![]() |
|
![]() |
|||||||
| Bilim ve Teknoloji Bilimsel ve Teknolojik gelişimlerin paylaşabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
arkeoljik arastırma ve bulguları bu kondan tartısabilr, paylasabiliriz arkadaslar..
Peru'da yapılan arkeolojik kazılarda ilk kez arkeologlar tarafından, İnka uygarlığı öncesi dönemlerde tanrılara insan kurban edilmesinde kullanılan ve "Tumi" diye adlandırılan bıçaklar bulundu. Tumi bıçağı Peru'nun ulusal sembolü. Arkeologlar, başkent Lima'nın 680 km kuzeybatısındaki Pomac Ormanı Tarihsel Alanı'ndaki bir tapınağın bitişiğinde 22 mezar buldular. İnka öncesi döneme ait 900 yıllık mezarlarda, o döneme ait tarihi eserlerin arasında bulunan Tumi bıçaklarının, şimdiye kadar arkeologlar tarafından bulunan ilk Tumi bıçakları olduğu bildirildi. Tumi bıçakları altından yapıldığı için, mezar soyguncularınca yağma edildiği belirtiliyor. Tanınmış arkeologlardan Walter Alva bulguyu "olağanüstü önemli" olarak niteledi ve bu bulgu sayesinde, bilim adamlarının Tumi'yi doğal ortamı içinde inceleyip, nerede ve nasıl kullanıldığı hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağını belirtti. Alva, "bu keşif, bu kültürün seçkinlerinin gömülme törenleri hakkında daha çok bilgi elde etmek açısından önemli bir katkıdır" dedi. Mezarların 750 ile 1375 tarihleri arasında Peru'nun kuzeyindeki kıyılarda yaşan Sican kültürüne ait olduğu belirtildi. Kazıyı başlatan arkeologlardan Izumi Shimada, mezarlarda yatanların "bu kültürün seçkinlerinden olduklarını, bazılarının mezarlarında altın nesneler, bazılarında bakır kaplama nesneler bulunduğunu, ama mezarların oldukça karmaşık, çok iyi donanmış mezarlar olduğunu" söyledi. Shimada mezarlarda 10 Tumi bıçağı bulunduğunu, bunlardan birinin 34 cm uzunluğunda ve bakır alaşımlı olduğunu ve üzerinde Sican tanrısının resmi olduğunu belirtti
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | bjkceto06 (06-04-2008) |
|
|
#2 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SEMUD KAVMİ (HİCR HALKI) HAKKINDAKİ ARKEOLOJİK BULGULAR
Günümüzde Semud Kavmi, Kuran'da bahsi geçen kavimler içinde hakkında en fazla bilgiye sahip olunanlardan bir tanesidir. Tarih kaynakları da, Semud isimli bir kavmin yaşadığına deliller sunmaktadır. Kuran'da bahsi geçen Hicr halkı ve Semud Kavmir17;nin aslında aynı kavim oldukları tahmin edilmektedir; zira Semud Kavmir17;nin bir başka ismi de Ashab-ı Hicr'dir. Bu durumda "Semud" kelimesi bir halkın ismi, Hicr şehri ise bu halkın kurduğu şehirlerden biri olabilir. Nitekim Yunan coğrafyacı Pliny'nin tarifleri de bu yöndedir. Pliny, Semud Kavmir17;nin oturmakta olduğu yerlerin Domatha ve Hegra olduğunu yazmıştır ki, buralar günümüzdeki Hicr kentidir.29 İkibin yıllık bir geçmişe sahip olan Semudlar, bir başka Arap kavmi olan Nebatilerle beraber bir krallık kurmuşlardı. Günümüzde Ürdün'deki Rum Vadisi ya da diğer bir adıyla Petra'da bu kavmin taş işçiliğinin en güzel örneklerini görmek mümkündür. Nitekim Kuran'da da Semud kavminin taş işçiliğindeki ustalıklarından bahsedilir. Semud Kavmir17;nden bahseden bilinen en eski kaynak, Babil Kralı II. Sargon'un bu kavme karşı kazandığı zaferleri anlatan Babil devlet kayıtlarıdır. (MÖ 8. yüzyıl) Sargon, Kuzey Arabistan'da yaptığı bir savaş sonunda onları yenmiştir. Yunanlılar da bu kavimden bahsetmekte ve Aristo, Batlamyus ve Pliny'nin yazılarında isimleri "Thamudaei", yani "Semudlar" olarak anılmaktadır.30 Peygamberimizden önce, yaklaşık MS 400-600 yılları arasında ise izleri tamamen silinmiştir. Kuran'da Ad ve Semud Kavimlerir17;nin isimleri daima birlikte anılır. Dahası Allah ayetlerde, Semud Kavmir17;ne Ad Kavmir17;nin helakından ders almalarını öğütlemektedir. Bu ise, Semud Kavmir17;nin Ad Kavmi hakkında detaylı bir bilgi sahibi olduğunu gösterir: Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur... (Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. (Araf Suresi, 73-74) Ayetlerden anlaşıldığına göre Ad Kavmi ve Semud Kavmi arasında bir ilişki vardır, hatta belki de Ad Kavmi, Semud Kavmir17;nin tarihinin ve kültürünün bir parçasıdır. Hz. Salih, Semud Kavmir17;ne Ad Kavmir17;nin örneğini hatırlamalarını ve bundan ders almalarını emretmektedir. Ad Kavmir17;ne de kendilerinden önce yaşamış olan Nuh Kavmir17;nin örnekleri gösterilmiştir. Ad Kavmir17;nin Semud Kavmi için tarihsel bir önemi olması gibi, Nuh Kavmir17;nin de Ad Kavmi için tarihsel bir önemi vardır. Bu kavimler birbirlerinden haberdardırlar ve belki de aynı soydan gelmektedirler. (Salih kavmine dedi ki: Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. (Araf Suresi, 74) Oysa Ad Kavmi ve Semud Kavimlerir17;nin yaşadıkları yerler, birbirlerinden coğrafi olarak uzak bir konumdadırlar. Bu iki kavim arasında görünüşte herhangi bir bağlantı yoktur; öyleyse ayette Semud Kavmir17;ne hangi sebepten dolayı Ad Kavmir17;ni hatırlamaları söylenmektedir? Cevap, biraz araştırıldığında ortaya çıkar. Ad ve Semud Kavimleri arasındaki coğrafi uzaklık aldatıcıdır. Semud Kavmi Ad Kavmir17;ni bilmekteydi, çünkü bu iki kavim, büyük bir olasılıkla aynı kökenden geliyorlardı. Ana Britannica Ansiklopedisi "Semudlar" başlığı altında bu kavimden şöyle bahseder: Eski Arabistan'da önem taşıdığı anlaşılan kabile ya da kabileler topluluğu. Güney Arabistan kökenli oldukları, ancak içlerinden büyük bir grubun çok eskiden kuzeye göç ederek Aslab Dağı yamaçlarına yerleştiği sanılmaktadır. Hicaz ve Şam arasında yaşayan Semudlar, Ashab-ı Hicr olarak bilinir. Son arkeolojik araştırmalarda, Arabistan'ın orta kesimlerinde Semudlar'a ait çok sayıda kaya resim ve yazı ortaya çıkartılmıştır.31 Taş oymalardaki işlemelerin inceliğini gösteren bir detay. Semud medeniyetinin kullandığı bir çeşit alfabenin (buna "Semudik alfabe" ismi verilir) çok benzeri bir alfabeye hem Hicaz'da hem Güney Arabistan'da rastlanmıştır.32 Bu alfabe, ilk defa Orta Yemen'deki bugünkü Semud kasabası yakınlarında bulunmuştur. Bu bölgenin kuzeyinde Rub al-Khali, güneyinde Hadramut ve batısında da Sabwah kenti vardır. Daha önce Ad Kavmir17;nin, Güney Arabistan'da yaşayan bir kavim olduğunu görmüştük. Ad Kavmir17;nin yaşadığı bölgede, özellikle Ad'ın torunları olan Hadramiler'in yaşadıkları bölgenin ve başkentlerinin yakınlarında Semud Kavmir17;ne ait bulguların elde edilmesi ise son derece önemlidir. Bu durum, Kuran'da işaret edilen Ad-Semud Kavimlerir17;nin bağlantısını da açıklar. Bu bağlantı, Hz. Salih'in, Semudların Ad Kavmir17;nin yerine geldiklerini belirten sözünde şöyle açıklanmaktadır: Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur... (Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın." (Araf Suresi, 73-74) Kısacası Semud Kavmi, Allah'ın elçilerine uymamanın karşılığını helak olarak ödemiştir. Yapmakta oldukları yapılar, sanat eserleri kendilerini azaptan koruyamamıştır. Semud Kavmi, daha önceki ve sonraki birçok inkarcı kavim gibi şiddetli bir azapla helak edilmiştir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | bjkceto06 (06-04-2008) |
|
|
#3 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İrem Şehri Hakkındaki Arkeolojik Bulgular:
"şanslı araplar" 1990'lı yılların başında dünyanın tanınmış gazeteleri çok önemli bir arkeolojik bulguyu "Muhteşem Arap Şehri Bulundu", "Efsanevi Arap Şehri Bulundu", "Kumların Atlantisi Ubar" başlıklarıyla verdiler. Bu arkeolojik bulguyu daha ilgi çekici hale getiren özelliği, isminin Kuran'da anılıyor olmasıydı. O güne kadar Kuran'da bahsi geçen Âd kavminin bir efsane olduğunu veya hiçbir zaman bulunamayacağını düşünen birçok kişi, bu yeni bulgu karşısında hayrete düştüler. Kuran'da sözü edilen bu şehri bulan kişi, amatör bir arkeolog olan Nicholas Clapp idi (Thomas H. Maugh II, “Ubar, Fabled Lost City, Found by LA Team”, The Los Angelas Times, 5 Şubat 1992). Bir Arap uzmanı ve belgesel yapımcısı olan Clapp, Arap tarihi üzerine yaptığı araştırmalar sırasında çok ilginç bir kitaba rastlamıştı. Bu, 1932 yılında İngiliz araştırmacı Bertram Thomas tarafından yazılmış olan Arabia Felix idi. Arabia Felix, Romalıların Arap YarımÂdası’nın güneyinde bulunan ve günümüzdeki Yemen ve Umman'ı kapsayan bölgeye verdikleri isimdi. Bu bölgeye Yunanlılar "Eudaimon Arabia", Ortaçağdaki Arap bilginleri ise "Al-Yaman as-Saida" ismini veriyorlardı (Kamal Salibi, A History of Arabia, Caravan Books, l98O). Bu isimlerin tümü "Şanslı Araplar" anlamına geliyordu. Çünkü eski zamanlarda bu bölgede yaşayan insanlar o devrin en şanslı kavimleri olarak biliniyorlardı. Peki, böylesine bir yakıştırmanın Sebebi neydi acaba? Bunun Sebebi, bu bölgenin stratejik konumuydu. Bölge, Hindistan ve Kuzey Arabistan arasında yapılmakta olan baharat ticaretinin merkezi durumundaydı. Ayrıca bölgede yaşayan kavimler "frankicense" isminde nÂdir bulunan bir bitkinin üretimini yapıyor ve bunu pazarlıyorlardı. Eski toplumlar tarafından oldukça rağbet gören bu bitki, çeşitli dinsel ayinlerde tütsü olarak kullanılıyordu. Bu bitki, o zamanlar neredeyse altın kadar değerliydi. Kitabında bütün bunlardan bahseden İngiliz araştırmacı Thomas, sözünü ettiği bu "şanslı" kavimleri uzun uzun tarif ediyor ve bunlardan bir tanesinin kurmuş olduğu bir şehrin izini bulduğunu iddia ediyordu. Bu, Bedeviler’in "Ubar" ismini taktıkları şehirdi. Bölgeye yaptığı araştırma gezilerinden bir tanesinde çölde yaşayan Bedeviler, kendisine eski bir patika yolu göstermişler ve bu patikanın Ubar isimli çok eski bir şehre ait olduğunu anlatmışlardı. Konuyla çok ilgilenen Thomas, bu araştırmalarını tamamlayamÂdan ölmüştü (Bertram Thomas, Arabia Felix: Across the “Empty Quarter” of Arabia, New York: Schrieber’s Sons 1932, s. 161). İngiliz araştırmacı Thomas'ın yazdıklarını inceleyen Clapp de, kitapta bahsedilen bu kayıp şehrin varlığına inanmıştı. Çok vakit kaybetmeden araştırmalarına başladı. Clapp, Ubar'ın varlığını kanıtlamak için iki ayrı yola başvurdu. Önce bedeviler tarafından var olduğu söylenen patika izlerini buldu. NASA'ya başvurarak bu bölgenin resimlerinin uydu aracılığıyla çekilmesini istedi. Uzun bir uğraşıdan sonra, yetkilileri bu bölgenin resimlerinin çekilmesi için iknâ etmeyi başardı (Charles Crabb, “Frankincense”, Discover, Ocak 1993). Clapp daha sonra Californiya'da Huntington kütüphanesinde bulunan eski yazıtları ve haritaları incelemeye başladı. Amacı, bölgenin bir haritasını bulmaktı. Kısa bir araştırmadan sonra buldu da. Mısır-Yunan coğrafyacısı Batlamyus tarafından MS 200 yılında çizilmiş bir haritaydı bulduğu. Haritada, bölgede bulunan eski bir şehrin yeri ve bu şehre doğru giden yolların çizimi gösterilmişti. Bu sırada NASA'dan resimlerin çekilmiş olduğu haberi de geldi. Resimlerde, yerden çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan, ancak havadan bir bütün halinde görülebilen bazı yol izleri ortaya çıkmıştı. Bu resimleri elindeki eski haritalarla karşılaştıran Clapp, sonunda beklediği sonuca vardı. Hem eski haritada belirtilen yollar hem de uydudan çekilen resimlerde görülen yollar birbirleriyle kesişiyorlardı. Bu yolların bitiş noktası ise eskiden bir şehir olduğu anlaşılan geniş bir alandı. Sonunda Bedevilerin sözlü olarak anlattıkları hikayelerin konusu olan efsanevi şehrin yeri bulunabilmişti. Kısa süre sonra kazılara başlandı ve kumların içinden eski bir şehrin kalıntıları çıkmaya başladı. Bu nedenle de bu kayıp şehir "Kumların Atlantisi Ubar" olarak tanımlandı. Peki, bu eski şehrin Kuran'da bahsedilen Âd Kavmi’nin şehri olduğunu kanıtlayan şey neydi? Yıkıntılar ilk olarak ortaya çıkarıldığı andan itibaren bu yıkık şehrin Kuran'da bahsedilen Âd Kavmi ve İrem'in sütunları olduğu anlaşılmıştı. Zira kazılarda ortaya çıkartılan yapılar arasında, Kuran'da varlığına dikkat çekilen uzun sütunlar yer alıyordu. Kazıyı yürüten araştırma ekibinden Dr. Zarins de, bu şehri diğer arkeolojik bulgulardan ayıran şeyin yüksek sütunlar olduğunu ve dolayısıyla bu şehrin Kuran'da bahsi geçen Âd Kavmi’nin kenti İrem olduğunu söylüyordu. Kuran'da, İrem'den şöyle söz ediliyordu: "Rabbinin Âd (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi? 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi." (89/Fecr, 6-8) |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | bjkceto06 (06-04-2008), KIZIL.MIZRAP (06-14-2009) |
|
|
#4 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kiklad Uygarlığı
Kiklad Uygarlığı, (diğer adları ile Kiklad Kültürü, Kikladik Periyod) Ege Denizi içinde kalan, bugün Tavşan Adaları olarak adlandırılan, adalarda yaşayan Kikladlar'ın M.Ö. 3000 - M.Ö. 2000 yılları arasında, Erken Tunç Çağı'nda kurdukları medeniyet. Yapılan tüm kazı ve araştırmalarda bulunan eserler, belirli bir çağa geldikten sonra ortaya çıkmış eserlerdir. Bulunan ögelerin hiçbiri bize hemen hemen Kikladların ne zaman, nereden buralara yerleştiği hakkında bilgi vermez. Bir çok tarihçi Kikladların, Yunanistan topraklarına ve adalara başlayan göç hareketi sırasında buralara Anadolu'dan geldiği konusunda birleşir. Bir kısım tarihçi ise Kikladlar'ın Truva şehirleri ile bağlanıtlı olduğu görüşünü savunur. Bir başka görüşse adaların, Kikladlardan da önce, Karyalılar'ın bir kolu olan kavimlerce bilindiği ve Delos Adası'nda onların yaşadığı yönündedir. Fakat bu hipotez 1965 - 1965 yıllarında gerçekleştirilen kazılarda çürütülmüş, bahsedilen tarihlerde adada Kikladlar'ın çoktan yerleşmiş olduğu saptanmıştır. Tarih Geç Cilâlı Taş Devri'nde Kiklad Uygarlığı'nın en önemli özelliği, güneyde Girit'te doğacak olan Orta Tunç Çağı Minoan Uygarlığı'ndan çok önce yapılmış, yaşadıkları adanın saf bayaz mermerlerinden imâl edilmiş düz kadın tanrıça heykelleridir. Fakat bu eserler 20. yüzyıldan beri mezarlardan yağmalanarak pazarlanmaktadır. Kiklad kültür ve uygarlığı zamanın değiştirici etkilerine ve toplumu şekillendiren olaylaraın oluşuna göre üç ana bölüme ayrılarak incelenir. Erken, Orta ve Geç Kikladik Uygarlık olarak adlandırılan bu üç bölümden Erken Kiklad Dönemi M.Ö. 3000'lerde başlamış ve M.Ö. 2000'lere gelindiğinde Kiklad kültür ve Uygarlığı son demlerini yaşamış, Minoan Uygarlığı ile köklü bir kültürel etkileşime girmiştir. Ve bu nedenle M.Ö. 2000'li yılların Kiklad Uygarlığı'nın kültürel olarak mı yoksa kronolojik olarak mı bittiği konusunda görüş ayrılıkları vardır. Etkisi altında kalınan kültüre göre yapılan sınıflandırma aşağıdaki gibidir. Kikladik heykel sanatıKiklad kronolojisi [1] Evre Tarih Kültür Notlar Erken Kikladik I (ECI) Grotta-Pelos Erken Kikladik II (ECII) Keros-Syros Erken Kikladik III (ECIII) Kastri Orta Kikladik I (MCI) Phylakopi Orta Kikladik II (MCII) Orta Kikladik III (MCIII) Geç Kikladik I Geç Kikladik II Geç Kikladik III Arkeolojik bulgular Kiklad Uygarlığı alanında 1880'lerde gerçekleştirilen ilk kazıları, Atina'daki British School ve 1898 yılında Tavşan Adaları'nda birçok toprak altında kalmış şehirlerde bulunan mezarları bularak döneme Kiklad Uygarlığı adını veren Konstantin Tsountas tarafından yapılan sistematik kazı çalışmaları izlemiştir. Bu kazı çalışmaları eserlerin eski tarihlerde keşfedilip duyulmasının ardından yapılan en büyük kazı çalışmasıdır. Uzun zaman toprak altında gizli kalmış olan tüm heykel ve değerli eşyalar, ilk keşfedildikten sonra, gerek denetimsizlik gerek ise Osmanlı Devleti'nin bilinçsizliğinden dolayı yurtdışına kaçırılmış ve bir kısmı bulunmuş olan eserlerin bazı parçaları bu kaçırılmış eserler nedeni ile eksik kalmaktadır. Kiklad şehirleri Kikladlar'ın hayatı yerleşik yaşam üzerine kuruluydu ve taş evlerde yaşarlardı. Yapılan kazılardan elde edilen verilere göre evlerin geneli birbirine bağlantılı iki odadan oluşurdu ve evler dikdörtgen biçimliydi. Daha sonraki kazılardan elde edilen bilgiler ise Kiklad evleri hakkında daha detaylı bilgi verir. Buna göre evlerin duvarlarındaki köşeli kesme taşlar oldukça pürüzsüz hepsi aynı boyutlardaydı. Kiklad şehirleri geleneksel Yunan şehircilik kültüründe olduğu gibi koruma amacı ile inşâ edilmiş güçlü surlar ile çevriliydi. İki bölümden oluşan tek bir duvar olan bu surların ikinci kısmı alçak, şehrin dışına bakan, ön kısmı ise yüksek olurdu, askerler alçak olan ikinci kısımda gözcülük yapardır. Bunun haricinde surların belirli noktalarında konuşlandırılmış kulelerde vardır. Din ve inanış Bir kadın figürüArkeolojik bulguların azlığı nedeni ile Kikladların kültürünün genelinde olduğu gibi, dinleri hakkında da kesinliği kanıtlanmış fazla bilgi yoktur. Girit uygarlığında pek çok dinî mabet ve idol bulunmasına rağmen, Kikladların yaşam alanlarında, adalarda, sadece birkaç bulgu vardır. Yapılan kazılarda devâsâ bir kaya kütlesinin altındaki bir mağarada seramik parçalar ve bardaklar bulunmuştur, içinin yapısına ve içinde bulunan parçalara bakıldığında buranın genelde bulunan ev türünden çok farklı olduğu görülmüş ve dinî bir mâbed olduğu saptanmıştır. Bu bölgeye yakın bir başka yerde daha seramik objeler bulunmuş ve ara vermeden yapılan kazılarda dinî yapı olduğu sanılan yerin çevresinde içleri değerli eşyalar ile dolu mezarlarda keşfedilmiştir. Kikladların günyüzüne çıkarılmış olan çoğunluğu kadın figürüne sahip mermer heykelleri de Kikladların muhtemelen genel Yunan kültüründe olduğu gibi çoktanrılı bir dinleri olduğunu gösterir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | KIZIL.MIZRAP (06-14-2009) |
|
|
#5 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Girit Uygarlığı
Girit Uygarlığı ya da Minos Uygarlığı, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda bugün [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a bağlı olan, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] içindeki [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda, İ.Ö. yaklaşık 3500'lerde doğmuş bir uygarlıktır. Minos Uygarlığı, İ.Ö. 2700 ile 1450 yılları arasında en parlak dönemlerini yaşadı ve yavaş yavaş eski gücünü yitimesinin ardından Girit üzerinde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] baskınlaşmaya başladı. Girit Uygarlığı'nın tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir adı olan Minos terimi, ülkenin mitolojik kralı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan esinlenerek [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından türetilmiş ve daha sonra köklü bir biçimde yerleşmiştir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Ancak Giritlilerin bu dönemde kendilerini ne olarak adlandırdıkları bilinmemektedir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaynaklarında Keftiu, Sami dillerindeki Kaftar ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'deki Mari kentinde bulunan yazıtlarda Kaptara olarak geçen bir yer adının Girit Adası'na ait olduğunu sanılmaktadır. Girit Uygarlığı'nın dağılmasından sonra ortaya çıkan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] destanında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], Girit'in yerlilerini Eteokritiki ([Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]: Ετεοκρητική, Gerçek Giritliler) olarak adlandırmıştır. Bunların, Girit Uygarlığı'nın yıkılması ile Miken Uygarlığı'nın oluşması arasındaki süreçte, önceden adada yaşayan Giritlilerin torunları olduğu sanılmaktadır. Girit [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] adadaki arkeolojik kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmış en önemli en bilinen yapı türleridir. Bu saraylar, arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılan pek çok belgenin söylediklerine göre yönetim işlerinin hâlledildiği noktalardı. Bugüne dek adada bulunan ve toprak altından çıkartılan her bir sarayın kendine özel bir özelliği vardır ve hiç biri birbirine benzememektedir. Ancak kendilerini diğer yapılardan ayıran ortak özelliklere de sahiplerdir. Her bir saray, iç ve dış [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile ulaşılabilecek çokkatlı yapılardır. Sarayları oluşturan ögeler arasında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], çok büyük kolonlar, depo ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile geniş [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] da vardır. Kronoloji [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] En büyük kent olan Knossos'tan bir sarayın bir araya getirilen parçaları. Girit Uygarlığı'nı araştıran arkeologlar bu dönemle ilgili zamanları açıklarken [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarihleri kullanmak yerine iki kronolojik yöntem kullanırlar. Bunlardan birincisi İngiliz arkeolog [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından ortaya konan ve daha sonraki dönemlerde başka arkeologlarca geliştirilen, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] yapım biçimlerine göre olan tarihlendirmedir. Bu görüş Minos Uygarlığı'nı üç ana çağa böler; Erken Minos (EM), Orta Minos (OM), Geç Minos (GM). Bu dönemler de kendi aralarında alt dönemlere ayrılır. Örneğin kendi içinde I, II, III gibi alt zaman dilimine ayrılan erken Minos Çağı; EMI, EMII, EMIII biçimlerinde gösterilir. Bir diğer tarihlendirme yöntemi ise Yunan arkeolog Nikolas Platon tarafından önerilmiştir. Bu yöntem ise [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kentlerinde bulunan ve saray olarak adlandırılan yapıların mimari gelişimine göre yapılır. Bu görüşe göre [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], Minos Uygarlığı prepalatial, protopalatial, neopalatial ve postpalatial olmak üzere dört ana döneme ayırır. Her iki yöntem arasındaki ilişki aşağıdaki tabloda verilmiştir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Geç Minos IA dönemine denk düşen çağda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] olarak bilinen, yazılı tarihin bahsettiği en büyük yanardağ patlaması yaşandı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Patlamanın tam tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kabul edilen ortak görüşe göre son derece yıkıcı olan bu doğal felaket uygarlığın hızlı çöküş süreci içime girmesine neden oldu. Klasik Çağ'da Yunanların [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] olarak nitelendirdikleri yerin de burası olaması yüksek bir olasılıktır. Tarih Minos Kronolojisiİ.Ö. 3650-3000EMIPrepalatial (Saray öncesi dönem)İ.Ö. 2900-2300EMIIİ.Ö. 2300-2160EMIIIİ.Ö. 2160-1900OMIAİ.Ö. 1900-1800OMIBProtopalatial (Eski saray dönemi)İ.Ö. 1800-1700OMIIİ.Ö. 1700-1640OMIIIANeopalatial (Yeni saray dönemi)İ.Ö. 1640-1600OMIIIBİ.Ö. 1600-1480GMIAİ.Ö. 1480-1425GMIBİ.Ö. 1425-1390GMIIPostpalatial (Knossos'da , Son saray dönemi)İ.Ö. 1390-1370GMIIIA1İ.Ö. 1370-1340GMIIIA2İ.Ö. 1340-1190GMIIIBİ.Ö. 1190-1170GMIIICİ.Ö. 1100Minos sonrası[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda şimdiye dek [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] döneme ait hiç bir arkeolojik bulguya rastlanmamıştır. Adadaki ilk insan izlerinin görülmesi bundan 9000 yıl öncesine [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a tarihlendirilmektedir. En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir. Bu dönemden kalma seramik eserlerin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da gün yüzüne çıkarılan çağdaşlarına bakıldığında aralarında görülen büyük benzerlikle, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'e ilk yerleşenlerin Anadolu'dan göç eden bir topluluk olduğu ortaya çıkmaktadır. Girit Adası'nda Neolitik döneme ait olarak gün yüzüne çıkarılan bulgular arasında yerleşik yaşam süren toplumun ilkel konutları, çeşitli araç - gereçler ve ana tanrıça idolleri de vardır. Çevre kültürlere bakıldığında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kültürlerine ait şeylerin de Girit topraklarında bulunmuş olması Giritlilerin çevre kavimlerle ticarete bu dönemde başladığını ortaya koymaktadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nın başlangıcı Girit Adası'nda İ.Ö. 2600'lere rastlar. Bu dönemde adada ilk kez metal kullanılmıştır. Arthur Evans'a göre ilk metal adaya sığınan Mısırlılar tarafından getirilmişti. Ancak ilerleyen arkeoloji çalışmalarının yardımıyla ortaya çıkan yeni bulgular ışığında bu görüş bırakıldı ve adaya ilk metalin Anadolu'dan geçtiği anlaşıldı. Bu dönemde Girit Adası komşu adalar ile de ticarte ilişkilerini geliştirdi. Çevre uygarlıklar ile karşılaştırıldığında denizcilikte çok daha ileri olan Girit'in en önemli kenti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] da bu dönemde ön plana çıkmaya başladı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] OMI (Orta Minos 1) döneminde yani İ.Ö 2000'lerde Girit Uygarlığı'nda hızlı bir gelişme ve kalkınma yaşandı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile olan yoğun kültürel ve ticari alışveriş zamanla [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a yöneldi. Mısır ile ticareti oldukça ilerleten Festos, Knossos ile birlikte Girit'in en büyük iki gücünden biri oldu. Zaman zaman aralarında çekişmeler de yaşanan bu iki şehir arasında Knossos her zaman daha ileriydi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bu dönemde büyük bir ilerleme olduğu açıksa da OM döneminin sonlarına doğru Girit'te büyük bir yıkım ve gerileme söz konusudur. Bir deprem ya da Anadolu'dan gelen istilacı bir kavim olduğu düşünülen bu yıkıcı etkinin sonucunda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'taki tüm sarayları yıkılmıştı. Ancak neopalatial dönemin başlangıcıyla nüfus yeniden arttı ve yıkılan yerler yeniden inşa edildi. Adanın başka yerlerinde de yeni ve daha geniş ölçekli yerleşim birimleri kuruldu. İ.Ö. 17. ve 16. yüzyıllar arasında yani OMIII - Neopalatial dönemlerde Girit Uygarlığı en parlak dönemlerini yaşadı. GMIB (Geç Minos 1-B) döneminde Minos [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kültürü bütünüyle çöktü. Yine büyük bir afetin neden olduğu sanılan bu yıkım sonucunda yalnızca Knossos yeniden inşa edildi. Diğer saraylar GMIIIA döneminde türemeye başladı. (Örneğin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da) Gücünü son hızıyla toparlayan Knossos çevredeki adalara da sözünü geçirmeye başladı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da 18. sülale de son derece iyi ilişkiler içinde bulundukları ve Keftiu olarak adlandırdıkları Girit'e armağanlar gönderdi. İ.Ö. 1420'lere gelindiğinde Girit şehirlerinde büyük yangın belirtilerine rastlanmaktadır. Girit Adası'nın dışından gelen kavimlerce tahrip edildiği ya da iç bir ayaklanmanın yaşandığı sanılmakla birlikte bunun nedeni bilinmemektedir. Bu karışıklık içinde adayı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ele geçirmiş ve Giritlilerin kullandığı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tipi yazı stilini, Antik Yunanca'nın temelleri olan kendi Miken dillerinin eksik ve gereksinimlerine uygun olarak, daha önce kullanıyor oldukları [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tipi yazıya uyarlamışlardır. Bu yazı tipine ait ilk kalıtlar GMII dönemine kadar tarihlenmektedir. Mikenlerin istila ve işgalleri ile birlikte yaklaşık yüzyıl süren kısmi bir toparlanmanın ardından bir çok Girit şehri ve sarayları İ.Ö. 13. yüzyılda LMIIIB bütünüyle yok oldu. Knossos İ.Ö. 1200'e kadar yönetim merkezi olarak kaldı. İ.Ö. 1100 yıllarında Dorların egemenliği altına girmesi ile bir kez daha yakıp yıkılan ada her alanda görkem, etki ve üstünlüğünü ve üstünlüğünü yitirdi. Son olarak korunaklı dağ bölgelerinde kurulmuş olan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kenti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'na dek Minos kültüründen izler taşıyan tek Minos kenti oldu. Bölge coğrafyası [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Minos dönemi Girit'in haritası. Girit büyük çoğunluğu [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaplı olan bir adadır ve pek çok doğal limana sahiptir. Girit'te tektonik hareketlenmeler sonucu meydana gelen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] nedeniyle yükselen yer bölümleri ve deniz altına gömülen kıyı kesimlerinin varlığına ilişkin pek çok kanıt bulunmaktadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'un yazdıklarında belirttiğine göre Girit'in doksan kenti vardı. Minos kültür ve uygarlığının yükselmeye başlamasından sonra ada büyük olasılıkla beş politik bölüme ayrılmıştı. Bu bölümlerin aralarında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'na gelindiğinde farklar da oluşmaya başladı. Adanın kuzeyinin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan, güneyin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan, orta kesimlerim [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'dan, doğu ucunun [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan ve batı ucunun da [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'dan yönetildiği düşünülmektedir. Toplum ve kültür [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bakır bir külçe. Giritliler, deniş aşırı ülkelerle alım-satım işlemleri yapan, işlerinde ileri tüccarlardı. Giritlilerin kültürleri İ.Ö. 1700'lerden başlayarak yüksek derecede bir ilerleme göstermektedir. Birçok tarihçi ve arkeolog adalıların bu dönemde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nın en önemli varlıklarından [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ticaretini yaptığına inanmaktadır. Büyük olasılıkla [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan getirilen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], kalay ile karıştırılır ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] elde edilirdi. Girit Uygarlığı'nın ve buna bağlı olarak bakırdan yapılma gereçlerin kullanımının düşüşe geçişi ile demirin kullanımının yaygınlaşması arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır. Girit ticareti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] alım-satımında da ileriydi. Ege kıyılarında bolca bulunabilen safran ile ilgili olarak [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'de bulunan safran-toplayıcıları freski dünyaca üne sahiptir. Bunun yanında arkeoloji araştırmaları Giritlilerin bu dönemde seramik, bakır ve çok daha lüks mallar olan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ticareti de yaptığını belirtmektedirler. Giritlilerin üretip pazarlamış oldukları mallara bakıldığında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile (Özellikle de Mikenler ile) [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile ve batıda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kıyılarında kadar olan kentler ile oluşturmuş oldukları geniş bir ticaret ağları vardı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Üç kadını betimleyen fresk. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'te Minos kültürünün egemen olduğu dönemlerde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] omuzlarını örten peştamallar ve bellerinden aşağıyı örten eteklik benzeri örtüler giyerlerdi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] boydan elbiseler ile örtünürdü, bu giysilerin yakaları [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] deliklerine kadar açık olur ve göğüs bölgeleri dışarıda kalırdı. Bunların kolları kısa etekleri ise fırfırlı biçimde dikilirdi. Bunun yanında yakasız, vücudu sıkıca saran üstlükler de kadınlar tarafından giyilebilirdi. Bu tip giysiler tarihte bilinenler içinde en erken örneklerdir. Ayrıca bazen desenlerin de kullanıldığı kumaşların üzerindeki şekiller genelde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] biçimli olurdu. Girit Uygarlığı'nda bayan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] görevlilerinin olması ve gün yüzüne çıkarılan fresklerde kadın ve erkeklerin birlikte aynı işleri yaparken betimlenmeleri tarihçi ve arkeologları, bu dönemde, sonraki Yunan yaşam biçimlerinden farklı olmak üzere, erkek ve kadınların toplumda eşit haklara sahip olduğu düşüncesine yöneltmektedir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] işlerinin evlenme yoluyla el değiştirdiği sanılmaktadır. Girit dini bir tanrıçaya yapılan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] üzerine kuruluydu. Kadınlar dinsel törenleri yöneten kişiler olarak belirtilirdi. Bu bilgiyi adanın pek çok noktasında bulunan, üzerine renkler ile ayırt edilmiş erkek ve kadın betimlemeleri olan freskler doğrulamaktadır. Minos fresk kültüründe kızıl-kahve tonları erkekleri, beyaz kadınları simgelemektedir. Dil ve yazı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Henüz çözülememiş heceli yazaçlar, Festos Diski. Giritlilerin bu dönemde kullandıkları konuşma ve yazı diline ilişkin bilinenler, bugüne dek bulunan yazılı eserlerin azlığı nedeniyle çok yetersiz durumdadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'un eserlerinde belirttiği Eteokriti dilinin Minos dilinin devamı olduğu sanılsa da bu kanıyı doğrulayabilecek yeterli kanıt yine bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'te bulunan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] biçimli yazılı eserlerin de Minos dili olup olmadığı kesin değildir. Linear A yazım sistemi gibi Minos dili de henüz çözülememiştir ve dilin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] değerlerine ilişkin herhangi bir bulgu yoktur. Bugüne dek Minos kültüründe üzerinde yazı taşıyan yaklaşık 3.000 tablet bulunmuştur. Minoslulara ait olup olmadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, onların olduğu kabul edilen bu eserlerden büyük bir çoğunluğu Linear B tipinde yazılmıştır. Bunların, ticareti yapılan malların ya da kaynakların envanteri olduğu sanılmaktadır. Bunların bir bölümü yazıtlar üzerinde olduğu gibi bir bölümü de dinî nesneler üzerine yazılmıştır. Yazım için kullanılan hiyeroglifler OMI döneminde ortaya çıkmış, İ.Ö. 18. yüzyılda (OMII) Linear A tipi yazımla eşzamanlı kullanılmış ve İ.Ö. 17. (OMIII) yüzyılda ortadan kalkmışlardır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] egemen olduğu dönemde Linear A, Linear B tipi yazım sistemiyle yer değiştirdi. Bu dönemde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaynağı olan en eski kayıtlar verilmeye başlandı. Linear B tipi yazı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından yavaş yavaş çözülmeye başlandıysa da Linear A ve hiyeroglifler günümüze dek çözülemeden geldi. Eteokriti dilinin Minos dilinin devamı olmadığını varsayarsak Minos dilinin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda, ekonomik, toplumsal ve politik yönden tam bir çöküşün yaşandığı dönemde yok olduğu söylenebilir. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | HasaN DAYI (06-21-2008), KIZIL.MIZRAP (06-14-2009) |
|
|
#6 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Girit Uygarlığı ya da Minos Uygarlığı, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda bugün [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a bağlı olan, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] içindeki [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda, İ.Ö. yaklaşık 3500'lerde doğmuş bir uygarlıktır. Minos Uygarlığı, İ.Ö. 2700 ile 1450 yılları arasında en parlak dönemlerini yaşadı ve yavaş yavaş eski gücünü yitimesinin ardından Girit üzerinde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] baskınlaşmaya başladı.
Girit Uygarlığı'nın tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir adı olan Minos terimi, ülkenin mitolojik kralı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan esinlenerek [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...][Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından türetilmiş ve daha sonra köklü bir biçimde yerleşmiştir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Ancak Giritlilerin bu dönemde kendilerini ne olarak adlandırdıkları bilinmemektedir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaynaklarında Keftiu, Sami dillerindeki Kaftar ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'deki Mari kentinde bulunan yazıtlarda Kaptara olarak geçen bir yer adının Girit Adası'na ait olduğunu sanılmaktadır. Girit Uygarlığı'nın dağılmasından sonra ortaya çıkan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] destanında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], Girit'in yerlilerini Eteokritiki ([Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]: Ετεοκρητική, Gerçek Giritliler) olarak adlandırmıştır. Bunların, Girit Uygarlığı'nın yıkılması ile Miken Uygarlığı'nın oluşması arasındaki süreçte, önceden adada yaşayan Giritlilerin torunları olduğu sanılmaktadır. Girit [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] adadaki arkeolojik kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmış en önemli en bilinen yapı türleridir. Bu saraylar, arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılan pek çok belgenin söylediklerine göre yönetim işlerinin hâlledildiği noktalardı. Bugüne dek adada bulunan ve toprak altından çıkartılan her bir sarayın kendine özel bir özelliği vardır ve hiç biri birbirine benzememektedir. Ancak kendilerini diğer yapılardan ayıran ortak özelliklere de sahiplerdir. Her bir saray, iç ve dış [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile ulaşılabilecek çokkatlı yapılardır. Sarayları oluşturan ögeler arasında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], çok büyük kolonlar, depo ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile geniş [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] da vardır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] En büyük kent olan Knossos'tan bir sarayın bir araya getirilen parçaları. Girit Uygarlığı'nı araştıran arkeologlar bu dönemle ilgili zamanları açıklarken [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarihleri kullanmak yerine iki kronolojik yöntem kullanırlar. Bunlardan birincisi İngiliz arkeolog [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından ortaya konan ve daha sonraki dönemlerde başka arkeologlarca geliştirilen, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] yapım biçimlerine göre olan tarihlendirmedir. Bu görüş Minos Uygarlığı'nı üç ana çağa böler; Erken Minos (EM), Orta Minos (OM), Geç Minos (GM). Bu dönemler de kendi aralarında alt dönemlere ayrılır. Örneğin kendi içinde I, II, III gibi alt zaman dilimine ayrılan erken Minos Çağı; EMI, EMII, EMIII biçimlerinde gösterilir. Bir diğer tarihlendirme yöntemi ise Yunan arkeolog Nikolas Platon tarafından önerilmiştir. Bu yöntem ise [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kentlerinde bulunan ve saray olarak adlandırılan yapıların mimari gelişimine göre yapılır. Bu görüşe göre [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], Minos Uygarlığı prepalatial, protopalatial, neopalatial ve postpalatial olmak üzere dört ana döneme ayırır. Her iki yöntem arasındaki ilişki aşağıdaki tabloda verilmiştir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Geç Minos IA dönemine denk düşen çağda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] olarak bilinen, yazılı tarihin bahsettiği en büyük yanardağ patlaması yaşandı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Patlamanın tam tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kabul edilen ortak görüşe göre son derece yıkıcı olan bu doğal felaket uygarlığın hızlı çöküş süreci içime girmesine neden oldu. Klasik Çağ'da Yunanların [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] olarak nitelendirdikleri yerin de burası olaması yüksek bir olasılıktır. Tarih Minos Kronolojisiİ.Ö. 3650-3000EMIPrepalatial (Saray öncesi dönem)İ.Ö. 2900-2300EMIIİ.Ö. 2300-2160EMIIIİ.Ö. 2160-1900OMIAİ.Ö. 1900-1800OMIBProtopalatial (Eski saray dönemi)İ.Ö. 1800-1700OMIIİ.Ö. 1700-1640OMIIIANeopalatial (Yeni saray dönemi)İ.Ö. 1640-1600OMIIIBİ.Ö. 1600-1480GMIAİ.Ö. 1480-1425GMIBİ.Ö. 1425-1390GMIIPostpalatial (Knossos'da , Son saray dönemi)İ.Ö. 1390-1370GMIIIA1İ.Ö. 1370-1340GMIIIA2İ.Ö. 1340-1190GMIIIBİ.Ö. 1190-1170GMIIICİ.Ö. 1100Minos sonrası [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda şimdiye dek [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] döneme ait hiç bir arkeolojik bulguya rastlanmamıştır. Adadaki ilk insan izlerinin görülmesi bundan 9000 yıl öncesine [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a tarihlendirilmektedir. En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir. Bu dönemden kalma seramik eserlerin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da gün yüzüne çıkarılan çağdaşlarına bakıldığında aralarında görülen büyük benzerlikle, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'e ilk yerleşenlerin Anadolu'dan göç eden bir topluluk olduğu ortaya çıkmaktadır. Girit Adası'nda Neolitik döneme ait olarak gün yüzüne çıkarılan bulgular arasında yerleşik yaşam süren toplumun ilkel konutları, çeşitli araç - gereçler ve ana tanrıça idolleri de vardır. Çevre kültürlere bakıldığında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kültürlerine ait şeylerin de Girit topraklarında bulunmuş olması Giritlilerin çevre kavimlerle ticarete bu dönemde başladığını ortaya koymaktadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nın başlangıcı Girit Adası'nda İ.Ö. 2600'lere rastlar. Bu dönemde adada ilk kez metal kullanılmıştır. Arthur Evans'a göre ilk metal adaya sığınan Mısırlılar tarafından getirilmişti. Ancak ilerleyen arkeoloji çalışmalarının yardımıyla ortaya çıkan yeni bulgular ışığında bu görüş bırakıldı ve adaya ilk metalin Anadolu'dan geçtiği anlaşıldı. Bu dönemde Girit Adası komşu adalar ile de ticarte ilişkilerini geliştirdi. Çevre uygarlıklar ile karşılaştırıldığında denizcilikte çok daha ileri olan Girit'in en önemli kenti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] da bu dönemde ön plana çıkmaya başladı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] OMI (Orta Minos 1) döneminde yani İ.Ö 2000'lerde Girit Uygarlığı'nda hızlı bir gelişme ve kalkınma yaşandı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile olan yoğun kültürel ve ticari alışveriş zamanla [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'a yöneldi. Mısır ile ticareti oldukça ilerleten Festos, Knossos ile birlikte Girit'in en büyük iki gücünden biri oldu. Zaman zaman aralarında çekişmeler de yaşanan bu iki şehir arasında Knossos her zaman daha ileriydi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bu dönemde büyük bir ilerleme olduğu açıksa da OM döneminin sonlarına doğru Girit'te büyük bir yıkım ve gerileme söz konusudur. Bir deprem ya da Anadolu'dan gelen istilacı bir kavim olduğu düşünülen bu yıkıcı etkinin sonucunda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'taki tüm sarayları yıkılmıştı. Ancak neopalatial dönemin başlangıcıyla nüfus yeniden arttı ve yıkılan yerler yeniden inşa edildi. Adanın başka yerlerinde de yeni ve daha geniş ölçekli yerleşim birimleri kuruldu. İ.Ö. 17. ve 16. yüzyıllar arasında yani OMIII - Neopalatial dönemlerde Girit Uygarlığı en parlak dönemlerini yaşadı. GMIB (Geç Minos 1-B) döneminde Minos [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kültürü bütünüyle çöktü. Yine büyük bir afetin neden olduğu sanılan bu yıkım sonucunda yalnızca Knossos yeniden inşa edildi. Diğer saraylar GMIIIA döneminde türemeye başladı. (Örneğin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da) Gücünü son hızıyla toparlayan Knossos çevredeki adalara da sözünü geçirmeye başladı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da 18. sülale de son derece iyi ilişkiler içinde bulundukları ve Keftiu olarak adlandırdıkları Girit'e armağanlar gönderdi. İ.Ö. 1420'lere gelindiğinde Girit şehirlerinde büyük yangın belirtilerine rastlanmaktadır. Girit Adası'nın dışından gelen kavimlerce tahrip edildiği ya da iç bir ayaklanmanın yaşandığı sanılmakla birlikte bunun nedeni bilinmemektedir. Bu karışıklık içinde adayı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ele geçirmiş ve Giritlilerin kullandığı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tipi yazı stilini, Antik Yunanca'nın temelleri olan kendi Miken dillerinin eksik ve gereksinimlerine uygun olarak, daha önce kullanıyor oldukları [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tipi yazıya uyarlamışlardır. Bu yazı tipine ait ilk kalıtlar GMII dönemine kadar tarihlenmektedir. Mikenlerin istila ve işgalleri ile birlikte yaklaşık yüzyıl süren kısmi bir toparlanmanın ardından bir çok Girit şehri ve sarayları İ.Ö. 13. yüzyılda LMIIIB bütünüyle yok oldu. Knossos İ.Ö. 1200'e kadar yönetim merkezi olarak kaldı. İ.Ö. 1100 yıllarında Dorların egemenliği altına girmesi ile bir kez daha yakıp yıkılan ada her alanda görkem, etki ve üstünlüğünü ve üstünlüğünü yitirdi. Son olarak korunaklı dağ bölgelerinde kurulmuş olan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kenti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'na dek Minos kültüründen izler taşıyan tek Minos kenti oldu. Bölge coğrafyası [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Minos dönemi Girit'in haritası. Girit büyük çoğunluğu [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaplı olan bir adadır ve pek çok doğal limana sahiptir. Girit'te tektonik hareketlenmeler sonucu meydana gelen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] nedeniyle yükselen yer bölümleri ve deniz altına gömülen kıyı kesimlerinin varlığına ilişkin pek çok kanıt bulunmaktadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'un yazdıklarında belirttiğine göre Girit'in doksan kenti vardı. Minos kültür ve uygarlığının yükselmeye başlamasından sonra ada büyük olasılıkla beş politik bölüme ayrılmıştı. Bu bölümlerin aralarında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'na gelindiğinde farklar da oluşmaya başladı. Adanın kuzeyinin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan, güneyin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan, orta kesimlerim [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'dan, doğu ucunun [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan ve batı ucunun da [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'dan yönetildiği düşünülmektedir. Toplum ve kültür [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bakır bir külçe. Giritliler, deniş aşırı ülkelerle alım-satım işlemleri yapan, işlerinde ileri tüccarlardı. Giritlilerin kültürleri İ.Ö. 1700'lerden başlayarak yüksek derecede bir ilerleme göstermektedir. Birçok tarihçi ve arkeolog adalıların bu dönemde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nın en önemli varlıklarından [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ticaretini yaptığına inanmaktadır. Büyük olasılıkla [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'tan getirilen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], kalay ile karıştırılır ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] elde edilirdi. Girit Uygarlığı'nın ve buna bağlı olarak bakırdan yapılma gereçlerin kullanımının düşüşe geçişi ile demirin kullanımının yaygınlaşması arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır. Girit ticareti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] alım-satımında da ileriydi. Ege kıyılarında bolca bulunabilen safran ile ilgili olarak [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'de bulunan safran-toplayıcıları freski dünyaca üne sahiptir. Bunun yanında arkeoloji araştırmaları Giritlilerin bu dönemde seramik, bakır ve çok daha lüks mallar olan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ticareti de yaptığını belirtmektedirler. Giritlilerin üretip pazarlamış oldukları mallara bakıldığında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile (Özellikle de Mikenler ile) [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile ve batıda [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kıyılarında kadar olan kentler ile oluşturmuş oldukları geniş bir ticaret ağları vardı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...][Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Üç kadını betimleyen fresk. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'te Minos kültürünün egemen olduğu dönemlerde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] omuzlarını örten peştamallar ve bellerinden aşağıyı örten eteklik benzeri örtüler giyerlerdi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] boydan elbiseler ile örtünürdü, bu giysilerin yakaları [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] deliklerine kadar açık olur ve göğüs bölgeleri dışarıda kalırdı. Bunların kolları kısa etekleri ise fırfırlı biçimde dikilirdi. Bunun yanında yakasız, vücudu sıkıca saran üstlükler de kadınlar tarafından giyilebilirdi. Bu tip giysiler tarihte bilinenler içinde en erken örneklerdir. Ayrıca bazen desenlerin de kullanıldığı kumaşların üzerindeki şekiller genelde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] biçimli olurdu. Girit Uygarlığı'nda bayan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] görevlilerinin olması ve gün yüzüne çıkarılan fresklerde kadın ve erkeklerin birlikte aynı işleri yaparken betimlenmeleri tarihçi ve arkeologları, bu dönemde, sonraki Yunan yaşam biçimlerinden farklı olmak üzere, erkek ve kadınların toplumda eşit haklara sahip olduğu düşüncesine yöneltmektedir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] işlerinin evlenme yoluyla el değiştirdiği sanılmaktadır. Girit dini bir tanrıçaya yapılan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] üzerine kuruluydu. Kadınlar dinsel törenleri yöneten kişiler olarak belirtilirdi. Bu bilgiyi adanın pek çok noktasında bulunan, üzerine renkler ile ayırt edilmiş erkek ve kadın betimlemeleri olan freskler doğrulamaktadır. Minos fresk kültüründe kızıl-kahve tonları erkekleri, beyaz kadınları simgelemektedir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | KIZIL.MIZRAP (06-14-2009) |
|
|
#7 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dil ve yazı
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Henüz çözülememiş heceli yazaçlar, Festos Diski. Giritlilerin bu dönemde kullandıkları konuşma ve yazı diline ilişkin bilinenler, bugüne dek bulunan yazılı eserlerin azlığı nedeniyle çok yetersiz durumdadır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'un eserlerinde belirttiği Eteokriti dilinin Minos dilinin devamı olduğu sanılsa da bu kanıyı doğrulayabilecek yeterli kanıt yine bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'te bulunan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] biçimli yazılı eserlerin de Minos dili olup olmadığı kesin değildir. Linear A yazım sistemi gibi Minos dili de henüz çözülememiştir ve dilin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] değerlerine ilişkin herhangi bir bulgu yoktur. Bugüne dek Minos kültüründe üzerinde yazı taşıyan yaklaşık 3.000 tablet bulunmuştur. Minoslulara ait olup olmadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, onların olduğu kabul edilen bu eserlerden büyük bir çoğunluğu Linear B tipinde yazılmıştır. Bunların, ticareti yapılan malların ya da kaynakların envanteri olduğu sanılmaktadır. Bunların bir bölümü yazıtlar üzerinde olduğu gibi bir bölümü de dinî nesneler üzerine yazılmıştır. Yazım için kullanılan hiyeroglifler OMI döneminde ortaya çıkmış, İ.Ö. 18. yüzyılda (OMII) Linear A tipi yazımla eşzamanlı kullanılmış ve İ.Ö. 17. (OMIII) yüzyılda ortadan kalkmışlardır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] egemen olduğu dönemde Linear A, Linear B tipi yazım sistemiyle yer değiştirdi. Bu dönemde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kaynağı olan en eski kayıtlar verilmeye başlandı. Linear B tipi yazı [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...][Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarafından yavaş yavaş çözülmeye başlandıysa da Linear A ve hiyeroglifler günümüze dek çözülemeden geldi. Eteokriti dilinin Minos dilinin devamı olmadığını varsayarsak Minos dilinin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'nda, ekonomik, toplumsal ve politik yönden tam bir çöküşün yaşandığı dönemde yok olduğu söylenebilir. Sanat [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Minos Uygarlığı'nın en öne çıkan kenti [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da bir kazıda bulunan fresk: Bir boğanın üzerinden atlayarak dinî görevlerini yapan kişiler. Koyu tenli kişi erkek, beyazlar kadın. Minos sanatına ilişkin çok büyük bir koleksiyon, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'in kuzey kıyılarında [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] yakınlarındaki [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kentindeki müzede bulunabilir. Minos sanatı, tüm ögeleriyle özellikle de sermaik yapımlarındaki gelişim evreleriyle konu üzerinde araştırma yapan arkeologların Minos tarih ve kültürünü dönemlere ayırmasına yardımcı olur. (bknz EM, OM, GM) Doğal şartlardan dolayı bugüne ulaşma olanağı olmayan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] gibi ögelerin elde bulunmayışı nedeniyle dönemin sanatını ve sanat anlayışını öğrenebilmenin en önemli yolu Minos çömlekçiliği ve öne çıkan saray mimarisidir. Girit saraylarının duvarlarına işlenmiş, genelde doğa manzaralarını betimleyen freskler, taş oymaları ve karışık biçimleri olan damgalar da bu dönemin sanatı ile ilgili başvurlabilecek birincil kaynaklardır. Erken dönem Minos seramiklerinin genel özellikleri çizgisel kalıplara, spiral şekillerine, üçgenlere, eğik çizgilere, çarpı imlerine, balıkkılçığı betimlerine vb. sahip olmasıdır. Orta Minos dönemine gelindiğinde bunların yanında, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] motifleri gibi doğada var olan varlıklar da yer almaya başladı. Giderek daha çok yaygınlaşmaya başlayan bu betimler, geç Minos çağına gelindiğinde hâlâ en yaygın desenler durumundaydı ancak bu dönemde desenlemede betimlenen nesnelerin sayısı çoğalmıştı. Saray yapım yöntemlerinde Knossos ve çevresindeki yerlerde geometrik yalınlık ve doğal şekillerin baskınlığı egemendi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] genelde tek renkli oluyordu. Geç Minos döneminin sanat eserleri ile [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] sanatı arasında da büyük bir benzerlik görülmektedir. Din ve inanışlar [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]" ya da dinî bir tören yöneten rahibe (OM III). Giritliler [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tapınırlardı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bazı erkek tanrıların da olduğu yönünde bir kaç kanıt olmasına rağmen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] betimlenen tanrıçaların sayısı erkek bir tanrı olarak nitelendirilebilecek herşeyden daha çoktur. Bazı tarihçi ve arkeologlar bulunan bu dişi figürlerin ibadet eden kişiler ya da bir ayin yönetmekte olan rahiblere olduğunu düşünse de bir ana bereket tanrıçasının, doğa ananın, şehir, ev, hasat ve toplum gözünde önemli görülen pek çok şeyin koruyucusu olan tanrıçalarnın ve yeraltını yönetenlerin varlıklarına ilişkin pek çok kanıt sunulmaktadır. Bazı araştırmacılar ise tüm bunların yalnızca tek bir tanrıçanın varlığına ait olduğunu düşünmektedir. Girit Uygarlığı dinsel nesnelerinde bu varlıkların her biri [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ya da baş yerinde belli belirsiz hayvan figürleri ile yapılmıştır. Bazıları tüm bu tanrıçaların her güz ölen, ancah her baharda yeniden doğan ve bir boğa ile güneş kullanılarak betimlenen bir erkek tanrıya bağlı olduğunu öne sürer. Arkeolog [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], Girit dini ile ilgili olguların [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve hatta Hellenistik dönemdeki toplumların bile yaşamlarındaki olgularla beznerliklerin bulunabileceğini söylemiştir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Giritliler dinlerin içeriğini, dinlerinin gerekleri ve taptıkları varlıkların adlarını yazıya geçirmemişlerdir. Yüzyıllar boyunca sözlü olarak aktarılan bilgiler sonucunda çok daha yetersiz bilgi kalmıştır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] de Girit dönemine ait bir kaç ad bulunmaktadır. Ancak bu adlardan birini bu dönemden kalma bir ikon ile bağdaştırmaya çalışmak olanaksızdır. En sık karşılaşıan dinsel ikon olan yılanlı tanrıça heykeli de dâhil olmak üzere hiç bir tanrı ya da tanrıça adı günümüze ulaşmamıştır. Adak olarak sunulduğu sanılan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ya da topraktan yapılma nesnelerin, labris adı verilen çift başlı baltaların, minyatür [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], hayvan ve insan heykelciklerinin yoğun miktarda bulunduğu yerlerin tapınma yerleri ve sunaklar olduğu saptanmıştır. Pek çok küçük tapınak bezneri yerin de bulunduğu bu alanlara Giritlilerin verdiği ad bilinmemektedir. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] külliyelerinin dışlarında, hem erkeklerin hem de kadınların birlikte boğa üzerinden atlama ibadetlerini gerçekleştirdikleri [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] hariç herhangi bir yerde bir sunak ya da tapınak bulunanmamıştır. Bunun yanında bilinmesi gereken bir başka şey de din ile ilgili pek çok heykel olmasına karşın heykel olarak betimlenen varlıkların ya da tanrıların bugüne dek [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] işlenmiş fresklerine rastlanmamıştır. Minos dininin en önemli simgesel varlıkları [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], labris denen iki başlı balta, kolonlar, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], güneş-diski ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]. Mimarlık Girit şehirleri taşlar ile kaplı yollarla birbirlerine bağlanmışlardı. Bu yollarda kullanılan taşlar tunçtan yapılma testereler ile kesilerek elde edilirdi. Caddelerde su giderleri ve basit kanalizasyon sistemleri vardı. Bunlar yüksek sınıftaki kişiler tarafından kullanılırdı ve borular genelde topraktan yapılırdı. Minos mimarisinde evlerin ve diğer yapıların çatıları kaplanmış biçimde ve genelde dümdüz olurdu. Binaların iki ile üç kata kadar yükseldiği görülürdü. Alçak duvarlar genelde taş ve moloz ile inşa edilir, evlerin dışlarını vb. oluşturan yüksek ve önemli duvarlar ise pişmiş tuğla ile yapılırdı. Tavanda bulunan ve kiriş görevi gören uzunca tahtalar, üstlerindeki çatıyı desteklerlerdi. Saraylar [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Knossos'daki bir sarayın kalıntıları. Giritliler ilk saraylarını [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'da Erken Minos döneminin sonlarına doğru, İ.Ö. 3000 önce inşa ettiler. Önceki araştırmalar [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'te saray yapımlarının yeryüzünde de ortaya çıkan ilk saraylarla eş zamanlı olarak türemeye başladığını öne sürüyordu ve İ.Ö. 2000'li yıllara OM dönemine tarihlendiriliyordu. ([Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]'daki ilk sarayın yapım tarihi) Ancak araştırmacılar bugün sarayların çok daha öncelerde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] pek çok farklı yerinde inşa edildiğini savunmaktadır. Sarayların en çok görüldüğü yerler ayrıca yerel gelişmenin de en çok olduğu yerlerdi. Bunlar; Knossos, Malya ve Festos'du. Yapılan sarayların pek çok görevleri vardı. Herşeyden önce kentlerin yönetim merkezleri durumundaydılar. Bunun yanı sıra tapınaklar da yalnızca saray binaları içinde yer alırdı. İşyerleri ve depolama alanları (örneğin tahıllar için) da saraylar içinde olurdu. Yapılan ilk saraylar yalnızca bir katlı olurlardı ve gösterişli bir ön cepheleri olmazdı. Ortalarında bir [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] bulunan U-biçimli bir yapıda olurlardı ve kendilerinden sonra yapılanlardan daha küçüklerdi. Daha sonraki çağlarda yapılan saraylarda çok-katlılık ön plana çıkmaya başladı. Sarrayların [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] duvarlarında kesme [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ile ince işlenmiş desenler bukunurdu. Bunun en bilinen örneği Knossos'daki saraylardır. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Knossos'daki bir saraydan fresk. Büyük sütunlar Giritlilerin [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] tarihine yaptıkları en dikkat çeken katkılardan biri de,üst bölümleri altlarından daha geniş olacak biçimde tasarlanmış büyük kolon ve sütunlardır. Bakıldığında olduğundan daha yüksekmiş izlenimi yaratan bu kolonlar ters olarak adlandırılırlar. Bu sütunlar taşın yanı sıra ağaçtan da yapılırdı. Genelde [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] renge boyanırlardı. Düz, yalın bir zemin üzerine dikilirler ve çatıları desteklerlerdi. Tarım Girit'te kişiler [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] yetiştirirlerdi. Tarımda en yaygın yetiştirilen ürünler ise [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]. Meyve olarak en bol bulunan tür [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] olup, [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] yetiştiriciliği olduğuna ilişkin kanıtlarda bulunmaktadır. Bunu, haşhaş tohumu ya da afyon için yetiştirdikleri sanılmaktadır. Ayrıca arılar da bu dönemde evcilleştirilerek arıcılık yapılmaya başlanmıştır. Yakın doğu ülkelerinden ayva ve narı alıp kendi topraklarında yetiştirmeye başlamışlardır. Ancak günümüzde Girit ve çevresinde kolayca yetiştirilebilen [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...], [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Girit'te o dönemde varlığı bilinmiyordu. Aynı dönemde birden fazla ürün yetiştirme yöntemini kavrayabildiklerinden, zengin bir mutfağa sahip olmuşlar ve nüfus buna bağlı olarak hızlı bir biçimde artmıştır. Çiftçiler tahtadan yapılmış olan [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] kullanıyorlardı. Bu sabanların saplarını bağlamada deri ipler kullanılıyordu. Sabanlar [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ve [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] çektiriliyordu. Girit Uygarlığı'nın çöküşü üzerine kuramlar [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Knossos'da bulunan saklama kapları. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] (ya da başka adlarıyla Thera, Tera) [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] takımadalarının en büyük üyesidir. Girit'ten yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bir [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]. Bunun 6 şiddetinde bir patlamayla harekete geçmiş olduğu sanılmaktadır. Bununla birlikte bölgede yer çökmeleri meydana geldiği, bunun sonucunda büyük dalgalar oluştuğu ve bu dalgaların Girit'in kıyı kentlerinde büyük yıkımlara neden olduğu düşünülmektedir.
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | KIZIL.MIZRAP (06-14-2009) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Baslatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Işık İnsanları*Alev-î *Alawi*A-Leviler*Luviler | Kul Seyyid | Alevilik Tarihi | 83 | 03-05-2011 20:36 |
| Ma kadın ana ana tanrıça ve Işık insanları( aleviler) | Ali karul | Alevilik Tarihi | 16 | 12-24-2009 15:59 |
| Yüksel Işık çankaya dan aday. | İşcanbaba | Siyaset | 0 | 01-06-2009 14:12 |
| izahatı zor bazıları imkansız şaşırtıcı bulgular | HasaN DAYI | Serbest Kürsü | 12 | 10-10-2008 13:51 |
| sivas bölgesi arkeolojik kazılar (üç toynaklı at) | Devrim06 | Tarih | 0 | 08-06-2008 11:29 |
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||