, Meymûne, (küçük) Zeyneb, (küçük) Remle, (küçük) Ümmü Külsüm, Fâtıma, Ümâme, Hatice, Ümmü’l-Kirâm, Ümmü Seleme, Ümmü Ca’fer, Cümâne ve Nefise. Taberî’nin Vâkıdî’den naklettiğine göre Hz. Ali’nin nesli oğulları Hasan, Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye, Abbas ve Ömer yoluyla devam etmiştir (bk. Taberî, V, 155) |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Yilmaz Demir For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ali, oğulları |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||