Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevi Kültürü

Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 02-23-2009, 21:37   #1
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart islam dışı alevilik....

Arkadaşlar…
İthamım sahiplerinedir,lütfen herkes üzerine alınmasın…
Daha öncede söylediğim gibi,Alevilik özellikle kerbeladan bu yana şekillenmiş ve ogünden bu yanada olmadık sözlere ve baskılara maruz kalmıştır.Daha önce sine bakarsak; Ebu cehil peygamberimiz için;’’Vallahi o peygamberdir ama benim kabilemden olmadığı için kaldıramıyorum’’ demiştir.Ebu cehilin yanında ebu leheb ve ebu süfyan…Muaviye ve yezidin temelini atıp oluşturduğu emevi saltanatı yukarda isimlerini saydığım üç İslam düşmanının devamıdır.Ve yezid saltanatınıda(emeviliği) Abbasiler aynı istikrarla sürdürmüşlerdir.Bunların aleviler üzerindeki oyun ve kıyımlarını hepimiz biliriz,bunu tekrar izah etmeye gerek yok sanırım
Gelelim ikinci ve en önemli noktaya.YAHUDİLER….
Kendi peygamberlerine inandık dedikleri halde ona karşı her türlü oyunlarda bulunan bir toplum.Bunun o noktası sanırım bizi fazla ilgilendirmiyor.Gelelim bizi ilgilendiren konuya,yani Yahudilerin tüm dünya milletlerine,özelliklede İslam dünyasına bakış açılarına…;

Fazla geriye gitmeden İslam tarihinden başlayalım;
H.z. Muhammed peygamberleğini ilan ettikten sonra,yukarda ismini saydıklarımdan sonraki en büyük düşmalıpı Yahudiler yapmıştır.Öyleki onlarda; biz israiloğulları olarak,bütün milletlerden üstünüz,herkesde bizim kölemizdir inanışı vardır ve bu düşünceyle yola çıkarak H.z. muhammedin peygamberliğini o zamanda bu zamanda kabul etmemişlerdir ve hiçbir zamanda etmeyeceklerdir.
Hitler-yahudi kıyımı;
Hitler her zaman yaptığı gibi,sabah kahvaltıda sonra gazeteleri tek tek en ince detayına kadar okurdu.Bi sabah gazeteleri eline alır okumaya başlar.Bu esnada dikkatini çeken bişey olur.Elinde iki gazete,yazıları tamamen birbirinden farklı.Tabiri caizse; birinin beyaz dediğine diyeri siyah demiş.Birinin aslan dediğine diğeri kedi demiş…Bu gazetelerin sahiplerinin derhal araştırılmasını ister.Araştırmanın sonucu ne olsa iyidir?;= İkisininde sahibi aynı kişi ve Yahudi…..Adamların tek amacı milleti birbirine düşürmek.Çünkü onlara göre yeryüzündeki tek büyük toplum kendileridir.Hatta diğerlerinin yaşaması bile yanlıştır…

Binlerce örnek verilebilir bu konuda.Bakın Atatürk bile ozamanın bakanı Şükrü Saraçoğlu ile birlikte türkiyedeki özellikle Yahudiler için özel yasa çıkararak onların yurdumuzu terk edilmeleri sağlanmıştır.Atatürkün bu konuda Şükrü Saraçoğluna söylediği söz;’’Bunlar ilerde ülkemiz için büyük bir tehlikedirler’’demiştir.Ve nitekimde öyle olmuştur.(Ankara üniversitesi-tarih bölümü arşivinde belgeler bulunmaktadır.)

Bugün orta asya(türkiyede dahil olmak üzere) ve avrupanın hemen hemen bütün ülkelerinde hüküm sürmekte ve bütün yasaları kendi lehine çevirmişlerdir.Ülkemizde yasa gereği Yahudilerin toprak alması yasaktır.Bu durumda Yahudiler T.C. kimliği alarak(yasal şekilde) ülkemizde bir çok yerde büyük bir araziye sahip olmuşlardır ve olmayada devam etmekteler.Diyarbakır,urfa,Bingöl,Mardin ve Antalya gibi illerde aldıkları toprakların haddi hesabı yoktur.Ve halen almayada devam etmektedirler.

Gelelim asıl konuya…………….;

Yukardada dediğim gibi aleviler ve alevi inancı,oluştuğundan bu yana akla sığmayacak baskı ve zulümlere maruz kalmışlardır.Başta emeviler ve Abbasiler olmak üzere,Osmanlı hanedanları ve bütün inançlara karşı kin besleyen Yahudi toplumu…Hepsinde de ortak amaç Aleviliği eritip bitirmektir.Hertürlü baskılar,kıyımlar yapılmış,hertürlü iftira atılmıştır. Ona rağmen Alevilik,ilk kurulduğu gibi ölümlere rağmen hiç kimselere mihnet etmeden bugüne kadar eksiksiz gelmiştir.
Ancak bugün Alevilik inancı çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır.Yüzyıllarca Aleviler üzerindeki yok etme politikaları tutmamış olmalıki,bu politika bugün,şekil,renk ve toplum değiştirerek tekrar karşımıza dikilmiştir.Bu toplum Yahudi destekli toplumdur.Bu yahudilerki; hiçbir inancı kabul etmeyen kendini herkesden üstün gören toplumdur.Ve bu politikanın ülkemizdeki enbüyük savunucularıda bellidir.Ve sitemizde de muvcuttur.
Aleviliği İslam dışı olarak gören ve savunan şahsın bir söylentisini alayım;

»Yani Hz. Ali’nin mazlum, mağdur kimliğiyle bağlantısı yok mu?

Var. Kerbela Olayı, Alevilikte sırdan uzak, sırra vakıf olmayan asıl büyük kitleyi mağdur olmuş insanların sempatisini kazanmak için çok iyi kurgulanmış, kullanılmıştır. Aleviler mağdurun yanında olmayı seviyorlar. Ali, Alevilik içinde çok etkili bir isimdir. Ancak Ali derken 7. yy’da yaşamış İslami şahsiyeti kastedilmez.

»Kimi kastediyorlar?

Kasedilen bir kişi değil bir kavramdır. Şimdi Genç Abdal’dan (Güvenç Abdal) iki dörtlük okuyayım.

Yoğ iken yerle gökler ezelden
Kudret kandilinde pünhan Alidir
Kün deyince bezm-i elestten evvel
Alemi var eden sultan Alidir.

Müminler sırrını ilden sakınır
Kendin bilmezlere sözün dokunur
Genci Abdal dört kitapta okunur
Evveli ahiri destan Alidir.

Şimdi dünya kurulmadan varolan ve alemi var eden bir varlığı hangi özneyle anarsak analım ister Ali ister Muhammet diyelim bu,7. yy’da yaşamış etiyle canıyla kanıyla varolmuş İslam’ın 4. halifesi olan Ali olması mümkün değildir.

Aşağı yukarı Alevi sırrına vakıf tüm Alevi Aşık-ı sadıklarının nefeslerinde bu durum böyledir. Bir dörtlük daha okuyayım:

Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi
Ol dem şimşek yalabıdı Yedi Sema gürledi
Hem Sakidir, hem Baki’dir, Nur -Rahman’ım Ali!
Sefil Ali

Şimdi saki, Saki, Baki ve Nur-u Rahman, esirgeyen, bağışlayan ışığım Ali diyor aşık. Bu vasıfların, niteliklerin bir insanda toplanması ve bunun da 7. yy’da yaşayan Hz. Ali olması mümkün değildir. Aleviler bunu binlerce yıldır söylüyorlar, dinliyorlar. Bunu söyleyen birisinin kendisini Müslüman hissetmesi zaten mümkün değildir.
(Link=
(karşılıklı link değişimi olmayan sitelerin linklerinin verilmesi yasaktır*genç aleviler yönetimi*)

Arkadaşlar;son dörtlüğe kadar her şey güzel,ama son verilen dörtlüğe dikkatlice bakın lütfen.( Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi) Orda bahsedilen ALİ, eğer islamdaki dördüncü halife H.z. Ali değilse,orda adı geçen ‘’ÖMER’’ kimdir????? Bu hangi yüzyılda yaşamış acaba???
…………………………………………………………………………………………………
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to axuçanlar For This Useful Post:
Deniz (02-24-2009), Derman (02-23-2009)

Alt 02-23-2009, 21:38   #2
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Gelelim bu hikayeyi uyduranların bir diğer olayına;
Kendi hayal dünyalarında kurduklar inanç tablosu;




Bu tablo çok vahim dir.Arkadaşlar,mümkünse en üstten başlayıp(en üstteki işarete dikkat ederek),Aleviliğin yerine bakalım;
Deniyoki;Alevilik islamla alakası olmayan,islamdan çok önce var olan,İNSANLIĞIN VAROLUŞUYLA VAROLMUŞ BİR İNANÇTIR.
O zaman bu Alevilik niye en altta?Deniyoki;diğer inaçlar Alevilikten etkilenmişlerdir.Ama şekilde Alevilik iki dinin karmasından oluşmuş???Bunun gibi soru üstüne soru çıkar.

ŞİMDİ GELELİM İŞİN EN ÖNEMLİ NOKTASINA;

Yani mu’nun üzerindeki ETRAFINDA IŞIK OLAN GÖZ’E…
İşte bu noktada her şey çözülüyo;
Arkadaşlar,şu şekillere önce bi bakalım;


Bu şekilleri çoğaltabiliriz.Bunlar Yahudi mason işaretleri.Tepelerindeki ışık saçan gözler…HORUSUN BÜTÜN DÜNYAYI GECE GÜNDÜZ GÖREN GÖZÜ…..
Bununla ilgili alıntılar sunayım size;
Horus’un gözü eski Mısır tasvirlerinde ilâh Horus’un “Ay gözü” de denilen sol gözüne verilen addır... Horus’un gözünün eski Mısır tradisyonunda başlıca iki anlamda kullanıldığı belirtilir:

* Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan
-bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder.
-Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür.
-Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi.(Bu nedenle Horus'un gözü güneşle temsil edilen Ra'nın gözü olarak da ifade edilir.)
-Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden
bu gözü çıkarmaya çalışmıştır.
Eski Mısır mitolojisine göre, Horus sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.
Bu birinci alıntı şimdi ikinci alıntıyı dikkatlice okuyalım;

Amerika'nın İsrail ve Mason sevgisinin (ve bağının) belgesi nedir diye soracak olsalardı, onlara 1 doları gösterirdim.
1 Amerikan Doları'nın ön yüzünde George Washington yer alır, bir de terazi-duvarcı gönyesi-anahtardan oluşan Hazine Bakanlığı mührü. Arka yüzünde ortada "In God We Trust" (tanrıya güveniriz) yazar.
Bütün kâğıt ve madeni paralarda da bu cümlecik vardır. Arka yüzdeki iki daire içinde gördüğümüz semboller ABD'nin resmi mührüdür. Bu mühür 1935'de Franklin D. Roosevelt'in çıkardığı kanunla 1 Dolar'a işlenmiştir.
Bu mührün ön tarafındaki kartal ABD'nin sembollerinden biri olup Başkanın bulunduğu yerlere asılır, arka plandaki piramit ise sadece 1 dolarda bulunur. Yani 1 doların arka yüzü, ABD'nin resmi mührünün (1882 de çizilmiş) açılmış olarak görüldüğü tek yerdir.
Kartal'ın göğsünde Amerikan bayrağının şeritleriyle bazenmiş kalkan, sol pençesinde 13 zeytinli bir zeytin dalı, sağ pençesinde 13 ok vardır, ağzındaki kurdelâda Latince "E pluribus unum" (birçok şeyden ibaret olan tek şey) yazar.
Kartalın başı üzerinde 13 yıldızdan oluşan bir küme vardır. Bunlar İngiltere'den bağımsızlığını kazandığında ABD'yi oluşturan ilk 13 eyaleti sembolize eder. Bu kümenin yıldızları öyle yerleştirilmişlerdir ki; yıldızları çizgiyle birleştirince Davut Yıldızı (Mogen David) çıkar. Yani İsrail Bayrağındaki meşhur altıgen yıldız.
Piramit ise 13 kat tuğladan yapılmıştır, tepesi kopmuş gibidir ve ışık saçan bir göz parlar. Bu göz "Rabb'ın gözü" dür. Piramidin en alt katında ABD'nin kuruluş tarihi Romen Rakamlarıyla işlenmiştir. Çemberin içinde iki latince cümle yazılıdır: Üstte, "Anuit Coeptis" (tanrı bizden yanadır), altta ise, "Novus Ordo Seclorum" (zamanın yeni düzeni).
(Belki de "Yeni Dünya Düzeni" tanımlanıyor!)
Bilindiği gibi Masonluğun tarihini çok eskilere Hz. Süleyman'a hatta Adem'e kadar götürenler olduğu gibi, günümüz Masonluğunun 1717'de İngiltere'de Büyük Loca olarak kurulduğu ve 1723'te bu locada Anderson Yasaları olarak bilinen ve Mason Anayasası olarak kabul edilen kurallarla bir disiplin haline geldiği kabul edilmektedir.
Masonluğu daha bilimsel bir çerçeveye oturtmak isteyenler ise Avrupa'da Korporasyon,
Doğu'da ise Loncalara dayanan bir inanış olduğunu ileri sürerler.
Her ne olursa olsun Masonların kabul ettiği belli sembol ve şekiller vardır. Bunların başında 1948'den beri İsrail bayrağında yer alan Davut Yıldızı gelmektedir. Tıpkı 1 ABD dolarında olduğu gibi. Piramit, ışık saçan göz, pergel, duvarcı aletleri, mala, cetvel, gönye ve tokmaklar diğer Masonik işaretlerdir.
Piramit "ebediyet, kuvvet ve bilgi" anlamına gelir, tepesindeki ışık (nur) saçan göz ise "her şeyi görmeye muktedir olan" kainatın ulu mimarının gözüdür. Bunları dünyanın en büyük iki Mason mabedinden biri olan Pensilvanya eyaletindeki Philadelphia Masonic Temple (Mason tapınağı)'da görmek mümkün.
Mabed duvarlarında 1 dolarda bulunan pergel ve gönyeler, ölçek, mala ve cetvel kabartmaları, bol bol piramit ve ışık saçan göz sembolleri bulunur. Philadelphia Masonluğun Amerika'daki bilinen merkezidir. Bu binanın yapımına 1868 yılında başlanmış, temel atma töreninde George Washington'un 75 yıl önce Washington'daki Kongre Binasının temelini atarken kullanmış olduğu çekiç kullanılmıştır.
Bu arada günümüze kadar görev yapan 43 Başkanın 21'inin Mason olduğunu belirtmek gereklidir, bu başkanlar ise; G. Washington,J. Monroe, A. Jakson, W. Harrison, J. Tyler, J. Polk, Z. Taylor, F. Pierce, J. Buchanan, A. Lincoln, A. Johnson, J. Garfield, W. McKinley, T. Roosvelt, W. Taft, W. Harding, F. Roosvelt, H. Truman, L. Johnson, G. Ford, J. Carter'dır.


Bunun yanı sıra şu mason sembollerinede bakalım;






Evet arkadaşlar.Masonlar,sembolleri ve bize sunulan inanç ekolleri üzerindeki( MU’ nun üzerindeki) HORUSUN GÖZÜ….Ve bütün inançlar bu gözün denetimi altında ve buradan geldiği söylenmekte.Tam bir Yahudi dayatması.Hani diyolarya;’’Yeryüzündeki en büyük ırk bizi, diğer bütün toplum ve inançlar bizim kölemizdir’’.Bize sundukları ekollerde de bu söylenmektedir.Buna dikkat edelim arkadaşlar.

Aleviyim diyeler nasıl bir tehlike ilekarşı karşıya olduklarını düşünsünler.Aleviyim deyipte yukardaki görüşü benimseyenler içinde bir ek bilgi sağladım sanırım.


Devam edecek…..
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to axuçanlar For This Useful Post:
Deniz (02-23-2009), Derman (02-23-2009)
Alt 02-23-2009, 21:43   #3
Deniz
Can
Kullanıcı Profili
 
Deniz - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Yaşamın Kıyısında
Yas: 24
Üye No: 390
Mesajlar: 4.528
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4115
Thanked 3420 Times in 1882 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 37
REP Puanı : 900
REP Seviyesi : Deniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to beholdDeniz is a splendid one to behold
İletişim
Standart

başlık dikkatimi çekti ve yazıyı okumak için içim gitsede zamanım yok. yarın ilk iş burdayım.


sen şimdi cok uzaktasın
aşılmaz dağların arkasında
sen şimdi cok yakındasın
bir soluk kadar yanı başımda
Saklımda sevdan saklımda sevdan
saklımda en solumda

bir uzak kenti yüreğim
yağmalanmışım terk edilmişim
yağmursuz nisan gibiyim
mavi bir bulut bekler gözlerim
Saklımda sevdan saklımda sevdan
saklımda en solumda
Deniz isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Deniz For This Useful Post:
axuçanlar (02-27-2009)
Alt 02-23-2009, 21:51   #4
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

işcanbabadan alıntı;

Hermes in ASA sı, Musa ya gecmiştir,

HERMES...

Roma mitolojisindeki karşılığı için bakınız; Merkür
Hermes, (Yunanca ʽἙρμῆς ) Zeus ve Maia'nın oğludur. Zeus'un habercisidir. Tanrıların en kurnazı sayılır. Tanrıların en hızlısıdır. Bir de büyülü değnek taşır. Üstün nitelikleri olan Hermes, efsaneye göre daha bir günlükken ayağa kalkar, beşiğinden çıkar, kaplumbağa kabuğundan yaptığı bir liri çalıp ondan çıkan seslerle eğlenir. Bir gün kırlarda dolaşırken tanrı Apollon'un koruması altındaki inekleri çalar. Apollon olayı öğrenince çok kızar; cezalandırılması için Hermes'i kolundan tutup Zeus'a götürür. Ne var ki, Hermes'in lirinden çıkan sesler Zeus'u da ve Apollon'u da büyüler. Zeus, cezalandırcağı yerde Hermes'e kanatlı bir başlıkla bir çift ayakkabı vererek onu tanrıların habercisi yapar. Haberci Hermes ölülerin ruhlarını yeraltına götürür; çobanlarla, yolunu şaşıran yolculara kılavuzluk eder. Yaşlı Kral Priamos'u, Hektor'un ölüsünü almak için Aşil'in barınağına götüren de odur. Hermes'in İo efsanesinde de önemli bir görev üstlendiği görülür. Zeus'un karısı Hera, İo adlı bir rahibeyi kıskandığı için onu ineğe dönüştürür, başına da bekçi olarak 100 gözlü canavar Argos'u diker. Argos uyurken en fazla iki gözünü yumduğundan ona yanaşmak çok tehlikelidir. İo'nun kurtarılması için Zeus, Hermes'i görevlendirir. Hermes canavarın yanına oturarak eline lirini alıp tatlı tatlı çalmaya başlar. Bu hoş müzikle Argos'un gözlerinin tümü ağır ağır kapanır, giderek derin bir uykuya dalar. Hermes de uyuyan canavarın kafasını keser.

Çevik haberci Hermes tüm atletlerin koruyucusu olduğu gibi akıllı ve kurnaz olduğu için hırsızların, kumarbazların ve tüccarların da koruyucusudur. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir.

Mitolojistlerce eril öğenin temsilcisi olarak kabul edilir. Çocukları, Pan, Eros, Hermaphroditus, Priapos, Tyche, Abderus ve Autolycus'dur.

(link=http://tr.wikipedia.org/wiki/Hermes)

Gelin musa ile bağlantısını kurun bana.Biri tek tanrıya inanan musa,diğeri çok tanrılı inançtan bir tanrı hermes....Biri bana alakayı kurarsa sevinirim



devam edecek....

Konu axuçanlar tarafindan (02-23-2009 Saat 21:56 ) değistirilmistir..
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:03   #5
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Bahsettikleri semboller(alevilerde var,islamiyette yok dedikleri) ve masonluk...

MASONLUKTA SEMBOLLERİN SIRLARI

Masonluk, tarih boyunca dünyanın hemen her köşesinde etkili olmuş, temelleri gizlilik üzerine oturtulmuş bir teşkilattır. Resmi olarak 18. yüzyılın başlarında kurulmuşsa da, fiilen yüzlerce senedir varlığını sürdürmektedir.
Masonik yayınlar masonluğun amacını "iyi ahlaklı ve erdemli insanlar arasında kardeşliğin kurulması, insanlığın hürriyet içinde fikri ve sosyal gelişmesi, olgunlaşması, gerçeği araştırılmasıdır" şeklinde açıklar. Oysa herşey bundan ibaret değildir. Dünya çapındaki bu örgütlenme, bünyesine devlet adamları, politikacılar, düşünürler, sanatçılar, yazarlar ve toplumun önde gelen kişilerini almış; bu sayede, çoğu zaman, ülkelerin sosyal ve siyasal yapılarını kendi ideolojisi doğrultusunda yönlendirebilmiştir. Sayısız ihtilalin, ideolojinin, ekonomik ve sosyal doktrinlerin ve bunların uygulamalarının arkasında Masonluğun izlerini görmek mümkündür.
Bu Gizlilik Neden?
Bir hayır kurumu olduğunu iddia eden masonların aşırı önem verdikleri ketumiyet ya da gizlilik, her zaman masonlar hakkında şüphe duyulmasına neden olmuştur. Ancak masonlar genellikle bu iddiayı kabul etmezler. Bu konuda Türkiye'deki üstad masonlardan Şekür Ökten bir röportajda şunları söylemektedir:
"Derneğimiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre faaliyette bulunur. Gizli değildir. Bizim hiçbir toplantımız ve merasimimiz gizli değildir." (Nokta Dergisi, 13 Ekim 1985)
Oysa masonlar kendi üyeleri içim yazmış oldukları kitaplarda bu görüşlerin tam tersini savunurlar. Mason yükümlülüklerini anlatan ve masonluğun anayasası olarak kabul edilen Anderson Yasası, Davranış Maddesi, dördüncü fıkrası şöyle demektedir:
"Mason olmayan, yabancılar bulunduğunda, sözleriniz ve tutumlarınız öyle ketum ve ihtiyatlı olunuz ki, en ince zekalı yabancı bile duyulması uygun olmayan şeylerin farkına varması."
Mason Localarının üyeleri, yapmış oldukları ketumiyet yemininde gizliliğin masonluk içinde ne derece önemli olduğunu vurgulamaktadırlar:
"Şimdi veya daha sonra öğretilecek Kadim Masonluk Misterleri ile bunlara ait gizli sanatları, yönleri ve noktaları, bu dereceye ve usulüne göre kabul edilmiş olanların dışında hiç kimseye, kim olursa olsun hiçbir surette açıklamayacağım. Yine söz veririm ki, bu sırları, hareketli ve hareketsiz hiçbir şey üzerinde yazmayacak, basmayacak, kazımayacak, işaretlemeyecek, resmetmeyecek, kesmeyecek veya elimden geldiği ve gücümün yettiğince başkalarına yaptırmayacağım. (Çırak, 1. Derece Ritüeli, Tanju Koray, sf. 32-33)
Kendisini uluslararası bir yardım kurumu olarak tanıtan bir kuruluşun niçin böyle bir gizliliğe gerek duyduğu, masonluk hakkında cevaplanamayan soruların başında gelir.
Masonlukta bu gizliliğin bir sonucu olarak iletişim sadece semboller aracılığıyla olur. Bu sembollerin manasını bilmeyen yabancılar verilen mesajı hiçbir zaman anlayamayacaklardır. Mason localarında ve masonlukla bağlantılı olan bir çok marka, ambLem ve simgede masonluğun dünyadaki gücünü göstermeyi amaçlayan semboller görmek mümkündür...

Sembollerin Anlamı

Sembolizm, Masonlar için çok büyük önem taşır. Semboller kanalıyla açıkça ifade edilmesi mümkün olmayan pek çok mesaj, gizli bir şekilde anlatılır. Bu bir bakıma, yasadışı örgüt mensuplarının kendi aralarında haberleşmek için geliştirdikleri şifre sistemine benzer. Mason olmayanların farkına dahi varmadığı bir simge, Masonlar için değişik anlamlar taşır. Bu yazıda kendi yorumlarımızın dışında masonların kendi bünyelerinde yayınladıkları süreli yayınlardan alıntılar yapmaya özen gösterdik. Çünkü masonların gizledikleri esrarengiz dünyanın sırlarını kendi yayınlarındaki satır aralarından yakalamak mümkün...
Sembolizmin kendileri için taşıdığı büyük anlamı Masonlar şöyle dile getirirler:
"Masonlukta semboller, masonik ilkeleri daha iyi anlatmak, ritüellerin içerdiği aşılamaları ve öğütleri belleklere iyice yerleştirmek, bunların uzun ömürlü olmalarını sağlamak için kullanılırlar. Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında masonik işaretler, sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir." (Sözlük, Büyük Mason Mahfili Yayınları, s. 158.)
Semboller, Masonluğun gerçek yüzünü gizlemesine olanak sağlar. Bu sayede, yukarıdaki alıntıda da belirtildiği gibi, yeni Masonlar, Masonik eğitim ve telkinler doğrultusunda yetiştirilirler. Masonların ilk aşamalarda bu sistemin gözü kapalı üyeleri olmaları ve ilerideki yıllarda da faal temsilcileri olmalarında, sembolizmin payı büyüktür.
Türkiye Büyük Mason Locası'nın yayın organı olan Mimar Sinan Dergisi'nde de Masonluk, sembollerle tasvir edilen bir sistem olarak tanımlanır:
"Masonluğun bir tarifi onun "Allegori perdesi arkasına gizlenmiş sembollerle tasvir edilen bir ahlak sistemi" olduğudur. Loca içinde dilsiz, sessiz, hatta tozlanmamış duran amblemlerin manalarını incelemek ve bu suretle hakikatleri meydana çıkarmak hepimizin vazifesidir. Yani Masonluğun sistemiyle, allegorileriyle, sembolleriyle ne öğretmek istediği hakkında bilgimiz olmalıdır." (Mimar Sinan Dergisi, sayı: 13, yıl: 4.)
Sembollerin önemi, bir başka kaynakta Masonlar tarafından şöyle dile getirilir:
"Günümüzde milyonlarca insanı aynı çatı altında, ayni ülkü uğruna toplayan Masonluk sembolsüz olamaz. Eğer Masonlukta semboller ortadan kalkarsa, üç asırdır ayakta duran bu yüce kuruluşun çökmesi işten bile değildir." (Semboller, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası, 2001,
(karşılıklı link değişimi olmayan sitelerin linklerinin verilmesi yasaktır*genç aleviler yönetimi*))
Bu yazıda detaylı olarak incelemeye çalıştığımız bu sembollere, ilk bakışta Masonlukla alakasız görünen pek çok yerde rastlamak mümkündür: Bazı ülkelerin bayraklarında, çeşitli şirket ve kuruluşların amblemlerinde, kimi derneklerin armalarında, bazı resim, kitap ve yayınların logolarında. Buralarda yer alan belirli semboller, oradaki Mason hakimiyetini diğer Masonlara haber verirler. Nasıl bir ressam, tablosuna bu resmi kendisinin yaptığını belirten imzasını atarsa; Masonlar da bunu özel işaret ve semboller aracılığıyla yaparlar.
Masonik sembollerin hangi kaynaktan geldiğine baktığımızda, çarpıcı bir gerçekle karşılaşırız. Sembollerin hemen hepsi Yahudi felsefesinin temeli olan Kabbala'dan, Yahudi kaynakları ve efsanelerinden ve Değiştirilmiş Tevrat'tan alınmıştır. Şimdi, masonik felsefeyi oluşturan sembollerin en önemlilerini, bunların içerdiği manaları ve sırları inceleyelim.
Üçgen ve Göz
"Üçgen" Masonluğun önemli sembollerinden birisidir. Mimar Sinan Dergisi'nde üçgen üzerine şunlar yazılıdır:
"Sembol'e örnek olarak "üçgen", allegori'ye örnek olarak da "Hiram Efsanesi" gösterilebilir.
Üçgen, operatif masonlar tarafından teslisin sembolü olarak kabul edilmiş ve böylece spekülatif masonluğa intikal etmiştir." (Mimar Sinan Dergisi, sayı: 17, s. 47.)
Şunu da belirtmek gerekir ki üçgen sembolü çoğu zaman içinde yer alan bir göz sembolüyle birlikte kullanılır. Mason localarında ve eserlerinde yeralan ışık saçan üçgen içindeki göz simgesi dikkat çekicidir.Bu sembol Masonlara, kendilerine verilen sırları titizlikle saklamaları gerektiğini ve "göz"ün üzerlerinde olduğunu hatırlatır.
Işık saçan üçgen içindeki göz sembolüne, görünüşte masonlukla alakası olmayan yerlerde de rastlamak olasıdır. Masonlar bunu, diğer başka sembollerle birlikte, güçlerini ve hakimiyetlerini vurgulamak amacıyla kullanırlar. Örnek olarak, 1 Amerikan Doları üzerindeki üçgen içindeki ışık saçan göz figürü verilebilir.
Gönye ve Pergel
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası'nın internet sitesinde gönye ve pergel sembolü hakkında şunlar yazar:
"Genellikle Mason olmayanların da Masonluğun simgesi olarak bildikleri gönye ve pergel çok eski kaynaklara kadar gider. Bu birbiri üzerine yerleştirilen avadanlıklar sadece duvarcıların işaretleri değil, aynı zamanda en eski misterlerde bile bulunan ve çok yaygın sembollerdi. Örneğin Dürer'in Melankoli adlı tablosunda da bu sembolleri görmekteyiz. Bugüne kadar açıklaması yapılmayan bu tablodaki gönye ve pergel sembolünün çok eski zamanlardan gelen bir geleneğin devamı oldugu kuşkusuz." (Semboller, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası, 2001,
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] )
Bu sembolü Masonlara ait olan neredeyse her şeyde ve her yerde görmek mümkündür. Gönye ve pergelin kaynağı yukarıdaki alıntıda, "çok eski zamanlardan gelen bir geleneğin devamı" şeklinde geçiştirilmiştir.
İşte bu geleneğin kökeni binlerce sene öncesine dayanan Hiram Efsanesi'nden başkası değildir. Masonlar Hiram Usta'nın kullandığı bazı inşaat aletlerini ve malzemelerini sembol olarak benimsemişlerdir; gönye ve pergel de bunların en başta gelenleridir.


Devam edecek....
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:16   #6
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Başka bir siteden bir canın erdoğan çınarla ilgili yazıları(Alıntıdır)

"....Ölümden Sonrası: İslam’ın bir diğer temel inanışı olan, öldükten sonra cennet ve cehennem inancı, Aleviliğin özünde yoktur. Alevilikte “Devriye’’ ye inanılır. Devriye inanışında kısaca, öldükten sonra çeşitli biçimler de yeryüzünde tekrar vücut bulunacağına ve yeryüzüne bu geliş gidişlerin İnsan-ı Kamil (olgun insan ) oluncaya kadar süreceğine ve olgunlaşan insanın bu aşamada geldiği kaynağa geri dönerek yaradan ile bütünleşeceğine inanılır.”Devriye’’ İslam’ın asla kabul etmediği bir inanış kalıbıdır....ERDOĞAN ÇINAR.."

Degerli Can...

Öncelikle İdialara cevap vermeden önce Alevi-Bektaşi İnancında "ÖLÜM " kavramı üzerinde durmak istedim.. daha sonra diğer sorularını cevaplamaya çalışacağım...

Alevi-bektaşi İnancında "ÖLÜM" kavramı iki şekilde anlamlandırılır... Bunlardan Birincisi, "BİYOLOJİK ÖLÜM" dür...“KALIBI DİNLENDİRMEK” ve “HAKK'A YÜRÜMEK"” olarak dile getirilen bu durum ölümün bir son olmadığını yeni bir durumun başlangıcı olduğu inanışından kaynaklanır...Burada sözü edilen kalıp bedendir... Tanrısal özden gelen "CAN=RUH" ölümsüzdür... Burada yok olan/olacak ,..işlevini yerine getiren. beden (kalıp)'tır...vakti-sırası gelince terk edilir. Kalıbını terk eden, Tanrıdan gelmiştir, ebedi dönüş Tanrıya olacaktır... Bu nedenle de, Hakk’a ulaşmak anlamında, ölen kimse için... kalıbını dinlendiren/ (Hakk’a yürrüyen) denilmektedir.
Yani ölüm/ölme, Tanrıya ulaşmak/öze yeniden kavuşmak olarak kabul edilmektedir... Bu anlamda ölüm,, bir diriliştir.. Hakikate/ öze dönüştür..

"Ölürse Tenler Ölür, Canlar Ölesi Değildir.."

Bizim birbirimize "CAN" diye hitap etmemizin sırrı esrarı budur...

Esasında, Bu biyolojik ölümden önce bir ölüm daha vardır... Alevi/bektaşi "...Ölmeden evveli ölendir.." İkinci ölüm olarak adlandırdığımız bu ölüm, “Nasip (İkrar Cemi) törenindeki ölüm”dür. Bu ölüm, Alevi-Bektaşilerce “ölmeden önce ölmek” ve “ölmek” terimleri ile ifade edilmektedir. İkrar törenindeki ölmek, iradi bir ölümdür...

Hakk-Muhammed-Ali yani alevi-bektaşi yoluna Teslim-i Rıza ile girecek Can'a önce Rehber eşliğinde Pir tarikat abdesti aldırır...(Bu abdest Maide Suresi 6. ayet) Böylece can bütün Cem-i Azalarıyla işlemiş olduğu günahlara tövbe eder.. Bir daha işlemeyeceğine Tarikat sözü verir...
.İkrar cem-i Hakk-Muhammed-Ali yoluna girecek can'nın ölüm anıdır... " ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" tir.. İkrar cemi'nin Erenler dilindeki adıdır...
Can yola girerken,

"..Bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmeyi” kabul eder... Burada can'a Piri telkinde bulunur.. Yol'un çok zorlu olduğunu "demirden "leblebi" olduğunu söyler.. Hatta yapamayacaksa.. Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmemesi bile tavsiye edilir...

"GELME GELME, DÖNME DÖNME,, GELENİN MALI DÖNENİN CANI..."

Kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle), mana aleminde, ruh bakımından yeniden hayat bulur..Alevi-Bektaşi inancında Batıni yorumda iradi olarak ölen, yani ikrarını alan can, Dünyaya yeniden gelmiş gibidir... işte Alevi-Bektaşi inancında "İKRAR CEMİ" nin sırr-ı hakikati budur...

Böylece Hakk-Muhammed-Ali yoluna giren Can..

Ahirette ise hesabını veremeyeceği ve " Ah keşke dünyaya tekrar dönsekte bu günahları tekrar işlemesek!! ( Mü'minun Suresi 22/99-100)" [color="red"]dememek için bütün hayatını oruçlu, her anını Allah'ın huzurunda hisserek Salat-ı Daim olmaya çalışır. Ölmeden evvel ölür...

Cenazeme imam oldu nazarım
Öldüren de benim ölen de benim
Mezarımı elim ilen ben kazdım
Ağlayan da benim gülen de benim

Topraktandır cümle beden
Nefsi öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
(Aşık veysel)

Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını, önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler, kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek”tir...

Dört kapı selâmın verip aldılar,
Pirim huzuruna çekip yettiler;
El ele, el Hakk’a olsun dediler,
Henüz mâsum olup cihana geldim.

Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah


Alevi inancında ahiret

Cennet cehennemim burada olduğunu söylemek... Ahireti red etmek.. Yezidin... Muaviyenin yaptıklarının yanına kar kalacağını savunmaktır.. yada Her Türlü zalimliğin... Haksızlığın cezasız olacağını ileri sürmektir... Eğer öteki dünya yoksa neden ibadet edelim.. neden Allah'a inanalım... Bunun da ötesinde Peygamberimiz... Hz. Ali ve 12 İmam Efendilerimiz dahası Hacı Bektaş-ı Veli... Pir Sultan Abdal hangisi cennet cehennemin olmadığını söylemiş.. Aksine Cennet cehennem ile ilgili Bir çok değiş vardır..

Yine bu dünyanın geçiçi olduğunu bir imtihan yeri olduğunu Herkesin burda yaptıklarının karşığını orada çekiceğini söylemiyorlar mı?

"...Pir Sultan Abdal asılmaya giderken..."

"...Kalsım benim davam Ulu Divana kalsın..." demedimi.. Neresi bu ulu divan acaba? ve hangi dava cezasız olur... Ve dava sonucunda yapanın yanına kar kalır...

"Cehennem dedikleri yerde Harda Ateşde yoktur.. Herkes Ateşini Burdan götürür..."

Cennet kapusu açıldı
Miskk ü anberler saçıldı
Bağ u bahçede açıldı
Gül Muhammed Ali'nindir..

Aynı şekilde sadece bu dünyanın gerçek olduğuna 60-70 yıllık bir yaşam sürecinden sonra toprak olup yok olacağımıza inanmaktır... Bu ise Küfrün ta kendisidir..

Alevi-Bektaşi İnancında "DEVRİYE" inancı ve buna ilişkin değiş ve nefesler vardır...

Birçok kimse Bu değişleri okunduğu gibi algılamakta ve yorumlamaktadır... Bu değişlerin ilk anlamlarına bakıldığında sanki dünyaya bir kaç kere gelinip gidildiği.. öbür dünyanın olmadığı cennet ve cehennemin burda olduğu düşünülmekte...

Oysaki zahir (görünen ) her zaman aldatır... Erenlerimizin değişlerinde geçen tekrar tekrar dünyaya gelme... olayı ilk insanın yaratılmadan önceki durumunu evrenin yaratılmasını.. . ve akabini anlatır... Bu değişler ilk olarak "Berzah alemi=Ruhlar" aleminden bahseder... ve ademin nasıl var olduğunu dile getirir...

Bilirizki bu dünya birkaç kez yok olmuştur ve yeniden (Nuh Tufanı gibi...) inşaa edilmiştir.. Alevi-bektaşi inancında bu yok oluş 7 kezdir... (yedi Kez dolup Boşalmıştır...) İşte Esasında bu değişler bunları dile getirir.. yoksa cennetin cehennemin olmadığı... cezanın çekilmediği.. tekrar takrar dünyaya gelmenin ve cezanında burada çekildiği inancı Alevi-bektaşi inancında yoktur...

Zaten bu şekilde bir inanışa sahip olmak.. bizden aşağı eviyede yaşayan insanların yada hayvanların... geçmiş hayatlarında suç işleyen ve şimdide dünyaya cezalarını çekmek üzere gelmiş insanlar olarakak görmek gerekirki ... sanırım ne kadar saçma bir düşünce olduğunu görmüşsünüzüdür.... O zaman hiçbirimizin fakir.. zavallı insanlara acımamız..hayvanlara kötü davranmamız gerekirdi değil mi?

Bu tür düşüncelerin bir kısmı.. Aleviliği Ataeizme yaklaştırmak için oluşturulmuştur.. Bir kısmı da yeterli bilgi ve batıni bilgiye sahip olmayan yolda kalmış sözde dede-baba'ların uydurmalarıdır... Hiç şüphesiz herbiri ayrı sır içeren Erenlerimizn değişlerini herkes yorumlayamaz sırrına ermez...

Bu genel açıklamalardan sonra bir sonraki mesajımda Yazınızdaki bazı tasavvufi kavramları açıklayalım

Alevi-Bektaşi İnancında Ahiret kavramının.. cennet cehennemin var olup olmadığını daha önceki mesajlarımda ortaya koydum...

Alevi Bektaşi'nin Ahret İnancı .... Kur'an-i Kerim'in ve Ehl-i Beyt'in ve onların yüce soyu rehberliğinde Ölmeden önce ölmeyi... Hesabını burada verip.. insan-ı Kamil olmayı (Olgun insan). İnsan-ı kamil olup Hakk'la bir olmayı Hakikat makamına gelmeyi ve sırlara ermeyi amaçlar... Yoksa cennet ve cehennemin reddini.. Ulu divanı yok saymayı ve Mahşeri inkarı değil...

Özetlersek Alevi Bektaşi Cennet ve cehennemin olduğu hesap günün varlığına iman etmiştir.. ve Ulu Divanda peygamberle birlikte Hz. Ali'nin Ehl-i Beyt'in bulunacağına inanır.. bununla ilgili Kur'an ayetlerini sundum (Men Are'f Sırr-ı" isteyenler geçmiş mesajları inceleyebilir tekrar etmek istemiyorum...

Fakat Buna karşın... ilm-i ledun Can'ın da dile getirdiği Alevi-bektaşi ulularımızın değişlerinin yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkan bir durumda söz konusudur.. Hiç kuşkusuz bu durum Değişlerimin ve nefeslerimizn batın anlamını bilmeyen...

Doğrudan olduğu gibi anlayan kişilerin yanılmalarından kaynaklanmaktadır... ve belirtmek gerekirki.. Tasavvuf tabirlerinin Mürşitlerin dışında yorumlanması o kimseleri kafirliğe ve şirke götürür...

Degerli canın

Mesajında geçen tasavvuf tabirlerinin açıklamalarını ise verelim...

Haydan gelip HÛ ya varmak:

Tasavuf dilinde...kişinin amacı Hakk'ı bulmak.. yaşarken... Hakk'ın sırlarına ermektir... Ve her birey.. 4 Kapı Kırk makam 'dan geçerek Hakkı bulmalı.. Hesabını Ulu divandan önce burda vermeli "Ölmeden Önce Ölmelidir"...ve Hakk-Muhammed-Ali Divanına yüzü kara çıkmamalıdır...

Bunun için Ayin-i Cem'e başlarken Rızalık alınır... Dara durulur... Ez-cümle Alevi-Bektaşi Hesabını burda verendir.. Çünkü Ulu Tanrı "Kul Hakkıyla" Huzuruma gelmeyin dedi...

Lâmekan: Lamekan bilinen mekanın dışında bilinmiyen alem için kullanır... Tasavvuf dilinde ise "Berzah Alemini" yani ruhlar dünyasını anlatır... Ve ilk yaratılan Ruh Muhammed-Ali'nin Ruhudur... Bu Alemde ilk secde eden de Hakk'a, Muhammed -Ali'dir... " Alevi-bektaşi değişlerinde Kandilde parlayan Nûr ifadesi" bunu dile getirir... Bu Nur Hakk'ın bizatihi kendinden olup Adem'in yaratışıyla Onda tecelli etti...

fenafillah: Tasavvufi anlamda Hakikat Kapısının ulaşılabilecek en son noktasıdır...Tanrı ile bir olma.. O'nun varlığında eriyip yok olma.. Halac-ı Mansur E'nel Hakk makamı da denir... Bu makam Hakk'ın gizli sırlarına erme.. Gözlerden perdenin kalkması Ölmeden önce ölmek tabirinin gerçek olmasıdır... Bu kimseler Kıyamette cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak olanlardır.. ol kimseler Peygamberle birlikte Ulu Divanda A'raf Üzerinde bulunan erenlerdir...

"...Cennet ile cehennem arasında bir perde
Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde

Cennet halkı, özleyip durdukları halde
Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara

Şöyle derler. Selam Size!..."(A'raf Suresi Ayet 46)

Peki.. Ehlince yorumlanmadığı takdirde insanları yanlışa görüren hatta cenneti ve cehennemi bu dünyaya getiren...hatta insanların başına gelen felaketlerin ve güzelliklerin daha önceki yaptıklarına bağlayan inanışı isterseniz biraz inceleyelim...

Bu inanışa göre... İmam Hüseyin (haşa) çok büyük günah işlemiştir ve Tanrı tarafından bu dünya da başı keilerek cezalandırılmıştır.. ve hayatı boyunca zevk ve sefa içinde yaşayan Yezit (lanet olsun) Çok iyi bir kimsedir.. bunun için Tanrı Yezidi İmam Hüseyine galip getirdi... ve yaşamı boyunca güzel bir yaşantıyı ona bahşetti..

ve yine bu sapık anlayış gereği.. Bütün peygamberler.. Günahkar olduğundan acı ve ıstırap dolu bir yaşam sürdüler.. (Örneğin Eyup Peygamber'in Vucuna düşen Kurtlar kötülüğündendir.. yada kuyuya düşen Yusuf.. veya Çarmıha gerilen İsa.. veya Ateşe atılan İbrahim... daha sayalım mı hangi Peygambwer zevk ve sefa içinde yaşadı oysaki o kimseler Allah'a en yakın ve kimseler değil mi* (İnsan-ı kamiller)

Bunların hepsi şimdi Bu dünyadaki cezalarını mı çektiler... Böyle sapık bir inanış olabilir mi* Bu inanışın düzcedeki depremin... Halka Allahın bir gazabı olarak insanların yaptıklarına ve yaşantılarına ceza olarak gönderildiğini söyleyen Tarikat şeyhinin söyleminden ne farkı var?

O zaman işin aslı nedir.. Bu değişleri ve nefesleri nasıl yorumlamalıyız?

Degerli canlar...

Bu değişlere ve nefeslere tasavvuf dilinde "DEVRİYE" denir...

DEVRİYE:

Arapça dönmek demektir... Bu değişler İnsan oğlunun (Bütün insanlığın genel olarak) yaratılışını Berzah Aleminde var oluşundan Bu dünyaya gelişini... ve bu dünya hayatını anlatır...ve son Olarak Nur'un Tanrı'ya geri dönerek O'na kavuşmasını ifade eder... Fakat bu kavuşma Tüm Günahlarından arındıktan sonradır... Yani Hesap günü ve varsa kul hakkı ve şirk gibi günahlarından temizlendikten sonradır.. Çünkü Tanrı her türlü kötülükten ve hata'dan... yanlıştan münehzehtir... O Saf ve temiz olandır...O nur üstüne nur olandır..

Devriye Değişleri bir sır daha içerir.... Hızır peygamber gibi Erenlerdir bunlar (Tüm insanlar değil seçilmiş özel kullar).. Bu kimseler değişik bedenlerde ve kılıklarda dünyaya gelip giderler...İnsanlığın doğru yola iyiye ve güzel olana yönlendirilmesi için çaba gösterirler (genellikle insanlığın Buhran zamanlarında, Hakk'ın isminin anılmadığı fitne ve fesatın çoğaldığı zamanlarda yolunu kaybetmiş bir ışık arayan Hakkı arzulayan kullara Allah'ın bir rahmeti olarak)... Bu kimseler Nur'anidir.. zahiri görünüşleri aldatıcıdır...

Ve bazı kimselerde vardırki (Bunlar yaşayanlar arasındadır).. 4 kapı Kırk makam'a ermiş... sırra ulaşmış kimselerdir... Nesimiler .. Halac-ı Mansurlar .. Hacı Bektaşı Veliler bu taifedendendir.. ve cümle evliya ve erenler..

Bu kimselerin Nur'ları yaşarken Hakk Tarafından tamamlanmıştır..

Tüm Cihan emirlerine tabidir.. eşyanın sırrına ermişlerdir.. Marifetullah makamına erdikleri için Mucizeler gösterebilirler... Fakat bu anlatılanlar... (tüm beşeriyet için geçerli olmayıp.. Hakk'ın görevlendirdiği kimseler için geçerlidir...) Bu kimseler Bizler için Hakk'ın bir lutfudur.. Yol göstericidirler.. Peygamberlik makamının bitmesi..Velayet makamının başlamasıyla... görev bu kimselere düşmüştür... Bu kimseler zahiri yaşamlarında hepsi seyidtir.. soyları.. secereleri Hz. Ali'ye ve Peygambere dayanır...

Sanmayın Erenler Dünden Bu Güne
Biz Nice Bin Kerre Bu Hana Geldik
Hakk Teala Nura Tecelli Kıldı
Ol Nurdan Payımız Aldıkta Geldik

Kandili Kudreti var etti Nurdan
On İki Ervahı Yarattı Sırdan
Lamekan Şehrini kurdu Nurdan
Askı Muhabbeti Cevlana Geldik


Ademe Kavuştuk Cennete Girdik
Havva İle Orda Çok Demler Sürdük
Binasını Yerin Göğün Biz Kurduk
Arzu Kıldık Onu Seyrana Geldik

Hak Buyurdu Buğday, Yemeyin Hey Can
Galebe Eyledi nefs İle Şeytan
Yedikte Buğdayı Eyledik İsyan
Sürüldük Cennetten Cihana Geldik.

Tövbe Kıldık Makbul Oldu Sözümüz
Muhammet Cisminde Açtık Gözümüz
Adem’den Hatem’e Sürdük Yüzümüz
Ol Demde Sureti İnsana Geldik

Muhammet Cisminde Karar Eyledik
Hakk Buyurdu Hak Kelamın Söyledik
İndik Aşkın Deryasını Boyladık
İkrar Verdik Şah-ı Merdana Geldik

Başımıza Vurduk Tacı
Çıktık Seyreyledik Arşı
Miraçta Biz Gördükol Hakkı
Hatemi Aslana Geldik

Fatıma Muhammet Ali
Ezelden Kurdular Yolu
Hasan Hüseyindir Veli
Eşiğine Kurbana Geldik

Zeynelden Bakıra İndik
Sadık’a Göz Gönül Kattık
Kazım’dan Rıza’ya Yettik
Taki Naki Şaha Geldik

Ondört Masum-u Pak Bizim Sırrımız
Oniki Mamurdan Gelir Nurumuz
Kırkların Ceminde Vardır Yerimiz
Uğradık Mektebi İrfana Geldik

Erenlerden Bizde Destur Almışız
Noksaniyem Lamekandan Gelmişiz
Münkirin Gözüne Perde Olmuşuz
Hakikat Sırrını Beyana Geldik
(Noksani baba)


Bir üyenin sorusu;
Ölümden Sonrası: İslam’ın bir diğer temel inanışı olan, öldükten sonra cennet ve cehennem inancı, Aleviliğin özünde yoktur. Alevilikte “Devriye’’ ye inanılır. Devriye inanışında kısaca, öldükten sonra çeşitli biçimler de yeryüzünde tekrar vücut bulunacağına ve yeryüzüne bu geliş gidişlerin İnsan-ı Kamil (olgun insan ) oluncaya kadar süreceğine ve olgunlaşan insanın bu aşamada geldiği kaynağa geri dönerek yaradan ile bütünleşeceğine inanılır.”Devriye’’ İslam’ın asla kabul etmediği bir inanış kalıbıdır.



Birçok söylemde alevi-bektaşi inancının islamiyetle alakalı olmadığı,, Ahret cennet-cehennem inancı olmadığı söylenir bakalım Ulularımız Pirlerimiz ne Diyor?

Bu dünyayı bırak,
Ahrete eyle hazırlık,
Erenlerden olma ırak,
gel ikrar ver erenlere.

Fani dünyayı nedelim,
Baki evine gidelim,
Armağan gelmiş dostumdan,
Burda yükün tutsun deyü
(Yunus Emre)

Ahrette insanın üç korkusu varmış,
Biri mizan,biri sırat,biri nar.
Dünya ehli ise Haktan üç nesne umarmış,
Biri varlık,biri sağlık,biri şans
(Fedai baba)

Cennet kapusu açıldı,
Misk ü anber saçıldı,
bağ u bahçede açıldı
Gül Muhammed Ali'nindir.
(Pir Sultan Abdal)

Kurtulamazsın Azrail'in elinden,
Bir gün olur çıkarırlar evinden
Allah'ın ismini koyma dilinden,
Dünya kadar pulun olsa ne fayda.

Sende dersin söz içinde sözüm var,
Çalarsın çırparsın oğlun kızın var
Senin şunda üç beş arşın bezin var,
Dünya kadar malın olsa ne fayda.

yalan söyler, gıybetten geçemezsin,
helali haramı seçemezsin
Kesilir nasibin su da içemezsin
Akan sular senin olsa ne fayda.

Pir Sultan Abdal'ım çökse otursa,
Küll-i günahlarım alsa götürse,
Dünya benim diye çekse getirse,
Dünya sana baki kalmaz ne fayda
(Pir Sultan Abdal)

Bir gün olur irast gelirsin ecele
Komşu iyi demezse halin nice ola,
Oku bir kez defterini hecele,
İnkar etme, defterini yazan var..
(Kul Hüseyin)



Pir Sultan’ım dünya fanidir fani
İnsana verdiler emanet canı
Dünyadan ahrete uludur yolu
Bundan gayrı yol yok dönesin geri.


Kurtulamazsın Azrailin elinden,
Bir gün olur çıkarırlar evinden
Allah'ın ismini koyma dilinden
Dünya kadar malın olsa ne fayda

İki melek gelir, sual sorarlar
Döker hurucunu,gevher ararlar,
Bir kılın üstüne köprü kurarlar,
Geçemezsin Hakk'a kul olmayınca
(Pir Sultan Abdal)

Degerli can...

Sanırım Yukarıda hepimizin belkide sadece söylediği ve bildiği amma Sıır-ı hakikatina eremediği değişlerin ne anlama geldiğini görmüşsünüzüdr... Ahiretin... Sual meleklerinin (Münkir-nekir) olduğunu söylemek gerek...

Unutmamak gerekki öte dünyada ateşte harda yoktur.. herkes ateşini burdan götürür... Affeden Koruyan bağışlayan.. sevgi Tanrısıdır.. bizim Allah'ımız o'ndan zere kötülük ve fenalık gelmez.. Can bilmemlidir ki her ne yapar kişi kendine yapar...

Yüceler Yücesi Affedici olan Yüce Allah Buyurduki...

"...Benim karşıma üç günahla gelmeyin... Bunları Affedemem...

1- Kul Hakkı : Hesap günü geldiğinde, Allah'ın affedemeyeceği, Kulların birbirinden talep edeceği hakktır... bu Bu yüzden ayin-i cem'e başlamadan "RIZALIK ALINIR" Canlar birbirinden Razı olmadan Ayin-i cem başlamaz.. .. Bir müşküli.. olan can dile gelir.. Hakk'ını talep eder...

2- Ana-baba Hakkı: Yüce Allah evvel-ahir olan kelamında... Hesap günü,Ana-baba hakkıyla gelinmemesini ister.. zira bu Allah'ın affediciliği dışındadır... Ana-baba'nız çok yanlış şeyler yapsada.. karşı gelmemek... ne olursa olsun Hep yanlarında olmak... "öff bile dememek" gerekir.. O'nların hakkı Kur'anda en büyük haklardandır.. ve hesap günü, ve Eğer Ana-baba'ya karşı suç işlenmişse.. Buda affedilmeyecektir..

3- Allah'a Şirk Koşmak: Yüce Allah o gün geldiğinde... "...Hadi güvendiğiniz bildiğiniz Alllah'larınızı getirin diyecektir..." Allah'tan başka Allah edinmek.. veya İlah kabul etmemek, Bağışlanamayacak günahlardandır.. Bu nedenle... Alevi-bektaşi

LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDDEN RESULULLAH ALİYÜN VELİYULLAH

diyendir...

Bunlar dışındaki bütün günahları Yüce bağışlayacağını, Kimin kalbinde zerre iman varsa eninde sonunda cennete gireceğini Beyan eder... o kadar bu rahmet büyüktürki.. şeytan bile bağışlanacağı ümidini taşır..


Kabir Alemi ise..

"can" fani bedeni terk ettikten sonra... mahşer anına kadar bekleyeceği Alemdir.. "kabir alemi" Sual meleklerin'den sonra kişi Mahşer gelene kadar bu alemde kalır...

İbret almaz mısın sen ölülerden,
Ölenler bizim gibi kul değil mi?
Bunca yıl yatar yerin altında
yatanlar bizim gibi Kul değil mi?

"... Kalsın Benim Davam Ulu Divana Kalsın..."

Kaldır Gönlünden Gümanı
Yaratmıştır, 18 bin Alemi
Cümle'nin rızıkların veren
Ulu Divanda Oturan Ali değil mi?
Pir Sultan Abdal

ALİ: Yüce Ulu Anlamındadır.. Allah'ın isimlerinden biridir... Hz. Ali ise.. Kıyamet günü.. Huzuru mahşerde Kur'an da ismi gecen.. Muhammed Mustafa ile Araf üzerinde oturan, herkesten evveli cennete giren, Şefaat edeceklerin/kendisinden istenileceklerin başında gelir..

İyi kimselerin Kabri'nin nurlarla dolu olacağını belirtmek gerek.. kötü kimselerin ise yüzlerin kapkara, sıkıntı ve üzüntü içinde olacaklarını söylemek gerek...Bu sıkıntının nasıl olacağı.. azabın şiddeti ise sadece yorum ve rivayettir.. sünni itikatte Allah sevgisi yerine Allah korkusu ve Dini sevgi ve barış yoluyla anlatma yerine Korkuya dayalı bir yol benimsendiği için...Ve kabirle ilgili aktarılanların çoğu rivayet ve öykü olduğu için çokta itibar edilmemesi gerektir diye düşünüyorum.. fakat yukarda aktardıklarım hakikatlerdir...

Bundan ötesi kabir azabı için sadece yorumdur..


Bir üyenin sorusu;
1)kıyamet günü sünni anlayışı gibi mi?
2)amel defteri ve yazıcı melekler nedir??


Alevi-bektaşi İslam İnancında, kıyamet ve mahşer Ulu divan inanışı ise şöyledir..

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...


"...Cennet ile cehennem arasında bir perde
Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde

Cennet halkı, özleyip durdukları halde
Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara

Şöyle derler. Selam Size!..."
(A'raf Suresi Ayet 46)

"Kalsın benim davam Ulu divana kalsın..."

Pir Sultan Abdal

Huzur-u Mahşer de divanda oturan Yüce Er'ler vardır herşeyi bilecek...

Herkesin yaptıkları önüne serildiğinde.. kiminin yüzü ak ve kiminin yüzü kara olacak... ve şefaat diye ellerini kaldırdıklarında.... Ol kimseleri görecekler ki.. Biri Muhammed.. Bir Ali... Biri Hasan.. ve biri Hüseyin.... Ol kimselerdir.. din günün sahihibinin yanı başında oturanlar...Ol kimselerdir cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak... ve cennet'e hiç kimse girmeden daha.... Giren ve girecek olanları Kevser havuzunun başında selamlayacak olan...

Kimi şaşkınlığa düşecek... kimi hüsrana uğrayacak.. kimi pişman olacak... Ne mutlu Peygamber emaneti Ehl-i Beyt'in yolunda olanlara.. ne Mutlu men A'ref sırrına erenlere... Ne mutlu... Kur'an-ı Azimmüşan'a hak deyip... 3'ler... 5'ler... 7'ler... Kırklar.. ve Dahi seyidler sözünde duranlara... ol kimselere verdikleri ikrar'ından dönmeyenlere...kuşkusuz Hakk'ın Rızası Onların elleri üzerindedir... Onlar ki... Hakk-Muhammed-Ali adına İkrar alırlar ve Din-i İslama çağırırlar..

Müjdeler olsun... Ayin-i cem'de Muhammed Musatafa'yı yüceltenlere.. Müjdeler olsun Ali'el Mürteza'nın Velayetini kabul edip... Ululuğunu yüceliğini görüp Bilenlere..Müjdeler olsun... Hasan ve Hüseyin aşkına göz yaşı dökenlere.. Müjdeler olsun Ali evlatları.. Peygamber emanetleri... Ehli Beyt Nesli... Pir ve Mürşit'lerinin yolunda olanlara... Korku yoktur onlara

Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah


devam edecek....
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:17   #7
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Alevi-Bektaşilik İnancında Ölüm ve Devriye nedir?

DEVRİYE:

Arapça dönmek demektir... Bu değişler İnsan oğlunun (Bütün insanlığın genel olarak) yaratılışını Berzah Aleminde var oluşundan Bu dünyaya gelişini... ve bu dünya hayatını anlatır...ve son Olarak Nur'un Tanrı'ya geri dönerek O'na kavuşmasını ifade eder... Fakat bu kavuşma Tüm Günahlarından arındıktan sonradır...

Yani Hesap günü ve varsa kul hakkı ve şirk gibi günahlarından temizlendikten sonradır.. Çünkü Tanrı her türlü kötülükten ve hata'dan... yanlıştan münehzehtir... O Saf ve temiz olandır...O nur üstüne nur olandır..

Devriye Değişleri bir sır daha içerir.... Hızır peygamber gibi Erenlerdir bunlar (Tüm insanlar değil seçilmiş özel kullar).. Bu kimseler değişik bedenlerde ve kılıklarda dünyaya gelip giderler...İnsanlığın doğru yola iyiye ve güzel olana yönlendirilmesi için çaba gösterirler (genellikle insanlığın Buhran zamanlarında, Hakk'ın isminin anılmadığı fitne ve fesatın çoğaldığı zamanlarda yolunu kaybetmiş bir ışık arayan Hakkı arzulayan kullara Allah'ın bir rahmeti olarak)... Bu kimseler Nur'anidir.. zahiri görünüşleri aldatıcıdır...

Ve bazı kimselerde vardırki (Bunlar yaşayanlar arasındadır).. 4 kapı Kırk makam'a ermiş... sırra ulaşmış kimselerdir... Nesimiler .. Halac-ı Mansurlar .. Hacı Bektaşı Veliler bu taifedendendir.. ve cümle evliya ve erenler..

Bu kimselerin Nur'ları yaşarken Hakk Tarafından tamamlanmıştır..

Tüm Cihan emirlerine tabidir.. eşyanın sırrına ermişlerdir.. Marifetullah makamına erdikleri için Mucizeler gösterebilirler... Fakat bu anlatılanlar... (tüm beşeriyet için geçerli olmayıp.. Hakk'ın görevlendirdiği kimseler için geçerlidir...) Bu kimseler Bizler için Hakk'ın bir lutfudur.. Yol göstericidirler.. Peygamberlik makamının bitmesi..Velayet makamının başlamasıyla... görev bu kimselere düşmüştür... Bu kimseler zahiri yaşamlarında hepsi seyidtir.. soyları.. secereleri Hz. Ali'ye ve Peygambere dayanır...

Sanmayın Erenler Dünden Bu Güne
Biz Nice Bin Kerre Bu Hana Geldik
Hakk Teala Nura Tecelli Kıldı
Ol Nurdan Payımız Aldıkta Geldik

Kandili Kudreti var etti Nurdan
On İki Ervahı Yarattı Sırdan
Lamekan Şehrini kurdu Nurdan
Askı Muhabbeti Cevlana Geldik


Ademe Kavuştuk Cennete Girdik
Havva İle Orda Çok Demler Sürdük
Binasını Yerin Göğün Biz Kurduk
Arzu Kıldık Onu Seyrana Geldik

Hak Buyurdu Buğday, Yemeyin Hey Can
Galebe Eyledi nefs İle Şeytan
Yedikte Buğdayı Eyledik İsyan
Sürüldük Cennetten Cihana Geldik.

Tövbe Kıldık Makbul Oldu Sözümüz
Muhammet Cisminde Açtık Gözümüz
Adem’den Hatem’e Sürdük Yüzümüz
Ol Demde Sureti İnsana Geldik

Muhammet Cisminde Karar Eyledik
Hakk Buyurdu Hak Kelamın Söyledik
İndik Aşkın Deryasını Boyladık
İkrar Verdik Şah-ı Merdana Geldik

Başımıza Vurduk Tacı
Çıktık Seyreyledik Arşı
Miraçta Biz Gördükol Hakkı
Hatemi Aslana Geldik

Fatıma Muhammet Ali
Ezelden Kurdular Yolu
Hasan Hüseyindir Veli
Eşiğine Kurbana Geldik

Zeynelden Bakıra İndik
Sadık’a Göz Gönül Kattık
Kazım’dan Rıza’ya Yettik
Taki Naki Şaha Geldik

Ondört Masum-u Pak Bizim Sırrımız
Oniki Mamurdan Gelir Nurumuz
Kırkların Ceminde Vardır Yerimiz
Uğradık Mektebi İrfana Geldik

Erenlerden Bizde Destur Almışız
Noksaniyem Lamekandan Gelmişiz
Münkirin Gözüne Perde Olmuşuz
Hakikat Sırrını Beyana Geldik
(Noksani baba)
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:20   #8
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Yaradılış ve Alevi-Bektaşiliğin Sırları Bilinmiyenleri..

Kainat nasıl var Oldu.. ve Adem Nasıl Yaratıldı...


Ey insan!... Ey aşık!... Ey bilge kişi!...

***Gel!! Ey anlam denizine dalan kişi... söylenenleri anlaki... özüne eresin...O Yüceler Yücesinin Ululuğunu büyüklüğünü kavrayabilesin.. ve dahi neden ve nasıl bu dünyaya geldiğinin sır-ül sırrına nail olasın...

***Evvela bütün hata ve kusurlarımdan Yüceler Yücesine... Rahman ve Rahim Olana sığınırırm... Elbet bilirim her kuş papağan olamaz... Baykuş bülbül gibi şakıyamaz... Elimden geldiğince .. dilim döndüğünce size anlatayım... 18 bin Alemin ve dahi bilinen her şeyin nasıl var olduğunu...

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla...

Ya Allah!.. Ya Muhammed!.. Ya Ali!...

***Tanrı'nın gizlerine istekli olan kişi işit!... Herşeyi olduğu gibi öğren!...Bilki O Ulular Ulusunun.. Yüceler Yücesinin.. Sırrının.. Yüceliğinin sonu yoktur.. Kimse O'nu hakkıyla bilemez... Niteliklerine vakıf olamaz... O'nun nitelikleri bilinen hiçbir şeye benzemez...Varlığının temelini bindebir kişi bilemez.... Yedi kat yer.. Yedi kat gökler...Arş-ı Ala... ve dahi 18 bin âlem O'na bağlıdır... O'nun buyruğundadır...

***"Yartılmış olanların kavrayışı, gerçeklikle ilişkili değildir; gerçeklik de, yaratılmış olanlarla ilişkili değildir. Düşünceler, kişiye özgüdür; yaratılmışların bu öznellikleri gerçeklerle ilişkili değildir. Gerçeğin algılanması bu denli güçtür, ama Gerçekliğin gerçekliğinin algılanması bundan kat kat güçtür. Üstelik Tanrı, Gerçekliğin ötesindedir ve Gerçeklik, Tanrıyı kapsamaz...

İsmi Şah Bism-i Şah Allah Allah, hayırlar fet ola, şerler def ola Hak-Muhammed-Ali yol göstericimiz ola, Gerçeğin demine hû diyelim...

".... Yedi kat Yerler... Yedi kat gökler... Bilinen.. görünen ve görünmeyen alemler yok iken....Zaman ve mekanın yokluğunda... ve bilinenlerin.. bilineceklerin.. hiç bilinmiyeceklerin... mutlak hiçliğinin evvelinde...Öncesiz olan Yanlızca Yaratan vardı...O'ki... Nûr üsütüne Nûr olandır... Göklerin ve yerin Nûr'udur... O Nûr ki.... Misal olarak Kandil içindeki bir billûra... ve O billûr kiii... Açığa çıktığında doğudan batıya her yerden görülen ışıyan temsilen bir yıldıza benzer...

Kainat nasıl var oldu...

Ve Nûr üstüne Nûr olan

"... Yüceler yücesi Allah bilinmek diledi...Kendi Nûr'dan özünden yaratmak istedi...."

Sadece "OL" dedi Yaradan.... ve "Kün"... diyince var oldu Alem... Önce..

"... Bir ışık çıktı, Görünmez'in Nur'undan...ve hiçlik var olmaya... Görünen ve bilenen Alem bir ışık'tan meydana gelmeye başladı.. ve sonsuzluğa... doğru genişlemeye.. büyümeye devam etti... ve bu yaratma her an... Her yerde gören gözler işiten kulaklar için var olmaya devam edecektir.... Mutlak sonun olacağı.... ve Nûr'un geri döneceği O gün gelene kadar..."

"... Ve yaradılan herşey.. Yaradanın Yüceliğine uluğuna bir kez tanıklık ettiler... O'nun aşkıyla Yedi kat yerler... Yedi kat semahat... Ve Arş-ı Ala semaha girdi... Dönmeye başladı....Herşey kendi etrafında ve birbirinin etrafında.... Bu öyle bir semahki...... En küçükten ve görünmeyenden en büyüğüne ve dahi.... Dünya.. Ay.. Güneş.. ve Yıldızlar.. dönmeye Yaradanı tesbihe başladı..."

Ey zahid... Ey Bu yola talip olan... Hakk-Muhammed-Ali yoluna giren canlar...

Bilinki.. Bu sözler efsane değildir.. Gören gözler.. Duyan kulaklar ve üzerlerinden sır perdesi açılmış Veliullahlar için .. nice deliller sunuldu... sırlar verildi... "
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:27   #9
axuçanlar
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: malatya
Yas: 31
Üye No: 840
Mesajlar: 316
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 597
Thanked 429 Times in 195 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 304
REP Seviyesi : axuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the roughaxuçanlar is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Devam edecek,yalnız zaman...

Bu yazdıklarımın akisini söyleyenler,bi arkadaşımın deyimiyle Hazreti Erdoğan Çınarı(!) savunanlar,lütfen ilk paneldeki soruma cevap yazsınlar.Bu soruya cevap verdikleri taktirde,emin olsunlarki bende çınarcı olacam....isterseniz tekrarlayayım sorumu;

»Yani Hz. Ali’nin mazlum, mağdur kimliğiyle bağlantısı yok mu?

Var. Kerbela Olayı, Alevilikte sırdan uzak, sırra vakıf olmayan asıl büyük kitleyi mağdur olmuş insanların sempatisini kazanmak için çok iyi kurgulanmış, kullanılmıştır. Aleviler mağdurun yanında olmayı seviyorlar. Ali, Alevilik içinde çok etkili bir isimdir. Ancak Ali derken 7. yy’da yaşamış İslami şahsiyeti kastedilmez.

»Kimi kastediyorlar?

Kasedilen bir kişi değil bir kavramdır. Şimdi Genç Abdal’dan (Güvenç Abdal) iki dörtlük okuyayım.

Yoğ iken yerle gökler ezelden
Kudret kandilinde pünhan Alidir
Kün deyince bezm-i elestten evvel
Alemi var eden sultan Alidir.

Müminler sırrını ilden sakınır
Kendin bilmezlere sözün dokunur
Genci Abdal dört kitapta okunur
Evveli ahiri destan Alidir.

Şimdi dünya kurulmadan varolan ve alemi var eden bir varlığı hangi özneyle anarsak analım ister Ali ister Muhammet diyelim bu,7. yy’da yaşamış etiyle canıyla kanıyla varolmuş İslam’ın 4. halifesi olan Ali olması mümkün değildir.

Aşağı yukarı Alevi sırrına vakıf tüm Alevi Aşık-ı sadıklarının nefeslerinde bu durum böyledir. Bir dörtlük daha okuyayım:

Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi
Ol dem şimşek yalabıdı Yedi Sema gürledi
Hem Sakidir, hem Baki’dir, Nur -Rahman’ım Ali!
Sefil Ali

Şimdi saki, Saki, Baki ve Nur-u Rahman, esirgeyen, bağışlayan ışığım Ali diyor aşık. Bu vasıfların, niteliklerin bir insanda toplanması ve bunun da 7. yy’da yaşayan Hz. Ali olması mümkün değildir. Aleviler bunu binlerce yıldır söylüyorlar, dinliyorlar. Bunu söyleyen birisinin kendisini Müslüman hissetmesi zaten mümkün değildir.
(Link=
(karşılıklı link değişimi olmayan sitelerin linklerinin verilmesi yasaktır*genç aleviler yönetimi*))

Arkadaşlar;son dörtlüğe kadar her şey güzel,ama son verilen dörtlüğe dikkatlice bakın lütfen.( Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi) Orda bahsedilen ALİ, eğer islamdaki dördüncü halife H.z. Ali değilse,orda adı geçen ‘’ÖMER’’ kimdir????? Bu hangi yüzyılda yaşamış acaba???
axuçanlar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-23-2009, 22:40   #10
hakikat
Can
Yorgun ve Bitkin
Kullanıcı Profili
 
hakikat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Eskişehir
Üye No: 1
Mesajlar: 1.822
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2528
Thanked 3359 Times in 1288 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 28
REP Puanı : 1014
REP Seviyesi : hakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud ofhakikat has much to be proud of
İletişim
Standart

Valla yazacaktım bir şeylerde sevgili Talip can kopyala - yapıştırla yaptığın şeylerin alıntı olduğunu yazsaydın bari.

Aşağıdaki linklerde yukarıdaki tüm yazıları bulabilirsiniz. Uğraşmışsın link verseydin biz okurduk.

(karşılıklı link değişimi olmayan sitelerin linklerinin verilmesi yasaktır*genç aleviler yönetimi*)

Senin "kendi cümlelerin ve yorumların ile soru sormadan" açıklamalarını da alalım alıntı haricinde.

Ayrıca bu kopyala-yapıştırı okudunuz mu kendiniz bilmiyorum ama şöyle bir cümle geçiyor;

Alinti:
Bu toplum Yahudi destekli toplumdur.Bu yahudilerki; hiçbir inancı kabul etmeyen kendini herkesden üstün gören toplumdur.Ve bu politikanın ülkemizdeki enbüyük savunucularıda bellidir.Ve sitemizde de muvcuttur.
Bu cümle size mi ait? Eğer aitse Yahudi destekli kimdir bu insanlar lütfen söyler misiniz? Sonra tartışmaya geçelim. Sitemizde böyle insanlar varsa bizde bilelim.

Konu hakikat tarafindan (02-23-2009 Saat 22:59 ) değistirilmistir..
hakikat isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to hakikat For This Useful Post:
axuçanlar (02-27-2009)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 17:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts