Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 02-28-2010, 13:02   #1
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7743
Thanked 12727 Times in 5991 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart Murat Şahin; Karmatiler

Yaklaşık 150 yıl varlığını sürdüren bu devlet tamamıyla laikti. Karmatiler adı verilen yeddi kişilik bir meclis tarafından yönetilen bu devletin amacı, filozof Farabi’nin deyimi ile ‘’Gerçek akıl devletini,kardeşliğe ve eşit paylaşıma dayanan bir cumhuriyeti kurmaktı’’

Karmetilerin ilk isyanı Vasıt (Küfe) civarında Hamdan ile başladı. Sevad köylüleri arasında geniş bir şekilde yayıldı. Karmatiler bu hareketi yaklaşık on sene sürdürdüler. Bu arada Büveyd Sultanı Samsamüddev’le tarafından Küfe’yi istila etmek isteyen Karmatilerle giriştiği savaşta Karmatiler büyük kayıplar verdiler. İkinci Karmati hareketi (Miladi 890) Bahreyn’de ortaya çıktı. Ebu Said el-Cenabı liderliğinde başlayan hareket (Miladi 899 ) İsmaililere bağlı olan kitleler tarafından desteklenerek bir hayli güç kazandı. Ebu Said zamanında Karmatilerin hakimiyeti altına giren Ahsâ ise müstakil bir devlet haline geldi. (Büyük İslam Tarihi III,287)
Karmati eylemlerinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn’de güçlü ve iktisadi bakımından başarılı ve dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler, Fatimiler’den de büyük maddi ve manevi yardım alarak Bağdat’ta ikâmet eden Abbasi Halifelerine korkulu günler yaşattılar.

Babek’in ölümü (837) Hurremilerin gücüne vurulan ölümcül bir darbe oldu. Buna rağmen İran’ın batı eyaletlerinde 9. yüzyılın sonlarına kadar yaşamaya devam ettiler. Bunlar 9. yüzyılda büyük yükseliş gösteren Karmatiliği besledi. Hurremilerin büyük çoğunluğu Karmati oldular. Özellikle Babek-Hurremiliğin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) Kürtlerinin büyük bir bölümünü oluşturan Hurremiler toptan Karmatilere katıldılar. Eğer Karmati öğretisi İran’ın doğu ve güneyinde çok başarılı olduysa, bunu kısmen ülkeyi onlara hazırlamış olan Hurremilere borçludurlar.

Karmatiliğin kurucusu ve bu öğretiye adını veren Aşat oğlu Hamdan Karmat, Küfe yakınında Savad’da oturan bir yük taşıyıcı (hamal) idi. Kendisini yetiştiren Al-Huseyin al-Ahvazi (ölm. 865-6) adında bir İsmaili dai’siydi. Hamdan’nın ikinci ismi Karmat (Çoğul Karamita) sözcüğü Arami kökenlidir ve ‘kızıl gözlü ve kısa bacaklı’ anlamlarına gelmektedir.
Karmat-Karamita, Grekçe gramma-grammata/gramma-grammata (yazı-yazılar) sözcüğünden geldiğini söyleyenler de vardır. Taberi’ye göre ise Arami kökenli bu sözcük, ‘gizli bilgi, gizemli bilgi öğreten’ demektir.

Hamdan Dava’yı Küfe çevresindeki köylerde, Irak’ın diğer güney kesimlerinde ve daha geniş bölgelere Dai’ler (duacı, çağırıcı, davetçi) göndererek örgütledi. Karamita diye anılan yandaşları hızla artmaya başladı. O zamanlar, Suriye’den yönlendirilen bir merkezde birleştirilmiş İsmaili Dava vardı. Bağdad yakınında Kalwadha’da karargaha sahip olan Hamdan, ilişkide bulunduğu merkezdeki önderlerin otoritesini kabul eder göründü ve asıl kişiliğini sır olarak sakladı. Hamdan Karmat’ın hızlı başarısına yardım eden en büyük neden, 14 yıl süren ve Abbasi yönetimini sarsan Zenci köle-işçilerin büyük ayaklanması oldu.

Karmatiler, Bağdad aristokratları ve daha çok aydınlar arasında gizli dernekler halinde örgütlenmişlerdi.
Karmatiler bir tür kommünistik ilkeleri toplum yaşamında uygulamayı denediler. Öyle ki, bazı çağdaş yazarlar onlara ‘İslam bolşevikleri’ adını takmıştır

Bahreyn’de Karmati Devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu. Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı. Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu. Bölgeye gelen bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu.Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu. (Boswarth,İslam Devletleri tarihi s.9)

Karmatiler Miladi 929 yılında Mekke’yi işgal ettiler ve Ehli Sünnet vel camaat yorumu ile İslamiyeti algılayanların kutsal saydığı kara taş ’Hacer”ül Esved’i’ alarak Lasha’ya götürdüler. Çünkü Hz.Muhammed, müşrikler zamanında yapılan bütün putları kendi eliyle yıkarak yok etmiştir, sadece Allah’a secde edileceğini Allah’tan başka hiç bir şeye tapılmayacağını, Allah’ında dünya’da en kutsal varlığının insan olduğunu Kuran’ı Kerim’de kendi varlığının ademde tecelli ettiğini açıkça belirtmiştir.
Karmatiler bu taşa tapmanın puta tapmakla eş anlamda bir davranış olduğunu, bunun dışında buraya hacca gelenleri engellemeye çalışmışlardır. Çünkü burayı Müşriklerin yaptığını ve onların tapınakları olduğunu iddia ediyorlardı. Emeviler döneminde başlayarak İslam’ın şartlarından biriymiş gibi gösterilen hac ibadetini de ortadan kaldırmış oluyorlardı. Sonuçta Karmatiler Hacer’ül Esved taşını uzun bir sure sonra Bağdat Halifesinin çok ricası üzerine tekrar götürüp Mekke’de yerine koydular.

Karmatiler öğretisi yedi dereceli tekâmül zincirini içermektedir. Örgüte üye olmak isteyen aday, bir yıl boyunca incelemeye alınmakta, uygun görülmesi halinde özel bir törenle, kabulü yapılmaktadır. Örgüte kabul edilenlere sonsuz itaat ve ketumiyet yemini ettirilirdi.

Birinci derecenin adı ‘Müminler’ derecesiydi. Bu derecede İslamiyet ve Kuran öğretilirdi. Karmatiler için semavi bir dini tam manasıyla bilmeyen kişi, bu dinin ötesindeki öğretileri anlayamazdı. Müminler derecesinden ikinci dereceye en erken iki yılda yükselebilirdi.

Dai kelimesi Arapça dua eden, duacı, çağıran anlamlarına gelmektedir. Üçüncü derece ‘Dai’ler derecesiydi. Sır saklama ve ketumiyetin öğretilerek, müritlere Muhammed ve ondan önceki yedi peygamberin yaşam ve görüşlerinin yanı sıra, tarikatın sırları da öğretilmeye başlanırdı. Marifet kapısı denilen bu dereceye haiz Dai’ler tarikata girmek isteyenler hakkında araştırma yapar, haklarında karar verirlerdi. Dai’lerin bir başka görevi de batıni İslamı bilmeyenleri bilgilendirmekti. Dai’ler kendilerden önceki iki dereceli müritlerden sorumluydular ve tam bir gizlilik içinde çalışırlardı. Mecalis el Hikme adı verilen toplantılarda tarikatla ilgili kararlar alınırdı. Mezhebe yeni giren müritler, bağlılık yemini ettikten sonra hiyerarşik örgütlenmede sır saklamak esastı. Mezheb öğretisi kitleleri değil tek, tek bireyleri hedef alırdı. Bu nedenle adaylar Dai’ler tarafından özenle seçilirdi. Ancak gerekli eğitimi almış, ahlak düzeyi yüksek kişiler mezhebe kabul edilirdi. Bir Dai’nin entellektüel düzeyi yüksek,dinler ve mezhepler konusunda bilgileri tam olmalıydı. Görev aldığı bölgenin dillerine hakim olmalıdır. Şii İsmaililiğin örf, adet, töre, kutsal değerlerini ve geleneklerini çok iyi bilmeliydi ki, onu yeterince temsil edebilsin. Hz.Muhammed’inde ”İlim Çin’de ise git bul“ söylem ve ilkeleri doğrultusundan hareketle, eğitime büyük önem vererek müritlerin karanlıkta kalan beyinlerini aydınlığa yöneltmişlerdir.

Dai’lerin tamamı dönemin en üstün nitelikli, bilgili, donanımlı insanları olmuşlar ve önemli felsefi eserler yaratmışlardır. İsmaili’likte ki gibi aşamalı bir eğitim sistemi uygulanmış ve zahiri bilimlerden batini bilimlere dereceli bir yol izlenmiştir. Batini bilimlerin öğretildiği zamanın en önemli eğitim kurumu, Kahire’deki El Ehzer üniversitesi olmuştur.

Dördüncü derece ’ Dai’yi Ekber’ yani büyük Dai derecesiydi. Dai’yi Ekber olan müritlere ‘Baba’da’ denilirdi . Onlar tarikata girmeye hak kazanmışlardı. Daha sonraki yüzyıllarda Anadolu’daki Alevi ve Bektaşilerde (Babailerde) ’Baba’ unvanı bu eski geleneğe dayanmaktadır. Dai Ekber’ler tüm Dai’lerin başı durumundaydı. Mecalis el Hikme’lere başkanlık ederlerdi.

Beşinci derece ’Marifet Kapısı’ yolun gerçek sırlarının verilmeye başladığı dereceydi.
Altıncı derece, Hüccet adı verilen ’Hakikat Kapısı’ üyenin ulaşabileceği son dereceydi. Bu derece evrende var olan ikilik,Tanrının üçlü vasfı ve kâinatı meydana getiren dört büyük güç gibi batini doktrinin en önemli sırları verilir, tüm peygamberlerin diğer bütün din kurucuları gibi sadece birer kâmil insan oldukları öğretilirdi. Tanrısal nurun ’Işık’ olduğunun belirtildiği bu derecede ona ulaşmak için derece salikleri ( yol sürenleri ) ruhlarını arındırmak ve kâmil insan konumuna yükselmekle mükelleftiler. Tanrıya ancak kâmil insanların mükemmel bir yaşam sürdükten sonra,öldükleri zaman ulaşabileceklerine inanırlardı.

Yedinci derece en mükemmel bir dereceydi. Sadece Tanrının yeryüzündeki tezahürü olduğuna inanılan Evliyaların ve Enbiyaların bu dereceye yükseldikleri unvandır. Karmatilerin eğittikleri Dai’ler 909 yılında Tunus’ta Fatimi devletinin kurulmasında kurucu önderliği yapan Ubeydullah bin Mehdi’ye en büyük katkıyı sağlamışlardı. Karmatiler de ilime ve sanatta çok önem verdiler. Bir zanaatçının Karmetilerin içine geldiğinde ona büyük para yardımı yapılırdı. Bu meslek sahiplerine Ahi denilirdi ve her Ahi’nin yanına çıraklar koyarak o insanları da zanaat sahibi yaparlardı. Hz.Ali bana “ Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum ” mesajı Karmetilerin ilham kaynağı idi. Karmetilerde bir aile çok fakir düşerse ona yardımlar yapılır ve öbür ailelerin seviyesine yükseltirlerdi. Bu da gösteriyor ki eşit paylaşımı gerçekleştiriyorlardı.

Irak’ta Karmati komün devletinin temeli atılıyor

Irak Karmatileri, 880 yılına doğru sayıca oldukça artmıştı. Hamdan daha önce, Ali b.Muhammed al-Burkui’ye ittifak önerisi yaptıysa da, Zenci önderi olumlu bakmadı. Onlar tarafından Karmatilere 874-75’den sonra başvurular görüldü. Aslında olması gereken bu ittifak gerçekleşmedi. Karmati ihtilalci hareketi, politik güçsüzlüğü ve mistsizmin uyuşukluğu içinde memnuniyetsizliğin artmış olduğu İmami Şiiler arasında da geniş yandaş topladı.

Hamdan’ın başyardımcısı İsmaili-Şiiliğin en büyük Dai’lerinden biri olan kayınbiraderi Abdan idi. Abdan (ölümü 899) aynı zamanda Karmatiliğin siyasal kuramcısıydı Belagat adını verdiği kitabında gizli yedi derece yarattı ve onu uygulamaya girişti. Irak’da, Güney İran ve Bahreyn’de Zikravayh b.Mihravayh ve Abu Said al-Cenabi gibi Dai’ler görevlendirdi.

Yükselen Karmati hareketi, Zenci ( Farsça Zeng Afrika kıtasının adıdır. Zengi ise Afrikalı demektir. Daha sonra bu zenciye dönüşmüştür ) ihtilalinden beri Güney Irak üzerinde tam egemenliğini kuramamış olan Abbasilerin dikkatinden kaçmaya devam etti. Hamdan (890-891’de), Karmatiler için Küfe yakınlarında bir toplu yaşama yeri olan Dar al-Hicra kalesini kurdu. Bağdad yönetimi 892 yılında , Küfe’den gelen bazı haberler temelinde yeni tehlikenin farkına varmaya başladı. Ancak Karmatilerin 897 yılındaki ilk başkaldırı hareketine karşı hemen önlem alınamadı.

Irak’ta neler oluyordu?
Hamdan ile Abdan ne yapıyorlardı?
Bağdad’ın ilgisizliği onlara yaramıştı. Aşağı Mezopotamya verimli olmasına rağmen çok sağlıksız bir bölgeydi. Çok sayıda geçici tarım işçisi çalıştırılmak üzere bu kesime çekilmişti. Hamdan ve Abdan çeşitli bölgelerden gelmiş ağır baskı altındaki köylüler arasında yandaşlarını hazır buldular. Komunal bir düzenin propagandasını yaparak, bu kötü koşullardaki tarım çalışanlarının sempatisini kazandılar. Hamdan ilk önce çeşitli operasyonlar yapabileceği bir üs alanı kurmayı tasarladı. Nuvayri ‘Nihayat al Arab’ adlı yapıtında bu üssü şöyle tanımlıyor:

“Bundan sonra bütün Dai’ler toplandı. Tüm gereksinmelerini sağlayacak bir yer sağlamaya karar verdiler. Burası onların saklanma-korunma yeri ve çeşitli bölgelerden gelmiş göçmenlerin (Karmatilerin) merkezi, toplandıkları yer olacaktı. Küfe çevresinde kırsal alanda bir yer seçtiler. Burası yüksek kayalık ve uçurumları bulunan bir yerdi. Buraya aşılması ve ulaşılması güç bir kale inşa ettiler. Genişliği 13.44 m. olan surların çevresinde geniş hendek vardı. Bu kale inşaatını çok kısa bir zamanda tamamlayıp, onun içinde çok büyük bir bina yaptılar. Heryandan gelen kadın ve erkekleri buraya yerleştirdiler.” Adına Dar al Hicra (Göçmenler Evi) denildi. Yıl: Hicri 277 (891)

Hamdan komunal modele çok yakın, mükemmel bir ekonomik sistem geliştirdi. Hamdan’ın sayesinde Arab kabileler arasında İsmaili Şiiliği fazlasıyla yayıldı. Her yandan toplanıp gelen insanlar, büyük ve tek bir aile gibi buraya yerleşmeye başladılar. Hamdan mülklerden, koyunlar keçiler ve ziynetten gelen gelirleri toplamak için köylerdeki Dai’leri görevlendirdi. Bu toplananlar ortak hazineyi oluşturdu. Buradan giyinip çıplaklıklarını örtündüler. Harcamalar, duyulan ihtiyaca göre yapılıyordu. Hiç kimse yoksul değildi. Hiç kimse de bir diğerinden zengin değildi. Bütün erkekler, daha fazla üreterek daha fazla itibar kazanmak için çalışıyorlardı.

Kadınlar örgü ve dokumadan, çocuklar kuş bakımından kazandıklarını biriktirdiler. Sonra herkes kazançlarını getirip Dai’ye teslim etti. Hiç kimse kılıcından ve silahından başka bir şeyin sahibi değildi. Bu ekonomik siyasetle Karmatiler, pek çok gayri memnun kabileleri ve Mevali (yabancılar) kendilerine çektiler. Ana üs alanı olarak hizmet gören kalelerinden, Abbasi iktidarı kalelerine hücumlar yaptılar.
Babek’in ölümü (837) Hurremilerin gücüne vurulan ölümcül bir darbe oldu. Buna rağmen İran’ın batı eyaletlerinde 9. yüzyılın sonlarına kadar yaşamaya devam ettiler. Bunlar 9. yüzyılda büyük yükseliş gösteren Karmatiliği besledi. Hurremilerin büyük çoğunluğu Karmati oldular. Özellikle Babek-Hurremiliğin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) Kürtlerinin büyük bir bölümünü oluşturan Hurremiler toptan Karmatilere katıldılar. Eğer Karmati öğretisi İran’ın doğu ve güneyinde çok başarılı olduysa, bunu kısmen ülkeyi onlara hazırlamış olan Hurremilere borçludurlar.

Abbasi Halifeleri Karmati’lerle başa çıkamadılar Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’tan yardım istemek zorunda kaldılar. Nitekim Melikşah,Türkmen reislerinden Artur beyi Ahsa ve Bahreyn bölgelerinde bulunan Karmati’lere karşı savaş açtı ise de başarılı olamadan geri döndü.Bu savaşta başarılı olamayan Artuk bey ikinci bir seferde Karmatileri yenerek çoğunu kılıçtan geçirdi. Kurtulanlarda Fatimilerin kontrolü altındaki topraklara geçtiler. (Miladi 1077)

Kaynakça:
1. Büyük İslam Tarihi
2. Boswarth, İslam Devletleri tarihi


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Baba İlyas (05-04-2011), Hamza Aksüt (05-03-2011), İşcanbaba (02-28-2010)

Alt 02-28-2010, 21:03   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Yazıya, Bir ii not düşmek gerekirse,

Yazıda, Bebekilerin yada Hürremilerin KÜRT olduğu teması işlemiş, bunda sıskıntı var,

Diğer Büveyd Sultanı, Bir şii veya Alevi sultanlığı Hürremileri yok etmek için savaşıyro, Bu notu düşmek gerek,

Bir başka Not ise,
Karmatileri Fatimiler ortdaan kaldırıyor,

Karmeti hareketi, Genel anlamda KÜFE de meydana geliyor,
Ancak Hürremilerin etki alanı, Azebeycan ve iran tarafları, VE Nası tüm Hüremi kürtler oray geciyor, ve arada ki 70 yıllık bir zaman süresi var, Benekle, Karmetiler arasında, ilginc geldi.

Bunu diyen tek bir kaynak var, (eksikde biliyor, okumuş olabilirim)Şehir efsanesi olabilir.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Baba İlyas (05-04-2011), Hamza Aksüt (05-03-2011)
Alt 05-01-2011, 23:07   #3
Batıni
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
 
Batıni - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: İstanbul/Kuzucan
Üye No: 3647
Mesajlar: 270
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 660
Thanked 575 Times in 215 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 37
REP Seviyesi : Batıni is on a distinguished road
İletişim
Standart Karmatiler

İlk Ehlibeyt inancına sahip olan Hamat Karmat tarafından İran Körfezinin güneyindeki Lasha’da Alevi inancının ve ibadetinin serbestce konuşulduğu yapıldığı miladi 874 yılında bir devlet kuruldu. Yaklaşık 150 yıl varlığını sürdüren bu devlet tamamıyla laikti.Karmatiler adı verilen 7 kişilik bir meclis tarafından yönetilen bu devletin amacı ,filozof Farabi’nin deyimi ile ‘’gerçek akıl devletini,kardeşliğe ve eşit paylaşıma dayanan bir cumhuriyeti kurmaktı’’

Karmetilerin ilk isyanı Vasıt civarında(Küffe) Hamdan ile başladı.Sevad köylüleri arasında geniş bir şekilde yayıldı.Karmatiler bu hareketi yaklaşık on sene sürdürdüler.Bu arada Büveyd Sultanı Samsamüddev’le tarafından Küffe’yi istila etmek isteyen Karmatilerle giriştiği savaşda Karmatiler büyük kayıplar verdiler.(Miladi 890) İkinci Karmati hareketi Bahreyn’de oretaya çıktı.(Miladi 899 ) Ebu Said el-Cenabı liderliğinde başlayan hareket Aleviliğe bağlı olan kitleler tarafından desdeklenerek bir hayli güç kazandı.Ebu Said zamanında Karmatilerin hakimiyeti altına giren Ahsâ ise Müstakil bir devlet haline geldi.(Büyük İslam Tarihi III,287) Karmati faliyetlerinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn’de güçlü ve ikdisadi bakımından başarılı ve dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler,Fatimiler’dende büyük maddi ve manevi yardım alarak Bağdat’da ikâmet eden Abbasi Halifelerine korkulu günler yaşattılar.

Bahreyn’de Karmati Devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu.Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı.Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu.Bölgeye gelen bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu.Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu.(Boswarth,İslam Devletleri tarihi s.9)

Karmatiler Miladi 929 yılında Mekke’yi işgal ettiler ve Ehli Sünnet vel camaat yorumu ile İslamiyeti algılayanların kutsal saydığı kara taş’’Hacer”ül Esved’i’’alarak Lasha’ya götürdüler. Çunkü Hz.Muhammed, Müşrikler zamanında yapılan bütün Putları kendi eliyle yıkarak yok etmiştir,sadece Allaha secde edileceğini Allahdan başka hiç bir şeye tapılmıyacağını,Allah’ında Dünya’da en kutsal varlığınin insan olduğunu Kuran’ı Kerim’de kendi varlığının ademde tecelli ettiğini açıkca belirtmiştir.Karmatiler bu taşa tapmanın puta tapmakla eş anlamda bir davranış olduğunu,bunun dışında buraya hacca gelenleri engellemeye çalışmışlardır.Çunkü burayı Müşriklerin yaptığını ve onların tapınakları olduğunu iddia ediyorlardı.Emeviler döneminde başlayarak İslamın şartlarından biriymiş gibi gösterilen hac ibadetinide ortadan kaldırmış oluyorlardı.Sonuçda Karmatiler Hacer’ül Esved taşını uzun bir sure sonra Bağdat Halifesinin çok ricası üzerine tekrar götürüp Mekke’de yerine koydular.
Karmatiler öğretisi 7 dereceli tekâmül zincirini içermektedir.Örgüte üye olmak iteyen aday,bir yıl boyunca incelemeye alınmakta,uygun görülmesi halinde özel bir törenle,kabulü yapılmaktadır.Örgüte kabul edilenlere sonsuz itaat ve ketumiyet yemini ettirilirdi.

Birinci derecenin adı ‘’Müminler’’derecesiydi.Bu derecede İslamiyet ve Kuran öğretilirdi.Karmatiler için semavi bir dini tam manasıyla bilmeyen kişi ,bu dinin ötesindeki öğretileri anlayamazdı.Müminler dercesinden ikinci dereceye en erken iki yılda geçebilirdi.

‘’Dai’’kelimesi Arapca’da ‘’Çağıran’’ anlamına gelmektedir.Üçüncü derece ‘’Dai’ler derecesiydi.Sır saklama ve ketumiyetin öğretilerek,müritlere Muhammed ve ondan önceki yedi peygamberin yaşam ve görüşlerinin yanı sıra,tarikatın sırları da öğretilmeye başlanırdı.Marifet kapusu denilen bu dereceye haiz Dai’ler tarikata girmek isteyenler hakkında araçtırma yapar,haklarında karar verirlerdi.Dai’lerin bir başka görevide Aleviliği bilmeyenleri bilğilendirmekti.Dai’ler kendilerden önceki iki dereceli müritlerden sorumluydular ve tam bir gizlilik içinde çalışırlardı.Mecalis el Hikme adı verilen toplantılarda tarikatla ilgili kararlar alınırdı.Mezhebe yeni giren müritler,bağlılık yemini ettikten sonra hiyerarşik örgütlenmede sır saklamak esastı.Mezheb öğretisi kitleleri değil tek tek bireyleri hedef alırdı.Bu nedenle adaylar Dai’ler tarafından özenle seçilirdi.Ancak gerekli eğitimi almış,ahlak düzeyi yüksek kişiler mezhebe kabul edilirdi.Bir Dai’nin entellektuel düzeyi yüksek,dinler ve mezhebler konusunda bilgileri tam olmalıydı.Görev aldığı bölgenin dillerine hakim olmalı.Aleviliğin örf ,adet,töre,Kutsal değerlerini ve geleneklerini çok iyi bilmeliydiki,Aleviliği yeternce temsil edebilsin.Hz.Muhammed’inde buyurduğu gibi ilim Çin’deise al getir ilkeleri doğrultusundan hareketle,eğitime büyük önem vererek müritlerin karanlıkda kalan beyinlerini aydınlığa yöneltmişlerdir.

Dai’lerin tamamı dönemin en üstün nitelikli en üstün filozofları olmuşlar,ve önemli felsefi eserler yaratmışlardır.Alevilikde aşamalı bir eğitim sistemi uygulanmış ve zahiri bilimlerden Batini bilimlere dereceli bir silsile izlenmiştir.Batini bilimlerin öğretildiği zamanın en önemli eğitim müessesesi,Kahire’deki El Ehzer üniversitesi olmuştur.

Dördüncü derece’’ Dai’yi Ekber’’yani büyük Dai derecesiydi.Dai’yi Ekber olan müritlere ‘’Baba’da’’ denilirdi .Onlar tarikata geçmeye hak kazanmışlardı.Daha sonraki yüzyıllarda Anadoludaki Alevilerde ‘’Baba’’ ünvanı bu eski geleneğe dayanmaktadır.Dai Ekber’ler tüm Dai’lerin başı durumundayıdı.Mecalis el Hikme’lere başkanlık ederlerdi.

Beşinci derece ‘’Marifet Kapusu’’Aleviliğin gerçek sırlarının verilmeye başladığı dereceydi.

Altıncı derece,Hüccet adı verilen ‘’Hakikat Kapusu’’ Alevilerin ulaşabileceği son dereceydi.Bu derece Evrende var olan ikilik,Tanrının üçlü vasfı ve kâinatı meydana getiren dört büyük güç gibi Batini doktrinin en önemli sırları verilir,tüm peygamberlerin diğer bütün din kurucuları gibi sadece birer kâmil insan oldukları öğretilirdi.Tanrısal nurun ‘’Işık’’ olduğunun belirtildiği bu derecede ona ulaşmak için derece salikleri ruhlarını arındırmak ve kâmil insan konumuna yükselmekle mükelleftiler.Tanrıya ancak kâmil insanların mükemmel bir yaşam sürdükten sonra,öldükleri zaman ulaşabileceklerine inanırlardı.
Yedinci derece en mükemmel bir dereceydi.Sadece Tanrının yeryüzündeki tezahürü olduğuna inanılan Nebilerin,Velilerin,Evliyaların ve Enbiyaların bu dereceye yükseldikleri ünvandır.Karmatilerin eğittikleri Dai’ler 909 yılında Tunus’da‘’ Fatimi’’devletinin kurulmasında Kurucu önderliği yapan Ubeydullah bin Mehdi’ye en büyük katkıyı sağlamışlardı.Karmatiler de ilime ve sanaata çok önem verdiler.Bir zanaatcının Karmetilerin içine geldiğinde ona büyük para yardımı yapılırdı.Bu meslek sahiplerine Ahi denilirdi ve her Ahi’nin yanına çıraklar koyarak o insanlarıda zanaat sahibi yaparlardı.Hz.Ali bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum mesajı Karmetilerin ilham kaynağı idi.Karmetilerde bir aile çok fakir düşerse ona yardımlar yapılır ve öbür ailelerin seviyesine yükseltirlerdi.Bu da gösteriyorki eşit paylaşımı gerçekleştiriyorlardı.
Abbasi Halifeleri Karmati’lerle başa çıkamadılar Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’dan yardım istemek zorunda kaldılar.Nitekim Melikşah ,Türkmen reislerinden Artur beyi Ahsa ve Bahreyn bölgelerinde bulunan Karmati’lere karşı savaş açtı isede başarılı olamadan geri döndü.Bu savaşda başarılı olamıyan Artuk bey ikinci bir seferde Karmatileri yenerek çoğunu kılıçdan geçirdi.Kurtulanlarda Fatimilerin kontrolü altındaki topraklara geçtiler.(Miladi 1077)

Alıntı
Batıni isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Batıni For This Useful Post:
Amistofes (05-04-2011), Baba İlyas (05-04-2011), Dionysos (05-02-2011), Hamza Aksüt (05-02-2011)
Alt 05-02-2011, 09:50   #4
Dionysos
Üyemiz
Kullanıcı Profili
 
Dionysos - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3713
Mesajlar: 83
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 97
Thanked 186 Times in 67 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 12
REP Seviyesi : Dionysos is on a distinguished road
İletişim
Standart

KARMATİLER


Abbasi Halifelerinin Zulmüne Karşı Gelişen Bir İsyanla Doğan, Ortak Mülkiyet Temeline Dayalı Bir Devlet KARMATİLER ....

Karmatiler Komünizm ilkelerini zamanlarına uyarlamaya çalışmakla kendilerindne söz ettirmiştirler. Kimi kaynaklara göre Karmatiler İslami Bolşevik veyahut İslam Komüncüleri olarak'da geçmektedir.Karmatilerin sosyal, toplumsal hayattaki yaşayış tarzları onlara uyarlanan ''İslam Bolşevikleri'' uyarlamasını hakettiklerini ve bu uyarlamaya çokta yabancı bir yaşam sürmediklerini bizlere ispatlamaktadır.

Ahilik ve Hurufiliğin Karmatilerden türediği bilinmektedir. Karmatilerin en önemli özelliği ise zenginden alıp fakire veren genel bir uygulama içinde olmalarıdır. Özellikle hac zamanı hacıların kervanlarndaki değerli eşyaları ve paraları alıp , fakir , yoksul insanlara paylaştıran bu topluluk Sünni Abbasi Devletine kan kusturmuştur. Abbasi Devletini birçok savaşta mağlup eden Karmatilerin en büyük eylemleri ise 600 atlı ve 900 yaya askeriyle MEkkeyi işgal edip, Cennetten geldiğine inanılan Hacer ül-Esved (kara taş) yerinden söken Tahir Süleyman '' Bu taşa mı tapınıyorsunuz'' diyerek kara taşı söktürüp al ahsaya götürtmüştür. Bu işgalde birçok cami ve kutsal sayılan ibadet yerleri Karmatiler tarafından yıkılmıştır.

Karmatiler bir bakıma tarih içinde unutulmuş yada unutturulmaya çalışılmış. Milli Eğitim Bakanlığının tarih ile ilgili İktidar yanlısı bir bilgi aktarımını sanırım bilmeyenimiz yoktur. Özellikle Yaşadığımız coğrafyada KArmatiler gibi değerli bir topluluğun tarih bilgisi bakımından bu denli unutulması Resmi tarihin , tarihi objektif bir şekilde değerlendirememesine verilecek en önemli örneklerdendir.

Uzun lafın kısası Karmatiler ile ilgili makaleye geçelim. Bu Makale Sn. Halil Dervişe aittir. Bu Makale Karmatileri daha iyi tanımamızı sağlayacağından şüpheniz olmasın.

Börklüce Mustafa Grubu


KARMATİLER

'Babek’in ölümü (837) Hurremilerin gücüne vurulan ölümcül bir darbe oldu. Buna ragmen Iran’in bati eyaletlerinde 9.yy.in sonlarina kadar yasamaya devam ettiler. Bunlar 9.yüzyilda büyük yükselis gösteren Karmatiligi besledi. Hurremilerin büyük çogunlugu Karmati oldular. Özellikle Babek-Hurremiligin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) Kürtlerinin büyük bir bölümünü olusturan Hurremiler toptan Karmatilere katildilar. Eger Karmati ögretisi Iran’in dogu ve güneyinde çok basarili olduysa, bunu kismen ülkeyi onlara hazirlamis olan Hurremilere borçludurlar.



Karmatiligin kurucusu ve bu ögretiye adini veren Asat oglu Hamdan Karmat, Küfe yakininda Sawad’da oturan bir yük tasiyici, yani hammaldi. Kendisini yetistiren Al-Huseyin al-Ahvazi (Ö.865-6) adinda bir ismaili dai’siydi. Hamdan’nin ikinci ismi Karmat (Çogl. Karamita) sözcügü Arami kökenlidir ve “kizil gözlü ve kisa bacakli” anlamlarina gelmektedir. Karmat-Karamita, Grekçe gramma-grammata (yazi-yazilar) sözcügünden geldigini söyleyenler de vardir. Taberi’ye göre ise Arami kökenli bu sözcük, “gizli bilgi, gizemli bilgi ögreten” demektir. Hamdan dava’yi Küfe çevresindeki köylerde, Irak’in diger güney kesimlerinde ve daha genis bölgelere Dai’ler (çagirici, davetçi) göndererek örgütledi. Karamita diye anilan yandaslari hizla artmaya basladi. O zamanlar, Suriye’den yönlendirilen bir merkezde birlestirilmis (ismaili) Dava vardi. Bagdat yakininda Kalwadha’da karargaha sahip olan Hamdan, iliskide bulundugu merkezdeki önderlerin otoritesini kabul eder göründü ve asil kisiligini sir olarak sakladi.


Hamdan Karmat’in hizli basarisina yardim eden en büyük öge, 15 yil süren ve Abbasi yönetimini sarsan Zenci kölelerin büyük isyani oldu.
Hamdan Karmat, Abdullah b. Maymun’un düsüncelerini tam anlamiyla Ismaili(Aleviliginin) gizli ögretisine dönüstürmüs. Yola giris derecelerinden geçerek en yüksek buyruk ve kurallarin uzmani olmustu. Bu kurallarin
gücünü kavrayan zeki bir kisi olarak küçük toprak
sahipleri yerlesik köylüler ve çölün çocuklari Bedeviler üzerindeki agir vergileri, Nebati köylüleri arasindaki gerginlikleri bizzat körükledi.
Bunlar arasinda yogun propaganda uyguladi. (Hatta sonralari Karmatiler,Bagdat aristokratlari ve daha çok aydinlar arasinda gizli dernekler halinde örgütlenmislerdi. Büyük Enelhak’çi (Tanri benim’ci) mutasavvif (sufi) Hallaci Mansur (Ö.921) da bunlardan birine üyeydi ve Karmati gizli örgüt üyesi olmaktan da yargilanmisti. Karmatiler komünistik ilkeleri toplum yasaminda uygulamayi denedi.
Öyle ki, bazi çagdas yazarlari onlara “islam Bolsevikleri” adini takmistir. Prof. Hitti, “Onlar, hosgörürlülük ve esitligi öne aldilar; isçileri ve zanatkarlari loncalarda, yarattiklari inançsal törenler içerisinde örgütlediler. islam loncalarinin en erken tanimi sekizinci yüzyilda ihvani-Safa Risaleleri’nde (Bu yapiti yazinin sonunda kisaca tanitacagiz.- H.D.) görülür ki, bunlar bizzat Karmatiler’dir” diye yazmaktadir. Bu ticaret loncalari hareketi, Bati’ya ulasip Avrupa loncalarinin Free Masonry biçimini etkilemistir. Karmati devletinin temeli atiliyor…


Irakli Karmatiler, 880 yilina dogru sayica oldukça artmisti. Hamdan, Ali b.Muhammed al-Zenc’e ittifak önerisi yaptiysa da, Zenci önderi olumlu bakmadi. 874-75’den sonra onlar tarafindan Karmatilere basvurular görüldü.

Ama olmasi gereken bu ittifak gerçeklesmedi. ismaili-Aleviligin(Karmati) kurtarici, ihtilalci hareketi, politik güçsüzlügü ve mistisizmin uyusuklugu ile memnuniyetsizligin artmis oldugu imami Siilerarasinda da genis yandas topladi. (Farhad Daftary, agy. s.116-117) Hamdan’in basyardimcisi Ismaili-Aleviligin en büyük dai’lerinden biri olan kayinbiraderi Abdan idi. Abdan (Ö.899) ayni zamanda Karmatiligin siyasal kuramcisiydi; Belagat adini verdigi kitabinda gizli yedi derece yaratti ve onu uygulamaya giristi. Irak’da, Güney iran ve Bahreyn’de Zikravayh b.Mihrawayh ve Abu Said al-Canabi gibi dai’ler görevlendirdi.
Yükselen Karmati hareketi, Zenci ihtilalinden beri Güney Irak üzerinde tam egemenligini kura-mamis olan Abbasilerin dikkatinden kaçmaya devam etti. 890-891’de Hamdan, Karmatiler için Küfe yakinlarinda Al-Ahza’da bir toplu yasama yeri olan Dar al-Hicra kalesini kurdu.
892 yilinda Bagdat yönetimi, Küfe’den gelen bazi haberler temelinde yeni tehlikenin farkina varmaya basladi. Ancak Karmatiler’in 897’deki ilk baskaldiri hareketine karsi hemen önlem alinamadi.
Irak’ta neler oluyordu? Hamdan ile Abdan ne yapiyorlardi? Asagi Mezopotamya verimli olmasina ragmen çok sagliksiz bir bölgeydi. Çok sayida geçici tarim isçisi çalistirilmak üzere bu kesime çekilmisti. Hamdan ve Abdan çesitli bölgelerden gelmis agir baski altindaki köylülerarasinda yaniti hazir buldular. Komünistik bir düzenin propagandasini yaparak, bu kötü kosullardaki tarim çalisanlarinin sempatisini kazandilar. Hamdan ilkönce çesitli operasyonlar yapabilecegi bir üs alani kurmayi tasarladi. Nuvayri ‘Nihayat al Arab’ adli yapitinda bu üssü söyle tanimliyor:

“Bundan sonra bütün Dai’ ler toplandi. Tüm gereksinmelerini saglayacak bir yer saglamaya karar verdiler. Burasi onlarin saklanma-korunma yeri ve çesitli bölgelerden gelmis göçmenlerin (Karmatilerin) merkezi, toplandiklari yer olacakti. Küfe çevresinde kirsal alanda bir yer seçtiler.

Burasi yüksek kayalik ve uçurumlari bulunan bir yerdi. Buraya asilmasi ve ulasilmasi güç bir kale insaa et-tiler. Genisligi 13.44 m. olan surlarin çevresinde genis hendek vardi. Bu kale insaatini çok kisa bir zamanda tamamlayip, onun içinde çok büyük bir bina yaptilar. Her yandan gelen kadin ve erkekleri buraya yerlestirdiler. Adina Dar al Hicra (Göçmen Evi) denildi. Yil: Hicri 277 (891)”

Hamdan komünistik modele çok yakin, mükemmel bir ekonomik sistem gelistirdi. Hamdan’in sayesinde Arab kabileler arasinda ismaili Aleviligi çok meshur oldu. Her yandan toplanip gelen insanlar, büyük ve tek bir aile olarak buraya yerlesmeye basladilar. Hamdan mülklerden, koyunlar keçiler ve ziynetten gelen gelirleri toplamak için köylerdeki dai’leri görevlendirdi. Bu toplananlar ortak sermayeyi (hazineyi) olusturdu. Buradan giyinip çiplakliklarini örtündüler. Harcamalar duyulan ihtiyaca göre yapiliyordu. Hiçkimse yoksul degildi. Ve hiçkimse bir digerinden zengin degildi. Bütün erkekler, daha fazla üreterek daha fazla itibar kazanmak için çalisiyorlardi. Kadinlar örgü ve dokumadan, çocuklar kus bakimindan kazandiklarini biriktirdiler. Sonra herkes kazançlarini getirip Dai’ye teslim etti. Hiçkimsekilicindan ve silahindan baska bir seyin sahibi degildi. Bu ekonomik siyasetle Karmatiler, pek çok gayri memnun kabileleri ve Mevaliyi (yabancilar) kendilerine çektiler. Ana üs alani olarak hizmet gören kalelerinden, Abbasi iktidari kalelerine hücumlar yaptilar.
(Asghar A.Engineer, agy.s.31) Halife al-Mutadid, Irak’ta 900 ve 902 yillarinda Karmatiler’in üç baskaldiri girisimini bastirdi. Nawbakti ve Al Kummi’nin Karmati ögretisinin yaraticilarinin Hamdan Karmat ve Abdan oldugunu yazmasi; ibn Rizam ve Akhu Muhsin’in de bunu onaylamalarina ragmen (Ortodoks) ismaili kaynaklari bu iki önemli kisinin adini bile anmazlar. Bu durum merkezi önderlikle, yani dogrusu Fatimi ismaililerle aralarinda çikan anlasmazliga baglanabilir. (F. Daftary ,agy.s. 117)

Iran Karmatileri


Ismaili Aleviliğinin Karmati hareketi, 870’lerde Irak’tan başka yerlerdede başlamıştı. Güney İran’daki misyon, Irak Karmati önderlerinin gözetiminde ortaya çıktı. Abu Said al-Hasan al-Cennabi, Fars kıyısı üzerindeki Cannaba’da doğmuş. Eğitimini ise Abdan’dan almıştı. Önce bu bölgede büyük başarılar kazanmış olan Abu Said başka yere gönderilince, oraya Abdan’ın kardeşi al-Memun atanmış. Orada kendini öylesine kabul ettirmişti ki, oradaki Karmatiler Me’muniyye adıyla anılıyorlardı.

Bahreyn Karmatileri

Hamdan, 886’larda davanın ulaşmış olduğu Doğu Arabistan’da Bahreyn’e 894yılında Abu Said al-Cennabi’yi gönderdi. Bahreyn’deki misyonu ona emanet etti. Tanınmış bir yerli ailenin önderi olan Al-Hasan b Sanbar’ın kızıyla evlenen Abu Said, orada oturan İranlılar ve Bedeviler arasında hızla taraftar kazandı. 899’a doğru, Rabii kabilesinin önemli desteğiyle Abu Said, Bahreyn’in büyük bir bölümünü egemenliği altına aldı. Doğu Arabistan kıyıları üzerindeki Katif’i de ele geçirince Basra’ya da korku salmaya neden oldu. 900’de Bahreyn Karmatileri, Bahreyn’in eski başkenti ve Abbasi valilerinin oturduğu Hacar’ın dış mahallelerini kontrolü altına aldılar.
Halife Mutadid, onlara karşı gönüllülerden kurulu 2000 kişilik bir birlik gönderdiyse de hepsi yok edildi. 903’te uzun bir kuşatmadan sonra Hacar’a boyun eğdirildi. Abu Said karargahını Al Ahsa’ya taşıdı. 926’da burasını başkent yaptı. Abu Said’in ikinci halefinden sonra bu çevrede bir kale inşa edildi. Daha sonra Bahreyn Karmatileri Yamama ve Uman dahil bitişik bölgelere egemenliklerini genişlettiler. Abu Said gerçekten hemen hemen 2 asır sürmüş olan zengin ve başarılı bir devlet kurmuştu. Ama sadece Sünni Abbasi devletinin değil, aynı zamanda Fatımilerin de tehdidi altında bulunuyordu.

Abu Said’den sonra yerine oğlu Ebu’l Kasım (913-23) geçti. Arkasında AbuTahir Süleyman Bahreyn Karmati devletinin 20 yıl başında kaldı ve SünniAbbasi halifelerine kan kusturdu. Irak ve Suriye içlerine yaptıkları sürekli akınlarla kentleri ve diğer yerleşim birimlerini yağma ediyorlardı. Basra, Küfe, Al Anbar gibi kentler Abu Tahir’in defalarca yağmasına uğradı. 927’de Bağdat’ı ele geçirmesine az kalmıştı. Munis al-Kadim tarafından zorlukla önlendi. Hac mevsiminde, tahtırevanlarla Mekke’ye hacı olmaya giden zenginlerin katıldığı büyük kervanların soyulması adet olmuştu. Abu Tahir Süleyman’ın bilinen en büyük talan eylemi 930 yılı Ocak ayında 600 atlı ve 900 yüz yaya askeriyle Mekke’yi basmasıdır. Bu baskında büyük camiler yıkılmış ve Kabe’ye de saldırıda bulunularak, kutsal sayılan Cennetten geldiğine inanılan Hacer ül-Esved (kara taş) yerinden sökülmüş. Al Ahsa’ya, başkente götürülmüştür. Tas 951 yılına kadar orada kalmıştır. Bununla İslam çağının sonunun geldiğine işaret ediyorlardı. Hacer el Esved’in geri verilmesi ve Hacılara saldırılmaması için Bağdat, her yıl Bahreyn Karmati Devletine yüklü bir vergi vermeye başlamıştı. Ama Taşı ancak, 934 anlaşması gereğince 21 yıl sonra kendileri götürüp yerine koydu.

Savaş ganimetleri, talanlar, harç ve verilerden gelen tüm kazançlar Dar ül-Hicre’nin, Karmati toplumunun ortak hazinesine yatırılıyordu. Bir sosyalist federe devlet sistemi içerisinde ayrı bölgelerdeki başkentler-Dar ül-Hicre’ler birbirleriyle ilişki halindeydiler. Abu Said tarafından daha da geliştirilen yönetim düzeninde ‘‘ortakçı ve eşitlikçi ilkeler’’ büyük rol oynamış. Bu ilkeler, herkesin ayni şeyleresahip olması, tarım arazisinin işlenişi, vergilerin toplanması, harcamaların düzenlenmesi, olanakları kısıtlı olanlara çeşitli tiplerde devlet yardımı yapılmasında gözükür.



Devlet birey yaşamının her türlü güvencesini sağlamıştır. Elbette ki, kendi dışında bulunan dünya ayni yönetim sistemine geçmeden yaşayamayacaklarını düşünemediler.Toplum islerinin yönetimi El İkdaniyye kararlarıyla gerçekleşiyordu. Bu Meclis nüfuzlu ailelerin temsilcileri ve yüksek dereceli memurlardan oluşuyordu. Devlet, Bahreyn Karmatilerinin, yani vatandaşların iyiliği ve sağlığı için vardır. Orada kurulan devlet düzeni; ibn Hevkal gibi keskin gözlemci ve 1051’de Al Ahsa’yı ziyaret eden Nasır Hüsrev gibi birçoklarında hayranlık uyandırmıştır. Nasır Hüsrev’in anlattıklarından kısa bir özetle konuyu bağlayalım:

“Al Ahsa’da 20 binden fazla eli silah tutan insan vardı. Ve orada büyük bir kentte görülmesi gereken Herşeyi görmek mümkündü. Dar al Hicra adi verilen hükümet sarayı geniştir… Bu Cumhuriyet, herbiri bir yardımcıya (vezire) sahip 6 başkan (kral) tarafından yönetilir. Bu oniki kişi aralarında çok iyi anlaşırlar; toplantılarda iki karşılıklı sıraya, biri diğerinin karşısına gelmek üzere otururlar ve ülkenin bütün islerinde ortaklaşa karar verirler…

Devlet mutlak olarak laikleştirilmiştir; oruçsuz, namazsız ve hacsız bir toplum. Cami de yoktur. Bununla birlikte, İranlı bir zengin tüccar ibadet etmek isteyen yabancılar için bir cami yaptırma izni almıştıEğer bir evin veya değirmenin parasız sahibi, bu yerleri onarmak veya geliştirmek isterse devlet ona hazinece beslenen kölelerden yardımcı gönderirdi ve birşey ödemek gerekmezdi Zengibar’dan satın alınmış devlet kölelerinin sayısı 30 bini bulmaktaydı. Onlar Cumhuriyetin bahçelerinde çalışırlardı… Halkın buğdayı parasız öğütülürdü… Yöneticiler yurttaşlarla kendilerini eşit tutarlar, hitaplarda ayrılık gözetmezlerdi…” (Ali Mazeheri, Çev. Bahriye Üçok, Ortaçağda Müslümanların Yaşayışları, s. 120-121)

Heterodoks İslam, yani Alevi inançlı Arap, Kürt, Türk, Bedevi, Nebati, Pers, Nubyalı, Arami vb. çeşitli etnik kökenden gelmiş insanlardan oluşan Karamati toplumunun kurduğu, yaklaşık iki yüz yıl süren Karmati Sosyalist Federasyonu’nun sonuncusu Bahreyn Karmati devletinin yıkılmasında da Türklerin rolünü görüyoruz. Sultan Melikşah’ın kumandanlarından Artuk Bey, 1076-77 yılında, Abbasi halifesi Adına Al Ahsa ve Bahreyn’e yaptığı bir seferde Karmatileri itaat altına alıyor.

Son olarak, Urfalı Mateos Vekayinamesi’nde, 1157-58’de bir Hıristiyan beyinin Besni yakınındaki Kaysun kalesinde kardeşine ‘‘Karmud, yani Karmati denilen bazı adamlar verdiğini’’ söylüyor kaleyi koruması için.
Bu gösteriyor ki, Karmati inanç, yasam görüsü ve düşüncesi 12. yy. da Anadolu’ya girmiştir. 70-80 yıl sonraki büyük Babai Halk ayaklanmasının inançsal ve kuramsal tohumlarını Karmatiler atacaklardır.

İhvan-i Safa üzerine birkaç söz

Son saptamalara göre, 961-986 yılları arasında dönemin bilginleri tarafından Basra’da düzenlenmiş olan İhvan-i Safa (Temizlik-Doğruluk Kardeşleri), birisi ‘‘içindeki konuları’’ kapsamak üzere tam 52 Risale’den (kitapçık) oluşan ansiklopedik bir yapıttır. Risalelerin
yazımına daha önce başlandığı anlaşılıyor. Belki önce büyük ismaili daisi Abdullah bin Kaddah (Salman-i Farisi’nin oğlu olduğu düşünülmektedir) ve arkadaşları, sonra halefleri Muhammed b. İsmail, Abdullah b. Muhammed ve Muhammed’in torunu Ahmet dahil birbirini izleyen imamların koruması-gözlemi altında yazılmıştır.

ihvan-i Safa yazıcıları arasında imam Ahmet’in adi zaten geçmektedir Ayrıca Tevhidi, ibn
al-Kıfti, Şehrizori gibi tarihçi ve filozofların yani sıra Abu Süleyman Busti, Mukaddesi, Ali ibn Harun Zencani, Muhammed ibn Ahmet Narcuri ve Avfi’nin imzaları bulunmaktadır.

ihvan-i Safa, Proto İsmaili Alevilerin (Karmatiler) inançsal, siyasal, eğitimsel ve yönetimsel yaşamlarını düzene koyan öğretilerini resmen kurumlaştırıyor. Ayni zamanda iki yüzyıla yakın sürmüş olan sosyalist Karmati Federe devletinin anayasası ve yasalarını oluşturmaktadır.
Ayrıca 4 büyük bölüme ayrılmış olan ihvan-i Safa fizik, matematik, botanik (bitki), doğa, coğrafya, müzik, mantık, astroloji, sayısal ve felsefi-****fizik bilimleri içeriyordu. Örneğin 14 risale matematik,
mantık ve yüksek eğitim sorunlarını; 17 risale psikoloji dahil doğal felsefe, 11 risale mistik ve astrolojik sorunları kapsıyordu…



Halil Derviş
Dionysos isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Dionysos For This Useful Post:
Amistofes (05-04-2011), Baba İlyas (05-04-2011), Batıni (05-02-2011), Hamza Aksüt (05-03-2011)
Alt 05-03-2011, 15:33   #5
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.033
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 448
Thanked 867 Times in 477 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 5
REP Puanı : 42
REP Seviyesi : HURUFİCAN-ERZİNCAN is on a distinguished road
İletişim
Standart

Alinti:
Dionysos Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
KARMATİLER



Ahilik ve Hurufiliğin Karmatilerden türediği bilinmektedir. Halil Derviş[/b]
Atma kardeş hakikat-i Ali hakk ve el-samad e vahid muhib-i ve nafs-ıyız atma...


tanrı görülmez bir sesin,gerçek akıl sesinin hava içinde çınlamasını emretti.philon.
HURUFİCAN-ERZİNCAN isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
karmatiler, murat, şahin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 18:04.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts