Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 06-29-2011, 13:30   #1
Seyhlerli1970
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Butzbach/Almanya
Üye No: 270
Mesajlar: 111
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 300
Thanked 275 Times in 91 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 79
REP Seviyesi : Seyhlerli1970 will become famous soon enough
İletişim
Standart Kabahatin Çoğu Sende Be Alevi Kardeşim!

KABAHATİN ÇOĞU SENDE BE ALEVİ KARDEŞİM!


Hüseyin DEMİRTAŞ


Büyük şair ve büyük insan Nazım Hikmet, dünya işçilerine seslendiği ve onların bazı tavırlarını eleştirdiği bir şiirinde demişti ki;
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil, yüz milyonlarcasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
****

Nazım Ustanın bu muhteşem şiirindeki pek çok eleştiri Aleviler için de geçerli. Aleviler de sayıca çoklar, isteseler makûs talihlerini yenebilecek… 25–30 milyonlar abartılı olsa bile, yine de nereden baksan en az 10 milyon nüfusları var. Taşı sıksalar suyunu çıkarırlar ve her haklarını söke söke alırlar yani! Ama ne gezer?
Başka yazılarımızda Alevilere karşı yürütülen dış kaynaklı asimilasyon çabalarını pek çok kez dile getirdik. Kuşkusuz bu tür tekrarlar gına getirse de, asimilasyona karşı çıkışımızı Aleviler olarak, hem örgütlü hem de bireysel düzlemde sürdüreceğiz ve sürdürmeliyiz. Ancak bundan önceki sayıda dile getirdiğimiz tarzdaki Alevilerin kendinden kaynaklanan içsel asimilasyon olgusunu da görmezden gelemeyiz. Bu seferki konumuz da yine bu çerçevede olacak.
Aslında sağlam bir içyapıya sahip toplulukları dıştan gelen hiçbir güç kolay kolay yıkamaz. Alevileri de kimse yıkamaz ve yıkamayacak ama ağacın baltaya dediği gibi, “Beni kesen baltanın sapı benden…” Bu nedenle işler hep sarpa sarıyor. Alevilerden hep birileri, bu yolun deyimiyle kınalı keklikler ve Hızır Paşalar çıkıp başkalarının baltalarına sap olmaya özeniyorlar.
Alevi-Bektaşi yolu çok büyük, anlamlı ve kadim bir sürekken, içlerinden daima birileri peyda olup başka din ve inançlara özeniyorlar. O inançların itikat ve ibadetlerini kendi yollarına katmaya çalışıyorlar. Bir takım Alevi kalkıyor, Sünnilerde mevlit okutma var diye aynı uygulamayı kendi düğün ve sünnet törenlerinde yapıyor. Hızını alamayanlar da, sonradan uydurulma Kutlu Doğum Haftasını kutluyorum diye cemevinde mevlit okutuyor.
Tamamda sen de mevlit okutmayıver. Sünni komşunun her yaptığını taklit etmek zorunda mısın? Burada kabahatin çoğu da sende be Alevi kardeşim! Okutmasan alnına silah dayayan mı var?
Aleviliğe sahip çıkılmayışının ve iç asimilasyonun en büyük nedenlerinden birisi de, zenginleşen ve refaha kavuşan Alevilerin neredeyse tamamının kimliğinden uzaklaşmasıdır. Açıkçası zenginleşen Alevi, Aleviliğe sırt çeviriyor. Alevi dernek ve vakıflarına yardım etmediği gibi, edecek olanları da engelliyor. Örneğin memleketim Kütahya’yı ele alalım. Bu kent merkezinde tahminen ilk 20 zengin arasında en az beş Alevi işveren var. Ayrıca çoğunluğu Gediz Akçaalan Kasabasından ve merkez Alevi köylerinden sayıları yüzleri bulan esnaf ve zanaatkâr mevcut. Buna karşılık inşaatı 2005’te başlayan Kütahya Cemevi geçen yıl zorlukla tamamlanabildi. Zira Alevi zenginlerin ve hali vakti yerinde olanların büyük çoğunluğu cemevine ve diğer bazı kurumlara uzak duruyor. Yüzde 90’ı kimliklerini gizliyor. Hatta büyük zenginlerden Alevi bir işadamına cemevi inşaatı için yardım talebiyle gidildiğinde, bu kişi Kütahya merkezindeki yüzün üzerinde cami ve mescit yetmezmiş gibi, “Cemevinin bir odasını mescit olarak ayırırsanız yardım ederim” diyebiliyor. Aynı kişi Süleymancılara ve Fethullahçılara bağış yaparken çok cömert davranırken, şimdi de kalkmış Hisarcık ilçesine bağlı Şeyhler Beldesine Kur’an kursu yaptırıyor. Bu ne kraldan çok kralcılıktır? İllaki böyle yapması için çıplak güç ve şiddetle zorlayan mı var bu adamı? Yok tabii ki ama pek çok başka il ve ilçe yanında, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerdeki Alevi işadamları ve esnafta benzer durumdadır. Aksi vaki olsaydı, Ankara gibi çok sayıda Alevi zenginin olduğu ve milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir başkent hala cemevsiz olmazdı…
Kuşkusuz Alevilerin sayıca çok bulunduğu pek çok kent ve kasabada hala bir cemevinin bile inşa edilememiş olması salt devletin suçu değildir. Ya kimin suçudur? Tabii ki, kendi yoluna sahip çıkmayan, kurumlarına yardım etmeyen Alevilerindir bu kabahat!
Sen sahip çıkmazsan, ben sahip çıkmazsam bu yol nasıl devam edecek? Nasıl gelecek nesillere sağ salim aktarılacak? Aleviliğin ardında Sünni/Şii İslam gibi devlet/devletler, sermaye çevreleri ve petro-dolarlar yok ki…
Alevi kardeşimin kabahati bunlarla da bitmiyor. Alevi kardeşim rahat ve konforuna da çok düşkün… Tamam, Alevilik Sünnilik gibi değildir diyoruz. Bu doğru ama yine de bir Alevi senede bir sefer de olsa cemevine gelmelidir. Senenin 365 günü inanç ve ibadetten uzak yan gelip yatılmamalı. Bir Alevi, “Ben Aleviyim” diyorsa, oturduğu yerde korkuyorsa bile başka bir yerdeki cemevine olsun uğramalı. Gerekirse yıllık bağışını buralara yapmalı. Oysa ne yapıyor Alevilerin çoğunluğu? Komşusu Sünni beş vakti ona çıkardık deseler günde 10 sefer camiye gitmeye bile hazırken ve her Cuma namazı çıkışında toplanan yardımlara nereye gittiğini hiç sorgulamadan katkı yaparken, Alevi ise çoğu zaman burnunun dibindeki cemevini bile yılda bir kerelik olsun ziyaret etmeyi zül sayıyor. Cüzi bir miktarda da olsa bir yardımda bulunmuyor. Be Alevi kardeşim, sen böyle davranırsan Alevilik ve Alevi toplumu nasıl güçlenecek ve yoluna tökezlemeden devam edecek?
Hâlbuki bilmiyor ki Alevi kardeşim, Alevilik tek başına yaşanacak bireysel bir inanç değildir. Alevilik toplumsaldır. Alevi, Aleviliğini ancak ikrarını verip, musahip tutarak ceme katılırsa kazanır. Bireysel olarak Alevi kalabilmenin teminatı da Alevi toplumsallığına yani cemlere ve cemaate katılmayla gerçekleşir. Çünkü görgü, bilgi ve erkân sadece cemlerde edinilir. Cem sorgu-sualdir; halk mahkemesidir. Sorgu-sualden geçilmeden Alevi olunmadığı gibi, bir kere ikrar verip ceme katılınca da ömür boyu Alevi olarak kalmak mümkün değildir. Gelenek icabı ikrar verip yola girmiş bir Alevi her sene görgüden geçmeli ve adeta Alevi-Bektaşi yoluna karşı iman tazelemelidir. İşte bu yüzden Alevilik toplumsal bir inanç ve öğretidir. Alevilik, kendini toplumdan dışlayarak ve keşiş hayatı yaşayarak yürünemez! Kısaca bir Alevi daima toplumuyla iç içe, ilişki ve iletişim içinde olmalıdır. Aksi olursa hem kendi hem de Alevilik kaybolur…
Aleviliği yiyen ve içten içe bitiren bir diğer zaafta Alevilerdeki aşırı bireyci (egoist) eğilimlerdir. Bireycilik Alevilik gibi toplumsal yanı ağır basan inanç ve öğretilerin en büyük düşmanıdır. Günümüzde özellikle genç kuşak Alevilerin çoğu rahatına düşkün, bireyci ve bencildir. Bu nedenle genç kuşak devlet ve çevreden gördüğü yoğun baskıya rağmen Alevi kimliğine ve kurumlarına uzak durmaktadırlar. Bu duruş, Sünniliğe kaymasalar bile pek çok Alevi’yi Alevilikten ağır adımlarla da olsa uzaklaştırmaktadır. Oysa burada da çözüm, yine toplumsallıktan geçmektedir. Alevi genç kuşak bireyselliğini de ancak Alevi toplumsallığı içinde kazanabilir ve sonra da bunu hayata geçirebilir. Özetle Aleviler özgür bir birey olarak yaşayabilmenin anahtarını, ancak kendi varlıklarını Alevi toplumsallığına katmak suretiyle elde edebilirler.
Bu gerçeğe rağmen çoğunluk Alevi nüfusun Alevi toplumsallığının tek gerçekleştiği ve vücut bulduğu mekân olan cemevlerinden uzak durmasının en büyük kabahati de yine devlet ve Sünni toplum gibi dışsal kaynaklardan çok Alevilerin kendindedir.
Alevileri, Aleviliğinden uzaklaştırarak gün geçtikçe sayılarının azalmasının iç nedenlerini daha da artırabiliriz ama son olarak modern hayat tarzı ve modernizmin (çağdaşlık) Alevi öğretisi ve Aleviler arasında yarattığı aşınma ve yol açtığı spesifik sorunlara işaret etmezsek bir şeyler eksik kalır…
Modernlik Avrupai hayat tarzıdır. Modernizmde bunun ideolojisidir. Bu anlayış uyarınca, insanlar hayatlarını ortaçağdaki gibi dine göre değil de akıl ve bilime göre yönlendirirler. Öncelik din ve metafizik öğretiler değil, akıl ve mantığın emrettiği ilkelerdir. Din ve ona ait değerler eskide kalmıştır. Modern birey bilim ve aklın öngördüğü şekilde yaşar. Tutucu değil, sorgulayıcı ve açık fikirlidir. Tüm bunlar aslında çok güzel ve gerekli şeyler. Bu ilkeler temelde Alevi olmaya da engel teşkil etmediği gibi, Alevilik her çağda kendini yenileyebilen ve re-organize edebilen bir öğreti. İşte bu yüzden Alevilerin büyük çoğunluğunun dil engeli dışında Avrupa ülkelerinde uyum diye bir sorunu yok. Ülkemizde de büyük kentlere 1950’li yıllardan itibaren yoğun bir göç yaşayan Aleviler, şehirle ve medeniyetle yeni tanıştıkları halde kentlerdeki modern yaşama kısa sürede entegre olmayı başarmışlardır.
Buna karşılık günümüzde birçok Alevi, tarihiyle ve kimliğiyle irtibatı, görgü ve bilgisi çok az olduğundan Aleviliği de Yahudilik-Hıristiyanlık ve İslam gibi değişime ve dönüşüme kapalı, gelişmeye ve kalkınmaya karşı içinde pek çok çağdışı unsuru barındıran din ve inançlarla bir tutup modernlik adına Alevilikten de uzaklaşıyorlar. Oysa bir bilseler Aleviliğin çağıyla, bilim, kültür ve sanatla barışık yaşama demek olduğunu, hem modern hayat tarzının daha iyi tadını çıkarabilecekler hem de modernizmin cevap veremediği ruhsal ve manevi ihtiyaçlarına burada çok derinlikli bir karşılık bulabilecekler. Ama nerede böyle Aleviliğin çok katmanlı anlamlarına ve sırlarına vakıf olabilecek gençler? Okullarda yalan-yanlış biraz bir şey öğrenen, “Din ve inanç gericilikse, Alevilikte bir inançtır ve dolayısıyla gericidir” şeklindeki yanlış bir mantıkla ve bilgiç bir tavırla güya modernleştiğini ve çağdaşlığı savunduğunu düşünmektedir. Ne kadar yanlış bir yorumlama değil mi? Ama bu durum maalesef bir gerçek. Birçok iyi eğitimli ve yüksek makamlara gelen Alevi bu şekilde düşünüp Alevi kimliğine uzak bir hayatı seçmektedir.
Öyleyse ne yapalım? Ne de olsa geçmişte olduğu gibi bugün de Aleviliği geleceğe taşıyacak gizli kahramanlar çıkar diyerek teselli bulalım…
Sonuç olarak en azından burada işaret ettiğimiz alanlarda Alevilere yönelik doğrudan bir baskı ve zorlama yoktur. Aleviler asıl problemi başlarına bizzat kendileri çıkarmaktadır. Kısaca konu edilen sorunların ve bunların getirdiği sonuçların yegâne suçlusu, kabahatlisi çok büyük oranda Alevilerdir. Suçu ve suçluyu dışta aramak boşunadır. Fayda getirmez. Bilinmelidir ki, Aleviler bunun bir farkına varırsa, zaten iç kaynaklı sorunlarını aşınca dışsal olanların da çoğu kendiliğinden çözüm yoluna girecektir.
O nedenle Aleviler bir an önce kendi içlerine dönerek, önce buradaki sorunları tespit edip çözümlerine kafa yormalıdırlar. Aksi takdirde “Eski hamam eski tas” her şey eskisi gibi devam edecektir ve sadece tellaklar değişecektir. Ve de Alevileri salhaneye (mezbahaya) yollamak isteyenler hiç eksik olmayacaktır. Kendimi sana biraz olsun anlatabildim mi şimdi Alevi kardeşim? Anlatamadımsa aşk olsun!

---------- o O o ------------


Butzbach, 10 Mayıs 2011


— Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 149. Sayısında Yayınlanmıştır —
Eklenen Resim Ön izlemesi
Dosya tipi: jpg Alevilerin Sesi - Mayıs 2011-149.jpg (88,0 KB (Kilobyte), 1x kez indirilmistir)
Seyhlerli1970 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Seyhlerli1970 For This Useful Post:
Arjin Efruz (07-01-2011), Devrim06 (06-30-2011), esonto58 (07-01-2011), karan (07-01-2011), İşcanbaba (06-30-2011)

Alt 06-30-2011, 11:15   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sn.Seyhlerli1970;
Eline sağlık, bazı temel sıkıntıları bir yönü ile dile getirmişsin.
Başka yönüleri varmıdır, bu sucun, suçlunun yokmudur?
Alinti:
Seyhlerli1970 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
KABAHATİN ÇOĞU SENDE BE ALEVİ KARDEŞİM!


Hüseyin DEMİRTAŞ


Büyük şair ve büyük insan Nazım Hikmet, dünya işçilerine seslendiği ve onların bazı tavırlarını eleştirdiği bir şiirinde demişti ki;
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil, yüz milyonlarcasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
****

Nazım Ustanın bu muhteşem şiirindeki pek çok eleştiri Aleviler için de geçerli. Aleviler de sayıca çoklar, isteseler makûs talihlerini yenebilecek… 25–30 milyonlar abartılı olsa bile, yine de nereden baksan en az 10 milyon nüfusları var. Taşı sıksalar suyunu çıkarırlar ve her haklarını söke söke alırlar yani! Ama ne gezer?
Demek ki, o kadar değiller, ve ALEVİLER tek TİP DEĞİL.
Başka yazılarımızda Alevilere karşı yürütülen dış kaynaklı asimilasyon çabalarını pek çok kez dile getirdik. Kuşkusuz bu tür tekrarlar gına getirse de, asimilasyona karşı çıkışımızı Aleviler olarak, hem örgütlü hem de bireysel düzlemde sürdüreceğiz ve sürdürmeliyiz. Ancak bundan önceki sayıda dile getirdiğimiz tarzdaki Alevilerin kendinden kaynaklanan içsel asimilasyon olgusunu da görmezden gelemeyiz. Bu seferki konumuz da yine bu çerçevede olacak.
Aslında sağlam bir içyapıya sahip toplulukları dıştan gelen hiçbir güç kolay kolay yıkamaz. Alevileri de kimse yıkamaz ve yıkamayacak ama ağacın baltaya dediği gibi, “Beni kesen baltanın sapı benden…” Bu nedenle işler hep sarpa sarıyor. Alevilerden hep birileri, bu yolun deyimiyle kınalı keklikler ve Hızır Paşalar çıkıp başkalarının baltalarına sap olmaya özeniyorlar.
Alevi-Bektaşi yolu çok büyük, anlamlı ve kadim bir sürekken, içlerinden daima birileri peyda olup başka din ve inançlara özeniyorlar. O inançların itikat ve ibadetlerini kendi yollarına katmaya çalışıyorlar. Bir takım Alevi kalkıyor, Sünnilerde mevlit okutma var diye aynı uygulamayı kendi düğün ve sünnet törenlerinde yapıyor. Hızını alamayanlar da, sonradan uydurulma Kutlu Doğum Haftasını kutluyorum diye cemevinde mevlit okutuyor.
Evet bunları yapmaktalar, CEm vakfı ve cevresi.
Tamamda sen de mevlit okutmayıver. Sünni komşunun her yaptığını taklit etmek zorunda mısın? Burada kabahatin çoğu da sende be Alevi kardeşim! Okutmasan alnına silah dayayan mı var?
BU bir SOSYOLJİK olgu galiba, Yani, Dışlanmamak, iş ,aş, konumu, yani ÖTEKİLEŞMEMEK konusu.
Aleviliğe sahip çıkılmayışının ve iç asimilasyonun en büyük nedenlerinden birisi de, zenginleşen ve refaha kavuşan Alevilerin neredeyse tamamının kimliğinden uzaklaşmasıdır.
Zenginleşmek, kötümü mü? her zengin alevi bunu mu yapmakta? burada biraz haksız bir genelleme olmuş.
Açıkçası zenginleşen Alevi, Aleviliğe sırt çeviriyor. Alevi dernek ve vakıflarına yardım etmediği gibi, edecek olanları da engelliyor. Örneğin memleketim Kütahya’yı ele alalım. Bu kent merkezinde tahminen ilk 20 zengin arasında en az beş Alevi işveren var. Ayrıca çoğunluğu Gediz Akçaalan Kasabasından ve merkez Alevi köylerinden sayıları yüzleri bulan esnaf ve zanaatkâr mevcut. Buna karşılık inşaatı 2005’te başlayan Kütahya Cemevi geçen yıl zorlukla tamamlanabildi. Zira Alevi zenginlerin ve hali vakti yerinde olanların büyük çoğunluğu cemevine ve diğer bazı kurumlara uzak duruyor. Yüzde 90’ı kimliklerini gizliyor. Hatta büyük zenginlerden Alevi bir işadamına cemevi inşaatı için yardım talebiyle gidildiğinde, bu kişi Kütahya merkezindeki yüzün üzerinde cami ve mescit yetmezmiş gibi, “Cemevinin bir odasını mescit olarak ayırırsanız yardım ederim” diyebiliyor.
Bu sizin orada ki zengin profili, heer alevi zengini gibi bir genel kanı oluşturmuşsunuz.
Olayın Sosyolojik duruunuda araştırmak gerek.

Aynı kişi Süleymancılara ve Fethullahçılara bağış yaparken çok cömert davranırken, şimdi de kalkmış Hisarcık ilçesine bağlı Şeyhler Beldesine Kur’an kursu yaptırıyor. Bu ne kraldan çok kralcılıktır? İllaki böyle yapması için çıplak güç ve şiddetle zorlayan mı var bu adamı? Yok tabii ki ama pek çok başka il ve ilçe yanında, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerdeki Alevi işadamları ve esnafta benzer durumdadır. Aksi vaki olsaydı, Ankara gibi çok sayıda Alevi zenginin olduğu ve milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir başkent hala cemevsiz olmazdı…
Ankara'da Cem evileri var, Cemevsiz değil.
Niye Cemevi yok sorusunuz sorumlusu Aleviler değil, Alevi dernekleridir.
Dedeyi, Pir i, inkar eden ve siyasal ikballer peşinde koşan Alevi derneklerinin sorumluluğu nedir dersiniz.

Kuşkusuz Alevilerin sayıca çok bulunduğu pek çok kent ve kasabada hala bir cemevinin bile inşa edilememiş olması salt devletin suçu değildir. Ya kimin suçudur? Tabii ki, kendi yoluna sahip çıkmayan, kurumlarına yardım etmeyen Alevilerindir bu kabahat!
Ters yönden bakmışasınız olaya, Bir yerde kurum var ise, o halkın desdeğini almıyorsa, o kurumun Alevi siyasetinde, Aleviliğe bakışında bir sıkıntı var demektir. Kitlelere ulaşamıyorsa bir dernek bunun sucu ALEVİ yöre halkı olamaz.
Ben Ankara'dan örnek vereyim,
Ankarda kaçtane Alevi KURUMU var,
Pir sultan Apdak Genel merkezi
Pir Sultan 2 Temmuz Vakfı
Hacı Bektaş Vakfı
Alevi Derneği
En Önemlisi ABF,
Ve Cem vakfı ve uzantıları var. ( Onları dahil etmiyorum bana yakın olmadıkları için)
O Cem vakfı dışında ki, Alevi kurumlarının hiç birinde, Ankara'da ki Alevi köylerinin kayıtları yok, O köyler ve kasabalar hangi OCAĞA bağlı, hangi ocakların talipleri nerelerde yaşamaktalar vs. gibi bir bilgi yok,
Bu yeni değil, 5 yıl öncede yoktu, şimdi de yok.
Daha geçen gün bizzat kendim bu adı geçen kurumları tek, tek aradım hiç birinde yok, ve Abf nin yanıtı ise ilginç, Bizler alevileri HAK mahrumuyetlerini önlemek ve anlatmak için varız demekte ve paralarının olmadığını ifade temkteler, oysa onların nerelerden ne paralar ve yardımlar aldıklarını bilmekteyiz.
Yani onların amacı ALEVİ İNANCI değil, olmadı da.- Belki keskin bir deyim amma-
Yani kurumlarımızın ,güvenirliliği , sammimiyeti, inanca yönelik etkinliklerini göz ardı etmeyelim.

Sen sahip çıkmazsan, ben sahip çıkmazsam bu yol nasıl devam edecek? Nasıl gelecek nesillere sağ salim aktarılacak? Aleviliğin ardında Sünni/Şii İslam gibi devlet/devletler, sermaye çevreleri ve petro-dolarlar yok ki…
Alevi kardeşimin kabahati bunlarla da bitmiyor. Alevi kardeşim rahat ve konforuna da çok düşkün… Tamam, Alevilik Sünnilik gibi değildir diyoruz. Bu doğru ama yine de bir Alevi senede bir sefer de olsa cemevine gelmelidir.
Kurumlar, başka işlerle meşguler
Senenin 365 günü inanç ve ibadetten uzak yan gelip yatılmamalı. Bir Alevi, “Ben Aleviyim” diyorsa, oturduğu yerde korkuyorsa bile başka bir yerdeki cemevine olsun uğramalı. Gerekirse yıllık bağışını buralara yapmalı. Oysa ne yapıyor Alevilerin çoğunluğu? Komşusu Sünni beş vakti ona çıkardık deseler günde 10 sefer camiye gitmeye bile hazırken ve her Cuma namazı çıkışında toplanan yardımlara nereye gittiğini hiç sorgulamadan katkı yaparken, Alevi ise çoğu zaman burnunun dibindeki cemevini bile yılda bir kerelik olsun ziyaret etmeyi zül sayıyor. Cüzi bir miktarda da olsa bir yardımda bulunmuyor. Be Alevi kardeşim, sen böyle davranırsan Alevilik ve Alevi toplumu nasıl güçlenecek ve yoluna tökezlemeden devam edecek?
Alevinin cemevine gelmesi için gerekceleri olmalı,
Kurum başkanları aleviliği inanc olarak görmüyorsa ve Ceme sıkcak bakmıyorsa, o insanlar oraya niçin gelsin.
Alevi Pir'lerine , insanlarına " Ezik, büzük, sıgaradan saklları, bıyıkları, dşleri sararmış, Ağızları fırça görmemiş Vs. " gibi sözleri diyenleri Alevi Adayı olduğunu söyleyn kişinin KANKASI olursa olur mu? Olmaz.

Hâlbuki bilmiyor ki Alevi kardeşim, Alevilik tek başına yaşanacak bireysel bir inanç değildir. Alevilik toplumsaldır. Alevi, Aleviliğini ancak ikrarını verip, musahip tutarak ceme katılırsa kazanır. Bireysel olarak Alevi kalabilmenin teminatı da Alevi toplumsallığına yani cemlere ve cemaate katılmayla gerçekleşir. Çünkü görgü, bilgi ve erkân sadece cemlerde edinilir. Cem sorgu-sualdir; halk mahkemesidir. Sorgu-sualden geçilmeden Alevi olunmadığı gibi, bir kere ikrar verip ceme katılınca da ömür boyu Alevi olarak kalmak mümkün değildir. Gelenek icabı ikrar verip yola girmiş bir Alevi her sene görgüden geçmeli ve adeta Alevi-Bektaşi yoluna karşı iman tazelemelidir. İşte bu yüzden Alevilik toplumsal bir inanç ve öğretidir. Alevilik, kendini toplumdan dışlayarak ve keşiş hayatı yaşayarak yürünemez! Kısaca bir Alevi daima toplumuyla iç içe, ilişki ve iletişim içinde olmalıdır. Aksi olursa hem kendi hem de Alevilik kaybolur…
doğru tesbit, bunu almanya da ve her yerde dile getirin, Kurum başkanlarına da bunu anlatın.
Ve onlarda İKRAR versinler, Musahip tutsunlar, Gördüden geçsinler.
Sizce Alevi kurumunun başında bulunanların kacı ikrarlı, kacı otantik CEM görmüş, Kacı Pir Darında durmayı bilmekte.

Aleviliği yiyen ve içten içe bitiren bir diğer zaafta Alevilerdeki aşırı bireyci (egoist) eğilimlerdir. Bireycilik Alevilik gibi toplumsal yanı ağır basan inanç ve öğretilerin en büyük düşmanıdır. Günümüzde özellikle genç kuşak Alevilerin çoğu rahatına düşkün, bireyci ve bencildir. Bu nedenle genç kuşak devlet ve çevreden gördüğü yoğun baskıya rağmen Alevi kimliğine ve kurumlarına uzak durmaktadırlar. Bu duruş, Sünniliğe kaymasalar bile pek çok Alevi’yi Alevilikten ağır adımlarla da olsa uzaklaştırmaktadır. Oysa burada da çözüm, yine toplumsallıktan geçmektedir. Alevi genç kuşak bireyselliğini de ancak Alevi toplumsallığı içinde kazanabilir ve sonra da bunu hayata geçirebilir. Özetle Aleviler özgür bir birey olarak yaşayabilmenin anahtarını, ancak kendi varlıklarını Alevi toplumsallığına katmak suretiyle elde edebilirler.
Bu gerçeğe rağmen çoğunluk Alevi nüfusun Alevi toplumsallığının tek gerçekleştiği ve vücut bulduğu mekân olan cemevlerinden uzak durmasının en büyük kabahati de yine devlet ve Sünni toplum gibi dışsal kaynaklardan çok Alevilerin kendindedir.
Alevileri, Aleviliğinden uzaklaştırarak gün geçtikçe sayılarının azalmasının iç nedenlerini daha da artırabiliriz ama son olarak modern hayat tarzı ve modernizmin (çağdaşlık) Alevi öğretisi ve Aleviler arasında yarattığı aşınma ve yol açtığı spesifik sorunlara işaret etmezsek bir şeyler eksik kalır…
Modernlik Avrupai hayat tarzıdır. Modernizmde bunun ideolojisidir. Bu anlayış uyarınca, insanlar hayatlarını ortaçağdaki gibi dine göre değil de akıl ve bilime göre yönlendirirler. Öncelik din ve metafizik öğretiler değil, akıl ve mantığın emrettiği ilkelerdir. Din ve ona ait değerler eskide kalmıştır. Modern birey bilim ve aklın öngördüğü şekilde yaşar. Tutucu değil, sorgulayıcı ve açık fikirlidir. Tüm bunlar aslında çok güzel ve gerekli şeyler. Bu ilkeler temelde Alevi olmaya da engel teşkil etmediği gibi, Alevilik her çağda kendini yenileyebilen ve re-organize edebilen bir öğreti. İşte bu yüzden Alevilerin büyük çoğunluğunun dil engeli dışında Avrupa ülkelerinde uyum diye bir sorunu yok. Ülkemizde de büyük kentlere 1950’li yıllardan itibaren yoğun bir göç yaşayan Aleviler, şehirle ve medeniyetle yeni tanıştıkları halde kentlerdeki modern yaşama kısa sürede entegre olmayı başarmışlardır.
Buna karşılık günümüzde birçok Alevi, tarihiyle ve kimliğiyle irtibatı, görgü ve bilgisi çok az olduğundan Aleviliği de Yahudilik-Hıristiyanlık ve İslam gibi değişime ve dönüşüme kapalı, gelişmeye ve kalkınmaya karşı içinde pek çok çağdışı unsuru barındıran din ve inançlarla bir tutup modernlik adına Alevilikten de uzaklaşıyorlar. Oysa bir bilseler Aleviliğin çağıyla, bilim, kültür ve sanatla barışık yaşama demek olduğunu, hem modern hayat tarzının daha iyi tadını çıkarabilecekler hem de modernizmin cevap veremediği ruhsal ve manevi ihtiyaçlarına burada çok derinlikli bir karşılık bulabilecekler. Ama nerede böyle Aleviliğin çok katmanlı anlamlarına ve sırlarına vakıf olabilecek gençler? Okullarda yalan-yanlış biraz bir şey öğrenen, “Din ve inanç gericilikse, Alevilikte bir inançtır ve dolayısıyla gericidir” şeklindeki yanlış bir mantıkla ve bilgiç bir tavırla güya modernleştiğini ve çağdaşlığı savunduğunu düşünmektedir. Ne kadar yanlış bir yorumlama değil mi? Ama bu durum maalesef bir gerçek. Birçok iyi eğitimli ve yüksek makamlara gelen Alevi bu şekilde düşünüp Alevi kimliğine uzak bir hayatı seçmektedir.
Öyleyse ne yapalım? Ne de olsa geçmişte olduğu gibi bugün de Aleviliği geleceğe taşıyacak gizli kahramanlar çıkar diyerek teselli bulalım…
Sonuç olarak en azından burada işaret ettiğimiz alanlarda Alevilere yönelik doğrudan bir baskı ve zorlama yoktur. Aleviler asıl problemi başlarına bizzat kendileri çıkarmaktadır. Kısaca konu edilen sorunların ve bunların getirdiği sonuçların yegâne suçlusu, kabahatlisi çok büyük oranda Alevilerdir. Suçu ve suçluyu dışta aramak boşunadır. Fayda getirmez. Bilinmelidir ki, Aleviler bunun bir farkına varırsa, zaten iç kaynaklı sorunlarını aşınca dışsal olanların da çoğu kendiliğinden çözüm yoluna girecektir.
O nedenle Aleviler bir an önce kendi içlerine dönerek, önce buradaki sorunları tespit edip çözümlerine kafa yormalıdırlar. Aksi takdirde “Eski hamam eski tas” her şey eskisi gibi devam edecektir ve sadece tellaklar değişecektir. Ve de Alevileri salhaneye (mezbahaya) yollamak isteyenler hiç eksik olmayacaktır. Kendimi sana biraz olsun anlatabildim mi şimdi Alevi kardeşim? Anlatamadımsa aşk olsun!

---------- o O o ------------


Butzbach, 10 Mayıs 2011


— Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 149. Sayısında Yayınlanmıştır —
Konuya fazla söz demek istemiyorum.
eline sağlık.
Önce Kurumlarımmız kendilerine gelecekler
hepsi bu.
Sağlıcakla.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Devrim06 (06-30-2011), esonto58 (07-01-2011), Seyhlerli1970 (06-30-2011)
Alt 07-01-2011, 16:35   #3
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sn.Şeyhlerli1970;

BU yazınızı diğer alevi sitelerinde de yayınlaşmışssınız ve daha sonra o sitelerin birinde

Alinti:
Yok mu aksini söyleyen? Kabahat Alevilerde değil diyen
Bu cümleyi kurmuşsunuz,

Biz ise burada bir şeyler yazdık, Ancak tarafınızdan hiç bir ses gelmedi.

Anlamadım, Orda bu sözü söyleme gereğini niye duydunuz.
Burada Aksine bir şeyler söyledik, Niye sessiz kaldınız. Anlamadım.

Gerçi benim tüm size yönelik yazılarıa ve sorularıma karşı görmezden gelmektesiniz veya yanıtlamamaktasınız. amma sağlık olsun.
Sağlıcakla.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
esonto58 (07-01-2011), Seyhlerli1970 (07-02-2011)
Alt 07-01-2011, 18:34   #4
Hamza Aksüt
GENÇALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi : Hamza Aksüt will become famous soon enoughHamza Aksüt will become famous soon enough
İletişim
Standart

Ayağın kayarsa yakana yapış
Sakın ol kimsden bilme divane

(Hacı Bektaş'ın söylediği varsayılan söz)

Paulikenizm denen Hıristiyan mezhebini Alevilik olarak sunan yazara tahsilli Alevilerin Eorika Eorika (Buldum buldum) diye nara atması, Hacı Bektaş'ın bu sözüne ne kadar uygun!

Türkiye'deki Alevilerin ayağının kayması kendi hatalarıdır. Aleviler kendi yakalarına yapışmalıdır.

Aleviliğin kutsallarına saldırıyı Alevilik sananlar Alevi asimilsayonunun gönüllüleridir. Ama farkında olmadan....

Konu Hamza Aksüt tarafindan (07-01-2011 Saat 19:26 ) değistirilmistir..
Hamza Aksüt isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post:
esonto58 (07-01-2011), karan (07-01-2011), Seyhlerli1970 (07-02-2011)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 17:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts